Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : SERİN, Tarih : Bugün 22:57
Merhaba Sayın meslektaşlarım,
Hukuk Programları, kitaplar ve internet sitelerinde yeterli cevap bulamadığım bir konuda sizin bilgi ve kaynaklarınızdan yararlanmak isterim.
Benim konum, 2016 tarihinde Aile Mahkemesinde Anlaşma Protokolüne dayalı boşanma ve nafaka davası açtık, Mahkeme kabul etti. Ancak hüküm kısmında Anlaşma Protokolünü onaylamadığı için, bugün kararın icrasında sorun yaşıyoruz. Mahkemeden Tavzih talebinde bulundum, Mahkeme kararın kesinleşmiş olması nedeniyle HMK 305/A m. gereği reddetti.

Sizlerden ricam, benzer bir davanız oldu ise emsal karar göndermeniz ve bilgilerinizi paylaşmanızdır.
Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi isterseniz, kararları siteye ekleyebilirim. Saygılar...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :0, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Edward Watson, Tarih : Bugün 18:49
Herkese merhabalar sayın meslektaşlarım.. dün bulunduğum ilin su idaresi (Hatsu) tarafından arandım, telefondaki görevli meskeni iş yeri olarak gösterdiğimi bu yüzden su aboneliğinin (su, elektrik aboneliği babamın adına kayıtlı) mesken olarak değil iş yeri olarak değiştirilmesi gerektiğini aksi takdirde bu durumun devam etmesi halinde cezai müeyyidelerin uygulanabileceğini, bana en yakın Hatsu merkezine gidip durumu anlatmam gerektiğini bildirdi.. Ben de gerek görevli arkadaşa gerek merkezde bulunan şef arkadaşa avukat olduğumu, homeofis olarak çalıştığımı, böyle bir şeyin kanunen mümkün olmadığını anlatmaya çalıştım ama nafile.. Siz değerli meslektaşlarımın da bu hususta fikirlerini almak isterim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :20, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : HAKAN GÜLÇİÇEK, Tarih : Bugün 14:50
Meslektaşlarım merhaba, Almanyada yaşayan bir müvekkilim 1996 yılında nüfus müdürlüğüne giderek kız kardeşinin çocuğunu sanki kendi çocuğuymuş gibi kayıt ettirmiş. Ancak önemli olan nokta şu ki bu çocuk kendi anne babasının kayıtlarında da görünmekte. Sonrasında bu durum unutulmuş ve kayıtlar o şekilde kalmış. Müvekkil yakın zamanda konsolosluğa gittiğinde çocuğun nüfus kaydında göründüğünü tekrar hatırlamış. Bu aşamada çocuğun nüfustan silinmesi için yapılması gereken nedir? Emsal bir dava ile karşılaşan meslektaşımız var mıdır? Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :29, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.ozgeaslan, Tarih : Bugün 11:04
Merhabalar sayın meslektaşlarım, bir konuda kıymetli fikirlerinize ihtiyaç duymaktayım.

2011 yılında A kişisi, B ve C kişilerine karşı hile nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açıyor, 2 adet taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konuyor. Dava devam ederken C kişisi adına tescilli taşınmaz 2019 yılında cebri icra yoluyla satılıyor, müvekkil S bu taşınmazı alıyor ve tapuda adına tescil ediliyor. Tescilden sonra taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir şerhi olduğunu öğreniyor, şerhin kaldırılmasını talep ediyor ancak tabii ki talebi reddediliyor.

2021 yılında Yargıtay ilamında davacı A kişisine, yeni malik müvekkil S'ye karşı davaya devam edip etmeyeceğinin sorulması gerektiği yönünde karar veriliyor. Davacı A kişisi davaya müvekkil S'ye karşı devam edeceğini bildiriyor.

Sorum şu; her ne kadar hile nedeniyle tapu iptal ve tescil davası kabul edilmişse de dava derdest iken taşınmazı cebri icra yoluyla satıştan alan müvekkilin hakkını nasıl koruyabilirim? Tecrübelerinizden faydalanmak isterim.

Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :57, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : fadimugrlu, Tarih : Bugün 09:04
merhabalar üstadlar,,
müvekkilimin murisi 2019 yılında esnaf kefaleti için halkbanktan kredi almak istiyor. bu esnada hayat sigortası yapılıyor. ancak sağlık raporuna ilişkin belgede muristen imza almamışlar. (banka genelde imza almadıklarını söyledi) muris 2020 kasımda vefat ediyor. hayat sigortası süresi 18.01.2022’de bitiyor. şuanda esnaf kefaleti murisin kredi borçlarını ödemeleri için mirasçıları arıyormuş. hayat emeklilik “imzalı sağlık raporu” olmadığı için sigorta bedelini ödemeyeceklerini söylüyor. nasıl bir yol izleyebilirim? noter kanalıyla ihtarname göndersek, olumsuz yanıt aldığımız takdirde hayat emekliliğe karşı alacak davası mı açmalıyım? bu esnada esnaf kefaletine de menfi tespit davası mı açmalıyım? bu davalarda arabuluculuk zorunlu mu? yardımlarınızı bekliyorum. cevaplar için şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :64, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Ahmet Tuzcuoğlu, Tarih : Dün 19:55
Herkese merhabalar.
A ve B isimli iki komşu arasında site otoparkından dolayı bir tartışma yaşanıyor. Tartışma sırasında sinirlenen A, arabasına binerek site otoparkında park halinde olan B'nin arabasına çarpmak suretiyle hatırı sayılır miktarda hasar veriyor. Olayın ardından mağdur taraf polisi çağırıyor ve trafik kazası tespit tutanağı tutulmasını istiyor. Gelen polisler de olayın trafik kazası olmadığını söyleyerek asayiş şubeyi olay yerine yönlendiriyor bu doğrultuda tahkikat yapılıyor.

Yapılan yargılama sonucunda A isimli kişi, B'ye karşı mala zarar verme suçundan dolayı ceza almış ve cezası kesinleşmiş durumda. Ancak araçta meydana gelen zarar henüz giderilmiş değil.

B'ye karşı tazminat davası açmak istiyoruz ancak dava açmadan önce sigorta şirketine başvurmamıza gerek olup olmadığı ile ilgili tereddüt yaşıyorum. Yalnızca A isimli kişiye dava açmak istiyoruz. Olayda sigorta şirketine başvurmamıza gerek var mıdır?

Ayrıca,

1- Olay bir trafik kazası değil. Mala zarar verme kastıyla hareket eden A, kendi arabasını silah olarak kullanarak B'nin arabasına zarar veriyor.

2- Olay site otoparkı içerisinde gerçekleşiyor. KTK m.2'de bu kanunun karayollarında gerçekleşen olaylar hakkında uygulanacağı söylenmekte ve a bendinde karayolu dışında kamuya açık alanlarda da bu kanunun uygulanacağı belirtilmekte. Ancak site otoparkı kamuya açık bir alan olmayıp karayolu tanımına girmiyor.

Bu iki husustan dolayı olayın KTK kapsamında olmadığı ve sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun bulunmadığı görüşündeyim. Konuyla ilgili bir Yargıtay kararı da bulamadım.

Yardımcı olanlara şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :93, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat.fks, Tarih : Dün 14:43
Merhaba meslektaşlarım;
Müvekkil 2006 yılında arkadaşı (A) için Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesini kefil olarak imzalıyor. İlerleyen zamanlarda bir başka arkadaşı için de kefil oluyor ve kırmızı kalem yiyor. Daha sonra (A) müvekkili arayarak tekrar kefil olmasını rica ediyor, imzasının gerekli olduğunu söylüyor. Müvekkil de kefil olmak istemediğini zaten kırmızı kalemli olduğunu ve kefilliğinin kabul edilmeyeceğini belirtiyor. (A) kredi borcunu sıfırlayıp tekrar kredi çekiyor ve ödemiyor. 2009 yılında kat ihtarının tebliği ile müvekkil durumdan haberdar oluyor. İhtarnamede 2006 tarihli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi uyarınca borçlu cari hesabının kat edildiği belirtiliyor.

İhtar üzerine icra takibi başlatılıyor, müvekkil kredi sözleşmesinin ödeme emriyle tebliğ edilmediği gerekçesiyle memur işlemini şikâyet ediyor. İcra Hukuk Mahkemesince takipte cari hesaba dayanıldığı, ihtarname örneğinin ödeme emriyle tebliğ edildiği, takip talebinde belirtilmeyen ve eklenmeyen sözleşmenin borçluya gönderilmesinin zorunlu olmadığı gerekçesiyle şikâyetin reddine karar veriyor.

Müvekkil banka ile görüşüp sözleşmeyi istiyor fakat sözleşme bulunamıyor. İcra takibi son 9 yıl boyunca takipsizlik nedeniyle kapalı iken (B) AŞ alacağı bankadan temlik ederek dosyayı yeniliyor. Müvekkilin nasıl bir sözleşmeye imza attığını bilmiyoruz. Öncesinde asıl borçlunun bilgilerin ve imzan lazımmış diye sorması ve bankadan sözleşmeyi bulamadıklarından bahisle bilgi verilmemesi nedeniyle müvekkil sözleşmenin varlığından dahi şüpheli. Yenileme emri ise henüz tebliğ edilmedi.

Bu aşamada icra takibinden kurtulmak için ne yapabiliriz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :97, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : hciyiltepe, Tarih : 24-01-2022 11:48
T.C.
MANİSA
1. İCRA HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/830
KARAR NO : 2021/796

Manisa Icra Müdürlügü'nün .. Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... vekili tarafından, borçlu ....Ins Tem.Hiz.Bak.Hiz.Tur.mad.Tekstil San ve Tic. Ltd. Sti ve ...... Temi. Hiz.Ltd.Sti aleyhinde toplam 11.721,02 TL'nin tahsili için
ilamsız takip başlatıldığı,

Alacaklı vekilinin 09.11.2021 tarihli talep dilekçesinde " ... .....ins.Temz. Hiz.Bakım Hizmetleri Turizm Mdanecilik ... Ltd. Sti'nin ünvan degistirerek ......temizlik ve bakım hizmetleri Ins. ... Ltd. Sti ünvanını aldıgı,

tüm aktif ve pasifiyle birlikte ......Turizm Temizlik Ilaçlama Yemek ve Saglık Hizmetleri LTd. STi'ye devredildigi, bu kapsamda ......Turizm Temizlik Ilaçlama ... Ltd. Sti'nin Uyap'a borçlu
olarak kaydedilmesini ve ödeme emri teblig edilmesini" talep ettigi, icra Müdürlügünün 12.11.2021 tarihli kararında " ... ......Temizlik Ilaçlama ... LTd. Sti'i devredildigine dair talep ekinde buna iliskin belge bulunmadıgından alacaklı vekilinin Uyap'a borçlu sıfatı ile eklenerek ödeme emri tebligi gönderilmesi talebinin reddine" karar verildigi anlasılmıstır.

Somut olayda, sikayetçi alacaklı vekilinin, borçlunun ünvan degisikligi ve devir nedeniyle ünvanının degistigi belirtilerek, borçlunun dogru ticaret sicil ünvanına göre ödeme emri düzenlenmesi isteminin icra memurunca reddedildigi anlasılmıktadır.

Borçlunun ünvan degisikligi ve sonrasında birlesme sonucu yeni bir ünvan aldıgı hususu ticaret sicil gazetesinde gösterildigi sekilde açıktır.

Bu durumda, icra memurunca sikayetçi alacaklı vekilince HMK.124/3-4 maddesi uyarınca borçlu tarafı düzeltip, takibi dogru olan ünvanını belirterek ek takip talebi düzenlediginde yeniden ödeme emri düzenlenerek borçluya tebligine karar verilmesi gerekirken istemin reddine karar verilmesi usul ve
yasaya uygun degildir. Böylelikle sikayetin kabulüne karar vermek gerekmis, buna iliskin asagıdaki hüküm kurulmustur.

H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
1-Sikayetin KABULÜNE,
Manisa . Icra Müdürlügü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında icra memurunun 12.11.2021 tarihli isleminin KALDIRILMASINA, ....Turizm Temizlik Ilaçlama Yemek ve Saglık Hizmetleri ... LTd. STi'nin borçlu olarak KAYIT EDILMESINE, ek takip talebi düzenlendiginde borçluya ödeme emrinin TEBLIGINE,
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :136, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat.fks, Tarih : 22-01-2022 18:01
Merhaba meslektaşlarım,

Müvekkil sanığın karıştığı bir kaza neticesinde katılan beyin kanaması geçiriyor, bir süre yoğun bakımda kalıyor ve iyileşiyor. Görülmekte olan ceza davasında tensip zaptının düzenlendiği tarihin bir sonraki günü keşfe çıkılmasına karar veriliyor ve yokluğumuzda keşif yapılıyor. 3 gün içerisinde bilir kişi raporu düzenlenip dosyaya teslim ediliyor. Bundan üç gün sonra sanığa duruşma gününü bildirir iddianame tebligatı postaya veriliyor ve bir sonraki gün tebliğ ediliyor.

Ceza Muhakemesi Kanununun "Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler" başlıklı 84. maddesinin 4. fıkrası;

"Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına neden olmamak koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler."

Hükmünü ve birkaç Yargıtay kararını gerekçe göstererek itirazda bulunup yeniden keşif talep ettik ancak reddedildi. Ayrıca arabuluculuk aşamasında manevi tazminat yönünden 55 bin lira ödeme yapılarak anlaşıldı, maddi tazminat yönünden ise hukuk davası devam etmekte. Katılan taraf zararlarını makbuzlandıracaklarını ve hiçbir zararlarının giderilmediği beyanında bulundu. Biz ise manevi tazminat yönünden yapılan ödemenin ve belirsiz alacak davası olarak devam etmekte olan hukuk davası nedeniyle sözde maddi zararların henüz belirli olmadığından bu hususun lehimize değerlendirilerek HAGB kararı verilmesini talep ettik.

Müvekkilin ekonomik durumu iyi değil, manevi tazminat ödemekle zaten zor bir yükün altına girdi. Karşı tarafın zararını makbuzlandırması halinde nasıl bir yol izleyebiliriz, zararı gideremezse HAGB kararı verilme şansı tamamen ortadan kalkar mı, hakim taksitler halinde ödenmesine katılanın rızası olmasa bile karar verebilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :202, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukatmüzisyen, Tarih : 22-01-2022 17:24
İş kazasına dayalı manevi tazminat davamızda mahkeme ihtiyati tedbir istemimizi reddetti.
Davalının mal kaçırma ihtimaline binaen ihtiyati haciz isteminde bulunmamız mümkün müdür ? Davayı açtığımız mahkemeden mi talepte bulunmalıyız yoksa genel mahkemeden mi talepte bulunmalıyız ?Ve hangi miktar üzerinden talepte bulunmalıyız ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :203, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : StjAvukat94, Tarih : 21-01-2022 22:42
Asıl borçlu ve cirantalar hakkında başlattığımız bir icra takibi var. Cirantalardan biri hakkında takipten feragat etmek istiyoruz. Bu durumda takibin devam edeceği de düşünüldüğünde, harç ödeme yükümlülüğümüz doğar mı ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :243, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avkulabas, Tarih : 21-01-2022 20:11
Merhabalar. Baba tarafından evlilik dışı çocuğun "tanıma beyanının tespiti davası" için görevli mahkeme aile(Asliye hukuk) Mahkemesi midir? yoksa Sulh Hukuk Mahkemesi midir? Bazı BAM kararlarında Sulh mahkemesi olarak gösterilse de yargıtay kararlarında Aile mahkemesi, yoksa da Asliye hukuk mahkemesi gösteriliyor. davayı uyaptan açarken mevcut dava sulh mahkemesinde çıkmazken, asliye hukuk mahkemesi dava türlerinde seçilebilmektedir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :258, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 21-01-2022 12:00
Merhabalar
Müvekkilin eski kiracısı, kira sözleşmesine ekleme yaparak icra takibine koydu, dayanak belge olarak kira sözleşmesinin bir fotokopisini sunmuş. Bu fotokopide maddelerin bilgisayar marifetiyle yazıldığı kısımda bir cümlenin sonuna yine bilgisayar marifetiyle " .... TL tutarlı masraf kiraya veren tarafından karşılanacaktır" şeklinde borçlandırıcı cümle eklemiş. Suç duyurusunda bulunduk ancak yargıtay kararları hep "fotokopi belgenin iğfal kabiliyeti olmaması sebebiyle suçun oluşmadığı" yönünde. Aslında eklenen cümle önceki cümleyle aynı punto ve tipte yazılmış olsa da, hizası kaymış. Normalde aynı satırdaki kelimelerin otomatik olarak aynı hizada devam etmesi gerekirken, bir gariplik olduğu çıplak gözle görülecek şekilde borçlandırıcı cümle aşağıya doğru kaymış. Üstelik kiracının başka kurumlara(vergi, elektrik vs.) başka başka sözleşmeler sunduğu da ortaya çıktı. Ancak onlar da fotokopi. Ceza davası bakımından bilgisayarla yazılan metine ekleme yapılmak suretiyle sahtecilik ve fotokopi belge ile icra takibi konusunda olaya uygun lehe karar var mıdır? Suçun oluştuğunu ispat etmek için ne yapılabilir?
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :260, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.mrym, Tarih : 21-01-2022 00:03
Merhabalar meslektaşlarım, mesleğe yeni başlamış biri olarak sormak isterim ki herhangi bir şirket veya firma adına vekalet alabilmek için neler yapmamız gerekir? İstanbulda yakın zamanda ofis açmayı düşünmekle birlikte sabit bir gelirimin olması açısından öncelikle bu hususa ilişkin tecrübelerinizden bir şeyler öğrenmek isterim. Gördüğüm üzere çoğu genç meslektaşım özellikle iş hukukuna dair toplu dosyalar almakta ve yürütmektedir.Ancak bu aşamaya nasıl gelindiğini yol gösterecek bir avukat üstadım olmamasından dolayı bilmemekteyim. Önerileriniz nelerdir? Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :312, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.YALCINHUKUK, Tarih : 20-01-2022 17:36
Müvekkil 2013 yılında (A) dan bir tarla satın alıyor ancak (A) müvekkilin ilgilenmemesi ve uzakta olması nedeniyle satıştan sonra 4 yıl boyunca tarlayı ekip biçiyor ve ürünleri alıyor. 2017 yılında (A)ya el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açılıyor ve yüklü bir miktar tazminat kazanılıyor. Müvekkil tazminat kazanınca işin rengi değişiyor....

Sonrasında (A) nın eşi (B) devreye giriyor ve 2017 yılında, önce (A) ya boşanma davası açıyor akabinde ise hem (A)ya hem de müvekkile katılma alacağı davası açıyor. (iddiası: evlenmeden önce beraber para biriktirdik, bu parayla bu tarlayı aldık, eşimin üzerine yapıldı, sattığından yeni haberim oldu, eşim benden mal kaçırmak için muvazaalı olarak bu tarlayı satmıştır,sattığı yerde 4 yıl boyunca kalması buna delildir vs... ).

1-Olayda müvekkil ile (A) arasında bir muvazaa yok. satış geçerli ancak ben aslında açılan boşanma davasının muvazaalı ve kötü niyetli olduğunu düşünüyorum.

2-benzer olayla karşılaşan var mı? Davaya nasıl cevap verilmeli?

3-Yargıtay kararı varsa paylaşırsanız sevinirim...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :304, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.mustafakoken, Tarih : 20-01-2022 16:14
merhaba meslektaşlarım.
sizlere önemli bir soru sormak istiyorum;

1. Bir icra dosyamız var. Ben alacaklı vekiliyim. borçlunun da Özel bankada(halkbank, ziraat gibi yani kamu olmayan banka) bir hesabı var. Takip kesinleşti, haciz talep ettik ve icra dairesi haciz kararı vererek bu haciz kararını banka hesabındaki alacaklarına uygulanmak üzere bankaya tebliğ etti. Fakat banka, icra dairesinin bu kararına karşı çıktı ve red niteliğinde bir cevap yazdı.
Benim sorum, bankanın vermiş olduğu bu cevabı, mahkemeye taşıyıp haksız olduğunu söyleyerek, haciz kararının yerine getirilerek bu alacaklara haciz şerhi koydurulmasını isteyeceğiz. Söz konusu davayı hangi isim altında ve hangi mahkemede açmamız gerekir? yani uyaptan gönderirken hangi dava türü olarak girmeliyiz? şimdiden teşekkür ederim..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :300, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.hyurdakul, Tarih : 19-01-2022 13:25
Merhaba meslektaşlarım. SGK’ya karşı ilaç bedellerinin ödenmesi talepli alacak davasında mahkeme dava tarihi öncesini kapsayacak şekilde tedbir kararı verdi ve dava tarihi öncesi döneme ait alacaklarımızın bir kısmını tahsil ettik. Dava tarihinden sonra da belirli bir tarihe kadar tedbir kararı devam etti. Biz davayı belirsiz alacak davası şeklinde açtık. Şimdi ıslah dilekçesi ile talep artırımı yapacağım. Burada sorum talep artırımı yaparken dava öncesi verilen tedbir kararı neticesinde aldığımız bedelleri hesaba dahil edip edemeyeceğim yönündedir. Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :345, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.bdilan, Tarih : 19-01-2022 10:25
Merhaba sevgili meslektaşlarım,
kişiye ait tekne 2021 yılında kaçakçılıkta kullanılması sebebiyle el konuldu, daha sonra teslim alındı. Ancak aynı suç sebebiyle tekrar tekneye el konuldu. 690 sayılı kararname ekmadde-1 e göre Maliye Bakanlığı'na aracın değeri kadar teminat yatırılarak geri iade alınabilir diyor. Bu şekilde daha önce araç teslim alan bir meslektaşımız var mı, yardımcı olabilir mi? Sormak istediğim kısım, Maliye Bakanlığı'na nasıl ödeme yapılacak ve bu esnada nasıl bir yol izlenecek? Çok teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :351, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : merdogan, Tarih : 17-01-2022 16:51
Sayın meslektaşlarım merhabalar,
Sormak istediğim konu:müvekkil erkek ve eşi Özbek olan kadın tarafından afaki sebeplerle aleyhine 6284 sayılı kanun gereği uzaklaştırma kararı aldırdı fakat müvekkilin mesleği ile ilgili alet edavatlar evin içinde olduğundan müvekkil de eve giremediğinden iş eşyalarını alamamakta ve çalışamamaktadir.Sizlere sorum müvekkil hangi yasal yol ile bu evdeki alet edavatlarini alabilir.Nasıl bir yol izlemeliyim? şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :405, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Nhlmtl, Tarih : 17-01-2022 16:06
İyi günler diliyorum meslektaşlarım.
Kurumsal bir otelde çalışan müvekkilim işten çıkarıldı.

Müvekkilin otelde 8.5 yıllık bir çalışması var.Fazla mesaisini hesaplamakta sıkıntı yaşıyorum.Çalışma usulü şöyle;

Pztsi,Salı,Çarşamba 08.00-20.00 arasında çalışmakta, Perşembe izin kullanmakta Cuma,Cumartesi ve Pazar ise 08.00-16.00 arasında çalışmaktadır.Genel olarak çalışma sistemi bu şekildedir.

Şimdi ben hesaplamada şu sıkıntıyı yaşıyorum; otel kendi içerisinde farklı bir hesaplama yöntemine gidiyor.Örneğin; bir günde işçinin çalışması gereken saat 8 saat, ama pazartesi 4 saat fazla çalışmış, salı da 4 saat fazla çalışmış işçi.İşte bu Pazartesi ve Salı çalışılan fazla saatler toplanıp işçiye 1 gün alacak izni olarak veriliyor.İşçi de böyle böyle alacak izin biriktiriyor ve gerektiğinde kullanıyor.Müvekkilimin işten çıkarıldığı zaman 110 gün alacak izni var.

Otel yönetimi bu alacak izinleri ise şu şekilde hesaplıyor; alacak izin sayısını günlük brüt ücret ile çarpıyor ve çıkan sonucu işçiye ödüyor işten çıkarıldığı zaman.Örneğin işçinin brüt ücreti günlük 130 ve alacak izni de 100 gün ise bu ikisini çarpıp ödeme yapıyor.

8.5 yıllık çalışmayı bu hesaba göre nasıl yapacağım konusunda kafam karıştı.Otelin bugüne kadar uygulaması bu yönde ve işten çıkan herkese de fazla mesai alacağı bu şekilde uygulanıyor.Hatta yıllık izin alacağı da bunun içine katılıyor.

Yardımlarınız için teşekkür eder,iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :396, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05333900 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.