Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : av.enesteper, Tarih : 26-11-2021 13:14
Merhabalar meslektaşlarım, konkordato ile ilgili aklıma iki tane soru takıldı, yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.

1- Öncelikle, İcra İflas Kanunu'nun 299. maddesi uyarınca yapılan bildirime rağmen süresi içerisinde alacak kaydını yapmayan alacaklı konkordato tasdik edildikten (alacak kaydı yapılmadığı için haliyle tasdik edilen ödeme planında söz konusu alacak yer almıyor) sonra alacağını ne şekilde tahsil edebilecek?
2- Konkordato planı tasdik edilmesine rağmen borçlu ödeme planında belirtilen günlerde taksitlerini ödemiyorsa alacaklı konkordatonun kısmen feshini talep etmeksizin başlatacağı icra takibinde tasdik planında gösterilen ödeme tarihinden itibaren avans faizi işleterek söz konusu taksitin tahsili sağlayabilir mi ve başlatılan icra takibi kesinleştikten sonra borçlunun maliki olduğu taşınır/taşınmazlar üzerine haciz şerhi koydurtabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :581, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avservan, Tarih : 26-11-2021 11:42
Merhabalar sayın meslektaşlarım,

Sizlere danışmak istediğim konu kısa şekilde şöyledir; müvekkil mirasçıya vefat eden oğlunun yedi emin borcundan kaynaklı (motor) icra takibi başlatılıyor, süresi içerisinde itiraz edilmeyen takip kesinleştikten sonra işverene maaş haciz müzekkeresi gönderiliyor. Şirket yetkilisi cevap vermediği için tekid yazısı gönderiliyor ve ona da cevap gelmeyince şirket dosyaya borçlu olarak ekleniyor. Borçlu olarak eklenilen şirketin taşınır ve taşınmazların tümüne haciz koyuluyor. Anlamsız bir şekilde tedirgin olan işveren ise borcun sorumlu olduğu kısmını ödemek yerine tamamını da aşan bir tutarı icra dairesi hesabına eft şeklinde yapıyor. İşveren esasen zaten haciz olduğu için maaşta bu müzekkereye maaş haczini sıraya ekledik diye cevap verseydi, açtığımız hükmen red davası sonucuna kadar ödeme yapılmayacaktı lakin işverenin tüm borcu ödemesinin etkisi ne olur anlayamadık. Bunun yanı sıra müvekkil için ise bu ödemeden 1 hafta sonra mirasın hükmen reddi davası açtık. Şirketin sorumlu olduğu kısmı hatta ve hatta tüm borç tutarını da aşan ödemesi bizi bağlar mı? Elimizi zayıflatır mı hükmen red davasında ?

İşveren ödemeyi yaptığı için müvekkille taksitli avans formu imzalatmak istiyor. Bu noktaya kadar, işverenin borçluya rücü etme hakkı var mıdır sorumlu olduğu kısmı aşan tutar için? İşveren ile müvekkilin avans formu imzalaması borcu(mirası) kabul ettiğini gösterir mi?

Hükmen red davası lehimize sonuçlandığı takdirde, müvekkil mi yoksa şirket mi istirdat davası açacak? Şirketin sorumlu olduğu tutar yerine toplam borcu ödemesi dosyayı biraz karıştırıyor...

Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :572, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : drako, Tarih : 26-11-2021 10:34
Adli yardımdan talebime ulaşan 2 farklı görevlendirme ile 6284 sayılı yasaya dayalı gizlilik kararı ve yine aynı ilgilinin boşanma dosyası görevi tarafıma verildi.

1) İlgilinin talebi kocasının kasten öldürmeden cezaevinde olduğu ve kocasının öldürdüğü kişinin yakınlarının da kendilerini aramakta olduklarını düşündüklerini bu sebep ile kendilerinden kan veya kan parası adı altında talepleri olduğunu kocasının kardeşlerinden duyduklarından memleketten kaçtıklarını belirtti.Eşine karşı bir talepleri bulunmamakta olup sadece resmi kurumlarda adres ve nüfus bilgilerinin gizlenmesini istemekteler.

Sorularım ise;

* Gerekli bulunması hâlinde, tedbir kararı ile birlikte talep üzerine veya resen, korunan
kişi ve diğer aile bireylerinin kimlik bilgileri veya kimliğini ortaya çıkarabilecek bilgileri ve
adresleri ile korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer bilgileri, tüm resmi kayıtlarda
gizli tutulur. Yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilir. Bu bilgileri hukuka aykırı
olarak başkasına veren, ifşa eden veya açıklayan kişi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı
Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. ( İlgilinin talebi bu maddeye dayanmakta diye düşünüyorum).

Peki eşine karşı bir tedbir talebi olmadan bu maddeye dayalı hayati tehlikesinin bulunduğu belirtilerek doğrudan sadece bu yönde ( adres ve nüfus bilgilerinin gizli tutulması ) gizlilik kararı alınabilir mi?

Şayet alınabilir ise bu kişi için 2 ayrı dava açılıp önce gizlilik kararı alınması gerekmekte diye düşünüyorum.Peki gizilik kararı alındıktan sonra boşanma davasında davacının adresi kısmına ne yazılmalıdır?Gizlilik kararı mevcuttur bu yüzden adres yazılmamıştır şeklinde beyan yeterli olur mu?Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :549, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : pallanco, Tarih : 25-11-2021 23:36
Merhabalar.

Müvekkilim emeklilik şartlarını tamamladığı düşüncesiyle SGK'na başvuruyor. Prim gün sayısı eksik olduğu gerekçesiyle talebi reddediliyor. Dava açıyoruz ve ilk başvuru tarihinden itibaren emekli sayılması gerektiğine dair mahkeme kararı alıyoruz.

Tabii yargılama uzun sürdüğü için ve sonucu da kestirilemediği için, müvekkil mecburen çalışmaya devam ediyor ve prim ödemeye devam ediyor.

Peki, bu durumda, emeklilik başlangıcı geçmişe dönük olduğu için, davanın devam ettiği sürede ödediği primleri iade alabilir mi ?

Kurulan mantık: Çünkü eğer ilk başvurusu zamanında kabul edilseydi, yargılama süresince boşuna çalışmak zorunda kalmayacaktı ve prim de ödemek zorunda kalmayacaktı.

Cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :533, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : midyat47, Tarih : 25-11-2021 09:10
merhabalar, soruşturma aşamasında mağdur vekili iken kyok kararı verilmiştir. Kararın kesinleşmesi sonrası aynı dosyada sanık olan kişi için haksız yakalama nedeniyle hazine aleyhine tazminat davası açmam mümkün mü, avukatlık kanununa uygun olur mu, teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :519, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Oğulcan Aydın, Tarih : 24-11-2021 12:28
Merhabalar sayın meslektaşlarım ve üstadlarım . Mesleki bilginize başvurmam gereken bir konu var. Şimdiden zaman ayırıp yardım edenlere teşekkür ederim.

Müvekkilin 2001 Yılında babası rahmetli oluyor ve müteveffanın miras payları çocuklarına pay oluyor . Müvekkil elem ve keder içindeyken erkek kardeşleri ona noterde limited şirket hisse payını devrine dair sözleşme imzalatıyorlar.

Aradan süre geçtikten sonra ise müvekkile yine aynı erkek kardeşler yanlarında çalışan bir kişi lehine vekaletname çıkarması gerektiğini intikal eden taşınır ve taşınmazlar üzerinde değer kazandırıcı işlemler yapacaklarını söylüyorlar ve yine kardeşlikten kaynaklı güven ilişkisini kullanarak vekalet çıkarttırıyorlar. Tabi ki daha sonra vekalet çıkaran kişi taşınmazları satış olarak gösterip aslında bağışlayarak erkek kardeşlere devrediyor. Taşınırlardan araba için ise Miras bırakandan kalmış olan motorlu taşıt üzerindeki bir mirasçının miras payından, erkek kardeş lehine noterde feragatname yapıyor.


Bugün gelinen bu noktada taşınmazlar için Vekalet ilişkisinin kötüye kullanılmasından kaynaklı tapu iptal ve tescil davası açacağım hususunda herhangi bir soru işareti yok.

Ama moturlu taşıt olan araba ve limited şirket hisse payı hususunda nasıl bir itiraz, iptal yoluna gideceğim hususunda neredeyse hiç bir fikrim yok . Mesleki bilgi ve tecrübelerinizi aktarırsanız müteşekkir olurum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :527, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Zümer AYDIN, Tarih : 23-11-2021 18:14
Meslektaşlarım merhaba. Müvekkil yaptığı inşaatlar için bir ustayla anlaşıyor. Ancak aralarındaki sözleşmeyi kendileri yapıyorlar, noter huzurunda bir sözleşme yok ve yapılan sözleşmede sadece alınacak malzemelerle alakalı hükümler var, herhangi bir hukuki koruma ya da cezai yaptırım eklenmemiş. Müvekkil eksiksiz olarak ustanın hesabına malzeme bedellerini yatırmış. Geçen süreçte zamlanan malzemeler için bedel farklarını da göndermiş. Ancak usta bu bedelleri başka yerlere harcamış şuan yine alınması gereken malzemelere zam gelmiş. Maliyetim arttı, zarar ediyorum diyerek işi yarım bırakıp gitmiş. Bedeller verildiğinde malzemeler alınsaydı şuan bu durum yaşanmayacaktı. Bu zararı gidermek için ne tavsiye edersiniz ? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :519, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : stj.av.sıddıkakoçak, Tarih : 20-11-2021 15:27
merhabalar
ODTÜ Kuzey Kıbrıs kampüsüne karşı açılacak olan idare davasında yetkili mahkeme sadece Kıbrısta bulunan mahkemeler midir? Ankara'da dava açılabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :653, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Edanaz Y., Tarih : 19-11-2021 11:37
Merhaba değerli meslektaşlarım,

Müvekkilim bir müşterisi için yazılım geliştirme hizmeti sağlayan bir firma, müşterisine dönemsel olarak yazılım geliştirme hizmeti sağlıyor.

Sağladığı hizmet için, genel hizmet koşullarını belirten, her sene kendiliğinden yenilenen (böyle bir madde bulunuyor sözleşmede) bir sözleşme imzalamış müşterisi ile.

Üzerinde herhangi bir bitiş tarihi yer almayan bu sözleşmenin geçerlilik süresi nedir acaba?
Tacirler arası sözleşme serbestisine göre, bu sözleşme kendiliğinden, her yıl sonunda sürekli yenilense de, sözleşmede bitiş tarihi yer almadığı için, TBK. 146 kapsamında bu sözleşmenin geçerlilik süresi 10 yıl olarak mı değerlendirilmelidir? Kanaatiniz nedir?

Saygılarımla

Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :665, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sleim, Tarih : 17-11-2021 10:29
Herkese selamlar,

Fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacak kalemlerini içerir bir işçilik alacağı dosyamda alınan bilirkişi raporunun fazla mesai alacak hesabı kısmında müvekkilin çalıştığı son bir yıllık süreç, bilirkişi tarafından raporda hesaplanmamasına dair hiçbir açıklama olmaksızın, hesaplanmamıştır. Tahminimce de bilirkişi tarafından hesap tablolarında ilgili dönem işlenmediğinden hesaplamayı unutmuştur. Çünkü raporda…. dönemleri için fazla mesai hesabınyapmayacağız vb şekilde hiçbir açıklama yoktur.

Rapora başka bazı itirazlarımız olduysa da rapora itiraz aşamasında farkedemediğimden hiç hesap edilmeme hususuna itiraz dilekçemde yer vermedim.

Bu hususu çok sonraları dosyayı ıslah etmek için incelemem esnasında farkettim. Şimdi bu hususta ne yapabilirim?

Mahkemeden ıslah ara kararından rücu ve dosyanın maddi hata olduğu açık bu eksiklik nedeniyle ek rapora gönderilmesini talep ettim ancak mahkeme henüz karar vermedi.

Raporda unutulduğu açık olan bu 1 yıllık çalışma süresine dair fazla mesai alacağı için ek dava açarak birleştirme talep etmeyi düşünmekteyim ancak bunun derdestlik itirazına konu olup olmayacağı hususunda da emin değilim.

Bu konıda değerli bilgi ve görüşlerinizi rica ediyorum.

Teşekkürler, iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :738, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : dejure, Tarih : 10-11-2021 16:45
Merhaba,

Müvekkilin çocukları yurtdışında(İRAN)bulunmakta olup Türkiye'ye vize almak istemektedirler. (Afgan uyruklu) Geçerli destekleyici belgeye sahip değiller. Bu durumda, tavsiye edebileceğiniz bir yöntem var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :967, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat1005, Tarih : 10-11-2021 16:29
Merhaba sayın meslektaşlarım, trafik kazası sonucu sbm komisyon kararında tarafımıza %100 kusur yükletilmiş. Biz bu kusur oranına itiraz etmek istiyoruz. Yetki kazanın gerçekleştiği yer mahkemesi, görevli mahkeme ise sulh hukuk mahkemesi olarak biliyorum ama emin değilim. Yetkili ve görevli mahkeme tam olarak neresi acaba? Yardımcı olursanız çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :968, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.buğra, Tarih : 10-11-2021 15:25
Boşanma davası karara çıktı , hükümde yer alan maddi/manevi tazminat alacağından feragat...!! usulü...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :876, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avservan, Tarih : 09-11-2021 12:23
Merhabalar, sayın meslek büyüklerim ve stajyer arkadaşlar.

Başlıkta da yazıldığı üzre, tereke tespit davası açarken mirasçılığın da belirlenmesini isteyebilir miyim? Hem harç, masraflardan kısmak hem de murisin son yerleşim yeri ve mirasçıların yerleşim yeri farklı bir ilde olduğu için bu şekilde dava açmak niyetindeyim.

Mahkeme re'sen yetki incelemesi yapar mı ya da bu iki dava aynı anda açılamaz diye reddebilir mi?

Cevaplarınız için, şimdiden teşekkür ederim .
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :858, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av. aee, Tarih : 09-11-2021 10:32
müvekkil bir yüklenici ile sözleşme uyarınca dış cephe kaplama ve bıya uygulaması sözlemesi yapıyor. ve bu iş için 45 bin tl ye anlaşılıyor. müvekkil 30 bin tl sini veriyor. yüklenici sözleşmenin altına 30 bin tl bankadan ödeme aldım diyor imza atıyor. ancak sözleşme uyarınca yüklenici iskeleyi kurup bir cephe yapılıp işi eksik bırakıyor. iskeleler halen duruyor. diğer 3 cephe yapılmamış ve süresinde iş teslim edilmemişir. başvurulabilecek hukuki yollar neler olup açılan davada verilen 30 bin tl için de nasıl bir talepte bulunulabilir?
teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :815, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ecem_hh, Tarih : 08-11-2021 17:24
Merhabalar,

Baba kısmi felçli olup, kızı kendisine vasi olarak atanmıştır. Kısıtlı baba kızıyla beraber yaşamakta olup, sadece emekli maaşı bulunmaktadır. Kız çalışmakta olduğundan babaya günlük ihtiyaçlarını karşılaması için bir bakıcı tutmuştur. Baba vefat etmiş ve bakıcı da işten ayrılmıştır. Bakıcı şu anda işçilik alacakları için kıza dava açmıştır. Ancak kızı vasi olup, babasına bakıcıyı vasi sıfatıyla tutmuştur. Bu davanın babanın mirasçılarına açılması gerektiğini düşünmekteyiz. Maaşı kızı ödemektedir ancak babasının emekli maaşını bakıcıya vermektedir.
Bununla ilgili elinde emsal karar olan var mı? Bu davanın mirasçılara açılması gerektiğine ilişkin. Hakimde emin olamadı. Husumet itirazı konusunda araştırma yapacağını söyledi. Yardımcı olursanız sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :403, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : hukuksever38, Tarih : 06-11-2021 22:32
Sevgili Meslektaşlarım

Tecrübenizden yararlanmak istiyorum müvekkil bir şekilde ( hatır çeki ) arkadaşına çek veriyor çek 3. şahıslarda her zaman başımıza geldiği üzere çekin arkası yazılıyor ve olay zinciri burda başlıyor. Madde madde anlatarak olay zincirini açıklamak istiyorum.

1. Çek bankaya A şahsı vasıtası ile tahsile veriliyor. A şahsı çekin arkasındaki ciroyu çek yazıldıktan sonra karalıyor.
2. Daha sonraki cironta olan B de çekin arkasındaki cirosunu karalıyor .
3. Çekin arkasında bu safhaya kadar cirosu olmayan C şahsı tarafından icraya konu ediliyor.(Önemli Not : Temlik cirosu ve sözleşmesi yok )
4. İtiraz sürelerini kaçırıyoruz.
5. Filli haciz işlemi yapılıyor ve müvekkilden zorla taahhüt alınıyor .tabiki ödenmiyor.İcra cezadan geçersiz taahhütten dolayı beraat alıyoruz.
6. Bundan sonra olaya biz müdahil olup ilk önce İcra Hukuktan kamu düzeninden dolayı dava açtık kaybettik dosya BAM da
7. ATM den menfi tespit açtık yetkili hamil alacaklı değil diye dosya derdest

şimdi sıkıştığım konu borç taahhüdü borcu kabul anlamına gelir mi?

Acil yardımlarınızı beklemekteyim. Yargıtay kararı birebir örtüşen bulamadım.

Bu arada çek bankaya tahsille verildikten sonra C üsteki bir ciroyuda kendi karalıyor.


Dosya bamdan döndü sebeb kısa karar ile uzun kararın uyumsuzluğu ama Hüküm kısmında aşağıdaki metin yazılı burdan ne anlamamız gerekir . özellikle 1. madde benim böyle bir talebim olmadı


1-Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulüne,
2-Dosya kapsamı, delil durumu ve takip dosyası içeriğine göre Kayseri ..... İcra Hukuk Mahkemesinin ..... tarihli ve ...... Esas ......... Karar sayılı kararının HMK'nun353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,
4-Davanın yeniden görülmesi ve önceki kararla bağlı kalmaksızın yeniden hüküm kurulması içindosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesine,
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :901, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : AHMET01, Tarih : 06-11-2021 17:51
Sayın Meslektaşlarım!

Bir boşanma davasında dava değerini arttırmadan salt bazı yeni vakaları ileri sürerek birinci cevap dilekçesini ve bu cevap dilekçesi ile açtığımız karşı davayı sonradan bir ıslah dilekçesi ile kısmi ıslah ettim. Dava boşanma davası olduğunda maddi ve manevi tazminat ile nafaka talepleri boşanmanın ferisi olduğundan bunlar zaten harca tabi değil. Fakat ben yine de bu miktarları arttırmadım. Hâkim ıslah harcını yatırmamızı istedi. Ben de ıslahın harca tabi olmadığını belirttim. Aslında bu durumu ıslah dilekçemde de belirtmiştim. Elimde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018 ve 2017 tarihli iki içtihadı da var alınmaz diyor. 2019 Tarihli bir Hukuk Genel Kurulu Kararı var o da alınmaz diyor. Bu tarihlerden daha eski bazı içtihatlarda alınacağına dair hükümlere de rastladım. Fakat yenileri alınmaz diyor. Duruşmada Hâkimle ihtilafa düştük; ıslah harcının ödenmesini istediler ve 2 haftalık kesin süre verdiler. Hak kaybı olmasın diye mecburen ödeyeceğim fakat bu duruma göz yummak da istemiyorum. Ne dersiniz? Islahta Maktu harç ödeyen meslektaş var mı? Ödenmesi gerekir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :885, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Sinem Saykun, Tarih : 04-11-2021 11:14
Merhabalar,

Müvekkil 2015 senesinde bir kira sözleşmesi yapmış. Bu sözleşmeye göre kendisinden yaklaşık iki kira bedeli olmak üzere depozito alınmış. Şimdi müvekkil evden çıkmak, güvence bedelini de geri almak istiyor. Fakat yeni TBK kapsamında (md. 342) depozitoyu bankaya yatırmaları gerekirken elden vermiş. Bu durumda faiz isteyebilir miyiz? Araştırdığım kadarıyla Yargıtay içtihatları bakımından bu mümkün görünüyormuş. Fakat ben bununla ilgili olarak fayda sağlayabilecek bir Yargıtay kararı bulamadım.
Fikirlerinizi beklemekteyim. Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1090, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat1005, Tarih : 03-11-2021 16:47
Merhaba sevgili meslektaşlarım,

Müvekkile yasal danışman atanması sebebi ile vesayet davası açılmış ve bu dava neticesinde müvekkilin taşınmazlarına tedbir konulmuştur. Müvekkilin kısıtlanmadan önce vekil tayin ettiği şahıs, müvekkilden habersiz, 2-3 yıl sonra müvekkilin taşınmazlarını noter huzurunda taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 3. bir başka kişiye satmayı vaad etmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesinin tedbir kararı varken 2-3 yıl sonra aynı taşınmazlar hakkında taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılabilmesi mümkün müdür? Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1061, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06122804 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.