Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

TTK. MADDE 2

     
 
6762 S.lı Türk Ticaret Kanunu MADDE 2
II - TİCARİ ÖRF VE ADET:

       Kanunda aksine bir hüküm yoksa teamül, ticari örf ve adet olarak kabul edildiği tesbit edilmedikçe hükme esas olamaz. Şu kadar ki; irade beyanlarının tefsirinde teamüllerin dahi nazara alınması esası mahfuzdur.

       Bir bölgeye veya bir ticaret şubesine mahsus olan ticari örf ve adetler umumi olanlara tercih olunur. İlgililer aynı bölgede bulunmadıkları takdirde, kanun veya mukavelede aksine hüküm olmadıkça, ifa yerindeki ticari örf ve adet tatbik olunur.

       Tacir sıfatını haiz olmıyanlar hakkında ticari örf ve adet, ancak onlar tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde tatbik olunur.
 2  İçtihat    2 Bilgi    1  Ses Dosyası    (Madde son güncelleme Av.Mehmet Saim Dikici, 14-10-2009 ) [Bu madde güncel değil mi?]
 
     
[Bu Maddeye Yeni Şerh Ekleyin]
Bu Maddeye İçtihat Girin

TTK. MADDE 2 İçtihatları

Faturanın altları faturayı düzenleyen tarafından imza edilmek suretiyle kapatılmıştır. Bu şekilde düzenlenen kapalı fatura ticari örf ve adete göre bedelinin ödendiğine karinedir.
(Şerh No: 104 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 18-10-2009)

Borçlar Kanununun 486.maddesi ticari olmayan kefaletlerde caridir. Ticari kefalette (Bu konuda ticaret kanununda bir hüküm olmadığı halde)asil ve kefilin mutlak iştiraki mesuliyeti hakkında memlekette umumi bir teamül cari olduğundan kefil ve asilin aynı zamanda mutalep olmaları icap eder.
(Şerh No: 93 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 15-10-2009)

Bu Maddeye Not Girin

TTK. MADDE 2 Şerhler, Notlar, Yorumlar

09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 2 ve gerekçesi
II - Ticarî örf ve âdet Madde 2 - (1) Kanunda aksine bir hüküm yoksa, ticarî örf ve âdet olarak kabul edildiği belirlenmedikçe, teamül, mahkemenin yargısına esas olamaz. Ancak, irade açıklamalarının yorumunda teamüller de dikkate alınır. (2) Bir bölgeye veya bir ticaret dalına özgü ticarî örf ve âdetler genel olanlara üstün tutulur. İlgililer aynı bölgede değillerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe, ifa yerindeki ticarî örf ve adet uygulanır. (3) Ticarî örf ve adet, tacir sıf...
(Şerh No: 4434 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 28-02-2010)

Teamül, kavram olarak Türk Dil Kurumu Büyük Sözlüğünde aynen: teamül Ar. te¤¥mul a. (tea:mül) 1. Bir yerde öteden beri olagelen davranış:" olarak tanımlanmaktadır. Ticari Örf ve Adet ise, aynı sözlükte aynen: örf ve âdet görenek. ~ hukuku; görenek töresi." olarak açıklanmaktadır. Türk Ticaret Kanununun 2. maddesinde, aynı kanunun 1. maddesinin son fıkrasının atfına uygun olarak hakkında yazılı bir hüküm bulunmayan ticari konularda Ticari Örf ve Adetler, ticaret kanununda düzenlenmem...
(Şerh No: 103 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 16-10-2009)

Bu Maddeye Değişiklik Önerisi Girin

TTK. MADDE 2 Değişiklik Önerileri

Bu Maddeye Çeviri Girin

TTK. MADDE 2 Yabancı Dil Çevirileri

Bu Maddeye Türkçeleştirme Önerisi Girin

TTK. MADDE 2 Türkçeleştirme Önerileri

Bu Maddeye Ses Dosyası Ekleyin

TTK. MADDE 2 Ses Dosyaları

Görme engelli meslektaşlarımız için ses dosyası
(Şerh No: 6581 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 04-09-2010)

[Bu Maddeye Yeni Şerh Ekleyin]

TTK. MADDE 2 İle İlişkili Diğer Mevzuat Hükümleri

BAŞLANGIÇ

A - KANUNUN TATBİK SAHASI:

I - TİCARİ HÜKÜMLER:
TTK. MADDE 1.
Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir cüzüdür. Bu kanundaki hükümlerle, bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen her hangi bir müesseseyi ilgilendiren muamele, fiil ve işlere dair diğer kanunlarda yazılı hususi hükümler, ticari hükümlerdir.

       Hakkında ticari bir hüküm bulunmıyan ticari işlerde mahkeme, ticari örf ve adete, bu dahi yoksa umumi hükümlere göre karar verir.
 14  İçtihat    2 Bilgi    1  Değişiklik Önerisi    1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 57.
II - HÜSNÜNİYET KAİDELERİNE AYKIRI HAREKETLER:

       Hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler hususiyle şunlardır:

       1. Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek;

       2. Başkasının ahlakı veya mali iktidarı hakkında hakikata aykırı malumat vermek;

       3. Kendi şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti veya ticari işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı malumat vermek veyahut; üçüncü şahıslar hakkında aynı şekilde hareket etmek suretiyle rakiplerine nazaran onları üstün duruma getirmek;

       4. Paye, şahadetname veya mükafat almadığı halde bunlara sahip imişçesine hareket ederek müstesna kabiliyete malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna müsait olan yanlış unvan yahut mesleki adlar kullanmak;

       5. Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak;

       6. Üçüncü şahısların müstahdemlerine, vekillerine veya diğer yardımcılarına, onları vazifelerini ihlale sevk etmek suretiyle kendisine veya başkasına menfaatler sağlamak maksadiyle veya bu kabil menfaatleri sağlamaya elverişli olacak surette, müstehak olmadıkları menfaatler temin veya vadetmek;

       7. Müstahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri iğfal suretiyle, istihdam edenin veya müvekillerinin imalat veya ticaret sırlarını ifşa ettirmek veya ele geçirmek;

       8. Hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir şekilde elde ettiği veya öğrendiği imalat veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak veya onları başkalarına yaymak;

       9. Hüsnüniyet sahibi kimseleri iğfal edebilecek surette hakikata aykırı hüsnühal ve iktidar şahadetnameleri vermek;

       10. Rakipler hakkında da cari olan kanun, nizamname, mukavele yahut mesleki veya mahalli adetlerle tayin edilmiş bulunan iş hayatı şartlarına riayet etmemek.
 1  İçtihat    1 Bilgi   
TTK. MADDE 88.
B - HÜKÜMLERİ:

       I - UMUMİ OLARAK:

       Borçlar Kanununun 115 inci maddesiyle 122 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri mahfuz kalmak üzere cari hesap mukavelesinin hükümleri şunlardır:

       1. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça cari hesaba zimmet veya matlup kaydı, zimmet veya matlubu doğuran mukavele veya muameleye mütaallik tarafların haiz oldukları dava ve müdafaa haklarını düşüremez. Mukavele veya muamele iptal edilirse ondan doğan kalem hesaptan çıkarılır;

       2. Taraflar arasında cari hesap mukavelesinin akdinden önce mevcut bir matlup, tarafların rızasiyle cari hesaba kaydedilirse aksi kararlaştırılmış olmadıkça bu matlup yenilenmiş olmaz;

       3. Bir ticari senedin cari hesaba kaydı bedelinin tahsil edilmesi halinde muteber olmak şartiyle vukubulmuş sayılır;

       4. Her hesap devresi sonunda zimmet ve matlubu teşkil eden tutarlar birbirinden çıkarıldıktan sonra tanınan veya hükmen tayin olunan bakiye, yeni hesap devresine ait bir kalem olmak üzere hesaba geçirilir; mukavele sona ermiş veya bakıye haczedilmiş ise onun ödenmesi gerekir;

       5. Cari hesabın matlup kısmına kaydolunan tutarlar için mukavele veya ticari teamüller gereğince alındıkları günden itibaren faiz işler.
 1 Bilgi    1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 92.
III - BAKİYE:

       1. TESBİTİ:

       Mukavele veya ticari teamül ile muayyen hesap devreleri sonunda, cari hesabın kapatılması ve zimmet ile matlup kalemleri arasındaki farkın tesbit edilmesi lazımgelir.

       Hesap devresi hakkında mukavele veya ticari teamül yoksa her takvim yılının son günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır. Tesbit edilen bakıyeyi gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde noter marifetiyle veya taahütlü bir mektupla veya telgrafla itirazda bulunmazsa bakiyeyi kabul etmiş sayılır.
 1 Bilgi    1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 101.
B - HÜKÜMLERİ:

       I - BORDRO:

       1. VERME MÜKELLEFİYETİ:

       Mukavelenin taraflarınca vazgeçilen veya emtianın nevi dolayısiyle mahalli teamül gereğince lüzum bulunmıyan haller dışında tellal, taraflardan her birine muamele yapıldıktan sonra, tarafların ad ve soyadlarını ve mukavelenin mevzuu ve şartlarını, hususiyle, emtia, veya kıymetli evrak alım satımlarında bunların nev'ini, miktarını, fiyatını ve teslim zamanını gösteren ve kendi imzasını taşıyan bir bordro vermeye mecburdur.
 1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 103.
3. DİĞER TARAFIN SONRADAN BİLDİRİLMESİ:

       Diğer tarafın sonradan bildirileceği kaydını ihtiva eden bir bordroyu kabul eden kimse, meçhul kalan taraf sonradan kendisine bildirilince, ona karşı haklı bir itirazda bulunmazsa, o mukavele ile ilzam olunur. Bordroda gösterilmemiş olan tarafın kim olduğu mahalli teamüle, böyle bir teamül yoksa halin gereğine göre uygun bir müddet içinde bildirilir.

       Bordroda gösterilmemiş olan taraf müddeti içinde bildirilmez veya bildirilip de aleyhine haklı bir itiraz ileri sürülürse, bordroyu kabul etmiş olan taraf, mukavelenin yerine getirilmesini bizzat tellaldan istiyebilir. Şu kadar ki tellalın müracaatı üzerine mukavelenin ifasını derhal istemezse artık davası dinlenmez. Mukaveleyi bizzat yerine getiren tellal, taraf sayılır ve diğer tarafa karşı akdin hak ve borçları kendisine ait olur.
 1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 104.
II - NÜMUNENİN SAKLANMASI:

       Tellal kendi vasıtasiyle nümune üzerine satılan emtiadan her birinin tevdi olunan nümunesini, malın vasıflarına itiraz edilmeksizin kabulüne veya muamelenin diğer suretle bitirilmesine kadar saklamakla mükelleftir.

       Taraflar nümunenin saklanmasından açık olarak vazgeçer veya emtianın nev'ine göre mahalli teamül gereğince buna lüzum olmazsa tellal, tevdi edilen nümuneyi saklamaya mecbur değildir.

       Tellal ilerde delil olarak kullanmak üzere, tevdi edilen nümuneye hususi bir işaret koymaya ve ticari teamülün icabından ise bu işareti taraflara imza ettirmeye mecburdur.
 1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 108.
3. BORÇLU:

       Tellal ücretini hangi tarafın ödiyeceği mukavele veya kanun ile tayin edilmemiş ise, mahallindeki ticari teamül nazara alınır; bu da yoksa taraflar bu ücreti yarı yarıya öderler.
 1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 130.
3. ÜCRETİN MİKTARI:

       Mukavelede hüküm bulunmadıkça ücretin miktarı acentenin bulunduğu yerdeki ticari teamüle, teamül yoksa halin icabına göre mahkemece tayin olunur.
 1 Bilgi    1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 1021.
II- YÜKLEME MASRAFLARI

Mukavele, yükleme limanı nizamları ve bunlar yoksa mahallî teamüller ile aksi tâyin edilmiş olmadıkça, eşyanın gemiye kadar taşıma masrafı taşıtana, yükleme masrafı ise taşıyana aittir.
 1 Bilgi    1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 1036.
7. BEKLEME MÜDDETİNİN HESABI

Yükleme müddetinde günler iş günü olarak sürastarya müddetinde ise aralıksız hesap olunur.

Taşıtanın faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiye teslimi mümkün olmıyan günler dahi yükleme ve sürastarya müddetlerinin (Bekleme müddetinin) hesabında nazara alınır.

Taşıyanın faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiye alınması mümkün olmıyan günler ise bu müddetin hesabında nazara alınmaz; sürastarya müddeti içinde olsa bile bugünler için sürastarya ücreti istenemez.

Fırtına, buz istilâsı veya seferberlik gibi her iki tarafın faaliyet sahasını ilgilendiren tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiye teslim edilmesi ve alınması mümkün olmıyan günler bekleme müddetine ilave olunur şu kadar ki; yükleme müddeti içinde olsa bile taşıtan bugünler için taşıyana sürastarya ücreti ödemekle mükelleftir.

Yükleme müddeti 1031 inci madde gereğince mahallî nizam veya teamüle göre tâyin olunacaksa, yukarki fıkralar, ancak bu nizam ve teamüllere aykırı olmadıkça tatbik olunurlar.
 1 Bilgi    1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 1038.
b) YÜKLETENİN BULUNMAMASI

Taşıyan, yükü üçüncü şahıstan alacak olup da yük almaya hazır olduğunu mahallin âdetine göre ilân ettirmiş olmasına rağmen üçüncü şahıs bulunmamış veya yükü teslimden imtina etmiş ise taşıtanı en kısa bir zamanda bundan haberdar etmeye ve sürastarya mukavele edilmiş olsa bile ancak yükleme müddetinin sonuna kadar beklemeye mecburdur; meğer ki, yükleme müddeti içinde taşıtandan veya salâhiyetli vekilinden aksine emir almış olsun.

Yükleme ve boşaltma için tek bir müddet tâyin olunmuş ise yukarki fıkrada yazılı halde bu müddetin yarısı yükleme müddeti sayılır.
 1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 1055.
4. BEKLEME MÜDDETİNİN HESABI

Boşaltma müddetinde günler iş günü olarak, sürastarya müddetinde ise aralıksız hesap olunur.

Gönderilenin faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiden karaya çıkarılması mümkün olmıyan günler dahi boşaltma ve sürastarya müddetlerinin hesabında nazara alınır.

Taşıyanın faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiden çıkarılması mümkün olmıyan günler ise bu müddetin hesabında nazara alınmaz; sürastarya müddeti içinde olsa bile bu günler için sürastarya ücreti istenemez.

Fırtına, buz istilası veya seferberlik gibi, her iki tarafın faaliyet sahasını ilgilendiren tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiden çıkarılması ve karaya götürülmesi mümkün olmıyan günler bekleme müddetine ilave olunur. Şu kadar ki; boşaltma müddeti içinde olsa bile gönderilen bu günler için taşıyana sürastarya ücreti ödemekle mükelleftir.

Boşaltma müddeti 1053 üncü madde gereğince mahalli nizam veya teamüle göre tayin olunacaksa yukarki fıkralar, ancak bu nizam ve teamüllere aykırı olmadıkça tatbik olunurlar.
 1 Bilgi    1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 623.
IV - YABANCI MEMLEKET PARASİYLE ÖDEME:

       Madde 623 - Poliçenin ödeme yerinde rayici olmıyan bir para ile ödeneceği şart koşulduğu takdirde, bedeli, vade günündeki kıymetine göre o memleket parasiyle ödenebilir. Borçlu ödemede geciktiği takdirde hamil poliçe bedelinin dilerse vade günündeki dilerse ödeme günündeki rayice göre memleket parasiyle ödenmesini istiyebilir.

       Kanuni rayici olmıyan paranın kıymeti, ödeme yerindeki ticari teamüllere göre tayin olunur. Bununla beraber keşideci ödenecek paranın poliçede yazılı muayyen bir rayice göre hesap edilmesini şart edebilir.

       Keşideci ödemenin muayen bir para ile yapılması lüzumunu şart koşmuş ise (Aynen ödeme şartı) ilk iki fıkranın hükümleri tatbik olunmaz.

       Poliçe bedeli, keşide ve ödeme yeri olan memleketlerde aynı adı taşıyan ve fakat kıymetleri birbirinden farklı olan para ile gösterildiği takdirde ödeme yerindeki para kasdedilmiş sayılır.
 1 Bilgi    1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 714.
VI - YABANCI MEMLEKET PARASİYLE ÖDENECEK ÇEK:

       Madde 714 - Çekin ödeme yerinde rayici olmıyan bir para ile ödenmesi şart koşulmuş ise bedeli, çekin ibraz günündeki kıymetine göre o memleket parası ile ödenebilir. İbraz üzerine ödenmediği takdirde, hamil, çek bedelinin dilerse ibraz, dilerse ödeme günlerindeki rayice göre memleket parasiyle ödenmesini istiyebilir.

       Kanuni rayici olmıyan paranın kıymeti, ödeme yerindeki ticari teamüllere göre tayin olunur. Bununla beraber keşideci, ödenecek meblağın çekte yazılı muayyen bir rayice göre hesap olunmasını şart koşabilir.

       Keşideci, ödemenin muayyen bir para ile yapılması lüzumunu şart koşmuş ise (Aynen ödeme şartı) ilk iki fıkra hükümleri tatbik olunmaz.

       Çek bedeli; keşide ve ödeme memleketlerinde aynı adı taşıyan ve fakat kıymetleri birbirinden farklı olan para ile gösterildiği takdirde, ödeme yerindeki para kasdedilmiş sayılır.
 1 Bilgi    1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 1134.
II - MALLARIN YÜKLETİLDİĞİ VEYA YÜKLETİLECEĞİ GEMİNİN TAYİNİ SURETİYLE SATIŞI

1. GEMİNİN TAYİNİ

Malların yükletildiği veya yükletileceği geminin tayini suretiyle satışı halinde bu akit geminin varma yerine selâmetle ulaşması şartına bağlı sayılır.

Satıcı, malların yükletildiği veya yükletileceği gemiyi mukavele veya ticari teamül ile kabul edilen bir müddet içinde tayin hakkını muhafaza ettiği takdirde mezkûr müddet içinde gemiyi tayin etmemiş ise alıcı, geminin tayini veya mukavelenin aynen ifasından vazgeçerek tazminat verilmesini istiyebilir.

Gemiyi tayin için mukavele veya ticari teamül ile kabul edilmiş bir müddet yoksa alıcı, mahkemeye müracaat ederek mezkûr müddetin müstacelen tâyinini talebedebilir.
TTK. MADDE 1140.
II - SATICININ BORÇLARI

1. YÜKLEME BORCU

a) UMUMİ OLARAK

"Sif" satılan malların, satıcı tarafından mukavele şartları dairesinde ve bunlar yoksa yükleme yerindeki teamüllerle muayyen olan şekil ve zamanda ve ambalâj içinde gemiye yükletilmesi lâzımdır.

Satıcının; malların gemiye yükletildiği andaki halini, tartı ve vasıflarını keşif ve muayene ettireceğine dair olan mukavele muteberdir. Bu takdirde satıcı mahkemeye müracaatla bilir kişi tayinini talebedebilir. Bilir kişi tarafından tanzim edilen rapor hileye müstenit değilse alıcıya karşı muteberdir.

Mukavele yapıldığı anda satılan mallar gemiye yükletilmiş veya 1097 inci maddenin son fıkrası hükmü gereğince taşıyan tarafından taşınmak üzere teslim alınmış bulunur yahut satıcı borcunu yerine getirmek üzere, her hangi bir gemiye yükletilmiş olup da satılan malların cins, mahiyet ve vasıfları itibariyle aynı malları tedarik etmek hakkını haiz olursa, satıcı mezkûr malların mukavelenin ifası için tâyin ve tahsis edilmiş olduğunu alıcıya bildirmekle birinci fıkrada yazılı borcunu yerine getirmiş sayılır. Böyle bir halde, daha önce bildirme yapılmamış ise konişmento ve sair belgelerin alıcıya teslimi, bildirme hükmündedir.

Satıcıya düşen teslim borcunun ifa yeri malın yüklendiği yerdir. Şu kadar ki; malın mülkiyetinin alıcıya geçmesi onu teslim eden konişmentonun ciro ve teslimi ile olur.
TTK. MADDE 1147.
3. SİGORTA ETTİRME BORCU

a) UMUMİ OLARAK

Satıcı; yükletilmiş malları, sigorta poliçelerine derci mûtat olan şartlar dairesinde denizcilik rizikolarına karşı muteber bir sigortacıya sigorta ettirmek ve sigorta ücretini ödemekle mükelleftir.

Aksine mukavele veya teamül olmadıkça sigorta bedelinin malların fatura ile belli olan sif değerine umulan kâr olarak yüzde on ilâvesi suretiyle hâsıl olacak tutarda olması lâzımdır.

Mallar kısım kısım yükletilmiş ise her kısım ayrı ayrı sigorta ettirilir.

Satıcı alıcıya karşı bizzat sigortacı vazifesini göremez
TTK. MADDE 975.
2. YÜKLEME VE BOŞALTMAYA ELVERİŞLİLİK:

       Madde 975 - Kaptan; yükleme ve boşaltma aletlerinin maksada elverişli bir halde bulunmasına ve istif işleri hususi istifçiler tarafından görülse bile, istifin denizcilikte cari olan usul ve örflere uygun bir tarzda yapılmasına dikkat etmeye mecburdur.

       Kaptan; denizcilik örf ve usullerince geminin aşırı derecede yüklü olmamasına, lüzumlu safranın yerinde olmasına ve ambarların akit uyarınca taşınacak olan malların kabulüne, taşınmasına ve korunmasına elverişli ve tertibatlı bir halde bulunmasına dikkate mecburdur.
 1 Bilgi    1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 1155.
3. MALLARI TESLİM ALMA BORCU

a) UMUMİ OLARAK

Geminin varma limanına ulaşmasında alıcı malları teslim almakla mükelleftir.

Mallar konişmento ve taşıma mukavelesindeki şartlara ve bunlarda açık kayıt yoksak varma limanındaki teamüllere göre çıkarılır.

Alıcı; vesikaları hâmil olduğu halde münderecatının numara, marka, kontr marka, ambalâj şartları itibariyle gemiden çıkan mallara muvafık olup olmadığı muayene edebilir.

Satıcının kusuru sebebiyle malların tâyin ve teşhisi kabil olmamışsa alıcı mukavelenin aynen ifasından vazgeçerek tazminat istiyebilir.
TTK. MADDE 1197.
2. MÜŞTEREK AVARYA OLARAK KABUL OLUNAMAYACAK HASARLAR

Müşterek avarya hallerinde zararın tesbitinde aşağıdaki şeylerin uğradıkları hasar ve zıya, hesaba katılmaz:

1. Mûtat ticari teamüllere uygun şekilde taşınmış olmayan mallar;

2. Taşıyanın acentesinin veya sair temsilcisinin haberi olmaksızın veya yükleme sırasında bile bile yanlış beyanla yükletilmiş mallar; şu kadar ki, bu gibi mallar kurtarılmış olursa müşterek avarya borcuna iştirak ederler. Yükleme sırasında hakikî değerlerinden aşağı bir değer bildirmek suretiyle yükletilen mallara ârız olacak zarar ve kayıplar, bildirilen değer üzerinden tazmin olunursa da müşterek avarya borcuna hakikî değerleri üzerinden girer;

3. Kaptana usulüne göre bildirilmemiş olan kıymetli eşya, sanat eserleri, para ve kıymetli evrak.
TTK. MADDE 1282.
2. MÜDDET

Aksi kararlaştırılmış olmadıkça sigortacı, primin ödendiği tarihten itibaren gerçekleşen rizikolardan mesuldür. Sigortanın devam müddeti mukavelede yazılı değilse tarafların müşterek maksadiyle mahalli teamül ve sair haller göz önünde tutularak mahkemece tâyin olunur.
 2 Bilgi    1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 1443.
II - VESİKALARIN MAHİYETLERİ

Başka deliller bulmaktaki güçük dolayısiyle ticari münasebetlerde kabul edilgelmekte olan vesikalar ve hususiyle aşağıda yazılı olanlar umumiyetle ispata kâfi vesikalar sayılır:

1. Menfaati ispat için:

Geminin sigortasında, mülkiyeti tevsik eden senetler;

Yükün sigortasında, sigortalının mallar üzerinde tasarrufta bulunabileceğini gösteren faturalar ve konişmentolar;

Navlunun sigortasında, çarter partiler ve konişmentolar;

2. Malların yüklündiğini ispat için konşimentolar;

3. Kazayı ispat için 985 inci maddede yazılı deniz raporu ve gemi jurnalı, zabıt ve müsadere hallerinde zabıt ve müsadere mahkemesinin kararı, gaiplik hallerinde geminin kalkma limanından çıktığı zamana ve gaiplik müddeti içinde varma limanına ulaşmadığına adair güvenilebilir vesikalar;

4. Zararın ve şümulünün ispatı için, zararın tesbit olunduğu yerin kanun veya ya teamüllerine uygun muayene, değer biçme ve açık artırmaya dair vekikalarla bilir kişilerin keşif kâğıtları, yapılmış olan tamirlerin makbuzlu hesap pusulaları ve verilmiş diğer paraların makbuzları (Bununla beraber 1431 -1432 nci maddelerde yazılı geminin kısmi zarara uğraması halinde muayene ve değer biçme vesikalariyle keşif kâğıtları ancak aşınma, eskime, çürüme veya kurt yemesinden ileri gelen zarar ayrıca tesbit edilmiş olmak ve aynı zamanda mümkün olduğu derecede Hükümetçe resmen tâyin edilen yahut o yer mahkemesi veya Türkiye Cumhuriyeti konsolosu tarafından ve bunlar yoksa yahut var da bunların iştiraklerine imkân bulunmamışsa, diğer resmî makam tarafından hususi surette nasbolunan bilir kişiler çağrılmış bulunmak şartiyle kifayet eder.)
 1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 1453.
YEDİNCİ KISIM

ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER

A) RİSTORNO

I - RİSTORNO HAKKI

Sigortalı, sigortanın taallük ettiği teşebbüsten tamamen veya kısmen vazgeçer yahut kendi yüzünden olmamak şartiyle sigorta edilen şeyin tamamı veya bir kısmı sigortacının üstüne aldığı rizikoya mâruz bıraktırılmazsa, primin tamamı veya bir kısmı sigortacıya ait olan bir ristorno hakkı mahfuz kalmak üzere geri istenebilir yahut alıkonulabilir.

Ristorno hakkı, başka bir para kararlaştırılmış değilse yahut sigortanın yapıldığı yerde bu hususta teamül yoksa, sigorta bedelinin tamamının yahut mütenasip bir kısmının yüzde yarımından ve fakat prim sigorta bedelinin % 1 inden az olursa primin tamamının veya mütenasip kısmının yarısından ibarettir.
 1  Ses Dosyası   
TTK. MADDE 1455.
III - MUKAVELENİN SİGORTACI İÇİN HÜKÜMSÜZ KALMASI HALİNDE

İhbar mükellefiyetinin yerine getirilmemesinden veya diğer bir sebepten dolayı sigorta akdinin sigortacı için hükümsüz olması, bu hükümsüzlüğe rağmen sigortacı primin tamamını isteme salâhiyetini haiz olsa bile, 1453 ve 1454 üncü maddelerin tatbikına engel olmaz.
 1  Ses Dosyası   
THS Sunucusu bu sayfayı 0,04418397 saniyede 11 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.