Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
Haber Ekleyin

Yazan : furugferruhzad, Tarih : Bugün 14:08
Kısa kararda hükmedilecek vekalet ücretinin gösterilmemiş;kısa kararda davanın kabulüne ...tl yargılama giderinin davalıdan alınmasına ve sair hususların gerekçeli kararda ele alınmasına denilmiştir.Bu husus adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde sayılabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :0, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Batuhan Gürsoy, Tarih : Bugün 10:16
Değerli meslek büyüklerim merhabalar. Karşılıklı olarak açılan boşanma davasının reddinden 3 sene sonra açılan karşılıklı boşanma davasının görülmesi sırasında kusur durumuyla ilgili bir sorum olacaktı. Okumuş olduğum Yargıtay kararlarında ilk açılan boşanma davasının reddine karar verilmesi durumunda 3 sene sonra açılacak olan boşanma davasında, ilk davayı açan eşin kusurlu kabul edildiğini okumuştum. Hali hazırda karşılıklı olarak açılan boşanma davasının reddedilmesinden 3 sene sonra yeniden açılan boşanma davası ve karşı davanın birleştirilmesinde kusur tespiti yapılırken ilk boşanma davasını açan eş mi kusurlu kabul edilir yoksa ilk boşanma davası da karşılıklı olduğu ve reddedildiği için taraflar eşit olarak kusurlu mu görülür ? Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. İyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :27, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : asenad, Tarih : Bugün 09:46
Merhabalar, müvekkil ve eşi 47 sene önce evlenmişler fakat bu evlilikten müşterek çocukları olmamış. Erkek eş evlilik birliği içerisindeyken, kadın eşin bilgisi dahilinde, başka bir kadından 3 tane çocuk sahibi olmuş ve bu çocukları resmiyette devam eden evliliği üzerine kayıt ettirmiş. Erkek eş vefat etmiş, kadın eş ise hem anne üzerinden yeniden mirasçı olmalarını istemediği için hem de evlat edinmek istediği için nüfus kütüğünün değiştirilerek aslında müşterek olmayan fakat resmiyette müşterek olan ve annesi olarak görünen 3 çocuğu kütüğünden çıkarmak istiyor.

1. Bu hususta açılabilecek bir nüfus kütüğünün düzeltilmesi davası var mıdır? Var ise görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi mi olacaktır?
2. Eğer dava açılabilir ise, davalı taraf kim veya kimler olmalıdır? Hasımsız olabilmesi de ihtimal dahilinde midir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :28, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Juan, Tarih : Bugün 01:32
Merhaba meslektaşlarım. Bir ceza davasında gerekçeli karar düzenleniyor. Karar lehimize. Ancak suç eşe karşı kasten yaralama olmasına rağmen kararda eşe karşı SİLAHLA kasten yaralama yazılmış. Ancak cümlenin devamında sevk maddeleri doğru yazılmış ve silahla yaralama bendi yok normal olarak.Kararın başka yerlerinde de düzgün (eşe karşı kasten yaralama). Dosyada basit yargılama usulü uygulandı.

Şimdi, bunun düzeltilmemesi aleyhimize bir sonuç doğurur mu? Düzelttirmemiz gerekse bu itiraz ettiğimiz anlamına gelip genel usulde yargılama yapılmasına sebep olur mu? Teşekkür ederim.

"Şüpheli .... hakkında müşteki .....' a karşı silahla eşe karşı kasten yaralama ve tehdit suçlarından 5237 sayılı TCK'nın 86/2,3-a, 106/1-1.cümle,53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır." Cümle bu şekilde. Ancak dosyada hiçbir şekilde silah yok, böyle bir iddia da yok.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :101, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : yeniavukattttt58, Tarih : Dün 20:14
herkese merhabalar saygılar meslektaşlarım.
ufacık bir sorum olucaktı cevaplarsanız çok mutlu edersiniz
müvekkilim resmi nikah mevcut olmadan birliktelik yaşıyor (imam nikahı var) şuanda da birlikteler üşterek çocukları oluyor. noterden yurtdışına çıkartmak için karşı tarafla muvafakatname düzenlemişler süresiz olarak. bu durumda müvekkilim çocuğu yurt dışına çıkarırsa kaçırma ihtimalinden korkuyor. muvafakatnameyi nasıl iptal ettirebiliriz. mahkemeden yurtdışına çıkma yasağı isteyebilir miyiz?
şimdiden çok teşekkür ediyorummm
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :95, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Saulgoodman, Tarih : Dün 19:18
Vasi olarak atanan baba araç satışında sulh hukuk mahkemesinden mi Aile mahkemesinden mi izin alınmalı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :115, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. CCCAC, Tarih : Dün 17:04
Karşı taraf 215.000 TL'lik faturaya dayanarak 35.000 TL'lik icra takibi başlatmıştır. Müvekkil borçlu itiraz eder takip durur. Karşı taraf itirazın iptali davası açar. Davanın açıldığı tarihte TTK'daki basit yargılama usulüne ilişkin parasal sınır 100.000 TL'dir.
Davacı taraf dava dilekçesinde ticari defterlere delil olarak dayanmamış. Cevaba cevap dilekçesinde ise "tarafların ticari defterlerin delil olarak incelenmesini talep ediyoruz." demiştir. Biz ön inceleme duruşmasında dava değerinin 35.000 TL olduğunu, bu nedenle basit yargılama usulüne tabi olduğundan cevaba cevap dilekçesine ve ekindeki delillere muvafakat etmediğimizi, dava dilekçesinde de ticari defterlere delil olarak dayanılmadığından karşı tarafın ticari defterlerin incelenmesi talebinin reddini talep ettik. Mahkeme buna rağmen ticari defterlerimizi sunmak üzere 2 hafta süre verdi.
1- Parasal sınır dava değeri olan 35.000 TL'ye göre mi değerlendirilir, yoksa fatura miktarı olan 215.000 TL'ye göre mi değerlendirilir? Zira bu husus karşı tarafın cevaba cevap dilekçesi ile ticari defterlere dayanıp dayanamayacağını belirleyecek.
2- Biz her ne kadar muvafakat etmesek de ticari defterleri mahkeme talep ettiği için sunmayı düşünüyoruz. Ticari defterler nasıl mahkemeye sunulur? Hangi defterler mahkemeye sunulur?
Cevaplarınız için çok teşekkür ederiz.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :125, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : zeynep ar, Tarih : Dün 16:02
Sevgili Meslektaşlarım,
Vekile değil asile yapılan tebligatta, icra emrine itiraz davası açtığımızda bu davanın sonunda vekalet ücretine hükmedilir mi? Bilgilendirirseniz sevinirim.Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :131, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Burak K., Tarih : Dün 14:54
Sevgili meslektaşlarım herkese hayırlı günler diliyorum.

Bir müvekkilim 06/10/2020 tarihinde 05/10/2020 havale tarihli anlaşma protokolüyle erkek eşinden boşanmış olup, işbu protokol gereği erkek eş adına tescilli bir gayrimenkulün müvekkil adına tescili söz konusudur. Fakat boşanma davasının akabinde kesinleşen kararla tapuya giden müvekkilim, tapu üzerinde haciz bulunduğunu öğrenir. Söz konusu hacizde ayrıldığı eşin babasına karşı borçlu olduğu bir senede dayanan icra takibinden kaynaklanmaktadır. Söz konusu takip ise 2020'nin 8. ayında yapılmış. Boşanma davası 6. ayda açılmıştır.

Nitekim bizde muvazaalı işlemin iptali ile tapunun tarafımıza tescili istemli dava açtık. Ve fakat cevap dilekçesinden öğrendiğimiz kadarıyla söz konusu olan tapu baba-oğlu arasında 15-20 yıl önce satış görmüş. Müvekkil ödemenin banka yoluyla yapıldığını beyan etse de ilgili dekontlara ulaşmak çok zor olacağından bu davayı iptal davasından çıkartıp ayrıldığı eşine karşı alacak davasına çevirmeyi düşünüyorum.

1-Sizce mantıklı olur mu?
2-Henüz dilekçe aşamasında olduğumuz su süreçte böyle bir ıslah gerçekleştirirsek davanın ilerleyen süreçlerinde fazlaya ilişkin haklarımız için ne yapılabilir? Yeniden dava değerinde ıslah yapmamız mümkün müdür?
3-Ayriyeten alacak davasına çevirirsek iş aile mahkemesinin görev ve yetkisine girer mi?

Fikir ve görüşlerinizi bildirirseniz çok memnuniyet duyarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :142, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Osman Gümüşsoy, Tarih : Dün 14:13
Selamlar, saygılar sunarım sayın meslektaşlarım. Bir sorum olacaktı sizlere: Müvekkilim, İİK'na göre satışa çıkarılan bir taşınmazın ihalesine katılıp en yüksek bedeli teklif ederek ihaleyi kazanıyor. İhale henüz kesinleşmedi. İhalede müvekkilimle çekişmeye girerek pey süren ve bedelin oldukça yükselmesine sebep olan diğer ihale iştirakçisinin, şartnamede yazılı olmasına rağmen teminat bedelini ödemeden artırmaya katılması ve geçersiz yere pey sürmesi sonucu ihale bedeli yükselmiş ve müvekkilim taşınmazı daha yüksek bedelle almıştır. İhalenin feshini istemiyoruz ancak müvekkil de diğer iştirakçinin geçersiz peyleri olmasa aynı taşınmazı daha ucuza alabileceğinden yola çıkarak zarara uğradığını ve bu zararın tazminini talep ediyor. İhale ile ilgili tecrübem olmaması sebebiyle konuyla ilgili bilgi veya emsal kararı olan meslektaşlarımın kıymetli yardımlarını bekliyorum. Saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :131, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.AlperenMursal, Tarih : Dün 11:50
12.11.2012 tarihinde çıkarılan 6360 sayılı Kanun İle Birlikte Mahalleye Dönüşen köylerde köy tüzel kişiliğine ait olan taşınmaz araç gereçler belediyeye geçmiştir.
Sorun olarak ise Köy tüzel kişiliğine ait olan 90 dönümlük tarlayı köylü ahalisinden bir kişi köy adına kiralamak ve menfaat elde etmek adına ölmeden önce bağışlamıştır. Son değişiklik ile bu tarla büyükşehirlerde köy tüzel kişiliği kalktığı için muhtarlıktan alınıp belediye tüzel kişiliğine geçirilmiştir.
Halen tapuda köy tüzel kişiliğine kayıtlı görünen taşınmazın Belediye tarafından ihale usulü ile kiralanıp belediye namına gelir elde edilmekteydi.
Tarlanın yıllık kiralama bedeli olarak 50 bin lira gibi bir gelir elde edilmekte 2 yıldır bu taşınmaz belediye tarafından ne ihaleye çıkmış ne de kiralanmıştır bu nedenle ne köylü adına ve kamu yararı zarara uğramaktadır.
2 yıldır boş durumda olan tarlanın tekrardan köy tüzel kişiliği ne geçirilmesi hazır olarak köy ahalisinden biri tarafından köy adına kullanması için izlenecek yol ve usulü merak ediyorum.
Bilgisi olan meslektaşlarım yardımcı olabilirse sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :142, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : AvÜG, Tarih : 24-01-2021 18:45
Merhabalar öncelikle,
Site içerisinde konuya ilişkin bir başlık bulamadım. Daha önce sorulmuşsa ve ben bulamamışsam kusura bakmayın.
Konuya kısaca özetlemeye çalışayım. Dava konusu taşınmazlar; daha önce kadastrosu yapılan ancak iki köyün sınır anlaşmazlığı ve muhtarların itirazları nedeniyle çıkmış tapuları iptal edilen bir alanda yer alıyor.
Yaklaşık 4 ay önce de Kadastro Kanunu madde 18 ve Geçici madde 8'e dayalı olarak kadastrosu yapılıyor. A. D. zilyetliğinde olduğu ve A.D. tarafından tarla olarak kullanıldığı , tarla vasıflı olarak Hazine adına tespit edildiği yazıyor tutanaklarda. Hazine daha sonra burayı zilyede satacak, taşınmazların değer hesaplamaları yapılmış.
Olayın dava konusu olan kısmı ise şu şekilde; bu taşınmaz aslen kök muris M.D. tarafından 1950lerde imar ve ihya edilerek kullanılmaya başlanmış. İçerisinde yıkık bir ev çeşitli ağaçlar var. Zilyet olduğu tutanaklarda tespit edilen mirasçılardan A.D. tarafından da senelerdir hububat ekilmekte.
Kök murisin 12 tane mirasçısı var. Zilyet olarak hepsinin tespit edilmesi gerekirken köyde yaşayan mirasçı A.D. yalnızca kendi adını yazdırınca problem çıkıyor.
Şimdi tüm mirasçılar dava açmak istiyor.
Öncelikli düşüncem; bu taşınmazın Hazine adına yapılan tespitinin iptali ile K.K. madde 14 ve 17'ye dayalı olarak mirasçılar adına tescilini istemek. Yalnız bu talebimizin reddedilme ihtimaline karşılık da hazinenin üstün otoritesini kabul etmemek şartıyla A.D. adına yapılan zilyetlik tespitinin iptali ile M.D. mirasçılarının zilyet olarak tespitini talep etmeyi düşünüyorum. Bu şekilde terditli bir talep birincil talebim olan tescili tehlikeye düşürür mü? Bu ilk sorum.
İkinci sorum şu şekilde, ikincil talebim olan zilyetlik tespitine itirazda A.D. davalı olmak durumunda. Ancak mirasçılar adına tescil istediğim birincil talebimde; mahkeme tüm mirasçıların davacı olarak davaya dahil edilmesini ister mi? Uygulamada bu durum nasıl oluyor? İştirak halinde mülkiyette tek bir mirasçının dava açmasının yeterli olacağını düşünüyorum ancak emin olamıyorum.
Bir de, en başta bahsettiğim iptal edilen kadastronun üzerinden 20 yıl geçmemiş. yaklaşık 70 yıldır malik sıfatıyla zilyetlik söz konusu ancak Yargıtay kararlarında tespit dışı bırakılmadan itibaren 20 yıllık zilyetlik aranıyor, iş bu davada bu gerekçeyle davamızın reddedilme ihtimali var mıdır?
Son sorum; tescil talebimin reddedilmesi ve zilyetlik tespitine itirazımın değerlendirmeye alınması halinde, mirasçılar arasında olağanüstü kazandırıcı zamanaşımının işlemeyeceğine dair içtihadı birleştirme kararının geçerlilik durumu nedir? Aksini söyleyen makaleler okudum, bu sebeple aklım karıştı. Tüm tanıklar taşınmazın kök muristen kaldığını belirtecektir. Ancak halihazırda taşınmaz içerisinde ekili hububatın A.D. tarafından ekildiğini de söyleyecektir. A.D. nin taşınmaz içerisinden aldığı ürünlerden diğer mirasçılara vermediğini biliyorum. Mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımının işlemediğine dair güncel yargıtay kararı olan varsa çok iyi olur.
Çok uzun oldu lütfen kusura bakmayın. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :218, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : şinas, Tarih : 23-01-2021 22:31
yaklaşık 30 yıl önce ölmüş biri var ve tapuda adına kayıt görünmüyor aksine mirasçının murise ait olduğunu iddia ettiği yerler başkası adına kayıtlı görünüyor. bu durumda tespit davası mı açılması gerekir?
çünkü olağanüstü zamanaşımı ile kazanım gerçekleşmiş olması ihtimalinde dava açılmış, tebliğ edilmiş, 3 ay ilan verilmiş olması gerekiyor. ama böyle bir dava mevcut değil.
geriye sadece murisin ölmeden önce satış yapmış olması ihtimali kalmıyor mu?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :288, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : şinas, Tarih : 23-01-2021 22:23
24 ay taahhütlü internet aboneliğini 12 ay dolduktan sonra feshettim. cayma bedeline ilişkin taleplerine karşı tüketici hakem heyetine başvurdum. ancak heyet başvuru konusu görev alanı dışındadır diye karar vermiş. bu karara itiraz etmek istiyorum. kararda nereye başvurmam gerektiğini belirtmemişler. belirtmeleri gerekmiyor muydu? belirtmemeleri hukuka aykırılık oluşturur mu?
ayrıca itirazımda kararın iptalini mi istemem gerekiyor? başvuru konumun tüketici hekem heyetinin görev alanına girdiğini düşünüyorum. itiraz ettiğimde tüketici mahkemesi hangi konularda karar verebilir?
ayrıca başvurum tüketici hakem heyetinde incelenirken bana icra takibi başlattılar ve itiraz ettim. tüketici mahkemesine takiple alakalı talepte bulunabilir miyim?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :283, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : kalemhukuk, Tarih : 23-01-2021 16:16
Meslektaşlarım merhaba

Müvekkilimin annesi, kendi babası ile (müvekkilin dedesi yani) mirastan feragat sözleşmesi yapıyor. Sözleşme ivazsız. Müvekkilin dedesi ölüyor ve mirasçıları veraset ilamı çıkartıyorlar, veraset ilamında müvekkilin annesi mirastan feragat ettiği için veraset ilamında görünmüyor yani payı yok. Buraya kadar bir problem yok. Müvekkilin annesi vefat etti ve ivazsız feragat sözleşmesi altsoyu bağlamayacağı için müvekkil adına dava açacağım. Fakat burada hangi davayı açmam gerekiyor? Asliye hukukta veraset ilamının iptali davası mı açmam gerekiyor yoksa sulh hukuka başvurup direkt veraset ilamı talebinde mi bulunmam gerekiyor. İkilemde kaldım. Önerisi olan varsa şimdiden çok teşekkür ederim. İyi forumlar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :322, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mehmet Mustafa ÖZÜNVER, Tarih : 23-01-2021 12:41
Müvekkilimizden vekalet alan A, müvekkilin taşınmazını yakın akrabası B ye satış göstererek temlik ediyor. Yıllar sonra müvekkilin satıştan haberi oluyor. A ya karşı muvazadan kaynaklı tapu iptal tescil mahkeme uygun görmezse vekalet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklı terdiden tazminat davası açıyor. Dava devam ederken, kayıt maliki olan B'yi davalı olarak davaya dahil edilmesine ilişkin dilekçe veriyor. Ancak mahkeme dahili davalı yoluyla davaya üçüncü kişinin katılımının sağlanmasının mümkün olmadığını belirterek talebi red ediyor.

Kısaca müvekkilimiz tapu iptal tescil talep ettiği halde davasını sadece A ya karşı açtığından ve B ye karşı yeni bir dava açıp birleştirmediğinden, mahkeme davayı haklı bulmasına rağmen davanın kayıt malikine karşı açılmamış olması sebebiyle tapu tescil talebini red etmekle birlikte tazminatı uygun bularak terditli hüküm olan tazminata hükmediyor. Bu süreçten sonra dosya bize geldi.

Soru : Müvekkil hükmedilen tazminata ilişkin A ya karşı icra takibine girişmiştir. Bu durumda,A ya karşı olan takipten vazgeçip, B alaeyhine bu aşamada tapu iptal tescil davası açılabilir mi? Muvazaa mahkemede kanıtlanmış olmasına rağmen B nin zamanında davaya dahil edilmemesi neticesinde hükmedilen tazminat, geçersiz bir hukuki ilişkiye geçerlilik kazandırır mı?

Yer çok kıymetli ve 1/1000 ölçekli imar planı içerisinde bulunmasına rağmen zamanında bilirkişi tarım arazisi vasfıyla taşınmaza değer biçtiğinden çıkan tazminat gerçek değerinin 1/30 u olarak belirlenmiştir. Bir yolunu bulup tapu iptalinde yoğunlaşmam gerekiyor. İlgilenen tüm meslekdaşlara şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :319, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avhbkilicarslan, Tarih : 23-01-2021 11:35
Merhaba kıymetli meslektaşlarım.

Müvekkil şirket bir elektronik kitap uygulaması üretiyor. Bu uygulamada yaklaşık 1000 adet kitap olacak ve bu kitapların hepsi belirli bir yayınevine ait. Uygulamayı ise sadece anlaşma sağladığı okulların öğrencilerinin girişine sunacak.

Şimdi bu 1000 adet kitabın dijital yayımı için yayınevi ile bir anlaşma yapacağız. Her kitap için kendilerine aylık bir miktar ücret ödenecek. Bu sırada yayınevi kitaplarını satmaya devam edebilecek. Müvekkil şirket de özel okullarla yapacağı anlaşma ile öğrencilere uygulamayı kullanıma açacak.

Bu durumda müvekkil şirketin telif hakkı sahibi yayınevi ile yapacağı sözleşme lisans/ruhsat sözleşmesi mi olmalıdır? İçeriğe dair tecrübeli meslektaşlarımın fikirlerini bekliyorum. Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :305, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : midyat47, Tarih : 22-01-2021 14:35
merhabalar değerli meslektaşlar, müvekkil iki ayrı asliye ceza dosyasından beraat almıştır. Bu dosyalar için haksız yakalama ve gözaltı için hazineye tazminat davası açacağız. iki ayrı dosyadan beraat nedeniyle tazminat davası için tek bir dava mı açmalıyız yoksa her bir dosyadaki beraat için ayrı ayrı mı tazminat davası açmalıyız . birde uyaptan dava açmak için hazinenin vergi numarasını nasıl bulabilirim şimdiden teşekkürler..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :346, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : duyguuozcann, Tarih : 22-01-2021 13:33
Merhaba Herkese.Kolaylıklar diliyorum

Vergi inceleme raporu müvekkile tebliğ edildi ancak daha cezası elimize ulaşmadı. Raporda defterlerin usulsüz ve noksan tutulduğundan bahisle belli bir kdv tutarı çıkarmış. Bu işlemin vergi ziyaı cezası da kesileceğini düşünüyorum. Şu aşamada sadece vergi inceleme raporuna itiraz edebilir miyim ? Bu raporun niteliğini bilmediğim için soruyorum. Ve itiraz dilekçem nasıl olmalı ? Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :349, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.3, Tarih : 22-01-2021 12:11
Değerli meslektaşlarım

1 aylık kira bedeline ilişkin 13 örnek icra takibine itiraz sonrası itirazın kaldırılması ve tahliye kararına karşı 1 aylık dosya borcu + ilam borcu + takip eden 3 ay teminat karşısında takip durduruldu. İlerleyen süreçte karar onaylandı ve 1 aylık icra takibi kesinleşti. İcra müdürü 3 aylık teminatın ödenmeyeceğini ve sadece 1 aylık icra takibinin ödeneceğini; ilamdaki borçlar için de tekrar ödeme emri gönderilmesi gerektiğini ifade etti. Takibin kesinleşmesi sürecine kadar 3 aylık kira bedeli de muaccel oldu ancak Dosyada teminat olarak durduğu için ayrıyeten mükerrer ödeme olmaması için 3 aylık döneme yönelik icra takibi başlatmadık.

Dosyaya yatan teminatın dosyanın kesinleşmesine müteakip tarafımıza ödenmesi gerekmez mi ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :360, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07144189 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.