Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Haber Ekleyin

Yazan : AVUKAT2549, Tarih : Dün 22:03
Merhaba Sayın Meslektaşlarım,
Bir arsa var. Arsada 2 tane malik var. Bu malikleri A ve B olarak isimlendiriyorum. A'nın 3/4 payı var. B'nin 1/4 payı var. Bu arsa 20.000 Metrekare. Bu arsanın üzerinde iki tane yan yana yapı var. Bir tane yapının olduğu yer tahliye ediyor. Biz burasını kiraya vermek istiyoruz. Bu sebeple pay ve paydaş çoğunluğunu yakalamamız gerekiyor. Fakat tapuyu incelediğimde bu arsanın üzerindeki yapılara ilişkin ise bir bilgi yok. Kiraya vermek istediğimiz yapının tapusu olmaması bir sorun teşkil eder mi ? Bu üzerindeki yapılar fabrika bunların ayrı bir tapusu olmuyor mu ?

Yardımcı olursanız memnun olurum. İyi çalışmalar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :13, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sailor1981, Tarih : Dün 20:55
Kiracı hakkında yaptığımız kira alacağına ilişkin 1.icra takibine kiracı itiraz etti,(kira borcum yok şeklinde)akabinde icra mahkemesi itirazın kaldırılması ve tahliyeye karar verdi.

Borçlu kiracı hakkında tahliye sonrası yaptığımız 2.kira alacağı takibine borçlu kira akdindeki imza bana ait değil şeklinde itiraz etti.

İlk icra takibimize yaptığı itiraz ve tahliye kararı gereği ikinci takibe itiraz hakkında icra mahkemesine itirazın kaldırılması davası açılabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :19, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.tugcekk, Tarih : Dün 19:38
Ülkesi İran'dan siyasi sebeplerle Almanya'ya sığınan müvekkilim şu an geçici pasaporta sahip. Türkiye'de hastane kayıtlarına ulaşabilmemiz için acil bir şekilde tarafıma vekaletname çıkarması gerekiyor.

TC vatandaşı olmadığı için Türk konsolosluğu'na başvuramıyor. Henüz Alman vatandaşı olmadığı için ve vatandaşlık süreci devam ettiği için noter aracılığıyla vekaletname çıkarması da kabul edilmiyor.

Türkiye'ye vize alarak gelebiliyor, fakat daha önce Türkiye'de yasa dışı bulunmasından kaynaklandığını tahmin ettiğimiz şekilde başvurusu reddedildi. Bu durumda vekaletname çıkarabileceğimiz bir yöntem var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :28, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.tugcekk, Tarih : Dün 19:13
Ülkesi İran'dan siyasi sebeplerle Almanya'ya sığınan müvekkilim şu an geçici pasaporta sahip. Türkiye'de hastane kayıtlarına ulaşabilmemiz için acil bir şekilde tarafıma vekaletname çıkarması gerekiyor.

TC vatandaşı olmadığı için Türk konsolosluğu'na başvuramıyor. Henüz Alman vatandaşı olmadığı için ve vatandaşlık süreci devam ettiği için noter aracılığıyla vekaletname çıkarması da kabul edilmiyor.

Türkiye'ye vize alarak gelebiliyor, fakat daha önce Türkiye'de yasa dışı bulunmasından kaynaklandığını tahmin ettiğimiz şekilde başvurusu reddedildi. Bu durumda vekaletname çıkarabileceğimiz bir yöntem var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :26, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Y#kup, Tarih : Dün 17:23
Kolay gelsin değerli meslektaşlarım

Sulh hukuk mahkemesinde ara karar ile ihtiyati tedbir kararı verildi ara kararda 2 hafta icinde istinaf yolu açık olmak üzere diye yazıldı ancak olması gereken hmk391/3 e göre mahkemeye itirazda bulunmak ve itiraz reddedilirse istinafa gidilmesi gerekiyor.hakim hatalımı karar verdi sizin görüşünüz nedir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :34, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : merdogan, Tarih : Dün 16:33
Sayın meslektaşlarım merhaba sorum şu şekilde,
Müvekkil 1991 işe başlangıç tarihli olarak SGK kaydı olan birisi..1365 gün ödenmiş prim günü Fakat o zamanlar SGK kartına bilgileri yazan memur müvekkilin adını yanlış yazmış.. Müvekkilin adı Nadire iken memur Basiret yazmış müvekkil o zamanlar işten çıkınca tazminatını bu isim yanlışlığı nedeniyle alamamış şu an ise SGK ya ödenmiş 1365 günlük primin iadesini talep ediyor bu durumda iki isim var sigorta kayıtlarında biri doğru olan diğeri yanlış yazılan isim..Bu durumla ilgili olarak ne yapılabilir müvekkilin primlerinin iadesini alabilmesi için? Şimdiden yanıtlayan meslektaşlara teşekkür ederim..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :32, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Yusuf Sanlı, Tarih : Dün 13:26
Herkese merhaba,

Müvekkilin da malikler arasında yer aldığı, elbirliği mülkiyetine konu bir adet taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açmış bulunmaktayız. Yargılama sürerken, maliklerden birinin kısıtlı olduğunu ve diğer bir malikin de bu malike vasi olarak atandığını öğrendik ve bu husus iki taraf arasında menfaat çatışması meydana getirebileceğinden ayrıca bir temsil kayyımı davası ikame ederek kısıtlı için bu davada temsilen bir temsil kayyımı atanmasını sağladık. Ancak daha sonra malikler bir araya gelerek taşınmazın haricen satılmasının daha uygun olacağına kanaat getirdiler. Şimdi benim burada sorularım şu şekilde;

1- Harici satış için halihazırda derdest olan davadaki hakimden bir izin almak ya da bildirimde bulunmak gerekli midir?

2- Taraflardan biri kısıtlı olduğu için harici satışta nasıl hareket etmek gereklidir?

3-Taraflardan biri kısıtlı olduğundan dolayı belirli bir kişiye bu taşınmazın satışı mümkün müdür?

4- Kısıtlı adına aynı zamanda bu taşınmazın maliklerinden biri olan vasinin, satışa izin davası açması mümkün müdür yoksa yine menfaat çatışması mı gündeme gelecektir?


Hem ortaklığın giderilmesi, hem vasinin atandığı dosya, hem de temsil kayyımının atandığı dosya aynı mahkemede yer almaktadır. Ancak mahkeme hakimi ile bir türlü iletişim kuramadığımız için bir türlü doğru yolu bulamamış durumdayız. Benzer konuda tecrübeleri olan meslektaşlarımın bilgilerine ihtiyacım var.

Şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :50, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gbahsi, Tarih : Dün 12:23
Merhabalar meslektaşlarım iflas konusunda hiç karşılaşmadığım için yardımlarınızı bekliyorum.

Müvekkil, müflis şirkete dükkanını kiraya vermiştir. Şirketin ayrıca kira borçları bulunmaktadır.

Sorum şu; şirketin dükkanı tahliye etmesi için nasıl bir yol izlememiz lazım? Müvekkil kendisine teminat bedeli verilmediğinden bahisle dükkanın tahliyesi için talepte bulunmuş. Benzer şekilde diğer alacaklılar da talepte bulunmuş, onların taşınmazları tahliye edilmiştir.

Ayrıca müvekkil alacak kaydı yaptırmamış. Yalnızca dükkanını kiraya verdiği için dosyaya dahil olmuş. Alacak kaydını bu aşamada yapabilir miyim? Alacak kaydı için icra takibi başlatmış olmamız mı gerekmekte? Kira sözleşmesi ve ödenmeyen kiralara ilişkin beyan içerir talep dilekçesi yeterli olacak mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :53, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gbahsi, Tarih : Dün 10:01
Meslektaşlarım merhaba. Müvekkilimin 1991 senesinde vergi kaydı bulunmakta ayrıca yine aynı tarihlerde ticaret odasına kayıtlı. Geriye dönük sigorta primlerini ödeyerek emekli olmayı istiyor. Konu ile ilgili güncel durum nedir bilgisi olan var mıdır? Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :60, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : pinaryy, Tarih : 22-07-2024 22:00
Değerli Meslektaşlarım Merhabalar;

Elimde birçok fatura var. Borçlu kısmi ödemeler yapmış ancak hangi faturadan ne kadar bedel ödedi belli değil. Bu durumda takibi nasıl açabilirim? faturaları dayanak belge olarak eklemek istiyorum ancak sunacağım faturaları nasıl belirleyeceğimi bilemedim. Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :110, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. İbrahim Cem GÖKDUMAN, Tarih : 22-07-2024 15:49
Merhabalar Sayın Meslektaşlarım.

Müvekkilimin yaklaşık 100 yıldır atalarından kalan 70.000,00 m2 tarlasının yarısı 08.01.1998 tarihinde Orman Komisyonu kararı ile hazine adına tescil edilmiştir. Diğer yarısı ise yine 08.01.1998 tarihinde Kadastro Tesisi işlemi ile müvekkil adına tapulanmıştır. Bu işlemden önce taşınmazın resmi kaydı bulunmamaktadır.

Tapulama işleminden önce müvekkil tüm tarlasını ekip biçmekte iken tapulama sonrası orman olarak bırakılan yerde tarımsal faaliyetlerini kesmiştir.

Sorum şu: Mülkiyet hakkına dayanılarak açılan tapu iptal ve tescil davası ile tanık beyanları doğrultusunda bu yerin kazanımı mümkün müdür?

Aksi halde ise kamulaştırmasız el atma davası açılabilir mi?

Her ikisinin de olmaması halinde nasıl bir hukuki yol izlenebilir?

Değerli görüşleriniz için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :118, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mr. Kök, Tarih : 22-07-2024 10:15
Saygıdeğer meslektaşlarım öncelikle merhabalar, umarım sağlığınız ve huzurunuz yerindedir.



Somut Olay: Müvekkilin kardeşleri ve murisin eşi vefatın ardından X kooperatifinde yer alan hisselerini ADİ yazılı bir biçimde KOŞULSUZ ŞARTSIZ müvekkile devrediyorlar. Müvekkil bu hisselerin devri sonucunda elde edilen B1 Blok 51 Nolu daireyi bir üçüncü kişiye satış yapıyor. Başka bir ilden başka bir taşınmazı bir üçüncü kişiden satın alıyor. Bu taşınmaza kardeşlerini bedelsiz ve süresiz kira sözleşmesi ile kiralıyor. Daha sonra kardeşlerin miras arasında ki uyuşmazlıktan dolayı diğer taşınmazlar için ortaklığın giderilmesi davası açılıyor. İşbu taşınmaz için ise arada ki kira sözleşmesi bedelsiz ve süresiz olmasından mütevellit Haksız El Atmanın Önlenmesi davası açılıyor. İŞbu dava da tam son aşamaya gelinmiş iken karşı taraf inançlı işlemden kaynaklı tapu iptal davası açarak bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ediyor. Somut olay yukarıda ki gibi üstadım.

Soru 1: Bilindiği üzere miras payı devri mirasçılar arasında adi yazılı olma şartı aranmaktadır. Olayımız bu şarta uymaktadır. Ancak inançlı işlemden kaynak işbu dosyaya bu pay devri sözleşmesini sunmam aleyhimize bir delil başlangıcı oluşturur mu ?

Soru 2: İnançlı işlemden kaynaklı tapu iptal davasında davacı taraf müvekkilin 3. kişiden satın aldığı taşınmaz için tapu iptal talebinde bulunuyor ? Ortada inançlı işleme dair tek bir yazılı bir husus yok müvekkilin 3. kişiden aldığı bir taşınmaz için hem tedbir hemde tapu iptal tescil mümkün mü ?

Soru 3: Dosya bu haliyle fikrimce sadece haksız el atmanın önlenmesini engellemek amacıyla açılmış bir dosya gibi gözükmektedir. Ancak gerek mesleğin başında oluşum gerekse de gözden kaçırdığım ve dikkat etmem gereken bir hususun olması ihtimaline karşı dönüşlerinizi en kısa zamanda bekliyorum esen kalınız.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :131, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Hukukçu3566, Tarih : 21-07-2024 17:02
Merhabalar. Konu acil biraz.
İdareye karsi İYUK M 13 'e göre açılacak tam yargı davasında idarenin kesin cevap vermemesi durumunda kesin cevabi bekleme sürelerini düzenleyen İYUK m10 hükümleri uygulanır mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :309, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Furkan KAÇAR, Tarih : 21-07-2024 16:37
Merhabalar,
Müvekkil aleyhine örnek 13 nolu ödeme emri ile takip başlatılıyor,30 günlük süre içinde herhangi bir ödeme yapılmadığı için temerrüt nedeni ile tahliyesine karar verilmesi dava ediliyor. Müvekkille usulsüz tebligat yapıldığı için bu davadan önce şikayet yoluna gidiyoruz. Bu davamız, tahliye davasında bekletici mesele yapılıyor ve şikayet yoluna başvurduğumuz yargılama sonucunda dava kabul oluyor, ödeme emri tebliğ tarihi düzeltiliyor. Tarafımızca borca itiraz edilmiş olduğundan takip duruyor. Mahkeme, takibe yapılan itiraz kaldırılmadan tahliye yapılamayacağından davanın reddine karar veriyor. Ama davacı tarafın usulsüz tebliğ işlemlerinde kusurunun bulunmadığından aleyhine vekalet ücreti verilmiyor. Kararı bu yönden istinaf etmek istiyorum. Zira usulsüz tebligat hususunda şikayet yoluna gidilmişken sonucu beklenmeden müvekkile dava açıldı. Ancak konu ile ilgili herhangi bir Yargıtay kararı bulamadım. İlgili konuda içtihat veya bilgileriniz varsa yardımcı olabilirseniz sevinirim. İyi günler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :275, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Mustafa B., Tarih : 19-07-2024 21:11
Meslektaşlarım, üstatlarım merhaba.

Katılma alacağı ''...belirtilen araç üzerinde şimdilik 60.000,00-TL katılma alacağının yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.'' şeklinde açmış olduğum davada karar ''...plaka sayılı araç bakımından davacının 60.000,00-TL katılma alacağı olduğunun tespitine, toplam 60.000,00-TL olan katılma alacağına huzurdaki karar tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,'' şeklinde çıkmıştır. Ben tespiti ve tahsilini istememe rağmen yalnızca tespit olarak verilen kararı icraya koyarken sıkıntı yaşarım sanırım. Davalıdan alınarak davacıya verilmesi şeklinde bir hükümde cümle yok. Bu karar hatalı diye düşünüyorum. Yorumlarınıza ve yardıma ihtiyacım var. Yanıt verenlere şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :329, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : milatsu, Tarih : 19-07-2024 16:32
Meraba arkadaşlar, hazineye müvekkilin dht alanını olağanüstü zamanaşımını doldurması sebebiyle zilyetlik nedeniyle tescil davası açmış bulunuyoruz. Bu esnada cimer şikayeti sebebiyle tespit heyeti tarafından işgal edildiği gerekçesiyle tahliyesini sağlamak amaçlı kaymakamlığa yazı gönderilmiş.

İdari dava açıyorum, tahliye ihtarnamesi idari işlem değil diye red yiyorum.
zilyetlik davasını ileri sürüyorum dava açılmadan önce tespit yapılmış deniyor.
sorum: tahliye edilse, yeniden kullanmaya başlayıp 2. defa işgal tutanağı tutulduğunda zilyetlik davam tahliyeyi eneglleyebilir mi
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :321, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.seymabasbug, Tarih : 19-07-2024 13:43
Merhaba meslektaşlarım. Bir dosyamda, trafik cezasının kaldırılması için itiraz başvurumuz kabul edildi ve mahkemece yalnızca tutanağın kaldırılmasına karar verildi, tarafımıza hükmedilen yargı gideri vs hiçbir şey yok. daha önceki dosyalarımda vergi dairesine başvuru yapıp, para cezasını iade aldım ancak bu sefer vergi dairesi başvuru yapmamıza rağmen ödeme yapmıyor aylardır.
mahkeme kararında hiçbir alacağa hükmedilmediğinden örnek 4-5 ilamlı takip yapamıyorum.
Cezanın iadesi için nasıl bir yol izlemeliyim şimdiden teşekkür ederim?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :362, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avb, Tarih : 19-07-2024 13:37
Merhaba meslektaşlarım,
Kiraya veren müvekkil için kira tespit davası veya terditli tespit ve tahliye davası açacağız. Ancak müvekkilin elinde kira sözleşmesi yok. Dolayısıyla kira sözleşmesinin başlangıç tarihini tayin edemiyoruz. İlk kira ödemesi ekimde ama müvekkil kiracının ağustosta oturduğunu tahmin ediyor. İgdaş, tedaş ve belediyeden kira sözleşmesini talep ettiğinde mahkemeden talep edebileceğini söylemişler benim de vekaletnamede özel yetkim yok. Bu durumda davayı ne zaman açabilirim? Ya da kira sözleşmesini nasıl bulabilirim?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :348, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.tsmr, Tarih : 19-07-2024 10:21
Merhabalar meslektaşlarım,

Mal paylaşımına konu bir şahıs şirketi var. Fakat bunu dava yolunda nasıl izah edeceğimi ve sonuç talep olarak nasıl isteyeceğim konusunda çok kararsızım. Yardımcı olabilir misiniz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :357, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Mert Hiçyorulmaz, Tarih : 18-07-2024 17:53
Merhabalar. Müvekkilim uzun süre önce yargılanıyor ve yokluğunda karar veriliyor. Karar müvekkilin daha önce hiç bulunmadığı bir adrese TK 35'e göre tebliğ ediliyor. 7 Günlük yasal süre geçtikten 1 gün sonra müvekkil tebligat konusunu içermeyen bir istinaf dilekçesi veriyor. İstinaf, başvurunun süresi geçtikten sonra yapıldığından bahisle kesin olmak üzere başvuruyu reddediyor. Müvekkil bu defa usulsüz tebligattan bahsederek Başsavcılıktan itiraz talep ediyor. Bu talebi de reddediliyor. Bahsini ettiğim karar nedeniyle diğer pek çok dosyasından tekerrür hükümlerine göre karar veriliyor.

Başsavcılıktan birden fazla kez itiraz talep etmenin önünde bir engel görünmüyor. Sizce izlememiz gereken yol nedir? Başsavcılık talebimizi kabul etse bile kesinleşme ortadan kalkar mı? Başka bir yol öneriniz var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :417, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05743194 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.