Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : M.Yusuf, Tarih : 02-07-2022 23:39
Men'i müdahale, kal ve ecri misil davasında, asgari levazım bedelini ödemeyen davacının yıkım talebi reddedilerek, ecri misil ve meni müdahale yönünden davanın kabulune karar verildi.
Böylece tamamen kadastrodan kaynaklanan bir ölçüm hatası sebebiyle davacının muvafakatiyle uzun yıllardır davalı tarafından dikilen, yaptırılan ve kullanılan davalıya ait ağaçlar ve ev, hiç bir bedel ödemeyen davacının mülkiyetine geçmiş oldu. Yani asgari levazım bedeli ödemeyen davacı, davalıyı taşınmazından men ederek, davalıya ait ev ve ağaçlarla ödülendiriliyor. Oysa adil olan, asgari levazım bedelini ödemeyen davacının kal ile birlikte meni müdahale davasının da reddedilmesi değil midir?
Bu durumda çaplı taşınmazda iyiniyet kabul edilmediğinden, davalının ayrı bir dava ile sebepsiz zenginleşme davası açmaktan başka bir imkanı var mıdır? Bu hususta en yeni içtihatlar nelerdir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :138, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Can Yıldırım, Tarih : 01-07-2022 16:03
Merhaba sayın meslektaşlarım.

Müvekkilim, eşinin erkek kardeşinin (A) ve ailesinin köyde bulunan arazisine mağdur durumda olmaları nedeniyle ev, samanlık vb. yapılar yaptırıyor. Müvekkil malzemeleri kendisi aldığı gibi ustaların ücretlerini de kendi cebinden karşılıyor. (A) ile paranın bir dönem sonra ödeneceği konusunda sözlü olarak anlaşıyorlar. İnşaatlar tamamlanıyor ve kısa bir süre sonra (A) vefat ediyor. Bilinmesinde fayda var, (A) olsun, mirasçıları olsun evin müvekkil tarafından yaptırıldığını aile arasında vs. her zaman dile getiriyorlar. Hatta murisin vefatından sonra da ödeneceği hususunda müvekkili yatıştırıyorlar.Diğer yandan murisin vefatı sonrasında da müvekkil ve (A)'nın ailesi bu alacak verecek meselesini 3-4 yıl hiç konuşmuyorlar. Müvekkil ailenin yaşadığı acı sebebiyle iyiniyet gösteriyor. Ne var ki, 2021 yılı içerisinde ödenmeyeceğini belli eden söz ve davranışlar sarf etmeleri üzerine müvekkil dava açmaya karar veriyor. Belediyeye sorulduğunda evin 06.12.2012 tarihinden önce yapıldığından dolayı kaçak yapı sınıfına girmediği söyleniyor.

Hal böyleyken, sözleşmeden doğan sorumluluk ile TMK 723 e dayanmak arasında ne gibi farklar olacaktır? Bu konuyu aklımda bir türlü oturtamadım. Çünkü zamanaşımı bakımından sebepsiz zenginleşmede 2 yıl ile 10 yıllık zamanaşımı süreleri söz konusuyken TMK 723 uygulaması için de sebepsiz zenginleşmeye ilişkin zamanaşımı süreleri uygulanmakta.

Diğer sorum ise, TMK 723 veya sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak açılacak davada zamanaşımı süresinin hangi anda başladığını mahkemeye izah etmenin bir faydası olacak mıdır? Diğer bir deyişle yıllardır parasının ödeneceği hususunda bilerek oyalanan müvekkilin lehine bir sonuç elde edilmesi, böyle bir durumda zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin hakkında kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi sizlere göre mümkün müdür?

Son olarak, TMK 723 anlamında açılacak bir davada mahalli bilirkişiler ile tanık dinletmemiz mümkün olacak mıdır? Tanıkla ispat yasağı devreye girecek midir? Zira müvekkilin muris ile ilişkisi güvene dayalı olduğundan aralarında bir belge tanzim etmedikleri gibi malzemelere için kesilen faturalar dahi elimizde mevcut değildir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :217, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : GünHan, Tarih : 28-06-2022 16:35
Meslektaşlarım merhaba, işçilik alacakları davası açacağız. İşçi vekiliyim. Müvekkilim Marmaris Devlet Hastanesi'nde çalışmış emekli olmuştur. Yıllarca taşeron şirketler üzerinden sigortası göterilmiş. Son sigorta kaydı Marmaris Devlet Hastanesi Döner Sermaye İşletmesi üzerinden yapılmış. Marmaris Devlet Hastanesi Döner Sermaye İşletmesi'nin tüzel kişiliği var mıdır? Davayı kime yöneltmeliyiz? Marmaris Devlet Hastanesi Döner Sermaye İşletmesi'ne mi, Marmaris Devlet Hastanesi'ne mi, Sağlık Bakanlığı'na mı? Teşekkür ederim yardımlarınız için.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :333, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : norrinradd, Tarih : 28-06-2022 13:32
Meslektaşlarım merhaba. Bilindiği gibi eskiden güzellik merkezi "güzellik merkezi" adı altında kurulabiliyordu ancak Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmış ve AYAKTA TEŞHİS VE TEDAVİ YAPILAN ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARI HAKKINDA YÖNETMELİK geçici 4. madde gereğince: "Sağlık kuruluşu statüsü sona eren ve işleteni tabip olan müstakil merkezler, güzellik salonuna veya ilgili mevzuat ile belirlenen şartlar ve standartlar sağlanarak muayenehane veya polikliniğe dönüştürülür." hükmü yer almaktadır. Ancak uygulama güzellik merkezi adı altında çok fazla salon açılmakta ve bunlar aslında bir muayenehane olarak gösterilmekte ve uygulamada sözleşmeler yapılıyormuş doktorla şirket arasında ancak sağlık hukuku kuralları gereğince çok detay ve ayrıntıymış. Nasıl sözleşmeler acaba bilgilendirebilir misiniz merak ediyorum. Teşeklürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :342, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : staatsanwalt, Tarih : 28-06-2022 11:09
Merhaba, sulh ceza hakimliği değişik iş dosyasında verilen karar gereğince tarafımız lehine vekalet ücretine hükmedildi. Ancak buna ilişkin icra takibi yapmak istediğimizde muhtemelen dosya sistemde hiç gözükmediği için avukat portalda "uyap dosya bilgileri bulunamadı" şeklinde hata veriyor. Bu hata nedeniyle de takip açamıyoruz, bu şekilde aslında fiilen icra takibi yapmamız engelleniyor. Daha önce böyle bir sorunla karşılaşan var mı acaba? Tekrardan teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :329, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : furugferruhzad, Tarih : 27-06-2022 15:25
Tasarrufun iptali davası yanılınarak 1.devralana değil 2.devralana açılmıştır,müvekkilin senet alacağı 100 bin tl,davada verilen ihtiyati haciz kararı icra müdürünce tapuya işlenmemiş ve taşınmaz 3.ve sonrasında 4.kişiye geçmiştir.

soruya verilecek cevabı etkileyebileceğini düşünerek şu dipnotları belirtmek istiyorum.

1-Müvekkilin alacağı muvazalı alacaktır.(tarafımızca daha sonra tespit olunmuştur.

2-1.devralan da muvazalı olarak taşınmazı almıştır.

soru:avukatın sorumluluğu doğar mı,icra müdürlüğü ile birlikte kusur mu vardır yukarıda belirttiğimiz muvazalı devirler tarafımıza açılacak tazminat davasında işimize yarar mı?

ÖZET:Avukat yanlış kişiye dava açıyor icra müdürü ihtiyati haczi işlemiyor doğan zarar senet bedeli kadar mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :399, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : ElifÖzyalım, Tarih : 27-06-2022 13:36
Merhaba değerli meslektaşlarım,
Müvekkilin tek halası(davacı), müvekkilin dedesinin bıraktığı vasiyetnamenin iptali, olmazsa tenkisi talepli dava açmıştır. Vasiyetnamede müvekkilin babası ile davacıya belirli mallar bırakılmıştır. Müvekkilin babası dedesinden önce vefat etmiştir.(Davacı ve müvekkilin babası murisin imam nikahlı eşindendir) Vasiyetnamede daha önce ölme durumuna ilişkin herhangi bir irade ortaya koyulmamıştır. Müvekkilin dedesinin resmi nikahlı eşinden çocuğu olmadığı için davacıyı ona evlatlık vermiş ve dedenin resmi nikahlı eşi öldüğünde dedeye kalan mallar da bedelsiz olarak davacıya devredilmiştir.Bu malların tapuda satış mı bağış mı gösterildiğini bilmiyoruz. Bu durumda dedenin resmi nikahlı eşinden kalan miras payının tamamını davacıya karşılıksız devretmiş olmasını müvekkile karşı açılan tenkis davasında mahsup yoluyla denkleştirme talebi olarak ileri sürebilir miyiz? Davacıya taşınmazlar satış gibi devredildiyse muris muvazaası mı ileri sürmeliyiz?Sadece tenkis hesabında dikkate alınmasını mı talep etmeliyiz? Bu talepleri karşı dava olarak mı ileri sürmeliyiz? Ayrı dava yoluyla mı? Şimdiden teşekkür ederiz.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :395, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : AHMET01, Tarih : 26-06-2022 22:53
Değerli Meslektaşlar !

Katkı payı ve değer artış payının tespiti konulu bir mal rejiminin tasfiyesi davası devam ederken davacının kendisi de (bayan) vefat etti. Vekili olan meslektaşımız bu sefer o davada davalı olan ve ölen eski müvekkilinin kızlarından birisinden vekâletname alarak davaya bu şekilde devam edecek. Merek ettiğim husus meslektaşımız bu vekâletname ile beraber mirasçılık belgesini de dosyaya sunma zorunluluğu yok mu? Gerçi nüfus kayıtlarından vefat edenin iki kızının olduğu belli. İkisi de davada davalıdır. Ben ise diğer iki üvey çocuğun vekiliyim. Babalarından dolayı mirasçılık belgesi var. Fakat yeni vefat eden annelerinin/üvey annelerinin mirasçılık belgesi henüz yok.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :414, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Gnyl, Tarih : 25-06-2022 22:14
Merhabalar değerli meslektaşlarım bir konu hakkında bilgilerinize sığınıyorum,
Kısa zaman önce borçlu şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlattık. Fakat geçici konkordato mühlet nedeniyle takip kesinleşmedi. Konkordato süreleri sonunda borçlu şirketin iflasına karar verildi.
Şimdi sorum şu, daha önce açılan takibe konu alacağı iflas masasına kaydı için hangi icra dairesinden talep edeceğiz? Açtığımız mevcut icra dairesine mi yoksa iflasına karar verilen yer icra (iflas) dairesi mi? Şimdiden herkese teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :440, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.3, Tarih : 25-06-2022 15:52
Değerli meslektaşlarım.

Türk Vatandaşlık Kanunu (m.7/1), “ Türkiye içinde veya dışında Türk vatandaşı ana veya babadan evlilik birliği içinde doğan çocuk Türk vatandaşıdır.” hükmü düzenlenmektedir. Buradaki evlilik birlikteliği ibaresinden anlaşılması gereken Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde evlilik midir? Somut olayda

Müvekkilin babası 1965 de bir daha dönmemek üzere Türkiye' den ayrılıp Suriyeye yerleşir. Suriyede evlenir ve orada çocukları olur. Vefatından sonra çocukları yaptığı araştırmada babalarının Türkiyede kaydı olduğunu ancak kendilerinin olmadığını görür. Ayrıca Türkiyedeki kayıtlarda 1950 doğumlu Ahmet Yıldız olduğunu ancak Suriye kayıtlarında ise 1940 doğumlu Ahmo Talat ( baba ismi ) olduğunu görür .

Bu durumda soybağı davası açmadan doğrudan idareye başvuru yolu ile ilerlenebilir mi? Yahut nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası açılabilir mi?
Soybağı davası açılması durumunda vefat eden babalarının naaşı savaş bölgesinde olduğundan ve Suriye hükümeti ile resmi yazışmaların sonuçsuz kalacağından sadece tanık delili ile netice alabilir miyiz?

Yol gösteren ve ilgilenen meslektaşlarıma teşekkürlerimi sunarım. Saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :440, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Öznur Türk, Tarih : 24-06-2022 15:20
merhaba meslektaşlarım,
müvekkil tarım kredi kooperatifinde personel olarak çalışmakta. peşin olarak satın alınan bir ürünü kredi kartı satışı olarak göstererek nakit parayı zimmetine geçirmiş, müfettiş denetiminde bu husus ortaya çıkmış. hakkında meslekten çıkarılma cezası verilmiş. buna ilişkin itiraz edeceğiz ancak itiraz merciini bilen, daha önce benzer bir konuda çalışan meslektaşın yardımlarına başvurmak istedim. lehe bir karar alınması imkanı var mıdır? ben olmadığı kanaatindeyim ancak kıdemli meslektaşların da yorumunu merak ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :486, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : drako, Tarih : 24-06-2022 13:09
Olay kısaca şu şekilde müvekkilin oğlu vefat etmeden önce ortak çalıştıkları ve plaka sahibi (kağıt üstünde) muhasebecisine müvekkilin oğlunun istifa ettiğini ve çıkışının verilmesini istiyor. Bu hususu dilekçesi ile belirtiyor. Ardından muhasebeci de hiçbir şekilde ne müvekkilin oğlunu arıyor ne de istifa dilekçesini istiyor istifa ettiğinden bahisle çıkışı veriliyor. Bu durumda muhasebecinin bir sorumluluğuna cezai bakımından gidilebilir mi?

Kendi muhasebecime sorduğumda istifa dilekçesi veya tarafı görmeden işlem yapmadıklarını belirtti.Teşekkürler şimdiden.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :467, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : norrinradd, Tarih : 24-06-2022 10:22
Merhaba meslektaşlarım, bir üst hakkı sözleşmesinin feshini mahkemeden talep ettik. Ancak mahkeme hukuki yarar yokluğundan davayı reddetti. Gerekçesinde: "Kurulması için tapuya tescil şartı olan sözleşmenin tapudan terkin edildiği tarihte zaten hükümsüz kaldığı, tapudan terkin edilen sözleşmenin feshini istemekte ve dava açmada hukuki yarar bulunmamaktadır." demiştir. Ancak işletmenin inşaatı, yapımı, kullanımı ve yıllar sonra son haliyle teslimini içeren üst hakkı sözleşmesinin (içinde eser sözleşmesini de barındıran) feshi tek taraflı olur mu? Mahkeme kanalıyla olması gerekmiyor mu? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :463, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Öznur Türk, Tarih : 23-06-2022 13:33
Merhaba meslektaşlarım,
müvekkil 1992 yılından bu yana şoför olarak çalışmakta, işveren bu süre zarfında 8 farklı işyerinde çalışmak üzere görevlendirmiş, bu çalışmalar nedeni ile işe giriş ve çıkışları mevcut. yani hizmet dökümünü incelediğimizde 8 farklı işyerinde çalışmış gibi görünüyor. (Bu görevlendirme sırasında bir yıl kadar çalıştığı bir işyerinde kıdem tazminatı ödemesi dahi yapılmış) Müvekkil işten ayrılmak istiyor, 1992- 2022 yılları arasında çalışmasından dolayı kıdem tazminatını asıl işverenden talep etmemizde hukuki sakınca var mıdır? sgk hizmet dökümünde yer alan girdi-çıktılar nedeni ile ispat konusunda nasıl bir yol izlemeliyiz? (işçi 2011 yılında emekli oluyor, bu sırada asıl işverene bağlı çalışıyor.)
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :499, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Sinem Saykun, Tarih : 23-06-2022 09:21
Merhabalar,

Bu sıralarda artık sık sık başıma gelmeyen başlayan bir konuda fikrinizi oldukça merak ediyorum. Alacaklı vekili olarak dün yaptığımız kapak hesabı talebimiz icra müdürü tarafından reddedildi. Gerekçe olarak ise kısaca alacaklı vekilleri için dosya hesabı yapmanın icraların görevi olmadığını, bunun daireler için zaman kaybı olduğunu ifade etmişler

Bu sıralar bu gibi durumlarla karşılaşıyor musunuz? Tavrınız ne oluyor ve en merak ettiğim şey ise bu konu hakkında düşünceniz nedir? Açıkçası ben birkaç dakika uyap ile bakıştım kaldım. İcra dairelerindeki işlemlerimizin motivasyonu tahsil değil midir? Keza hukuki yarar da tam olarak tahsil ve sulh hedefidir. Henüz mesleğin başlarında olmama rağmen icradan illallah ettim tabiri caizse.

Ne düşünüyorsunuz? İtiraz yoluna giden meslektaşımız var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :511, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Farya, Tarih : 22-06-2022 18:01
Meslektaşlarım merhaba, sizlerin değerli bilgilerine danışmak istediğim bir konu var.

Müvekkilin elbirliği mülkiyet halinde kardeşleriyle hissedar olduğu 8 dönümlük bir bahçe var. Aralarında tapuya şerh edilmiş bir rızai taksim sözleşmesi vs yok. Ancak yaklaşık 20 yıldır fiili kullanım alanları ayrılmış, öyle ki hissedarlardan biri tapuda elma bahçesi yazdığı halde niteliğini değiştirip kiraz ağacı yapmış, diğeri hobi bahçesi yapmış herkesin kendine ait yolu dahi var.

Müvekkilim bahçesini işçi tutup sürdürmek ve istediğinde hissedarlar engel olacaklarını, bahçeye elbirliği mülkiyeti nedeniyle herkesin ortak olduğunu asla işçi, komşu, tanıdığı bahçeye sokamayacağını müvekkile ait elmaları işçilere toplatamayacağı yönünde tehditlerde bulunuyorlar. Yapabiliyorsan kendin yap diyorlar ancak müvekkilim yaşı ve sağlık durumu gereği bu mümkün değil. 1 senedir müvekkil bahçesinde hiçbir işlem yapamamakta.

ben diğer hissedarların ortak taşınmazdan yararlanmaya engel oldukları ve haksız bir müdahalede olduklarını düşünüyorum. Bu nedenle el atmanın önlenmesi davasını açmayı düşünüyorum. doğru mu düşünüyorum emin değilim.

Sorum şu ki; müvekkilin bahçede işçi çalıştırması halinde diğer hissedarlardan müdahale olduğu takdirde jandarma eşliğinde bahçesinde bakım ve meyve toplaması mümkün müdür? kanuni dayanak olarak ne sunmalı? elbirliği mülkiyeti gereğince müvekkilin işçi çalıştırmak isteme hakkı var ancak diğer hissedarların da buna izin vermeme hakkı var mı? bu hususlarda yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Şimdiden çok teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :487, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Buğra YILDIZ, Tarih : 22-06-2022 14:42
Düzeltme: konu yanlış kategoriye açılmıştır. Tamamen silinirse sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :500, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Hsmoner, Tarih : 22-06-2022 13:48
Değerli meslektaşlarım ve meslek büyüklerim, mesleğe yeni başladığım için bahsedeceğim konuda bana tecrübe ve fikirlerinizle yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.

Müvekkilim, apartman içinde bulunan dairesini 2009 yılı Temmuz ayında şu anki kiracısına sözlü bir şekilde belirsiz süreli olarak kiralamış. Müvekkil, oğlunun konut ihtiyacı nedeniyle kiracıyı tahliye etmek istiyor. TBK hükümlerine göre hem 10 yıllık uzama süresinin geçmesi hem de oğlunun konut ihtiyacının bulunması elimizi güçlendiriyor. Bildiğiniz üzere kanun koyucu, gereksinim nedeniyle tahliye söz konusu olduğunda ihtar şartı aramazken 10 yıllık uzama süresine dayanıldığında 6 aylık kira döneminin sonu için üç aylık fesih bildirim süresine uyulması gerektiğini ifade etmekte. Biz ihtarnamede sözlü kira ilişkisinin başlangıcını 10/07/2009 olarak belirttik ve ihtarnameyi kiracıya 06/04/2022 tarihinde tebliğ ederek 10/07/2022 tarihine kadar tahliye etmesi gerektiğini belirttik.

Şimdi aklıma takılan birkaç hususu sizlerle paylaşmak istiyorum.

1- Sözlü kira ilişkisinin başlangıcına davalı taraf itiraz ettiği takdirde başlangıç tarihini tanıkla ispat etmemiz mümkün müdür? (Ödemeler ilk 4 yıl elden yapılmış daha sonra banka hesabına ödeme şeklinde devam etmiş ve faturalar da halen müvekkil üzerine olduğunu için başlangıç tarihinin yazılı delille tespiti çok zor)

2- 10/07/2022 tarihinden sonra tahliye davasını açmayı düşünüyorum. Bildirim süresi ve dava açma süresi açısından bir sorun yaşamamak adına sizlerin fikirlerinden faydalanmak isterim. Sözleşmenin başlangıç tarihine itiraz edildiği takdirde en erken sürede tahliye için nasıl bir yol izlemem gerekir ?

3- İhtar ve süre konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanması durumuna göre aynı dava içerisinde hem 10 yıllık süreyi hem gereksinim nedeni bulunmasını gerekçe göstermemin önünde bir hukuki engel var mıdır ? Mahkeme iki talebi de değerlendirir mi?

4- Son olarak ise apartman, arsa tapulu niteliktedir. Müvekkilin ise sadece kendi dairesine isabet eden bir payı mevcut. Bu nedenle ayrıca dikkat etmem gereken bir şey var mıdır?(Pay ve paydaş çoğunluğu gibi)

Şimdiden vereceğiniz değerli cevaplar için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :485, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avdeniz, Tarih : 22-06-2022 11:02
Meslektaşlarım merhaba,
İhtiyati tedbire ilişkin bir talebimde gerekçeli ret ara kararında ".....ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden ihtiyati tedbir isteminin reddine,
2-Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstinafyolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı" denerek karar tarafıma tebliğ edildi. Ancak kararda Hangi Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvuracağım yazmıyor. Bu usuli eksiklik sebebiyle kararı Bam'dan kaldırtmak istiyorum. Böyle bir durum yaşayan veya elinde bu duruma uygun AYM,Yargıtay,Bam vb karar olan meslektaşım varsa paylaşırsa çok sevinirim. İyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :454, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Xkapt, Tarih : 21-06-2022 19:47
müvekkil ile aradaki sözlü mutabakat; değeri para ile ölçülebilen davalarda dava değeri üzerinden yüzde 20 avukatlık ücreti, değeri para ile ölçülemeyen işlerde ise anlaşılan belirli bir tutar üzerinden ve her halde masrafın avukat tarafından karşılanacağı şeklinde olup uzunca bir müddet vekalet ilişkisine binaen birden fazla dosyaya bakılmıştır. Müvekkil geçmiş zaman diliminde ve para ile ölçülemeyen işlerde anlaşılan tutar üzerinden gönderilen avukatlık ücretlerinin bir kısmını masraf açıklamasıyla gönderdiği için ve iade talebi akabinde şikayete götürdüğünden avukat hakkında ceza davası açılmıştır. Her ne kadar masraf şerhi bulunsa da aslında bu bedellerin avukatlık ücreti olduğunu nasıl kanıtlanır? Müvekkil sadece yüzde 15 oranı kabul etmekle, masrafların da kendisi tarafından yapıldığını, ancak fahiş oranda istendiğini iddia etmektedir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :434, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06117392 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.