Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
18.01. 2019 Kira Artışı Tüfe - ekinheval
Haber Ekleyin

Yazan : akrd61, Tarih : 11-10-2019 23:17
Değerli meslektaşlar

Arabuluculuk dosyası anlaşmazlık ile sonuçlanan UYAP üzerinden İşe İade Davası açacağım şöyle bir uyarı alıyorum;

"Arabuluculuk Dosyası İle Tevzi Dosyası İlişkilendirebilmek İçin İki Dosyadaki Taraflardan En Az Birinin Aynı Olması Gerekmektedir. Lütfen Verilerinizi Kontrol Ediniz!"

Arabulucu dosyayı UYAP üzerinden kapatmamış olabilir mi?
Ya da böyle bir sorun ile karşılan meslektaşlarım çözüm önerisi sunabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :269, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : granma, Tarih : 07-10-2019 19:13
Alacaklısı olduğumuz bir takip dosyasının borçlusu X şirketinin yine borçlu olduğu ve muvazaalı olduğunu iddia ettiğimiz başka bir icra dosyası için bu dosya alacaklısına ve borçlumuz X şirketine İ.İ.K 277 vd. maddeleri uyarınca dosyaya ilişkin tasarrufun iptali davası açtık. Davayla birlikte İ.İ.K 281/2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz talebinde bulunduk ve dosya üzerine ihtiyati haciz kararı verildi. Dava kabulle sonuçlandı.

Genelde tasarrufun iptali davalarının konusu gayrimenkuller olduğu için icra dosyasına karşı alınan İ.İ.K 281/2 'ye göre ihtiyati haciz ve ihtiyati haczin sonucunda kabul edilen tasarrufun iptali davalara ilişkin bir örnek bulamadım.

Şimdi üzerinde ihtiyati haczimiz bulunan muvazaalı takip dosyasına kararı ibraz ederek dosyadaki mevcudun tarafımıza gönderilmesini mi istemeliyim yoksa alacaklısı olduğumuz dosya üzerinden mi talepte bulunmalıyım ? Her ikisi dışında başka bir çözüm yolu hakkında bilgisi olan varsa o da da kabulümdür
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :615, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gecelerin_yargıcı, Tarih : Bugün 12:00
Herkese merhabalar. Bir iş davası sonucunda müvekkil şirket aleyhine 4-5 örnek ilam icra takibi başlatılıyor ve akabinde fiili haciz esnasında şirket yetkilisi A icra dosyasına kefil oluyor. Kefalet beyanı gerekli yasal şartları sağlıyor ve dosyaya kefil olarak kaydedilip, malvarlığına haciz konuluyor. Şirket yetkilisi A'nın icra kefaletinden yaklaşık 1 yıl sonra BAM ilk derece mahkemesinin kararını ortadan kaldırıyor ve yeni bir hüküm tesis ediyor. Aslına bakarsak pratikte iki hüküm arasında 300 TL civarında bir değişiklik var onun dışında geri kalan her şey aynı.

BAM tarafından yeni bir karar verilmesi üzerine alacaklı taraf yeni bir ödeme emri düzenleyip bunu da sadece borçlu şirkete tebliğ ediyor. Burada merak ettiğim husus: Şirket yetkilisi A'nın icra kefaleti verdikten sonra takibe dayanak ilamın BAM tarafından ortadan kaldırılması ve yeni bir hüküm tesis edilmesi halinde kefalet de son bulur mu? Yeni bir kefalet alınması gerekir mi?

İlgilenen tüm meslektaşlara şimdiden teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :24, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Adalet1903, Tarih : Bugün 11:31
Merhaba Sayın Meslektaşlarım ;

Hepimizin malumu olduğu üzere bazı sözde hukuk büroları , hukuk bürosu gibi hareket etmek dışında santaj ve tehdit çetesi gibi hareket etmektedir. Bu konuda sınır tanımayan takip elemanları borçluların bütün aile üyeleriyle beraber uzak akrabalarını bile sırayla arayarak alacaklarını tahsil etmek için her türlü zorbalığa başvurmaktadır.

Bu olaydan mağdur olan müvekkilimin bütün aile üyeleri ve akrabaları sürekli aranarak tehdit edilmektedir. müvekkilimin aile üyelerinin ve akrabalarının telefon numaralarına hukuka aykırı olarak ulaşan bu sözde hukuk bürosunun avukatı hakkında suç duyurusunda bulunma hazırlığı içerisindeyiz. Bu durumda sadece müvekkillim mi mağdur olarak kişisel bilgilerinin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesinden şikayetçi olması daha doğru olur yoksa müvekkilimin borcundan dolayı rahatsız edilen aile üyeleri ayrı ayrı şikayetçi olması mı ?

ayrıca müvekkilime sürekli mesaj atılması ve aranmasından dolayı '' kişinin huzurunu bozma suçundan '' şikayetçi olacağız .

değerli görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim .
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :31, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Ozan Solak, Tarih : 12-10-2019 13:36
Merhaba meslektaşlarım iyi günler.Müvekkil maaş bordrolarına imza atıyor ancak alması gereken ücretlerin bir kısmı eksik olarak yatırılıyor.(maaşını eksik aldığının ispatı hususunda nasıl bir yol izlenebilir)Bu durumla ilgili güncel yargıtay kararları elinde olan meslektaşım var mı?Yaptığım araştırmalarda belirli fikirler edinmiş olsam da yine siz meslektaşlarımın yardımından yararlanmak istedim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :215, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : tiryakim, Tarih : 11-10-2019 19:37
Merhabalar;
İşçilik alacakları davasında davalı vekili aynı tanıkların ikinci kez dinlenilmesini isteyebilir mi? (Tanıkların ikinci kez dinletilmesine muvafakatımız olmadığını bildirdik)
Teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :213, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.heren, Tarih : 10-10-2019 23:34
Herkese iyi akşamlar. Ücret alacağına ilişkin açılmış dava sırasında işverence müvekkile ücreti ödenirse dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı veriliyor ancak sorum şu: dava şartı arabuluculuk görüşmesine işveren mazeretsiz olarak katılmamış ise ilgili yönetmeliğe göre dava kazanılsa da kaybedilse de katılmayan yargılama giderlerinden sorumlu oluyor ve lehine vekalet ücreti hükmedilemiyor. Bu durumda “karar verilmesine yer olmadığı kararı” verilmişse yargılama giderleri ve vekalet ücretinin akıbeti ne olur? Dava kazanılmış veya kaybedilmiş olmadığından yönetmelikteki madde uygulama alanı bulur mu?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :374, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : üye37975, Tarih : 10-10-2019 15:03
Değerli Meslektaşlar:

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibinin avukatıyım.Yüklenicinin temerrüdü sebebiyle,zarar tesbitini ve yükleniciden tahsilini talep edeceğiz.
Sorum şu:
Yükleniciden, senet alacaklısı bir kişi dediki;

Yüklenici zaten iflas etti ve ben alacağımı alma şansım yok.
Bu sebeple senedimi size, yani müvekkilime ciro etmek istiyor.
Daha sonra bizde davada, inşaattaki zarar ile beraber ciro edilen senedide burada talep edebilirmiyiz diye düşündük.
Çünkü müvekkilimin daha iskan sonrası devretmeyi taahhüt ettiği iki dairesi var .Yani bu dairelerin satışından kendi alacağımızı alırken aynı anda,müvekkilime ciro edilen alacağı buna konu edebilirmiyiz.
Borcun tarafları aynı ama borcun doğumu konuları farklı olduğu için ciro edilen senedin konusu ayrı bir alacak davasının mı konusu olmalı sizce.
Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :373, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : granma, Tarih : 10-10-2019 09:49
X şirketi aleyhine başlattığımız takip neticesinde X şirketinin Y şirketi tarafından da aleyhine icra takibi başlatıldığını ve X şirketinin hak edişlerine bu dosya üzerinden haciz konulduğunu ve ilk sırada olduğunu öğrendik.

Bunun üzerine alacaklısı Y borçlusu X olan bu icra dosyasının iptali için tasarrufun iptali davası açtık.Yargılama sırasında bu icra dosyası üzerine ihtiyati haciz aldık böylece hak
edişlerden yatan paraları alacaklı Y şirketi alamadı. Davamız kabul ile sonuçlandı.

Kabul ile ihtiyati hacizimiz kesin hacze dönüştü. Ancak ihtiyati haciz koyduğumuz dosyadan parayı çekme prosedürünü aşamadık. Fikri olan meslektaşlarımızın yardımını bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :410, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Ozan, Tarih : 09-10-2019 18:47
Değerli meslektaşlarım,
Ruhsatını yeni almış biri olarak öncelikle cmk başvurusu ve akabinde de uzlaştırma eğitimine başvurmak istiyorum. Malesef Cmk’da sıranın gelmesinin uzun süreceği söylendi. Ancak Cmk yapan meslektaşlarım işin yapılmasından itibaren ne kadar bi sürede ücretin yattığını söyleyebilirler mi? Aynı şekilde uzlaştırıcı olan meslektaşlarım da ücretleri ne zaman alabildiklerini söylerlerse minnettar olurum. Şimdiden herkese teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :495, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Arda Kiren, Tarih : 07-10-2019 14:49
(A), özel bir şirkette tıbbi satış mümessili olarak 01.07.2019-10.09.2019 tarihleri arasında olmak üzere 2 yıl 2 ay 10 gün çalışmıştır. Bu süreç içerisinde kendisine 6 defa prim ödemesi yapılmıştır. Primler, iş yerinde belli bir satış kotasını doldurmuş, başarıya ulaşmış olan çalışanlara ödenmektedir. Bu prim ödemeleri iş yerinde 3 ayda 1 gerçekleşmektedir. (A) da çalıştığı süre boyunca yalnızca bir dönem prime hak kazanmamıştır.

(A), evlilik nedeniyle iş akdini feshetmiş ve bunun sonucunda kendisine kıdem tazminatı ödenmiştir. Ancak kıdem tazminatı hesabında ödenmiş olan primler dikkate alınmamıştır.

Belirtmiş olduğum üzere bu primlerin her 3 ayda 1 ödenme garantisi yoktur. Yalnızca belli bir satış kotasına ulaşan çalışanlara prim ödemesi yapılmıştır. Dolayısıyla (A), iş yerinde çalışmaya devam etseydi primleri almaya devam edecekti diyemiyoruz.

Mesleğin başında olmamdan dolayı henüz uygulamada karşılaşmadığım ve mahkemelerin bu konudaki tutumunun ne olduğunu bilmediğimden sizlere danışma ihtiyacı hissettim. Benim düşüncem; ödenmiş olan primlerin de kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerektiğiydi. Zira Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2015/32909 esas ve 2015/33914 karar sayılı ilamı ile Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2014/5639 esas ve 2015/16873 karar sayılı ilamında ‘‘satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan prim değişkenlik gösterse de kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir.’’ ifadesinde bulunulmuştur.

Ayrıca prim ile ilgili Yargıtay kararlarının hepsinde, devamlılık arz eden primin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda da ödenmiş olan primlerin, devamlılık koşulunu sağladığını düşünüyorum.

Siz değerli meslektaşlarımın bu konu ile ilgili düşünceleri nedir? Primler bakımından bakiye kıdem tazminatına yönelik dava açıldığı takdirde bu dava reddedilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :632, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avaysenelvanbilgin, Tarih : 07-10-2019 09:44
Hocam merhaba, yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim. Bilgisini almak istediğim kısım ıslahla ilgili aslında. Özet olarak açıklamam gerekirse; 35 taşınmazın paylaştırılması talepli bir dava açıldı. Mahkeme keşfe gitti. Keşifte tapu kaydında olan ancak dava dilekçesine eklemeyi unuttuğumuz 2 adet daha taşınmaz çıktı. Dava dilekçesi hazırlanırken avukat arkadaş, intikal listesini baz alarak hazırladığından ve intikal listesinde de o unutulan 2 taşınmaz olmadığından talep olarak eklenmemiş. Keşfe gidildikten sonra hakim fazladan 2 taşınmaz olduğunu fark ediyor ve bu 2 taşınmazla ilgili talep olmadığından paylaştırmaya almayacağını söylüyor. Islahla o başta talebe eklenmeyen 2 taşınmazı paylaştırmaya dahil etmek istiyorum. Hem keşfe gidilmiş hem diğer 35 taşınmazla yan olan hatta ada numaraları da aynı parselleri sıralı olan 2 taşınmaz. Hukuk ekonomisi açısından ve dava 6 yıldır devam ettiği için ıslahın kabul olmasının daha kabul edilebilir olduğu görüşündeyim. Ancak talep sonucunun ıslahla genişletilemeyeceği hususu aklımı çeliyor. Yargıtay kararı taşınırların paylaştırılması ile ilgili. Bu Yargıtay kararında ıslahla talep sonucunu genişletmeyi onamış. Yeni bir dava açıp birleştirmeyi talep etmek hem uzun hem masraflı bir yol diye düşünüyorum. Sizce ne yapmalıyım? Bu 2 taşınmazı paylaştırmaya ekletebilmemin kesin bir yolu sizce var mı? Islah talebinde usul ekonomisine de dayanarak dilekçe vermeli miyim? Yorumlarınızı bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :648, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Matrix, Tarih : 05-10-2019 14:28
Değerli meslektaşlar; Somut olayda kısaca; " Baba ( B ) , 0/0 90 engelli oğlunun bakıp gözetilmesi kaydıyla taşınmazını kızı ( C ) 'ye vermiş ancak o tarihte bekar olan kızı, bir başka engelli şahısla evlenerek il dışına gitmiştir. " C " aynı zamanda bakım alacaklısı engellinin vesayetindedir.
Baba ( B ) engelli oğlu ( E ) ile hiçbir şekilde temas kuramamakta ve kızı ile görüşememektedir.
" C ", E'nin sosyal hizmetler tarafından ödenen bakım aylığını almakta olduğundan, engelli ( E ) 'nin babayla görüşmesine engel olduğu düşüncesindeyiz.
Vesayetin kaldırılarak babaya verilmesi için açılan davayı yerel mahkemekısıtlının ikamet adresinin bir başka ile aldırılmış olması sebebiyle " Yetkisizlik kararı " vermiştir.Öte yandan, vasi olan ( C ) 'nin vasilik süresi 3 ay sonra dolmaktadır.
SORU: 1) Baba ( B ) 'nin, bakım borçlusu kızına verdiği taşınmaz tapusunun iptali bu şartlar altında mümkün olabilir mi?
2) Mahkeminin yetkisizlik kararı doğru mudur?
TEŞEKKÜRLER...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :766, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : AV.YSİ, Tarih : 05-10-2019 13:15
Merhaba
Müvekkilimin babası vefat ediyor , yerini bilmediğimiz bir çok gayrimenkulü ve sattığı gayrimenkuller var . İzaleyi suyu davası açacağız . Gayrimenkulleri nasıl bulabiliriz
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :770, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : atilaa1, Tarih : 04-10-2019 17:40
Bir müvekkilim bir arkadaşının talep etmesi üzerine gerektiğinde instagram hesabından ürün tanıtımı yapmaları için hesabının şifresini söylemiş . Fakat daha sonra ürün tanıtımı yapan arkadaşının ticari geçmişinin temiz olmadığını öğrenmesi üzerine hesabı bir daha kullanmamasını istemiş. Bu talep üzerine ilgili tarafından gece yarısı hesabının şifesi ve mail adresi değiştirilerek müvekkilimin kullanımı engellenmiş. Şifrenin ve mail hesabının kimin tarafından değiştirildiği, yeni eposta adresinin ne olduğu müvekkilimin mail adresinde mevcut. Hesap müvekkilimin gerçek ismi ve telefon numarasıyla açılmış bir hesap. Bu durumda doğrudan savcılığa mı yoksa emniyete mi şikayette bulunmamız daha faydalı olur. Şifrenin kendisi tarafından söylenmiş olması; sonradan hesabınının kullanılmaması istendikten sonra değiştirilmiş olması suçun niteliğini etkiler mi. Ayrıca şikayetten önce hesabın kullanılmasını hukuki yoldan engelleme imkanımız var mı. Cevap veren meslektaşlarıma çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :807, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat679, Tarih : 04-10-2019 16:07
Merhaba,
Ceza Kanunlarındaki zamanaşımı sürelerinin, hukuk mahkemelerindeki davalara etkisi kapsamında, uzamış ceza zamanaşımının kesilmesi ve şahsi hak talebinin zamanaşımına etkisinin eski ve yeni TCK'ya göre farklılıkları benzerlikleri hakkında araştırma yapıyorum. Yardımcı olabilirseniz sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :841, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat451, Tarih : 04-10-2019 13:58
Sevgili meslektaşlarım, ipotek bedelinin güncellenmesine ilişkin elinde dava dilekçesi olan var mı? Yardımcı olacak arkadaşlara şimdiden çok teşekkürler...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :753, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Tuğba Elmas, Tarih : 01-10-2019 13:47
Merhaba meslektaşlarım,
Müvekkil, 2012 yılında eski iş yerinden (E) ayrılmış ve başka bir şirkette (Y) çalışmaya başlamıştır.
Eski iş yeri E, müvekkilin haberi olmadan 2013 yılında tekrar sigorta girişi yaparak müvekkili nezdinde çalışıyor göstermiştir. Bu durum 6 yıl boyunca devam etmiştir. Müvekkil bu esnada yeni iş yerinde çalışmaya ve sigortalı gösterilmeye devam edilmiştir.
Müvekkile Eylül ayı başında, gelirinin vergi dilimini geçtiği ve bu nedenle vergi ödemesi gerektiğine dair yazı tebliğ edilmiştir. Bu yazı üzerine müvekkil, eski iş yerinin kendisini hala sigortalı gösterdiğini ve bu nedenle gelirinin fazla çıktığını tespit etmiştir. Eski iş yeri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacağız, zira müvekkilin diploması kamu ihalelerinde kullanıldığını düşünmekteyiz.

Sorum ise şu şekilde;
1)Müvekkil, vergi dairesi ile sorun yaşamamak için kendisine çıkan vergi borcunu ödemek ve eski işverenden rücu etmek istiyor, ancak bu ödeme beyanname ile yapıldığından, daha sonra bu beyanname eski işverenden rücu ettiğimizde çalışmanın kabulü anlamına gelir mi?
2) Her ne kadar müvekkilin eski işveren yanında fiili çalışması bulunmasa da, aralarında SGK kapsamında işçi-işveren ilişkisi bulunduğundan davanın iş mahkemesinde açılması gerektiğini düşünüyorum, uygulamada aksi şekilde karşılaşan meslektaşım var mı?

Cevap verecek meslektaşlara şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :894, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. İlhan ÖZER, Tarih : 01-10-2019 10:29
Merhaba Meslektaşlarım.
Müvekkillin borçlu olduğu bir dosyadan, çalıştığı işyerine maaş haczi yazısı gönderiliyor. İşveren, "Maaş hacziniz işleme alınmıştır. Maaşının 1/4'ü gönderilecektir." şeklinde icra dosyasına cevap veriyor. Ancak İşveren, müvekkilin maaşından 1/4 kesinti yapmış olmasına rağmen bu tutarları icra dosyasına yatırmıyor. Bu halde borçlu müvekkilim, İİK 356-357 maddeleri gereğince işvvereni borçlu olarak dosyaya ekletip haciz isteyebilir mi? Ya da sadece savcılığa suç duyurusunda mı bulunabilir?
Cevaplarınız için şimdiden Teşekkür Ederim. İyi Çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :881, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : av.442, Tarih : 30-09-2019 22:32
Değerli meslektaşlarım, 97 yılında müvekkilin arsası üzerinde Bakanlar Kurulu kararıyla kamulaştırma kararı alınıyor. Ancak şuana kadar kadar maliklere hiç bir odeme yapılmıyor. Bu sırada idare maliklerin taşınmasını da kullanıyor. Şimdi de idarece değer tespiti davası açılmış ve mahkemeye sunduğu miktar gerçek bedelin çok çok altında. Sizlere sorum araştırdığım kadarıyla kamulaştırma kararından itibaren 5 yıl içinde idare kamulaştırma işlemlerini gerçekleştirmiş olmalı. Bunu yapmadığı için kamulaştırma.karari artik geçersiz mi? Kamulastirmasiz el atma.durumu halinde halihazırdaki bu davada biz hem gerçek değerin ödenmesini hem de geriye dönük 5 yıllık ecri misil talebinde bulunabilir miyiz? Yoksa ayrı bir daha olarak mi açmak gerekir ? Yada sizce nasıl bir yöntem.dogru olur ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :832, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03924608 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.