Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
Haber Ekleyin

Yazan : guney1988, Tarih : Bugün 17:23
Merhabalar
senelik yapılan kira sözleşmesinde ödemeler aylık belirlenmiş ancak 5. Senenin basında 18 aylık kira bedeline tekabül edecek sekilde nakit ödeme yerine tarafların anlaşmasıyla araç alınmış . bu durumda 12+6 aylık bedel ödenince sözleşme 2 sene uzamış ancak kalan 6 aylık ödeme miktarı nasıl belirlenecek çünkü araç verildiğinde peşin almada olduğu gibi kira bedeli düşük hesap edilmiş. Kalan ayların kirası nasıl hesaplanmalıdır.
Yardımlarınız için tesekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : cebba, Tarih : Dün 23:09
Herkese merhaba. Müvekkilin eşi ehliyetsiz araç kullanırken trafik kazası geçiriyor ve vefat ediyor. Bilirkişi raporunda karşı taraf asli, müvekkilin eşi ise tali kusurlu olarak belirtilmiştir. Biz de bunun üzerine karşı aracın zmms başvurduk nihayetinde arabuluculuk görüşmeleri neticesininde anlaştık ve sigorta şirketi tarafımıza ödemeyi yaptı. Sigorta şirketi ödemeyi yaptıktan sonra tarafımıza ödediği meblağı bu seferde rücu etmek suretiyle geri istiyor. Benim burada özellikle merak ettiğim şey ise sigorta şirketi rücu edecekse neden tarafımıza ödeme yaptı, ikinci olarak arabuluculuk anlaşma tutanağı varken tekrar anlaştığımız konuyla alakalı rücu yoluna gidebilir mi ve son olarak sigorta şirketi müvekkilin eşinin kusuru oranında mı rücu edecek yoksa tarafımıza ödediği tüm meblağı mı rücu edecek. Değerleri görüşlerinizi bekliyorum. Şimdiden herkese tüşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :52, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Osman Mert ATIŞ, Tarih : Dün 12:04
Müvekkil Yurtdışında ikamet etmektedir , babası 24.000 Tl değerinde alacak davasını(arabanın yarısının kendisinin olduğunu iddia ederek) Türkiyede açmıştır.

HMK 6. Madde'de genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu kanunda belirtilmiştir. Yetkisizlik itirazında bulunmak isabetli midir? sayın meslektaşların fikirlerini merak etmekteyim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :76, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.92, Tarih : Dün 08:34
Sayın meslektaşlarım merhaba , adli yardımdan ilk dosyam atandı.Bir boşanma davası için davacı avukatı olarak atandım.Sorularım şunlardır; Ortak yaşamlarını sürdürdükleri 2002 sonra alınmış davalının üzerine konutları ve bir arabaları var boşanma davası sürerken malların kaçırılmaması için adli yardım ve ihtiyati tedbir talepli dilekçe ile boşanma ve mal paylaşımı birlikte talep edebilir miyim, edersem boşanma davası artık nispi harcamı tabi olur , davayı adli yardım talepli olarak açmış olsam da müvekkil nispi harç ödenmek zorunda kalır mı, ayrıca adli yardımdan atandığı için sadece boşanma ve ferilerini mi belirtmek zorundayım mal paylaşımı talep edebilir miyim yardımlarınızı bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :110, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.izmirhukuk, Tarih : 24-02-2020 21:32
Merhabalar müvekkil 1950 doğumlu olup 15 yaşında evleneceği zaman ilk kez kimliği çıkıyor. Ancak kimlikte anne ve babasının adının doğru olmasına rağmen kızlık soyadı yanlış yazılıyor yani aslında müvekkilin kütüğü babaya bağlanmamış oluyor. Haliyle şuan miras hakları dahil mahrumiyeti doğuyor.Anne ve baba haliyle hayatta değil.-
işbu davam babalık davası ya da nesebin reddi midir? Yoksa nüfus kaydının düzeltilmesi mi?
Bilen varsa nitelikli hiçbir karar bulamamam dolayısıyla yardımcı olmasını rica edeceğim teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :150, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ceren çetintaş, Tarih : 24-02-2020 10:19
iyi günler, müvekkilin noterden gerçek kişiye vermiş olduğu muvafakatname ve taahhütnameyi mahkeme aracılığıyla nasıl iptal edebiliriz bunun yolu nedir? Noterden sadece dönme yapılabildiği için işlem yapılacak kurumlarda muvafakatnameden dönülmüş olması bir etki yaratmıyor o yüzden muvafakatnameyi nasıl iptal edebiliriz? Bilgisi olan varsa yardımcı olursa çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :194, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Mehmet Gunaydin, Tarih : 23-02-2020 23:29
Değerli Meslektaşlarım;

Müvekkilin annesi 2016 yılında vefat etmiş, mirasçı olarak abisi ile kendisi bulunmaktadır. Muris Alman vatandaşı olup Almanyadan emekli maaşı almakta ve maaşı Almanyadaki banka şubesine ödenmektedir.
Türkiyede bulunan bir banka şubesinde de yüklü miktarda para bulunmaktadır.

Annesini kaybeden Müvekkil, henüz taziyenin 2. Günü abisi tarafından Türkiyedeki banka şubesine götürülmüş hesaptaki paralar için o elem ve yas içerisinde imzalar alınarak banka kanalıyla Müvekkilin hesabına hissesine düşen paranın sadece %10 geçirilmiş kalan %90 ise abisinin banka hesabına transfer edilmiştir. O an durumun farkına varmayan Müvekkil yıllardır abisinden kalan parasını istesede bugüne kadar ödeme yapılmamıştır.

Ayrıca; Müvekkilin abisi almanyada yaşamakta ve Almanya vatandaşıdır. Murisin Almanyada bulunan hesaplarından haberdar olan abisi , Almanya hesaplarında birşey olmadığını Müvekkile iletmiştir. Gidip kontrol etme gibi bir imkanı bulunmayan Müvekkilde o esnada abisine inanmıştır. Fakat şu anda Müvekkilin duyumlarına göre Almanya hesaplarında da yüklü miktarda bakiye olduğu ve tüm bedelin abisi tarafından çekildiğini duymuştur.

Burada Türkiyedeki para ve Almanyadaki para için nasıl bir yol izlenmelidir? Bu konuda emsal karar olan, benzer dava gören meslektaşlarımızın yardımını istirham ediyorum.
Saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :172, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat83, Tarih : 21-02-2020 23:08
iş kazasından kaynaklanan maddi( belirsiz alacak olarak açtık)-manevi tazminat talebi ile açmış olduğumuz davada maddi tazminat yönünden dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihini kaza tarihi olarak talep etmemize rağmen, talep artırım dilekçesi( ıslah değil)nde faiz başlangıç tarihini sehven dava tarihi olarak talep etmişiz.

Bu durumda maddi tazminat yönünden faiz başlangıç tarihi hangi tarih olarak kabul edilecektir?

Talep artırım dilekçesi ile dava dilekçesinde yer alan faiz başlangıç tarihi talebini daraltmak mümkün müdür?

Faiz için ek dava açsak 10 yıllık zamanaşımı kaza tarihinden mi yoksa belrisiz alacak davası olarak açılan iş kazası dava tarihinden mi hesaplanacaktır?

Cevap verecek tüm meslektaşlarıma teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :215, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ulasilamayan, Tarih : 21-02-2020 08:42
Merhaba arkadaşlar.Cuma günü saat 17.00 dan sonra kollukça verilmiş bir tedbir kararına istinaden cumartesi günü tedbire aykırı davranış olması durumunda ne gibi bir yol izlenir.Savcılık tedbir kararının onaylanmadığı gerekçesi ile işlem yapılmaz diyor.Mahkeme tedbirin şüpheliye tebliğ yapılma zorunluluğu ve mahkemece onaylanmamış kollukça alınmış olan tedbir kararının ihlali ile ilgili 6284 SKM den işlemyapılamaz diyor (Mağdur Bayan eşim evime gelmek istiyor bana zarar verecek deyip ihbar üstüne ihbar yapıyor) ortada kaldık yardımınızı bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :182, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gecelerin_yargıcı, Tarih : 21-02-2020 08:22
Herkese merhaba,

Kiralayanı şahıs, kiracısı ise ticari bir şirket olan ve işyeri olarak kiralanan taşınmazın tahliyesi esnasında kiracı tarafından taşınmaza zarar verilmiştir. Tarafımızca zararın tazmininin hesaplanması için delil tespiti de yaptırılmıştır.

Bundan dolayı açacağımız alacak davası ticari arabuluculuğa tabi midir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :215, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Zeynep'', Tarih : 20-02-2020 13:15
Sayın meslektaşlarım. müvekkilime trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası açılıyor karşı araçta oluşan değer kaybının ödenmesi için. müvekkil kazada %100 kusurlu bulunuyor. karşı tarafın aracı 165.000 km olup 21 yaşında olmasına rağmen bilirkişi 2.000,00 TL değer kaybı olduğuna hükmediyor. davanın sigortaya ihbarı talebinde bulunsak da mahkeme tarafından dikkate alınmadı miktar yönünden kesin olarak karar verildi. bir de vekalet ücreti çıktı tabii. şansımı denemek için sigortaya mail yoluyla başvurdum. önce başvurunuz işleme alınmıştır diye cevap gelse de daha sonra aracın km değerinden dolayı ödeme yapılamayacağı söylendi. ayrıca müvekkil de faiz binmemesi için karşı tarafa ödemeyi icra kanalıyla hemen yaptı. forumda daha önce baktığım benzer bir olayda sigorta şirketine mahkeme kararını ekleyerek icra başlatıp itiraz ederse itirazın iptali davası görülmesi yönünde görüş beyan edilmiş ancak aracın 165.000km olması benim olayımda işleri biraz karıştırıyor. yine de sonuna kadar gitme kanaatindeyiz müvekkille. peki sigorta şirketine rücuu davası açmak mantıklı olur mu yoksa icra başlatmak mı doğru olur ayrıyeten sigorta tahkime başvurulması durumunda bir şey çıkar mı ? sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :241, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Baris.Ozkan, Tarih : 19-02-2020 14:11
Tasarrufun iptali davalarında, tasarruf konusu malın satış değeri ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunması halinde İİK 278'ye göre iptal kararı veriliyor. Fahiş fark kavramı da bir misli fark olarak kabul ediliyor.

İİK 278'de "Akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler" hükümde, "fahiş fark" değil de "pek aşağı bir fiyat" kriter olarak belirlenmiş gözüküyor.

Uygulamada, "fahiş (misli) fark" kriteri birebir uygulanmakta mıdır yoksa "pek aşağı bir fiyat" hususu da dikkate alınmakta mıdır? Somutlaştıracak olursam, 100 Milyon TL değerindeki bir taşınmaz 60 Milyon TL'ye devredildiğinde fahiş (misli) fark yok deyip dava red mi edilir yoksa pek aşağı fiyat kriterine göre dava kabul mü edilir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :265, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ihtopakgoz, Tarih : 18-02-2020 13:40
müvekkil bankadan konut kredisi çekip taşınmaz üzerinde 300 bin tl ipotek koydurmuş. müvekkil borcu ödeyemeyince banka ipoteğin paraya çevrilmesi takibi yapmış. ve de ipotekli taşınmazı 225 bin tl bedelle banka icradan alacağa mahsuben satın almış.ayrıca kalan borç için icra dairesince 75 bin tllik rehin açığı belgesi düzenlenmiş.

taşınmazın yeni maliki banka kendi sitesinde ilana çıkarmış ve taşınmazı 350 bine satmış. müvekkilin kalan 75 bin tllik borcu sona erer mi? bir bankacı arkadaş sona erer dedi ancak emin olamadım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :290, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Salut, Tarih : 18-02-2020 12:43
Meslektaşlarım merhaba.Kafa yordum ama işin içinden çıkamadım. İş K.5.maddede yazılı ayrımcılık tazminatı dava dilekçesinde na şekilde yazılmalıdır? Kanunda, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminat talep edebilir diyor. Talep sonucuna miktar yazacak mıyız? Kısmı dava olarak mı açacağız?
Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :298, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avuysal, Tarih : 18-02-2020 10:52
Sayın meslektaşlarım merhabalar daha önce benzer sorular sorulmuş ancak tam olarak cevaplarımı bulamadım yardımınıza ihtiyacım var.

Elimdeki bir dosyada müvekkilimin suan maliki olduğu taşınmazı hakkında 1991 yılında kamulaştırma işlemi yapılmış ancak o tarihteki muris ölü olmasına rağmen tebligat murise yapılmış ve kamulaştırma bedeli alınamamış. Karayollarına yaptığımız basvuruda tebligatın 1991 yılında murise yapıldığı kamulaştırma bedelinin bankaya depo edildiği ancak 10 yıl talep edilmediği için irat kaydı olarak geçtiği beyan edildi. Ancak pek tabii 1991 yılında ölü olan murise yapılan tebligat gecersiz bu nedenle kamulaştırma işlemi hiç tamamlanmamış sayılıyor.

konuyla ilgili bilgim pek olmadığı için bir araştırma yaptım. bu konuda yargıtay kararları da mevcut.

size sormak istediğim ise, şimdi açacağım davayı kamulaştırmasız el atma nedeniyle bedel tespiti? olarak asliye hukuk mahkemesinde açacağım taşınmazın dava tarihindeki bedelini talep edeceğim bununla birlikte ecrimisil? talebimde olacak, bedel tespiti ve ecrimisil talebini aynı dava içerisinde istenebilirmiş. Taşınmazın bir kısmı idarece kullanılıyor geri kalanı kullanmak pek mümkün değil bu konuda ne yapabilirim?

Açacağımız dava belirsiz alacak olarak mı kısmi alacak olarak mı açılmalı taşınmazın değeri hakkında pek bilgi sahibi olmamız mümkün değil cevresinin geneli kamulaştırılmış yıllar önce bu nedenle bedel tespiti açısından da kısmi de olsa bir değer göstermeli miyim kısmi olarak gösterdiğin değer asgari tutarda olsa yeterli midir? Ecrimisil için de değer gösterilecek ise aynı şekilde bilme imkanımız pek olmadığından asgari bir değer yeterli midir?

faiz de sanıyorum ki yasal faiz ve dava tarihinden itibaren mi geçerlidir?

Ek olarak murisin mirasçısı müvekkilimize taşınmaz 2019 tarihinde intikal etti bundan önce yapılmış kamulaştırma ve haksız kullanımdan habersizdi ecrimisil talebimiz yine de 5 yıl ile mi sınırlıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :315, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avayşe, Tarih : 17-02-2020 10:31
Merhabalar saygıdeğer meslektaşlarım;
Müvekkil, bir limited şirket ile noter aracılığıyla arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalıyor. sözleşmede ; sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 6 ay içerisinde inşaat ruhsatı alınacağı, ruhsat alımından itibaren 24 ayda inşaatın teslim edileceği belirtiliyor. sözleşme tarihi 17/01/2018. belediye ile yaptığımız yazışmada inşaat ruhsatı başvurusunun yapıldığı ancak eksikliklerin olduğu, bunun yükleniciye bildirildiği halde tamamlanmadığı ve 17/02/2020 itibariyle halen başvurunun aynı durumda olduğu bildirildi. cezai şart olarak "bu süre içinde mal sahibine ait daireler teslim edilmez ise 6 aylık ek süre verilecek, bu süre zarfında aylık rayiç kira bedeli ödenecektir. bu süre sonunda da yükümlülük yerine getirilmez ise iş bu sözleşme fesholacaktır" denilmiştir. yüklenici firma arsada sadece temel kazmış ve başka bir işlem yapmamıştır. sorularım şunlar olacak
1-) öncelikle 6 aylık ruhsat alma süresi geçtiği için haklı fesih şartları oluşmuşmudur?
2-) cezai şart olarak kira bedeli istenebilir mi? istenilebilirse bu tutarın kaç aylık olması gerekir?
3-) son olarak noterden sözleşmeyi fesh edip mahkemede fesih ve cezai şart için dava açma süresi ve yapılması gerekenler nedir?


Saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :327, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Hakan Özsoy, Tarih : 15-02-2020 20:21
Sayın meslektaşlarım hepinize iyi çalışmalar dilerim. Yardımınıza ihtiyac duyduğum bir konu hakkında sizlerden yardım talep ediyorum.


Sayıştay müfettişleri tarafından kurumda yapılan incelemede 400.000 TL civarında zimmet çıkıyor ve bu paranın hakedisi imzalayan devlet memurlarından ve müteahhit firmadan tahsiline karar veriliyor. Sayıştay raporuna karşı Sayıştay dava dairesi genel kuruluna kadar itiraz ediliyor ancak reddedilerek Sayıştay ilami kesinleşiyor. Sayıştayın bu kesinleşen ilamina karşı bu 400.000 TL lik zimmet müteahhit firmadan tahsil( mahsup) edilmesi amacıyla kesin hesap hakedişinde müteahhitten bu zarar tahsil(mahsup) ediliyor. Ancak müteahhit bu kesin hesabı imzalamayarak dava açıyor ve kurum bu kesinlesmis olan Sayıştay ilamını icraya veriyor ve devlet memurlarından tahsil ediyor. Bu esnada müteahhit firma kurum aleyhine açmış olduğu davayı kaybediyor ve 400.000 TL lik kesinti(mahsup) haklı bulunuyor ve bu kararda kesinleşiyor . Yani özetle kurum hem Sayıştay ilamı ile devlet memurlarından bu 400.000 TL yi tahsil ediyor hemde müteahhitin kaybetmiş olduğu dava ile birlikte 400.000 TL yi mahsup ederek sebepsiz yere zenginleşiyor. Bu durumda devlet memurları için kurum aleyhine istirdat davası açılabilir mi ve kesinleşmiş ilamlara( Sayıştay ilami kesinleşmiş olduğundan) karşı istirdat davası açılmasının istisnası var mıdır ? Yardımcı olan herkese şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :352, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.mrrmmr, Tarih : 14-02-2020 23:23
Değerli meslektaşlarım,
4925 sayılı kanun'un 26.maddesi uyarınca taşıma belgesi olmaması sebebiyle aracın sürücüsüne ve müvekilime ayrı ayrı ceza yazılmış.Aracın sürücüsüne yazılan ceza ödenmiş ancak müvekkilim kendisine tebliğ edilen cezaya itiraz etmek istiyor. Ben bu durumda itirazın olumsuz sonuçlanacağı kanaatindeyim.Konuyla alakalı çok donanımlı olmamam sebebiyle görüşlerinizi almak istedim. Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :378, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. R. Onur ÇINAR, Tarih : 14-02-2020 15:13
Selamlar
a şahsı b ye "eğitim müddetince ne gerekirse ben tedarik ederim mesleğe geçince hesaplaşırız demiş" mütemadiyen aylık ve ara dönemlerde toplu olarak ptt'den bankadan toplam 2009-2015 yılları arasında toplam 10000 TL göndermiş.

b mesleğe başlamış a yanına gitmiş "mesleğe başladığına göre hesaplaşalım" demiş
b ödeme yapmamış borcu da kabul etmemiş. yanından kovmuş!

a icra takibi yapmış takip 21/2'ye göre kesinleşmiş araba haczi yapılmış, araç satılırken alıcı a'ya ödeme yapmış a icra takibinden feragat ederek dosya kapanmış.

b dosya kapandıktan 6 ay sonra istirdat davası açmış "TBK 102'ye göre a'nın borç nedeni olarak icraya sunduğu dekontta açıklama boş dolayısıyla karine olarak a borcunu ödemiştir. parayı geri versin" demiştir.

a'ya TBK 78'e göre "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir." yönünde cevap vermekten başka önerisi olan var mıdır?

Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :403, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Aykut AKBULUT, Tarih : 13-02-2020 11:48
Merhaba, Konkordato kesin mühleti alan müvekkil firma aleyhine bir tane geçici mühlet içerisinde bir diğeri de kesin mühletten sonra yapılan iki tane ilamsız icra takibine süresi içerisinde itiraz edilmemiş. Takipler kesinleşince taşınmazların tapu kayıtlarına haciz konulmuş. Müvekkil ise bu durumdan ancak taşınmazları satmak istediği zaman farkediyor. Ben biraz önce icra müdürlüğüne konkordato geçici ve kesin mehle ilişkin belgeleri sunarak yapılan hacizlerin fekkini istedim ama büyük ihtimalle reddedecek diye düşünüyorum. Hacizleri kaldırabilmek için nasıl bir yol izlemem gerekir sizce kıymetli fikirlerinizle yardımcı olursanız çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :424, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07890606 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.