Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
18.01. 2019 Kira Artışı Tüfe - ekinheval
Haber Ekleyin

Yazan : sevda, Tarih : Bugün 01:45
Merhaba.
2012 başlangıç tarihli yazılı kira akdinde artış oranı TEFE TÜFE oranı ortalaması olarak belirlenmiş. Ama bu oranlara tam olarak uyulmamış. Kilayan malik 2017 yılında tespit davası ikame etmiş, mahkeme talebin altında karar vermiş, kararı malik kesinleştirmemiş, ancak kiracı tespit edilen rakamın üstünde, kiralayanın istediği rakamın altında bir kira bedelini 2017 yılı yeni döneminde yatırmış. 2018 yılına gelindiğinde kiracı hiç artış yapmadığından ve geç ödeme/ödememe nedeniyle 2018 yılı yeni döneminde kira bedeline kira akdinde belirlenen oranda artış yapılarak icra takibi yapılmış, kiracı istenilen kira bedeline itiraz ederek 2017 yılında ödediği kira bedelinin geçerli olduğunu söyleyerk itiraz etmiş ve ödenen rakamı kabul ettiğini söyleyerek hiç artış yapmadan kira bedelini 30 günden önce yatırmış. Bu durumda;
1- Tespit davasının kesinleşmemiş olması sonucu değiştirir mi?
2- Tespit davası kesinleşmiş olsa sonuç değişir mi?
3- Kira akdinde kararlaştırılan artış oranı tespit davasından sonra uygulanabilir mi?
3- 2018 yılında keşide ettiği ihtarname ile kiralayan 2018 yılı için ÜFE oranında artış istemiş ancak bu kira akdinin başlamasından sonra olduğu için, 2019 yılı için geçerli olacak bir tespit davası açılabilir mi?
4- Kiracı halen de 5 aylık kira bedelini ödememiş, yapılacak icra takibinde istecek kira bedeli ne olmalı?
Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :0, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Bülent AKÇADAĞ, Tarih : Dün 20:47
Merhaba,

8 müşterek maliki olan bir taşınmazın 1 hissesini A satın alıyor.

Maliklere TMK 733 gereğince noterden ihtarname yolluyor ve müştereklerden biri tarafından şufa davası açılıyor. (Bedelde muvazaa iddiası ile)

A’nın satın alma tarihinden sonra bir başka paydaş hissesini mevcut hissedarlardan birine satıyor. Bu durumda;

1- A şahsının şufa davası açma hakkı var mıdır?

2- Mevcut hissedarlardan birinin diğer müşterekin payını almış olmasından dolayı dava açılabilinir mi?

Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : akrd61, Tarih : 11-10-2019 23:17
Değerli meslektaşlar

Arabuluculuk dosyası anlaşmazlık ile sonuçlanan UYAP üzerinden İşe İade Davası açacağım şöyle bir uyarı alıyorum;

"Arabuluculuk Dosyası İle Tevzi Dosyası İlişkilendirebilmek İçin İki Dosyadaki Taraflardan En Az Birinin Aynı Olması Gerekmektedir. Lütfen Verilerinizi Kontrol Ediniz!"

Arabulucu dosyayı UYAP üzerinden kapatmamış olabilir mi?
Ya da böyle bir sorun ile karşılan meslektaşlarım çözüm önerisi sunabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :607, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : granma, Tarih : 07-10-2019 19:13
Alacaklısı olduğumuz bir takip dosyasının borçlusu X şirketinin yine borçlu olduğu ve muvazaalı olduğunu iddia ettiğimiz başka bir icra dosyası için bu dosya alacaklısına ve borçlumuz X şirketine İ.İ.K 277 vd. maddeleri uyarınca dosyaya ilişkin tasarrufun iptali davası açtık. Davayla birlikte İ.İ.K 281/2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz talebinde bulunduk ve dosya üzerine ihtiyati haciz kararı verildi. Dava kabulle sonuçlandı.

Genelde tasarrufun iptali davalarının konusu gayrimenkuller olduğu için icra dosyasına karşı alınan İ.İ.K 281/2 'ye göre ihtiyati haciz ve ihtiyati haczin sonucunda kabul edilen tasarrufun iptali davalara ilişkin bir örnek bulamadım.

Şimdi üzerinde ihtiyati haczimiz bulunan muvazaalı takip dosyasına kararı ibraz ederek dosyadaki mevcudun tarafımıza gönderilmesini mi istemeliyim yoksa alacaklısı olduğumuz dosya üzerinden mi talepte bulunmalıyım ? Her ikisi dışında başka bir çözüm yolu hakkında bilgisi olan varsa o da da kabulümdür
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :934, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat451, Tarih : 19-10-2019 22:19
Merhaba sevgili meslektaşlarım, bir günlüğüne girdi çıktı yapılıp sonra sigortasız çalıştırılan işçinin hizmet tespit davası açma süresi ne zamandan ne zamana kadar olur? Cevap verecek olan herkese şimdiden çok teşekkür ederim...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :52, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Ozan Solak, Tarih : 17-10-2019 20:30
Merhaba meslektaşlarım iyi günler,iyi çalışmalar.Taksirle yaralama suçunu incelediğimde kanuni tanımında silahla işlenebileceğine ilişkin bir ibare yok.Bu konuda elinde Yargıtay kararı olan veya bana bu konuda yol gösterebilecek bir meslektaşım var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :168, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : AV.AYŞE GÜL, Tarih : 16-10-2019 16:35
İyi çalışmalar arkadaşlar,
Davalı müvekkil ile eşi düğünden sonra takılan tüm altınları bir bankaya ORTAK KASAYA koymuşlardır.Davacı kadın şimdi düğün altınlarının iadesi için dava açmıştır.Ancak davadan önce yazılı ve sözlü bir talebi bulunmamaktadır.Bir nevi müvekkili temerrüde düşürmemiştir.Kaldı ki kasa çift imza ile açılabildiğinden altınlar müvekkilde kalmış da sayılmaz.Bu davada hukuki yarar yokluğunu ileri sürebilir miyiz? Davadan önce bir talep olsaydı, müvekkil altınları eşinin alması için gerekli imzayı da vermeye hazır idi.Altınların kasada olması sebebi ile aynen teslim mümkün olduğundan dava sonunda vekalet ücreti neye göre hesaplanır.Fikirleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :215, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : yrmnkr, Tarih : 15-10-2019 12:13
Merhabalar
Çok zayıf olduğum bir konuda Müvekkiller yardım istedi
Kendiler, bir teminat ipoteği almışlar. İpotek senedinde bu durum belirtilmiş... Ayrıca faizsiz ve 1 yıl süreli.
Aralarındaki sözleşmeye uyulmadığından şimdi ipoteği paraya çevirmek istiyorlar.
1. İlamsız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir mi?
2. Takip öncesinde ihtarname gönderilmeli midir?
3. Teminat ipoteği olduğundan takip açamama ve muhakkak önce yargılama yapılması gereği var mıdır?
Çok teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :287, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avayşe, Tarih : 15-10-2019 11:02
Merhaba saygıdeğer meslektaşlarım;
Müvekkil ihale yolu ile belediyeye ait taşınmazı satın alıyor. ve arsa satış sözleşmesi bedeli adı altında damga vergisi ödüyor. daha sonra taşınmaz üzerindeki sgk haczi kaldırılamadığından ihale belediye tarafından fesh edilerek müvekkilin parası ödeniyor. fakat damga vergisini ödemeyeceklerini belirtiyorlar. damga vergisinin iadesi için ne yapmam gerekir? ya da iadesi mümkünmüdür?

Saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :311, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : gecelerin_yargıcı, Tarih : 14-10-2019 12:00
Herkese merhabalar. Bir iş davası sonucunda müvekkil şirket aleyhine 4-5 örnek ilam icra takibi başlatılıyor ve akabinde fiili haciz esnasında şirket yetkilisi A icra dosyasına kefil oluyor. Kefalet beyanı gerekli yasal şartları sağlıyor ve dosyaya kefil olarak kaydedilip, malvarlığına haciz konuluyor. Şirket yetkilisi A'nın icra kefaletinden yaklaşık 1 yıl sonra BAM ilk derece mahkemesinin kararını ortadan kaldırıyor ve yeni bir hüküm tesis ediyor. Aslına bakarsak pratikte iki hüküm arasında 300 TL civarında bir değişiklik var onun dışında geri kalan her şey aynı.

BAM tarafından yeni bir karar verilmesi üzerine alacaklı taraf yeni bir ödeme emri düzenleyip bunu da sadece borçlu şirkete tebliğ ediyor. Burada merak ettiğim husus: Şirket yetkilisi A'nın icra kefaleti verdikten sonra takibe dayanak ilamın BAM tarafından ortadan kaldırılması ve yeni bir hüküm tesis edilmesi halinde kefalet de son bulur mu? Yeni bir kefalet alınması gerekir mi?

İlgilenen tüm meslektaşlara şimdiden teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :383, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Adalet1903, Tarih : 14-10-2019 11:31
Merhaba Sayın Meslektaşlarım ;

Hepimizin malumu olduğu üzere bazı sözde hukuk büroları , hukuk bürosu gibi hareket etmek dışında santaj ve tehdit çetesi gibi hareket etmektedir. Bu konuda sınır tanımayan takip elemanları borçluların bütün aile üyeleriyle beraber uzak akrabalarını bile sırayla arayarak alacaklarını tahsil etmek için her türlü zorbalığa başvurmaktadır.

Bu olaydan mağdur olan müvekkilimin bütün aile üyeleri ve akrabaları sürekli aranarak tehdit edilmektedir. müvekkilimin aile üyelerinin ve akrabalarının telefon numaralarına hukuka aykırı olarak ulaşan bu sözde hukuk bürosunun avukatı hakkında suç duyurusunda bulunma hazırlığı içerisindeyiz. Bu durumda sadece müvekkillim mi mağdur olarak kişisel bilgilerinin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesinden şikayetçi olması daha doğru olur yoksa müvekkilimin borcundan dolayı rahatsız edilen aile üyeleri ayrı ayrı şikayetçi olması mı ?

ayrıca müvekkilime sürekli mesaj atılması ve aranmasından dolayı '' kişinin huzurunu bozma suçundan '' şikayetçi olacağız .

değerli görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim .
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :411, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Ozan Solak, Tarih : 12-10-2019 13:36
Merhaba meslektaşlarım iyi günler.Müvekkil maaş bordrolarına imza atıyor ancak alması gereken ücretlerin bir kısmı eksik olarak yatırılıyor.(maaşını eksik aldığının ispatı hususunda nasıl bir yol izlenebilir)Bu durumla ilgili güncel yargıtay kararları elinde olan meslektaşım var mı?Yaptığım araştırmalarda belirli fikirler edinmiş olsam da yine siz meslektaşlarımın yardımından yararlanmak istedim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :548, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : üye37975, Tarih : 10-10-2019 15:03
Değerli Meslektaşlar:

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibinin avukatıyım.Yüklenicinin temerrüdü sebebiyle,zarar tesbitini ve yükleniciden tahsilini talep edeceğiz.
Sorum şu:
Yükleniciden, senet alacaklısı bir kişi dediki;

Yüklenici zaten iflas etti ve ben alacağımı alma şansım yok.
Bu sebeple senedimi size, yani müvekkilime ciro etmek istiyor.
Daha sonra bizde davada, inşaattaki zarar ile beraber ciro edilen senedide burada talep edebilirmiyiz diye düşündük.
Çünkü müvekkilimin daha iskan sonrası devretmeyi taahhüt ettiği iki dairesi var .Yani bu dairelerin satışından kendi alacağımızı alırken aynı anda,müvekkilime ciro edilen alacağı buna konu edebilirmiyiz.
Borcun tarafları aynı ama borcun doğumu konuları farklı olduğu için ciro edilen senedin konusu ayrı bir alacak davasının mı konusu olmalı sizce.
Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :697, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : granma, Tarih : 10-10-2019 09:49
X şirketi aleyhine başlattığımız takip neticesinde X şirketinin Y şirketi tarafından da aleyhine icra takibi başlatıldığını ve X şirketinin hak edişlerine bu dosya üzerinden haciz konulduğunu ve ilk sırada olduğunu öğrendik.

Bunun üzerine alacaklısı Y borçlusu X olan bu icra dosyasının iptali için tasarrufun iptali davası açtık.Yargılama sırasında bu icra dosyası üzerine ihtiyati haciz aldık böylece hak
edişlerden yatan paraları alacaklı Y şirketi alamadı. Davamız kabul ile sonuçlandı.

Kabul ile ihtiyati hacizimiz kesin hacze dönüştü. Ancak ihtiyati haciz koyduğumuz dosyadan parayı çekme prosedürünü aşamadık. Fikri olan meslektaşlarımızın yardımını bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :726, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Ozan, Tarih : 09-10-2019 18:47
Değerli meslektaşlarım,
Ruhsatını yeni almış biri olarak öncelikle cmk başvurusu ve akabinde de uzlaştırma eğitimine başvurmak istiyorum. Malesef Cmk’da sıranın gelmesinin uzun süreceği söylendi. Ancak Cmk yapan meslektaşlarım işin yapılmasından itibaren ne kadar bi sürede ücretin yattığını söyleyebilirler mi? Aynı şekilde uzlaştırıcı olan meslektaşlarım da ücretleri ne zaman alabildiklerini söylerlerse minnettar olurum. Şimdiden herkese teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :816, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Arda Kiren, Tarih : 07-10-2019 14:49
(A), özel bir şirkette tıbbi satış mümessili olarak 01.07.2019-10.09.2019 tarihleri arasında olmak üzere 2 yıl 2 ay 10 gün çalışmıştır. Bu süreç içerisinde kendisine 6 defa prim ödemesi yapılmıştır. Primler, iş yerinde belli bir satış kotasını doldurmuş, başarıya ulaşmış olan çalışanlara ödenmektedir. Bu prim ödemeleri iş yerinde 3 ayda 1 gerçekleşmektedir. (A) da çalıştığı süre boyunca yalnızca bir dönem prime hak kazanmamıştır.

(A), evlilik nedeniyle iş akdini feshetmiş ve bunun sonucunda kendisine kıdem tazminatı ödenmiştir. Ancak kıdem tazminatı hesabında ödenmiş olan primler dikkate alınmamıştır.

Belirtmiş olduğum üzere bu primlerin her 3 ayda 1 ödenme garantisi yoktur. Yalnızca belli bir satış kotasına ulaşan çalışanlara prim ödemesi yapılmıştır. Dolayısıyla (A), iş yerinde çalışmaya devam etseydi primleri almaya devam edecekti diyemiyoruz.

Mesleğin başında olmamdan dolayı henüz uygulamada karşılaşmadığım ve mahkemelerin bu konudaki tutumunun ne olduğunu bilmediğimden sizlere danışma ihtiyacı hissettim. Benim düşüncem; ödenmiş olan primlerin de kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerektiğiydi. Zira Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2015/32909 esas ve 2015/33914 karar sayılı ilamı ile Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2014/5639 esas ve 2015/16873 karar sayılı ilamında ‘‘satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan prim değişkenlik gösterse de kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir.’’ ifadesinde bulunulmuştur.

Ayrıca prim ile ilgili Yargıtay kararlarının hepsinde, devamlılık arz eden primin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda da ödenmiş olan primlerin, devamlılık koşulunu sağladığını düşünüyorum.

Siz değerli meslektaşlarımın bu konu ile ilgili düşünceleri nedir? Primler bakımından bakiye kıdem tazminatına yönelik dava açıldığı takdirde bu dava reddedilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :965, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avaysenelvanbilgin, Tarih : 07-10-2019 09:44
Hocam merhaba, yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim. Bilgisini almak istediğim kısım ıslahla ilgili aslında. Özet olarak açıklamam gerekirse; 35 taşınmazın paylaştırılması talepli bir dava açıldı. Mahkeme keşfe gitti. Keşifte tapu kaydında olan ancak dava dilekçesine eklemeyi unuttuğumuz 2 adet daha taşınmaz çıktı. Dava dilekçesi hazırlanırken avukat arkadaş, intikal listesini baz alarak hazırladığından ve intikal listesinde de o unutulan 2 taşınmaz olmadığından talep olarak eklenmemiş. Keşfe gidildikten sonra hakim fazladan 2 taşınmaz olduğunu fark ediyor ve bu 2 taşınmazla ilgili talep olmadığından paylaştırmaya almayacağını söylüyor. Islahla o başta talebe eklenmeyen 2 taşınmazı paylaştırmaya dahil etmek istiyorum. Hem keşfe gidilmiş hem diğer 35 taşınmazla yan olan hatta ada numaraları da aynı parselleri sıralı olan 2 taşınmaz. Hukuk ekonomisi açısından ve dava 6 yıldır devam ettiği için ıslahın kabul olmasının daha kabul edilebilir olduğu görüşündeyim. Ancak talep sonucunun ıslahla genişletilemeyeceği hususu aklımı çeliyor. Yargıtay kararı taşınırların paylaştırılması ile ilgili. Bu Yargıtay kararında ıslahla talep sonucunu genişletmeyi onamış. Yeni bir dava açıp birleştirmeyi talep etmek hem uzun hem masraflı bir yol diye düşünüyorum. Sizce ne yapmalıyım? Bu 2 taşınmazı paylaştırmaya ekletebilmemin kesin bir yolu sizce var mı? Islah talebinde usul ekonomisine de dayanarak dilekçe vermeli miyim? Yorumlarınızı bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :965, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : AV.YSİ, Tarih : 05-10-2019 13:15
Merhaba
Müvekkilimin babası vefat ediyor , yerini bilmediğimiz bir çok gayrimenkulü ve sattığı gayrimenkuller var . İzaleyi suyu davası açacağız . Gayrimenkulleri nasıl bulabiliriz
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1093, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat679, Tarih : 04-10-2019 16:07
Merhaba,
Ceza Kanunlarındaki zamanaşımı sürelerinin, hukuk mahkemelerindeki davalara etkisi kapsamında, uzamış ceza zamanaşımının kesilmesi ve şahsi hak talebinin zamanaşımına etkisinin eski ve yeni TCK'ya göre farklılıkları benzerlikleri hakkında araştırma yapıyorum. Yardımcı olabilirseniz sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1162, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat451, Tarih : 04-10-2019 13:58
Sevgili meslektaşlarım, ipotek bedelinin güncellenmesine ilişkin elinde dava dilekçesi olan var mı? Yardımcı olacak arkadaşlara şimdiden çok teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1070, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03813195 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.