Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
Haber Ekleyin

Yazan : Av. Eugen Huber, Tarih : Dün 23:40
Değerli meslektaşlarım: (A), benim müvekkilim. (A), (B) ve (C) adına hali hazırda kurulu bir nakliye şirketini, (B) ve (C)’den 500.000,00 TL’ye devir alacaktır. (Yeni şirket kurmak çok uzun zaman alacağından dolayı (A), böyle bir yola gidiyor) Ancak bu devir işlemi karşılığı ödenecek 500.000,00 TL. bedeli (A), yapacağı işlerin karşılığı edineceği bedelle gerçekleştirebilecektir. Yani şu an (A)’nın portföyünde müşterileri mevcut. Para kazandıkça 500.000,00 TL’yi (B) ve (C)’ye ödeyecektir. Bunun için sözleşme hazırlayıp tarafları notere götüreceğim.
(A)’nın çekincesi şu: “(B) ve (C) baktılar ki işler güzel işliyor, daha sonra şirketin devrini tamamen adıma yapmaktan cayabilirler mi? Bunu engellemenin yolu nedir?”
Sayın meslektaşlarım: Açıkça benim ticaret hukuku alanında bilgim ve tecrübem çok sınırlı. Bu konuda bilgi ve tecrübesi olan meslektaşlarımın yardımlarını bekliyorum. Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :58, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : kadir34, Tarih : Dün 21:23
Sayın meslektaşlarım,

Kira kaybı alacağıyla ilgili olarak bir dava açmış bulunmaktayız. Miktar belli olmadığı için ileride ıslah talebiyle arttırılmak suretiyle şimdilik 6.000 TL olarak açtık. Bu miktar üzerinden de ihtiyati haciz kararı verildi. Bu konuyla ilgili olarak sizlere 2 sorum olacaktı.

1-)Bizim haczimizden sonra 2-3 alacaklı daha haciz koyarsa ve bizde 6.000 TL yi 150.000 TL olarak arttırdığımızda satış aşamasında biz 150.000 TL yi öncelikli olarak mı alırız yoksa 6.000 TL yi aldıktan sonra haciz koyduran alacaklılar alacaklarını aldıktan sonra mı 144.000 TL tarafımıza ödenir.

2-) Dava devam ederken bilirkişi alacağımızı 150.000 TL olarak hesapladıktan sonra icra dairesine giderek daha önce 6.000 TL olarak koydurduğumuz ihtiyati haczi 150.000 TL olarak güncelletebilir miyiz.

Cevaplarınız için çok teşekkür ederim..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :65, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Adalet1903, Tarih : Dün 14:07
Merhaba Sayın Meslektaşlarım;

Gmail üzerinden mesleki faaliyetlerimden dolayı davacı olduğumuz kişi şahsıma 3 ayrı zamanda çok ağır hakaretlerde bulundu. Şimdi suç duyurusunda bulunacağım ancak bildiğiniz üzere facebook üzerinden ya da instagram üzerinden edilen hakaretlerde şikayetçi olmamız halinde çoğu zaman savcılar facebook ve instagramın IP bilgilerini savcılıkla paylşamadığı gerekçesiyle şikayet edilen kişilerin ifadesini bile almadan takipsizlik kararları veriyor.

Ben şahsıma hakaret eden kişinin kim olduğunu biliyorum zaten hakaretleri de kendi ismiyle açmış olduğu gmail adresi üzerinden yaptı. Ancak buna rağmen savcılığın ifade almadan gmail sahibi kişinin tespit edilemeyeceği gerekçesiyle takipsizlik kararı vermesinden endişe ediyorum. Sizce savcılık şikayetinde bulunurken nelere dikkat etmeliyim ? mail çıktılarını alarak söz konusu kişiyle husumetli davalarımızın olduğunu belirterek şikayetçi olmam yeterli olur mu ?

Saygılarımla,
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :84, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Ahsen, Tarih : Dün 11:49
Değerli meslektaşlarım merhaba,

Davacı tapu iptal tescil davası açıyor. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince iki daire alması gerektiğini ancak bir daireyi alamadığını, alamadığı dairenin 3 davalı üzerine yapıldığını belirtiyor. Payları belli, davalılar 1/3 oranda paydaşlar. Bir de yükleniciyi de davalı olarak göstermişler. H. esas değer 10.000,00. Cevap dilekçesi aşamasındayız.

Müvekkile şunu önerdim. İhtiyari dava arkadaşlığı söz konusudur. Davayı kabul edelim.
Ancak dosyada zamanaşımı da söz konusu olabilir çünkü olay 2007 de oluyor.
Sorum şu şekilde:
bir davalı davayı kabul etse onun açısından dosya bitmiş olur mu? dava devam ettiği için müvekkile sonradan çıkan miktar açısından yeni bir ödeme istenir mi yoksa 10.000 ile kabul ettiğinden yalnızca buradan mı sorumlu olur?

Bir de zamanaşımı iddiasında bulunup davayı kabul etsem olur mu ? özellikle bu husus kafamı en çok karıştıranlardan. Herhangi bir karar bulamadım.

Yardımcı olursanız çok sevinirim.

İyi çalışmalar...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :71, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : BEA, Tarih : Dün 09:33
Herkese merhaba,müvekkil ve eşi ırak vatandaşıdır.İlk etapta protokol hazırlanıp,anlaşmalı boşanmak istiyorlar.Anlaşma olmazsa çelişmeli boşanma davası açılacaktır.Vatandaşlar yabancı uyruklu olduğu için açılacak davalarda bildiğim kadarıyla MÖHUK 14.madde gereğince eşlerin müşterek milli hukuku yani Irak hukuku uygulanacaktır.
SORU:Taraflar protokol imzalaması durumunda mahkeme yine uygulanacak hukuku araştıracak mıdır yoksa anlaşma olduğu için hemen boşanmalarına mı karar verecektir?
SORU-2:Tarafların anlaşamaması durumunda açılacak çekişmeli boşanma davasında mahkeme resen uygulanacak hukuku araştıracak mı yoksa bizim mahkemeye uygulanacak hukuku sunmamız mı daha iyi olur?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :74, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Fazladanödemeyeçözüm, Tarih : 03-07-2020 16:02
Merhaba meslektaşlarım, belediyenin müvekkile ait taşınmazı emsal bedele oranla çok komik bir tutar üzerinden bedele dönüştürmesiyle, tenzili bedel davası ikame ederek belediye ile davalaştık. Dava aşamalardan da geçerek kesinleşti, davamızı kazandık kazanmasına ama geleneksel bir davacı kadar sevinemiyoruz. Belediye kamuya tahsis edildi gerekçesiyle hacizleri kaldırtıyor,üstelik faiz ve düşük tutarlı vekalet ücreti alacaklarınızdan vazgeçin hemen ödeyelim restindeler. Hem paramız yok kasa boş ödeyemeyiz derken, hem de alacaklarınızdan vazgeçin bir haftada ödeme yapılır ironisini dayatıyorlar. Bu tutuma karşı belediyeye hangi hukuki aksiyonla cevap verilebilir?Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :113, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Zümer AYDIN, Tarih : 03-07-2020 15:10
Meslektaşlarım merhaba. Müvekkilim adına kiracısına yönelik bir icra takibi başlattık. Kiralanan yer konut ve mesken niteliğinde. İcra takibi de kira alacakları ve bir takım faturalar için yapıldı. Ancak kiracıların itiraz etme olasılığı var ve dolayısıyla itirazın iptali yoluna gideceğiz. Ancak müvekkillerim bir kısım emlak vergilerini ödememişler sanıyorum. İtirazın iptali davası açmamız durumunda bu ödenmeyen emlak vergileri ile ilgili bir husus gündeme gelir mi ? Bu konunun ayrı olduğunu düşünüyorum ancak yine de endişelerini gidermek adına sizlerden de bilgi almak istedim. Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :114, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : alphukuk, Tarih : 03-07-2020 12:32
Merhaba;
Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında 4 davalıdan birinin (biyolojik annenin) adı-soyadı-adresi kesin süreye rağmen bildirilememiştir. Mahkeme davanın tamamı yönünden açılmamış sayılmasına karar verdi. Ad soyad adres eksikliği bulunmayan diğer 3 davalı yönünden davaya devam edilmesi gerekmez miydi? Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :117, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.SARI, Tarih : 03-07-2020 02:29
Sevgili meslektaşlar iyi akşamlar;
Kanaatinizin önemli olduğu bir soru sormak istiyorum. Kanunda, kararlarda, makalelerde ben cevabına rastlayamadım.
Bir işçilik alacağı dosyası ve iki tane davalısı var. İkisi de şirket.
İşçi davayı kazanmış, şirketlerden biri bakımından istinaf başvurusu reddolunmuş, diğeri ise istinafa gitmiş ama harç yatırmamış. UYAP'ta dilekçesi görünmüyor, istinaf dilekçesi davacıya/vekiline tebliğ de edilmemiş. Biz sanıyoruz ki istinafa gidilmemiş. Harcın yatırılmaması bakımından HMK m.344'e göre mahkeme bu davalıya 1 hafta kesin süre de vermemiş.
Sonra davalı istinaf formunda gözüken istinaf dilekçesi gönderme tarihinden tam 3,5 ay sonra kendi keyfine göre harç yatırmış ve bu harcı yatırdıktan sonra bu davalı bakımından tekrar istinaf formu düzenlenmiş ve biz de bu formda yer alan istinaf dilekçesi gönderme tarihini görünce istinafa gidildiğinden haberdar olduk. Daha da doğrusu kalem istinafa gitmişler deyince UYAP'taki bütün evrakları kurcaladık.
Bildiğiniz üzere HMK m.352'de istinafta ön inceleme düzenlenmiş ve gereken harçların yatırılıp yatırılmadığı da ön inceleme aşamasında incelenmesi gereken başlıklardan biri. Ama ne m.352'de ön incelemenin süresi yer alıyor, ne de m.344'te harcın ödenmediğinin sonradan anlaşılması bakımından "sonradanın" ne kadarlık bir süreyi kapsadığına dair bir bilgi var.
İstinaf başvurusu bir davalı bakımından reddolunduğu birininse istinafa gitmediğini zannettiğimiz için kesinleşme talep etmiştik oysa.SORULARIM:
1-Kanaatinizce istinafta ön inceleme aşaması biteviye sürebilir mi?
2-Taraf istinaf süresi içinde dilekçesini koyduktan sonra mahkeme fark edinceye kadar istediği vakitte harç yatırabilir mi?
3-Mahkemenin 1 hafta süre vermeyerek, istinaf dilekçesini tebliğ etmeyerek vb. hatasının olduğunu düşünüyorsanız bu konuda ne yapılabilir?
Verilecek cevaplar için cevap sahiplerine ve okuma zahmetine katlananlara çok teşekkür ederim.İyi akşamlar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :152, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mike Ross, Tarih : 03-07-2020 00:59
Merhaba meslektaşlarım,

16/03/2020 tarihinde KEP üzerinden idareye hizmet kusuru için tazminat talepli bir başvuru gerçekleştirdim. Başvuruya ilişkin süreler durma süreleri içerisinde kaldığı için "dava açma süremin başlangıcı" noktasında tereddütler yaşamaktayım.

Durma süreleri içerisinde başvurduğum için idarenin cevap süresi 15 Haziran'da mı başlamaktadır?

Saygılarımla,
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :129, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Fahri, Tarih : 02-07-2020 22:12
3 yıldır çalışan İşçi askere gitmeden önce işverenine bir dilekçe veriyor ve dilekçesinde askere gitmesi nedeniyle işten ayrılacağını ve askerden dönünce eski işinde çalışmak istediğini belirtiyor(böyle bir dilekçe vermesinin sebebi ise işverenin işçiye ''sana kıdem tazminatı ödemeyeyim ama askerden dönünce seni kesin olarak eski işine geri alayım 'demesidir.Yani işçiden böyle bir dilekçeyi işveren istemiştir). İŞÇİ
askere gidiyor Ancak henüz askerden dönmeden işyeri başka bir işverene devrediliyor.Bu durumda;
1-)Yeni işverenin bu işçiyi askerden dönünce işe başlatma yükümlülüğü doğar mı?
2-) işçinin böyle bir dilekçe vermesi ve haricen ' kıdem tazminatı almamak şartıyla eski işine kesin olarak geri alınacağı konusunda eski işverenle anlaşması kıdem tazminatı almasını engeller mi?Şimdiden teşekkür
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :131, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av Aslı Gaykısız, Tarih : 02-07-2020 20:13
Merhabalar Sayin Meslektaşlarim
Sorum : Müvekkil Adina Idare Mahkemesinde Davamizi Açtik Dava Konusu Olarak Da Müvekkil vallikte görev yapan Polistir bir sebepten dolayı açığa alınmıştır. İşe geri döndüğünde ana parasıyla beraber faiz talebinde bulunduk mahkemece geriye dönük olarak faizin de alınmasına hükmolundu lakin söz konusu faizi hangi kurumdan talep edeceğiz
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :152, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat1005, Tarih : 02-07-2020 13:21
Sayın meslektaşlarım,

Bir avukat arkadaşımız büyük bir firmaya hacze gidiyor. Firma avukatları, avukatı haciz mahalline aldırmak istemiyor. Bir gazetede de firmaya hacze gidildiğinin haberleri yapılıyor. Firma bu durumdan hacze giden avukatı sorumlu tutuyor ve kötüniyetle saldırmaya başlıyor. Avukat arkadaşımızın o gün ayağında spor ayakkabısı olduğu için kılık-kıyafet yönetmeliğine aykırı diye şikayet ediyorlar. TBB Disiplin Kurulu kararında avukat arkadaşımız hiçbir ceza almıyor. Firma olayı idari yargıya taşımış durumda. Haliyle bu kadar düşmanca tavır sergileyen firmaya güzel bir cevap vermek istiyoruz. Spor ayakkabısına ilişkin disiplin cezaları bulamadım. Dilekçemize ekleyebileceğimiz güzel kararlar bilen meslektaşlarım varsa ve yardımcı olurlarsa çok mutlu olacağız. Teşekkür ederim...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :203, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.AhmetSametCosgun, Tarih : 02-07-2020 10:05
Tarafımıza tebliğ edilen kıymet takdiri raporunda birden fazla taşınmaza kıymet takdir edilmiş. Bu rapora itiraz edeceğiz, danışmak istediğim husus ise şu:
Rapordaki tüm taşınmazlar için tek bir itiraz davası mı açacağız yoksa kıymet takdir edilen her taşınmaz için ayrı bir itirazda bulunup ayrı birer dava mı açmalıyız?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :162, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Mert Hiçyorulmaz, Tarih : 01-07-2020 23:35
Değerli meslektaşlarım ve meslek büyüklerim. Müvekkilim Afgan vatandaşı Türkiyede yabanco kimlik no ile ikamet eden bir kadın. Almanya'da yaşayan bir oğlu bulunuyor ve oğlu yine Almanya'da bulunan akrabaları tarafından evlatlık alınmak isteniyor. Bu konuda Almanya'da mahkemeye başvurmuşlar. Müvekkil ise bana başvurmadan önce noterden oğlunun evlatlık edinilmesine rızası bulunduğuna dair belge düzenletmiş. Apostil ile Almanya'daki mahkememeye göndermiş. Mahkeme ise bunun yeterli olmadığına, anne Türkiye'de bulunduğundan TMK'yı dikkate alacağına ve annenin Türkiye'de Mahkemede dinlenmesi gerektiğine ilişkin karar almış. Fakat bu karar bir red kararı olmadığı gibi istinabeden de bahsedilmiyor. Almanya'daki mahkemenin istinabe işlemi yapması ihtimali dışında hukuki yol arıyoruz. Ancak biz buna ilişkin salt kişinin çocuğunun evlatlık verilmesine rıza gösterdiğinin tespitine ilişkin dava örneği bulamıyoruz. Almanya'daki mahkemenin de bir talebi olmadıkça salt o karar gerekçesiyle mahkemenin böyle bir davayı kabul edip etmeyeceğini de bilemiyorum. Bu konuda tecrübe ve bilgilerinize ihtiyacım vardır. Saygılar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :197, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : üye adı bulamayan avukat, Tarih : 01-07-2020 13:22
Selamlar,

Müvekkil X bankasından kredi çekiyor ve bu kredinin emekli maaşından kesinti yapılarak ödenmesi için muvafakat veriyor. Sonrasında aynı bankadan başka bir kredi daha çekiyor ve bu kez ikinci kredinin taksitleri aksatılıyor.

Bunun sonucunda banka hem ilk kredinin kalan borcu hem de ikinci kredinin borcu için icra takibi yapıyor.

Banka ilk kredi için emekli maaşından kesinti yapmaya devam edebilir mi? Yoksa kredinin icraya konulmuş olması kesintiye engel teşkil eder mi?

İyi günler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :207, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.knel, Tarih : 01-07-2020 12:36
Sendikal tazminattan gelir vergisi kesilir mi? Bu konuda güncel bir karar var mıdır?

9. Hukuk Dairesi 2015/14318 E. , 2016/7407 K.
Mesaj gönderen kararara.com » 16 Mar 2018 01:27

9. Hukuk Dairesi 2015/14318 E. , 2016/7407 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, sendikal tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi sendikal tazminat alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının hesaplanan alacağından gelir vergisi kesintisi konusunda uyuşmazlık söz konusudur.
Dairemizin yerleşik kararlarına göre, kural olarak işçilik alacakları hesaplanan brüt tutar üzerinden hüküm altına alınmalıdır. Ancak davacının isteği net tutar üzerinden ise talep aşılamayacağından, net tutara göre hüküm kurulmalıdır.
İhbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, sendikal tazminat, ayrımcılık tazminatı, iş güvencesi tazminatı gibi ücret niteliğinde olmayan tazminat alacaklarında net tutar bulunurken, 5510 sayılı yasanın 80. maddesi uyarınca % 14 oranında sosyal güvenlik primi ve % 1 oranında işsizlik sigortası kesintisi yapılmaz, sadece vergi kesintisi (gelir vergisi ve damga vergisi) yapılır. Kıdem tazminatından ise ... işçi payı, ... işsizlik sigortası ve gelir vergisi kesintisi yapılmaz. Sadece damga vergisi kesilir. Ancak gazetecilerin 24 aylık kıdem süresini aşan kısım için hesaplanan kıdem tazminatı tutarı üzerinden gelir vergisi kesilmelidir. Gemiadamlarının hem tazminat niteliğindeki hem de ücret niteliğindeki alacaklarından ise gelir vergisi kesilmez. Bütün işçilik alacakları damga vergisine tabidir. Prim, ikramiye, ücret, boşta geçen süre ücreti gibi ücret niteliğindeki alacaklarda ise net tutar bulunurken, hem vergi kesintilerinin (gelir vergisi ve damga vergisi) hem de 5510 sayılı yasada düzenlenen prim (... primi işçi payı) ve işsizlik sigortası (... işsizlik sigortası primi) kesintisinin yapılması gerekir.
Somut olayda; davacının sendikal tazminatı alacağından gelir vergisi kesintisi yapılmadan davacı lehine fazla alacağa hükmedilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 28.03.2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


MUHALEFET ŞERHİ

Mahkemece verilen kararın temyizi üzerine, çoğunluk görüşü ile yerel mahkeme kararı salt “hüküm altına alınan sendikal tazminatta gelir vergisi kesintisi yapılmadan davacı lehine fazla tazminata hükmedildiği” gerekçesi ile bozulmuştur.
Vergi Usul Kanunu’nun 11. Maddesi uyarınca “Yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumludurlar. Aynı kanunun 22. Maddesine göre ise “Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir”.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. Maddesi uyarınca “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zırai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar”.
Düzenlemelere göre kesintilerin yükümlüsü işçi, sorumlusu ise işverendir. Yargı kararı ile hüküm altına alındığında ise, icra baskısı olmadan ödendiğinde işveren, icra yolu ile ödemede ise artık İcra Müdürlüğüdür.
Görüldüğü gibi kesintinin yapılması ancak tahakkuka ve ödeme yapılmasına bağlıdır.
Davacı tarafın net talep etmesi, bu kesintilerin de yapılması sureti ile hüküm altına alınmasını gerektirmez. Zira bu kesinti davacınındır. Kesintiyi ise işveren veya icra aşamasında İcra Müdürlüğü’nün yapması gerekir. Bu husus kamu düzenindendir. Kamu düzeni ile ilgili durumda davacının kesintinin eksik yapılması nedeni ile net talep etmesi karşısında tüm kesintilerin mutlaka yapılacağı şeklindeki gerekçe, kanunun düzenleme biçimine aykırıdır. Zira kesintiler ancak infaz sırasında dikkate alınacaktır. Brüt talep etmeyen işçi yönünden bu düzenleme aleyhine yorumlanmamalıdır. Kaldı ki davacı burada brüt talepte bulunmuş, davalı bu hususu temyiz nedeni de yapmamıştır. Taleple bağlılık kuralına aykırı davranılmasıda söz konusu değildir. Diğer taraftan işveren icra baskısı olmadığı durumda kesintiyi yapmak zorundadır. Oysa alacak ödenmemiş ve kesinti zamanı doğmamıştır. Bu nedenle kararın onanması yerine, salt bu nedenle bozulması görüşüne katılınmamıştır.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :198, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : granma, Tarih : 01-07-2020 12:07
Haczimizden önce ipotek alacağı olan bankaya satışa muvafakati olup olmadığı hakkında cevap vermesi için icra dosyasından müzekkere yollandı cevap gelmemesi üzerine bu defa tekiden yollandı borçlu ile ilişkileri iyi olduğunu düşündüğüm banka ısrarla cevap vermiyor. Bu durumda satışı nasıl sağlayabiliriz ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :187, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : BirHukukcu___, Tarih : 01-07-2020 10:17
Değerli meslektaşlarım hepinize merhabalar,

Daha önce bu konu açıldı mı bilmiyorum fakat araştırdım bulamadım. Açılmışsa affınıza sığınırım.

Bildiğiniz gibi icra dosyalarında taşınır ve taşınmaz hacizlerinde 6 ay/1 yıl içerisinde satış istemeyeceksek bu sürelerin sonunda yenileme işlemi gerçekleştiriyoruz. Borçlunun alacaklı olduğu icra dosyalarına veya banka mevduatlarına koyulan hacizlerde, yahut maaşına koyulan fakat henüz kesinti başlamamış hacizlerde de böyle bir yenileme işlemi yapmamız gerekiyor mu? Belirli bir süre içerisinde işlem yapmazsak alacak hacizlerinin düşmesi söz konusu olur mu?

Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :207, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Onur Deveci, Tarih : 30-06-2020 17:37
Merhaba değerli meslektaşlarım ve sevgili THS üyeleri;

Sormak istediğim soru şudur:

Alacaklının borçluyu takip esnasında kullanılan yöntemlerden biri de, İİK m. 85* uyarınca borçlunun üçüncü kişilerde bulunan taşınırlarının haczidir.

Ancak, borçluya ait olmakla birlikte, üçüncü kişinin şahsi bir hak dolayısıyla zilyetliğinde bulundurduğu hacze konu taşınırların, üçüncü kişinin ve ailesinin yaşamı için lüzumlu eşya olması halinde, İİK m. 82** uyarınca haczinin kabil olmadığını veya aşağıdaki örnekle daha iyi anlaşılacağı üzere haczi engelleyecek veya sınırlandıracak herhangi bir iidiayı öne sürmek mümkün müdür?

Örneğin borçlunun, aynı zamanda bir apart(eşyalı daire) sahibi olduğunu düşünelim. Borçlunun sahibi olduğu apartlarda kiracı olarak oturanlar olacaktır. Bu borçlu aleyhine başlatılan icra takibi dolayısıyla, borçlunun, üçüncü kişilere kiraladığı apart dairelerin içerisinde bulunan taşınırlar haczedilebilir mi? Söz konusu apartları kiralamış olan kiracıların böyle bir durumda gerçekleştirilen haciz işlemini engelleme veya sınırlama gibi bir imkanı var mıdır? Zira, haczin yapılması ve apart daire içerisinde bulunan tüm taşınırların kaldırılması halinde, apartın kiracısı konumunda bulunan üçüncü kişi, oldukça zor bir durumla karşı karşıya kalacaktır.

Eksik anlattığımı düşünmem üzerine şöyle bir ekleme yapma lüzumu gördüm. Hacze konu taşınırların üçüncü kişinin zilyetliğinde bulunmasının nedeni İİK m. 99*** uyarınca istihkak iddiasına konu olabilecek nitelikte mülkiyet veya ayni hakka dayanmamakta, üçüncü kişi, borçluya ait malları, kira sözleşmesi dolayısıyla elde ettiği şahsi hak uyarınca zilyetliğinde bulundurmaktadır.

Konuya ilişkin deneyimi ve bilgisi olan meslektaşlarımın yardımlarını bekliyorum.

İyi günler.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
*İİK m. 85/1: "Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır mallariyle taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczolunur."

**İİK m. 82: "Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:...
3. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika
veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile
bireyleri için lüzumlu eşya;
aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,..."

***İİK m. 99: "Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz...."
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :199, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07562208 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.