Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
18.01. 2019 Kira Artışı Tüfe - ekinheval
5.05. Prof. Dr. Ali Naim İnan'ı Kaybettik - Doç. Dr. Özge Yücel
16.03. Hukukçu Bilirkişilik İmkanı - Av.Dr.Yahya DERYAL
Haber Ekleyin

Yazan : Av.Denizzz, Tarih : Bugün 18:03
MERHABA SAYIN MESLEKTAŞLARIM,
BUNDAN 2 YIL ÖNCE BİR KAZA GERÇEKLEŞİYOR. KAZA TUTANAĞINDA MÜVEKKİLE %100 KUSUR VERİLİYOR. TUTANAĞA İTİRAZ EDİLMEMİŞ. DAVACI MÜVEKKİLE ÇARPAN ARAÇTA HATIR TAŞIMACILIĞI KAPSAMINDA SEYEHAT ETMİŞTİR. (MÜVEKKİLE ÇARPAN ARAÇ SÜRÜCÜSÜYLE BİRLİKTE GEZMEYE ÇIKMIŞLAR. ) DAVACI MÜVEKKİLİN SİGORTASINDAN MADDİ TAZMİNAT ADI ALTINDA ÖDEME ALIYOR. VE 2 YIL SONRA MÜVEKKİLE DAVA AÇIYOR. SORU 1: HATIR TAŞIMACILIĞI KAPSAMINDA VE SİGORTA ÖDEMESİ GEREĞİ MADDİ- MANEVİ TAZMİNATIN REDDİNİ TALEP ETTİK. HATIR TAŞIMACILIĞINDA MÜVEKKİLE HÜKMEDİLECEK TAZMİNAT KONUSUNDA FİKRİNİZ VAR MIDIR? SORU 2: MÜVEKKİLE ATFEDİLEN KUSUR ORANINA İTİRAZ ETTİK VE MAHALLİNDE KEŞİF TALEBİNDE BULUNDUK FAKAT MAHKEME KEŞİF TALEBİMİZİ REDDETTİ, KUSUR ORANLARI KONUSUNDA YAPMAMIZ GEREKEN İŞLEMLER NELERDİR? İLGİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :0, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Bircan, Tarih : Bugün 13:41
Merhabalar,
Evlilik dışı çocuk sahibi olan müvekkilim, çocuğuyla farklı soyadı taşıması(çocuk babanın soyadını almış) nedeniyle iş ve okul çevresinde birtakım sıkıntılar yaşamaktadır. çocuğun babasının soyadını almak istemektedir fakat adam bir başkasıyla evli. Buna ilişkin bilgi, tecrübelerinizden yararlanmak isterim. Bu konuyla ilgili mevcut içtihat kararı bulamadım. Yardımcı olursanız sevinirim.
İyi Çalışmalar diliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :21, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : Bugün 10:55
dedenin miras paylaşımı için izalei şuyuu davası açacağız.mirasçı baba ölmüş.anne hapiste ve vasisi annenin babası, çocuklar ise yuvada kalıyor vasileri dayıları.bu durumda vasileri mi davalı göstereceğiz yoksa aile ve sosyal politikalar bakanlığı da çocuklar için temsilen davalı olacak mı?
bir de mirasçının birisi kıbrısta.ona tebligat yurtdışı tebligat olarak konsolosluk yoluyla mı olacak?saygılar, kolay gelsin.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :14, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : keysersoze, Tarih : Bugün 09:49
Merhaba sayın meslektaşlarım ;

Müvekkil 14.12.2016 tarihinde maliki ve sürücüsü olduğu araçla başka bir araca kasten çarpıyor ve açılan ceza davası sonucunda 19.04.2017 tarihinde mala zarar vermeden ceza alıyor.

Müvekkilin çarptığı araçta eski sevgilisi bulunmakla birlikte araç bu kişinin üzerine değil eski sevgilinin abisi üzerine kayıtlıdır ve başka bir kişide sürücü konumundadır. Lakin eski sevgili aracın zilyedi olduğu gerekçesiyle müvekkilin zorunlu mali sorumluluk sigortacısına başvurmadan direk yalnızca müvekkil aleyhine maddi tazminat ve değer kaybı davası açıyor. Zararını kazadan 3 ay sonra alınmış bir tamirat formuyla 4000 TL olarak gösteriyor lakin davayı maddi tazminat ve değer kabı için ayrı ayrı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 200 TL olarak açıp harcını yatırıyor.

1. Sigorta şirketine başvuru yapılmadan direk sadece malike dava açılması durumunda yapılabilecek bir şey var mı ?

2. Davacının sırf araç malikinin kardeşi olması ve kaza anında sürücü dahi olmaması nedeniyle zilyet olarak kabulü mümkün degil gibi görünüyor. Bu nedenle davanın aktif husumetten reddi gerekmez mi?

3. Kazada kasıt olduğu için sigorta şirketi ödeme yapıp bize geri rücu mu eder yoksa sorumluluğu ortadan kalkar mı ?

Eğer bu hususlarda yardımcı olabilecek bir meslektaşım varsa çok sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :41, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.buğra, Tarih : Dün 11:20
SYDVakfı sera projesi çerçevesinde köylüler ile sözleşme imzalıyor. sera yapımı için vakıf tarafından ödemeler yapılıyor ancak geri ödeme planına riayet edilmiyor , paranın geri dönüşü sağlanamıyor , davada genel hükümdeki gibi sözleşme tarihinden itibaren mi yoksa geri ödeme planına uyulmadığı tarihine itibaren mi 10 yıllık dava zamanaşımı söz konusudur. tarafın vakıf olması görev yada başkaca hususlarda farklılık yaratır mı? sözleşmenin feshi gerekir mi ?.. yada öngöremediğim başkaca bir durum varmıdır.. teşekkür ederim..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :50, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : umutlaw, Tarih : 20-02-2019 00:13
Sayın meslektaşlarım,

Bir borç sözleşmesi X adlı borçlu tarafından imzalanmıştır.

Bu borç sözleşmesine istinaden ayrıyeten iki adet ayrı A4 kağıdına X adındaki borçlu alacaklıya hitaben: BEN BORCUMU ÖDEMEDİM diye bir yazı yazılmış olup ıslak imza ile imzalanmıştır.


Sorun: Asıl borç sözleşmesi iki sayfa olup bu iki sayfa üzerinde bulunduğu mekanda mıknatıs tozu bulunduğundan toz dökülmüştür, yazılar ve ıslak imza kısmına toz bulaşmamıştır, yazılar okunaklıdır, ıslak imza da okunaklıdır, ıslak imza ise sözleşmenin sadece ikinci sayfasının altında bulunmaktadır (Borçlu ayrıyeten kendi el yazısı ile adını ve soyadını da imzanın üstünde yazmıştır)


Sayfaların üzerinde mıknatıs tozu dökülmesi ve iz bırakması iş bu sözlenmenin altındaki imzanın geçerliliğine zeval getirir mi?


Bilgi ve tecrübelerinizi paylaşmanızı saygıyla dilerim.


Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :74, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Melahat Kartal, Tarih : 19-02-2019 16:33
Merhaba,
Stajyer avukat olarak mesleğime devam etmekteyim. Bu süreçte yardımcı olmak istediğim bir tacir var. Ancak yaptığım araştırmalardan emin olmak için sizlerinde bilgilerini almak istedim. Tacir gıda üzerine bir avm işletmektedir. Yaklaşık 10 yıldır söz konusu işini devam ettirmektedir. Ancak ticari hayatında 5-6 aydır sıkıntı yaşamaktadır. İş yaptığı bir esnafta ödeyemediği bir çek nedeniyle taciri icraya vermiştir. Çek bedeli çok yüksek olmamasına rağmen müvekkilin bütün mal varlığına ve banka hesaplarına tedbir koymuştur. Bu sorunun çözümü için gerekli işlemleri her ne kadar yapmış olsak da tacir bu dönemde çok yıpranmış ve sıkıntı çekmiştir. Tacirin esnaf ile aralarındaki ilişki pek hoş olmayan bir raddeye gelmiştir ve tacirin esnafa ileri tarihler için vermiş olduğu başka çekler vardır. Ancak esnafa malların karşılığı olarak verdiği çekler için herhangi bir mal almamıştır. Vadesi gelmemiş çeklerin geri alınması mümkün mü? Menfi tespit davasının açılmasında tacir için bir yarar olur mu?
Yardımcı olursanız çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :31, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.3, Tarih : 12-02-2019 13:21
Merhaba değerli meslektaşlarım.

BŞB tarafından 1995 yılında yeşil alan olarak belirleniyor ancak ilçe belediyeye intikal ettirilmiyor.
Müvekkil 2009 yılında satın alıyor ve plan projesini ilçeden incelediği için yeşil alan olmadığını ve ruhsata uygun olduğunu görüyor. Arsayı satın aldıktan sonra ruhsat başvurusu yapıyor sonrasında ise BŞB tarafından yeşil alana ayrıldığı ifade edilerek ruhsat talebi reddediliyor. Daha sonraki süreçte aynı adadaki diğer parseller diş hastanesi oluyor. 2018 yılında ise BŞB kararı ile yeşil alan sağlık alanına çevrilmesine kararlaştırılıyor. Müvekkil itiraz ediyor itirazı reddediliyor ancak aynı kararda başka itirazlar kabul edildiği için ek karar alınıyor ve müvekkil o karara da itiraz ediyor. En son itiraz edilen kararın cevabında ise itiraz ettiği kararda parselinin yer almadığı ve bir önceki kararda düzenlemenin kesinleştiği bildiriliyor. Ancak hali hazırda imar değişikliği yapılmamış olup halen belediye yeşil alan olarak gözükmektedir. Ancak karar aldığı için sağlık tesis alanına dönüşecektir.

1-1995 deki karar bildirilmediği için tapu siciline güven ve iyi niyet temelinde imar planının iptali davası açılmalı
2-İmar değişikliğine itiraz eski karar ile kesinleştiği için 60 günlük süre kaçırılmış sayılır mı acaba? Eski karar ile kesinleştirildiğini ifade eden tebligat 25 gün olduğu için süresinde diye değerlendirebilir miyiz?
3-Kamulaştırmasız el atma davası açsak taraf olarak belediyeyi mi göstermeli yoksa sağlık bakanlığını mı? Eğer sağlık bakanlığı gösterilirse 5 yıllık kullanım şartını karşılamış olacak mıdır?

İlgilenen ve görüş beyan eden meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :210, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Şevval, Tarih : 12-02-2019 12:58
merhaba

Bir şirket A,bir başka şirkete B 'ye ait bir taşınmazın odasını kiralıyor.Kira kontratı ticari sicile şube olarak kaydediliyor. Şube bir süre sonra boşaltılıyor,daha doğrusu hiç kullanılmıyor. Ancak ticari sicilde görünüyor.Bu kaydı B firması sicilden kaldırtabilir mi?Ya da A firmasının karar alması dışında en kısa sürede ne yapılabilir?

Biraz acil bir durum oluştu çok teşekkür ederim şimdiden cevaplarınız için.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :188, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : _M.CAN_, Tarih : 11-02-2019 18:58
Merhaba ;

Aleyhimize yapılan şikayet neticesinde müvekkil, "çocuk teslimi emrine muhalefet" suçlaması ile yargılanmaktadır. Geçen yılın yaz döneminde karşı taraf icra yoluyla iki defa müvekkile başvurmuş olup bunlardan sonuç alamamış ve şikayetini yapmıştır.

İlgili icra kapsamındaki tebligatlar, müvekkile bizzat değil de muhtarlığa yapılmış olup usul yönünden tebliğlere itirazımızın yanısıra asıl sormak istediğimiz konu ; bu aradan geçen 6-7 ay boyunca, ayda 2 defa olmak üzere yaklaşık 15 hafta sonundaki görüş haklarını kullanmamıştır.

Malum olduğu üzere, düşme kararı verilebilmesi için ilamın veya ara kararın yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu sebepten, müşterek çocuğu aylardır özellikle bu dava sebebiyle görmeye gelmeyen ve dolayısıyla ara kararın yerine getirilerek davanın düşmesine engel olan karşı taraf için nasıl bir yol izlenebilir?

Herkese iyi çalışmalar...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :213, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : berna nur usta, Tarih : 08-02-2019 15:07
Merhabalar. Bir inşaatın mimari projeleri müvekkil tarafından yapılmış ancak müteahhit bedellerini tarafımıza ödememiştir müteahhit ile aramızda daire karşılığı proje ve yapı denetim sözleşmesi vardır biz bu sözleşmeye istinaden açacağımız dava da arsa sahiplerini de davalı olarak gösterebilir miyiz sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak bu konuyla ilgili Yargıtay kararları var midir şimdiden tesekkurler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :165, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat halil, Tarih : 06-02-2019 11:19
Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden Genel Kurul Kararının iptali istemli davada;
Genel Kurul Kararının iptali halinde kesinleşme şartı aranıyor mu?
Karar kesinleşmeden derneğin mahkeme ilamına göre genel kurula gitmesi mi gerekiyor?
Bu tür kararlar istinaf sonrası temyize (Yargıtay) tabi mi?
Cevap verecek meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ediyorum.Saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :307, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : galip.alpay, Tarih : 04-02-2019 20:24
Merhaba, müvekkilim khk ile ihraç edildi. Emekli oldu ve maaş bağlandı ancak emekli ikramiyesi alamadı. Aleyhine açılan davada beraat etti ama karar kesinleşmeden istinaf aşamasında vefat etti. Müvekkilimin eşinin sgk'ya emekli ikramiyesinin ödenmesi noktasında ki dilekçe reddolundu. Ankara 16. İdare Mahkemesinin ihraç olan memurun emekli ikramiyesinin ödenmemesinin hukuka uygun olmadığına dair kararı var, dava dilekçemde buna değineceğim ama her ne kadar vefat etmiş olması sebebiyle dava düşse de mevcut beraat kararı var ,sizden ricam bu konuda emsal nitelikte bir karar biliyorsanız paylaşmanız,saygılarımla...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :320, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.ferihan, Tarih : 25-01-2019 10:33
Merhabalar. Müvekkil, 2 erkek 4 kız kardeş olup anneleri sağlığında kendi üzerine kayıtlı ticari taksi ve plakasını müvekkile satmıştır. Ticari taksinin o dönemdeki değerinin yarısı da miras payına mahsuben diğer erkek kardeşe verilmiştir. Annelerinin ölümünden sonra kız kardeşler müvekkil ve diğer erkek kardeş aleyhine muris muvazaası sebebiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın müvekkil açısından kabulüne diğer erkek kardeş açısından reddine karar verilmiş hüküm kesinleşmiş 2013 tarihinde ilama istinaden kız kardeşlere müvekkil tarafından ödeme yapılmıştır.
Görülen bu davada mahkeme içi ikrarla diğer erkek kardeşin, ticari taksi parasının yarısını miras payına mahsuben aldığına yönelik beyanı vardır.
Müvekkil, kız kardeşlere yapılan ödeme için haksız olarak zenginleşmesi sebebiyle erkek kardeşine dava açmak istemektedir. Davada sebepsiz zenginleşmeye mi yoksa mirasın denkleştirilmesine mi gidilmesi konusunda görüşleriniz nelerdir?
Not: Ödeme tarihi ve kesin hüküm dikkate alındığında sebepsiz zenginleşme davasının usulden reddi riski vardır.
Görüşleriniz için şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :566, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Meriç YÜKSELOĞLU, Tarih : 24-01-2019 21:10
Değerli meslektaşlarım iyi çalışmalar. Sizlere kısa bir olaydan bahsetmek istiyorum.
R.Z (anne) 1933 doğumlu, 3 çocuğu var. Bunlar F,Y, Y.Z dir. 1986 da 3 dairesini çocukları arasında şöyle paylaştırmıştır;
1 nolu daire F ye(55 m2 Bodrum kat),
4 nolu dairenin 1/3 R.Z nin 2/3 ü de Y nin,(90m2 3+1)
7 nolu dairenin 1/3 R.Z nin kalan 2/3 de Y.Z nin (100m2 3+1) olarak tapuda devri yapılmıştır.
F ve ailesi, 1 nolu dairede
Y ve ailesi, 4 nolu dairede
Y.Z, ailesi ve R.Z ile 7 nolu dairede yaşamaktadır.
2014 te, Y.Z vefat etmiştir. Y.Z nin ailesi ile, Y ve ailesi de R.Z ile birlikte yaşamalarını fırsat bilerek, 4 ve 7 nolu daireleri satışa çıkarılması için R.Z yi ikna etmişlerdir. Bu satışı gerçekleştirmek için de Özel bir hastaneden "akıl sağlığı raporu" temin etmişlerdir. Bu dairelerin satışından elde ettikleri gelir ile;
Y.Z nin eşi G nin adına İstanbul Esenyurt ta 1 daire
Y.Z nin oğlu S adına Esenyurt ta 1 daire
Y(kardeş olan) adına da Sefaköy de 1 daire alınmıştır.

Olayların geçtiği 2015 yılında R.Z 82 yaşındadır. Kendisine yapılan telkinler ve yönlendirmeler ve baskı sonucunda bu işlemleri yapmıştır.

Yukarıda anlattığım durumda nasıl bir yol izlemeliyim? F, R.Z nin vasiliğini mahkemeye başvurup alırsa(alabilirse) ve bunun sonucunda R.Z nin iradesinin dışında paylarının devredildiği için tapu iptal davası açması mümkün müdür? teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :547, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 22-01-2019 22:18
Tapu iptal ve tescil davası açmıştık.Tapu memur hatasından davalı hisse yerine ihtiyati tedbir başka hisseye konduğundan davalı kişi 3.şahsa hissesini satıyor.Biz hmk 125 göre "Dava konusunun devri
(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder."hükmüne göre 1.şıkkı seçerek 3.kişiye karşı devam ettik.Şimdi hakim 3.kişinin kötüniyetini ispat etmeniz gerek diyor.Bu durumda ıslah ile davamızı terditli hale dönüştürüp olmaz ise asıl davalıdan tazminata hükmedilmesini isteyebilir miyiz?saygılar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :593, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Ramazan ŞAHİN, Tarih : 22-01-2019 17:08
Alacaklı vekiliyim.İlamlı icra takibinde bulunduk.Borçlu İİK m.33 itfa (ibra verilmiştir) nedeniyle icranın geri bırakılmasını talep etti.İbraname şarta bağlıdır.
İbraname başlıklı belgede ''… tüketici hakem heyetinin …………. tarihli kararı ile tarafıma 2.800,00tl bedel çıkmıştır. Şikayet edilen A… T….’i konu ile ibra ederim.Gerekli ödemenin yapılması için aşağıdaki belirteceğim banka hesap numarasına yatırılmasını arz ederim.alacaklı banka hesap - iban,ad-soyad,imza,tc bulunmaktadır.Borçlunun imzası bulunmamaktadır.’’ Ödeme yapılmamıştır. Hakem kararına süresinde de itiraz edilmemiştir.Şarta bağlı ibranın yerine getirilmemesi nedeniyle alacaklı vekili olarak borçlunun icranın bırakılması talebinin reddini istedik. İmzayı, cevap dilekçesinde kabul ettik fakat ödeme olgusu olmadığından iik m. 33 kapsamında bir borcun sona ermesi değildir dedik.Ancak kararlarda icra hukuk mah. sadece alacaklı tarafın ikrarını yeterli saymış,ödeme olgusuna değinmemiş,icrayı geri bırakmıştır.Meslektaşlarımdan isteğim ise borçlunun sunduğu ibranamedeki imzanın alacaklı tarafça ikrarına rağmen ödeme yapılmadığından borçlunun icranın geri bırakılması talebinin reddi ile takibin devamına ilişkin bir karar bulmak. Yine cevap dilekçesinde imzayı kabul ettik fakat duruşmada müvekkil inkar ederse davanın seyri değişir mi? Bir de mahkeme önünde imzayı inkar etmemiz halinde hakim borçlunun talebini reddederse , borçlu taraf genel mahkemelerde dava açarak takibin durdurulmasını isteyebilir ya da ibraname üzerinden bir talepte bulunabilir mi ?

saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :565, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : b.il, Tarih : 22-01-2019 15:06
Merhaba;

başlangıç tarihi 05/01/2016 olan belirsiz süreli kira sözleşmesinde müvekkilin kiralanana iş yeri olarak ihtiyaç duyması nedeni ile 03/10/2018 tarihinde 05/01/2019 tarihi ile sözleşmenin yenilenmeyeceğini 10 gün içerisinde kiralananı tahliye etmesi gerektiğin belirtir bir ihtarname gönderdik.
ihtarnamenin tebliğ tarihi 10/10/2018

Bu durumda bir ay süre ile dava açabilir miyim? yoksa ihtarname tebliğ tarihi dikkate alınarak bildirim bir sonraki dönem için mi geçerli olur? tebliğ tarihi 3 aylık dönemin 5 gün sonrasına denk gelse de ihtarnamede verilen 10 günlük sürenin bir etkisi olur mu? bir sonraki dava açma süresi 05/06/2019'da mı başlar?
kusuruma bakmayın başta net gibi gözüken durum araştırdıkça kafamı karıştırdı
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :448, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : nef-i00, Tarih : 21-01-2019 16:34
Değerli THS üyeleri,
Müvekkilimin çalıştığı temel lise(şahsa ait) 2017 yazında resmi devir olmadan fiiliyatta kurumsal bir okula devrediliyor ve çalışanlar işten çıkarılıyor. Resmi devir olmadığı için işçileri çıkaran işveren olarak devreden kişi gözüküyor. Resmi devir Aralık 2017'de oluyor. Soru şu ki:
Müvekkilimin işçilik alacaklarını nasıl alacağız? Devredenin üzerine birşey yok. Sürekli böyle yerler açıp para vurup kaçıyor. İşçileri asıl çıkaran ama resmiyette öyle gözükmeyen kurumsal okulu olaya nasıl katabiliriz? Arabulucuk-Dava-İcra Takibi kapsamında önerilerinizi bekliyorum.
İyi çalışmalar..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :571, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : çömez, Tarih : 21-01-2019 15:53
Merhaba,
Mal beyanında bulunmayan borçlu şirketin YK üyeleri hakkında İcra İflas Kanunu'nun 76. maddesi uyarınca İcra Ceza Hakimliğinden tazyik hapsi talep ettim.
Ancak Hakim, dosyada yapılan sorgulamada çıkan mallar ve bazılarına koyduğumuz haciz gereği hapse yer olmadığına KESİN olarak karar verdi.

Kanuna göre tazyik hapsi için süresinde mal beyanında bulunmamak yeterli değil mi? Hapis cezası vermesi için; sorgulama sonucu malvarlığının çıkması veya haciz koymamız engel mi? Eğer öyleyse bunu Kanunun hangi maddesine veya hangi mahkeme kararına binaen vermiş olabilir hakim?

Bir de karar kesin olduğu için itiraz edemiyorum diye anlıyorum.Doğru mu? İlk kez bu işlemi yaptığım için yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.
Şimdiden teşekkürler..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :526, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04167390 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.