Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : avesrayılmaz, Tarih : Dün 10:09
Değerli meslektaşlarım merhabalar, takip etmiş olduğum bir dava ile ilgili naçizane bir husus kafamı yormakta olup sizinle paylaşmak istedim.

İşbu davaya sunulan cevap dilekçesinde işçinin çalışma saati haftanın 6 günü 08:00-17:00 olarak belirtilmiş olup bu duruma göre 3 saatlik bir fazla çalışma yaptığı sonucu ortaya çıkıyor. Ancak daha sonra mahkeme huzurunda dinlenen tanıklar belirtilen saatinin işyeri düzeni olduğunu ve ilgili düzenin davacı işçiye ilişkin olmadığını kendisinin ekip şefi olmasından kaynaklı daha esnek saatlerde çalıştığını belirtmişlerdir. Bu durumda cevap dilekçesindeki ikrar ile mahkeme önündeki tanık ikrarı arasında uyuşmazlık durumu çıkıyor. O halde;

Mahkeme içi yapılan bu ikrarların hangisinin hükme esas alınması gerekir?
İşyeri çalışma koşullarında ikrar başlı başına esas alınabilir mi?

Şimdiden ilginiz ve alakanız için teşekkür ederim. İyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :102, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Mithrandir, Tarih : 22-09-2021 12:40
Merhabalar saygıdeğer meslektaşlarım , müvekkilim şirket olmakla birlikte 09.09.2021 Tarihi'nde Gaziantep'de şahıstan bir araç satın almaktadır.Araç ayıplı olmakla birlikte satan kişi şahıstır ve hususi kullanıma mahsustur fakat noter sözleşmesinde müvekkil şirketin ticari amaçla kullanacağı beyan edilmiş ve bu vesile ile ticari olarak kayıtlara geçmiştir.Bu davada görevli ve yetkili mahkeme Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi mi olacaktır yoksa Gazintep Asliye Hukuk Mahkemesi'mi ? Ayrıca ayıba karşı başvuracağımız hükümlerde TBK'ya başvuramaz isek TTK'daki süreleri kaçırmış bulunmaktayız.Bu konuda da bilgisi olan meslektaşlarım var ise yardımlarını rica ediyorum.Saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :159, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.m.elif, Tarih : 22-09-2021 11:18
Merhaba meslektaşlarım, daha önceden yapmış olduğumuz icra takibi neticesinde boylu hakkında takip kesinleşmiş ve taşınmazlar satış aşamasına kadar gelmiştir. Ancak kıymet takdiri tebliğ edilemeden borçlu vefat etmiştir. Mirasçıları ise yasal süresi içerisinde mirası reddetmiştir. Bu durumda takibe devam edilebilmesi adına nasıl bir yol izlememiz gerekir? Tebligatların kime yapılması gerekir?

Yardımlarınız için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :160, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.md, Tarih : 22-09-2021 11:10
merhabalar,

taahütsüz olarak internet aboneliği yaptırılıyor. aradan bir yıl geçtikten sonra abone interneti kullanmayı bırakıyor. kullanmadığı döneme ilişkin fatura kesilmeye devam ediyor ve ödemek zorunda kalınıyor.

Bu durumda kullanılmayan ancak ödenen aylara ilişkin fatura bedellerinin iadesi talep edilebilir mi?

Kıst ücret uygulaması burada da söz konusu olabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :149, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.mehmet.av, Tarih : 22-09-2021 09:13
1- MİRAS OLARAK GELEN VE Hali hazırda müvekkiller üzerine kayıtlı taşınmaz var.
2- Olayda yeni bir mirasçı ortaya çıkıyor ve tapu iptali olmazsa bedelini talep eden dava açıyor.
3- Müvekkiller üzerine kaıtlı taşınmaz üzerine bizzat müvekkiller tarafından yapılmış binalar var.
4- Bilirkişi miras bedel taksimi yaparken müvekkillere ait bu muhdesatları da miras paylaşımına dahil ediyor.
5- Söz konusu muhdesatın müvekkillere ait olduğu ile ilgili süresinde bir itiraz yapılmıyor.(Süresinden sonra yapılıyor)

SORU:
1- Miras konusu taşınmazın bedelinin paylaşılmasına karar verilmesi durumunda müvekkiller tarafından yapılan muhdesatlar bedelleri paylaşıma dahil edilecek mi? Edilecek ise bunun önüne nasıl geçebiliriz.
2- Muhdesatın aidiyeti davası açılabilir mi? Bu dava ortaklığın giderilmesi ve kamulaştırma davalarında açılır diye hatırlıyorum. Bizim davamızda uygulama alanı olmaz mı acaba.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :177, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gecelerin_yargıcı, Tarih : 22-09-2021 08:10
Meslektaşlarım merhaba,

Adi ortaklık tarafından yaptırılan bir iş ile ilgili olarak dava açma hazırlığındayız. Bu süreçte adi ortaklık amacını gerçekleştirmesi nedeniyle feshedilmiştir.
Bu durumda davayı sadece müvekkil adına açabilir miyiz yoksa diğer ortak adına da açmak gerekir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :160, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mizgin dayanç, Tarih : 21-09-2021 13:36
Merhabalar arkadaşlar,
İşe iade davası sonrası boşta geçen sürelere ilişkin tazminatı ve dava vekalet ücreti için ilamlı icra başlattım fakat boşta geçen süre tazminatı tespit niteliğinde olduğu ve ilamsız icra başlatılması gerekpi gerekçesiyle borçlu taraf takibin iptalini talep etti. Bu arada da tazminatı haricen müvekkile ödediler. Takibin iptali davasında karşı vekalet ücreti çıkmaması için veya takibin devamı için yapabileceğim bir şey var mıdır acaba?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :216, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ecem_hh, Tarih : 20-09-2021 15:22
Meslektaşlarım merhabalar,

Müvekkil 2018 senesinde geçirdiği bir trafik kazası nedeniyle %15 oranında malul kalıyor. %100 kusuru ile kazaya sebep olan aracın zorunlu trafik sigortasına karşı maddi tazminat talepleri için dava açılıyor. Bu süreçte müvekkil şikayetçi olduğundan taksirle yaralama eyleminden dolayı kamu davası açılıyor. Gelinen aşamada araç sürücüsü tarafımıza bir miktar ödeme teklifinde bulundu. Karşılığında da şikayetimizden vazgeçmemizi ve bu hususta bir protokol düzenlememizi istiyor. Sormak istediğim sorular
1.) Biz araç sürücüsünden manevi tazminat adı altında bir ödeme aldığımızı ve ZMMS kapsamındaki tüm maddi tazminata ilişkin (sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı giderleri ve tedavi masrafları) talep ve dava haklarımızı saklı tuttuğumuzu belirten bir protokol hazırlarsak trafik sigortasından alacağımız tazminata zarar gelir mi?
2.) Şikayetten vazgeçerken (mahkemeye protokolü sunmadan) maddi tazminat haklarımız saklı kalmak kaydıyla şikayetten vazgeçtiğimizi ifade edersek sigorta şirketi açısından bir sorun yaşar mıyız?
3.) Sigorta şirketi araç sürücüsüne rücu eder ve araç sürücüsü söz konusu protokolü sigortaya sunarsa herhangi bir sorun yaşar mıyız?
Bu konuda trafik sigortası ile sorun yaşamamak için nasıl bir protokol hazırlamalıyız? Yardımcı olursanız sevinirim.
Saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :176, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : d012uk, Tarih : 20-09-2021 12:07
Değerli meslektaşlarım merhaba, bir konuda değerli görüşlerinizden yararlanmak isterim.
Kamulaştırmasız el atma nedeniyle X Belediyesi'ne karşı açmış olduğumuz dava 5 yılın sonunda kesinleşti. İlamı icraya koymadan önce belediye ile görüştüm. İşlemiş faiz ve anaparanın %25'inden vazgeçilmesi şartı ile ödeme yapabileceklerini söylediler. Bu şekilde uzlaşmak mümkün olmayacağından ilamı icraya koyacağım. Ancak bu durumda belediyelerin çoğunlukla kamu yararı nedeniyle haczedilemezlik yasağının arkasına sığındıkları malum. Bu konu ile ilgili tecrübesi olan ve tahsil için yol gösterebilecek meslektaşlarımın fikirlerini almaktan mutluluk duyarım. Herkese iyi çalışmalar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :176, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Emre Öntekin, Tarih : 16-09-2021 18:22
Merhabalar,

Müvekkil bir araç kiralama şirketinden 3 günlüğüne araba kiralıyor. Yakıt almak için durduğu benzinlikte çalışanlar aracın altından bir parçanın sarktığı konusunda kendisini uyarıyor.

Müvekkilde durumu kontrol ettiğinde aracın altındaki bir parçanın 2 adet plastik kelepçeyle tutturulmuş olduğunu ancak bu kelepçelerin kopmuş olduğunu görüyor. Akabinde benzinlikten 2 adet plastik kelepçe alarak aynı yerlerden sarkan parçayı yerine tutturuyor.

Aracı teslim ettiği sırada araç "Egzos Emisyonu" şeklinde bir ikaz lambası yakıyor ve araç kiralama şirketi aracı bu durumu not alarak teslim alıyor.

Daha sonrasında araç kiralama şirketi müvekkile araçta yapılan inceleme neticesinde aracın tamirat gördüğünü, kendileri tarafından yetkili serviste yaptırılan tamirat işlerinin 25.000 TL tuttuğundan bahisle müvekkilden bu tutarı ödemesini talep ediyor.

Bu durumda müvekkile atfetdilebilecek bir kusur var mı?
Araç gizli ayıplı olarak teslim edilmiş kabul edilmeli mi?
Araç kiralama şirketine ihtarname gönderilerek durumun açıklanması faydalı olur mu?

Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :509, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : bilgin, Tarih : 16-09-2021 11:49
Danıştay 11.dairesinin 2003/2444 esas 2006/642 k sayılı ve14.02.2006 tarihli kararına ihtiyacım var nedense hiçbir kaynakta bulamadım bu karara erişebilen arkadaşlardan yayınlamalarını rica ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :483, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : dlndmr, Tarih : 16-09-2021 09:33
Merhaba meslektaşlarım. Müvekkil birisine kefil oluyor ve asıl borçlu borcu ödemeyince müvekkil banka taksitlerini ödüyor. Asıl borçluya ait traktör üzerinde banka rehni var. Müvekkil ödeme yaparken kendisine traktör üzerinde birinci sırada hak sahibi olacağı söyleniyor. Traktör halihazırda müvekkilin kullanımında. Traktör üzerinde yaklaşık 30 tane haciz şerhi bulunmakta. Biz ilamsız takip başlatırsak şayet müvekkil en son sırada olacağından hak elde etmesi imkansız durumda. Burada bankanın alacağını ödeyen müvekkil kanuni halefiyet hükmü gereğince bankanın rehin hakkına sahip olabilir mi? Şayet olursa ne tür bir takip başlatmamız gerekir. Bu arada temlik yolunu denemeyi düşündüm ancak hem banka kefile temlik vermek istemiyor hem de borcun 40bin TL'lik kısmı ödenmiş sadece son taksit olarak 13bin TL bakiye kalmıştır. Benim maksadım müvekkilin ödediği tüm tutarları tahsil amacıyla takip başlatmak ve rehin hakkında faydalanmak? Önerebileceğiniz bir yol var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :505, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 15-09-2021 20:14
Merhabalar
Müvekkiller mirasçı, anneleri sıra tespitli tasarruf planı sözleşmesi adı altında bir sözleşme imzalayarak konut almak maksadıyla 27 bin peşinat, ayda 2 bin TL'lik olmak üzere 4 taksit ödeyerek toplamda 35 bin ödemiş ancak sonrasında vefat etmiştir.
Sözleşmeye göre verilen hizmet, hazırlanan tasarruf programlarına göre yapılan ödemelerle müşterinin arsa/konut/taşıt finansmanı vb. kıymetleri almasını sağlama olarak tanımlanmış.
Anladığım kadarıyla tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında değerlendiriliyor. Mirasçıların taksitleri ödeyerek sözleşmeyi devam ettirme imkanları yok. Tüketicinin ölümü halinde ön ödemeli konut sözleşmesi sona erdirilerek cezai şart olmaksızın para iadesinin yapılması gerektiğini biliyorum. Bu durum tasarruf finansman sözleşmesinde de böyle mi, bu konuda başkaca farklı bir husus var mıdır, paranın iadesini sağlamam mümkün mü ?
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :512, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Yavuz Şahin, Tarih : 15-09-2021 15:37
Trafik kazası nedeniyle düzenlenen kusur raporunun doğru olmadığını düşündüğümüz için Sulh Hukuk Mahkemesinden delil tespiti talebinde bulundum. Ancak mahkeme hukuki yarar yokluğundan talebimizin reddine karar verdi.
Akabinde arabuluculuk ve sigortaya başvuru süreçlerinin yasa gereği zorunlu olduğunu, bu görüşmelerin mevcut rapor üzerinden yürütülmesi halinde hak kaybının olacağını ve netice görüşmelerin akamete uğrayacağını ifade ederek itirazda bulundum. Sulh Hukuk Mahkemesi önceki gerekçesiyle tekrar talebimizin reddine karar verdi ve bu defa kararının altında KESİN olarak ifadesi yer alıyor.
Ceza Muhakemesinde itiraz usulünde mahkeme kendi kararını kaldırmazsa görevli itiraz merciine gönderiyor ve itiraz mercii de kararı denetliyor.
Hukuk muhakemesinde böyle bir usul yok mu? Hukuk muhakemesinde itiraz usulü nasıl?

İlgi ve alakanız için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :535, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Sinem Saykun, Tarih : 15-09-2021 11:15
Üstadlarım merhabalar,

Bir konuda kıymetli fikirlerinize ve bilgilerinize ihtiyacım var. X kişisi 2007 yılında konut kredisi kullanmış, bir konut almış ve konut kredisini muhtemelen 2012 gibi tamamen ödemiş ve bitirmiş. (fek almamış) Fakat ipotek kalkmamış. 2014 yılında bu taşınmaz bir üçüncü kişiye satılmış. Satın alan kişi bankaya başvurmuş ve banka yanıt olarak kısaca X kişisinin kredi kartı borcu var, riskler halen devam etmekte; dolayısıyla biz bu ipoteği kaldıramayız demişler.

İpotek kurumu için böyle bir durum söz konusu olabilir mi? Sonuç itibarıyla borç konut kredisiydi, konut kredisi ödendi ve bitti.
Aynı ipotek bir başka borç dolayısıyla devam edebilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :555, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.mehmet.av, Tarih : 14-09-2021 15:38
1- Açmış olduğumuz boşanma davası kabul edimiştir.
2- Karşı taraf istinaf dilekçesi içeriğinde gerekçeli karara "kusur", "tazminat" ve "nafaka" yönünden itirazda bulunmuş; netice ve talep kısmında "kararın bozulması" talebinde bulunmuştur.
3- İlk derece mahkemesi istinaf ve temyiz aşamasında da onanarak kesinleşmiştir.
4- Kararı icraya koyacağım ancak bir hususta net olamıyorum.

SORU:
1- Yukarıda belittiğim şekli ile karşı taraf tarafların boşanması kararına da itiraz etmiş oluyor mu?(Yargılama safhasında karşı taraf da tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiş idi, karşı dava açmadan)
2- Boşanma kararı yönünden istinaf etmemişler diye kabul edersek karar boşanma yönünden önceden kesinleştiği için tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için karar tarihinden itibaren faiz isteyebiliriz diye düşünüyorum. Bu konuda paylaşımlarınızı rica ederim.
NOT: Kesinleşme şerhinde kararın boşanma yönünden daha önce kedinleştiği ile ilgili bir ifade yok.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :581, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Sena Kıliç, Tarih : 13-09-2021 11:02
Kıymetli meslektaşlarım,

BAM esas hakkındaki dosyada tehiri icra kararı verdi.Bizde teminat yatırdık.Akabinde Kaldırma kararı verildi kesin olarak.

Ama teminatların iadesi ile ilgili bir karar verilmedi.
Bizde icra dairesinden iade için talepte bulunduk.İcra dairesi yerel mahkemeye yazı yazdı iadenin uygun olup olmadığı ile ilgili olarak.

Yerel mahkeme ise icra dairesine 'uygun değil' şeklinde cevap vermiş.

Bu aşamada ne yapabiliriz.Bilgisi olan meslektaşlarım yardımcı olabilirse çok sevinirim.

İyi çalışmalar herkese
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :634, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Kerimyasin, Tarih : 13-09-2021 09:08
Garanti süresi bitmiş bir araç kaza sonrası servise veriliyor. Serviste 3 aya yakın kalıyor. Kalma sebebi de parçanın yurt dışından geleceği olarak gösteriliyor fakat bu sürenin sonunda da gelmediği için araç sahibi aracı bir şekilde tamiri tam yapılmadan alıyor. Bu sürede de kasko 15 günde bir farklı araç sağlıyor fakat sürekli değişim yaptırıyorlar. ithalatçı firmadan ikame araç istendiğinde ise " yetkili servis tamiri yaptı olarak gösterdiği için" ikame araç vermediklerini belirtiyor.
Azami tamir süresi 45 iş günü olarak belirtiliyor. Fakat garantisi bitmiş araç için bedel iadesi, değişim vs gibi net bir kanun hükmü bulamadım. Bu durumda yetkili servisten tam olarak hangi kalemleri talep etmemiz gerek? Davalı olarak yetkili servisi, kaskoyu ve ithalatçı firmayı mı göstermeliyiz ? Değer kaybı ve tazminat haricinde ne talep edebilirim? Yardımcı olursanız sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :589, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Defi-Def, Tarih : 13-09-2021 08:57
Müvekkil ödenmeyen kira bedelleri için yetkisiz icra dairesinde takip başlatarak borçluya örnek 13 ödeme emri tebliğ ettiriyor. karşı taraf borca ve yetkiye itiraz ediyor ve müvekkil sulh hukuk mahkemesinde itirazın iptali davası açıyor. Müvekkil bu noktaya kadar her şeyi yanlış yapıyor. Talep ettiği kira miktarı fahiş ve yanlış, takibi başlattığı yer yetkisiz vs. Sulh Hukuk Mahkemesi buna istinaden "davaya konu icra takibinin yapıldığı ......müdürlüğünün yetkisiz olduğu anlaşılmakla davanın reddine" şeklinde hüküm kuruyor.
Bu kararın kesinleşmesi ile birlikte süresi içerisinde yetkili icra dairesine dosya gönderilmezse biz yeni ve sıfırdan bir takip başlatarak tüm işlemleri doğru biçimde yeniden yapabilir miyiz? Bu durum derdestlik itirazı olarak karşımıza çıkar mı? Kararda hiç bir şekilde yetkili yere gönderilmesi vs. gibi bir hüküm mevcut değil, yetkisizlik veya görevsizlik kararlarında olduğu şekilde hiç bir hüküm bu kararda yer almıyor.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :545, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Stj. Av.Sibel Güçlü, Tarih : 10-09-2021 22:53
Herkese merhaba,
Müvekkil, müteahhit ile noterde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapıyor ve taşınmaz bedeli sözleşmeye uygun olarak ödeniyor. Ancak müteahhit taşınmazı yapmaya başladığı sırada maddi bir takım sıkıntılar yaşayıp işi başka bir müteahhide devrediyor. Müvekkilime sözleşme ile vaat edilen taşınmaz da bu yeni müteahhide satılıyor. Bahsi geçen satış yapılmadan önce; müvekkilim, yeni müteahhit ile birkaç kez görüşüyor ve müteahhit tarafından müvekkilden, taşınmazın kendisine verilmesi için ödeme talep ediliyor. Yeni müteahhit, bu taşınmazın müvekkile satış vaadi ile satıldığını aslında biliyor ancak müvekkil tekrar para ödemeyi kabul etmediğinden taşınmazı kendisi devralıyor. Bu sebep ile tarafımızca tapu iptal ve tescil, mümkün değil ise bedel iadesine ilişkin bir dava açıldı. Bu hususta yeni müteahhidin basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve bu sözleşmeden haberinin olmamasının mümkün olmayacağına ilişkin bir Yargıtay kararı var mıdır? Yardımcı olursanız çok sevinirim, şimdiden çok teşekkür ederim. (Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi tapuya şerh edilmemiştir.)
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :566, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06387091 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.