Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
Haber Ekleyin

Yazan : Av.enesturhan, Tarih : 29-07-2020 13:40
Merhaba saygıdeğer meslektaşlarım.
Müvekkil hükümlü olarak açık cezaevinde bulunmakta ancak korona virüs izni olduğundan dolayı şuan izinli ve kendisine geçici olarak kimlik çıktısı vermişler.
Ancak müvekkil herhangi bir bankadan, kurumdan para çekme işlemi vb işlemler yapamıyor. Kimlik olmadığı için. Sizce ne yapmalıyız ? Fikri olan var mı ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :198, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Ozan Solak, Tarih : 27-07-2020 12:29
Merhaba meslektaşlarım. İyi çalışmalar. Müvekkil işveren, iş kazası nedeniyle tazminat davası açılıp kesinleşmiş. İşçi lehine tazminat çıkıyor taşınmazlara haciz konuşuyor. Ancak 1 buçuk sene önce taşınmazlardan kadastro geçtiği için taşınmazların dönümleri değişiyor. Şimdi taşınmazlar satışa çıkacak bu satışı ertelemek için bir hukuki yol bulabilir miyiz?Taşkın haciz yolunu deneyebilir miyiz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :306, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : addison, Tarih : 27-07-2020 10:04
Merhaba sayın meslektaşlarım herkese iyi çalışmalar,

Müvekkillerimizin murisi 01.02.2020 tarihinde vefat etmiş. Mirasın gerçek reddi davası açmak istiyorlar. 3 aylık sürenin bitiminin hangi güne denk geldiği hususunda ikileme düştük.

Biz 01.02.2020 - 01.03.2020 arası 1 ay geçer, 01.03.2020 - 01.07.2020 arası da 1 ay, 01.07.2020 - 01.08.2020 arası 1 ay şeklinde düşündük ancak yanılmış olma ihtimalimiz var. Süre sonu 1 Ağustos mudur yoksa daha farklı bir gün müdür?

Yardımlarınız için şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :281, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Eugen Huber, Tarih : 26-07-2020 20:16
Sayın meslektaşlarım:
Alacaklı bankanın borçlu adına açtığı ortaklığın giderilmesi davasının satışında, borçlu da satışa katılıp taşınmazı alabilir mi? Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :312, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Hazar ÇINARLI, Tarih : 24-07-2020 21:09
İyi akşamlar sayın meslektaşlarım.
SGK, 15.09.2008 tarihinde, reçetelerde veya ekinde bulunması gereken belgelerde tahrifat yapıldığı, provizyon sistemine gerçeğe aykırı şekilde giriş yapıldığı tespiti ile müvekkile 23.339,15 TL ceza kesmiş ve sözleşmesini 2 yıllık süre ile tek taraflı olarak feshetmiştir. Müvekkil 08.10.2008 tarihinde fesih işleminin iptali için dava açmıştır. Yerel mahkeme davanın reddine karar vermiştir. Müvekkil bu kararı temyiz etmiş Yargıtay 05.06.2012 tarihinde ceza davasının sonucu beklensin diyerek bu kararı bozmuştur.
Ceza davasında reçetelerin sahteliği tespit edilemediği için 02.03.2010 tarihinde müvekkil beraat etmiştir. Karar SGK tarafından temyiz edilmiş 17.12.2015 tarihinde onanmıştır.
Ceza davasının 17.12.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine, fesih işleminin iptali davasında mahkeme 29.03.2016 tarihinde davanın kabulü ile fesih işleminin iptaline karar vermiştir. Katılan kurum davayı temyiz etmiş 22.02.2017 tarihinde karar onanmıştır. Kurum karar düzeltme talebinde bulunmuş 08.06.2017 tarihinde karar düzeltme talebi reddedilmiştir.

Müvekkil yukarıda bahsi geçen davayı açarken tedbir talep etmemiş dolayısıyla hem cezayı ödemek durumunda kalmış hemde 2 yıl boyunca eczanesi kapalı kalmıştır. Yukarıda belirttiğimiz üzere fesih işleminin iptali kararı 22.02.2017 tarihinde kesinleşmiştir.
Bugün gerek haksız yere ödenen 23.339,15 TL para cezası nedeniyle uğranılan zarar, gerek eczanenin 2 yıl çalışmaması nedeniyle yoksun kalınan kar ve gerekse ticari itibar kaybı nedeniyle manevi tazminat davası açılabilir mi?
Bu gibi bir durumda TBK 49 ve 72 ye göre 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri mi geçerli yoksa başka bir zamanaşımına mı tabi?
Zamanaşımı sorunundan kurtulmamız için bir öneriniz olabilir mi?
Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :363, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat586, Tarih : 24-07-2020 17:27
İyi çalışmalar, suriyeli müvekkilim 2013 yılında suriye savaşında kafasına bombalardan dolayı hasar almış ve sinir sistemi zarar görmüş. hamallık yapmakta olan müvekkil hem ağrı kesici olarak hem de enerji vermesi adına tramadol hap kullanmakta. türkiye sınırları içerisnde yeşil reçeteye tabi olduğundan suriyeli vatandaşlardan ucuz olduğu içiin toplu 199 adet tramadol hap almış evine doğru ilerlerken polislerin durdurmasıyla korkudan yere atıyor. hakkında 188/6 dan işlem yapılarak tutuklanıyor. Tramodol uyuşturucu madde sayılmıyor . nasıl bir yol izleyebilirim yargıtay kararı mevcut mudur ? şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :354, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : vrskl, Tarih : 24-07-2020 11:03
Merhabalar sevgili arkadaşla. Yaptığım bir dizi araştırmada makalelerde ve bir kısım yargıtay kararlarında kısa karar ile çelişen gerekçeli kararın yok hükmünde olduğundan bahsediliyor. Kısa karar ile çelişmesi nedeni ile Yok hükmünde olen bir gerekçeli karar yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiş olursa nasılş bir yol izlenir acaba..?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :361, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Ahmet ÖZDEMİR, Tarih : 22-07-2020 14:38
Değerli üstadlar, müvekkilim baş polis. Ağrı Patnos da 3 yıl yapması gereken 1. bölge şark görevini 5 yıl ifa etmiştir. Şimdi 2. şark görevini Şark 2. bölge elazığ merkez de yapmaktadır ve 2 yıl olmuştur. Patnos 1. bölge şark görevinin 1 yılı elazığ şark 2. bölgede 2 yıla tekabul etmektedir. Müvekkilim 2 yıl fazla yaptığı patnos görevinin 2 yıllık süresini şu anda yaptığı Elazığ 2. bölge şark görevine 4 yıl olarak saydırmak istemektedir. ( 1. bölgede ki 2 yıllık fazla görevi şu an ki görev yeri için 4 yıl olarak eklenmeli ). İdari başvuru yoluna gideceğim ilk başka idare mahkemesi öncesi, lakin davalı muhatap idari mercinin neresi olduğu konusunda fikir edinemiyorum. Yardımlarınız talep ediyorum
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :409, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : umutlaw, Tarih : 21-07-2020 17:12
Sayın melektaşlarım
2016 dan beri faaliyette olan Limited Şirketinin ortakları yabancıdır, şirketin adresi Türkiye de dır, ortakların Türkiye de ikamet ve çalışma izni bulunmamaktadır, şuan Bağkur geriye dönük prim ödemelerini cezaisi ile talep etmektedir!
1- Bağkur prim borcu ödenmesi ortakların uyruk, ikamet ve çalışma izni koşullarını bağlı mi?
2- Bu borç bu ekonomi durumda taksitlendirme imkani varmı?

Bilgilerinizi paylaşmanızı saygıyla dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :442, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Cansuece, Tarih : 20-07-2020 18:49
Merhaba sayın meslektaşlarım. Müvekkil, köy hizmetleri kurumunda 6 yıl boyunca geçici işçi statüsünde doktor olarak çalışmıştır. Daha sonra 657 sayılı kanuna tabi olarak doktor statüsüne geçmiştir. Ancak çalıştığı 6 yıl süre İçin herhangi bir Kıdem tazminatı almamıştır. Emekli olduğunda ise burada çalıştığı süreye ilişkin bir ücret almamıştır. Kıdem tazminatı almadığına ilişkin SGK ya talepte bulundu ancak herhangi bir cevap gelmedi. Müvekkilin Çalıştığı 6 yıl süre için Kıdem tazminatını alması için idareye tam yargı davası mı açmam gerekiyor yoksa iş davası mı açmam gerekir. Bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz? Nasıl bir yol izlemem gerekiyor? Bu arada köy hizmetleri kurumu şu anda bulunmamaktadır.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :489, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukatmüzisyen, Tarih : 20-07-2020 13:20
Merhaba , miras hukuku konusunda çok fazla bilgi sahibi değilim, bir hususta yardımınıza ihtiyacım var.
Muris tüm emekli maaşını ve hisse sahibi bulunduğu arsayı oğluna veriyor, oğlu bu sermayeyi 20 sene boyunca karşılıksız olarak kullanıyor. Oğlan ve kız kardesşi arasında karşılıklı açılmış tapu iptal ve tescil davaları da mevcut olup, hala görülmekte.

Murisin emekli maaşı ve nakdi sermayesinde kız kardeşin de hakkı olduğu mantığıyla , erkek kardeşe karşı denkleştirme davası açabilir miyim? Dava değeri olarak ne göstermeliyim?Şimdiden herkese teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :472, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ATB, Tarih : 20-07-2020 12:26
Merhaba Müvekkile ait Araç Noterden 08.04.2017 saat14:30 da satılmış. Alıcı aracı teslim almış. Memleketine giderken 08.04.2017 saat 16:30 da kaza yapmış. Kazada yeni satın alan ve aynı zamanda aracı süren 0,92 promil alkollü çıkmış. Sigorta şirketi kaza yapan diğer araçla ilgili 40.000TL ödeme yapmış.2918 94/1 e göre müvekkil sigorta şirketine bilgi vermiş,sigorta acentesi 15.04.2017 tarihinde yaptığı işlemle 23.04.2017 tarihinden geçerli olmak üzere sigorta sözleşmesini fesh etmiş.Sigorta şirketi sigorta ettiren olduğundan bahisle şoförün alkollü olması sebebiyle müvekkilime rücu davası açtı.2918/2 ye göre yasal zorunluluktan prim ödemeden sigorta lehine 15 gün hak kazanan kişinin sorumlu olması gerekmez mi.AyrıcaTTK'nun 1269 ncu maddesi mal üzerinde ekonomik menfaati olan malikle birlikte malike karşı mal nedeniyle borçlular, acente, kiracı, komisyoncu ve malın muhafazasından hukuken menfaati olan kimselerin, bu menfaatlerini sigorta ettirilebileceğini öngörmüştür. Müvekkilimin noter satışından sonra ve kaza tarihini kapsayan poliçe dönemine ilişkin olarak aracı sigorta ettirmekte bir menfaati kalmadığına göre sigorta şirketinin açtığı rücu davasıhakkındaki görüşlerinize ihtiyacım var. Şimdiden destek olacak meslektaşlarıma teşekkürler. Saygılar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :448, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Oğuzhan Cvr, Tarih : 20-07-2020 09:49
Merhabalar meslektaşlarım. Nafakanın kaldırılması kararı ile ilgili bir sorum olacak, bilgi sahibi olan meslektaşlarıma peşinen teşekkür ederim.

Müvekkil lehine yoksulluk nafakasına hükmediliyor, karşı taraf düzenli olarak ödeme yapıyor. Müvekkil sigortalı bir işe giriyor ve yükümlü, nafakanın kaldırılması davası açıyor. Dava açtıktan sonra nafaka ödemesi yapmıyor. Dava sonucunda nafakanın kaldırılmasına karar veriliyor, karar henüz kesinleşmedi.

Bu durumda nafakanın kaldırılması kararının, dava tarihinden itibaren sonuç doğurduğu hepimizin malumu. Fakat uygulama nasıldır? Nafaka borçlusu karar kesinleşene kadar nafaka ödemekle yükümlü, karar kesinleşince geri talep etme hakkı vardır diyebiliriz miyiz? Yoksa dava tarihi itibariyle sorumluluk sona erdiği için talep edilmesi mümkün değil midir? Müvekkil adına ne şekilde hareket etmeli kararsız kaldık, görüş bildiren tüm üstadlara teşekkürler, herkese iyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :420, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukatmüzisyen, Tarih : 19-07-2020 21:21
Herkese iyi çalışmalar.
Muris , ölmeden önce emekli parasını ve hisse sahibi olduğu arsayı demir ticareti yapmak için sermaye olarak koyuyor.Bu şirkete murisin iki erkek kardeşi de ortaktır Şirketin başına murisin oğlu geçiyor ve vergi levhası oğulun üzerinde oluyor. Oğul kendisi hiçbir sermaye koymadan, babasının koyduğu sermayeyi harcıyor , yaklaşık 20 senedir bu durum bu şekilde ilerliyor. Baba bu durumu , kızı lehine vasiyetname düzenlerken de belirtiyor. Acaba kız evlat , emekli maaşı ve nakit sermaye için oğula karşı tenkis davası açılabilir mi ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :479, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Defi-Def, Tarih : 19-07-2020 08:57
Merhabalar.

İşçi özlük dosyası hazırlamak için özellikle nelere dikkat etmek gerekir, mutlaka olması gereken şeyler nelerdir.?,

Şimdiden tüm meslektaşlara teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :503, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : BÜŞRA KARAKUŞ, Tarih : 18-07-2020 13:57
merhaba meslektaşlarım başıma ilk defa böyle bir şey geldiği için sormak istedim senette keşidecinin imzası sahte fakat kefil var ve müvekkilin borçlusu lehtar lehtar ciroyu müvekkilin önünde yapıyor dolayısıyla o da geçerli takip başlatacağım fakat protesto yok keşideci imza itirazında bulunursa cirantanın hakkında suç duyurusunda bulunabilir miyim sonuçta senedi alan lehtar imzanın sahte olduğunu bilmesi gerekir. Birde önüne protestodan muaf kaydı düşsem herhangi bir olumsuzluk olur mu? teşekküerler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :413, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat2704, Tarih : 17-07-2020 14:52
Merhaba değerli meslektaşlarım,
Marka vekilleri polis eşliğinde müvekkilin iş yerine gelerek iş yerinde marka ürünlerin taklidi olan ürünlere el koydurmuş ve suç duyurunda bulunmuşlar. Uzlaşmak istemediklerinden dava açılacak bu davada hagb alabilmesi için koşullar mevcut ancak zararın giderilmesi bakımından nasıl bir uygulama var bilmemekteyim. Ürünlere el konulduğu için zararın giderilmesine gerek var mıdır? Zararın tespiti nasıl yapılmaktadır? Konu ile ilgili kıymetli görüşlerinizi ve bilgilerinizi paylaşabilirseniz çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :507, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sailor1981, Tarih : 17-07-2020 11:32
COVID 19 süresince satış isteme süresi uzarmı? yani sorum şu taşınmaz haciz ve satış süreleri (1 yıllık) 12
ay +3 ay şeklinde uzar mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :493, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.MC, Tarih : 16-07-2020 09:14
Merhaba meslektaşlarım,

Müvekkil şirket bünyesinde sadece iş teslimleri sırasında makineleri kontrol etmesi amacıyla mühendis çalıştırıyor ve sigortasını yaptırıyor. (Aralarında yazılı sözleşme yok ve kontrol zamanları elden cüzi bir miktar ödeme yapılıyor.) Mühendis tam zamanlı olarak başka bir iş yerinde çalışıyor ve birden fazla iş yerinde müvekkil şirkette olduğu şekilde çalışmaları mevcut. Mühendisin, birden fazla iş yerinde çalışması ve gelirinin yüksek olması sebebiyle kendisine yüksek miktarda vergi borcu çıkıyor ve müvekkil şirkete bu borcu karşılamalarını yoksa işçilik alacakları şeklinde bu parayı onlardan alacağını söylüyor. Müvekkil şirkette kendi payına düşen kısımdan fazlasını karşılamayacağını söyleyince fesih ihbarnamesi gönderip müvekkil şirkete işçilik alacakları doğrultusunda dava açıyor.

Mühendis işçinin feshinin açıkça kötü niyetli olmasına rağmen kanuni düzenlemeler hep işverenin kötü niyetli feshi doğrultusunda maalesef. Bu sebeple değerli yorumlarınızı ve yardımlarınızı bekliyorum.

Şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :485, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.b-özkul, Tarih : 16-07-2020 00:12
Merhabalar,

Dosya borçlusuna ait hisseli bir taşınmazın tamamı 2005 yılında belediye tarafından yol ve park haline getirilmiş; borçlumuz dışındaki hak sahiplerine ait paylar belediye tarafından kamulaştırılmıştır.

Bizim borçlumuza ait pay üzerinde herhangi bir şerh mevcut olmadığı gibi, bu sebeple şu zamana kadar açılmış herhangi bir dava da bulunmamaktadır. Haricen yaptığım araştırma sonucu belediye kayıtlarında bu taşınmaz nedeniyle borçlumuza ödenen bir paranın da mevcut olmadığını öğrendim (zaten ödeme yapılsaydı tapuda da tescili gerekirdi). Ancak belediye, taşınmaz maliki talep etmedikçe sadece haciz alacaklısının talebiyle herhangi bir ödeme yapılmayacağını belirtti.

Ben de hukuki olarak şu yolu izlemeyi düşünüyorum. Belediye'ye haciz ihbarnamesi gönderip, itiraz etmeleri durumunda da İİK md 89/4 gereği dava açacağım. Hukuken taşınmaz malikinin alacak hakkının belediyece taşınmazın işgali ile doğacağını, bu sebeple muhtemelen yapılacak itirazın haksız olacağından davamın kabul edileceği kanaatindeyim. Bu konuda olumlu ya da olumsuz görüşlerini paylaşan tüm hukukçu arkadaşlara/üstadlara şimdiden teşekkür ederim. Taşınmazın tarafımızca satın alınarak sonrasında belediyeden talep etmemiz dışında alternatif çözüm önerilerine de açığım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :475, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07083511 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.