Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Haber Ekleyin

Yazan : av.harebe, Tarih : Dün 22:54
İşci alacakları için ,işyeri devrinden kaynaklı olarak 2 davalı işverene karşı dava açtık. davanın 19000 Tl'lik kısmı kabul edilirken 9000 TL'lik kısmı reddedildi. Davalılar lehine 17.900 Tl vekalet ücretine hükmedildi. AAÜT 13/2 gereğince reddedilen miktardan fazla olmaması gerekirdi. Dava dilekçesinde alacakların davalılardan sorumluluklarına göre alınmasına karar verilmesini talep etmiştik. yargı kararlarında direkt olarak böyle bir husus bulamadım. Bu durumda vekalet ücreti yönünden karar doğrumudur? Şimdiden çok teşekkür ederim.

Karar aşağıdaki gibi sunuyorum.

İşte ayrılış bildirgesinde davacının fesih sebebi kod 3 ( belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi) olarak belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının çalışmış olduğu işyerinde devir işlemi yapılmıştır. Davacının 1. İşverenden çıkışı verildikten sonra Yargıtay ilamlarında yer alan 10-15 günlük ara verme süresi dolmadan işyerini devralan yeni işveren bünyesinde çalışma başladığı, SGK bildirgelerinde davalı işverenlerin adresinin aynı olduğu tetkik edilip iş yeri devri bulunduğu değerlendirilmişltir.
Devrenden işveren işyeri devri sonrasında hemen sorumluluktan kurtulmaz. Devireden işveren, devirden önce doğmuş bulunan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan işveren ile birlikte sorumludur. Yine müteselsil sorumluluk kapsamında alacağı olan işçiler her iki işverene de başvuruda bulunabilecektir. 1475 sayılı yasanın 14/2. maddesinde devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için 2 yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.
Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden sorumluluk ise son işverene ait olmakla devreden işverenin bu işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmamaktadır. Devralan işveren ihbar tazminatı ile kullandırılmayan izin ücretlerinden tek başına sorumludur.
İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumludur.
Davacı vekili dava dilekçesinde ihbar süresine uymadan ve hiçbir alacak kalemi ödenmeden işine haksız olarak son verildiğini iddia etmiştir.
Davalı X2 vekili cevap dilekçesinde davacının iş akdinin istifa etmesi nedeniyle sona erdiğini iddia etmiştir.

Davacı tarafça kıdem ve ihbar tazminatı alacağı talebinde bulunulduğu, i iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia etmiş, davalı ise işçinin istifası ile iş akdinin sonlandığını iddia etmiştir. Dinlenen davacı ve davalı tanıkları da davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını doğrulamış, bu sebeple iş akdinin istifa ile sonlandığı sabit görülmüştür. Davacının istifasının haklı sebebe dayandığına dair bir olay kurgusu veya oluşun resen mahkememizce değerlendirilmesi veya bu yönde bir sebebin bulunup bulunmadığının irdelenmesi HMK'nun 24., 25., ve 26. maddelerinde düzenlenen temel usul kurallarına aykırı olacaktır. Yani mahkememiz talebi aşarak, taraflarca getirilme ilkesine aykırı şekilde resen davacının istifasına haklı bir sebep yaratamayacaktır.
Davacı tanığı davacıdan duyduğu kadarı ile fesihten haberdar olduğunu, beyan ettiği anlaşılmıştır. Davacı işverence iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ispatlayamamıştır. Davacı ödenmeyen ek çalışma ücretlerinden dolayı fesih yaptığı iddiasında da bulunmamıştır. Bu nedenle davalı işverenin haksız fesih yaptığı veya davacının haklı fesih yaptığının ispat edilemediği, feshin davacı tarafından yapıldığı ancak feshin haklılığının ispat edilemediğine kanaat edilip, Mahkememizce ileri sürülen fesih sebepleri ile bağlı olunduğundan kıdem ve ihbar tazminatı alacağı taleplerinin iki davalı yönünden de reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Yıllık izin alacağı yönünden; yıllık izinlerini kullandırdığını veya karşılığı ücretinin ödendiğini ispat külfetinin işverene ait olduğu, davacının yıllık izinlerini kullandırıldığına veya karşılığı ücretinin ödendiğine ilişkin belge sunulmadığı görülmüş, davacının hizmet sürelerinin toplamına göre değerlendirme yapılıp, hak ettiği yıllık izinlerden her iki işverenin de sorumlu olduklarına karar verilmiştir.
Ulusal bayram ve genel tatil ücreti yönünden, dosya kapsamında işe giriş çıkış saatlerini gösteren puantaj kayıtlarının sunulmadığı, davalı X2 tarafından sunulan ücret hesap bordrolarında davacının itiraz kaydı olmadan imzalarının bulunduğu, bu nedenle bu davalı döneminin dışlanıp, diğer davalı X1 döneminde bu günlerde çalıştığı ücretinin ödendiğine ilişkin belge sunulmadığı tespitine göre alacak hakkaniyet indirimli olarak davalı X1 yönünden hesaplanmıştır.
Davacının talep ettiği fazla çalışma alacağı yönünden, dosya kapsamında davacının günlük işe giriş çıkış saatlerini gösteren kayıtların sunulmadığı, davalı X2 tarafından dosyaya sunulan imzalı ücret belgeleri bulunduğu ancak bu belgelerde fazla çalışma ücreti tahakkuku bulunmadığı, davacı tanığının husumetli olduğu ancak dinlenen davalı tanık anlatımları ile beyanlarının büyük oranda örtüştüğü bu nedenle davacı ve davalı tanığının anlatımlarına göre yapılan hesaplamaya itibar edildiği, davacının toplam 12000 fazla çalışma ücreti alacağına davacı tanığının husumetli olması, ancak davalı tanık beyanlarına yakın beyanda bulunulması nedeni ile takdiren %40 hakkaniyet indirimi uygulanıp davacının 10.000 toplam fazla çalışma ücreti alacağı bulunup davalı X1'ın tamamından diğer davalı X2'ın ise 1.502,24 TL'sinden sorumlu oldukları yönünde değerlendirme yapılmıştır.
Ücret alacağı talebi yönünden bu alacak talebinin 2022/Nisan ve Mayıs ayları için sadece davalı X1'dan talep edildiği, bu alacağın davalıya ödendiğine ilişkin yazılı delil sunulmadığından ücret alacağı talebinin davalı X1 yönünden kabulüne karar verilip aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere);
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
1-Davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağı taleplerinin reddine,
2-Davacının 937,68 TL net ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağından taleple bağlı kalınarak 280,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata fiilen uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalı X1dan alınarak davacıya verilmesine, davalı X2 yönünden reddine,
3-Davacının 10.223,16 TL net fazla çalışma ücreti alacağı talebinin 10.000’sinin kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata fiilen uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,(davalı X2’ın 1.502,24 TL’sinden sorumlu olmasına)
4-Davacının 1.542,06 TL net yıllık izin alacağının 10,00 TL'sinin dava tarihinden, kalan kısmının 05.01.2024 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının 8.626,00 TL net ücret alacağının 10,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren kalan kısmının 05.01.2024 ıslah tarihinden itibaren işleyecek mevduata fiilen uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte davalı X1’dan alınarak davacıya verilmesine
6-Alınması gerekli 855,92 karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 562,70 TL peşin harcın mahsubuyla, bakiye 293,22 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına;
7-Ücret alacağı talebi yönünden alınması gerekli TL karar ve ilam harcının davalı X1'dan alınarak Hazineye irat kaydına;
8-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1600,00 TL arabuluculuk ücretinin davadaki haklılık oranına göre 1.198,38 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, kalan 402,62 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına;
9-Davacının ödediği TL başvurma harcı ile TL peşin harç masrafının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacının yapmış olduğu davetiye masrafı, müzekkere masrafı, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1000yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre 813,59 TL nın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlasının davacı üzerinde bırakılmasına;
11-Davalının X2'ın yapmış olduğu toplam 00 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre TL nın davacıdan alınarak davalı X2'a verilmesine, fazlasının davalı X2 üzerinde bırakılmasına;
12-Davalının X1'ın yapmış olduğu toplam 0 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre 8 TL nın davacıdan alınarak davalı X1'a verilmesine, fazlasının davalı X1 üzerinde bırakılmasına;
13-Tarafların kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde ilgilisine iadesine;
14-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre takdir ve tayin olunan 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; (davalı X2'ın 3.044,30 TL'sinden sorumlu olduğuna)
15-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre takdir ve tayin olunan 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, (tahsilde mükerrer olmamak kaydı ile 9.000 vekalet ücretinin davalı X1'a verilmesine,)
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :26, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Ali Öz, Tarih : Dün 17:04
Merhaba meslektaşlarım. Kanun ve uygulama ile farklı yargıtay kararları arasında kaldığım bir sorum var. Bir icra takibinde (borçlu vekiliyim) takip dayanağında 08/02/2023 vade tarihli 8000 usd alacağı yazılmış. Ancak takip dayanak belgesi yok. Alacaklı itirazın iptalinde belge sunabilir mi ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :40, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av2012, Tarih : Dün 15:03
Merhabalar, taraflar evlilik birliği devam ederken bir dönem müvekkilin ailesinin evinde yaşamıştır.Taraflar kendi konutlarına taşınırken evlilik birliği içinde edinilen bir kısım ev eşyasını götürmeyerek müvekkilin ailesine hediye etmiş ve kendi konutlarına yeni eşyalar almıştır. Ancak aradan geçen 10 yıl sonunda davacı eş,müvekkilin ailesinin evinde bırakılan ev eşyalarının iadesini talep etmektedir. Konu ile ilgili davalı müvekkil lehine karar arayışı içindeyim, yardımlarınızı rica ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :63, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gbahsi, Tarih : Dün 14:11
Merhabalar meslektaşlarım, müvekkilime ait taşınmazlar var. Bu taşınmazlar kardeşi ile 1/2 hisse oranında paylı mülkiyetli. Kardeşi taşınmazları kiraya veriyor buradan kira gelirleri var. Yaklaşık 12 yıldır kira geliri alıyor müvekkile ise hiçbir ödeme yapılmamış . Müvekkil kira sözleşmelerinin tarafı da değil kendisi yurtdışında yaşıyor. Şimdi dava açacağız. Ecrimisil davası açılsa , davalı kendisi işgal etmediği(kendisi oturmuyor sadece kira gelirini alıyor) gerekçesiyle davamız reddedilir mi? Aslında Bununla ilgili Yargıtay kararları da bulduk yerel mahkeme reddetse de Yargıtay bozmuş. Hatta öyle ki kira geliri alındığı için Yargıtay bu hususu intifadan men koşulunun istisnası sayarak intifadan men koşulunun oluşmasına gerek yoktur diyor.
Ya da ikinci bir seçenek olarak sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası açmak mı daha mantıklıdır? Asliye hukuk hakimine görüş sorduğumda bana ikinci yolu tavsiye etti. Daha önce bununla ilgili dava açan bir meslektaşımız oldu mu ne yapmak gerekir? şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :50, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.metehanaydın, Tarih : Dün 12:32
Müvekkilin eşinin psikolojik sorunları için zorunlu tedavi talebinde bulunacağız fakat daha önce bu davayı açan var mı? Normalde en azından inceleme yapılması için yeterli delil var iki kez rıza ile hastaneye yatmış ama tedavi bitmeden ayrılmış. Şuan eşe ve müşterek çocuğa çok ciddi fiziksel şiddet uyguluyor. Dava ne kadar sürer, tedbiren bir şey talep edebilir miyiz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :67, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.yavuz selim, Tarih : 26-02-2024 14:48
Merhaba iyi çalışmalar. Muris hayattayken başlatılmış olan ve kesinleşen icra dosyası mevcut.

Muris borçlu vefat ettikten sonra mirasçı müvekkil dava açıyor ve Mirasın Hükmen Reddi kararı veriliyor. Daha sonrasında müvekkille muhtıra gönderilerek 7 gün içinde borcu ödemesi gerektiği veya miras RED edilmiş ise AYNI SÜREDE dosyaya MİRASIN RED KARARININ İBRAZ edilmesini aksi takdirde de cebri icra işlemlerine BORÇLU OLARAK devam edileceği bildirilmiş. Ancak müvekkil bu süreyi kaçırmış durumdadır.

Bu durumda ne yapılması gereklidir bilgisi olan varsa yardımcı olursanız sevinirim.

muhtıra da belirtilmiş olan süre kesin süre midir ?

Elinde bu konuya ilişkin lehimize olacak Yargıtay kararı varsa paylaşırsa çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :98, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Hatun Olguner, Tarih : 25-02-2024 23:04
Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre önceden doğmuş zarar veya borç için çek verilmesi dolandırıcılık suçuna vücut vermemektedir.

3.3.1998 Tarih 8/69 sayılı CGK karari
CGK 2003/235-263

Yargıtay 15. CD 2014/2806 karar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :152, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : rosinante, Tarih : 25-02-2024 20:10
Meslektaşlarım merhabalar,

Adli yardım tarafından atanan dosya kapsamında açmış olduğum idari işlemin iptali konulu davada karar verilmiş olup; tarafım lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Vekalet ücretimin tahsili adına IYUK m. 28 kapsamında davalı idareye başvuracağım ancak aklıma takılan hususlar konusunda yardımcı olabilirseniz çok memnun olurum. Öncelikle, ilgili karara konu vekalet ücreti kesinleşmeden talep edilebilir mi? Talep edilmesi halinde adli yardımdan atandığı için kesinti yapılır mı? Şimdiden yardımlarınız için teşekkür*ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :135, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat120, Tarih : 21-02-2024 22:07
Meslektaşlarım merhabalar,
Ortaklığın giderilmesi davasında menfaat çatışmasından dolayı kısıtlı kayyımı olarak görevlendirildim. dava sonuçlandı istinaf yoluna başvurmak istiyorum ancak harç bakımından muafiyet var mıdır? kısıtlı engelli olduğu için iletişim kuramıyorum masrafları nasıl karşılayacağım bu konuda yol gösterirseniz sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :310, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : moltisanti, Tarih : 20-02-2024 16:26
Sayın meslektaşlar, muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil ve terditli olarak tenkis davası açtık. Netice-i talebi ise "... tapunun iptali ve müvekkilin adına tesciline bu kabul görmezse dava konusu edilen tasarrufun tenkisine" olarak yazdık.

Acaba tenkis yönünden netice-i talebimiz eksik mi oldu? Özellikle yeniden iptal ve tescil talebini yenilemek gerekir miydi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :361, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.3881, Tarih : 19-02-2024 18:35
İadeli taahhütlü ihtarname muhtara tebliğ edildiğinde geçerli olunur mu?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :350, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : norrinradd, Tarih : 19-02-2024 18:11
Meslektaşlarım merhaba. Kiracı, müvekkil kiraya verene boş bir tahliye taahhütnamesi teslim ediyor istediğin gibi doldurabilirsin diyor. Akabinde müvekkil kiraya veren bu tahliye taahhüdünü kaybediyor ve kiracıdan tekrardan tahliye taahhüdü istiyor ama kiracı bu sefer başkasına imza attırarak kendi imzası olmayan bir tahliye taahhüdünü müvekkil kiraya verene teslim ediyor yine istediğin gibi doldurabilirsin diyor. Akabinde bu geçersiz imzalı tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi başlatılıyor ancak kiracı imzaya itiraz ediyor. İmza itirazından sonra ise müvekkil gerçek imzalı boş tahliye taahhüdünü sonunda evinde buluyor. Tahliye davası için müvekkil nasıl bir yol izlemeli acaba?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :366, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : norrinradd, Tarih : 19-02-2024 16:36
Merhaba meslektaşlarım. Müvekkilin oğlu trafik kazasında hayatını kaybediyor. Karşı taraf ters şeride girdiği için %100 kusurlu bulunuyor. Şimdi maddi ve manevi tazminat davası açacağız. Maddi tazminatı belirsiz alacak olarak açacağız ancak manevi tazminat ne kadar çıkar bu konuda bilgim yok, manevi tazminatı belirsiz alacak davası olarak açamadığımız için tutarı hakkında bilgi sahibi olabilecek meslektaşların yardımını rica ediyorum. Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :360, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.aysenururk, Tarih : 19-02-2024 16:03
Merhaba,

Ortaklığın giderilmesi satış dosyasında, hissedar olarak yer alıyorum aynı zamanda annem de hissedar. Ben annemin vekili olarak dosyada görev almak istiyorum. Ancak satış müdürü menfaat çatışması olacağı için Uyap'a vekil olarak ekleyemem bana bir karar getirebilirsen olur diyor. Bu konuda bir karar paylaşabilecek meslektaşım var mı? Daha önce bu forumda açılan benzer soru başlığında cübbe giyilmeyen durumlar için yönergede taraf olunan hukuk davaları belirtilmiş ancak bu yönerge değişmiş sanırım bulamadım ve satış müdürünün bunu da kabul edeceğini zannetmiyorum.

Saygılarımla,
Av. Ayşenur Ürk Delikelli
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :365, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.M.EminSOFUOGLU, Tarih : 19-02-2024 14:28
Herkese İyi Çalışmalar , İcra memurunun kusurlu işlemi dolayısıyla( 89/1 , 89/2 cevaplarını dosyaya taramadığı için 89/3 gönderdik) 3. kişi tarafından dava açıldı bu dava neticesinde aleyhimize vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedildi. Şimdi Adalet Bakanlığı'na İİK m5 göre uğranılan zarar nedeniyle tazminat davası açmadan icra takibi yoluna gidebilir miyiz? Tazminat davası açmadan ya da İcra takibi başlatıp itiraz edilirse devamında itirazın iptali yoluna gitmeden ayrıca kuruma başvurulması gerekli midir
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :379, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avfatosay, Tarih : 19-02-2024 12:42
Meslektaşlarım merhabalar,

Geçici iş ilişkisi içerisinde işçinin geçici işverenin yanında çalıştığı esnada iş kazası geçirmesi halinde talep edilecek tazminattan özel istihdam bürosu ile geçici işveren müteselsil sorumlu mudur ?

Öğretide sorumlu olacağı yazıyor, ancak buna ilişkin bir kanun maddesi bulunmamakla birlikte Yargıtay kararı da bulamadım.

Bilgisi olan ve elinde Yargıtay kararı olan varsa paylaşırsa memnun olurum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :368, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : hukukçu077, Tarih : 18-02-2024 18:11
Herkese merhabalar;
"Katılanlar A....ve B..... kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden, AAÜT'ne göre 17.900,00-TL olan maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak adı geçen katılanlara verilmesine,"
şeklinde karar verilmiştir. Farklı müştekilerin vekili olduğumuz için 17900 tl vekalet ücretine ayrı ayrı hükmeddilmesi gerekmez mi? Bu karara göre 17.900 ü iki meslektaş olarak mı paylaşacağız? Ayrıca ben direkt 17.900 ün yarısını kendi adıma icraya koyabilir miyim?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :364, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avb, Tarih : 18-02-2024 15:40
Merhaba arkadaşlar, şu anda meslekte yeni olan avukatlar (maksimum 3 yıl kıdemli) bir hukuk bürosunda çalışmak için ne kadar maaş talep ediyorlar? Özellikle İstanbul'da bir hukuk bürosunda çalışmak için.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :406, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Buğra YILDIZ, Tarih : 17-02-2024 18:43
Merhaba değerli meslektaşlarım;

Ziynet alacağına ilişkin açmış olduğumuz bir dava dosyasında istinaf mahkemesi "ziynet eşyaların aynen iadesine, bu mümkün değil ise XXXX TL tutarın falanca tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıya verilmesine" şeklinde kesin karar verdi.

Ayrıca söz konusu altınların bozdurularak traktör alımında kullanıldığı da gerekçeli kararda belirtilmiştir.


Bu durumda doğrudan örnek 4-5'e göre ziynet eşyalarının parasal değerini talep etmemiz mümkün müdür? Yoksa mutlaka örnek 2'ye göre de talep edilmesi gerekir mi? Artık ziynet eşyalarının aynen iadesi mümkün değil, nitekim gerekçeli kararda söz konusu altınların traktör alımında kullanıldığı tanık beyanlarıyla tespit edildi.

Örnek 4-5'e göre para alacağı olarak icra takibi başlatmamda herhangi bir sakınca var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :434, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : AvBatuhanSafaGungor, Tarih : 16-02-2024 16:50
Meslektaşlarıma iyi çalışmalar dilerim.

Bir dosyamda karşı tarafın adresine daha önce açtığımız ceza davasında önce normal tebligat (iade döndü), sonra 21/2'ye göre tebligat muhtara teslim edildi(bu da muhtardan iade döndü), akabinde 35/1'e göre tebligat yapılıyor. Daha sonra açtığımız hukuk davasında, dava dilekçesinin tebliğine yönelik aynı adrese aynı prosedürü takip etmemize ve normal tebligatın iade dönmesinin ardından 21/2'ye göre yaptığımız tebligat bu sefer "Adres Hatalı/Yetersiz" gerekçesiyle iade dönüyor.

Burada sizce nasıl bir yol izlenmeli? Herkese kolaylıklar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :485, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04721498 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.