Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
Haber Ekleyin

Yazan : Av. Sıdıka Altınbilek, Tarih : Bugün 00:59
Bütün meslektaşlarıma selamlar,
Müvekkil adayım, 30 yıl önce, 2 ay süre ile bir iş yerinde çalışmış ancak işveren sigortasını yapmamış. Hizmet tespit davası açmış (5 yıllık hak düşürücü süreye rağmen)ancak tek başına yürütemeyeceğini düşünerek benden yardım istedi. Yargıtay kararlarını incelediğimde hak düşürücü sürenin istisnasından yararlana bilmek için kuruma 'prim bildirgesi, işe giriş bildirgesi vs.' gibi belgelerden en az birinin bildirilmiş olması şartını arıyor. Ancak bu belgeler varsa hak düşürücü süre dikkate alınmıyormuş. Dosyamızda bordrolu tanıklarımızdan başka delilimiz yok? Bana yardımcı olabileceğiniz yargıtay kararınız ve ya farklı bir yol bilen arkadaşların yardımcı olursa çok sevinirim. teşekkür ediyorum şimdiden.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :13, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : akrd61, Tarih : Dün 22:30
Değerli Meslektaşlar

1-Dava:Boşanma Davası

2-Davacı talep :Boşanma

3-Davalı Cevap dilekçesi :Boşanmanın reddi şayet kabul edilmez ise Nafaka(1200tl)+Maddi(50 bin tl)- Manevi (50 bin tl)Tazminat

3-Mahkeme:Boşanma KABUL+Manevi Tazminat Red+Maddi Tazminat 10 bin TL+Nafaka( karar kesinleşene kadar önceki 800 tl tedbir nafakasının devamına kesinleştikten sonra 1000 TL yoksulluk nafakasına

4-Davalı İstinaf: Kararının Nafaka,maddi-manevi tazminat kısmını

5-İstinaf Mahkemesi: Nafaka (1000 tl-her yıl ÜFE oranında artış) ,Manevi Red, Maddi (25 bin tl) Tazminat

6-Davalı Temyiz :Manevi ve Maddi Tazminat

7-Davacı Temyiz:Nafaka(ÜFE oranında artış kısmına),Maddi Tazminata

8-Yargıtay: Manevi (Onadı)- Maddi(Az Buldu Bozdu) Tazminat,Nafaka (Onadı)

9-İstinaf: Maddi (35 bin TL) Tazminat karar
bu karar kesinleşti.

Kararı tedbir nafakasının icrası için devam eden dosyaya ibraz edeceğiz.

Yargılama sürecini özetlediğim bu davada yoksulluk nafakası başlangıç tarihi hangi tarihtir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :28, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : vayvayva, Tarih : Dün 21:46
Meslektaşlarım merhaba,
Hemen konuya girmek istiyorum lakin biraz karışık sayılabilecek bir mesele var. Bir arsa var. Bu arsa 1994 yılında noterde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle maliklerden müteahhitlere veriliyor. İnşaat bitiyor ancak iskan alınmıyor ve herkesin tapuda belli miktarda payları oluyor. Sonra müteahhitlerden biri 1997 yılında yine noterde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ile müvekkile daire satıyor ve sözleşmede kat irtifakı kurulduktan sonra alıcının istediği zaman lehine verileceği ve diğer satış vaadi ibarelerle sözleşme tamamlanıyor. Sonrasında adi yazılı bir sözleşme ile tüm ücretlerin verildiği ve satılacak dairenin detaylı tanımının yapıldığı bir sözleşme imzalanıyor. Bundan sonra tapu devrine gelindiğinde borçlu devre yanaşmıyor ve yıllar sonra şimdi tapuda borçlunun aleyhine bir bankanın ipoteği olduğu görülüyor. Bunca yıl müvekkil fiilen daireyi kullanıyor ancak hala resmi bir durum yok. Bu arada imar affına tüm apartman başvuruyor. Şu an sonuçlar bekleniyor. Önemi olmadığını düşünüyorum ancak sözleşme tarihinde tapu devri sonrasında geri alınmak üzere kaydı koyulan 5.000.000 TL'lik bir senet müvekkilin eşi lehine düzenlenip müvekkile veriliyor.
Biraz karışık bir durum ve biz işin içinden pek çıkamadık. Şu durumda tüm zamanaşımı süreleri geçmiş ve ayrıca aleyhe ipotek ve benzeri durumlar var gibi görülüyor. Sizce bu noktada tapunun müvekkile devri için yapılabilecek bir şey var mıdır? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :29, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : d012uk, Tarih : Dün 21:19
Değerli Meslektaşlarım merhaba,
Karşılaştığım bir sorun ile ilgili olarak görüşlerinizi almak isterim.
İşe iade talepli davada yerel mahkeme davayı kabul ederek davacının işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminatları hesap hatası yaparak gerekçeli karara yazmıştır. Şöyle ki gerekçeli kararda;
Boşta geçen süre ücretini 4x10 = 80 TL
İşe başlatmama tazminatını 4x10 = 20 TL şeklinde yazılmıştır.

Bu hesap hatası tarafımızca fark edilmemiş, davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırarak,
boşta geçen süre ücretini 4x10=40 TL olarak düzeltmiş ancak işe başlatmama tazminatını davalı tarafın usulen kazanılmış hakkı olduğu gerekçesi ile 4x10=20 TL olarak bırakmıştır.

Bu karar için açık hesap hatası olması nedeniyle ve maddi hatanın usuli kazanılmış hak oluşturmayacağını da belirterek tavzih talebinde bulunduk. Talebimiz hakkında henüz bir karar verilmedi.Sizlerin bu durum ile ilgili fikirlerinizi almak isterim. İyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :20, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : bilişimhukukuavukatı, Tarih : Dün 14:57
Saygıdeğer meslektaşlarım ve hukukçular,

Müvekkilin kambiyo alacaklısı olduğu borçluya takip başlattık, akabinde borçlunun bir işyerinde sigorta kaydı olmaksızın çalıştığını haricen öğrendik, söz konusu işyerine maaş haczi müzekkeresi gönderdim, cevap gelmedi. Yaklaşık 1 ay sonra tekit müzekkeresi gönderdik buna da bir cevap gelmedi. Akabinde İİK 356 gereğince borçlunun TC kimlik nosunun bağlı olduğu odadan celbi ile dosyaya borçlu kaydını yaptık. Şimdi öğrendiğim üzere borçlu işten ayrılmış, haciz yapmamın önünde (çalıştığı süre boyunca yapılması gereken kesintiler oranınca) bir engel var mıdır. Sigorta kaydının olmaması bir sorun doğurur mu?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :51, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.enesteper, Tarih : Dün 13:29
İyi günler meslektaşlarım;

Yürüttüğümüz ortaklığın giderilmesi dava dosyasında yer alan veraset ilamında müvekkilimizin payı 1/12 şeklinde tespit edilmiştir. Fakat müvekkilimizce bazı mirasçılar arasında yazılı bir şekilde (Bilindiği üzere elbirliği mülkiyetinde mirasçılar kendi aralarında yazılı bir şekilde miras payı devri işlemi tesis edebiliyorlar.) miras hissesinin devri gerçekleştirilmiş olup bunun doğrultusunda dava konusu taşınmazlarda müvekkilimize düşen metrekare, taşınmazın 2/3'üne tekabül etmektedir.

Tarafımızca, veraset ilamı doğrultusunda değil dava konusu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının esas alınarak satış bedelinin paylaştırılması gerektiği belirtilse de yerel mahkeme dava konusu taşınmazlar üzerinde elbirliği mülkiyet olduğundan satış bedelinin veraset ilamı doğrultusunda paylaştırılması gerektiği yönünde karar verdi.

Bu karara karşı nasıl bir yol izlenmesi gerekiyor, istinaf yoluna gitmek mi daha doğru yoksa başka bir süreç mi yürütülmesi gerekiyor tam emin olamadım meslektaşlarım bu konu hakkında yardımcı olursanız çok sevinirim. İyi çalışmalar diliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :54, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sailor1981, Tarih : 14-01-2021 20:44
Av.Talih Uyar ihtiyati haciz ile alakalı bir makalalesinde aşağıdaki karar özet verilmiş,ancak kararın esas/karar bilgisi mevcut değildir, kararın tam metni için yardımlarınızı bekliyorum, peşinen teşekkürler.



İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkeme sinden alınmış olan ihtiyati haciz kararının K.çekmece icra dairesine ibraz edilerek infazının istenebilecegini,icra takibinin başlamasından sonra ihtiyati haciz kararı alınmış olması halinde, alacaklının yeniden takip talebinde bulunmasına gerek bulunmadığını....
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :136, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : bersu, Tarih : 14-01-2021 19:23
Değerli meslektaşlarım,

Borçlunun gayrimenkulü haczedildi, 103 davetiyesi gönderildi, kıymet takdiri yapıldı ve borçluya gönderildi. Akabinde itiraz olmadığından taşınmazın satışı talep edildi.

Ancak borçlu yurt dışında yaşadığı için kıymet takdiri raporunun tebligatı aşamasında satış avansını yatırmadığımızdan haczimiz düştü ve satış talebimiz reddedildi. Hacmizi yenileyerek borçluya tekrar 103 davetiyesi gönderdik. Fakat yaklaşık 6 aydır konsolosluktan icra dosyasına borçluya tebligat yapıldığında dair bir dönüş olmadı ve kıymet takdiri raporumuzun süresinin dolmasına 1 aydan az süre kaldı.

Bir çıkar yol bulamadık, 103 davetiyesinden cevap beklemeyip doğrudan kıymet takdiri raporunu göndersek kabul görür mü? Ya da yurt dışındaki borçluya tebligat süreci ile ilgili deneyimi olan meslektaşım varsa yardımlarını bekliyorum. Ne yazık ki icra müdürü de bu konuda yardımcı olamıyor,,,
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :137, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Maeglin, Tarih : 13-01-2021 00:00
Sayın meslektaşlarım,

Henüz vergi açılışı yapmadım, bir işci işveren uyuşmazlığında sözlü ikale ile uyuşmazlığı sonladırma ya da fesih beyanında bulunma gibi dava dışı işlemler için başka bir vergi açılışı olan av. arkadaşımla birlikte vekalet alabilir miyim ? Muhtemelen hayır cevap Sigortalı çalışan avukatların alabildiğini araştırma sonucu öğrendim fakat sigortamda yok vergi açılışı yapmadan alınabiliyorsa dava dışı bu işlerin cezası bana nasıl yansır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :388, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gençavukat123, Tarih : 12-01-2021 15:56
Sayın meslektaşlarım merhabalar, kolay gelsin.
Şöyle bir durum ile karşı karşıyayım. müvekkilime ait telefon hattı üzerinden eski kocasına hakaret ve tehdit içerikli mesajlar atılıyor. Ancak mesajları kendisi değil 13 yaşındaki oğlu atıyor. Ve annesinden bu mesajları kendisinin attığını gizliyor. Eski koca şikayetçi oluyor. Kolluk aşamasında kadın mesajları kendisinin atmadığını ancak ablasının atmış olabileceğini söylüyor. Daha sonradan öğreniyor ki mesajları oğlu atmış. Mahkemede oğlunun attığını bunu sonradan öğrendiğini söylüyor. Bir sonraki celsede oğlu dinlenmiş ve mesajları kendisinin attığını söylemiştir. Bu tür bir durumla karşılaşmış ve beraat kararı almış meslektaşlarım var mıdır? yada buna benzer yargıtay kararı paylaşırsanız sevirim.. şimdiden teşekkürler..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :376, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : taşralıavukat, Tarih : 12-01-2021 12:20
İyi günler değerli meslektaşlarım,

Kooperatif üyesi olan ve aidatlarını düzgün şekilde ödeyen müvekkilim üst üste 2 defa kooperatiften ihraç edilip ihraç kararı haksız bulununca tekrar kooperatif üyeliğine geri döndü ancak yerine alınan üyeye tapusu devredildi. Üyeliğe geri döndükten sonra müvekkilimden hiçbir aidat talebi olmadı ve genel kurulların hiçbirine çağırılmadı. Terditli dava açma düşüncesindeyim Tapu iptal ve tescil eğer mümkün değilse tazminat davası şeklinde, ancak ödemelerin tamamlanmamış olması ve kooperatif mülkiyetinde olmaması sebebiyle tereddütteyim. Konuyla ilgili bilgi ve karar paylaşabilirseniz minnettar olurum. Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :375, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : blackneck, Tarih : 11-01-2021 17:46
İyi günler,
Müvekkil çocuğuna 2014 den beri nafaka ödemektedir. Kız çocunu 08/08/2018 tarihinde evlenmiş, müvekkil icra dairesine nafakanın kaldırılması için dilekçe vermiş ama cevap alamamıştır.Nafakanın kaldırılması davası açacağım, çocuğa evlendiği günden itibaren ödenen nafakaların faizli ile iadesini talep edebilir miyim?Talep edebiliyorsam eğer ödenen miktarı tam bilemiyorum belirsiz alacak davası şeklinde açabilir miyim? Konu ile ilgili yargıtay kararı mevcut ise paylaşırsanız sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :441, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.sevilay.ylcu, Tarih : 11-01-2021 17:23
Sayın meslektaşlarım öncelikle iyi akşamlar.
Bahse konu soru hakkında uzun araştırmalar yapmama rağmen bir sonuca ulaşabilmiş değilim. Konuyu özetle anlatacak olursam;
- 640 sayılı KHK’nın 40. Maddesi ile Gümrük Muhafaza Memurları için emeklilik yaşı 55 olarak düzenlenmiş olup, bu düzenleme karşısında birçok kişi kurum tarafından emekliye ayrılmıştır. Ancak KHK’nın 40. Maddesi yürürlükten kaldırılmış ve yerine de ikâme bir düzenleme getirilmemiş böylece Gümrük Muhafaza Memurları ve Gümrük Muhafaza kısım Amirleri 5434 s. Kanuna tabi olduklarından; emeklilik yaşları 65 yaş olarak kabul edilmiştir.
Şu an bu durumda bulunan bir müvekkil görüşmesi gerçekleştirdim, SGK bilgilerinde 65 yaşa tabi olup 2026 yılına kadar çalışabileceği yazıyor. Ancak bu durumda nasıl bir yol izlememiz gerekiyor? Kurum tarafından KHK’ya dayanılarak yapılan bir emeklilik var, şu an mevcut düzenleme 65 yaşa kadar çalışmaya imkan tanıyor. Kişi çalışma imkanı olması sebebiyle kuruma dönmek istiyor. Konuya ilişkin hiçbir karar bulamadım. Kıymetli fikirlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :514, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : symara, Tarih : 11-01-2021 10:44
Herkese merhaba,

Açılmış olan bir evcil hayvanın iadesi davasında davacı olarak biz hayvanın iadesini talep ettik, karşı tarafa bağışlanmadığını sadece emanet edildiğini söyledik. Davalı ise bir bağışlama yapıldığını iddia etmektedir.

Davayı açarken hayvanın satın alınmasına ilişkin makbuz üzerinden de davayı harçlandırdık. Mahkeme hayvanın değerini bilirkişiye hesaplattırdı ve harçlandırılan tutardan yüksek bir meblağ çıktı.

Dava dilekçesinde sadece iade talep edildi kabul olmaması halinde bir alacak istenilmedi.

Bu durumda nispi olarak harçlandırıldığı için hali hazırda alacak talebini de içerir mi yoksa ıslah edilmesi mi gerekir? Ancak ıslah ile alacak talep edilmesi durumunda da talep sonucunun değiştirilmesi sorunu ortaya çıkıyor.

Değerli görüşlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.

İyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :492, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Adalet1903, Tarih : 10-01-2021 02:51
Merhaba Sayın Meslektaşlarım;

Dini konuda yayımlanmış yazılı eserleri ve sohbetleri olan murisin telif haklarını yasal mirasçılar 3. bir şahsa devretmek istiyor.

yasal mirasçılar kendilerine intikal eden telif hakkını 3. bir şahsa devrederken nasıl bir yol izlemelidir ?

yasal mirasçılar telif hakları konusunda herhangi bir intikal beyannamesinde bulunmadan kendiliğinden telif haklarına sahip olarak bu haklarını 3. bir şahsa devredebilir mi ?

Saygılarımla ,
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :599, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : lawyersoylu, Tarih : 09-01-2021 14:08
Merhaba sayın meslektaşlarım.

Sorum öncesinde durumu. maddeler halinde özetlemeye çalışacağım:

1- Müvekkilin arsasındaki kiracı hakkında açmış olduğu tahliye davası müvekkil lehine sonuçlanmıştır.

2- Davada kira alacağına ilişkin bir talep olmayıp yalnızca tahliye talep edilmiştir.

3- Kiracı kararı istinaf ederek 3 aylık kira bedelini teminat olarak yatırmış ve tehiri icra kararı almıştır.

4- Dosya istinaftayken kiracı kira borçlarını ödememiş ve kiralananı boşaltmıştır.

5- Bu dönemde biriken kira alacaklarına ilişkin yaptığımız takiplere kiracı tarafından itiraz edilmiş olup halihazırda kesinleşmiş bir kira alacağımız bulunmamaktadır. (itirazın iptali davasında mahkemeden teminat üzerine tedbir koyulmasını talep ettik ancak talebimiz reddoldu.)

Bu durumda sorum şu: tehiri icra için yatırılmış olan teminat; kararın onanması halinde davalı kiracıya mı ödenir yoksa davacı müvekkile mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :663, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : tugbay, Tarih : 08-01-2021 20:23
Merhaba öncelikle yardımcı olacak tüm meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ederim. Açmayı düşündüğümüz bir davada APKİS (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi) sonucu 20 dairelik bir apartman yapılıyor. Arsa sahiplerine 8 daire, müteahhite 12 daire olarak anlaşma sağlanıyor. Kat paylaşımı yapılan kısımda değil de, sözleşmenin "teknik kısımlar" başlığı altında "Kattan ve kottan çıkacak bağımsız bölümler müteahhite ait olacaktır" şeklinde bir ifade bulunmaktadır. Müteahhit de binanın alt katında 200 metrekareye yakın bir yer yapıp, bu bağımsız bölümün tapusunu üzerine almış. Sözleşmenin üzerinden 5 sene geçmiş. Arsa sahipleri dava açmak istiyor, bu bağımsız bölüm de hakları olmasi gerektiğini söylüyor. Artı olarak müteahhit burada kahvehane açmak gibi işlere kalkışıyor. Benim sormak istediklerim;
1- Apkis'de böyle bir cümle varken, müteahhitin tapusunu üzerine yaptığı bağımsız alan da arsa sahipleri hak iddia edebilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :656, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat.fks, Tarih : 08-01-2021 14:09
Merhaba meslektaşlarım;
Miras bırakan vefat etmeden 2 yıl önce gelini kredi çeksin diyr kendi taşınmazlarını ipotek ettirmiş. Borç ödenmeyince banka icra takibine geçmiş (ipoteğin paraya cevrilmesi yoluyla). Miras bırakan 3 yıl önce ölmüş mirasçılık belgesi bu yıl çıkarılmış ve 5 mirasçıya borçlu olarak eklenmeleri için mutıra gönderilmiş. Aynı zamanda miras bırakanın tüm malvarlığına haciz konulmuş, sadece ipotekli taşınmazlara değil. Dosyada sadece ipotekli taşınmazlarıyla değil tüm malvarlığıyla sorumlu görünüyor. İpotek sözleşmesinde ise tüm malvarlığıyla sorumlu olacağına ilişkin bir madde yok. Miras bırakanın mal varlığı borcu karşılamaya yetmeyecek.

Bu durumda 5 mirasçının hükmen reddin tespiti davası açması ve aynı zamanda miras bırakanın borçtan sorumluluğunun ipotekli taşınmazla sınırlı tutulması gerekirken tüm malvarlığıyla sorumlu tutulmasından dolayı memur işlemini şikayet etmek gerektiğini düşünüyorum. Doğru mu düşünüyorum, nasıl bir yol izlenmeli fikirlerinizi merak ediyorum.

Bir de avukatlık ücret sözleşmesi yaparken 5 mirasçı adına asliye hukuk mahkemesinde tek bir işlem yapılacağından 5 müvekkilden aaüt ne göre toplamda 4080 tl mi talep etmek gerekiyor yoksa kişi başı mı?

Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :667, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 07-01-2021 22:12
14 daire var.müteahhit kendi payına düşen tüm daireleri satmış.arsa sahipleri de kendi dairelerinde oturuyorlar.müteahhit bazı ortak kullanımla ilgili işleri yapmamış ve iskan da almmamış.sözleşmede son dairenin iskandan sonra satış yetkisinin verileceği şartı var ama arsa sahipleri bun dikkat etmeden tüm yetkiyi önceden vermişler.müteahhitte tüm daireleri satmış.
bu durmda nama ifa talepli dav açabilir miyiz?son satılan daireyi iptal ettirip satışını isteyip ordan elde dilecek gelirle iskan alma talepli dava açma olanağımız var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :619, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Burak K., Tarih : 07-01-2021 17:53
Herkese iyi çalışmalar diliyorum. Konuyla alakalı saatlerdir yargıtay kararı araştırmama rağmen tam bir sonuç elde edemedim. Fakat akıl ve mantığıma yatmayan bir durum var, yardımlarınızı ve fikirlerinizi alabilirsem çok mutlu olurum.

İştirak nafakası çocuğun eğitim ve öğrenim giderleri de göz önünde bulundurularak belirlenen bir nafaka türüyse nafaka borçlusu eski eşin eğitim ücretini ödemesi neden iştirak nafakasından mahsup edilmez anlayabilmiş değilim. Zira Yargıtayın 2010 yılında vermiş olduğu bir kararda yapılan banka ödemelerinde açıklama kısmına açıkça nafaka ödemesi ibaresinin yazılmasının isabetsiz ve hak kaybına yol açacağı görüşü üzerinde durmuş ve 2008 tarihli kararın aksi yönde bir karar vermiştir. Fakat eğitim giderleriyle ilgili herhangi bir konuya değinmemiştir.

Söylemimi maruz görün. Yanlış düşünüyor olabilirim ama bana saçma geliyor. Müvekkil, 250 TL olarak belirlenen nafaka ücreti karşılığında çocuğunun her yıl 11.000 TL eğitim ücretini yatırmış, zaman zaman eski eşine ve kızına harçlık adı altında para göndermiş, eski eşinin telefon faturalarını eski eşinin ricası üzerine ödemiş. Ee sonuç olarak bunlar ahlaki ödeme, nafakaya ilişkin değil demek hakkaniyete uygun mudur? Hak kaybına yol açmaz mı? Fikir ve görüşlerinizi varsa bu yönde olumlu olan yargıtay kararlarını paylaşmanızı önemle rica ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :600, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06786299 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.