Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
18.01. 2019 Kira Artışı Tüfe - ekinheval
Haber Ekleyin

Yazan : txyz, Tarih : Bugün 11:05
Sayın Meslektaşlarım, ticari mahiyette olmayan ne mutlak ne de nispi ticari dava konusu olmayan alelade borç verme işlemine ilişkin Uyap üzerinden dava açmak istediğimde "Seçilen Dava Türü Dava Şartı Olarak Öncelikle Arabuluculuğa Gitmelidir. Müvekkilinizin Arabuluculuk Dosyası Var Mı " şeklinde bir uyarı çıktı bunun üzerine adliyeye giderek işlemleri yaptırmak istedim orada da aynı uyarı çıktı başka bir seçenek de olmadığından mecbur onu seçtik ve davayı açtık.

Ticari ödünç sözleşmesi için Alacak (Ticari Nitelikte Ödünç Sözleşmesinden Kaynaklanan ) şeklinde ayrı bir dava türü de var ancak biz Alacak (Ödünç Sözleşmesinden Kaynaklanan) şeklinde olanı seçtik. Ayrıca Borçlar Kanunu kapsamındaki vekalet,vekaletsiz iş görme, havale gibi dava türlerinde de bu uyarı çıkmaktadır.

Ticari olmayan ödünç sözleşmesi arabuluculuğa tabi midir yoksa sistemde mi bir yanlışlık var. Dava şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle dava reddedilebilir mi öyleyse dava açtıktan sonra adli tatil esnasında arabuluculuk sürecini tamamlamamız dava şartının yerine getirilmesini sağlar mı ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

» Takpas
Yazan : Av. Abdulkerim UZUN, Tarih : 17-05-2019 11:45
Sayın meslektaşlarım TAKPAS sistemine giriş yapamıyorum. E-imza takılı olduğu halde setifika seçin uyarısı geliyor. Sebebi nedir? Aynı sorunu yaşayan var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1187, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : denizizm, Tarih : 06-05-2019 14:02
arkadaşlar merhaba; TYP kapsamında bir kurumda çalışan işçi işe iade davası ve sair haklarına ilişkin dava açarken ( öncesinde arabuluculuk başvurusu yaparken) İş-kur u taraf göstermeli mi? acil bir durum teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1244, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Sena Kıliç, Tarih : 09-04-2019 16:49
Kıymetli meslektaşlar ,

Uyuşturucu madde ticareti suçundan müvekkilimiz hakkında kolluk görevlilerince teknik takip ve fiziki takip yapılmıştır.

Toplamda dört eylemde adı geçmektedir.

İlk eylem : fiziki takip ile tutanak altına alınmıştır.

İkinci eylem ise ; araç içinde satış yapılmış olup yine bu sırada müvekkil ve kullanıcılar fiziki takip ile tutanak altına alınmıştır.

Üçüncü ve Dördüncü eylem müvekkilin kiraladığı evde gerçekleşmiştir.Kolluk görevlilerince yine burada madde satışı yapıldığı telefon dinlemeleri vs ile tespit edilmiştir.

Dördüncü eylemde suç üstü yapılarak müvekkil ve diğer sanıklar yakalanmıştır.

Buna göre;

1-) İlk eylemde kolluk görevlilerinin müdahalesi gerekirdi , Sonraki eylemler ile ilgili olarak tck 43 uygulanamaz savında bulunacağız.Bu konuda elinde karar olan meslektaş var mıdır? (Olaylarda gizli soruşturmacı görevlendirilmemiştir.)

2-) Araç içerisinde gerçekleşen satış için TCK 188/4-b nin uygulanmayacağına dair bir karar elinde olan meslektaş var mıdır?

Şimdiden teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :977, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : AV. AYSEL GÜRBÜZ, Tarih : 08-04-2019 16:05
Apartmanda, kapıcı dairesinde oturma karşılığında kapıcılık hizmetlerini görmüş işçi adına hizmet tespiti davası açtık.Müvekkile aralıksız devam eden hizmet süresi içerisinde
maaş ödemesi yapılmamış çalıştığı süre içerisinde giriş-çıkış yapılmak suretiyle bir kısım süre için sigorta bildiriminde bulunulmuştur.Davalı taraf savunmasında, müvekkilin tespiti istenen dönem içerisinde sosyal yardım vakıflarından yardım alıp almadığının sorulmasını,yardım almış olması halinde bu sürelerin tespit dışı bırakılmasını talep etmiştir.
Hizmet tespitine ilişkin Yargıtay kararlarında araştırma yapmama rağmen bu konuya değinilmiş herhangi bir karara ulaşamadım.

Sorum şu; müvekkilin çalışmasının devamı sırasında sosyal yardım vakıflarından yardım almasının hizmet tespiti davası açısından sonuçları nedir?
Ücreti ödenmeyen müvekkilin geçinmekte zorluk çektiğinden bu tür yardımlardan faydalanmış olmasının hizmet süresinin tespitinde,bu sürelerin dışlanmasını gerektirmesinin sebebi nasıl açıklanabilir?
Soruma cevap vererek katkıda bulunacak meslektaşlarıma teşekkür eder,iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :849, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Kasparov108, Tarih : 05-04-2019 11:22
Merhaba sayın meslektaşlarım. Avukatlar günümüz kutlu olsun

Bir icra takibinde 3 borçlu için örnek 10 yapılıyor. 2 sine tebligat gelmemiş birisi ise kesinleşmiş.

Tebligat doğrudan TL 21/2 ye göre yapılmış.
Takip mükerrer bir takip. (Örnek 7 ile de açılmış sözleşmeye dayanarak)

Senetler emre yazılı ve tek.

Biz bu takibin iptalini acaba icra mahkemesinden mi yoksa tüketici mahkemesinden mi istemeliyiz.

Kabul icra mahkemesi daha hızlı yol ama derteslik itirazımızı inceleyecek mi.

Takibin 1 borçlu için kesinleştiğini, doğrudan tk 21/2 ye göre tebliğ (muhtara) olduğunu düşünürsek sizce hangisi daha mantıklı. Çok ortada kaldım. Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :833, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : umutlaw, Tarih : 21-03-2019 23:22
Merhaba,
X' Y' den on bin TL borç almıştır ve bu borcu geri ödemediği için Y' X' hakkında 3 yıl sonra ilamsz takip başlatmıştır.

X' borca itiraz etmiş ve ben bu parayi ileride kurulacak şiketin sermayesi için almıştım demiștir.

X' Y' ye borç para verdikten ancak 8 ay sonra bir şirket kurmuşlardır.

X' şirket sermaye payını kuruluş esnasında şirketin hesabına yatırmıştır.

1. Sizce daha kurulmamış bir şirket için sermaye / pay parsının peşinen tahsil edilmesi mümkün ve mantıklı mı?

2. Sizce itirazın iptali davası yukarıdaki olayın gidişatina bakıldığında Asliye Ticaret mahkemesinde mı yoksa Asliye Hukuk mahkemesinde mı açılmalıdır?

Yardımlarınız için eşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :942, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Muhsin KOÇAK, Tarih : 21-03-2019 00:22
YİD modeli ile Bir belediyenin içme suyu projesi özel bir şirkete 35 yıllığına ihale edilmiş, söz konusu belediye 6360 sayılı kanunla kurulan Büyükşehir Belediyesi kapsamında mahalle niteliği kazanmış, dolayısıyla (....) Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü sorumluluk alanına dahil olmuştur. Ancak söz konusu Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan bir yönetmelikle yapılardaki su saatlerinin bina dışına taşınması şartı ile daha önce ortak kullanılan su aboneliğinin bireysel aboneliğe çevrilebileceğine ilişkin düzenleme gereği, özel şirket abonelik. başvurularını reddediyor. ?
Soru : Özel şirketin tekelinde bulunduğu iddia edilen su aboneliği sözleşmesi yapması veya başvuruları reddetme yetkisi kamu hizmeti bağlamında nasıl değerlendirilmeli ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :939, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. 123, Tarih : 19-03-2019 10:28
Merhabalar, Türk Telekom özelleştikten sonra kapsam içi personel olarak çalışmaya devam eden ve 1. derecenin 4. kademesinden emekli olan bir Telekom personeline yeşil pasaport verilmiyor. Bunun için dava açmak istiyorum. Bu konuyla ilgili bir bilgisi ya da elinde örnek bir karar olan varsa yardımcı olursa çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :991, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avrecepefe, Tarih : 17-03-2019 15:37
Sevgili Meslektaşlarım,
Anne ve babası ölmüş bulunan 16 yaşındaki çocuk için 2014 yılında anneannesi vasi olarak atanıyor.
Ancak ne var ki vasi olan anneanne 2 yıllık süre geçtiği için ve hatta bu gün itibariyle vesayet görevinin uzatılması için mahkemeye müracaatta bulunmuyor.
1) Bu durumda an itibariyle çocuğun hukuki durumu askıda mıdır?
2) Bu arada çocuk hakkında annesinin hayattaki bir borcundan mütevellit ilamsız (örnek 7)icra takibi yapılıyor.
3) Borca itirazı kim nasıl yapacak?
Vasi süreyi uzatmamasına rağmen acele iş olduğu gerekçesiyle mahkemeden sürenin uzatılacağına dair şerh de düşerek takibe itiraz edebilir mi? (7 günlük borca itiraz süresinin son günündeyiz)
Bu konudaki engin düşüncelerinizi bekliyorum. Saygıyla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :906, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : tiryakim, Tarih : 14-03-2019 10:34
Merhabalar ;

Köy Sınırları içersinde bulunan bir tazşınmazın ihalesi gerçekleştirildi.

İhalenin Feshi Davası açıldı. İhalenin feshi davasını açan tarafın iddiası şu ; Taşınmaz köy sınırları içerisinde bulunduğu için köy sınırlarında bulunan taşınmaz için köyde taşınmaz satış ilanı yapılması zorunludur. Köyde taşınmaz satış ilanı yapılmadığı için anılan ihalenin feshi gerekir diye ihalenin feshi istemli dava açmıştır.

Taşınmaz ilanının köyde yapılması zorunlu mudur ? Bunun için icra müdürlüğünün karar alması gerekmez mi ? Yani İcra Müdürlüğü taşınmaz köy sınırları içerisinde bulunduğu için köyde de taşınmaz satış ilanına karar verilmelidir diye icra müdürlüğü karar almamıştır. İcra Müdürlüğü böyle bir karar vermediği için köyde taşınmaz satış ilanı yapılmamıştır. Bunun için ihale fesih edilir mi ?

İcra ile konuştum . Biz köyde satış ilanı yapılması için karar almadıysak köyde satış ilanı yapılmasına gerek yok dedi. Bu düşünce doğru mudur ?Yoksa köyde satış ilanı yapılması yasal bir zorunluluk mudur ?

Teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :857, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Dr.Yahya DERYAL, Tarih : 06-03-2019 15:02
Danıştay 2. Dairesi, 10.01.1993 tarih ve 1993/3 karar sayılı içtihadını arıyorum. Esas No. bilmiyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :904, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Asuman Onat, Tarih : 26-02-2019 11:06
Arkadaşlar bir tapu iptali ve tescil davası açtım ve kazandım. karar müvekkil lehine kesinleşti. Tabii vekalet ücretimi ödememek için derhal azledildim. Neyse hemen vekalet sözleşmemi işleme koydum. Ve alacağımı kesinleştirdim. sorun şu ; müvekkile kazandırdığım gayrı menkul değeri 1.300.000-TL müvekkil üstüne tescil yaptırmıyor ki alacaklılarından kurtulsun yani aynı gün tescil ve satış düşünüyor. Ben de alacağıma mukabil (100.000)-TL İcra dairesinden borçlu müvekkil adına kayıt yetkisi aldım ancak tapuya gittiğimde tarafımdan 1.300.000-TL nin tapu harcı istenmekte.
1- alacağım 100 bin TL iken 1.300.000 üzerinden çıkan korkunç tapu harcından kurtulmak amacıyla ; aynı tasarrufun iptali davası gibi düşünerek 3. ŞAHSIN ÜSTÜNDE KAYITLI GAYRIMENKULÜN SATIŞI VE ALACAĞIMIN TAHSİLİ GİBİ BİR YÖNTEM AKLIMA GELDİ
2- Tapu Müdürlüğünden hükmen tescil harcı bu kadar olmaz diyerek müracaatda bulundum ama taraf muvazaasına dayalı tapu iptal davalarında hükmen tescilde normal harç aldıklarını öğrendim.
Uzun lafın kısası şudur ki; borçlumun adına ait olduğu mahkemece karar verilmiş gayrımenkul var. Borçlu adına kayııt ile satış istesem tapu harcı çok. ya tasarrufun iptali gibi düşünüp gayrımenkulün satılarak alacağımın tahsili veya 3. şahsın elindeki ama borçluya ait gayrımenkulün satışını istemem lazım. İcrada 3. şahsın elindeki menkul tamam diyorlar ancak gayrımenkulle ilgili işlem yapamayız demekteler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :894, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Ahmet Tuzcuoğlu, Tarih : 25-02-2019 14:46
Merhabalar.
Müvekkilim, sahip olduğu arazisini, inşaatına başlanmış bir siteden 1 adet daire karşılığında X kişisine ücretsiz bir şekilde devrediyor. Tapuda devir işleminin ardından da adi yazılı sözleşme ile inşaat halindeki sitede yer alan taşınmazın satışı yapılıyor. Sözleşmede "Söz konusu dairenin satış bedeli olan 250.000- TL peşin olarak tahsil edilmiştir." şeklinde madde var. Arazi karşılığında takas yapılarak satıldığına dair bir beyan yok ancak bu durumu tanık beyanları ile ispat edebiliriz.
Sitedeki dairenin bir sene içerisinde teslim edileceği sözü veriliyor. Bir senenin ardından teslim gerçekleşmediği gibi söz konusu dairenin tapu kaydında 3. kişiye satıldığı anlaşılıyor. Bu arada adi yazılı sözleşmede adı geçen müteahhit ağır ceza mahkemesinde dolandırıcılık suçundan yargılanmakta olup davada yaklaşık 150 adet mağdur/müşteki/katılan bulunmakta.
Bu olayda müvekkilimin elinden çıkan arazi ile ilgili hileli işlem sebebiyle tapu iptal davası açıp bu davada ihtiyati tedbir talebinde bulunmayı düşünüyorum. Bunun dışında ceza yargılamasında da dolandırıcılık suçunun kazanımı olarak CMK m.128 gereği elkoyma talebinde bulunacağım.
Bunların dışında izleyebileceğim herhangi bir hukuki yol var mı? Meslekte oldukça yeniyim bu nedenle dava açmadan önce tecrübeli meslektaşlardan fikir alabilmek için bu başlığı açtım. Yardımcı olan herkese teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :898, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.buğra, Tarih : 21-02-2019 10:20
SYDVakfı sera projesi çerçevesinde köylüler ile sözleşme imzalıyor. sera yapımı için vakıf tarafından ödemeler yapılıyor ancak geri ödeme planına riayet edilmiyor , paranın geri dönüşü sağlanamıyor , davada genel hükümdeki gibi sözleşme tarihinden itibaren mi yoksa geri ödeme planına uyulmadığı tarihine itibaren mi 10 yıllık dava zamanaşımı söz konusudur. tarafın vakıf olması görev yada başkaca hususlarda farklılık yaratır mı? sözleşmenin feshi gerekir mi ?.. yada öngöremediğim başkaca bir durum varmıdır.. teşekkür ederim..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :887, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : umutlaw, Tarih : 19-02-2019 23:13
Sayın meslektaşlarım,

Bir borç sözleşmesi X adlı borçlu tarafından imzalanmıştır.

Bu borç sözleşmesine istinaden ayrıyeten iki adet ayrı A4 kağıdına X adındaki borçlu alacaklıya hitaben: BEN BORCUMU ÖDEMEDİM diye bir yazı yazılmış olup ıslak imza ile imzalanmıştır.


Sorun: Asıl borç sözleşmesi iki sayfa olup bu iki sayfa üzerinde bulunduğu mekanda mıknatıs tozu bulunduğundan toz dökülmüştür, yazılar ve ıslak imza kısmına toz bulaşmamıştır, yazılar okunaklıdır, ıslak imza da okunaklıdır, ıslak imza ise sözleşmenin sadece ikinci sayfasının altında bulunmaktadır (Borçlu ayrıyeten kendi el yazısı ile adını ve soyadını da imzanın üstünde yazmıştır)


Sayfaların üzerinde mıknatıs tozu dökülmesi ve iz bırakması iş bu sözlenmenin altındaki imzanın geçerliliğine zeval getirir mi?


Bilgi ve tecrübelerinizi paylaşmanızı saygıyla dilerim.


Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :859, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Melahat Kartal, Tarih : 19-02-2019 15:33
Merhaba,
Stajyer avukat olarak mesleğime devam etmekteyim. Bu süreçte yardımcı olmak istediğim bir tacir var. Ancak yaptığım araştırmalardan emin olmak için sizlerinde bilgilerini almak istedim. Tacir gıda üzerine bir avm işletmektedir. Yaklaşık 10 yıldır söz konusu işini devam ettirmektedir. Ancak ticari hayatında 5-6 aydır sıkıntı yaşamaktadır. İş yaptığı bir esnafta ödeyemediği bir çek nedeniyle taciri icraya vermiştir. Çek bedeli çok yüksek olmamasına rağmen müvekkilin bütün mal varlığına ve banka hesaplarına tedbir koymuştur. Bu sorunun çözümü için gerekli işlemleri her ne kadar yapmış olsak da tacir bu dönemde çok yıpranmış ve sıkıntı çekmiştir. Tacirin esnaf ile aralarındaki ilişki pek hoş olmayan bir raddeye gelmiştir ve tacirin esnafa ileri tarihler için vermiş olduğu başka çekler vardır. Ancak esnafa malların karşılığı olarak verdiği çekler için herhangi bir mal almamıştır. Vadesi gelmemiş çeklerin geri alınması mümkün mü? Menfi tespit davasının açılmasında tacir için bir yarar olur mu?
Yardımcı olursanız çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :787, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.3, Tarih : 12-02-2019 12:21
Merhaba değerli meslektaşlarım.

BŞB tarafından 1995 yılında yeşil alan olarak belirleniyor ancak ilçe belediyeye intikal ettirilmiyor.
Müvekkil 2009 yılında satın alıyor ve plan projesini ilçeden incelediği için yeşil alan olmadığını ve ruhsata uygun olduğunu görüyor. Arsayı satın aldıktan sonra ruhsat başvurusu yapıyor sonrasında ise BŞB tarafından yeşil alana ayrıldığı ifade edilerek ruhsat talebi reddediliyor. Daha sonraki süreçte aynı adadaki diğer parseller diş hastanesi oluyor. 2018 yılında ise BŞB kararı ile yeşil alan sağlık alanına çevrilmesine kararlaştırılıyor. Müvekkil itiraz ediyor itirazı reddediliyor ancak aynı kararda başka itirazlar kabul edildiği için ek karar alınıyor ve müvekkil o karara da itiraz ediyor. En son itiraz edilen kararın cevabında ise itiraz ettiği kararda parselinin yer almadığı ve bir önceki kararda düzenlemenin kesinleştiği bildiriliyor. Ancak hali hazırda imar değişikliği yapılmamış olup halen belediye yeşil alan olarak gözükmektedir. Ancak karar aldığı için sağlık tesis alanına dönüşecektir.

1-1995 deki karar bildirilmediği için tapu siciline güven ve iyi niyet temelinde imar planının iptali davası açılmalı
2-İmar değişikliğine itiraz eski karar ile kesinleştiği için 60 günlük süre kaçırılmış sayılır mı acaba? Eski karar ile kesinleştirildiğini ifade eden tebligat 25 gün olduğu için süresinde diye değerlendirebilir miyiz?
3-Kamulaştırmasız el atma davası açsak taraf olarak belediyeyi mi göstermeli yoksa sağlık bakanlığını mı? Eğer sağlık bakanlığı gösterilirse 5 yıllık kullanım şartını karşılamış olacak mıdır?

İlgilenen ve görüş beyan eden meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :886, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Şevval, Tarih : 12-02-2019 11:58
merhaba

Bir şirket A,bir başka şirkete B 'ye ait bir taşınmazın odasını kiralıyor.Kira kontratı ticari sicile şube olarak kaydediliyor. Şube bir süre sonra boşaltılıyor,daha doğrusu hiç kullanılmıyor. Ancak ticari sicilde görünüyor.Bu kaydı B firması sicilden kaldırtabilir mi?Ya da A firmasının karar alması dışında en kısa sürede ne yapılabilir?

Biraz acil bir durum oluştu çok teşekkür ederim şimdiden cevaplarınız için.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :809, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : _M.CAN_, Tarih : 11-02-2019 17:58
Merhaba ;

Aleyhimize yapılan şikayet neticesinde müvekkil, "çocuk teslimi emrine muhalefet" suçlaması ile yargılanmaktadır. Geçen yılın yaz döneminde karşı taraf icra yoluyla iki defa müvekkile başvurmuş olup bunlardan sonuç alamamış ve şikayetini yapmıştır.

İlgili icra kapsamındaki tebligatlar, müvekkile bizzat değil de muhtarlığa yapılmış olup usul yönünden tebliğlere itirazımızın yanısıra asıl sormak istediğimiz konu ; bu aradan geçen 6-7 ay boyunca, ayda 2 defa olmak üzere yaklaşık 15 hafta sonundaki görüş haklarını kullanmamıştır.

Malum olduğu üzere, düşme kararı verilebilmesi için ilamın veya ara kararın yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu sebepten, müşterek çocuğu aylardır özellikle bu dava sebebiyle görmeye gelmeyen ve dolayısıyla ara kararın yerine getirilerek davanın düşmesine engel olan karşı taraf için nasıl bir yol izlenebilir?

Herkese iyi çalışmalar...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :815, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04120111 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.