Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
18.01. 2019 Kira Artışı Tüfe - ekinheval
Haber Ekleyin

Yazan : Son Amazon, Tarih : Dün 10:45
Merhabalar üstatlarım. Kooperatifte eski yönetim kurulu teslim etmesi gereken defter ve belgeleri teslim etmiyor. Konuyla ilgili açılan önceki başlıkları okuduğumda Sulh Hukuk Mahkemesinden hakimin müdahalesi talebinde bulunulması gerektiği söylenmiş. Sorum şu dava açmadan eski yönetin kuruluna Noter aracılığıyla ihtarda bulunmak istiyoruz. Bu mümkün müdür ve elinde böyle bir ihtarname örneği olan var mıdır ? Vakit ayıran meslektaşlarımı teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :46, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

» Takpas
Yazan : Av. Abdulkerim UZUN, Tarih : 17-05-2019 11:45
Sayın meslektaşlarım TAKPAS sistemine giriş yapamıyorum. E-imza takılı olduğu halde setifika seçin uyarısı geliyor. Sebebi nedir? Aynı sorunu yaşayan var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1262, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Sena Kıliç, Tarih : 09-04-2019 16:49
Kıymetli meslektaşlar ,

Uyuşturucu madde ticareti suçundan müvekkilimiz hakkında kolluk görevlilerince teknik takip ve fiziki takip yapılmıştır.

Toplamda dört eylemde adı geçmektedir.

İlk eylem : fiziki takip ile tutanak altına alınmıştır.

İkinci eylem ise ; araç içinde satış yapılmış olup yine bu sırada müvekkil ve kullanıcılar fiziki takip ile tutanak altına alınmıştır.

Üçüncü ve Dördüncü eylem müvekkilin kiraladığı evde gerçekleşmiştir.Kolluk görevlilerince yine burada madde satışı yapıldığı telefon dinlemeleri vs ile tespit edilmiştir.

Dördüncü eylemde suç üstü yapılarak müvekkil ve diğer sanıklar yakalanmıştır.

Buna göre;

1-) İlk eylemde kolluk görevlilerinin müdahalesi gerekirdi , Sonraki eylemler ile ilgili olarak tck 43 uygulanamaz savında bulunacağız.Bu konuda elinde karar olan meslektaş var mıdır? (Olaylarda gizli soruşturmacı görevlendirilmemiştir.)

2-) Araç içerisinde gerçekleşen satış için TCK 188/4-b nin uygulanmayacağına dair bir karar elinde olan meslektaş var mıdır?

Şimdiden teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1057, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : umutlaw, Tarih : 21-03-2019 23:22
Merhaba,
X' Y' den on bin TL borç almıştır ve bu borcu geri ödemediği için Y' X' hakkında 3 yıl sonra ilamsz takip başlatmıştır.

X' borca itiraz etmiş ve ben bu parayi ileride kurulacak şiketin sermayesi için almıştım demiștir.

X' Y' ye borç para verdikten ancak 8 ay sonra bir şirket kurmuşlardır.

X' şirket sermaye payını kuruluş esnasında şirketin hesabına yatırmıştır.

1. Sizce daha kurulmamış bir şirket için sermaye / pay parsının peşinen tahsil edilmesi mümkün ve mantıklı mı?

2. Sizce itirazın iptali davası yukarıdaki olayın gidişatina bakıldığında Asliye Ticaret mahkemesinde mı yoksa Asliye Hukuk mahkemesinde mı açılmalıdır?

Yardımlarınız için eşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1015, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Muhsin KOÇAK, Tarih : 21-03-2019 00:22
YİD modeli ile Bir belediyenin içme suyu projesi özel bir şirkete 35 yıllığına ihale edilmiş, söz konusu belediye 6360 sayılı kanunla kurulan Büyükşehir Belediyesi kapsamında mahalle niteliği kazanmış, dolayısıyla (....) Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü sorumluluk alanına dahil olmuştur. Ancak söz konusu Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan bir yönetmelikle yapılardaki su saatlerinin bina dışına taşınması şartı ile daha önce ortak kullanılan su aboneliğinin bireysel aboneliğe çevrilebileceğine ilişkin düzenleme gereği, özel şirket abonelik. başvurularını reddediyor. ?
Soru : Özel şirketin tekelinde bulunduğu iddia edilen su aboneliği sözleşmesi yapması veya başvuruları reddetme yetkisi kamu hizmeti bağlamında nasıl değerlendirilmeli ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1012, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. 123, Tarih : 19-03-2019 10:28
Merhabalar, Türk Telekom özelleştikten sonra kapsam içi personel olarak çalışmaya devam eden ve 1. derecenin 4. kademesinden emekli olan bir Telekom personeline yeşil pasaport verilmiyor. Bunun için dava açmak istiyorum. Bu konuyla ilgili bir bilgisi ya da elinde örnek bir karar olan varsa yardımcı olursa çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1064, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Dr.Yahya DERYAL, Tarih : 06-03-2019 15:02
Danıştay 2. Dairesi, 10.01.1993 tarih ve 1993/3 karar sayılı içtihadını arıyorum. Esas No. bilmiyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :976, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.buğra, Tarih : 21-02-2019 10:20
SYDVakfı sera projesi çerçevesinde köylüler ile sözleşme imzalıyor. sera yapımı için vakıf tarafından ödemeler yapılıyor ancak geri ödeme planına riayet edilmiyor , paranın geri dönüşü sağlanamıyor , davada genel hükümdeki gibi sözleşme tarihinden itibaren mi yoksa geri ödeme planına uyulmadığı tarihine itibaren mi 10 yıllık dava zamanaşımı söz konusudur. tarafın vakıf olması görev yada başkaca hususlarda farklılık yaratır mı? sözleşmenin feshi gerekir mi ?.. yada öngöremediğim başkaca bir durum varmıdır.. teşekkür ederim..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :958, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : umutlaw, Tarih : 19-02-2019 23:13
Sayın meslektaşlarım,

Bir borç sözleşmesi X adlı borçlu tarafından imzalanmıştır.

Bu borç sözleşmesine istinaden ayrıyeten iki adet ayrı A4 kağıdına X adındaki borçlu alacaklıya hitaben: BEN BORCUMU ÖDEMEDİM diye bir yazı yazılmış olup ıslak imza ile imzalanmıştır.


Sorun: Asıl borç sözleşmesi iki sayfa olup bu iki sayfa üzerinde bulunduğu mekanda mıknatıs tozu bulunduğundan toz dökülmüştür, yazılar ve ıslak imza kısmına toz bulaşmamıştır, yazılar okunaklıdır, ıslak imza da okunaklıdır, ıslak imza ise sözleşmenin sadece ikinci sayfasının altında bulunmaktadır (Borçlu ayrıyeten kendi el yazısı ile adını ve soyadını da imzanın üstünde yazmıştır)


Sayfaların üzerinde mıknatıs tozu dökülmesi ve iz bırakması iş bu sözlenmenin altındaki imzanın geçerliliğine zeval getirir mi?


Bilgi ve tecrübelerinizi paylaşmanızı saygıyla dilerim.


Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :931, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.3, Tarih : 12-02-2019 12:21
Merhaba değerli meslektaşlarım.

BŞB tarafından 1995 yılında yeşil alan olarak belirleniyor ancak ilçe belediyeye intikal ettirilmiyor.
Müvekkil 2009 yılında satın alıyor ve plan projesini ilçeden incelediği için yeşil alan olmadığını ve ruhsata uygun olduğunu görüyor. Arsayı satın aldıktan sonra ruhsat başvurusu yapıyor sonrasında ise BŞB tarafından yeşil alana ayrıldığı ifade edilerek ruhsat talebi reddediliyor. Daha sonraki süreçte aynı adadaki diğer parseller diş hastanesi oluyor. 2018 yılında ise BŞB kararı ile yeşil alan sağlık alanına çevrilmesine kararlaştırılıyor. Müvekkil itiraz ediyor itirazı reddediliyor ancak aynı kararda başka itirazlar kabul edildiği için ek karar alınıyor ve müvekkil o karara da itiraz ediyor. En son itiraz edilen kararın cevabında ise itiraz ettiği kararda parselinin yer almadığı ve bir önceki kararda düzenlemenin kesinleştiği bildiriliyor. Ancak hali hazırda imar değişikliği yapılmamış olup halen belediye yeşil alan olarak gözükmektedir. Ancak karar aldığı için sağlık tesis alanına dönüşecektir.

1-1995 deki karar bildirilmediği için tapu siciline güven ve iyi niyet temelinde imar planının iptali davası açılmalı
2-İmar değişikliğine itiraz eski karar ile kesinleştiği için 60 günlük süre kaçırılmış sayılır mı acaba? Eski karar ile kesinleştirildiğini ifade eden tebligat 25 gün olduğu için süresinde diye değerlendirebilir miyiz?
3-Kamulaştırmasız el atma davası açsak taraf olarak belediyeyi mi göstermeli yoksa sağlık bakanlığını mı? Eğer sağlık bakanlığı gösterilirse 5 yıllık kullanım şartını karşılamış olacak mıdır?

İlgilenen ve görüş beyan eden meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :963, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Şevval, Tarih : 12-02-2019 11:58
merhaba

Bir şirket A,bir başka şirkete B 'ye ait bir taşınmazın odasını kiralıyor.Kira kontratı ticari sicile şube olarak kaydediliyor. Şube bir süre sonra boşaltılıyor,daha doğrusu hiç kullanılmıyor. Ancak ticari sicilde görünüyor.Bu kaydı B firması sicilden kaldırtabilir mi?Ya da A firmasının karar alması dışında en kısa sürede ne yapılabilir?

Biraz acil bir durum oluştu çok teşekkür ederim şimdiden cevaplarınız için.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :883, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : _M.CAN_, Tarih : 11-02-2019 17:58
Merhaba ;

Aleyhimize yapılan şikayet neticesinde müvekkil, "çocuk teslimi emrine muhalefet" suçlaması ile yargılanmaktadır. Geçen yılın yaz döneminde karşı taraf icra yoluyla iki defa müvekkile başvurmuş olup bunlardan sonuç alamamış ve şikayetini yapmıştır.

İlgili icra kapsamındaki tebligatlar, müvekkile bizzat değil de muhtarlığa yapılmış olup usul yönünden tebliğlere itirazımızın yanısıra asıl sormak istediğimiz konu ; bu aradan geçen 6-7 ay boyunca, ayda 2 defa olmak üzere yaklaşık 15 hafta sonundaki görüş haklarını kullanmamıştır.

Malum olduğu üzere, düşme kararı verilebilmesi için ilamın veya ara kararın yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu sebepten, müşterek çocuğu aylardır özellikle bu dava sebebiyle görmeye gelmeyen ve dolayısıyla ara kararın yerine getirilerek davanın düşmesine engel olan karşı taraf için nasıl bir yol izlenebilir?

Herkese iyi çalışmalar...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :888, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : galip.alpay, Tarih : 04-02-2019 19:24
Merhaba, müvekkilim khk ile ihraç edildi. Emekli oldu ve maaş bağlandı ancak emekli ikramiyesi alamadı. Aleyhine açılan davada beraat etti ama karar kesinleşmeden istinaf aşamasında vefat etti. Müvekkilimin eşinin sgk'ya emekli ikramiyesinin ödenmesi noktasında ki dilekçe reddolundu. Ankara 16. İdare Mahkemesinin ihraç olan memurun emekli ikramiyesinin ödenmemesinin hukuka uygun olmadığına dair kararı var, dava dilekçemde buna değineceğim ama her ne kadar vefat etmiş olması sebebiyle dava düşse de mevcut beraat kararı var ,sizden ricam bu konuda emsal nitelikte bir karar biliyorsanız paylaşmanız,saygılarımla...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :984, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.ferihan, Tarih : 25-01-2019 09:33
Merhabalar. Müvekkil, 2 erkek 4 kız kardeş olup anneleri sağlığında kendi üzerine kayıtlı ticari taksi ve plakasını müvekkile satmıştır. Ticari taksinin o dönemdeki değerinin yarısı da miras payına mahsuben diğer erkek kardeşe verilmiştir. Annelerinin ölümünden sonra kız kardeşler müvekkil ve diğer erkek kardeş aleyhine muris muvazaası sebebiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın müvekkil açısından kabulüne diğer erkek kardeş açısından reddine karar verilmiş hüküm kesinleşmiş 2013 tarihinde ilama istinaden kız kardeşlere müvekkil tarafından ödeme yapılmıştır.
Görülen bu davada mahkeme içi ikrarla diğer erkek kardeşin, ticari taksi parasının yarısını miras payına mahsuben aldığına yönelik beyanı vardır.
Müvekkil, kız kardeşlere yapılan ödeme için haksız olarak zenginleşmesi sebebiyle erkek kardeşine dava açmak istemektedir. Davada sebepsiz zenginleşmeye mi yoksa mirasın denkleştirilmesine mi gidilmesi konusunda görüşleriniz nelerdir?
Not: Ödeme tarihi ve kesin hüküm dikkate alındığında sebepsiz zenginleşme davasının usulden reddi riski vardır.
Görüşleriniz için şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1196, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : law in law, Tarih : Dün 20:37
Değerli meslektaşlarım. Yurtdışında imal edilecek bir makine için türkiyedeki a şirketi sözleşme yapılıyor. Mal yurtdışında bir limanda teslim edilecek müvekkil bedeli iki taksitte tedarikçi a firmasına ödeyecek. Ödeme yapılıyor a şirketi fatura da kesiyor ancak mal teslim edilmiyor.
Bu olayda tedarikçi a firması ile yapılan sözleşmenin hukuki niteliği nedir. Hangi hükümlere göre verdiğini geri ister. Faiz talebi için temerrüt şart mı?
Yanırlarsanız sevinirim. Şimdiden teşekürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :52, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Gümüş, Tarih : 12-07-2019 18:21
Merhabalar

Bugün bir müvekkilim üniversitede hazırlamış ve bir proje sunum sitesi aracılığı ile hocasına teslim ettiği reklam projesinin hocası tarafından başka bir kuruma satıldığını öğrenmiş. Tabi öğrenci iken hazırlanmış bir proje olduğu için o dönem telif hakları konusunda bir girişimde bulunulmamış.

Projenin o dönem öğrenci olan müvekkilim tarafından hazırlandığını kanıtlayabilirsek projeyi kullanan şirkete ve hocaya ne gibi davalar açılabilir.

Ödev olarak hazırlanan projelerin hukuki durumu nedir?

Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :157, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Avec, Tarih : 11-07-2019 10:40
Sevgili Meslektaşlar, şöyle bir uyuşmazlığım söz konusu, TBK 66'ya istinaden müvekkile ait işyerinde çalışan bir personelin gerçekleştirdiği hukuka aykırı bir fiil sonucu karşı tarafın bedensel zararı olmuş ve çalışan işçi ceza yargılaması sonucu mahkum edilmiştir. Ancak bu ceza dosyası içerisinde hiçbir şekilde müvekkilin aleyhine herhangi bir bahis geçmemekte, en ufak bir ihbar, şikayet, katılma veya talep bulunmamaktadır. Akabinde tazminat davası açıldığında ise müvekkil mali olanakları sebebi ile müştereken ve müteselsil sorumluluk kaydı ile dosyada davalı olarak yer almaktadır.

Sorularım şudur ki, ceza dosyası ile alakalı tarafımıza en ufak bir bilgi, savunma imkanı verilmeden tazminat isteminde bulunmak ne kadar hakkaniyetlidir, zira katılanın haksız tahriki, müşterek kusuru, çalışanın ağır kusuru gibi durumlar ceza dosyası içerisinde yer almakta ve bize en azından elden takip yetkisi ile dosyayı inceleme imkanımız verilmesi gerekmez mi,

biz ceza dosyasının tarafı olmadığımız için tazminat davasının zamanaşımı süresi dolduğu bilgisiyle, ceza davası olduğu için cezai zamanaşımı geçerlidir hükmü bizim için de geçerli midir.

Mesai saatleri haricinde, sadece işyerinin aracı kullanıldı diye müvekkile sorumluluk yükletilebilir mi gibi suallerim mevcut. İşçinin seçiminde gerekli ve dikkatli özenin gösterildiği kurtuluş beyyinesine ilişkin emsal kararlar var mıdır.

Fikir ve yorumlarınız için şimdiden Teşekkürler, İyi Günler Dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :149, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Egemen A., Tarih : 10-07-2019 15:09
Merhabalar meslektaşlarım,

Bildiğiniz üzere AYM hukuki el atma müessesini düzenleyen Kamulaştırma Kanunu Ek 1. maddenin bir kısmı ile Geçici Madde 11'i iptal etti.

İptalden önce Kanun metni:

"EK MADDE 1 - Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkanları dahilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her halde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.

Birinci fıkra uyarınca dava açılması halinde taşınmazın ya da üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, mahkemece; bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılarak, taşınmazın hukuken tasarrufunun kısıtlandığı veya fiilen el konulduğu tarihteki nitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir.

Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılacak dava ve takiplerde, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara bu madde hükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesi yapılmayan kararlar hakkında ise geçici 6 ncı maddenin üçüncü, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri uygulanır.

Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca ayrılması gereken yüzde iki oranındaki ödenekler, yüzde dört olarak ayrılır. İlave olarak ayrılan yüzde iki oranındaki ödenekler, münhasıran bu ek madde ile geçici 11 inci ve geçici 12 nci maddeler kapsamında yapılacak ödemelerde kullanılır. Yapılacak ödemelerin toplam tutarının ilave olarak ayrılan ödeneğin toplamını aşması halinde, ödemeler, en fazla on yılda ve geçici 6 ncı maddenin sekizinci fıkrası hükmüne göre yapılır."


İptalden sonra Kanun metni:

"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle
mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında,
uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce
kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır."


Böylelikle hukuki el atma davalarındaki getirilen düzenlemeyi 2021 yılına kadar ertelemeye ilişkin hüküm kalktı (Geçici Madde 11) ancak Kanun'da bir boşluk oluştu.

AYM'nin bu kararınından sonra hukuki el atmaya ilişkin idare mahkemesinde dava açan oldu mu? Açılan davada uzlaşma şartı aranıyor mu? Hukuki el atma sebebiyle taşınmaz malın bedelini tahsil+tescile karar veriliyor mu?

1000'lik eğitim planında "Temel Eğitim Okulu" olarak gözüken taşınmaz için 1000'lik planı yapan Belediye'ye mi yoksa kanaatimce kamulaştırma yapmakla yükümlü olan MEB'e mi husumet yönetilmeli? Böyle bir dava açılırsa idare mahkemesi re'sen husumet düzeltiyor mu?

AYM iptali sonrasında konu ile ilgili güncel yargı kararı ve kaynak bulamadım. Bu sebeple görüş ve tecrübeleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :230, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : av.omergorkemoz, Tarih : 10-07-2019 14:56
12.11.2017 tarihinde saat 01:30 sıralarında meydana gelen trafik kazasında yağmurlu bir havada alkollüyken araç kullanan müvekkil önünde gitmekte olan araca arkadan çarpmış ve araç yolun sağ tarafına doğru savrulmuş yolun sağ tarafında bir dükkana ait reklam tabelasına çarpmış ve reklam tabelasının hemen yanında bulunan demir yaklaşık 3 metre uzunluğunda olan üzerinde tek bir lamba bulunan elektrik direğine çarpmış ve yine yolun sağ tarafında kuma saplanmıştır. Müvekkil korkmuş ve olay yerinden ayrılmıştır. Polis tutanağında da yukarıda anlattığım şekilde olay aktarılmış araç haricinde şahsa ait tabela ve elektrik direği(demir) şeklinde zarar gören eşyaları belirtmiştir. YEDAŞ'ın 12.11.2017 teknikerlerinin tutmuş oldukları tutunakta meydana gelen kazada Orta Refüj direğine çarpıldığını bu direğin yapımında kullanılan malzemelerin (12m Galvaniz aydınlatma direği, 2 adet armatür, 10 NY kablo, otomat sigorta) malzemeleri ve fiyatları gösterir bir şablon hazırlayıp sigorta şirketine başvurmuş ve sigorta şirketi de ödemeyi yapmıştır. Ödemeyi yapan sigorta şirketi tarafımıza icra takibi başlattı. Takibe itiraz ettik ve daha sonra tüketici hakem heyetine başvuru yapıldı. Tüketici hakem heyeti de tek başına olay yerinden ayrılmış olmasının rücu şartını sağlamadığı gerekçesiyle reddetti. Ancak kanunda bazı zorunluluk hallerinde oradan ayrılmış olması halinde rücu edilemeyeceği yazıyor. Müvekkilin bir zorunluluk hali mevcut değil. Ancak 12 m Orta Refüj direğine de çarpma söz konusu değil. Sigorta şirketi Tüketici Mahkemesinde tüketici hakem heyetinin verdiği red kararının kaldırılarak 3.992 TL nin tarafına ödenmesini talep etti. Şimdi burada tavsiye edebileceğiniz bir yol var mı ? Karşı taraf dava dilekçesinde rücu edilmesini belirtmiş. Şimdi cevap dilekçesi hazırlıyorum yukarıda anlattığım direğin ORta refüj direği olmadığı şahsa ait direk olduğuna sigorta şirketnin kuruma ödeme yapmaması gerektiğine girsem faydası olur mu ? Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :249, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : ihtopakgoz, Tarih : 10-07-2019 09:38
merhabalar değerli meslektaşlarım. fikrinizi almak istediğim bir konu var;

müvekkilin bir özel okulu var. okulunda çalıştırdığı öğretmenlerden birisi derslere geç geldiği, öğrencilerle ilgilenmediği için bir kaç defa uyarılıyor.
öğretmen en sonunda psikolojim bozuldu diyerek dönemin ortasında işten kendi isteği ile çıkıyor.

daha sonrasında öğretmen; okulun facebook sayfasına, instagram sayfasına hakarete varan ifadelerde bulunup hem okul müdürünü hem de okulu ağır bir şekilde karalıyor. sonrasında ilgilendiği öğrencilerin annesini, babasını arayıp çocuğunuzu okuldan alın, orası şöyle böyle falan diyor. haliyle müvekkilin itibarı ve güvenilirliği zarar görüyor.bu sebepten ötürü veliler tedirgin oluyor.

merak ettiğim şey ise şu; ilk olarak işçinin böyle bir şey yapmaya hakkı var mı merak ediyorum. yok diyeceksiniz muhtemelen ancak rekabet etmeme sözleşmesi bulunmadığı zamanda bile bu tarz davranışları engelleyen yasal düzenleme nedir? somut olay bakımından hangi yasal mevzuata dayanabilirim?

bu öğretmen ile ilgili hakaret ve iftira kapsamında suç duyurusunda bulunsak sonuç alma ihtimalimiz nedir?

olayda öğretmenin cezalandırılması gerektiğine ilişkin örnek yargıtay kararı var mıdır?

daha önce böyle bir olay ile karşılaştınız mı?
tecrübeleriniz ve görüşleriniz nelerdir?

saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :140, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04155111 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.