Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Muvazaa Nedeniyle Tapu Iptali mi? Gizli Bağış mı? - Ecrimisil

Yanıt
Old 05-09-2008, 15:50   #1
hukukcu1985

 
Acil Muvazaa Nedeniyle Tapu Iptali mi? Gizli Bağış mı? - Ecrimisil

Muris Baba 2008 mayıs ayında vefat ediyor ve 30 yıldır maliki olduğu arsa üzerinde bir müteahhid ile anlaşarak arsa payı karşılığı devrediyor.Ancak müteahhid ile aralarında sorun çıkınca söz konusu yerleri kendisi yaptırıyor.Arsa üzerinde 7 tane evi bulunan muris tekini kendi adına diğer 6 sını da her birine 2 şer daireden 3 erkek çocuğuna veriyor ve müteahhid tarafından satış gibi gösteriyor.Erkekler dışında 3 tanede kız çocuğu bulunmakta.Ancak onlara bu evlerde dahil olmak üzere başkaca yerlerde bulunan malvarlığından da hiçbirşey vermiyor.Erkek kardeşler dairelerin birinde kendileri oturuyor,diğerlerini ise kiraya vermişler ve tapuda 1 yıldır kendi adlarına kayıtlı.
Soru 1-Açılacak olan muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davasıyla birlikte ecrimisil talebinde de bulunabilir miyiz?Yoksa ayrı ayrı dava konusu mu yapmalıyız?
Soru 2-3 kız çocuğun davasını tek bir dava olarak açmamız mümkün mü?
Soru 3-Davaları açmamız durumunda harç neye göre belirlenerek başlangıçta yatırmamız gerekiyor.Çünkü asıl amaç tescile karar verilmesi olduğundan bu tür davalarda harç nasıl belirleniyor?Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.
Old 05-09-2008, 17:22   #2
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan Tenkis davası açılabilir

Burada muvazaa nedeniyle tapu iptali olmaz.
Tenkis davası açılabilir.
Muris Muvazaası nedeniyle tapu iptali davası açılabileceği varsayıldığında ; ölüm tarihinden itibaren ecrimisil istenebilir.
Muvazaa nedeniyle iptal davalarında harç taşınmazın değerine göre hesaplanır.
Diye düşünüyorum.
Old 06-09-2008, 10:08   #3
hukukcu1985

 
Varsayılan

Sayın Kocabaş cevabınız için teşekkür ederim ancak neden Muris muvazası nedeniye tapu iptal ve tescil açılmaz dediğinizi merak ettim
Old 06-09-2008, 12:41   #4
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Muris muvazaası olabilmesi için muris ile temlik olunan arasında iki sözleşmenin bulunması gerekir. Bunlardan birincisi görünen tapuda resmi olarak yapılan satış sözleşmesi ikincisi ise gizlenen bağış sözleşmesidir.Satış gerçek iradeyi yansıtmadığı için , bağışta şekle uygun olmadığı için geçersiz sayılmaktadır.

Somut olayda , muris ile erkek çocukları arasınde resmi olarak yapılan görünürdeki sözleşme mevcut değildir.Muris yükleniciden aldığı taşınmazı üzerine yazrıracağı yerde gizli bağışla erkek çocuklarına devretmiştir. Resmi işlem muris ile alıcı arasında değil yüklenici ile alıcı arasında yapılmıştır. Böylece iddia gerçekleşirse muris taşınmaz değeri kadar gizli bağışta bulunmuştur.

Bunun için muris tapudaki resmi işlemin (görünürdeki sözleşmenin ) tarafı olmadığından ve ortada gizli bağış bulunduğu iddia edildiği için olayda muris muvazaası değil tenkis hükümleri uygulanır. Diye düşünüyorum.

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 1995/1

K. 1996/81

T. 14.2.1996

• MUVAZAALI TASARRUF İDDİASI ( Mirastan Mal Kaçırmak Maksadıyla )

• MİRASTAN MAL KAÇIRMA MAKSADIYLA MUVAZAALI İŞLEM İDDİASI ( Murisin Üçüncü Kişiden Satın Aldığı Taşınmazın Sicilini Erkek Çocuk Adına Oluşturması )

• SATIN ALINAN TAŞINMAZIN SİCİLİNİN MİRASÇILARDAN BİRİ ADINA OLUŞTURULMUŞ OLDUĞU İDDİASI ( Muvazaa Nedeniyle Tapu İptali veya Tenkis Davası )

818/m.18

ÖZET : Somut olayda, murisin, parasını ödeyerek, üçüncü şahıstan yaklaşık 40 yıl önce aldığı taşınmazların sicilinin davalı erkek çocuk adına oluşturulduğu ileri sürülmüştür. Bu iddiaya göre, tapudaki temlikte üçüncü kişi durumundaki murisi, yorum yoluyla, taraf durumuna getirmek suretiyle değinilen inancın uygulama yerinin bulunmadığının kabulü icap eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun kararları ve Dairenin uygulamaları da bu yöndedir.
DAVA VE KARAR : Taraflar arasındaki "tapu iptali, tescil ve tenkis" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 16.11.1994 gün ve 1993/317-1994/688 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 17.3.1995 gün ve 1553/3672 sayılı ilamı: ( ... Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil ve olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Tüm dosya içeriğine toplanan delillere göre davalı ortak miras bırakanın erkek çocuğudur. Davacılar ise, kök muris Ş.`nin kendinden önce ölen kızından torunları ve öteki kızlarıdır. Çekişmeli taşınmazlar, kadastrodan önce, üçüncü kişi konumundaki kişilerin tapudaki satışlarından davalı adına tescil edilmişlerdir. Esasen, açıklanan bu olgular yanların da kabulündedir. Uyuşmazlık, murisin, gerçekte bedelini bizzat ödeyip, üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazları, mirastan mal kaçırmak amacıyla tapu siciline, yarar sağlamak istediği davalı adına kaydettirmesi halinde, 1.4.1974 tarih ve 1/2 sayılı Yargıtay inançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunup bulunmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere ve en yalın anlatımıyla muvazaa: İrade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılıktır. Eş anlatımla, 1.4.1974 tarih ve 1/2 sayılı Yargıtay inançları Birleştirme Kararında da "... bir kimsenin mirasçısını, miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazı hakkında, tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğurultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmesi halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların, görünürdeki satış sözleşmesinin danışıklı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de biçim koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilecekleri ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan Medeni Kanunun 507 ve 603. maddelerinin sağladığı haklara etkili olamayacağını..." hükme bağlamıştır.
Görüleceği üzere, butlan sonucu doğuracak, murisin temliki tasarruflarının iptaline imkan tanıyan bu İnançları Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için, temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın, murisin tapulu malı olması, gerçekte bağışlamak istediği bu malı ile ilgili olarak resmi memur huzurunda iradesini satış doğrultusunda açıklaması icap eder.
Somut olayda, murisin, parasını ödeyerek, üçüncü şahıstan yaklaşık 40 yıl önce aldığı taşınmazların sicilinin davalı erkek çocuk adına oluşturulduğu ileri sürülmüştür. Bu iddiaya göre, tapudaki temlikte üçüncü kişi durumundaki murisi, yorum yoluyla, taraf durumuna getirmek suretiyle değinilen inancın uygulama yerinin bulunmadığının kabulü icap eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun kararları ve Dairenin uygulamaları da bu yöndedir.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle ve yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK.`nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı tapu iptali, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
Bu isteklerin kademeli olarak aynı davada birlikte ileri sürülebileceği Yargıtay İnançları Birleştirme kararı gereğidir. Somut olayda tarafların müşterek miras bırakanı üçüncü şahıslara bedelini ödeyerek satın aldığı taşınmazların sicillerini davalı oğlu üzerine oluşturmuştur. Gizli bağış olarak tanımlayabileceğimiz bu işleme 1.4.1974 gün, 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme kararının uygulanamayacağına değinen Yargıtay Özel Daire kararı, son yıllarda devamlılık kazanan Hukuk Genel Kurulu kararlarında benimsenen görüşe tamamen uygun olmakla yerindedir. Ancak, davacı davada muvazaa nedeniyle iptal yanında saklı payına yapılan tecavüzün giderilmesi için tenkis talebinde de bulunmuştur. Davacının tenkis talebiyle ilgili bir değerlendirme yapılıp, olumlu ya da olumsuz bir sonuca ulaşılmaması doğru değildir. Bu durumda muvazaa sebebiyle açılan iptal davasının reddini öngören Özel Daire bozma kararı genel kurulca aynen benimsenmişse de ayrıca mevcut tenkis isteği ile ilgili bir karar verilmemiş olması isabetsizdir.
O halde usul ve yasaya uygun olmayan direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Old 06-09-2008, 13:20   #5
hukukcu1985

 
Varsayılan

Verdiğiniz cevap ve yol göstericiliğiniz için teşekkür ederim.
Old 10-07-2009, 16:52   #6
çözümhukuk

 
Varsayılan

Muris 1999'da ölür.Mirasçılardan A, 2003'te muvazaa nedeniyle tapu iptal tescil davası açar ve davayı kazanır.2009'da karar kesinleşir.A üzerine miras hissesi oranında tescil yapılır.A şimdi bu taşınmazlarla ilgili olarak ecrimisil davası açmak istemektedir.Okuduğum yargıtay kararlarında Sayın Kocabaş'ın da yukarda beyan ettiği gibi muris muvazaası olduğunda murisin ölüm tarihinden itibaren ecrimisil istenebileceği görülüyor Ancak bir kararda Parantez içinde 'zamanaşımı defi durumunda sürenin 5 yıl olduğu dikkate alınarak' yazılı.Şimdi açacağımız davada ecrimisili 5yıl için mi yoksa murisin ölüm gününden itibaren mi talep etmeliyim?Karşı taraf zamanaşımı definde bulunursa geriye dönük 5 yıldan önceki dönem için dava reddedilir ve müvekkil karşı vekalet ücreti ödemek zorunda kalır.
Ne dersiniz?
Saygılarımla...
Old 13-07-2009, 08:16   #7
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan (çözümhukuk) un sorusuyla ilgili

Daha önve belirttiğimiz gibi : "Muris Muvazaası nedeniyle tapu iptali davası açılabileceği varsayıldığında ; ölüm tarihinden itibaren ecrimisil istenebilir."

Bu sözlerimizin zamanaşımı süresi ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Karşı taraf zamanaşımı definde bulunursa dava tarihinden geriye dönük 5 yıldan önceki dönem için dava reddedilir.
Diye düşünüyorum
Old 13-07-2009, 08:37   #8
çözümhukuk

 
Varsayılan

Teşekkür ederim Sn.Kocabaş.
Dava dilekçemizde ecrimisil değerini her ay için mi yoksa her yıl için mi ayrı ayrı göstermeliyiz?5 yıldan önceki dönemler için sembolik bir rakam göstersek,fazlaya ilişkin hakkımızı saklı tutsak,karşı taraf zamanaşımı definde bulunmazsa davamızı ıslah etsek mantıklı olur mu sizce?Çünkü reddedilen kısım için karşı vekalet ücretine hükmedilecek.Ancak karşı tarafın zamanaşımı definde bulunmama ihtimalini de gözardı etmemem gerektiğini düşünüyorum.
Saygılarımla...
Old 13-07-2009, 10:22   #9
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Ecrimisil kural olarak birer yıllık dönemler halinde hesaplanır ve bu şekilde karara bağlanır. Her dönemdeki miktar için dönem sonu itibariyle faize hak kazanılır.
Buna göre; faiz yönünden " Herbir dönem için tayin edilecek ecrimisilin dönem sonları itibariyle tahakkuk eden yasal faizi " şeklinde talepte bulunulması uygun olur.Diğer hususlar sizin takdirinize bağlı.Diye düşünüyorum.
Old 21-07-2009, 11:42   #10
çözümhukuk

 
Varsayılan

Teşekkür ederim Sn.Kocabaş.
Peki her bir dönem için tayin edilecek ecrimisilin dönem sonları itibarıyle tahakkuk eden yasal faizi de dava dilekçesinde miktar olarak gösterilmeli mi?Harca esas değer dikkate alınırken(ilk etapta) faiz miktarı da gözönüne alınacak mı?Yoksa sadece faiz istemiyle yetinip miktarı belirtmesem olur mu,mahkeme harcın tamamlatılması aşamasında nasıl olsa dikkate alır mı?
Saygılarımla...
Old 22-07-2009, 11:46   #11
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Ecrimisil davaları yönünden;
Faizin hesaplanıp miktarının belirlenerek harcının ödenmesi şeklinde bir zorunluluk bulunmamaktadır. Her bir dönem için miktar belirtilerek ve fazlaya ilşkin hakları saklı tutarak , dönem sonları itibariyle tahakkuk eden yasal faizi ile birlikte tahsili şeklinde talepte bulunulabilir.
Old 05-02-2011, 18:35   #12
Avukat Kamer Akgül

 
Varsayılan Mirasçılardan bir kısmının banka hesabına yatırılan para yine gizli bağış mı

Merhaba Sayın Kocabaş,

Benim şu an muhatap olduğum bir davada miras bırakan eşine ve gelinine gizli bağış yolu ile bir çok daire almış ve yine eşinin ve gelinin hesabına yüklü miktarda para yatırmıştır. Miras bırakanın parasını ödeyip eşine ve gelinine aldığı gayrimenkuller bakımından gizli bağış olduğu ve ancak saklı payın ihlali oranında iptale tabi olacakları ortada. Peki hiçbir çalışması olmayan eşin ve gelinin hesaplarına miras bırakan tarafından yatırılan para açısından hangi hüküm uygulanır. Yani bu durumda müvekkil miras bırakanın eşine ve gelinine yaptığı para bağışını miras hissesi oranında iptal ettirebilir mi yoksa yine saklı payının ihlal edildiği oranda mı iade isteyecektir?

Saygılarımla

Av. Kamer Akgül
Old 06-02-2011, 11:56   #13
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Avukat Kamer Akgül
hiçbir çalışması olmayan eşin ve gelinin hesaplarına miras bırakan tarafından yatırılan para açısından hangi hüküm uygulanır. Yani bu durumda müvekkil miras bırakanın eşine ve gelinine yaptığı para bağışını miras hissesi oranında iptal ettirebilir mi yoksa yine saklı payının ihlal edildiği oranda mı iade isteyecektir?

Muris muvazaasına girmez. Tenkis davasına (saklı payının ihlali oranında iadesine) konu olabilir.
BKN :http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=21411
Elden bağışın İspatı Sorunu
Old 06-02-2011, 13:21   #14
Avukat Kamer Akgül

 
Varsayılan

Sayın Kocabaş cevabınız için teşekkür ediyorum.

Konu hakkında biraz daha detay vermek istiyorum. Miras bırakan vefatından kısa süre önce müvekkilden banka hesabı açılmasına özel vekaletname alıyor. Ölümünden kısa süre önce müvekkilin adına hesap açıp müvekkil adına bir miktar para yatırıyor.

Miras bırakan diğer oğlunun yüksek vergi borçları olması sebebiyle bu çocuğunun eşine (gelinine) 6 kattan 2 binayı satın alıyor ve yine bu gelinin adına yüklü miktarda para yatırıyor. Miras bırakan gelin için 2 binayı 3.kişilerden onun adına alıyor ve fakat parasını kendisi ödüyor. Yani bu 2 bina miras bırakan adına kayıtlı değil. Gelinin hiç bir çalışmışlığı ve birikimi yok.

Miras bırakan ikinci eşinin hesabına da yüklü miktarda para yatırıyor ve yıllar önce de bu ikinci eşinin adına 4 dükkan ve 2 daire alıyor (parasını miras bırakan ödüyor ve fakat tapu da ikinci eş alıcı gözüküyor, yani gayrimenkuller miras bırakan adına kayıtlı olup eşe satılmış değil).

Özürlü olan ve Federal Almanya'da devlet korumasına olan çocuğuna ise hiçbir şey bırakmıyor. Şu an Federal Almanya'daki vasi de bir avukata vekaletname vererek bu özürlü çocuğun haklarını elde etmeye çalışıyor.

Miras bırakanın 2. eşe ve diğer oğlu için gelinine vermiş olduğu malvarlığı karşısında müvekkile verilen para miktarı çok az kalmakta.

BU DURUMDA DENKLEŞTİRME(İADE) HÜKÜMLERİNE DAYANABİLİRMİYİZ. Yani özürlü oğlu dışındakilere yapmış olduğu devirler aslında herkesin miras hissesine mahsuben yapılmıştır diyebilir miyiz? Yani her mirasçıya verilen gayrimenkuller ve para miras kesesine geri dönmüş kabul edilerek miras bırakana ait diğer mallar da katılarak eşit dağılım sağlanabilir mi?

Miras bırakanın henüz paylaşılmamış malvarlığı da bulunmaktadır.

Bu hususta da kıymetli bilgilerinizi aktarabilirseniz memnun olurum.
Old 08-02-2011, 07:39   #15
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Yasal mirasçı olan 2.eşe yapılan kazandırmalar için "mirasta denkleştirme " davası açılabilir.
Gelin yasal mirasçı olmadığından kural olarak onun aleyhine açılamaz. Oğlu için geline verildiğini söylüyorsunuz. Ortada muvazaa olduğu ispat edilirse(belki emin değilim) bu kazandırma da denkleştirme davasına konu olabilir.
Diye düşünüyorum.
Old 07-01-2013, 15:24   #16
av.esramus

 
Varsayılan

merhaba,tapulu taşınmazların kadastro öncesi harici satımı ile tek erkek çocuğa beyanla 3402 say. 14 .maddesi gereğince tespiti üzerine önce tapu iptali ve tescil, aksi halde
muris muvazasına dayalı tapu iptali ve tescil davası açmayı düşünüyorum. taşınmazlar aynı zamanda fındık arazileri olduğundan doğal semere getirdikleri için aynı zamanda ecrimisil talep edeceğim.aynı dava dilekçesi ile talep edebilirmiyim.
Old 07-01-2013, 15:42   #17
Cumhur Okyay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.esramus
merhaba,tapulu taşınmazların kadastro öncesi harici satımı ile tek erkek çocuğa beyanla 3402 say. 14 .maddesi gereğince tespiti üzerine önce tapu iptali ve tescil, aksi halde
muris muvazasına dayalı tapu iptali ve tescil davası açmayı düşünüyorum. taşınmazlar aynı zamanda fındık arazileri olduğundan doğal semere getirdikleri için aynı zamanda ecrimisil talep edeceğim.aynı dava dilekçesi ile talep edebilirmiyim.

Değerli meslektaşım, "önce" ve "aksi halde" açacağınız davalar başarısızıkla sonuçlanacaktır. Saklı pay zedelenmişse, dava; tenkis davasıdır.
Aynı zamanda ecrimisil talebinize, aynı dava dilekçesinde yer veremezsiniz. Kolay gelsin.
Old 08-01-2013, 12:59   #18
av.esramus

 
Varsayılan

tapulu bir taşınmazın devri söz konusu herhangibir senet yada muhtarlık belgesi söz konusu değil beyanla tespit yapılmış, 1977 de olen babasının 1976 da taşınamzı kendisine sattığını beyan etmiş, yapılan işlem butlan olduğu kannatindeyim aslında doğrudan tapu iptali ve tescil açılsa aksi halde tenkis şeklinde ??
Old 08-01-2013, 13:02   #19
av.esramus

 
Varsayılan

HGK 1996/1-336 E, 1996/493 K, 19.06.1996 tarihli kararını o şekilde yorumladım ama.?
Old 09-01-2013, 11:01   #20
gnchukukcu

 
Varsayılan

Öncelikle iyi günler Benim de karşıma gelen bu olaya benzer bir durumda ben muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil olmazsa tenkis talepli dava açtım. olayda öncesinde tapusuz bir taşınmaz kadastro esnasında salt beyanla murisin mal kaçırmak istediği çocuğu üzerine tescil ediliyor. Murisin burada susarak zımni bir işlemi var. Yargıtayın saçma kararlarına göre burada muvazaanın tanımına göre bir işlem olmadığından muvazaa olarak kabul etmese de ben davayı açtım. Üstadımın(Syn Okyay)beyanını biraz daha açmasını istiyorum. Davanın reddedilecek olmasının sebebi salt yargıtayın görüşü mü yoksa gerçekten hukuki dayanaktan yoksun oluşu mu??
Old 09-01-2013, 12:24   #21
Cumhur Okyay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan gnchukukcu
Öncelikle iyi günler Benim de karşıma gelen bu olaya benzer bir durumda ben muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil olmazsa tenkis talepli dava açtım. olayda öncesinde tapusuz bir taşınmaz kadastro esnasında salt beyanla murisin mal kaçırmak istediği çocuğu üzerine tescil ediliyor. Murisin burada susarak zımni bir işlemi var. Yargıtayın saçma kararlarına göre burada muvazaanın tanımına göre bir işlem olmadığından muvazaa olarak kabul etmese de ben davayı açtım. Üstadımın(Syn Okyay)beyanını biraz daha açmasını istiyorum. Davanın reddedilecek olmasının sebebi salt yargıtayın görüşü mü yoksa gerçekten hukuki dayanaktan yoksun oluşu mu??

Yüksek Yargıtay, yaklaşık on seneden bu yana görüşünü değiştirerek, 1974 tarihli İBK' nı tapuda kayıtlı taşınmazlara hasretmiştir. Diğer bir anlatımla; muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabilmek için, murisin sağlığında, tapuda kayıtlı bir malını mirastan mal kaçırmak amacı ile aslında bağışladığı hâlde tapuda satış suretiyle devretmesidir.

Yanı sıra, Yüksek Yargıtay, vermiş olduğu kararlarında "muvazaa" nın tarifini yapmakta, yapılan işlemleri ele almakta ve bu işlemlerdeki murisin gerçek irade ve amacı ile işlemin şeklini ve muris iradesinin işlemde gözüküp, yer alıp almadığına bakmakta ve ortaya koyduğu tafsilatlı "hukuki dayanak" a göre karar vermektedir.

Tabii, bu 1974 tarihli İBK oybirliği ile alınmış değildir. Bu karara çeşitli karşı oy yazıları yazılmıştır (karar metnine eklidir).
Öte yandan zamanımızın büyük hukukçusu hocam Pr.Dr. Yaşar Karayalçın'ın bu konuda ayrıntılı bir makalesi de vardır.

Ne var ki, anılan İBK' ndan daha sonra da alınan bir İBK ile, 1974 tarihli İBK' nın değiştirilmesine gerek görülmediği hükme bağlanmıştır. Hâlen, aynen devam. Bunların incelenmesi, sizi tatmin edecektir, umarım..

Hâl böyle olunca, "hukuki dayanak"; çoğunlukla kabul edilen görüştür. Kolay gelsin...

Mesaj düzenleme: Sonradan gördüm ki, yukarıda 4 nolu cevaptaki HGK Kararında, bu konular kısmen anlatılmaktadır. Saat 14;16
Old 10-01-2013, 10:53   #22
gnchukukcu

 
Varsayılan

Üstadım cevaplarınız için teşekkür ederim.
Benim bir türlü anlayamadığım husus şudur ki eğer yargıtayın görüşü içtihat haline geldiyse ve bunu kabul ediyor isek demek ki zımnen insanların mirasçılarından mal kaçırmalarını da zımnen kabul edeceğiz. Çünkü böyle bir içtihat oluştuysa artık neden insanlar tapuda satışla falan uğraşsınlar ki doğrudan tespit sırasında sessiz kalsınlar hem daha külfetsiz hem de çok daha hukuki. Bu sitemim size değil bu kararı veren ve içtihat haline getirenlere.
Saygılarımla
Old 10-01-2013, 11:07   #23
Cumhur Okyay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan gnchukukcu
Üstadım cevaplarınız için teşekkür ederim.
Benim bir türlü anlayamadığım husus şudur ki eğer yargıtayın görüşü içtihat haline geldiyse ve bunu kabul ediyor isek demek ki zımnen insanların mirasçılarından mal kaçırmalarını da zımnen kabul edeceğiz. Çünkü böyle bir içtihat oluştuysa artık neden insanlar tapuda satışla falan uğraşsınlar ki doğrudan tespit sırasında sessiz kalsınlar hem daha külfetsiz hem de çok daha hukuki. Bu sitemim size değil bu kararı veren ve içtihat haline getirenlere.
Saygılarımla

Esasen 1974 tarihli İBK, kız çocuklarından, birinci eşten olma çocuklardan, yaşlılıktan faydalanma vs. muhtelif saiklerle mal kaçırmaları önlemek için, hiç olmazsa, işlemlerin yapılış şekillerinden,, murisin amacından vs ( söz gelimi amaç, bağışlamak, işlemin yapılış şeki ise satış deyip geçersiz saymak) hareket edelim denilerek ortaya çıkmıştır.
Yukarıda da belirttiğim gibi aynen devam ise de, en azından tapuda kayıtlı taşınmazlara sonradan ozgulenmistir,
Tesbit sırasında sessiz kalınmayı geçerli sayıyor ve buna karşı tenkis davasını kabul ediyor.
Dava kardeşler arasında ise, konu "denkleştirme, m.669 yönünden de değerlendirilebilir. Çünkü bu davranış da bir nev'i bağışlamadır.Miras payı talep edilir.(İnceleyiniz).
Öte yandan, murisin iradesine, tasarruf nisabına, malının daha çok kısmını sağlığında rahatça kullanmasına, önceki 743 sayılı kanuna nazaran daha fazla önem atfedildi ki, halen mirasçının saklı payı, miras payının 1/2. Önceden, eskisi 3/4 ü idi. Yani, yüzde yetmişbeşten, yüzde elliye düşürülmüştür.
Kolaylıklar dilerim...
Old 10-01-2013, 13:57   #24
av.esramus

 
Varsayılan

benim olayımda sessiz kalma gibi bir durum söz konusu değiildir. baba kadastro çalışmaları sırasında hayatta değildir. Oğul beyanla babasının kendisine satış yaptığını, bazı taşınmazları da bağışladığını ileri sürüyor. taşınmazları kadastroda kendi üzerine tespitini sağlıyor. Bu durumda işlem söz konusu olmadığından muvazaa da söz konusu olmaz diye düşünüyorum. ben doğrudan tespite itiraz biçimde tapu iptali ve tescil talepli dava açmayı düşünüyorum
. HGK kararında kadastro teknisyenleri huzurunda imza atılarak yapılan devir işlemini de tapunun devri bakımından geçerli bir sözleşme olmadığından muvazaa iddiası dinlenmez diyor..
Old 14-01-2013, 09:33   #25
gnchukukcu

 
Varsayılan

Sayın Okyay ilginiz ve cevabınız için çok teşekkür ederim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
muvazaa nedeniyle tapu iptal davası muzio Meslektaşların Soruları 50 06-08-2015 15:25
muvazaa nedeniyle iptal davası Av.Yelda Keleş Meslektaşların Soruları 6 20-03-2013 13:08
Muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davası av.medineofli Meslektaşların Soruları 5 20-04-2012 11:47
tapu iptal-ecrimisil vekalet ücreti dadaş Meslektaşların Soruları 10 13-10-2009 10:24
Muvazaa Nedeniyle Tapu İptali Davası Av.Seda Meslektaşların Soruları 4 03-12-2007 17:20


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05803704 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.