Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
16.01. Cmk 2020 Tarifesi - Av.GurkanG
Haber Ekleyin

Yazan : imsel, Tarih : Dün 23:22
müvekkile karşı bonoya dayalı icra takibi yapıldı.borca ve imzaya itiraz ettik.dava henüz derdest.bu arada ihtiyati tedbir teminatını yatıramadığından icra takibi devam etti.karşı yan ev haczine giderek haczedecek mal yokluğundan haciz tutanağı tutturdu.müvekkil icra takibinden 3-4 gün sonra bir taşınmazı devretmiş.bunun iptaline yönelik karşı yan tasarrufun iptali davası açtı.
borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması tasarrufun iptali davasının şartlarından.şu anda henüz sonuçlanmayan itirazın iptali davası tasarrufun iptali davasında ileri sürülebilir mi?çünkü orada belki bonodaki imzanın müvekkile ait olmadığı tespit edilecek.yani dava şartı yokluğu ileri sürebilir miyiz?
bir de 75.000 tl için takip yapıldı.doya hesabı 105.000 civarı.tasarrufun iptalinde dava değeri 6.000 tl olarak 8bizce vekalet ücretinden kurtulmaya yönelik) gösterilmiş.tasarrufun iptalinde bu değere itiraz edebilir miyiz?saygılar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : playnext, Tarih : Dün 20:39
Değerli meslektaşlarım herkese selamlar,

Müvekkil şirket yurt dışına ihracat yapıyor. Bu ihracatı yaparken ülkemizde faaliyet gösteren bir banka aracılığıyla, ihracat yapılan ülkede ihbar banka belirleniyor ve konşimentonun bu bankaya teslim edilmesi talep ediliyor. Ülkemizdeki bankanın çalıştığı uluslararası kargo firması ise konşimentoyu ihbar bankaya ulaştırmak yerine yurt dışındaki müşteriye veriyor. Müşteri de bedeli ödemeksizin konşimento ile emtiayı gümrükten çekiyor. Bu durumda ben ülkemizde faaliyet gösteren bankanın sorumluluğuna gidebilir miyim ? Yanıtınız evet ise bunun hukuki sebebi hususunda yardımcı olabilir misiniz. Teşekkürler,
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Burak K., Tarih : Dün 11:26
Sayın meslektaşlarım,

Bu aralar çok sık soru sormamla beraber meslekte yeni olmamın ve insanları mağdur etmemeye, en doğru olanı yapmaya gayret etmemin hasebiyle beni maruz görmenizi rica eder, sevgiler dilerim

Sorum şu olacak. Müvekkilin günümüz itibariyle kamulaştırmaya dahil edilmiş bir iş merkezinde sahip olduğu birden fazla gayrimenkulü var. Sorun şu ki; 1994 yılında imar kanunu madde 44'e binaen bu ilgili iş merkezinin bağımsız bölümleri maddeye uygun şekilde, encümen kararıyla genişletilmiş ve ilgili yapı tadilatları için belediyeye para yatırılmış. Fakat ihmalkarlık dolayısıyla olsa gerek kurulan bu irtifak hakkı tapuya tescil edilmemiştir.

Söz konusu bu yer için dava açıp, irtifak hakkını tapuya tescil ettirerek, Kat Mülkiyeti Kanunu madde 46'ya dayanarak kamulaştırma bedeli talep edilebilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :45, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.hnfhnm, Tarih : Dün 09:04
değerli meslektaşlarım merhaba uzunca zamandır araştırma yaptığım ancak tatmin edici sonuca ulaşamadığım bir konuda yardıma ihtiyacım var davacı sporcu farklı kulübe transfer için ilişiksiz belgesi almak üzere müvekkil kulübe başvuruda bulunuyor. kulüp bonservis bedelinden sporcu ise bakiye alacağından vazgeçiyor ancak arada birbirlerini ibra ettiklerine dair yazılı bir belge yok sadece ilişiksiz belgesinde SPORCUNUN HERHANGİ BİR ALACAĞI KALMAMIŞTIR şeklinde şerh düşülmüş ve ilişiksiz belgesi bu hali ile işlem görmüş il müdürlüğüne sunulmuştur. borçların karşılıklı olarak sona erdirildiğini kanıtlamam mümkün mü, böyle bir davada nasıl bir yol izlemeliyim ilişiksiz belgesi dikkate alınır mı
cevap verenlere şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :41, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Zümer AYDIN, Tarih : 22-09-2020 15:54
Meslektaşlarım merhaba. Hukuki bir değerlendirmeyle beraber etik olarak da fikirlerinize ihtiyacım var. Bir müvekkil geldi. Boş senedi kullandırma suçundan dolayı davacı olduğu bir dosya var ve karşı tarafın bu suçu işlediğini gösterecek bir takım lehe delillere sahipler. İlk avukatları en başta dosyayı lehe sonuçlandıracağı noktasında ciddi güven vermiş ancak daha sonra duruşmalara katılmamış, beyanlarda savsaklık yapılmış ve davalılar beraat almışlar. Ancak müvekkiller ellerinde söz konusu dosyaya bakan hakimle avukatın arasındaki ilişkiyi gösteren ses kayıtları olduğunu iddia ediyorlar. Avukatın hakimi yönlendirdiğini ve bir takım maddi ilişkiler döndüğünü gösteren konuşmalar imiş. Tabi bunları daha önce hukuka aykırı elde edilmiş olması sebebi ile kullanamamışlar ve şuan dosyaları istinafta. Şuan başka bir meslektaş bakıyor dosyaya ancak benim de dahil olmamı istiyorlar. Şuan dosyaya bakan meslektaş da böyle bir durumun var olduğuna inanmıyormuş ve tabiki mağduriyeti hukuki sorumlulukları kapsamında gidermek için uğraşıyormuş ancak müvekkiller istiyor ki hem hukuken ne yapılacaksa yapalım ama bu önceden var olan ilişkiyi de göz önüne sürelim. Bu ses kayıtları hukuka aykırı elde edildiği için kullanılamayacak. Ancak ses kaydının tarafları bu kayıtları tuttu ise ve bu olayı başkaca ispat etme şansı yok ise bu kayıtlar kullanılabilir yönünde de Yargıtay kararları var. Sizler nasıl bakarsınız bu olaya ? Yani böyle bir kaydı da öne sürerek dosyayı kurtarmaya çalışmak nasıl bir seçenek olur? Böyle bir durum gerçek ise asla kabul edilemez ancak bir yandan da mesleki etik gereği ve biz hukukçuların aralarındaki bağdan dolayı bu konuyu dosyaya sokmak ne derece doğru olur sizlerden tavsiye bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :103, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : lawyersoylu, Tarih : 22-09-2020 12:39
Selamlar sayın meslektaşlarım,

TTK 541 uyarınca tasfiye halindeki bir şirkete yapılacak borç bildiriminde rakamın net olarak bildirilmesi zorunluluğu var mıdır?

Belirsiz bir alacak bulunması halinde ne şekilde bildirilmeli?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :76, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : quellem, Tarih : 22-09-2020 11:37
Bir araziye sanayi imarı verilmesi için özel mülkiyetlerin bulunduğu yerlere mesafesinin ne kadar olması gerekmektedir?
Bu konuda mevzuat araştırıyorum ancak kesin bir bilgi bulamadım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :95, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Ali DURAK, Tarih : 21-09-2020 09:19
Merhabalar sayın meslektaşlarım.Müvekkilim hastane kantini işletmecisidir.Kullanmakta olduğu alan 500 mt2 iken 16.03.2020-30.06.2020 tarihleri arasında kullanım alanı 2mt2 ye düşürülmesi nedeniyle aylık 160.000 tl olan kirası 800 tl ye idarece düşürülmüştür.
Bilahare bu tarih sonrası kiralayan idare tarafından kullanım alanının tamamının yeniden açıldığına dair müvekkile ihtarname gönderilmiş ve kira bedelinin yeniden 160.000 tl olarak ödenilmesi istenilmiştir.
Müvekkil ise hastaneye artık refekatçi dahil kimsenin alınmadığını,covid hastalarının da izole ve öel bakımda olması nedeniyle cirolarının çok düştüğü,kantinin tamamını çalıştırmış olsa dahi personel maaşını dahi ödeyemeyecek halde işin olmadığını belirtmektedir.

Sözleşme maddesinde de salgın mücbir sebep olarak gösterilmiştir.

Kiracının kalan kira süresi 11 ay,içerisine yaptırdığı dolapları bu süreçte de kullanmak istemekte bu nedenle fesih hakkı kullanmak istememektedir.
Kira bedelinin salgının devam etmesi ve ciroda beklenmeyecek şekilde düşüş nedeniyle düşürülmesi talebiyle dava açacağım.Ancak bu süreçte idarenin müvekkil aleyhine icra takibini önleyecek ne tür bir tedbir talebinde bulunmalıyım?
Yorumlar için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :101, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Harun Dinc, Tarih : 20-09-2020 00:18
Merhaba meslektaşlarım,
Kasım 2019'da, bir Güvenlik Korucusu'nun silah arkadaşının tüfeği ile kaza sonucu vurulup ölmesi neticesinde, mirasçılarına maddi ve manevi tazminat ödenmesi için İYUK madde 13 kapsamında, nisan 2020 tarihinde idareye başvurduk. Ancak biz başvurumuzda miktar belirtmemistik. İdare de yine 2020 nisan ayı sonunda ilgili başvurunun incelemeye alınıp komisyona sunulduğunu sonuçlandığında vefat edenin mirasçılarına kararın tebliğ edileceğini yazılı olarak tarafımıza bildirdi. Biz bu cevap üzerine bekledik. Ama haricen öğrendiğimize göre komisyonda çok düşük bir miktara karar verilmiş.

1-Simdi komisyonun bu kararını tebliğ alıp ancak ödemeyi kabul etmesek, başvurumuzda miktar belirtmediğimiz için açacağımız davada sıkıntı yaşar mıyız?

2-) Ya da İYUK 13.maddede belirtilen bir yıllık süre henüz geçmediği için, bu sefer miktar belirtip ikinci bir başvuru yapsak bu ikinci başvuru açacağımız dava da esas alınır mı? İlk başvuru(miktar belirtilmeyen) burada davanın reddine yol açar mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :256, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 19-09-2020 01:37
Merhabalar
Müvekkil aynı anda (iki farklı dosya sebebiyle) hem hükümlü hem tutuklu konumunda olmuştur. İnfaz sistemine göre hapis cezalarının toplamı yapılacak tabi ama bir cezanın kesinleştiği sırada diğer dosyadan tutuklu yargılanan kişinin cezaevinde geçirdiği bu süre sadece kesinleşmiş hükmün infazında mı kullanılacak? Hem tutuklu hem hükümlü olarak geçirilecek sürenin tutuklu dosyadan ceza alınca tutukluluk süresinin mahsubu, hem de daha önce kesinleşen dosyada da infaz süresinden sayılması mümkün müdür?
Bir suçtan denetimli serbestlik süresindeki kişinin başka suçtan tutuklanması halinde cezaevinde geçirilen sürenin hem verilecek cezadan mahsubu hem de denetim süresine sayılması gerektiği yönünde Yargıtay kararı var elimde. Aynı mantık olduğu için burada da uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Bu şekilde talep yapmış olan, sonuçlandırmış olan meslektaşlarım var ise sizden tecrübe ve yöntemlerinizi paylaşmanızı isterim.
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :222, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 17-09-2020 22:47
Merhabalar
Müvekkil iki suçtan tutuklu yargılanmış, bunlardan ilk olarak ruhsatsız silah suçu kesinleşmiş ve infaza başlanmış ve infaz bitmiş ancak diğer suçtan hala tutuklu olduğu için cezaevinde kalmaya devam etmiş. Daha sonra diğer suçta da mahkumiyet verilmiş ve kesinleşmiş. Şu anda sadece bu suçtan hükümlü olarak cezaevinde. Daha önce kesinleşen ruhsatsız silah suçu yeni infaz düzenlemesi kapsamında, infaz edilirken yatarı 6 ay 20 gün imiş, şu anda 5 ay. Bu durumda buradaki 1 ay 20 günlük süreyi ikinci suç için yattığı süreden düşümünü talep edebilir miyim?
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :214, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 14-09-2020 23:12
müvekkilin 7-8 yıldır kullandığı 5 parselin kiralanması hususunda milli emlak müdürlüğüne yapmış olduğu başvuru 6 aydır cevaplanmadı.muhtar okul için tahsis istemiş.ilköğretim okul köyde var.muhtarın amacı müvekkili köyde barındırmamak.şimdi idarenin başvuruyu değerlendirmesi için idari dava açmayı düşünüyoruz.
15 ocak 2020 da başvurumuz milli emlak müdürlüğüne.idare cevap vermedi.15.09.2020 tarihi itibarıyla dava açma süremiz bitmiş midir?saygılar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :266, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 14-09-2020 22:40
Merhabalar
2014 yılında 2B arazisi için ödenen başvuru bedelinin iadesini talep etmek istiyoruz yaptığım araştırmalarda bedel iadesinin 2 yıl içerisinde talep edilebileceği ve iadenin faizsiz yapılacağını gördüm. Hukuki alt yapısına ilişkin bir bilgiye rastlayamadığım için buradan da siz Meslektaşlarıma danışma ihtiyacı duydum. Bilgisi ve tecrübesi olan Meslektaşlarımın fikir ve görüşlerini bekliyorum.
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :270, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : lvd, Tarih : 14-09-2020 11:36
Hepinize merhaba değerli arkadaşlarım ve meslektaşlarım;
Bir süredir araştırdığım ancak tatmin edici bir cevap bulamadığım bir hususta görüşlerinizi almak için sizleri rahatsız ediyorum. Cevap belki de ortada duruyor ama mesleğe henüz başlamış benim gibi birisi bazen burnunun ucunu dahi göremeyebiliyor.
Konu şu;
Müvekkil idareye geçmişte bir ödeme yapıyor. Ödemeyi yaptıktan hemen sonra da idareye karşı dava açıyor ve nihayetinde idare mahkemesi idari işlemi iptal ediyor ve bu karar da kesinleşiyor. Bu kesinleşme bundan 4 yıl önce. Bu güne kadar davalı idare tarafından bir ödeme yapılmamış. Yaklaşık 6 ay önce; geçmişte yapılan ödemenin geri ödenmesini idareden talep eden bir başvuruda da bulunulmuş ancak cevap alınamamış.
* Şimdi, acaba iptal edilen bu idari işlem neticesinde daha önce yapılan ödemeyi idareden en sağlıklı pratik ve emin hangi yolla alabiliriz?
-Talep ve hüküm sadece işlemin iptalinden ibaret olduğu, bir eda hükmü içermediği için ilamlı icra gördüğüm kadarıyla mümkün değil.
-Kesinleşen kararın üzerinden geçen süre göz önünde bulundurulduğunda iptal davası sonrası bir tam yargı davası açılması da mümkün değil.
* Sizce ilamsız icra netice verebilir mi? Bu yolu izlediğimiz de muhtemel bir itirazın iptali davası halinde yargı yoluyla alakalı bir problemle karşılaşma ihtimalimiz sizce nedir?
* Ödemenin geri alınması aşamasında faizin başlayacağı tarih ne olmalıdır sizce?
Saygılarımla. Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :322, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avbetultprk, Tarih : 12-09-2020 17:51
Merhaba Sayın Meslektaşlarım,

Müvekkilimin instagram hesabında (estetik kliniği hesabı) hastalarından izin alarak paylaştığı gönderileri, müvekkilin rızası olmadan başka bir sayfada paylaşan ve menfaat sağlayan gerçek kişiye karşı haksız fiilden dava açmayı düşünüyorum. İki taraf da tacir olmadığından haksız rekabet yoluna gidemiyorum. Başka tavsiyeleriniz varsa dinlemek isterim..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :382, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avbetultprk, Tarih : 12-09-2020 17:15
Merhaba sayın meslektaslarim, onume gelen olayda , müvekkilim yabancı uyruklu, karşı taraf da yabancı uyruklu ancak Türkiye'de izinsiz ikamet etmekte, oturma izni bitmiş. karşı taraf müvekkilimin ticari Instagram hesabındaki gönderileri çalarak Türkiye'de menfaat saglamakta. Böyle bir durumda nasıl bir yol izlemeliyim işin içinden çıkamadım. Karşı tarafın adresini gösteremiyorum pasaport fotoğrafları vs var ancak ne yapacağımi bilemedim. Yardımcı olursanız çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :364, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat679, Tarih : 12-09-2020 13:59
Meslektaşlarım Merhaba,

Yeterli bilgiye sahip olmadığım bir konu hakkında yardımınıza ihtiyaç duymaktayım.

Türk Vatandaşı bir kişi ile yabancı bir kişinin, ticari faaliyetleri neticesinde elde ettiği kar üzerinden vermesi gereken vergi miktar(lar)ı arasında farklılık bulunuyor mu?

Örneğin, bir Türk Vatandaşı 1 Milyon Liralık kazanç sağladığında vermesi gereken vergi miktarı ve oranları, aynı miktarda kazanç sağlayan yabancı uyruklu bir kişi ile aynı mı? Yabancılara bu konuda bir muafiyet var mı veya vergi oranları değişiklik gösteriyor mu?

Yardımcı olabilirseniz sevinirim. Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :348, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Erin689, Tarih : 12-09-2020 08:13
Değerli meslektaşlar bir konu hakkında fikirlerinizi almak istiyorum.

Müvekkil 2014 senesinde bir site projesinden konut satın alıyor. Daire için bir kısım ödemeyi doğrudan şirkete yapıyor kalan kısmı için de firmanın anlaşmalı olduğu bankadan bağlı kredi kullanıyor.

Müvekkil daireye taşınıyor ancak tapuyu alamıyor. Öğreniyor ki siteyi yapan firma müvekkilin dairesi de dahil başka birkaç daireyi daha kredi amaçlı başka bir bankaya (müvekkilin kredi kullandığı anlaşmalı banka değil) müvekkilin daireyi satın aldığı tarihten önce (2013 yılında) ipotek etmiş. Bu halde daire üzerinde müvekkilin kredi kullandığı bankanın değil inşaatı yapan firmanın kredi kullandığı bankanın ipoteği var. Müvekkil aradan 6 sene geçmesine rağmen hala tapusunu alabilmiş değil.

İnşaatı yapan firma da şu an konkordato sürecinde ve iflas etmesi muhtemel yani müvekkilin dairesi tamamen elinden de gidebilir. Bu halde müvekkilin tapuyu alabilmesi için yapılabilecekler konusunda görüşlerinizi merak ediyorum. Ayrıca bankanın bu durumdaki sorumluluğu ile ilgil ne yapılabilir?

Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :398, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Magisnus1977, Tarih : 11-09-2020 14:59
Değerli meslektaşlar,

Dün televizyonda bugün de gazetede gördüğüm bir habere ilişkin olarak buradan soru sormak ne derecede doğru ama sormuş olayım.

Taksirle adam öldürme suçuyla (vurup kaçma) yargılanan sanık bilinçli taksir nedeniyle önce 5 yıl cezaya sonra, takdiri indirim uygulanarak 4 yıl 1 ay cezaya mahkum oluyor. Ve de hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanıyor. Çok az bir süre tutuklu kalmış anlaşılan. Ancak CMK 231 uyarınca 2 yıl ve altı hapis cezalarında bu rejim uygulanabilir aynı şey erteleme içinde geçerli.4 yıllık bir ceza nasıl 2 yıla çekildi? TCK 50/4 uyarınca cezanın para cezasına çevrilmiş olması mümkün ve CMK 231 uygulanmış olabilir ancak bu yönde bir haber geçmiyor.

Hükmü görmeden konuşmak doğru değil biliyorum ama acaba benim görmediğim bir kanun madddesi mi var ki taksirli suçlarda 4 yıl ve üzeri hapis cezasına mahkumiyet halinde CMK 231 uygulanması imkanı veriyor.

Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :386, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : pallanco, Tarih : 11-09-2020 12:30
Sayın Meslektaşlarım merhabalar.

Müvekkil kadın ve eşi erkek, evlenirken NİKAH AKDİ adı altında bir belgeyi, imam ve tanıklar huzurunda imzalıyor, belgede MEHİR BEDELİ olarak belli bir miktar altın yazılıyor.

Sorum şu:

Mehir senedinde, sadece mehir bedeli: ".... adet altın" diye yazılmışsa, yani mehri muaccel mi, yoksa mehri müeccel mi olduğu belirtilmemişse nasıl hareket edilmelidir acaba ?

Benim düşüncem, ödendiğinin ispatlanması yükümlülüğü ödediğini söyleyendedir. Yargıtay kararları da bu yönde. Bu durumda sadece Mehir diye belirtilmişse, (ödendi ya da ödenecek diye yazılmamışsa), "ödedim zaten" diyen bunu ispatlamalıdır diye düşünüyorum. Sizce ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :417, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07291198 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.