Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
Haber Ekleyin

Yazan : gecelerin_yargıcı, Tarih : Bugün 15:44
Herkese merhaba,

Müvekkil ile kiracı arasında müvekkile ait dükkan vasıflı taşınmazın kiralanması için 01.05.2017 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalanıyor. Kira tarihi itibariyle müvekkil ticari faaliyetlerini için başka bir dükkanı kiracı olarak kullanmaktadır. Gelinen noktada müvekkil, kiracı olduğu dükkanı boşaltarak maliki olduğu dükkana geçmek istemektedir.
TBK m. 350 kapsamında gereksinim nedeniyle tahliye davası için sürelerimiz nedir? Maddenin son fıkrası TBK m. 329'a atıf yapıyor diye düşünüyorum. Ben bir hesaplama yaptım ancak doğruluğundan emin olamıyorum.
Hesabıma göre 29 Nisan altı aylık fesih sürelerinin son günü oluyor. Üç aylık bildirim süresine göre de en geç 29 Ocak'a kadar bildirimde bulunmam gerekiyor. Bu durumda dava açma sürem 29 Ocak'tan itibaren bir ay mıdır yoksa 1 Mayıs'tan itibaren bir ay mıdır?

Umarım çok karışık anlatmamışımdır İlgilenip yardımcı olan meslektaşlara şimdiden çok teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : yagmur., Tarih : Bugün 15:43
Merhabalar meslektaşlarım,
Müvekkilin geçirmiş olduğu kaza nedeniyle sigorta şirketine başvurumuz sonrası sağlık kurulu raporu göndermemiz istendi, sağlık kurulu raporunda engel oranı % 0 çıktığı için raporu göndermemiştik. O sırada sigorta şirketi tarafından yüksek bir oran belirlenerek teklif geldi, fakat teklif müvekkilin talebini karşılamamakta.

Anlayamadığım husus şu:

1)ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK DEĞERLENDİRMESİ
HAKKINDA YÖNETMELİĞE göre sağlık kurulu raporunu sigorta şirketine göndermesek bile hastane tarafından zaten sigorta şirketine gönderilmiyor mu?

2) Sağlık kurulu raporunu göndermeden tazminat davası açmam durumunda sigorta şirketine başvurum geçersiz mi sayılır ?

3)Mevcut durumda raporu göndersem raporun tebliğinden itibaren
15 gün beklemem gerekir mi?

4)Raporu göndermesem bile, dava dilekçesine ekleyecek olduğum sigorta şirketinin gönderdiği mailler verilen cevabın talebi karşılamadığı yönünde uyuşmazlık olduğunu ispatlar mı?

5) Sağlık kurulu raporuna itiraz etmemiz durumunda oranın değişme ihtimali var mıdır?

Teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : duyguuozcann, Tarih : Bugün 13:11
Limited şirketin defterlerini vergi müfettişi incelemiş ve bir rapor hazırlamış. Bu rapora göre defter kayıtlarının ve vesikaların doğru bir incelemeye imkan vermeyecek derecede noksan,usulsüz ve karışık olması nedeniyle resen takdir edilmesi gerektiğini söylemiş.
Ve Ekim vergilendirme döneminden Kasım vergilendirme dönemine devreden kdv tutarını tespit etmiştir.
Halbuki şirketin bütün defterleri tam ve eksiksizdir. Ben bu işleme dava açmak istiyorum. Şirketin faturalarına ve diğer vesikalarına bakıldığında gerçek kdv tutarı ortaya çıkacakken neden ekim ayına bakarak farazi bir devreden kdv hesapladığını anlamadım. Ve defterlerimize göre 297.000,00 kdv olucakken, vergi müfettişi sadece 97.000,00 devreden kdv çıkartmış. Ben bu işleme karşı nasıl dava açabilirim ? Ve bununla alakalı karar var mıdır ? Teşekkürler herkese
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :16, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Maeglin, Tarih : Bugün 12:08
Pandemi düzenlemeleri ile birlikte durumu değerlendirdiğimizde işciye böyle bir imkan sağlanmış mıdır ? ya da sadece maaşın işveren tarafından karşılanacak kısmı ödenmediği veya kısa çalışmadayken tam süreli çalışma yaptırma durumunda mı ancak fesih hakkı doğar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :26, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Can Yıldırım, Tarih : Bugün 08:49
Sayın meslektaşlarım merhabalar. Kıymet takdiri raporu borçluya 103 davetiyesi ile birlikte adres kayıt sistemindeki adresine çarşıda olduğu gerekçesi ile 21/2 ye göre tebliğ edilmiş, komşusuna haber verilmiş ve haber kağıdı kapısına yapıştırılmıştır. Borçlu 7 günlük süre içerisinde değil haber kağıdının kapıya yapıştırıldığı tarihin 10'uncu gününde itiraz davası açmıştır. Süreye ilişkin itirazımızı cevap dilekçesinde sunduk. Fakat anlayamadığım bir husus var. Hakim süresinde açılmamasına rağmen tensip zaptında keşif günü tayin etti ve önincelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verdi. Kıymet takdirine itiraz davasını ilk kez gördüğüm için merak etmekteyim, hakim süreye ilişkin itirazımızı keşiften sonra mı değerlendirecek? Eğer öyle olacaksa bu durum borçlunun zararına değil mi? Çünkü yatırdığı masraflar boşa gitmiş olacak.

Cevap veren meslektaşlarıma teşekkür ederim. İyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :40, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : vayvayva, Tarih : Dün 17:43
Meslektaşlarım iyi akşamlar.
Bir müvekkile SGK'dan yazı gelmiş. Almanya'dan vergi borcu olduğunu Türkiye'ye bildirmişler ve SGK da müvekkile yazı göndermiş. Müvekkil 8-9 sene önce Almanya'da bulunan şirketini kapatıp TR'ye kesin dönüş yapıyor ancak bunca yıl sonra birikmiş vergi borcun var diye buraya yazı gönderiliyor. Yazıda Alman Sigorta Kasası x miktar vergi borcunuz olduğunu belirterek bu borcun tahsilini talep etmektedir. Çok acil y SGK yurt dışı servisine müracaat etmeniz bilgilerinize rica olunur diyor.
Müvekkil şu an TR'de ve Almanya'ya dönmeyi düşünmüyor ancak ihracat yapıyor ve hepsi Almanya'ya. Bu borç Almanya'da veya Türkiye'de ne gibi yaptırımlara maruz bırakabilir müvekkili? Eğer bir yaptırımı olur derseniz de bu borcun kabaca iptali için ne gibi bir yol önerebilirsiniz? Teşekkürler, saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :99, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Matrix, Tarih : Dün 12:47
Merhaba meslektaşlarım. Tereke tespiti nedeniyle iptal edilen ( TMK mad. 625 'e istinaden ) icra takiplerine devam edebilmek için usul hakkında bilgi verebilecek meslektaşım var mıdır? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :119, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Gazi, Tarih : Dün 12:31
Merhaba,
Belediye A kişisine inşaat ruhsatı veriyor. Komşu taşınmaz maliki B ruhsat vermeye ilişkin idari işlemin iptali için dava açıyor. B' nin dava açma gerekçesi; 3 kat için inşaat ruhsatı verilebilecek yere 5 kat ve teras için inşaat ruhsatı verilmesi, kendi taşınmazındaki eviyle inşaat ruhsatı verilen yapı arasındaki mesafenin çok yakın olması, bu şekilde kendi taşınmazını kullanamayacak olmasıdır.
İdare mahkemesi, ''Dava konusu işlemin iptaline'' şeklinde karar veriyor. Karar Danıştay tarafından onanıp kesinleşiyor. Fakat dava devam ederken yürütmenin durdurulması talep edilmediği için bu arada inşaata başlanıp bitiriliyor, kat mülkiyeti oluşturuluyor, malikler taşınmazı kullanmaya başlıyor.
Belediye inşaat tamamlandığı için inşaat ruhsatı verme idari işleminin iptali kararının icrasının mümkün olmadığını savunuyor.
Zararla ilgili olarak iptal kararının tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde tam yargı davası açılacak. Fakat hukuka aykırı ruhsatla yapılan bina sebebiyle komşu taşınmaz maliki B kendi taşınmazını kullanamıyor, tazminat yeterli çözüm olmayacaktır.
İdari işlemin iptali yönündeki mahkeme kararı sonucu idari işlem, tesis edildiği andan itibaren ortadan kalkar; işlem hiç yapılmamış gibi bir sonuç doğar. Bu yönüyle hukuka aykırı ruhsatla yapılan yapının yıkımı mümkün müdür, nasıl bir yol izleyebiliriz? Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :100, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.izmirhukuk, Tarih : Dün 10:42
Merhabalar,
Bir dairenin satılması için açmış olduğum izale-i şuyu davasında tensip zaptı ile bağımsız bölümün 2 hafta içinde bildirilmesini, ayrıca tapu kaydında farklı paydaşların da bulunduğundan bu kişilerin taraf olarak 2 hafta içinde eklenmesi aksi taktirde davanın taraf teşkilinden reddedileceği hususu ihtar edilmiştir.

Tapu bilgilerinde bağımsız bölüm olmaması akabinde belediyeyle olan görüşmede binanın imara aykırı yapı olduğu, kat mülkiyeti olmadığı, haliyle bağımsız bölüm numarası olmadığını öğrendik.(ayrıca yıkım kararı da varmış) Bu durumda tek bir dairenin satılması adına tüm apartmandaki (toprak sahipleri) malikleri mi davalı olarak eklemeliyim?

İşin içinde çıkamadım yardımcı olacak tüm meslektaşlara şimdiden teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :112, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : konsensussssss, Tarih : Dün 09:27
merhaba meslektaşlarım benim sormak istediğim soru şu : müvekkilim 50 yıldır taşınmazının bir bölümünü kullanmakta iken tarlasının bir kısmından haberi yok . bu alana üçüncü bir kişi tarafından ev yapılmış müvekkil tesadüfen muhtarlıkta kendi tarlasını evin yapıldığı yere kadar uzandığını yani orayı da kapsadığını öğreniyor. durumu üçüncü kişiye izah ediyor sözlü olarak karşı tarafta ne yaparsan yap diyor. taşınmazın diğer kısmı fıstıklık bunu belirtme nedenim Yargıtay'ın bir kararında bağ bahçe olması durumunda ihtarname şartı aranmıyor . şimdi biz noterden ihtarname göndermemiz gerekir mi ,göndermemiz takdirde ihtarnameden itibaren mi ecri misil talep edebileceğiz . ihtarname göndermek zorunda değilsek 5 yıllık ecri misil talebinde bulanabilir miyiz
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :127, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukatmüzisyen, Tarih : Dün 01:48
Merhaba , bildiğiniz gibi 7256 Sayılı Sayılı Kanun ile vergi ve Sgk Borçları yapılandırılabiliyor
SGK 'nın internet sitesinde
31.10.2020 tarihi itibarıyla prim borcu bulunan Bağ-Kur sigortalılarının borçlarını 1 Şubat 2021 tarihine kadar ödeyememeleri veya yapılandırma kanunu kapsamında yapılandırmamaları halinde;
31 Ekim 2020 (Ekim ayı dahil) tarihinden önceki prim borcu bulunan hizmetleri durdurularak, prim borçları silinecektir '' ifadesi geçiyor.

Yani borçlar yapılandırılmazsa kendiliğinden silinecek. Bu durum , arabuluculuğa başvuru şartı olan ''5 yıllık mesleki kıdeme sahip olma '' durumunu etkiler mi? Arabuluculuk yönetmeliğinde sigortalılık süresi denilmiyor , ancak bu durumu kıdem =sigortalılık süresi olarak yorumlayan meslektaşlar da var.
Değerli Görüşlerinizi merak ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :164, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.knel, Tarih : 17-01-2021 16:13
Maluliyet raporlarının sonuç kısmında bulunan:

Grup 1 Grl II(68...........57)A %65*1/12= A%5,4 açıklamasında ki "1/12" oranı ne anlama gelmektedir. Dayanağı nedir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :203, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.mügea, Tarih : 17-01-2021 15:52
Borçlunun istinafa başvurusu sonucunda devam eden icra takibi kesin olarak kaldırılmış. Bunun üzerine borçlunun ödediği miktarın iadesi için icra dairesi iik 361 e göre muhtıra göndermiş. Ancak alacaklı dosyaya ödeme yapmamış. Icra dairesi talep sonucu bu sefer iik 40 a göre tekrar muhtıra göndermiş yine ödeme yapılmamış. Dairedekilerle görüştüğümde yeni takip başlatırsınız deyip beni başlarından savdılar ancak dosyadan devam edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu durumda nasıl bir yol izlenmeli tecrübesi olan varsa yardımcı olursanız çok sevinirim sevgili meslektaşlarım. Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :210, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avmelis, Tarih : 17-01-2021 15:32
Merhaba Meslektaslarim,
Muvekkilin borclusu, alacakli oldugu bir bonoyu bize getirdi borcuna mahsuben. Fakat bono borclusu ölmüs, tahsil icin veraset ilami almak istiyorum. Bizim muvekkilin adi bonoda yazmiyor. Yine de veraset icin basvurabilir miyim?

Tesekkurler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :202, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : brcgl, Tarih : 16-01-2021 15:03
Merhabalar meslektaşlarım,
Kafamı karıştıran bir durum var ve uzmanlığım olmadığı için sizlerle paylaşıyorum;
KVK Kanununa göre kişisel verinin işlenme şartlarında biri de taraflar arasında sözleşme olması ve kişisel verinin doğrudan bu sözleşmeyle bağlantılı olması kabul ediliyor. İşletme konusu firmalara eğitim vermek olan müvekkil şirket, eğitim verdiği müşteri şirket çalışanlarının kişisel veri niteliğinde bilgilerini de alıyor, şirketler arasında konusu eğitim olan sözleşmenin yapılması hukuka uygunluk nedeni olarak yeterli midir yoksa çalışanların ayrıca yazılı olarak açık rızalarının alınması gerekir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :326, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat1995, Tarih : 16-01-2021 14:26
Merhaba değerli meslektaşlarım, sorum asgari tarife de belirtilmeyen LTD Şirketler hakkında.Tarifede yazılı olmayan işlemler için benzer kısma bakılır diyor, burada Limited Şirketi,Anonim gibi mi değerlendirmeliyiz Yapı Kooperatifleri gibi mi ?Şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :330, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : akrd61, Tarih : 15-01-2021 22:30
Değerli Meslektaşlar

1-Dava:Boşanma Davası

2-Davacı talep :Boşanma

3-Davalı Cevap dilekçesi :Boşanmanın reddi şayet kabul edilmez ise Nafaka(1200tl)+Maddi(50 bin tl)- Manevi (50 bin tl)Tazminat

3-Mahkeme:Boşanma KABUL+Manevi Tazminat Red+Maddi Tazminat 10 bin TL+Nafaka( karar kesinleşene kadar önceki 800 tl tedbir nafakasının devamına kesinleştikten sonra 1000 TL yoksulluk nafakasına

4-Davalı İstinaf: Kararının Nafaka,maddi-manevi tazminat kısmını

5-İstinaf Mahkemesi: Nafaka (1000 tl-her yıl ÜFE oranında artış) ,Manevi Red, Maddi (25 bin tl) Tazminat

6-Davalı Temyiz :Manevi ve Maddi Tazminat

7-Davacı Temyiz:Nafaka(ÜFE oranında artış kısmına),Maddi Tazminata

8-Yargıtay: Manevi (Onadı)- Maddi(Az Buldu Bozdu) Tazminat,Nafaka (Onadı)

9-İstinaf: Maddi (35 bin TL) Tazminat karar
bu karar kesinleşti.

Kararı tedbir nafakasının icrası için devam eden dosyaya ibraz edeceğiz.

Yargılama sürecini özetlediğim bu davada yoksulluk nafakası başlangıç tarihi hangi tarihtir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :378, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : d012uk, Tarih : 15-01-2021 21:19
Değerli Meslektaşlarım merhaba,
Karşılaştığım bir sorun ile ilgili olarak görüşlerinizi almak isterim.
İşe iade talepli davada yerel mahkeme davayı kabul ederek davacının işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminatları hesap hatası yaparak gerekçeli karara yazmıştır. Şöyle ki gerekçeli kararda;
Boşta geçen süre ücretini 4x10 = 80 TL
İşe başlatmama tazminatını 4x10 = 20 TL şeklinde yazılmıştır.

Bu hesap hatası tarafımızca fark edilmemiş, davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırarak,
boşta geçen süre ücretini 4x10=40 TL olarak düzeltmiş ancak işe başlatmama tazminatını davalı tarafın usulen kazanılmış hakkı olduğu gerekçesi ile 4x10=20 TL olarak bırakmıştır.

Bu karar için açık hesap hatası olması nedeniyle ve maddi hatanın usuli kazanılmış hak oluşturmayacağını da belirterek tavzih talebinde bulunduk. Talebimiz hakkında henüz bir karar verilmedi.Sizlerin bu durum ile ilgili fikirlerinizi almak isterim. İyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :376, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : bilişimhukukuavukatı, Tarih : 15-01-2021 14:57
Saygıdeğer meslektaşlarım ve hukukçular,

Müvekkilin kambiyo alacaklısı olduğu borçluya takip başlattık, akabinde borçlunun bir işyerinde sigorta kaydı olmaksızın çalıştığını haricen öğrendik, söz konusu işyerine maaş haczi müzekkeresi gönderdim, cevap gelmedi. Yaklaşık 1 ay sonra tekit müzekkeresi gönderdik buna da bir cevap gelmedi. Akabinde İİK 356 gereğince borçlunun TC kimlik nosunun bağlı olduğu odadan celbi ile dosyaya borçlu kaydını yaptık. Şimdi öğrendiğim üzere borçlu işten ayrılmış, haciz yapmamın önünde (çalıştığı süre boyunca yapılması gereken kesintiler oranınca) bir engel var mıdır. Sigorta kaydının olmaması bir sorun doğurur mu?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :398, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.enesteper, Tarih : 15-01-2021 13:29
İyi günler meslektaşlarım;

Yürüttüğümüz ortaklığın giderilmesi dava dosyasında yer alan veraset ilamında müvekkilimizin payı 1/12 şeklinde tespit edilmiştir. Fakat müvekkilimizce bazı mirasçılar arasında yazılı bir şekilde (Bilindiği üzere elbirliği mülkiyetinde mirasçılar kendi aralarında yazılı bir şekilde miras payı devri işlemi tesis edebiliyorlar.) miras hissesinin devri gerçekleştirilmiş olup bunun doğrultusunda dava konusu taşınmazlarda müvekkilimize düşen metrekare, taşınmazın 2/3'üne tekabül etmektedir.

Tarafımızca, veraset ilamı doğrultusunda değil dava konusu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının esas alınarak satış bedelinin paylaştırılması gerektiği belirtilse de yerel mahkeme dava konusu taşınmazlar üzerinde elbirliği mülkiyet olduğundan satış bedelinin veraset ilamı doğrultusunda paylaştırılması gerektiği yönünde karar verdi.

Bu karara karşı nasıl bir yol izlenmesi gerekiyor, istinaf yoluna gitmek mi daha doğru yoksa başka bir süreç mi yürütülmesi gerekiyor tam emin olamadım meslektaşlarım bu konu hakkında yardımcı olursanız çok sevinirim. İyi çalışmalar diliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :398, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06819606 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.