Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

bozma kararından sonra neler yapılabilir?

Yanıt
Old 10-04-2007, 16:05   #1
çınar

 
Varsayılan bozma kararından sonra neler yapılabilir?

Değerli meslektaşlarım,
Yerel Mahkemece, kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarından mahkumiyet kararı veriliyor, kararın temyizi üzerine yargıtay ceza dairesi, kararı bozuyor ve daha ağır bir cezaya hükmederek "kasten adam öldürmeye teşebbüsten" hüküm kuruyor. Bu aşamada bana gelen bu dosya ile ilgili usul ve pratik uygulama yönünden neler yapabilirim? Bilgilerini paylaşan tüm meslektaşlarıma sonsuz teşekkürler.
Old 10-04-2007, 22:01   #2
Hukukçu55

 
Varsayılan

sanık müdafii olacaksanız gerekçeleri ile birlikte ısrar müdahil iseniz bozmaya uyulmasını talep etmek gerektiğini düşünüyorum.
Old 11-04-2007, 12:42   #3
çınar

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan igunduz
sanık müdafii olacaksanız gerekçeleri ile birlikte ısrar müdahil iseniz bozmaya uyulmasını talep etmek gerektiğini düşünüyorum.


Cevabınız için çok teşekkür ederim Sayın Gündüz.
Old 11-04-2007, 14:16   #4
Sinerji Hukuk Yazılımları

 
Varsayılan

Sayın meslektaşımız,
Bozmanın içeriğini, yerel mahkemenin kararını ve kendi pozisyonunuzu biraz daha ayrıntılandırabilirseniz ceza dairesi kararlarından bir tarama yapabiliriz.
Old 11-04-2007, 15:46   #5
çınar

 
Varsayılan

Değerli sinerjigroup ...
Ayrıntıya gelince,
müvekkil eski eşinin kendisine, evlilik sırasında, ihanet ettiğini öğreniyor.Gidiyor eski eşinin anne ve babasının evini basıyor.Tüfekle bir kere evin içine ateş ediyor, ikinci kez ateş ettiğinde de kayınvalidesini saçma ile, 10 gün içten güçten kalacak şekilde yaralıyor.Yerel mahkeme kasten yaralamadan ceza veriyor toplam 6 ay, yargıtay ise kasten adam öldürmeye teşebbüsten ceza verilmesi gerektiği noktasında kararı bozuyor ki bu halde ceza epey artacak.Artı olayda tehdit de var. Ben sanık müdafisiyim.
Old 11-04-2007, 16:13   #6
Sinerji Hukuk Yazılımları

 
Varsayılan

Sayın meslektaşımız,

Teşebbüs hükümleri çerçevesinde öldürme kastının yokluğu üzerinden bir savunma yapılabilirmiş gibi görünüyor. Aşağıdaki karar dilekçeye eklemek için değil belki ama size çıkış noktası sağlaması açısından işinize yarar zannediyoruz. Benzeri çok sayıda karar var. Yine ceza genel kitaplarını tekrardan şöyle bir karıştırmanız paralelinde önaçıcı olabilir.

Başarılar...

T.C. YARGITAY
Ceza Genel Kurulu

Esas: 2003/1-215
Karar: 2003/223
Karar Tarihi: 23.09.2003


Kasten adam öldürmeye kalkışmak ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından açılan kamu davasında, sanığın değişen suç vasfı uyarınca TCY,nın 456/2,457/1 ve 5912. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis, 6136 sayılı Yasanın 13/1 ve TCY.nın 59. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 76.050.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin çorum Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.4.2001 gün ve 216-75 sayılı hüküm, katılan vekili ve sanık vekili tarafından temyiz olunmakla, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.6.2002 gün ve 1061-2760 sayı ile; Katılanın 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan verilen hükümle ilgili temyiz isteminin reddine;

"Sanığın gündüzleyin 3-5 metre mesafeden kaçmakta olan mağdurun arkasından ateş etmek suretiyle Adli Tıp 2. İhtisas Kurulunun 7.2.2001 tarihli raporunda belirlendiği şekilde karnı sağ üst kadran midaxsiller bölgesinde hayati tehlike tevlid edecek ve 25 gün iş ve güçten geri kalacak şekilde yaralayarak tamamlanan fiili itibariyle eyleminin adam öldürmeye tam teşebbüs olduğu halde yazılı şekilde yaralama kabul edilmek suretiyle suç vasfında hataya düşülmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkemece 26.11.2002 gün ve 216-278 sayı ile; Uygulamada öldürmek kastıyla müessir fiil kastının ayırt edilmesinde görüş farklılıkları mevcuttur. Sorunun çözümü için iki ayrı görüş değişik ülkelerin uygulamalarında gözlenmektedir. Bunlardan ilki karine usulüdür. Bu yönteme göre her yaralamada öldürme kastı var sayılmış fakat olayın özelliklerine göre aksinin kanıtlanması olanağı tanınmış, başka bir deyişle "aksinin ispatı mümkün karine" (presemption juris tamtum) yoluna gidilmiştir. Türk Ceza Kanunumuzun da benimsediği diğer usul ise ispat usulüdür. Buna göre sanığın kastının adam öldürmeye veya müessir fiile yönelik olduğu hususunun ispatı gerekmektedir.Dava konusu olayda sanığın mağduru hayati tehlike geçirecek ve 25 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaraladığı ve yaralamanın da meydana geldiği bölgenin hayati önem taşıyan bir bölge olduğu tartışmasızdır. Ancak, sadece yaralanmanın hayatiyet arz eden bir bölgede meydana gelmesi ve hayati tehlikeye neden olması, sanıkta öldürme kastının varlığına karine teşkil etmez. Gerçekleşen olayda sanığın müdahili öldürmesini gerektirecek ciddi nedenler yoktur. Olay günü sanığın müdahile ne bakıyorsun tanıyamadın mı diye sorarak başlattığı kavgada, müdahilin sanığa sopa ile vurması üzerine bir anlık öfke ile tabancasını çektiği, müdahilin kaçmaya başladığı, sanığın da mobil durumdaki müdahile yaklaşık 3 metre mesafeden rast gele bir el ateş ettiği ve müdahilin hareket halinde olması nedeniyle hayati tehlike oluşturacak bölgeden yaralandığı ve yere düştüğü, müdahil yere düştükten sonra sanığın engel bir durum olmadığı halde ikinci kez silahını kullanmadığı, yanına gittiğinde müdahile sopa ile birkaç kez vurduktan sonra eylemine kendiliğinden son verdiği" gerekçesiyle suç vasfına yönelen bozmaya karşı direniImiş, 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulmuş olan ilk hüküm, kesinleştiğinden bahisle infaza verilmiştir.
Bu hükmün de O Yer C. Savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının "onama" istekli 23.6.2003 gün ve 29104 sayılı tebliğ namesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü;

CEZA GENEL KURULU KARARI

Temyizlerin kapsamına göre yaralama suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılan incelemede;

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki hukuki uyuşmazlık, sanığın eyleminin adam öldürmeye tam kalkışma suçunu mu, yoksa yaralama suçunu mu oluşturduğu noktasında toplanmaktadır.

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.3.1986 gün ve 8/153, 21.5.1984 gün ve 388/178, 22.5.2001 gün ve 1001108 sayı kararlarında da vurgulandığı üzere kast, sonuçlarını bilerek ve isteyerek fiili işleme iradesidir. Adam öldürme suçunun kastını belirleme diğer bir anlatımla bu suçu yaralama suçunun kast öğesinden ayırma hususunda ise öğreti ve uygulamada; suç nedeni, kullanılan vasıtanın cinsi, kullanılış şekli, isabet alınan bölge, darbe adedi ve şiddeti, failin suçtan önceki ve sonraki davranışları, aradaki husumet gibi ölçütlere başvurulduğu görülmektedir. Bu bakımdan somut olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir biçimde çözülebilmesi için olayın kendine özgü özellikleri yukarda değinilen ölçütler nazara alınarak değerlendirilmelidir.

Somut olayda katılan A.Y. ile komşuları Z.Y. arasında meydana gelen kavgada, sanık T.K.nin araya girerek, Z.Y. tarafında yer aldığı için sanık ile katılan arasında husumet doğduğu, bu olay nedeniyle sanığın kolluk anlatımında açıkça beyan ettiği üzere, suç ta kullandığı 7,65 mm çapındaki ruhsatsız tabancayı yanında taşıdığı, olay günü katılan ile olayın tek görgü tanığı E.Y. birlikte giderlerken sanıkla karşılaştıkları, sanığın katılanın kendisine bakmasına sinirlenerek, "ne bakıyorsun, tanımadın mı" diye sorması üzerine, tanık E. Y.nin anlatımlarına göre, tartışma çıkmasını istemeyen katılan ve tanığın hayvanlarına doğru yürümeye başladıkları, sanığın sinirli bir şekilde onları takip ettiği, kavga çıkmasından korkan tanığın, sanığı sakinleştirmeye çalıştığı ancak başaramadığı, sanığın elindeki sopayla katılanın çenesine vurduğu, katılanın da elindeki sopa ile sanığın kafasına vurduğu, bunun üzerine sanığın ruhsatsız silahını çıkardığı, bu durumu gören mağdur ve tanığın kaçmaya başladıkları, takip eden sanığın 2-3 metre mesafeden bir el ateş ettiği, mağdurun isabet alarak yere düşmesi üzerine de yanına giderek sopa ile vurmaya devam ettiği, tanık E. Y nin olay yerinden geçmekte olan bir traktörle mağduru köye, oradan da başka bir araçla çorum Devlet Hastanesine götürdüğü, sağ çenede 2 cm.lik kesi, karın sağ üst kadran midaxsiller bölgede iki adet yaklaşık 0,5 cm çapında kurşun giriş ve çıkış deliği saptanan mağdurun, göğüs ve genel cerrahide konsultasyonunun yapıldığı, hayati tehlikesi bulunan mağdurun tedaviyi müteakiben 2.10.2000 tarihinde taburcu edildiği, mağdurun sağ akciğer kontüzyonuna neden olan toraksa nafiz ateşli silah yaralanması nedeniyle, hayati tehlike geçirdiği ve 25 gün iş ve güçten kalacağı, sanığın ise sol pariotalde künt bir cisimle oluşmuş 1 cm. lik kesi, ödem ve ekimoz nedeniyle 2 gün iş ve gücünden kaldığı, dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında, aralarında geçmişe dayalı husumet bulunan ve bu husumet nedeniyle olayda kullandığı ruhsatsız ateşli silahını yanında bulunduran sanığın, olay günü hayvan otlatırken gördüğü mağdurun yanına giderek, önce tartışması, bilahare silahını çekip, kaçan mağduru kovalaması, ateşli silahın mutlak öldürücü mesafesi içinde bulunan 2-5 metreden mağdurun hayati tehlike doğuracak bölgesini hedef almak suretiyle yaptığı atışla onu hayati tehlike doğuracak ve 25 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralamasında öldürme kastını taşıdığı kabul edilmelidir.

Bu itibarla icra hareketlerini bitiren ancak istediği öldürme sonucunu gerçekleştiremeyen sanığın eylemi öldürmeye tam kalkışma suçunu oluşturduğundan, yerel mahkeme direnme hükmünün suç vasfındaki yanılgı nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul Üyeleri; Yerel Mahkeme direnme hükmünün haklı nedenlere dayandığı görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün suç vasfındaki yanılgı nedeniyle BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 23.9.2003 günü tebliğ namedeki isteme aykırı olarak oy çokluğu ile karar verildi.
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
**************************************



Old 11-04-2007, 16:24   #7
çınar

 
Varsayılan

Çok teşekkürler ilginize Sayın Sinerjigroup..
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
89/1 haciz ihbarına karşılık neler yapılabilir av.myıldız Meslektaşların Soruları 15 13-11-2011 22:47
Camiye baz istasyonu kurulmasına Karşı Neler Yapılabilir? av_metehan Meslektaşların Soruları 9 01-08-2009 17:01
yargıtay bozma ilamından sonra ıslah akgnc Meslektaşların Soruları 3 31-01-2007 12:15
Takipsizlik kararından sonra müsadere yapılabilir mi? HollCroft Meslektaşların Soruları 8 25-11-2006 15:53
İade kararından sonra... AV.SERTANn Meslektaşların Soruları 9 06-11-2006 19:01


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04645491 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.