Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : Yakup SÖĞÜT, Tarih : Dün 09:41
Merhaba Değerli Meslektaşlarım
Bir dava dosyam hakkında sizlere danışmak istediğim bir husus bulunmaktadır.
2021 yılında terditli olarak Tapu İptal Ve Tescil davası açtım. Açmış olduğum davada öncelikle tapu kaydının iptali ile müvekkilim adına tescilini , ilk talebimizin reddi halinde taşınmazın dava tarihi ? itibariyle değerini bu talebimizin de reddi halinde ödenen bedellerinin denkleştirici adalet ilkesi göz önünde bulundurularak iadesini talep ettim.
Taşınmazın güncel değeri ile dava tarihi arasında ki değeri arasında yasal faiz ile karşılanmayacak derecede (yarı-yarıya) fark bulunmaktadır.
Dava dosyamı ıslah ederek ikinci talebimizin güncel taşınmaz değeri olarak değiştirebilir miyim ? Böyle bir talep değişikliği için tamamen ıslah mı kısmi ıslah yolunu mu tercih etmeliyim ?
Dava dilekçemde '' Talebimizin reddi halinde uyuşmazlık konusu taşınmazın değerinin tespit edilmesini ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla dava tarihi tarihi itibariyle taşınmazın rayiç bedeli olan .... 'nın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte davalı firmadan tahsilini ...'' cümlesini eklemiştim. Burada aslında taşınmazın değerinin tespiti ile güncel / karar tarihi itibariyle bedeli talep etmiştim ancak bilirkişi raporunda dava tarihine ilişkin değer tespiti yapılmış.
Bu konuda nasıl bir yol izlemeliyim . Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :85, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : drako, Tarih : Dün 09:01
Müvekkilim otobüs maliki olarak belirli mesafede yolcu taşımacılığı yapmakta.Ancak 1 y öncesinde maliki olduğu araç ile şoförün başkası olduğu esnada kapıların kapatılması sırasında bir kaza meydana gelmiştir.Müvekkillerimin genişletilmiş kasko poliçesi de mevcuttur.Sorum ise şudur;

Dava asliye hukuk mahkemesinde açılmıştır.Ben ise görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olmayacağı kanaatindeyim.Kasko şirketine de dava ihbar edildiğinde görevli mahkemenin müvekkilimin de ticari faaliyeti neticesinde bu işi gerçekleştirdiğinden asliye ticaret mahkemesi olacağı kanaatindeyim.Ancak emin olamadım ve yargıtay kararı da bu hususta bulamadım.Üstatlarım siz ne düşünürsünüz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :80, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : midyat47, Tarih : 15-05-2022 23:58
Merhabalar,
2- Yargıtay'da bulunan ve müvekkilin sanık olduğu ceza davaları için avukatın ücret alması ve Yargıtaya vekaletname sunması mümkün müdür ve Yargıtaya vekaletname nasıl gönderilir
2- Hükümlü olan kişi için ceza davası için vekaletname yi vasisinden mi alacağız vekaletname çıkarırken nelere dikkat edilmeli cevaplarınız için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :103, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avsoruc, Tarih : 14-05-2022 19:08
Merhabalar,
Yüklenicinin ayıptan sorumluluğu gereği seçimlik haklardan "onarım" talebi ile dava açacağız. Bu noktada, kat maliklerinin birlikte dava açması gerektiğini Yargıtay kararlarında görmüştüm.

Bu durumda sanıyorum ki kat malikleri arasında mecburi bir dava arkadaşlığı olacak. Her ne kadar hepsi ayrı ayrı bana vekalet çıkaracak olsa da tek dosyaya vekalet sunmuş olacağım.

Burada tüm müvekkiller bakımından vekalet ücreti teklif edeceğim. Lakin bu durumda, makbuzu nasıl kesmeliyim?

Her birine ayrı ayrı makbuz keseceksem ve bu tutar asgari tarifenin üzerinde olması gerekiyorsa; dava bedelinin oldukça aşan bir bedel talep etmiş olacağımdan sizlere danışmak istedim.

Bu durumda, serbest meslek makbuzu nasıl düzenlenmeli?

Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :129, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avsoruc, Tarih : 14-05-2022 13:05
Merhabalar,
Müteahhide karşı ayıptan dolayı sorumluluk davası açılacak. Kat malikleri davayı açması için yönetime yetki vermiş ama Yargıtay kararları maliklerin bu davayı birlikte açması gerektiğine karar veriyor.

Bu halde, binada 45 tane kat maliki var. Bu şekilde vekaletnameleri toplamak oldukça zor ve masraflı. İki tane sorum var;

1) Tüm kat maliklerinden vekalet almak zorunlu mu? Vekalet vermeyen kat maliklerinin payına düşen tutarın dava kanalıyla tahsil edilmesi ve kendilerine sonradan iade edilmesi mümkün mü?
2) Tüm kat maliklerinden vekaletname alınacaksa, bunun kolay bir yolu var mı? Vergi incelemesine takılmamak adına her birine ayrı ayrı makbuz mu kesilmesi gerekecek? Makbuz nasıl düzenlenmeli?

Şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :148, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : AHMET01, Tarih : 13-05-2022 21:48
Değerli Meslektaşlar!

Muris adına kayıtlı mallarda katılma alacağı ve değer artış payı davasında murisin eşi olan davacı asil vefat etmiştir. Ben, davacının vekili aracılığıyla davayı usulen yönelttiği davalı çocuklardan ikisinin vekiliyim. Bu çocuklar davacının üvey çocuklarıdır. Dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verildiği tarihten bir iki gün sonra davacı asil vefat ettiğinden vefat durumunu dosyaya bildirdim. Bilirkişi raporunu hazırlayıp dosyaya sundu. Sizlere danışmak istediğim hususlar;

1-) Davacı vekili, müvekkili vefat ettiğinden göreve sona erdi değil mi? bir sonraki duruşmaya katılamaz değil mi?

2-) Böyle durumlarda davacı vekili lehine karşı vekâlet ücretine hükmedilmekte midir?

Yapılacak değerli katkılar için şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :168, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : umutlaw, Tarih : 13-05-2022 20:11
Değerlı meslektaşlarım,
Diş Hekimi hastayı tedavı etmiş, tedavı de ihmalı bulunmadığı tespit edilmiş ancak hasta onam formunu hastaya imzalatmadığı için ağır ihmalı olduğu söylenmekte,

Hasta onam formunu imzalatmama sizce ağır bir ihmal mı?
Teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :199, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mücahit GÜVEN, Tarih : 13-05-2022 18:08
Meslektaşlarım merhaba,

Bir müvekkil ile araç değer kaybı başvurusu üzerine belirli bir meblağda anlaştık, ancak yazılı bir sözleşme yapmadık. Sigortaya yapılan zorunlu başvuruda, eğer sigorta talep ettiğimiz tutarı ödemezse sigorta tahkim komisyonuna başvuracaktım. Buna ilişkin yazılı kayıtlar mevcut.

Sigortaya başvurduktan sonra 15 gün içinde sürecin olumsuz ya da olumsuz sonuçlanacağı, ödeme yapılmazsa sigorta tahkime başvuracağımı da belirttim. Ancak başvurumun henüz 5. gününde, eski müvekkilim sen başvuru yapmamışsın, beni dolandırmaya çalışıyorsun diyerek beni azletti. Tutarı ödememek için böyle yaptığını ve bu işi başka birine vermek istediğini düşünüyorum.

O sıralar yurtdışında olduğum için, vekaletnamede adı yazılı diğer avukat işlemleri yaptı. Bu durumda, benim kendi adıma dava açmamda sorun olur mu, yahut birlikte dava açarak zorunlu dava arkadaşlığı kurumu daha mı mantıklı?

Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :211, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.ceylanily, Tarih : 13-05-2022 15:48
Merhaba. Birkaç ay önce Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu bir kararı istinaf ettim. Mahkemenin BAM’a gönderdiği kayıt formunda sadece karar tarihi ve istinaf etme tarihi yazıyor. Süre tutum tarihi, gerekçeli kararın tebliğ tarihi vs. yazmıyor. Haliyle böyle olunca da karar tarihi ve istinaf tarihi arasında bir haftadan fazla süre olduğundan süresinde istinaf edilmemiş gibi görünüyor. Süre tutum dilekçem ilk derece mahkemesinin dosyasının içinde görünürken BAM dosyasında görünmüyor. Bu durum süre yönünden red gibi bir sonuca yol açar mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :198, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.semakeles, Tarih : 13-05-2022 15:40
Herkese iyi çalışmalar. Bir hususta siz değerli meslektaşların görüşünü almak istemekteyim.
Müvekkil ile borçlu arasında lazer cihazının satımı nedeniyle 12 adet bono düzenlenmiş bulunmaktadır. Ancak aralarında yazılı bir sözleşme yahut bonoda bu ilişkiden kaynaklı bir husus yazılmamıştır. Geçen süreçte borçlu 3 ay gecikmeli olarak senet ödemesine başlamış ve 9 adet senedi ödedikten sonra kalan 3 senedi ödemeyeceğini cihazı iade etmek istediğini belirtmiştir. Ancak cihaz kullanımı 12 ayı geçmiştir. Müvekkil ile yapılan whatsapp görüşmelerinde kalan borcunu yine de ödeyeceğini belirtmiştir. Müvekkil cihazı teslim almış ancak borcunun ödenmemesi nedeniyle kalan 3 adet bono için takip başlatmış bulunmaktadır. Borçlu icra mahkemesinde BORCA İTİRAZ etmiştir. İtiraz dilekçesinde ise 9 adet senedi ödediğinden kalan 3 senedi ödemeyeceğini belirtmiştir. Ancak senetlerin ödenmemesine ilişkin yazılı resmi bir belge sunmamış sadece iddiasını anlatmış ve dilekçe ekinde ödediği senetlerin banka dekontunu sunmuştur. Tarafımızca verilen cevapta da ödenen senetlere ilişkin bir iddiamızın olmadığını ancak takip konusu senetlerin ödeneceğine dair ekran görüntüsünü sunmuş ve borçlunun borcu olmadığını gösterir herhangi bir resmi senet evrak olmaması nedeniyle itirazın reddini talep etmiş bulunmaktayız. İcra hukuk mahkemesi ise ön inceleme duruşmasında itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına İİK 363 kapsamında KESİN olarak karar verdi. Takip konusu alacak istinaf sınırı altındadır.

Bu kararın doğru olmadığını düşünüp itiraz etmek istiyoruz. Ancak kesin karar verilmesi nedeniyle nasıl bir yol izleyeceğimi bilememekteyim. Olağanüstü kanun yoluna mı başvurmalı? Bir meslektaşta ret olmasına rağmen istinafa ve yargıtaya başvurulması gerektiğini tüm ret cevaplarının sonunda esas incelemesi yapılabileceğinden bahsetmiş. Ya da arada bu şekilde bir sözleşe olmasa da arabuluculuğa gidip sonrasında asliye ticarette alacak davası mı açmalıyız?
Görüş bildirirseniz çok sevinirim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :191, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.YALCINHUKUK, Tarih : 13-05-2022 13:30
Herkese Merhaba,
Müvekkil adi bir suç nedeniyle 10 ay hapis cezası aldı ve kesinleşti. Suçun yatarı yok ancak girdi-çıktı işlemleri ne kadar sürer? istanbul'da (Silivri veya Metris) teslim olacak. Yakın zamanda bu şekilde işlem yapan var mı? Aynı gün tahliye olabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :205, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mosyo, Tarih : 11-05-2022 16:11
Saygıdeğer meslektaşlar merhaba, Tüketici mahkemesinde 10.000 tl’nin Altında kısmi dava açtık. Yargıtay içtihatları uyarınca kısmi davanın söz konusu olduğu durumlarda tüketici hakem heyetine gitmeden,tüketici mahkemesinde kısmi ve belirsiz alacak tespit davası açılabiliyor. Ancak şöyle bi problem var. 10.000 TL nin üzerinde ki davalar arabulucuğa tabi. Sizlere sorum dava sürecinde kısmi davamızı 10.000 tlnin üzerinde bir miktara ıslah ettiğimiz zaman dava arabulucuk şartına tabi olurmu, olursa usülden ret mi olur yoksa arabuluculuk şartı tamamlanması mı beklenir ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :258, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : dlndmr, Tarih : 11-05-2022 11:32
Merhaba. Müvekkilim eczacıdır. Vatandaş ilaç alıyor ancak geçen süre zarfında bedelini ödemiyor. İlaçlar kanser ilacı. Reçete getireceğini söylüyor ancak reçete de getirmiyor. İlaç bedelleri yüksek (yaklaşık 50bin TL) Eczane ticari işletme olduğundan, burada alacağı tahsili amacıyla yapacağımız işlemlerde ticari iş kapsamında mı hareket edeceğiz. Faiz konusunda kararsız kaldım. Ayrıca duruma göre arabulucuya başvuru yapmamız gerekecek. Ancak tüketici mi ticari mi emin olamadım. Bu hususta yardımcı olabilir misiniz? Ayrıca ispat noktasında elimizde kamera kaydı, tanık beyanı var. Yazılı delil şartı aranır mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :262, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mersin_Av.stajyer, Tarih : 11-05-2022 11:07
Öncelikle merhaba meslektaşlarım. Mesleğimin ilk kişisel davası yakın bir tanıdığım tarafından geldi. Sizlerden bir konuda yardımınızı isteyecektim. Yaklaşık olarak 20 dönümlük bir tarlaları var ve bu tarlanın yaklaşık 4 dönümlük kısmı üzerinden nehir geçmektedir. DSİ tarlanın sular altında kalmaması için setler yapmış ancak gene de işe yaramamıştır. Tarla nehirden kaynaklı hem zarar görmekte hemde 4 dönümlük kısmı hiçbir şekilde kullanılamamaktadır. Kamulaştırmasız el atmaya ilişkin bedel davası mı açılması gerekir yoksa başka bir durum mu söz konusudur?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :260, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.enesteper, Tarih : 11-05-2022 09:45
Merhabalar meslektaşlarım, Talih UYAR hocamız iflastan sonra doğan ve masa alacağı niteliğinde olmayan alacakların İİK'nun 193. maddesindeki icra takibi yasağına tabi olmaksızın icra takibi başlatılabileceğini açıkça belirtse de bu konu hakkında yaptığım araştırmalar sonucunda herhangi bir içtihat bulamadım. Elinde bu konuya ilişkin olumlu veyahut olumsuz Yargıtay/BAM kararı olan meslektaşımız yardımcı olabilirse çok sevinirim. Şimdiden çok teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :245, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 10-05-2022 23:13
Merhabalar
Yurt dışında yaşayan aile TR'de tatil için rezervasyon yaptırıyor. Oda rezervasyonu ve acentedeki işlemler ailenin babası adına yapılmış.(elimde sadece voucher var faturaya ulaşamadı henüz müvekkil ) Ancak ödemenin bir kısmı tatile gitmeyen 3. şahıs hesabından havale ile kalan kısmı da annenin kartından yapılmış. Tatilde akrabaları vefat edince 2. gün dönmek zorunda kalmışlar ve durumu acenteye bildirmişler ancak acente kendilerinin otele ödeme yapmak zorunda kalmalarını gerekçe göstererek herhangi bir iade yapmamış. Acente tarafından rezervasyon aşamasında gönderilen sözleşmede ölüm halinde zorunlu masraflar dışındaki tutarların iade edileceği yazıyor. Dolayısıyla iade kısmında sorun yaşayacağımı sanmıyorum ama fatura elimde olmadığı için tereddüte düştüm. Ödemeler iki farklı kişi, rezervasyon baska bir kişi olunca davacı olarak kimi/kimleri göstermem doğru olur?
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :296, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.HsnOztrk, Tarih : 10-05-2022 15:29
Meslektaşlarım merhabalar. Herkese iyi çalışmalar diliyorum...

Yaşlı bir müvekkilimiz yaptığı ikinci evliliğinde, eşinin önceki çocuklarının varlığını sonradan öğrenmiş. Bu ergin üvey çocuklardan birinin müşterek hanede sürekli kalması nedeniyle, taraflar anlaşmazlığa düşüyorlar. Müvekkil yetişkin üvey çocuğa bakmak istemiyor, ayrı eve gitmesini istiyor. Müvekkilin ikinci eşi ise çocuğun ortak konutta kalmasını istiyor. Bu sebeple taraflar ayrılıyorlar. Şu aşamada müvekkil adına çekişmeli boşanma davası açacağız.

Bu hususta sormak istediğim:
Eşler yetişkin üvey çocuklarına bakmak zorunda mıdır? Yetişkin üvey çocuğun ortak konutta sürekli kalarak, ortak konuttan ayrılmaması ve bu sebeple taraflar arasında tartışmalar çıkmasına sebebiyet vermesi boşanma sebebi midir? Karşı tarafa kusur olarak yükletilebilir mi? Bu hususta Yargıtay kararı olanlar paylaşabilirlerse sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :340, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : buketoz, Tarih : 09-05-2022 18:52
Herkese kolay gelsin. Bir konuda fikirlerinize ihtiyacım var. 2018 yılında edinilmiş mallara katılım davası açtım. Kredilerle alınan sadece 1 adet ev var. Başkaca bir ortak malvarlığı yok. Hakim evin değeri konusunda uzlaşırsak değer tespiti için keşif vs yapılmasına gerek olmayacağını söyledi ve biz de her 2 taraf evin değerini 130.000 TL olarak belirledik Araya pandemi girdi, hakim raporlu oldu vs dava uzadıkça uzadı. 03.02.2020 tarihinde 50.745.50 TL katılma alacağımız olduğu yönünde karar geldi. Bir kredinin dikkate alınmadığını öne sürerek itiraz ettik. Son rapor 01.07.2021 tarihinde aynı rakamla geldi. 07.07.2021 de rapora itiraz etmediğimiz yönünde beyanda bulunduk. 23.09.2021 tarihli duruşmada tahkikatın bittiği ve sözlü yargılamaya geçildiği söylendi. Biz talebimiz doğrultusunda karar verilmesini talep ettik. Karşı taraf beyanda bulunmak için süre talep etti. Duruşma 02.11.2021'e ertelendi. O tarihte hakim raporlu olduğu için duruşma yapılmadı mazeret sunduk. Duruşma 22.02.2022 tarihine ertelendi. Bu arada Kasım ayında dolar fırlayınca gayrımenkul değerleri de fırladı. Karar duruşmasından önce bir dilekçe verdim ve 2019 yılında karşı tarafla anlaşmış olduğumuz değerin güncel değerlerin çok altında kaldığını bu yüzden yeniden evin değerinin tespit edilmesini talep ettim. Hakim de 23.09.2021de sözlü tahkikata geçildiğini, bilirkişi raporuna da itiraz edilmediğini gerekçe göstererek talebimi reddetti ve 50.745.50 TL katılma alacağımız olduğuna karar verdi. SORUM ŞU: Biz 130.000 TL'yi kabul ettiğimiz ve rapora itiraz etmediğimiz için için TMK 232 Mal rejiminin tasfiyesinde malın sürüm değeri esas alınır devre dışı mı kaldı? Yargıtay kararlarına göre taşınmazın karar tarihine en yakın belirlenen değeri dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir. Bizim davamızda 2 yıl önceki rapor esas alınarak hüküm kuruldu. Biz sözlü tahkikatta karar verilsin süre istemiyoruz dediğimiz için bu hakkımızı da mı kaybettik yoksa mahkeme bu durumu resen gözönüne almak zorunda mı? Şimdiden çok teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :233, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.semakeles, Tarih : 09-05-2022 14:24
Öncelikle iyi günler.
Müvekkilim cezaevinde iken aleyhine 14 adet senede dayalı olmak üzere 2017 yılında tek bir icra takibi açılıyor. Ancak senetlerin bir kısmı elden ödenmişken bir kısmı da senetlerin alacaklısının borçlu olduğu kişilere banka yoluyla gönderilmiştir. Müvekkil banka yoluyla yaptığı ödemelerin açıklamasında '... tarihli ... kişinin ...'na olan senet ödemesi' şeklinde açıklama da bulunmuştur. Bu şekilde ödeme yaptığı 7 adet senet vardır. Ancak söz konusu icra takibi başlatıldığında eşi aracılığı ile banka dekontlarını avukatına göndermesine rağmen; icra takibine itiraz edilmemiş, menfi tespit davası açılmamış ve müvekkilin eşi 2018 yılında borcu ödemek zorunda kalmıştır. Ödeme sonrası avukatları tarafından istirdat davası da açılmamış bu konular hakkında hiç bir bilgilendirme yapmamıştır. Ancak gelinen süreçte yani 2022 yılında dosya hala açık gözükmekte olup bir hafta önce yaptığımız talep sonrasında alacaklı tarafından haricen tahsil bildiriminde bulunulmuştur. Dosyadaki hacizler bu şekilde kaldırıldı ve dosya yeni kapatıldı.
Bu durumda istirdat davası süreci başlangıcı olarak; haricen tahsil bildirimi zamanı ya da senetleri icra dairesinden teslim alınması esas alınabilir mi? Araştırmalarımda 19.Hukuk Dairesinin 20.11.2019 tarihli 2018/290 esas sayılı dosyada verilen karar da ödemesi 1 yılı geçgin süre önce yapılmış icra konusu çek için; tahsil harcının yatırılıp aynı gün icradan alınan çek için sürenin bu olayın gerçekleştiği tarihte başladığına karar verilmiştir. Söz konusu olayda çek olduğu için mi farklı bir karar verildi ya da uygulama da bu şekilde mi oluyor? Bilgisi olan bir meslektaş yardımcı olursa sevinirim.
Eğer istirdat davası açma söz konusu değilse sebepsiz zenginleşme davasına gidilebilir mi? Burada da süre 2 yıl ama kanunen bu süre geri isteme hakkının olduğunu öğrendiği tarihten iki yıl. Müvekkilin ise böyle bir hukuki hakkı olduğunu yaptığımız görüşme sonrası öğrendi. Sizce başlangıç olarak bu süre öngörülebilir mi?

Bu hususta başka bir önerisi olabilirseniz çok sevinirim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :328, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avyagiz95, Tarih : 08-05-2022 20:03
Merhaba meslektaşlarım.

Borçluya iki adet icra takibi başlattık. Biri kesinleşti (18 Bin TL), diğerine itiraz edildi (71 Bin TL). Kesinleşen takipte borçlunun taşınmazına haciz konulamadan borçlu taşınmazı kardeşinin üzerine kaçırdı, tasarrufun iptali davası açtık kesinleşen icra takibi vesilesiyle, taşınmaza tedbir koydurduk. Muhtemelen satışın iptaline de karar verilecek. Buraya kadar problem yok.

Ancak, artık 71 bin TL'lik alacak için de itirazın iptali davası açmak istiyoruz. Ancak korkum şu, bu davayı açtığımızı gören borçlu, 18 Bin TL ödeyerek dosyayı kapatırsa Tasarrufun İptali davası düşüyor. Açacağımız itirazın iptali davasının da bir önemi kalmıyor bu durumda, çünkü söz konusu taşınmaz dışında tahsil kabiliyeti yok. Sonuç olarak kesinleşen takip borcunu ödeyip tasarrufun iptali davasını düşürürse tedbir de kalkıyor ve üçüncü kişi kardeşinin malı başkasına kaçırması da muhtemel oluyor itirazın iptali sonuçlanana kadar.

Sorum ise şu; itirazın iptalini açtığımda, şuan üçüncü kişi kardeşi üzerinde bulunan taşınmaza yukarıda durumdan ötürü ihtiyati tedbir isteyebilir miyim? Şimdiden teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :360, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04085302 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.