Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
Haber Ekleyin

Yazan : sozer34, Tarih : 28-01-2020 12:17
Selamlar,

Bir kadın resmi evliliği devam ederken eşinden fiilen ayrılmış ve geçen süre sonrasında başka birisiyle dini nikahlı olarak evli kalmıştır. Dini nikahlı eşinden de bir çocuğu olmuştur. Sonrasında hem resmi nikahlı eşinden hemde dini nikahlı eşinden ayrılmıştır. Çocuk dini nikahlı eşinden olsa da resmi nikahlı eşiyle evliyken doğduğundan, kimlik çıkarılmaya gidildiğinden babası olmayan resmi nikahlı eş nüfus müdürlüğünde baba olarak yazılabilmektedir. Ancak kadın bu işlemi yapmak istememektedir.

Kimliksiz olan çocuğa kimlik çıkarabilmek için ne şekilde ve hangi taraflara soy bağının tespiti yada babalık davası açabiliriz. Açılacak davanın konusu ve tarafları kimler olabilir. Değerli görüşleriniz için teşekkür ederim.

Not: Kadın resmi nikahlı eşi adına çocuğun kimliğini çıkarıp soy bağının reddi davası açmak istemiyor. Zira eski eşiyle sorunları var.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :564, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Gladbach, Tarih : 25-01-2020 19:14
Merhaba değerli meslektaşlarım,

Elimde 13.03.2018 başlangıç-13.03.2019 bitişli bir konut kira sözleşmesi bulunuyor. Bu kira sözleşmesine istinaden müvekkil son 3 aylık kira bedelini kiracıdan tahsil edemedi. Kira sözleşmesi X Şirketi ile Müvekkil arasında akdediliyor ancak sözleşmede şirket kaşesinin üzerinde ilgili şahsın imzası var ayrıca kaşe dışında ortada kefilin ve kefilin imzasının yanında tekraren şirket yetkilisinin kendi imzası bulunmaktadır. Benim sorum bu imzalara istinaden şahsi sorumluluğa gidebilir miyim? Senet üzerindeki çift imza kuralı burada da geçerli olur mu?

Kira sözleşmesinde kefili takip etmenin koşulu sözleşmenin bitiminden itibaren 1 aylık süre içerisinde takip başlatmak ancak burada ilgili şahsın sorumluluğuna dava/icra yoluyla gidebilir miyim? Bu imza kefalet sıfatıyla mıdır yoksa asli borçlu sıfatıyla mıdır sizce?

Şimdiden çok teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :433, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Mehmet ÖZDEMİR, Tarih : 25-01-2020 15:58
Sayın meslektaşlarım merhaba
İşin içinden çıkamadığım bu konuda Öncelikle vereceğiniz cevaplarınız için şimdiden teşekkür ediyorum
Site içerisinde çok araştırma yapmama rağmen sorumun cevabını bulamadım.Paylı mülkiyete konu bir taşınmazda müvekkiller(8 paydaş) ile diğer paydaşlar içlerinden seçtikleri bir paydaşı vekil tayin ediyorlar ve söz konusu taşınmazlarını " satış ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılması yetkilerini içeren" vekaletname ile paydaşı vekil tayin ediyorlar.Vekil tayin edilen paydaş taşınmazı yüklenici şirkete satış suretiyle devrediyor ve akabinde yüklenici şirket yetkilisi ile "konusu söz konusu taşınmaz olan, taşınmazın kat karşılığı inşaat için devredildiği maddelerini de içeren adi yazılı şekilde sözleşme" imzalıyorlar.Sözleşmede şirket yetkilisinin imzası ile vekilin imzası yer alıyor ve sözleşmede taraflar arsa sahibi ile yüklenici şirket olarak yer alıyor.Gelinen aşamada yüklenici şirket kat irtifakı kurmuş ve müvekkillerin arsa paylarını devretmeye yanaşmıyor.Sorum şu: sözleşme bütün paydaşlar ayrı ve ya birlikte yapmadıklarından sözleşmede ismi geçmediklerinden geçersizmi yoksa vekil söz konusu sözleşmeyi paydaşların vermiş oldukları vekaletnamelerdeki kat karşılığı inşaat sözleşmesi yetkisi kapsamında imzaladığından geçerli mi ?
Şimdiden çok teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :407, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.enesturhan, Tarih : 25-01-2020 12:02
Güzel ve adil günler dilerim sevgili meslektaşlarım.
Benim sorum şöyle; müvekkilin müşteki olduğu bir ceza dosyası ile ilgili dosya takibi açısından müvekkil ile anlaşma sağlandı. Müvekkil müşteki olarak dosyada ve 4 kişi sanık var. (Dosyada geçen suç tipleri ise fazla : Silahlı yaralama,kişi hürriyetinden yoksun kılma,hakaret,tehdit vs.)
Ancak müvekkil ve olaya bizzat şahit olan çocukları iddianame yazılmadan önce ifadelerini değiştirerek sanıklardan A hakkında şikayetinden vazgeçmiş. Ve olay hakkında görgü tanığı olmadıklarını söylemişlerdir.Şikayet dilekçesinde ise silah görmediğini ve şikayetinden vazgeçtiğini yazmış ama zararlarının giderildiğini yazmamış
Bende bunu dosyanın fizikisini aldıktan sonra dosyada gördüm. İlk celseye çıkılacak acil yardımlarınıza ihtiyacım var.
Sorum şu : Acaba sanıklardan biri hakkında şikayetinden vazgeçme diğerleri hakkında da hüküm ifade eder mi ? (İştirak söz konusu)
Katılma talebimiz reddedilir mi ?
Müvekkilin olayı gören çocukları ifadelerini geri çekmiş olmalarına rağmen tanık olarak yine de dinlenebilir mi ? Yararımıza olur mu?
Şikayetin korku, tehdit altında geri çekildiğini söylesek bir yararı olur mu ?
Şikayetten vazgeçme ileride açılacak tazminat davaları açısından sorun yaratır mı ?


Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim meslektaşlarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :468, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : av. aee, Tarih : 24-01-2020 12:04
selamlar.
1- muhdesatın tespitine ilişkin davada tanık ve yıllardır var olan elektrik ve su aboneliklerinin delil gücü nedir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :497, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Nidyak, Tarih : 23-01-2020 15:53
Vekil, Miras işlemlerinin yürütülmesi için %10 oranında ücret sözleşmesi müvekkile imzalatmış. (sözleşme kurulduğu tarihte mirasçıdan ne kadar miras bırakıldığı belli olmayıp vasiyet açıldıktan sonra 10.000.000 tl bir terekenin olduğu anlaşılıyor)
Vekilin yapmış olduğu işlem ise; veraset ilamı, ve vasiyetin açılması işlemleridir. Ayrıca müvekkil velayetten bu sözleşmeyi imzalamıştır.
Terekenin değeri üzerinde %10 üzerinde ücret alınması mümkün mü ?
Gabin hata vs sözleşmeden dönülebilir mi ?
Bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :455, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.OzanBakay, Tarih : 23-01-2020 15:12
Bir kaç yıl önce yapılan kadastro sonucunda şahsın 200 dönümlük tarlasının 130 dönümünün tapusu şahsa veriliyor ancak 70 dönümlük bölüm hatalı kadastro ile kurak tarla olmasına rağmen orman hazinesi olarak kayda geçiyor. Bu 70 dönümlük arazinin tapusunu alabilmek için hangi kurumlara hangi davayı açmak gerekir ? Ayrıca görev bakımından asliye hukuk da mı yoksa idare mahkemesinde mi açılması gerekir ? Yardımcı olabilirseniz sevinirim . Şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :501, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 23-01-2020 15:11
Merhabalar Müvekkil aleyhine icra takibi yapıldı. Takibe itiraz ettik ve dayanak belgelerin eklenmemesi sebebiyle ödeme emrinin iptalini istedik ve talep kabul edildi. Şikayeti 23/11/2018 tarihinde yaptık, kabul kararı 14/01/2019 tarihinde dosya üzerinden KESİN olarak verildi. 29/05/2019 tarihinde de karşı taraf vekiline tebliğ edilmiş. 28/03/2019 tarihinde ise karşı taraf avukatını değiştirmiş ve itirazın iptali davasını başka vekille açmış . 31/10/2019 da öninceleme yapıldı, uyapta takip dosyasının ödeme emrini iptal ettiği mahkemeye gittiği belli, itirazın iptali davasında cevap dilekçemizde de bu iptal kararından bahsetmemeize rağmen karşı tarafın yeni vekili ödeme emrinin iptalinden haberi olmadığını iddia ederek süre istedi ve hakim erteledi. 05/12/2019 da tekrar duruşma yapıldı ve hala bize tebliğ edilmemişti ödeme emrinin iptali, karşı taraf takip dosyasına sunmamış zaten derken hakim zaten konusuz kalmış karara çıkarıyorum deyince karşı Vekil bu sefer de vekalet ücreti çıkarmayacaksınız değil mi bizim haberimiz yoktu dedi, hakimde haklılık durumuna göre bakacağım ama karardan 4 ay sonra itirazın iptalini açmışsınız dedi. Bu arada meslektaşımız gerekçeli karar yazılana kadar yine bir dilekçe vermiş ve ödeme emrinin iptal edildiğinden haberi olmadığını ben takip dosyasına kararı sunmadığım için kusurlu olmadığını ve tarafıma vekalet ücreti verilmemesini talep etmiş, sonuç olarak gerekçeli kararda iki tarafa da vekalet ücreti verilmemesine karar verildi.


Burada evet iptal kararı ocak ayında verilmesine rağmen itirazın iptali açıldıktan sonra mayıs ayında tebliğ edilmiş ancak takip dosyasından dosyanın mercie gittiği belli zaten sıkıntıları şu; karşılıklı bir kaç dosyamız var ve takip dosyasını başka bir avukat itirazın iptali dosyalarını başka bir avukat takip ediyor ve aralarında iletişimsizlik nedeniyle bağlantılı dosyalarda olaylara vakıf olamıyorlar. Kaldı ki benim karşı tarafı bilgilendirme gibi bir görevim de yok. Vekalet ücreti için tashih dilekçesi veya istinafa gitmeyi düşünüyorum ama aleyhe bir durum olursa diye de düşünmüyor değilim. Bu konuda fikirlerinizi bekliyorum kıymetli meslektaşlarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :518, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : besirsd, Tarih : 22-01-2020 15:15
Merhabalar, meslektaşlarım.
Müvekkile ait konuta ilişkin kira sözleşmesinde kiracı taraf A. Fakat daire aktif olarak A'nın annesi B tarafından kullanılmakta, hatta her ay ödemeler bankadan B'nin hesabından yapılıyor. Şimdi kira bedellerinin ödenmediğinden hareketle icra takibi başlatmak ve sonrasında tahliye davası açmak istiyoruz. Taraf olarak kimi göstermemiz doğrudur? İcra takibi ve davayı sözleşmede kiracı olarak görünen A'ya yöneltirsek, husumet bakımından problem olur mu?
İlginiz için şimdiden hepinize teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :415, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Atacan1, Tarih : 22-01-2020 09:57
Merhaba meslek büyüklerim. Faturaya dayandıracağımız icra takibinde, takip sonra uygulnacak faizi belirlemekte kararsız kaldım. Faturada, vade sonrasında %2 temerrüt uygulanacağı yazmış. Takip tarihine kadar bu faiz oranı uygulanacak olsa da, takip sonrasında hangi faiz oranı uygulanacağını bulamadım. Burada da soru sanırım, faturada yazan temerrüt faiz oranının cezai şart olup olmaması. Herkese çok teşekkür ederim şimdiden.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :406, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : av.hakkicinar, Tarih : 21-01-2020 13:27
Merhabalar , tüketici ilçe hakem heyeti kararını dayanak göstererek ilamlı icra takibi başlatırken ; normal takiplerden farklı olarak yetkili İcra Müdürlüğü'ne dilekçe ile başvurmamız mı gerekiyor? Bilgisi olan meslektaşlarım yardım ederse sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :453, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : öznurcınar, Tarih : 20-01-2020 12:57
Merhaba. Müvekkil internet sitesinden görüp beğendiği evi emlakçı vasıtasıyla satın almak istiyor. Alım yapmak için emlakçılık ofisine gittiğinde belli meblaga ev için anlaşılıyor ve bir sözleşme imzalatılıyor. Sözleşmede yalnızca kendisinin imzası ve TC kimlik numarası yer alırken emlakçıya ait imza vs. bilgiler yer almıyor. Bu esnada emlakçıya belli miktar kapora bırakıyor. Ev için kredi çekmeye gittiğinde bankada sözleşmede bahsi geçen ev değil başkaca ve ev demeye bin şahit ister tabiriyle yıkık bir harabe denilecek taşınmazın kendisine satıldığını ve hatta bu yerin kendisi gibi birkaç defa başkasına satıldığını da öğreniyor. Dolandırıldığını anlayınca savcılığa suç duyurusunda bulunuyor. Ancak korkumuz ve kafa karıştıran husus şu ki kimlik bilgileri ve imzasıyla sözleşme dolandırıcılar tarafından icraya konulabilir mi bunun için ne önlem alınması gerekir bir de sözleşme esaslı hatadan dolayı müvekkilce kapora parası alınıp nasıl iptal edilebilir ya da başkaca hukuki bir yöntem var mıdır? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :560, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : av. aee, Tarih : 20-01-2020 09:58
selamlar...
-babası kızına bir taşınmazını sağlığında devretmek istiyor. Ancak damadının borçlarından dolayı bu devretmek istediği taşınmazın alacaklılarca haczedilip edilemeyeceği hususunu merak ediyor. alacaklıların haczi mümkün müdür? alacaklıların böyle bir hakkı var mıdır?
-babanın sağlığında kızına yapacağı bu devir eşler için evlilik birliği içerisinde edinilmiş mal mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :588, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : H.ibrahim64, Tarih : 20-01-2020 09:24
İyi günler meslektaşlarım

80bin TL lik senet için icra takibi yaptım icra takibi sonunda taşınmaz haczi talep ettim , borçlunun üç taşınmazına haciz konuldu. Bu taşınmazlardan bir tanesinin haczini kaldırmak istiyorum.

Kısmen hacizlerin kaldırılması halinde tahsil harcı alınmayacağına ilişkin Yargıtay 12.Hukuk Dairesi 2012/6933 Esas 2012/24073 Karar sayılı 10/07/2012 tarihli ilamı olmasına rağmen icra dairesi ancak tahsil harcının tamamının yatırılması halinde haczi kaldırabileceklerini belirtti.

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=51550 bu soruyu bir meslektaşımda sormuş cevap olarak meslektaşlarımız icra mahkemesine Şikayet edilmesi durumunda sonuç alınabilir şeklinde olmuştur.

Benim Sorum durum acil olduğu için harcın tamamını yatırıp taşınmazdaki haczi kaldırtsam sonra şikayet etsem yatırdığım parayı geri alabilir miyim ? (olumsuz sonuçlanma durumu da söz konusu olduğu için vakit kaybetmek istemiyorum )

Yardımcı olmaya çalışan bütün meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :531, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : av.mrrmmr, Tarih : 16-01-2020 20:15
Değerli meslektaşlarım,
Müvekkil ve eşi 1997 yılında evleniyorlar.2013 yılında boşanıyorlar.Eşler arasında 1997-2002 yılları arasında mal ayrılığı rejimi, 2002 den 2013 e kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli. Davalı eşin 1995 yılında satın alınmış bir taşınmazı bulunmakta. Ancak müvekkil bu evin iyileştirilmesi ve korunması için birçok masraf yapmış.Söz konusu taşınmaz tarafların evlendikleri tarihte oturulmayacak halde iken müvekkilin yaptığı katkılar ile oldukça iyi duruma getirilmiş.Müvekkilin bu taşınmaz hakkındaki alacakları hesaplanırken 1997-2002 arası dönem için katkı payı alacağı olarak 2002-2013 arasındaki dönem için değer artış payı alacağı olarak bir hesaplama yapılması doğru olur mu? Gelen bilirkişi raporlarında bahse konu taşınmazın davalı eş tarafından evlenmeden önce edinilmesi sebebiyle kişisel malı olduğu belirtilerek hiçbir hesaplama yapılmamış.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :512, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.enesturhan, Tarih : 16-01-2020 08:42
Meslektaşlarım iyi ve adil günler dilerim.
Benim sorum şöyle ki ;

Devre mülk sözleşmelerinin iptali konusunda tüketici mahkemesine dava açtım. Henüz davalı taraf cevap dilekçesi vermedi. Büyük ihtimal davalı şirket cevap dilekçesi vermeyecek. Sürekli hileli işlemler yapmaktalar. Benim elimde sözleşmeler, makbuzlar var. Bu konuda davalı tarafa güvenmediğimden dolayı ihtiyari tedbir kararı aldırmak istiyorum. Dava dilekçesinde bunu belirtmedim. Bunu ön inceleme duruşmasında sözlü olarak beyan etsem mi ? Yoksa ayrı bir beyan dilekçesi olarak mı sunmam gerekir ?

Teşekkür ederim..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :568, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : nedesembilmemki, Tarih : 15-01-2020 11:54
3.kişinin kusuru sebebiyle davada kendisini vekil ile temsil ettirmek zorunda kalan kimse yargılamada hükmolunan vekalet ücreti dışında 3. kişiye karşı açacağı tazminat davasında avukata ödediği bedeli tazmin edebilir mi? konuya ilişkin yargıtayın lehe emsal kararı var mıdır
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :522, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : VERİTAS, Tarih : 15-01-2020 11:28
İyi günler sayın meslektaşlar

2 yıl önce 22/a maddesi ile yapılan kadastro çalışmaları sırasında müvekkilin tarlasının metrekaresi küçülmüştür.Bu yanlışlığı düzeltmek için dava açmak istiyorum ama emin olamadım.. Kadastro tespitine itiraz davası mı açacağız bu düzeltme için ve yine kadastro mahkemesinde mi açılacak dava?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :526, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : lebrahimjames, Tarih : 15-01-2020 10:57
İyi günler sevgili meslektaşlarım.

Müstakbel müvekkilim olan(henüz stajyer olduğum için müstakbel) memleketimdeki Fenerbahçeliler Derneği'ne yönelik olarak ilamsız icra takibi başlatılmış. Fakat alacaklının sunmuş olduğu herhangi bir belge (fatura, irsaliye vs.) yok. O dönemdeki başkan borca itiraz etmiş, takip durmuş. İtirazın iptali davası açılmış, bir önceki dernek başkanı borcun olduğunu mahkemede ikrar etmiş. Fakat dediğim gibi ne bir fatura ne de başka bir belge yok. Derneğin defterinde de böyle alım-satım girdi çıktısı mevcut değil. Mahkeme itirazın iptaline karar vermiş ve takip kesinleşmiş. Dernek başkanı da kararı istinafa götürmemiş, karar kesinleşmiş. Daha sonra bu dernek başkanı da görevi bırakmış, şimdi benim bir tanıdığım derneğin başkanı olmuş. Bu kesinleşen takibe yönelik nasıl bir yol izlenebilir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :728, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : av.eylemm, Tarih : 15-01-2020 08:07
Merhabalar çok acil yardım talepli bir sorum olacak. Bir ceza dosyasında sanık avukatıyım müvekkil basit cinsel saldırıdan yaklaşık 2 aydan fazla süredir tutuklu yargılanmakta. Benim sorum şu sizlerin de görüşünü merak etmekteyim: Müvekkil hakkında 2 ay önce asliye ceza mahkemesinde dava açıldı hakim görevsizlik kararı vererek dosyayı ağır cezaya gönderdi ve aynı şekilde ağır ceza mahkemesi de görevsizlik kararı verdi dosya sonuç olarak istinafa gitti. Müvekkilin tutukluluk hali hakkında yaklaşık 2 aydır hiçbir karar verilmedi yazılı olarak tahliyesini talep etmeme rağmen. İstinaf mahkemesi geçen hafta asliye ceza mahkemesinin görevsizlik kararını kesin olarak kaldırdı fakat dosya hala görevli mahkemeye gönderilmedi. Bu aşamada ne yapmamı önerirsiniz müvekkil hem haksız yere tutuklandı ve hakkında tutukluluk halinin gözden geçirilmesi ile ilgili hiçbir karar verilmedi hem de hala yargılanmasına başlanılmadı. Bu aşamada sanık avukatı olarak yapmamız gereken nedir sizde ? Yardımlarınız için teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :593, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07869196 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.