Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Evliyken Çocuk Kaçırma

Yanıt
Old 02-01-2012, 15:48   #31
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gemici
cümlesi ile velayet hakkını sırf velayet hakkı sahipleri yönünde değerledirdiğiniz görüşüne varıyorum. Velayet hakkının çocuğun menfaati yönünde değerlendirilmesi ve anne ve babanın mutlak bir hakkı olmadığı göz önünde bulundurulmalı bence.

Saygılarımla

Aynı yönde;

Boşanma ve gerekçeleri, karı kocanın birbirlerine yönelik sorumlulukları veya kusurları başka şey, çocuğun menfaati başka şeydir.

Velayet tarafların birbiri ile anlaşmazlıklarına bırakılabilecek husus değildir.

Fiilen ayrı yaşama kararı alınmışsa ve arada bir çocuk varsa, mahkeme çocuğun yüksek menfaati gereği velayet hakkının kullanımını bir ebeveyne bırakabilir. Burada kanun koyucunun amacının, çocuk yararına verilmesi gereken kararların zamanında alınmasını sağlamak ve yine taraflar arasındaki çekişmeden çocuğun zarar görmesini önlemek olduğu açıktır. Velayet verilirken de, çocuğun aklen, bedenen ve ruhen kimin yanında daha huzurlu, sağlıklı ve güvende olacağına bakılır ve tüm deliller buna göre araştırılır.
Alıntı:
Yazan Taita Dragonfire
Olan hukuk sizin dediğiniz gibi ise olması gereken hukuk benim dediğim gibi olmalı kanaatindeyim. Evlilik kurumu sağlıklı aile düzeni için öngörülmüş iken ailenin değeri ve amacı olan çocuklara ilişkin velayet kavramının DEVAM EDEN EVLİLİK BİRLİĞİ'NDEN AYRI ele alınması benim nazarımda HUKUKUN korumak istediği amaç ile çelişmektedir.

Ve artı, hukuken evlilik birliğinin devamını çocuk sağlayamaz.. Kanun koyucunun düzenlemesini son derece isabetli buluyorum. Öte yandan velayete ilişkin kararlar kesin hüküm teşkil etmez. Velayet kendisine verilen taraf, bu yetkiyi çocuğun yararına kullanamamışsa, diğer tarafın velayetin değiştirilmesi için dava açma hakkı da vardır.

Saygılar.
Old 02-01-2012, 15:52   #32
av.medine

 
Varsayılan

Sayın meslekdaşlarım ; evlilik birliği içinde velayet hususunda hakimler düzenleme yapmıyor. Bu doğrultuda görüş bildiren meslekdaşıma katılıyorum.Çünkü bizzat başıma geldiği için fiilen tatbik ettim. Her ne kadar yeni medeni kanunda bu husus farklı ise de ; tatbikatta hakimler boşanma davası açılmaksızın tedbiren velayet hususunu düzenlemiyor.
Benim dava konusu olayımda ; kadın olan eş müşterek çocukları alıp evi terk etmiş ve başka bir şahıs ile başka bir yere kaçmıştı. Önce tedbiren velayetin düzenlenmesi ile mülterekçocukların müvekkile teslimini talep ettim. Kabul edilmeyince ;bu defa boşanma davası ile birlikte çocujların tedbiren velayeti ile şahsi ilişki talep ettim. Talebim kabul edildi ve tedbir kararını infaz için icra takibine koymak sureti ile müşterek çocuklarının velaleyetini babanın yanına alabildik.
Maalesef tatbikatta durum bu şekilde işliyor.
Old 03-01-2012, 10:38   #33
av.yağmur deniz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan TaitaDragonfire
"Boşanma davası olmaksızın ayrı yaşayan ya da ortak yaşamı sonlandıran bir irade sergileyenlerin velayet davası açamayacağı" şeklindeki görüşüme "AÇILABİLECEĞİ" şeklinde KARŞI GÖRÜŞ sunan tüm meslektaşlarıma TEŞEKKÜR ediyorum.

Olan hukuk sizin dediğiniz gibi ise olması gereken hukuk benim dediğim gibi olmalı kanaatindeyim. Evlilik kurumu sağlıklı aile düzeni için öngörülmüş iken ailenin değeri ve amacı olan çocuklara ilişkin velayet kavramının DEVAM EDEN EVLİLİK BİRLİĞİ'NDEN AYRI ele alınması benim nazarımda HUKUKUN korumak istediği amaç ile çelişmektedir.

Velhasıl, dediğiniz üzere evlilik birliği içerisinde VELAYET davası açılabiliyor ise bunun hukuk boşluğundan kaynaklı olduğunu ve buna bağlı yorumdan doğduğunu (ilişki kurulmasına ilişkin kararlara saygı duyuyor gerekliliğini kabul ediyorum) asli olarak ise -kanımca- düzenlememin gerekli olduğu bir husus olduğunu düşünüyorum.Aksi halde evden ayrılmak ortak hayatı sonlandırmaya yetseydi TERK gerekçesi ile boşanma davası açılamazdı. Kanundaki bu kavramı bu kadar geniş yorumlamamak gerektiği kanısındayım.

Kim bilir belki günün birinde bu konu da bir düzenleme yapılabilir. Konuya ilişkin mesajlarıma karşılık veren meslektaşlarıma ilgilerinden dolayı teşekkür ediyorum.
(Dip.köşe.son.ihtirazi.not:Halen.tatmin.olmadım )
sayın meslektaşım boşanma olmasa dahi çocuğun menfaatinin düşünülerek bu konuda düzenleme yapılması ,neden, olan hukuk ve olması gereken hukuk ayrımına itiyor sizi.Taraflar gerek cahiliyetten gerekse vurdumduymazlıktan boşanmıyor olabilirler ,bu durumda neden çocuklar olumsuzlukları yaşamak zorunda bırakılsın ki.Eğer çocuğun yararı gerektiriyorsa boşanma olmadığında da velayet düzenlenebilmeli.Nasıl ki boşanma neticesinde velayetin nezi suretiyle yeniden velayet çocuk yararına düzenlenebiliyorsa ,evlilik birliği devam ederken de çocuğun menfaati neyi gerektiryorsa o yönde bir düzenleme yapılabilmeli.Bu konuya neden bu kadar katı yorumla yaklaşıyorsunuz.Meslektaşların da belirttiği gibi daha önce düzenlenmeyen bir husus hüküm altına alınmış ne mutlu ki.
Old 03-01-2012, 12:48   #34
Av. Murat ÇETİN

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan _erman_
Baba ile anne evli durumdalar. Anne ortak çocuğu alıp başka bir ile kaçıyor ve orda yaşamaya devam ediyor. Anne uygunsuz bir hayat sürmekte. Baba boşanma davası açmak istemiyor. Boşanma davası açmadan çocuğun velayetini almak mümkün müdür? Bu mümkün değilse baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisi mümkün müdür? Boşanma davası açmak zorunlu mudur?
TMK'da boşanma/ayrılık kararı öncesi velayet/kişisel ilişki davası açılmasına ilişkin bir hüküm yok. Bu duruma karşı 2 ihtimal/teori ileri sürebiliriz:
1. Kanunkoyucu bu konuyu kasten düzenlememiştir, yani boşanma/ayrılık kararı öncesi ayrı bir velayet/kişisel ilişki davası açılmasını istemiyordur. Bu ihtimali/teoriyi benimserseniz, boşanma/ayrılık davası açmadan böyle bir dava açamazsınız.
2. Kanunkoyucu konuyu düzenlemeyi unutmuştur, yani bir kanun boşluğu vardır. Bu durumda TMK 1 gereği hakim kendisi kanunkoyucu olsa idi nasıl bir hüküm vaazedecek idiyse ona göre karar verecektir. O zaman da boşanma/ayrılık davası öncesi bir velayet/kişisel ilişki davası açılabileceği düşünülebilir.
TMK 336/1'deki "Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar." hükmünün aslında TMK'da bir boşluk olmadığı evlilik sürerken velayet davası açılamayacağı anlamına geldiği ve kanunda bir boşluk olmadığı düşünülebilir.
Burda bizi tereddüte düşüren hüküm, 336/2'deki, "Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine verebilir." şeklindeki düzenlemedir.
Burada ortak hayata son veren ya da ayrılık halini gerçekleştiren taraflar mıdır, yoksa hakim midir (yani boşanma/ayrılık ilamı mıdır)?
Ancak bu fıkradaki "verilebilir" kelimesi ile bir sonraki fıkradaki "Velayet, (...) boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir." cümlesi birlikte düşünüldüğünde 2. fıkrada ortak hayata son veren ya da ayrılık halini gerçekleştirenin "taraflar" da olabileceği akla geliyor. Zira 2. fıkrada kastedilen boşanma/ayrılık ilamı ise hakimin velayeti boşanma veya ayrılığa rağmen beraber kullandırabileceği ("velayeti eşlerden birine verebilir") gibi uygulanması neredeyse imkansız bir tablo ortaya çıkarıyor.
Eğer kanunen velayet beraber kullanılacaksa, ancak eşlerden biri diğerinin velayeti kullanmasını ve kişisel ilişki kurulmasını fiilen engelliyorsa, kanun açıkça böyle demiyor olsa bile hakimin "kanunkoyucu olsa idi nasıl bir kural koyacaksa" ona göre bir çözüm bulması gerektiğini düşünüyorum. Benim çözümüm de boşanma/ayrılık davası açmadan böyle bir davanın açılmasına imkan vermek şeklindedir.
Old 03-01-2012, 12:58   #35
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan _erman_
Baba ile anne evli durumdalar. Anne ortak çocuğu alıp başka bir ile kaçıyor ve orda yaşamaya devam ediyor. Anne uygunsuz bir hayat sürmekte. Baba boşanma davası açmak istemiyor. Boşanma davası açmadan çocuğun velayetini almak mümkün müdür? Bu mümkün değilse baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisi mümkün müdür? Boşanma davası açmak zorunlu mudur?

Çocuğun menfaatleri gerektiriyorsa hakimden ana babadan birinden velayeti kaldırması istenebilir. Hakim, ikisinden dahi kaldırabilir... Bunun için boşanma istemli dava açılması ve bu talebin onun içinde yer alması şart değildir. Bu durumda TMK.346 ve devamı hükümlerine göre hareket olunmalıdır.

Alıntı:
III. Velayetin kaldırılması

1. Genel olarak

MADDE 348.- Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hakim aşağıdaki hallerde velayetin kaldırılmasına karar verir:

1. Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, özürlü olması, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi. 1. (Değişik: 5378 - 1.7.2005 / m.38) Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi.

2. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.

Velayet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır.

Kararda aksi belirtilmedikçe, velayetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar.

2. Ana veya babanın yeniden evlenmesi halinde
Old 03-01-2012, 14:02   #36
Av. Ali YILMAZKARA

 
Varsayılan

1 yaşında bir bebek, kocamı sevmiyorum artık diyip çocuğunu alıp ayrı eve yerleşen bir anne, boşanma davası söz konusu değil ama ortada bir velayet davası var anne velayeti alıyor...
*Kişisel ilişki tesis edilse sadece anlarım da neden velayet konusuna da giriliyor?

Velayet-> Velilik-> Veli, vekilin aile müessesine özgüllenmiş hali...
E tamam 1 yaşındaki bebek anne ilgisine ve bakımına muhtaç ama ortada boşanma davası söz konusu değil taraf kusuru tespit edilmemiş bu velayet davasında her ne kadar bir araştırma yapılacaksa da çocuğun yaşının ÇOK küçük olması nedeniyle anneye verilecektir. -ileride velayetin yeniden tesisi ya da el değiştirmesi mümkün olsa da- Velayetin SADECE annede olduğu dönemde çocuk adına karar alamayan babanın ve çocuğun belki hukuki hak kaybının telafisi olmayacaktır.

Bu yüzden velayet kavramının tek başına ortada boşanmanın B'si bile yokken dava edilebilmesini kendi adıma olması gereken hukuk'a uygun bulmuyorum.
Daha önce defalarca dediğim gibi tek taraflı olarak ayrılık kararı alan kişinin, kişisel ilişki kurulmasına hiç bir lafım yok.
Old 03-01-2012, 16:21   #37
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ömer Güntay
Çocuğun menfaatleri gerektiriyorsa hakimden ana babadan birinden velayeti kaldırması istenebilir. Hakim, ikisinden dahi kaldırabilir... Bunun için boşanma istemli dava açılması ve bu talebin onun içinde yer alması şart değildir. Bu durumda TMK.346 ve devamı hükümlerine göre hareket olunmalıdır.

İlaveten;

TCK.'nın şu maddeleri de dikkate alınmalıdır.

Alıntı:
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali

MADDE 233/3 - (3) Velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması

MADDE 234 - (1) Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz oniki yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır.
Old 05-01-2012, 22:20   #38
zübeyde kamalak

 
Varsayılan evet çocuğun geçici velayetini talep edbilir fakat haklı olduğunu ispatlaması gerkir

çocuğun geçici velayetinide iştirak nafakasını tedbiren talep edbilir eşinin geliri varsa en önemlisi ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispatlaması gerekir yani çocuğun velayetini neden istiyor bu konuda haklımı çocuğun bunda menfaati varmıdır ıspatlaması gerekir be böyle davalar açtım geçici velayet aldım
Old 06-01-2012, 11:55   #39
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Ayrı yaşama halinde velayetin düzenlenmesini istemek için ayrı yaşamada haklılık gerekli değildir. Taraflar haksız da olabilirler. Ancak ayrı yaşama nedeniyle çocukla ilgili kararları birlikte almanın zorluğu ve aralarındaki çekişmeler nedeniyle çocuğun menfaatinin zarar görecek olması sebepleriyle,çocuğun çıkarları gerektirdiği için velayetin düzenlenmesi gerekebilecektir.

Ayrıca bu durumda istenebilecek nafaka iştirak nafakası değil tedbir nafakasıdır.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Çocuk Kaçırma,Çocuğun İadesi Yargıtay Kararları Av.Habibe YILMAZ KAYAR Aile Hukuku Çalışma Grubu 2 12-01-2012 10:51
resmi evliyken eş başka bir gayri resmi evli bir bayanla evlenip birde çocuk yapması Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 11-08-2009 17:45
Uluslararası Çocuk Kaçırma - Lahey Sözleşmesi - Genelge üye14540 Çocuk Hakları Çalışma Grubu 0 10-02-2007 10:02
Uluslararası Çocuk Kaçırma Almıla Meslektaşların Soruları 2 01-07-2006 10:32
Uluslararası Çocuk Kaçırma Av G.Caliskan Meslektaşların Soruları 2 27-05-2005 12:07


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05114102 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.