Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yazdıklarımız - Yazdıklarınız. Üyelerimizin yazdığı ve bizlerle paylaştığı şiir, öykü, deneme ve diğer yazınsal türler.

Nur'un Merdiveni

Yanıt
Old 14-02-2009, 22:59   #31
Nur Deniz

 
Varsayılan

Her şey denktir. Ama kadın kararsızdır. Seviyor, seviliyordur.Zaman onu yıpratmış, bazı duygularını tahrip etmiş. Güven duygusu yok olduğu için hiç bir cevap vermemektedir.

Aylardır cevap bekleyen erkek bir yüzük alır, gider kadının yanına aniden.

- Seni hep olduğun gibi sevmeye söz veriyorum. Zaten çok seviyorum. Sevgili olmak karşılıklıdır. Ben bunu hissediyor ve kendi sevgim adına bu günü boş geçirmek istemiyorum. Beğenip beğenmeyeceğini bilmiyorum. Çok zevklisin .Benim ömrüm boyunca beklediğim gün bu gün ve benim için tek bir anlamı var der.

Kadının elini tutar kendine çeker ve avucuna bir küçük paket bırakır.

Kadın açamaz susar ve bekler. Korktuğu şey başına gelmiştir ve bir cevap vermek zorundadır.

Adam kararlıdır. Bir cevap olmasa da bir hareket de yeterlidir.

Kadının yüzü kızarmıştır. Titreyen elleri ile açar paketi..

Tek taş bir yüzüktür.

Parmağına takması cevap için yeterli olacaktır.

Korkar.

Adam o kadar iyidir ki, şans hayatta insanın başına bir kez gelir düşüncesi ile yutkunur ve yüzüğü takar.

Gülerler.

Çünkü yüzük büyüktür.

Adamın yanağına küçük bir öpücük kondurur ve kulağına fısıldar.

-Söz veriyorum.
Old 04-03-2009, 16:19   #32
Nur Deniz

 
Varsayılan Hayat İşte

Başı iki elinin arasında, yorgunluk,uykusuzluk ve ağlayan gözlerle yere bakarak düşünüyordu.

Genç yaşına rağmen, başından neler geçmişti kimbilir, benim bilmediğim.Karekterli bir yüz hattına sahipti.Gençti ama çok yorgun bir ifadeye sahipti.

Nasıl bir teselli cümlesi kursam diye düşündüm . Bulamadım.

Sağlık olsun mu desem, hayırlısı olsun mu, bu da geçer mi desem bilemedim.Sanki biten çilesinin yerine yenileri ekleniyordu.

Yanına oturdum . Ellerini avuçlarımın içine aldım. O nunla beraber dayanamadım ben de ağladım. Sadece bir kaç damla yaş.

Doğruldu ve ayağa kalktı.

Bana döndü :

-Bu da geçer, diğerleri gibi, ölmedim ya...

O bana ümit verdi.Haklıydı ve acıydı cümlesi.Çünkü her şeyi yaşamıştı .Gerçekten bir ölmediği kalmıştı.

Hayat işte...
Old 06-03-2009, 23:24   #33
Nur Deniz

 
Varsayılan

Ah baba ya, büyüdüm.....

Ortaokula başladığım gün benimle konuşmuştun hani balkonda, bu gün ki gibi aklımda.Sen dedin ki bana , benim kızımsın. Sen doğduğun gün öyle sevindim ki, ağladım dedin bana. Bu cümleyi bana veda ederken de söyledin. Açıklayarak ama.

Zor bir hayatım oldu dedin bana. Ben sadece çalışmayı bildim dedin. Sen öğrenmekle yükümlüsün dedin. Öğrendiğin her şeyin zorluğunu çekeceğini söylemedim sana , özür dilerim dedin. Yorgunum da dedin. Ve yüzüme bakıp hayatın ne kadar güzel olduğuna dair konuşmaya başladın.

Hayat güzeldir , emeğinin karşılığını alınca,

Hayat güzeldir, takdir edilince,

Hayat güzeldir , sevilince,

Hayat güzeldir, sevince,

Hayat güzeldir, başarılı olunca,

Hayat güzeldir, çocukların olunca,

Hayat güzeldir, dürüst olunca,

Hayat güzeldir, büyüyünce dedin bana.

Şimdi büyüdüm, hatta kendimi yaşlı bile hissedecek kadar. Ben de yorgunum demek istiyorum sana,ama yoksun.

Hayat hiç güzel değil. Emeğimin karşılığını alamıyorum, sistem değişti. Takdirler samimi gelmiyor.Sevildim ama içimde ki benle değil.Sevdim ama anlatamadım.Başardım, istediğim işi yapıyorum. ( Son verdiğin bayram harçlığı halen cüzdanımda.) Hep dürüst davrandım, ama bu geçerli değilmiş. Oğlum da var ama sana dede diyemedi. Şimdi diyor ama sen duyamıyorsun.

Bu günlerde oğlumla derin sohbetlere dalıyoruz. Keşke görebilseydin, o kadar büyük davranıyor ki? Ve ben ona ne anlatayım hayatla ilgili bilemiyorum.Senin kadar güzel şeyler söyleyemiyorum.

Sadece diyebildiğim aynı senin gibi , sen benim oğlumsun diyorum. Yüzü gülüyor.Benim de yüzüm sadece bu şekilde gülüyor.

Özlüyorum seni, çıkar yol bulamadığımda, başım derde girdiğinde, kendimi yalnız hissettiğimde, korktuğumda daha da çok.
Old 09-03-2009, 00:17   #34
Nur Deniz

 
Varsayılan

İyi geceler KHS müdavimesi.

Ne güzel sakin, huzur dolu bir gece
Kuşlar sessiz Eylül'deyiz gibi
Kuşlar suskun Nur Deniz gibi
Bu gece ben de susacaktım ki
Dayanamadım güzel sesinize
İyi geceler muhabbet abidesi
İyi geceler size hepimiz gibi


Armağan Konyalı
Old 09-03-2009, 00:38   #35
Nur Deniz

 
Varsayılan



Bu baharda da seni gördüm ya kardelen, ne mutlu bana. Beyazın sonra açar bilirim ben. Severim senin kokunu , her çiçekten daha çok.

Uzaktan özlediğim bir kardeşim geldi dün bana..

Şehir eğlencesi yaşadık dün akşam, Yemek ye , sohbet et, eve gel ye , iç yat muhabbeti.

Geç uyandık bu sabah. Geç kahvaltı. Kahvaltı sonrası mis gibi türk kahvesi. Ne güzel bir gün ve güneş vardı. Bahar havası dedikleri bu olsa gerek dedim içimden. Mart ayını iple çeken ben. çağırdım arkadaşlarımı. Eşofmanlarınızı giyin, dağa , göle çıkacağız.

Kafesten kaçar gibi, hapisten çıkar gibi çıktık evden.

E güzel arkadaşım dedim de güldün bana , makyaja ne gerek vardı deyince ben. Olsun gülmüş olduk. İçecekler, çekirdek vs aldık yanımıza. Gittik gölün kenarına. Oturduk. Bir kaç araba vardı sadece, bir kaç insan.Konuştuk, ağladık, güldük, fotoğraflar çektik. Salıncağa, tahtaravalliye bindik. Çocuklar olmadan, büyük havasına girmeden sallanmak da çok güzelmiş.Araba da çalan Sezen Aksu ve Volkan Konak şarkıları eşliğinde.

Sonra dedik ki, bir de ormana gidelim. Gittik. İki yolun kenarı kaplı çam ağacı. Otlar yeni yeni yeşeriyor. Bir çeşmenin başında durduk. Su içtik.İlerledik orman içine yere yer kardelenler açmış, topladık çocuk gibi, ellerimiz üşüdü ..Ama biz serinledik.

Boynu bükük beyaz kardelen, ne uzak yoldan geldiğini bilircesine eğridir boynu. Ama ne güzel çiçektir. Oldum olası sevmem gülleri. Samimi olmayan, ortalık çiçeğidir. Parası olanın elinde, hak edip etmediği belli olmayan kadınlara verilen yalaka çiçektir gül. Ne asalet ne de doğallık vardır.

Kısmetse seni gördüm, kokladım kardelen. Daha menekşe, leylak, sünbül ve de nergis koklayacağım yine bu yıl.

Bahçemi düzenleyeyim bu yıl diye düşündüm. Zambak dikeceğim bolca, beyaz, sarı, mor.Ve menekşe..

Çan çiçekleri de , çam ağaçlarımın altındaki çeşmenin kenarlarında olacak.

Kararlıyım, evde yemek yok bu yaz.

Seviyorum seni kardelen, her kışın ardında muhakkak bir bahar olduğunu bana her baharda hatırlattığın için.
Old 09-03-2009, 08:32   #36
supernatural

 
Neşeli Kadinlar Nasil Mutlu Edİlİr


Bulent, avucunu acmis kendisine dogru elini uzatan adama ters ters bakti.
Elli yaslarinda gosteren adam, gormeye alistigi hirpani kiyafetli dilencilerebenzemiyordu. Uzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yuzu
temiz ve saglikli gorunuyordu. "Sapa saglam adam gidip calisacagina dileniyor, belki benden daha zengindir" diye dusundu.

Zaten cani cok sIkkindi,birde sinirlenmisti.
Alayci bir ses tonuyla:
- Ekmek parasi mi istiyorsun ? diye sordu.
- Hayir cikolata parasi lazim!
Bulent'in kizginligi saskinliga dondu. Espri yetenegi olan dilencinin hali de baska oluyor diye dusundu.
- Niye siz ekmek bulamayinca cikolata mi yiyorsunuz?
- Hayir. Ekmek bulamadigimiz gunler genellikle bulgur pilavi yeriz, onu da bulamadiysak ac yatariz.
Bulent adamin ciddi mi konustugunu yoksa dalga mi gectigini anlayamamisti.
- Bu gun karniniz doydu ustune tatli mi istedi caniniz?
- Fakirin cani mi olur ki, tatli istesin beyim.
- Bu bir kamera sakasi mi yoksa sen is bulamamis stendapci misin?
- Hicbiri degil. Sadece fakirim. Bugun karimin dogum gunu, ona cikolata goturmek istiyorum.
- Dogum gununde yas pasta alinir bildigim kadariyla.
- O bizim icin degil zenginler icin. Otuz yillik evliligimiz boyunca ona bir kez bile yas pasta alamadim. Ama her dogum gununde mutlaka
cikolata goturdum.Cikolatayi cok sever.
Adamin soyledikleri Bulent'in dikkatini cekmisti. O aksam karisiyla kavgaetmis, kapiyi carpip kendini sokaga atmisti. Arabasina da binmemis sahile kadar yurumustu. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamisti . Oysa eskiden denizi
seyrederken cok rahatlardi. Dalgalar sIkintisini alip gotururdu.
Fakat karisinin evde agliyor oldugunu bildigi icin olsa gerek, hicbir sey onu rahatlatmiyordu.
Dilenciyle konusurken biraz kafasi dagilmisti. "Acaba soyledikleri gercek mi,yoksa uyduruyor mu" diye dusundu.
- Cebinde bir cikolata alacak para yok mu simdi?
Bulent'in sorusu uzerine adam ceplerini bosaltti, bir nufus cuzdanindan baskabir sey cikmadi.
- Ben dilenci degilim. Isim yok. Gunluk calisirim, ne is bulursam yaparim.Fakat bu gun butun gun is aradim, aksilik bu ya, hicbir is bulamadim.
Bulent oturdugu banki isaret ederek yer gosterdi.
- Oturun biraz dertleselim bari, dedi.
Adam cekingen cekingen oturdu yanina.
- Yokmu esin dostun, borc alacak akraban?
- Fakirin akrabalari da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karinlarini doyururlar.
- Dilenecek kadar cok mu seviyorsun karini ?
- Hem de cok seviyorum. Otuz yilimi aydinlatti o benim.
- Himmmm. Ask hemde otuz yil suren ask. Hayret dogrusu! Askin omru en fazla uc
yil diyorlar oysa. Sen otuz yildan bahsediyorsun.
- Evet. Gecen yillar sevgimi azaltmadigi gibi artirdi.
- Soyle o zaman nedir evlilikte mutlulugun sirri?
Soylediklerine bakilirsa sen mutlulugun formulunu bulmus gibisin.
- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Oyle formul falan bilmem.
- Formul dediysem kimya formulu sormuyorum canim. Bende alti yillik evliyim.Sevdigim kadinla evlendim, fakat mutlu degilim. Surekli kavga
ediyoruz. Dahaiki saat once kapiyi carptim ciktim.Evimiz, arabamiz, isimiz, gucumuz, her seyimiz var, ama mutlu degiliz. Senin
hicbir seyin yok, ama mutlusun. Para mi acaba bizi mutsuz eden?
- Hicbir seyim yok mu? Hayir benim her seyim var. Benim karim her seyim.Sevgilim, esim, arkadasim, hayat yoldasim. Hayatimi
paylastigim insandan daha degerli ve daha onemli ne olabilir ki dunyada?
Sizin ev, araba, is diye her sey dediginiz seylerdir aslinda hicbir sey olan.
- Oyle deme, su kadar varligin icinde bile karim her seyden sIkayet ediyor. Birde fakir olsam kim bilir ne olur?
- Altin tasin, kan kusana faydasi yoktur beyim. Sen kadin ruhunu hic anlamamissin. Hicbir kadin iyi bir evde oturdugu, hergun cesit cesit yiyecekleryedigi icin mutlu olmaz. Bir kadin, kocasinin her seyi oldugunu bildiginde ancak mutlu olur.
- Sizin mutlulugunuzun sirri bumu ?
- Olabilir. Ben karima degerli seyler alamiyorum ama ona benim icin ne kadar degerli oldugunu hissettiriyorum. O da cok mutlu oluyor.
- Bir kadina degerli oldugunu nasil hissettirilir?
- Kucuk kizi severek.
- Kucuk kiz mi ? Hangi kucuk kiz ?
- Yasi kac olursa olsun her kadinin icinde hic buyumeyen bir kucuk kiz vardir.O kizi ne kadar cok sever, ne kadar cok mutu edersen, o kadini
da o kadar mutlu edersin.
- Nasil yani ?
- Kucuk kiz neleri sever, nelerden hoslanir bir dusunun. Kucuk kizlar hep begenilmek, ilgi gormek isterler. Guzel olduklarini duymaya
bayilirlar.Kendilerine prensesmis gibi davranilmasini beklerler. Kucuk kizlar hep prenses olmayi hayal ederler. Surprizlerden hoslanirlar. Biraz simartilmak isterler.
Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. Iltifata doymaz kucuk kizlar.
Oyle degil mi?
- Haklisin. Benim dort yasimda bir kizim var. Adi Aylin. Her aksam boynumasarilir "babacigim beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar.
Giysisini degistirdigi zaman etrafimda "Baba guzel olmus muyum?" diye sorar durur. Guzelsin demem de yetmez ona. " Harikasin prenses gibi olmussun" demeliyim. Dunyanin en guzel kizi demeliyim.
- Iste kadinlar bir omur boyu bunu duymak isterler. Ben elli yasindaki karima boyle davraniyorum. Omrumuz olurda seksen, doksan yil da yasarsak ben ona boyle davranmaya devam edecegim. Ona "bebegim" diye hitap ediyorum cok hosuna gidiyor. "Bebegim bana bir cay yaparmisin?" dedigimde cay yapmak icin nasil kosturdugunu gormelisiniz.
- Hic kavga etmezmisiniz siz?
- Kavga evliligin tadi tuzu. Arada biz de tartisiriz. Kusup barismanin tadiayridir. Benim karim bir keci kadar inatcidir. Onunla barismak icin ugrasmak ayri bir keyif verir bana.
- Benim esim cok ciddi kadindir. Hic kucuk kiz havasi yok onda.
- Kucuk kizlar buyudukleri zaman artik sevgi, ilgi istemeye utanirlar. En ciddiyada en yasli kadinin bile o kucuk kiz mutlaka vardir. Yeter ki sen o tatlikizi sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o kucuk kizi asla aldatma. Yoksa bir daha sana guvenmez ve ne yaparsan yap hep kuskuyla bakar.Kucuk kizlar hem cabuk mutlu olurlar hemde cabuk kirilirlar. Cok narindir
onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumusak
dokunuslari severler.
- Bu tavsiyeni deneyecegim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum. Bazen islerim cok yogun oluyor o zaman eve cok yorgun gidiyorum.
- Bu sadece bir bahane. O kucuk kizi mutlu etmek dunyanin en kolay isi. Cogu
zaman birkac tatli soz yeterli olur. Sen o kucuk kizi mutlu ettiginde karsiligini fazlasiyla alirsin. Artik o seni rahat ettirmek icin elinden gelen gayreti gosterir. Karisi mutlu olmayan erkek
mutlu olamaz.Mutlu olmak isteyen erkek once hayat arkadasini mutlu etmelidir. Dusunsene
somurtkan, mutsuz, surekli soylenen biriyle yolculuga ciksan ne kadar mutlu olabilirsin.
- Haklisinda bende butun gun ailem icin calisip yoruluyorum.
- Yine para, yine dis sebepler. Evet para onemli ve gerekli ama kadinlar para icin erkekleri sevmezler. Para gecici mutluluklar verir.Kadinlar hediye almayi severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu olmasini bekleme. Hediyenin yanina sevgini katmazsan hediyenin
bir anlami yoktur. Benim hicbir zaman cok param olmadi. Gunluk kazandim gunluk
yedik. Bazen ac kaldigimiz gunler oldu.
Hicbir zaman karimin kulaklarina altin kupe takamadim ama her zaman ask sozleri
fisildadim. Hicbir zaman boynuna pirlanta gerdanlik alamadim ama hep opucuklerle sevdim boynunu. Hicbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumusacik sardim bedenini ve mutlu ettim onu.
Adam ayaga kalkti.
- Bana musaade, artik gitmeliyim, karim merak eder. Sende git evine kucuk kizin gonlunu al, belki o kucuk kiz simdi evde aglayip duruyordur.
- Bulent de ayaga kalkti. Kuvvetlice elini sIkti.
- Sizi tanidigima cok memnun oldum.
Elini birakti koluna girdi. Yolun karsisindaki pastaneyi gosterdi.
- Hadi gel esin icin suradan cikolatali pasta alalim, dedi.
Pastayi aldilar. Adam hayatinda ilk defa karisina yas pasta goturmenin mutluluguyla, bin
bir tesekkur ederek evginin yolunu tuttu. Bulent de pastanenin yanindaki manavdan karisinin en sevdigi meyvelerden aldi.
Evine geldiginde karisi sismis gozlerle mutfak masasinda oturmus su iciyordu.Bulent hic konusmadan meyveleri buyukce bir tabaga dokup yikadi., sonra esinin onune koydu.
- Bunlar dunyanin en sansli meyveleri, dedi.
Inci hic konusmadi.
- Sorsana "niye" diye.
Inci kizgin kizgin:
- Niye? Diye sordu.
- Cunku dunyanin en guzel ve en tatli kadinin midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. Inci sasirmisti. Bir anda yuzunun
ifadesi yumusamisti.
- Bunlar senin sevdigin meyveler, senin icin aldim.
- Hayret bir sey! Her zaman kendi sevdigin meyveleri alirdin. Benim hangimeyveleri sevdigimi iyi hatirlamissin. Aslinda bu bekledigim istedigim birseydi. "bak senin sevdigin meyveleri aldim"Ama simdi kiymeti yok. Cunku sana cok kirginim, meyve alarak
gonlumu alamazsin.
- Ozur dilerim seni kirdigim icin.
Sonra Bulent yere diz coktu.
- Cezam neyse raziyim. Ama bir tek sey istiyorum senden. Seni delice
seven bu adami senden mahrum etme.
- Bulent yere comelmis, boynu bukuk bir vaziyette cok komik gorunuyordu.
Inci kikir kikir gulmeye basladi.
- Affetmek o kadar kolay degil. Bakalim hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.
Bulent iste o zaman ona muzip muzip bakan esinin icinde sakladigi kucuk kizi gordu.
Bundan sonra her sey daha farkli olacak diye dusundu.
Old 10-03-2009, 12:51   #37
Nur Deniz

 
Varsayılan

İzmir sabahlarının güzelliğini yansıtıyorsunuz.

İzmir'de sabah kahvaltısı sokakta yapılmalı. Bir esnaf çay ocağının kaldırıma dizili sandalyesine oturursunuz. Diğer sandalyeyi de masa olarak kullanır, üzerine ıspanaklı boyoz ve fırında pişmiş lop yumurta paketinizi açarsınız. Tavşan kanı çayınızı getirdiklerinde artık hazırsınız demektir. Lop yumurta paketlenmeden önce soyulmuş, iple dörde bölünmüş ve üzerine karabiber-tuz ekilmiş haldedir.

Sokaktan gelip geçen tanıdıklara ancak başınızla selam verebilirsiniz. Damağınızda eşi bulunmaz bu lezzet varken konuşamazsınız.

Çay ocağının önüne su serpilmiştir. Su hayat verir. Suyun hayat verdiğini bir çiçekler bilir, bir de İzmirliler bilir.

Başınızın üzerindeki saçak en az yüz yıllıktır. Saçağın altındaki güvercinler yumuşak seslerle sabah müziği yapar. Sabah müziği mutluluk, huzur ve umut verir.

Bankada çalışan Hayri Bey her gün aynı saatte geçer. Genç ve yakışıklı Hayri Bey saçını öyle bir tarar ki ve kendini öyle beğenir ki bankada yerine oturduğunda müşteriler onu bir büst sanır.

Komisyoncu Necati'nin sekreteri de aynı saatte geçer. O geçerken bütün sokak susar; sohbetler kesilir; sessizleşir ortalık. Herkes ona bakar. Bu sessizlik güzelliğe karşı bir ihtiram duruşudur. Cenazeye gösterilen saygının aynısı güzelliğe de gösterilir.

İzmir sabahlarında güvercinler de boyoz yer. Yere dökülen kırıntılar yerde kalmaz. İzmir kendi temizliğini kendi yapar.

Artık işyerinize gidebilirsiniz. Pazartesi bile olsa artık mutlusunuz. Adımlarınız sabah müziğinin huzuruyla uyumlu. Ruhunuz İzmir dolu.

İyi çalışmalar.

Armağan Konyalı
Old 10-03-2009, 22:50   #38
Nur Deniz

 
Varsayılan

Elim boş değil ki, ben varım.

Şans diye bir şey yok hayatımda, olmayacakta yine.

İnadına değişmeyecek, bütün varlığımla ben olduğumu hissettireceğim yine..

Elim boş değil ki, elimde umudum, mücadele hırsım, aklım, mantığım var dolu dolu.

Yanılmadı kimse o halleder derken, hallediyorum başıma yağan karları tek tek eritiyorum.

Başımı yastığa koyduğum da bu gün, ,özür dileyecek bir şey yapmadıysam, uyuyabiliyorsam derin derin.

Elim boş değil ki, ben varım...

Bu hayatta.
Old 13-03-2009, 22:40   #39
Nur Deniz

 
Varsayılan

Bahar da yerde kar gibi tutar
Ama beyaz değildir kafir çiçekler

Bahar da kar gibi yazın erir
Ama su olup akmaz, kurur çiçekler

Hazin an gelir Armağan gider
Kalır kara yazılmış sözcükler


Sn Armağan Konyalı
(13.03.2009)
Old 13-03-2009, 23:15   #40
Nur Deniz

 
Varsayılan İyi ki!

İyi ki!

Her şeyi bilmiyorum..

İyi ki!

Çok nazik değilim.

İyi ki!

Danışılan değil, soranım.

Kusursuz değil, hatalıyım.

Büyük değil, küçüğüm.

Suskun değil, konuşanım.

İyi ki!

Halimden memnunum, ya çok hoşsohbet, tatlıdilli, bilgili, ağırbaşlı, kusursuz, mütevazi, olgun olsaydım.

O zaman çok değerli insanların , değeri nasıl anlaşılırdı??

Varlığı ile beni çok ama çok mutlu edenlere...

Saygılarımla...
Old 30-03-2009, 10:29   #42
Nur Deniz

 
Varsayılan

Bundan sonra:

Sorana cevap, isteyene vermek, kendine acındırana acımak yok. Üzülmeyeceğim. Çocuklarım aç diyeni de dinlemeyip, iş yok diyene de ağlamayacağım. İş varmış kadeşim, kriz de yokmuş, neden durmadan bunu söylediniz ki şimdiye kadar, nedeni belliymiş işte, kadınlar çalışıyor, erkekler bu nedenle iş bulamıyormuş.

Her şey güllük gülistanlıkmış, biz kıymet bilememişiz.

Bundan sonra:Koyun eti yiyeceğim, koyunların etini, çiğneyip hazmederek hemde büyük bir keyifle.Sürüden ayrılanı ilk ben kapacağım. Nerde doğru sözlü varsa ilk taşı ben atacağım.

Kuzulardan başlayıp, koçları bırakacağım.

Bundan sonra:

Sözlerimi tutmayacak, bolca vaat edecek ama hiç birini gerçekleştirmeyeceğim. Sözün yeter diyenlere ağız dolusu sırıtıp, hep keser gibi yontacağım ,sadece kendime ..Düşünmeyip, yastığı görmeden uyuyacağım.

Bundan sonra:

Gemimi düşüneceğim.Kaptan olacağım.Bencil olacağım. Yalancı olacağım.Herkesten de bu halimi gizleyeceğim.Anlayanlara da çözüm hazırladım. Hemen beynim de bir sarı ışık yakıp, herkesi ışığa koşan zavallı kelebekler gibi karşılayıp, yakacağım.

Doğruyu bilerek yapmayanları kendime dost edinip, ben de yapmayacağım. Bana ne ya. Elle gelen düğün bayram diyeceğim. Haklının yanında olmayıp, güçlünün elini tutacağım.

İnsanlar hakettiği şekilde yönetilirlermiş. Hakedene hakkını teslim etmeyi görev kabul edeceğim. Hakedene hakkını verip, durum ve hali kendisine çeviren herkesi alkışlayacağım. Yüzüne gülüp , dinleyip, vah vah deyip, sırtlarını dönünce de, -Beter olun ! diyeceğim.

Beter olun, beter!

Kendi düşen ağlamaz.

Not:İzmir e taşınacağım.
Old 30-03-2009, 10:31   #43
supernatural

 
Neşeli

Alıntı:
Yazan Nur Deniz
Not:İzmir e taşınacağım.

bence süper olur
Old 30-03-2009, 10:32   #44
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Nur Deniz
Bundan sonra:


Not:İzmir e taşınacağım.

Ben de
Old 30-03-2009, 10:34   #45
supernatural

 
Neşeli

Alıntı:
Yazan av-ufuk
Ben de

ahanda bu da 2. güzel haber ev aramaya başlayayım mı ablalar?
Old 30-03-2009, 10:38   #46
supernatural

 
Neşeli

Alıntı:
Yazan Nur Deniz
Benimki acil olsun. 2+1, 1+1 olsa da yeter. Elektirikli ampullü olmasın, mum yakacağım.

en güzel yer bornova ciddi diyorum bakabilirim ev netten
Old 30-03-2009, 10:45   #47
supernatural

 
Neşeli

Alıntı:
Yazan Nur Deniz
Tayin döneminin açılmasına az kaldı süperkardeşim. O zaman bakalım.Ama ortalama kira bedellerini öğrensem iyi olur şimdiden.

450-650 arası ortalama
Old 30-03-2009, 12:11   #48
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Not:İzmir e taşınacağım.

Ne kadar güzel bir fikir... Bu mesajı okuyunca İzmir'de olduğum halde ben de İzmir'e taşınmak istedim. Sigaram yanarken ikincisini yakmak gibi bir şey..
Old 16-04-2009, 10:55   #49
Nur Deniz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Ne kadar güzel bir fikir... Bu mesajı okuyunca İzmir'de olduğum halde ben de İzmir'e taşınmak istedim. Sigaram yanarken ikincisini yakmak gibi bir şey..

Acaba yanıma en gerekli üç şey olarak ne alsam?
Old 16-04-2009, 11:27   #50
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Nur Deniz
Acaba yanıma en gerekli üç şey olarak ne alsam?
İzmir'de hiç bir şey gerekmez. "Gerek" sözcüğü İzmirlileri gerer. Kendiniz gelin yeter.
Old 16-04-2009, 23:11   #51
Av.Ümran Ugan

 
Varsayılan

Alıntı:
İzmir'de hiç bir şey gerekmez. "Gerek" sözcüğü İzmirlileri gerer.

İzmir'li olmak için burada doğmak gerekmediğine inananlardanım... 25 yıldır bu havayı soluyan ve o yüzden kendini bir İzmir/Karşıyaka'lı olarak gören ben de derim ki, yerleşmek için seçtiğiniz bir başka yer İzmir ise, "sadece kendinizi" alın..
Old 14-05-2009, 22:37   #52
Nur Deniz

 
Varsayılan

Sana yepyeni umutlar verdim, dağların ardından gelen.Sana tertemiz hayaller verdim, yeniden gülmene neden olan.Sana en sıcak duygular verdim, elinde avucunda isterdim kalam. Sana sarı aynalar verdim, kendini farklı ışıktan, farklı açılardan görebilmen için. Sana ışığı ve siyahın her tonunu verdim. Sana gözyaşlarımı verdim. Sana gülüşlerimi verdim. Sana aklımı, zekamı, sevgimi ve bedenimi verdim.

Sana hep hayallerimi verdim..

Kırıldılar....
Old 14-05-2009, 22:38   #53
Nur Deniz

 
Varsayılan Gönüllü Suskunluk

Zorla konuşturulanlar, zorla susturulamaz ki.
Old 15-05-2009, 13:19   #54
Nur Deniz

 
Varsayılan

Şimdiye kadar değişenin sen olduğunu sanmıştım, yanılmışım, sen hep aynıydın, ben büyüdüm ve değiştim..
Old 01-07-2009, 21:56   #55
Nur Deniz

 
Varsayılan

Karalama defterleri gibi, karalama hayatlar olsa..

Karalasak..

Ama karalananın bir telafisi olsa keşke!

Lüks içinde değiliz asla!
Old 02-07-2009, 13:24   #56
Nur Deniz

 
Varsayılan Avukat mısınız bayan?



Bir küçük oğlan çocuğu , çok sevdiği bir kız arkadaşı ile aralarında bir tatil planlarlar.İkisi de annelerini alacak ve göl kenarındaki lunaparkta eğlenip, balık yiyip, piknik yapıp akşam da orada kalarak beraber vakit geçireceklermiş.

Hatta zaten ayda bir kez birbirlerini görebildikleri için bu planı kış ayından tasarlamışlardır.Her görüşmelerinde bu konu üzerine saatlerce hayal kurdukları anneleri tarafından gözlemlenmektedir.

Yaz gelir.

Oğlanın hiç bir mazereti kalmaz.

Kız ise oğlan gibi değil içine kapanmıştır.Çünkü annesi artık dayanamayarak zaten mağdur olduğu velayet konusunda bir dava daha açmıştır.Çok güzel olan işini bırakmış 1-31 Temmuz arası kızıyla vakit geçirebilmek için yeniden iş aramayı bile göze almıştır.Tek derdi kızı ile birlikte büyümektir.Küçük kız cezalandırılmıştır. Annesi nasıl velayet davası açmıştır. Ne zaman pes edecek bu kadın? Kim akıl veriyor buna ? O zaman zaten hakkı olan günlerde göremesin de görsün gününü.. Ben demiştim zaten koklatacağım sana bu çocuğu diye, neyine güveniyor ki diye düşünüyordur karşı taraf..Tahminen..

Tahmin değilse, niye okulun son iki haftası henüz 1. sınıf olan kız çocuğu okula gönderilmemiştir ve de parka bile götürülmüyordur. İlk karne heyecanı neden küçük kızdan esirgenmiştir?

Zaten minik bunları tahmin etmişti ve de güvendiği teyzesine dedi ki:

-Biz de sizinle yaşayabilir miyiz? Bizi kimse orda bulamaz değil mi?

Teyze göstermeden ağlar..Çünkü bu duygunun ne demek olduğunu yıllardır yaşamaktadır.

Ve söz verir..

- Sen ne istersen o olacak Ezgi ciğim, bana güven..

Küçük kız gülümser..En yakınında teyze dediği bu kadının çok yakın örneği vardır ve bunu görmektedir.

1 Temmuz da annesi çok özlediği ve artık son gece özleminden uyuyamadığı küçük kızını almaya gider.

Bir zamanlar çok sevdiği insan ise:

-Çocuk yok, başka bir isteğin mi var da geldin buraya?

Kadın zaten dertli ve yıkımda. Sessizce geriye döner. Ağlar, ağlar..Arkadaşının yanına gider..

- Ben şimdi ne yapacağım?Ezgi beni camdan gördü ve anne beni bırakma diye çok harap etti kendini, kızım ağlıyor bir daha gitmesem mi acaba?

Zaten kavga edecek yer arayan teyze, nöbetinden 1 saat izin alır, formasıyla düşer peşlerine.

Hemen kısaca bir dilekçe , kararın fotokopisi ile birlikte Adliye de (Not:Bilmeyenler için, Adliye mağdur olan insanların hak dağıtıldığını sandıkları yer.) soluğu alırlar.

Aaaaaa tesadüfe bakın, kararı veren hakimin odasındalar nasıl olduysa..

Şu şu nedenlerden dolayı icra yoluyla almak zorundayız . Ne yapalım?

- Avukat mısın bayan?

-Hayır Hakim Bey, benim çocuğum da 4 aydır planladıkları bir gezi nedeni ile ağlıyor..En kısa zamanda nasıl alabiliriz, zaten dosyadan haberdarsınız..Küçük yer olduğundan herkes dosyayı da tarafları da zaten çok iyi biliyordur..

- İcra ya gidin, yazsınlar, alırsınız..

İcra müdürlüğüne gidilir.

Bir memur:
-Bu böyle olmaz bayan, anlaşmanın yoluna bakın, birini aracı koyun, neden önce gelmediniz, en az 12-13 gün sürer çocuğu almanız..Boşuna beklersiniz der.

Tebligat yapacağız, 7 gün bekleyeceğiz, daha tebligat yazılacak, cevaptan sonra yine biraz bekleyeceğiz, napalım elimizden gelen bu der memur.

Teyze dayanamaz, biz yine de icra ile almak durumundayız, kısa bir yolu yok mu? Bir gün de gidilebiliyordu, öyle biliyorum..

İcra memuru:
-Avukat mısın bayan?

İkidir aynı şey oluyordur, ne oluyordur? Kızmaya başlamıştır.Ama sakin kalmayı tercih etmiştir. Neyse der, dosya numarasını alırlar, yine hakimle karşılaşırlar.

Hakim:
- Ne yaptınız?
Anne:
-12-13 gün diyorlar Hakim bey, yarısı beklerken geçecek.

Hakim İcra memurlarının kapısını açar, bu gün halledin der.

Biraz rahatlamışlardır.

1 gün sonra nöbetten çıkan teyze ve arkadaşı yine Adliye dedir. En azından bir gün verebilirlerse, planlarını o güne kaydırabilirler. Küçük ilçe ne olacak, en azından bir gün verirler.

Dosya numarasıyla birlikte anne icra müdürüne sorar:

-Bize belli bir gün verebilir misiniz?

-Hayır dedik ya, neden her gün gelip duruyorsun?

-Şey çok uzun sürecek dediniz de Hakim Bey...

-Bize işimizi mi öğretiyorsun?

Teyze ise bu sırada habire çıkan dosyaları memurların önünde okumaktadır..Dışarı da ise aynı şekilde bekleyen 2 kadın ve 2 erkekle kısacık laflamıştır.

Teyze:

- Buradaki insanlar bir cevap bekliyor, bağırmak yerine anlaşılır şekilde anlatsanız herkes anlayabilir der.

- Avukat mısın bayan?

Oooofff yine aynı şey olmuştur.Ama giderek kızıyordur.

-Müdür Bey, bu cümleyi kurmak için avukat olmak gerekli mi?

-Avukat mısın bayan?

-Bakın Müdür Bey, sadece bir cümle kuracaksınız, lütfen tavrınıza dikkat edin ..

-Avukat mısın bayan?

-Bu devletin verdiği karada hakkını aramak için avukat olmak şart mıdır?

-Avukat gelsin, o talep etsin, biz sadece avukata cevap veririz.

- Ne münasebet, bana bir şey söylemek zorunda değilsiniz elbetteki, ama insanlara da bu şekilde davranamazsınız.

-Avukat mısın bayan?

- Değilim..

Hışımla ayağa kalkar ve teyzenin kolundan tutmak üzere elini uzatır, teyze kararlıdır.Öylece kalır.Kadının tavrından dolayı müdür şaşırmıştır. Memurlara döner:

- Siz dinlemeyin, bakmayın, çalışın, işinize bakın diye bağırır.Arkasını döner.

Anne susmuş beklemektedir.Müdürün aklına yeni bir şey gelmiş gibi döner ve dışarıya seslenir.

- Hasan ,memur çağırın şunu atsın burdan, avukat değilmiş.

Eeee teyze artık çileden çıkmıştır.Memur da kapıya gelmiştir.

- Eğer beni, kolum tutamak ya da başka bir şekilde burdan çıkartırsa bu polis , hepinizi şikayet edeceğim.Cevap istiyoruz .Memur kapıda kalakalmıştır.Savcı karşı odadan çıkıp gelmiş, hakim de olayı dışardan dinlemektedir.

Savcı Bey sorar:

-Bayan avukat mısın?Sorun ne?

-Değilim ama sorunumuz bu diyerek kısaca anlatır teyze, savcıya anlatılırken, hakim de dinlemektedir.
Hakim odaya girer ve herkesin tebligatı taraflara bu gün içinde gidecek der.

Teyzeyi çıkartmak için gelen memur da meğer çocuğu için 20 gün beklemek zorundasın dedikleri için canı sıkkınmış.Kenar da 5 daika kadar beklenir, yazılar yazılıyor mu?

Polis içeriye girer ve çıkar.
-İlk sırada falanca , ikinci sırada siz, 3. filanca, hacze şimdi çıkıyorlar.Ben yine bekleyecekmişim der.

Teşekkür eder, her ihtimale karşı, ilk çocuğu da haczetmeye sıradakilerin hepsi birlikte gider.

Polis alınmaz çünkü küçük kızcağızın psikolojisi düşünülür.

Ve küçük kız annesiyle..

-Avukat mısın bayan?

- Değilim, bir sakıncası mı var?
Old 02-07-2009, 13:39   #57
Nur Deniz

 
Varsayılan

Teyzenin anlamadığı hep şuydu, üzerinde hemşire forması varken neden herkes:

- Avukat mısın bayan? diye soruyordu.
Old 02-07-2009, 17:20   #58
Nur Deniz

 
Varsayılan

Bir daha, ben demiştim demeden önce, hiç bir şey demeden bildiğimi yapacağım..

Biliyordum...

Ben demiştim..

Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak..
Old 02-07-2009, 17:22   #59
Av.H.Sancar KARACA

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Hak Arayan Teyze
Alıntı:
Adliye mağdur olan insanların hak dağıtıldığını sandıkları yer
Değil midir sahiden?
Peki o zaman hak nerede dağıtılıyor ?
Dağıtılmıyorsa, toplu halde nerde birikiyor? Biriktiği yer bilinse de oraya gitse hak arayan.
Yine içim acıdı.
Old 02-07-2009, 17:28   #60
Nur Deniz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.S.Karaca
değil midir sahiden?
Peki o zaman hak nerede dağıtılıyor ?
Dağıtılmıyorsa, toplu halde nerde birikiyor? Biriktiği yer bilinse de oraya gitse hak arayan.
Yine içim acıdı.

Haklı iseniz hiç bir şeyden vazgeçmeyin , haksız iseniz , vicdanınız rahatlayana kadar telafisini yapın derdi rahmetli babam.

Ve her işaret adaleti gösterirken, aslında hakkımız olanları almak için perişan oluyoruz.

Zaten bizim olan şeylerin hak olarak isbatını yaptıktan sonra başlıyor asıl iş.

Hakim diyor, tamam kararı verdim ya, icra memuru diyor, beklemek zorundasın.

Geciken adalet adalet değilir.

Geçen bir günün telafisini kim , nasıl yapabilir?
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi


THS Sunucusu bu sayfayı 0,09216905 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.