Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

"Namus" Sadece Kadınlar İçin Var

Yanıt
Old 19-12-2005, 20:44   #1
Merhaba

 
Varsayılan "Namus" Sadece Kadınlar İçin Var

"Namus" sadece kadınlar için var...


Türk halkına göre, namus kavramı sadece kadınlar için geçerli...


NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Güncelleme: 12:26 TSI 13 Aralık 2005 Salı

İSTANBUL - Nüfusbilim Derneği’nin Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı desteğiyle yaptığı araştırma, Türkiye’de namusun kadının ve kadın cinselliğinin kontrol edilmesi olarak algılandığını ortaya koydu. Araştırmaya göre genç erkekler bekaret ve boşanma konularında da hoşgörüsüz.


Türk Dil Kurumu’na göre “namus”un sözlük anlamı, toplum içindeki ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık, dürüstlük ve doğruluk.

İstanbul, Adana, Şanlıurfa ve Batman’ın farklı mahallelerinde yapılan görüşmeler ise, Türk halkının bu kavramın sadece kadınlar için geçerli olduğunu ortaya çıkardı.

Görüşme yapılan kentlerin hepsinde, namus kavramının “kadın, kadın bedeni, kadın cinselliği ve bunun kontrol edilmesi” olarak algılandığı gözlendi.

NAMUSLU KADIN KİM?

Görüşmelerden çıkan sonuca göre:

* Namuslu kadın bekaretini korur
* Evlilik dışı cinsel ilişkide bulunmaz
* Düzgün giyinir
* Bir kadından beklenen şekilde davranır
*Geleneklere uygun görevlerini yerine getirir.

GENÇ ERKEKLER HOŞGÖRÜSÜZ

Araştırmaya göre, 18-25 yaş arasındaki erkeklerin bekaret ve boşanma konusundaki fikirleri oldukça sert. Orta yaş ve üzeri erkekler, nispeten daha hoşgörülü.

Okur- yazar olmayan, köyde yetişmiş ve güçlü dini bağları olan yaşlı kadınlar ile kapalı geleneksel bir çevrede yaşayan eğitimsiz genç kadınlar dışındaki kadınların, namus konularındaki ifadeleri ise, erkeklerden daha ılımlı.

KADINLARA GÖRE SADAKATSİZLİK BOŞANMA NEDENİ

Kadınların büyük bölümü namus kavramını kadın cinselliğine dayandırsa da bekar bir kadının sevgilisiyle kaçarak evlenmesinin namusa aykırı bir hareket olduğunu düşünmüyor. Kadınlar evlilikte sadakatsizlik durumunda ise boşanılması gerektiğini düşünüyor.

NAMUS CİNAYETLERİ

Aile meclisi kararıyla işlenen töre cinayetleri diğer namus cinayetlerinden farklı görülüyor. İstanbul’da görüşülen kişiler, töre cinayetlerini, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki sorunlarla bağlantılandırıyorlar.

Aldattığı için karısını kışkançlık sonucu öldüren bir erkeğin durumu ise, “herkesin başına gelebilecek bir olay” olarak değerlendiriliyor.

NAMUS CİNAYETİNE İLİŞKİN TAVIR VE FİKİRLER

Araştırmaya göre, katılımcılardan bazıları namus cinayetlerine ilişkin tavır ve fikirleri şöyle:

* Namus cinayetlerine tam destek verenler:

Bu kişiler açıkça namusa aykırı davranışta bulunmuş kişilerin ölümü hak ettiğini ve namus adına öldürmenin kaçınılmaz olduğunu söylemektedirler. Bu kişiler namus cinayetleri suçlularına verilecek cezanın artırılmasını da eleştirmektedirler.

* Namus cinayetlerine şartlı destek verenler:

Bu gruptakiler, öldürmenin doğru olmadığını, kimsenin öldürmek istemeyeceğini ancak kişilerin böyle bir “namusa aykırı davranış” ile karşılaştığında ne yapacağının önceden belli olmayacağını belirmektedirler.

* Namus cinayetlerine sosyal baskının yol açtığı kaçınılmaz bir hareket olarak yaklaşanlar:

Bu gruptakiler, sosyal baskı sonucunda namus için öldürmenin kaçınılmaz hale geldiğini savunmaktadırlar.

* Namus cinayetlerine tamamen karşı olanlar:

Bu gruptakiler, “namusa aykırı davranış” olsa dahi insanların öldürülmemesi gerektiğini ifade etmektedirler. Bu grubun bir kısmı olayı dine dayandırarak, kimsenin Allah’ın verdiği canı almaya hakkı olmadığını söylemektedir.
Old 23-12-2005, 23:32   #2
esink

 
Varsayılan

kendimi tutamayıp şöyle bir yorum yapacağım: offffff of!!!!
Old 24-01-2006, 15:14   #3
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

"Namus": Erkeğin Kadını Mülk Edinmesi...


Öztaş "Kadın akla geliyor", Bakar "Namus yoktur", Çimen "Herkesle düşüp kalkmayan kadın namusludur" diyor. Av. Gülbahar "kadını erkeğin mülkü gören anlayışın özetlenmesidir" derken psikolog Semerci kadının da cinayetlerde pay sahibi olduğunu söylüyor.

--------------------------------------------------------------------------------
BİA Haber Merkezi
10/01/2006 Ayşe DURUKAN ayse@bianet.org
--------------------------------------------------------------------------------
BİA (İstanbul) - Cem Karaca, 1974 yılında yazdığı ve söylediği "Namus Belası" şarkısında, "Kır kalemi kes cezamı yaşamayı neyleyim /Namus belasına kardaş verdiğimiz can bizim" diyor. Karaca bu şarkıyla ilk kez "namus cinayetleri"ne dikkat çektiğinde, Türkiye'de henüz "namus/töre" cinayetleri tartışılmıyordu.

25 Şubat 2004 yılında Güldünya Tören' in öldürülmesi üzerine 2005 yılına bu tartışmayla girdik. Töre/namusa odaklanan kadın hareketi de, Tören'le öldürülmesiyle, TCK tartışmalarına katıldı ve 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni TCK ile "töre indirimi" nin kaldırılmasını sağladı.

Kadın bedeni üzerinden

Toplumsal dinamiklerin henüz değişip dönüşmediği görüldüğünden 2006 da tartışmanın süreceği çok açık. Özellikle, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Nüfusbilim Derneği'nin ortaklaşa hazırladığı "Türkiye'de Namus Cinayetlerinin Dinamikleri" raporu, bu gerçeğe dikkatleri çekiyor.

Filiz Kardam'ın hazırladığı, Zeynep Alpar, İlknur Yüksel ve Ergül Ergün'ün katkıda bulunduğu bu çalışma çerçevesinde İstanbul, Şanlıurfa, Adana ve Batman'da yapılan görüşmeler namusun kadın bedeni üzerinden tanımlandığını ortaya çıkarıyor.

Biz de, bianet olarak farklı farklı mesleklerden erkek ve kadınlara "Namus" sorduk.

Reklamcı Hakan Şensoy "kafada başlar kafada biter. Namus. insanı, kendine ve başkalarına karşı küçük düşürecek davranışlarda bulunmaktan alıkoyan duygudur" derken, psikiyatr Bengü Semerci, "namus kavramı kadınlar tarafından erkeklere empoze ediliyor" yorumunu getirdi.

Öztaş: Kadına göre değerlendiriliyor

Hakan Şensoy, "İki bacak arasında değil, iki şakak arasında bitmesi gereken, vicdanı rahatlatan olay"' diyor ve ekliyor:

"Namus aynı zamanda insanın başkaları için istedikleri ve başkalarına söylediklerini kendisi için de isteyebilmesi ve kendine de söyleyebilmesiyle varolabilecek soyut bir kavramdır."

Halkla İlişkiler uzmanı Mehtap Öztaş giderek değişen toplumda namus kavramının kişiden kişiye değiştiğini düşünüyor.

"Genellikle namus denince, sadece kadın akla geliyor. Erkek namusunu kadınına göre değerlendiriyor. Oysa namus dürüstlüktür, güvenilir bir dostluk ve ahlaktır."

Çimen: Tek eşli olmayan erkek de namussuzdur

Senarist Özgür Bakar "Namus, insanların kendi yarattığı değer yargılarının, bir süre sonra kölesi olmasıdır," sözleriyle "namus"u reddediyor, yerine "doğuştan gelen hak ve özgürlükler"in varlığını hatırlatıyor.

Zaman Gazetesi yazarı Ali Çimen ise "namus"u tartışırken kadın erkek ayrımı yapmıyor: "Tek eşli olmayan erkek de namussuzdur. Önüne gelenle düşüp kalkmayan kadın namusludur. ".

Gülbahar: Namus, erkeğin kadını kontrol aracı

Türk Ceza Kanunu (TCK) Kadın Platformu'ndan avukat Hülya Gülbahar kadınlar açısından namusun hiçbir biçimde olumlu bir tanımı olabileceğini kabul etmiyor.

"Namus erkeklerin sadece cinselliği değil, kadının bütün varlığını, hayatı, emeği, kimliği ve bedeniyle kadınları kontrol etme aracıdır. Mardin'deki namus cinayetinde, kadının öldürülme gerekçesi dar pantolon giyerek sinemaya gitmiş olmasıydı."

Gülbahar, erkeğin genelde kadına "sen benim namusumsun" derken esasında kadına "çizdiğim çizgiden bir milim ileri gidersen 'Namusa aykırı' bir harekette bulunmuş olursun" demek istediğini hatırlatıyor ve "namus suçu"nun böylece giyime karışmaktan kadının hayatına kast etmeye kadar uzandığını söylüyor.

"Namus, kadının bedenini, kimliğini, kiminle evleneceğine; kiminle flört edeceğine, edip edemeyeceğine; sokağa çıkıp çıkamayacağına, çıkarsa eve kaçta döneceğine; ailesini, arkadaşlarını ziyaret edip edemeyeceğine, karar verme hakkının erkeklerde olduğunu savunan; kısacası kadını erkeğin mülkü gören anlayışın tek kelimeyle özetlenmesidir."

Adı farklı olsa da

Kadına kast eden bu cinayetler Türkiye'de ve dünyada "namus cinayeti", "töre cinayeti", "töre suçu", "tutku cinayeti" ya da "kıskançlık cinayeti" adlarıyla karşımıza çıkıyor.

"Adı ne olursa olsun, hepsi namus adına kadınların hayatlarının kontrol edilmesidir. Erkeklerin canları istediklerinde bu hayata son verebilmesi hakkı olduğu iddiasını da içerir. Sözüm ona aşk sevgi sözcükleri sandığımız laflar, namus üzerinden kadınların sahibinin erkekler olduğu iddiasını sürdürme çabasından başka bir şey değildir."

Semerci: Önce kadını eğitmek

Doç. Dr. Semerci'ye göre "namustan kastedilen insanların kendi bütünlüklerini koruma hissidir".

"Erkeğin kadını kendi namusu saymasının temelinde kadını kendi benliği ve kimliği gibi görmesi yatıyor. Dolayısıyla da namusu kendine ait bütün maddi ve manevi değerlerin korunması olarak düşünüyor.

Bu "psikiyatrik" yaklaşım, "Namus" kavramının kadınlar tarafından erkeklere empoze edildiği iddiasını da taşıyor ve sorumluluğu kadına yüklüyor: "Erkekler böyle doğmuyor. Anne, 'evin erkeği sensin, namusu korumak senin sorumluluğun,' diyor. İlk yapılması gereken kadınları eğitmek."

Kadın yaş alınca "karar mekanizma"sında

Semerci, yetiştirme tarzı nedeniyle kadının yaşadığı bir ikilem olduğunu söyleyerek, aile meclisi kararlarına dikkat çekiyor:

"Kadınlar belirli bir yaştan sonra bu cinayet kararlarının alındığı meclislerin üyesi oluyor. Kadın kimliğinden çıkarılmış, erkekleşmiş oluyor. Çözüm, kadına, kadın kimliğini kullanabilmesinin aşılanmasıdır ki, kadının o zaman erkek gibi davranması gerekmeyecek."(AD/BA)
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Kadınlar Tacizi "Davet" Mi Ediyor ?... Merhaba Kadın Hakları Çalışma Grubu 82 07-07-2011 10:24
Stj. Av. ne "ofisboy"dur, ne de adliyedeki caycinin "ciragi..." metin karadag Hukuk Stajı ve Meslek Seçimi 26 28-07-2007 20:47
FSEK anlamında"eser"; "Mezdeke"oryantal grup adı ve oluşturdukları karakter eser mi? Aslı Hukuk Soruları Arşivi 6 27-12-2006 00:32
"Hukukçuluk", sadece hakimlik, savcılık veya avukatlık ile sınırlandırılabilir mi? Procurement Law Hukuk Sohbetleri 3 30-09-2006 00:24
Alamancı Usulü Namus/kıskançlık Cinayeti Veya Öldürülenler Sadece Kadınlar Değil Gemici Kadın Hakları Çalışma Grubu 1 05-04-2004 08:44


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03024697 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.