Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
5.05. Prof. Dr. Ali Naim İnan'ı Kaybettik - Dr. Özge Yücel
16.03. Hukukçu Bilirkişilik İmkanı - Av.Dr.Yahya DERYAL
Haber Ekleyin

Yazan : yildirimaslan, Tarih : 22-06-2018 17:39


Sayın Meslektaşlarım merhaba
Ortaklığın Giderilmesi davamızda istanbul Sulh Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu gayrimenkulün satışı kararına istinaden, satış işlemlerini gerçekleştirmek üzere gayrimenkulün bulunduğu yer (Büyükçekmece) Sulh Hukuk Mahkemesine talimat yazarak satış işlemlerin yapılması istendi. Satış Müdürlüğü olarak icra dairesi görevlendirildi. İcra Müdürü taşınmazın '' Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde olduğundan talimatın iadesine '' karar verdi. Artık her dairenin gayrimenkul nerde olursa olsun satış işlemini kendisinin yapacağını ve İkinci kez yazılan talimatı da aynı gerekçe ile iade edeceğini söylüyor ve tarafımızı çok zor durumda bırakıyor. Gerekçesi ile ilgili birşey bulamadım, satış dosyası ortada kaldı, ne yapabilirim, yardımlarınız için teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :64, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukatmüzisyen, Tarih : 21-06-2018 14:11
Herkese iyi calismalar dilerim.
Sakli payli mirascisi olmayan muris,tum malvarligini ucuncu kisiye birakiyor.vasiyetname aciliyor ve okunuyor.Ancak, mirascilar itiraz etmek istiyor.bu itiraz muvekkilim davali gosterilerek muvekkilime mi acilacak yoksa baska turlu mu? Muvekkil yani vasiyet alacaklisi dava acildigindan vasiyete itiraz edildiginden nasil haberdar olacak? İtiraz reddolursa bu mahkeme hukmu dogrudan tapuda tescili saglar mi yoksa bizim de tenfiz davasi acmamiz gerekir.Acmak gerektigi yonunde kararlar okudum ama acmaya gerek yok,kesinlesme serhiyle tapuya gidebilirsiniz seklinde bilgi veren de var.yardimci olursaniz cok mutlu olurum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :96, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Osmanuslan, Tarih : 20-06-2018 20:29
İyi akşamlar meslektaşlarım.
Muris 2001 yılında vefat ediyor. Mirasçı olarak eşi ve 2 kız çocuğu kalıyor. 2010 yılında tereke üzerindeki bir taşınmaz üzerinden kadastro geçiyor ve taşınmaz kadastro harici bırakılıyor. Kızlardan büyük olan kardeş ( karşı taraf- A ) ile annenin evi bu taşınmaz üzerinde taşınmazın farklı köşelerinde bulunmaktadır. A şahsı Mk 713 üzerinden 2010 yılında dava açıyor murisin 20 yıldır kendisininde 10 yıldır kullandığını beyan ediyor . Mahkeme 2013 yılında A şahsı lehine taşınmazın imar ve ihya sebebiyle tesciline karar veriyor. Yan köyde oturan Küçük kardeşin (B) ise hiçbir şeyden haberi yok.
Küçük kardeş ve anne lehine miras payı oranında tapuya tescil edilmesi için dava açmak istiyorum.Sizce tapu iptal tescil davası mı açmak gerekir yoksa mirasa dayalı istihkak davası mı _?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :137, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Deniz Karakaş, Tarih : 20-06-2018 14:20
(A)'nın ilk evliliğinden çocuğu olur. (A), ilk evliliğinin sona ermesinin ardından (B) ile evlenir.
(A)'nın 2.eşi olan (B), (A)'nın çocuğunu evlat edinmek ister.Çocuğun gerçek babası, çocuk ile hiçbir şekilde ilgilenmemektedir.
1-Üvey babanın evlat edinebilmesi için gerçek babanın rızası aranır mı?(baba yükümlülüklerini yerine getirmemektedir)
2-Evlat edinme ile gerçek annenin çocuk üzerindeki hakları sona erer mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :107, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 19-06-2018 21:09
Merhabalar;
Müvekkil A hakkında 2001 tarihli bir suçtan 20 yıl hapis cezası hükmü kurulmuştur. Mahkumiyete esas maddeler TCK 188/3-4-5 dir. 188/5. madde örgüt değilde suçun 3ten fazla kişiyle birlikte işlenmesi sebebiyle yarı oranında arttılması bakımından uygulanmıştır. Kararı veren mahkeme infaz hakimliğine infazın 647 sayılı yasa ve 2148 sayılı yasa hükümlerine göre yapılması gerektiğini belirten değişik iş kararını göndermiştir. Buna göre 5 yıldır hükümlü bulunan müvekkilin açık ceza infaz kurumuna ayrılma tarihi sizce ne zamandır?

Bence örgütten herhangi bir mahkumiyet olmadığından ACİK şartları oluşmuştur. Bildiğiniz üzere 18/08/2016 tarihli resmi gazetede yayımlanan yönetmeliğe göre ACİK'na ayrılma yönetmeliğinin 6/2-a bendine göre

"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142, 148, 149, 188 ve 190 ıncı maddeleri ile 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 403, 404, 491/3-4, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498 ve 499 uncu maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine beş yıldan az süre"
kalanlar açık kurumlara ayrılabilirler.

Şimdiden tüm meslekteşlarıma teşekkürler..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :132, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sourpatch_35, Tarih : 18-06-2018 15:18
Merhaba sayın meslektaşlarım,
Müvekkil 15.11.2008 tarihli sözleşme ile 800 TL bedelle evini kiralamıştır. Sözleşme her yıl yenilenerek devam etmiştir. Son bir kaç yıldır hiç artış yapılmadan 900 TL ödenmiş, son kira döneminden önce ise 1200 TL ödenmesi için ihtar çekilmiş ancak kiracı 1000 TL olarak ödemeye devam etmiştir. Ekimde başlayacak yeni kira dönemi için kira tespit davası açmayı düşünmekteyim. Ancak;
Daireye yarı ayrıya müvekkilin oğlu ve eşi maliktir. Kira sözleşmesinde kiraya veren olarak müvekkilin oğlu ve eşi yazmakla beraber sözleşmeyi onlar adına müvekkil imzalamıştır. Kira bedelleri müvekkilin oğlunun hesabbına yatmaktadır. Müvekkilin eşi ise son bir kaç yıldır ağır derecede demans hastasıdır.

( " Kira sözleşmesi vekaleten yapılmış ise vekilin dava açma hakkı bulunmamaktadır. Dava hakkı vekille temsil edilen asile aittir.

Taşınmazın malikide kira tespit davası açabilir. Taşınmaz paylı mülkiyete konu ise her bir paydaşın payı belli olduğundan bir paydaş kendi payı için tespit davası açabilir. Başka bir anlatımla paydaş kendi payına isabet eden kira parasının tespitini isteyebilir. Paylı mülkiyette davanın pay paydaş çoğunluğuyla açılması şartı aranmaz."


https://metinpolat.av.tr/kira-tespit...il-acilir.html )

Bu durumda müvekkilin oğlu sadece kendi payını mı dava edebilir? Demans hastası eşin temyiz yeteneği bulunmamakta dolayısıyla açılacak davaya muvafakat verme olanağı bulunmamaktadır. Bu sorun nasıl aşılabilir? ( Hasta olan hissedarın hem müvekkilde hem oğlunda vekaletnamesi ve vekaletnamede tevkil ibaresi de bulunmaktadır. )

Yardımlarınız için teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :187, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Darbanville, Tarih : 14-06-2018 19:24
Merhaba sayın meslektaşlarım,

Şöyle bir durum var ki müvekkilin çeklerini arkadaşı kaybolmasın diyerek yırtıyor, bu durumda keşideci olarak çeklerin iptalini isteyemiyoruz, menfi tespit davası da açamıyoruz sanıyorum çünkü daha çok çeklerin kaybolması durumunda bankaya ibraz edilmesiyle açılıyor daha çok, banka da doğal olarak mahkeme kararı goturmeden teminati iade etmiyor ben nasıl bir yol izlemeliyim?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :167, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ekinheval, Tarih : 12-06-2018 14:17
Devam eden bir davada taraflar vekilleri aracılığıyla mahkeme dışı sulh olmuşlardır. Sulh sözleşmesine "davacı davasından feragat edecek, davalı ve vekili vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmeyecektir" yazılıdır. Davacının alacağı ödenmiştir. Mahkemede davadan feragat beyanı zapta geçirilirken, davalı vekilinin "sulh sözleşmesine aykırı şekilde vekalet ücreti talep etmesi" halinde nasıl bir yöntem izlenecektir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :279, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avmustafacagliyan, Tarih : 07-06-2018 22:07
öncelikle merhabalar. konu olayda müvekkilin babasına ait taşınmaza kadastro mahkemesine konu oluyor ve kadastro mahkemesinin kesinleşen kararı ile tapuda tescil yapılıyor. fakat mahkeme hükmünde mirasçılar doğru tespit edilmekle birlikte mirasçılık payları yanlış tespit ediliyor. kadastro mahkemesinin kararı 1991 yılında kesinleşmiş ve aynı yıl tapuda tescil yapılmış. yolsuz tescil ve tapunun iptali davası açmayı düşünüyoruz ama hem ortada kesinleşen bir hüküm olması hem de zamanaşımı süreleri göz önüne alınca kararsız kalıyoruz. siz değerli üstadların yorumlarını merak ediyorum.
Not: Stajyer avukatım
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :360, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Fazladanödemeyeçözüm, Tarih : 06-06-2018 09:19
Merhaba meslektaşlarım,yabancı uyruklu müvekkilim ikamet tezkeresi randevu gününü öne çekme karşılığında kamu görevlisine elden ödeme yapmıştır. Ancak randevu günü öne çekilmemiştir. Bu aşamada nasıl bir aksiyon almak gerekir. Atılacak adım müvekkile zarar verici sonuçlar doğurmamalıdır.Bilgi ve paylaşımlarınız için şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :356, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : trongla, Tarih : 04-06-2018 21:05
Merhaba,

Başıma ilginç bir olay geldi. Sizinle paylaşmak ve çözüme yönelik düşüncelerinizi almak istedim. Olay şöyle:
Borçlu B 2014 yılında 8 maliğin elbirliği mülkiyeti ile maliki olduğu bir gayrimenkulden bir kişinin payını satın almak sureti ile paydaş durumuna geliyor. Sonrasında, maliklerden biri ön alım davası açıyor ve gayrimenkul üzerine "ihtiyati tedbir" koyduruyor. (Henüz tedbirin içeriğini göremedim.Muhtemelen üçüncü kişilere devri engellemek amacı iledir)
Dava devam ederken 2017 yılında, müvekkilim için kayıt maliki B aleyhine icra takibinde bulunuyoruz ve söz konusu gayrimenkul üzerine haciz koyuyoruz. Sonrasında, ön alım davasını gören mahkeme başvurarak, satışa engel bir hal olup olmadığını soruyoruz. Mahkeme satışa engel bir hal olmadığını tarafımıza bildiriyor.Sonrasında ise satış işlemlerine devam ediyoruz.
Bu sırada mahkeme karar veriyor ve hüküm kesinleşiyor ve davacı ön alım hakkından kaynaklı kararı tapuya götürerek anılan hisseyi adına tescil ettiriyor. Tapu da bunu icra müdürlüğüne bildiriyor. Kararda, haczin fekkine ilişkin herhangi bir hüküm yok.
Davacı, sonra tapuya başvurarak haczimizin kaldırılmasını talep ediyor ve tapu, haczimizi, ihtiyati tedbirden sonra geldiği için ve ihtiyati tedbir nedeni ile mülkiyetin ihtilaflı hale geldiğinin bilinmesi gereğinden dolayı haczi kaldırıyor. İcra Müdürlüğü'de doğal olarak gayrimenkul artık üçüncü kişi adına kayıtlı olduğundan ve hacizli de olmadığından satışımızı düşürüyor.

Şimdi Tapu Sicil Tüzüğü Madde Madde 69/4 ve TMK 1014 Maddesi gözönüne alınarak, izlemem gereken yol hususunda bir tavsiyeniz olabilir mi veya bu konudaki düşünceleriniz nelerdir.

Teşekkürler,
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :393, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.42, Tarih : 02-06-2018 17:15
Merhabalar. Müvekkilim Anadolu Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve MEB'in açık öğretim ve açık lise çıkmış sınav sorularını bir kitapçık halinde basıp satmaktadır. Bu sorular ilgili kurumların internet sitelerinde herkesin kullanım ve yararlanmasına açık olarak yayınlanmaktadır. İnternet sitelerinde bu sorular paylaşırken herhangi bir uyarı da yapılmamıştır. Geçmişte Anadolu Üniversitesi tarafından müvekkilin bu eylemi fark edilmiş ve müvekkile üniversitenin logosunu kaldırarak soruları basıp satmaya devam edebileceğine dair bir yazı gönderilmiştir. Ancak 2 yıl kadar önce müvekkilin işyerine yapılan baskında Atatürk Üniversitesi ve MEB'in sınav sorularına ilişkin kitapçıklara el konulmuş ve Atatürk Üniversitesi ve MEB tarafından müvekkil hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Herkese açık olarak yayınlanan bu soruların basılması gerçekten FSEK 71/1'e aykırılık teşkil eder mi? Ya da bu soruların zaten halihazırda umuma açık olarak yayınlanmış olması soruların basılmasını hukuka uygun hale getirir mi? Çok teşekkür ederim şimdiden. Araştırdım ama yargı kararlarında bir örneğini bulamadım...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :417, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : orhan üçyıldız, Tarih : 02-06-2018 11:33
Tüm meslektaşlarıma selamlar,
Sayın meslektaşlarımın bilgisine itiyaç duymaktayım.
müvekkilim, Sabiha gökçen havalimanında, kızları ile hatay uçağına (pegasus) binmek için bilet kontrolden hemen sonra, uçağa götürecek otobüse binmeden hemen önce, apronda, kaldırım ile yol arasındaki boşluktan kaynaklı yaşlılığın da etkisi ile, düşüyor ve eli ile çenesini kırıyor.
aprona hiç doktor gelmiyor, 20 dakka sonra ambulans geliyor ama alet yetersiz denilerek 2. görevliler, sedye ile havaalanı dışına çıkartıyorlar, hastane ambulansı gelip müvekkilimi alıyor.
Bu olaydan kaynaklı, müvekkilim hem bu uçuşu kaçırıyor, hem de 2 gün sonra yurt dışı uçağı için (THY) de kendisinden 2000,00 TL fazla erteleme ücreti istiyorlar.
uğranılan zarardan dolayı kime, nereye, nerede ve hangi usul ile dava açılmalı
bu konu ile ilgili bilgisi olan meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :426, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Selçuk Kılıç, Tarih : 02-06-2018 09:34
Merhabalar,
Müvekkil kendisine verilen izin çerçevesinde ve tamamen iyi niyetli olarak kayın babasının arazisine ev yaptırıyor. Ancak daha sonra araları bozuluyor ve kayın baba evi kullandırmıyor. Müvekkil evin mülkiyetini değil yaptığı masrafı tazminat olarak almak istiyor. Mülkiyetin devrini istemeden sadece tazminat talep ettiğimiz durumda uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulması mümkün müdür?
Saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :378, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Kadir CAN, Tarih : 01-06-2018 14:12
Merhabalar. 6306 s.k'na göre inşa edilen yapıların, yıkımdan önce ve yıkımdan sonra ilk satış ve tescil işlemlerinde tapu harcı, döner sermaye ücreti vb. vergilerin alınamayacağı hükme bağlanmış. Ancak Gelir İdaresi Başkanlığı söz konusu düzenlemenin yalnızca müteahhit ve hak sahibi malikleri kapsayacağı, bunların satış yaptığı kişilerden ise harç alınacağına dair bir görüş yayınlamış. Kaldı ki uygulamada bir ev satın aldığınızda tapu harcını ve döner sermaye ücretini, yarısını kendi adınıza, yarısını evi aldığınız şahsın adına siz ödersiniz. Yani ev satın aldığınız arsa sahibi harçtan muaf ancak harcı kendisi yatırmadığı için vekalet vermeye yanaşmıyor. Nitekim Tapu Müdürlüğü'ne müvekkil adına başvurduk ve GİB'nın yazısından alıntı yapılarak talebimiz reddedildi. Mevzuatı okuduğum da geniş anlamda bir muafiyet anlamı çıkarıyorum. Yanlış mı anlıyorum bir şeyler mi kaçırıyorum ? dava açsam mı? Açmasam mı ? bilemedim ...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :406, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Fatih KOCATÜRK, Tarih : 01-06-2018 11:58
Merhabalar Sayın Meslektaşlarım,

Normalde bir taşınmazla ilgili eğer bir izale-i şuyu davası açacaksam, müvekkilin hisseyi aldığı tarihe bakarak şuf'a süresi geçmediyse diğer hissedarlara MK 733 uyarınca şuf'a ihtarı çekerek süreyi doldurup izale-i şuyu davasını o şekilde açıyorum. Ancak şimdi şöyle bir durum var; tapuda kayıtlı diğer hissedar ölü. Yani mirasçılara intikal yapılmamış.

1. Şuf'a ihtarını mirasçılara çekmem gerekiyor ama elimde mirasçılık belgesi olmadığı için çekemiyorum. Veraset ilamı için mahkemeye başvursam hukuki faydam vardır diyerek, mirasçı değilsin diye talebimi reddeder mi?

2. Eğer reddederse izale-i şuyu davasını açıp hakimden veraset ilamı için yetki mi almam gerekiyor?

3. Şuf'a ihtarı çekmeden veya şuf'a hakkı süresi dolmadan izale-i şuyu açtığımda hakim mevcut bir şuf'a davası olmasa dahi şuf'a hakkının kullanım süresi henüz dolmamış diyerek sürenin dolmasını bekler mi?

Kıymetli fikirleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :420, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Defi-Def, Tarih : 01-06-2018 08:10
Müvekkilin kimlik bilgileri kullanılarak krediler çekilmiş ve müvekkile icra takipleri başlatılmıştır. Müvekkil bize gelmeden evvel savcılığa suç duyurusunda bulunmuş süreleri kaçırdığı için de menfi tespit davası açmıştır. Soruşturma dosyasında müvekkilin kimliğindeki fotoğrafının başka bir kişi olduğu gözle görülür biçimde bellidir.
Davayı üstlendiğimizde soruşturma dosyasını delil olarak menfi tespit dosyasına getirttik. Müvekkil dava dilekçesinde sahteciliği kimlik bilgilerinin çalındığını izah etmiş ancak kullanılan kredilere ilişkin "imzalar bana ait değil" ya da imza incelemesi talep ederim gibi bir cümle yazmamıştır. Mahkeme hakimi bu gerekçe ile dosyası imza incelemesine göndermemektedir ve tarafımızda bıraktığı izlenim de davayı reddedeceği yönündedir. Maalesef hakim dilekçelerimizi okumamakta taleplerimizi anlayamamakta hiç bir işlem yapmadan davada sürekli gün vermektedir.
Bu durumda özellikle imza incelemesine gönderilmesi için ne yapmak gerekir.Hakimin söylediği şeyin hukuki dayanağı varmıdır? Bir dilekçe yazıp dosyanın imza incelemesine gönderilmesini talep etmeyi düşünüyoruz bu duruma ilişkin özellikle yargıtay kararı olan meslektaşlarım paylaşabilirler mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :454, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Veysel Demir, Tarih : 31-05-2018 21:21
Merhaba,

2017 yılı içerisinde, 2014 yılında geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde yaralandığını beyan eden Suriye vatandaşı bir müvekkil ile, bu yaralanmadan doğan zararın tazmini işini üstlenmek hususunda anlaştık.

Ancak ; yaralı şahsın Suriye vatandaşı olmasından kaynaklı pek çok zorluk olduğunu düşünerek, hastane kayıtlarına erişim-ismin yanlış harf ile yazılmasından kaynaklı maluliyet raporu alma problemleri-vekaletin çıkartılması-diyaloğun tercüman ile sağlanması vs vs - aynı ofiste çalışan iki ayrı ayrı alanlarında uzman iki avukat ile yüzde 25 üzerinden sözleşme yapılırsa anlaşabileceğimizi söyledik.

Kendileri de kabul ettiler ve adli bilirkişi yeminli tercüman huzurunda iki avukat ile ayrı ayrı sözleşme akdedildi.

Şu anda bu sözleşmeyi iptal etmek istiyorlar.

Hukuken yapmış olduğumuz sözleşmede bir sakatlık veya geçersizlik hali söz konusu olur mu ?
Cevaplarınızı merakla bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :455, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Nidyak, Tarih : 31-05-2018 02:39
Haksız koruma tedbirine maruz kalan kişinin, yakınları maddi ve manevi tazminat isteminin hizmet kusuru nedeniyle idareden talep edebilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :423, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : tegese, Tarih : 29-05-2018 20:20
Sayın Meslektaşlarım

Müvekkil, 2015 yılında devlet hastanesinden 7 doktorun imzası ile almış olduğu özürlülük raporu doğrultusunda tahkime yapmış olduğu başvuru sonucunda tazminat ödemesini almıştır.
Daha sonra ikame ettiğimiz manevi tazminat davasında, mahkeme, yeniden rapor alınması konusunda müvekkili ATK sevk etti. ATK da tek bir doktorun yaptığı muayene sonucunda müvekkilin özürlülük oranında ciddi bir artış olduğu tespit edildi.
1- Tek bir doktorun hazırlamış olduğu raporla yeniden ödeme talep etmek mümkün mü?
2- Tahkim, iki rapor arasındaki fark dolayısıyla yeniden rapor alınmasını ister mi yoksa son alınan rapor doğrultusunda karar verir mi?
3- Sigorta şirketi ile e posta üzerinden yazışarak talepleri iletiyorum. Tahkim aşamasında, sigorta şirketi, fiziki olarak evrak gönderilmediği ve dolayısıyla başvuru yapılmadığı gerekçesi ile savunma yapar mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :429, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04415488 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.