Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
Haber Ekleyin

Yazan : guney1988, Tarih : Bugün 17:58
Merhabalar
Kiracı ve kiraya veren aralarında anlaşarak süresi bitmeden sözleşmeyi feshedecek. Aralarında sözlü olarak bu anlaşmaya varılsa da yazılı kısımda kiracıya avukatımla halledin demiş. Anahtar tesliminde kiraya veren dışında (güvenlik, komşu, emlakçı vb. ) kişilere tesliminin geçerli olmadığını ve sözleşme feshinin gerçekleşmediğini biliyorum. Kiraya veren vekilinin genel dava vekaleti var bu durumda fesih ve teslim alma yetkisi var mıdır bunun için özel yetki gerekir mi ?
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :25, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : lawislife, Tarih : Bugün 16:36
Herkese kolay gelsin. İlk defa işçi alacağına ilişkin dava açacağım. Ancak alacaklar belirsiz alacak olarak mı kısmi dava olarak mı dava edilmeli kararsız kaldım.içtihatlarda da kararsızlık var usulden red yemek istemem üstadlarım görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim. Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :27, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av. aee, Tarih : Bugün 15:53
vatandaş harici satış sözleşmesi ile taşınmazı 3 hissedardan satın alıyor. muhtar senedi, şahitler huzurunda yapılan bir satış ile... ayrıca taşınmaz tapuya da kayıtlı. bu yüzden sıkıntı. 100.000 tl bedelle satın alınmış. 09.05.2010 tarihinde yapılan bu satışa dayanarak satın alan vatandaş bu yerin devir işleminin de yapılmasını istiyor. ancak taşınmazı satanlar buna yanaşmıyor. bu harici satım sözleşmesine dayanarak tapuya kayıtlı bu yer için satış sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası veya başka bir dava açılabilir mi? 10 yılı geçtiği için sebepsiz zenginleşme hükümlerine de gidilmesi sanırım mümkün değil. hangi yola başvurulabilir. bir çıkar yolu var mıdır. bu gibi sorunla karşılaşan meslektaşlar nasıl yol izlemişlerdir.
saygılar...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :31, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av. aee, Tarih : Bugün 15:43
selamlar dilerim.
bir hususta yardıma ihtiyacım vardır.
işveren ekim ayı için işçinin kısa çalışma ödeneğini kesip sigortasını tam olarak yatırmış. ekim ayı için işçi kısa çalışma ödeneği almamış. işçi uzun zamandır iş yerine gidip çalışmak istemesine karşın işveren çalışmak istemediğini belirtiyor ve işçiyi işe de çağırmıyor. biz de bunu bir ihtarname çekerek işverene bildirdik. sigortamızın tam olarak yatırıldığını ve iş yerinde çalışmaya hazır olduğumuz ifade ettik. işveren buna rağmen işçiyi çağırmıyor. işçi işverenle olan sözleşmesini feshetmek istiyor. işçi çıkarma yasağı süresi de uzatıldı. bu durumda işçi haklı sebeple iş sözleşmesini bu süreçte feshedebilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :24, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Justinian, Tarih : Bugün 13:52
Merhaba değerli meslektaşlarım,
Bir taşınıra dair açtığımız aynen iade olmazsa bedelinin iadesi talepli davada elimizde taşınıra ait garanti belgesi, kullanma kılavuzu vb. belgeler mevcut ve bu belgelerde eşyanın markası modeli de belirli. Ancak eşyaya dair fatura yok. Bu durumda dava konusu bu eşyanın değeri nasıl belirlenir?
Bilirkişi incelemesine gitse bilirkişinin kendiliğinden o model eşyaya dair piyasa fiyat araştırması yapabileceğini sanmıyorum. Bu nedenle kendi araştırmamızı dosyaya sunmanın zararı olur mu?
Mutfak aleti olan bu eşyanın piyasa fiyatının öğrenilesi için müzekkere yazdırabileceğimiz bir kurum var mıdır?
Şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :33, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat Fidan ÇAKICI, Tarih : Bugün 13:44
Müvekkil internet üzerinden sipariş ettiği televizyonun teslimat ve fatura adresini şirketi olarak gösteriyor.Televizyon şirkete geliyor. Transit arabasıyla 10 dk uzaklıktaki evine götürüyor. 15-20 gün sonra kurulum için servisten geliyorlar, televizyonun kırık olduğu farkediliyor ve tutanak tutuluyor. Satıcı teslimat ve kurulum adresleri farklı diye zararı gidermekten kaçınıyor. Fatura şirkete kesilmiş diye Ticaret Mahkemesinde dava açacağım, arabulucuya da başvurdum. Ancak nasıl bir sonuç alırız yorumlarınızı bekliyorum. Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :29, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : lawyer beyaz, Tarih : Bugün 11:26
A işverenine karşı açılan davada, dosyaya gelen SGK kayıtlarında işçi B firmasında sigortalı görülüyor, A firması cevap dilekçesinde başka bir firmada SGK lı olduğunu belirtmiyor, husumet itirazı yok, bordrolar da yine A işverenine ait, mahkeme ise iki firma arasındaki hukuki bağlantının açıklatılması için tarafımıza süre verdi. Dosya da ıslah yaptık, karar celsesinde bu durum ortaya çıktı. Ne gibi bir yol izlemeliyiz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :26, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Can Yıldırım, Tarih : Bugün 09:28
Merhabalar,

Murisin vefat ettiğini bildiğimiz için veraset ilamı çıkartarak mirasçılarına icra takibi başlattık. Sonrasında mirasın intikal olunmadığını ve taşınmazların hala murisin adına kayıtlı olduğunu gördük. Devamında taşınmazlara haciz şerhi eklemek için müteveffa hakkında takbis malvarlığı sorgusu ile haciz talep ettik ve bu sayede icra dosyasına muris taraf sıfatıyla eklenmiş oldu.

Bu aşamadan sonra mirasçılar mirasın hükmen reddi davası açtılar. Dosyanın öninceleme duruşması görüldü ve tespit edebildiğim kadarıyla murisin başkaca borçları da mevcut. Neticede tereke açık bir şekilde borca batık ve davayı kazanacaklarını düşünüyorum. Tüm bu malumatların ardından aklıma takılanlar;

1) Terekeye karşı ayrı bir icra takibi başlatmam gerekiyor mu? Taşınmaz haczi talebimizle birlikte muris dosyaya taraf olarak eklendiği için aynı dosya üzerinden tereke aleyhine icraya devam edebilir miyim?

2) Tereke aleyhine hacze devam ettiğim takdirde borçlu ölü olduğundan 103 davetiyesi göndermek mümkün değil. Müteveffanın malik olduğu taşınmazlarda ise paylı mülkiyet söz konusu. 103 davetiyesini ve kıymet takdirini diğer paydaşlara göndermemiz gerekir mi?

3) İcra İflas Kanunumuz'un 53/2 maddesinde "İcra takibi sırasında borçlu öldüğünde tereke henüz taksim edilmemiş veya resmi tasfiyeye tabi tutulmamış yahut mirasçılar arasında aile şirketi tesis olunmamışsa borçlu hayatta olsaydı
hangi usul tatbik olunacak idi ise terekeye karşı ona göre takip devam eder." denilmektedir. Burada takip etmemiz gereken yol diğer paydaşlara 103 davetiyesi tebliği, kıymet takdiri talebi, kıymet takdirinin paydaşlara tebliği şeklinde mi olmalıdır?

4) İntikali yapılmamış payların satışında bir sakınca var mıdır? Mirasın hükmen reddi davasının sonuçlanmasını beklemek gerekir mi?

Bu konunun sitede birden fazla konu altında tartışıldığının farkındayım. Çok fazla farklı yol ve görüş okuduğumdan ve müvekkilimi olası bir zararla karşı karşıya bırakmak istemediğimden biraz ayrıntılı bir soru sorma gereği duydum. Cevap veren meslektaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :29, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : Dün 10:02
Merhabalar
Müvekkil kira borcunu ödeyememiş ve daha uygun bir daireye bularak taşınmış. Eski kira sözleşmesi de daha feshedilmemiş. Biriken ödenmemiş kira bedelleri için uyarlama davası açılabilir mi ?
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :92, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : dlndmr, Tarih : 28-10-2020 15:09
Merhaba meslektaşlarım. Müvekkil 24 yaşında, müvekkilin annesi ile babası imam nikahlı 22 yıllık evliler, resmi nikahları yok. Müvekkil nüfusta amcası ile yengesi adına kayıtlı. gerçek anne ve baba nüfuslarına almak istiyor ancak anne önceki eşinden ölüm aylığı aldığı için SGK'nın bu durumu tespit ederek aylığın iptal edilmesi ile ödenen aylıkların geriye dönük talep edilmesinden çekiniyorlar. Şimdi sadece baba yönünden dava açılmasını ve baba ismini değiştirilmesini talep ediyorlar. Bu durumda kimlikteki anne gerçek babanın yengesi olduğu için hakim bu durumu araştırır mı? Yani annenin durumu ne olur. Birde araştırdığım kadarıyla baba yönünden soybağı davası açılması gerekiyor, anne için nüfus kaydının düzeltilmesi talebinin yeterli olacağı söyleniyor. Biz baba için soybağı davası açtığımız zaman sonraki aşamalar ne olacaktır. Nasıl bir yol izlememizi önerirsiniz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :123, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : cnrseda, Tarih : 28-10-2020 14:14
Merhabalar. Askerlik görevini uzun dönem ve Yedek astsubay olarak görev yapan şahıs hakkında "Statü Değişikliği" konulu emirle , rütbesi alınmış ve er olarak askerliğinin devamına karar verilmiştir. Bu konu hakkında başvurabileceğimiz kanun yolları nelerdir ? Ek olarak görevli mahkemelerin AYİM'in kapatılmasından sonra İdare Mahkemeleri olduğunu düşünmekteyim. Bu işlem hakkında idari işlemin iptali davası açma yoluna gidilmesi doğru mudur ? Bununla birlikte veya öncesinde farklı herhangi bir başvuru yolu olabilir mi? Teşekkürlerimi sunarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :122, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mgul, Tarih : 28-10-2020 13:03
Merhabalar meslektaşlarım ve üstadlarım,
Bir konu hakkında Yargıtay kararlarına ihtiyacım var , yardımcı olursanız sevinirim.

Müvekkil yağma suçuna azmettiricilikle suçlanmakta ;ancak müvekkilin yağma suçuna ilişkin fikir ve eylem birliği içerisinde bulunmamaktadır.

Ceza sorumluluğunun şahsiliği ve yağma suçlamasına ilişkin Yargıtay kararlarını araştırdım ;fakat bulamadım. Yardımcı olan herkesi şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :120, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 28-10-2020 07:00
Merhabalar
Müvekkil ağustos 2019 yılında çatı katı bir konut kiralamış ancak oturmaya başlayınca çatının aktığını farketmiş. Ev sahibine durumu sözlü olarak telefonda bildirmiş ancak ev sahibi de site yönetiminin karşılaması gerektiğini söylemiş. Yönetim ile ev sahibi arasında çok öncesinden süregelen ve hem bu sebeple hem de sitedeki işlerin gerektiği gibi yürümediği iddiası ile ev sahibinin yönetimin değişmesi talepli dava açmasına varan bir uyuşmazlık mevcuttur. Bu dava derdesttir. Müvekkil de aynı zaman bu davada ileri sürülen sitenin bakımsızlığı, niazmsızlığı ve bir yılda iki kez aidata zam yapılması gibi sebeplerden siteden memnun değil. Aynı zamanda Müvekkil ev sahibi ile husumeti olan komşusunun kendisini sürekli gürültü yapmak, sözlü olarak tacizlerde bulunmak suretiyle rahatsız ettiğini söylemekte. Tüm bunlara rağmen bir yandan yeni ev arayışına giren Müvekkil kirasını aksatmadan ödemiştir. Ev arayışını ev sahibine de ileten Müvekkilin bu söylemleri yine sözlü olarak ev sahibi tarafından makul karşılanmış ve ne zaman isterse evden taşınabileceği söylenmiş. Bu sırada istediği gibi bir ev bulamayan Müvekkil pandemi süresinde iş kaybı nedeni ile kirasını ödeyemez hale gelmiştir. Ağustos 2020 itibariyle yeni kira yıla başlamış ve ev sahibi bazı kira bedelleri için icra takibi başlatmıştır. Müvekkil bu ay yeni bir ev bulmuş, durumu ev sahibine söylemiş, ev sahibi de onay vermiş ve taşınmak üzeredir. Müvekkil konut, site ve komşusuyla yaşadığı sıkıntılar, ayıplar sebebiyle muaccel olmuş kira bedellerini ödemek istemiyor. Ev sahibi ise fesih yapılmadığı için sözleşmenin yenilendiğini borçlarını ödemezse avukatıyla işlemlere buna göre devam edeceğini, anahtarı kendisinden teslim almayacağını söylemiş.
Takibe itiraz etmiş durumdayız. İtirazın iptali açılırsa konut ve sitedeki ayıpları ileri sürmemiz mümkün müdür?
Bu aşamada açılabilecek dava ve işlemler ne olabilir? (Kira sözleşmesinin feshi, anahtarın noter vasıtasıyla teslimi vb.)
Kiracının ayıbı bildirme yükümlülüğünün ispatı anlamında konuttaki fiziki ayıpların ihbarı için somut bir ispat aracımız yok hep telefonla sözlü olarak konuşulmuş. Gerçi çatının durumu aynı bu ve diğer ayıpların fotoğraflanması bu vakitten sonra işe yarar mı ?
Sitedeki ayıplar için ise ev sahibinin zaten kendisinin site yönetimine açmış olduğu bir dava mevcut ve orda kendisi bizzat dile getirmiş bu ayıpları aksini ileri süremez.
Bu aşamada konuttaki ve sitedeki ayıpları ileri sürmemiz ve müvekkili bu borçtan kurtarmamız mümkün müdür?
Şimdiden teşekkürler..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :119, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat0512, Tarih : 27-10-2020 21:06
Üstadlarım merhabalar,
Müvekkiller karı-koca sahte pasaport kullanmak suretiyle yurt dışına çıkmak istemişler fakat uçağa biniş kapısında yapılan kontrollerde yakalanmışlardır.
Yaptığım araştırmada: Bu tür belgeleri kontrol etmekle görevli kişilere karşı ibraz edilmesi halinde, sahteliğine dair
dikkat çekecek bulgular taşıması nedeniyle, bu kişilere karşı iğfal kabiliyetine haiz olmadığının ve söz konusu pasaportları, kontrol etmekle görevliolan kolluk görevlilerine ibraz ettiği de dikkate alındığında, somut olayda, TCK'nın 204/1. maddesinde
düzenlenen "resmi evrakta sahtecilik" suçunun unsurları oluşmadığına ilişkin Yargıtay kararı arıyorum.


Ayrıca müvekkil, diğer sanık olan eşinin kendisine sahte pasaport yaptırdığını söylemediğini, İzmire tatile geldiklerini söylediğini, HAVA LİMANINDA yurt dışına gideceklerini öğrendiğini tarafıma beyan etmiştir. Yani müvekkilin hiçbir iştirakı söz konusu değildir. Manevi unsur olan KASIT yokluğundan beraat kararı arıyorum.

Yardımlarınız için çok teşekkür ederim..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :172, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.enesturhan, Tarih : 27-10-2020 18:37
Saygılarımı sunarım meslektaşlarım.
Müvekkil, banka ve kredi kartlarının dolandırıcılığı suretiyle mağdur edilmiş ve daha sonra hesabından yapılan havale işlemleri için bankaya başvurmuştur. Ancak bankanın ödemeyi reddetmesi üzerine ilçe hakem heyetine başvurmuş ve bu başvurusu retle sonuçlanmıştır.

2 ay sonra arabulucuğa başvurduk ve ticari dava açtık. Ancak karşı taraf vekili ilçe hakem heyetine başvurulduğunu ve 15 gün içerisinde tüketici mah. gidilmesi gerektiğini belirterek bu nedenle davanın kesin hüküm yönünden reddini savunmakta. (Ancak ilçe hakem heyeti başvurusunda da yaptıkları savunma davanın ticari olduğu yönünde)

Burada kesin hüküm olur mu ? Buna ilişkin bilgisi olan meslektaşlarımdan yardım bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :132, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Juan, Tarih : 27-10-2020 15:36
Merhaba meslektaşlarım.

Sonradan vekaletname sunduğumuz bir icra takip dosyasında borçlunun hesaplarına haciz konulması için talep gönderilmiş, İcra Dairesi bankaya 89/1 haciz ihbarnamesi göndermiş. Banka cevabında; "..... şubesinde borçlunun hesabı olup, hesap bakiyesi 0 TL olduğu için haciz tatbik edilememiştir. İleride doğacak alacaklara İİK 89/1 haciz ihbarnamesi ile haciz konulamaz." diyerek itiraz etmiş.

Neticeten, hesaba bloke koyma, ileride hesaba yatırılacak mevduata haciz uygulanması söz konusu olmamış.Bu durum haciz ihbarnamesi ve haciz müzekkeresi farkından kaynaklanıyor anladığım kadarıyla. Forumda araştırma da yaptım aslında ama güncel durum nedir? Borçlunun hesabına ileride yatırılacak mevduata haciz tatbiki için haciz müzekkeresi mi göndermeliyiz?

Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :170, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : furugferruhzad, Tarih : 27-10-2020 12:23
AİHM başvurunun iç hukuk yollarının etkin kullanılmadığını belirterek başvurunun kabul edilemez olduğuna hükmetmiştir.Dayanak tutuklama kararına avukatın itiraz etmemesidir.Burada avukatın sorumluluğu doğar mı.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :154, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : maja123, Tarih : 27-10-2020 10:54
Merhabalar, müvekkilim tutuklu iken disiplin cezası almıştı ve disiplin cezasını tutukluyken tamamlamıştı. Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldıktan altı ay kadar sonra hapis cezası aldı. Denetimli serbestlikten yararlanabilmesine bu disiplin cezası engel olur mu, olursa dışarıda geçirdiği süre disiplin cezasını kaldırılması süresine etki eder mi? Herkese şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :148, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.ta, Tarih : 27-10-2020 10:09
Saygıdeğer meslektaşlarım,
Somut olayda,destekten yoksun kalma tazminatı hesabı için mahkemece emsal ücret araştırması için mahkemenin kendi belirlediği yerlere müzekkere yazılıyor ve emsal ücret cevabı geldikten sonra bilirkişice tazminat hesabı yapılıyor.
Davacı tarafından,rapora göre ıslah yapılıyor.Akabinde hakim değişikliği oluyor ve yeni gelen hakim,emsal ücret araştırmasının hatalı olduğu ve farklı kurumlara sorulması gerektiği kanaatine varıp tekrardan kendi belirlediği ilgili kurumlara müzekkere yazıyor.
Müzekkere cevabında emsal ücret ilkine göre daha düşük tespit ediliyor ve bilirkişice tekrar tazminat hesabı yapılıyor.Tabi dolayısıyla,toplam tazminat tutarı da ilk rapora göre daha düşük çıkıyor.
Bu durumda ilk rapora göre ıslah yapan davacı aleyhine karşı vekalet ücretine karar verilip verilemeyeceğine ilişkin içtihat aramaktayım.
Teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :103, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : S.YÜCE, Tarih : 26-10-2020 21:45
MERHABALAR SAYIN MESLEKTAŞLARIM.
Müvekkilim menejerlik sözleşmesini A isimli şahısla yapıyor.Sözleşmenin taraflarından biri sanatçı diğeri A İsimli menejer. sözleşmenin imza kısmında menejer kendi adının altına imza atıyor, ancak kendine ait organizasyon şirketinin ismini de imza kısmına yazıyor. ama şirketin ünvanını adına imza atmıyor.sadece adının yanına yazıyor. Sorum şu bu tek imza hem A nın kendisini hem de organizasyon firmasını bağlar mı.
Müvekkilim olan sanatçı adına menejer organizasyon firması aracılığı ile bir sürü borçlandırma yaptı. Oysa sanatçı sadece A İsimli şahısla çalıştı , firması ile değil.
sanatçı adına açılan alacak davasında sanatçının menejerle şahsı ile anlaştığını ispatlamamız için imzanın sadece A yı bağlayacağını nasıl ispat ederiz.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :157, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07322407 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.