Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : Av.CelalettinDeniz, Tarih : 15-10-2021 22:52
Merhabalar,
Belediyenin idari bir işlemine karşı dava açmam gerekmekte, ancak yaptığım araştırmalara rağmen nasıl bir yol izlemem konusunda hala bir netlik kazandırmadım. Bu nedenle siz değerli forum üyelerinin kıymetli fikirlerine ihtiyacım var.
Durumu açıklamam gerekirse;
Antalya/Manavgat ilçesinde 2 adet dükkanım var. İki ayrı tapuları mevcut. Dükkanın bulunduğu lokasyon da pazartesi günleri pazar yeri var ve dükkan önlerine çadır kuruluyor. Bunu belediye kura çekerek, belirli bir işgaliye ücreti karşılığında esnafa tahsis ediyor. Ve bu lokasyon da esnaf sadece pazartesi günleri iş yapabiliyor. Ancak durum şu ki; 2018 yılında kura çekilme döneminde benim 2 dükkanımı (birleşik halde) tek bir işletme ruhsatına sahip bir butik işletmekteydi. Tek işletme ruhsatına tek yer tahsisi olması nedeniyle o dönemde 1 dükkanın önü, dükkana tahsis edilirken, diğeri ikinci bir işletme ruhsatı olmaması nedeniyle kura çekilişi sonucunda bir pazarcıya tahsis ediliyor.
Mal sahibi olarak yurt dışında lisans üstü eğitimi almakta olduğum için durumdan habersizim. İşletme sahibi de hali hazırda 1 yeri yeterli bularak, başkaca hak talep etmiyor. Şuan o işletme ile anlaşamadığım için dükkanı tekrar duvar örerek ikiye böldüm. (Zaten iki ayrı tapuları var dükkanların) Önü olan dükkan sorunsuz çalışmakta. İkinci dükkanım kiraya vermeme rağmen pazartesi günleri önüne herhangi bir geçit dahi bırakılmaksızın çadır açılmakta. Zaten uygulamada belediye dükkan önlerini, dükkanlara tahsis etmişti. Dükkan önü olmayan yerleri ise kura çekimine tabi tutmuştu. Tek istisnai yer benim dükkanım. Bu nedenle belediyenin bu idari işlemine karşı dava açmak istiyorum. Nasıl bir yol izlemem konusunda kıymetli fikirlerinize ihtiyacım var.
Şimdiden cevaplarınız için teşekkür ederim. Fikirleriniz benim için kıymetli olacaktır.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :110, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : cmuk, Tarih : 15-10-2021 10:57
Müvekkil aracı A ya satıyor A da B ye satıyor. Araç B nin elinde iken ayıp ortaya çıkıyor. B A ya ayıp nedeniyle araç bedelinin iadesi davası açıyor. Dava kabul edilip kesinleşiyor. A kararda kabul edilen bedeli ve ferilerini B ye ödüyor ve daha sonra müvekkile geri dönüş yapıyor. Müvekkil de arabuluculukta A nın B ye ödediği tüm bedeli+avukatlık ücreti ve arabuluculuk bedelini ödüyor. Şimdi müvekkil de aracı aldığı kişiye rücu etmek istiyor.
Müvekkil adına arabuluculukta asıl alacakla birlikte ödenen arabuluculuk ücreti ve avukatlık ücreti de aracı aldığı kişiden talep edilebilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :124, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sulcet, Tarih : 14-10-2021 12:01
Merhaba meslektaşlarım,
müvekkilim işyerinden emekli olup haklarını aldığına dair ibraname imzalamış( ancak kıdem tazminatını düşükten hesaplamışlar.) sonrasında aynı işyerinde sigortasız çalışmaya devam etmiş. ayrıca emekli maaşını da tam almaya devam etmiştir. BU durumda müvekkil fazla mesai ücretlerini alamamaktadır. bu yüzden sözleşmeyi haklı nedenle feshedeceğiz. İşçilik alcaklarını hesaplarken nasıl bir yol izleyebilirim? Haklı nedenle fesih hakkkımız mevcut mudur
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :179, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 13-10-2021 17:53
Merhabalar
Müvekkil kiraladığı dairenin tavanının akması, ısıtmanın sürekli arızalanması, sitedeki (çöp toplamama, havuzun ısıtılmaması vb.) işlerin yapılmaması ve en önemlisi mal sahibinin hasmı olan yan dairenin kasıtlı olarak rahatsızlık vermek amacıyla yüksek ses yapması sebepleriyle oturması çekilmez hale gelince durumu kiralayanla paylaşmış ve karşılıklı anlaşarak daireyi erken tahliye etmiştir. Ancak daha sonra ödenmemiş kira alacağı sebepleriyle kiralayan takip başlatmıştır. Tahliye sırasında kiralayan ile müvekkilin anlaştığını gösteren herhangi bir ispat aracı yok. Hatta dairedeki ayıplar da otururken sadece sözlü olarak ihbar edilmiş. Müvekkil kısmi bir ödeme yapmaya hazır ancak "daire zaten ayıplıydı fazla kira ödüyordum sözleşmedeki kira tutarına göre yapmam " diyor. Bu aşamadayken dairenin ayıbını ileri sürme imkanım var mı yoksa karşı tarafla sadece ödeme şartları konusunda mı konuşma şansım var ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :229, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.mehmet.av, Tarih : 13-10-2021 16:28
Yarınki duruşmada aşağıdaki sorularımın cevabına ihtiyacım var meslektaşlarım.
1- Meskeniyet davası açtık
2- Henüz keşif yapılmadan müvekkil icra dosyası borcunu kapattı ve mesken üzerindeki haciz kalktı.
3- Haciz kalktığı için dava konusuz kaldığı için karar vermeye yer olmadığı kararı verilecek diye tahmin ediyorum.
Not: Haczedilen mesken için daha önce başka bir alacaklı da haciz koymuştu. Onun için de meskeniyet şikayeti davası açtık. Mahkeme davamızı kabul etti.

SORU: 1-Mahkeme, karar vermeye yer olmadığı kararı verecek olursa vekalet ücreti meselesi ne olacak. (Dava açıldığı anda kimin haklı olduğu belli olmayacağı için)
2- Dava önce açmış olduğumuz ve kazandığımız meskeniyet davası bu davada, vekalet ücreti yönünden lehimize delil teşkil eder mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :233, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Buğra YILDIZ, Tarih : 13-10-2021 12:08
Merhaba meslektaşlarım

Müvekkilimizin bir dosyasında arabuluculuk ilamını icra edilebilirlik şerhi almadan ilamlı icra takibine koymuştuk, icra emri borçluya tebliğ edildi. Fakat icra edilebilirlik şerhi almadığımızı fark ettik. Bunun üzerine icra takibini sehven açtığımızı ve vazgeçtiğimizi ve alacak haklarımızı saklı tuttuğumuzu icra dairesine belirterek geçen hafta dosya kapandı.

Fakat dün borçlu vekili icra edilebilirlik şerhi almadın diye icra hukuk mahkemesine kapalı dosyayı şikayet yoluna başvurmuş.

Dosya kapalı konumdayken karşı tarafın şikayet yoluna başvurma hakkı mevcut mudur ? Bu durumda haklı olan taraf kim çıkar ?


Bir de aynı konuya müteakip icra edilebilirlik şerhi aldıktan sonra yeni icra takibi yapmak için bu davanın (borçlunun şikayet ettiği) sonuçlanmasını mı beklemem gerekiyor ? Derdestlik itirazında bulunabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :258, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Hasan Güney GÜLEÇ, Tarih : 13-10-2021 08:59
Merhabalar meslektaşlarım,

Bir spor derneği bir belediye ile gösterilen yerlerde spor dersleri vermek üzere sabit ücret karşılığında sözleşme imzalıyor. Sözleşmenin dayanağı 5393 sayılı Belediye Kanunu m. 14/I-b’de öngörülen amatör spor kulüplerine yardım yapılmasına ilişkin hükümdür.

Müvekkilim, bu derneğin yönetim kurulu başkanı, öncesinde bir iş sözleşmesiyle bireysel olarak aynı işi yapmaktayken, 696 sayılı KHK ile hali hazırda emekli olması sebebiyle kadroya geçirilemediğinden iş sözleşmesi sona erdirilmiştir. Belediye aldığı hizmetten memnun kaldığından Belediye Kanunu'nun anılan maddesine göre (bu sefer dernekle yapılan sözleşmeye dayanarak) işi devam ettiriyor. Müvekkilim de yaklaşık 5 ay boyunca spor dersleri veriyor, 5 aylık makbuz kesiyor fakat 1 aylık ödeme alabiliyor.

Sorum şu: Sözleşme bu defa dernekle akdedildiği için alacak davasında Asliye Hukuk Mahkemesi mi görevlidir? Yani bu alacak hakkı derneğe mi aittir? Yoksa dernek yönetim kurulu başkanı verdiği dersler nedeniyle Belediye'ye karşı İş Mahkemelerinde işçilik alacakları için dava açabilir mi?

İlgilendiğiniz için teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :266, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

» Hagb
Yazan : av. aee, Tarih : 13-10-2021 08:43
merhabalar
hakkında hagb kararı verilen bir kişi hakkında beş yıllık süre içinde tekrar suç işlenmesi halinde ikinci suçta da hakkında hagb verildiği takdirde (somut olayda verilmiştir) açıklanması geri bırakılan hüküm bir kararla sonradan tebliğle mi açıklanıyor yoksa ikinci işlenen suçta tekrar hagb verilmeyip önceki hükümle birlikte yeni hükmünde mi açıklanması gerekiyor?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :259, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Kerimyasin, Tarih : 13-10-2021 08:25
İyi günler meslektaşlarım. Müvekkilim taksi şoförü. X taksi durağı çatısı altında 11 taksici olarak çalışmaktalar. Aralarından biri taksi durağının adına Googleda işletme adı açıp kendi numarasini kaydetmiş. Gelen tüm çağrılar kendi telefonuna gelmekte. Taksi durağının bir tüzel kişiliği yok her taksici kendi vergi numarası altında çalışmakta.
Bu durumda numarasını vermiş olan taksiciye karşı hangi yollar denenebilir?
Benim aklıma tbk haksız rekabet hükümlerine gidip men davası açmak geldi lakin bu yol doğru olur mu?
Başka bir yol izleyebilir miyim?
Ayrıca tüzel kişiliği olmayan taksi durağı adına nasıl işlem yapmalıyım?

Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :254, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Fazladanödemeyeçözüm, Tarih : 13-10-2021 07:18
Merhaba meslektaşlarım, birden fazla işçilik alacağımızın olduğu davalı ve borçlu şirket aleyhinde yürüttüğümüz; birkaç dosyamız icra aşamasında ve kesinleşmiş; birkaç dosyamız ise istinaf aşamasında iken borçlu şirketin araçlarına toplam bizimle birlikte 10 tane haciz var iken bize göre keyfi ve haksız bir şekilde iş değişikliği ve şirketin tasfiyesi yolunu seçti, bu halde yaklaşık 1 yıl olacak ve borçlu işverenin tasfiye restine karşılık nasıl bir aksiyon alabiliriz. Değerli fikir ve önerileriniz için şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :249, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : drako, Tarih : 12-10-2021 10:36
Müvekkil adına açtığımız kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat davasında bilirkişilerce rapor dosyaya sunuldu ancak emsal bedel karşılaştırması yapılmadan sunulduğu için biz de ilgili davalı da itiraz etti.

İşbu aşamada hakime geçen celse bu hususları belirtip emsal değerlerin araştırılması istendi ve ilgili emsaller dosya arasına sunuldu.Ancak mahkeme işbu duruşma gününe kadar ek bilirkişi raporu için herhangi bir bildirimde bulunmadı.Biz de henüz belirsiz alacak davamızda bedeli artırmadık.

Kendi şahsi görüşüme göre bu celsede hakimden bilirkişi raporundaki eksikliklerin giderilmesi mahkeme aksi kanaatte ise bedel alacağımızdaki harcın tamamlanması için tarafımıza süre verilmesi şeklinde bir istekte bulunmam daha doğru olacak gibi duruyor.Siz ne dersiniz?Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :330, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.mehmet.av, Tarih : 11-10-2021 11:36
Süresi az kalan bir karar düzeltme başvurusu için yardımlarınızı rica ederim.

Açmış olduğum ipoteğin iptali davasını mahkeme kabul etti. Ama lehime maktu vekalete hükmetti. Vekaletin nisbi olması gerektiği gerekçesi ile temyiz etmiştim. Yargıtay temyiz talebimi yanıtsız bırakarak reddetmiş.
Sorum şudur:
İpoteğin iptali davasında nispi vekalet olması gerektiği konusunda ısrarcıyım. Yukarıdaki açıklamalar ışığında bu konu HUMK 440 kapsamında karar düzeltmenin sebepleri olarak değerlendirilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :367, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Gülüzar Türk, Tarih : 11-10-2021 09:31
Meslektaşlarım merhaba...
Muristen kalan taşınmazların bir kısmında kiracılar bulunmaktadır. Diğer mirasçılarla bir çok dava bulunduğu için bir araya gelinmesi mümkün değildir. Bu nedenle paylı mülkiyete çevirme davası açtık ve kesinleşti. Murisin ne kadar kira aldığını bilmiyoruz. Kiracı ile aralarında sözleşme var mıydı bilmiyoruz. Muris öleli 2 seneyi geçti. Kiracının bir tanesi hiç kira ödemiyor. Bir tanesi de son 4-5 aydır kendince bir miktar yatırıyor.
Emlakçılardan edindiğimiz emsal değerlere göre ilamsız icra takibi yaptık. Tabiiki borçlu itiraz etti. Şimdi itirazın iptali davası açsam talep ettiğimiz bedel TANIKLA İSPAT SINIRININ ÜZERİNDE, bu nedenle alacağımızı ispat yükü de bizde olduğu için ispatlayamayacağız. Sorularım:
1-Kira bedelinin tespiti davası açsam, buna ilişkin karar itirazın iptali davasında bedele ilişkin ispat yerine geçer mi? Geçer ise miktarı illa ki icra takibinde tutturamamışızdır. Bu halde takibin kalan kısmından vazgeçerek itirazın iptali ile mi ilerlemek daha doğru olur, yoksa yeni bir icra takibi yapmak mı?
2-Yapılan icra takibini boşverip Alacak Davası açarak ilerleyerek bedeli de bu davada mı tepit ettireyim?
Hangi yol daha doğru, sağlıklı ve hızlı olur?
Bu konuda tecrübesi veya bilgisi olan meslektaşım varsa yardımlarını bekliyorum.
Şimdiden çok teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :361, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avrkarahan, Tarih : 08-10-2021 16:06
icra dosyamızda borçlu adına bir taşınmaz söz konusu ve üzerinde süresi dolmuş bir ipotek mevcut o ipoteğin fekkini gerçekleştirip taşınmazı satmak istiyoruz ancak borçlu ipoteğin fekki talebinde bulunmadığı gibi ipoteği koyduran kişiyede ulaşamıyoruz dolayısıyla satış işlemi yapamıyoruz bu konuda ne yapabiliriz hangi hukuki yola başvurabiliriz.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :486, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Balboa, Tarih : 07-10-2021 15:25
Merhabalar, müvekkilim eşinden boşanmak için dava açmış ve bunun yanında evlilikleri sonrası aldıkları mallar için de mal paylaşımı davası açmak istiyor.Sorunumuz davaya konu olacak aracın alındığı tarihten bu yana hiçbir zaman eşinin üzerine kayıtlı olmaması; bu sebeple davaya dahil edemiyoruz. Bu konuda cevaplarınızla yardımcı olursanız oldukça sevinirim.Şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :531, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Tolgahan Sarı, Tarih : 07-10-2021 14:49
Öncelikle herkese merhabalar.

Tapulu yeri kadastro 1982 yılında mera olarak vasıflandırıp maliye hazinesi lehine tescillemiş. Kök tapu malikleri kadastro tespitindeki mera vasfına itiraz etmek istiyorlar. Aşağıdaki Yargıtay kararını buldum sanırım bizim için durum hiç iç açıcı değil.

---

T.C.
YARGITAY
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2005/2005
Karar No: 2005/2529
Karar Tarihi: 31.03.2005

Dava konusu 218 numaralı parselin kadastro tutanağı 19.10.1988 tarihinde kesinleşmiş ve taşınmaz mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmıştır. 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesine göre, kadastro tutanaklarındaki sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl
geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.

----

Bu durumda bizim yapabileceğimiz, izleyebileceğimiz bir yol var mı? Ne yapabiliriz? Şimdiden yanıtlarınız için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :555, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat.fks, Tarih : 07-10-2021 14:30
Merhaba meslektaşlarım;
Banka genel kredi sözleşmesine istinaden asıl borçlu ile "müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet" şerhi ile imza atan kefillere yönelik olarak ilamsız icra takibi yapıyor. Müvekkil 2011 yılında, kefillerden birine ait takibe dayanak kredi sözleşmesine ipotek edilmiş taşınmazı haciz yükümlülüğüyle satın alıyor. Banka borcunu ödeyerek haczin fekki sağlanıyor ve alacağı temlik yolu ile banka yerine geçerek alacaklı konumuna geliyor. 2020 yılında ise asıl borçlu yönünden takipten feragat ediyor. Kefillerden biri ise kefaletin feri niteliğine dayanarak ve dosya borcunu karşılamaya yeter taşınmazın devri nedeniyle çarpık ilişki olduğuna dikkat çekerek takibin iptali veya taliki davası açıyor.

1- Müvekkil feragat talebinde yalnızca asıl borçlu yönünden feragat etmiş olup alacağın özünden feragat etmemiştir. Bu durumda kefillerin sorumlulukları ne olur?

2- Tapu devrinden bu yana 9 yıl geçmiş olması arada bir bağlantı ve çarpık ilişki olmadığına müvekkilin iyiniyetli oluğuna karine olabilir mi? (Müvekkilin feragat etme nedeni, çekilen kredinin asıl borçlu ve kefiller ile birlikte harcanmış olması ve eşit paylara bölündüğü takdirde asıl borçlunun kendi payına düşen kısmı icra dosyasına ödemiş olması. Yani asıl boçlunun ricaları üzerine o kendi payına düşeni ödedi ona daha fazla yüklenmeyelim düşüncesi)

3- Kefiller yönünden takibin iptali mümkün ise bu durumu düzeltmek için asıl borçlu aleyhine feragatten vazgeçerek yeniden ödeme emri gönderilmesi veya yeniden icra takibi yapılması mümkün müdür?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :579, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : norrinradd, Tarih : 06-10-2021 17:27
Merhaba herkese. Yakınımın 10 sene önce almış ve ödemiş olduğu adli para cezası suçuna ilişkin arşiv kaydının silinmesi için Adli Sicil Ve İstatistik Genel Müdürlüğüne dilekçe yazdırttım, iadeli taahhütlü olarak göndermiş ekine de mahkeme ilamını, kesinleşme şerhini, adli sicil arşiv kaydını ve yerine getirme fişlerini eklemiş ancak kimlik fotokopisini koymayı unutmuş. Öncelikle bu başvuru için kimlik fotokopisi koyması şart mı? İkincisi de şart ise ne yapılması gerekir? Direkt red mi olur yoksa yeni bir dilekçeyle kimlik fotokopisini sunmalı mı?

Daha önce bu başvuruyu yapan varsa bilgilendirirse çok sevinirim. Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :599, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gülnihal çevik, Tarih : 06-10-2021 11:00
Herkese iyi çalışmalar,

Boşanma sonrası açılan iştirak nafakası davasında, ortak çocuk için 1000 TL. tedbir nafakasına hükmedildi ara karar ile. Bu ara kararı ilamsız icraya koyduk, maaş kesintisi ile ödenmektedir.

Dava karara çıkınca, 1500 TL. iştirak nafakasına hükmedildi.

Kararı davalı istinaf etti.

Karar kesinleşmediğinden, tedbir nafakasının icrasından vazgeçmek istemedim. Ancak, müvekkil, nafaka farklarını (3500 TL.ve yargılama giderleri) icraya koymamı istemekte.

Bu ilamsız takipten vazgeçmeden, işlem yapabilir miyim?

Yeni açacağım ilamlı takibe

"Toplam 7.700 TL alacağın ve falanca icra dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla karar kesinleşeme kadar aylık 500 TL. nafaka farkı, kesinleşmesinden sonra aylık 1500 TL. nafakanın ödenmesi talebidir."
gibi birşey yazsam olur mu, çok mu işi karıştırmış olurum?

Doğrudan tedbir nafakası dosyasından vazgeçip işlem yapmak daha kolay ancak, karar istinafta bozulursa diye kararsız kaldım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :589, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : drako, Tarih : 06-10-2021 10:43
Daha önce kişisel ilişki tesisine ilişkin hiç problem yaşamamıştım.İlk kez icra takibi yoluna gideceğim gibi duruyor.

Elimde 4 ekimde aldığım ara karar mevcut.Müşterek çocuk her pazar saat 11:00- 17:00 arası görecek şeklinde.Karşı taraf ise çocuğu göstermeyeceğini söylüyor.

Bu durumda öncelikle;

1)Pazar günü şayet çocuk teslim edilmezse bu durumda doğrudan pazar günü icra dairesine gidip ara karar icrası sağlanır mı?Yoksa öncesinde örnek no 3 takibi açılıp icra dairesine o şekilde mi gitmemiz gerekiyor?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :582, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06132293 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.