Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : Avukat64253, Tarih : Bugün 15:42
müvekkillerin bir işyeri var burada %50 tapuya sahipler kiracı yaklaşık 3 yıldır burada faaliyette ancak bu kiracı Ocak ayı kirasını da ödedikten sonra subat mart nisan aylarının kirasını ödemeyeceğini zira diğer kiraya verenlerle sözleşme yaptığını ve sadece onlara ödeme yapacağını söylüyor ihtarname gönderdik geri dönüş olmadı şimdi asıl sorum şu açılacak olan örnek No 13 tahliye talepli icra takibine itiraz durumunda sözlü kira sözleşmesi olduğu için arabuluculuk şartı var mı itirazın iptali ve tahliye davasını sulh hukukta mı açmalıyım ve daha önce gönderilen kira bedelleri kiracının oğlu tarafından açıklamasız olarak gönderilmiş burada ispat konusunda bir sıkıntı yaşar mıyım yardımcı olursanız çok sevinirim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.AhmetSametCosgun, Tarih : Bugün 15:00
Merhaba.

1- İcra dosya borcu nedeniyle İİK 121 uyarınca yetki alarak ortaklığın giderilmesi davası açtık. Davanın kabulüne karar verildi ve karar kesinleşti.

2- Lehe hükmedilen vekalet ücretinin tapu kaydındaki hisseleri oranında davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildi.

3- Dosya satış memurluğuna gönderilmeden (karar kesinleştikten sonra) icra dosya borcu ödenerek dosya infaz edildi ve hacizler kaldırıldı. Böylelikle satış imkanı da kalmadı.

Bu noktadan sonra vekalet ücretimizin tahsili için nasıl bir yol izlemeliyiz? İlamlı icra mı yapmalıyız, ilamsız icra mı yapmalıyız yoksa ayrı bir alacak davasına mı konu etmeliyiz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :11, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Gülsüm Özdemir, Tarih : Bugün 08:58
Meslektaşlarım merhabalar, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında kusurlu aracın plakası poliçedeki plaka ile farklı ancak motor noları aynı. Sigortaya başvuru yapmamız için plakanın değişmesi gerekiyor ama karşı araç sürücüsü zeyil başvurusu yapmayacağını söylüyor. Nasıl bir yol izlemem gerekir? Yardımcı olursanız çok sevinirim🙏🏻
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :69, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : amd1712, Tarih : Dün 23:53
İyi akşamlar meslektaşlarım,

Aday sürücü belgesinin alkol sebebiyle iptal edilmesine yönelik açtığımız bir iptal davamız var.

Davacı müvekkil alkol almadığı halde alkolmetre sonucuna göre 0.47 promil alkollü çıkıyor ve ehliyeti daimi olarak iptal ediliyor.

Müvekkil alkolmetre ölçümünden sonra 2 saat içinde en yakın devlet hastanesine giderek polis eşliğinde kan veriyor ve kan sonucunda alkol değeri sıfır çıkıyor.

Konu ile ilgili idare mahkemesinde YD talepli iptal davası açtık. Delillerimizi ve hastaneye müzekkere yazılması talebimizi de mahkemeye sunduk.

Sözkonusu işlem uygulanmakla etkisi tükenecek bir idari işlem. Aynı zamanda idari işlemin unsurları bakımından sakat, hukuka aykırı. Bununla birlikte davacı müvekkilin ikameti ile iş yeri arasında toplu taşıma yok, taksi kullanmak zorunda, 1 aylık taksi masrafı şu an için 30.000 tl yi geçmiş durumda. Bu açıdan da telafisi güç bir zarar olduğu açık.

Mahkeme YD talebimiz hakkında ilk kararında idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra karar verileceğini belirtti.

İdare süreci uzatmak amacıyla olumlu görev uyuşmazlığı çıkarma talebinde bulundu (uyuşmazlık mahkemesinin konu ile ilgili 60tan fazla kararı olmasına karşın).

Mahkeme heyeti son kararında YD talebimiz hakkında görev uyuşmazlığının çözümünden sonra karar verileceğini belirterek dosyayı Yargıtay CBS ye gönderdi.

Şu an dosyanın ne zaman çözüleceği belirsiz, idarenin hukuka aykırı işlemi ile aday sürücü belgesi iptal edilen müvekkilin zararı her geçen gün artıyor, mahkeme YD talebimizi reddetse en azından ona itiraz hakkımız var şu an onu da kullanamıyoruz…

Bu durumda ne yapılabilir, meslektaşlarımdan öneri bekliyorum.

Saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :154, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : themis13, Tarih : Dün 22:40
Merhabalar değerli meslektaşlarım, savcılık tarafından açılan mükerrer nüfus kaydının iptali davasına mirasçı olarak feri müdahale ile katılmamız mümkün müdür?
Ayriyeten dava açılsa derdestlik sebebiyle reddedilme durumu oluşur mu? Şimdiden teşekkür ederim. İyi çalışmalar herkese.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :156, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Toy Avukat, Tarih : Dün 18:46
Meslektaşlarım merhaba, müvekkilin annesinden miras kalan bağımsız bölüm için ortaklığın giderilmesi davası açtık. Baba tarafından muhdesat iddiasına bulunuldu ve aidiyetin tespiti için dava açıldı.

Bir kardeş iddiayı kabul ettiğine dair beyan dilekçesi sundu.

Diğer kardeşle babanın avukatı aynı ve avukat kardeş adına diğer müvekkili olan babanın muhdesat iddiasını kabul ettiğini beyan etti.

1- Bu durumda usule ilişkin bir aykırılık var mıdır?

2- İddiayı kabul eden diğer kardeşi tanık olarak dinletebilir miyiz? Mantığa aykırı bir durum olduğunu biliyorum fakat müvekkil ısrarlı bir şekilde mahkemede dinlenmesini talep ediyor. Fikri olan yol gösterirse sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :188, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Auctoritas4, Tarih : Dün 15:23
Merhabalar meslektaşım,
Müvekkilde deden kalan 1942 yılında yapılan bir muhtar senedi mevcut. Dede sağlığında burayı torununa bağış yaptığını ifade etmiş. Müvekkil torun söz konusu yeri 1950'lerden itibaren kullanmakta. Şuanda bu yerin tapusunu almak istiyor ancak söz konusu yer köy merası olarak geçmekte. Bu haliyle ne yapılabilir yardımcı olursanız sevinirim. Teşekkürler şimdiden.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :209, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Balkesavukat10, Tarih : Dün 14:16
Merhabalar meslektaşlarım. Belediye tarafından terminalde bulunan yazıhaneler için ihaleye çıkılacak. İhale şartnamesinde bazı hukuka aykırılıklar mevcut. Bu şartnameye karşı yolcu taşımacılığı yapan ve önceden kiracı olan bir şirket tarafından iptal davası açılacak. Müvekkil şirket de farklı bir firma. Bu işleme karşı yürütülecek sürece dahil olmak istiyoruz. Fakat açılacak davaya fer'i müdahil mi olmalıyız , yoksa ayrı bir dava mı açmalıyız kararsız kaldım. Bu işleme karşı açılacak davaların tümü ileride birleştirilecek mi ? Sizce fer'i müdahil olmak uygun olur mu ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :228, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukatt Kevser, Tarih : 12-04-2026 14:00
Değerli Meslektaşlarım,
Basit yargılama usulüne tabi, belirsiz alacak davası olarak açılan bir dosyada; dava dilekçesinde faiz türü "yasal faiz" olarak talep edilmiştir. Ancak avans faizi talep etmek istiyoruz. Dava dilekçeler teatisi aşamasındadır.
HMK m. 319 uyarınca iddianın genişletilmesi yasağı dava açılmasıyla başladığından; bu aşamada verilecek bir "tavzih/düzeltme dilekçesi" ile faiz türünün avans faizine çevrilmesi usulen mümkün müdür?
Belirsiz alacak davası olarak açtığımız için bedel artırım dilekçesiyle bu konuda bir değişiklik yapabilir miyiz?

Islahla faiz türünün değiştirilebileceğine dair Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 4.5.2023 tarihli kararı da bulunmaktadır.
2022/1576 E. 2023/1677 K. Ancak yargıtay bir başka daire kararında ıslahla değiştirilemeyeceğini söylemiştir. Açıkçası ıslah yolu dışında usulen bir başka yol var mıdır bunu merak ediyorum. Mümkün değil derseniz ıslah konusunda yargıtayın bu değişen görüşü hakkındaki fikrinizi merak ediyorum. Tecrübe paylaşacak meslektaşlarıma/üstadlarıma şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :390, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Yağmurb, Tarih : 06-04-2026 11:58
Merhaba meslektaşlarım,
Müvekkil Türkiye' de taşınmaz satın almıştır. Kendisi yurt dışında ikamet etmektedir. Taşınmazın bulunduğu ilde ikamet eden bir arkadaşı(şüpheli) ile evin kiralaması, kiracı bulunması noktasında anlaşmışlardır.(müvekkil ile şüpheli arasında bu hususla ilgili yazılı bir sözleşme veya noter onaylı vekalet yok ,tamamen sözlü ve güvene dayalı bir durum )Müvekkil, ilgili taşınmazın kiraya verilmesi durumunda kendisine ait Banka hesabına işbu kiraların yollanmasını şüpheliden talep etmiştir. Ancak şüpheli, müvekkile, ''hesabına yurt dışında erişemeyeceğini, bu nedenle de kiraların şüphelinin kullandığı banka hesabına yatırılmasının daha iyi olacağını, akabinde işbu biriken kiraların müvekkil Türkiye'ye geldiğinde kendisine topluca yatıracağını'' söylemiş, müvekkil de şüpheliye güvenerek bu durumu kabul etmiştir. Müvekkil sahibi olduğu taşınmazı kiralaması, kiraların müvekkile ödenmesi noktasında şüpheliye güvenmiş ancak şüpheli ne evi kiraladığı noktasında müvekkili bilgilendirmiş ne de kiracılar tarafından şüphelinin banka hesabına yatırılan kira bedellerini müvekkile iade etmiştir.(Ev kiraya verilmiş) Bu durumla ilgili suç duyurusunda bulunacağız. Sizce bu durum güveni kötüye kullanma suçuna girer mi? yoksa uyuşmazlık hukuki nitelikte mi kalmaktadır. Bu konuya uygun Yargıtay kararı mevcut mudur acaba ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2138, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : measfuyu, Tarih : 02-04-2026 12:39
Merhaba meslektaşlarım, bir konuda görüşlerinize ihtiyacım var.

Müvekkil ile karşı taraf 2017’de sevgili olarak birlikte yaşamaya başlamıştır. Aynı yıl kredi ile ortak bir konut satın alınmıştır. Konutun satın alma bedeli 187.500 TL olup, bunun 132.000 TL’lik kısmı karşı taraf adına çekilen banka kredisi ile finanse edilmiştir. Kalan kısım (55.500 TL) müvekkil tarafından müteahhide elden ödenmiştir. Müvekkil, 2017–2021 yılları arasında: konut kredisin 1.850 TL taksitlerini, her ödeme döneminde annesinin banka hesabından karşı tarafa göndermiştir. Ayrıca bu konutta ortak giderlere ve karşı tarafın şahsi giderlerine de katkı sağlamıştır.
Taşınmaz yakın bir tarihte, kredinin kalan kısmı kapatılarak karşı tarafça satılmış ve müvekkile bir pay verilmemiştir.

Müvekkil, satış bedelinin yarısının kendisine ait olduğundan bahisle hukuki sebep yazmadan ve dayanak belge koymadan ilamsız icra takibi başlatmış, takip kesinleşmiş ancak usulsüz tebligattan şikayet davası ve ayrıca menfi tensip davası açılarak tedbir kararı verilmiş. Akabinde tarafıma müracaat etti.

Sebepsiz zenginleşme ya da adi ortaklık hükümlerine dayanmayı değerlendiriyorum. Sorum şu ki:

1-Usulsüz tebligat şikayetinin sonucu beklenip, itirazın geçerli sayılması halinde itirazın iptali davası açılması mı, yoksa icra dosyasından bağımsız olarak doğrudan ayrı bir alacak davası açılması mı daha doğru olacaktır?

2-Menfi tespit davasında ve olası sair davada delil durumu yönünden önerileriniz nelerdir.

Şimdiden çok teşekkür ederim. Saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2864, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukatt.01, Tarih : 02-04-2026 12:31
Merhabalar herkese, Müvekkilin taşınmazı hakkında daha evvel kamulaştırma kararı alınmış lakin bedel ödenmemiş, daha sonra kamulaştırma kararından dönülmüş. şimdi tekrar kamulaştırma kararı alınmış durumda. idare tarafından bedeli ödenmemiş. Müvekkil ise ilk kamulaştırma kararı sırasında bedeli ödeselerdi bir daire alabiliyorken şuanda alamıyorum. Kamulaştırmasız el atma davasıyla birlikte ne yapabiliriz? yalnızca taşınmazın rayiç bedelini mi alabiliriz
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2844, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Yılmazakçur, Tarih : 01-04-2026 14:42
Merhaba Meslektaşlarım,

Müvekkilim bir kazaya karışıyor ve kazada kusursuz bulunuyor. Ancak kazaya karışan ve kusurlu olan karşı araç yabancı plakalı olduğu için müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybını Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu'ndan talep ettim. Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu da bu başvurumuzu kusurlu olan aracın sigortasının Türkiye'de bulunan irtibat bürosuna iletmiş ve bize söz konusu bürodan müvekkilin aracında değer kaybı oluşmayacağına dair yazı geldi.

Dava olarak ilerlemek istediğimde; davaya Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu'nu mu yoksa karşı araç sigorta şirketinin Türkiye'de bulunan irtibat bürosunu mu dahil etmeliyim hususu kafamı karıştırmaktadır. Zira söz konusu büro ".. İstanbul Sigorta Aracılık Hiz.Ltd.Ştié" olarak geçmektedir. Bu hususta değerli yardımlarınızı beklemekteyim. Yanıtlarınız için şimdiden teşekkürler meslektaşlarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3047, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Gnyl, Tarih : 31-03-2026 21:31
Merhabalar değerli meslektaşlarım. Bir konuda bilginize ve tecrübenize ihtiyacım var.

Müvekkilim, ....LTD Şirketine ait özel bir hastanede tedavi sonucu durumu daha da kötüleşti ve malpraktis nedeniyle şirkete karşı dava açtık. Dava devam ederken bu şirket hastane ruhsatını devir ediyor ve devir alan başka bir şirket aynı ruhsat ile özel hastane açıp işletiyor.
Bu durumda ruhsatı devir alan şirketi de malpraktis davasına dahil etmek mümkün mü? Veya devir alan şirketin sorumluluğu konusunda tatmin edici bir bilgiye ulaşamadım.

Değerli görüşlerinize ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3145, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gbahsi, Tarih : 31-03-2026 12:34
Meslektaşlarım merhabalar. Müvekkilin taşınmazına belediye tarafından fiili şekilde el atıldığından dolayı 2025 yılı kasım ayında kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açtık. Dava açmadan önce ekim ayında yaptığımız başvuruda ecrimisil de istemiştik. Gelinen aşamada açtığımız tazminat dosyasında keşif yapıldı, bilirkişi raporu da düzenlendi. Ancak biz davayı sadece tazminat olarak açmıştık, ayrıca ecrimisil olarak belirtmemiştik. Şimdi birleştirme talebi ile ecrimisil davası açsak, yeniden keşif yapılır mı acaba? Bu durumda nelere dikkat etmeliyiz? Ekim ayından itibaren mi ecrimisil hesabı yapılır? Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3218, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Gülsüm Özdemir, Tarih : 30-03-2026 19:32
Meslektaşlarım merhabalar, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında kusur tespitinde önem arz ettiği için sulh hukuk mahkemesinden mobese görüntülerinin alınması talepli delil tespiti istedik. Geçen hafta cuma günü açmıştım davayı, ancak bugün baktığımda karara çıkmış görünüyor. Dosyada herhangi bir işlem yapılmadan -UYAP üzerinden kontrol ettiğimizde bir gelişme yoktu- bu şekilde bu kadar kısa sürede karara çıkması talebimizin reddedildiğini mi gösteriyor?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3424, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Nahide Demir, Tarih : 30-03-2026 16:08
Sayın meslektaşlarım merhabalar, tahsil zamanaşımına uğramış olmasına rağmen e-Devlet’te görünmeye devam eden vergi borçlarının silinmesi amacıyla, idareye yapılan başvuru (İYUK m.10 kapsamında) sonrasında vergi borcunun silinmesi için vergi mahkemesinde açılan davalarda olumlu sonuç alan meslektaşım var mı? Özellikle son dönemde bu yönde verilmiş emsal Danıştay veya BİM kararlarına sahip olan meslektaşların paylaşımını rica ederim 🙏🏻
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3473, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : fadimugrlu, Tarih : 30-03-2026 10:36
Merhabalar meslektaşlarım,
Aihm başvurusu yapacağım ilk defa, daha önce başvuran meslektaşlarıma bir kaç sorum olacaktı. Araştırdığım kadarıyla yargılamanın başından itibaren eksik hiçbir belge olmayacak şekilde ,her duruşma evrakı da dahil, ek olarak eklemem gerekiyormuş sanırım. Bu evrakları eklersem 130 sayfa yapıyor.
Bu evrakları Ek olarak eklediğimde evrakların üstüne EK-1 , EK-30 vs yazacak mıyım?
Ek-1 mesela 4 sayfa diyelim sayfaların altına 1,2.. yazarak belirtecek miyim?
bu yazıların bilgisayar yazısı olması şart mı yoksa el yazısı ile yazabilir miyim? Böyle teknik soruların cevabına ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3515, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukatt2121, Tarih : 29-03-2026 19:53
Selamlar meslektaşlarım,
Müvekkil (işleten), haksız fiil tazminat ilamından doğan borcun tamamını icra dosyasına ödeyip kapattı. İç ilişkideki pay için sürücüye karşı başlattığımız ilamsız takibe (Örnek 7) tazminata konu haksız fiilden ceza davası açılan ve ceza alan borçlu; 'olayla alakam yok,'diyerek borca itiraz etti.
Bu durumda itirazın iptali davası için;
Görevli mahkeme Asliye Hukuk mudur? (İcra Hukuk'un dar yetkili incelemesi bu 'olayla alakam yok' savunmasını aşar mı?)Görüşleriniz için teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3655, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : lawyer233538, Tarih : 28-03-2026 20:59
Meslektaşlarım merhaba, bir uyuşturucu dosyasında görüşünüzü almak isterim.

Müvekkil aracıyla seyir halindeyken yunus polisleri tarafından durduruluyor arama kararı yok, kimlik tespiti için aşağı davet ediliyor. Kimlik tespitinden sonra aranan şahıslardan olmadığı anlaşılıyor, kendisine üzerinde suç unsuru olup olmadığı soruluyor ve arabanın arka koltuğundaki poşet içinde bulunan 12 tablet (156 adet) Galara hapı ile 0.7 gram esrarı teslim ediyor. Müvekkilin ifadesi bu şekilde. Kolluğun tuttuğu tutanak ise yine aynı şekilde ancak fark şu: Üzerinde suç unsuru olup olmadığı sorulduğunda, cebinden çıkarıp teslim ettiğini yazıyorlar.

İlk sorum şu: Müvekkil maddelerin arka koltukta olduğunu ve üstünün tişörtle örtülü olduğunu söylüyor. 12 adet tablet hapı cebine sığdırması imkansız kolluğun bu tutanağını bu tezle çürütebilir miyiz?

İkinci olarak: Yukarıda belirttiğim gibi adli arama ve önleme araması yok, PVSK 4/A kapsamında durdurma var. Müvekkil hakkında da hiçbir ihbar yok. Kolluk kuvvetleri suç unsuru olduğunu bilmeden önce müvekkil maddeleri rızası ile teslim ediyor. Dışarıdan bakıldığında üstü kapalı olduğu için maddeler görülemez. Bu durumda TCK 192/2’nin uygulanması gerektiği kanaatindeyim. Buna ilişkin bildiğiniz bir Yargıtay içtihatı var mı? Av. Prof. Dr. Ali Kemal Yıldız hocamız seminerlerinde bu durumlarda TCK 192/2’nin uygulandığı kararlar olduğunu söylemişti ancak ben hep 192/3’ün uygulandığı kararlar buldum.

Son sorum ise şu: Dosyada müvekkilin uyuşturucu sattığına ilişkin ne bir ihbar, ne HTS kaydı ne de tanık beyanı var. Bunu destekleyen , yasak maddeyi sattığına ilişkin ihbar, görüşme kayıtları, mesajlar veya sosyal medya paylaşımları gibi deliller de yok. Bu durumda dosyada beraat alma ihtimalini görüyor musunuz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3864, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04853606 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.