Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
18.01. 2019 Kira Artışı Tüfe - ekinheval
Haber Ekleyin

Yazan : Av. Juan, Tarih : Dün 16:53
İyi akşamlar değerli meslektaşlarım.

İstinaf aşamasında sürmekte olan ceza davamızda tanığın yalan tanıklık suçundan cezalandırılması için Cumhuriyet Başsavcılığı' na şikayetimizi sunduk. Fakat olayın Savcılık tarafından incelenmesinin mahkemenin yetkisine müdahale olacağı sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi.

Sizce itirazımızda hangi hususlara dayanabiliriz? Bu konuda elinde içtihat olan var mı? Gerçi Sulh Ceza Hakimliği kesin karar veriyor ama yine de her türlü yardıma açığım.

Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :39, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat alparslan yücel, Tarih : Dün 10:40
Konkordato davasında bir yıllık kesin süre verildi. Sonra dava red edildi. Biz de istinaf yaptık. Dosya istinafta. İcralar durmuştu. Bu karardan sonra icrada satış istendi. İstinaf sonucunun, red kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerekmez miydi?. Bu konuda içtinadı olan meslektaş var mıdır?. Avukat Alparslan Yücel.:
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :37, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Fatih Kurucu, Tarih : Dün 10:34
İyi Günler Meslektaşlarım.

1)İşveren Sendikası ve İşçi sendikası yapılan uzlaşma görüşmeleri sonucunda anlaşamamış ve konu Yüksek Hakem Kuruluna intikal etmiştir.

2)Yüksek Hakem Kurulu 23.10.2019 Tarihinde karar vermiş ve ilgili karar 20.11.2019 tarihinde işveren sendikasına tebliğ olmuştur.

Açıklama:2822 sayılı kanun 55. Maddeye göre “ YHK kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.”

Soru- 1) Toplu İş sözleşmesinin imza tarihi 23.10.2019 olan YHK karar tarihi midir?
İşçi sendika yetkilileri YHK nın kısmı uyuşmazlık hakkında karar verdiği bu nedenle tarafların tekrar bir araya gelerek sözleşme maddelerini toparlayıp imzalamaları gerekir ve imza tarihi de budur diyorlar.
Ancak YHK tarafların yerine geçip karar vermiştir ve yhk kararları tis hükmünde olduğu için imza tarihinin yhk karar tarihi olduğunu düşünmekteyiz.
imza tarihinden önce üye olanlar Toplu İş Sözleşmesinin yürürlük tarihinden itibaren, imza tarihinden sonra üye olanlar ise Toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden itibaren TİS’den yararlanacaklardır. Bu nedenle TİS imza tarihinin belirlenmesi önemlidir.

Soru 2) İmza tarihini YHK karar tarihi olduğunu düşünelim.
Yani 23.10.2019. 23.09.2019 tarihinde sendikaya üye olmuş bir işçi TİS in yürürlük tarihinden itibaret tis den yaralanacağı için geriye dönük haklarını alacaktır. Ancak sendika üyelik ödentisi işçinin sendikaya üye olduğu tarihten itibaren mi yoksa TİS in yürürlük tarihinden itibaren mi sendikaya ödenecektir.

TİS imza tarihi 23.10.2019
Üyelik Tarihi 23.09.2019
Yürürlük tarihi 01.02.2019 (imza tarihinden önce üye olduğu için tis yürürlük tarihinden itibaren geriye dönük haklarını alacak)
Sendika üyelik ödentisi; üyelik tarihi olan 23.09.2019 itibaren mi ödenecektir. Yoksa Yürürlük tarihi başlangıcı olan 01.02.2019.
Ancak işçi 01.02.2019 - 23.09.2019 tarihleri arasında sendika üyesi değildir.

Soru 3) YHK kararında çerçeve sözleşmeye atıflarda bulunmuştur. Ancak işveren sendikası çerçeve sözleşmeye taraf değildir.
2822 sayılı kanun 55. Maddeye göre “ YHK kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.” nasıl bir yol izlenebilir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :20, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.N.Artagan, Tarih : 27-01-2020 16:55
İyi çalışmalar,boşanma ile birlikte açtığım maddi ve manevi tazminat davasında,boşanma ve maddi-manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin kararı,Yargıtay boşanma ve manevi tazminat yönünden onadı,ancak maddi tazminatın düşük olduğu gerekçesi ile maddi tazminat yönünden bozdu.Bozmaya uyma sonucu yeni karar verildi.Bu durumda boşanmanın kesinleşmesinden sonra hükmedilen maddi tazminata boşanmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren mi,yoksa karar tarihinden mi faiz yürütülecek,kararsız kaldım.Bildiğimiz gibi,boşanma ile verilen maddi ve manevi tazminata ancak boşanmanın kesinleşmesinden itibaren faiz yürütülecek,ancak aynı davanın devamı niteliğindeki sonradan hükmedilen maddi tazminata faiz başlangıcı yönünden açık bir karar bulamadım.Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :75, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Burak GKÇL, Tarih : 27-01-2020 14:34
Değerli meslektaşlarım,
İcra takibi nedeniyle borçlunun mernis adresiyle aynı adrese çıkarılan ilk tebligat iade oldu.İkinci tebligat ise mernis adresi şerhi düşülerek gönderildi.Ancak posta memuru 'Sokak no yoktur' ibaresi düşerek tebligatı tekrar iade etmiştir.Bundan sonra yapılması gereken nedir?Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :75, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.mucahit, Tarih : 26-01-2020 22:13
Müvekil alt isveren işçisi. Müvekilin çalıştığı iş yeri asil isveren A şirketi tarafından 20.01.2019 tarihinde B şirketine devrediyor.

Iş yeri devri protokolu gereği devr alan B sirketi, müvekkilin alt ışverenine yolladıkları ihtarname ile ihale sozlesmesini sonlandırdiklarini bildirmiş, akabinde devreden işveren A şirketi , devir tarihinden sonra 30.01.2019 tarihinde müvekkilim kıdem tazminatını ödemiştir.

Müvekkilin iş akdi alt işvereni tarafindan 5.02.2019 tarihinde sona verilmiştir.

Muvekkil 8.02.2019 tarihinde yeni bir alt işveren ile devralan B şirketi bünyesinde aynı işyerinde calismaya baslamis ve halen çalışmaktadır.

Müvekkilin için devreden A şirketinden ihbar tazminatı istenebilir mi bu durumda ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :95, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.enesturhan, Tarih : 26-01-2020 16:50
İyi ve adil günler dilerim saygıdeğer meslektaşlarım.
Bir konuda sizlerin yardımına ihtiyacım var.
Şöyle ki ; Müvekkil ile kendisinin alacaklı olduğu belli bir icra takibi konusunda sözleşme yaparak anlaştık. Ben icra takibini kesinleştirerek işin gereken şeylerini tamamladım. Ancak daha sonrasında müvekkil ile uyuşmazlığa düştüm ve kendisi saygısız hal ve tavırlarda bulundu.
1 - Sizce vekalet ilişkisini bitirmeliyi miyim ? Buna ilişkin usul nedir ?
2 - Müvekkil ile zaten tek bir işin takibi açısından anlaştığımız ve buna ilişkin sözleşmemiz olduğu için sadece dosyasından vekillikten çekilsem yeterli olur mu ? İleride başka sorunla karşılaşır mıyım ?
Yardımlarınız için şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :92, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Mahsun.Batur, Tarih : 24-01-2020 13:09
Sayın Meslektaşlarım. Hayırlı Mesailer Hepinize.MERHABA

Müvekkil aracıyla ana yolda ilerliyor. Ara yoldan bir araç geniş viraj aldığı ve ana yolun sol şeridini de kapadığı için müvekkil çarpmamak amacıyla, aracın direksiyonunu sola doğru kırıyor ve bariyerlere çarparak duruyor. Kaza tespit tutanağında bu şahsa ait hiç bir iz,emare yok. Kendisi görevli memurlar gelmeden aracı hemen nizami şekilde park etmiş,ilgili memur da kaza tespit tutanağında ne olayın özeti kısmında ne de kaza krokisinde hiç bu şahıstan ve araçtan bahsetmemiş ve Kazanın sebebini tamamen müvekkilin 0.67 promil alkollü olmasına bağlamıştır.

Ancak sonra müvekkil hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan açılan ceza dosyasında OLAY GöRGÜ VE TESPİT TUTANAĞI'nda ve ADLİ KOLLUK CUMHURİYET SAVCISI GÖRÜŞME TUTANAĞI'nda kazaya asıl sebebiyet veren aracın ara yoldan çıkan araç olduğuna ilişkin ifadeler mevcut. Aynı zamanda müvekkilin ve müvekkilin aracı içerisindeki 2 kişinin de olay günü alınan kolluk ifadeleri bu yöndedir.

Şimdi sorum şu. Ben elimde olan bu verilerle Sigorta Tahkim yolunda kusur ispat edebilir miyim?

VE müvekkile ait araç 8 kez el değiştirdiği için hasar raporu alamıyoruz. Elimizdeki kaza yerindeki fotoğraflar ve kaza sonrası yapılan tamir masraflarına ilişkin faturalarla, sigorta tahkim sürecinde bilirkişinin hasar tespiti yapması mümkün müdür? Yoksa hasar raporu almak zorunda mıyız?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :136, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.fatmaserin, Tarih : 23-01-2020 14:23
Merhaba meslektaşlarım. 80 bin tl bedelli, hayvan alım satımı için verilmiş bir senette asıl borçlu ve iki tane de kefil bulunmaktadır. Senette iki farklı ödeme tarihi mevcut ancak birisi karalanmış ayrıca lehtar kısmı da karalanmış yanına alacaklı yazılmıştır. Bu senedi ilamsız takibe koydum ancak iki kefil de itiraz ettiler.Asıl borçlunun üzerine de bir taşınmaz var ancak bizden önceki hacizlerden dolayı bize para gelmesi mümkün değil.
İlamsız açtığım takipte borcun sebebinde alım satım ilişkisinden bahsetmiştim ancak senetten bahsetmediğim için itirazın iptali davası açmam halinde reddolur mu? Nasıl bir yol izlemeliyim?
Mahkeme bononun kambiyo vasfında olmadığını kabul ederse, önce asıl borçludan kesin aciz vesikası almam gerekirse dava red mi olur bekletici mesele mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :224, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Ayse E., Tarih : 21-01-2020 16:44
(B) belediyesinde çalışan işçiler belediyeye ait römorkunde de parke taşları olan traktörle birlikte seyir halinde iken şöfor olan (O) yolda parke taşı düzenlemesi yapan diğer işçileri görünce traktörü yolun ortasında durdurup yoldaki işçilerin yanına gidiyor. Bu sefer traktörü yolun ortasından çekeyim diye römorkte bulunan işçilerden ehliyeti olmayan (S) traktörü çalıştırıp hareket edince yolda bulunan kum yığınına çıkıyor ve traktör devriliyor. Römorkta bulunan işçi (İ) yaralanıyor. (İ) ifadesinde şikayetçi olmuyor. Şimdi ise manevi tazminat davası ve iş göremezlik tazminatı talepli Belediyeye ve Sigorta şirketine karşı dava açıyor. Burada belediyenin sorumluluğunu kaldıran bir husus varmıdır nasıl bir savunma yapabiliriz? S nin ehliyetinin olmaması belediyeyi sorumluluktan kurtarır mı? Yada S kullanırken hatır taşımacılığı gibi bişey olur mu? Bu tür bşr davada deneyimim olmadığından şimdiden cevap veren meslektaşlarıma teşekkür ederim..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :290, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avccyilmaz, Tarih : 21-01-2020 10:47
iyi günler sayın meslektaşlarım,
Müvekkilin babası vefat ediyor. Babasının üzerine kayıtlı araç miras yoluyla müvekkile ve yanında yaşayan zihinsel engelli kardeşine kalıyor. Mahkeme izniyle aracı satıyoruz. Bu aşamada zihinsel engelli kardeşinin payına düşen miktarı mahkemeye bildirmek ya da onun adına açacağı banka hesabına yatırmak zorunda mıyız? Yatırılmadığı takdirde ne gibi yaptırımlar söz konusu olabilir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :252, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.sule, Tarih : 20-01-2020 10:21
!!çok acil!muvazaalı boşanma nedeniyle uyap üzerinden açılacak davalarda dava türü olarak seçilecek seçenek konusunda fikri olan yardımcı olabilir mi?????
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :296, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Rumeysa Korkmaz, Tarih : 19-01-2020 23:02
Meslektaşlarım merhabalar,

Müvekkil hakkında aynı olaydan dolayı hem 6136 sk muhalefet hem de tck 81den kamu davası açıldı. 2 yıldır tutuklu. 6136 Sk muhalefetten almış olduğu ceza kesinleşti, 1 yıl 3 ay olarak. Tutuklu olarak geçirmiş olduğu bu sürenin cezadan mahsubu mümkün müdür? Cezaevinde hükümlü koğuşuna alınmaksızın direkt olarak infaz edilmiş sayılıp tutuklu koğuşunda devam edebilir mi?

teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :318, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.kessaf, Tarih : 17-01-2020 17:03
İyi günler değerli meslektaşlarım.

Müvekkilimizin telefon görüşmeleri usulüne aykırı* bir şekilde kaydedilerek kendisine Narkotik Şubede okunuyor. Bilindiği üzere hukuka aykırı yöntemle elde edilen delilin yargılamada kullanılamayacağı açıktır. Ancak müvekkilim de bu konuşmaları müdafi huzurunda ikrar ediyor.

Hukuksuz iletişimin tespiti tutanaklarına binaen alınan ikrarın da hukuksuzluğundan söz etmek mümkün müdür? Yoksa bu konuşmalara dayanarak emniyetteki, savcılıktaki ve tutukluluk kararı öncesi Sulh Ceza Hakimliği'ndeki ikrarı kovuşturma esnasında esas alınır mı?

*(İddianamede iletişimin denetlenmesi tutanaklarına ilk kez 5.aydaki ve uzatma ile 6.aydaki Sulh Ceza Hakimliği kararı esas gösterilmiş. Ancak dinlenerek kayda alınan telefon görüşmeleri ilk karar tarihinden bir ay öncesine ait.)
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :307, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : merveonucak, Tarih : 16-01-2020 17:46
Merhaba meslektaşlarım,

Müvekkilin taraf olduğu bir sözleşmede süreç devam ederken karşı taraf haksız olarak ödediği bedeli iade için ilk önce ihtiyati haciz talebinde bulunmuş, bu talebi mahkemece yerinde görülerek müvekkil aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmiş ve bunun üzerine karşı tarafça icra takibi başlatılarak müvekkilin tüm malvarlığı üzerinde haciz işlemi tatbik edilmiştir.

Biz de ilk olarak ihtiyati haciz kararına itirazda bulunduk, ardından icra takibi kapsamında borca itiraz ettik.

İhtiyati hacze itirazımızın değerlendirilmesi için mahkemece 15 gün sonrasına duruşma günü tayin edildi. Bu sırada icra takibinde itirazımız alacaklıya tebliğe çıkarılması vs. işlemler devam etti.

İhtiyati hacze itirazın değerlendirildiği duruşmada mahkeme icra dosyasının celbine karar verdi ve karşı tarafça bizim ihtiyati hacze itirazımızdan sonra açılan itirazın iptali davasının açılması nedeniyle itirazın değerlendirilmesinde bu mahkemenin artık görevli olmadığı, itirazın iptali davası açıldığı için ihtiyati haciz değerlendirmesinin işin esasına bakan mahkeme tarafından irdelenmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi.

Bu konuda mantığıma oturmayan birçok şey var. İtiraz yolu açık olan ihtiyati haciz kararı talep edilen gün verilen bir karar, anayasal hak olan mülkiyet hakkına doğrudan bir müdahale söz konusu olduğu için yine aynı ivedilikle itirazın değerlendirilmesi gerekmez mi?

Öte yandan, müvekkilin mülkiyet hakkı bu denli kısıtlanmışken ihtiyati hacze itirazımızın, itirazımızdan sonra karşı tarafça ikame edilen itirazın iptali davasını gören mahkemece değerlendirmesi gerektiği gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı müvekkilin mülkiyet hakkına ek bir müdahale değil midir? Gerekçeli karar yazılacak, taraflara tebliğ edilecek, kanun yoluna başvurma süresi geçecek, kesinleşecek, görevli denen mahkemeye gönderilecek, onun değerlendirmesi beklenecek...

Elinde bu konuyla ilgili içtihat ya da bilgisi olan varsa yardımcı olmasını rica ediyorum.

İyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :397, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Ayşe Yağcıoğlu, Tarih : 16-01-2020 14:56
Öncelikle hepinize mesleğe başlayalı bir ay olmuş çiçeği burnunda bir meslektaşınız olarak merhaba demek istiyorum.
1964 yılında maliye hazinesine ait bir taşınmaza DSİ kanal yapıyor ve sonra toplam 3200 metrekare olan alanın müvekkil harici bir öçlüm sadece 1500mkaresini kullandığını farkediyor. Tapuda bu konuda hiç bilgi yok müvekkil 2010'da satın alırken.Sonra müvekkil dsi'ye el atmanın önlenmesi davası açıyor.Ancak sonradan dosyaya giren belgelerden o yıllarda maliye hazinesinin dsi'ye taşınmazı tahsis ettiğini öğreniyor. DSİ husumet itirazında bulunuyor.
Oratağım ile birlikte dsi'nin taraf olup olmadığı ve tahsis söz konusu olduğu için el atmanın söz konusu olup olmadığı ile ilgili olarak çıkmaza girdik.Müvekkil zararını DSİ'den alabilir mi yoksa dava sizce husumetten red olunur mu? Tapuya güven ilkesi gereği tapuya mı yöneltilmesi gerekirdi?Yardımcı olabilirseniz çok mutlu oluruz. Şimdiden çok teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :408, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : NURCAN DAŞKIN, Tarih : 15-01-2020 23:30
Merhabalar, Türkiye'ye belirli zaman aralıklarında gidip gelen Arap bir babadan ve Türkiye'de ikamet izni olan Azeri bir anneden evlilik dışı doğan ve Vatandaşlık Kanunu Madde 8'e göre Türk vatandaşı olmayan, annesinin nüfusuna kayıtlı çocuğun babası tarafından Türkiye'de tanınması ve çocukla kişisel ilişki kurulması açısından Türk Mahkemeleri yetkili midir?
Not: 5901 Sayılı Vatandaşlık Kanunu MADDE 8 – (1) Türkiye'de doğan ve yabancı ana ve babasından dolayı doğumla
herhangi bir ülkenin vatandaşlığını kazanamayan çocuk, doğumdan itibaren Türk vatandaşıdır.
Not:Azeri kayıtlarında çocuğun şehadetnamesindeki baba hanesine Arap babanın ismi kaydedilmiştir. Ancak çocuk annenin soyadını almıştır.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :440, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : bersu, Tarih : 15-01-2020 11:11
Müvekkil şirketin 3. kişi sıfatıyla ilgili olduğu icra dosyasında İKK 99. madde uyarınca menkuller haczedilerek o an işyerinde olan çalışana yediemin olarak bırakıldı ve alacaklıya İstihkak Davası açması için süre verildi.

İstihkak Davası açıldı ve dava kabul edildi ancak istinaf kanun yoluna başvurumuzu yaptık.

Alacaklı ise kararın kesinleşmesini beklemeden karar ile birlikte menkullerin muhafazasını talep etti ve işyerine tekrar hacze gelindi.

Bunun üzerine memur muamelesini şikayet yoluna başvurarak davamızı açtık ancak dava sonucunda mahkeme "kararın kesinleşmeden infaz edilemeyeceğini ancak malların istihkak iddiacısı 3. şahıstan farklı bir şahsa yediemin olarak teslim edildiğinden muhafazasına yasal bir engel olmadığına" dair karar verdi.

Bu karara karşı istinaf yoluna başvurmayı düşünüyorum.

Meslektaşlarım sizin de değerli önerilerinizi almak istiyorum, ben mi yanlış değerlendiriyorum, işyerinde şirket temsilcisi her zaman bulunamaz bu nedenle çalışana yediemin olarak bırakılması İİK 99 son cümle için yeterli değil midir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :447, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Stj. Av. Ömer Selim İpek, Tarih : 15-01-2020 10:31
Sayın meslek büyüklerim, merhaba.

Müvekkil kızı adına Londra İstanbul gidiş, İstanbul Londra dönüş uçak bileti satın almış, şirketin uçuşlarına ara verme kararı neticesinde bilet iptal edilmiştir. Aradan yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen bilet ücreti iadesi yapılmamıştır. Konu ile ilgili muhatap şirkete ihtar gönderildi fakat verilen süre içerisinde de bir cevap alamadık. Sizlere danışmak istediğim husus; iadesi gereken ücret ve Havayolu ile Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik kapsamında müvekkilin hak kazandığı tazminat hakkı için Tüketici Mahkemelerini görevli olduğunun kabulü halinde öncelikle İlçe Tüketici Hakem Heyetine başvurmamız gerekiyor ancak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ucuş iptalleri için bir şikayet mekanizması kurmuş. Uçuş iptalinden kaynaklanan bilet ücretinin iadesi ve tazminat hakkı için daha önce Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'ne,tüketici hakem heyetlerine ya da doğrudan ticaret mahkemelerine başvurmuş bir meslek büyüğüm var ise ve deneyimlerini paylaşırsa çok memnun olurum. Şimdiden teşekkürler..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :435, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : nedesembilmemki, Tarih : 15-01-2020 09:03
sevgili meslektaşlarım;
mesleğimde yeniyim ve bir durumun içinden çıkamadım.yardımlarınızı bekliyorum. şöyle ki; vergi dairesi kişiye keseceği cezayı hata ile adımıza kesiyor. iptal için dava açıyoruz ve ceza iptal ediliyor. lehimize karşı vekalet ücretine de hükmediliyor ancak müvekkil dava açarken yaptığı masrafları, avukata ödediği miktarı talep ediyor ve gerçek hasımdan bunları talep edip edemeyeceğimizi soruyor. araştırmalarım sonucunda sağlam bir veriye ulaşamadım. sizlerden konuyla ilgili bilgisi olan yahut görüşü olan yahut aynı durumla karşılaşan var mıdır? varsa eminim görüş ve fikirleri fazlasıyla işime yarayacak. saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :418, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07685304 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.