Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : dejure, Tarih : Dün 18:20
Merhaba meslektaşlarım,

Devam etmekte olan itirazın kaldırılması davasında, (her iki tarafın da vekili bulunmakta) gelen bilirkişi raporuna göre işleyen kiralar için ilamsız icra takibi yapacağım. Bu takibi, asile mi yoksa vekile mi çıkarmalıyım?

Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :32, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Ayşe_Han, Tarih : Dün 12:00
Merhabalar, müvekkilin TPE'ye yaptığı tasarım başvurusuna başka bir şirket itiraz ediyor ve YİDK tarafından itirazın kabulü ile müvekkilin tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne karar veriliyor.

Müvekkilin tasarımı ile itiraz eden şirketin tasarımının sadece ürünün zorunlu teknik fonksiyonları ve söz konusu ürün bakımından TPE tarafından ve bazı başka yönetmelikler tarafından getirilen tasarım sınırlandırmaları bakımından benzerlik gösterdiği söylenebilir.

Ayrıca tasarıma itiraz eden firmanın tescilli tasarımı daha önce bir başkası tarafından kamuya arz edilmiş. Bu bakımdan müvekkil hem YİDK kararına itiraz etmek istiyor hem de terditli olarak müvekkilin tasarımına itiraz eden şirketin tescilli tasarımına ilişkin yenilik arz etmediğinden tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmek istiyor.

Bu bakımdan Ankara Fikri Sinai Hukuk Mahkemesinde YİDK kararına itiraz ederken aynı dava kapsamında müvekkilin tasarımına itiraz eden karşı tarafın tescilli tasarımının hükümsüzlüğüne karar verilmesi de talep edilebilir mi ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :38, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : bilgehanarifoglu, Tarih : Dün 09:51
Merhaba sevgili meslektaşlarım,

Müvekkilim bir kişinin bölünemez nitelikteki tarlasından senet karşılığı 10/1 hisse almış, parayı da ödemiş. Sonradan öğrendiğim kadarıyla birkaç kişiye daha bu şekilde senetle satış yapmış.

Merak ettiğim konu, bu kişiler haciz yoluna gittiğinde bu tarlanın 10/1'ine haciz koyabilir miyiz yoksa tamamının mı satışa çıkarılması gerekir?

Sevgiler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :50, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Ahsen, Tarih : 07-12-2021 16:11
Herkese iyi çalışmalar dilerim.

Başlıktan da anlaşılacağı üzere müvekkil 2 ay önce sıfır bir otomobil satın alıyor parasını ödüyor. Araç henüz galeriye ulaşıyor. Galeri de kurların arttığını, aradaki fark ödenirse aracın müvekkile teslim edileceğini söylüyor. Son zamanlarda sıklıkla mağduriyet yaratan bu konuyla ilgili ne yapılabilir nasıl bir yol izlenebilir? Tecrübelerini ya da fikirlerini aktarabilirseniz çok sevinirim.

Şimdiden teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :88, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : zeynep ar, Tarih : 07-12-2021 13:33
Merhaba Sevgili meslektaşlarım,

müvekkil şirket bir bayi ile bayilik sözleşmesi yapmak istiyor. Söz konusu bayi, başka firma ile 5 yıllık bir bayilik sözleşmesi yapmış ve sözleşmenin 4. senesinde sözleşmeyi bayi sahibinin sağlık sorunları sebebiyle haklı fesih ile sonlandırmak niyetinde. Daha sonra vergi levhasını sildirip aynı bayi için torunu üzerinden yeni bir vergi levhası açarak müvekkil firma ile bayi sözleşmesi akdedilecek.

Ancak diğer firma ile yapılan bayi sözleşmesinde her ne sebeple olursa olsun sözleşme süresi sona ermeden feshedilmesi durumunda 20 bin Euro tutarınce cezai şart ödenmesi maddesi mevcut. Sağlık sorunları sebebiyle sözleşmenin feshedilmesi durumunda bu cezai şartın ödenmesi gerekir mi? Torunu üzerinden açılan bayi ile bayilik müvekkille bayi sözleşmesi yapılması bir sakınca yaratır mı? İhtar il birlikte sözleşme geçerli şekilde feshedilmiş olur mu?

Şimdiden teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :95, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.zeynep97, Tarih : 06-12-2021 16:49
Merhabalar, müvekkilin aracındaki değer kaybı için Asliye Hukuk Mahkemesinde ( Karşı tarafın sigortası yok) dava açacaktım. Ancak trafik polislerince düzenlenen kaza tespit tutanağında kusur tespitinin yapılamadığı yazıyor. Bu durumda ne tavsiye edersiniz? Önce kusur tespit davası mı açmalıyım? Bu davayı nerede açacağım? Ne kadar masraf ödeyeceğim? Daha sonra açılacak değer kaybı davasında kusur davasında düzenlenecek olan keşif tutanağını kullanabilir miyim? Meslekte yeni olduğum için altından kalkamadım. Bilgi veren olursa çok mutlu olurum
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :144, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Oğulcan Aydın, Tarih : 05-12-2021 22:31
Merhaba Sevgili meslektaşlar.

Ölen bir kişi var ölümünden sonra bir dükkan mirasçılarına geçiyor, mirasçıları söz konusu yerde elbirliği ile ortak mal paylaşımı gerçekleşmedi. Ölümden sonra ilgili dükkanın işletmesine çocukları tarafından devam ediliyor.

Soru işareti olan nokta ise ölen kişinin aidat borçları var. Şu an işletmesi kendilerinde olan ( çocuklarının) kişilerinde aidat borçları var . Mirasçıların murisin borçlarından sorumlu olduklarını biliyoruz. Böyle bir halde hem rahmetli babalarından kalan borçlar için hem de güncel aidat borçları için tek bir icra takibi açılabilir mi ? Açılması durumunda el birliği ile ortaklık olduğu için tüm ortaklara-mirasçılara mı takip açılacak zira zorunlu takip arkadaşlığı olduğunu düşünüyorum..

Şimdiden tecrübelerini paylaşacak meslektaşlarıma teşekkür eder sağlıklı günler dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :188, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avyagiz95, Tarih : 05-12-2021 21:12
Meslektaşlarım merhaba. Müvekkilin ecrimisil davası, meslektaşımın ıslah hakkını farklı bir nedenle kullanması üzerine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10 Bin TL olarak kabul edildi. Davanın kabulü üzerine, davalı taraf taşınmazını mal kaçırmak sureti ile devretti. Biz mahkemenin ilamına ilişkin karar ile takip başlattık ve takibe istinaden tasarrufun iptali davası açarak mahkemenin verdiği fazlaya ilişkin 10 bin ve yargılama giderleri ile tedbir koydurduk. Ancak, müvekkilimin fazlaya ilişkin ecrimisil alacağı devam etmekte, bunun için de alacak likit olsun, ihtiyati haciz koyabilelim diye tahmin ettiğimiz değerin de altında bir taleple ilamsız takip başlattık ve itiraz edildi. Bu itirazın iptalini isteyeceğiz ve kabul edilecek muhtemelen; ancak o zamana kadar borçlu ve üçüncü kişi tasarrufun iptalini açmamamıza zemin hazırlayan dosyadaki borcu kapatıp, tasarrufun iptali davasını konusuz bırakarak taşınmazı bir başka kişiye devrederlerse yine sıkıntı yaşayacağız. Acaba, tasarrufun iptali ile koyduğumuz tedbirin yanına itirazın iptali davasında hali hazırda üçüncü kişide bulunan taşınmaza tedbir koydurmamız mümkün mü? Daha önce bu sıkıntı ile karşılaşan meslektaşım var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :184, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Kenan Faal, Tarih : 03-12-2021 17:10
Şirket İl Özel İdaresinden okul binası yapım işi almıştır.
Bu yapılan iş, 29.09.2019 tarihinde bitirilmek üzere 17.10.2018 tarihinde sözleşmeye bağlanmıştır.
Ancak aşağıda yazılan tarihlerde ödenek yokluğundan şirkete süre verilerek işin yapım süresi uzatılmıştır.
Süre Uzatım Kararları
Tarih Verilen Süre İş bitim tarihi
08.08.2019 307 gün 01.08.2020
08.05.2020 348 gün 15.07.2021
06.07.2021 61 gün 15.09.2021

İdarece verilen bu 3 süre uzatım kararı sonucu geçen süreler içerisinde iş yapım süresi uzadığından şirketin personel, makine ekipmanı, elektrik ve su giderleri artmış bununla birlikte 2019,2020,2021 yıllarında yapılan imalatlar için 2018 birim fiyatlarına göre ödemeler yapılmıştır. Şirkete endeksler oranında fiyat farkı uygulanmış ise de verilen fiyat farkı da güncel birim fiyatları yansıtmadığından şirket fahiş bir zarara uğramıştır.

Şirketin bu nedenlerle idareye başvurusu neticesinde idarece verilen cevapta;

1- Ödenek yetersizliği nedeniyle süre uzatımı
yapılabileceğini,

2- Yapılan işin birim-fiyat sözleşmesi şeklinde değil anahtar
teslim götürü bedel sözleşmesi şeklinde yapıldığını,

3- Anahtar teslim götürü bedel sözleşmelerde yapılan işin
bedellerinin ihale dokümanında öngörülen ilerleme
yüzdeleri üzerinden sözleşmesinde ve ekinde yazılan
esaslara göre ödeneceğini,

4- Bu nedenle Anahtar teslim götürü bedel sözleşmelerde
birim-fiyat üzerinden ödeme yapılmasının mümkün
olmadığını,

5- Fiyat farkı konusunda ise K.İ.K. m.6 hükmü nedeniyle
verilen fiyat farkının doğru olduğunu,

İfade etmişlerdir.

Şu halde siz değerli meslektaşlarımdan öğrenmek istediğim hususlar şunlardır;

1- Anahtar teslim götürü bedel sözleşmeleri ile yapılan işlerde birim fiyatlara göre ödeme yapılamaz mı bu hususta hiçbir istisna yok mudur?

2- Bu bakımdan herhangi bir istisnası dahi yoksa idarenin süre uzatımından kaynaklanan tüm fahiş zararlardan şirket mi sorumludur? Herhangi bir yolla bu zararının giderilmesini talep etmesi mümkün değil midir?

3- Bu zararlar olağanüstü bir şekilde artan maliyetlerden kaynaklanmaktadır. şöyle ki; bilindiği üzere olayda şirketin işi yapma süresinin uzatıldığı tarihler, covid-19 un tüm dünya piyasalarını, özellikle inşaat sektörünü neredeyse durdurduğu dönemlere denk gelmektedir, bu sebeple salt süre uzatımından kaynaklı değil bu süre uzatımı tarihlerinin denk geldiği zaman diliminde olağanüstü durumların yaşanması sebebiyle bu fahiş zararlar doğmuştur. belirtilen bu sebep üzerinden dava açılması ve sonuç alınması mümkün olabilir mi olabilirse hangi hukuki dayanaklar ileri sürülebilir?

4- Ayrıca şirket yöneticilerinin iddia ettiği üzere; ''Yapım işlerinde sadece o işe özgü olan bir ödenek hazırlanır ve bir hesaba aktarılır yapılan işin her aşamasında o aşamaya ilişkin hakedişler ödenir, bu şekilde işlem tamamlanır. yani hazırlanan tüm ödenek sadece o iş için ayrılır ve başka bir yere harcanamaz. Bu nedenle ödenek yetersizliği iddiasında bulunulamaz.'' Bu hususu destekler bir hukuki dayanak var mıdır?

Öğrenmek istediğim hususlar bunlardan ibarettir, yardımcı olan siz değerli meslektaşlarıma şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :302, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.zeynep97, Tarih : 03-12-2021 14:58
Merhaba, davacı müvekilin aracı ile başka bir araç arasında trafik kazası meydana geliyor ve karşı taraf tam kusurlu. müvekkilin kaskosu araçtaki hasarı gideriyor. karşı tarafın sigortası dahi yok. müvekkilin aracındaki değer kaybı için dava açıyoruz ancak müvekkilin dava masraflarını ödemekte zorlandığını gördüm. Kasko poliçelerinde hukuksal koruma teminatı olduğunu hatırlıyorum. Dava masraflarını kaskomuzdan isteyemez miyiz? bilgi verirseniz çok mutlu olurum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :291, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : kerem.oz, Tarih : 03-12-2021 13:59
Merhabalar,

Elimizdeki bir dosyada davacı, avukat davalıya bir tazminat davası açmış bulunmakta. Davacı, davalı avukata tahsil etmesi için bir senet verdiğini, ancak avukatın senedi kendisi adına tahsil ettiğini (senedi kendi adına cirolayarak) iddia etmekte, bu nedenle senet bedeli ve faizi kadar tazminat talep etmekte. Senedin avukata verildiğinin iddia edildiği tarih 2011 yılı.

Ortada kesinlikle bir vekaletname veya avukatlık sözleşmesi yok. Davanın öncelikle Avukatlık Kanunu Mad 40 (1-5 yıl zamanaşımı), bu mümkün olmazsa haksız fiil zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini sağlamak istiyoruz. Konuyla ilgili fikir veya emsal kararı olan paylaşabilirse çok seviniriz.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :334, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 02-12-2021 21:51
anne boşandıktan sonra 300 gün dolmadan çocuk doğuyor.300 günden sonra başka bir evlilik yapıyor.o evlilikten de bir çocuğu oluyor.önceki çocukla yeni doğan çocuğu kaydetmeye gidince her ikisini de kaydedemeyiz ilk çocuğun babasının tespitinden sonra 2.çocuğu kaydedebiliriz diye nüfustan cevap alıyorlar.
TMK 285 "Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır." hükmü var.ama ilk evlilikte baba çocuk benden değil diyormuş.bu halde 300 gün içinde doğan çocuk nasıl kaydettirilecek? babanın anne tarafından bildirilmesi yeterli midir? babanın kabul etmemesi mümkün gözükmüyor ancak nüfus kaydından sonra nesebin reddi açılabilir diye düşünüyorum.
nüfus müdürlüğünün 2.çocuğu kaydetmemesinin bir kanuni dayanağı var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :352, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.enesturhan, Tarih : 02-12-2021 11:24
Merhaba kıymetli meslektaşlarım.

Apartman Yönetim Kurulunu temsilen ortak yerlere el atmanın önlenmesi davası açtık. Mahkeme ön inceleme aşamasında karar defterinde bu davaya ilişkin açılması yönünde bir karar alınmadığını söylüyor. Ancak karar defterinde avukatın yetkilendirildiği ve vekalet çıkarıldığı yazılmış ve yönetim kurulu tarafından imzalanmış. Yani apartman yönetimi adına vekalet var ancak bu davayı ikame edilecektir diye direkt bir karar yok. Sizce dava reddilir mi ? Nasıl bir beyan yazılması gerekir ? Buna ilişkin elinde karar olan var mıdır ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :361, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ulascansimsek, Tarih : 01-12-2021 19:58
İyi akşamlar üstadlarım. Kafamı kurcalayan bir durum var yardımınızı rica ediyorum.
Müvekkil %100 payının olduğu bir limited şirketin %10luk hissesini bir başkasına devrediyor. Fakat devralan kişinin, şirket lehine taahhüt ettiği işleri yapamadığı takdirde, o %10luk payı mutlaka kendisinin devralmasını istiyor. Devralacak kişi de bu duruma razı. Şarta bağlı bir devir işlemi mümkün müdür? Şirket sözleşmesinde devri kısıtlayıcı veya bu taahhüte ilişkin hükümler yazılmalı mıdır? Devir vaadi sözleşmesi mi imzalatılmalıdır? Doktrin tartışması gibi olacak😊. Şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :408, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Sbt, Tarih : 30-11-2021 22:33
Merhaba meslektaşlarım, ayıplı hizmet nedeni ile araçta oluşan zarardan dolayı delil tespiti yaptırdım ancak aracın değer kaybın hesaplanmasını talep etmemişim. Şimdi de Tüketici mahkemesinde dava açtım, aracın değer kaybı için tüketici mahkemesinden mi bilirkişi talep edeyim yoksa mahkeme kendisi mi görevlendirir bilirkişiyi veya ayrı sulh hukuktan mı aracın değer kaybın hesaplanmasını talep etmem gerekiyor ? cevaplarınız için teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :467, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat2516, Tarih : 29-11-2021 22:22
Merhaba sayın meslektaşlarım, açılan icra takibinde sehven dayanak olarak e-fatura olarak düzenlenmesi gerekirken kağıt fatura olarak düzenlenen fatura koyulmuştur. Akabinde müvekkil usulsüzlük cezası yemiş ve cezasını ödemiştir. Takibe itiraz edilmiş ve takip durmuştur. Şimdi itirazın iptali davası açarsam usulsüz fatura ne tür bir etki doğurur, bu durumda nasıl bir yol izlemem gerekir, cevaplarınız için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :496, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Mert Bayram, Tarih : 29-11-2021 13:04
Merhaba, yabancı müvekkil ile inşaat firması arasında adi yazılı şekilde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalanmış, yabancı müvekkilin çıkardığı İPOTEKLİ, İPOTEKSİZ, HACİZLİ, HACİZSİZ adıma taşınmaz satın alma yetkisi içeren vekaletname ile şirket yetkilileri kendi arasında taşınmaz satışı gerçekleştirmişlerdir. Taşınmaz üzerinde 600.000 TL tutarında haciz mevcut.
Sorum:
1) Taşınmaz üzerindeki haciz için ne yapabiliriz? Tüketici Mahkemesinin tapunun temiz bir şekilde devrine hükmettiği kararlar hatırlıyorum. Somut olaya uygulanabilir mi?
2)Taraflar arasındaki adi yazılı sözleşmenin geçerliliği nedir, taşınmazdaki eksiklikler için sözleşmedeki cezai şartları kullanarak tazminat talep edebilir miyiz?
Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :488, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : tangela, Tarih : 29-11-2021 12:40
herkese merhabalar

A şirketi ticari ilişkiden dolayı B firmasının gayrimenkulunun üzerine ipotek koyuyor.

Biz koyulan ipotejteki borcun bir kısmını kabül ediyor ve kalanına itiraz ediyoruz.

Bunun üzerine A şirketi bize alacak davası açıyor ve davayı tamamen kaybediyor. Bizim kabül ettiğimin alacağı bile mahkeme kabül etmiyor ve şirkete borçlu olmadığımızı tespit ediyor.

İş bu halde ;

İpotegin kalkması için ihtar gönderdim ama şirket kapanmış bir muhatap bulamamdım .

İpotegin fekki davası açmayı düşünüyorum . Arabuluculuk şartı yok diye biliyorum ayrıca kabül edilen icra dosya borcunu ödememe gerek var mı aratık .Neticede mahkemede görülen alacak davasında borçlu olmadığım tespit edildi.

En hızlı sonuç almak için hangi yolu önerirsiniz ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :486, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 28-11-2021 22:42
kiracı yıllık kiranın ilk 6 ayını peşin verip geri kalanını ikinci 6 aylığı ödemediğinden kiralananın tahliyesi için tahliye talepli icra takibi yaptık. kiracı hem borca hem de kira sözleşmesine itiraz etti.sözleşme hazır sözleşmelerden ve müvekkil ile kiracı arsında adi yazılı olarak imzalanmış.kiracıyla ilk sözleşmeyi müvekkil abisinin işyerini kiralamak için yapıyor.yıllık kirası 14200 tl.kiracaı 15 gün sonra müvekkilin absini arayarak muhasebeci tapu sahibiyle yapılan kira sözleşmesi istiyor diyerek abisiyle yıllık 4800 tl üzerinden bir sözleşme daha yapıyor.iki kira sözleşmesinin başlangıç tarihi de aynı.biz 14.400 tl olan ilk sözleşmeden doğan alacak için takip yapınca kiracı benim böyle bir kira sözleşmesi yapamadım,borcum yok diyerek 2.sözleşmeyi ekleyip takibi durdurdu.
bu halde sözleşme adi yazılı olduğundan itirazın iptali mi yoksa itirazın kaldırılması mı açılmalı? bu dava icra hukukta mı yoksa sulh hukuk mahkemesinde mi açılmalı?ayrıca itirazın iptali şeklinde asliye hukukta açılabilir mi? ortada iki tane sözleşme var ve ispat için şahitte dinletmek istiyoruz.saygılar teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :510, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : law in law, Tarih : 28-11-2021 16:08
Değerli Meslektaşlarım; Müvekkil ihale alıcısı. İhale bedelini yatırdı. İhalenin feshi davası açılmış.
Dava kabul edilirse sorun yok . Reddedilirse dava iki sene sürse ihale alıcısı ihale anında malik olacağından apt aidatları, yakıt parası vs ödenmediğinden birikmiş borç çıkartılır mı?
İhalenin feshi davası uzun süreceğinden mağdur olmamak için yapılacak neler var?. İçerdeki paranın nemalandırılması nasıl olur. Daire boş ise kiraya verilmesi nasıl olur.ihale alıcısı için Her yönden birçok mağduriyet var . İcra konusunda tecrübelerinizden faydalanmak isterim. Tavsiyeniz ne olur?
Saygı ve selamlar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :532, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06037307 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.