Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Haber Ekleyin

Yazan : yagmur., Tarih : Dün 20:38
Merhabalar meslektaşlarım müvekkil kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisine 100 adet zeytin fidanı dikmiş. müvekkil ve ailesi çok uzun zamandır burayı kullandığı için manevi unsur oluşmaması açısından tanık dinlettik fakat 6831 sayılı yasa gereği hapis cezası ve zeytin fidanları hakkında müsadere kararı verildi ayrıca hagb uygulandı.

1-HAGB kararı verildiği için müsadere kararının uygulanmayacağını düşünmekteyim?

2-ayrıca keşif tarihi itibariyle toprağı kullanım devam ettiği için savcılığa suç duyusunda bulunulmasına karar verildi. Dava açıldığında zeytin fidanları 3 yaşındaydı o tarihte fidanları sökmek keşif sırasında fidanlar görülemeyeceği için yargılamanın seyri açısından yanlış olmaz mıydı? Şuan itibariyle müvekkil zeytin fidanlarını sökmeli mi? tavsiye verebilirseniz memnun olurum
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :24, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.enesteper, Tarih : 13-04-2021 13:00
İyi çalışmalar meslektaşlarım,

Konkordato ilan eden borçlumuzun ödeme planı mahkeme tarafından tasdik edildi. Bahsi geçen ödeme planına göre borçlunun müvekkilimize Ocak ayında ödeme yapması gerekmekteydi. Ancak borçlu tarafından şu ana kadar herhangi bir ödeme gerçekleştirilmemiştir.

Bu durumda İİK md. 308/E'ye göre konkordatonun kısmen feshini talep edebiliyoruz. Ancak, kısmen feshi istemeksizin bahse konu alacak için (konkordato tasdik planında belirlenen bedele ilişkin) icra takibi başlatılabilir mi? Buna benzer bir durumda takip başlatan bir meslektaş varsa yardımcı olabilirse çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :99, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sulcet, Tarih : 12-04-2021 14:17
Basit yaralama ilişkin ceza davamızda yeni bir tanığımız var.
İddianame sonucu yargılamada müşteki ve tanık sıfatıyla yargılanan kişiyi tevsi-i tahkikat talebiyle sanık olarak yargılanmasını hakimden talep edebilir miyiz?
Terditli olarak ya savcının resen dahil etmesini ya da sure verip bizim savcıya suç duyurusunda bulunmamıza ilişkin teleb

Ya da mahkemeden süre isteyip duruşmada dinlettiğim tanık beyanına ilişkin duruşma zaptıyla mı savcılığa suç duyurusunda bulunacağım?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :146, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat1212, Tarih : 12-04-2021 09:36
İyi günler meslektaşlarım. Müvekkil, kardeşine evlilik nedeniyle adına kayıtlı konutu tahsis etmiş, bilahare kardeşinin yeni ikamet edinerek boşanma davası açması, hakkında uzaklaştırma kararı alınması ve üçüncü kişi eşinin oturmaya devam etmesi nedeniyle her iki tarafa da konutta oturma muvafakatinin geri alındığı ihtar edilerek evde oturmaya devam eden eş hakkında meni müdahale davası ve dava 3 yıl kadar sürdüğü için davadan sonra tahakkuk eden ecrimisil bedeli için de alacak davası açtık.
Mahkeme, HGK kararı (ki bizim olayla birebir örtüşüyor) sayısız içtihada rağmen her iki davamızı da reddetti. Tabii ki taşınmazın değeri üzerinden vekalet ücret tahakkuk etti. Gerekçeli karar yazılmadı. Kanun yollarını deneyeceğiz bu da en iyimser olarak 1-2 yıl demek. Biz diyorum zira müvekkil kardeşim. iki kere ikinin dört ettiği kadar kesin bu davayı maalesef kaybettik.
Bu arada anayasal hak olan mülkiyet hakkımız mahkemece engellendi işgalci oturmaya devam edecek.(10 yıldır 1 TL ödemeden
Sorun şu; taşınmazı satmak istediğimizde davalı göstermekten imtina ediyor. Satış için hakimin müdahalesi istenebilir mi? Bu keyfi karar nedeniyle tahakkuk eden vekalet ücreti için bir yol var mı? (yok biliyorum) varsa başkaca önerileriniz için şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :152, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : caglaahatipoglu, Tarih : 11-04-2021 23:23
Değerlei meslektaşlarım, elektronik sigara kullanan bir müvekkilim polis çevirmesinde kendi rızasıyla bunları polise teslim etmiştir. Elektronik sigara kullanıcısına dair emsal karar ya da yol gösterici bir uygulamaya denk gelemediğimden sizlere danışma gereği gördüm. Bilgisi olan varsa yardımcı olursa sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :210, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Selman Köroğlu, Tarih : 11-04-2021 20:30
Sayın üstadlarım merhaba.

2018 yılında haksız haciz ile muhafaza altına alınan taşınırlara ilişkin istihkak davası açılmış olup halen daha dava sonuçlanmamıştır. Haksız haciz sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesi için dava açılacaktır. Sorum şudur ki istihkak davasının açılmış olması haksız eylem sebebiyle tazminat istemi için öngörülen zamanaşımını durdurur mu? Ayrıca tazminat istemine ilişkin zamanaşımı taşınırların muhafaza altına alınmasıyla mı yoksa istihkak davasının sonuçlanmasıyla mı başlar?

Cevaplarınız için şimdiden teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :182, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat aykut54, Tarih : 11-04-2021 14:58
Merhabalar,
Parselden 1975 yılında geçen kadastro 30 dönümün 10 dönümünün hazine adına kaydolacağı belirtilmiş ancak tapuya nasıl olduysa yine 30 dönüm yazılmış, 10 dönüm tapusu ise hazineye verilmiş. Müvekkilde 30 dönüm diye 10 sene sonra satın alıyor. 22-A çalışması ile hatalı ölçüm denerek tapu şu an 20 dönüme düşürüldü.

Kadastro ilanı kesinleşmedi, direk hazineye 10 dönümün bedeli için tazminat davası açabilir miyiz? Kadastro ile görüştüğümüzde hazineye toprak aktarımı olmadı sizden zaten tapuları varmış denildi. Kadastroya itiraz davasının sonuç vermeyeceğine düşünerek direk tazminat davası açabilir miyim?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :239, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat0512, Tarih : 11-04-2021 14:18
Üstadlarım merhabalar,
Müvekkil 25 yıllık mahalleden tanıdığı arkadaşları X kişisiyle ticaret yapımışlar fakat parayı alamamışlar. X kişisine sürekli ulaşmaya çalışmışlar ama her seferide telefonları engellenmiş ve mesajlarına geri dönülmemiş. Müvekkilde bu bayan arkadaşlarına yardımcı olmak için uzlaştırmak amacıyla X kişisini aramış ve olumlu bir şekilde borcu ödemesini izni olursa bürosuna gelmeyi teklif etmiş. X kisisi müvekkilin teklifini kabul etmiş. Fakat müvekkil X kişisi,ofiste olmadığın sekreterinden öğrenmiş. X kişisiyle telefonda tekrar konuşarak, başka bir güne randevu almış ve yine X kişisi ofisinde yokmuş. Müvekkilde tekrar aramış fakat X kişisi telefonlarını hep meşgule atmış. Müvekkilde '' bugün git yarın gel'' şeklinde oyalandığını hissederek X kişisine tehdit vari mesajlar atmış. X kişisi müvekkil ve arkadaşları hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Müvekkil yerel mahkeme tarafından hukuki alacağı tahsil etme amacıyla yağmadan 6 ay hapis cezası vermiş. Karşı taraf istinaf etmiş dosyayı. Ben bu aşamada dosyaya dahil oldum. İstinaf mahkemesi de başkasının hukuki alacağını tahsil etme amacıyla yağma da TCK 150 uygulanamayacağını TCK 148 in uygulanamacağını söylüyor. Sizce bu aşamada ne yapabilirim? Müvekkilin yağma kastı yok sadece sinirlendiği için tehdit vari mesajlar atmış. Buda sadece tehditdir bana göre. ama bazı mesajların içeriklerinde; '' g*tün yiyosa yarın büroda ol, o kızların parasını sana yedirmem, 2.000 Tl öde, bu mesele şahsi olmaya başladı..'' gibi mesajlar var. Acaba konunun şahsi bir mesele haline dönmesinden yakalayıp basit tehdit söz konusudur desem olurmu? Elinizde bu konuyla ilgili Yargıtay kararları varmıdır Çok teşekkürler..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :202, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gülnihal çevik, Tarih : 09-04-2021 15:15
Herkese İyi çalışmalar,

Merkezi takip sistemi üzerinden açılan 1536 TL. lik dosyada borçlu yan tacirdir. (A.Ş.)
MTS tebligatı henüz gelmedi.


1- MTS de tüketici dediği için, tacir olan müvekkile abonelik sözleşmesinden kaynaklı MTS üzerinden takip yapılabilir mi?

2- Alacaklı yanla konuştuğumuzda borca vekalet ücreti de ekleyerek borç miktarını söyledi. MTS aşamasında vekalet ücreti var mıdır?
Kanunda alacak miktarını takip harç ve masrafları ile birlikte öder, diyor avukatlık ücretinden bahsetmiyor.
Alacaklı vekili şirket yetkilisine sms atarak, icra takibine geçilmesi halinde vekalet ücreti de ekleneceğini yazmış ancak telefonda MTS aşamasında da vekalet ücreti varmış gibi konuşmaktalar. Var mıdır?


Cevap veren herkese teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :305, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avsukrblt, Tarih : 09-04-2021 01:04
Sayın meslektaşlarım merhabalar
8 örnek taşınır rehininin paraya çevrilmesi yoluyla takip ettiğimiz dosyamız itiraza uğradı. Rehnimiz ikinci sırada ve birinci rehin alacaklısı satış işlemlerine devam ediyor. Bizim dosyamızda ise itirazın iptali davası henüz ilk derece mahkemesinde devam etmektedir. Merak ettiğim ancak cevabını bulamadığım sorum şu ki sıra cetvelinde itiraza uğramış 8 örnek takip dosyamız yer alır mı yoksa kesinleşmediği için sıra cetvelinde yer alamayacak mıyız?
Bilgi, tecrübelerini merak etmekle birlikte alacağımı kaybetmemek adına önerilerinize de açığım. Zira bu araç haricinde başka bir tahsil imkanım yok.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :326, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.enesturhan, Tarih : 08-04-2021 23:44
Merhaba saygıdeğer meslektaşlarım.
Müvekkil ziyaret amaçlı gittiği arkadaşının işyerinde yaralanmalı kaza geçiriyor. Daha sonra bir çok ameliyata giriyor.
Kendisinin hayat sigortası var ve aynı zamanda kendi iş yerinin de yaptığı bir hayat ve kaza sigortası var. Ancak olay iş kazası olmadığı için müvekkilin maluliyet oranı da belli değil. Burada doğrudan kendi sigortamıza başvurup, dava yoluna gitsek olur mu ? Birşey çıkar mı ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :307, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat0512, Tarih : 08-04-2021 20:37
Üstadlarım merhabalar,
Müvekkil taşeron firma olan X güvenlik himetleri Ltd Şti bünyesinde 3 yıl, asıl işveren olan Y Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde ise toplam 8 yıl çalışmıştır. Fakat, müvekkilin iş akdi taşeron firma tarafından 24.12.2017 tarihinde 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 127 .Maddesine göre tüm taşeron işçilerin kadrolu işçi statüsüne geçirilmesi anlaşıldığından ve kadrolu işçi statüsüne geçen personellerde aranacak şartların yazılı olduğu 127. Maddeye göre müvekkilin sürekli işçi kadrosuna alınamayacağından müvekkilin iş akdini 4857 Sayılı İş Kanununun 17. Maddesinde ön görülen düzenleme uyarınca, bildirim süresine uyulmak suretiyle müvekkilin sözleşmesini feshettiğini bildirmiştir.Müvekkil emekli astsubay olup, emekli maaşı aldığı için iş sözleşmesi fesih dilmiştir. İşçilik alacakları için dava açacağız fakat iş sözleşmesinin feshinin haksız olduğuna dair bir Yargıtay kararı varmıdır ? Yardımcı olursanız sevinirim.. İyi çalışmalar diliyorum
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :341, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Aysu.E, Tarih : 07-04-2021 19:55
İyi akşamlar meslektaşlarim, karşı tarafla kibarca sikayetini geri çekip durumu olup olmadığı hakkinda konuşsak bu karşı tarafı yönlendirme kapsamına girer mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :401, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.mehmet.av, Tarih : 07-04-2021 16:24
1- İstinaf Kararı 03.04.2020 de UETS sistemimize gönderildi.
2- 26.04.2020 tarihinde kararı temyiz ettik.
3- Yargıtay temyiz talebimizi süre yönünden reddetti.

Hatırlatma: 25.3.2020 tarih ve 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 1. maddesine göre "...........6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, 30/04/2020 tarihine kadar durur. hükmü getirilmiştir.

SORU:
1- İstinaf ceza dairesinin kararının temyiz ettik. Kanundan anladığım benim temyiz sürem 30/04/2020 tarihine kadar kadar işlemiyor. Yani benim temyizim süresinde yapılmış. Kanunda benim gözden kaçırdığım bir ayrıntı mı var acaba?
2- Temyizin süresinde olduğu varsayımında nereye başvurmamız gerekiyor.(Süre yönünden red kararı bize tebliğ edilmedi. Dosya kesinleştirilmiş.)
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :408, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat1005, Tarih : 06-04-2021 17:41
Merhaba sayın meslektaşlarım,

Müvekkillere ait taşınmaz orman sınırları dışına çıkartılmış olup 6292 sayılı kanun uyarınca hak sahibi olarak tespitleri yapılmış; süresi içinde idareye satış talebinde bulunulmuştur. İdare satışa yanaşmayınca tarafımızca tapu iptal ve tescil davası açılmıştır. Zira idarenin taşınmazın satışını gerçekleştirmemesi için elinde hukuki hiçbir sebep bulunmamaktadır. Kanun açıkça satışın yapılmasını emretmiştir. Ancak açtığımız birtakım davalar ilk derece ve istinaf mahkemeleri tarafından idarenin satışa zorlanamayacağı hükmü ile reddedilmektedir. Elinde tapu tahsis belgesi olan kişiler adli yargıda tapu iptal ve tescil davaları açmaya haiz olur iken 6292 sayılı kanun ile müvekkile daha geniş haklar tanınmış olmasına rağmen yerel mahkemenin ve istinafın idareyi satışa zorlayamayacağız şeklinde hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu düşünmekteyiz. 6292 sayılı kanun açıkça hak sahibi gördüğü vatandaşına taşınmazı satın alma hakkı getirmiştir. Buna ilişkin yargıtay kararları henüz göremedik. Adli yargıda 2/b'ye dayalı tapu iptal ve tescil davası açılması hakkında bilgisi veyahut fikri olan bir meslektaşım varsa görüşünü bilmek isteriz. Şimdiden teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :434, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Kerimyasin, Tarih : 05-04-2021 20:30
iyi çalışmalar. vekilliğini yaptığım apartmana yıldırım düşmesinden dolayı yüksel meblağda maddi zarar oluşmuştur. olaydan sonra fark edilmiş ki yıldırım düşen blokta paratoner yokmuş. müteahhide sorulduğunda yandaki blokta olduğu onun koruyacağı söylenmiştir. bloklar arası 60m vardır. bu durumda dava açmadan önce yapılması gereken bir işlem var mıdır ? Bunun tespiti için sadece genel kurulda bir karar almak yeterli midir yoksa başka mecralara başvurarak bunun kayıt altına alınması gerekmekte midir ? Cevaplarınız için teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :508, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 05-04-2021 16:57
Merhabalar
Müvekkil bir avmde mağaza işletiyor ve mağazada yapılan tadilatların ayıplı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edildi. Davayı açarken belirsiz alacak şeklinde açmıştık. Sorum şu : mağaza aynı tadilatları sıfırdan ve baştan yapmak zorunda kalacak, bu sürede de mağaza faaliyetini durduracak ve avm ile sözleşmesi uyarınca kapalı kaldığı süre boyunca cezai şart ödemek durumunda kalacak. Ayıplı imalatı yapan davalı tadilatı yürütürken avm zaten covid sebebi ile kapalıydı dolayısıyla böyle bir ödeme yapmak zorunda kalmadı Müvekkil. Ama yeni tadilat için bu cezai şartı ödemek zorunda kalacak. Bu masrafı ayıplı imalat sebebiyle açtığımız davada istememiz mümkün mü?
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :486, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : solicitor54, Tarih : 05-04-2021 14:37
Merhaba;

Müvekkil 6-7 yıl önce vefat eden babasının taşınmazlarını bölüşmek istemiş fakat aralarında anlaşamamışlardır. Neticesinde kardeşinin ısrarıyla tapuya gidilmiş ve taşınmazların büyük çoğunluğu kardeşin üzerine devredilmiştir.

Bu süreçte müvekkil hem kızgınlığı hem de bilgisizliği dolayısıyla taşınmazın değerleri hakkında bilgi sahibi değildir. Fakat daha sonra kendisi üzerine devredilen taşınmazı incelediğinde üzerinde orman şerhi bulunduğunu ve yararlanmasının mümkün olmadığını, kardeşine devri gerçekleşen taşınmazların hem alan olarak fazla hem de değer olarak yüksek olduğunu görmüştür.

Her ne kadar devir olgusunda müvekkilin rızası varsa da kardeşinin bu kadar orantısız biçimde haksız yararlanacağını düşünmediğini belirterek taşınmazlar üzerindeki devretmiş olduğu haklarını geri almak istemektedir.

Gabin dolayısıyla müvekkilin taşınmazlar üzerindeki haklarının geri alınması mümkün müdür?

Açılmasını önerebileceğiniz dava ya da dayanılmasının yararlı olabileceğini düşündüğünüz başka bir hukuki sebep var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :451, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 04-04-2021 13:15
KKİS arsa sahibi ile inşaat şirketi arasında feshedilmiştir.inşaat şirketine karşı açılan davayı arsa sahipleri kazanmıştır.müvekkille inşaat şirketi arasında 2009 yılında yapılan sözleşme müteahhitin eşi tarafından imzalanmış müvekkilin ödediği tahsilat makbuzlarında da teslim alan olarak müteahhitin eşi imza koymuştur.şu anda müteahhit ve imzalayan eşi boşanmışlardır.o dönemde müteahhitin eşinin şirket temsilcisi olarak yetkisi olup olmadığını bilmiyoruz.müvekkil 33500 tl yi 2009-2011 yılları arasında ödemiş.şimdi dairesini alamamış şirket iflas etmiş.
1-müteahhit ile arsa sahipleri arasındaki davanın 2017 yılında sona erdiğini biliyoruz.buna göre biz şirketten alamayacağımzı düşünerek müteahhitin eşinden sorumlu olduğunu düşünerek sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödediğimiz meblağı isteyebilir miyiz?
2-alacak zamanaşımına uğramış mıdır? açılan dava zamanşımını kesmiş midir? dava sonucunda ifa olanaksızlığı oluşmuştur şeklinde düşünülerek zamnaşımının dolmadığı düşünülebilir mi? saygılar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :424, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Lale22, Tarih : 03-04-2021 19:39
Merhaba meslektaşlarım idare mahkemelerinde duruşma açılırsa eğer duruşma zaptı düzenleniyor mu ve duruşmada ara karar kuruluyor mu? Ara karar daha sonra tebliğ mi ediliyor?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :465, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06945205 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.