| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba. 2019 yılında bir avukat üstadımız tarafından açılan bir dava var ancak kendisi daha sonra vefat ettiği için davayı şu an ben takip ediyorum.
Dava dilekçesinin sonuç kısmı aynen şu şekilde:
''1-) Murisin sağlığında yaptığı tasarruflarının muris muvazası sebebi ile iptaline,
2-) Murisin davaya konu vasiyetname ile müvekkil saklı payını tecavüz ettiği bu suretle de müvekkilimi mağdur ettiği açıkça belli olan vasiyete konu tasarrufunun tenkisi ile müvekkilin saklı payına tecavüz teşkil eden kısmının iptaline karar verilmesini,
3-) Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini... arz ve talep ederiz.''
Anlaşılacağı üzere eksik ve hatalı taleplerde bulunulmuş. Şu an itibariyle deliller toplandı, tanıklar dinlendi, bilirkişi raporları alındı, tenkis hesabı yapıldı, özetle artık son aşamaya gelindi. Tahkikat tamamlanmadan ıslah ile bu talepleri toparlayıp düzeltmek mümkün olur mu sizce? Mümkünse de nasıl bir ıslah yapılmnalı? Çok zor durumdayım, yardıma ihtiyacım var. Desteklerinize talibim.
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba; dava dilekçesinde belirsiz alacak, kısmi dava, HMK 107 veya HMK 109’dan bahsetmiyorum. Sonuç kısmında ise “fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve bilirkişi raporu doğrultusunda artırılmak üzere şimdilik 20.000-TL” gibi bir ifadem var.
Bu durumda dava kısmi mi belirsiz alacak olarak mı değerlendirilir acaba?
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar, mahkemece ön inceleme duruşmasında; tüm tanıkların gelecek celse dinlenmesine, isim ve adreslerini bildirmek ve masraf yatırmak için tarafımıza kesin süre verilmesine; tebligatın iade dönmesi halinde mernis adresine tebligat yapılmasına; masraf yatırılmaz yahut tanıklar duruşma günü hazır edilmezse tanık dinletmekten vazgeçmiş sayılmamıza karar verildi.
4 tanığımız var ikisinin tebligatı iade döndü. Mahkemece yeniden tebligat için herhangi bir işlem de tesis edilmedi. Öte yandan usulüne uygun tebligat yapılan tanıklarımızın ikisi de yurtdışında. Tebligatı iade dönenler de gelemeyeceklerini söylediler. Bu durumda tanıklar duruşmada hazır edilmezse dinletmekten vazgeçmiş sayılacağımıza ilişkin ihtar geçerli midir? Tebligatın iade dönüp dönmemesi fark etmeksizin bir sonraki duruşma hazır etmemiz yahut ihzar müzekkeresi düzenlenmesi gerektiği kanaatindeyim ama emin olmak istedim. Şimdiden teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, çekişmeli boşanma olarak başladığımız davada müvekkilden maalesef ücretimi alamadım. Karşı tarafın avukatıyla anlaşma sağlayarak bilgim dışında anlaşmalı boşanmaya dönmesi için talepte bulunmuş kendi müvekkilim. Azilname de göndermedi hala vekalet ilişkimiz devam etmekte. Anlaşamlı boşanma için duruşma günü verildiğinde duruşmaya katılarak (müvekkil protokolde yargılama giderlerinden feragat etse bile) ben karşı taraftan alacağım vekalet ücreti talebinde bulunabilir miyim acaba bilginiz var mı?
|
|
|
|
|
Yazan : yasminly,
Tarih : 23-01-2026 13:58
|
Müvekkil aleyhine, TMK m.166/1 kapsamında boşanma davası açılmıştır. Davacı taraf, müvekkilin sadakatsiz davrandığını ve evi terk ettiğini ileri sürmektedir.
Oysa müvekkil, evlilik süresince fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmış, bu nedenle can güvenliği endişesiyle ortak konutu terk etmek zorunda kalmıştır. Taraflar arasında 2–3 yıldır fiili ayrılık mevcuttur. Müvekkil, boşanmayı kabul etmekle birlikte, davacı tarafın iddia ettiği gibi ağır kusurlu değildir. Kusur ispatı için karşı dava açmak gerekli mi? ya da karşı tarafın açmış olduğu davada müvekkilin az kusurlu karşı tarafın ağır kusurlu olduğunu ispat ettirip boşanma gerçekleşir mi? (müvekkilin nafaka, tazminat gibi talepleri yok sadece boşanmak istiyor)
|
|
|
|
|
Yazan : hırs,
Tarih : 23-01-2026 13:13
|
İyi çalışmalar.İhtiyaç sebebi ile tahliye davasında davacının eşi( ya da 1.derece akrabaları) üzerine kayıtlı boş taşınmaz olduğu için davanın reddine dair emsal karar araştırıyoruz.
Ancak bulamadık elinde emsal bir karar olan ya da böyle bir durumla karşılan meslektaşlarımız paylaşabilir mi?
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, İstanbul Bam 51 Hd. kaleminde bir dosya incelemek için müracaat ettim. Dosyanın arşivde olduğunu, mübaşirlerinin olmadığını geçici mübaşir bulunduğunu, geçici mübaşirin de şuan burada bulunmadığını söyleyerek dairenin kalemleri dosyayı inceletmek istemiyorlar. Ahm bu gibi durumlarda faal oluyor mu ne yapmak gerekir ve nasıl sonuç alabilirim? 1 ayda 2 kere gittim 3.ye gideceğim.
|
|
|
|
|
Yazan : av.2348,
Tarih : 22-01-2026 15:40
|
|
Meslektaşlarım merhabalar. Müvekkilin komşusu İstanbul ilinde yaşadığı için kaloriferleri yakmıyormuş. Kendisini aramasına rağmen ısrarla yakmayacağını söylemiş. Müvekkil, Ağrı ili çok soğuk olduğu için yüksek derecede yakmasına rağmen evleri ısınmıyormuş. Kat Mülkiyeti Kanunu 33,20 ve 18. maddelerine göre dava açılabilir. 33. maddeye göre hakimin müdahalesi talep edilebilir. Hakim de komşunun konutunu mevsim koşullarına uygun kullanmadığına karar verip, yaptığını sonlandırmasını isteyebilir. Hakim, talep halinde, komşu maddi zarara uğramışsa bu maddi zararın tazminine karar verebilir. Emsal davalar var. Kişi yakmayarak komşusunun daha fazla yakmasına ve daha fazla fatura ödemesine sebebiyet veriyor. Türk Medeni Kanununda da komşuluk hukuku söz konusu. Ayrıca bir kat malikinin kaloriferi yakmayarak yan, alt ve üst komşusu sayesinde ısınmasının doğruluk ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu düşünüyorum. Dava açılsa bile zaten kış bitmiş olacak. Bu durumda mağduriyet hukuken nasıl giderilebilir ve nasıl bir yol izlenebilir? Belediye veya Bakanlığa cezai işlem için başvuru yapılabilir mi ?
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım selamlar.
Kesinleşen Tüketici Hakem Heyetlerine Karşı Hakem Kararının İptali Davası açılamayacağını hükmeden Yargıtay ilamları hatırlıyorum. Elimde bir Hakem Heyeti Kararının İptali davası var, THH kararı kesinleşmiş. Hatırladığım kadarıyla bu konudaki iptal davaları itiraz mahiyetinde değildi. Aksi bir Yargıtay ilamı biliyor musunuz? Şimdiden teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
|
Tacir kişi faaliyet alanı dahilinde, iş ilişkilerinin yoğunlaştığı ve sürekli uğraş alanını konu alan ve taraf olduğu bir sözleşmenin şeklen geçersizliğini öne sürerse bu iddiası tacirin basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü göz önünde bulundurularak TMK md. 2 çerçevesinde kötü niyetli iddia olarak değerlendirilebilir mi ?
|
|
|
|
|
|
|
|
Herkese merhabalar, dosyamızı borçludan tahsil edemiyoruz yakınlarına 89/1 yollamayı düşünüyoruz fakat T.C bilgileri elimizde yok sadece isim ve soyisimleri var ne yapabiliriz?
|
|
|
|
|
|
|
Herkese merhaba,
Müvekkilin ticaret yaptığı birisi var. Bu kişi X ve Y adında iki şirketin de yetkilisi.
Müvekkil bu kişiden bir çek alıyor. Çek X şirketi emrine düzenlenmiş fakat Y şirketi kaşesi vurulmuş. Kaşe üzerindeki imza bu kişiye ait.
Bu durumda bu çeki hangi firmaya karşı ileri sürebiliriz? Emrine düzenlenen mi kaşesi bulunan mı?
Saygılarımla.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba, örneğin bir taşınmaz haczinde haczi koyduktan sonra 1 sene dolmadan haczin yenilenmesi mi gerekmektedir? Yoksa satış istenmediği sürece 1 sene dolmadan haciz yenilemek her halükarda haciz sıramızı sıfırlar mı? Yani satış istenmediği varsayımda haciz sıramızı korumak için 1 sene dolmadan haczi yenilememiz gerekiyorsa bunu UYAP portaldan talep oluşturarak istediğimizde yenilemeye dair bir ibare içermiyor ilk defa haciz konuyormuş gibi bir içeriği var dolayısıyla yenilemek istiyorsak bunun ayrıca yenilenme ve sıramızın korunması ibaresini ekleyerek mi yapmamız lazım. Bu konuda haciz süreci ile ilgili bilgilendirirseniz çok sevinirim.
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba,
Müvekkil şirket aracına çarpılması suretiyle oluşan kaza nedeniyle müvekkil aracındaki mahrumiyet bedelini dava konusu edeceğiz.
Davayı işleten sıfatıyla uzun süreli kiralayan şirket ve araç sürücüsü aleyhine açacağız.(araç sahibine açmıyorum çünkü işleten şirket uzun süreli kiralamış) Bu durumda ATM de mi açmalıyım? (müvekkil şirket, davalılardan biri olan işleten de şirket) Bu durumda arabuluculuk yoluna da gitmeliyim sanırım?
Veya asliye hukukta mı açmalıyım?
teşekkür ederim herkese.
|
|
|
|
|
|
|
Selamlar,
Evvel konuları incelediğimde bu uyuşmazlığa ilişkin pek detaylı bir konu başlığı göremedim. Bu sebeple sorularıma cevap bulamadım. Ayrıyeten Yargıtay kararlarını da inceledim fakat yine aklımda bir takım soru işaretleri kaldı. aşağıda anlatacağım konuda yardımlarınızı rica ederim.
OLAYIN ÖZETİ:
Müvekkil vergi açılışı olan, yıllık gelir vergisine tabi bir emlakçı. Ticari kredi ile son model bir araç satın alıyor. Gün içerisinde şehir içinde seyahat halindeyken bir tur otobüsü aracına çarpıyor ve maddi hasarlı kaza meydana geliyor.
Sürecin devamında ZMMS kapsamında KEP üzerinden başvuru yapıldı. Müvekkilin kasko sigortacısının karşı tarafın sigortacısına rücusu sebebiyle ZMMS limiti dolduğundan sebep yaklaşık 20.000,00TL gibi çok düşük bir meblağ ZMMS sigortacısı tarafından ödendi.
Bu davayı işleten ve araç sürücüsü olan kusurlu davalılara karşı ikame edeceğim. Kar kaybı ve değer kaybı olarak talep etmeyi, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Asliye Ticaret Mahkemesinde davayı açmayı düşünüyorum.
Cevap aradığım sorular ise şunlardır:
1- Yargıtay kararlarında çoğunlukla sigortacı firma da davalı olarak dahil edildiğinden bu davada sigortacı firmayı davalı olarak göstermeme gerek var mı? Poliçe limiti dolduğundan ZMM sigortacısı ile herhangi bir ihtilafımız kalmamış oluyor. Bu sebeple davalı olarak göstermeme gerek olmadığını düşünüyorum.
2- Müvekkilin vergi açılışı emlakçılık mesleği üzerinden tanımlanmış. Burada karşı tarafın aracının seyahat otobüsü firmasına ait olması kapsamında davanın ticari dava olduğuna mutlak şekilde kanaat getirilebilir mi?
3- Her iki talep bakımından da (Değer Kaybı ve Hak mahrumiyeti/Kar Kaybı) istenecek faiz türü ne olmalı?
4- Müvekkilin karı olmaması sebebiyle söz konusu talebi araçtan mahrum kalınan gün kapsamında mezkur aracın günlük kiralama bedelinden talep edebilir miyim?
Şimdiden ilginize teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : milatsu,
Tarih : 19-01-2026 22:45
|
Merabalar meslektaşlarım.
Muris tüm malvarlıgini muvazaa ile edinmiş durumda. Ayrıca vasiyetname ile mallarını bir derneğe bıraktı. Vasiyet iptali davamız hak düşürücü Süre nedeniyle ret yedi.
Vaziyetler mirasçılar ıskat edilmişti. Şimdi ıskat edilmeyen bir torun var ilk muvazaayı yapan dede ölmeden doğan. Dedeye muvazaa davası açarak vasiyet borçlusu ve muvazaa ile zenginleşen amcayı borçlandırarak hak kazandığı miktarı vasiyet alacaklısından talep edebilir mi, yoksa vasiyet
alacaklısı cüzi haleftir borçlardan sorumlu değildir deyip konuyu kapatmak mı gerekiyor.
Veya tek tek sayfa da tüm malını bıraktığı için külli halef diyebilirsiniz. Vasiyet yeni açıldı.
Muvazaa davasında davalı vasiyet alacaklısı mi olacaktır.
|
|
|
|
|
Yazan : Ad Rem,
Tarih : 19-01-2026 09:32
|
Merhaba. Davalı A yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı B yönünden ise reddine karar vermiştir. Davalı B hakkındaki ret kararı istinaf edilmediği için kesinleşecektir. Ancak Davalı A hakkındaki kısmen kabul kararı tarafımızca esas ve vekalet ücreti yönünden istinaf edilmiştir.
Bu durumda; istinaf edilen davalı A yönünden tehiri icra prosedürü işletilebilirken, davası reddedilen ve kararı kesinleşen davalı B lehine hükmedilen vekalet ücretinin tahsili nasıl gerçekleştirilecektir? Mahkeme her iki davalı için tek bir vekalet ücretine hükmettiyse, kararın bir kısmının kesinleşmesi bir kısmının istinaf edilmesi vekalet ücretini nasıl etkiler?
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar.Denetim süresi içerisinde alt sınırı 1 yılın üstünde olan basit yaralama ve tehdit suçu işleniyor.Dosya şu an poliste.Karşı taraf şikayetçi.İnfaz kanununa göre iddianamenin düzenlenmesiyle d.s.müdürlüğünün bildirimi ile infaz hakimi açık cezaevine gönderme kararı verebiliyor.Yani infaz hakiminin takdirinde.Uygulamada nasıl oluyor? infaz hakimleri denetimde iken işlenen suçtan dolayı açılan davanın kesinlesmesini mi bekliyor, (ki öyle olsa denetimde iken işlenen suçtan dolayı açılan dava kesinleşene kadar zaten denetim de biter), yoksa infaz hakimi denetimde iken işlenen alt sınırı 1yılın üstünde olan suçtan dolayı iddianamenin düzenlenmesiyle hükümlüyü direkt açık cezaevine gönderme kararı mı veriyor? Bir de diyelimki basit yaralama ve tehditten iddianame duzenlendi,basit tıbbi müdahale ile giderilebilir yaralanma ceza alt sınırı 1 yılın altında, tehdit suçunun alt sınırıyla toplanarak mı hesaplanıyor yasada belirtilen alt ceza sınırı ,Teşekkürler
|
|
|
|
|
Yazan : imsel,
Tarih : 14-01-2026 13:33
|
|
kadastro davasında davacı idik.mahkeme kararı davalılar üzerine tespit gibi davamızı reddetti.dayanağımız osmanlı tapusu.6 tane davacı önce davayı açmış müvekkiller davacılardan birinin mirasçısı.müvekkillerin yaklaşık 100 tane davalı var ve müvekkillerin masraf için maddi durumu şu anda yok.kararın diğer davacılar tarafından kanun yoluna götürülmesi eğer karar bozulursa davalı müvekkillere de sirayet eder mi yoksa muhakkak kanun yoluna başvurulmalı mı?
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba sayın meslektaşlarım
müvekkillerimin vefat eden babalarıyla kiracıları arasında bir kira sözleşmesi düzenlenmiş ancak kira sözleşmesinin başlangıç tarihi sözleşmeden belli olmuyor. Kira ü ücretinin ödeneceğinin belirtilen hesaplara da baktığımda bu tarihi net olarak çıkaramıyoruz. Çünkü kiracı ilk olarak 2016 yılının temmuz ayında banka yoluyla kira ücretini göndermiş. Kiracı bütün su elektrik ve doğalgaz aboneliklerini 11.01.2016 tarihinde üzerine almış. Bu durumda açacağımız kira tespit davasında kira sözleşmesinin başlangıç tarihi olarak bu tarihi belirtsek ve kiracı bu duruma itiraz etmese acaba mahkeme bunu nasıl değerlendirir. sözleşmede kira artış oranı bulunması nedeniyle bugün açacağımız dava da 11.01.2025 tarihinden itirbaren yeni kira ücretinin tespitini talep edeceğiz.
Değerli görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim
|
|
|
|