Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : avdeniz, Tarih : Bugün 09:35
Merhaba,
Bir iş davamda(mobbing sebebiyle manevi tazminat), işçinin çalıştığı devlet kurumu mahkeme tarafından tekit de yazılmasına rağmen gerekli evrakları eksik iletiyor, yahut hiç iletmiyor.
Bu durumda ne yapmamı önerirsiniz?
Ben kendi adıma başvurup avukatlık kanunu gereği , eksik gönderilen evrakları hastane başhekimliğinden talep ettim. 30 günün sonunda dava açmayı düşünüyorum. Savcılığa da şikayette bulundum, görevi kötüye kullanma suçundan.
İdari yargıda iptal davası açacağım zaman husumeti kime yönlendirmem gerekir? Dava açacağım kurum Mersin'de bir devlet hastanesi... Valiliğe mi yoksa sağlık bakanlığına mı dava açmalıyım?
Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Melll, Tarih : Dün 16:18
Merhaba Meslektaşlarım;

Change araç mağduru müvekilim için TBK Zapta Karşı Tekeffül hükümlerine yönelik araç satış sözleşmesinde yer alan karşı tarafa dava açtık. Fakat karşı taraftan tahsil kabiliyeti olup olmadığı ve aracın tescili yönünde devletin de sorumluluğunun gündeme gelmesinden mütevellit idare aleyhine de dava açmak istiyoruz. Konu ile ilgili yaptığım araştırmalarda Uyuşmazlık Mahkemesi'nin change araç için idare aleyhine açılacak davalarda adli yargının görevli olduğuna yönelik güncel bir karar var. Fakat kafamı karıştıran sorular şunlar;

İdare aleyhine adli yargıda açılacak davalarda idari merciye başvuru zorunluluğu var mı?

Hizmet kusuru olarak idare aleyhine adli yargıda açılacak davalarda dava açma süresi ne kadardır?

Tescil işlemine yönelik hasım İç İşleri Bakanlığı mı olmalı? (Artık tescil işlemlerinin Noterler Birliğine devredildiğine yönelik bilgiler mevcut)
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :63, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : tegese, Tarih : Dün 06:24
Sayın Meslektaşlarım

Nafaka davasının gerekçeli kararı 07/07/2022 de tebliğ oldu. Nafaka davaları adli tatilde görülen davalardan. Aynı şekilde istinaf başvurusu da adli tatilde işler değil mi?

Karşı tarafın istinaf dilekçesi 31/07/2022 tarihinde tebliğ oldu. İstinaf başvurusunda bulunma süresini kaçırmış isem katılma yolu ile istinaf başvurusu yapmak istediğimde de herhangi bir süreye bağlı mıyım? Yoksa katılma yolu ile istinaf başvurusu süresini de kaçırmış mıyım?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :73, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 17-08-2022 23:31
Merhabalar
20 dairelik yeni bir sitenin müteahhidi halihazırda hala 8 dairenin maliki gözükmektedir. 12 daire satılmadan önce daire çoğunluğu kendisindeyken site yöneticisi olarak kendini belirlemiş ve bir takım usulsüzlükler yapmıştır. Malik sayısı artmaya başlayınca doğal olarak ödedikleri aidatları ve gelir gideri öğrenmek istemişler ancak kayıt ve defterler maliklere verilmeyince olağanüstü toplantı ile müteahhit firma yöneticilik görevinden alınmış, malikler kendi aralarında bir yönetici seçmişlerdir. Bu esnada müteahhit firma sitenin ortak alanlarına ruhsata aykırı bazı eklentiler(depo vb) yapmıştır. Kat malikleri ve yeni site yönetimi/yöneticisinin bu kaçak eklentilerden sorumluluğu var mıdır? Herhangi bir yere ihbar yükümlülüğü var mıdır? YK kararı ile müteahhite süre verip yıktırmasını isteyebilir mi? Müteahhit firmaya uygulanabilecek yaptırım veya açılabilecek davalar(eski hale iade gibi) var mıdır?
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :110, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Sinem Saykun, Tarih : 17-08-2022 10:14
Merhabalar,
Boşanma davası açmadan önce kişi, 6284 kapsamında 1 aylık koruma kararı almış. Bu 1 aylık süre ne zaman itibaren işlemeye başlar? Koruma kararının uzatılması için tekrar ne zaman talep edilmesi gerekir? Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :120, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Emine TEKİN, Tarih : 16-08-2022 11:56
İyi Günler;
Müvekkil bir kooperatiften ev alıyor inşaat tamamlanıyor ve 2011 yılında ve tapusunu alıyor.Daha sonra 2015 yılında kooperatiften istifa ediyor.Kooperatif genel kurulunda alınan bir karar üzerine; ilgili kooperatif inşaatların hala devam ettiği ve henüz evini teslim almayan üyeler olması sebebiyle müvekkile bir ödeme planı gönderiyor. Ödeme yapılmaması halinde ise yargısal yollara başvurulacak. Böyle bir durumda ne yapılmasını önerirsiniz?

Fikir paylaşımında bulunan tüm meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :168, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat 3434, Tarih : 16-08-2022 11:26
kıymetli meslektaşlarım,

ilamsız bir icra takibinde borçlu takibe itiraz ediyor ve takip duruyor. bu durumda borçlu ile anlaşma halinde veya takipsiz bırakılması durumunda karşı vekalet ücreti dosya kesinleşmediği için 3/4 ten mi olur yoksa tamdan mı hak kazanılır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :179, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : amoklavin, Tarih : 16-08-2022 08:36
Merhaba,
Bir işçi X ve Y kurumlarında taşeron firmalar vasıtası ile çalışıyor, işçi X kurumunda a ve b firmaları vasıtası ile, Y kurumunda ise c ve d kurumları vasıtası ile çalışıyor. İşçi İş mahkemesinde tüm süre yöünden kıdem tazminatı alıyor ve davada Y kurumu davalı yalnızca. Y son asıl işveren olarak karar gereği kıdem tazminatını ödüyor. Bu durumda Y kurumunun sözleşme ilişkisi olmayan a ve b firmalarına karşı açacağı dava sebepsiz zenginleşme gereği ödeme tarihinden itibaren 2 yıl mıdır? Yoksa 10 yıl olduğuna dair bir içtihat var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :184, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Tuba A., Tarih : 15-08-2022 16:03
Merhaba, müvekkil ile davalı noterde işletmenin devri sözleşmesi yapıyor ve davalı müvekkile mülk sahibi tarafından imzalanmış kira sözleşmesi veriyor. Ancak devir sözleşmesi yapıldıktan sonra mülk sahibi müvekkile kira sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, devirden haberi olmadığını, devri onaylamadığını belirtyor. Müvekkil de devir bedelini davalıya ödemiş oluyor. Bunun iadesi için dava açmış bulunmaktayız. Burada özel belgede sahtecilik yapan ve yazılı onay almadan işletmenin devri sözleşmesi yapam davalı sorumlu. Ancak tam oöarak hangi hukuki kurum, hangi maddeler kapsamında sorumludur? (Gizli ayıp, ifa imkansızlığı, sebepsiz zenginleşme vs.) Pratik tamam ama teknik anlamda destek olursanız çok sevinirim meslektaşlarımZ
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :206, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : norrinradd, Tarih : 15-08-2022 09:46
Meslektaşlarım merhaba. Müvekkil Türkmenistan vatandaşı ve kısa dönem ikamet izni başvurusu reddedilmiş. Müvekkilimin taşınmazı var türkiyede ve limited şirket müdürü ayrıca. Müvekkilim “ticari iş kurma bağlantılı amaçlı” olarak kısa dönem başvuru formu hazırlıyor ancak göç idaresinde bu böyle olmaz diyip “turistik amaçlı” olarak imzalatıyorlar. Akabinde başvurusu reddediliyor turizm amaçlı olduğu için. Turizm amaçlı olanlar reddediliyormuş bir süredir meğersem başvurmamak gerekliymiş (kanuni dayanağını bilmiyorum sadece göç idaresinin internet sitesinde yazıyor). Göç idaresine gittiğimde de bu adam limited şirket müdürü olduğu için gitsin çalışma izni alsın, biz buna kısa dönem ikamet vermeyiz reddedilir ne yaparsanız yapın dedi.

Şimdi müvekkil yurtdışında çalışma izni başvurusu konsolosluk işlerini yapamayacak yetişemeyecek gibi yarına bilet almış. Bir de müvekkil diretiyor illa kısa döneme başvuralım diye. Ne yapmam gerekli acaba? YYUK 31/ı “Türkiye'de çalışmayan ancak Cumhurbaşkanınca belirlenecek kapsam ve tutarda yatırım yapacaklar” hükmünü düşündüm 250 bin dolarlık taşınmazı var diye ancak türkiyede çalışmayan diyor kanun. Şimdi limited şirket yetkilisi türkiyede çalışan sayılabilir mi? Yine ret yiyebiliriz. Ne yapılmalı sizce? Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :244, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.enesteper, Tarih : 11-08-2022 10:12
Merhabalar meslektaşlarım,

Elimizdeki bir olayda müvekkil işçi bir firmada yaklaşık 2 senedir çalışmaktadır. Müvekkil bu süre zarfında ağırlıklı olarak yurt dışında çalışmış ve ücretini dolar üzerinden almıştır. 2021 yılında yurt içinde bulunduğu dönemlerde (yaklaşık üç ay) ise herhangi bir çalışması olmamasına rağmen işveren tarafından Türkiye'de aynı sektörde çalışan bir işçiye ödenen miktar üzerinden müvekkile ücret ödemesi yapılmıştır.

2022 yılında ise yurt dışı çalışmasından Türkiye'ye de izin kullanan müvekkile işveren öncesinde Mayıs ayının sonunda yurt dışı işine gönderileceğini beyan etse halen müvekkili oyalayarak yurt dışında iş başı yaptırmamaktadır. Bu süre zarfında da çalışması bulunmayan müvekkile herhangi bir ücret ödememektedir (2021 yılında çalışma olmamasına rağmen düzenli olarak ödeme yapılmıştır).

Meslektaşlarım bu durumda öncelikle müvekkil iş akdi yurt içinde olduğu dönemde ücret ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle feshedilebilir mi? Feshedilir ise de hesaplama yurt içinde alması gereken ücret üzerinden mi yoksa yurt dışındaki ücret üzerinden mi yapılması gerekecektir? Şimdiden yardımlarınız için teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :415, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avsami, Tarih : 09-08-2022 13:36
Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanının Ücret Alacağında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi midir yoksa idare mahkemeleri midir? Bu konuyu daha önce tecrübe etmiş meslektaşlarımızın görüşlerine ihtiyacım var. Çok teşekkür ederim şimdiden.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :506, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 07-08-2022 02:08
Merhabalar
Müvekkil dükkanını 2011 den beri kiraya vermiş ve kiracısının ay basında ödemesi gereken kira bedelini başından beri düzenli gününde yapmadığını söyleyerek tahliye davası açmamı istemiştir. Sözleşmede bir son ödeme günü yok 01/06/2011 başlangıç tarihli aylık ödeme yapılması kararlaştırılmış bir sözleşme. Ben de tahliye için iki ihtar gönderdim ama kiracı ikinciye cevap yolladı ve yıllardır ay başında değil ayın 15 ve 20 si arasında ödeme yaptığını, ihtar gönderilen ayların da bedelini 15-20 si arasında yaptığını dolayısıyla gecikme olmadığını söylemiş. Müvekkil bana düzensiz ödediğini söylemişti bu cevaba istinaden ben de ayın 5i gibi ihtarları göndermiştim ancak bu cevap sonrası uzun zamandır 15-20 arasında ödendiğini söyledi. Öte yandan 5 yıl önce Müvekkil bir kere daha kendi ihtar çekmiş aynı sebeple ama sonra ödemeler aynı şekilde 15-20 si arasında ödenmeye devam edilmiş, Müvekkil de almış itirazsız. Bu durumda ödeme zamanı için 15-20 si olarak teamül oluşmuştur denilebilir mi? Müvekkilin kendi yolladığı eski ihtar tek seferlik bir itiraz da olsa teamül oluşmasını engeller mi ?
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :574, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : AHMET01, Tarih : 05-08-2022 23:19
Değerli Meslektaşlarım !

İlgili BAM Ceza Dairesinin, karşı tarafın temyiz dilekçesini cevap için tebliğe çıkarmadan dosyayı temyize göndermesi bir bozma nedeni değil midir? Bu konuda içtihat var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :615, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avkilicaslan, Tarih : 05-08-2022 16:41
Sevgili meslektaşlarım öncelikle merhaba. Asliye Hukuk mahkemesinin Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakmış olduğu bir dosyada, tensip zaptının tarafımıza tebliği ile başlayan ve 2 haftalık kesin süre olan delil listesi sunma süresi, adli tatil içerisinde işler mi? Yoksa adli tatilin bitiminden itibaren 1 hafta uzar mı?

Şöyle bir durumumuz var. dosyaya bugün (05/08/2022) vekalet sunduk. 08/08/2022 tarihi delil listesi sunma süremizin sonra günü. Ben dosyada benden önce verilmiş olan cevap dilekçesini ıslah edeceğim. Ancak tarafımızca henüz ıslah dilekçesi sunulmadı ve hazırlanması da zaman alacak. Islah dilekçesi ile göstereceğim delilleri,şimdiden delil listesi ile sunmanın usule uygun olmayacağı kanaatindeyim. Eğer zaman delil listesi sunma süremiz adli tatil sonrasına uzayacaksa, öncelikle rahat bir şekilde cevap dilekçesini ıslah edip sonrasında delil listemi sunmayı düşünüyorum. Bu durumda öneriniz ne olurdu?

Şimdiden cevaplarınız için çok teşekkür ederim...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :617, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : lawyer sawyer, Tarih : 05-08-2022 15:47
Herkese merhaba,
Ferdi kaza sigortası genel şartlarına göre kazanın tanımı şöyledir;

''Bu poliçedeki Kaza tabirinden maksat ani ve harici bir hadisenin tesir ile
sigortalının iradesi dışında ölmesi veya cismani bir arızaya maruz kalmasıdır ''

Somut olayımızda, müteveffa ile yakın akrabası evlerine giren hırsızı silahla bahçede kovalamış, akrabası tarafından hırsız sanılarak silahla vurulan müteveffa olay yerinde vefat etmiştir.

Savcılık dosyası olay hakkında taksirle öldürmeden soruşturma başlatmıştır.

Ferdi kaza sigortası poliçesinde ölüm teminatı ile kaza sonucu teminatı ayırt edilmiş ve kaza sonucu ölüm teminatı daha fazladır. Ancak sigorta şirketi söz konusu olayda kazalı ölüm değil ölüm tazminatı vermek istemekte dolayısıyla ölüm tipini kaza olarak görmemektedir. Sizce somut olay kaza sonucu ölüm teminatı kapsamında mıdır? Bu konudaki yorum ve fikirlerinize çok ihtiyacım var. Elinde buna benzer içtihat yada tahkim kararı olan varsa paylaşabilir misiniz. Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :636, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av. aee, Tarih : 05-08-2022 10:48
iyi günler dilerim.
açılmış ve önüme gelen bir boşanma davasında davacı talep kısmında "davalı üzerine kayıtlı ..... plakalı aracın maddi ve manevi tazminat olarak davalıdan alınarak tarafıma verilmesine" şeklinde beyanda bulunmuştur.
sizce bu şekliyle bir talep yerinde midir? maddi tazminat, araç olarak yani ayni olarak talep edilebilir mi? manevi tazminat ayni olarak talep edilemez (tmk 174/2 gereği para olabilir) ama edilebilir mi? karşılaşan oldu mu?
değerli yorumlarınız için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :645, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : yeditepelişehir, Tarih : 04-08-2022 18:50
Değerli arkadaşlar merhaba. İş kazasından kaynaklı bir tazminat davamızda hakim gerekçeli kararında ‘’..Davacı tarafın dava dilekçesinde aldığı ücrete ilişkin bir beyanının başka bir ifade ile asgari ücret üzerinde bir gelirle çalıştığına ilişkin beyanının bulunmadığı ,ancak yargılama aşamasında talep sebebiyle mahkememizce emsal ücret araştırması yapıldığı, bu anlamda davacının iddiasını genişlettiği ve davalı tarafın buna muvafakat vermediği, Koop-iş Sendikası tarafından 2016 yılı itibariyle emsal ücretin net 2750 TL olarak belirtilmişse de davacının sendikalı işçi olmadığı ve tanıklarının davacının aldığı ücrete ilişkin bir beyanda bulunmadığı hususları birlikte değerlendirilerek tazminat hesabında asgari ücretin esas alınması gerektiği kabul edilmiştir.. “ demek suretiyle neden asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın hükme esas alındığını açıklamıştır. Sormak istediklerim ve eldeki veriler şu şekildedir :

1- Dilekçemizin ‘’ AÇIKLAMALAR’’ kısmında ‘’müvekkilimizin asgari ücretin üzerinde kazancı vardır ya da X tl ücret alıyordu’’ şeklinde bir beyanımız mevcut değildir. Mahkeme bu tespit bakımından haklıdır fakat deliller kısmında ‘’ emsal ücret araştırması’’ na dayanılmıştır. Yine ve fakat deliller kısmında maaş bordrosuna da dayanılmıştır. (muhtemel kopyala yapıştır kazası). Böyle bir durumda istinafta dilekçenin bir bütün olduğunu, açıklamalar kısmında asgari ücretin üzerinde kazanç elde edildiğine dair beyan olmasa bile deliller kısmında ‘’emsal ücret araştırması’’ da mevcut olduğu için burada genişletilen bir iddia yoktur ve dolayısıyla karşı tarafın muvafakatine de ihtiyaç yoktur, şayet dilekçemizde müvekkilin gelirine dair bir belirsizlik kanaati mevcut idiyse mahkemece HMK 31 gereğince aydınlatma ödevi çerçevesinde bizden açıklama istenebilirdi , Sonuç itibariyle dava dilekçesinde yargılama neticesinde bir tazminat istendiği ve deliller arasında emsal ücret araştırmasına dayanılarak asgari ücretin üzerinde gelir elde edildiğine dair irade beyanının bulunduğu açıktır ve bu tazminatın belirlenmesinde davacının elde ettiği gerçek gelire göre bir hesaplama yapılması gerekeceği sabittir… gerekçesiyle hareket etsek bir işimize yarar mı ?

2- Yine ‘’Tanıkların müvekkilin gelirine dair bir beyanda bulunmaması konusunda ise tanıklara mahkemece bu yönde bir soru yöneltilmemiştir ve haliyle tanıklar bu yönde bir beyanda bulunmamıştır.. Davanın esasına ilişkin bu önemli hususta mahkemece tanıklara bu yönde soru sorulması gerekirdi’’ şeklindeki gerekçemiz işimize yarar mı?

Kısaca hakimin aydınlatma ödevinden hareket edebilir miyiz? Ya da dilekçe bir bütündür ve deliller kısmında emsal ücrete dayanmış olmamız da bir vakıaya dayanmış olma gibi değerlendirilebilir mi? Ya da istinaf net bir şekilde bu anlattıklarımızın aydınlatma ödevi ile bir ilgisi yok, dilekçenizde açıkça talep etseydiniz ya da açıklasaydınız mı der?

Adli tatilde buraları okuyup Değerli fikirlerini ve cevaplarını sunan herkese şimdiden çok teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :671, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : fadimugrlu, Tarih : 03-08-2022 16:18
merhabalar meslektaşlarım.
bir müvekkilim ipotek borçlusu olarak, asıl borçlunun kredi taksitlerini ödedi. şimdi asıl borçluya rücu edeceğiz; ama bir yıl ve yarım yıl önce ödediği taksitler için adi kanuni faiz işletip o faizleri de isteyecek miyiz? yoksa faiz istemeyecek miyiz?

şimdiden teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :729, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : kubrick, Tarih : 03-08-2022 15:02
Merhaba,

Kiracı hakkında yapmış olduğumuz örnek 13 icra takibine itiraz sonucu itirazın kaldırılması ve tahliye davası açtık. takibin devamı ile davalının tahliyesine karar verildi; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 günlük süre geçti.

icra dosyasına yeni ilam tarafımızca sunularak ilam doğrultusunda eklenen alacak kalemleri ve ferilerini içerir örnek 4-5 icra emri ve tahliye için örnek 2 icra emri hazırladık. örnek 4-5 icra emrine daha evvel tebliğe çıkardığımız ödeme emrinde yer alan kira alacağı ve işlemiş faiz kalemlerini de ekledik. özetle 4-5 icra emri, ilk takip açtığımızda mevcut alacak kalemleri + ilamda belirtilen alacak kalemleri ve ferileri olacak şekilde düzenlendi.

icra müdürü örnek 4-5 icra emrinin sadece mahkeme ilamında yer alan alacak kalemleri yönünden düzenlenmesi gerektiğini, örnek 13 ile tahliye talebinde bulunduğumuz ve mahkeme tahliye kararı verdiği için örnek 2 ye gerek olmadığını; talebimizi bu doğrultuda düzenlememiz gerektiğini belirtti.

yaptığım araştırmalarda tahliye kararından sonra gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 günlük sürenin geçmesi dışında ayrıca tahliye emri gönderilmesi gerektiği ile ilgili bir hususa rastlamadım ancak mahkeme ilamına dayanarak tahliye talep ettiğimiz için örnek 2 düzenlenmemesi konusunda emin de olamadım.

konu ile ilgili yardımlarınızı rica etmekteyim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :772, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05875206 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.