Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Haber Ekleyin

Yazan : Av. Cahit Özdemirrr, Tarih : Dün 22:36
Değerli meslektaşlarım merhabalar, kafamda soru işaretleri barındıran bir konu hakkında değerli görüşlerinize ihtiyacım var, müvekkile SGK tarafından defter belgelerin süresinde ibraz edilmemesi nedeniyle idari para cezası verildi ancak söz konusu ibraz istemini içeren tebligat şirketten çıkmış bulunan eski ortağa yapıldığı için usulsüz, aynı zamanda bu usulsüz tebligat nedeniyle kuruma itiraz süresini kaçırdık. 10 temmuzda da sgk tarafından söz konusu idari para cezasına ait ödeme emri müvekkile tebliğ edildi, müvekkil mali müşavirinin dedikleriyle hareket edip kuruma başvurmadan idari para cezasının iptali için idare mahkemesinde dava açmış, usulsüz tebligata rağmen mahkeme idari merci tecavüzü nedeniyle davayı usulden reddedebilir mi? Danıştay'ın 15. Dairesi, 2011/156 E. 2011/3298 K. sayılı kararında SGK'nın vermiş olduğu idari para cezalarında işverenlerce kuruma başvurulma şartının olmadığı yönünde karar vermiş, ayrıca sormak istediğim bu aşamada ayrıca iş mahkemesinde ödeme emrinin iptali davasının açılmasında yarar var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :63, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. İbrahim Cem GÖKDUMAN, Tarih : Dün 15:39
Sayın Meslektaşlarım,

Tarla vasfında olan taşınmazlar adına ecrimisil tazminatı talepli dava açacağız. Daha önce müvekkilimizle ortaklığın giderilmesi davası açtık. Ancak merak ettiğim husus şu:

Ortaklığın giderilmesi davasını müvekkilimiz tek başına açtı. Ecrimisil davasında ise müvekkilimizin kardeşleri de birlikte dava açmak istiyorlar. İntifadan men şartı başlangıçta ortaklığın giderilmesi davası açmayan (davalı sıfatı ile dosyaya eklenen) hissedarlar açısından da sağlanmış olur mu?

Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :68, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gbahsi, Tarih : Dün 12:29
Meslektaşlarım merhabalar. Müvekkilimin boşanma dosyası ile ilgilenmekteyiz. Müvekkilimin eşi ise biz avukatlarla sürekli olarak numaramızı dağıtmak gibi eylemlerde bulunarak uğraşmaktadır. Biz bahsi geçen şahıs hakkında şikayetçi olduk, dosya devam ediyor. Bu şahıs da bizim ''haksız iddianameler düzenletip savcıyı kandırdığımız'' iddiasıyla hakkımızda şikayetçi oldu. Sorum şu; daha önce bu tarz bir durumda manevi tazminat davası açan meslektaşım var mıdır? Şahsın haksız şikayeti manevi tazminat davası açmak için yeterli midir? Haksız olduğu ise şu şekilde sabit, şikayetine konu eylemler elbette ki oldukça soyut ve hiçbir dayanağı yok, tamamen ''misilleme'' diyeceğimiz şekilde. Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :82, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.yasinsamlioglu, Tarih : 16-07-2024 21:16
Öncelikle tüm meslektaşlara selam ve saygılarımla bir soru sormak istiyorum. Müvekkilim bir alacağına karşılık olarak sözlü anlaşma ile 11.664 metrekarelik tapuda tarla niteliğine sahip arazinin 4.765 metrekaresinin kullanımı almış. Ancak tabii tapuda resmi bir işlem yapılmamış. Şimdi sorum şu olacak. Tapuda yaptığım incelemede 11.664 metrekarelik tarla nitelikli taşınmaz miras yolu ile 1/5'er pay olarak 4 paya ve 3/80 ile 13/80 olarak da 2 pay olmak üzere toplam 6 paya bölünmüş. Daha sonra bu pay sahiplerinden ikisinin vefat etmesi nedeniyle vefat eden murislerin 1/5'er payları mirasçılarına el birliği mülkiyeti olarak geçmiş. Buraya kadar olan kısmı özetlemek gerekirse şuanda söz konusu tarla nitelikli 11.664 metrekarelik taşınmazda A kişinin 1/5 payı B kişisinin 1/5 payı C kişisinin 3/80 payı D kişisinin 13/80 payı var Bunlarla beraber muris E kişinin 4 mirasçısının el birliği halinde 1/5 payı ve muris F kişisinin 10 mirasçısının el birliği halinde 1/5 payı var .

Burada müvekkil A kişinin 1/5 payı ile B kişinin 1/5 payı ve C kişisinin 3/80 payını satın alırsa toplam payı 35/80 oluyor ki bu da 11.664 metrekarelik arazinin 5.100 metrekaresine tekabül ediyor. O halde müvekkil 35/80 payı satın aldığında kendi payının 11.664 metrekarelik toplam araziden ifraz edilerek kendi adına tapulanmasını talep edebilir mi ?

Umarım problemi açıklayabilmişimdir. Şimdiden yanıt veren herkese teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :128, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avelifaydn, Tarih : 16-07-2024 17:02
Meslektaşlarım merhaba,
Bir müvekkilimin Konya'da kiraya verdiği bir evi var müvekkilimin kendisi de Aksaray'da ikamet etmekte. Müvekkilim yaz aylarında Aksaray'da kalmak yerine Konya'da ki evinde kalmak yazları Konya'Da ki evinde geçirmek ve o evin bazı odalarını kendi eşyaları için depo olarak kullanmak istemektedir. Normalde yazlık ihtiyacını da Yargıtay'ın zorunlu ve samimi ihtiyaç olarak yorumladığına dair kararlara ulaştım ancak taşınmazın ve konumunun yazlık olabilecek nitelikte olması aranmıştı. Şimdi bu durumda müvekkilimin ihtiyacı samimi ve zorunlu kabul edilebilir mi ? Bu belirlemeye dair Yargıtay kararı varsa paylaşabilir misiniz ? Şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :140, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : yorgun savaşçı, Tarih : 16-07-2024 14:05
Merhabalar değerli meslektaşlarım. Bir süredir özel nitelikte bankalara çeşitli platformlar üzerinden başvuru yapmaktayım. Daha önce bu tür kurumlarda çalışmış olan meslektaşlarım çalışma koşulları hakkında genel bilgi verebilir mi? Örneğin sık sık duruşmaya katılıyor muydunuz (birkaç meslektaşımdan bankada çalıştıkları süreçte adliye yüzü görmediklerini duymuştum), koşullarınızdan memnun muydunuz, icra ve iş hukuku hariç ne gibi uyuşmazlıklar ağırlıktaydı? Artı ve eksiler hakkında bilgi verecek meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :145, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukatt2121, Tarih : 16-07-2024 13:20
Merhaba meslektaşlarım,
Bankaya ibraz edilmiş karşılıksız çıkmış, keşide yeri bulunmamakta olan çek ile genel haciz yolu ile takip yapacağım.
Çekin sol üst köşesinde banka ve banka şubesi, banka şube numarası ve altında bir numara daha bulunmakta ilgili banka şubesi İstanbul ilinin Çatalca ilçesinde

-Çeki düzenleyen kişinin Mersis ve işyeri adresi BÜYÜKÇEKMECE/İstanbul'da bulunmakta

-Ciro eden borçlulardan birisinin Mersis adresi İstanbul Kağıthane de yurtiçi iş adresi İstanbul Beylikdüzü'n de bulunmaktadır.
-Bir diğer borçlu Mersis adresi Şanlıurfa da bulunmaktadır
-Diğer borçlu olan gerçek kişinin ise mernis adresi bulunmakta sistemde adresinin bulunduğu il görünmemektedir.
1-Çeke dayalı genel haciz yolu ile (örnek7) İcra takibini Çatalca'ya bağlı bulunan icra dairesinde açmayı düşünmekteydim. Ancak çekim kambiyo vasfına haiz olmadığından kambiyoya dayalı takip yapamayacağım. Bu sebeple borçlulardan birisinin yerleşim yerinde açmam gerekebileceğini düşünmekteyim. Olayım için Beylikdüzü veya Büyükçekmece'ye bağlı icra dairesinde açılabileceğini düşünüyorum. Emin olamadım sizlerin de fikirlerini almak istedim. Sizce icra takibini nerede açmalıyım?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :141, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : mamafi48, Tarih : 15-07-2024 15:34
Merhabalar Sayın meslektaşlarım. Müvekkil adına 2020 Eylül ayı kira alacağından kaynaklı tahliye istemli icra takibi başlatılmış ve borçluya usulüne uygun olarak ödeme emri tebliğ edilmiştir. Borçlu ödeme emrine süresi içersinde itiraz etmemiş ve borcu da ödememiştir. Bunun üzerine tarafımızca borçluya karşı İcra Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açılmıştır. Borçlu cevap ve delil dilekçesi de dosyaya sunmamıştır.

Yargılama sırasında borçlu beyan dilekçesi sunarak her ne kadar 2020 Eylül ayında banka kayıtlarında borcun ödenmediği görülsede 2020 kasım ayında kira bedelinin açıklamasız olarak bankaya yattığı, TBK 102 uyarınca Kasım ayı için yatırılan kira bedelinin muaccel borç için yatırılmış olduğu kabul edileceğini ve Eylül ayına mahsup edilmesi gerektiğini, bu sebeple de davanın reddini talep etmiştir.

Sayın meslektaşlarım aksine bir yargıtay kararı aradım fakat pek bir sonuç alamadım. Sizin bu konuda bir bilginiz varsa ve yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :174, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Balcı, Tarih : 15-07-2024 14:00
Merhaba, sayın meslektaşlarım. Karşılaştığım bir problem hakkında sizlerin değerli fikirlerini almak istiyorum. 2011 yılında taraflar tarafından akdedilen alacağın temliki sözleşmesi ile temlik alan temlik verene 2011 yılından 2015 yılına kadar, her ay sonu olacak şekilde belirli miktar doları taksitler halinde ödemek için taahütte bulunmuştur. Ancak temlik alan tarafından ilk 5 taksit ödendikten sonra diğer taksitler ödenmemiştir. Müvekkil temlik eden adına alacağın temliki sözleşmesi kapsamındaki tüm taksit alacakları fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi talebi ile 2024 yılında ilamsız icra takibine konulmuştur. Karşı tarafça alacağın tümüne itiraz edilmiş ve itiraz dilekçesinde zamanaşımı defiinde bulunulmuştur. Gelinen durum itibariyle itirazın iptali davası açmaya hazırlanmaktayım.

1-)Öncelikle, açacağım itirazın iptali davasında karşı tarafça davada ileri sürüleceğini bildiğim zamanaşımı defiinden kaçınabilmek adına itirazın 2014 ve 2015 tarihinde ödenmesi lazım gelen taksitler yönünden iptalini ve takibin devamını talep edebilir miyim? Aleyhimize red vekalet ücreti hükmedilmemesi için böyle bir yol tercih etmek istiyorum.

2-) Takibin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden döviz takibi olarak açılmış olması yabancı para ile sözleşme yapma yasağı kapsamında bir sıkıntı doğurur mu? (Sözleşme 2011 yılında imzalanmıştır. Tarafların her ikisi de Türk vatandaşıdır. Temlik eden uzunca bir dönem Almanyada ikamet etmiştir.)

Değerli fikir ve paylaşımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :193, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : lawyer2096, Tarih : 14-07-2024 09:30
Herkese merhaba meslektaşlarım. Müvekkilin aracının yağ kaçırma sorunu var ve müvekkilim alıcıya bu durumu sözlü olarak söylüyor. Alıcı ise bu durumu kabul ediyor fakat şuan için parası olmadığını söyleyerek galerici arkadaşına arabasının devrini istiyor, kendisi de galerici arkadaşından devralacağını belirtiyor. Müvekkilim 11 martta galericiye aracı 845.000 TL ye devrediyor, alıcı ise galericiden 850.000 TL ye 19 nisan da devralıyor. Şuan yağ kaçırma durumu sebebiyle hem müvekkilime hem galericiye ihtar çekmiş. Bu durumda müvekkilim lehine çözüm yolu var mıdır, nedir meslektaşlarım?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :250, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : pirensesavukat, Tarih : 13-07-2024 20:53
İYİ günler meslektaşlar.Kamulaştırmasız hukuki el atma davası açtım. Bilirkişi bedel belirledi ve hukuki el atma vardır dedi. Ben davayı ilçe belediyesine açtım. Mahkeme Bakanlığı da dahil etti davaya. Asıl sorumlu da bakanlık ve yargıtay kararıyla da sabit. Islah dilekçesi göndereceğim. Ancak bedel yönünden sadece bakanlık için mi ıslah talebinde bulunmalıyım. Bilen cevap verirse çok makbule geçer. Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :292, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : marienbad, Tarih : 12-07-2024 21:42
merhaba, müvekkilimin aracı otoyol gişelerine çarpmış devamında otoyolu arayıp yoluna devam etmiş bu olay yeri terk olarak değerlendirilir mi
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :343, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : yagmurbeyi, Tarih : 12-07-2024 21:41
657 sayılı DMK’da zamanaşımı başlıklı maddeleri ya ben yanlış yorumluyorum ya yargılamada hata yapılmaya devam ediliyor.

(1) Disiplin cezası gerektiren fiil ve hâllerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b) Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,
başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Bu maddelerde yer aldığı şekilde uyarma,kınama,aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulmasında 1 ay içerisinde disiplin soruşturmasının başlanmasına,

Devlet memurluğundan çıkarma cezasında ise 6 ay içersinde disiplin kovuşturmasının başlanmasına ve başlanmadığı takdirde ceza verme yetkisi zaman aşımına uğrar hükmü bulunmakta.

Disiplin kovuşturması ise “Memur hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda memuriyetten çıkarma cezası önerisi olan dosyanın yetkili amirlerin görüşü ile kurumun yüksek disiplin kuruluna gönderilmesiyle başlayıp, yüksek disiplin kurulunun kararına kadar geçen süre de sona eren kovuşturmadır” şeklinde tanımlanmaktadır. Ancak kararları incelediğimde ise yargı birimleri disiplin soruşturması ve kovuşturmasını aynı anlamda birleştirmekteler. Nitekim kanun koyucu soruşturma ve kovuşturma süreçlerini ayrıştırmış olacak ki 127. a) ve b) maddelerinde ayrı ayrı hüküm altına almıştır.

Yorum ve düşüncenizi belirtirmisiniz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :319, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : hegulten, Tarih : 12-07-2024 21:00
Meslektaşlarım Merhaba,

Konkordato başvurusunda, geçici mühlet ve kesin mühlet içerisinde (komiser onayı olmadan) ve bu mühletlerden önce doğan alacaklar için (cari hesap sözleşmesi mevcut) alacak kaydı yaptırmayan alacaklı, konkordatonun tasdiki sonrası icra takibi veya dava açabilir mi ?

Buna ilişkin tecrübesi olan veya elinde emsal karar bulunan meslektaşlarımın yardımlarını rica ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :315, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukatt2121, Tarih : 12-07-2024 20:46
Merhaba meslektaşlarım,
Soruşturma aşamasındaki bir dosyada özel vekilin izni olmadan dosyaya Vekaletname sunmamız durumunda mesleki anlamda bir disiplin cezası alıyor muyuz?Veya başka bir sorumluluğumuz doğuyor mu?Bu konudaki güncel uygulama nedir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :311, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Matrix, Tarih : 12-07-2024 16:24
Merhaba... Çatılı konut ve işyeri tahliye davalarında " son dönemde ödenen bir yıllık kira bedeli " ( ödenmiş olan ) üzerinden mi yoksa güncel ödenen kiranın bir yıllık kira bedeli üzerinden olmalıdır ?
Yargıtay ; " son dönemde ödenen " demekte ise de, mahkemeler uygulamada bu konuda farklı harç ödeme kararları verebilmekte, halihazırda ödenen miktar üzerinden ödenmesini istemektedirler.
Kanun şu şekildedir : " Tahliye davalarında değer: Madde 17 – Gayrimenkulün tahliyesi davalarında, yazılı mukavele olsun veya olmasın bir yıllık kira bedeli üzerinden karar ve ilam harcı alınır. "
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :310, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ayzıt, Tarih : 12-07-2024 15:11
Merhaba sayın meslektaşlarım, hepinize kolay gelsin öncelikle.

110 tane mirasçısı olan izale-i şuyu davasında satış aşamasına geçtik. Davaya konu arsa üzerinde arsanın 5/7'sine sahip olan 4 paydaşın vekiliyiz. Müvekkiller arsanın tamamına sahip istiyor. İhaleye içlerinden birisine 4ü adına vekalet vererek ihaleye girdirebilir miyiz? Veya dışarıdan birisine müvekkiller adına vekalet vererek ihalede temsil ettirebilir miyiz? Yanıtlarınız için şimdiden teşekkür ederim, iyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :308, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat zuhal sever, Tarih : 12-07-2024 14:52
Tarafımızca 2015 yılında, imar-ihya ve zilyetliğe dayalı olarak TMK'nın 713/1 maddesine göre söz konusu arazinin müvekkil adına tapuya tescili talebiyle dava açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verilmiş Kabule göre de, davacı olarak lehimize nispi oranda vekalet ücreti hükmedilmiştir. Fakat dosyanın istinaf incelemesinde, 2023 tarihinde alınan karar gereği "Davanın tapusuz taşınmaz tescili davası olduğu, bu tür davalarda davanın mahiyeti gereği yargılama harç ve giderlerinin davacı üzerinde bırakılacağı ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği hususu dikkate alınmadan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılması ile davacı lehine vekalet ücreti takdiri dairemizce uygun bulunmamıştır." denilerek lehimize vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine karar verilmiştir. fakat emsal birkaç kararda örneğin;

YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2021/4568
Karar Numarası: 2022/4122
Karar Tarihi: 25.05.2022

"Davanın tapu iptal ve tescil davası olduğu ve Hazine aleyhine açılan davanın kabul edildiği anlaşıldığına göre, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, ayrıca davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken dava tescil davası gibi değerlendirilip harcın davacıya yükletilerek, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılıp vekalet ücreti takdir edilmemiş olması isabetsizdir." denilmiştir.
Söz konusu dosyamız yeniden istinafa gidecektir. Vekalet ücreti konusundaki bu farklılık durumunda ne yapabiliriz görüşlerinizi merak etmekteyim.

İyi Çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :296, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Emre İDİK, Tarih : 12-07-2024 14:31
Merhabalar. Şahıs şirketi sahibine karşı ödenmeyen kapora ücretine yönelik temerrüde düşürdükten sonra icra takibi açmayı düşünüyorum. Mersis sisteminden şirketi ve şirket yetkilisine ulaşıyorum ancak icra için gerekli bilgilere (tc, vergi no, mersis no vb. )tam olarak ulaşamadım. Bu bilgilere ulaşılabilir mi? Ulaşılırsa nasıl ulaşabilirim teşekkürler şimdiden
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :289, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Gazi, Tarih : 12-07-2024 11:26
Merhaba meslektaşlarım,
Çok araştırdım, net bilgiye ulaşamadım. Yoksulluk nafakası için 5. ayda icra takibi başlatılırken takip talebine, 03.04.2023-03.05.2024 tarihleri arasındaki birikmiş nafaka alacağı ve faizleri yazılmış; ''devamında her ay 2.000,00 TL nafaka'' yazılmamış.
1- Bu eksikliği nasıl giderebiliriz? İcra müdürüyle görüştüğümde ek takip talebiyle mümkün olmadığını söyledi.
3- İkinci takip talebi başlatıp icra vekalet ücretinden feragat etsek, icra harç ve masrafıyla ilgili sorun olur mu?
4- Takip talebine 03.04.2023-03.05.2024 tarihleri arasındaki birikmiş nafaka alacağı yazıldığı için 5. ayın ödenmeyen nafakası için İİK md. 344 kapsamında şikayette bulunabilir miyiz?
Tecrübelerinizi, bilginizi ve emsal kararları paylaşabilir misiniz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :308, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04575109 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.