Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
5.05. Prof. Dr. Ali Naim İnan'ı Kaybettik - Doç. Dr. Özge Yücel
16.03. Hukukçu Bilirkişilik İmkanı - Av.Dr.Yahya DERYAL
Haber Ekleyin

Yazan : yabgu, Tarih : Bugün 00:03
A şahsı, B şahsı ile birlikte ortak olarak kooperatiften bir işyeri satın alıyor. Ancak kooperatif satış sözleşmesinde B şahsı taraf değil. Sadece A şahsı sözleşme tarafı. Ödemeler bittiğinde tapu A şahsı üzerine çıkarılacak. Ödemelerin büyük bir kısmı B şahsının banka hesabından kooperatife aktarılıyor. B şahsı, A şahsı ile hiçbir şekilde iletişim kuramıyor. Ayrıca söz konusu işyeri A şahsı tarafından kiraya veriliyor. Kira sözleşmesin de kiraya veren sadece A şahsı olduğu için ödemeler de ona yapılıyor. B şahsı buradan da kirasını alamıyor.

Burada B şahsı kooperatif satış sözleşmesine nasıl taraf olabilir. Kooperatif ile görüşen B şahsı olumlu yanıt alamıyor.

Bizim burada tespit davası açmamız ve lehe karar almamız, kooperatifin satış sözleşmesini yenilemesinde yeterli olur mu?

Değerli görüşlerinizi bekliyorum, iyi çalışmalar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :5, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : öznurcınar, Tarih : Dün 19:45
Müvekkilin babasıyla amcasının ortak arsası var. Yani arsayı alırken taşınmaz bedelini yarı yarıya vermişler. Ama resmi olarak tapu amcanın üstüne. Müvekkil, babasının ağır hastalığı nedeniyle tapudaki sahip olduğu hakkı almak istiyor. Bunu ispatlamak için nasıl bir yöntem izleyip nasıl bir yol alması gerekiyor?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :19, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.RAHMİ ARSLAN, Tarih : Dün 13:52
Merhaba arkadaşlar,

Belediye aleyhine açtığımız Kamulaştırmasız el atma tazminatı davası lehimize sonuçlandı. Ancak davanın bitiminden kısa süre sonra müvekkil öldü. Muris-müvekkil sağlığında Noter onaylı vasiyetname bıraktığından tenfiz davası açmak zorunda kaldık. Ancak, murisin ikinci eşinin ilk eşinden olan çocukları vasiyetname ile annelerinin haklarının haleldar gedildiği iddiasında olduklarından tenfiz davasının biraz zaman alacağı görülüyor.
Bu arada, borçlu belediye parayı geçtiğimiz günlerde icra dosyasına yatırdı. Ancak Tenfiz davasına bakan mahkeme bizim de talebimizle dosyadaki paranın dava sonuna kadar kimseye ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verdi.
Paranın orada öylece durmasının ne devlete ne de taraflara bir faydası yok. Nemalandırılmasının ise taraflar açısından faydalı olacağı açık ve devlete yine bir zararı yok. Örneğin 2942 sayılı kamulaştırma kanunu 18/3'e göre mülkiyeti ihtilaflı taşınmazların kamulaştırma bedelinin 3 er aylık vadelerle bankaya yatırılması kanunun emri ve mantık aynı.
Konu ile ilgili bazı kararlar gördüysem de tamamı icraya yatırılan paranın ödenmesinin borçlu tarafından menfi tespit davası zımnında alınan ihtiyati tedbir kararı ile engellendiği ya da sıra cetveline itiraz, ihalenin feshi gibi davalar sebebi ile ödenmeyen paralarla ve o güne kadar ödenmeyen paranın nemasının devletten (İcra Müdürlüğünden) istenmesi ile ilgili ve tabi ki cevap olumsuz. Ama benim sorumun farklı olduğunu düşünüyorum. Ben bu güne kadar bir şey talep etmiyorum ve edemem de. Bu günden sonrası için paranın bankaya vadeli yatırılmasını talep edebilir miyim? Edebileceğim kanaatindeyim ama bir de sizlere sorayım istedim.
Özetle sorum şu;
1-Dava sonuna kadar bu paranın İcra Müdürlüğü tarafından açılacak bir hesapta nemalandırılmasını isteyebilir miyim?
2-Cevap olumlu olursa İcra Müdürlüğünden mi? Mahkemeden mi istemeliyim?

Teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :18, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avsultancol, Tarih : Dün 13:09
Herkese merhaba, yardımcı olursanız çok sevinirim.Bir alacağa 31.12.2012 tarihinden itibaren işletme kredisi faizi uygulamam gerekiyor, ancak ne yazık ki, icraproda böyle bir faiz yok, icratekteki oranlar fiilen uygulanan değil,mevduata uygulanan azami faiz sorunu çözüldü, ancak işletme kredisi faizinde sanırım sorun devam ediyor, uygulamada bu sorunu nasıl çözüyorsunuz,forumda da aradım, ancak net bir cevaba ulaşamadım, yardımcı olursanız çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :29, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avktgzm, Tarih : Dün 12:28
Merhaba,

2018 yılından sonra, iş müfettişinin verdiği rapora karşı, işverenin işçiye fazla çalışma ücreti borcu olmadığı ve raporun iptali istemli dava açtınız mı?

Burada arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :20, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ekinheval, Tarih : Dün 12:20
17.01.2019 tarihli torba yasa hükmü ve ilgili diğer yasa hükümleri aşağıya alıntılanmıştır. İşyeri kiraları artışında da 01.01.2019'dan geçerli TÜFE oranı mı uygulanacaktır?

17.01.2019 tarihli 7161 sayılı torba yasa kira hükmü
MADDE 59- 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 2 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"Bu fıkrayı ihdas eden Kanunla değiştirilen 6098 sayılı Kanunun 344 üncü maddesindeki tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranının esas alınacağına ilişkin hüküm, birinci fıkra kapsamında olan kira sözleşmeleri ile akdedilmiş diğer kira sözleşmelerinin yenilenmesinde uygulanır.
Yürürlük Maddesi
MADDE 69- Bu Kanunun;

b) 5 inci, 10 uncu maddesiyle 926 sayılı Kanunun geçici 45 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik, 56 ncı ve 59 uncu maddeleri 1/1/2019 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,...yürürlüğe girer.

6217 sayılı yasa
GEÇİCİ MADDE 2 – (Değişik: 4/7/2012-6353/53 md.)
Kiracının Türk Ticaret Kanununda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354 üncü maddeleri 1/7/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.

Borçlar Kanunu madde 344
II. Belirlenmesi
MADDE 344 - Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.
Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.
Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından üretici fiyat endeksindeki artış oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.
Sözleşmede kira bedeli yabancı para olarak kararlaştırılmışsa, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamaz. Ancak, bu Kanunun, “Aşırı ifa güçlüğü” başlıklı 138 inci maddesi hükmü saklıdır. Beş yıl geçtikten sonra kira bedelinin belirlenmesinde, yabancı paranın değerindeki değişiklikler de göz önünde tutularak üçüncü fıkra hükmü uygulanır.(*)
_____
(*) 4 Temmuz 2012 tarih ve 6353 sayılı Kanun'un 53. maddesi ile değiştirilen 31 Mart 2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un Geçici 2. Maddesi hükmü gereğince, “Kiracının Türk Ticaret Kanununda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354 üncü maddeleri 1/7/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.”.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :29, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Sertaç Poyraz, Tarih : 17-01-2019 13:19
Merhaba sayın meslektaşlarım.

Müvekkilim 10.09.2018 tarihinde takip etmiş olduğum dosyaya konu suçtan tutuklanıyor. Tutuklu kaldığı süre içerisinde yargılaması devam eden bir başka ceza dosyası sonuçlanıyor ve 10 ay hapis cezasına hükmediliyor.

Bildiğiniz gibi duruşmalarda savcılık görüşlerinde başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse tahliyesi talep edilebilmekte.

Bu noktada sorum şu: Müvekkilim tutuklanmasaydı koşullu salıverme ve denetimli serbestlik hükümlerinden doğrudan yararlanabilecek olduğu halde mahkemenin "tutuklamanın infazına hükümlülük nedeniyle ara verilmiş olması" gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar vermesi usul ve yasaya uygun mudur? Eğer değilse; tutukluluğa itiraz dilekçesi harici yapmam gereken bir usul işlemi bulunmakta mıdır? (infaz savcılığına ya da hüküm verilen mahkemeye dilekçe vb.) (Kovuşturma aşamasında dosya)

Şimdiden değerli görüş ve önerileriniz için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :62, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 14-01-2019 20:47
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal tescil davası açmıştık.davalının aynı parsel içinde miras yoluyla ikinci bir hissesi olması dolayısıyla tapu memurları mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir kararını istediğimiz hisse üzerine koymadıklarından davalı davaya konu yeri 3.kişiye 335.000 tl ye satmış gözüküyor.davalı bu yeri mirasbırakandan 11.000 tl ye 2008 yılında almış gözüküyordu.hakim seçimlik hak verdi biz yeni malike karşı davaya devam hakkımızı kullandık.davalı ile yeni malik tanışıyorlar.daha önceden ticari ilişkileri olduğunu yeni davalı cevap dilekçesinde belirtmiş.ayrıca davalının kendine borcu olduğunu ve bu borca teminat olarak aldığını ve borcunu ödediğinde gayrımenkulu geri vereceğini söylemiş.hakim yeni malikin kötüniyetli olduğunu ispat etmeniz lazım diyor.hmk 125 gözönüne alındığında yeni malik eski davalının yerini almıyor mu?eğer kötüniyetin ispatı gerekiyorsa bunun kanunda düzenlenmesi gerekmez mi?eğer öyleyse tazminat şeklinde devam etmemiz daha mı iyi olurdu?bu durumda iyiniyetli olmadığı nasıl ispat edilmeli? ya da ıslahla eski davalıya yeniden rücu edebilir miyiz?saygılar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :94, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Çağrı ŞANLIER, Tarih : 08-01-2019 14:18
Sayın Meslektaşlarım;

Kredi Garanti Fonu kapsamında kredi çekiliyor. Müvekkil ödemede temerrüde düşüyor ve banka ihtiyati haciz kararı alıp, takip başlatıyor (kredi garanti fonuna başvurmadan doğrudan takip yapıyor). Takipten 10-15 gün önce 11.10.2018 tarihli Resmi Gazetede Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlanıyor ve özetle "KGF kapsamındaki kredileri yapılandırmak zorunludur" hükmü getiriliyor. İtirazın iptali davası devam ederken, banka borcu yapılandırıyor, ancak hacizleri kaldırmıyor. İhtiyati hacze itiraz süresi de geçiyor. Teminat koyamıyoruz, çünkü bütün malvarlığında haciz var.

2016/9538 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının “temerrüt, tazmin ve diğer hususlar” başlıklı 6. maddesinin 5. fıkrasına göre “Temerrüt durumunda teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemler kredi verenler tarafından yürütülür ve kredi verenlerin nakde çevrilen teminatlar ve takip neticesinde elde ettiği tahsilat, tazmin edilen kefalet oranında Kuruma aktarılır. Kanuni takip masrafları kredi veren ile Kurum arasında sağlanan kefalet oranında paylaşılır. Kurum tarafından, doğrudan Eximbank’a yönelik %100 kefalet sağlanan ihracatçı kredilerinin temerrüde düşmesi durumunda teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemler Kurum tarafından yürütülür”. Benim buradan anladığım, temerrüt durumunda önce kullandırılan kredinin, Kredi Garanti Fonundan tazmin edilmesi; sonra kredi veren tarafından, kurum adına kanuni takibe başlanması gerektiğidir.

11.10.2018 tarih ve 30562 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 162 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının 2. maddesi ile 2016/9538 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 6. maddesinin 2. fıkrasına “kredi veren tarafından tazmin talebinde bulunulmadan önce, yararlanıcıya Kararın 4 üncü maddesi ile hüküm altına alınan yapılandırma kapsamında veya 15/8/2018 tarihli ve 30510 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılandırma imkanı tanınmış olması gerekir.” cümlesi eklenmiştir.

Hacizlerin kaldırılması için icra müdürlüğüne dilekçe verdim, ret kararı verilmesini bekliyorum. Sürüncemede bıraktığından dolayı şikayete götürmeyi düşünüyorum. Sizce nasıl bir yol izlemeliyim?

Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :202, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Meltem ERTÜRK, Tarih : 07-01-2019 11:48
Bildiğiniz gibi Barolar vasilik kayyımlık listeleri oluşturuyor ve avukat olarak bizler de vasi/kayyım olarak seçilebiliyoruz.

Halihazırda vasilik kayyımlık listelerinde yer alan meslektaşlarım varsa uygulamaya dair bizlere verebileceğiniz tavsiyeler var mı ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :231, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avtgc, Tarih : 04-01-2019 14:12
Merhabalar,

Vergi Dairesi 3 yıldır düzenli denetlediği 1. Sınıf lokantanın %18 KDV kesmediğini %8 olduğunu görüyor ancak uyarmıyor ve mükellefte beyannamaleri %8 ten veriyor sonra Vergi Dairesi son yaptığı denetimde tutanak tutup geçmişe dönül fark KDV oranlarını ve gecikme cezası kesilmesi gerektiğini bildirdi.

Öncelikle sorum her yıl düzenli denetime tabi olduğu halde KDV oranının eksik olduğunu gören ama hiç tutanak tutmayan Vergi Dairesi mükellefe geriye dönük inceleme yapıp eksik KDV oranını ödetip gecikme cezası kesebilir mi

İkincisi böyle bir durumda son dönem için düzeltme beyannamesi verilip geçmiş yollar İçin ceza kesilmesi önlenebilir mi

Bilginiz İçin şimdiden Teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :250, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ysfziya, Tarih : 03-01-2019 12:35
Miras bırakan aracı 1962 yılında A Kolektif Şirketinden alıyor.

Noterde “mülkiyeti muhafaza kaydıyla kamyon satış senedi “düzenleniyor.
Sözleşmede yazılan bedel şirkete ödeniyor. Ancak herhangi bir ödeme belgesi müvekkillerde mevcut değil.

Araç şu an ortada yok. Trafik sicilde aracın sahibi miras bırakan olarak görünüyor ve üzerinde “mülkiyeti muhafaza kaydı” nedeniyle rehin bulunuyor.

Kolektif şirkete ilişkin ticaret sicil odasında herhangi bir kayıt yok, yalnızca ticaret sicil gazetesinde 1965 tarihinde yayınlanmış bir ilan var ancak içeriği gözükmüyor.


Aracın sürekli olarak MTV borcu birikiyor. Vergi dairesi tarafından birikmiş vergi borcu da müvekkillerden isteniyor.
Amacımız aracın hurdaya çıkarılma işlemlerini yapmak. Ancak araç üzerindeki şerh sebebiyle intikalde dahil olmak üzere hiçbir işlem yapamıyoruz.


Araç üzerindeki mülkiyeti muhafaza kaydının kaldırılmasını nasıl sağlayabiliriz? Buna ilişkin yasal bir yol mevcut mudur?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :283, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.mehmet.av, Tarih : 18-12-2018 12:58
Tapusu müvekkil(ve diğer mirasçılar) üzerinde olan bir gayrimenkul var.
2- Bu yerle ilgili olarak "Orman Kadastro Haritalarındaki Teknik Hataları Düzeitme İlanı" başlılı bir ilan asılıyor köy muhtarlığına.
3- Bu ilanda müvekkilin parseli ile ilgili kısımda yazan ifade şudur. "............. bu alan içerisinde Maliye Hazinesi adına orman vasfı ile kayıtlı 250 m2lik yüzölçümlü 100 parsel numaralı taşınmazın orman tahdit ve tescil sınırları içinde kaldığı,"
4- Tapu malikleri müvekkil ve diğer mirasçılar olarak gözüken gayrimenkulun niteliği tapu senedinde "ORMAN" olarak yazılı.
5- Müvekkil ve diğer mirasçılara bu gayrimenkul geçen sene babalarından intikal ediyor. Babaları da uzun yıllar tapuda malik olarak gözüküyor.
SORULAR:
1- Tapuda niteliği orman olarak yazıp da müvekkillerin malik gözükmesi ne anlama gelir?
2- Bu düzeltme ilanına karşı nasıl bir dava açabiliriz?
3- İlanda "İstanbul Kadastro Mahkemesinde" dava açılabileceği yazıyor. Ancak ben davanın gayrimenkulün bulunduğu yer kadastro mahkemesinde açılması gerektiğini düşünüyorum. Ne dersiniz?
4- Bu dava hakkında genel olarak bilgi verebilirseniz mutlu olurum.
5- İtiraz süresi dolmak üzere. Ona göre acil paylaşımlarınızı rica ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :504, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Mustafa Semih GENÇTÜRK, Tarih : 17-12-2018 19:53
İyi aksamlar sayın meslektaşlarım,

Akdi sorumluluk nedeniyle müspet zararın tazmini için dava açacağım.

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesine taraf vaad borçlusunun ademi ifası nedeniyle isteyeceğim müspet zararda, sözleşme konusu evin dava günündeki değeri ve kira bedelleri hakkında hüküm verileceği yönünde kanaatim.

1)Bu bedeli belirlemek mümkün müdür? Belirsiz alacak davası açabilir miyim? Kısmi dava mı açılmalıdır?

2)2019 ocak ayında sözleşme üzerinden 10 yıl geçmiş oluyor(her ne kadar zamanaşımı sözleşme tarihinden işlemeyecekse de riske atmak istemiyorum). Yani kısmi dava açsak bilirkişi raporu gelmeden talep etmediğimiz kısım zamanaşımı riski taşıyor. Ne yapmak mantıklı olur?

3)Asıl talebi müspet zararın tazmini olan davayı terditli açıp asıl ikincil talebi sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak iade isteyebilir miyim? Sebepsiz zenginleşme hükümlerinin ruhuna ters midir bu olay?


Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :497, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : alilawyer, Tarih : 17-12-2018 13:12
Merhaba değerli meslektaşlar,
Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile, yetkili organları olmayan ve Ticaret Mahkemesinde bir davada davalı olan bir kooperatife Ticaret Mahkemesi'ndeki davada kooperatifi temsil etmek üzere kayyım olarak atandım. 2010 yılında kayyım olarak atandım, Ticaret Mahkemesi 2015 yılında kooperatif aleyhine karar verdi, tarafımca ilgili karar temyiz edildi ve 2017 yılında Ticaret Mahkemesi kararı kesinleşti.
Akabinde kayyum olarak beni atayan Sulh Hukuk Mahkemesi'ne dilekçe ile başvurarak yaptığım işe karşılık olarak bir ücret takdir edilmesini talep ettim. Sulh Hukuk Mahkemesi ek karar ile tarafıma 1.000 (yazı ile bin) TL ücret takdirine karar verdi. Ticaret Mahkemesindeki davada karşı taraf vekili için 13.640 TL vekalet ücretine hükmetmişti.

Yanlış hatırlamıyorsam kayyım ücretinin asgari ücret tarifesine göre avukatlık ücretinden az olamayacağı yönünde yargıtay kararları vardı ama yaptığım aramalarda bir türlü ulaşamadım. Bu hususta elinde yargıtay kararı olan arkadaşımız var mıdır?

Diğer bir husus da, ücret takdirine ilişkin ek kararda kanun yolu belirtilmemiş. (kararın kesin olduğu da belirtilmemiş)HMK 387 gereği İstinaf edebilirim diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz.

Cevap verme zahmetinde bulunacak arkadaşlara şimdiden teşekkür ediyorum. İyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :566, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.MC, Tarih : 17-12-2018 10:37
Merhaba,

Spor hukukunda tahkim yargılaması çerçevesinde örnek TFF hakem kurulu kararlarına ve CAS kararlarına ihtiyacım var. Yabancı olduğum bir alan olduğu için nerelerden ulaşabileceğimi bulamadım. İlgili kararlara nereden bakabileceğim konusunda ve varsa kaynak konusunda yardımcı olabilir misiniz?

Şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :537, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Selçuk Kosif, Tarih : 11-12-2018 09:29
Arkadaşlar iş yeri hemşiresi aynı zamanda iş güvenliği uzmanı olarak görevlendirilebilir mi? Buna ilişkin bir yasak var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :619, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Cagla, Tarih : 09-12-2018 17:08
Merhabalar. Mükerrirlere öGü infaz rejimiyle cezasını infaz eden kimsenin cezaevinden isteğe bağlı nakil hakkı yokmudur??
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :640, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.omergorkemoz, Tarih : 07-12-2018 10:48
.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :716, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Mare Nostrum, Tarih : 05-12-2018 11:20
Meslektaşlarım konu karşılıksız çeklerdeki yaprak bedeli ödemesiyle ilgili:

Tamamı karşılıksız olan çek, yaprak bedeli talep edilmeden doğal olarak aslı ile takibe koyuluyor. Borçlu icra dosyasına borcun tamamını ödeyerek borcu kapatıyor.

Müvekkil şimdi yaprak bedeli için bankaya başvurmak istiyor ama İİK.m.144 (tamamı ödenen senet borçluya verilir.) gereği çek aslını icraa dairesinden alamıyoruz.

Müvekkil bankayla görüşmüş kesinlikle çek aslını istiyoruz demişler. Yalnız Çek Kanununa baktığım zaman m.3'ün ilgili kısmı şöyle:

5) Muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutar dahil, kısmi ödemenin hamil tarafından kabul edilmemesi halinde, ikinci fıkra hükmüne göre karşılıksızdır işlemi yapılır; ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin üzerine yazılır ve çek, üzerine imzası alınarak hamiline geri verilir; ön ve arka yüzünün fotokopisi banka tarafından saklanır. Çek hesabında hiç karşılığın bulunmaması ve hamilin sadece muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutarın ödenmesini talep etmesi halinde de bu fıkra hükmüne göre işlem yapılır.

Takip öncesi bankaya çek ibra edildiğinde de arkasına şu cümle yazılmış banka tarafından:

...hesap bakiyesi 0 Tl'dir. .... Tl lik kısmı karşılıksızdır. Ancak takas sistemi kapsamında ödeme yapılamamıştır.

Şimdi benim merak ettiğim konu şu: Çek aslını alamıyoruz ok ama bankanın yazısında takas sistemi nedeni ile ödeme yapılmamıştır yazıyor. Bu cümleden biz zaten ibraz anında yaprak bedelini istemişiz sonucu size göre çıkar mı? Bir de yaprak bedelini alabilmek için tamamı karşılıksız olan çekler için yukarıda verdiğim madde metni gereği çek aslını illa bankaya vermemiz gerekir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :797, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04383111 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.