Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
18.01. 2019 Kira Artışı Tüfe - ekinheval
Haber Ekleyin

Yazan : inwonderland, Tarih : Bugün 10:05
Merhaba sayın meslektaşlarım.

Müteahhit firmadan 2015 yılında konut alan müvekkilin konutu projeye uygun yapılmamış, şöyle ki müteahhit vaat ettiği kimi özellikleri yapmamış(balkonlar daha küçük, mutfakta fayans döşenmesi gereken duvara döşenmemiş, balkon girişi mutfaktan olması gerekirken salondan yapılmış ve balkonlar yağmur yağdığında tavandan su sızdırıyor...gibi)

Bu durum müvekkilin konuttan beklediği faydayı azaltıyor ve konutun bulunduğu sitenin hemen bitişiğinde aynı yüklenici tarafından yapılan ikinci site tamamen vaat ettiklerine uygun yapılmış. Yani bu özellikleri bizim konutta yapmamak için elle tutulur bir sebepleri de yokmuş.

Benim danışmak istediğim şu, ben burada yüklenicinin konutu projeye uygun hale getirmesini, getiremeyecek ise de müvekkile ödeme yapmasını istiyorum. Buradaki ödemeyi zararın tazmini olarak niteleyebilir miyim yoksa alacak hakkı mı demeliyim bilmiyorum.
Ayrıca önce delil tespiti mi yaptırmalıyım yoksa asliye hukukta ''zararın tespiti ile müvekkile ödenmesi'' talepli bir dava açsam zaten bilirkişi incelemesine gidilecek, bu sayede tek davada işi çözebilir miyim

Uzun oldu ama yardımlarınıza ihtiyacım var cevap veren herkese çok teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :26, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.heren, Tarih : Dün 21:43
Merhaba. Ucret alacagina iliskin davada muvekkilin talepleri ve anlatimlari dogrultusunda 15 gunluk ucret alacaginin oldugu, gunluk yevmiye usulu calisildigi icin alacagin belirlenebilir oldugundan hareketle bir dava acildi. Talep sonucunda 15 gune iliskin tarih araligi verilerek kesin miktarda ucret talep edildi (fazlaya iliskin haklar sakli tutulmadan)
Ancak daha sonra kendi cabalarimla buldugum kayitlarda muvekkilin isten cikis tarihini hatali soyledigini aslinda farkli tarih araligina iliskin ve daha fazla miktarda ucret talep edebilecegini gordum. Tabi dava acildi is isten gecti boyle bir durumda bk raporu ve sgk belgeleri mahkemeye geldikten sonra hmk 183 dogrultusunda hareket edilebilir mi yoksa taleple baglilik ilkesi geregince dava ret mi edilir? Nasıl bir yol izlemeli...görüşlerinizi bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :60, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avturgayk, Tarih : Dün 20:05
Sayın Meslektaşlarıma bir soru sormak, görüş ve önerilerini almak istiyorum.
TARAFLARIN BOŞANMA DAVASI KESİNLEŞTİ. ( HENÜZ 10 AY OLDU)
EVLİLİK TARİHİ 2002 BOŞANMA TARİHİ 2019
Evlilik birliği için de eşlerden koca, 2016 yılında, karısının babasına air tamamen boş bir arsaya Temel den bir konut yapıyor. Konut anahtar teslimi bir inşaatçıya yaptırılıyor. Ve iş bu konutun tüm inşaat masrafları koca tarafından evlilik birliği içinde senetler ile ödeniyor ve resmi fatura da kesiliyor. yaklaşık dairenin maliyeti 200.000.00,TL 2016 yılında. ancak dairenin yapıldığı arsa, kadının babasına ait ve daire tamamlandıktan sonra tapunun koca ya da kadının adına tescil edileceği düşünülüyor.Ancak eşler 2 yıl boyunca bu daireyi müşterek konut olarak kullanmasına karşın, boşanma gerçekleşiyor. Aslında daire evlilik birliği için de eşlerin edinilmiş bir değeri, ancak tapu da tescil kadının babasının ( kayınbaba) adına kayıtlı. Burada kayınbaba lehine karşılıksız KAZANDIRMA söz konusu ve evlilik birliği için de edinilmiş maldan kayınbaba ( tapu onun adına olduğundan) yararlanmakta.
Şimdi ise soruma gelmek istiyorum; TMK 229 ve 241. maddelerinde düzenleme mevcut. katılma alacağının hangi şartlarda 3.kişilere yöneltileceği. Burada koca tarafından, kadına yönelik katılama alacağı davası açmak istiyoruz. Haliyle taşınmaz her ne kadar tamamen eşlerin evlilik birliği için de yapılmış olması tartışmasız ve belgeler ile sabit ise de, 3.kişinin de aile mahkemesinde açacağımız dava da davalı olarak mı göstermemiz gerekiyor, yoksa , davalı gösterilmeyip davanın kayınbabaya ihbarı ile, kadından katılma alacağının tahsili mümkün olmadığı ölçü de babasından mı 241. maddeye göre tahsili istenmeli
Daha önce böyle bir dava açmadım. Uygulamada da görmedim. Ancak TMK 229 ve 241. maddelerini yorumlarken yukarıda izah ettiğim yol ve yöntem ne derece sağlıklıdır, başka bir yöntem ve görüşü olan sevgili meslektaşlarımın öneri ve görüşlerini bekliyorum. öneri ve görüşlerin örnek yargıtay kararları ile desteklerseniz çok sevinirim. Şimdiden herkese çok tşk eder, saygılarımı sunarım.
avturgayk
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :53, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Ozan Solak, Tarih : Dün 15:00
Merhaba meslektaşlarım iyi günler iyi çalışmalar.Elimde tüketici hukukuyla ilgili bir uyuşmazlık bulunmaktadır.Söz konusu somut olayda müvekkil kliması ve bulaşık makinasının elektrik dalgalanması sonucu arıza yaptığından şüphelenerek tüketici hakem heyetine başvuruyor.Bunun sonucunda da tüketici hakem heyetinde lehimize sonuç çıkıyor.Ancak tedarikçi firma karara itiraz ederek dava açıyor.Davacı taraf eksik bilirkişi incelemesi yapıldığını elektrik iç tesisatının bu duruma sebep verip vermediğinin iyice incelenmediğini iddia ediyor.Bilirkişinin yaptığı inceleme de elektrik iç tesisatına baksa da ne kadar inceliyor tartışılacağını düşünüyorum.(dosyadan anladığım kadarıyla)Bu konu hakkında daha önce bir davası olmuş ve tecrübesi bulunan meslektaşım var mıdır?Ayrıca bu konuda tedarik şirketine başvuru süresi 10 gün mü bu sürenin geçirilmiş olması durumunda(somut olayda geçirilmiş gibi duruyor.) herhangi bir sıkıntı yaşar mıyız?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :70, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avayşe, Tarih : Dün 12:59
merhaba saygıdeğer meslektaşlarım;
müvekkilim 2007 yılında yapılmış bir evi 2014 yılında sahibinden satın alıyor. bu ev yandaki ev ile tamamen bitişik konumda. 2007 yılından beri ölçüm yaptırmayan yandaki ev sahibi 2017 yılında ölçüm yaptırıyor ve müvekkilimizin aldığı evin 12 metrekare kendi arsasına girdiğini tespit ettiriyor . ve müdahalenin meni davası açıyor. bilirkişi raporunda evlerin bitişik olması nedeniyle yıkılamayacağını ancak satış yoluyla giderilebileceği, 12 metrekarelik alanın 5 bin liraya tekabül ettiğini rapor ediyor. bu rapordan sonra davacı taraf ıslah dilekçesi vererek 5 yıllık ecri misil talep ettiğini, ayrıca inşaatın kal'in i talep ediyor. hakimde duruşmada davacıya davalının ev bedeli olan 465 bin tl yi davalı lehine mahkeme veznesine depo etmesini aksi taktirde müdahalenin meni davasının reddedileceğini, geriye dönük 5 yıllık ecri misil için ise bilirkişi raporu aldırılmasına karar veriyor. benim sorularım şunlar;
1-)2007 yılında yapılmış bir evi 2014 yılında tapu kayıtlarına güvenerek satın alan müvekkilin davalı olması doğru mudur? husumetin evi yapan ve önceki sahibi olan kişiye yönlendirilmesi gerekmezmi?
2-) geriye dönük 5 yıllık ecri misil talebi için intifanın meni gerekmezmi?varsa yargıtay kararları lütfen
3-) ecri misile yönelik ek bilirkişi raporu gelse bile 1000tl üzerinden ıslah edilen ecri misil ıslah dilekçesinin belirlenecek 5 yıllık bedel üzerinden ikinci kez ıslahı mümkün mü?

cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :61, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat451, Tarih : Dün 08:29
Saygıdeğer Meslektaşlarım,
biz icra takibi başlatmadan borçlu şirket hakkında iflasın ertelenmesi kararı verildi. Şimdi duyduk ki şirket tasfiye sürecine girmiş. Bu durumda nasıl bir yol izlemeliyim? Cevap veren herkese şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :67, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sevda, Tarih : Dün 01:45
Merhaba.
2012 başlangıç tarihli yazılı kira akdinde artış oranı TEFE TÜFE oranı ortalaması olarak belirlenmiş. Ama bu oranlara tam olarak uyulmamış. Kilayan malik 2017 yılında tespit davası ikame etmiş, mahkeme talebin altında karar vermiş, kararı malik kesinleştirmemiş, ancak kiracı tespit edilen rakamın üstünde, kiralayanın istediği rakamın altında bir kira bedelini 2017 yılı yeni döneminde yatırmış. 2018 yılına gelindiğinde kiracı hiç artış yapmadığından ve geç ödeme/ödememe nedeniyle 2018 yılı yeni döneminde kira bedeline kira akdinde belirlenen oranda artış yapılarak icra takibi yapılmış, kiracı istenilen kira bedeline itiraz ederek 2017 yılında ödediği kira bedelinin geçerli olduğunu söyleyerk itiraz etmiş ve ödenen rakamı kabul ettiğini söyleyerek hiç artış yapmadan kira bedelini 30 günden önce yatırmış. Bu durumda;
1- Tespit davasının kesinleşmemiş olması sonucu değiştirir mi?
2- Tespit davası kesinleşmiş olsa sonuç değişir mi?
3- Kira akdinde kararlaştırılan artış oranı tespit davasından sonra uygulanabilir mi?
3- 2018 yılında keşide ettiği ihtarname ile kiralayan 2018 yılı için ÜFE oranında artış istemiş ancak bu kira akdinin başlamasından sonra olduğu için, 2019 yılı için geçerli olacak bir tespit davası açılabilir mi?
4- Kiracı halen de 5 aylık kira bedelini ödememiş, yapılacak icra takibinde istecek kira bedeli ne olmalı?
Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :90, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Berkay Erdem Öcal, Tarih : 18-10-2019 15:02
Soybağının reddi davasında ergin olmayan çocuğun dava açabilmesi için kayyım atanıyor ya mahkemeden kendimi kayyım olarak talep edebiir miyim yoksa başka bir kayyım mı atanıyor listeden ? Bir sorum daha olucak vekalet almalıyım çocuk için velayeten vekalet ya da anneden vekalet almalı mıyım ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :57, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : akrd61, Tarih : 11-10-2019 23:17
Değerli meslektaşlar

Arabuluculuk dosyası anlaşmazlık ile sonuçlanan UYAP üzerinden İşe İade Davası açacağım şöyle bir uyarı alıyorum;

"Arabuluculuk Dosyası İle Tevzi Dosyası İlişkilendirebilmek İçin İki Dosyadaki Taraflardan En Az Birinin Aynı Olması Gerekmektedir. Lütfen Verilerinizi Kontrol Ediniz!"

Arabulucu dosyayı UYAP üzerinden kapatmamış olabilir mi?
Ya da böyle bir sorun ile karşılan meslektaşlarım çözüm önerisi sunabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :668, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : granma, Tarih : 07-10-2019 19:13
Alacaklısı olduğumuz bir takip dosyasının borçlusu X şirketinin yine borçlu olduğu ve muvazaalı olduğunu iddia ettiğimiz başka bir icra dosyası için bu dosya alacaklısına ve borçlumuz X şirketine İ.İ.K 277 vd. maddeleri uyarınca dosyaya ilişkin tasarrufun iptali davası açtık. Davayla birlikte İ.İ.K 281/2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz talebinde bulunduk ve dosya üzerine ihtiyati haciz kararı verildi. Dava kabulle sonuçlandı.

Genelde tasarrufun iptali davalarının konusu gayrimenkuller olduğu için icra dosyasına karşı alınan İ.İ.K 281/2 'ye göre ihtiyati haciz ve ihtiyati haczin sonucunda kabul edilen tasarrufun iptali davalara ilişkin bir örnek bulamadım.

Şimdi üzerinde ihtiyati haczimiz bulunan muvazaalı takip dosyasına kararı ibraz ederek dosyadaki mevcudun tarafımıza gönderilmesini mi istemeliyim yoksa alacaklısı olduğumuz dosya üzerinden mi talepte bulunmalıyım ? Her ikisi dışında başka bir çözüm yolu hakkında bilgisi olan varsa o da da kabulümdür
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :982, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Musa TAÇYILDIZ, Tarih : Bugün 10:44
Merhabalar.

Müvekkil kamu görevlisine hakaret suçundan yargılanmaktadır.

Müşteki iddialarına göre "Yalan söyleyen .. çocuğudur" şeklinde bir cümle kurmuştur.

Şarta bağlı hakaret olmaz diyen yargıtay kararları mevcut. Ben de bu olayda sözlerin şarta bağlı olduğunu ve muhatabı olmadığı kanaatindeyim.

Görüşlerinizi ve mümkünse yargıtay kararı olan meslektaşların sunmalarını rica ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :40, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat135, Tarih : Dün 20:39
Sayın meslektaşlarım merhaba,
Meslekte henüz yeniyim ve daha önce karşılaşmadığım bir hukuki sorunla karşılaştım. Müvekkil turistik bir bölgede yazlık satın alıyor ve su idaresine abonelik başvurusunu yaparak gerekli masrafları da ödüyor. Fakat başvuru tarihinden 6 ay geçmiş olmasına rağmen su bağlanmıyor. Muvekkil yatırım amacıyla almış olduğu yazlığını bu süreçte kiralayamiyor ve kira alacağından yoksun kalıyor. Bu durumu idarenin hizmet kusuru olarak değerlendirirsek müvekkilin yoksun kaldığı bu kazancı idare mahkemesinde açacağımız tam yargı davası ile talep edebilir miyiz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :60, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : av.k.d, Tarih : Dün 13:24
Merhabalar,

Karşılaşmış olduğum bir hukuki ihtilaf konusunda fikirlerinize başvurmak zaruriyeti hasıl olmuş olup değerli fikirleriniz ve yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.Olayımıza gelinecek olur ise;

Müvekkil eşi,sağlığında tüm mal varlığını ( Ev,Araba ve Banka hesabı) kendi adına yapmış olup müvekkil kadın adına hiçbir mal varlığı bulunmamaktadır.Müvekkil eşi vefat etmiş alt soyları olmadığından tüm miras müvekkil kadın ile vefat eden eşinin kardeşlerine kalmıştır.

Müvekkil taraf vefat eden eşinin kardeşlerinin bu mallar üzerinde hiçbir hakkının olmadığını tüm mal varlığının kendisine ait olduğunu ileri sürmekte fakat vefat eden eşinin kardeşleri ise biz kanunen mirasçıyız diyerek müvekkil kadının taleplerini kabul etmemektedir.

Tarafımca yapılan yorum şu şekildedir;Müvekkil kadın adına aile mahkemesinde vefat eden eşin kardeşlerine karşı katılma alacağı davası,katkı payı ve değer artış payı davası açarak ispat edebildiğim kadar maddi menfaat sağlamaktır.Diğer aklıma gelen yorum muhdesatın aidiyeti davası açmak olup fakat tam net bir fikir değil çünkü muhdesattan bahsedebilecek bir tek ev olabilir araba ve bankadaki paralar bu davada konu edildiğinde olumsuz sonuçlanır düşüncesindeyim.

Kısacası bu durum hakkında yardımlarınızı bekliyor saygılarımı sunuyorum.İyi çalışmalar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :73, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Bülent AKÇADAĞ, Tarih : 20-10-2019 20:47
Merhaba,

8 müşterek maliki olan bir taşınmazın 1 hissesini A satın alıyor.

Maliklere TMK 733 gereğince noterden ihtarname yolluyor ve müştereklerden biri tarafından şufa davası açılıyor. (Bedelde muvazaa iddiası ile)

A’nın satın alma tarihinden sonra bir başka paydaş hissesini mevcut hissedarlardan birine satıyor. Bu durumda;

1- A şahsının şufa davası açma hakkı var mıdır?

2- Mevcut hissedarlardan birinin diğer müşterekin payını almış olmasından dolayı dava açılabilinir mi?

Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :97, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat451, Tarih : 19-10-2019 22:19
Merhaba sevgili meslektaşlarım, bir günlüğüne girdi çıktı yapılıp sonra sigortasız çalıştırılan işçinin hizmet tespit davası açma süresi ne zamandan ne zamana kadar olur? Cevap verecek olan herkese şimdiden çok teşekkür ederim...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :127, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Ozan Solak, Tarih : 17-10-2019 20:30
Merhaba meslektaşlarım iyi günler,iyi çalışmalar.Taksirle yaralama suçunu incelediğimde kanuni tanımında silahla işlenebileceğine ilişkin bir ibare yok.Bu konuda elinde Yargıtay kararı olan veya bana bu konuda yol gösterebilecek bir meslektaşım var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :233, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : AV.AYŞE GÜL, Tarih : 16-10-2019 16:35
İyi çalışmalar arkadaşlar,
Davalı müvekkil ile eşi düğünden sonra takılan tüm altınları bir bankaya ORTAK KASAYA koymuşlardır.Davacı kadın şimdi düğün altınlarının iadesi için dava açmıştır.Ancak davadan önce yazılı ve sözlü bir talebi bulunmamaktadır.Bir nevi müvekkili temerrüde düşürmemiştir.Kaldı ki kasa çift imza ile açılabildiğinden altınlar müvekkilde kalmış da sayılmaz.Bu davada hukuki yarar yokluğunu ileri sürebilir miyiz? Davadan önce bir talep olsaydı, müvekkil altınları eşinin alması için gerekli imzayı da vermeye hazır idi.Altınların kasada olması sebebi ile aynen teslim mümkün olduğundan dava sonunda vekalet ücreti neye göre hesaplanır.Fikirleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :267, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : yrmnkr, Tarih : 15-10-2019 12:13
Merhabalar
Çok zayıf olduğum bir konuda Müvekkiller yardım istedi
Kendiler, bir teminat ipoteği almışlar. İpotek senedinde bu durum belirtilmiş... Ayrıca faizsiz ve 1 yıl süreli.
Aralarındaki sözleşmeye uyulmadığından şimdi ipoteği paraya çevirmek istiyorlar.
1. İlamsız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir mi?
2. Takip öncesinde ihtarname gönderilmeli midir?
3. Teminat ipoteği olduğundan takip açamama ve muhakkak önce yargılama yapılması gereği var mıdır?
Çok teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :348, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avayşe, Tarih : 15-10-2019 11:02
Merhaba saygıdeğer meslektaşlarım;
Müvekkil ihale yolu ile belediyeye ait taşınmazı satın alıyor. ve arsa satış sözleşmesi bedeli adı altında damga vergisi ödüyor. daha sonra taşınmaz üzerindeki sgk haczi kaldırılamadığından ihale belediye tarafından fesh edilerek müvekkilin parası ödeniyor. fakat damga vergisini ödemeyeceklerini belirtiyorlar. damga vergisinin iadesi için ne yapmam gerekir? ya da iadesi mümkünmüdür?

Saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :370, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : gecelerin_yargıcı, Tarih : 14-10-2019 12:00
Herkese merhabalar. Bir iş davası sonucunda müvekkil şirket aleyhine 4-5 örnek ilam icra takibi başlatılıyor ve akabinde fiili haciz esnasında şirket yetkilisi A icra dosyasına kefil oluyor. Kefalet beyanı gerekli yasal şartları sağlıyor ve dosyaya kefil olarak kaydedilip, malvarlığına haciz konuluyor. Şirket yetkilisi A'nın icra kefaletinden yaklaşık 1 yıl sonra BAM ilk derece mahkemesinin kararını ortadan kaldırıyor ve yeni bir hüküm tesis ediyor. Aslına bakarsak pratikte iki hüküm arasında 300 TL civarında bir değişiklik var onun dışında geri kalan her şey aynı.

BAM tarafından yeni bir karar verilmesi üzerine alacaklı taraf yeni bir ödeme emri düzenleyip bunu da sadece borçlu şirkete tebliğ ediyor. Burada merak ettiğim husus: Şirket yetkilisi A'nın icra kefaleti verdikten sonra takibe dayanak ilamın BAM tarafından ortadan kaldırılması ve yeni bir hüküm tesis edilmesi halinde kefalet de son bulur mu? Yeni bir kefalet alınması gerekir mi?

İlgilenen tüm meslektaşlara şimdiden teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :435, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03823495 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.