Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Türk Hukuk Sitesi Duyurusu
Site üyelerimizden Sayın Öğr. Gör. Dr. Yunus Konbul "Harita, Tapu Kadastro, Kentsel Dönüşüm ve İmar Hukuku" Konularında ücretsiz online teknik danışma vermektedir. Ayrıntıları Adliye Duvarı forumumuzdaki duyurusundan takip edebilirsiniz. (Hizmet ücretsiz ve sadece avukatlara özeldir)
Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : (avukat), Tarih : Dün 16:26
Merhaba değerli meslektaşlarım, vekili olduğum yapı koop.aleyhinde arsa sahipleri 24 dairenin tapu devri için dava açmışlar ve yargılama devam ederken koop.22 dairenin tapu devrini yapmıştır.Bu 22 daireye ilişkin dava tefrik edilip karar verilmesine yer olmadığına denilmiştir.
Kalan 2 daire koop.adına kayıtlı olmadığından mahkeme 2 bağımsız bölümün bedellinin ödenmesine karar vermiştir.
Verilen hüküm öncelikle bağımsız bölümlerin mülkiyetinin davacıya ait olacağına ve koop.adına kayıtlı olmadığından bedel tahsiline ilişkin olduğundan bu ilamın kesinleşmeden icraya konulamayacağı kanaatindeyim.Ancak davacı vekili henüz karar tebliğ olunmadan ve kesinleşmeden icra takibi yapmıştır.
Sizce de bu ilam kesinleşmeden icraya konulamayan kararlardan mıdır?
Öyleyse davacının icra takibi hakkında ne yapmamı önerirsiniz? cevaplarınız için teşekkürler .
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :229, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avbeste, Tarih : Dün 15:41
Meslektaşlarım merhaba. 10 yıllık kiracının tahliyesi için noterden ihtar çektim. Muhatabın adresi konut olmasına rağmen PTT'den sorguladığımda işyerinde daimi çalışana teslim edilmiş görünüyor. PTT ile görüşmelerimde daimi çalışanın adının da sisteme postacı tarafından ''zelkeze olarak(?)'' girildiğini ilettiler. Yani postacının hatalı tutumundan mütevellit işyeri olmayan bir yerde kime tebliğ edildiği dahi belli olmayan bir ihtarname var elimizde. Dava açmak için gerekli ihtar tebliğ süremiz de oldukça az kaldı. Bu durumda noterden muhatabın aynı adresine tekrardan tebligat çıkartmasını mı istemeliyim? Yine aynı posta memuruna denk gelirsek hem süre anlamında kayıp yaşayacağız hem de amacımıza ulaşamayacağız. Tebligat K. m. 21/2 istesem usulsüz tebligat mı olur?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :243, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Ankahukukdanışmanlık, Tarih : Dün 14:34
Meslektaşlarım merhaba,

Bir ceza dosyasında sanık müdafii olarak görev yaptım. Yerel mahkeme tarafından müvekkil sanığın beraatine karar verilmiş ve kararın hüküm fıkrasında, AAÜT uyarınca 30.000 TL vekâlet ücretinin sanık lehine hazineden tahsiline hükmedilmiştir (Temmuz 2025).

Kararın kesinleşmesi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığı aleyhine ilgili vekâlet ücretinin tahsili amacıyla icra takibi başlattım (Kasım 2025). İcra dosyası kapsamında anapara, işlemiş faiz ve icra vekâlet ücreti ile birlikte ödeme yapılmış, ancak ödeme sırasında KDV’nin yarısı ile stopaj kesintisi yapılmış; ayrıca cezaevi harcı ve damga vergisi kesintileri de uygulanarak net tutar tarafıma ödenmiştir. Akabinde faturamı düzenleyerek ilgili birime sundum (Aralık 2025).

Ancak bu süreçte müşteki tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşınmış ve BAM tarafından yerel mahkeme kararı bozulmuş, dosya eksikliklerin giderilmesi amacıyla kesin nitelikte olmak üzere mahkemesine iade edilmiştir.

Bu gelişme üzerine, daha önce tahsil etmiş olduğum beraat vekâlet ücretinin akıbeti hususunda tereddüt yaşamaktayım. Cumhuriyet Başsavcılığı idari birimi ile yaptığım görüşmede, icra dosyası kapsamında tahsil edilen tutarın tamamının (icra vekâlet ücreti dahil olmak üzere icra dosya hesabında gözüken tüm tutarın), ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iade edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Bu çerçevede;

Öncelikle, benzer bir durumla karşılaşan meslektaş olup olmadığını ve uygulamada nasıl bir yol izlendiğini öğrenmek isterim.

İkinci olarak, ödeme sırasında tarafımdan tahsil edilmeyen; doğrudan kesinti yoluyla hazineye aktarılan KDV, stopaj, damga vergisi ve cezaevi harcı gibi kalemlerin de iade kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda ciddi tereddüt yaşamaktayım. Zira fiilen elime geçen tutar ile icra dosyasında tahsil edilmiş görünen toplam tutar arasında yaklaşık 12.000 TL civarında fark bulunmaktadır. Hiç tahsil etmediğim bir bedelden sorumlu tutulmamın hukuki dayanağı konusunda görüşlerinize ihtiyaç duymaktayım.

Son olarak, tahsil edilen vekâlet ücretine ilişkin olarak düzenlediğim fatura kapsamında KDV’nin kalan kısmını beyan ederek ödemiş bulunmaktayım ve ilgili tutarı gelir olarak da kaydettim. Kararın bozulması sonrasında bu vergisel işlemlerin nasıl düzeltileceği, iade veya mahsup imkânı bulunup bulunmadığı hususunda da tecrübe paylaşımına ihtiyaç duymaktayım.

Bu süreçte hem icra hukuku hem de vergi hukuku boyutu bulunan bu durumla ilgili görüş, emsal uygulama veya yargı kararı paylaşabilecek meslektaşların katkılarını rica ederim.

Saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :277, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : themis13, Tarih : Dün 13:39
İyi günler arkadaşlar, bir cmk dosyamda ssç hagb aldı istinaf etmeyi düşündük ancak hagb hükümleri anayasa mahk. kararıyla iptal edilmiş ancak iptal kararı eylül 2026 da yürürlüğe girecek. Bu aşamada istinaf edersek ve dosya ilk derece mahkemesine dönerse ki yüksek ihtimalle yürürlük tarihinden sonra olacak yerel mahkeme tekrar hagb veremez değil mi derhal uygulama ilkesi gereği? kafam karıştı açıkçası bir tarafta da aleyhe bozma yasagi var.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :283, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : yenikullanıcı.av, Tarih : Dün 13:23
Otobanda seyir halindeyken aniden köpek çıkıyor haliyle arabada ona çarpıyor ve arabada bir zarar meydana geliyor arabada kasko var zararı karşılıyorlar fakat değer kaybı için ne yapmamız lazım
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :282, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : SiNeMCaNSu, Tarih : Dün 12:52
Merhaba meslektaşlarım; Bir konu hakkında fikrinizi almak istiyorum. Müvekkil 2012 yılında bir taşınmaz satın almış taşınmazın bir kısmından kaldırım geçmekteymiş ve idare o satın aldığı zaman bedel arttırım ve tescil için dava açmış kamulaştırma bedelleri de ödenmiş ancak dosya henüz kesinleşmemiş yargıtaydan dönemden 1 ay once falan eski malik satışı gerçekleştirmiş. karar düzeltme vs 1 sene sonra da yani arsa maliki müvekkilim olduğu sırada karar kesinleşmiş . Bu tarihe kadar herhangi bir işlem yapılmamış tapu tescili de gerçekleştirilmemiş belediye tarafından geçen gün ifraz işlemi yaparak o kısmı belediye adına tescil ettiler ve bu karara istinaden yapıldığı yazıyor işlemin aradan 13 sene geçmiş ve bu şekilde müvekkilin bu durumdan haberi olmuş oldu. nasıl bir yol izlenmeli boyle bir durumda eski maliktan bedeli talep edemiyorum zamanaşımına uğramış oluyor. bi fikir verebilir misiniz ne gibi bir yol izleyebilirim. Bedel talep etme hakkım var mı yoksa tapuda bilerek almışsın zaten derler mi ama o zamanlarda dava ile ilgili tapuda bir şerh de koyulmamış göremedimde.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :295, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Oğulcan Aydın, Tarih : 16-03-2026 01:24
Meslektaşlar merhaba,

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davasında davacı mirasçılar lehine karar alınıp hüküm kesinleştikten sonra, miras payı oranında tapu tescilleri yapıldı.

Bu aşamadan sonra, aynı taşınmaz yönünden paydaş davacı tarafından muvazalı tescili kesinleşen davalıya ecrimisil ve müdahalenin meni talepli dava açıldı.

Taşınmaz bir bina ve fiilen çok sayıda mesken ve işyeri olarak kullanılıyor. Bilirkişi raporunda, keşif sırasında bazı kiracıların kirayı davalı tarafa ödediklerini beyan ettikleri, bazı bağımsız bölümlerin davalı tarafından kiraya verildiğinin anlaşıldığı ve davacının payına düşen ecrimisil bedelinin hesaplandığı görüldü. Ayrıca sadece bu birleşen dosya yönünden müdahalenin meni talebi bulunduğu için bilirkişi taşınmazın dava tarihi itibarıyla değerini de ayrıca belirledi.

Mahkeme son celsede ıslah ve harç tamamlama için süre verdi. Burada tereddütte kaldığım hususlar şunlar:

Müdahalenin meni talebini mutlaka ıslah edip harcını tamamlamak gerekir mi?

Müdahalenin meni talebi ıslah edilmez veya nispi harç tamamlanmazsa bu talep usulden reddedilir mi, yoksa açılmamış sayılma mı gündeme gelir?

Bu durumda davalı lehine hükmedilecek karşı vekâlet ücreti nispi mi olur, maktu mu olur?

Uygulamada bu tip dosyalarda, muris muvazaası davası sonrasında açılan ecrimisil dosyasında men’i müdahale talebini sürdürmek mi, yoksa sadece ecrimisil yönünden devam etmek mi daha güvenli görülüyor?

Benzer dosya tecrübesi olan meslektaşların görüşünü rica ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1108, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : enderkc, Tarih : 15-03-2026 07:18
merhaba meslektaşlarım. mal rejimi davamdad davacı vekiliyim davalı bekili cevap dilekçesinde müvekkilinin taşınmazı krediyle aldığını yazdı, ama tanığı kendilerinden borç aldığını söyledi. duruşma talimatla yapıldı ben katılamadım ancak iki hafta içinde savunmanın genişletildiğine ve buna muavafakat ermediğimizi belirttim. bu hısusta bildiklerinizi paylaşırsanız sevinirim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1362, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukatt2121, Tarih : 14-03-2026 01:51
Merhaba meslektaşlarım,, güncel içtihatlara göre maaş alacakları belirsiz olarak mı? kısmi dava olarak mı açılmalıdır? Bir de bazı mahkemeler kısmi dava açılması durumunda ihtara rağmen faiz süresini ıslahtan başlatıyorlarmış doğru mu? Yanıtlarınız için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1648, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avbeste, Tarih : 10-03-2026 13:15
Meslektaşlarım merhaba. 2017 yılında müvekkile 12.330 GBP (sterlin) ilamsız icra takibi başlatılmış. Takipte tahsil tarihi üzerindeki kur üzerinden ödenmesi talebi ve o günkü kurdan TL karşılığı yer alıyor. Ayrıca asıl alacağa adi kanuni faiz işlenmesi talep edilmiş. Daha sonrasında müvekkil tarafından itirazın iptali davası açılmış ancak dava 2026 şubat ayında reddedilmiş. İşbu hükümdeki tutarlar da ek takip talebi ile eklenerek müvekkile yeni bir ödeme emri gönderilmiş. Müvekkil bu aşamada bize geldi. Daha evvel sterlin şeklinde icra takibi görmemiştim. Sormak istediğim sorular şunlar;

1-Yabancı para alacaklarına uygulanması gereken faiz oranının "Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranları" olduğu hükme bağlanmış. Geçmiş dönemlere ait bu faiz oranlarını gösteren bir listeye nereden ulaşabilirim?

2- Bu hükme rağmen alacaklı takip talebinde adi kanuni faiz istemiş. Bu durumda yapılabilecek bir şey var mı?

3- Tehir-i icra prosedürü için icra dosya kapak hesabı istedik. Kapak hesabı yapılırken takip konusu 12.330 sterlin bugünkü kur üzerinden türk lirasına çevirilip bunun üzerinden adi kanuni faiz işletildi. Ortaya 1.5 milyon TL gibi oldukça yüksek bir tutar çıktı. Hesaplamanın bu şekilde yapılması doğru mudur? Değilse doğrusu nasıldır? Bilgisi olan üstadlarımın yardımını rica ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2588, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : berkberk98, Tarih : 09-03-2026 15:03
Merhabalar değerli meslektaşlarım. Sizlere mühim bir sorum olacaktı.

Müvekkil kanser hastalığının son günlerinde olduğunu düşündüğü babasıyla kardeşinin engellemesi dolayısıyla görüştürülmüyor. Telefonla sağlık durumu hakkında bilgi dahi alamıyor. Benden ricası ise son defa babasını görüp helallik istemesi yönünde.

Maalesef hiçbir dava türüne benzetemedim. Son çare olarak hakimin hukuk yaratmasından bahisle kişisel ilişki kurulması talebinde bulunacağım.

Sizlerin fikirleri nelerdir? En ufak bir önerinize dahi ihtiyacım var. Saygılarımla...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2810, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Nazlı Mtr, Tarih : 09-03-2026 10:17
Merhaba meslektaşlarımın bir müvekkilim 2019 yıllında boşanma davası devam ederken imam nikahlı yaşadığı şimdiki eşinden bir çocuğu olmuş ama çocuk evlilik içinde doğduğu kabul edilerek önceki eşin nufusuna kayıt edilmiş mevcut yeni eş ve asıl baba çocuğu kendi nufusuna almak istiyor anne ve çocoğun vekaleti var ve öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre de geçmiş, bu durumda soybağının reddi davası için mahkemeden öncelikle kayyım atanmasını talep edip sonrasında kayyımın vekaletnamelendirmesiyle mi davayı takip etmeliyim yoksa direkt baba olduğunu iddia eden kişi adına mı dava açmalıyım? Bu konu da fikirleriniz benim için önemli, şimdiden teşekür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2788, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat1034, Tarih : 07-03-2026 01:03
Herkese selamlar, Müvekkilim bir trafik kazasına karışmış, Olay yerinde kolluk kuvvetleri tarafından yapılan alkolmetre testinde alkol oranı **0.00** çıkmıştır. Aynı gece hastaneye götürülmüş; ancak **kan veya idrar örneği alınmadan**, yalnızca hastanede bulunan bir cihaza üfletilmesi sonucunda **alkollü olduğuna dair doktor raporu** düzenlenmiştir.

Bu durumda, **kan ve idrar testi yapılmaksızın yalnızca cihazla yapılan ölçüme dayanılarak düzenlenen doktor raporunun hukuki geçerliliği nedir?**

Bu konuda **Yargıtay kararı bulunan** veya **benzer bir durumla karşılaşmış meslektaşların görüş ve tecrübeleri** var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3598, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Gülsüm Özdemir, Tarih : 06-03-2026 12:46
Meslektaşlarım merhabalar, tanker operatörü olarak çalışan işçi vekili olarak iş alacak davası açacağız ancak işverenin takograf kayıtlarını kanunen saklama süresi nedir, kanunda üç farklı süre olduğundan emin olamadık. Yardımcı olursanız sevinirim 🙏🏻
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3698, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Nuriye Değer, Tarih : 05-03-2026 23:54
Sayın Meslektaşlarım,
Bu kez kendime air bir mesele için görüşlerinize ihtiyacım var.
Ankarada bir dairem vardı . 3 yıldır oğlum oturuyor. Evden oyun yazıyor biterse oyun sitelerine yükleyip satmak için bir yazılım şirketi(ltd Şti) kurdu. Şirket kağıt üstünde. Faaliyeti yok sadece muhasebeci rutin beyannameleri veriyor.
Oğlum oturduğu için kira sözleşmesi de yapmadık. Çankaya Belediyesi bana (mallik adına) geçmiş dönem için 2 yıllık emlak vergisi cezası (oran farkı) ve usulsüzlük cezası yazmış henüz tebligat yapılmadı .e devletten gördüm. .. Bu konuda vergi mahkemesi danıştay kararı bulamadım .internette vergi dairelerinin özelgeleri var.
Bir de mart ayı beyanname ayı. Ben bu dairem için vergi dairesine gelir vergisi beyanında bulunmam gerekiyor mu?
Konu bana çok yabancı. Vergi mevzuatı da çok karmaşık.
Bu konuda yargı kararlarına ihtiyacım var. Bu senenin emlak vergileri de iş yeri cinsinden tahakkuk ettirilmiş.
Hukuken doğru olan neyse ödemek gerekiyorsa ödeyeceğiz artık.
Konu hakkında beni bilgilendirirseniz sevinirim.
Sevgi saygı ve selamlar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3864, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : yrmnkr, Tarih : 05-03-2026 14:09
Müvekkil bundan 20 sene önce, inşaat firmasından bir taşınmaz satın almış. O zaman henüz kat mülkiyetine geçilmemiş olduğundan kendisine verilen tapuda bir arsa payı oranı yazıyor. O zamandan beri Müvekkil taşınmazı kullanıyor ve kiraya veriyor. Yeni açılan bir ecr-i misil davası ile aslında kendisine bağımsız bölümün 1/10'u oranında arsa payı devredildiği ve daire üzerinden arsa sahiplerinden birinin 8/10 oranında, bir başka arsa sahibinin ise 1/10 oranında paydaş olduğunu öğrendi. Müvekkilin zamanında taşınmazı satın almış olduğu inşaat firması iflas nedeniyle aktif değil. Büyük bir ihtimalle kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre arsa sahiplerinin payları düzeltilmemiş olduğundan Müvekkil ile hissedar kaldılar.
Bir tapu iptal ve tescil davası ile bağımsız bölümün tamamının Müvekkile devrini sağlayabilir miyiz? Kıymetli görüşlerinizi rica ederim...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4073, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : yasminly, Tarih : 05-03-2026 13:35
Mimar müvekkilim, bir müteahhit şirketle sözlü anlaşma yaparak proje çizim sürecini yürütmüş. Hazırlık etüdü, ön proje, kesin proje, uygulama projesi ile sistem ve montaj çalışmalarını tamamlayıp belediye sistemine yüklemiş; süreç içinde talep edilen revizyonları da yerine getirmiş. Ancak müteahhit "süreç uzadı" gerekçesiyle başka bir mimarla devam etmiş ve projede köklü bir değişiklik yapılmadan ruhsat alınmış.
Sorun şu: Taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığından hizmet bedelini doğrudan ispatlayamıyoruz.
Bu durumda Mimarlar Odası asgari ücret tarifesinden hesaplayarak belirli alacak davası mı açmak daha sağlıklı olur, yoksa belirsiz alacak davası açmamızda hukuki bir engel var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4067, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat1308, Tarih : 05-03-2026 10:28
Meslektaşlarım merhaba,

Müvekkil bi arkadaşına üstü doldurulmamış şekilde hatır çeki veriyor. Ancak hatır çeki verdiği kişi üçüncü kişilere çeki boş bir şekilde veriyor. Müvekkilin bu çekleri şu an ödeme durumu yok hatır çeki verdiği kişi de şu an kendisine ödeyemiyor. Keşideci olduğumız için çalınma nedeniyle iptaldavası açamıyoruz sanırım bu yüzden tek yol menfi tespit davası açmak mıdır? Amacımız çekleri iptal etmek değil aslında ödeme için zaman kazanmak sadece. Bu yüzden en hızlı şekilde ödeme yasağı kararı almamız için önerileriniz nelerdir? Şimdiden teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4086, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukato0206, Tarih : 04-03-2026 10:23
sayın meslektaşlar,konu şöyle: müvekkil işçiden, işyerinde meydana gelen bir tartışma sebebiyle savunması isteniyor. aynı savunma kağıdında başka bir konuya atıf yapılarak bu konuda da uyarılmıştınız deniyor. biz savunmada böyle bir yazılı uyarı ve savunma süreci olmadığından itiraz ettik ve savunmaya konu asıl olaya ilişkin beyanlarımızı da hatta tanık ismi bildirerek sunduk. şimdi işverenin ilgili birimi işçiye yazılı uyarı verileceğini yazıyı hazırladığını ifade etmiş. tanık bildirdiğimiz diğer işçileri de çağırıp dinlemedi. korkumuz şu aşamada fesih değil ancak bu yazılı uyarıya karşı, çalışmaya da devam ederken izlenebilecek hukuki bir yol var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4542, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.nesrinzeyneb, Tarih : 03-03-2026 09:59
Merhaba , müvekkilin yaklaşık 10 yıldır kullanımında olan arazi müvekkilin başvurusu ile 6831 sayılı kanun kapsamında 2b orman arazisi dışına çıkarılmış. Askı süresi dolmuş. Ancak zilyet olarak müvekkilin ismi yazılmamış. Şerhler hanesi şu an boş ve başka bir kullanıcı da yazılmamış. Buna direkt hazineye karşı hak sahipliğinin zilyetliğe bağlı olarak tespiti ve tescili davası mı açmalıyım? yine taşınmazın değerini davaya esas değer olarak göstermem gerekir mi? teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1429, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04962397 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.