Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
18.01. 2019 Kira Artışı Tüfe - ekinheval
5.05. Prof. Dr. Ali Naim İnan'ı Kaybettik - Doç. Dr. Özge Yücel
Haber Ekleyin

Yazan : Av.mehmet.av, Tarih : Dün 17:06
Karara bağlanmış bir nafaka davası kararında "nafakanın her yıl Ocak ayından itibaren TÜFE oranına göre artırılması" kararı verilmiş.

Bunu icraya koyarken sadece Ocak ayı TÜFE oranına göre mi talep edilecek, yoksa her ayın TÜFE oranı ayrı ayrı hesaplanarak mı talep edilecek? İşin içinden çıkamadım. Karar metni kafamı karıştırdı açıkçası
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :30, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Ali DURAK, Tarih : Dün 17:02
Merhabalar sonuçlanan bir davamda 10.000 GBP(ingiliz sterlini) 3095 sayılı kanun 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte tahsiline diye karar verilmiştir.Kanun maddesinde ''arada bir sözleşme yok ise bankaların o yabancı para birimine uygulanan en yüksek mevduat faizine göre faiz uygulanır''denmektedir.
Davalı ile aramızda bir sözleşme vardır.Ancak hüküm ve kanun maddesine göre bankalardaki oranları mı almam gerekir elimdeki sözleşmeye göre daha yüksek bir faiz mi uygulatmam gerekmektedir.Cevaplarınız için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :24, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.mehmet.av, Tarih : Dün 16:12
Elimde bir ipotek senedi var. İcraya koyacağım.
İpotek, 1. derecede, FAİZSİZ VE 06/06/2009 süre ile konulmuş.

Soru:
1- Bu durumda hangi tarihten itibaren faiz işletmem gerek.
2- Faiz oranı/faiz türü hangisi olacak

Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :29, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.izmirhukuk, Tarih : 20-05-2019 23:58
Çok rastlanan bir durum olduğuna inanıyorum ancak işin içinde karıştım kaldım

Müvekkiller, müteahhit ile 'düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi' yapmışlardır. Ancak müteahhit battığını ve inşaatı devir ettiğini söyleyerek yeni müteahhite satış vekaleti verilmesini söylemiştir. Müvekkiller devir edecekleri daire ile kendi dairelerini de bilmeden yeni müteahhite vermişler ve söz konusu daireler satılarak ödeme yapılmamıştır.

Tarafların noterdeki sözleşmesinde inşaatın devir yasağı ile müteahhitin talebi halinde gösterdiği kişiye vekalet verilmesi zorunlu olduğu yer almaktadır.

1. Bu noktada müvekkillerin vekalet vermesi zımni şekilde yeni müteahhidin inşaatı devralmasını kabul anlamına gelir mi yoksa sözleşmeye dayanılır mı?

2. İnşaat hala bitmiş değil teslim süresi çoktan geçmiş durumda. Söz konusu mahrum kalınan kira alacaklarını ve tazminat haklarımızı 2 müteahhitten de talep edebilir miyim?

2. Satış muvazaalı olmadığı için "vekalet akdine dayanarak tedbir talepli satış bedeli için tazminat davası" açmayı planlıyorum. Bu davada 2 müteahhidi de davalı gösterebilir miyim?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :65, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 20-05-2019 22:24
4 hissedarın ve hissedarın birisinin inşaat şirketi olduğu bir arsada bu inşaat şirketi bina yapıyor.bina %65 tamamlanmış.bu arada inşaat şirketinin vergi borçlarından dolayı takibe uğruyor ve bu binanın arsasındaki hissesi üzerine haciz konup vergi dairesince satışa çıkarılıyor.diğer hissedarlar arsa payına düşen inşaatında satılmasını istiyorlar.şirkete düşen sadece arsa payı haczedilip satılabilir mi?bu durumda arsa başkasına ait üstündeki muhdesat hissesi ise inşaat şirketinde kalacak.bu satışa itiraz usulü nedir?diğer hissedarlara satış şartnamesi gönderilmiş.vergi mahkemesinde dava mı açılması gerek?saygılar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :72, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.izmirhukuk, Tarih : 20-05-2019 10:51
Merhabalar
Müvekkilin park halindeki aracının üstüne aparmanın düğün salonu tabelası düşmüştür. Polis olay yerinde görgü tespit tutanağı tutmuş ve müvekkil, kiracının/malikin ödemeyi kabul etmemesi dolayısıyla aracını kaskodan yaptırmıştır.

İşbu durumda kasko şirketi müvekkilin aracının yapımı için ödemeyi yapmış ancak yazılı olmayan şekilde müvekkile de kusur vererek yenilenecek kasko fiyatına %200 gibi bir artış yapmıştır. Yani ortada doğacak bir mağduriyet söz konusudur.

1. Neden kasko şirketi diğer tarafa zararı rücu etmemektedir?

2. Müvekkilin mağduriyeti olacak yeni dönem kasko ücreti için nasıl bir dava açılmalıdır?Bu dava kaskoya mı, TBK 69 gereği malike mi açılmalıdır? (belirsiz alacak davası uygun mudur?)
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :82, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : yunus_emre, Tarih : 19-05-2019 15:08
Merhaba sayın meslektaşlarım ve değerli üstadla

ASLİYE HUKUK DA KADASTRO TESPİTİNİ İPTALİ VE MÜVEKKİL ADINA TESCİLİ DAVASINDA mahkeme duruşmada, önce talep üzerine harcın maktu olduğuna karar verdi sonrasında yeniden yapılan itiraz ile harcın nisbi olduğuna karar verdi.

tarafımca itiraz edildiğinde,yargıtay harcın maktu BAM ise harcın nisbi olduğu yönünde kararları olduğunu söyledi.

bilirkişi raporundan yer için 5.335,150,00 TL olarak rapor verdi.

şimdi harç nisbi olursa hem yüksek miktarda harç yatrıracam hem de davayı kaybedersem karşı taraf hazine vekili ve zilyetinde olana kişinin vekiline nisbi oranda avukatlık ücreti hükmedecek.

konu hakkında bilgisi olan var mı harçlar kanunundan maddede sunarak veya sizlerden ricam gerek yargıtay kararı gerekse de BAM kararı elinde olan var mı? 1 aylık kesin süre verdi harcın yartırılması için mahkemeye sunmam gerekiyor acil.

Saygılarımla...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :94, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

» Takpas
Yazan : Av. Abdulkerim UZUN, Tarih : 17-05-2019 11:45
Sayın meslektaşlarım TAKPAS sistemine giriş yapamıyorum. E-imza takılı olduğu halde setifika seçin uyarısı geliyor. Sebebi nedir? Aynı sorunu yaşayan var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :167, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. İbrahim Şen, Tarih : 15-05-2019 10:45
Müvekkil şirket geçen yıl bir dükkan satın aldı. dükkanı bir firma kullanıyor ancak kira sözleşmesine göre kiracı, firmanın sahibi olan şahıs.

taşınmaz satın alınırken kiracıya bildirim yapmış ve kiraların bundan sonra bize ödenmesini talep etmiş idik. ancak hiç ödeme yapmadı.

sonrasında da iki haklı ihtar çektik ama kiracıdan yine ses çıkmadı.son olarak ödenmeyen kira alacaklarının tahsili ve tahliye talebiyle 13'e göre icra takibi başlattık.

kiracı, bu yeri kendisinin kullanmadığını, sözleşmede taraf olmadığını söyleyerek takibe itiraz etti. ama dediğim gibi kira sözleşmesinde sadece kendi adı geçiyor, firma adı geçmiyor. ayrıca şimdiye kadar tüm ihtarları kendisine çektik ve hiçbirine cevap vermedi.

burada öncelikli sorum, müvekkilin tacir olması sebebiyle görevli mahkeme asliye ticaret mi yoksa sulh hukuk mu? buna göre öncesinde arabulucuya gitmemiz gerekebilecek.

diğer sorum itirazın iptali yerine itirazın kaldırılmasını istemek daha mı doğru olur? hiç arabulucuyla görev sorunuyla karşılaşmayacağız ama karşı taraf husumet itirazında bulunduğu için imza incelemesi vs. yapılacak ise itirazın kaldırılması davasından sonuç alabilecek miyim?

diğer bir sorum ise kira sözleşmesi 10 yıllık uzama süresiyle birlikte ekim ayında doluyor. hem iki haklı ihtarımız var hem de ekim ayında hiç sebep göstermeden tahliye talep etme hakkımız var. sözleşme süresinin dolmasını bekleyip böyle bir dava açmanın bize faydası olur mu? ama burda da karşımıza yeniden görev sorunu çıkacak. bir de ödenmeyen kiralar var tabi.

bu konuda tecrübeli meslektaşlarımın önerilerini ve varsa örnek kararları paylaşmanızı bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :137, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Hatice Gündoğdu, Tarih : 14-05-2019 22:01
Merhaba Meslek Eğitim Kanunu kapsaminda geriye dönük 5 yıllık staj ucretini alabilmek için staj yaptığı hastaneye başvurdu hastane ise okuldan staj yaptığına dair belge istedi okul staj yaptığına dair belge olmadığını beyan etti. Idarı yargıda okulun kusuru var diye dava açıldı ancak görev yönünden reddedildi ve bu sürede 5 yıllık zamanaşına uğradı. Şimdi nasıl bir yol izleyebiliriz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :202, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.buğra, Tarih : 14-05-2019 13:29
icra hukuk mahk.de verilen yetkisizlik kararı istinafa konu ediliyor , borçlu/davacı taraf lehine takdir edilen vekalet ücreti de bu arada asıl ilam kesinleşmeden icra takibine konuluyor. "..asıl ilamın (yetkisizliğin) kesinleşmeden infazı da mümkün değil , tabii ki .." vekalet ücretinin kesinleşmeden takibe konulamayacağına ilişkin karar arıyorum iyi çalışmalar....
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :207, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ozkose71, Tarih : 13-05-2019 10:28
Borçlu hakkında faturaya dayalı İflas Yoluyla Adi Takip başlattık. Borçlu takibe itiraz etti. İtirazın kaldırılması ve iflas davası açtık. Yargılama sonunda mahkeme borçlu şirket hakkında depo kararı verdi. Tam bu aşamada borç tutarından ciddi bir tenzilat yaparak borçlu şirketle anlaştık. Borçlu imzalanan sulh protokolü ile borcunun bir kısmını nakit ödedi, kalan borcu için 4 yıllık vadeli senetler verdi. Biz de karşılıklı anlaşarak iflas davasını takipsiz bıraktık, yenilemedik, mahkeme açılmamış sayılmasına karar verdi. Bir yılın sonunda borçlu verdiği ilk senedi ödemedi, diğer senetler de muaccel oldu. Bu arada icra dosyası da takipsizlikten düştü. (senet tutarı alacağın küçük kısmına ilişkin olduğundan ve kambiyo senedine mahsus iflaslı takibin genel adi iflas takibinden farkı olmadığından senede dayalı iflaslı takip yapmayı düşünmüyorum)

1. Bu icra dosyasını yenileyerek yeniden iflaslı ödeme emri gönderebilir miyim? Borçlu daha önce itiraz ettiğini, itirazın kaldırılmadığını ileri sürer mi? İflas davası açmama engel bir durum olur mu ?

2. Faturaya dayalı yeni bir iflaslı takip başlatabilir miyim? Başlatırsam derdestlik itirazıyla karşılaşır mıyım?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :211, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avomerfarukbilgili, Tarih : 11-05-2019 05:06
Aidat alacaklarına ilişkin icra takiplerinde, asıl alacağa uygulanan aylık %5 gecikme tazminatıyla birlikte takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz istenebilir mi ?

Yoksa sadece asıl alacak ve gecikme tazminatı mı istenebilir ?

KMK'daki ilgili düzenlemede bu kurumun gecikme tazminatı olarak isimlendirilmesi sebebiyle, gecikme tazminatı her ne kadar faiz gibi gözükse de aslında faizden farklı, sonuçları özel olarak düzenlenmiş olan bir tazminat sorumluluğu(tazminattaki zarar unsurunun aranmamasıyla beraber zararın miktarından bağımsız olarak aylık %5 olması) olduğu kanısındayım.Aksi halde kanun koyucu bu kurumu aylık %5 gecikme faizi olarak isimlendirirdi.

Kanımca gecikme tazminatıyla birlikte asıl alacağa yasal faiz istenmesi mümkündür.Bir başka deyişle borç ödenmediği sürece hem gecikme tazminatı hem yasal faizden sorumluluk doğacaktır.

Neredeyse konuyla ilgili tüm Yargıtay kararlarına baktım açık bir cevap bulamadım. Birbiriyle çelişkili iki farklı makaleye rastladım. Birisi sadece gecikme tazminatı istenebilir derken diğeri gecikme tazminatıyla beraber yasal faizinde istenmesinin mümkün olduğunu belirtiyordu.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :262, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Halil İslam Bulut, Tarih : 10-05-2019 13:27
Bir müvekkilimizin eşi hakkında müsrif olduğu gerekçesi ile kısıtlama kararı almak istiyoruz ve kısıtlama için başvurur iken aynı zamanda da taşınmazının satışını isteyip borçlarının ödenmesini talep etmek istiyoruz. Çünkü eşi o kadar müsrif ki borçların ödenmesi için her halukarda satılacak taşınmazdan elde edilen parayı da çar çur etme ihtimali yüksek. Dolayısıyla taşınmaz satılsın ancak borçlarını ödemek için kullanılsın talebimiz var. Gerekir ise borçları belgelenip, satışından elde edilen paranın borçlara gittiği de belgelenebilir. Bu konuda fikir verebilir iseniz sevinirim sayın meslektaşlarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :231, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Furkan Tanrıverdi, Tarih : 10-05-2019 12:02
Değerli Meslektaşlarım;

Müvekkil yabancı bayraklı bir gemide kaptan,dolayısıyla İş Kanunu veya Deniz İş Kanunu hükümlerine değil Borçlar Kanunu hükümlerine tabi.
İmzaladığı sözleşmeye göre 4 aylık bir çalışma süresi öngörmüşler,ancak bu sürenin ilk 2 ayı deneme süresi.

Müvekkilin sözleşmesi herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin 1.5 ay sonra sonlandırılıyor.

Yaptığım araştırmalar neticesinde 4 aylık bir sözleşmenin "deneme amaçlı iş sözleşmesi" olarak yorumlanması gerektiği,deneme amaçlı sözleşmelere ayrıca deneme süresi konulamayacağı ,dolayısıyla deneme süreli iş sözleşmelerindeki ihbarsız ve tazminatsız fesih imkanının bulunmadığı kanaatini edindim.

Ayrıca 4 aylık bir sözleşme için 2 aylık deneme süresi öngörmenin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğini düşünüyorum.

Ancak "deneme amaçlı iş sözleşmesi"ne dair kanunumuzda herhangi bir düzenleme yapılmamış,sadece makalelerde geçiyor. Deneme amaçlı iş sözleşmesine referans veren bir yargıtay kararı da bulamadım.

Konuya ilişkin emsal olabilecek bir yargıtay kararı ve görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :275, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mglkl, Tarih : 09-05-2019 17:52
Merhaba sayın meslektaşlarım ve değerli site üyeleri ,
Sigorta şirketinin teklif etmiş olduğu tazminat miktarında tereddutteyim. Nitekim bilindiği üzere genellikle tam tazminat miktarini ödemede sigorta şirketleri emtia etmekte . Bu konuda Yardımınıza ihtiyacım var. Müvekkilim 4 yıl önce 27 yaşında is kazasi geçiriyor. Şirkette kaynak ustası olarak çalışıyor. %25 kusuru bulunmakta ,işveren şirketin ise is güvenliği ve tedbirlerine riayet etmemesi sebebi ile % 75 kusurlu. Müvekkilim % 48 maluliyet oranı ve % 18 is gucu kayıp oranı var. İşveren işçilere x sigorta sirketi nden is kazalari sebebi ile maddi ve manevi sigorta policesi yaptırmış . Tarafımıza teklif edilen tazminat davada talep etmis olduğumuz manevi tazminatin tamamı ; ancak maddi tazminat miktarı ne kadar olmasi gerekmekte bunda tereddutteyim. Tarafım teklif edilen miktarı az bulmaktayum. Sayın meslektaşlarım ve ilgili uzmanlar tarafıma bu konuda yaklaşık bir tazminat miktarı beyan edebilir mi ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :322, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : nesrintat, Tarih : 09-05-2019 12:53
Merhabalar,

2009 yılında gerçekleşen bir olay sebebiyle müvekkillerimizin babası vefat etti.Bu sebeple idari yargıda açmış olduğumuz maddi ve manevi tazminat davasında kısmen kabul kısmen red kararı verildi. Karar taraflarca temyiz edildi. Danıştay bozma kararından sonra Mahkeme dosyada yeni bir hesap yaptırdı bozma doğrultusunda. Karar verilen rakamdan fazla bir maddi tazminat miktarı tespit edildi. Şimdi bu fazla hesaplanan kısımla ilgili ne yapabilirim acaba? Olayın 2009 yılında olması sebebiyle 1 ve 5 yıllık sürenin aşılmasına rağmen idari yargıda ulaşabileceğim bir çözüm var mıdır acaba?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :277, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : SUCCEED, Tarih : 09-05-2019 11:37
Ölünceye Kadar Bakma Akdinin İptali mümkün olmadığı takdirde tenkis talebiyle açılması gerekirken sadece terekedeki yasal miras payı olan 1/5 oranında şu şu tapuların iptali ve adına tescili talepli dava açılmış, davayı ıslah etmeyi düşünüyorum. Ancak keşif sonrası çıkacak bedel üzerinden harç tamamalattırması yaptıralacağından ve ikinci kez ıslah yapılamayacağıdan keşif sonrası mı ıslah yapmalıyım işin içinden çıkamadım ne önerirsiniz?Kendi soruma cevap vereyim bu hususta harç tamamlattırılması ıslah sayılmıyor.i
Konuyu biraz daha açmak gerekirse, muris 20 parsel taşınmazının 10 tanesini ÖKBA ile oğullarına devrediyor, geri kalan 9 taşınmazını oğullarına bağışlıyor, 1 taşınmazını ise üzerinde bırakıyor.Davayı, ÖKBA'nin örtülü bağış olduğu dolayısıyla iptali ve denkleştirmeye tabi tutulmasını mümkün olmadığı takdirde saklı paya tecavüz ve tenkis şeklinde ıslah etmeyi düşünüyorum.Ancak davayı ıslah ettiğimde zamanaşımı itirazı ile karşılaşır mıyım bilemiyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :306, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.ozgesah, Tarih : 06-05-2019 15:15
Özel bir hastaneye gözünde şikayet ile gelen hasta hiçbir şekilde iş kazası olduğunu dile getirmiyor. Hastane tarafından sisteme bahçe temizlerken göze yabancı cisim kaçması olarak giriliyor. Daha sonra işveren iş kazası bildiriminde bulunuyor . İş yerinde de iki tanık özel hastaneye gidildiği gün iş kazası olduğunu söylüyor. Fakat hasta bir önceki gün devlet hastanesi acil servisine giderek aynı şikayet ile muayene oluyor. Sonuç olarak SGK, Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanlığı'ndan aldığı rapora istinaden özel hastaneye idari para cezası uyguluyor. Raporda olayın iş kazası olduğunun değerlendirildiği , sağlık sunucuları iş kazası bildirimi yapmadıysa idari para cezası uygulanması gerektiği yazıyor . Rapor içeriği iş kazası değerlendirmesi ile ilgili olup sağlık sunucularının sorumluluğu veya bilmesinin mümkün olmadığı iş kazasını bildirmedi diye nasıl idari para cezası uygulanması gerektiği yazmıyor. SGK'ya itiraz ettik fakat itirazımız reddedildi. İdare mahkemelerinde dava açmak istiyoruz. İş kazası olarak bildirilmeyen hastane tarafından bilinmesi mümkün olmayan vakıalarla ilgili SGK tarafından idari para cezası verilebilir mi, hukuka uygunluğu nedir ? Bu konu ile ilgili bilgisi, tebrübesi, elinde Yargıtay Kararı olan meslektaşlar yardımcı olabilir misiniz ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :326, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : denizizm, Tarih : 06-05-2019 14:02
arkadaşlar merhaba; TYP kapsamında bir kurumda çalışan işçi işe iade davası ve sair haklarına ilişkin dava açarken ( öncesinde arabuluculuk başvurusu yaparken) İş-kur u taraf göstermeli mi? acil bir durum teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :321, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04236388 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.