| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba herkese. Tahliye taahhütnamesine dayalı örnek 14 icra takibi başlattık ve kiracı imzaya itiraz edince itirazın iptali davası açtık. Mahkeme ön incelemede davalı kiracıya mahkeme huzurunda imza örneği vermesi aksi takdirde imza inkarından vazgeçmiş sayılacağı ihtaratlı süre verdi ve davalı kiracı süresinde imza örneği vermediği için bu husus kesinleşti ancak davalı süreyi kaçırdığını fark edince bu sefer sırf imza incelemesi yaptırıp hukuk mahkemesine bu dosya gelebilsin diye savcılığa sahtecilikten suç duyurusunda bulundu ve bunun bekletici mesele yapılmasını istedi, açık bir iftira attı davacı müvekkile yani müvekkil bu konuda iftira hakkını kullanacak zaten. Hukuk mahkemesinden imza inkarından vazgeçmiş bir davalının aynı hususta savcılığa sahtecilikten suç duyurusu hukuk mahkemesinde artık bekletici mesele yapılabilir mi ki? Zaten savcılık dosyasında şüpheli görünen müvekkilin sahtecilik yapmadığı bilirkişi raporuyla ortaya çıkacak müvekkilin el ürünü olmadığı ortaya çıkacak, davalı kiracının el ürünü mü değil mi diye araştırılmayacak çünkü sadece şüpheli gözüken müvekkil sahtecilik yaptı mı yapmadı mı diye imza incelemesi yapılacak (iftiradan suç duyurusunda bulunacak sonra da müvekkil gerçek ortaya çıkınca). Bu konuda emsal veya bilgisi olan var mı? Teşekkürler.
|
|
|
|
|
Yazan : Matrix,
Tarih : Dün 16:08
|
Merhaba.... 2021 Yılındaki 7343 Sayılı kanun ile İİK. 115. maddesi tamamen değişmiştir. 115/5 mad. göre ; " Satış talebi teklif verme başladıktan sonra geri alınamaz. Teklif verme süresinin bitimine kadar borcun tamamen ödenmesi halinde satış durdurulur. " hükmünü havidir.
Peki; Ortaklığın Giderilmesine ilişkin İHALE AŞAMASINDA ;tüm taraflarının ihale başladıktan sonra ( teklif verildikten fakat ihale bitmeden evvel ) VAZGEÇMESİ HALİNDE satış düşürülecek midir ?
Teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
Herkese merhabalar fikir ve tecrübelerinizi rica edeceğim;
Müteahit firmanın eser sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmemesi ve yapıyı eksik ve hatalı yapması sebebiyle binada ortak alan çatısının çökmesi, evlerin içlerinin rutubetlenmesi ve ortak alanın pek çok zararı olmuştur. O dönem bu eksiklikleri müteahit firmanın gidermesi için beklenmiş ancak onlar yapmayınca kat malikleri kendileri para toplayarak zararı gidermeye çalışmışlardır. Devamında hem ödedikleri parayı tahsil etmek hem de dava sürecine girmek istediler. Zorunlu arabuluculuk süreci işletilip tüketici mahkemesinde kısmi dava açıldı. Ancak mahkeme kısmi de olsa tüketici hakem heyeti sınırının altında olduğu için usulden red kararı verdi. Bu noktada eksik araştırma yapmak pahalıya mal oldu ve bu hususta genel görüşün bu şekilde olduğunu fark ettik. Bu noktada bu karar bu şekilde kesinleşirse, tüketici hakem heyeti sınırının üzerinde açılacak yeni davada tekrardan zorunlu arabuluculuk süreci işletmek gerekir mi? Anlaşmama tutanağında talep edilen gerçek değer açıkça yazmakta.
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba,
Bir asliye ticaret dosyasında avukatın hem iki kefilin hem de asıl alacaklının vekilliği yapması noktasında menfaat çatışması durumunu sormak istedim. Tarafların birbirlerine yönelik aksi bir talepleri bulunmuyor. Burada menfaat çatışması durumunu nasıl değerlendirirsiniz. Emsal bir karar bilginiz mevcut mudur ? Şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : Ajeweid,
Tarih : 07-01-2026 13:06
|
Herkese merhabalar,
Daha önce sorduğum ancak cevap alamadığım bir problem ile hala uğraşmaktayım.
Karşı taraf şirketi temerrüde düşürmek adına noter kanalı ile ihtarname göndermek istiyorum ancak postacının "sanal ofis olduğu gerekçesi ile muhatap bulunamadı, iade" minvalindeki kaşesi basılarak iade ediliyor. Şimdi;
- Noterlerin yetkisi olmadığı için 35'e göre tebligat yapamıyorum,
- Sanal ofis karşı tarafın mersis adresi, tebligatı da buraya çıkartıyoruz,
- Limited Şirketi karşı tarafın elektronik posta adresi yok,
- 3 kez tebligata çıkartıldı ama aynı şekilde döndü,
Bu durumda karşı tarafı nasıl temerrüde düşüreceğim? Nasıl tebligatı ulaştırabilirim? Her türlü çözüme açığım. Şimdiden teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım öncelikle herkese iyi çalışmalar dilerim.
Müvekkillerime miras yolu ile geçen bir işyerine ilişkin kira alacağı sebebi ile örnek13 icra takibi başlatmış bulunmaktayım. Ve fakat aşağıda belirteceğim üzere bazı sorularım bulunmaktadır. Şimdiden herkese teşekkür ederim.
1-Başlatmış olduğum icra takibinde 1/7'yi ayrıntılı şekilde doldurdum (Sözleşme bilgileri, taşınmaz adresi vs.) ve fakat ayrıca 1/8'e(..borcun sebebi)kısmına herhangi bir şey yazmadım. Yarın dava açtığım zaman borcun sebebi belirtilmemiştir diye açacağım davada veyahut başkaca bir problem olur mu?
2-1/9'a haciz ve tahliye yolu olarak belirttim fakat 1/7'de ayrıca bu husustan bahsetmedim. Bu durum problem yaratır mı?
3-Söz konusu sözleşme 2013 yılına ait. O zamanki adresle mevcutta ki adres farklı(büyükşehire geçme vb.durumlardan ötürü) ben hem sözleşmede ki adresi hem de zabıtada bulunan işyeri ruhsat güncel adresini yazdım. Tahliye davasında bu durum sıkıntı yaratır mı?
Şimdiden herkese teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım,
İdare Mahkemesi nezdinde açtığımız destekten yoksun kalma talepli tam yargı davamız tam kabul ile sonuçlandı ve idare tarafından alacağımız ödendi. Akabinde Bölge İdare Mahkemesi tarafından İYUK m.15/1-a uyarınca tekrar istinaf yolu açık olmak üzere görevsizlik kararı verilmiştir. İncelediğim yargıtay kararlarında HUMK hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı, kesin kararın tebliğine müteakip 10 gün içerisinde doğru yargı yerinde dava açılması gerektiği, açılacak davanın ilk davanın devamı niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Bu kapsamda ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyi, kesinleştikten sonra adli yargıda dava açmayı düşünüyorum. Fakat bu arada müvekkilim vefat etti. İşler iyice sarpa sardı, anlamadığım çok husus mevcut. Talep destekten yoksun kalma fakat talep ettiğim kişi vefat etti. Bu alacağı mirasçılar yoluyla hala talep etme şansım var mı? Ben davayı ıslah etmiştim. Yeni açacağım dava da ıslah edilen tutar üzerinden mi harçlanacak, ödediğim harçlar ne olacak, alacağımın zamanaşımına uğrama durumu var mı, idare yaptığı ödemeyi ne zaman geri isteyebilir? Bu süreci deneyimlemiş meslektaşlardan yardım istiyorum. Teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Kıymetli meslektaşlarım merhaba. Elimde özeti şu şekilde olan bir olay mevcut.
2008 tarihli vasiyetname ile davacı ve davalıların murisi kendi adına kayıtlı taşınmazlar bakımından belirli mal bırakma vasiyetinde bulunmuştur. Murisin ölümü sonrası vasiyetnamenin açılması üzerine davacı davalılara karşı vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis ve davalılardan A’nın muristen aldığı vekâlete dayalı yaptığı satışlardan doğan bedelden miras hissesine düşen kısmın kendisine verilmesi, olmadığı takdirde tenkisi yönünde talepte bulunmuştur.
Yerel mahkemece vekâlet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan alacak dâvası tefrik edilmiş ve tefrik edilen dâva vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis istemli dâva yönünden bekletici mesele kabul edilmiştir.
Yerel mahkemece vekâlet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan alacak dâvası bakımından kısmen kabul ile davalı A'nın davacıya bir miktar para ödemesine hükmedilmiştir.
Derece mahkemesinin kararı BAM tarafından “(…) dava konusu taşınmazların miras bırakan M tarafından vasiyetnameye konu edildiği ve bu vasiyetnamenin iptaline ilişkin olarak ve Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında dava açıldığı anlaşılmıştır. Vasiyetnamenin iptaline yönelik verilebilecek bir kararın taşınmazların mülkiyet durumlarını doğrudan etkileyeceği açıktır. Bu durumda mahkemece ilgili dava dosyasının karara bağlanıp bağlanmadığı, karara bağlanmış ise kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeli, dava kesin olarak sonuçlanmamış ise işbu bu dava yönünden HMK’nun 165/1. maddesi uyarınca bekletici mesele yapılıp sonucu beklenildikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken (…)” şeklindeki gerekçe ile kaldırılmıştır.
Şahsi kanaatim şu şekilde:
Tenkis saklı paylı mirasçılar bakımından saklı paylarının ihlâl edilmesi sebebiyle tenkisi kabil kazandırmaların saklı payı ihlâl etmeyecek düzeye indirilmesidir. Saklı payın ihlâlinden bahsedebilmek için öncelikle murisin fiktif terekesi tespit olunarak tasarruf nisabı belirlenmeli ve buna göre belirleme yapılmalıdır.
BAM kararındaki vasiyetnamenin iptalinin mülkiyet durumunu değiştireceği yönündeki tespite şüpheyle yaklaşılmalıdır. Zira vasiyetname ile doğrudan mülkiyetin geçmesi söz konusu olmayacağı gibi vasiyetnamenin iptali ancak vasiyetnamenin tenfizi ile gerçekleşen mülkiyet devirlerine etki edebilir. Dâva konusu olayda vasiyetnameye konu 18 adet taşınmazın 14’ü hâlâ terekede yer almaktadır. Kalan 4 adet taşınmaz ise murisin ölümünden evvel başkalarına devredilmiş olup vasiyetnamenin tenfizi kapsamında bir mülkiyet devri olmamıştır. O hâlde vasiyetnamenin iptali ancak vasiyet alacaklarının alacak hakkına etki edebilecektir. Görüldüğü üzere BAM kararındaki mülkiyet durumunun etkileneceğine yönelik gerekçe isabetli değildir.
Davacının talep ettiği alacak hakkının murisin terekesinden kaynaklandığı açıktır. Davacının vekâlet görevinin kötüye kullanılması dâvası neticesinde elde edeceği alacak mirastan aldığı bir değer olup bu kısmın saklı payının zedelenip zedelenmediğine yönelik incelemede gözetilmesi gerektiği açıktır. Tenkis için mutlak surette saklı payın zedelenmesi gerekmekte olup örneğin söz konusu alacak gözetilerek yapılacak hesapta davacının saklı payını karşılar şekilde bir alacak elde ettiği anlaşılırsa artık tenkise yönelik talepte bulunması mümkün olmayacaktır. Bu sebeple öncelikle bu dâvanın neticelenmesi ve buna göre işlem yapılması gerekirken tam tersinin yapılması gerektiği iddiası doğru değildir.
Sizlerin de fikirlerini almak isterim. Önce ÖBT iptal ve tenkis talebi mi incelenmeli? Bana çok isabetli gelmiyor bu durum. Benzer karar da bulamadım. Muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil bakımından karar mevcut, tenkisten önce iptal ve tescil incelenmeli diyor Yargıtay, bu durum da esasen çok farklı değil.
|
|
|
|
|
Yazan : milatsu,
Tarih : 05-01-2026 20:05
|
Sevgili meslektaşlarım, hepimize işlerin kolaylaştığı bol kazançlı bir 2026 diliyorum
Bir hususta tecrübelerinize ihtiyacım var.
Müvekkilin alacağına istinaden borçlunun alacaklı olduğu dosyaya haciz koyduk.
Dosyada haciz konan taşınır ve taşınmazların satışını talep edebilirmiyiz. Önce yetki mi istemeliyiz icra mahkemesinden. Daha önce yapmadığım bir işlem, aşamalar hakkında bilgilendirirseniz çok sevinirim. Teşekkürler şimdiden.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba, cmk dan atandığım dosyada sanık lehine hükmedilen beraat vekalet ücretinin tahsili için icra takibi yoluna başvurdum fakat tahsil edilen cmk görevlendirme ücretini düşerek icra takibi başlatmak gerekiyormuş bunu sonradan öğrendim, bunun düzeltilmesi hangi yolla olur miktarın düzeltilmesi için ilgili icra dairesine nasıl bir dilekçe ile başvurmalıyım? Teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba daha önce de forumda bu konunun tartışmaya açıldığını görmüştüm ama yine de sormak isterim. Yakın bir tarihte ceza infaz kurumuna girişim sırasında cebimde günlük kullanım için bulundurduğum Bluetooth kulaklığımı unuttum. Hemen orada hakkımda tutanak tanzim edildi. Sizce bu olay sonucunda ne olur? Adalet bakanlığı bu tarz dosyalar için soruşturma izni veriyor mu? Benzer durumu yaşayan meslektaşım varsa cevaplandirmasi beni çok mutlu edecek çünkü aşırı stres altındayim bu konudan kaynaklı
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar. Ceza yargılamasında yasal temsilcinin kanun yoluna başvurma süresi ne zaman başlar ? Süre gerekçeli kararın sanığa tebliği ile başlar mı yoksa yasal temsilciye ayrıca tebligat çıkarılması gerekir mi?
|
|
|
|
|
Yazan : Av.melke,
Tarih : 05-01-2026 11:50
|
|
Herkese merhaba, müvekkilin aracının üstüne medaşın elektrik direği devriliyor. Böyle bir durumda nasıl bir hukuki yol izleyebiliriz?
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, bir ortaklığın giderilmesi davası açacağım. Babalarından miras kalan taşınmazı olan 5 kardeş var. Bunlardan 3 ü benim müvekkillerim ve taşınmazın satılmasını istiyorlar. Diğer iki kardeşten birisi yakın zamanda payını eşine devretmiş. (Bu durumda miras ortaklığı da son bulmuş oluyor sanırım?) Buradaki asıl ve daha büyük sorun şu. Mirasçıların satılarak ortaklığın giderilmesini istediği taşınmaz belediye tarafından tevhit edilerek mahalledeki diğer bütün taşınmazlar ile birleştirilmiş. Yani tapuda bizim davamızın konusu olacak taşınmaz için oluşturulan parselde neredeyse 100 tane taşınmaz ve bunların paydaşları var. Ortaklığın giderilmesi için bütün bu taşınmazların sahiplerine (yani tapuda paydaş görünen herkese) dava açmam mı gerekecek? (Ki öncesinde arabuluculuk yapılacak, belki de tapuda paydaş görünenlerden ölenler ve henüz mirasçılarının intikal yaptırmadığı için görünmeyenler de olacak) Bu durumda aynı parselde olan bütün taşınmazlar satılacak mı? Yoksa sadece müvekkillerim ve kardeşlerinin kendi aralarında hissedar oldukları taşınmaz mı satılacak?
Bunun haricinde aynı taşınmaz için taşınmazı kullanmakta olan iki kardeşe ecrimisil davası açmayı düşünüyoruz ancak kardeşlerden birisi yukarıda bahsettiğim üzere payını çok yakın zamanda eşine devretmiş. Bununla ilgili nasıl bir yol izleyebilirim?
İşin içinden çıkamıyoruz, yardımlarınızı bekler şimdiden teşekkür ederiz.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım,
Müvekkil aracıyla birlikte İdo'ya biniyor. Daha sonra dalga müvekkilin aracına vurup araçta büyük bir hasar meydana getiriyor. Müvekkilin telefonu da bozulduğundan fotoğraf çekemeyip, tutanakta tutmamış. Kamera kayıtlarının alınabilmesi için delil tespitine başvuracağım.
Bundan sonra İdo'nun sigortacısına mı yoksa direkt arabuluculuk ve dava yoluna mı başvurmam lazım?
Görüş ve önerileriniz şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım;
Tahliye taahhüdüne dayalı olarak başlattığımız icra takibine, kiracı tarafından imzaya itiraz edilmesi üzerine, Sulh Hukuk Mahkemesinde, itirazın iptaline, takibin devamına, tahliyeye karar verilmesini talep ettim. Mahkeme tarafından, takibin devamına, tahliyeye ve tarafımıza vekalet ücreti ödenmesine karar verildi.
Kararı icra takibine sundum ancak icra müdürlüğü, hem tahliye hem de vekalet ücreti yönünden mehil verildiğinden ve takibin tehiri icra kararı ile durdurulduğundan, dosyaya yatan ilam vekalet ücretinin tarafıma ödenmesi talebimi red etti.
İcra Müdürlüğü, sadece tahliye yönünden tehiri icra kararı getirmek üzere mehil vermesi gerekmezmiydi?, Alınan tehiri icra kararı ve mehil vesikası, İlam vekalet ücretinin ödenmesini de durdurur mu?
|
|
|
|
|
Yazan : Annalise,
Tarih : 03-01-2026 00:02
|
Merbaha Sayın Meslektaşlarım,
Müteahhitin sözleşmede belirlenen sürede inşaatı bitirmemesi ve daireleri teslim etmemesi sebebiyle kira geliri kaybı için dava açacağım ancak meslekte yeni olmam sebebiyle bir husustan emin olamadım. Sözleşmede ruhsat alındıktan sonra başlayan süre için benzer davalar var fakat müteahhit yapı ruhsatını bina yıkıldıktan çok sonra almış. Sürenin asıl önemli kısmı yapının yıkılması ve yapı ruhsatının alınması arasındaki zaman dilimi ancak bununla ilgili Yargıtay kararı bulamadım. Merak ettiğim husus yapının yıkılması ve yapı ruhsatının alınması arasındaki zaman için tazminat talep edilebilir mi?
|
|
|
|
|
Yazan : denizizm,
Tarih : 02-01-2026 19:16
|
|
Merhabalar acilmis ise iade davasinda ilk derece mahkemesi feshin gecersizligine ise iadeye boşta geçen süre ve diğer haklar ile ise baslatmama tazminatını hükmetti işçi istinaf aşamasında vefat etti istinaf kararı onadı. Bu durumda mirasçılara kıdem tazminatı ve ilamda hukmolunan boşta geçen süre ücreti ve diger haklar ödenir mi tesekkurler
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba
Müvekkil 2 Ocak 2026 tarihinde bir konut satın almış
Önceki mal sahibi döneminden kalan haziran ile aralık ayı arasında yaklaşık 20.000 TL eksik kira bedeli var
Müvekkil bu eksik kira bedellerinin tahsili ve taşınmazın tahliyesi için icra takibi başlatabilir mi
Mal sahibinden şu an için icra dosyasına dayanak yapacağımız bir temlik belgesi yok fakat alınabilir
Sorum şu icra takibinin dayanağı belge olarak eski mal sahibine ait kira sözleşmesi ve müvekkile ait yeni tapuyu koyması bu icra takibini başlatması için yeterli midir
Herhangi bir itiraz vesair gelir mi
Cevaplarınız için teşekkürler
|
|
|
|
|
Yazan : Brise,
Tarih : 02-01-2026 00:35
|
Herkese merhaba
Kiralanan araç ile kaza yapıldı. Bunun neticesinde araç tamir bedeli, değer kaybı ve ticari kazanç kaybı gibi alacaklar için icra takibi başlatılmış.(Kazada kusurumuz yok ancak takip kesinleşti) Menfi tespit davası açacağım ancak görevli mahkeme konusunda kararsız kaldım. Kira ilişkisinden kaynaklandığı için Sulh Hukuk mahkemeleri mi görevli? Şimdiden yanıtlarınız için teşekkür ederim.
|
|
|
|