Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
18.01. 2019 Kira Artışı Tüfe - ekinheval
Haber Ekleyin

Yazan : Av. Hatun Olguner, Tarih : Bugün 13:10
Merhabalar....

İlamlı icra takibine konu bir icra takibinde ki alacak temlik edilmiştir.temlik alan bir daha temlik etmiştir..müvekkilin gayesi vekalet ucretlerini haksız olarak almaktır...vekalet ücretinin temlik edilemeyeceğine temlik sözleşmelerinin vekalet ücreti oranında geçersiz olduğuna ve temlik eden muvekkille temlik alanların müteselsilen sorumlu olduklarına dair Yargıtay kararı sunarak dosyada blokeli paranın içindeki vekalet ucretlerimin hesabıma ödenmesini istedim.icra müdürü hatalı karar vererek talebimi reddetti. İcra hukuk mahkemesi ise temlik sözleşmesinin gecersizligiyle ilgili karar verme yetkisinin genel mahkemeye ait olduğunu gerekçe göstererek siksyet dilekçede istediğim tedbir talebinin reddine karar verdi...icra hukuk mahkemesinin bu konuda görevli olduğuna dair Yargıtay kararı arıyorum...acil olarak...ilgilenecek meslektaşlara çok teşekkür ederim...

04/03/2013
T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2010/15034 K. 2011/10280 T. 28.11.2011 • VEKALET ÜCRETİ ( Dava Sonundaki Kararla Tarifeye Dayanılarak Karşı Tarafa Yüklenecek Vekalet Ücretinin Avukata Ait Olduğu - Bu Ücret İş Sahibinin Borcu Nedeniyle Takas ve Mahsup Edilemeyeceği ve Haczedilemeyeceği ) • TAKAS MAHSUP ( Karşı Tarafa Yüklenecek Vekalet Ücretinin Avukata Ait Olduğu - Bu Ücret İş Sahibinin Borcu Nedeniyle Takas ve Mahsup Edilemeyeceği ve Haczedilemeyeceği ) • TEMLİKNAME ( "Karşı Taraf Vekalet Ücreti" Miktarı İle Sınırlı Olmak Üzere Geçersiz Olduğunun Tespitine ve Asıl Dava Yönünden de Aynı Nedenle Davacıya Ödenmesi Gereken "Karşı Taraf Vekalet Ücreti"nin Her İki Davalıdan Müteselsilen Tahsiline Karar Verilmesi Gerektiği ) 1136/m.164 ÖZET : Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine, birleşen dava ise, bu ücretin dayanağı olan "icra dosyası alacağının temliki" konusundaki, davalılar arasında yapılmış olan "sözleşmenin iptali" istemine ilişkin olup, mahkemece alınan bilirkişi raporu gereğince, gerek müvekkilin ödemesi gereken, gerekse karşı tarafa yüklenen vekalet ücretinin toplamı üzerinden, asıl davada, davalılardan K. A. yönünden hüküm kurulmuş, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. Oysa ki Avukatlık Kanununun 164. maddesinin son iki cümlesinde. "Dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez." Hükmü mevcut olup, buna göre avukata ait olduğu açıkça belirtilen, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyecek ve haczedilemeyecek olan 'karşı taraf vekalet ücreti"nin, üçüncü kişiye temlik de edilemeyeceğinin kabulü gerekir. O halde birleşen davada, temliknamenin, "karşı taraf vekalet ücreti" miktarı ile sınırlı olmak üzere geçersiz olduğunun tespitine, asıl dava yönünden de aynı nedenle, davacıya ödenmesi gereken "karşı taraf vekalet ücreti"nin, her iki davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, birleşen davanın ve R. Z.'e karşı açılan asıl davanın tümüyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı ve davalılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili geldi davalı tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: KARAR : Davacı İ. M. avukat olup, davalı K. A.'ın, borçlusu dava dışı M. A. ve İ. V. olan toplam 80.000,00 TL bedelli 4 adet senedin tahsili için 09/12/2004 tarihinde kendisine vekaletname verdiğini, senetlerin tahsili amacıyla Mersin 1. İcra Müdürlüğünün 2007/120 esas sayılı dosyası üzerinden takip başlattığını, borçluya ait taşınmazın 154.000,00 TL bedelle satılmasından sonra, davalı K. A.'ın, bilgi ve rızası dışında dosya alacağını, "karşı taraf vekalet ücreti" de dahil olmak üzere, diğer davalı R. Z.'e temlik ettiğini, bu durumda davalı K. A.ile imzalanan 05/01/2005 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde kararlaştırılan vekalet ücreti ile, karşı taraf vekalet ücretinin ödemesi gerektiğini ileri sürerek, toplam 22.600.00 TL vekalet ücreti alacağının tahsiline karar verilmesini istemiş, iş bu dava ile birleştirilen Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/279 esas sayılı dosyası ile de, davalılar arasındaki temlikin muvazaalı ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, iptalini talep etmiştir. Davacı A. S. E., diğer davacı İ. M. tarafından düzenlenen yetki belgesi ile davalı K. A.'ı Vekil olarak temsil ettiğini belirterek, aynı taleplerle dava açmışsa da, yargılama sırasında alacağının tamamını davacı İ. M.'na devretmiştir. Davalılardan R. Z., Mersin 1. İcra Müdürlüğünün 2005/120 esas sayılı dosya alacağını K. A.'dan iyiniyetle temlik aldığını, kendisine karşı dava açılamayacağını, davalı K. A.ise, davacının vekalet görevini gereği gibi yerine getirmediğini, dosya alacağını temlik etmek zorunda kaldığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, asıl davada, temlik alacaklısı R. Z. aleyhine açılan davanın, "vekalet sözleşmesinin davacı ile davalı K. A.arasında imzalandığı" gerekçesiyle reddine, davalı K. A.aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne, 19.069.21 TL'nin davalı K. A.'dan tahsili ile davacı İlkay Mahanoğlu'na ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı ve davalılardan K. A.tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Asıl dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine, birleşen dava ise, bu ücretin dayanağı olan "icra dosyası alacağının temliki" konusundaki, davalılar arasında yapılmış olan "sözleşmenin iptali" istemine ilişkin olup, mahkemece alınan bilirkişi raporu gereğince, gerek müvekkilin ödemesi gereken, gerekse karşı tarafa yüklenen vekalet ücretinin toplamı üzerinden, asıl davada, davalılardan K. A.yönünden hüküm kurulmuş, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. Oysa ki Avukatlık Kanununun 164. maddesinin son iki cümlesinde. "Dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez." Hükmü mevcut olup, buna göre avukata ait olduğu açıkça belirtilen, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyecek ve haczedilemeyecek olan 'karşı taraf vekalet ücreti"nin, üçüncü kişiye temlik de edilemeyeceğinin kabulü gerekir. Müvekkilin, avukatın yasadan kaynaklanan bu alacağını üçüncü kişiye temlik etmesi, açıkça yasaya aykırı olduğundan hüküm ve sonuç doğurmaz. Dava konusu olayda da, davalı müvekkil K. A., Mersin 1. İcra Müdürlüğünün 2005/120 esas sayılı dosyasındaki 80.028,00 TL alacağını, "tahakkuk etmiş veya edecek tüm faiz ve tüm ferileriyle birlikte" diğer davalı R. Z.'e temlik etmiş olup, temlik edilen alacak içinde, takibi vekil sıfatı ile yürüten davacı avukata ait" karşı taraf vekalet ücreti" de bulunduğundan, temlik sözleşmesi bu yönüyle geçersizdir. O halde birleşen davada , 26.11.2007 tarihli temliknamenin, "karşı taraf vekalet ücreti" miktarı olan 7.161,68 TL ile sınırlı olmak üzere geçersiz olduğunun tespitine, asıl dava yönünden de aynı nedenle, davacıya ödenmesi gereken 7.161,68 TL "karşı taraf vekalet ücreti"nin, her iki davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, birleşen davanın ve R. Z.'e karşı açılan asıl davanın tümüyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 3-Davalı K. A. tarafından ibraz edilen 9.12.2004 tarihli tahsilat makbuzunda, davacı avukata 1.600,00 TL ödendiği belirtilmesine rağmen, hükme esas alınan 13.10.2008 tarihli bilirkişi raporunda, davacı alacağından mahsup yapılırken, bu miktarın 600,00 TL olarak hesaplanmış olması da, ayrıca usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ : 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün, 2. bent gereğince davacı, 3. bent gereğince de davalı K. A., yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, peşin alınan 283,20 TL. temyiz harcının istek halinde davalı K. A.'a iadesine, 21.90 TL kalan harcın davacı İ. M.'ndan alınmasına, 28.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

» Takpas
Yazan : Av. Abdulkerim UZUN, Tarih : 17-05-2019 11:45
Sayın meslektaşlarım TAKPAS sistemine giriş yapamıyorum. E-imza takılı olduğu halde setifika seçin uyarısı geliyor. Sebebi nedir? Aynı sorunu yaşayan var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1229, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Sena Kıliç, Tarih : 09-04-2019 16:49
Kıymetli meslektaşlar ,

Uyuşturucu madde ticareti suçundan müvekkilimiz hakkında kolluk görevlilerince teknik takip ve fiziki takip yapılmıştır.

Toplamda dört eylemde adı geçmektedir.

İlk eylem : fiziki takip ile tutanak altına alınmıştır.

İkinci eylem ise ; araç içinde satış yapılmış olup yine bu sırada müvekkil ve kullanıcılar fiziki takip ile tutanak altına alınmıştır.

Üçüncü ve Dördüncü eylem müvekkilin kiraladığı evde gerçekleşmiştir.Kolluk görevlilerince yine burada madde satışı yapıldığı telefon dinlemeleri vs ile tespit edilmiştir.

Dördüncü eylemde suç üstü yapılarak müvekkil ve diğer sanıklar yakalanmıştır.

Buna göre;

1-) İlk eylemde kolluk görevlilerinin müdahalesi gerekirdi , Sonraki eylemler ile ilgili olarak tck 43 uygulanamaz savında bulunacağız.Bu konuda elinde karar olan meslektaş var mıdır? (Olaylarda gizli soruşturmacı görevlendirilmemiştir.)

2-) Araç içerisinde gerçekleşen satış için TCK 188/4-b nin uygulanmayacağına dair bir karar elinde olan meslektaş var mıdır?

Şimdiden teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1023, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Kasparov108, Tarih : 05-04-2019 11:22
Merhaba sayın meslektaşlarım. Avukatlar günümüz kutlu olsun

Bir icra takibinde 3 borçlu için örnek 10 yapılıyor. 2 sine tebligat gelmemiş birisi ise kesinleşmiş.

Tebligat doğrudan TL 21/2 ye göre yapılmış.
Takip mükerrer bir takip. (Örnek 7 ile de açılmış sözleşmeye dayanarak)

Senetler emre yazılı ve tek.

Biz bu takibin iptalini acaba icra mahkemesinden mi yoksa tüketici mahkemesinden mi istemeliyiz.

Kabul icra mahkemesi daha hızlı yol ama derteslik itirazımızı inceleyecek mi.

Takibin 1 borçlu için kesinleştiğini, doğrudan tk 21/2 ye göre tebliğ (muhtara) olduğunu düşünürsek sizce hangisi daha mantıklı. Çok ortada kaldım. Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :878, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : umutlaw, Tarih : 21-03-2019 23:22
Merhaba,
X' Y' den on bin TL borç almıştır ve bu borcu geri ödemediği için Y' X' hakkında 3 yıl sonra ilamsz takip başlatmıştır.

X' borca itiraz etmiş ve ben bu parayi ileride kurulacak şiketin sermayesi için almıştım demiștir.

X' Y' ye borç para verdikten ancak 8 ay sonra bir şirket kurmuşlardır.

X' şirket sermaye payını kuruluş esnasında şirketin hesabına yatırmıştır.

1. Sizce daha kurulmamış bir şirket için sermaye / pay parsının peşinen tahsil edilmesi mümkün ve mantıklı mı?

2. Sizce itirazın iptali davası yukarıdaki olayın gidişatina bakıldığında Asliye Ticaret mahkemesinde mı yoksa Asliye Hukuk mahkemesinde mı açılmalıdır?

Yardımlarınız için eşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :983, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Muhsin KOÇAK, Tarih : 21-03-2019 00:22
YİD modeli ile Bir belediyenin içme suyu projesi özel bir şirkete 35 yıllığına ihale edilmiş, söz konusu belediye 6360 sayılı kanunla kurulan Büyükşehir Belediyesi kapsamında mahalle niteliği kazanmış, dolayısıyla (....) Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü sorumluluk alanına dahil olmuştur. Ancak söz konusu Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan bir yönetmelikle yapılardaki su saatlerinin bina dışına taşınması şartı ile daha önce ortak kullanılan su aboneliğinin bireysel aboneliğe çevrilebileceğine ilişkin düzenleme gereği, özel şirket abonelik. başvurularını reddediyor. ?
Soru : Özel şirketin tekelinde bulunduğu iddia edilen su aboneliği sözleşmesi yapması veya başvuruları reddetme yetkisi kamu hizmeti bağlamında nasıl değerlendirilmeli ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :981, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. 123, Tarih : 19-03-2019 10:28
Merhabalar, Türk Telekom özelleştikten sonra kapsam içi personel olarak çalışmaya devam eden ve 1. derecenin 4. kademesinden emekli olan bir Telekom personeline yeşil pasaport verilmiyor. Bunun için dava açmak istiyorum. Bu konuyla ilgili bir bilgisi ya da elinde örnek bir karar olan varsa yardımcı olursa çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1031, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avrecepefe, Tarih : 17-03-2019 15:37
Sevgili Meslektaşlarım,
Anne ve babası ölmüş bulunan 16 yaşındaki çocuk için 2014 yılında anneannesi vasi olarak atanıyor.
Ancak ne var ki vasi olan anneanne 2 yıllık süre geçtiği için ve hatta bu gün itibariyle vesayet görevinin uzatılması için mahkemeye müracaatta bulunmuyor.
1) Bu durumda an itibariyle çocuğun hukuki durumu askıda mıdır?
2) Bu arada çocuk hakkında annesinin hayattaki bir borcundan mütevellit ilamsız (örnek 7)icra takibi yapılıyor.
3) Borca itirazı kim nasıl yapacak?
Vasi süreyi uzatmamasına rağmen acele iş olduğu gerekçesiyle mahkemeden sürenin uzatılacağına dair şerh de düşerek takibe itiraz edebilir mi? (7 günlük borca itiraz süresinin son günündeyiz)
Bu konudaki engin düşüncelerinizi bekliyorum. Saygıyla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :948, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : tiryakim, Tarih : 14-03-2019 10:34
Merhabalar ;

Köy Sınırları içersinde bulunan bir tazşınmazın ihalesi gerçekleştirildi.

İhalenin Feshi Davası açıldı. İhalenin feshi davasını açan tarafın iddiası şu ; Taşınmaz köy sınırları içerisinde bulunduğu için köy sınırlarında bulunan taşınmaz için köyde taşınmaz satış ilanı yapılması zorunludur. Köyde taşınmaz satış ilanı yapılmadığı için anılan ihalenin feshi gerekir diye ihalenin feshi istemli dava açmıştır.

Taşınmaz ilanının köyde yapılması zorunlu mudur ? Bunun için icra müdürlüğünün karar alması gerekmez mi ? Yani İcra Müdürlüğü taşınmaz köy sınırları içerisinde bulunduğu için köyde de taşınmaz satış ilanına karar verilmelidir diye icra müdürlüğü karar almamıştır. İcra Müdürlüğü böyle bir karar vermediği için köyde taşınmaz satış ilanı yapılmamıştır. Bunun için ihale fesih edilir mi ?

İcra ile konuştum . Biz köyde satış ilanı yapılması için karar almadıysak köyde satış ilanı yapılmasına gerek yok dedi. Bu düşünce doğru mudur ?Yoksa köyde satış ilanı yapılması yasal bir zorunluluk mudur ?

Teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :898, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Dr.Yahya DERYAL, Tarih : 06-03-2019 15:02
Danıştay 2. Dairesi, 10.01.1993 tarih ve 1993/3 karar sayılı içtihadını arıyorum. Esas No. bilmiyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :944, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.buğra, Tarih : 21-02-2019 10:20
SYDVakfı sera projesi çerçevesinde köylüler ile sözleşme imzalıyor. sera yapımı için vakıf tarafından ödemeler yapılıyor ancak geri ödeme planına riayet edilmiyor , paranın geri dönüşü sağlanamıyor , davada genel hükümdeki gibi sözleşme tarihinden itibaren mi yoksa geri ödeme planına uyulmadığı tarihine itibaren mi 10 yıllık dava zamanaşımı söz konusudur. tarafın vakıf olması görev yada başkaca hususlarda farklılık yaratır mı? sözleşmenin feshi gerekir mi ?.. yada öngöremediğim başkaca bir durum varmıdır.. teşekkür ederim..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :926, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : umutlaw, Tarih : 19-02-2019 23:13
Sayın meslektaşlarım,

Bir borç sözleşmesi X adlı borçlu tarafından imzalanmıştır.

Bu borç sözleşmesine istinaden ayrıyeten iki adet ayrı A4 kağıdına X adındaki borçlu alacaklıya hitaben: BEN BORCUMU ÖDEMEDİM diye bir yazı yazılmış olup ıslak imza ile imzalanmıştır.


Sorun: Asıl borç sözleşmesi iki sayfa olup bu iki sayfa üzerinde bulunduğu mekanda mıknatıs tozu bulunduğundan toz dökülmüştür, yazılar ve ıslak imza kısmına toz bulaşmamıştır, yazılar okunaklıdır, ıslak imza da okunaklıdır, ıslak imza ise sözleşmenin sadece ikinci sayfasının altında bulunmaktadır (Borçlu ayrıyeten kendi el yazısı ile adını ve soyadını da imzanın üstünde yazmıştır)


Sayfaların üzerinde mıknatıs tozu dökülmesi ve iz bırakması iş bu sözlenmenin altındaki imzanın geçerliliğine zeval getirir mi?


Bilgi ve tecrübelerinizi paylaşmanızı saygıyla dilerim.


Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :898, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.3, Tarih : 12-02-2019 12:21
Merhaba değerli meslektaşlarım.

BŞB tarafından 1995 yılında yeşil alan olarak belirleniyor ancak ilçe belediyeye intikal ettirilmiyor.
Müvekkil 2009 yılında satın alıyor ve plan projesini ilçeden incelediği için yeşil alan olmadığını ve ruhsata uygun olduğunu görüyor. Arsayı satın aldıktan sonra ruhsat başvurusu yapıyor sonrasında ise BŞB tarafından yeşil alana ayrıldığı ifade edilerek ruhsat talebi reddediliyor. Daha sonraki süreçte aynı adadaki diğer parseller diş hastanesi oluyor. 2018 yılında ise BŞB kararı ile yeşil alan sağlık alanına çevrilmesine kararlaştırılıyor. Müvekkil itiraz ediyor itirazı reddediliyor ancak aynı kararda başka itirazlar kabul edildiği için ek karar alınıyor ve müvekkil o karara da itiraz ediyor. En son itiraz edilen kararın cevabında ise itiraz ettiği kararda parselinin yer almadığı ve bir önceki kararda düzenlemenin kesinleştiği bildiriliyor. Ancak hali hazırda imar değişikliği yapılmamış olup halen belediye yeşil alan olarak gözükmektedir. Ancak karar aldığı için sağlık tesis alanına dönüşecektir.

1-1995 deki karar bildirilmediği için tapu siciline güven ve iyi niyet temelinde imar planının iptali davası açılmalı
2-İmar değişikliğine itiraz eski karar ile kesinleştiği için 60 günlük süre kaçırılmış sayılır mı acaba? Eski karar ile kesinleştirildiğini ifade eden tebligat 25 gün olduğu için süresinde diye değerlendirebilir miyiz?
3-Kamulaştırmasız el atma davası açsak taraf olarak belediyeyi mi göstermeli yoksa sağlık bakanlığını mı? Eğer sağlık bakanlığı gösterilirse 5 yıllık kullanım şartını karşılamış olacak mıdır?

İlgilenen ve görüş beyan eden meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :928, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Şevval, Tarih : 12-02-2019 11:58
merhaba

Bir şirket A,bir başka şirkete B 'ye ait bir taşınmazın odasını kiralıyor.Kira kontratı ticari sicile şube olarak kaydediliyor. Şube bir süre sonra boşaltılıyor,daha doğrusu hiç kullanılmıyor. Ancak ticari sicilde görünüyor.Bu kaydı B firması sicilden kaldırtabilir mi?Ya da A firmasının karar alması dışında en kısa sürede ne yapılabilir?

Biraz acil bir durum oluştu çok teşekkür ederim şimdiden cevaplarınız için.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :850, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : _M.CAN_, Tarih : 11-02-2019 17:58
Merhaba ;

Aleyhimize yapılan şikayet neticesinde müvekkil, "çocuk teslimi emrine muhalefet" suçlaması ile yargılanmaktadır. Geçen yılın yaz döneminde karşı taraf icra yoluyla iki defa müvekkile başvurmuş olup bunlardan sonuç alamamış ve şikayetini yapmıştır.

İlgili icra kapsamındaki tebligatlar, müvekkile bizzat değil de muhtarlığa yapılmış olup usul yönünden tebliğlere itirazımızın yanısıra asıl sormak istediğimiz konu ; bu aradan geçen 6-7 ay boyunca, ayda 2 defa olmak üzere yaklaşık 15 hafta sonundaki görüş haklarını kullanmamıştır.

Malum olduğu üzere, düşme kararı verilebilmesi için ilamın veya ara kararın yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu sebepten, müşterek çocuğu aylardır özellikle bu dava sebebiyle görmeye gelmeyen ve dolayısıyla ara kararın yerine getirilerek davanın düşmesine engel olan karşı taraf için nasıl bir yol izlenebilir?

Herkese iyi çalışmalar...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :854, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat halil, Tarih : 06-02-2019 10:19
Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden Genel Kurul Kararının iptali istemli davada;
Genel Kurul Kararının iptali halinde kesinleşme şartı aranıyor mu?
Karar kesinleşmeden derneğin mahkeme ilamına göre genel kurula gitmesi mi gerekiyor?
Bu tür kararlar istinaf sonrası temyize (Yargıtay) tabi mi?
Cevap verecek meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ediyorum.Saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1038, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : galip.alpay, Tarih : 04-02-2019 19:24
Merhaba, müvekkilim khk ile ihraç edildi. Emekli oldu ve maaş bağlandı ancak emekli ikramiyesi alamadı. Aleyhine açılan davada beraat etti ama karar kesinleşmeden istinaf aşamasında vefat etti. Müvekkilimin eşinin sgk'ya emekli ikramiyesinin ödenmesi noktasında ki dilekçe reddolundu. Ankara 16. İdare Mahkemesinin ihraç olan memurun emekli ikramiyesinin ödenmemesinin hukuka uygun olmadığına dair kararı var, dava dilekçemde buna değineceğim ama her ne kadar vefat etmiş olması sebebiyle dava düşse de mevcut beraat kararı var ,sizden ricam bu konuda emsal nitelikte bir karar biliyorsanız paylaşmanız,saygılarımla...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :952, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.ferihan, Tarih : 25-01-2019 09:33
Merhabalar. Müvekkil, 2 erkek 4 kız kardeş olup anneleri sağlığında kendi üzerine kayıtlı ticari taksi ve plakasını müvekkile satmıştır. Ticari taksinin o dönemdeki değerinin yarısı da miras payına mahsuben diğer erkek kardeşe verilmiştir. Annelerinin ölümünden sonra kız kardeşler müvekkil ve diğer erkek kardeş aleyhine muris muvazaası sebebiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın müvekkil açısından kabulüne diğer erkek kardeş açısından reddine karar verilmiş hüküm kesinleşmiş 2013 tarihinde ilama istinaden kız kardeşlere müvekkil tarafından ödeme yapılmıştır.
Görülen bu davada mahkeme içi ikrarla diğer erkek kardeşin, ticari taksi parasının yarısını miras payına mahsuben aldığına yönelik beyanı vardır.
Müvekkil, kız kardeşlere yapılan ödeme için haksız olarak zenginleşmesi sebebiyle erkek kardeşine dava açmak istemektedir. Davada sebepsiz zenginleşmeye mi yoksa mirasın denkleştirilmesine mi gidilmesi konusunda görüşleriniz nelerdir?
Not: Ödeme tarihi ve kesin hüküm dikkate alındığında sebepsiz zenginleşme davasının usulden reddi riski vardır.
Görüşleriniz için şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1160, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Meriç YÜKSELOĞLU, Tarih : 24-01-2019 20:10
Değerli meslektaşlarım iyi çalışmalar. Sizlere kısa bir olaydan bahsetmek istiyorum.
R.Z (anne) 1933 doğumlu, 3 çocuğu var. Bunlar F,Y, Y.Z dir. 1986 da 3 dairesini çocukları arasında şöyle paylaştırmıştır;
1 nolu daire F ye(55 m2 Bodrum kat),
4 nolu dairenin 1/3 R.Z nin 2/3 ü de Y nin,(90m2 3+1)
7 nolu dairenin 1/3 R.Z nin kalan 2/3 de Y.Z nin (100m2 3+1) olarak tapuda devri yapılmıştır.
F ve ailesi, 1 nolu dairede
Y ve ailesi, 4 nolu dairede
Y.Z, ailesi ve R.Z ile 7 nolu dairede yaşamaktadır.
2014 te, Y.Z vefat etmiştir. Y.Z nin ailesi ile, Y ve ailesi de R.Z ile birlikte yaşamalarını fırsat bilerek, 4 ve 7 nolu daireleri satışa çıkarılması için R.Z yi ikna etmişlerdir. Bu satışı gerçekleştirmek için de Özel bir hastaneden "akıl sağlığı raporu" temin etmişlerdir. Bu dairelerin satışından elde ettikleri gelir ile;
Y.Z nin eşi G nin adına İstanbul Esenyurt ta 1 daire
Y.Z nin oğlu S adına Esenyurt ta 1 daire
Y(kardeş olan) adına da Sefaköy de 1 daire alınmıştır.

Olayların geçtiği 2015 yılında R.Z 82 yaşındadır. Kendisine yapılan telkinler ve yönlendirmeler ve baskı sonucunda bu işlemleri yapmıştır.

Yukarıda anlattığım durumda nasıl bir yol izlemeliyim? F, R.Z nin vasiliğini mahkemeye başvurup alırsa(alabilirse) ve bunun sonucunda R.Z nin iradesinin dışında paylarının devredildiği için tapu iptal davası açması mümkün müdür? teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1063, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 22-01-2019 21:18
Tapu iptal ve tescil davası açmıştık.Tapu memur hatasından davalı hisse yerine ihtiyati tedbir başka hisseye konduğundan davalı kişi 3.şahsa hissesini satıyor.Biz hmk 125 göre "Dava konusunun devri
(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder."hükmüne göre 1.şıkkı seçerek 3.kişiye karşı devam ettik.Şimdi hakim 3.kişinin kötüniyetini ispat etmeniz gerek diyor.Bu durumda ıslah ile davamızı terditli hale dönüştürüp olmaz ise asıl davalıdan tazminata hükmedilmesini isteyebilir miyiz?saygılar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1109, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04192090 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.