Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : av.enesteper, Tarih : Bugün 10:12
Merhabalar meslektaşlarım,

Elimizdeki bir olayda müvekkil işçi bir firmada yaklaşık 2 senedir çalışmaktadır. Müvekkil bu süre zarfında ağırlıklı olarak yurt dışında çalışmış ve ücretini dolar üzerinden almıştır. 2021 yılında yurt içinde bulunduğu dönemlerde (yaklaşık üç ay) ise herhangi bir çalışması olmamasına rağmen işveren tarafından Türkiye'de aynı sektörde çalışan bir işçiye ödenen miktar üzerinden müvekkile ücret ödemesi yapılmıştır.

2022 yılında ise yurt dışı çalışmasından Türkiye'ye de izin kullanan müvekkile işveren öncesinde Mayıs ayının sonunda yurt dışı işine gönderileceğini beyan etse halen müvekkili oyalayarak yurt dışında iş başı yaptırmamaktadır. Bu süre zarfında da çalışması bulunmayan müvekkile herhangi bir ücret ödememektedir (2021 yılında çalışma olmamasına rağmen düzenli olarak ödeme yapılmıştır).

Meslektaşlarım bu durumda öncelikle müvekkil iş akdi yurt içinde olduğu dönemde ücret ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle feshedilebilir mi? Feshedilir ise de hesaplama yurt içinde alması gereken ücret üzerinden mi yoksa yurt dışındaki ücret üzerinden mi yapılması gerekecektir? Şimdiden yardımlarınız için teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : referansmektubu, Tarih : Dün 14:59
Meslektaşlarım, saygıdeğer meslek büyüklerim. Genç bir meslektaşınız olarak bir sorum olacak sizlere.

Şu anda adli tatil içerisindeyiz, adli tatil içerisinde tarafıma tebliğ edilen icra hukuk mahkemesindeki bir davaya ait dava dilekçesine cevap sürem adli tatil içerisinde sona erdi. Adli tatil hükümleri uygulanmayacağı için, cevap süresinin bittiği kanaatindeyim. Ancak danıştığım birkaç meslek büyüğüm cevap süresinin icra hukuk mahkemesi de olsa adli tatil sonuna sarkacağı iddiasında. İvedi iş olarak kanun ile belirlendiğinden, cevap süresinin adli tatilden etkilenmediği düşüncesindeyim. Açıklayabilecek olan var mı ?

Ayrıca bir durum daha eklemek istiyorum; Mahkemeden cevap süresine ek süre talebinde bulunmuştum, "ara kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık ek süre" yönünde bir ara karar oluşturuldu. Bilindiği üzere daha önce kanunda muallak olan bu durum, daha sonra kanuna eklenen "cevap süresinin bitiminden itibaren" ibaresi ile açıklığa kavuşmuştu. Mahkemenin bu ara kararına istinaden, ara kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süreyi esas alarak cevap dilekçemi sunar isem bana geri dönüşü nasıl olur bu durumun?

Yardımcı olur iseniz çok sevinirim üstatlarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :66, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.NURR, Tarih : Dün 12:52
Merhabalar meslektaşlarım,

Önümüzde ki bir dava dilekçesinde açıklamalar bölümünde maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuştur.Dava miktarı 1 TL olarak gösterilmiş ,talep sonucunda ise başkaca bir açıklama olmadan yukarıda talep ettiğim 1TL tazminatın tarafıma verilmesini talep ederim yazılmış.Böyle bir talebin geçerliliği var mıdır ?Belirsiz alacak davası olduğu hakkında herhangi bir açıklamada bulunmamakta böyle bir dava dinlenebilir mi?
Cevaplarınızı bekliyorum.İyi çalışmalar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :70, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Oğulcan Aydın, Tarih : Dün 10:53
Merhaba sayın meslektaşlar,

Müvekkil adayının annesi 5 ay önce kapı önünde halı yıkarken elektrik akımına kapılarak vefat ediyor. Ceza davasında Kurum Tedaş'a , Ali ve Ahmet adında ise iki kişiye kusur atfediliyor.

Müteveffa köyde ev hanımı olan çocuklarına maddi olarak bir gelir sağlayamayan bağ bahçe işleri ile uğraşan birisi.

Somut olaya göre müvekkil adayının talebi Manevi tazminat davası açmak.

Bu durumda sadece Manevi Tazminat davası mı açmalıyız yoksa destekten yoksun kalma adı altında maddi talepde de bulunmalımıyız ? Zira rahmetlinin herhangi bir maddi katkısı yaşarken olmamıştır.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :72, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avsami, Tarih : 09-08-2022 13:36
Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanının Ücret Alacağında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi midir yoksa idare mahkemeleri midir? Bu konuyu daha önce tecrübe etmiş meslektaşlarımızın görüşlerine ihtiyacım var. Çok teşekkür ederim şimdiden.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :128, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : norrinradd, Tarih : 09-08-2022 11:57
Merhaba meslektaşlarım biraz acil bir durumla karşı karşıyayız o yüzden fikirlerinize ihtiyacım var. TBK m. 323 gereğince: "Kiracı, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına devredemez. Kiraya veren, işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz." hükmü mevcut. Şimdi biz bir işyeri kira ilişkisine girmek istiyoruz. Mevcut kiracı da bu duruma razı ancak kiraya veren razı değil. İşyeri kiralarında haklı sebep olmadan kiraya verenin rıza vermekten kaçınamaması durumunu nasıl hayata geçireceğiz? Mevcut kiracı tarafından kiraya verene ihtar çekilip "yeni kiracı aynı faaliyet alanında ve kira ilişkisini ona devrediyorum" şeklinde ihtardan sonra direkt devir yapılabilir mi? Yoksa mevcut kiracının dava mı açması gerekir? Çünkü dava açarsa baya sürecek ve şu an orayı yeni isteyen kiracı da kullanamayacak.

Bir makalede (Serhat Küçükçapraz, Kira İlişkisinin Devri, https://dergipark.org.tr/en/download...e-file/1219855 ): "işyeri kiralarında haklı sebep olmaksızın devre onay verilmezse dava açma yetkisi kiracıdadır.Kiraya verenin vereceği onayın şekli TBK m. 323’te yazılı şekil olarak kabul edilmiştir. Devir sözleşmesi sözlü olarak yapılsa bile kiraya verenin onayının yazılı şekilde olması gereklidir. Aksi halde yapılan devir işlemi geçersiz olacaktır." şeklinde yazmakta ancak emsal göremedim. Yardımcı olur musunuz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :123, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : pati, Tarih : 08-08-2022 14:18
Merhaba Meslektaşlarım,

Kesinleşen icra takibi için, kişinin çalıştığı işyeri olan limited şirketine maaş haczi yazı icra dairesi aracılığı ile gönderildi. İşveren vekili, firmanın ödemeleri yapacağını beyan ederek bildirim de bulundu, 4 ay ödemeler maaştan dörtte bir kesinti yapılarak icra dairesine yatırıldı. Ancak 5. ay ödemesini firma yatırmadı, bunun üzerine maaş haczi tekit müzekkeresi gönderdim, tebliğ edilmiş olmasına rağmen, limited şirketten hiç bir cevap veya ödeme gelmedi. Bu durumda İİK 356. md uyarınca işlem yapılmasını talep edebilir miyim? İşvereni borçlu ekletebiliyor muyum?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :167, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 07-08-2022 02:08
Merhabalar
Müvekkil dükkanını 2011 den beri kiraya vermiş ve kiracısının ay basında ödemesi gereken kira bedelini başından beri düzenli gününde yapmadığını söyleyerek tahliye davası açmamı istemiştir. Sözleşmede bir son ödeme günü yok 01/06/2011 başlangıç tarihli aylık ödeme yapılması kararlaştırılmış bir sözleşme. Ben de tahliye için iki ihtar gönderdim ama kiracı ikinciye cevap yolladı ve yıllardır ay başında değil ayın 15 ve 20 si arasında ödeme yaptığını, ihtar gönderilen ayların da bedelini 15-20 si arasında yaptığını dolayısıyla gecikme olmadığını söylemiş. Müvekkil bana düzensiz ödediğini söylemişti bu cevaba istinaden ben de ayın 5i gibi ihtarları göndermiştim ancak bu cevap sonrası uzun zamandır 15-20 arasında ödendiğini söyledi. Öte yandan 5 yıl önce Müvekkil bir kere daha kendi ihtar çekmiş aynı sebeple ama sonra ödemeler aynı şekilde 15-20 si arasında ödenmeye devam edilmiş, Müvekkil de almış itirazsız. Bu durumda ödeme zamanı için 15-20 si olarak teamül oluşmuştur denilebilir mi? Müvekkilin kendi yolladığı eski ihtar tek seferlik bir itiraz da olsa teamül oluşmasını engeller mi ?
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :239, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : AHMET01, Tarih : 05-08-2022 23:19
Değerli Meslektaşlarım !

İlgili BAM Ceza Dairesinin, karşı tarafın temyiz dilekçesini cevap için tebliğe çıkarmadan dosyayı temyize göndermesi bir bozma nedeni değil midir? Bu konuda içtihat var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :278, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avkilicaslan, Tarih : 05-08-2022 16:41
Sevgili meslektaşlarım öncelikle merhaba. Asliye Hukuk mahkemesinin Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakmış olduğu bir dosyada, tensip zaptının tarafımıza tebliği ile başlayan ve 2 haftalık kesin süre olan delil listesi sunma süresi, adli tatil içerisinde işler mi? Yoksa adli tatilin bitiminden itibaren 1 hafta uzar mı?

Şöyle bir durumumuz var. dosyaya bugün (05/08/2022) vekalet sunduk. 08/08/2022 tarihi delil listesi sunma süremizin sonra günü. Ben dosyada benden önce verilmiş olan cevap dilekçesini ıslah edeceğim. Ancak tarafımızca henüz ıslah dilekçesi sunulmadı ve hazırlanması da zaman alacak. Islah dilekçesi ile göstereceğim delilleri,şimdiden delil listesi ile sunmanın usule uygun olmayacağı kanaatindeyim. Eğer zaman delil listesi sunma süremiz adli tatil sonrasına uzayacaksa, öncelikle rahat bir şekilde cevap dilekçesini ıslah edip sonrasında delil listemi sunmayı düşünüyorum. Bu durumda öneriniz ne olurdu?

Şimdiden cevaplarınız için çok teşekkür ederim...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :284, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : lawyer sawyer, Tarih : 05-08-2022 15:47
Herkese merhaba,
Ferdi kaza sigortası genel şartlarına göre kazanın tanımı şöyledir;

''Bu poliçedeki Kaza tabirinden maksat ani ve harici bir hadisenin tesir ile
sigortalının iradesi dışında ölmesi veya cismani bir arızaya maruz kalmasıdır ''

Somut olayımızda, müteveffa ile yakın akrabası evlerine giren hırsızı silahla bahçede kovalamış, akrabası tarafından hırsız sanılarak silahla vurulan müteveffa olay yerinde vefat etmiştir.

Savcılık dosyası olay hakkında taksirle öldürmeden soruşturma başlatmıştır.

Ferdi kaza sigortası poliçesinde ölüm teminatı ile kaza sonucu teminatı ayırt edilmiş ve kaza sonucu ölüm teminatı daha fazladır. Ancak sigorta şirketi söz konusu olayda kazalı ölüm değil ölüm tazminatı vermek istemekte dolayısıyla ölüm tipini kaza olarak görmemektedir. Sizce somut olay kaza sonucu ölüm teminatı kapsamında mıdır? Bu konudaki yorum ve fikirlerinize çok ihtiyacım var. Elinde buna benzer içtihat yada tahkim kararı olan varsa paylaşabilir misiniz. Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :304, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av. aee, Tarih : 05-08-2022 10:48
iyi günler dilerim.
açılmış ve önüme gelen bir boşanma davasında davacı talep kısmında "davalı üzerine kayıtlı ..... plakalı aracın maddi ve manevi tazminat olarak davalıdan alınarak tarafıma verilmesine" şeklinde beyanda bulunmuştur.
sizce bu şekliyle bir talep yerinde midir? maddi tazminat, araç olarak yani ayni olarak talep edilebilir mi? manevi tazminat ayni olarak talep edilemez (tmk 174/2 gereği para olabilir) ama edilebilir mi? karşılaşan oldu mu?
değerli yorumlarınız için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :323, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : slnn, Tarih : 05-08-2022 08:16
Merhaba

Ipotek resmi senedinde "İstanbul mahkemeleri yetkili" denmesine rağmen ipotegin paraya cevrilmesi yoluyla ilamsiz takipte takip taşınmazın bulunduğu yer olan Kocaeli'de açılmış.

Yetki itirazı sunuldu.

Yetkili yer neresidir?

Yorum yapacak meslektaşlara şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :307, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : yeditepelişehir, Tarih : 04-08-2022 18:50
Değerli arkadaşlar merhaba. İş kazasından kaynaklı bir tazminat davamızda hakim gerekçeli kararında ‘’..Davacı tarafın dava dilekçesinde aldığı ücrete ilişkin bir beyanının başka bir ifade ile asgari ücret üzerinde bir gelirle çalıştığına ilişkin beyanının bulunmadığı ,ancak yargılama aşamasında talep sebebiyle mahkememizce emsal ücret araştırması yapıldığı, bu anlamda davacının iddiasını genişlettiği ve davalı tarafın buna muvafakat vermediği, Koop-iş Sendikası tarafından 2016 yılı itibariyle emsal ücretin net 2750 TL olarak belirtilmişse de davacının sendikalı işçi olmadığı ve tanıklarının davacının aldığı ücrete ilişkin bir beyanda bulunmadığı hususları birlikte değerlendirilerek tazminat hesabında asgari ücretin esas alınması gerektiği kabul edilmiştir.. “ demek suretiyle neden asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın hükme esas alındığını açıklamıştır. Sormak istediklerim ve eldeki veriler şu şekildedir :

1- Dilekçemizin ‘’ AÇIKLAMALAR’’ kısmında ‘’müvekkilimizin asgari ücretin üzerinde kazancı vardır ya da X tl ücret alıyordu’’ şeklinde bir beyanımız mevcut değildir. Mahkeme bu tespit bakımından haklıdır fakat deliller kısmında ‘’ emsal ücret araştırması’’ na dayanılmıştır. Yine ve fakat deliller kısmında maaş bordrosuna da dayanılmıştır. (muhtemel kopyala yapıştır kazası). Böyle bir durumda istinafta dilekçenin bir bütün olduğunu, açıklamalar kısmında asgari ücretin üzerinde kazanç elde edildiğine dair beyan olmasa bile deliller kısmında ‘’emsal ücret araştırması’’ da mevcut olduğu için burada genişletilen bir iddia yoktur ve dolayısıyla karşı tarafın muvafakatine de ihtiyaç yoktur, şayet dilekçemizde müvekkilin gelirine dair bir belirsizlik kanaati mevcut idiyse mahkemece HMK 31 gereğince aydınlatma ödevi çerçevesinde bizden açıklama istenebilirdi , Sonuç itibariyle dava dilekçesinde yargılama neticesinde bir tazminat istendiği ve deliller arasında emsal ücret araştırmasına dayanılarak asgari ücretin üzerinde gelir elde edildiğine dair irade beyanının bulunduğu açıktır ve bu tazminatın belirlenmesinde davacının elde ettiği gerçek gelire göre bir hesaplama yapılması gerekeceği sabittir… gerekçesiyle hareket etsek bir işimize yarar mı ?

2- Yine ‘’Tanıkların müvekkilin gelirine dair bir beyanda bulunmaması konusunda ise tanıklara mahkemece bu yönde bir soru yöneltilmemiştir ve haliyle tanıklar bu yönde bir beyanda bulunmamıştır.. Davanın esasına ilişkin bu önemli hususta mahkemece tanıklara bu yönde soru sorulması gerekirdi’’ şeklindeki gerekçemiz işimize yarar mı?

Kısaca hakimin aydınlatma ödevinden hareket edebilir miyiz? Ya da dilekçe bir bütündür ve deliller kısmında emsal ücrete dayanmış olmamız da bir vakıaya dayanmış olma gibi değerlendirilebilir mi? Ya da istinaf net bir şekilde bu anlattıklarımızın aydınlatma ödevi ile bir ilgisi yok, dilekçenizde açıkça talep etseydiniz ya da açıklasaydınız mı der?

Adli tatilde buraları okuyup Değerli fikirlerini ve cevaplarını sunan herkese şimdiden çok teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :350, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : fadimugrlu, Tarih : 03-08-2022 16:18
merhabalar meslektaşlarım.
bir müvekkilim ipotek borçlusu olarak, asıl borçlunun kredi taksitlerini ödedi. şimdi asıl borçluya rücu edeceğiz; ama bir yıl ve yarım yıl önce ödediği taksitler için adi kanuni faiz işletip o faizleri de isteyecek miyiz? yoksa faiz istemeyecek miyiz?

şimdiden teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :407, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : kubrick, Tarih : 03-08-2022 15:02
Merhaba,

Kiracı hakkında yapmış olduğumuz örnek 13 icra takibine itiraz sonucu itirazın kaldırılması ve tahliye davası açtık. takibin devamı ile davalının tahliyesine karar verildi; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 günlük süre geçti.

icra dosyasına yeni ilam tarafımızca sunularak ilam doğrultusunda eklenen alacak kalemleri ve ferilerini içerir örnek 4-5 icra emri ve tahliye için örnek 2 icra emri hazırladık. örnek 4-5 icra emrine daha evvel tebliğe çıkardığımız ödeme emrinde yer alan kira alacağı ve işlemiş faiz kalemlerini de ekledik. özetle 4-5 icra emri, ilk takip açtığımızda mevcut alacak kalemleri + ilamda belirtilen alacak kalemleri ve ferileri olacak şekilde düzenlendi.

icra müdürü örnek 4-5 icra emrinin sadece mahkeme ilamında yer alan alacak kalemleri yönünden düzenlenmesi gerektiğini, örnek 13 ile tahliye talebinde bulunduğumuz ve mahkeme tahliye kararı verdiği için örnek 2 ye gerek olmadığını; talebimizi bu doğrultuda düzenlememiz gerektiğini belirtti.

yaptığım araştırmalarda tahliye kararından sonra gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 günlük sürenin geçmesi dışında ayrıca tahliye emri gönderilmesi gerektiği ile ilgili bir hususa rastlamadım ancak mahkeme ilamına dayanarak tahliye talep ettiğimiz için örnek 2 düzenlenmemesi konusunda emin de olamadım.

konu ile ilgili yardımlarınızı rica etmekteyim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :429, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : AHMET01, Tarih : 03-08-2022 09:38
Değerli Meslektaşlarım!

6100 HMK m.92/2 “Resmî tatil günleri, süreye dâhildir. Sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde, süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter” denmektedir. Bu genel kuraldan yola çıkarak;

7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. Maddesi ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 35. Maddenin, geçerlilik süresi en son uzatmalarla beraber 31.07.2022 Pazar günü sona ermiştir. Sona erme tatil gününe denk geldiğinden sürenin bu günü takip ilk iş günü olan 01.8.2022 pazartesiye uzaması iddia edilebilir mi?

Gerçi basın aracılığıyla yapılan bilgilendirmelerde 31.7.2022 Pazar günü sona ereceği ifade ediliyordu. Fakat bunun da son günü tatile denk geldi. Bu kuralın burada uygulanmaması gerekliliği konusunda nasıl sağlıklı bir gerekçe ileri sürülebilir? Bunu tartışabilir miyiz?

Not : Sorunun son kelimesi "denebilir mi?" olacaktı.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :420, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.ElifAktasyaka, Tarih : 30-07-2022 22:20
Merhabalar Saygıdeğer Meslektaşlarım,

Müvekkil toptan kırtasiye malzemeleri satan bir A.Ş. Bir fuar vesilesi ile birden fazla kırtasiye ile anlaşıp sipariş formları oluşturuluyor. Kimi kırtasiye sahibi ödeme yapıyor kimisi yapmıyor. Müvekkil firma fiyatların artması sebebi ile birkaç ürünü gönderemeyeceklerini, ya farkının verilmesini ya da siparişi iptal edin şeklinde bayilere bildirimde bulunuyor.

Sipariş formunun alt kısmında "işbu sipariş formunda görünen fiyatlar, sipariş formu tarihinde bayiye sağlana tavsiye niteliğindeki satış fiyatlarıdır. Fiyatlarda güncelleme yapılabilir.." şeklinde bir not yer almaktadır.

Sorum netice olarak şu, müvekkil firmanın bu sebeple ürünü vermekten kaçınmasının hukuki dayanağı nedir? Veyahut alıcı olan bayiler hangi hukuki dayanağı gösterip ürünlerin o fiyattan verilmesini isteyebilir veya isteyebilir mi?

Şimdiden nazik cevaplarınız için teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :539, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Tuba A., Tarih : 30-07-2022 14:21
Merhaba meslektaslarim,

Muvekkil evlilik birliginde alinan ve tapusu kendi uzerine olan tasinmazi esinin istegi uzerine satis parasi ile baska bir gayrimenkul projesinde yatirim yapmak adina 2020 yilinda ucuncu bir kisiye satiyor. Akabinde satis bedeli muvekkile hic verilmeden bir gayrimenkul projesi icin muteaahhite aktariliyor. Halihazirda ne bir tapu ne de bir para muvekkile verilmis degildir. Esinin uzerine de bir sey yoktur. Muvekkil yakin zamanda esinin kendisini aldattigini ogrendiginden bosanmak istemektedir. Yukarida izah edilen durum ile ilgili muvekkilin bir hakki var midir? Bu husustaki tecrube ve dusuncelerinizi ogrenmek isterim. Simdiden cok tesekkur ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :611, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : hukuktayenibiri, Tarih : 27-07-2022 16:31
Herkese iyi çalışmalar dilerim.
1-Hem tahliye taahhüdünde hem de kira sözleşmesinde taşınmazın kapı numarasını her ne kadar 11/3 olarak belirtmişsek de doğru numaranın 11/4 olduğunu öğrendik. takip talebinde doğru numarayı girmemiz gerektiğini düşünüyorum. aksi takdirde itiraz sonucu dava açtığımızda aktif husumet yokluğu sebebiyle davamız reddolacaktır.(11/3 tarafımıza ait bir yer değil) Sizin bu konudaki fikriniz nedir?
2-Takip başlatırken 1 yıllık kira bedeli üzerinden harçlandırma yapılıyormuş.kiracı 600 TL'ye oturuyordu. ancak kira sözleşmesinde yenileme halinde tüfe oranında arttırım yapılacağı yazıyor. ben takipte yine 600*12 olarak giriş yapacağım değil mi?
3-Sözleşme süresi 10.07.2022 tarihinde sona erdi. Tahliye için taahhüt edilen tarih de bu .İcra takibine başvurmak için 10.08.2022 tarihine kadar süremiz var. itiraz sonrası açacak olduğum itirazın kaldırılması ve tahliye talepli dava için süremiz nedir acaba?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :661, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05594110 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.