| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
|
|
Selamlar meslektaşlarım,
Müvekkillerin muris muvazası davası açma haklarından feragat etmeleri/bununla ilgili sözleşme yapmaları/arabuluculuk yoluyla anlaşmaları mümkün müdür? Ne kadar bağlayıcıdır? Bilgi verebilirseniz sevinirim, iyi çalışmalar dilerim
|
|
|
|
|
|
|
|
İyi günler müvekkilim yolcu koltuğunda otururken trafik kazası geçirdi sürücüden şikayetçi değil sürücünün aracının sigorta şirketine maddi tazminat davası açmak istiyoruz müvekkilimin bacağına tel takıldı ve yüzünde biraz iz var dosyası şu an savcılıkta savcı kati hekim raporu istedi olayın üzerinden 6 geçti ve doktor müvekkilimi geçen hafta muayene edip raporu yazıp göndereceğini söyledi şimdi dava öncesi sigortaya başvurmak için maluliyet raporu da almam gerekiyor değil mi? Bu raporu müvekkilim bireysel mi almalı yoksa savcıya dilekçe yazıp rapor için sevk isteyebilir miyim? Bu konuda bilgisi olan bir meslektaşım bana ulaşabilirse çok sevinirim
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar,
Davacı vekilinin, davalı mirasçılardan birinin altsoyu olması sorun teşkil eder mi?
Bahse konu dava soybağının reddine ilişkin olup davalı mirasçıların tamamı da davanın kabul edilmesini istiyor.
Değerli görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım,
---Yürütmekte olduğum bir icra takibi kesinleşmiş olup, borçlunun banka hesapları boş çıkmıştır. Borçlu adına kayıtlı bir adet motosiklet ve bir adet araç üzerine sistem üzerinden haciz şerhi işletilmiştir. Sürecin devamında yakalama şerhi talep etmek istiyorum.
Yakalama talebinde bulunmadan önce, icra dairesine dosya masrafı haricinde (yediemin/çekici masrafı vb.) bir ön avans yatırılması zorunlu mudur?
---Borçlunun güncel iletişim bilgilerine ulaşmak adına Türk Telekom, Vodafone ve Turkcell gibi operatörlere müzekkere yazılarak telefon numarası sorgulaması yapılabilir mi? Bu talebin reddedilme ihtimali var mıdır veya daha önce benzer bir uygulama yapan meslektaşım oldu mu?
Amacım borçluya ulaşıp, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile borcun daha fazla artmaması adına dosyayı sulhen kapatmaya ikna etmektir. Kıymetli görüşleriniz için teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : DamlaK.,
Tarih : 15-04-2026 11:46
|
MERHABALAR Meslektaşlarım
Tahliye taahhütnamesini alacaklı olarak kiralayan adına tahliye talepli icra takibi başlattım. Ancak gerçek malik kiralayanın kardeşi.
Kiralayanın devam eden ihtiyaç nedeniyle tahliye davası varmış. Şimdi bu tahliye takibini kiralayan adına açınca ihtiyaç hususu tehlikeye düştü.
Tahliye takibine itiraz edildi. İtirazın iptalini malik adına açmak için ne yapabilirim. Bu icra takibini de malik adına devretmemin yolu var mıdır?
taahhütnamenin 30 günlük süresi de geçmiş değiil. İtirazın iptali yerine sulh hukuka tahliye davası açsam mükerrer dosya sayılır mı?
(Kardeşler arsa tapulu bir binadaki daireleri sözlü bölüşmüşler ve kira bedeli malik adına yatıyor bankaya. )
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba.
1- İcra dosya borcu nedeniyle İİK 121 uyarınca yetki alarak ortaklığın giderilmesi davası açtık. Davanın kabulüne karar verildi ve karar kesinleşti.
2- Lehe hükmedilen vekalet ücretinin tapu kaydındaki hisseleri oranında davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildi.
3- Dosya satış memurluğuna gönderilmeden (karar kesinleştikten sonra) icra dosya borcu ödenerek dosya infaz edildi ve hacizler kaldırıldı. Böylelikle satış imkanı da kalmadı.
Bu noktadan sonra vekalet ücretimizin tahsili için nasıl bir yol izlemeliyiz? İlamlı icra mı yapmalıyız, ilamsız icra mı yapmalıyız yoksa ayrı bir alacak davasına mı konu etmeliyiz?
|
|
|
|
|
Yazan : amd1712,
Tarih : 13-04-2026 23:53
|
İyi akşamlar meslektaşlarım,
Aday sürücü belgesinin alkol sebebiyle iptal edilmesine yönelik açtığımız bir iptal davamız var.
Davacı müvekkil alkol almadığı halde alkolmetre sonucuna göre 0.47 promil alkollü çıkıyor ve ehliyeti daimi olarak iptal ediliyor.
Müvekkil alkolmetre ölçümünden sonra 2 saat içinde en yakın devlet hastanesine giderek polis eşliğinde kan veriyor ve kan sonucunda alkol değeri sıfır çıkıyor.
Konu ile ilgili idare mahkemesinde YD talepli iptal davası açtık. Delillerimizi ve hastaneye müzekkere yazılması talebimizi de mahkemeye sunduk.
Sözkonusu işlem uygulanmakla etkisi tükenecek bir idari işlem. Aynı zamanda idari işlemin unsurları bakımından sakat, hukuka aykırı. Bununla birlikte davacı müvekkilin ikameti ile iş yeri arasında toplu taşıma yok, taksi kullanmak zorunda, 1 aylık taksi masrafı şu an için 30.000 tl yi geçmiş durumda. Bu açıdan da telafisi güç bir zarar olduğu açık.
Mahkeme YD talebimiz hakkında ilk kararında idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra karar verileceğini belirtti.
İdare süreci uzatmak amacıyla olumlu görev uyuşmazlığı çıkarma talebinde bulundu (uyuşmazlık mahkemesinin konu ile ilgili 60tan fazla kararı olmasına karşın).
Mahkeme heyeti son kararında YD talebimiz hakkında görev uyuşmazlığının çözümünden sonra karar verileceğini belirterek dosyayı Yargıtay CBS ye gönderdi.
Şu an dosyanın ne zaman çözüleceği belirsiz, idarenin hukuka aykırı işlemi ile aday sürücü belgesi iptal edilen müvekkilin zararı her geçen gün artıyor, mahkeme YD talebimizi reddetse en azından ona itiraz hakkımız var şu an onu da kullanamıyoruz…
Bu durumda ne yapılabilir, meslektaşlarımdan öneri bekliyorum.
Saygılarımla
|
|
|
|
|
Yazan : themis13,
Tarih : 13-04-2026 22:40
|
Merhabalar değerli meslektaşlarım, savcılık tarafından açılan mükerrer nüfus kaydının iptali davasına mirasçı olarak feri müdahale ile katılmamız mümkün müdür?
Ayriyeten dava açılsa derdestlik sebebiyle reddedilme durumu oluşur mu? Şimdiden teşekkür ederim. İyi çalışmalar herkese.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım. Belediye tarafından terminalde bulunan yazıhaneler için ihaleye çıkılacak. İhale şartnamesinde bazı hukuka aykırılıklar mevcut. Bu şartnameye karşı yolcu taşımacılığı yapan ve önceden kiracı olan bir şirket tarafından iptal davası açılacak. Müvekkil şirket de farklı bir firma. Bu işleme karşı yürütülecek sürece dahil olmak istiyoruz. Fakat açılacak davaya fer'i müdahil mi olmalıyız , yoksa ayrı bir dava mı açmalıyız kararsız kaldım. Bu işleme karşı açılacak davaların tümü ileride birleştirilecek mi ? Sizce fer'i müdahil olmak uygun olur mu ?
|
|
|
|
|
|
|
Değerli Meslektaşlarım,
Basit yargılama usulüne tabi, belirsiz alacak davası olarak açılan bir dosyada; dava dilekçesinde faiz türü "yasal faiz" olarak talep edilmiştir. Ancak avans faizi talep etmek istiyoruz. Dava dilekçeler teatisi aşamasındadır.
HMK m. 319 uyarınca iddianın genişletilmesi yasağı dava açılmasıyla başladığından; bu aşamada verilecek bir "tavzih/düzeltme dilekçesi" ile faiz türünün avans faizine çevrilmesi usulen mümkün müdür?
Belirsiz alacak davası olarak açtığımız için bedel artırım dilekçesiyle bu konuda bir değişiklik yapabilir miyiz?
Islahla faiz türünün değiştirilebileceğine dair Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 4.5.2023 tarihli kararı da bulunmaktadır.
2022/1576 E. 2023/1677 K. Ancak yargıtay bir başka daire kararında ıslahla değiştirilemeyeceğini söylemiştir. Açıkçası ıslah yolu dışında usulen bir başka yol var mıdır bunu merak ediyorum. Mümkün değil derseniz ıslah konusunda yargıtayın bu değişen görüşü hakkındaki fikrinizi merak ediyorum. Tecrübe paylaşacak meslektaşlarıma/üstadlarıma şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : Yağmurb,
Tarih : 06-04-2026 11:58
|
Merhaba meslektaşlarım,
Müvekkil Türkiye' de taşınmaz satın almıştır. Kendisi yurt dışında ikamet etmektedir. Taşınmazın bulunduğu ilde ikamet eden bir arkadaşı(şüpheli) ile evin kiralaması, kiracı bulunması noktasında anlaşmışlardır.(müvekkil ile şüpheli arasında bu hususla ilgili yazılı bir sözleşme veya noter onaylı vekalet yok ,tamamen sözlü ve güvene dayalı bir durum )Müvekkil, ilgili taşınmazın kiraya verilmesi durumunda kendisine ait Banka hesabına işbu kiraların yollanmasını şüpheliden talep etmiştir. Ancak şüpheli, müvekkile, ''hesabına yurt dışında erişemeyeceğini, bu nedenle de kiraların şüphelinin kullandığı banka hesabına yatırılmasının daha iyi olacağını, akabinde işbu biriken kiraların müvekkil Türkiye'ye geldiğinde kendisine topluca yatıracağını'' söylemiş, müvekkil de şüpheliye güvenerek bu durumu kabul etmiştir. Müvekkil sahibi olduğu taşınmazı kiralaması, kiraların müvekkile ödenmesi noktasında şüpheliye güvenmiş ancak şüpheli ne evi kiraladığı noktasında müvekkili bilgilendirmiş ne de kiracılar tarafından şüphelinin banka hesabına yatırılan kira bedellerini müvekkile iade etmiştir.(Ev kiraya verilmiş) Bu durumla ilgili suç duyurusunda bulunacağız. Sizce bu durum güveni kötüye kullanma suçuna girer mi? yoksa uyuşmazlık hukuki nitelikte mi kalmaktadır. Bu konuya uygun Yargıtay kararı mevcut mudur acaba ?
|
|
|
|
|
Yazan : measfuyu,
Tarih : 02-04-2026 12:39
|
Merhaba meslektaşlarım, bir konuda görüşlerinize ihtiyacım var.
Müvekkil ile karşı taraf 2017’de sevgili olarak birlikte yaşamaya başlamıştır. Aynı yıl kredi ile ortak bir konut satın alınmıştır. Konutun satın alma bedeli 187.500 TL olup, bunun 132.000 TL’lik kısmı karşı taraf adına çekilen banka kredisi ile finanse edilmiştir. Kalan kısım (55.500 TL) müvekkil tarafından müteahhide elden ödenmiştir. Müvekkil, 2017–2021 yılları arasında: konut kredisin 1.850 TL taksitlerini, her ödeme döneminde annesinin banka hesabından karşı tarafa göndermiştir. Ayrıca bu konutta ortak giderlere ve karşı tarafın şahsi giderlerine de katkı sağlamıştır.
Taşınmaz yakın bir tarihte, kredinin kalan kısmı kapatılarak karşı tarafça satılmış ve müvekkile bir pay verilmemiştir.
Müvekkil, satış bedelinin yarısının kendisine ait olduğundan bahisle hukuki sebep yazmadan ve dayanak belge koymadan ilamsız icra takibi başlatmış, takip kesinleşmiş ancak usulsüz tebligattan şikayet davası ve ayrıca menfi tensip davası açılarak tedbir kararı verilmiş. Akabinde tarafıma müracaat etti.
Sebepsiz zenginleşme ya da adi ortaklık hükümlerine dayanmayı değerlendiriyorum. Sorum şu ki:
1-Usulsüz tebligat şikayetinin sonucu beklenip, itirazın geçerli sayılması halinde itirazın iptali davası açılması mı, yoksa icra dosyasından bağımsız olarak doğrudan ayrı bir alacak davası açılması mı daha doğru olacaktır?
2-Menfi tespit davasında ve olası sair davada delil durumu yönünden önerileriniz nelerdir.
Şimdiden çok teşekkür ederim. Saygılarımla
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar herkese, Müvekkilin taşınmazı hakkında daha evvel kamulaştırma kararı alınmış lakin bedel ödenmemiş, daha sonra kamulaştırma kararından dönülmüş. şimdi tekrar kamulaştırma kararı alınmış durumda. idare tarafından bedeli ödenmemiş. Müvekkil ise ilk kamulaştırma kararı sırasında bedeli ödeselerdi bir daire alabiliyorken şuanda alamıyorum. Kamulaştırmasız el atma davasıyla birlikte ne yapabiliriz? yalnızca taşınmazın rayiç bedelini mi alabiliriz
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba Meslektaşlarım,
Müvekkilim bir kazaya karışıyor ve kazada kusursuz bulunuyor. Ancak kazaya karışan ve kusurlu olan karşı araç yabancı plakalı olduğu için müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybını Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu'ndan talep ettim. Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu da bu başvurumuzu kusurlu olan aracın sigortasının Türkiye'de bulunan irtibat bürosuna iletmiş ve bize söz konusu bürodan müvekkilin aracında değer kaybı oluşmayacağına dair yazı geldi.
Dava olarak ilerlemek istediğimde; davaya Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu'nu mu yoksa karşı araç sigorta şirketinin Türkiye'de bulunan irtibat bürosunu mu dahil etmeliyim hususu kafamı karıştırmaktadır. Zira söz konusu büro ".. İstanbul Sigorta Aracılık Hiz.Ltd.Ştié" olarak geçmektedir. Bu hususta değerli yardımlarınızı beklemekteyim. Yanıtlarınız için şimdiden teşekkürler meslektaşlarım.
|
|
|
|
|
Yazan : Av.Gnyl,
Tarih : 31-03-2026 21:31
|
Merhabalar değerli meslektaşlarım. Bir konuda bilginize ve tecrübenize ihtiyacım var.
Müvekkilim, ....LTD Şirketine ait özel bir hastanede tedavi sonucu durumu daha da kötüleşti ve malpraktis nedeniyle şirkete karşı dava açtık. Dava devam ederken bu şirket hastane ruhsatını devir ediyor ve devir alan başka bir şirket aynı ruhsat ile özel hastane açıp işletiyor.
Bu durumda ruhsatı devir alan şirketi de malpraktis davasına dahil etmek mümkün mü? Veya devir alan şirketin sorumluluğu konusunda tatmin edici bir bilgiye ulaşamadım.
Değerli görüşlerinize ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : gbahsi,
Tarih : 31-03-2026 12:34
|
|
Meslektaşlarım merhabalar. Müvekkilin taşınmazına belediye tarafından fiili şekilde el atıldığından dolayı 2025 yılı kasım ayında kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açtık. Dava açmadan önce ekim ayında yaptığımız başvuruda ecrimisil de istemiştik. Gelinen aşamada açtığımız tazminat dosyasında keşif yapıldı, bilirkişi raporu da düzenlendi. Ancak biz davayı sadece tazminat olarak açmıştık, ayrıca ecrimisil olarak belirtmemiştik. Şimdi birleştirme talebi ile ecrimisil davası açsak, yeniden keşif yapılır mı acaba? Bu durumda nelere dikkat etmeliyiz? Ekim ayından itibaren mi ecrimisil hesabı yapılır? Şimdiden teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında kusur tespitinde önem arz ettiği için sulh hukuk mahkemesinden mobese görüntülerinin alınması talepli delil tespiti istedik. Geçen hafta cuma günü açmıştım davayı, ancak bugün baktığımda karara çıkmış görünüyor. Dosyada herhangi bir işlem yapılmadan -UYAP üzerinden kontrol ettiğimizde bir gelişme yoktu- bu şekilde bu kadar kısa sürede karara çıkması talebimizin reddedildiğini mi gösteriyor?
|
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım merhabalar, tahsil zamanaşımına uğramış olmasına rağmen e-Devlet’te görünmeye devam eden vergi borçlarının silinmesi amacıyla, idareye yapılan başvuru (İYUK m.10 kapsamında) sonrasında vergi borcunun silinmesi için vergi mahkemesinde açılan davalarda olumlu sonuç alan meslektaşım var mı? Özellikle son dönemde bu yönde verilmiş emsal Danıştay veya BİM kararlarına sahip olan meslektaşların paylaşımını rica ederim 🙏🏻
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım,
Aihm başvurusu yapacağım ilk defa, daha önce başvuran meslektaşlarıma bir kaç sorum olacaktı. Araştırdığım kadarıyla yargılamanın başından itibaren eksik hiçbir belge olmayacak şekilde ,her duruşma evrakı da dahil, ek olarak eklemem gerekiyormuş sanırım. Bu evrakları eklersem 130 sayfa yapıyor.
Bu evrakları Ek olarak eklediğimde evrakların üstüne EK-1 , EK-30 vs yazacak mıyım?
Ek-1 mesela 4 sayfa diyelim sayfaların altına 1,2.. yazarak belirtecek miyim?
bu yazıların bilgisayar yazısı olması şart mı yoksa el yazısı ile yazabilir miyim? Böyle teknik soruların cevabına ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ediyorum.
|
|
|
|
|
|
|
Selamlar meslektaşlarım,
Müvekkil (işleten), haksız fiil tazminat ilamından doğan borcun tamamını icra dosyasına ödeyip kapattı. İç ilişkideki pay için sürücüye karşı başlattığımız ilamsız takibe (Örnek 7) tazminata konu haksız fiilden ceza davası açılan ve ceza alan borçlu; 'olayla alakam yok,'diyerek borca itiraz etti.
Bu durumda itirazın iptali davası için;
Görevli mahkeme Asliye Hukuk mudur? (İcra Hukuk'un dar yetkili incelemesi bu 'olayla alakam yok' savunmasını aşar mı?)Görüşleriniz için teşekkür ederim
|
|
|
|