Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
5.05. Prof. Dr. Ali Naim İnan'ı Kaybettik - Doç. Dr. Özge Yücel
16.03. Hukukçu Bilirkişilik İmkanı - Av.Dr.Yahya DERYAL
Haber Ekleyin

Yazan : Av.Dursun KARACA, Tarih : 17-11-2018 21:51
Dava dilekçesinin metin kısımında "belirsiz alacak davası" olduğu belirtilmiş, sonuç kısmında "belirsiz alacak" ibaresine yer verilmeden fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu ifade edilmiştir. Bu dava "belirsiz alacak davası" mı, yoksa kısmi dava mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :72, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 17-11-2018 19:01
03.02.2017 faiz başlangıcı,17.10.2018 faiz bitişi olan bono takibinde 11.716,03 tl faiz istenmiş.bu hesap
"Merkez Bankası tarafından reeskont faizi oranı her yıl ayrıca belirlenmekte ve ilan edilmektedir. Maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesine

göre: "Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur" denmektedir.. Buradan anlaşılması gereken, yılın ikinci yarısında (30.Haziran- 31 Aralık), 30 Haziran günü için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının uyguladığı reeskont ve avans faiz oranlarının, önceki yılın 31 Aralık gününde uygulanan oranlardan "beş" puan veya daha çok farklı olması halinde bu yeni oranlara göre işlem yapılacak, herhangi bir farklığın olmaması veya farklılığın beş puandan az olması halinde ise yılın ilk yarısındaki oranların uygulanmasına devam edilecektir.[18]
Bu hüküm 2004 yılı için uygulanırsa, 31 Aralık 2003 yılı için belirlenmiş reeskont faiz oranı % 48"; , 30 Haziran 2004 tarihi için ilan edilmiş olan oran ise "42" dir.Anılan hükme göre 30 Haziran tarihindeki oran önceki orandan 6 puan daha farklı olduğundan 2004 yılının ikinci yarısı olan 30 Haziran-31 Aralık tarihleri arasında "% 42"olanının uygulanması gerekecektir." şeklinde forumda yayınlanan makaledeki kanunda gösterilen 5 puanlık fark gözetilerek mi hesaplanmaktadır programlarca?Ayrıca bu puan farkı bu günde geçerli midir?Çünkü merkez bankasının sayfasında avans faiz oralanları 31.12.2016 9,75-29.06.2018 19,50 şeklinde.ödeme emrinde son oran 19.50 gösterilmiş.itirazdan bişey çıkar mı?saygılar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :63, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Lawyer92, Tarih : 17-11-2018 14:39
Degerli üstadlarım genç bir meslektaşınız olarak bir konuda yardımınıza ihtiyacım var.Şimdiden teşekkür ederim
Müvekkilimin elinde 1934 yılında alınmış resmi tapu seneti mevcut.Fakat tapu senedinde adres olmasına karşın ada pafta parsel vb bilgiler bulunmamakta.Tapu müdürlüğüne yaptığımız başvuru neticesinde böyle bir tapu yok cevabını aldık.Fakat Arşivde görevli bir memur bu tapu kayıyla ilgili evrakları bulabileceğini söyledi.
Bu durumda evraklar bulunsa ve elimize geçse tapuyu yenilemek veya tescil ettirmek için nasıl bir yol izlemeleyim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :65, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.karakus, Tarih : 17-11-2018 10:20
Sayın büyüklerim ve değerli stajyer arkadaşlarım, bu duruma ilişkin ne bir Yargıtay kararı ne bir kanun maddesi ne bir makale bulduğumdan konuyu sizlere açmakta karar kıldım.

Alacaklı: A bankası
Borçlu: B kişisi

Tarafımıza "A" bankasının alacaklı "B" kişisinin müteselsil kefil olduğu bir senet geldi ve form10 a göre takip başlattık. Bu takip neticesinde borçlunun aracına yakalama koydurduk ve yakalayıp icra kanalıyla sattırdık.

Satış gününde, yani kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipten sonra, yine "A" bankasının alacaklı, "B" kişisinin borçlu olduğu bir taşıt kredisi dosyası geldi. Tabi ki borçlunun aracı bankaya rehinli. İlk dosyadan satış yaptığımız araç da aynı araç oluyor.

Rehin dosyası rüçhanlı alacağa girdiğinden ve rüçhanlı alacağın önceliği olduğundan aracın satış ihale bedelinin önce rüçhanlı alacaktan mahsup edilmesi gerektiği kanaatindeyim. Sorum ise şu; bu bedelin önce kefalet dosyasına mahsup edilmesi bir itiraza yol açar mı?

İki dosyada da alacaklı aynı banka olduğundan kendisine itiraz etmez, e borçlunun da itirazda bir hukuki yararı yok. Bu durumda satış bedelinin ilk önce hangisinden düşüleceğinin bir önemi yok aslında. Fakat bu hukuki görüşümü bir kanun maddesine veya Yargıtay/yerel mahkeme kararına dayandırmak zorundayım...

Çok değerli yardımlarınızı bekliyorum şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :68, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : umutlaw, Tarih : 16-11-2018 23:15
Sayın meslektaşlarım,
İcra tek üzerinden ilamsiz icra takip harci hessplama bölümünde, "takip sonrası masraflar" ve "faiz miktari" sormaktadir, bu bölümlere ne yazılmalıdır ve esasen ikamsiz bir icra takip harcini hesaplamak için icratek girmiş olduğum yer doğru mu?

Bilgisi olan arkadaşların cehaletimi giderlemesini saygıyla temenni ederim.
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :103, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ATB, Tarih : 16-11-2018 23:09
Boşanma davası açıldı. Mahkeme nafakalar yanında geçici olarak çocukların velayetini anneye verdi. Bu durumda velayetin değiştirilmesi için ayrı bir dava açmak uygun mu. Dava açarsam bu davaya karşı derdestlik itirazında bulunulur mu.İkinci mahkeme doğrudan birleştirme kararı verirse (ki kesin olarak birleştirme kararı verdi)karşı taraf ne yapabilir.Birinci mahkeme ayrıştırma kararı verebilir mi, verirse o davada derdestlik itirazı ileri sürülebilir mi.İkinci mahkeme birleştirme kararını [b]KESİN olarak verdiğine göre birinci mahkemenin vereceği hükmün istinafında bu kesin birleştirme kararı istinaf edilebilir mi.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :107, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : storm, Tarih : 16-11-2018 15:47
Merhabalar değerli meslektaşlarım,

Performans priminin kıdem tazminatının hesaplanmasına dahil edilebilmesi için "devamlılık" şartı aranmaktadır. Bu konuya ilişkin bulduğum Yargıtay kararlarında devamlılık şartının hangi koşullarda sağlandığını belirtilmemiş. İşçinin 1 yılda 9 ay boyunca prim alması devamlılık şartını sağlar mı? Yardımlarınız için şimdiden teşekkür eder saygılarımı sunarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : haykıransükutlar, Tarih : 16-11-2018 10:33
Merhabalar.

Tapusuz taşınmazlar söz konusu. Kadastrosu dahi yapılmamış. Kişi, babasından kalan arazileri 6 çocuğuna pay etmek istiyor ama zamanında nasıl olduysa 2 çocuk bütün araziyi kullanımına geçirmiş ve öylece kullanıyor. Diğer çocukların bu arazileri hakkınca elde edebilmesi nasıl mümkün olabilir?

Şimdiden, bütün meslektaş üstadlarıma teşekkürlerimi sunarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :104, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Okyanus Bey, Tarih : 14-11-2018 14:46
Merhabalar sevgili meslektaşlarım,

Bir müvekkilimin 2 katlı konut olarak kullandığı taşınmazı hakkında 1993 yılında imar çalışması yapılmış. Daha sonra bu imar planı idare mahkemesi tarafından 1997 yılında verdiği kararla bozulmuş.(ADANA 1. İDARE MAH. 1996/1084 E. 1997/1121 K. İMAR UYGULAMASI İPTAL.) Taşınmazın tapusuna baktığımda "ARSA" niteliğinde olduğunu görüyorum. Müvekkilin e-devlet portalında da "ARSA" niteliğini haiz olduğu görülüyor.

Ancak işin garip tarafı, müvekkil bu taşınmazın 2 katı için de emlak vergisi ödüyor. Kafamı karıştıran kısım, vergisi ödendiğine göre bu arsanın üzerinde bir ev olduğu şüphesiz iken neden imar barışı kapsamına dahil edilmiş? Şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum. İyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :186, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : özayhan, Tarih : 14-11-2018 12:18
Meslektaşlarım merhaba,

Araştırıp da bir türlü net bir sonuca ulaşamadığım bir konu var. Sitede yaşanan hırsızlık olayı sebebiyle özel güvenlik şirketi ile eski site yönetim kuruluna karşı dava açtım. Tabii husumet itirazında bulundular. Şimdi taraf teşkili için beyanda bulunmam gerekmekte.

Öncelikle, site yönetim kurullarının, görevi sebebi ile yapmış olduğu sözleşmelere ilişkin ihtilaflarda, aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğuna dair birçok Yargıtay kararı bulunmakta. Bu konuda bir soru işareti yoktur.

Takıldığım konu, sözleşmenin eski yönetim zamanında imzalanmış olması sebebiyle, eski yöneticilerin şahsen hukuki sorumluluklarının bulunup bulunmadığıdır. Burada, şahsen eski yöneticilere karşı mı davayı yöneltmem gerekmekte veya doğrudan yönetim kurulunun hasıl olduğu yönünde beyanda mı bulunmalıyım?

Konu biraz acildir. Cevap veren meslektaşlara şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :144, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : tufanack, Tarih : 13-11-2018 18:06
Üstadlarım öncelikle merhabalar. Yeni bir meslektaşınız olarak çok yakınımın başına gelen bir olaydan bahsederek değerli görüşlerinizi almak istiyorum.

Müvekkil "A" bir ticaret şirketi kuruyor ( A şirketi ) ve "B"ye vekalet veriyor fakat "B" bu vekaletname ile bu şirket üzerinden sahte fatura vs gibi vergi kanununa muhalefet suçu oluşturacak işlemler gerçekleştiriyor ve nihayetinde denetime takılarak soruşturma başlatılıyor ve Asliye Ceza Mahkemesinde kovuşturma başlatılıyor. Haliyle suçun Sanığı Müvekkilim "A" oluyor.

"B" ye güveni kötüye kullanmanın nitelikli halinden tabii ki dava açacağım ancak bu müvekkilim aleyhindeki davaya etki etmeyecektir.
İzlemem gereken yollar hakkındaki görüşlerinizi istiyorum. Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :147, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat esra, Tarih : 09-11-2018 12:16
Merhaba, müvekkil şirkete mili emlak müdürlüğünden devlet hüküm ve tasarrufu altındaki kıyı bandında kalan sahil büfesini 15 gün içinde tahliye etmesi için tebliğ yapıldı. Yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açmayı düşünüyorum.
1-Direk dava açabilir miyim?
2-Aynı yer ile ilgili tahakkuk ettirilen ecrimisil ihbarnamelerine karşı açtığımız iptal davaları ise devam etmekte,dava konusu yerlerde belediye ile hazine arasında mülkiyet ihtilafı var, müvekkil şirket belediyenin alt kiracısı ve kira bedelini ödüyor.
Mülkiyeti ihtilaflı olan yer için hazinenin ecrimisil ve tahliye talep etmesi mümkün müdür?
3-Kıyı ve kumsallarda Belediye'nin plaj işletmesinin işgal sayılmayacağı yönünde Danıştay kararları var. Bundan belediyenin kiracıları da faydalanabilir mi?

Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :255, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avcoskunalkiz, Tarih : 08-11-2018 21:49
Üstadlara teşekkürler,
2014 esaslı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla İLAMLI takip başlatılır, taşınmaz kıymet takdiri yapılır, akabinde satış yapılır, ihale alıcısı ücreti ödemez ihale fesih edilir, yeniden kıymet takdiri tebliğler satış derken, taşınmaz satış ihalesinden önce borçlu nihayet bir avukat vekil tayin eder ve avukat takibin yanlış ve hukuksuz olduğunu, süresiz şikayet hakkı olduğunu, ödeme emrinin iptal edilmesi gerektiğini söyler, ödeme emrinin iptali davasını hakim borçluya kızdığı için davayı reddeder, dava red olunca dosya istinafa gider ama bu sefer de taşınmaz ihale ile satılır ve ihale alıcısı parayı da öder, borçlu ihalenin feshi davası açar, bu dava da icra huk mahkemesince red edilir, borçlu bunu da istinafa taşır. Tam bu arada ödeme emrinin iptali davasını istinaf bozar ve ilk derece mahkemesine gönderir. İhalenin feshi dosyası ise halen istinafta sıra beklemektedir.İhalenin feshi davası halen iatinafta derdesttir.

Ödeme emrinin ilk derece mahkemesince de iptal edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu iptal kararı istinaftaki ihalenin feshi davasına etkisi nasıl olur. Ödeme emrinin iptali, sonrasındaki satış dahil tüm işlemleri iptal eder mi, yoksa fesih sebebi değilmidir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :252, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Mehmet Kızmaz, Tarih : 08-11-2018 16:47
Merhabalar Sayın Meslektaşlarım
Anayasa Mahkemesinin 2016/196 E. 2018/34 K. sayılı kararından sonra hukuki el atma davalarının (kamulaştırmasız) yeniden açılıp açılmadığı hususunda bilgisi olan veya Anayasa Mahkemesinin bu kararından sonra İdare Mahkemelerinde dava açan arkadaşlar var mı ?Bu konuda bilgisi olan arkadaşlarımdan destek bekliyorum.
Şimdiden herkese teşekkürler. İyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :283, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : redrum, Tarih : 08-11-2018 15:50
Sayın meslektaşlarım,
Bir sitede müvekkilin dairesi merkezi sistem ısınma sağlayan kazan dairesinin tam üstüne denk gelmektedir ve evin içinde aşırı bir ses duyulmaktadır. Müteahhidin nasıl bir yalıtım yaptığı ya da yapmadığı bilgimiz dışında ancak iskan alınmış. İskan alındığı için site yönetimine talep yöneltmek daha mantıklı gelmekte çünkü ayıplı ifa durumunu bu aşamada tespit etmek güç. Bu durumda daire ses yalıtımı talebini,
1- Site yönetimine mi müteahhide mi yönetmelidir?
2- Davanın konusu ne olmalıdır?
Şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :277, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : iarea, Tarih : 08-11-2018 13:39
Değerli meslektaşlarım sorum şöyle;

Müvekkil aleyhine ilamsız icra takibine geçiliyor ve takip kesinleşiyor. Müvekkilin taşınmazı üzerine haciz konuluyor ve satış kararı alınıyor.Müvekkil menfi tespit davası açıyor ancak %110 teminat yatıramadığı için mahkemeden satış sonrası dosyaya giren paranın alacaklısına ödenmemesi için 250.000TL karşılığında tedbir kararı alıyor ve uyguluyor.

Müvekkil açtığı menfi tespit davasını kazanıyor. davalı alacaklı kararı istinafa götürüyor. Dosya halen istinafta incelemede.

Öte yandan dosyadaki satış bedeli daha önce bu taşınmaz üzerine ipotek tesis eden bir banka tarafından alınıyor.( İcra dairesi bankaya bu ödemeyi yapıyor çünkü tedbir kararı dosyadaki paranın sadece alacaklıya ödenmemesi hükmünü içeriyor.)

Sorular:
1- Bu durumda bu aşamada ne yapılabilir?
2- Gerçekleşen satış iptal olur mu?
3- Bankanın dosyadan tahsil ettiği para ne olur?
4- Davalı alacaklı aleyhine herhangi bir hukuki işlem başlatılabilir mi?

Şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :244, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.cevat, Tarih : 07-11-2018 20:58
Merhaba arkadaşlar,
Müvekkil boşanmış olduğu eşinden olma , anne velayetinden büyümüş ve uzun yıllar annenin yönlendirmeleri sonucu babaya yabancılaştırılan reşit kızı babasının nüfusundan çıkarak , annesinin boşanmış olduğu ikinci eşinin nüfusuna geçiyor. Bu geçiş dava yoluyla oluyor fakat bu davadan babanın hiçbir şekilde haberi olmuyor. Müvekkil bu durumu nüfus kayıtlarından öğreniyor. Görülen davanın gerekçesini bilmiyor. Müvekkilin kızına karşı hiçbir olumsuz davranışı yok. Maddi anlamda her türlü kazanımı sağlamış. Ama manevi olarak annenin yanında kaldığı sürece hep icra takipleriyle kızını görebilmiş.
Babanın nüfusundan çıkmak için açılan davanın babaya ihbar edilmesi gerekmez mi? Çocuğun reşit olması bunu değiştirir mi? Bu davalarla ilgili yargıtay kararı olan arkadaşlar paylaşabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :270, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : blackpearl, Tarih : 07-11-2018 16:08
Değerli meslektaşlarım,

Müvekkilim boşandığı eşinden olma kızının eski eşiyle olan şifahi görüşmeler neticesinde kendisinden olmadığını öğrenmiştir. Birikmiş nafaka alacağına dair icra takibi başlatılmış bulunmakta, müvekkilimin evinin üzerinde haciz bulunmakta satılmasını önlemek istiyoruz. Her şeyden önce bu takibi durdurabilmek adına neler yapılabilir? Kıymetli bilgilerinizi paylaşırsanız çok sevinirim, teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :287, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Türk Bayrağı, Tarih : 07-11-2018 16:04
iyi günler meslektaşlarım,olayın özeti şu şekildedir: müvekkilin şirketine ait römorklu aracı kaza yapıyor ve içerisindeki mallar zarar görüyor, aracının sigortasını yaptırdığı sigorta şirketi gerekli evrakları müvekkilden istemiş fakat müvekkil istenen evraklara ulaşamadığından toparlayamamış,hasar gören mal sahibi şirket davayı sigorta şirketine değil araç sahibine açmıştır. kaza tarihi 25/06/2016 dava açma tarihi 15/10/2018.
- müvekkilin evrakları gönderememesi ve aradaki geçen zaman sebebiyle sigorta şirketinin sorumluluğu kalkar mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :260, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Birkan Yağmur, Tarih : 07-11-2018 14:43
Selamlar;

Bir müvekkilimin banka hesaplarına savcılık tarafından bloke koyuldu. Yurt dışı bahis sitelerinin verdiği hesaplara havale ve eft göndermiş. Ancak savcılık dosyası kumar oynamak suçu ile açılmış ve dosyada gizlilik kararı var. Sizce bu banka blokelerini kaldırmanın en hızlı yolu nedir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :280, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04093909 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.