Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : avpek, Tarih : Dün 17:20
Sayın meslektaşlarım merhabalar,

Davalı kiracının müvekkil tarafından kiralanan taşınmazı potansiyel alıcılara göstermemesi sebebiyle açmış olduğumuz bir dava karara bağlandı ve taşınmazın hafta içi çarşamba günü 17.00-19.00 arası gösterilmesine karar verildi.

Acaba ilgili kararın icrası nasıl olacaktır? Yasal vekalet ücreti bakımından açacağımız ilamlı takibe ayrıca evin haftanın şu günü şu saatleri arasında evin gösterilmesi taleplidir diye bir ibare mi koymamız gereklidir?

Bir de takip açıldıktan sonra bu göstermelerin icra kanalı ile yapılacağını okumuştum, usulün fiziki haciz usulüne benzer gelişeceğini düşünüyorum. Göstermeler mesai saatleri dışındadır. Bu halde icra memurlarının teşrif etmemesi vs. gibi zorluklarla karşılaşan meslektaşlarım var mıdır? Bunun önüne geçilmesi mümkün müdür?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :32, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : mehmetardic, Tarih : Dün 16:56
Ticari alacak için yaptığımız takibe borçlu itiraz etti.
İtiraz tebliğ edilmedi ama biz arabuluculuk görüşmesi vs yaptık, arabuluculuk anlaşamama olarak kapandı.


Konuyla ilgili karar aradım ama bulamadım.


Sizce dava açma süre (1 yıllık) arabuluculuğun sona erdiği tarihte mi başlar yoksa tebliğ yapılmadığı için henüz başlamamış mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :30, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Keşkekler, Tarih : Dün 15:20
Değerli görüşleriniz ve bilgileriniz için şimdiden teşekkür ederim. Tarafımızın alacaklı olduğu icra dosyasında 2 borçlu-davacı tarafından icra hukuk mahkemesinde şikayet davası ikame edildi. Sonuç olarak kısmen kabul kısmen ret kararı verildi. Ret kapsamında 2 borçlu-davacı aleyhine ayrı ayrı olmak üzere vekalet ücretine hükmedildi ve kabul kapsamında bir davacı-borçlu lehine de vekalet ücretine hükmedildi. Müvekkil lehine 2 ayrı davacıya ilişkin ayrı ayrı şekilde hükmedilen vekalet ücretinin(müşterek-müteselsillik bulunmamakta) tek takibe mi koyulması gerekiyor yoksa taraflara ayrı ayrı icra takibi başlatılabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :56, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Oğulcan Aydın, Tarih : Dün 10:55
Merhaba.

Ali,Ahmet,Mehmet ve Harun olmak üzere 4 kardeşe babalarından bir otel miras kalıyor.Söz konusu otel elbirliği ile mülkiyet olup paylaşım yapılmıyor.

Daha sonra Ali 18/11/2005 Yılında tek başına yaptığı sözleşme ile 15 yıllığına oteli kiraya veriyor. Ahmet mehmet ve harun ise bu duruma ses çıkarmayıp kira sözleşmesinde imzaları olmasada her ay Ali tarafından kendi paylarıan düşen bedel hesaplarına yatırılıyor.

Ali ve kardeşleri 2021 yılında sözleşme bitimiyle beraber kiracıların otel işletmesinden çıkmasını istemektedirler fakat otelde ki kiracılar buna direnmektedir. Bu olay üzerine Ali avukata gitmek yerine otel işletmesiyle yani kiracılarla tahliye taahütnameli yeni bir sözleşme tek başına yapıyor. Bu Yeni sözleşme ise 01/01/2022 tarhili 3 yıllık bir sözleşme.


Somut bu olayda otel'de ki kiracılar nasıl tahliye edilebilir. Hangi yola başvurulması gerekmektedir ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :68, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mr. Kök, Tarih : 25-11-2022 17:03
Saygıdeğer meslektaşlarım merhabalar, bildiğiniz üzere bankalar emeklilere maaşlarını kendi kurumlarına taşımaları karşılığı belirli promosyonlar vermektedir. Ancak .... bankası müvekkilin kredi kullanması sebebiyle emekli maaşı aktarmasına bloke koymuş durumdadır. Kendileri ile görüşmemizden sonra rızamız dışında 1000TL gibi komik bir rakam göndererek taahhüdün yenilendiğini savunmaktadırlar. Bankalara ve BDDK'ya yapılan başvurularımız sonuçsuz kalmış durumdadır.

T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2017/13-1980
Karar No: 2021/829
Karar Tarihi: 24.06.2021
ÖZET: ''Emekli maaşına bloke konulmasına dair muvafakatnamelerin önceden düzenlenemeyeceği, kredi sözleşmesi esnasında verilen muvaffakatnamenin geçersiz olduğu''

Kanunen emekli maaşlarına haciz ve bloke konulamayacağı gerek İİK 82 gerekse de yukarıda verdiğim içtihat uyarınca sabittir. Bu güncel problem hakkında onlarca mağduriyet yaşanmaktadır. Nasıl bir yol izlenmeli ? Benim aklıma öncelikle tüketici hakem heyetine başvuru yapılarak Tüketici Mahkemesinde EDA davası açmak geliyor değerli fikirlerinizi veya bu konu ile alakalı yargı yoluna başvuran meslektaş var ise davasında nasıl bir karar alındığını paylaşırsa müteşekkir kalırım. İyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :347, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat 3434, Tarih : 24-11-2022 20:05
Değerli meslektaşlarım, borca itiraz davasında davamız kabul ediliyor ve lehimize yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmediliyor. Karar kesinleşmeden icraya konulabilir mi ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :450, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.muhammedmustafa, Tarih : 24-11-2022 15:46
Meslektaşlarım herkese kolaylıklar dilerim,
Müteveffa 2021 yılında tüketici kredisi kullanmış sigorta primi peşin olarak tahsil edilmiş ve bankanın sigorta poliçesinde dain-i mürtehin sıfatı var. Bankanın sigorta şirketine yapmış olduğu başvuru müteveffanın sağlık sorunlarını gizlediği nedeniyle reddedilmiş akabinde banka müvekkiller aleyhine ihtiyati haciz kararı aldırıp icra takibi başlatmıştır. Bugün asliye hukuk mahkemesine ihtiyati haczin kaldırılması itirazımız reddedildi. Sayın hakime hanım hiç bir açıklama yapmadı. Benzer durumla karşılaşan meslektaşımız var mı?
Not: Banka itiraz dosyasına müteveffaya ait pataloji sonuçlarını ibraz etmiştir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :447, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. İbrahim YİĞİT, Tarih : 24-11-2022 15:38
Merhabalar,

2 yıl kadar önce icra hukuk mahkemesine yaptığımız başvuru ile tensiben dosya üzerinden inceleme ile icranın geri bırakılması kararı verildi ve tarafımıza 800 lira vekalet ücreti takdir edildi. İlamlı icra yolu ile tahsil edildi. Davalı karara itiraz etti ve BAM duruşma aç, savunmayı al vs diye geri gönderdi. Mahkeme duruşma açtı ve neticede tekraren davanın kabulüne karar verdi ve duruşmalı iş olduğundan bu defa lehimize 3.400 lira vekalet ücretine hükmetti. Şimdi;

1-Önceki ilamdaki vekalet ücreti mahsup edilmeli mi?
2-Mahsup edilerek, düşülerek yeni takip başlatılmalı ise 800 lira mahsup edilerek 2.600 lira üzerinden mi takip yapılmalı?
3-İlam vekalet ücreti icra vasıtasıyla tahsil edildiği için önceki icra takibine borçlu tarafından yapılan tüm ödeme mi düşülerek yeni takip başlatılmalı?

Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :440, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : BAŞARAN, Tarih : 24-11-2022 12:37
İyi günler değerli meslektaşlarım.
Müvekkil A, B'nin hissesine düşen kısmı 1986 yılında adi satış sözleşmesi ile haricen satın alıyor ve buraya bir ev yaptırarak günümüze kadar kullanıyor.
-Satış sırasında arsa tapuludur.
-Haricen satın alınan arsada elbirliği mülkiyeti vardır.
-Söz konusu yerde kök tapuda müvekkil paydaş değildir.
-Müvekkkilin yaptırmış olduğu evin değeri, başka bir dosyada 2017 yılında yapılan değerlendirmede çıplak arsanın 1,5 katı olarak belirlenmiştir.
-Elektrik, su müvekkil adına kayıtlıdır. Vergisi de resmi biçimde ödenmektedir.
Müvekkil ve B arasında tapu iptal ve tescil davası devam ederken; söz konusu yerden geçen imar sonucunda elbirliği mülkiyeti bozuluyor ve müvekkilin binasının bulunduğu bölümün maliki C olarak değişiyor.
-B'ye yönelttiğimiz Tapu iptal ve tescil talebimiz, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca güncellenmiş bedel üzerinden tazminata çevrilebilir mi?
-C davaya dahil edilebilir mi? Edilip de TMK 724 uyarınca yapının değerinin fazla olmasına dayanarak HÜKMEN TESCİL talep edilebilir mi?
-Başka dosyada alınan raporda binanın değerinin arsadan fazla görünmesi yeni alınacak raporda tarafımız lehine kazanılmış hak vb. bir fayda sağlayabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :458, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avemree, Tarih : 24-11-2022 10:47
Meslektaşlarım merhabalar, 1973 yılında vefat eden birinin terekesine ulaşmaya çalışıyoruz. Malvarlığının olduğunu biliyoruz ancak parsel bilgileri elimizde mevcut değil. Tc si ile yapılan sorgulamada aktif-pasif hiçbir malvarlığı gözükmüyor. Kadastroya geçilmeyen bir tarih olduğu için çıkmadığını düşünüyoruz. Böyle bir durumda murisin mallarına nasıl ulaşabiliriz? Büyük bir ihtimal zaten diğer mirasçılar tereke paylaşımı yapmış durumda ancak müvekkilim miras hakkını bir şekilde alamamış. Bu alanla ilgilenen bir üstadımız yardımcı olabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :465, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avhm, Tarih : 24-11-2022 10:17
Merhaba değerli meslektaşlarım!

Tacir olan müvekkilin fatura alacağı için başlattığımız icra takibine itiraz edildi ve akabinde arabuluculuk sürecini de anlaşmazlıkla noktaladık. Ancak bu arada, yani takip açıldıktan sonra borçlu anapara borcunun tamamını müvekkile ödedi, vekalet ücreti, harç ve masrafları ise ödemedi.

Sorum şu: Mevcut durumda itirazın iptali davasında dava değerini nasıl belirlemeliyiz? İcra vekalet ücreti ile icra harç ve masraflarının toplamını dava değeri olarak göstermemde bir sakınca var mıdır?

Şimdiden teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :480, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Matrix, Tarih : 23-11-2022 12:47
Değerli meslektaşlarım ; İhalenin feshi davasında dava şartı olan %5 teminat yatırılması gözden kaçırılmış olup, sonradan tamamlanabilir mi? Yoksa usulden ret kararı mı verilmelidir? Teşekkürler.( ??!!
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :560, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Ahmet ÖZDEMİR, Tarih : 23-11-2022 11:47
Değerli meslektaşlarım bir sorum olacak. Müvekkilin babası ölmeden önce üzerine kayıtlı bir adet taşınmazı müvekkilin torunu üzerine geçiriyor. ( Müvekkilin torunu 18 yaşından küçük, anne ve baba velayetinde. ) Ardından toruna geçen bu taşınmaz üçüncü bir şahsa devir ediliyor. Müvekkil, bu devri 500.000 TL bedel alarak yaptıklarını iddia ediyor. Dava konusu olarak muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescile gitmek mi mantıklı olacak, muris muvazaasına dayalı tazminat davasına gitmek mi?
Ayrıca, tazminat davası mantıklı yol ise davalı olarak müvekkil torunu ( yanına velayeten anne ve babasının adını yazacağım. ) ile birlikte üçüncü kişiyi de davalı göstermeli miyim?
Son olarak; 18 yaşından küçüğün bu devri alması ve satması hususunda bir tasarruf iptali söz konusu olabilir mi? Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :643, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.denizgüldenoğlu, Tarih : 22-11-2022 17:40
değerli meslektaşlarım merhaba, sizlere bir dosyamız hakkında soru sormak istiyorum. öncelikle olayı özetlemek isterim.
şöyle ki, müvekkillerim köy senedi ile 1989 yılında iki adet tarla satın alıyorlar. satın alındığı anda tarlaların tapusu mevcut. müvekkillerim parasını ödüyorlar ve günümüze kadar ekip biçmek suretiyle tarlayı kullanıyorlar. tarladan kadastro ise 27.04.2012 senesinde geçiyor. müvekkillerimin ısrarlarına rağmen karşı taraf tapuda devir işlemini gerçekleştirmiyor-niye dava açmamış derseniz bilmediklerini söylüyorlar-. geçen yıl bu tarla satılıyor ve tarlayı satın alan kişi ecrimisil ve müdahalenin meni davaı açıyor ve kazanıyor da. dava açıldığı an itibariyle 10 yıllık tapu iptal tescil için 10 yıllık zaman aşımı süresi henüz dolmamış bulunuyor. müvekillerim defii yoluyla mülkiyet iddiasında bulunmuşlar ama ayrı bir dava yoluna gitmemişler. davacı taraf davayı kazanıyor. ardından dosyayı icraya koyuyorlar.şimdi sorularıma geçeyim.
1-tapu iptal tescil davası için dava açıldığında henüz 10 yıllık sürenin dolmaması ve müvekkillerin mülkiyet defiileri bize tapu iptali sağlar mı ?
2-karşı taraf icraya koyduğunda şikayet yoluna gittim.normalde ecrimisil ve müdahalenin meni davaları kesinleşmeden icraya konulabilmekte fakat burda mülkiyet tartışması mevcut mudur, karşı taraf mülkiyet tartışması yoktur diye cevap verdi bense tarafımızca bir iddianın olduğu hususunda buradan yola çıktım. bu süreçte nasıl ilerlemeliyim?
3-istinaf kanun yoluna gittik bu süreçte tapu iptali hususunda çok fazla ihtimalimizin olmadığını biliyorum ama en azından yüklü çıkan veklaet ücretini ödememek için nasıl bir yol izlememi tavsiye edersiniz?
4-son olarak sebepsiz zenginleşme davası ile 1989 yılında ödemiş olduğumuz bedeli almamız konusunda bir dava açmak istiyorum zamanaşımı süresi 10 yıl . bu iki tarla için mahkemece zilyetlik elimizden alındığı tarihten itibaren mi başlar?
genç meslektaşınız olarak vereceğiniz bilgiler benim için çok değerli vaktini ayırıp okuyan ve bir şeyler yapmama çözüm arayan tüm meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :618, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.semakeles, Tarih : 22-11-2022 11:36
Meslektaşlarım iyi günler. Karşılaşmadığım bir durum hakkında sizlerden bilgi almak istiyorum.
Müvekkil emekli maaşında bulunması gereken bir ek ödemenin kendisine verilmemesi nedeniyle SGK'ya 02.06.2022 tarihinde başvuru da bulunuyor. Kurum 17.06.2022 de cevap yazmış ancak cevabı tebliğ etmemiş. Müvekkil kendisine cevap verildiği ancak yaptığı telefon görüşmeleriyle öğrenmiş bunun üstüne yazılı cevabın tebliğ için talepte bulunmuş. Nihai süreçte müvekkile yazılı cevap 07.11.2022 tarihinde tebliğ edilmiş bulunmakta. Gelen cevap talebin reddi yönünde. Sizlere sorum;
Müvekkil normalde zımni red süresini veya bekleme süresini geçirmiş ancak idarenin cevabı yeni tebliğ edilmiş. Bu durumda idarenin cevabının tebliğ edilmesi sonrası 60 günlük dava açma süresinde dava açabilir miyiz? Yoksa açsak bile süreden dolayı davamız reddedilir mi?
Yardımcı olursanız çok sevinirim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :640, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.zeynep97, Tarih : 21-11-2022 13:57
Herkese iyi çalışmalar dilerim. Bir konuda yardımınıza çok ihtiyacım var. Müvekkilim ablasının evinde oturuyor, kendine ait de içinde kiracı bulunan bir evi var. Ablası ile sıkıntı yaşayınca gereksinim sebebiyle tahliye için ihtarname gönderiyor geçtiğimiz mart ayında.
Kiracı çıkmayacağını söyleyince müvekkil bari evi satıp bütçeme uyan bir ev alayım diyor. Fakat kiracı evi yeni malik adaylarında göstermiyor.
Müvekkil açıkça artık niyetinin evi satma olduğunu söyleyince (Kiralananı göstermeye izin davasını ilk kez açtım ve çok daha çabuk sonuçlanacağını düşündüğümden) kiralananı göstermeye izin davası açtım.
2 gün sonra duruşması var fakat bariz şekilde belli ki içinde ne zaman çıkacağı belli olmayan bir kiracı var, satış çok zor gerçekleşecek.
Kira ilişkisi belirsiz süreli. Fesih ayı da kasım. Geçtiğimiz mart ayında çektiğimiz ihtar ile davayı ıslah edip gereksinim sebebiyle tahliyeye dönüştürebilir miyim?
Tecrrübenize çok ihtiyacım var.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :742, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Oğulcan Aydın, Tarih : 19-11-2022 20:40
Merhabalar. 12 Yaşında bir kız çocuğu için ailesi bir sağlık kuruluşundan sağlık raporu (akli delegelerinin durumu hakkında ) alıyorlar.

Alınan raporda çocuğun akli delegelerinde sorun olduğu tespit ediliyor.

Fakat çocuk eğitimine gündelik hayatına 1-2 yıl boyunca devam ediyor. Aile bu durumunda şüphelenip 2 farklı sağlık kuruluşundan 2 rapor daha alınıyor alınan raporlarda herhangi bir soruna rastlanamıyor.

Bu durumda çocuğun akli delegelerinde sorun olduğu hususunda ilk raporun yanlışlığına karşı kime karşı sorumluluğa gidilecek ?

Manevi tazminat davası açılabilir mi ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :846, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.zeynep97, Tarih : 18-11-2022 20:41
Merhaba, müvekkilim ev sahibi. Emlakçı vasıtası ile evini kiraya verdi.
Emlakçı hem kira sözleşmesini hem de tahliye taahhütnamesini kaybettiğini iddia ediyor.
Emlakçının bu konuda bir sorumluluğu var mıdır ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :948, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : cmuk, Tarih : 17-11-2022 14:54
İyi çalışmalar, müvekkil sulama birliğine mal ve hizmet sağlamış ve faturalarını kesmiş, sulama birliği tarafından alacağı ödenmeyince ilamsız takip yapmış ve takibe itiraz edilmiş.
Müvekkil şirket değil şahıs işletmesidir.
Sulama birliklerinin kamu-özel tüzel kişisi ayrımı konusunda net bir sonuca ulaşamadım.
Bu nedenle sulama birliğine karşı açılacak itirazın iptali davasında zorunlu arabuluculuk şartı ve davada Asliye Hukuk-Ticaret mahkemesi görev alanına ilişkin daha önce tecrübesi olan meslektaşlarımız var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :943, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.enesteper, Tarih : 17-11-2022 12:38
Merhabalar meslektaşlarım,

Yargılama sonucunda lehimize hükmedilen vekalet ücretinde maddi hata yapılmış olsa da tarafımızca vekalet ücreti takibe konulmuş ve borçlu tarafından itiraz süresi içerisinde ödeme yapılmıştır.

Sonrasında ise mahkeme tarafından tashih kararı verilerek vekalet ücretindeki maddi hata giderilmiş, bunun sonucunda da tarıfımızca tashih edilen vekalet ücreti yönünden borçluya borç muhtırası gönderilmiştir (borç muhtırasında toplam vekalet ücreti üzerinden güncel tarife uyarınca hesaplanan bakiye icra vekalet ücreti de talep edilmiştir).

Ancak, borçlu borç muhtırasında belirtilen 7 günlük itiraz süresi geçtikten sonra ilk ödeme yaptıklarını belirterek borç muhtırasına vekalet ücreti yönünden itiraz etmiş ve icra müdürlüğünce borçlunun itirazının kabulüne karar vermiştir.

Sizce bu durumda borçlu vekilinin talebi ve icra müdürünün kararı hukuka uygun mudur? Memur muamelesine şikayette vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilecek midir?

Fikri kanaatim müdürlükçe muhtırada belirtilen süre geçtikten sonra yapılan itirazın dikkate alınmaması gerekmektedir. Kaldı ki, dikkate alınsa bile sonuçta tashih kararı takibe konu edilen ilamın eki niteliğinde olunduğundan ödenmemiş bakiye bir borç bulunmaktadır. Nitekim, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2013/1852 Esas, 2013/5670 Karar sayılı "Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 2003 yılında yapılan ödemeler ile borcun sonlanmadığı, bu nedenle yukarıda belirtilen düzenlemeye uygun olarak takip konusu toplam borç üzerinde hesap tarihinde (2011) geçerli bulunan tarifeye göre icra vekalet ücretinin hesap edilmesi yerindedir." şeklindeki kararı uyarınca vekalet ücretinin güncel tarife üzerinden hesap edilmesi gerektiğinden hem karşı tarafın talebi hem de icra müdürlüğünün işlemi hukuka aykırıdır. Borçlu vekili de bu karardan ekonomik olarak çıkar sağladığından mahkemece yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.

Bu konuda hukuki görüşlerinizi bildirebilirseniz, çok sevinirim meslektaşlarım. Şimdiden teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :922, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05534101 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.