Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : Defi-Def, Tarih : Bugün 13:02
İcra takibi sonrası açılan ve icra takibinde tahsilat yapılan bir olayda açtığımız Menfi tespit-İstirdat davası lehimize olacak biçimde sonuçlanarak kesinleşti. ilamda (borçlu olunmadığı halde ödenen rakam mevcut olduğundan) icranın kısmen veya tamamen eski hale iadesine denilmekle ayrıca faize ve yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedildi.
Daha önce hiç yapmamış olduğumdan mevcut icra dosyasından ödenen rakam için nasıl bir işlem yapmak gerekiyor ayrıca ilamda belirtilen faiz vekalet ücreti vs. için ilamı icraya koymak mı gerekiyor? Ya da var olan icra dosyası üzerinden (müvekkilin borçlu olmadığı halde alacağı ödediği icra dosyası üzerinden)hiç bir işlem yapmadan açtığımız ve kesinleşen bu menfi tespit-istirdat ilamını icraya koymak mümkün müdür?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.buğra, Tarih : Bugün 11:22
dava sırasında müvekkil vefat ediyor , avukat mirasçılar adına davayı takip etmeyeceğini , davacı mirasçılarının mahkemece re'sen tespit edilerek taraf teşkili sağlanmasına dair beyanda bulunuyor. ancak mahkeme bu beyana rağmen avukata mirasçılık belgesinin sunulması için kesin mehil veriyor..!!! değerlendirmelerinizi rica ederim...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :19, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.altuni, Tarih : Bugün 10:22
Meslektaşlarım merhaba.. Şöyle bir sorum olacak yardımlarınızı rica ediyorum. Müvekkilin hissedarı olduğu bir arsa var, bu arsa üzerinde müvekkilin bizzat yapmış olduğu yapılar mevcut. Müvekkil dışındaki paydaşların bu yapılar üzerinde bir hakkı yok.. Diğer hissedarların payına icra kanalıyla haciz işlenmiş ve kıymet takdiri yapılmıştır. Arsa ile birlikte yapıların değeri de belirlenmiş ve haciz konulmuştur. Bizim aklımıza ilk olarak muhdesatın tespiti davasını açmak geldi. Ancak tespit davası sadece kamulaştırma işlemleri, ortaklığın giderilmesi, kentsel dönüşüm gibi istisnai durumlarda açılıyor. Diğer paydaşlara yönelik başlatılan icra takibi müvekkil açısından tehlike ve zarar arz ettiği için hukuki yararın olduğu kanaatindeyiz. Bir ortaklığın giderilmesi davası açmadan vaki icra takibin bizim açımızdan hukuki yarar doğurduğu kabul edilerek muhdesat tespiti davası açılabilir mi? Olayımıza benzer bir davası, yargıtay kararı yahut başka bir çözüm önerisi olan mesleklaştaşların cevaplarını bekliyorum...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :38, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mgul, Tarih : Dün 05:22
Merhaba meslektaşlarım,
5403 Sayılı Yasa'nın 8/İ maddesi uyarınca düzenlenen komşuluk hakkından kaynaklanan ön alım hakkı bulunmaktayken , kanun maddesi mülga edilmiştir.

Ön alım hakkı mevcut olduğu dönemde müvekkile karşı dava açılmış ;ancak dosya istinaf aşamasında iken de kanun maddesi kaldırılmıştır. Ancak kanunun geriye yürümeyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından istinaf talepleri müvekkil açısından reddedilmiştir.

Konya Bölge Adliye Hukuk Daireleri tarafından verilmiş kararları incelediğimde ise Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden farklı kararlar verildiğini görmüş bulunmaktayım .
Özetle bu kararlar "Davanın dayanağı olan kanun maddesinin, davadan sonra ancak iş bu dava kesinleşmeden önce başka
bir kanun maddesi ile iptal edilmesi nedeniyle artık davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf itirazlarının
incelenmesine gerek görülmemiş ve işin esası hakkında değerlendirme yapan ilk derece mahkemesi
kararının kaldırılarak, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca, 5403 sayılı Toprak Koruma
Ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8/İ maddesinde düzenlenen önalım hakkının yasa koyucu tarafından
ortadan kaldırılması nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Ancak, dava tarihinde yürürlükte bulunan Yasa maddesi uyarınca dava açan ve dava konusu taşınmaza
sınırdaş taşınmazı bulunan davacının açtığı iş bu dava, esasa ilişkin sebeplerle değil, dayanak yasa
maddesinin sonradan iptal edilmesi nedeniyle reddedildiğinden, bu halde davacının haklılık durumu
değerlendirilemeyeceği için davacı aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi
gerektiğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindedir.

Mevcut durumda ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili Hukuk Dairesinde aynı konu ve olaya tam aksi bir kararla müvekkilin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiş.

Yargıtay bu konuda kanunların geriye yürümeyeceğinden bahisle 25. 11.2020 tarihinde onama kararı vermiş ise de özellikle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi ise yürürlükte bulunan kanun maddesinin kaldırılması ile bu hakkın son bulacağından bahisle davacıların davasının kabulüne karşı verilen kararların kaldırılması kararları verilmiştir.

Değerli meslektaşlarım , müvekkilime karşı açılmış ve kesin nitelikteki karara bakıldığında ön alım hakkı kullandırılmadığı iddia olunan tarafın davası kabul edildiği ve istinaf mahkemesinde verilmiş karar ise kesin niteliktedir. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi arasındaki bu karar farklılığını lehimize kullanmak istemekteyim. Görüşleriniz benim için çok değerli , şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :244, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : Dün 02:02
Merhabalar
MÜvekkilin eşi bir soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderiliyor. Tutuklu zaten cezaevine girmeden önce çoklu organ yetmezliği, şeker, tansiyon ve kalp hastalığı ile mücadele ediyormuş, raporları hastane kayıtları ile bu durum sabit. Bu gerekçe ile defalarca tutuksuz yargılama için başvuru yapılmış ama reddedilmiş. Tutuklu kaldığı 10 ay boyunca defalarca hastaneye sevk edilmiş, heyet raporuyla hayati risk taşıdığı cezaevinde kalmasının uygun olmadığı tespit edilmesine rağmen tutuksuz yargılama hatta hastaneye yatırma talepleri bile reddedilmiş. Ezcümle Müvekkilin eşi rahatsızlandığı için hastaneye götürülmek üzere sevk sırasında yolda kalp krizi sonucu vefat etmiştir. Bu kadar rapor ve göstergeye rağmen ihmal olduğu açık olan olayda adaletin (bir nebze de olsa) ve ailenin mağduriyeti için ne yapılabilir?
Benim aklıma gelenler ;
1-Şikayette bulunup ölümle ilgili soruşturma talep etmek. Sonucuna göre yaşam hakkı ihlali için AYM'ye hak ihlali ve tazminat talepli başvurmak.
2- İdare Mahkemesinde hizmet kusuru nedeniyle adalet ve sağlık bakanlığı aleyhine tazminat davası açmak.

Burada belirtmek isterim ki aile reddi miras yapmayı düşünüyor. Bu durumun yukarıdaki hukuki yolları etkilemeyeceğini düşünüyorum ancak farklı bilgi ve tecrübesi olan meslektaşlarım fikirlerini almak isterim.

Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :263, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat120, Tarih : 31-01-2023 18:36
Merhabalar, İki kez Davacı olarak farklı sebeplerden boşanma davası açılıp davalar birleştirilmiştir. İkinci davanın kabulüne karar verilerek hüküm kurulurken ilk davadaki yargılama gideri davacı üzerine mi kalır? İlk dava red edilmiş gibi ikinci dava üzerinden mi hüküm kurulur?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :285, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Magisnus1977, Tarih : 31-01-2023 18:10
Sayın Meslektaşlarım;

Emin olamadığım bir konuda tecrübenize sığınmak istiyorum. 2018 de iş mahkemesi en yüksek mevduat faiziyle kıdem tazminatına hükmetti. 2019 yılında ilamlı icra takibi başlattık aynı yıl BAM, İİK 36 uyarınca nakti teminat karşılığında icranın geri bırakılmasına karar verdi . Dosya 4 yıllık istinaf incelemesi sonrasında davalının istinaf talebi kesin ret olarak geri döndü. İcrada dosya hesabı yapıldığında faiz işletilmediği anlaşılmakta.

Sorum şu 4 yıllık sürede işlemiş olan faiz ayrı bir icra takibi ile mi istenecek yoksa derdest icra takibi üzerinden istemenin bir yolu var mı?

Cevap veren meslektaşlara teşekkür eder ve cevaplarında madde zikretmelerini rica ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :283, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Emine TEKİN, Tarih : 31-01-2023 11:25
İyi günler meslektaşlarım, müvekkil, davalı işyerinde 2005 yılından 2019 yılına kadar aralıksız çalışmıştır. 2019 yılında işten çıkarılan müvekkil tarafından işverene karşı açılan işçilik alacaklarına ilişkin dava 03.01.2023 tarihinde kesinleşmiştir. Davalı işyeri müvekkilin 2005 ile 2007 yılları arasında sigortasını yapmamış müvekkil sigortasız bir şekilde çalışmıştır. Kesinleşen işçilik alacaklarına ilişkin dosyada müvekkilin sigortasız bir şekilde çalıştığına dair tanık beyanları ve bilirkişi raporu da mevcut. Bu aşamada hizmet tespit davası açabilir miyiz? Kesin mahkeme kararı olduğu için hak düşürücü süre uygulanmaması mümkün müdür?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :340, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Tuba A., Tarih : 31-01-2023 10:38
Merhaba meslektaslarim,

Baska bir dosyadan haczedilerek yediemin deposuna birakilmis tasinir mallara, biz de kendi dosyamizdan haciz koymak istiyoruz. Bu mumkun mudur? Mumkunse bunun icin ilgili dosyalara muzekkere yazmamiz yeterli midir yoksa bizim de ilgili yediemin deposuna fiili hacze mi gitmemiz gerekir?

Simdiden tesekkur eder, iyi calismalar dilerim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :352, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Tuba A., Tarih : 31-01-2023 10:23
Merhaba meslektaslarim,

Baska bir dosyadan haczedilerek yediemin deposuna birakilmis tasinir mallara, biz de kendi dosyamizdan haciz koymak istiyoruz. Bu mumkun mudur? Mumkunse bunun icin ilgili dosyalara muzekkere yazmamiz yeterli midir yoksa bizim de ilgili yediemin deposuna fiili hacze mi gitmemiz gerekir?

Simdiden tesekkur eder, iyi calismalar dilerim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :342, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ertuğrul9604, Tarih : 30-01-2023 18:50
01.08.2022 Tarihinde vergi açılışımı yaptım.

Çok fazla işim olmadığı için kendi muhasebemi kendim tutmaya karar verdim.

Ancak bazı incelikleri galiba beceremedim.

Öncelikle kdv beyannamelerini düzenli olarak zamanında verdim.

Ancak muhtasar beyanname ve geçici beyannameyi hiç vermedim.

Yanımda hiç kimse çalışmamasına rağmen muhtasar beyanname vermem gerekiyor mu?

Bunların ne zaman ve nasıl verildiğini bilmiyorum.

Acaba ceza yer miyim? Ve bu durumdan nasıl kurtulabilirim. Geçmiş dönem için beyanname verebilir miyim?

Genç Girişimci Vergi Muafiyetinden yararlanıyorum. Bu durum beyanname verme bakımından bir farklılık doğurur mu?

Sonuç olarak kaçırdığım bir beyanname var mı? Bundan dolayı ceza yer miyim? Bunu nasıl telafi edebilirim? Yardımcı olursanız sevirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :461, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukatmüzisyen, Tarih : 30-01-2023 03:37
Merhaba, müvekkilin tapusunda bağımsız bölüm daire numarası ile apartman içindeki daire numarası aynı görünmüyor. En alt katta bir restoran var ve sanırım bu nedenle daire numaraları değişti.bu durumu ikametgahinin silinmesi ile öğrendi.belediyeye giderek adres tespiti yaptıracağım, ancak tapudaki kayitin düzeltilmesi gerekir mi ,adres tespiti halinde tapu siciline başvuru ile bu durum çözülür mu
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :569, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Oğulcan Aydın, Tarih : 29-01-2023 15:13
Merhaba sayın meslektaşlar , sorum şudur ;

Ahmete Ait A ve B adında iki adet limited şirket bulunmaktadır.

Bu şirketlerden A şirketinin hiç bir borcu bulunmamaktadır ve kapalıdır.

B şirketinin ise vergi borcu bulunmakta olup bu şirket de kapalıdır.

Soru şu ; Borcu olmayan A Limited Şirketi tekrar açıldığında ve kazanç sağlamaya başladığında kapalı olan B şirketinin borcu nedeniyle herhangi bir bloke işlemi gerçekleşir mi ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :633, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Büşra Kocaman, Tarih : 27-01-2023 17:36
Merhaba Meslektaşlarım, müvekkilime yapılan usulsüz tebligatla alacaklı tarafça takip yapılıyor ve takip kesinleştiriliyor. Tarafımızca icra hukuk mahkemesine dava açıldı, usulsüz tebligat ve çift vade sebebiyle alacaklı tarafın yaptığı takip iptal edildi. Karşı taraf istinafa gitti. Ancak müvekkil ticaretle uğraşıyor ve ilk derece mahkemesi müvekkilin banka hesaplarındaki blokeleri kaldırmadı bu yönde bir karar vermedi. Müvekkil bu durumdan dolayı oldukça mağdur.
İİK 40.madde sebebiyle hacizlerin kaldırılmayacağı yönünde görüşler var. Ancak yaptığım araştırmada Yargıtay 12.HD 02.06.2009 Tarihli 3626/11774 Sayılı kararında hacizlerin kaldırılabileceğine yönelik karara ulaştım. Müvekkilin de mağduriyetini ortaya koysam Bölge adliye mahkemesinden en azından banka hesaplarındaki blokelerin kaldırılmasını talep edebilir miyim? Evi de hacizli zaten ancak ev sorun değil müvekkil ticaretle uğraşması sebebiyle büyük problem yaşıyor. En azından hesaplardaki blokelerin kaldırılması gerektiğine yönelik karar ya da öneri sunarsanız çok sevinirim üstatlarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :855, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Büşra Kocaman, Tarih : 27-01-2023 17:35
Merhaba Meslektaşlarım, müvekkilime yapılan usulsüz tebligatla alacaklı tarafça takip yapılıyor ve takip kesinleştiriliyor. Tarafımızca icra hukuk mahkemesine dava açıldı, usulsüz tebligat ve çift vade sebebiyle alacaklı tarafın yaptığı takip iptal edildi. Karşı taraf istinafa gitti. Ancak müvekkil ticaretle uğraşıyor ve ilk derece mahkemesi müvekkilin banka hesaplarındaki blokeleri kaldırmadı bu yönde bir karar vermedi. Müvekkil bu durumdan dolayı oldukça mağdur.
İİK 40.madde sebebiyle hacizlerin kaldırılmayacağı yönünde görüşler var. Ancak yaptığım araştırmada Yargıtay 12.HD 02.06.2009 Tarihli 3626/11774 Sayılı kararında hacizlerin kaldırılabileceğine yönelik karara ulaştım. Müvekkilin de mağduriyetini ortaya koysam Bölge adliye mahkemesinden en azından banka hesaplarındaki blokelerin kaldırılmasını talep edebilir miyim? Evi de hacizli zaten ancak ev sorun değil müvekkil ticaretle uğraşması sebebiyle büyük problem yaşıyor. En azından hesaplardaki blokelerin kaldırılması gerektiğine yönelik karar ya da öneri sunarsanız çok sevinirim üstatlarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :854, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mr. Kök, Tarih : 27-01-2023 17:04
Sayın meslektaşlar merhabalar

Müvekkil %90 hissedarı bulunduğu limited şirketin diğer %10'luk hissesi bulunan ortağını ortaklıktan çıkarmak istemektedir. Diğer ortak da ortaklıktan çıkmayı herhangi bir bedel talep etmeden kabul ediyor. Ancak %10'luk hisse sahibi olan ortağın yakalanma kararı olmasından mütevelllit noterden veya herhangi bir adli merciden devir işlemi yapamıyoruz. Bu konuda nasıl bir yol izlemeliyim bu tip bir konu ile karşılaşan ve konuyu bilen üstadlar yardımcı olur ise çok mutlu olurum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :860, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : şinas, Tarih : 26-01-2023 14:56
akıl hastalığı sebebiyle kısıtlı kişi vsayetin kaldırılması için talepte bulunmuş. duruşmaya avukat ile gitmek istiyor. vasisi bana vekalet çıkarmış fakat vekaletnamede vesayeten ibaresi yok yani vasisin kendi adına vekaleti var. duruşmaya vasinin avukatı olarak çıkıp vasi devesayetin kaldırımasını istiyor diyebilir miyim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :997, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Tuba A., Tarih : 24-01-2023 12:09
Merhaba Sayın Meslektaşlarım,

Tapu iptal ve tescil davamızda davalıların taraf teşkilini sağlamak için mecburen veraset ilamları arasındaki çelişkinin giderilmesi davası açtık. (Urla nüfus müdürlüğünde vakti zamanında yangın çıktığı için veriler birbirini tutmuyor, güncel veraset ilamı eskisine aykırılık teşkil ediyordu.)

Sanırım hakim önümüzdeki celse güncel veraset ilamının kabulüne şeklinde bir karar verecek. Çünkü karşı taraf iddiasını ispat edemedi.

Ancak tabi güncel veraset ilamı davalıların işine gelmeyecek, çünkü gözükmeyen mirasçılar olacak. Bu nedenle kuvvetle muhtemel kararı istinaf edecekler.

Bu durumda bizim başlangıçta açtığımız tapu iptal ve tescil davası; veraset ilamının çelişkisi davasının istinaftan dönmesini bekler mi?

Yani ezcümle; Veraset İlamları Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi İlamı Kesinleşmesi Gerekli Olan İlamlardan Mıdır?

Şimdiden teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1270, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avdeniz, Tarih : 24-01-2023 10:11
Merhaba,
Müvekkilim 8 yaşında, davalarında anne babasının temsilcisi olduğu belirtilerek dava açıyoruz. Ancak bugün doğrudan müvekkil borçlu gösterilerek ilamlı icra takibine ilişkin tebligat bana geldi. Memur muamelesini şikayet yoluna gidebilir miyim? Müvekkil 18 yaşından küçük olduğu için takip ehliyeti yoktur diyerek...
Böyle bir durum yaşayan oldu mu? Ne yapmamı önerirsiniz ?
Teşekkür ediyorum
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1305, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : lyokocode, Tarih : 23-01-2023 19:11
Meslektaşlarım iyi akşamlar,
İhtiyati haciz kararının icrası kapsamında tüm malvarlığına haciz yapılmış. Buna ilişkin Aşkın haciz sebebiyle memur muamelesini şikayet davası açtım. Talepte haciz işleminin sadece tek taşınmaz üzerine yapılmasına karar verilmesinin talep ettim.
Ancak kararda öncelikle haciz işleminin tek taşınmaz veya bir mal üzerine bırakılması için icra dairesi yoluyla kıymet takdiri yaptıktan sonra bu davayı açmam gerektiğini, kıymet takdiri olmadığı için davanın reddine karar verilmiş.
Benim sorduğum husu şu benim şuan memur muamelesini şikayet sürem başladı mı yoksa bilirkişi raporunun tebliği ile mi başlayacak. Ayrıca kıymet takdiri yaptıktan sonra ben tekrar bu davayı açabilir miyim. Karar kesin olarak verildi.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1320, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04294896 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.