Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Ensest "ilginç bir örnek"

Yanıt
Old 07-05-2008, 10:56   #31
caner87

 
Varsayılan

Gelişmiş ülkelerde durum nasıl?
Tıbbi olarak kişinin kiminle cinsel ilişkiye girip girmediğini saptayacak bir DNA testi ya da vucüt sıvılarını test edecek bir yöntem var mıdır?
Adli Tıp Bilimi bunu test edemiyor mu?
Türkiye'de olmasa bile dünyada!
Old 10-05-2008, 14:31   #32
Gemici

 
Varsayılan

Almancada ‚Unzucht’ diye bir kavram var. Bu kavram son zamanlarda fazla kullanılmıyan eskimiş bir kavram. Almanca’dan Türkçe’ye, Türkçe’den Almanca’ya çevirilerde çoğunlukla Karl Steuerwald’ın sözlüklerinden faydalanır ve güvenirim. Ne yazık k, bu sözlük ‘Unzucht’ kavramının Türkçe’ye çevrilmesinde bir eksiklik gösteriyor. Verilen karşılık şu:

Unzucht: f 1.(gewerbliche) fuhuş, fuhşiyat 2.jur.a.cebren ırza geçme; Verleitung zur Unzucht: fuhşiyata teşvik; zur Unzucht anhalten: fuhşa teşvik etm. (od. sürüklemek )

Görüldüğü gibi sözlük Unzucht kavramını sadece fuhuşla ilgili olarak Türkçe’ye çeviriyor. Kavram aslında daha çok kapsamlı, fuhuşun dışında daha kapsamlı bir anlamı var. Unzucht’un Almanca’daki tarifi şöyle: kültürel ve dini bakımdan hoş karşılanmıyan, genel ahlak kurallarına ve utanma duygusuna ters düşen davranışlar(Wikipedia) Aktif olarak bu gibi davranışlarda bulunan kimseler asosyal, namussuz ve kirlenmiş/lekelenmiş olarak kabul edilir ve bu davranış aforozlanma/toplum dışına itilme ve/veya cezalandırma yolu ile
müeyyidelendirilir.

Nedir Unzucht olarak tanımlanan davranışlar?
Çocukların cinsel istismarı,
Bir kimsenin ırzına geçme,
Çocuk pornagrafisi,
Cinsel taciz,
Ensest.


Unzucht’un bir alt kategorisi olan ‘Ensest’ nedir peki?
Türkçe’deki ‘ensest’ kavramı Latince’deki incestum kavramından gelmektedir. Almanlar İnzest kelimesinin yanıdna bazen ‘Blutschande’(kan ayıbı, kan kepazeliği, aynı kanı taşıyan kimselerin namussuzca davranışları) kelimesini kullanıyor. Ensest aralarında kan bağı bulunan kimselerin cinsel ilişkide bulunması anlamına geliyor.

Hangi dereceye kadar akrabalık bağının ensestin kapsamına girdiği, çağdan çağa, topluluktan topluluğa değişiklik göstermektedir.

Eski Atina’da yasalar kardeşlerle kardeşler ve ana babalarla çokuklar arasındaki evlilikleri yasaklarken ve Romalılar’da altıncı ve yedinci dereceye kadar akrabalar arasındaki evlilikler cezalandırılırken eski Mısır’da hükümdarların(firavunlar) çoğunda kardeş evlilikleri görülmektedir. Kardeş ve ana babalarla çocuklar arasındaki evlilikler klasıi Yunan Mitoloji’sinde de görülmektedir.

Ensest yasakları dinlerde de vardır. Müslümanlık en geniş sınırlamayı getiren dinlerden birisidir. Kuran ‘babalarınızın evlendikleri kadınlarla evlenmeyin’ derken ensestin sınırların genişleten başka yasaklarda getirmektedir.

Günümüzde bazı devletler ensesti yasaklar ve cezai müeyyideye bağlarken, diğerleri bu konuda herhangi bir düzenleme getirmiyorlar. Hukuki bir düzenlemenin olmayışı bu devletlerde ensest herhangi bir sınırlamaya bağlı değildir anlamına gelmiyor. Genel ahlak kuralları ve tabular,Türkiye’de olduğu gibi, belirli durumlarda hukuki düzenlemeden daha çok etkili olabiliyor. Bu etkili olma ensest yoktur anlamında anlaşılmamalı elbette. Sırf hukuken yasak veya ahlaka aykırı diye ensest ortadan mı kalkıyor? Son olarak Avustruya’da ortaya çıkarılan olay bunun böyle olmadığını ve ensestiöz davranışlarda bulunan kimselerin yaptıklarını gizlemek için büyük çaba sarfettiklerini gösteriyor. Buna bir de ‘aman ortaya çıkmasın, ortaya çıkarsa, elalemin diline düşer rezil oluruz’ kaygısı ile olaylardan haberdar olupta şikayette bulunmayan aile fertlerini eklersek, tüm yasaklara ve tabulara rağmen ensest olayının toplumsal bir problem olduğunu görürüz.

Bu konuda daha fazla bilgi için:

Sayın elvann'ın mesajları

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=11048

Son olarak beni bu mesajı yazmaya iten gerekçeyi belirteyim. Ensest birbiri ile kan bağı veya aile bağı ile bağlı olan kişiler arasında gerçekleşen bir eylem. Bu eylem gerçekleşirken genelde tarafların bir rızası bir istekleri vardır. Bir tabuyu yıkan, toplumdaki değer ölçülerine ters düşen bu davranışlar kınanacak ve benim dünya görüşüme göre kabul edilemiyecke davranışlar. Karşı da olsam, iğrenç te bulsam belirli bir yerden sonra kendi bilecekleri iş, beni alakadar etmez ne yaptıklarını bilen yetişkin iki kişinin davranışları diyebilirmm.

Buna rağmen kabul edemiyeceğim ve sırf ‘ensest’ kavramı ile adlandırıp ta vehametini biraz gözden kaçırdığımız bir davranış var: ‘Küçük çocukların, genelde kız çocuklarının, cinsel istismarı’ Bu ensest türünü değerlendirirken kendilerini korumaktan aciz, yetişkinlerin arzu ve isteklerine, kaba kuvvetlerine karşı çıkamıyacak küçük çocuklarla, kendi özerk iradeleri ile ensest bir ilişkiye evet diyen yetişkinleri birbirinden ayırmak gerekir. Çocukların cinsel istismarı zaten büyük bir ruhsal yük bu çocuklar için, işin içine bir de bir yakını tarafından istismar edilme girince tahammül sınırını aşan ruhsal bunalımlara yol açar durum. Bunun üzerine bir de toplumda tabu olan bu durumu utancından ve korkusundan kimseye anlatamıyacak durumda olan küçüğün herhangi bir psikolojik terapiden yoksunluğunu kayarsanız, tam bir felaket.

Saygılarımla
Old 22-05-2008, 09:08   #33
tuval2310

 
Varsayılan

Almanya’da yıllarca büyükbabasının cinsel tacizine uğrayan 21 yaşındaki genç kız, durumu annesine anlattığında, daha büyük dehşete düştü. Genç kız, büyükbabanın annesine de tecavüz ettiğini ve yaşlı adamın kendisinin de öz babası olduğunu öğrendi.

AVUSTURYA
’da bir genç kadının babası tarafından bodruma kapatılıp yıllarca seks kölesi olarak kullanıldığının ortaya çıkmasının ardından, Avrupa’yı sarsan birçok "ensest" vakası gün ışığına çıkmaya başladı.

Almanya’da büyükbabasının cinsel tacizine uğrayan 21 yaşındaki bir genç kız, durumu annesine anlattığında, aslında yaşlı adamın, annesinin de tecavüzcüsü ve kendisinin de iz babası olduğunu öğrendi. Alman Spiegel Online sitesinde yer alan habere göre gerçek adı gizlenen ve "Silke" takma adıyla anılan genç kız, büyükbabasının 4 yaşındaki yeğenine de zarar vermesinden korktuğu için konuşma kararı aldı. Silke, yaşlı adamı, sıcak nedeniyle tişörtünü çıkaran küçük yeğenine kötü kötü bakarken yakaladığını açıkladı.

Silke’nin avukatı Peter Supranowitz, "Silke, Rainer P’nin küçük kıza nasıl baktığını fark etmiş. Aile üyelerinden, küçük kızın bodrumda büyük büyükbabası ile oynadığını da öğrenmiş. Bastırılmış tüm hatıralar birden tazelenmiş. Ve polise gitme kararı almış" dedi.

Silke, 11 yaşındayken defalarca Rainer P’nin cinsel tacizine uğradı. Cinsel saldırılar yaklaşık bir yıl sürdü. Silke, "Yeter artık" diye karşı durmaya kalktığında ise saldırgan duymazdan geldi. Küçük kız durumu annesine anlatmaya cesaret ettiğinde ise, "Büyükbaban, aslında senin baban" gerçeğiyle yüz yüze kaldı. Silke’nin annesi, Rainer P’nin üvey kızıydı. Defalarca üvey babasının tecavüzüne uğrayan genç kadın, 19’unda Silke’ye hamile kalmıştı. DNA testi de adamın büyükbaba değil, baba olduğunu doğruladı.

Devlet görmezden geldi

Kasım 1997 ile Mart 1998 tarihleri arasında Silke, bir psikiyatri kliniğinde tedavi gördü. Ancak annesi ve büyükannesinin sert tutumu yüzünden ensest vakası polise yansımadı. Klinik vasıtasıyla Silke’nin durumundan haberdar olan gençlik dairesi de olayı görmezden geldi. Silke, çareyi polise başvurmakta buldu ama yeterli kanıt olmadığından Rainer P. şimdilik tutuksuz yargılanıyor.

(www.hürriyet.com.tr)
Old 27-05-2008, 09:30   #34
Av.FGY

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan elvann
çevresinde ensest mağduru olan ya da bu tür davalar alan üyelerimiz var ise burada paylaşmalarını bekliyoruz.

nasıl ortaya çıkıyor,mağdur mu itiraf ediyor yoksa başka şekilde mi anlaşılıyor?


ben cmk.dan kaynaklı karşılaştım boyle bır vakayla kız çocugu babasının tacizine maruz kalmıştı dört yıl boyunca.. ve suskundu halk egıtımdekı öğretmenleri durumu ortaya çıkarıyordu.. hazırlık aşamasında denk geldim. anneninde suçlu oldugu dusuncesıydım ve bunu tutanğa geçirtmiştim... çünkü bence hiç bir anne 4 yıl boyunca aynı evde yaşadıkları kızındaki ruhsal değişimi farkedemeyecek kadar kör değildir. anne bence aman aile düzenim bozulmasın el duymasın diye suskunluğu tercih etmiş gibi gelmişti.. maalesef bizim toplumumuzda butür vakalar yaşandığı zaman aman kimse duymasın diye sineye çekiliyor.. bu noktada toplumun ileri gelenlerine büyük sorumluluk düşüyor..anneler bilinçlendirilmeli diye düşünüyorum.
Old 29-05-2008, 00:39   #35
Av.Ateş

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.FGY
...maalesef bizim toplumumuzda butür vakalar yaşandığı zaman aman kimse duymasın diye sineye çekiliyor.. bu noktada toplumun ileri gelenlerine büyük sorumluluk düşüyor..anneler bilinçlendirilmeli diye düşünüyorum.

Bu suskunluk hali sadece bizm toplumumuza mı özgü yoksa "aman kimse duymasın" tedbiri kültürle tamamen alakasız mı bilemem. Ancak bildiğim bir şey varsa -ve maalesef bunun bizim toplumumuza özgü olduğuna inanıyorum- o da toplumun ileri gelenlerinin de bu tür vakalarda mağduru koruyucu önlemler almamak, dahası görünür olduklarında dahi hasır altı etmek hususunda epeyce ısrarcı oldukları.

Meltem Arıkan'ın gerçek ensest mağdurlarının yaşadıklarını fark etme, anlamlandırma, adlandırma gibi sancılı süreçlerinin anlatımı olan "Yeter Tenimi Acıtmayın" adli kitabının başına gelenler bile bu duruma bir örnek bence. Zira kitap yayınlanır yayınlanmaz ikinci baskısını yaptı ve hemen "ileri gelenlerimizin" dikkatini ve tepkisini çekerek küçükleri muzur neşriyattan korumak gibi ulvi bir sebeple toplatıldı. Neyse ki aklandı ama bu da bir yılı aşkın bir sürede oldu.

Saygılar.
Old 04-07-2008, 21:18   #36
av.külcü

 
Rahatsiz

Şimdiye kadar bir çok ensest vakası duymuştum ama her defasında bana uzak olaylardı. Dinlemiş, şaşırmış, üzülmüştüm o kadar..!
Bugün, yardımcım olan kadının kızının, amcasından 4 aylık hamile olduğunu ve birlikte kaçtıklarını öğrenince ilk şoku yaşadım. Zira çok yakınımda yaşanmıştı olay.
İkinci şoku ise, gerek kızın gerekse amcasının yaşları 18'den büyük olduğu için, annenin çırpınışlarının boşuna olduğunu öğrenince yaşadım.
Yani ortada genel ahlaka aykırı ve bence insanlık suçu sayılabilecek bir olay olduğu halde (bence insanlık suçu, çünkü kız henüz 18'ini doldurdu amca ise 30 yaşın üstünde ve kız büyük ihtimalle kandırıldı, amcaya duyduğu güven kötüye kullanıldı) maalesef ne polis ne de savcılık harekete geçmediler.
Bu arada amca haber göndermiş; "Ben ona nikah kıydım, amcamın kızı diye kandırdım memuru" diye.
Şimdi annenin tek umudu ve tabii benim de tek umudumuz böyle bir nikah yapılmış ise buradan hareketle adamın cezalandırılmasını sağlamak.
Ama bir an için düşünüyorum da; cezalandırılmayan bu davranışın sonucunda doğacak bebek, yaşarsa ve de büyürse toplumdaki yeri ne olacak...?
Bence ensestin TCK. da cezalandırılmaması büyük eksiklik.
Old 07-07-2008, 16:51   #37
Av.Elvan Akkaya

 
Kitap

Evlenme Engelleri :

1- Yakın hısımlık.
2- Evli olmak.
3- Kadının iddet müddetinin dolmamış ve kaldırılmamış olması.
4- Evlenmelerinde sağlık yönünden sakınca bulunmak. Evlenmeye engel teşkil eder. (Evl. Yön. 15. Mad.)

Evlenmeye Engel Yakın Hısımlık :

1- Üstsoy ve altsoy arasında, kardeşler arasında, amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında.
2- Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında.
3- Evlat edinen ile evlatlığı veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenmek yasaktır. (M.K. 129. Mad.)

Evliliğin Mutlak Butlan Sebepleri :

1- Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması,
2- Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması,
3- Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması,
4- Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması. Evlenmede mutlak butlan sebepleridir. (M.K. 145. Mad.)

Alıntı:
cezalandırılmayan bu davranışın sonucunda doğacak bebek, yaşarsa ve de büyürse toplumdaki yeri ne olacak...?

Medeni Kanun;

D.BUTLAN KARARI

I.Genel Olarak

Madde 156.- Batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer. Mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.

II. Sonuçları

1. Çocuklar yönünden
Madde 157.- Mahkemece butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, ana ve baba iyiniyetli olmasalar bile evlilik içinde doğmuş sayılırlar.
Çocuklar ile ana ve baba arasındaki ilişkilere boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
.
Old 07-07-2008, 18:17   #38
av.külcü

 
Varsayılan

Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler Sevgili elvann..
Ben doğacak çocuğun toplumdaki yerini sorarken, hukuki açıdan yerini değil, toplum değer yargıları ya da moda deyimiyle "mahalle baskısı" karşısındaki yerini merak etmiştim... Daha doğarken hayata 1-0 yenik başlayan çocukların geleceği beni hep endişelendirmiştir.
Keşke diyorum; ensestin caydırıcı bir cezası olsaydı ve insanlar bu kadar rahat hareket edemeseydi.! Ya da ne bileyim, doğacak çocuk doğar doğmaz gözetim altına alınsa.!?
Tabii bütün bunları, tarafların ve çocuğun yerine kendimi koymadan, çocuğun gelecekteki yeri açısından düşünüyorum, ..!! O yüzden mutlak doğru düşündüğümü iddia etmiyorum.
Bir konu da ısrarlıyım sadece; TCK'da ensest cezalandırılmalıdır...!
Old 08-07-2008, 13:16   #39
Av.Elvan Akkaya

 
Varsayılan

görüşleriniz çok doğru seferino.katılıyorum da.
ben sizin sorunuza "hukuki boyutuyla" cevap verirken konudan yararlanmak isteyen herkesi düşünerek verdim aslında.

manevi yönden de; umarım toplum olarak mağdura değil, suçluya mahalle baskısı yapmayı öğrenebiliriz bir gün...
Old 20-07-2009, 13:01   #40
Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

"TÜRKİYE’DE ENSEST SORUNUNU ANLAMAK" RAPORU ÜSTÜNE

Ensest: En Yakındakinden Gelen, En Görünmez İstismar...
Pek çok çalışma ensest mağdurlarının yaşamları boyunca bu istismarın etkilerinden kurtulamadığını ve uzun vadede de yaşamlarını olumsuz etkilediğini gösteriyor. Türkiye'deki ataerkil toplumsal yapı dolayısıyla pek çok mağdur istismarı gizlemek zorunda kalıyor ve süreğen bir travma durumu yaşıyor.

Sema BUZ semabuz@hacettepe.edu.tr
Ankara - BİA Haber Merkezi
24 Haziran 2009, Çarşamba

23 Haziran 2009'da Nüfusbilim Derneği ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu tarafından Türkiye'deki ensest sorunuyla karşılaşan profesyonellerle yapılan görüşmelere dayalı olarak gerçekleştirilen "Türkiye'de Ensest Sorununu Anlamak" araştırması raporu Ankara'da yapılan bir panelle paylaşıldı. Bu çalışma ensest sorununun boyutlarının ortaya konması ve görünür kılınması çerçevesinde mevcut uygulamanın aksayan yönlerine de dikkat çekmek niyetiyle yapılmıştır. Bu araştırma sonuçlarına göre dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ensest olaylarının çoğunluğu gizli kalmaktadır.

Araştırma bu alanda çalışan, ensesti yaşayanların ulaştığı ya da ulaşabileceği kurumlarda çalışan farklı mesleklerden (öğretmen, hekim, ebe, polis, hakim, savcı, avukat, psikolog, sosyal hizmet uzmanı sosyolog ve sivil toplum kuruluşu çalışanları) 98 kişi ile Ankara, Adana, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul ve Kocaeli olmak üzere altı ilde gerçekleştirilmiş.

Araştırmada mağdurlar, saldırganlar ve bunların aile ortamları, ensestin açığa çıkması ve sonrasında yaşanan çeşitli sorunlar, uzmanların yaşadıkları sorunlar tartışılmıştır.

Ensest mağdurları: her yaştan kız ve erkek çocukları
Her iki cinsiyetten çocuklar buna maruz kalsa da bu araştırma kapsamında mağdurların daha çok kız çocuk olduğu ortaya konmuş. Aynı evde birden çok kız ve erkek çocuk aynı ya da farklı zamanlarda istismar edilebilmektedir. Bazı vakalarda tacizlerle başlayan süreç tecavüze varabilirken, bazı vakalarda cinsel saldırı doğrudan tecavüzle başlamaktadır. Çocuğa ödül verme, tehdit etme, fiziksel şiddet uygulama ve sevdiklerine zarar verme tehditleri ensest mağdurlarının direncini kırmak üzere başvurulan yollar olarak ortaya çıkmaktadır.

Ensest uygulayanlar: her yaştan ve her sosyo-ekonomik düzeyden
Uzmanlar verdikleri örneklerle öncelikle baba, ardından dede, ağabey, amca, dayı gibi erkek akrabaları sıralamışlar. Her yaştan ve kökenden insan ensesti uygulayabilmektedir. En sık yaşanan baba-kız ve baba-oğul arasındaki istismar ilişkisi olarak ortaya çıkmıştır. Ardından dedelerin torunları üzerinde ve kardeşler arasındaki ensest ilişki dile getirilmiş. Önemli bir durum ensesti uygulayan kişinin kendi küçüklüğünde benzer bir durumu yaşama deneyimi olarak bulunmuş.

Ensest vakalarının aile ortamı: her aile ortamında yaşanabilmesi
Uzmanların aktarımına göre ensestin gerçekleştiği ailelerin pek çoğu aile çekirdek aile formu taşımakla birlikte, geniş aile, tek ebeveynli aile, her iki ebeveynin de olmadığı ailelere kadar her ailede yaşanabilmektedir. Ensestin daha çok düşük gelirli ailelerde yaşanması uzmanlar tarafından düşük gelir gruplarından ailelerin toplumun genelinde fazla olması ve ekonomik gücün ensestin gizlenmesini kolaylaştıran bir faktör olmasıyla açıklamışlar. Yüksek gelir grubundaki ailelerde ensest fark edildiği zaman yargıya yansıtılmadan sorunun ailenin kendi olanaklarıyla örtbas edilmesi daha kolaydır. Gebelik ensesti açığa çıkaran önemli bir nedendir. Gebeliğin engellenmesi ve özel sağlık hizmetlerinden yararlandırılarak sonlandırılması yüksek gelir ve eğitim düzeyindeki kişiler için daha kolaydır.

Ensestin ortaya çıkmasında annenin önemli rolü vardır
Uzmanlar annenin ensesti hemen fark etmesini beklediklerini ifade etmişlerdir. Anneden başka bir beklenti ise çocuğun annesi ile ensesti paylaşması durumunda annenin çocuğa inanması ya da şüpheli bir durumda hemen farkına varması ve duruma karşı koyması yönündedir. Oysa anne bu durum fark etmeyebilir, böyle bir saldırının varlığına inanmayabilir, inansa bile durduracak gücü göstermeyebilir. Ensesti saldırgan değil, mağdurun suçu gibi algılayan, saldırganla birlikte tüm aileyi yargılayan, anneyi ailenin birliğini her durumda korumakla görevli gören toplumsal baskılara karşı koyamaması, annenin saldırganın baskısı altında olması, ekonomik gücünün olmaması hangi kurum ya da kişilere başvurabileceğini bilmemesi gibi durumlar önemli bulunmuştur. Annenin tüm bu engellere karşın ensestin ortaya çıkarılmasında ve sonrasında mağdur çocuğa destek olmakta en önemli rolü üstlendiği de görülmüş. Diğer önemli bir bulgu ise her türden ailede görülmekle birlikte aile bireyleri arasında iletişimin güçlü olduğu durumlarda ensestin açığa çıkarılmasının daha kolay olmasıdır.

Ensest açığa çıkarılması çok zor bir olgudur. Ev ve aile ortamının yanısıra evin dışında (okullar, sağlık kurumları, ruh sağlığı değerlendirmeleri, STK'lar) da bu konuda bir farkındalık olması gereklidir. Açığa çıkarıldıktan sonra ise pek çok farklı sorun yaşanmaktadır. Soruşturma ve yargı sürecinde mahkeme öncesi ve sırasında mağdurun çok yıprandığı uzmanlar tarafından dile getirilmiştir. İfadelerin uzman eşliğinde ve kamera kullanarak alınması için gerekli yasal düzenlemenin uygulamada gerçekleşmemesi önemli bir diğer sorundur. İfade alınan yerler ve davaların görüldüğü mekanların çocuklara uygun olmaması diğer bir sorundur.

Delillerin toplanması saldırıyı kanıtlamak, saldırının neden olduğu fiziksel ve ruhsal tahribatı ortaya koyarak, saldırganın alacağı cezayı belirleme açısından kritik önemdedir. Uzmanlar adli tıbbın buradaki rolü, çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlarının yetersizliği konularını dile getirmişlerdir.

Ailede ise toplumsal baskı ensest mağdurunun suçlanması, konunun namus meselesi olarak görülmesi ve çocuğun suçlanması sorunları uzmanlar tarafından dile getirilmiştir. Konunun diğer bir boyutu mağdurların devlet koruması altına alınarak bir kuruluş ortamında bakılmalarının yarattığı sorunlar, ensest sonucu doğan bebekler ve yetişkinlik döneminde meydana gelen sorunlar olarak ortaya konmuştur. Çözümler konusunda ise ilgili tüm disiplinler açısından eğitim, bilgi ve iletişimin arttırılması, uygulamaların kurumsallaştırılması, iyileştirme, medyada gösterim konularına ayrıntılı olarak değinilmiş ve çok disiplinli yaklaşımın önemi vurgulanmıştır.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki profesyonellerin bu konudaki yaklaşımları ve ortaya çıkması konusundaki çabalarına ek olarak toplumda ve kurumlarda da bu yönde bir duyarlılığın olması gereklidir. Açığa çıkarıldıktan sonra ise mağdurun gerekli koruma ve desteği alabilmesini sağlamak, süreçlerin yeniden travmatize etmeyecek şekilde düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır. Uzun soluklu sağaltıcı çalışmaların disiplinlerarası ekiplerle yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Yapılan pek çok çalışma ensest mağdurlarının yaşamları boyunca bu istismarın etkilerini atamadıkları ve uzun vadede de yaşamlarını olumsuz etkilediği yönündedir. Türkiye'deki ataerkil toplumsal yapıyı düşündüğümüzde pek çok mağdurun bu istismarı gizlemek zorunda kaldığını ve süreğen bir travma durumu yaşadığı görülmektedir. Bu çerçevede ensestin açığa çıkarılması, paylaşılması, mağdurların gerekli desteği alabilmesi ve uzun vadede yaşamını yeniden düzenlemeye başlayabilmesi için bütüncül, koordineli kavrayışlara, disiplinlerarası çabalara ve örgütlenmelere büyük ihtiyaç olduğu ortadadır. (SB/EK)

http://www.bianet.org/cocuk/toplumsa...unmez-istismar
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Matbu bono metni üzerindeki "malen" kelimesinin üzeri çizilerek "nakden" yazılması Av.Özgür Özlem Öngel Meslektaşların Soruları 9 26-02-2008 17:02
Bele sarılmak "taciz" değil, "cinsel saldırı" Av.Oğuzhan Dayar Hukuk Haberleri 4 06-01-2008 22:13


THS Sunucusu bu sayfayı 0,11478996 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.