Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
Haber Ekleyin

Yazan : av.kessaf, Tarih : 29-05-2020 14:39
İyi günler değerli meslektaşlarım.


Dosyadaki sanıklar için gider ortağımla ortak vekalet sunarak bir ağır ceza dosyası aldık. Ancak menfaat çatışmasına karar verilerek buna ilişkin tensip hazırlandı.

Gider ortağımla fiili ve resmi bir ortaklığımız yok. Vergi ve bağkur açılışlarımız bireysel. Haliyle ofisimiz bir avukatlık ortaklığı şeklinde teşekkül etmemiş durumda.

Bu gibi hallerde aralarında menfaat çatışması olan sanıkları ayrı ayrı savunmamızın önünde bir engel var mıdır?

Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :58, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ahsahs, Tarih : 16-05-2020 15:39
Meslektaşlarım merhaba,

Müvekkil ve eşi hem Fransa hem de Türkiye vatandaşıdır. Müvekkil eşi ile Fransa'da boşanıyor ilgili karar Fransa'da kesinleşiyor.

Fransa'daki dava açılmadan çok kısa bir süre önce evlilik birliği içerisinde alınan ve İzmir'de bulunan bir taşınmaz ile bir taşınmazdaki hissesini müvekkilin eşi kendi babasına devrediyor. Şu an ise sadece müvekkilin eşinin üzerine kayıtlı bir arsa mevcut.

Mal rejiminin tasfiyesi davası açarak mevcut arsa ve kaçırılmış olan diğer taşınmazlarda müvekkilin hakkını talep etmek istiyoruz.

Fakat izleyeceğimiz yol konusunda bazı tereddütlerim var. Öncelikle tanıma tenfiz davası ile birlikte mal rejiminin tasfiyesi davası açıp tanıma tenfiz davasının sonucunu tasfiye davasında bekleyeceğiz.

Fakat müvekkilin eşinin mevcut malvarlığı mal rejiminin tasfiyesi sonunda çıkacak olan miktarı karşılamayacaktır. Ayrıca halihazırda kaçırılan ve müvekkilin eşinin babası adına kayıtlı taşınmazların üçüncü bir kişiye devredilmesi ihtimal dahilinde. Bunun için müvekkilin eşi ve babasına tapu iptal ve tescil davası ve yahut babasına Medeni Kanun 241. maddedeki alacak davasından hangisini açmak daha sağlıklı bir yöntem olur ?

Uygulamada 241. maddeye dayalı alacak davasını pek görmedim. Sanırım tapu iptal ve tescil davası daha çok tercih edilmekte. Tanıma tenfiz - mal rejiminin tasfiyesi ve tapu iptal tescil davasını bir arada mı açmalıyım ? Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :470, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat0512, Tarih : 15-05-2020 15:09
Merhabalar sayın üstadlarım,
Müvekkillerin yurt dışına çıkış yasakları olduğu için kendileri adına ve çocukları adına 3 adet sahte Fransız Pasaportu temin etmişlerdir. Fakat uçağa biniş sırasında yapılan kontrollerde görevliler; 2 adet pasaportun üzerinde fotoğraf değişikliğini yapılmış olabileceğini, diğerinin kimlik sayfasının ise külliyen sahte olarak tanzim edilmiş olabileceğinden ve bu pasaportların çeşitli sayfalarına basılan hava limanına aitmiş gibi görünen damgaların külliyen sahte olduğundan şüphelenmişlerdir ve polisi çağırmışlardır. Daha sonra müvekkiller bu durumu ikrar etmişler ve olayı anlatmışlardır. Olayın öncesinde de çöpte kendilerine ait 3 adet TC kimlik kartı olduğuna dair beyanda bulunmuşlardır ve bu kimliklerde polis tarafından çöpte bulunmuştur. Bulunan kimliklerin başkasına ait olduğuna dairde kuvvetle şüphelenilmiştir.Kriminal raporda sahte olduğu şüphelenen kimliklerle ilgili herhangi bir sahtecilik unsuruna rastlanmamş fakat diğer 3 adet pasaportlarda fotoğraf görüntüsü değişiklik yapıldığı,2. sayfasının tamamen sahte olarak düzenlendiği ve sonuncu pasaporta ait damga izlerinin sahte olduğunu,uçağa biniş kartları üzerinde basılı bulunan havalimanına ait damgaların sahte olduğu tespit edilmiştir. son olarak rapordada bu sahtecilik işlemlerinin ilk nazarda kolaylıkla dikkati çekmeyecek nitelikte olduğu ve iğfal olduğu görüşünde olduğunu bildirmiştir. Benim görüşüme göre; olayın en başında görevlilerin fark ettiği ve şüphelendikleri hususlar uzmanlık raporunda da aynıdır. Yani sahtelik unsurları ilk bakıta dikkaat çekmiş ve şüphe uyandırmıştır. o halde sahteliğinin ilk bakışta anlaşıldığı dolayısıyla sahtecilik suçunun oluşmadığı gerekçesiyle savunma yapsam beraat alırmıyız? Ayrıca suçu müvekkillerin ikarar etmiş olmaları, sahteliğin ilk bakıta anlaşılma hususuyla beraat almamızı engellermi? Bunlara ilişkin yeni tarihli güncel Yargıtay kararları veya savunma dilekçeleriniz varsa ve benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Şimdiden tüm üsradlarıma çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :513, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : MaRkS, Tarih : 14-05-2020 21:01
Merhaba değerli meslektaşlarım

Öncelikle hepinize sağlıklı günler diliyorum.

Soruma gelince; salgın hastalık sürecinde infaz yakalaması ve infaz işlemlerinin nasıl olacağı ile ilgili.

Müvekkil yurtdışında ve hakkında 3 yıldan fazla (6 yıl) kesinleşmiş mahkumiyet hükmü var. (TCK 158 ve 204)

Yeni infaz yasası düzenlemesi sebebiyle ceza infazı için ülkemize gelecek.

Sorularım;

1) Türkiye'ye geldiğinde havalimanında 5275 sayılı İnfaz Yasası'nın 19. maddesinin 2. fıkrası gereğince infaz için yakalama işlemi yapılacak.

Madde metni; "Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır."

Türkiye'ye geldiğinde Coronavirus tedbirleri kapsamında 14 gün karantinaya alınacak. Bu 14 günlük karantina süreci infazdan düşülür mü?

Daha kısası; karantinaya alınmadan EVVEL infaz işlemlerine başlanır mı? Karantina sürecinin infaz süresinden düşülmesi gerekmez mi? Yani karantinaya İNFAZ İŞLEMLERİMNDEN SONRA MI ALINIR? Aksi durumda yakalama işlemi yapılmazsa (ki bu kanuna aykırı) karantina sürecinde başında kolluk mu bekleyecek?

2) Aynı müvekkil hakkında devam eden başka bir ceza davasında; Yargıtay bozmasına karşı beyanını almak üzere yakalama emri düzenlendi. Bu yakalama işlemi kesinleşen ceza infaz işleminden sonra mı yapılır? Salgın hastalık döneminde savunma yakalama işlemi için adliyeye götürülür mü? (Çağlayan)

Bu soruların cevaplarını hiçbir yerde bulamadım. Uygulamasını yapan ya da bilgisi olan meslektaşlarımdan yardım rica ediyorum.Tekrar sağlıklı günler dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :517, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : BEA, Tarih : 13-05-2020 22:21
Öncelikle herkese merhaba
Müvekkil okul kiralıyor ve okulun bitişiğinde 902 konutluk bir site bulunmaktadır.Müvekkil site yönetimine para bağışında bulunacak.Bu bağış ile site yönetimi site içerisine yönetim binası yapacak.Bunun karşılığında yönetim, okula inşa ettiği binanın bir bölümünü ve site içerisindeki futbol ve basketbol sahalarının 5 yıl kullanmasına izin verecek.Site yönetim planında toplu yapı temsilciler kurulunun idari ve tasarrufi işlemlerde(imar planı değişikliği,ifraz,ortak yer mülkiyet devri,kiraya verme vs.)yetkilidir maddesi vardır.Ancak Kat Mülkiyeti Kanunu 45.maddeye göre Temliki tasarruflar ve önemli işlerin bütün kat maliklerinin oybirliğiyle verecekleri karar üzerine yapabilirler yazmaktadır.Sözleşme imzalanması durumunda kat malikleri Kat Mülkiyeti Kanununa dayanarak elatmanın önlenmesi ve ecri misil davaları açabilirler mi?Açmaları durumunda sözleşmeyi imzalayan site yönetimi başkanı hakkında yetkisiz temsil hükümleri uygulanabilir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :505, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : yagmur., Tarih : 03-05-2020 20:48
Merhabalar,
Mesleğe yeni başlamış bir meslektaşınızım, değerli görüşlerinizi almak benim için önemli.

Müvekkilim 1989 yılından beri usta öğretici-ücretli öğretmen sıfatıyla Halk Eğitim Müdürlüğü bünyesinde çalışmış olup kendisinin her yıl Mayıs ayında çıkışı yapılıp dönem başlayınca tekrar girişi yapılmış. Kendisine 15.07.2019 tarihinde emekli aylığı bağlanmış fakat emeklilik nedeniyle kıdem tazminatını almayarak aynı şekilde çalışmaya devam etmiş. Son olarak Nisan 2020'de çıkışı yapılmış.

06.06.1978 tarihli Sözleşmeli personelin çalıştırılmasına ilişkin esasların 7. maddesine göre iş sonu tazminatını alabileceği düşüncesindeyim.

1-Fiilen emekliye ayrılmak istemesiyle ilgili olarak kuruma dilekçe vermem gerekir mi?

2-Dava dilekçemde, emekli olduğu tarihe kadar olan kıdemini mi yoksa son olarak çıkışının yapıldığı Nisan 2020 tarihine kadar olan kıdemini mi talep etmeliyim?

3- Konuyla ilgili Uyuşmazlık Mahkemesinin uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğuna dair 2019/448 nolu kararı olup, davamı İş Mahkemesinde mi açmalıyım?

Teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :735, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Duygu Işık Behrem, Tarih : 17-04-2020 13:28
Yapılan tüm düzenlemeler, yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararları, İl Umumi Hıfzısıhha Kurul Kararları, Genelgeler vs. değerlendirdiğimde aslında özel sektörde çalışan ve kronik rahatsızlığı bulunan işçilerin durumunun netleştirilemediği görüşündeyim. Zira kendilerinin sokağa çıkma yasağı var ancak idari izinli de kabul edilemiyorlar.
Bu konuda fikir alışverişi yapmak istedim.

Özel sektörde kronik rahatsızlığı bulunan bu kişiler işveren inisiyatif kullanmaz ise "idari izin"li sayılamıyor. Bu durumda rapor almaları ya da almamaları halinde hukuki açıdan durumları ne olacak?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4497, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 15-04-2020 07:20
Merhabalar
Müvekkil TCK 188/3-4-5 maddelerinden toplam 20 yıl hüküm giymiş, suç tarihi 2001. İnfaz konusunda yardıma ihtiyacım var. Aynı anda bir çok düzenlemenin uygulanması gerektiğinden işin içinden çıkamadım. Kapalı kurumda, açık kurumda, denetimli serbestlikte geçecek ve nihayet koşullu salıverme yapılacak süreler nedir?
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :5070, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 31-03-2020 23:56
muris 1989 yılında 1979 yılında ölen mirasçıdan kalan gayrımenkuldeki hissesini diğer mirasçıya satıyor.satıcı sözleşmeden 5 ay sonra ölüyor.31 yıl boyunca tescil istenmiyor.alıcı da 2019 aralık ayında ölüyor.mirasçıları tapu iptal tescil davası açıyorlar.üzerinde 15-16 yaşlarında meyve ağaçları dikilmiş.satıcı sözleşme yapıldığında başka ilde memur ve hasta.zaten kısa süre sonra ölmüş.satıcı murisin imzasını kardeşi ben attım diyor ve sağ.yaptığımız araştırmada 3 şahit var ve bunlar birbirini görmeden alıcının senedi dolaştırmasıyla senedi imzalamışlar.bir de anladığım kadarıyla parsel satış yapıldığından beri fiilen paylaşılmış.lakin tapuda iştirak hali devam ediyor.bu durumda;
imzaların sıhhati nasıl incelenebilir (taraflar öldüğünden)
fiili paylaşımdan hareket ederek satış sözleşmesinin resmi olması gerektiği savunmasını yapabilir miyiz?
sözlşemenin geçersizliği üzerinden ecrimisil ve müdahalenin meni talepli karşı dava açabilir miyiz?saygılar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :7828, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.gokhanguzel, Tarih : 28-03-2020 16:03
Merhaba meslektaşlarım, araştırma yapmış olmama rağmen net çözüme ulaşamadığım bir konuda değerli fikir ve tecrübelerinizi paylaşırsanız sevinirim.

Tapuda örn: malik: “ahmet oğlu hasan” şeklinde toplam 11 adet elbirliği ile malik görünüyor. Edinme şekli VERASET. 1937 yılı ve hepsi için aynı tarih görünüyor.

Kayıtta soyisim yok. Kim oldukları tespit edilemiyor. Devlet 2008 yılında açtığı davada kayyım atanmasını talep ediyor ve 10 yıl süre ile yönetim kayyımı atanıyor. 2018 yılında kayyımlık görevi sona eriyor. 2020 yılında ise devlet TMK m.588 gereği malikin gaipliği ve devlet adına tescili için dava açmş durumda.

Ancak bu yerde 1970’li yıllardan bu yana aralıksız olarak ikamet eden bir kişi bulunmakta ve kızı da yine aynı yerde 1986’dan bu yana ikamet ediyor. Taşınmaz arsa mahiyetinde ve üzerinde müstakil bir yapı var.

Şuanda devletin açmış olduğu davaya asli müdahale talepli dava açarak taşınmazın TMK m.713 gereği müvekkil adına tescilini ve devletin açtığı davanın reddini talep edeceğiz.

Somut durum üzerine tecrübelerinizi ve dikkat edilmesi gereken noktaları paylaşır mısınız ?

Davacı yalnızca anne olması yeterli mi yoksa kızı da davacı olmalı mı ?
Davalı olarak tapuda görünen 11 kişi, devlet ve belediye gösterilecek araştırdığım kadarı ile.

Tapu kaydındaki kişilere ilişkin ölüm kaydı yok ve soyisimleri de belirli değil. bu da göz önünde bulundurulduğunda tapu kaydından anlaşılamama durumu oluşmuş mudur ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :7961, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Gülcan ATABAY, Tarih : 23-03-2020 23:48
Merhaba meslektaşlarım, bir konuda yardımcı olursanız sevinirim. Şöyle ki;

Müvekkilin iş yerinin yanındaki yol encümen kararıyla --herhangi bir kamu menfaati olmaksızın- ihdas edilerek satılması planlanan x ada,parsel ile tevdit edilmiştir. (06.03.2018)Müvekkilin bundan haberi olmadığı için encümen kararının ilanından itibaren dava açma süresini kaçırmıştır. akabinde bu yoldan ihdas ve tevhit kararından yaklaşık 4 ay sonra(10.07.2018) " arsanın belediyeye herhangi bir fayda sağlamadığından" bahisle tevhidi yapılan arsa sahibine satışına karar verilmişse de satın almayı planlayan kişi 25.04.2019 tarihli dilekçesinde tevhit edilen arsa fiyatının yüksek olduğu gerekçesiyle encümen kararının iptali için başvuruda bulunmuştur. Bu süre zarfında müvekkil bu hileyi şeriyeden haberdar olmuş ve işlemin iptali amacıyla belediyeye başvurmuş ve kendisine 12.11.2019 tarihinde gelen cevapta satış işleminin iptali için gerekli işlemelerin devam ettiği söylenmişse de 11.03.2020 tarihinde eski encümen kararına dayanarak yeni bir miktar üzerinden satış ve devir yapılmıştır. bu aşamada yeni bir karar alınmadan satış yapıldığı için, veya encümen kararlarının geçerlilik süresine dayanarak veya satışın usule aykırılığından bahisle veya sizin öngördüğünüz başkana bir nedenle satışın iptalini isteme hakkımız bulunur mu acaba ? Yardımcı olursanız sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :7932, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Hep Öğrenci, Tarih : 20-03-2020 12:46
Herkese selamlar. YAŞADIĞIMIZ BU ZOR SÜRECİ EN HAFİF ŞEKİLDE ATLATMAMIZI DİLERİM. DAYANIŞMA YAŞATIR.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yüzde 80 civarında müteahhit tarafından terk edilen inşaatta arsa sahiplerinden biri ve müteahhtinden bağımsız bölüm alan 3.kişlerden biri dairelerini tamamlayarak iskan almadan oturmaya başlamışlardır. 2018 ağustos ayında müteaahhit inşaatı terk etmiştir. Yapı denetim firması ne müteahhtin terkine dair ne yapının geldiği seviyeye dair ne de iskan alınmadan inşaatta oturmaya başlandığına dair hiçbir şey yapmamıştır. Yapı denetim kuruluşunun buradaki sorumluluk nelerdir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :7861, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : orhan oğuz, Tarih : 17-03-2020 15:39
Sayın meslektaşlar, aramalarda bulamadığım için genel olarak sormak zorunda kaldım, devlet otoritesi olmayan, Suriye, ırak, Afganistan,Sudan,Mali ve benzeri, yabancı bir ülke tarafından verilen ehliyetin veya kimlik belgesinin Türk belge standartlarına göre , sahtelik incelemesi yapılması ve veren ülkeden belge hakkında bilgi sorulmadan , belgenin sahteliğine karar verilmesi konusunda yargı kararlarına ,hukuki görüşlere ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :8243, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Lord Mozart, Tarih : 16-03-2020 17:40
Merhaba

Meslektaşlarım öncelikle herkese iyi günler dilerim. Destekten yoksun kalma tazminatında feri müdahil olarak davaya dahil edilen sigorta şirketinin sorumluluğuna denk gelen miktarın tahsili ne şekilde yapılabilir? Davada taraf olmadığı için davacı tarafından aleyhine icra takibi yapılmamıştır.Bu sebeple paranın tamamı müvekkilden talep ediliyor. Nasıl bir yol önerirsiniz? Cevap verecek meslektaşlara şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :8435, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : doctod, Tarih : 10-03-2020 17:45
Selamlar,

Müvekkil A’nın kendi çeki imzalı ve doldurulmuş bir şekilde zorla elinden alınıyor.

Alan kişi B Şirketi adına ciroluyor (B Şirketinin çalışanı tarafından çek alınıyor)

B C’ye ciro ediyor, C de D’ye ciro ediyor. Çek D’nin elinde.

Çeke zorla el konulduğu için B ve C hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz, çeke Savcılık tarafından el koyma kararı veriliyor.

D çeki tahsil etmek için Bankaya gittiğinde el koyma kararı gereği işlem yapılıyor ve çek kendisinden alınıyor. D bunun üzerine tüm cirantalara ve müvekkil Şirkete ilamsız takip başlatıyor. Takibe müvekkil şirket itiraz ediyor, takip durunca itirazın iptali davası açılıyor.

İtirazın iptali davası devam ederken çeki gasp eden B çalışanı vefat ediyor, Savcılık onun hakkındaki davayı vefat nedeni ile düşürüyor, C yönünden de takipsizlik kararı veriyor. Takipsizlik kararı sonrasında çek aslı D’ye veriliyor.

İtirazın iptali davasında ise bilirkişi incelemesinde son ciranta C ve hamil D arasındaki ilişkinin temelli olduğu, çekin defterlere işlendiği, fatura karşılığı verildiği vb. tespit ediliyor. B şirketine ise ulaşılamıyor.

Mahkeme tarafından da davanın kabulüne ve itirazın iptaline karar veriliyor. Elimizde D’nin kötü niyetli olduğunu gösterecek bir emare yok. Şimdi gerekçeli kararı istinafa taşıyacağız.
Burada çek bedelini ödeyip B’ye ayrıca istirdat davası açsak bile B şirketi artık faal değil, dolayısı ile tahsil edilemeyecek.

Benzer bir durumla karşılaşan oldu mu, Savcılık aşaması tamamlanamasa bile gasp ile elden çıkan bir ödemenin yapılmak zorunda kalınması mağduriyete yol açacak, bu konuda elinde emsal bir karar olan var mı?

İlginiz için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :8308, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : derdest14, Tarih : 10-03-2020 16:05
Değerli Meslektaşlarım merhaba,

Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davalı vekili olduğum bir itirazın iptali davam var,

Takip borçlusunun, ödeme emri gönderildiği tarihte 18 yaşından küçük olduğunu tespit edince takibin iptali için İcra Hukuk Mahkemesinde Memur Muamelesi Şikayeti davası açtım.

Mahkeme talebimi kabul etti ve takibin iptaline karar verdi, fakat karşı tarafın vekili bu ehliyet eksikliğini bilmelerinin takip tarihinde imkanı olmadığından bahisle davayı istinafa taşıdı.

Ben gelecek celsede Ticaret Mahkemesinin davacının istemini, takip iptal olduğu için reddetmesini, eğer kesinleşmediği için reddedemiyorsa HMK 165/1'den Bekletici Sorun yapmasını istiyorum.

Bununla alakalı Hakime bir emsal karar sunma gerekliliği olduğunu düşünür müsünüz? Eğer gerekiyorsa bununla ilgili elinizde emsal karar var ise paylaşabilirseniz çok mutlu olurum.

Saygılarımla, İyi Çalışmalar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :7716, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Tugrul, Tarih : 10-03-2020 14:18
Merhabalar. Rent a car şirketi , A isimli şahsa araç kiralıyor. A isimli şahıs uyurken B isimli kardeşi aracı abisinden habersiz alıyor. Daha önceden ehliyetine el konulan B isimli şahıs alkollü bir şekilde kazaya karışıyor. Rent a car sahibinin dediğine göre A isimli şahısta B isimli şahısta aracın A isimli şahsın haberi olmadan aldığını söylüyor ve bu beyanları ifadelere geçiyor. Rent a car sahibi şahsın bana attığı resimde (kasko poliçesi olduğunu söyledi bana ) ''Üçüncü kişilerin kötü niyet veya muziplikle yaptıkları hareketler ile fiil ehliyetine sahip olmayan üçüncü kişlerin yol açacağı zararlar '' diye bir ibare var. Buna dayanarak rent a car kaskosundan zararın tazmini talep edebilirmiyiz ?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkür dederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :6954, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : H.ibrahim64, Tarih : 10-03-2020 11:24
İyi günler meslektaşlarım...

ÖZET : Müvekkilime karşı nafaka davası açılmıştır. Nafaka davasını açan taraf Adli yardım dan yararlanmış ve hem avukat görevlendirilmiş hem de yargılama giderlerinden muaf tutulmuştur. Dava sırasında Tedbir nafakasına hükmedilmiştir. Bunun üzerine karşı taraf ve adli yardımdan atanan avukatı davaya gelmediler bizde dosyayının işlemden kaldırılmasına karar verilmesini talep ettik.Dosya işlemden kaldırıldı. Aradan 3 aylık süre geçti davayı yenilemediler .

SORU : Davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini ve AAÜT'nin 7/1. maddesi gereğince vekalet ücretine hükmedilmesini talep edeceğiz. Vekalet ücretini karşı taraf adli yardımdan yararlandığı için hazine mi ödeyecek yoksa karşı taraf mı?

Yardımcı olmaya çalışan bütün meslektaşlarıma şimdi den teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2539, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Bukowski, Tarih : 09-03-2020 16:44
Sevgili meslektaşlarım merhaba,
Vergi Dairesi, amme alacağı için borçlunun %26 hissesi bulunan bir taşınmazın tamamını satışa çıkarıyor. Müvekkilim diğer hissedar ve satış ilanı ile bedelden ve satıştan haberdar oluyor. Açıkçası belirlenen bedel de oldukça düşük. Vergi Dairesi'nin bu işlemine ilişkin ihalenin feshinden başka ne gibi bir hukuki yola başvurulabilir? Ve idarenin bu şekilde borçlu olmayanın mülkiyet hakkını bertaraf ettiği uygulamasının hukuki dayanağı hakkında bilgisi olan meslektaşım varsa beni de bilgilendirebilirler mi? Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :5270, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat1005, Tarih : 09-03-2020 16:01
Merhaba meslektaşlarım,
Davacı kooperatif tarafından açılan kat irtifakının paylı mülkiyete dönüştürülmesi istemli davada, davacı bir kısım kat malikinin inşaatlarında projesine aykırı imalatları sebebiyle belediye tarafından davacıya inşaata başlama izni verilmediği ve davacı kooperatifin herhangi bir inşaat faaliyetine başlayamadığından bahisle inşaat ruhsatı alarak inşaat yapılabilmesi için kat irtifakının kaldırılması talep edilmiştir. Davaya konu parseldeki tüm inşaat ve kat irtifakı işlemlerini davacı kooperatif yapmıştır. Bağımsız bölümler devredilirken yeşil olan ve park olarak kalacağı tarafımıza taahhüt edilen alanlar üzerinde davacı tarafından sonradan inşaat yapılmak istenmiştir. Yeşil alan ve park alanı olarak bırakılan alanlar üzerinde inşaata başlayamadığı için tarafımıza karşı kat irtifakının paylı mülkiyete dönüştürülmesi davası açmıştır. Parseldeki tüm inşaatları ve kat irtifakı işlemlerini gerçekleştiren davacı kooperatifin yıllar sonra gelip bağımsız bölümler devredilirken tarafımıza yeşil alan ve park olarak taahhüt edilen yerler üzerinde inşaat yapmak istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu düşünmekteyiz. Bu durumda yapılabilecek şeyler nelerdir sayın meslektaşlarım? Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4354, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07539511 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.