Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Hile nedeni ile zamanaşımı süresinden sonra nafaka talep edilebilirmi?

Yanıt
Konuyu Değerlendirin Konu İçinde Arama Konu Araçları  
Old 10-10-2012, 01:45   #1
müdafi

 
Varsayılan Hile nedeni ile zamanaşımı süresinden sonra nafaka talep edilebilirmi?

Değerli meslektaşlar esasen cevap zaten sorunun içerisinde görülmektedir ancak olay biraz garip bu sebeple kıymetli birikimlerinize başvurma ihtiyacı duydum.
Müvekkil, eşi ile 2007 yılında anlaşmalı olarak boşanmışlar; protokolede ''... yoksulluk nafakası ... talebinde bulunmamaktadırlar'' şeklinde bir madde konulmuştur. Ancak taraflar esasen nafaka hususunda haricen anlaşmışlar, koca nafaka ödemeyi kabul etmiş ve bu zamana kadar düzenli bir şekilde banka aracılığı ile aylık bir miktar para müvekkil hesabına yatırılmaktadır. Müvekkil, dava açması veyahut nafaka talep etmesi halinde diğer eşin mesleğinin zarara uğrayacağı, meslekten çıkarılabileceği bu durumda çocuklarınında zarar göreceği hususunda eşi tarafından kandırılarak -Ah bu fedakar ve cahil bırakılmış anadolu kadınının cehalet elinden çektikleri bu sebeple mesleği neden zarar görecekse(?)- dava açması ve nafakanın mahkeme hükmü haline getirilmesi engellenmiştir. şu halde yoksulluk nafakası talebi ile açılacak davanın 1 yıllık zamanaşımı nedeni ile reddini engellemek mümkünmüdür. Sözkonusu sürenin diğer tarafın hile si nedeni ile geçirilmiş olduğu ve esasen bu zamana kadar aylık muntazam bir ödemenin bulunması bu hususun ispatı olarak kabul edilebilirmi?
Söz konusu olayda bu gariban kadıncağızın meccanen yürütülecek olan davasında takip edilebilecek başkaca bir yol bulunup bulunmadığı hususunda değerli görüşlerinizi esirgemeyeceğiniz ümidiyle...
Old 10-10-2012, 10:48   #2
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan

Alıntı:
Değerli meslektaşlar esasen cevap zaten sorunun içerisinde görülmektedir ancak olay biraz garip bu sebeple kıymetli birikimlerinize başvurma ihtiyacı duydum.
Müvekkil, eşi ile 2007 yılında anlaşmalı olarak boşanmışlar; protokolede ''... yoksulluk nafakası ... talebinde bulunmamaktadırlar'' şeklinde bir madde konulmuştur. Ancak taraflar esasen nafaka hususunda haricen anlaşmışlar, koca nafaka ödemeyi kabul etmiş ve bu zamana kadar düzenli bir şekilde banka aracılığı ile aylık bir miktar para müvekkil hesabına yatırılmaktadır. Müvekkil, dava açması veyahut nafaka talep etmesi halinde diğer eşin mesleğinin zarara uğrayacağı, meslekten çıkarılabileceği bu durumda çocuklarınında zarar göreceği hususunda eşi tarafından kandırılarak -Ah bu fedakar ve cahil bırakılmış anadolu kadınının cehalet elinden çektikleri bu sebeple mesleği neden zarar görecekse(?)- dava açması ve nafakanın mahkeme hükmü haline getirilmesi engellenmiştir. şu halde yoksulluk nafakası talebi ile açılacak davanın 1 yıllık zamanaşımı nedeni ile reddini engellemek mümkünmüdür. Sözkonusu sürenin diğer tarafın hile si nedeni ile geçirilmiş olduğu ve esasen bu zamana kadar aylık muntazam bir ödemenin bulunması bu hususun ispatı olarak kabul edilebilirmi?
Söz konusu olayda bu gariban kadıncağızın meccanen yürütülecek olan davasında takip edilebilecek başkaca bir yol bulunup bulunmadığı hususunda değerli görüşlerinizi esirgemeyeceğiniz ümidiyle...
Sayın müdafi;

Medeni Kanun'un 178. maddesi açık ve net olduğundan, her ne kadar taraflar arasında mahkemeye yansımış düzenli bir ödeme trafiği olsa bile yoksulluk nafakası talepli açılacak bir davanın, 1 yıllık sürenin geride kalması nedeniyle reddedilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Saygılarımla..
Old 10-10-2012, 12:45   #3
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan müdafi
Değerli meslektaşlar esasen cevap zaten sorunun içerisinde görülmektedir ancak olay biraz garip bu sebeple kıymetli birikimlerinize başvurma ihtiyacı duydum.
Müvekkil, eşi ile 2007 yılında anlaşmalı olarak boşanmışlar; protokolede ''... yoksulluk nafakası ... talebinde bulunmamaktadırlar'' şeklinde bir madde konulmuştur. Ancak taraflar esasen nafaka hususunda haricen anlaşmışlar, koca nafaka ödemeyi kabul etmiş ve bu zamana kadar düzenli bir şekilde banka aracılığı ile aylık bir miktar para müvekkil hesabına yatırılmaktadır. Müvekkil, dava açması veyahut nafaka talep etmesi halinde diğer eşin mesleğinin zarara uğrayacağı, meslekten çıkarılabileceği bu durumda çocuklarınında zarar göreceği hususunda eşi tarafından kandırılarak -Ah bu fedakar ve cahil bırakılmış anadolu kadınının cehalet elinden çektikleri bu sebeple mesleği neden zarar görecekse(?)- dava açması ve nafakanın mahkeme hükmü haline getirilmesi engellenmiştir. şu halde yoksulluk nafakası talebi ile açılacak davanın 1 yıllık zamanaşımı nedeni ile reddini engellemek mümkünmüdür. Sözkonusu sürenin diğer tarafın hile si nedeni ile geçirilmiş olduğu ve esasen bu zamana kadar aylık muntazam bir ödemenin bulunması bu hususun ispatı olarak kabul edilebilirmi?
Söz konusu olayda bu gariban kadıncağızın meccanen yürütülecek olan davasında takip edilebilecek başkaca bir yol bulunup bulunmadığı hususunda değerli görüşlerinizi esirgemeyeceğiniz ümidiyle...

Zamanaşımı gerçekleşmemiş olsa bile, boşanma protokolünde "yoksulluk nafakası" talep edilmemiştir.Bu nedenle daha sonra talep edilemez. Hakim anlaşmalı boşanmada tarafların özgür iradelerine göre hareket etmelidir/etmiştir. Mahkemede alınan "beyan"ın hile ile alındığını kanıtlamak olanaksızdır.

Eski eşin rızaen bir miktar parayı ödüyor olması, ötekine hukuken bir kazanım sağlamaz.
Old 10-10-2012, 17:48   #4
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Eğer mahkeme huzurundaki anlaşmanın nafaka istememek konusundaki kısmının esk eşin hilesi ile yapıldığını ispatlayabiliyorsanız o anlaşma hile nedeniyle iptal edilebilir. Ama bunu ispat etmek çok zordur. Tanıklar varsa
eski eşin söyledikleri tanık beyanları ile ispat edilebiliyorsa hile nedeniyle anlaşma protokolü iptal edilebilir. Ama hilenin ogrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde iptal davası ve nafaka davası açılmalı iken bu sürenin de kaçırıldığı anlaşılıyor. Siz 1 yıllık iptal davası açma süresini de kaçırmış görünüyorsunuz.Bu durumda yapacak bir şey kalmamış oluyor. Çocuklar yönünden nafaka davası açma hakkı vardır. Anne bu haktan feragat edemez.
Old 10-10-2012, 19:01   #5
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
1. Hukuk Dairesi

Esas: 2008/7643
Karar: 2008/12182
Tarih: 21.11.2008

ÖZET: Feragat, kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğurur.

Rızayı ifsat eden bir nedenle malul olduğu ileri sürülerek feragatın feshi davası açılabilir. Bu nedenle, hataya dayalı ise feragatın feshine karar verilmesi gerekir.

(818 sayılı BK. m. 23, 28) (1086 sayılı HUMK. m. 91, 95)

KARAR METNİ:
Taraflar arasında görülen davada;

Davacı vekili, müvekkili adına ve davalılar aleyhine (Bala Asliye Hukuk Mahkemesi)'nin 1998/276 esas s. dosyası ile tapu iptal davası açtığını, davalılar vekilinin yargılamanın başlangıcından beri müvekkili davacıya ilişkin olan 616 no.lu parsel ile davalılara ilişkin olan 583 notu parselin farklı yerler olduğunu beyan etmesi karşısında, 17.04.2003 günlü oturumda davalılar vekilinin dürüstlüğüne ve iyiniyetine güvenerek feragatin gerçekleştiğini, ancak davalılar vekilinin iyiniyetli olmadığını (Bala Asliye Hukuk Mahkemesi)'nin 2003/132 esas s. dosyasında açmış oldukları elatmanın önlenmesi davasında yapılan keşif sonunda alınan rapor ile öğrendiğini, davalıların hile ve hatası ile feragatin yapıldığını ileri sürerek, Borçlar Yasası'nın 23 ve 28. maddeleri gereğince feragatin iptal edilmesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

Davalılar, davanın hakdüşürücü süre sebebiyle reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, Borçlar Kanunu'nun 23 ve 28. maddelerinde ön görülen koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; tetkik hakiminin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

Dava, davadan feragatin iptali (feshi) isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden özellikle Bala Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17.04.2003 tarih, 1998/276 esas, 2003/106 s. tapu iptali, yine taraftan aynı ve karşılıklı olarak aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesinde açılıp rüy'et edilen elatmanın önlenmesi istekli dava dosyalarının tetkikinden; öncesi Hazine'ye ilişkin 64.600 m2 yüzölçümlü 616 parsel s. taşınmazın 4753 s. Kanun hükümleri gereğince Recep'e, keza 44.800 m2 mesahadaki 583 parsel s. taşınmazın da 1997 gününde Hazine'ce Nazım'a satış suretiyle temlik edildiği, Nazım'ın 583 parseldeki 1/3 payını üzerinde ipka ederek 2/3'ünü her birine 1/3'er olmak üzere Üçler ve Orhan'a temlik ettiği, 616 parsel maliki Recep'in 02.10.1998 gününde 583 parsel maliklerine yönelik çifte tapu (mükerrer kayıt) olgusunun varlığından bahisle davalıların tapusunun sicilden terkini istekli davanın Bala Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17.04.2008 tarih, 1998/276 esas, 2003/106 s. kararı ile feragat sebebiyle sonuçlanıp kesinleştiği, sonradan aynı yer mahkemesinde Recep aleyhine 583 parsel maliklerince elatmanın önlenmesi davası açıldığı ve bunun üzerine Recep vekili Av. Sabite'nin "iptal davasındaki davalılar vekili Av. Sadık'ın, Recep'in malik olduğu tapu ile müvekkillerine ilişkin tapunun aynı yere ilişkin olmadığı, ayrı ayrı yerleri kapsadığını bildirmesi" üzerine iptal davasından feragat ettiğini, oysa haktan vazgeçme gibi bir düşünce ve irade beyanının bulunmadığı durumda müvekkili Recep aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasının mahkemece iptal davasındaki feragatin haktan feragat olarak nitelendirilmek suretiyle aleyhlerinde karara bağlandığını ileri sürerek eldeki feragatin iptali konusundaki davayı açtığı ve mahkemece feragatin hata ürünü olmadığı haktan feragat olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Gerçekten de, 1998/276 s. tapu iptal davasında Recep vekili Av. Sabite'nin 17.04.2003 günlü oturumda vekaletnamedeki haiz olduğu feragat yetkisine istinaden davadan feragat ettiği ve usulünce feragatin imzası ile tevsik edildiği oturum zaptıyla sabit olduğu gibi her iki tarafın dayandığı tapuların 40.618.66 m2'lik bölümünün iç içe girdiği ve bu yer için mükerrer tapu oluştuğu, elatmanın önlenmesi davalarıyla da sabittir.

Hemen belirtilmelidir ki, vazgeçme kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğurur. Ancak, feragatte hasıl olan neticenin buna sebep olan feragatin rızayı ifsat eden bir nedenle malul olduğu kanıtlanırsa, doğurduğu netice bakımından hileye, hataya maruz kalan kimseye talep hakkı bahşedeceğinde kuşku bulunmamaktadır. Somut olayda Av. Sabite iptal davasındaki feragat iradesi açıklamasını, sair taraf vekili Av. Sadık'ın "her iki tarafın adlarına kayıtlı tapuların ayrı ayrı yerlere ilişkin olduğu ve çifte tapunun bulunmadığı" beyanı üzerine yaptığı biçiminde savunmada bulunmuş, mahkemece bu kabule itibar edilmemişse de, müvekkili Recep'in bu nedenle yaptığı şikayeti üzerine hakkında görevi kötüye kullanmak fiilinden dolayı açılan kamu davasında Ankara Yedinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.07.2006 gün 2006/182 esas, 2006/267 s. kararında Av. Sadık'ın her iki tarafın tapu kaydının aynı yere ilişkin olmadığı, ayrı ayrı yerlere ait bulunduğuna dair beyanı hükme esas alınmak suretiyle beraatle sonuçlanmıştır. Esasen, eldeki davanın 01.06.2006 günlü oturumunda da Av. Sadık'ın dava edilen yerlerin ayrı ayrı yerler olduğunu, tarafların tapularının başka başka yerlere ait bulunduğu şeklindeki beyanı sonradan taraflar arasında karşılıklı olarak açılıp görülen elatmanın önlenmesi davalarında ortaya çıkan her iki tarafın dayandığı tapuların 40.618.66 m2'lik yeri için mükerrer oluşturulan (çifte) tapu olgusu ile örtüşmüyor ise de bu maddi gerçek karşısında davadan feragatin sair taraf vekilinin beyanından kaynaklanan hataya bağlı olduğu kabul edilmelidir. Kaldı ki, varlığı sabit olan bahse konu bildirim karşısında feragatin davaya konu edilen haktan değil, davanın takibinden feragat olduğu biçiminde değerlendirilmelidir. Zira çifte kayıt olgusu nedeniyle açılan dava sebebiyle sonradan varlığı ortaya çıkan kayıtların tedahül ettiği (iç içe girdiği) gerçeği karşısında davadan feragatin taraflar arasındaki çıkacak her türlü çekişmeyi çözümsüz bırakacağı kuşkusuzdur. Kaldı ki, esas haktan feragat usul hükümlerine değil, taalluk ettiği esas hakkın tabi olduğu hükümlere bağlıdır. Sair taraftan, haktan feragat için bir sebebin varlığı da iddia ve ispat edilmiş değildir.

O halde, iptal davasındaki feragatin hataya dayalı olduğu gözetilmek suretiyle davanın kabulüne ve feragatin feshine (iptaline) karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.

Davacının, temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükümü gereğince (BOZULMASINA), alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
------------------
Old 10-10-2012, 19:07   #6
Av.Evran KIRMIZI

 
Varsayılan

Sayın Av.Hatun Olguner'e katılmıyorum. Protokolün iptali için bir yıllık süreyi sanırım Borçlar Kanunu'ndan çıkarıyor. Ancak boşanma protokolü hakim tarafından onanmakla bir sözleşme olmaktan çıkıp mahkeme ilamı haline gelmektedir. Yargılamanın yenilenmesi yoluyla hükmü ortadan kaldırmadıkça hile nedeniyle iptal yoluna gidilemez.
Bu Yargıtay kararı olaya uygun değil.
Old 11-10-2012, 18:18   #7
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Sayin Evran KIRMIZI :

Yargitay kararinda mahkeme huzurundaki beyanlarin/sulh/davayi kabul/davadan feragat vb beyanlarin karsi tarafin hilesi/hata veya ikrah gibi rizayi fesada ugratan bir sebebe dayandigi iddia edilerek feshinin istenebilecegi aciklanmis. Yargilamanin yenilenmesi yolundan degil irade bildiriminin feshi davasindan sozedilmis. Hukuki sonuc doguran her turlu irade bildiriminin hata/hile/ikrah sebebiyle feshi BK na gore istenebilir.Fesih davasında hak düşürücü süre BK na gore 1 yildir. Ekledigim karar davadan feragatle ilgili olup bir ornektir. Her turlu hukuki sonuc dogurucu beyan icin bu dava acilabilir. Yargitay kararinin bu soruyla ilgisi var. Nafakadan feragati karsi tarafin hilesi ile yaptiklarini iddia ediyorlar.Hak düşürücü sure icinde bu feragatin hile nedeniyle yapildigi iddiasiyla feragatin iptali konusunda dava acabilirlerdi.

Yargitay kararinda feragatin hata hile ikrah gibi rizayi fesada ugratan bir sebeple gecersiz oldugunun BK hukumlerine gore istenebilecegi aciklanmis.Bu beyanlarin irade fesadi nedeniyle iptali davasi olumlu sonuclanirsa bu kez yargilamanin yenilenmesi davasi acilabilir ve iptal edilen beyan yerine gercek beyan mahkemeye sunularak yargilama yeniden yapilir/
Old 12-10-2012, 11:34   #8
egemen48

 
Varsayılan

1-anlaşmalı boşanmada pkotokolda yoksulluk nafakasının istenmeyeceği belirtilmeyip,daha sonra yoksulluk nafakası istenmesi anlaşmalı boşanma ile çelişir.
2-Fakat eğer ortada hile olduğu iddia ediliyorsa,bu durumda hile her türlü delil ile ispatlandığı için tanık ile ispat yoluna gidebilirsiniz.
3-Hile de 1 yıllık hak düşürücü sürenin öğrenmeden itibaren başladığını da hatırlatmak isterim.Olayda bu zamana kadar para yatırılmışsa 1 yıllık süre dolmamıştır;para ne zaman yatırılmamaya başlanırsa sürenin o tarihten itibaren başlayacağını belirtelim
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Hile Nedeni ile Yapılan Hukuki İşlemin(tapu) İptali ozguvenhukuk Meslektaşların Soruları 11 14-11-2023 15:31
Dilekçede nafaka talebinde bulunmadım fakat daha sonra talep edebilirmiyim? A. Demirci Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 3 12-08-2011 15:40
kesinleşen boşanma davasından sonra talep edilen birikmiş nafaka garani Meslektaşların Soruları 16 21-04-2011 15:10
İş akdi işverence feshedilen işçi 3 ay sonra yeniden işe başlatılmışsa kıdem tazminatı talep edilebilirmi? mustafayıldız Meslektaşların Soruları 2 20-01-2011 10:44
Esine ait sirketten hak talep edilebilirmi isim vermek itemiyorum Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 06-04-2009 12:20


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04733896 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.