Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
Haber Ekleyin

Yazan : Av.PelinKilic, Tarih : Bugün 00:15
Merhaba meslektaşlarım bir sorum olacak, bir şekilde TÜRK anne ve babası ile soybağı olmayan YABANCI bir kişi şayet soybağını kurmak için yine Türk olan kardeşinden DNA alınarak soybağı kurulduktan sonra türk vatandaşlığı kendiliğinden mi kazanır veya kazanabilir mi? Hangi davayı açmalıyım ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :42, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.enesturhan, Tarih : Dün 20:34
Merhaba iyi günler sevgili meslektaşlarım.
Eski yöneticinin yaptığı usulsüz işlemler nedeniyle yönetimi devralan ve eski yöneticiyi ibra etmemiş olan yeni yönetim sorumlu olur mu ?
Eski yönetici apartmana kapıcı almış ancak sözleşme yapmamış, sigorta yapmamış, ücretini elden ödemiş vs. Bu durumda bu kapıcının açacağı iş hukukuna özgü hizmet tespit vs. davalar, prim borçlarından yeni yönetimce bağlayıcı olur mu ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :76, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.duygukan, Tarih : Dün 20:09
Merhaba meslektaşlarım, müvekkillerim evlat edinmenin TMK’da belirtilen yaş şartlarını ve çocuğun 1 yıllık süre boyunca bakılmasına ilişkin kriterleri taşımaktadır. Ancak TMK’ya göre çocuğun evlat edinilebilmesi için anne ve babasının rızası aranmaktadır. Müvekkillerim gerekli koşulları taşımakta ve yaklaşık 2 yıldır çocuğun koruyucu ailesi olarak çocuğa bakmaktadır. Çocuğun biyolojik babası ile nüfus kaydı tesis edilememiş. Çocuk annenin nüfusuna ve soyadına kayıtlı. Açacağımız velayet davasında, hakim annenin rızasının bulunup bulunmadığını soracaktır. Biz de TMK md.312’ye göre annenin yükümlülüklerini ağır derecede ihlal ettiğini belirterek rızasının alınmasının gerekmediğini ileri süreceğiz. Anne çocuğunu kuruma verdikten sonra hiç gelip görmemiş. Uygulamada bu şekilde bir dava ile karşılan meslektaşımız var mıdır? Annenin yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiamız mahkeme tarafından kabul edilebilir mi? Teşekkür ederim şimdiden.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :31, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Ahmet ÖZDEMİR, Tarih : Dün 19:02
Değerli meslektaşlarım, müvekkil adayı 9 kardeşler babaları zamanında kamu arazisine gecekondu dikiyor. Yerin hala daha tapusu bulunmamaktadır. Baba ölüyor geriye anne kalıyor. Anne alzaimer hastalığı geçiriyor ve huzur evine yolluyorlar. Kardeşlerden birisi müvekkil dahil diğer kardeşlere haber vermeden annesinin vasiliğini üzerine alıyor ve bu gecekonduda oturmaya başlıyor. Çevre şehirciliğe müvekkil gittiğinde bilgi alamasa bile evrakların içinde bu kardeşin resminin ve imzalı evrakların olduğunu görüyor. Müvekkilim ve kardeşleri de bu husus ile alakalı çözüm istiyorlar. Daha önce böyle bir hukuksal uyuşmazlıkla karşılaşan oldu mu? Önerileriniz ve yapılabilecekler nelerdir? Şimdiden çok teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :55, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Maeglin, Tarih : Dün 16:40
Müvekkil pandemi döneminde tam zamanlı kapanma yapan işyerinden(otel) kısa çalışma ödeneği alıp aynı zamanda 2. Bir işte sigortasız çalışmıştır. Buna müteakiben İşveren sözleşme-
sini haklı nedenle fesh etti. Bu hususu mahkemede kanıtlama konusunda; işveren vekili , tanık olarak satın alma departmanı çalışanlarının otelcilik sektöründe ki diğer otellerle yakın ilişkisinin olduğunu ve bu doğrultuda ispat edebilceklerini ayrıca şuan otellerinde sigortalı çalışan olmasa da bir dönem çalışmış bir tanığın olduğunu söyledi. Müvekkil öyle bir tanığın olamıyacağı iddiasında bu davanın kazanılma ihtimali vae mı sizce ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :67, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avemreguven, Tarih : Dün 16:38
Müvekkil tarafından x isimli şirket 05.08.2020 tarihinde ticaret siciline bildirilerek kurulmuştur. Ancak başka bir şahıs tarafından 16.09.2020 başvuru tarihiyle şirketin x isminin hakkı alınmıştır. Bu durumda müvekkil bu x şirket ismiyle ticarete devam edebilir mi ? Ederse herhangi bir cezai sorumumluluk altına girer mi ? Ya da herhangi bir şekilde bir dava açılıp bu isim hakkı alınabilir mi ?
Alternatif bir çözüm olarak isim değişikliğine gitmeyi düşünüyorlar ancak başvuru sonucu onaylanmamış bir kredileri mevcut bu isim değişikliğinden sonra kredi başvurusu kaldığı yerden devam mı eder tüm aşamalara tekrar başlamak gerekir mi. Yorumlarıyla katkı sağlayacak tüm meslektaşlarıma şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :49, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sebastian, Tarih : Dün 15:24
Merhaba Meslektaşlarım;

Borçlu şirketin sahibi olduğu taşınmazda oturan kiracı şahsın bilgilerini Site Yönetimine müzekkere ile soruldu ve kiracının bilgileri icra dosyasına bildirildi.
Akabinde borçlu şirketin kira alacakları için kiracıya 89/1 gönderdik, süresinde cevap vermediği 89/2 gönderdik. Bu sefer kiracı 89/2'ye itiraz ederek; KİRA BEDELLERİNİ PEŞİNEN ÖDEMİŞ OLMAM SEBEBİYLE, BORCUM BULUNMAMAKTADIR. BU SEBEPLE İTİRAZ EDİYORUM diyerek itirazda bulundu.

Alacaklı vekili olarak bundan sonra bu konuda, borçlu şirkete veya kiracıya karşı ne işlem yapabilirim, kira bedellerinin peşinen ödenmiş olma iddiası inandırıcı gelmedi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :65, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.h.a, Tarih : Dün 14:46
Merhaba
Alacaklı olduğumuz icra dosyanın borçlusu, bizden alacaklı olduğu bedel için ayrı bir takip başlatıp , alacağımıza 2018 yılında haciz koyuyor.
Borçlumuz tarafından başlatılan takip 2021 yılında takipsizlikten dolayı kapanmış durumda.
Alacağımız , Alacaklı olduğumuz icra dosyasına yatırılıyor ve icra müdürlüğü ödeme için, alacağımıza haciz koymuş olan icra müdürlüğüne, ödeme yapılacağından bahisle dosya akıbetini soruyor 10 gün gibi bir süre cevap gelmeyince de, alacaklı olduğumuz dosyanın icra müdürlüğü, alacağımıza haciz konulmuş olan dosyaya- takipsizlik sebebi ile kapalı durumda olmasına rağmen ödeme yapıyor.
açıklanan durum hukuka uygun mudur.
Takipsizlik ile düşmüş olan dosyaya , alacağımıza 2018 yılında koyduğu haciz sebebi ile icra müdürlüğünce ödeme yapılabilir mi ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :63, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.MustafaCOŞKUN, Tarih : Dün 12:02
Merhaba,
Kat irtifakı kurulu bir taşınmazda bağımsız bölümlerden birinin 1/2 hisse oranlı iki maliki var. Bağımsız bölüm paylı mülkiyete tabi yani. Fakat bu bağımsız bölümde maliklerden birisi oturuyor, yalnızca oturan malik kullanıyor.

Binanın ortak kullanım alanındaki bir arızanın bu bağımsız bölüme zarar vermesi durumunda zara gören bağımsız bölümde oturan, onu tek başına kullanan malik tek başına dava açabilir mi ?

Bağımsız bölümde oturan malikin tek başına dava açması durumunda diğer malik davaya davacı yanında dahil edilebilir mi ?

Saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :85, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : brcgl, Tarih : Dün 11:30
Anlaşmalı boşanma davacı ile müşterek konutun çocuklara devri kararlaştırılmış ancak tapu müdürlüğünde satış gibi harca tabi tutulmuştur, gerekçe olarak da bu madde ileri sürülmektedir:

a) (Değişik: 4/12/1985-3239/96-B md.) Gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden (cebrî icra ve şüyuun izalesi hallerinde satış bedeli, istimlaklerde takdir edilen bedel üzerinden) devir eden ve devir alan için ayrı ayrı,
harç alınır demektedir. Oysa ki burada Mahkeme ilamına dayanıyoruz.

Kaldı ki tarafların protokol ile birbirlerine yaptığı taşınmaz devri harca tabi değilken çocuklar için bu şekilde harç uygulanması doğru değil diye düşünüyorum ancak yasal dayanağını bulamadım. Aksi yönde uygulama yapan meslektaş var mıdır? Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :71, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.enesteper, Tarih : Dün 08:58
İyi çalışmalar meslektaşlarım,

Müvekkilimiz internette gördüğü bir aracı satın almak için noter huzurda yetkilendirilmiş vekil ile iletişime geçiyor ve aracın satışı konusunda vekil ile anlaşıyor. Bunun üzerine müvekkilimiz araç satış bedelini vekilin hesabına gönderiyor(dekontlar mevcut). Daha sonradan taraflar aracın devri işlemleri için notere gittiklerinde araç üzerinde rehin olduğundan dolayı devir yapılamıyor ve vekil ben rehini kaldırıp geleceğim diyerek noterden ayrılıyor. Biraz zaman geçtikten sonra müvekkilimiz vekili arıyor ancak vekil telefonlarını kapattığı için kendisine ulaşılamıyor.

Yapılan bu işlemden dolayı vekalet verene karşı sebepsiz zenginleşme davası açılabilir mi meslektaşlarım. Sonuçta müvekkilimiz vekaletnameye güvenerek işlem tesis etme niyetine giriyor. Konuya ilişkin olumlu ya da olumsuz görüşlerinizi ve somut olaya benzer nitelikte elinizde Yargıtay kararı varsa bunu benimle paylaşabilirseniz çok sevinirim sayın meslektaşlarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :99, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : duyguuozcann, Tarih : 26-01-2021 17:20
Merhabalar. Vergi hukukundan hiç anlamıyorum daha önce de hiçbir işlemim olmadı. Müvekkil istediği için yapmaya karar verdim.
Müvekkile defterlerinin usulsüz tuttuğundan resen vergi tarhı işlemi yapılmış. Ve yüksek olan kdvsi düşürülmüş.
Biz iddia ediyoruz ki bizim defterlerimiz tam ve usulsüzlük yok. O yüzden bu işleme itiraz etmek istiyorum. Bununla ilgili dilekçeniz var mı acaba ? En azından esinlenmiş olurum. Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :154, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sulcet, Tarih : 26-01-2021 14:28
Merhaba Meslektaşlarım,
Müvekkilim kredi çekmiş ve hayat sigortası yaptırmış. Ancak kredi devam ederken kalp krizi nedeniyle vefat etmiş. Bankanın baskısı üzerine ve banka tarfından başlatılan icra takibi sonucu mirasçılar icra dairesine ödemeyi yapmış.
Ben şuan bankaya mı dava açmalıyım sigortaya mı?
ve davamın türü ne olmalı karar veremedm
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :64, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : furugferruhzad, Tarih : 26-01-2021 14:08
Kısa kararda hükmedilecek vekalet ücretinin gösterilmemiş;kısa kararda davanın kabulüne ...tl yargılama giderinin davalıdan alınmasına ve sair hususların gerekçeli kararda ele alınmasına denilmiştir.Bu husus adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde sayılabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :183, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : lawden, Tarih : 26-01-2021 11:19
Merhabalar öncelikle. Aranıza görece yeni katılmış bir meslektaşınızım. Aktif olarak CMK yapmaktayım ve ilk çocuk ağır ceza dosyamı aldım. Bu hususta siz değerli forum üyelerinin görüşlerine ihtiyacım var. Dosya içeriği genel olarak çocuğun cinsel istismarına ilişkin. sanık 16 mağdure ise 14 yaşında rızai ilişkiye giriyorlar birkaç kez. Fakat mağdure yaşını 16 olarak tanıtmakta ve sanık ssç de dış görünüşü itibariyle buna onay vermektedir. Aile durumu öğrenmiş ve şikayetçi olmuşlardır. Süreç içerisinde hem aile hem de mağdure şikayetinden vazgeçmiştir ve fakat dava kamu davasına dönüşmüştür. Dosya içeriğinde tanık beyanları da mağdurenin yaş olarak 14 değil 16 hatta 17 gösterdiğine ilişkindir. Ortada şikayeti için pişman bir mağdur ve aile vardır fakat belirttiğim gibi artık kamu davasına dönüşmüştür. Bu hususta ne yönde bir savunma yapmam gerekir yargıtay kararları ışığında. Yardımlarınız için şimdiden teşekkürlerimi borç bilirim, herkese iyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :65, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Batuhan Gürsoy, Tarih : 26-01-2021 10:16
Değerli meslek büyüklerim merhabalar. Karşılıklı olarak açılan boşanma davasının reddinden 3 sene sonra açılan karşılıklı boşanma davasının görülmesi sırasında kusur durumuyla ilgili bir sorum olacaktı. Okumuş olduğum Yargıtay kararlarında ilk açılan boşanma davasının reddine karar verilmesi durumunda 3 sene sonra açılacak olan boşanma davasında, ilk davayı açan eşin kusurlu kabul edildiğini okumuştum. Hali hazırda karşılıklı olarak açılan boşanma davasının reddedilmesinden 3 sene sonra yeniden açılan boşanma davası ve karşı davanın birleştirilmesinde kusur tespiti yapılırken ilk boşanma davasını açan eş mi kusurlu kabul edilir yoksa ilk boşanma davası da karşılıklı olduğu ve reddedildiği için taraflar eşit olarak kusurlu mu görülür ? Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. İyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :184, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : asenad, Tarih : 26-01-2021 09:46
Merhabalar, müvekkil ve eşi 47 sene önce evlenmişler fakat bu evlilikten müşterek çocukları olmamış. Erkek eş evlilik birliği içerisindeyken, kadın eşin bilgisi dahilinde, başka bir kadından 3 tane çocuk sahibi olmuş ve bu çocukları resmiyette devam eden evliliği üzerine kayıt ettirmiş. Erkek eş vefat etmiş, kadın eş ise hem anne üzerinden yeniden mirasçı olmalarını istemediği için hem de evlat edinmek istediği için nüfus kütüğünün değiştirilerek aslında müşterek olmayan fakat resmiyette müşterek olan ve annesi olarak görünen 3 çocuğu kütüğünden çıkarmak istiyor.

1. Bu hususta açılabilecek bir nüfus kütüğünün düzeltilmesi davası var mıdır? Var ise görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi mi olacaktır?
2. Eğer dava açılabilir ise, davalı taraf kim veya kimler olmalıdır? Hasımsız olabilmesi de ihtimal dahilinde midir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :187, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Juan, Tarih : 26-01-2021 01:32
Merhaba meslektaşlarım. Bir ceza davasında gerekçeli karar düzenleniyor. Karar lehimize. Ancak suç eşe karşı kasten yaralama olmasına rağmen kararda eşe karşı SİLAHLA kasten yaralama yazılmış. Ancak cümlenin devamında sevk maddeleri doğru yazılmış ve silahla yaralama bendi yok normal olarak.Kararın başka yerlerinde de düzgün (eşe karşı kasten yaralama). Dosyada basit yargılama usulü uygulandı.

Şimdi, bunun düzeltilmemesi aleyhimize bir sonuç doğurur mu? Düzelttirmemiz gerekse bu itiraz ettiğimiz anlamına gelip genel usulde yargılama yapılmasına sebep olur mu? Teşekkür ederim.

"Şüpheli .... hakkında müşteki .....' a karşı silahla eşe karşı kasten yaralama ve tehdit suçlarından 5237 sayılı TCK'nın 86/2,3-a, 106/1-1.cümle,53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır." Cümle bu şekilde. Ancak dosyada hiçbir şekilde silah yok, böyle bir iddia da yok.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :289, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : yeniavukattttt58, Tarih : 25-01-2021 20:14
herkese merhabalar saygılar meslektaşlarım.
ufacık bir sorum olucaktı cevaplarsanız çok mutlu edersiniz
müvekkilim resmi nikah mevcut olmadan birliktelik yaşıyor (imam nikahı var) şuanda da birlikteler üşterek çocukları oluyor. noterden yurtdışına çıkartmak için karşı tarafla muvafakatname düzenlemişler süresiz olarak. bu durumda müvekkilim çocuğu yurt dışına çıkarırsa kaçırma ihtimalinden korkuyor. muvafakatnameyi nasıl iptal ettirebiliriz. mahkemeden yurtdışına çıkma yasağı isteyebilir miyiz?
şimdiden çok teşekkür ediyorummm
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :263, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Saulgoodman, Tarih : 25-01-2021 19:18
Vasi olarak atanan baba araç satışında sulh hukuk mahkemesinden mi Aile mahkemesinden mi izin alınmalı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :281, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06832194 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.