Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
Haber Ekleyin

Yazan : AvÜG, Tarih : Bugün 18:45
Merhabalar öncelikle,
Site içerisinde konuya ilişkin bir başlık bulamadım. Daha önce sorulmuşsa ve ben bulamamışsam kusura bakmayın.
Konuya kısaca özetlemeye çalışayım. Dava konusu taşınmazlar; daha önce kadastrosu yapılan ancak iki köyün sınır anlaşmazlığı ve muhtarların itirazları nedeniyle çıkmış tapuları iptal edilen bir alanda yer alıyor.
Yaklaşık 4 ay önce de Kadastro Kanunu madde 18 ve Geçici madde 8'e dayalı olarak kadastrosu yapılıyor. A. D. zilyetliğinde olduğu ve A.D. tarafından tarla olarak kullanıldığı , tarla vasıflı olarak Hazine adına tespit edildiği yazıyor tutanaklarda. Hazine daha sonra burayı zilyede satacak, taşınmazların değer hesaplamaları yapılmış.
Olayın dava konusu olan kısmı ise şu şekilde; bu taşınmaz aslen kök muris M.D. tarafından 1950lerde imar ve ihya edilerek kullanılmaya başlanmış. İçerisinde yıkık bir ev çeşitli ağaçlar var. Zilyet olduğu tutanaklarda tespit edilen mirasçılardan A.D. tarafından da senelerdir hububat ekilmekte.
Kök murisin 12 tane mirasçısı var. Zilyet olarak hepsinin tespit edilmesi gerekirken köyde yaşayan mirasçı A.D. yalnızca kendi adını yazdırınca problem çıkıyor.
Şimdi tüm mirasçılar dava açmak istiyor.
Öncelikli düşüncem; bu taşınmazın Hazine adına yapılan tespitinin iptali ile K.K. madde 14 ve 17'ye dayalı olarak mirasçılar adına tescilini istemek. Yalnız bu talebimizin reddedilme ihtimaline karşılık da hazinenin üstün otoritesini kabul etmemek şartıyla A.D. adına yapılan zilyetlik tespitinin iptali ile M.D. mirasçılarının zilyet olarak tespitini talep etmeyi düşünüyorum. Bu şekilde terditli bir talep birincil talebim olan tescili tehlikeye düşürür mü? Bu ilk sorum.
İkinci sorum şu şekilde, ikincil talebim olan zilyetlik tespitine itirazda A.D. davalı olmak durumunda. Ancak mirasçılar adına tescil istediğim birincil talebimde; mahkeme tüm mirasçıların davacı olarak davaya dahil edilmesini ister mi? Uygulamada bu durum nasıl oluyor? İştirak halinde mülkiyette tek bir mirasçının dava açmasının yeterli olacağını düşünüyorum ancak emin olamıyorum.
Bir de, en başta bahsettiğim iptal edilen kadastronun üzerinden 20 yıl geçmemiş. yaklaşık 70 yıldır malik sıfatıyla zilyetlik söz konusu ancak Yargıtay kararlarında tespit dışı bırakılmadan itibaren 20 yıllık zilyetlik aranıyor, iş bu davada bu gerekçeyle davamızın reddedilme ihtimali var mıdır?
Son sorum; tescil talebimin reddedilmesi ve zilyetlik tespitine itirazımın değerlendirmeye alınması halinde, mirasçılar arasında olağanüstü kazandırıcı zamanaşımının işlemeyeceğine dair içtihadı birleştirme kararının geçerlilik durumu nedir? Aksini söyleyen makaleler okudum, bu sebeple aklım karıştı. Tüm tanıklar taşınmazın kök muristen kaldığını belirtecektir. Ancak halihazırda taşınmaz içerisinde ekili hububatın A.D. tarafından ekildiğini de söyleyecektir. A.D. nin taşınmaz içerisinden aldığı ürünlerden diğer mirasçılara vermediğini biliyorum. Mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımının işlemediğine dair güncel yargıtay kararı olan varsa çok iyi olur.
Çok uzun oldu lütfen kusura bakmayın. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Burak K., Tarih : Bugün 13:20
Sevgili meslektaşlarım, herkese hayırlı günler diliyorum.

Yakın zamanda çok garip bir olay yaşadım, belki bilmediğim bir şey vardır diye sormak istedim. Tedbir talebim ilk derece mahkemesi tarafından reddedildi. Bende talep edilen 200 tl masrafı "Gider avansı" olarak yatırıp istinaf dilekçemi verdim. Süresinde yatırmama rağmen 'masraf yatırılmadığı' gerekçesiyle istinafa dosyayı göndermemişler...

Mahkeme ödeme kalemi de girmediği için gider avansı olarak yatırmıştım. Ben mi bir eksiklik yaptım yoksa yaptığım ödemeyi mi görmemişlerdir? Daha önce böyle bir durumla karşılaşan oldu mu?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :24, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Ö. Yandım, Tarih : Bugün 10:20
Değerli meslektaşlarım izale i suyu davasında eksik tebligatolduğu karardan sonra satıştan önce anlaşılırsa sadece o kişiye tebliğ mi edilir yoksa ne olur saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :41, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : şinas, Tarih : Dün 22:31
yaklaşık 30 yıl önce ölmüş biri var ve tapuda adına kayıt görünmüyor aksine mirasçının murise ait olduğunu iddia ettiği yerler başkası adına kayıtlı görünüyor. bu durumda tespit davası mı açılması gerekir?
çünkü olağanüstü zamanaşımı ile kazanım gerçekleşmiş olması ihtimalinde dava açılmış, tebliğ edilmiş, 3 ay ilan verilmiş olması gerekiyor. ama böyle bir dava mevcut değil.
geriye sadece murisin ölmeden önce satış yapmış olması ihtimali kalmıyor mu?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :66, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : şinas, Tarih : Dün 22:23
24 ay taahhütlü internet aboneliğini 12 ay dolduktan sonra feshettim. cayma bedeline ilişkin taleplerine karşı tüketici hakem heyetine başvurdum. ancak heyet başvuru konusu görev alanı dışındadır diye karar vermiş. bu karara itiraz etmek istiyorum. kararda nereye başvurmam gerektiğini belirtmemişler. belirtmeleri gerekmiyor muydu? belirtmemeleri hukuka aykırılık oluşturur mu?
ayrıca itirazımda kararın iptalini mi istemem gerekiyor? başvuru konumun tüketici hekem heyetinin görev alanına girdiğini düşünüyorum. itiraz ettiğimde tüketici mahkemesi hangi konularda karar verebilir?
ayrıca başvurum tüketici hakem heyetinde incelenirken bana icra takibi başlattılar ve itiraz ettim. tüketici mahkemesine takiple alakalı talepte bulunabilir miyim?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :72, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : kalemhukuk, Tarih : Dün 16:16
Meslektaşlarım merhaba

Müvekkilimin annesi, kendi babası ile (müvekkilin dedesi yani) mirastan feragat sözleşmesi yapıyor. Sözleşme ivazsız. Müvekkilin dedesi ölüyor ve mirasçıları veraset ilamı çıkartıyorlar, veraset ilamında müvekkilin annesi mirastan feragat ettiği için veraset ilamında görünmüyor yani payı yok. Buraya kadar bir problem yok. Müvekkilin annesi vefat etti ve ivazsız feragat sözleşmesi altsoyu bağlamayacağı için müvekkil adına dava açacağım. Fakat burada hangi davayı açmam gerekiyor? Asliye hukukta veraset ilamının iptali davası mı açmam gerekiyor yoksa sulh hukuka başvurup direkt veraset ilamı talebinde mi bulunmam gerekiyor. İkilemde kaldım. Önerisi olan varsa şimdiden çok teşekkür ederim. İyi forumlar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :104, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mehmet Mustafa ÖZÜNVER, Tarih : Dün 12:41
Müvekkilimizden vekalet alan A, müvekkilin taşınmazını yakın akrabası B ye satış göstererek temlik ediyor. Yıllar sonra müvekkilin satıştan haberi oluyor. A ya karşı muvazadan kaynaklı tapu iptal tescil mahkeme uygun görmezse vekalet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklı terdiden tazminat davası açıyor. Dava devam ederken, kayıt maliki olan B'yi davalı olarak davaya dahil edilmesine ilişkin dilekçe veriyor. Ancak mahkeme dahili davalı yoluyla davaya üçüncü kişinin katılımının sağlanmasının mümkün olmadığını belirterek talebi red ediyor.

Kısaca müvekkilimiz tapu iptal tescil talep ettiği halde davasını sadece A ya karşı açtığından ve B ye karşı yeni bir dava açıp birleştirmediğinden, mahkeme davayı haklı bulmasına rağmen davanın kayıt malikine karşı açılmamış olması sebebiyle tapu tescil talebini red etmekle birlikte tazminatı uygun bularak terditli hüküm olan tazminata hükmediyor. Bu süreçten sonra dosya bize geldi.

Soru : Müvekkil hükmedilen tazminata ilişkin A ya karşı icra takibine girişmiştir. Bu durumda,A ya karşı olan takipten vazgeçip, B alaeyhine bu aşamada tapu iptal tescil davası açılabilir mi? Muvazaa mahkemede kanıtlanmış olmasına rağmen B nin zamanında davaya dahil edilmemesi neticesinde hükmedilen tazminat, geçersiz bir hukuki ilişkiye geçerlilik kazandırır mı?

Yer çok kıymetli ve 1/1000 ölçekli imar planı içerisinde bulunmasına rağmen zamanında bilirkişi tarım arazisi vasfıyla taşınmaza değer biçtiğinden çıkan tazminat gerçek değerinin 1/30 u olarak belirlenmiştir. Bir yolunu bulup tapu iptalinde yoğunlaşmam gerekiyor. İlgilenen tüm meslekdaşlara şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :114, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avhbkilicarslan, Tarih : Dün 11:35
Merhaba kıymetli meslektaşlarım.

Müvekkil şirket bir elektronik kitap uygulaması üretiyor. Bu uygulamada yaklaşık 1000 adet kitap olacak ve bu kitapların hepsi belirli bir yayınevine ait. Uygulamayı ise sadece anlaşma sağladığı okulların öğrencilerinin girişine sunacak.

Şimdi bu 1000 adet kitabın dijital yayımı için yayınevi ile bir anlaşma yapacağız. Her kitap için kendilerine aylık bir miktar ücret ödenecek. Bu sırada yayınevi kitaplarını satmaya devam edebilecek. Müvekkil şirket de özel okullarla yapacağı anlaşma ile öğrencilere uygulamayı kullanıma açacak.

Bu durumda müvekkil şirketin telif hakkı sahibi yayınevi ile yapacağı sözleşme lisans/ruhsat sözleşmesi mi olmalıdır? İçeriğe dair tecrübeli meslektaşlarımın fikirlerini bekliyorum. Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :100, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : midyat47, Tarih : 22-01-2021 14:35
merhabalar değerli meslektaşlar, müvekkil iki ayrı asliye ceza dosyasından beraat almıştır. Bu dosyalar için haksız yakalama ve gözaltı için hazineye tazminat davası açacağız. iki ayrı dosyadan beraat nedeniyle tazminat davası için tek bir dava mı açmalıyız yoksa her bir dosyadaki beraat için ayrı ayrı mı tazminat davası açmalıyız . birde uyaptan dava açmak için hazinenin vergi numarasını nasıl bulabilirim şimdiden teşekkürler..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :196, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : duyguuozcann, Tarih : 22-01-2021 13:33
Merhaba Herkese.Kolaylıklar diliyorum

Vergi inceleme raporu müvekkile tebliğ edildi ancak daha cezası elimize ulaşmadı. Raporda defterlerin usulsüz ve noksan tutulduğundan bahisle belli bir kdv tutarı çıkarmış. Bu işlemin vergi ziyaı cezası da kesileceğini düşünüyorum. Şu aşamada sadece vergi inceleme raporuna itiraz edebilir miyim ? Bu raporun niteliğini bilmediğim için soruyorum. Ve itiraz dilekçem nasıl olmalı ? Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :180, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.3, Tarih : 22-01-2021 12:11
Değerli meslektaşlarım

1 aylık kira bedeline ilişkin 13 örnek icra takibine itiraz sonrası itirazın kaldırılması ve tahliye kararına karşı 1 aylık dosya borcu + ilam borcu + takip eden 3 ay teminat karşısında takip durduruldu. İlerleyen süreçte karar onaylandı ve 1 aylık icra takibi kesinleşti. İcra müdürü 3 aylık teminatın ödenmeyeceğini ve sadece 1 aylık icra takibinin ödeneceğini; ilamdaki borçlar için de tekrar ödeme emri gönderilmesi gerektiğini ifade etti. Takibin kesinleşmesi sürecine kadar 3 aylık kira bedeli de muaccel oldu ancak Dosyada teminat olarak durduğu için ayrıyeten mükerrer ödeme olmaması için 3 aylık döneme yönelik icra takibi başlatmadık.

Dosyaya yatan teminatın dosyanın kesinleşmesine müteakip tarafımıza ödenmesi gerekmez mi ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :198, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : hukuksever38, Tarih : 22-01-2021 08:44
Merhaba bir konuda yardımlarınıza ihtiyacım var ( Her nekadar dava açıp süreç devam ediyorsada akıl akıldan üstündür )
KIsaca olayı anlatmam gerekirse madde madde ilerliyorum
1.A şahsı B şahsına kambiyo senedinden dolayı borçludur.
2.B şahsı A şahsının evine fiili haciz işlemine girişiyor. Burada B şahsının avukatının sözlü tacizine ve hakaretlerine maruz kalıyor.
3.C şahsı haciz anında yaşanan olaylardan ötürü B şahsının avukatı aracılığı ile senet veriyor ve TBK 201. maddesine göre protokol gerçekleşiyor. C şahsının eşinin protokolde ve senette imzası yok . TBK 584 madde ihlal ediliyor.
4.C şahsına B şahsı icra işlemine başlıyor.
5.C şahsı menfi tespit davası açıyor.( Mahkeme Yargıtay kararı olmasına rağmen Arabuluculuk şartından dolayı red ediyor olay BAM da )
6 C şahsının tapularına haciz konuyor ve evine fiili haciz yapılıyor.

Bu konu hakkında yorumlarınızı beklemekteyim .
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :199, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : mjalda, Tarih : 21-01-2021 18:46
müvekkil sahibinden.comda bir ilan görüp bu işi meslek edinmeyen birinden ( daha doğrusu meslek edinip edinmediği belirsiz birinden ) 176.000.km diye satın alıyor; noterde sözleşmeye 300.000 yazılmış sonradan fark ediyor.Bu arada aracın önceki muayene kayıtlarında km ile de oynandığını tespit ediyor sonradan ve ekspertiz incelemesi yaptırıyor burada da aracın km'si 459.000 çıkıyor ve aracı 4.000.TL verip ayrıca tamir ettiriyor.Bu arada noterde aracın satım bedeli 2.000.TL civarı eksik gösterilmiş bir kısım para elden verilmiş.Müvekkil değer kaybı oranında indirim istiyor.Bu durumda;

İhtar öğrenmeden itibaren ne kadar süre içinde çekilmeli;
Dava Asliye Hukukta mı açılacak;( Ki satıcının bunu meslek edinip edinmediğini ispatlayamayacağım için ben öyle düşünüyorum.)
Arabulucuk ( Asliye Hukuk için ) zorunlu mu,
Faiz nasıl olmalı ve hangi tarihten,
Ayıp oranında bedel farkının özel bir hesaplama yöntemi varmı;
Dava kısmi mi belirsiz mi açılmalı .

Elinde ihtar ve dava örneği olan meslektaşlarım varsa sevinirim.Şimdiden Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :263, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avkulabas, Tarih : 21-01-2021 15:35
Merhabalar değerli meslektaşlarım. Müvekkil ve kardeşi arasındaki bir davada, davacı kardeş olan karşı taraf 2001 yılında kalan mirası diğer kardeşlerle paylaşmışlar; en son kalan ev ve iki parçadan oluşan arsası için de kura çekmişler. Köyde kalan kardeşe ev ve arsası, Davacı olan diğer kardeşe de evin avlusu olan öbür arsa düşmüş ve bu şekilde tapuda tescil olunmuş. Şimdi aradan 18 yıl geçtikten sonra davacı ve davalı müvekkil arasında tartışma çıkmış; davacı kardeş tapunun kadastroda yanlış tescil edildiği dolayısıyla aslında ev ve arsasının kendine düştüğünü o zaman aralarında anlaşmazlık çıkmayacağını düşünerek tapuyu düzeltmediğini iddia ederek dava açmış. buna ilişkin ispat niteliğinde somut bir delili de bulunmamaktadır. Mahkeme yine de tapunun iptali ve davacı adına tesciline karar vermiş. Bu durumda ne yapabiliriz? tavsiye ve vereceğiniz bilgilerden dolayı şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :256, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.semakeles, Tarih : 21-01-2021 13:54
Herkese iyi günler. Araştırmalarımda kafamı karıştıran bir konu hakkında fikrinizi almak istedim.

Müvekkilin emeklilik başlangıç tarihinde SGK tarafından bir hata yapılmış ve müvekkil bu nedenle emeklilik maaşını 5 ay gecikmeli almıştır. Bizde bu durumun tespiti ve arada alınamayan 5 aylık emekli maaşını talep ettiğimiz bir idare davası açılmıştır. Davamız şu anda reddedilmiş olmakla beraber dosya bölge idare mahkemesine taşınmıştır. Ancak gelinen süreçte davalı idare karşı vekalet ücreti için icra işlemini başlatmış.

Böyle bir durumda kesinleşmeyen karar icra takibine konulabilir mi? Kararın kesinleşmemesi nedeniyle itiraz etmeli miyiz?

Fikirleriniz için şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :262, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat1077, Tarih : 21-01-2021 13:46
Merhabalar...

Anlaşmalı boşanmada çocuğun velayetini anneye veren baba sonradan velayetin değiştirilmesi için dava açtı.Kişisel ilişki kurmak için aldığında çocuğu anneye kısa sürede düşman etmiş. Çocuk anneye gelmiyor ve bağırarak anneye gitmeyeceğini söylüyor.Elimizde çocuğun anneyle güzel ilişkisine dair ve ayrıca babaya gittikten sonraki 365 derece değişen davranışlarına ilişkin video kayıtlarımız var.

Sorularım şunlar; Babanın açtığı velayetin değiştirilmesi davasında karşı dava açmaya gerek kalmadan biz de babayla kişisel ilişkinin kaldırılmasını talep edebilir miyiz.

-Çocuğu almaya icra yolu ile gideceğiz.Fakat çocuk anneye düşman olmuş gelmeme ihtimali çok yüksek.Bu durumda icra mahkemesine şikayet yolu var.Sonuç almam mümkün mü?

-Bunun dışında başka ne yapmamı önerirsiniz.

(Baba eğer annene gidersen sana aldığımız kedi ölür.Annene iyi davranma ..vs.birsürü şeyler söyleyerek çocuğu anneden soğutmuş.7 Yaşındaki çocuk annesini, bana kötü davranıyor diyerek karakola şikayet etmiş babasıyla tabi...Çocuk aşırı duygusal. Anne çocuğu zaten önceden de pedagoga götürüyormuş. Anne çocuğunu bir an önce alarak bu korkularının tedavisi için psikoloğa götürmek istiyor.Çocuğu kaybetmek üzere, durum oldukça vahim.)

Teşekkürler...Saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :253, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.toraman55, Tarih : 21-01-2021 12:12
Değerli Meslektaşlarım , müvekkilim babasına elden ve banka posta havalesiyle muhtelif tarihlerde ödünç para gönderiyor . Cok uzun yıllar boyunca para gönderdiği içinde toplam gönderilen miktarı bilmediğinden ben vekili olarak bankaya durumu bildirdim ve para transferi hakkında bilgi istedim Avukatlık Yasasına dayanarak . Bankaca müvekkilimin banka hesabı olmadığını hesaptan yapılan bir transfer olmaması nedeniyle davalının hesap bilgileriyle bu durumunun sorgulanacağını fakat üçünçü kişiye ait hesaplar konusunda bana bilgi vermeyeceklerini belirterek talebim red edildi. Bilgi vermeleri konusunda ısrarcı olmama rağmen bilgi temin edemedim. Borçluya çekeceğim ihtar içinde miktarı belirleyebilmem gerekiyor. Bu durumda bankaya karsı hukuki yollara mi basvurmayalıyım yoksa delil tespiti mi istemeliyim yardımcı olabilirseniz sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :240, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Tulse, Tarih : 20-01-2021 14:01
Herkese merhaba.
Şirketler ile ilgili bir sorum olacaktı.
A şirketi diyelim, belli bir ünü var.
Bu şirkette çalışanların bir kısmı, henüz şirketten ayrılmadan bu firma ile aynı kolda bir şirket kuruyorlar ve isimleri de birbirine çok yakın.
Sonrasında B şirketini kuranlar ayrılıyorlar A şirketinden. A şirketi kendi bilgisayarlarında yaptığı incelemede B şirketini kuran kişilerin henüz şirketten ayrılmadan şirket kurduklarını vs görüyor.
Burda B şirketini kuranların savunması ne yönde olabilir?
Ve A şirketi ağırlıklı olarak hangi savunma ile gelir?
Çok teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :282, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.semakeles, Tarih : 20-01-2021 13:18
Herkese iyi günler ve iyi çalışmalar. Araştırma yapmama rağmen kesin bir sonuca varamadığım bir konu hakkında fikirlerinizi almak isterim.

Müvekkil 2012 yılında bir devremülk sözleşmesi imzalıyor. Ancak devremülk 2016'ya kadar KULLANIMA açılmıyor. Tam açıldığı zaman ise 15 Temmuz süreci yaşanıyor ve devremülk kullanılamıyor. Daha sonraki süreçte taraf şirket kapanıyor ve yeni bir şirkete devir gerçekleşiyor. Yeni şirket ise şu an müvekkile yeniden sözleşme imzalatmak istiyor. Sizlere sorum;

-Müvekkil kullansa da kullanmasa da aidat ödemeli ama bu durum devremülkün KULLANIMA AÇILMAMASI durumunda da geçerli mi?
-Müvekkil bu yeni şirketle sözleşmeyi yenilemesi gerekiyor mu?

Vereceğiniz cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :278, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Batu Han, Tarih : 20-01-2021 08:54
Son dönemlerde mahkemelerden öyle kararlar çıkıyor ki inanılır gibi değil. Haliyle Yargıtay'dan da zehir zemberek bozma kararları geliyor.

Hukukla bağdaşmayan karar veren hakimlerin subjektif açıdan tarafsızlığı şüpheye düşeceğinden reddinin mümkün olduğuna dair bir karar olduğunu hatırlıyorum. Hatta onu bilgisayara da depolamıştım ama malum dönem dönem yaşanan veri kayıpları nedeniyle bir zaman silindi gitti o karar. Elinde böyle bir karar bulunan meslektaşım varsa ve gönderirse çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :311, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06795406 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.