Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Avukat Sayısı Sınırlandırılmalı

Yanıt
Old 01-04-2014, 10:15   #61
MAHMUT MAVİGÜL

 
Varsayılan

Değerli meslekdaşım,

Yargılamanın en önemli saç ayaklarından olan savunma yani,avukatlık mesleğinin yargılamanın hızlandırılmasındaki etkisi malumunuzdur.Bunu tartışmaya gerek bile yoktur.
Yargılamadaki hızlanmanın en önemli etkenlerinden biri olan avukatın,vekalet ücretinin
davanın başında yatırılması bu nedenle önemlidir. Zamanda yolculuk kavramı ile yargılamayı hızlandıran avukat,gelecek zamanı yakalayarak,” gecikmiş adalet adalet değildir” kavramını
bertaraf eden bir emekçi ve adalet hizmetğarıdır.Sadece iktisadi rahatlama yönünden değil,avukatlık ücretinin yargılama giderleri mevadından olması gerçeği karşısında,dava şartı kapsamına dahil edilmesi gerektiği kanaatindeyim.Avukatlık ücretinin dava şartı olarak HMK’nun/g bendinin ilişkili olduğu Tarife’nin 3 ve 4.maddeleri kapsamına dahil edilmemesi,kanun koyucunun haklılığını değil,bu yöndeki eksikliğini gösterir.Avukatlık ücretinin,HMK’nun 114/g ve ilişkin Tarife’nin 3 ve 4.maddelerinde yer almamış olması,o maddenin gerekçesine haklılık kazandırmaz sadece, eksiklikle birlikte,bu eksikliğin giderilmesi gerektiği gerçeğini ortaya koyar…Kaldı ki, yasa koyucunun koyduğu yasa maddesi ve gerekçesi Allah kelamı da değildir.Ancak, “ ağacın kurdu,içindedir” deyişinden hareketle, kanun koyucuların ve adalet alt komisyon üyelerinin tamamına yakının önceki mesleklerinin avukat olması da işin bir başka boyutudur.Bilirkişinin hazırladığı mesleki 3-5 sayfa raporun bedeli peşin ödenirken,ikamesi ile birlikte neredeyse iki yıla yakın yargılama süreci zarfında; zamanını,emeğini ve hizmetini sunan avukatın ücretinin, sırf yasa koyucunun afaki gerekçesi bahanesi ile göz ardı edilmesi kabul edilemez.Tabidir ki, bu göz ardılık sadece yasa koyucunun afaki gerekçeleri neticesinde değil, daha 2008 li yıllarda HMK’nunda yapılacak tadilat çalışmaları nedeniyle T.C.Adalet Bakanlığı Adalet Alt Komisyonuna müracaat edip bu uğurda mücadele vermesi gereken meslek odalarımız ve onu lideri bulunan TBB yetkililerinin, meleklerin erkek mi,dişimi olduğu tartışmasına girmelerinden kaynaklıdır.
Avukat, müvekkili ile ücreti serbest bir şekilde kararlaştırabilir.Bunun bedelini
peşin olarak alabilir.Bu durum serbest avukatlık mesleğinin yapısı gereğidir.Ancak,yargılama süreci zarfındaki,yargılamayı ilgilendiren tüm çaba ve gayretler,bilirkişi temini,araç temini,
tanıkların getirtilmesi,hazır edilmesi,eksikliklerin ikmali,yargılamayı doğru yönlendirme çabaları vs gibi yargılamayı ilgilendiren hususlar, yargılama hizmetleri ve dolayısıyle de yargılama gideri kapsamındadır.Tabidir ki,bunun doğal sonucu olarak bu emek ve hizmetlerin avukat ücreti olarak avukatlık ücret tarifesindeki baremlere göre taraflarca önceden ödenmesi gerekmektedir.Şirket veya Banka avukatları,vekalet akdi ile bağlı oldukları kuruluştan aylık sabit bir ücret almaktadır.Bu ücret; yapısı gereği müvekkili ile olan organik bağının karşılığıdır. Ancak,dava dilekçesi,cevap layihası,delil listesi gibi unsurlar ait olduğu kuruluşa değil,bilakis yargılamaya sunulmaktadır.Yemeği hazırlayacaksınız,masaya servis edeceksiniz,bırakın ücreti bir bahşiş dahi alamayacaksınız.Böylesi bir aşçılığı ve garsonluğu hangi meslek gurubu kabul eder?!!
Tarafın bilirkişi deliline istinat etmesi nedeniyle, bilirkişi ücreti yatırmak zorunda olduğundan söz etmişsiniz.Bu doğrudur.Ancak,aynı paralellik avukat için de geçerlidir.Taraf; mevcut davada kendisini vekille temsil ettirmektedir.Bilirkişi; her neyin bilirkişisi ve uzmanı ise, avukat ta yargılamanın takip ve intacı noktasında uzman bilen kişidir.
Savunman bilirkişisidir.Sair bilirkişi gibi,sadece kendisine sorulan konu hakkında 3- 5 sayfalık rapor tanzim etmemektedir.Tüm yargılamanın safhatleri boyunca sayfalarca dilekçe ve layihalar,takip, yakınlık vs gibi hizmetler sunmaktadır.Yargılama hakimini eksik konularda uyarmaktadır. Yapılması gerekenlere dikkatini celbettirmektedir. Eksiklikleri gidermektedir. Ve dahası bir çok iş ve işlem yükü savunman bilirkişinin yükümlülüğünde ve mücadelesindedir. Peki “TARAF” ın bu hizmet ve mücadeleyi vermek gibi bir bilen kişiliği var mı? Savunma yapabilir mi?..Ve daha nicesini…gerçekleştirebilir mi?! Önce kendi mesle-
ğimizin önem ve özelliğini gözetmek zorundayız.Bu yöndeki karşı duruşunuzu kabul edemedim.
Siz yazınızda,vatandaşın Anayasal Hak Aramak Hürriyeti’nin,dava başında yatırılacak avukatlık ücreti ile engellenebileceğini belirtmişsiniz.Örnek vermem gerekirse;
25.000-TL lık işçi alacağı ile ilgili bir dava da, 200-TL sı mahkeme harcı ,geri kalan 850-TL sı miktarın gider avansı olarak davacıdan 1050-TL peşin para alınmasını,vatandaşın Anayasal hak arama hürriyetine bir engel olarak görmeyip,sadece alınacak 3000-TL avukatlık ücretini
mi görmektesiniz.
3850-TL toplam gider avansı ile birlikte 200-TL harç miktarı olmak üzere toplamda 4050-TL lık miktarın vatandaşın cebinden çıkmasının önüne geçmenin en pratik Devlet çözümü “Hukuk Sigortası” sistemidir.20/03/2014 günlü yazımda da ifade ettiğim üzere, vatandaşın yıllık 10.000-TL lık ( risk ) hukuk sigortasının aylık ödenecek priminin 12,00-TL sı gibi düşük bir ücrete baliğ olduğu açıktır.Bir paket sigara ise, 6,00-TL dir. Tarafımdan yaptırılan 50.000-TL lık “Mesleki Risk Sigortası” nın 9 aya bölünmüş aylık ödemesi 56,00-TL dir. Anayasal Hak Aramak Hürriyeti’nin teminatı avukatlar değil,bizatihi Devlet’in kendisi olmalıdır.Herkes işini yapsın..Aylık 25.000-TL maaş artı kıyak emeklilik gibi haklardan istifade eden yürütme organlarının görev ve sorumluluğunda olan bir husustur bu.Biz avukatlar ve ilişkin olduğu Baro’lar ve onların en üst sorumlusu ve temsilcisi olan TBB, bir imarethane veya hayrat hane değildir.
Hukuk Sigortası kapsamı ile Devlet’çe teminat altına alınmış olan Anayasal
Hak Aramak Hürriyetinin doğal neticesi olarak, “Para bizi bozmasın aga” şeklindeki halk tabiri gereği müvekkilinizle sadece size müracaat ettiği hukuki konu hakkında konuşur, dertleşir ve çözüm ararsınız.Para yapısı gereği mikrobiktir.Girdiği her alanı kirletir.Sorun yaratır.Bilmem size yeterince anlatabiliyormuyum.Danışma,konuyu çözme,hukuki yardım,dava hakkında detaylı görüşme…her şey buraya kadar çok güzel…konu paraya gelirce sizinle müvekkilin arasında golfistirim soğuk su akıntıları başlar…hava birden serinlenir..bildik müvekkil tavırları…avukat bey veya avukat hanım ben bir kartınızı alayım…size uğrayacağım inşallah…maşallah…gidiş o gidiş siz kaybettiğiniz zamanınıza…
verdiğiniz iyiniyete dayalı hukuki yardımlarınıza,görüşlerinize yanar durursunuz…Peki giden müşteri sizin arkanızdan ne der bilirmisiniz…İşi gücü para bu avukatların…hepsi üçkağıtçı…
neredeyse beni soyacaktı…böyle ücret istenir mi yahu…biri bin lira istiyor..diğer avukat
500 istiyor…ötekisi de 3000 istiyor…az kalsın dolandırılacaktım…İşte itibar,işte saygınlık…
Ama deyin ki “2000-TL “ gider avansını peşin yatıracaksınız…benim ücretim de 1000- TL,
…gider altınını bozdurur..dahası kredi kartı ile altın alıp,altıncı da bozdurur yine de gider avansını yatırır da…sıra sizin ücretinize geldi mi…sizi Kudüs’teki ağlama duvarı zanneder..
Peki,biz avukatların,müşterisi ile olan mali işleri ve sorunları nedeniyle bu denli hırpalanmaya maruz bırakılmamız doğrumudur..itibarımızın kendini bilmez bir müşterice bu denli rencide edilmesi sizce hoş mudur?..Hayır..
Halen iktisadi rahatlama ile itibar illiyetini kurmanıza bilmem yardımcı olabildim mi?...
1136 sayılı Avukatlık Yasası, nitelik itibariyle avukatlık mesleğini serbest bir meslek olarak tarif etmekle birlikte,yaptığımız görevin bir kamu hizmeti olduğunu teyid eder.Kamu hizmeti gören bir meslek gurubunun yaptığı tüm iş ve işlemler,hizmetler kamu düzeni gereğidir.Bu nedenle de, avukatlık ücretinin HMK’nun 114/g maddesinde yer almasının gerekliliği , kamu düzeni nedeniyledir.Ve dava şartı olarak da kabul edilmek zorundadır.
Sevgi ve selamlarımla…
Old 01-04-2014, 11:22   #62
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Sayın Mavigül,

Dava şartı kabul edilen gider avansının yatırtılması ile yargılamanın sürüncemede kalmasının önlenmesi arasındaki illiyet YARGILAMAYI YAPANIN, –TARAF- edimini beklemesini önlemektir. Yani önce şunu anlamak/netleştirmek gerekir: bilirkişinin ücretinin yatırılmasının dava şartı olarak kabulü, bilirkişinin şahsından/mesleğini icrasının öneminden mütevellit değildir. Böylece avukatın şahsından/mesleği icrasının öneminden dolayı yargılamanın hızlandırılmasına/yargılamaya yardımcı olmasına/katkısına ilişkin yazdıklarınızın –hukuken- HMK m.114 anlamında hiçbir ehemmiyeti olmadığı kanaatindeyim.

Diğer yazdıklarınız ise avukat-müvekkil (iç) ilişkisi/akdi vekalet ilişkisi kapsamındaki hususlar olmakla; yazdıklarınızın HMK ile irtibatı olmadığını düşünüyorum. Örn:
Alıntı:
Yazan MAHMUT MAVİGÜL
… konu paraya gelince sizinle müvekkiliniz arasında … soğuk su akıntıları başlar…hava birden serinler.. bildik müvekkil tavırları… avukat bey veya avukat hanım ben bir kartınızı alayım… size uğrayacağım inşallah… maşallah… gidiş o gidiş siz kaybettiğiniz zamanınıza…
verdiğiniz iyiniyete dayalı hukuki yardımlarınıza, görüşlerinize yanar durursunuz…Peki giden müşteri sizin arkanızdan ne der bilir misiniz…İşi gücü para bu avukatların… hepsi üçkağıtçı…
neredeyse beni soyacaktı… böyle ücret istenir mi yahu… biri bin lira istiyor.. diğer avukat
500 istiyor… ötekisi de 3000 istiyor… az kalsın dolandırılacaktım… İşte itibar, işte saygınlık…
HMK’da avukatın, müvekkilinden akdi vekalet ücretini nasıl alacağı düzenlensin şeklinde bir düşünceniz olmadığına inanıyorum?

P.S: Ve hayır hâlen avukatın iktisaden rahatlaması ile avukatların itibarı arasında bağıntı kuramıyorum. İtibar, TDK’da saygınlık ve borç ödemede güvenilir olma durumu/kredi olarak tanımlanmış. Sizin hangisini kastettiğinizi bilemiyorum ama ben itibarı, saygınlık olarak algıladığımdan dolayı ilinti kuramıyor da olabilirim...
Old 01-04-2014, 15:33   #63
MAHMUT MAVİGÜL

 
Varsayılan

Sayın Öksüz,

Yazdıklarınız bir tüm olarak irdelendiğinde, yazdıklarıma cevap değilde,gizil bir şekilde ironi nitelikli beni idrak yeteneğinden yoksun biri olarak gördüğünüzü, bunun ise hiç şık bir davranış ve yazışma stili olmadığını belirtmek isterim.Benim görüşlerime aynen iştirak etmenizi bekler gibi bir düşüncem ve yaklaşımım da olmadı.İlinti kurarsınız veya kuramazsınız.Bu size ait bir sorun.Ancak,tüm meslektaşların halen yaşamakta olduğu ekonomik yönlü ağır şartların, tuzu kuru olan küçük bir azınlığa rağmen, büyük nispette fazlalaştığını,beyanınızgibi TDK kapsamında ( ! ) saygınlık bir yana,kredilerinin düştüğünü ve borç ödemede büyük sıkıntılar yaşadıklarını bilmenizi isterim.Başka bir galakside yaşıyor iseniz, bunu ben bilemem!...
Sevgi ve selamlarımla…
Old 01-04-2014, 16:24   #64
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Sayın Mavigül,

Niyet okuyuculuğuna, alınganlığa gerek yok, yazdıklarım yukarıda duruyor. Ne bir ironi var ne de tahkir. Anlamaya gönlü olan tüm hukukçular için gayet açık.

"Doğruların yemin etmeye ihtiyacı yoktur"

Selamlar...
Old 02-04-2014, 09:22   #65
MAHMUT MAVİGÜL

 
Varsayılan

Sayın Öksüz,

A.Einstein ustama sığınarak,hiç olmazsa kıt aklımın sınırlarını zorlamaya çalışarak,görüş ve önerilerimle çözüme,dahası bir şeylere ulaşmanın gayretindeyim.
Doğrulara karşı tarafımdan yemin teklifinde bulunulmamıştır.Tüm yasal delillerim 20/03/2014 günlü yazım ile ortaya konulmuştur.Çocuksu çağlarımda terzi çıraklığı yaptığım için ( ! ) gerçeği açıklamakla birlikte,bunun zerafeti konusunda yeterli ustalığa da sahibim.Zerafet ustası olarak gördüğünüz yasa koyucuların,alt komisyon üyelerinin
“gider avansı” kostümünü dikerlerken oldukça defolu ve kötü malzeme kullandıkları açıktır.Meslekteki 3o yılı aşkın süreyi sırf yeşillik olsun babından geçirmedim.Yaşamı,
mesleki yaşamı,meslektaşlarımın sorunlarını,yaşadıkları mesleki ve ekonomik işkenceleri
birebir yaşayarak,soluyarak geçirdim.Kartel nitelikli hukuk bürolarında,kunta kinte nitelikli yaşam sürerek,vahşi kapitalizmin dişlileri arasında ezilen meslektaşlarımın
sıkıntılarını ve sorunlarını dinlemekle geçti yaşamım.Mesleki tisünami dayatma rejimi gibidir,herkesin kapısı bir gün çalınabilir…
Sevgi ve selamlarımla…
Old 02-04-2014, 17:08   #66
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan MAHMUT MAVİGÜL
Öncelikle avukatlık mesleğinin içerik olarak tanımını hiçbir efendi veya köle yapamaz.Antik çağdan bugünlere değin mücadelesi ile ün salmış “ÇİÇERO” , avukatlık mesleğini yapabilmek için antik senatodan onay almamıştır. Başarı ve yeteneğini,muhakemesi ile harmanlayarak kokteylini kendisi hazırlamış,bir sürü başarıya imza atmış ve kendi sonunu da hazırlamıştır.Doğumu ve gelişimi ile ölümü noktasında hiçbir vesayet makamı yetki alamamıştır.Mesleğimizin atası olarak bilinen bu zat,hür doğmuş,hür yaşamış ve hür ölmüştür.

Alıntı:
Yazan Wikipedianın Almanca sayfasından kısaltılmış alıntı
Çiçero:
Marcus Tullius Cicero: [ˈkɪkɛroː]; (* m.ö 3. Ocak 106 Arpinum; † 7. Aralık 43 Formiae) Romalı politikacı, Avukat, Yazar ve Filosof, Romanın en meşhur hatibi ve m.ö. 63 yılında Konsolos(Consul: Roma Cumhuriyetinin en yüksek sivil ve askeri memuru)Çiçero antik Romanın çok yönlü ve oportünist şahsiyetlerinden birisi olarak tanınıyor.
Felsefi alandaki önemi ilk sırada yunan felsefesini latin Dünyasına tanıtmakta büyük bir rol oynuyor. Katalina komplosunun bastırılmasındaki rolünden ve bunun sonucu olarak cumhuriyetin kurtarılmasından dolayı kendisine senato tarafından PATER PATRIAER Baba Yurdunun Atası unvanı verilmiştir. Çiçero İç Savaş sırasında ve Diktatör Gaius Iulius Caesar(Sezar) zamanında devamlı olarak geleneksel cumhuriyet taraftarı olarak çalışmış ve bu sisteme dönülmesi için uğraşmıştır. Politik yaşamındaki esnekliği kendisinin oportünistlik ve prensipsizlik suçlaması ile karşılaşmasına yol açmıştır; Bu konu araştırmacılar arasında tartışmalıdır. Sezarın m.ö. 44 yılında öldürülmesinden sonra Çiçero Antonius, Octavianus ve Lepidus'tan oluşan Triyumvira tarafından proscriptio listesine (aforoz) alınmış ve kaçarken m.ö. 43 yılında öldürülmüştür.

Günümüzdeki ve ülkemizdeki avukatların sorunları tartışılırken Çiçeronun nasıl doğduğu, nasıl yaşadığı ve nasıl öldüğü tartışmaya ne ölçüde açıklık getirir çıkaramadım! Ayrıca hangi Roma Konsolosunun esir olarak doğduğu, esir olarak yaşadığı ve esir olarak öldüğü konusunu araştırmada fayda var.

Alıntı:
Yazan MAHMUT MAVİGÜL
Tarafın bilirkişi deliline istinat etmesi nedeniyle, bilirkişi ücreti yatırmak zorunda olduğundan söz etmişsiniz.Bu doğrudur.Ancak,aynı paralellik avukat için de geçerlidir.Taraf; mevcut davada kendisini vekille temsil ettirmektedir.Bilirkişi; her neyin bilirkişisi ve uzmanı ise, avukat ta yargılamanın takip ve intacı noktasında uzman bilen kişidir.
Savunman bilirkişisidir.Sair bilirkişi gibi,sadece kendisine sorulan konu hakkında 3- 5 sayfalık rapor tanzim etmemektedir.Tüm yargılamanın safhatleri boyunca sayfalarca dilekçe ve layihalar,takip, yakınlık vs gibi hizmetler sunmaktadır.Yargılama hakimini eksik konularda uyarmaktadır. Yapılması gerekenlere dikkatini celbettirmektedir. Eksiklikleri gidermektedir. Ve dahası bir çok iş ve işlem yükü savunman bilirkişinin yükümlülüğünde ve mücadelesindedir. Peki “TARAF” ın bu hizmet ve mücadeleyi vermek gibi bir bilen kişiliği var mı? Savunma yapabilir mi?..Ve daha nicesini…gerçekleştirebilir mi?! Önce kendi mesle-
ğimizin önem ve özelliğini gözetmek zorundayız.Bu yöndeki karşı duruşunuzu kabul edemedim.

Avukat uzmandır, savunmasını gerektiği gibi yapmak için branşında uzman olmak zorundadır. Ama avukat bilirkişi değildir! Avukatlık ücretinin dava açılması için gereken bir şart olması konusunu tartışabilirsiniz; ama bunu bilirkişi ile avukat arasında bir paralalellik kurarak yapmak ve avukat bilirkişidir demekle değil. Bilirkişi tarafsızdır ve tarafsız olmak zorundadır. Avukatın nasıl olması gerektiğini alttaki linkten öğrenmek mümkün. http://www.higm.adalet.gov.tr/avukat...%B1_normal.htm


Saygılarımla
Old 04-04-2014, 11:20   #67
MAHMUT MAVİGÜL

 
Varsayılan

Sn.Gemici;

Kendi meslek dalı ve alanı ile ilgili olarak naçizane görüş ve önerilerimle konuya çözüm getirmek amaciyle mesleki kamu oyu oluşturmak için yaptığım çalışma ve mücadele,maalesef köşe yazarı bazı gazeteciler gibi didik didik tahlil edilerek, konunun ve mücadelenin odağından uzaklaşmak kabul edilir gibi değildir.
“Çiçero” nun mesleki anlamdaki bağımsızlığıdır önemli olan.Tarih dersi vererek,
tartışmaya yararı noktasındaki çıkarımın ne olduğunu anlamazlıktan gelmek mümkün değildir.
Meslek tekelinin,hasıl olan başarı ve yetenek ile değil bilakis,siyasi destekli iş ortamı temini ile gerçekleştiği açıktır.Örnek vermek gerekirse, bir avukatın dört-beş adet bankanın,sayısı oldukça fazla kurum ve kuruluş avukatlığını yapması takdir edersiniz ki,tesadüf değildir.Öyle hukuk büroları vardı ki,banka müşterisi gibi sıra numarası alınarak iş görülmektedir.Artık gerçek tüm açıklığı ile ortada olduğuna göre, zerafeti için terzi aramaya gerek yoktur!...
Böylesi meslek tekilini havi hukuk bürolarında, efedi avukat, köle de de maalesef avukattır.Gelir ve pasta dilimi neden eşit dağıtılmasın…İşte tüm bu sıkıntıların nedeni,HMK’nun 114/g maddesi hükmüne eklenmeyen ve biz avukatlara uygulanan “üvey evlat” muamelesinden kaynaklanmaktadır.Tabidir ki,böylesi bir değişimi kartel hukuk büroları istemez.Binlerce kapasiteli “Akhisar Sigara Fabrikası” yıllar içerisinde neden açılamadı,üretime geçemedi,istihdam sağlanamadı?...Çünkü,Manisa’nın tütün ve pamuk üreticisi beyleri ve ağaları ,ucuz ırgatın ellerinden gideceği korkusuyla siyasi baskılarla açılmasına engel oldular da ondan..Meslek tekili için de geçerlidir bu gerçek,ve zerafet için terziye ihtiyaç yoktur.Asgari ücretin az üstünde bir bedelle ucuza kapattıkları köle avukatları
çalıştırarak, artı değer elde etmek için devamlı muhalefet etmektedirler…Avukatın vekalet ücretinin geder avansına HMK’nun 114/g maddesine yapılacak bir tadil ile eklemek demek, meslek tekelinin intiharı olacaktır da ondan…Konumuzla alakası olmayan “öz deyişleri”
kendilerine dayanak tutmaktan vazgeçmeleri gerekmektedir.Konumuzla alakalı bir öz deyişte benden…”Keser döner,sap döner,gün gelir hesap döner…”Yakın tarihimizde cenazeleri
Belediyelerce kaldırılmış olan avukatların şehir efsanesi hikayeleri vardır.Halen var olan
avukat intiharları da ayrı bir örnektir.
Avukat taraflı mı dır? Avukat ta tarafsızdır.Kimsenin babasının uşağı değildir.Müvekkili ile arasındaki tek bağ, özünde kan hısımlığı olmayan bir akdi vekalet ilişkisidir.Vekalet almak,efendinin kölesi olmak mı demektir?!...Bilirkişi tarafsızdır da, avukat taraflı mıdır?...Sadece müvekkilinin yargılama süreci zarfındaki SAVUNMA BİLEN KİŞİSİDİR…Ve dolayısıyla,hakkı olan avukatlık ücretinin de peşin olarak yatırılması
gerekmektedir.Kişi eğer bilirkişi deliline istinat ediyorsa,nasıl ki bilirkişi ücretini peşin olarak yatırması lazım geliyorsa, aynı kişi kendisini bir savunma bilen kişisi ile temsil ettirmek istiyorsa eğer aynı paralellikte ücretini de peşin olarak yatırması gerekmektedir.Artık timsahın altında civciv aramak abesle iştigaldir.Benimkisi sadece bir muhakeme görüşüdür.Bilirkişinin tarafsızlığı ile paralellik kurup,avukatlık ücretine ters takla attırmak kabul edilebilir değildir.
Sevgi ve selamlarımla…
Old 04-04-2014, 12:52   #68
detay82

 
Varsayılan

Ekonomik yönden güçlü olan kişilerin daha özgür ve bağımsız olduğu bilinen bir gerçektir.

Avukatların da ekonomik yönden kuvvetli olmaları halinde, hem devlete, hem kendi patron meslektaşlarına, hem de müvekkillerine karşı daha bağımsız ve güçlü olacakları muhakkaktır.

Bir şeyin sayısının artması ile değeri arasında ters orantı olduğu da bilinen bir kuraldır (Tuz, şeker, altın, elmas vs örnekleri gibi).

Avukatların, vatandaşları, daha çok devlete karşı savunduğu, devletin resmi makamları önünde hak savunuculuğu yaptığı, kapitalist ekonomik sistem içerisinde sermaye gruplarının da avukatlığını yaptığı göz önüne alındığında, devletten bu konuda olumlu adımlar beklemek faydasızdır.

Bu nedenle, avukatların sayısının sınırlandırılması için bol bol hukuk fakültesi açılmasının engellenmesini, sınav getirilmesini, avukatlık ücretinin yargılama gideri sayılarak peşinen vatandaştan tahsiline yönelik yasal düzenlemeler yapılmasını ihtimal dahilinde görmüyorum.

Çözüm nedir peki?

Kanımca avukatların, barolar ve barolar birliği eşliğinde birlik olması, gerekli kararlar almasıdır. Yukarıda anlattığım nedenlerle, güçlü olmamızı istemeyecek olan devletten, sermaye gruplarından, vatandaşlardan bir şey beklemeyelim.

Basit örnekler vermek gerekirse; avukatlar arasında, danışma ücreti alınması, avukatlık ücretleri konusunda taban fiyatların altına inilmemesi, cmk müdafilik sistemine, cmk ücretlerinin asgari tarifeye uygun hale getirilene kadar girilmemesi, ücretin peşin alınması ve ücretin direkt müvekkilden alınmayarak yardımcıya ödeme yapılmasına yönelik yerleşik uygulamalar geliştirilse ve topluma da bu uygulamalar kabul ettirilse pek çok ekonomik sorunun önüne sırf bu yollarla geçilebilecektir.

Bir avukatın ekonomi ile işi olmamalıdır. Tek hedefi de bu olmamalıdır. Zaten mesleğimizin ruhu da bunu gerektiriyor. Örneğin genelde bir avukat biriyle ücret konuşurken ve para alırken sıkılır. Keşke doktorların ki bir uygulama gelişse, parayı biz almasak, para konuşmasak, her şey önceden belirlense ve parayı bizim yerimize yardımcılarımız alsa.
Old 05-04-2014, 11:46   #69
kazimdeniz

 
Varsayılan

Tek çözüm ne kadar hoşlanmasam da Avrupa Birliğine girmek bu dahil bilimum sosyo-ekonomik-kültürel sorunlarımız bence bu şekilde çözülür.AB Hukukukun dayanılmaz katılığı , acımasızlığı ve de rasyonalitesine tabi olmak.
Old 15-04-2014, 10:56   #70
Senatus

 
Varsayılan

Kartelleşen hukuk bürolarının tekelleşmelerinin (diğer avukatları da bu nedenle fakirleştirmelerinin) önüne nasıl geçilebilir, bünyelerinde çalışanlar nasıl özgürleşip serbest çalışma imkanına kavuşur da meslek de bu sayede asli konumuna döner bence bunun da üzerinde durmak hatta daha çokça durmak gerekir. Böyle büroların internet sitelerine arasıra giriyorum. Bir methiyeler bir övgüler kendi kendilerini göklere çıkarmalar yok şöyle hizmet sunarlarmış yok böyle hizmet sunarlarmış, ihtilaf doğmadan çözüm bulunurmuş falan noluyoruz ya? Hangi meslekten söz ediyoruz ya da! Avukatlık bu kadar ticarileştirilebilir mi, ne hakları var buna, nereye gidiyor bu meslek? ABD modeli bize uymaz ya da uydurulmaya çalışılırsa sonuçları ekonomik olarak diğer meslektaşlar için ağır olur.Reklam yasaktır. Yapanlar veya reklamı abartanlar mutlaka cezalandırılmalıdır. Beni ilgilendirmiyor milenyum çağı,çağın gerekleri falan beni avukatlığın itibarı ilgilendiriyor!
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı Av.Mehmet Saim Dikici Hukuk Sohbetleri 71 05-04-2016 15:17
Avukat Kıvılcım Hukuk Sohbetleri 8 10-12-2008 14:15
Özürlülerin prim ödeme gün sayısı advokat34 Meslektaşların Soruları 3 22-12-2006 19:42
İngilizce Bilen Avukat Sayısı Cest la vie Konumuz : Hukukçular 36 21-11-2006 09:00
Ceza Mahkemeleri Dava Sayısı Oya Karabıyık Hukuk Soruları Arşivi 1 02-03-2002 00:35


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04089808 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.