Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : Av. Kenan Faal, Tarih : 03-12-2021 17:10
Şirket İl Özel İdaresinden okul binası yapım işi almıştır.
Bu yapılan iş, 29.09.2019 tarihinde bitirilmek üzere 17.10.2018 tarihinde sözleşmeye bağlanmıştır.
Ancak aşağıda yazılan tarihlerde ödenek yokluğundan şirkete süre verilerek işin yapım süresi uzatılmıştır.
Süre Uzatım Kararları
Tarih Verilen Süre İş bitim tarihi
08.08.2019 307 gün 01.08.2020
08.05.2020 348 gün 15.07.2021
06.07.2021 61 gün 15.09.2021

İdarece verilen bu 3 süre uzatım kararı sonucu geçen süreler içerisinde iş yapım süresi uzadığından şirketin personel, makine ekipmanı, elektrik ve su giderleri artmış bununla birlikte 2019,2020,2021 yıllarında yapılan imalatlar için 2018 birim fiyatlarına göre ödemeler yapılmıştır. Şirkete endeksler oranında fiyat farkı uygulanmış ise de verilen fiyat farkı da güncel birim fiyatları yansıtmadığından şirket fahiş bir zarara uğramıştır.

Şirketin bu nedenlerle idareye başvurusu neticesinde idarece verilen cevapta;

1- Ödenek yetersizliği nedeniyle süre uzatımı
yapılabileceğini,

2- Yapılan işin birim-fiyat sözleşmesi şeklinde değil anahtar
teslim götürü bedel sözleşmesi şeklinde yapıldığını,

3- Anahtar teslim götürü bedel sözleşmelerde yapılan işin
bedellerinin ihale dokümanında öngörülen ilerleme
yüzdeleri üzerinden sözleşmesinde ve ekinde yazılan
esaslara göre ödeneceğini,

4- Bu nedenle Anahtar teslim götürü bedel sözleşmelerde
birim-fiyat üzerinden ödeme yapılmasının mümkün
olmadığını,

5- Fiyat farkı konusunda ise K.İ.K. m.6 hükmü nedeniyle
verilen fiyat farkının doğru olduğunu,

İfade etmişlerdir.

Şu halde siz değerli meslektaşlarımdan öğrenmek istediğim hususlar şunlardır;

1- Anahtar teslim götürü bedel sözleşmeleri ile yapılan işlerde birim fiyatlara göre ödeme yapılamaz mı bu hususta hiçbir istisna yok mudur?

2- Bu bakımdan herhangi bir istisnası dahi yoksa idarenin süre uzatımından kaynaklanan tüm fahiş zararlardan şirket mi sorumludur? Herhangi bir yolla bu zararının giderilmesini talep etmesi mümkün değil midir?

3- Bu zararlar olağanüstü bir şekilde artan maliyetlerden kaynaklanmaktadır. şöyle ki; bilindiği üzere olayda şirketin işi yapma süresinin uzatıldığı tarihler, covid-19 un tüm dünya piyasalarını, özellikle inşaat sektörünü neredeyse durdurduğu dönemlere denk gelmektedir, bu sebeple salt süre uzatımından kaynaklı değil bu süre uzatımı tarihlerinin denk geldiği zaman diliminde olağanüstü durumların yaşanması sebebiyle bu fahiş zararlar doğmuştur. belirtilen bu sebep üzerinden dava açılması ve sonuç alınması mümkün olabilir mi olabilirse hangi hukuki dayanaklar ileri sürülebilir?

4- Ayrıca şirket yöneticilerinin iddia ettiği üzere; ''Yapım işlerinde sadece o işe özgü olan bir ödenek hazırlanır ve bir hesaba aktarılır yapılan işin her aşamasında o aşamaya ilişkin hakedişler ödenir, bu şekilde işlem tamamlanır. yani hazırlanan tüm ödenek sadece o iş için ayrılır ve başka bir yere harcanamaz. Bu nedenle ödenek yetersizliği iddiasında bulunulamaz.'' Bu hususu destekler bir hukuki dayanak var mıdır?

Öğrenmek istediğim hususlar bunlardan ibarettir, yardımcı olan siz değerli meslektaşlarıma şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :87, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avnnc88, Tarih : 03-12-2021 15:07
Meslektaşlarım merhaba. Toplam 30 bin TL'lik işçilik alacağını icraya koyacağım. Ancak bu alacağa karşılık olarak 10 bin TL'yi haricen zaten aldım. Geriye kalan 20 bin TL'yi nasıl icraya koyacağımı bilemedim. Bu 10 bin TL'yi hangi kalemden düşmem gerekiyor? İcratek'ten yapamıyorum. Uyaptan nasıl yapılır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :86, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.zeynep97, Tarih : 03-12-2021 14:58
Merhaba, davacı müvekilin aracı ile başka bir araç arasında trafik kazası meydana geliyor ve karşı taraf tam kusurlu. müvekkilin kaskosu araçtaki hasarı gideriyor. karşı tarafın sigortası dahi yok. müvekkilin aracındaki değer kaybı için dava açıyoruz ancak müvekkilin dava masraflarını ödemekte zorlandığını gördüm. Kasko poliçelerinde hukuksal koruma teminatı olduğunu hatırlıyorum. Dava masraflarını kaskomuzdan isteyemez miyiz? bilgi verirseniz çok mutlu olurum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :90, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : kerem.oz, Tarih : 03-12-2021 13:59
Merhabalar,

Elimizdeki bir dosyada davacı, avukat davalıya bir tazminat davası açmış bulunmakta. Davacı, davalı avukata tahsil etmesi için bir senet verdiğini, ancak avukatın senedi kendisi adına tahsil ettiğini (senedi kendi adına cirolayarak) iddia etmekte, bu nedenle senet bedeli ve faizi kadar tazminat talep etmekte. Senedin avukata verildiğinin iddia edildiği tarih 2011 yılı.

Ortada kesinlikle bir vekaletname veya avukatlık sözleşmesi yok. Davanın öncelikle Avukatlık Kanunu Mad 40 (1-5 yıl zamanaşımı), bu mümkün olmazsa haksız fiil zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini sağlamak istiyoruz. Konuyla ilgili fikir veya emsal kararı olan paylaşabilirse çok seviniriz.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :117, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 02-12-2021 21:51
anne boşandıktan sonra 300 gün dolmadan çocuk doğuyor.300 günden sonra başka bir evlilik yapıyor.o evlilikten de bir çocuğu oluyor.önceki çocukla yeni doğan çocuğu kaydetmeye gidince her ikisini de kaydedemeyiz ilk çocuğun babasının tespitinden sonra 2.çocuğu kaydedebiliriz diye nüfustan cevap alıyorlar.
TMK 285 "Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır." hükmü var.ama ilk evlilikte baba çocuk benden değil diyormuş.bu halde 300 gün içinde doğan çocuk nasıl kaydettirilecek? babanın anne tarafından bildirilmesi yeterli midir? babanın kabul etmemesi mümkün gözükmüyor ancak nüfus kaydından sonra nesebin reddi açılabilir diye düşünüyorum.
nüfus müdürlüğünün 2.çocuğu kaydetmemesinin bir kanuni dayanağı var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :160, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : duyguuozcann, Tarih : 02-12-2021 17:24
Merhaba Meslektaşlarım;
Bir bono keşide ediliyor. Bononun ödeyecek kısmında bir şirket ismi kefil kısmında da bir şahısın bilgileri var. Ve senedin ön yüzünde de iki adet imza mevcut. Müvekkilim ise bu bonoda ikinci ciranta konumunda. Ben bonoyu icra takibine koydum ancak ödeyecek kısmında bulunan şirket takibin iptali adına dava açtı. Gerekçesi de şudur;
Bono üzerinde şirketimin imzası yoktur. Bize karşı kambiyo senedi vasfı yoktur. Bononun üzerinde sadece iki adet imza vardır bunlarda kefile aittir. Dolayısıyla tarafımızca kötüniyetli olarak takip yapıldığından takibin iptalini istemektedirler.

Bu aşamada bana nasıl bir savunma yapmamı önerirsiniz ? Bononun ön yüzündeki yazıların tepsi tek elden çıktığı belli yani bir kişi tarafından yazılmış Müvekkilde bu kefili şirket yetkilisi zannetmiştir kaldı ki kendisi zaten ciranta.

Ben öncelikle icra dairesini sorumlu tuttum. Çünkü bir huukuka aykırılık var ise kendilerinin talebimi reddetmesi gerektiğini savundum. Neler ekleyebilirim ? Lütfen yardımcı olur musunuz
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :156, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.enesturhan, Tarih : 02-12-2021 11:24
Merhaba kıymetli meslektaşlarım.

Apartman Yönetim Kurulunu temsilen ortak yerlere el atmanın önlenmesi davası açtık. Mahkeme ön inceleme aşamasında karar defterinde bu davaya ilişkin açılması yönünde bir karar alınmadığını söylüyor. Ancak karar defterinde avukatın yetkilendirildiği ve vekalet çıkarıldığı yazılmış ve yönetim kurulu tarafından imzalanmış. Yani apartman yönetimi adına vekalet var ancak bu davayı ikame edilecektir diye direkt bir karar yok. Sizce dava reddilir mi ? Nasıl bir beyan yazılması gerekir ? Buna ilişkin elinde karar olan var mıdır ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :167, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ulascansimsek, Tarih : 01-12-2021 19:58
İyi akşamlar üstadlarım. Kafamı kurcalayan bir durum var yardımınızı rica ediyorum.
Müvekkil %100 payının olduğu bir limited şirketin %10luk hissesini bir başkasına devrediyor. Fakat devralan kişinin, şirket lehine taahhüt ettiği işleri yapamadığı takdirde, o %10luk payı mutlaka kendisinin devralmasını istiyor. Devralacak kişi de bu duruma razı. Şarta bağlı bir devir işlemi mümkün müdür? Şirket sözleşmesinde devri kısıtlayıcı veya bu taahhüte ilişkin hükümler yazılmalı mıdır? Devir vaadi sözleşmesi mi imzalatılmalıdır? Doktrin tartışması gibi olacak😊. Şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :212, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Sbt, Tarih : 30-11-2021 22:33
Merhaba meslektaşlarım, ayıplı hizmet nedeni ile araçta oluşan zarardan dolayı delil tespiti yaptırdım ancak aracın değer kaybın hesaplanmasını talep etmemişim. Şimdi de Tüketici mahkemesinde dava açtım, aracın değer kaybı için tüketici mahkemesinden mi bilirkişi talep edeyim yoksa mahkeme kendisi mi görevlendirir bilirkişiyi veya ayrı sulh hukuktan mı aracın değer kaybın hesaplanmasını talep etmem gerekiyor ? cevaplarınız için teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :271, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat2516, Tarih : 29-11-2021 22:22
Merhaba sayın meslektaşlarım, açılan icra takibinde sehven dayanak olarak e-fatura olarak düzenlenmesi gerekirken kağıt fatura olarak düzenlenen fatura koyulmuştur. Akabinde müvekkil usulsüzlük cezası yemiş ve cezasını ödemiştir. Takibe itiraz edilmiş ve takip durmuştur. Şimdi itirazın iptali davası açarsam usulsüz fatura ne tür bir etki doğurur, bu durumda nasıl bir yol izlemem gerekir, cevaplarınız için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :325, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Mert Bayram, Tarih : 29-11-2021 13:04
Merhaba, yabancı müvekkil ile inşaat firması arasında adi yazılı şekilde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalanmış, yabancı müvekkilin çıkardığı İPOTEKLİ, İPOTEKSİZ, HACİZLİ, HACİZSİZ adıma taşınmaz satın alma yetkisi içeren vekaletname ile şirket yetkilileri kendi arasında taşınmaz satışı gerçekleştirmişlerdir. Taşınmaz üzerinde 600.000 TL tutarında haciz mevcut.
Sorum:
1) Taşınmaz üzerindeki haciz için ne yapabiliriz? Tüketici Mahkemesinin tapunun temiz bir şekilde devrine hükmettiği kararlar hatırlıyorum. Somut olaya uygulanabilir mi?
2)Taraflar arasındaki adi yazılı sözleşmenin geçerliliği nedir, taşınmazdaki eksiklikler için sözleşmedeki cezai şartları kullanarak tazminat talep edebilir miyiz?
Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :321, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : tangela, Tarih : 29-11-2021 12:40
herkese merhabalar

A şirketi ticari ilişkiden dolayı B firmasının gayrimenkulunun üzerine ipotek koyuyor.

Biz koyulan ipotejteki borcun bir kısmını kabül ediyor ve kalanına itiraz ediyoruz.

Bunun üzerine A şirketi bize alacak davası açıyor ve davayı tamamen kaybediyor. Bizim kabül ettiğimin alacağı bile mahkeme kabül etmiyor ve şirkete borçlu olmadığımızı tespit ediyor.

İş bu halde ;

İpotegin kalkması için ihtar gönderdim ama şirket kapanmış bir muhatap bulamamdım .

İpotegin fekki davası açmayı düşünüyorum . Arabuluculuk şartı yok diye biliyorum ayrıca kabül edilen icra dosya borcunu ödememe gerek var mı aratık .Neticede mahkemede görülen alacak davasında borçlu olmadığım tespit edildi.

En hızlı sonuç almak için hangi yolu önerirsiniz ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :317, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 28-11-2021 22:42
kiracı yıllık kiranın ilk 6 ayını peşin verip geri kalanını ikinci 6 aylığı ödemediğinden kiralananın tahliyesi için tahliye talepli icra takibi yaptık. kiracı hem borca hem de kira sözleşmesine itiraz etti.sözleşme hazır sözleşmelerden ve müvekkil ile kiracı arsında adi yazılı olarak imzalanmış.kiracıyla ilk sözleşmeyi müvekkil abisinin işyerini kiralamak için yapıyor.yıllık kirası 14200 tl.kiracaı 15 gün sonra müvekkilin absini arayarak muhasebeci tapu sahibiyle yapılan kira sözleşmesi istiyor diyerek abisiyle yıllık 4800 tl üzerinden bir sözleşme daha yapıyor.iki kira sözleşmesinin başlangıç tarihi de aynı.biz 14.400 tl olan ilk sözleşmeden doğan alacak için takip yapınca kiracı benim böyle bir kira sözleşmesi yapamadım,borcum yok diyerek 2.sözleşmeyi ekleyip takibi durdurdu.
bu halde sözleşme adi yazılı olduğundan itirazın iptali mi yoksa itirazın kaldırılması mı açılmalı? bu dava icra hukukta mı yoksa sulh hukuk mahkemesinde mi açılmalı?ayrıca itirazın iptali şeklinde asliye hukukta açılabilir mi? ortada iki tane sözleşme var ve ispat için şahitte dinletmek istiyoruz.saygılar teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :344, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : law in law, Tarih : 28-11-2021 16:08
Değerli Meslektaşlarım; Müvekkil ihale alıcısı. İhale bedelini yatırdı. İhalenin feshi davası açılmış.
Dava kabul edilirse sorun yok . Reddedilirse dava iki sene sürse ihale alıcısı ihale anında malik olacağından apt aidatları, yakıt parası vs ödenmediğinden birikmiş borç çıkartılır mı?
İhalenin feshi davası uzun süreceğinden mağdur olmamak için yapılacak neler var?. İçerdeki paranın nemalandırılması nasıl olur. Daire boş ise kiraya verilmesi nasıl olur.ihale alıcısı için Her yönden birçok mağduriyet var . İcra konusunda tecrübelerinizden faydalanmak isterim. Tavsiyeniz ne olur?
Saygı ve selamlar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :376, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.enesteper, Tarih : 26-11-2021 13:14
Merhabalar meslektaşlarım, konkordato ile ilgili aklıma iki tane soru takıldı, yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.

1- Öncelikle, İcra İflas Kanunu'nun 299. maddesi uyarınca yapılan bildirime rağmen süresi içerisinde alacak kaydını yapmayan alacaklı konkordato tasdik edildikten (alacak kaydı yapılmadığı için haliyle tasdik edilen ödeme planında söz konusu alacak yer almıyor) sonra alacağını ne şekilde tahsil edebilecek?
2- Konkordato planı tasdik edilmesine rağmen borçlu ödeme planında belirtilen günlerde taksitlerini ödemiyorsa alacaklı konkordatonun kısmen feshini talep etmeksizin başlatacağı icra takibinde tasdik planında gösterilen ödeme tarihinden itibaren avans faizi işleterek söz konusu taksitin tahsili sağlayabilir mi ve başlatılan icra takibi kesinleştikten sonra borçlunun maliki olduğu taşınır/taşınmazlar üzerine haciz şerhi koydurtabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :438, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avservan, Tarih : 26-11-2021 11:42
Merhabalar sayın meslektaşlarım,

Sizlere danışmak istediğim konu kısa şekilde şöyledir; müvekkil mirasçıya vefat eden oğlunun yedi emin borcundan kaynaklı (motor) icra takibi başlatılıyor, süresi içerisinde itiraz edilmeyen takip kesinleştikten sonra işverene maaş haciz müzekkeresi gönderiliyor. Şirket yetkilisi cevap vermediği için tekid yazısı gönderiliyor ve ona da cevap gelmeyince şirket dosyaya borçlu olarak ekleniyor. Borçlu olarak eklenilen şirketin taşınır ve taşınmazların tümüne haciz koyuluyor. Anlamsız bir şekilde tedirgin olan işveren ise borcun sorumlu olduğu kısmını ödemek yerine tamamını da aşan bir tutarı icra dairesi hesabına eft şeklinde yapıyor. İşveren esasen zaten haciz olduğu için maaşta bu müzekkereye maaş haczini sıraya ekledik diye cevap verseydi, açtığımız hükmen red davası sonucuna kadar ödeme yapılmayacaktı lakin işverenin tüm borcu ödemesinin etkisi ne olur anlayamadık. Bunun yanı sıra müvekkil için ise bu ödemeden 1 hafta sonra mirasın hükmen reddi davası açtık. Şirketin sorumlu olduğu kısmı hatta ve hatta tüm borç tutarını da aşan ödemesi bizi bağlar mı? Elimizi zayıflatır mı hükmen red davasında ?

İşveren ödemeyi yaptığı için müvekkille taksitli avans formu imzalatmak istiyor. Bu noktaya kadar, işverenin borçluya rücü etme hakkı var mıdır sorumlu olduğu kısmı aşan tutar için? İşveren ile müvekkilin avans formu imzalaması borcu(mirası) kabul ettiğini gösterir mi?

Hükmen red davası lehimize sonuçlandığı takdirde, müvekkil mi yoksa şirket mi istirdat davası açacak? Şirketin sorumlu olduğu tutar yerine toplam borcu ödemesi dosyayı biraz karıştırıyor...

Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :451, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : drako, Tarih : 26-11-2021 10:34
Adli yardımdan talebime ulaşan 2 farklı görevlendirme ile 6284 sayılı yasaya dayalı gizlilik kararı ve yine aynı ilgilinin boşanma dosyası görevi tarafıma verildi.

1) İlgilinin talebi kocasının kasten öldürmeden cezaevinde olduğu ve kocasının öldürdüğü kişinin yakınlarının da kendilerini aramakta olduklarını düşündüklerini bu sebep ile kendilerinden kan veya kan parası adı altında talepleri olduğunu kocasının kardeşlerinden duyduklarından memleketten kaçtıklarını belirtti.Eşine karşı bir talepleri bulunmamakta olup sadece resmi kurumlarda adres ve nüfus bilgilerinin gizlenmesini istemekteler.

Sorularım ise;

* Gerekli bulunması hâlinde, tedbir kararı ile birlikte talep üzerine veya resen, korunan
kişi ve diğer aile bireylerinin kimlik bilgileri veya kimliğini ortaya çıkarabilecek bilgileri ve
adresleri ile korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer bilgileri, tüm resmi kayıtlarda
gizli tutulur. Yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilir. Bu bilgileri hukuka aykırı
olarak başkasına veren, ifşa eden veya açıklayan kişi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı
Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. ( İlgilinin talebi bu maddeye dayanmakta diye düşünüyorum).

Peki eşine karşı bir tedbir talebi olmadan bu maddeye dayalı hayati tehlikesinin bulunduğu belirtilerek doğrudan sadece bu yönde ( adres ve nüfus bilgilerinin gizli tutulması ) gizlilik kararı alınabilir mi?

Şayet alınabilir ise bu kişi için 2 ayrı dava açılıp önce gizlilik kararı alınması gerekmekte diye düşünüyorum.Peki gizilik kararı alındıktan sonra boşanma davasında davacının adresi kısmına ne yazılmalıdır?Gizlilik kararı mevcuttur bu yüzden adres yazılmamıştır şeklinde beyan yeterli olur mu?Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :451, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : pallanco, Tarih : 25-11-2021 23:36
Merhabalar.

Müvekkilim emeklilik şartlarını tamamladığı düşüncesiyle SGK'na başvuruyor. Prim gün sayısı eksik olduğu gerekçesiyle talebi reddediliyor. Dava açıyoruz ve ilk başvuru tarihinden itibaren emekli sayılması gerektiğine dair mahkeme kararı alıyoruz.

Tabii yargılama uzun sürdüğü için ve sonucu da kestirilemediği için, müvekkil mecburen çalışmaya devam ediyor ve prim ödemeye devam ediyor.

Peki, bu durumda, emeklilik başlangıcı geçmişe dönük olduğu için, davanın devam ettiği sürede ödediği primleri iade alabilir mi ?

Kurulan mantık: Çünkü eğer ilk başvurusu zamanında kabul edilseydi, yargılama süresince boşuna çalışmak zorunda kalmayacaktı ve prim de ödemek zorunda kalmayacaktı.

Cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :456, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : midyat47, Tarih : 25-11-2021 09:10
merhabalar, soruşturma aşamasında mağdur vekili iken kyok kararı verilmiştir. Kararın kesinleşmesi sonrası aynı dosyada sanık olan kişi için haksız yakalama nedeniyle hazine aleyhine tazminat davası açmam mümkün mü, avukatlık kanununa uygun olur mu, teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :450, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Oğulcan Aydın, Tarih : 24-11-2021 12:28
Merhabalar sayın meslektaşlarım ve üstadlarım . Mesleki bilginize başvurmam gereken bir konu var. Şimdiden zaman ayırıp yardım edenlere teşekkür ederim.

Müvekkilin 2001 Yılında babası rahmetli oluyor ve müteveffanın miras payları çocuklarına pay oluyor . Müvekkil elem ve keder içindeyken erkek kardeşleri ona noterde limited şirket hisse payını devrine dair sözleşme imzalatıyorlar.

Aradan süre geçtikten sonra ise müvekkile yine aynı erkek kardeşler yanlarında çalışan bir kişi lehine vekaletname çıkarması gerektiğini intikal eden taşınır ve taşınmazlar üzerinde değer kazandırıcı işlemler yapacaklarını söylüyorlar ve yine kardeşlikten kaynaklı güven ilişkisini kullanarak vekalet çıkarttırıyorlar. Tabi ki daha sonra vekalet çıkaran kişi taşınmazları satış olarak gösterip aslında bağışlayarak erkek kardeşlere devrediyor. Taşınırlardan araba için ise Miras bırakandan kalmış olan motorlu taşıt üzerindeki bir mirasçının miras payından, erkek kardeş lehine noterde feragatname yapıyor.


Bugün gelinen bu noktada taşınmazlar için Vekalet ilişkisinin kötüye kullanılmasından kaynaklı tapu iptal ve tescil davası açacağım hususunda herhangi bir soru işareti yok.

Ama moturlu taşıt olan araba ve limited şirket hisse payı hususunda nasıl bir itiraz, iptal yoluna gideceğim hususunda neredeyse hiç bir fikrim yok . Mesleki bilgi ve tecrübelerinizi aktarırsanız müteşekkir olurum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :470, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06101298 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.