Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Haber Ekleyin

Yazan : Mr. Kök, Tarih : 24-03-2024 12:51
Saygıdeğer Meslektaşlarım merhabalar, Müvekkilin aracını bir tanıdığı herhangi bir izin almadan alıyor ve kaza yapıyor. Kaza neticesinde olay yerinden kaçarak uzaklaşıyor. Kaza sadece maddi hasarlı bir kaza. Daha sonrasında anlaşmalı bir tutanak yapılarak müvekkilden sigortanın ödememesinden kaynaklı 25.000 TL rücu ödemesi alınmış. Yaklaşık 6 ay sonra Sigorta şirketinden rücuya ilişkin bir ihtar gönderilerek 12.000 TL daha alınmış. İşbu bedel alındıktan yaklaşık 4 ay sonra tekrar bir ihtarname gönderilerek bu sefer rücu bedeli olarak 47.000 TL talep edilmiştir. İşlem tarafıma şüpheli gelmekle beraber sigorta şirketinin olay yerini terk sebebiyle tamamen müvekkile kusuru yüklemesinin de emsal yargı kararları uyarınca ispatlanmadan talep edilmesinin hukuka uygun olmadığı kanaatindeyim. Konu hakkında nasıl bir yol izlenmesi gerekmektedir. Kıymetli yorumlarınızı bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2085, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : GiriftHukuk, Tarih : 22-03-2024 11:44
Merhaba,

Müvekkil 27.02.2003 tarihinde edinme sebebi “imar uygulaması” olan bir taşınmazın 152/316 hissesini ediniyor. 57/316 hissesi olan diğer ortak hisselerinin tamamını 27.12.2018 tarihinde 107/316 hissesi olan kişiye satıyor ve bu kişi 164/316 hisseye sahip oluyor. Yani mevcut durumda taşınmaz iki ortaklı ve müvekkil 152/316 oranında taşınmazın sahibi.

Arsa niteliğinde olan ve İstanbul Arnavutköy’de bulunan taşınmaza ilişkin yaptığımız incelemeler sonucu taşınmazın üzerinde kaçak yapı bulunduğunu, bu yapının iki katlı konut olarak kullanılan bir yapı olduğunu, belediyede herhangi bir kaydının olmadığını yani kaçak olduğunu tespit ettik. Kaçak yapı sahibinin yukarıda bahsettiğimiz ortak olduğunu anlamamız da uzun sürmedi ve elimizdeki hisseyi kendisine satmak için girişimlerde bulunduk. Maalesef sonuçsuz kalan bu girişimler sonrası hukuki aksiyon alma kararı aldık. Buna göre;

1-) Belediyeye kaçak yapı şikayetinden bir sonuç çıkar mı? Kaçak yapının yıkılması için kullanabileceğimiz başkaca hukuki çareler nelerdir?

2-) Ortaklığın giderilmesi davası açılması halinde muhdesatın aidiyeti sorunuyla karşılaşabileceğimizi düşündük. Benzer bir tecrübe yaşayan ve ortaklığın giderilmesi yolunu seçen meslektaşlarımın tecrübeleri nelerdir? Konuya ilişkin birkaç Yargıtay kararında taşınmazın kaçak olup olmamasının muhdesatın aidiyeti açısından bir sorun yaratmadığını gördüm. Ayrıca bir üstadım muhdesatın aidiyetini baştan kabul edersek dosyanın sorunsuz ilerleyeceğini söyledi. Karşı tarafın iddiası halinde kabul edersek dosya nasıl ilerler?

3-) Müdahelenin meni ve ecrimisil davası açmak mantıklı mı? Müdahelenin meni talebinin yanı sıra ya yıkım ya da ecrimisil gibi bir seçenek mi söz konusu?

4-) Taşınmazın ifrazı mümkün mü?

Bunların dışında kullanılabilecek herhangi bir hukuki enstrüman önerisine açık olduğumu söyleyerek yardımlarınızı bekliyorum. Şimdiden teşekkür ederim.

İyi çalışmalar,
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2080, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Hatun Olguner, Tarih : 21-03-2024 20:38
Yargıtay 19 CD 2015/8950 Esas 2015/7785 Karar

Nafaka Sartini İhlal Cezasinin düşmesi için nafaka borcu ile birlikte takip giderleri ile faizin odenmesi gerekir.

11.2.2016 Tarih 2588-1652 sayılı karar. Taahhüdü ihlal cezasinin düşürülmesi için yargılama gideri ile vekalet ücretinin ödenmesi gerekir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2092, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Şuleee, Tarih : 21-03-2024 20:22
Merhaba, müvekkilin tahsil edemediği karşılıksız çıkan çek için bugün icra takibi başlattık. Ancak icra takibini yetkili icra dairesinin başka bir ilde bulunması sebebi ile bulunduğum ilden başka bir ilde başlatmak zorunda kaldım. Çekin aslını yetkili icra dairesine nasıl gönderebilirim? Muharebe yolu ile gönderebilir miyim veya gördüğüm kadarıyla ptt sigortalı olarak gönderim yapıyormuş, bu yolu kullanan meslektaşım var mıdır? Birde çekin karşılıksız çıkması sebebiyle şikayette bulacağız. Bu şikayeti icra ceza mahkemesine mi yapmam gerekir yoksa savcılık üzerinden suç duyurusunda bulunabilir miyim?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2017, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.alperşener, Tarih : 21-03-2024 16:52
Merhaba sayın meslektaşlarım;
Konuyu kısaca özetleyip uzun uzun yazmakla vaktinizi almayıp başınızı ağrıtmak istemiyorum özetle; Bir şirket konkordato ilan etmiş fakat konkordato kararından sonra da işçiler çalışmaya devam etmiş (1 yıl) şimdi ise tüm işçileri işten çıkartmışlar işçi tarafından haklı sebeple olacak şekilde. Bu noktada sorum bilindiği üzere konkordato sürecinde imtiyazlı alacaklardan olan işçilik alacaklarının icra takibine konu edilebilmesi için ilan tarihinden yahut geçici süre kararından 1 yıl önce tahakkuk etmiş olması gerekmekte. Fakat somut olayda ilandan sonra sözleşme feshedildiği için yasaktan muaf oluyoruz, işten çıkış sebebini işyerinde bir haftadan fazla süreyle ücretsiz izin verilmesi olarak baz alıp bu alacakların konkordato sebebiyle tahakkuk ettiğini ileri sürüp icra takibine konu edebilir miyiz?
(Mesleğe yeni başlamış bir küçüğünüz olarak düzgün anlatabildim mi bilmiyorum fakat şimdiden yardımlarınız için teşekkür ederim.)
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1970, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.metinalp, Tarih : 19-03-2024 15:14
Öncelikle tüm meslektaşlarıma iyi çalışamalar diliyorum.Soruma gelecek olursam, 13 örnek icra takibi başlattık, kiracı yalnızca borca itiraz etti. tarafımızca 30 günlük tahliye süresi beklenilmeksizin itirazın kaldırılması ve tahliye talepli dava açılmış. dava sonucunda bakiye kira alacağını yönünden itirazın kaldırılmasına, tahliye yönünden ise süresinde açılmadığından reddine karar verildi. şimdi esas sorum şu kiracı henüz daha taşınmazı tahliye etmedi, ben tekrar bu takibe dayalı genel mahkemelerde tahliye talebinde bulunabilir miyim ? veyahut başka izleyebileceğim bir yol mevcut mudur? ( Not: ödeme emri borçluya tebliğinden itibaren 10 aylık süre geçti)
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1913, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : cansusinem, Tarih : 15-03-2024 09:11
Merhaba meslektaşlarım
Eşlerden biri evlilik birliği içerisinde şirket kuruyor ancak şirketi baştan itibaren kardeşi üzerine kurup onun aracılığıyla işletiyor. Eşin ise yasal tek bağlantısı; işlem yapma yetkisi içeren vekaletname. Müvekkil boşanma ve mal rejimi davası açmak istiyor fakat davaya şirket ve mallarını bağlantı kurarak alamıyoruz. Belki kaçırdığım bir nokta vardır diye sizlere de konuyu açmak istedim. Fikirlerinizi sunarsanız memnun olurum. Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2081, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukatt2121, Tarih : 13-03-2024 16:03
Merhaba meslektaşlarım,
Şirket borcundan dolayı bir limited şirketin sermayesine, ortaklık alacaklarına, ticaret sicil defterine haciz koymak istemekteyim. Ancak Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından Şirketin esas sözleşmesinde; taahhüt edilen
sermayenin ödenip ödenmediği, ödenmiş ise korunup korunmadığı mevzuat gereği Müdürlüğümüz tarafından tespit ve tescil edilebilen bir husus olmadığından haciz konulamayacağı yönünde yanıt almaktayım.
Alacağı tahsil için ilgili kayıtlara haciz koydurmanın başka bir çözümü var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2090, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : nerminn, Tarih : 13-03-2024 14:54
Merhaba meslektaşlarım bir konuda fikrinizi almak istiyorum. Köyümüzde yapılan cami inşaatı için sermaye kısıtlıydı ve ödenek alabilmek adına bir dernek kuruldu. Köyde erkek nüfusunun yüzde doksanın mesleği inşaat sektöründeydi, o yüzden dışardan işçi vs alımı olmadı. Köyden kim ne kadar, nasıl çalışmak istiyorsa mesai saati, ücret vs gözetmeden çalışıyordu. Mayıs ayında inşaatta gerçekleşen kazada biri vefat etti. Kişi emekliydi, bir gün çalışırsa üç gün çalışmazdı zira yukarıda dediğim gibi gönüllü çalışma esastı.
Sorum şu ki; dernek yönetim kurulu başkanına SGK'dan vefat eden kişinin işçi olduğu kanısıyla özlük dosyası, işe giriş bildirgesi gibi evraklar istenmişti. Biz bu belgelerin arada işçi-işveren ilişkisi olmadığından bahisle mevcut olmadığına dair yazılı cevap sunduk. Son aşamada ise iki farklı idari para cezası gelmiş: İş kazasının süresi içinde bildirilmemesi ve belgelere bağlı idari para cezası. Derneğin ödeme yükümlülüğü olmadığını düşünüyorum. Zira yaptığım kısa araştırmada Yargıtayın gönüllü olarak bir mesleki faaliyet yerine getiren bir kişinin bu faaliyeti ücret beklentisi karşılığında yapıp yapmadığının tespiti, bir anlamda kişinin iç niyetinin tespitini yaptıktan sonra hizmet sözleşmesinin varlığını kabul etmiş. Sonuç olarak; sırf bağımlı bir iş görmenin varlığından hareketle aradaki hukuki ilişkinin iş sözleşmesi olarak nitelendirilmemesi gereken durumlardan yola çıkarak idari para cezasına itiraz edilebilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2002, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Buğra YILDIZ, Tarih : 13-03-2024 11:44
Merhaba;

Bir müvekkilimizin alacağı için icra kanalı ile taşınır satışı yaptık. Satış tarihi 26.01.2024 olarak belirlenmiş.

"İlgi sayılı yazınızla yukarıda numarası yazılı müdürlüğümüz esas sayılı dosyasından İİK 100. Mad. Yarar malumat istenilmiş ise de; menkul/gayrimenkul üzerine konulan haczimiz İİK.106-110 Maddeleri gereğince düşmüş fakat satış tarihiniz olan 26.01.2024'ten sonra 29.01.2024 tarihinde haciz konulmuştur."

şeklinde yazı gelmiştir. Bu kişinin 3 farklı icra dosyası var aynı kişiden. Sıra cetveli düzenlenirken satış tarihinden sonra konulan hacizler de paylaşıma dahil edilecek mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1965, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : HakiMavi, Tarih : 12-03-2024 15:58
Değerli meslektaşlarım,

Müvekkil şirkete ait bir araç Türkiye distribütöründen 2016 yılında satın alınmıştır. Tüm bakımları da yine bu distribütörün yetkili servisinde yapılmıştır.

Yaklaşık 3 ay önce araçta meydana gelen bir arıza nedeniyle araç yine bu servise verilmiştir. Servisten yurtdışından bir parça getirilmesi gerektiği belirtilmiş ve bu parçanın ücreti talep edilmiştir. Bu parçanın ücreti tam olarak ödenmiştir. Araç da servisin parkında durmaktadır.

Gelinen noktada üç ay süre geçmiş olmasına rağmen yurtdışından parça halen tedarik edilememiş ve aracın tamiri de bitirilememiştir.

Bu durumda tüketici hükümlerinden faydalanamayacağımızı da öngördüğümüzde izleyeceğimiz yol ve göndereceğimiz ihtarnamede olması gereken taleplerimiz konusunda bize yardımcı olacak meslektaşlarımız olursa çok seviniriz.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2011, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Figen Koç, Tarih : 12-03-2024 14:46
Merhabalar. TBK 392 madde gereğince icra takibi açmadan önce temerrüde düşürmek için ihtardan itibaren 6 hafta bekleme süresi var. Taraflar arasında bu para konusunda şikayet olmuş ve ceza davası açılmış, borçlu konumundaki kişi yargılanıyor ise yine de 6 hafta beklemek gerekir mi, ceza davası ihtar yerine geçer mi? Bu konuda elinde Yargıtay kararı olan arkadaşımız var mı? Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1924, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.sahinsahin, Tarih : 12-03-2024 00:38
Merhaba meslektaşlarım. Müvekkil aleyhine Aralık 2022 de birikmiş nafaka alacağı için ilamlı takip başlatılıyor. Takipten sonra icra emrinin tebliğinden önce müvekkil borcun bir kısmını alacaklıya ödüyor. Aradan geçen 2 yılın sonunda müvekkile daha yeni icra emri geliyor ve yaptığı ödemelerin düşürülmemiş olduğunu görüyor.

1-Burada yapılan ödemelere ilişkin menfi tespit açılabilir mi?(Şüpheye düşme sebebim ödeme emri eline ulaştığında borç ödenmişti ancak takip başlatılırken gerçekten borçlu)

2-Tebliğden itibaren 7 günlük süre henüz dolmadı. İcra hukuk mahkemesi'nde borcun ödenmesi sebebiyle icranın geri bırakılması mı talep etmeliyim ?

3- İlk 2 seçenekten bağımsız olarak kısmi ödemenin düşürülmemesi sebeiyle ödeme emrinin iptalini mi talep etmeliyim?

7 günlük süre 2 gün içerisinde dolacak o yüzden ivedilikle yardımlarınızı bekliyorum. Çok teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2095, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gbahsi, Tarih : 11-03-2024 14:36
Merhabalar, geçersiz devremülk sözleşmesi nedeni ile sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ile birlikte ödenen bedellerin iadesi talebi ile dava açmak istiyorum. Bilindiği üzere 2024 yılı için Tüketici Hakem Heyetine başvuru sınırı 104.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Sözleşme bedeli ise 33.000,00 TL. Bu durumda heyete başvuru akabinde verilecek kararın aleyhe olması durumunda heyet kararına itiraz davası mı açmalıyım? Yoksa direkt olarak arabuluculuğa başvurup alacak davası açabilir miyim? Şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1887, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat.fks, Tarih : 10-03-2024 00:20
Merhaba meslektaşlarım,

Müvekkil 2020 yılında temelden ev satın almak maksadıyla (A) kişisi ile kendi aralarında adi yazılı sözleşme yapıyor. Müteahhitlik yapan (A), sözleşmeye soy adını taşıyan şirketin kaşesini basıp imzasını atıyor.

Binanın yapılacak olduğu meskenin hemen yanında bulunan ve aynı şirketin yapmış olduğu diğer bloklardan birindeki daireyi örnek olarak geziyorlar. Müvekkil belediyeden planları inceliyor ve bu şirketin ismini görüyor.

Müteahhit (A), binanın yapılacak olduğu yerdeki tek katlı evde oturan şahısla dava sürecinin devam ettiğini, evi boşaltıp yıkmadan inşaatın yapımına başlayamadıklarını davanın sonuçlanmasına az kaldığını beyan ediyor. Müvekkil tek katlı evde oturan şahısla yaptığı görüşme ile de dava sürecinde olduklarını teyit ediyor.

Fakat aradan 4 sene geçmesine rağmen inşaata başlanmıyor ve müteahhit (A) da ulaşamıyorlar. Savcılığa gidip dolandırıcılık nedeniyle suç duyurusunda bulunuyorlar. takipsizlik kararı veriliyor. Bu aşamada bana geliyorlar.

Şirketin Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarını inceledim. (A) hiçbir zaman şirkette imzaya yetkili olmamış. Babası (B) şirketi tek ortaklı limited şirketi olarak kurmuş. 2018 yılında tüm hisselerini üçüncü bir kişiye devretmiş, devrettiği kişi de tüm hisselerini 2 ay gibi kısa bir süre sonra bir başkasına devretmiş.

Sonuç olarak (A) babasının 2018 yılında üçüncü bir kişiye devrettiği şirketin adını soy adıyla uyumlu olmasını ve daha önceden işleri kendileri yürütmüş olmalarını kullanarak müvekkilin güvenini kazanmış. Hiç başlamayacak olan inşaat üzerinden, yetkisinin bulunmadığı şirket unvanını kullanarak daire satıp yüklü miktarda para almıştır.

Normalde kat karşılığı inşaat sözleşmesi, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine aykırılık hukuki anlaşmazlık olarak değerlendirilip dolandırıcılık suçu yönünden takipsizlik kararları verilir. Fakat bizim olayımızda yetkilisi olmadığı şirketin kaşesini kullanma durumu da olduğundan takipsizlik kararına itirazımız kabul edilebilir mi, itiraz dilekçemizde hangi hususların altını çizmeliyiz, bu olaya uygun Yargıtay Kararı biliyor musunuz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2043, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukatt2121, Tarih : 09-03-2024 00:41
Merhaba meslektaşlarım,
Tahliye Taahhütnamesine dayalı Örnek-14 İcra takibinden tahliye emri düzenlenmediği ve tebligata çıkmadığı durumda vazgeçme de bulunmam durumunda ne kadar harç ödüyoruz? Matbu mu? Yoksa 1 yıllık kira bedeli üzerinden mi harç alınmaktadır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2129, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : tutkamun, Tarih : 08-03-2024 20:59
Üstadlar selamlar,

Boşanıp tekrar evlenen bir çift tekrar boşanma sürecinde,İlk evlenme anlaşmalı olarak yapılmış. Protokol uyarınca maddi ve manevi toplam bir bedel olarak tazminata da hükmedilmiş olup kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl sonra ödeneceği belirtilmiş fakat çift boşandıktan 3 ay sonra tekrar evlenmiş. Mevcut durumda Müvekkilin tekrar aynı kişi ile evlenmesi işbu tazminat alacağını ortadan kaldırır mı? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1903, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : advocatus1897, Tarih : 08-03-2024 15:13
Merhabalar müvekkilimizin eşi Bitliste polis özel hareket memuru iken görev yerinde, görev yaptığı esnada silah eğitimi esnasında arkadaşının silahından çıkan kurşunla vefat etmiştir. Olayda sanığın ikrarı bulunmakta olup şüpheli bir durum yoktur. Eşi, 3 yaşında bir kız çocuğu, anne ve babası bulunmaktadır. Aynı zamanda hamiledir. Ailesinin Öngörülen hakları kazanabilmesi için müteveffanın şehit sayılması gerekmektedir. Bu süreçte yapabileceklerimiz nelerdir ? Bu konuda tecrübe sahibi meslektaşlarımızın cevaplarını bekliyoruz. Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1942, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Avvkat, Tarih : 08-03-2024 12:53
.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1973, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avserdar, Tarih : 08-03-2024 11:22
.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1946, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06873393 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.