Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Tahliye kararı verilmişken sözleşme şartları geçerli olur mu ?

Yanıt
Old 14-05-2009, 15:45   #61
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Adli Tip, "muacceliyet şartını" sormuş, siz de sözkonusu kararı koymuşsunuz. Karar borçların "muaccel" hale gelmesini açıklarken, "muacceliyet şartı"ndan söz etmemektedir. Sizin alnadığınız ve yararlandığınız ama benim anlayamadığım ve yararlanamadığım husus nedir acaba?

Suat bey,

Bu yazınızı şaka olarak değerlendirmek istiyorum. Muaceliyet şartının ne olduğunu kendimce izah ettim. Sonra da belki "muacceliyet" nedir, o konuda da -mesala siz hala anlayamadığınızı söylüyorsunuz! ki öyle anlaşılıyor- birşeyler okumak isteyen olabilir düşüncesiyle o kararı ekledim ve niye eklediğimi de yazdım.

Sizin hala konuyla ilgisiz bu yazınızda ısrar etmenize ise açıkçası anlam veremiyorum.
Old 14-05-2009, 16:08   #62
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Saim
Suat bey,

Bu yazınızı şaka olarak değerlendirmek istiyorum. Muaceliyet şartının ne olduğunu kendimce izah ettim. Sonra da belki "muacceliyet" nedir, o konuda da -mesala siz hala anlayamadığınızı söylüyorsunuz! ki öyle anlaşılıyor- birşeyler okumak isteyen olabilir düşüncesiyle o kararı ekledim ve niye eklediğimi de yazdım.

Sizin hala konuyla ilgisiz bu yazınızda ısrar etmenize ise açıkçası anlam veremiyorum.

Saim Bey,

KHS'de Sayın Av.Armağan Konyalı, "Son karar tartışmayı balta gibi kesti" şeklinde mesaj yazınca, doğal olarak "anlamadığım bir şey mi var" diye kuşkulandım. O nedenle, kararı yayınlayan siz olduğunuz için size sordum. Açıklama için teşekkürler.
Old 14-05-2009, 16:11   #63
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Saim Bey,

KHS'de Sayın Av.Armağan Konyalı, "Son karar tartışmayı balta gibi kesti" şeklinde mesaj yazınca, doğal olarak "anlamadığım bir şey mi var" diye kuşkulandım. O nedenle, kararı yayınlayan siz olduğunuz için size sordum. Açıklama için teşekkürler.

Forum baltadan geçilmediği için sanıyorum karıştırdınız. Hemen yukarısında eklediğim 2 adet kararı kastetmiş olmalıdır.
Old 14-05-2009, 16:11   #64
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip
Sayın Suat Abi;

Sizin mesajınızdan alıntı yaparak soruyorum ama, sorum sadece size değil. Ayrıca art niyetli bir soru da değil, öğrenmek için soruyorum.

Sayın Üyeler;

1- Muacceliyet şartı nedir? Ne işe yarar?
2- Hakkaniyetle bağlantısı nasıl kurulur?
3- Sözleşmede muacceliyet şartı varsa ve belirtilen sürede kira ödenmezse, bakiye kiralar kendiliğinden muaccel olur mu? Yoksa muaccel olabilmesi için kiralayanın ayrıca hukuki bir işlemine ihtiyaç var mıdır?

Saygılarımla,

Alıntı:
1- Muacceliyet şartı nedir? Ne işe yarar?

Sevgili Adli Tip,

“Muacceliyet şartı” borcun vadesinden önce ödenmesi demektir. Somut olayda da kira parasının ödenme biçimidir.

Alıntı:
2- Hakkaniyetle bağlantısı nasıl kurulur?

Hakkaniyetle bağlantısı bulunmamaktadır. Kişilerin sözleşme yapma özgürlüğü Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmıştır. Ancak bir takım kısıtlamaları mevcuttur. B.K. ilgili maddesi şöyledir:

MADDE 19 - Bir akdin mevzuu, kanunun gösterdiği hudut dairesinde, serbestçe tâyin olunabilir.
Kanunun kat'î surette emreylediği hukukî kaidelere veya kanuna muhalefet; ahlâka (âdaba) veya umumi intizama yahut şahsi hükümlere müteallik haklara mugayir bulunmadıkça, iki tarafın yaptıkları mukaveleler muteberdir.

Sözleşmelere konulan “muaceliyet şartı”nın B.K. 19 uncu maddeye aykırı olmadığına dair birçok Yargıtay kararı bıulunmaktadır. Dolayısıyla hakkaniyete aykırı bir durumdan söz edilemez. Muacceliyet şartından daha ağır bir şart için, “sözleşme özgürlüğünden” söz eden bir Yargıtay kararı aşağıdadır:

Alıntı:
T.C.
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/328
K. 2005/2721
T. 24.3.2005
• SÖZLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ ( Hukuka Aykırı Olarak Kullanılmasının Yaptırımı Sözleşmenin Hükümsüz Olması Olduğu )
• SÖZLEŞMENİN HÜKÜMSÜZ OLMASI ( Sözleşme Özgürlüğünün Hukuka Aykırı Olarak Kullanılmasının Yaptırımı Olduğu )
818/m.19
ÖZET : Borçlar Kanunu'nun 19.maddesinin 1.fıkrası ile sözleşme yapma özgürlüğü ilke olarak benimsenmiş, ancak bu özgürlüğe her özgürlükte olduğu gibi sınırlama getirilmiştir. Sözleşme özgürlüğünün hukuka aykırı olarak kullanılmasının yaptırımı sözleşmenin hükümsüz olmasıdır. Sözleşme özgürlüğü ise öğreti ve uygulamada "bireylerin özel borç ilişkilerini hukuk düzeninin sınırları içinde özgürce kurabilme ve düzenleyebilme yetkisi" olarak tanımlanır.
DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali-alacak davasına dair karar davalı-davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin cezai şarta ilişkin itirazın iptali istemine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, davalı tarafından eksik ödenen 2000 yılı Eylül ayından 2002 yılı Aralık ayına kadar olan kira farkları, ödenmeyen 2002 yılı Ocak, Şubat, Mart ayları kira bedeli ile kira sözleşmesinin 7.maddesine dayanarak günlük %2 faizin tahsili için icra takibi yapmış, davalının itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasını açmıştır. Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece kira alacağına yönelik istem yönünden itirazın kısmen iptaline, davacının kira sözleşmesinin 7.maddesi hükmüne dayanarak istediği %2 faizin ceza koşulu olduğu gerekçesiyle buna ilişkin itirazın iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Tarafların özgür iradeleri ile imzaladıkları ve hükme esas alınan 12.2.1999 başlangıç tarihli üç yıl süreli kira sözleşmesinin 7.maddesinde "aylık kira bedelinin ödenmesinde geç kalınan her gün için kiracı kira bedelinin %2'si kadar gecikme cezası öder, ancak bu gecikme otuz günden uzun olamaz" hükmü yer almaktadır.
Borçlar Kanununun 19.maddesinin 1.fıkrası ile sözleşme yapma özgürlüğü ilke olarak benimsenmiş, ancak bu özgürlüğe her özgürlükte olduğu gibi sınırlama getirilmiştir. Sözleşme özgürlüğünün hukuka aykırı olarak kullanılmasının yaptırımı sözleşmenin hükümsüz olmasıdır. Sözleşme özgürlüğü ise öğreti ve uygulamada "bireylerin özel borç ilişkilerini hukuk düzeninin sınırları içinde özgürce kurabilme ve düzenleyebilme yetkisi" olarak tanımlanır.
Bu açıklamalar ışığında sözleşmenin 7.maddesinde yer alan hüküm Borçlar Kanununun 158.maddesinde öngörülen ceza koşulu olup geçerlidir.
Mahkemece bu yön gözetilmeden davacının buna yönelik isteminin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda 2.bentte açıklının nedenlerle ceza koşulu yönünden BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 24.03.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yine 6570 Sayılı yasanın 9 uncu maddesi şöyledir:

Alıntı:
MADDE 9 - Kira mukavelelerinde; bu Kanunun kira bedellerinin tâyinine mütaallik hususlar müstesna kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz.


Muacceliyet şartının 9 uncu maddeye aykırı olmadığına ve kira parasına dair olduğuna ilişkin de kararlar bulunmaktadır. Onlardan birisinden alıntı aşağıdadır:

Alıntı:
T.C.
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
E. 2001/9494
K. 2001/9729
T. 28.5.2001
� TAHLİYE DAVASI ( Temerrüt Nedeniyle )
� TEMERRÜT NEDENİYLE TAHLİYE DAVASI ( Muacceliyet Şartı Kira Bedeline İlişkin Bir Şart Olduğundan Kiracı Aleyhine Yapılan Bir Değişiklik Olarak Kabul Edilememesi )
� KİRA MUKAVELESİ ( Kira Bedellerinin Tayinine Müteallik Hususlar Müstesna Üzere Kiracı Aleyhine Değişiklik Yapılamaması )
� MÜACCELİYET ŞARTI ( Şart Kira Bedeline İlişkin Bir Şart Olduğundan Kiracı Aleyhine Yapılan Bir Değişiklik Olarak Kabul Edilememesi )
6570/m.9

Taraflar arasında yenilenen kira sözleşmesi 1.10.2000 başlangıç tarihli ve 5 yıl sürelidir. Sözleşmede aylık kiranın 6.500 Dolar olacağı belirtilmiş, sözleşmenin özel 1.2. maddesinde de bir aylık kiranın tam ve süresinde ödenmemesi halinde gelecek diğer ayların kirasının da muaccel olacağı kararlaştırılmıştır. 6570 sayılı Kanunun 9. maddesinde "kira mukavelesinde bu kanunun kira bedellerinin tayinine müteallik hususlar müstesna kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz" denilmektedir. Muacceliyet şartı da kira bedeline ilişkin bir şart olduğundan kiracı aleyhine yapılan bu değişiklik olarak kabul edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.12.2000 tarih ve 2000/6-1807 Esas ve 2000/1792 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.







Alıntı:
3- Sözleşmede muacceliyet şartı varsa ve belirtilen sürede kira ödenmezse, bakiye kiralar kendiliğinden muaccel olur mu? Yoksa muaccel olabilmesi için kiralayanın ayrıca hukuki bir işlemine ihtiyaç var mıdır?

Evet bakiye kira aylıkları kendiğilinden muaccel olur. B.K. 101 inci maddedeki ihtara gerek yoktur. B.K. 260 ıncı maddeye göre yapılacak ihtarat veya icra takibi ile kira aylıklarının tamamı istenilebilir. Aslında bu konu yıllar önce THS’de tartışılmış, aşağıdaki linke göz atarsan, “armağan” isimli üyemiz sorunu yanıtlamış…

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=227
Old 14-05-2009, 16:23   #65
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Saim
İki adet Yargıtay kararı ekliyorum. Bunlardan birincisi, muacceliyet şartının tazminat olarak nitelendirilemeyeceğine veyahut (kalan aylara yönelik tazminat tabirinin muacceliyet şartı olarak kabul edilemeyeceğine) dairdir. Diğeri ise, boşaltılan mecur için, muacceliyet şartı olsa bile kalan ayların kirasının istenemeyeceğine ilişkindir. Bu karar kısmen Adli Tip'in eklediği HGK kararı gibidir.

Birinci karar için Sayın Adli Tip'in 54 no.lu mesajında yazdıklarına katılıyorum. Yerel mahkeme, tazminata ilişkin hükümleri "muacceliyet şartı" olarak kabul etmiş Yargıtay da gayet yerinde olarak kararı bozmuştur.

İkinci karar ise, somut olaya tam olarak uymamaktadır. Somut olayda ısrarla söylediğim gibi, kiracı mecuru kullanmaktadır. Boşaltmamıştır. Dayanak yaptığınız kararda ise, kiracı mecuru boşalttıktan sonra yapılan bir takip bulunmaktadır. Yargıtay ise, "artık bu şarttan yararlanamazsın varsa zararın genel hükümlere göre dava etmelisin" demektedir.
Old 14-05-2009, 16:44   #66
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Birinci karar için Sayın Adli Tip'in 54 no.lu mesajında yazdıklarına katılıyorum. Yerel mahkeme, tazminata ilişkin hükümleri "muacceliyet şartı" olarak kabul etmiş Yargıtay da gayet yerinde olarak kararı bozmuştur.

İkinci karar ise, somut olaya tam olarak uymamaktadır. Somut olayda ısrarla söylediğim gibi, kiracı mecuru kullanmaktadır. Boşaltmamıştır. Dayanak yaptığınız kararda ise, kiracı mecuru boşalttıktan sonra yapılan bir takip bulunmaktadır. Yargıtay ise, "artık bu şarttan yararlanamazsın varsa zararın genel hükümlere göre dava etmelisin" demektedir.

Sayın Suat Bey,

İkinci karar Sayın Adli Tip'in; 24 nolu mesajında "Akit feshedilip, boşaltılmış olsa da kalan ayların (kira müddeti hitamına kadar) kira bedelleri istenebilmelidir..." şeklinde dile getirdiği "tezine" karşı eklenmiştir.


İlgili mesajı da şu şekildedir:

Alıntı:
Yazan Adli Tip Mesaj no: 24
2- Kiralayan sözleşme bitmeden, kendi isteğiyle evden çıkar ve evi kullanmazsa, kiralayan -kural olarak- sözleşmenin bitimine kadarki kira bedelini talep edebilir.
3- Kiralayan, sözleşmeye aykırılık sebebiyle kiralananı mahkeme kararıyla tahliye etmek zorunda kalırsa, aynı 2. maddede olduğu gibi haksız olarak kiralananı boşaltmış olur. Bu halde de bakiye kiralar pekala istenebilir diye düşünüyorum.
Old 14-05-2009, 16:56   #67
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Az önce karara katılmadığımı da yazacaktım, yorulduğum için vazgeçmiştim. Bu mesajınızın üzerine yazmaya başladım, (worda kaydetmeden buraya yazıyordum) gelen telefon üzerine yanlış tuşa basınca o da gitti.

Karar "Özel" bir karar. Ama katılmak mümkün değil.Gerekirse daha sonra devam ederim.
Old 14-05-2009, 17:15   #68
Adli Tip

 
Varsayılan

Sevgili Suat Abi,

Aydınlatıcı CEVAPLARINIZ için çok teşekkür ederim.

Benim memleketim Adana'da kiralar 1 yıllık peşin alınır hep. Hiç böyle sorunlar da olmaz. O sebeple eskiden kalma bir bilgim de yok.

Ancak şu genel bilgiye sahip(t)im. Bir borç doğar, muaccel olur, -vaktinde ödenmezse de- en son temerrüt gerçekleşir. Nasıl ki, muaccel olmamış bir borçtan dolayı temerrüt gerçekleşmezse, doğmamış bir borç da muaccel olamaz. Ancak Sevgili Saim Abi “Kavramları, sağa çekip sola çevirip sonuç çıkarmamız elastikiyet dışında hukukta işe yaramaz kanaatindeyim.” Diyince, bu bilgimden de şüphe ettim.

Benim düşünceme göre, bir yıllık kira sözleşmesi yapıldığı anda, kiracının, tam bir yıl boyunca gayrimenkulü kullanma hakkı doğar. Keza kiralayanın da bir yıllık kira alacağı hakkı doğar. Ancak, sözleşme ile bu kira alacağının nasıl ödeneceği (vadesi) belirlenir ve alacağın hangi kısmının ne zaman muaccel olacağı kararlaştırılır. Bence, muacceliyet şartı da, zaten var olan bu alacak hakkının vadesini değiştiren bir sözleşme hükmüdür.
Sözleşme devam ederken doğmuş hakların, fesihten sonra, geriye dönük ortadan kalkacağını söylemek, sizin de belirttiğiniz gibi, kiracıyı o dönem için fuzuli şagil addetmeyi de gerektirir.

Şimdi kendi adıma şunu düşünüyorum: Benim kira sözleşmem bitmek üzere. Bu evde bir sene daha oturup oturmayacağıma karar vermek için çok az vaktimin kaldığını düşünerek sıkıntı yaşıyordum. Gelinen noktada anladım ki bu stresi çekmeme hiç gerek yok. Oturduğum sitede, bir daire 1 hafta bile boş durmadan kiraya verilebiliyor. Zaten ödediğim kira da rayicin altında. Oturduğum günün parası zaten boynumun borcu, oturmadığım gün için de 1 haftalık kira parasını veririz gerekirse.
Otelde kalıyor gibi gidip geleyim evime.


Yasal dayanaksız, Yargıtay desteği olmayan kişisel görüşlerimdir.

Saygılarımla,
Old 14-05-2009, 22:20   #69
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip
MUACCELİYET şartı" ile "DOĞMAMIŞ kira bedeli" kavramları bence bir tezat teşkil etmektedir. Bu kira alacakları muacceliyet şartı ile muaccel olmuştur. Artık doğmamasından bahsedilememesi gerekir. Muacciliyet şartıyla doğan talep hakkı, cezai şart değilse (ki bence de cezai şart değildir.) ve de tazminat da değilse ancak "asıl alacak"tır. Bu asıl alacak mecurun ne zaman, mecurun ne zaman yeniden kiraya verilebileceğine göre belirlenmez. Bu alacak bellidir (kalan kira süresi X kira bedeli), mecurun yeniden kiraya verilebileceği zamana göre bundan indirim yapılabilir.


Alıntı:
Yazan Adli Tp
Ancak şu genel bilgiye sahip(t)im. Bir borç doğar, muaccel olur, -vaktinde ödenmezse de- en son temerrüt gerçekleşir. Nasıl ki, muaccel olmamış bir borçtan dolayı temerrüt gerçekleşmezse, doğmamış bir borç da muaccel olamaz. Ancak Sevgili Saim Abi “Kavramları, sağa çekip sola çevirip sonuç çıkarmamız elastikiyet dışında hukukta işe yaramaz kanaatindeyim.” Diyince, bu bilgimden de şüphe ettim.

Sevgili Adli Tip,

Bu iki mesaj sana ait. Ben ilk mesajın üzerine, elastikiyetin işe yaramayacağını ifade ettim.

Unutmamalıyız ki, muacceliyet şartı, henüz günü gelmediği için doğmamış borcu, şart gerçekleşince sanki doğmuşcasına talep etmeye imkan vermektedir. O borç, şarta bağlı bir borçtur ve şart gerçekleştiğinde gününden önce talep edilebilmektedir. Yani gününden önce doğma diye bir şey söz konusu değildir. Şart nedeniyle, -şartın gerçekleşmesi ile birlikte- gününden önce talep etmek imkan dahiline girmektedir. Oysa, kiracı henüz şart nedeniyle erken ödeyeceği kira bedelinin karşılığını almamıştır, günü geldiğinde karşı edimi, mecuru kullanmak suretiyle elde etmiş olacaktır.

Benim o cümledeki muradım çok açık. Kavramları olabildiğince anlaşılabilir yazmamız lazım. Cümleleri soldan sağa, sağdan sola bulmaca gibi yazarsak, bazen farkında olmadan kendimizi de şaşırtabiliriz. Kaldı ki bu elastikiyet mevzuu sadece sana yönelik de değildi. Hepimize yönelik, genel bir ifadeydi.

Netice itibariyle;

Suat bey ile %99 aynı fikirdeyim. %1 farklılık ise şudur:

Suat bey, kira akdi feshedilmeden muacceliyet şartı nedeniyle talep edilebilir hale gelen henüz oturulmamış aylara ait kira bedellerinin, tahliyeden sonraki kira müddetinin hitamına kadar her halukarda kiralayana ödenmesi gerekir düşünecsindedir.

Ben ise; Kira akdi feshedilip de bu karar kesinleşirse akdin geçersiz olacağını ve kiralayanın fesih iradesinin sonucu tahliyeden sonraki aylar için muacceliyet şartı dairesinde kira bedelinin talep edilmemesi gerektiğini söylüyorum. Çünkü akdi fesheden ve tahliye isteyen kiralayandır. Akdin feshine kusuru ile kiracı sebep olmuşsa ki olduğu varsayılabilir, bunun sonucu olarak kiraya verene kadar gereken yeterli bir süre için "tazminat" talep edilmesi mümkündür ancak bu tazminat, muacceliyet şartının sonucu olarak değil, ayrı bir talep ile dile getirilebilir ve tazminat davacısı, davasını ve bu arada zararını ispatlamak zorundadır.

Bunun dışında farklı bir düşüncemiz söz konusu bile değildir.
Old 15-05-2009, 02:02   #70
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip - Mesaj no 68
Yasal dayanaksız, Yargıtay desteği olmayan kişisel görüşlerimdir.
Görüşlerinize katılıyorum. Uygulama da zaten bu yöndedir.

Ancak kiralayan kiraya vermekte gecikirse ve iş bilirkişilere kalırsa 2 aylık kirayı gözden çıkarmalısınız.
Old 15-05-2009, 02:54   #71
Adli Tip

 
Varsayılan

Bir önceki mesajınızda alıntı yaptığınız iki mesajımın arkasındayım. İkisi arasında bir çelişki de göremiyorum.

Alıntı:
Yazan Saim

....
Unutmamalıyız ki, muacceliyet şartı, henüz günü gelmediği için doğmamış borcu, şart gerçekleşince sanki doğmuşcasına talep etmeye imkan vermektedir. O borç, şarta bağlı bir borçtur ve şart gerçekleştiğinde gününden önce talep edilebilmektedir. Yani gününden önce doğma diye bir şey söz konusu değildir. Şart nedeniyle, -şartın gerçekleşmesi ile birlikte- gününden önce talep etmek imkan dahiline girmektedir. Oysa, kiracı henüz şart nedeniyle erken ödeyeceği kira bedelinin karşılığını almamıştır, günü geldiğinde karşı edimi, mecuru kullanmak suretiyle elde etmiş olacaktır.

Benim o cümledeki muradım çok açık. Kavramları olabildiğince anlaşılabilir yazmamız lazım. ....

Saim Abiciğim,

Uykusuzluktan mıdır, alkolün etkisi mi, yoksa aklım mı ermiyor bilmiyorum ama mesajınızın yukarıdaki kısmını gerçekten anlamadım.

Cümleleri öğelerine ayıramayacağım ama paragrafı cümlelere böldüm, belki anlarım diye..

Alıntı:
...muacceliyet şartı, henüz günü gelmediği için doğmamış borcu, şart gerçekleşince sanki doğmuşcasına talep etmeye imkan vermektedir.

Vade gelmediyse borç da doğmaz, borcu doğuran olay, gününün gelmesidir mi demek istiyorsunuz?
"şart" derken neyi kastediyorsunuz?

Alıntı:
Yazan Suat Ergin
Muacceliyet: Borcun yerine getirilme zaman ve şartlarının doğmasıdır.(Hukuk Sözlüğü-Esat Şener)

“Muacceliyet” borca ilişkin bir kavramken, “muacceliyet şartı” muhtemel alacağa ilişkin bir kavram mı?

Alıntı:

O borç, şarta bağlı bir borçtur ve şart gerçekleştiğinde gününden önce talep edilebilmektedir.

"o borç" sanırım bakiye kiralar? "Şart", kiracının evde oturması mı, sözleşmeyi imzalaması mı, sözleşmeyle belirlenen ödeme günlerinde ödemelerin yapılmaması mı?

Alıntı:
Yani gününden önce doğma diye bir şey söz konusu değildir.


Yani "muacceliyet şartı" doğmamış borcu talep etmeyi sağlayan hukuki bir kavram mı?
Zira bir şey ya gününde, ya gününden önce, ya da gününden sonra doğar. Bir de doğmaması ihtimali var. Ki doğmamışsa yoktur.



Alıntı:
Şart nedeniyle, -şartın gerçekleşmesi ile birlikte- gününden önce talep etmek imkan dahiline girmektedir.


Bunu anladım galiba. Zira ben de bunu söylüyorum. Şart (bir kirayı gününde ödememek) gerçekleşmişse, -bakiye kiraları- (sözleşmeyle kararlaştırılmış) günlerinden önce talep etmek mümkündür.
Sözleşmeyle belirlenen günden (vadeden) önce talep edilebilmesi, yeni ödeme gününden (vadeden) sonra da talep edilebilmesine engel değildir.

Alıntı:
Oysa, kiracı henüz şart nedeniyle erken ödeyeceği kira bedelinin karşılığını almamıştır,
Alıntı:
günü geldiğinde karşı edimi, mecuru kullanmak suretiyle elde etmiş olacaktır.

Karşı edimi, mecuru kullanmak suretiyle elde etmesini beklersek, borç zaten muaccel olur. “muacelliyet şartı” niye var ki? (Bu soruyu kaçıncı soruşum oldu acaba?)


Alıntı:
Netice itibariyle;

Suat bey ile %99 aynı fikirdeyim. %1 farklılık ise şudur:


Suat Bey ile ben de %99 aynı fikirdeyim. O halde matematik benle de %98 hemfikir olmanızı gerektirir. Ama onunla fikir ayrılığına düştüğünüz %1 ile benimle fikir ayrılığına düştüğünüz %1’in farklı %1’ler olması mümkündür.

Alıntı:

Suat bey, kira akdi feshedilmeden muacceliyet şartı nedeniyle talep edilebilir hale gelen henüz oturulmamış aylara ait kira bedellerinin, tahliyeden sonraki kira müddetinin hitamına kadar her halukarda kiralayana ödenmesi gerekir düşünecsindedir.

Ben ise; Kira akdi feshedilip de bu karar kesinleşirse akdin geçersiz olacağını ve kiralayanın fesih iradesinin sonucu tahliyeden sonraki aylar için muacceliyet şartı dairesinde kira bedelinin talep edilmemesi gerektiğini söylüyorum. Çünkü akdi fesheden ve tahliye isteyen kiralayandır. Akdin feshine kusuru ile kiracı sebep olmuşsa ki olduğu varsayılabilir, bunun sonucu olarak kiraya verene kadar gereken yeterli bir süre için "tazminat" talep edilmesi mümkündür ancak bu tazminat, muacceliyet şartının sonucu olarak değil, ayrı bir talep ile dile getirilebilir ve tazminat davacısı, davasını ve bu arada zararını ispatlamak zorundadır.

Bunun dışında farklı bir düşüncemiz söz konusu bile değildir.

Kiralayanın, kiracıdan muaccel bir alacağı vardır. Kiracı bu borcu her halükarda ödemek zorundadır.

Bu kira sözleşmesinin varlığı ya da feshi sebebiyle kiracının bir zararının olması, ya da kiralayanın sebepsiz zenginleşmiş olması mümkündür.
Ancak, kiracı bunları ispatlamadığı müddetçe kiralayandan bir alacağı olamaz. Muaccel olmamış ve hatta muhtemel bir alacak da takas ya da mahsup edilemez.

Saygılarımla,
Old 15-05-2009, 03:18   #72
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Görüşlerinize katılıyorum. Uygulama da zaten bu yöndedir.

Ancak kiralayan kiraya vermekte gecikirse ve iş bilirkişilere kalırsa 2 aylık kirayı gözden çıkarmalısınız.

Sevgili Armağan Abi;

"Önce kanuna bakmalı, sonra Yargıtay kararı aramalı" özdeyişinizi "en sonunda da bilirkişi raporlarına bakmalı" diye güncellediniz mi?

Hukuki yorumlarından ve düşüncelerinden etkilendiğim, avukatlıklarından örnek aldığım, saydığım ve çok sevdiğim sizlerin düşüncelerine karşı düşüncelerimi yazarken fazla çekingen davranmam, benim genel mizacım sanılmasın.

Kendi düşüncelerime kanundan ya da Yargıtay'dan destek bulamasam da, düşüncelerimin herhangi bir bilirkişinin düşüncesinden kıymetsiz olduğunu kolay kolay kabullenmem.

Bu işi bilen bir bilirkişi, kiralayana kiraya vermekte kendi kusuruyla gecikmemesini önerir.

Kusuru olmadan evini yeniden aynı paraya 10 ay boyunca kiraya veremeyen kiralayana ise inşallah siz rapor düzenlemezsiniz.

Saygılarımla,
Old 15-05-2009, 18:54   #73
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip
Kendi düşüncelerime kanundan ya da Yargıtay'dan destek bulamasam da, düşüncelerimin herhangi bir bilirkişinin düşüncesinden kıymetsiz olduğunu kolay kolay kabullenmem.
Bilirkişiler hukuki konularda görüş bildirmeyeceklerinden sizin değerli görüşünüz ile yarışmaları mümkün olmaz.

Bilirkişiler şimdiye kadar verdikleri raporlarda hep iki ayda kiraya verilebileceği yolunda görüş bildirdikleri için ben de size bunu aktardım. Bilirkişiler konusunda yazdıklarım başkaca bir anlam taşımamaktadır.
Alıntı:
Bu işi bilen bir bilirkişi, kiralayana kiraya vermekte kendi kusuruyla gecikmemesini önerir.
Bilirkişiler tarafların yaptıkları hakkında rapor düzenlememekte fakat sadece dava konusu yerin ne kadar sürede kiraya verilebileceğini belirlemektedir. Kiralayanın kusuruna bakmazlar; kiralayana öneride bulunmazlar.
Alıntı:
Kusuru olmadan evini yeniden aynı paraya 10 ay boyunca kiraya veremeyen kiralayana ise inşallah siz rapor düzenlemezsiniz
Kiralayanın kusuru olmaksızın on ay boyunca kiralanamayan bir yer olamaz. Kusur şu ki fazla kira isteniyordur. İstatistiklere bakarsanız büyük bir konut açığı bulunmaktadır. İki ay fazlasıyla yeterli bir süredir.

Önemli Not: Bilirkişilerin iki aylık kiralama süresi tanıdıkları kiralananlar sıradan konutlardır. Beş katlı işhanı veya sinema gibi büyük işyerlerinin kiralanması haliyle daha uzun süreye muhtaçtır.
Old 16-05-2009, 01:19   #74
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
...Bilirkişiler şimdiye kadar verdikleri raporlarda hep iki ayda kiraya verilebileceği yolunda görüş bildirdikleri için...

Hakim, "acaba bu sefer farklı bir görüş bildirecek mi?" diye merak ettiği için veriyor demek ki dosyayı bilirkişiye...

Yoksa sizin bildiğiniz, benim öğrendiğim, "Gayrimenkul 2 ayda kesin kiraya verilir" bilgisine hakimin de sahip olması gerekir...



Bu pazar sabahı, 3-5 boyoz, yanında iple dilimlenmiş yumurta yiyebilmek ümidiyle...

Saygılar,
Old 08-03-2010, 17:14   #75
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adli Tip
Kira sözleşmesinin süresinden önce feshinde, kiralayanın zararı, -kural olarak- geriye kalan kiralardır. Ancak, kiralayanın bu zararını tam olarak belirleyecek şey, gayrimenkulun yeniden kiraya verileceği zamana ve yeni kira sözleşmesindeki kira bedeline göre ortaya çıkacaktır. Bu zarar yasaya, sözleşmeye ve hakkaniyete uygun olarak tazmin! edilecektir.

Saygılar,

Alıntı:

HUKUK GENEL KURULU E. 2006/6-89

kira süresinin biteceği tarih arasındaki dönemle ilgili sorumluluğunun ise, Borçlar Kanunu'nun 98. maddesindeki atıftan dolayı, aynı Kanun'un 44. maddesi uyarınca, kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süreyle sınırlı bulunacağı gözden uzak tutulmamalı;




IV - TAZMİNATIN TENKİSİ
MADDE 44 -…

Old 15-04-2010, 12:34   #76
Av.Ömeroğlu

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Tahliye kararı verilirken akit de feshedildiği için, mahkeme kararı kesinleştiğinde nasıl ki -fesih sonrası dönem bakımından- kalan aylara ait kira bedeli talep edilmeyecekse, burada da talep edilmemesi gerekir.
İcra mahkemesince tahliye kararı verilmiş karar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmişse ve bu arada icra yoluyla veya anahtar teslim edilerek taşınmaz tahliye edilmemişse,kiracının taşınmazda tahliyeden sonraki aylar için ödemesi gereken haksız işgal tazminatı mıdır?Yoksa kira mı?Aktin fehedilmiş olması karşısında, fesih kararının kesinleşmesinden fiilen tahliyeye kadar geçen dönemde, ortada artık bir kira sözleşmesi de olmadığına göre talebin dayanağının haksız işgal olması akla daha yakın geliyor?Ama bu ihtimalde de tazminat bedelinin tespiti(özellikle takibe itiraz halinde)tereddüt uyandırıyor?
Meslektaşların konuya ilşkin görüşlerini ve Yargıtay'ın bakışını paylaşmalarını merakla bekliyorum.
Old 15-04-2010, 13:18   #77
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ömeroğlu
İcra mahkemesince tahliye kararı verilmiş karar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmişse ve bu arada icra yoluyla veya anahtar teslim edilerek taşınmaz tahliye edilmemişse,kiracının taşınmazda tahliyeden sonraki aylar için ödemesi gereken haksız işgal tazminatı mıdır?Yoksa kira mı?Aktin fehedilmiş olması karşısında, fesih kararının kesinleşmesinden fiilen tahliyeye kadar geçen dönemde, ortada artık bir kira sözleşmesi de olmadığına göre talebin dayanağının haksız işgal olması akla daha yakın geliyor?Ama bu ihtimalde de tazminat bedelinin tespiti(özellikle takibe itiraz halinde)tereddüt uyandırıyor?
Meslektaşların konuya ilşkin görüşlerini ve Yargıtay'ın bakışını paylaşmalarını merakla bekliyorum.

Belirttiğiniz gibi İcra mahkemesinde "aktin feshi suretiyle tahliye kararı" verilip, bu karar kesinleştikten sonra akit hükümlerini yitirmiş bir akit olacaktır. Akdin hükümden düştüğü tarihten sonraki mecurun kullanımı akde dayalı olamayacağından, kuşkusuz haksız (fuzuli) işgal hükümleri dikkate alınacaktır. Bu itibarla ödenmesi gereken işgal tazminat bedelinin takdiri, son ödenen kira bedelinden az olamaz düşüncesindeyim.
Old 15-04-2010, 14:46   #78
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ömeroğlu
İcra mahkemesince tahliye kararı verilmiş karar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmişse ve bu arada icra yoluyla veya anahtar teslim edilerek taşınmaz tahliye edilmemişse,kiracının taşınmazda tahliyeden sonraki aylar için ödemesi gereken haksız işgal tazminatı mıdır?Yoksa kira mı?Aktin fehedilmiş olması karşısında, fesih kararının kesinleşmesinden fiilen tahliyeye kadar geçen dönemde, ortada artık bir kira sözleşmesi de olmadığına göre talebin dayanağının haksız işgal olması akla daha yakın geliyor?Ama bu ihtimalde de tazminat bedelinin tespiti(özellikle takibe itiraz halinde)tereddüt uyandırıyor?
Meslektaşların konuya ilşkin görüşlerini ve Yargıtay'ın bakışını paylaşmalarını merakla bekliyorum.

Ben ve Yargıtay Saim Bey'e katılıyoruz.

Alıntı:
.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/3040
K. 2002/3476
T. 8.4.2002
• ECRİMİSİL ( Tahliye Davasının Kesinleşmesinden Sonra Kiracının Kiralanan Yerdeki İşgali Nedeniyle )
• TAHLİYE KARARININ KESİNLEŞMESİNE RAĞMEN KİRACININ İŞGALİNİN DEVAM ETMESİ ( Tahliye Kararının Kesinleşmesinden İtibaren Ecrimisile Hükmedilmesi )
• HAKSIZ İŞGAL NEDENİYLE ECRİMİSİL ( Tahliye Davasının Kesinleşmesinden Sonra Kiracının Kiralanan Yerdeki İşgali Durumunda Kararın Kesinleşmesinden İtibaren Ecrimisile Hükmedilmesi )
743/m.908
3533/m.1,4
ÖZET : Taraflar arasında 10 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlenmiştir. 1993 yılına ait kira parasının ödenmemesi üzerine davalı aleyhine tahliye davası açılmış ve verilen tahliye kararının 24.9.1999 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Kural olarak taraflar arasındaki kira sözleşmesi, temerrüt nedenine dayanan tahliye kararının kesinleştiği tarihte sona erer. Davalının bu tarihten sonraki işgali haklı bir nedene dayanmadığından tahliye kararının kesinleşme tarihinden sonrası için ecrimisile hükmedilmelidir.

DAVA : Dava dilekçesinde 353.900.000.000 lira Ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü :

KARAR : Davacı ( Vakıflar Genel Müdürlüğü ), mülkiyeti vakfa ait olan 126 parsel üzerindeki otelin yıkılarak yerine Kültür Merkezi yapılması konusunda davalı ile anlaştıklarını, 27.3.1992 başlangıç tarihli ve 10 yıllık kira sözleşmesi yapıldığını, ancak kira bedellerinin ödenmemesi üzerine tahliye davası açıldığını ve kesinleştiğini beyanla 1.9.1998 tarihinden tahliyenin gerçekleştiği 29.5.2000 tarihine kadar geçen dönem için 353.900.000.000 lira ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ( Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ); taraflar arasında kurulan "yap-işlet-devret" şeklinde düzenlenmiş sözleşmenin 4331 Sayılı yasa hükümleri çerçevesinde değerlendirilemeyeceğini, zilyedliğin haksız olmayıp önceki dönem için aynı taleple açılan davanın reddedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece "28.4.1998- 31.8.1998 dönemine ilişkin ecrimisil ve elatmanın önlenmesi istemiyle açılan davanın yargı denetiminden geçerek kesinleştiği ve anılan davada ( Antalya 4. Asl.HM.1998/1188 Es-1999/1295 K )taraflar arasında "yap-işlet-devret" sözleşmesinin bulunduğu, ve bu davadaki isteminde tahliye tarihine kadar olan süreye ilişkin bulunması itibariyle aynı sebebe dayandırıldığından başka bir araştırma ve incelemeye gerek görülmeden davanın reddine" karar verilmiştir.

Oysa, Taraflar arasında 27.3.1992 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği 1993 yılına ait kira parasının ödenmemesi üzerine davalı aleyhine tahliye davası açıldığı ve Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen tahliye kararının 24.9.1999 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Kural olarak taraflar arasındaki kira sözleşmesi, temerrüt nedenine dayanan tahliye kararının kesinleştiği tarihte sona erer. Davalının bu tarihten sonraki işgali haklı bir nedene dayanmadığından tahliye kararının kesinleşme tarihinden sonrası için ecrimisile hükmedilmelidir.

Mahkemece tahliye kararının kesinleştiği 24.9.1999 tarihinden tahliye tarihine kadar geçen süre için ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 8.4.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 22-12-2011, 15:52   #79
netya

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım merhaba,
Bende tartışmaya geç olsada somut bir örnekle katılmak istedim.

Kiracı aleyhine evvelce tahliye taahhüdü nedeniyle icra takibi yapılıp görülen dava neticesinde mecurun tahliyesine karar verilmiş, nihayetinde mecur tahliye edilmiştir.
Tahliye davası ve tahliyeye kadar olan süreçte kiracı mecurda bulunmaya devam etmiş ancak anahtarı usulen teslim ettiği aydan önceki 3 ay kira bedelini ödememiştir.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde, aylık kiranın gecikmesi durumunda muacceliyet şartı getirilmiş, kiracı 3 ay ödeme yapmayınca ara yerde muacceliyet nedeniyle 1 yıllık kira alacağı takip konusu yapılmıştır.(sözleşmede 1 yıllık kira alacağı muaccel olacak denmiştir)
Dava sonucunda mahkeme, davalının, ödenmeyen 3 ay ile anahtar teslimini takip eden 3 ay(kiraya verilebilecek makul süre) olmak üzere toplam 6 aylık kira bedeli ödemesine karar vermiştir.
Karar her iki tarafçada temyiz edilmiş ve Yargıtayca; "davacı, davalı kiracının yazılı tahliye tahhüdüne dayanarak icraen tahliyesini istediğine göre kira ilişkisini sürdürme iradesinin bulunmadığını ortaya koymuştur. Bu nedenle davalının tahliye tarihinden sonra makul süre kira bedeli ile sorumlu tutulması mümkün değildir. " gerekçesiyle bozulmuştur.
Kanaatimce tahliye iradesiyle, muacceliyet şartı arasında böyle bir bağlantı kurulması yanlıştır. Zira "makul süre kavramı" kiracının mecuru kira sözleşmesinin sona ermesinden önce tahliye etmesi halindeki taleplerde kiralayanın yeniden kiraya verebileceği süreyi tespit etmek adına araştırılması gereken bir husustur. Olayımızda mecurun erken tahliyesi değil kira bedellerinin ödenmemesi söz konusudur.(Üstelik kiracı 3 ay boyunca kirasını ödemeyen ve kiralayanı sürekli uğraştıran bir vatandaş) Diğer taraftan sözleşmeye göre 1 yıllık kira bedeli muaccel olur denmiş iken kiracının yükünü hafifletmek adına makul süre kavramı ile zaten bu talep inidirilmiş oluyor. Birde tahliye iradesini araştırmaya gitmekle kiralayana karşı hakkaniyetsiz davranılıyor diye düşünüyorum.
Eğer tahliye iradesi muacceliyet talebini engelliyorsa tahliye talep etmeyelim diye mi yorumlamalıyız.
Halbuki Yargıtayın pek çok kararında muacceliyetle birlikte açılmış temerrüt nedeniyle tahliye davaları söz konusu iken muacceliyete de karar verilmesi gerekitiği yönünde.
Bu nedenlerle dosyayı Yargıtay a tekrar gönderme niyetindeyim,
Gelişmeleri burada paylaşırım. Elinde işime yarayabilecek Yargıtay Kararı vs bulunan varsa, ve ara yerde paylaşırsa çok memnun olurum
Herkese iyi çalışamalar,
Saygılarımla.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Sözleşme Olmadan Mecurda Oturan Akraba Tahliye Edilebilir Mi? Av.bozkara Meslektaşların Soruları 13 09-10-2009 13:29
sözlü kira akdinde tahliye taahüdü geçerli midir? Aybüke Kağan Meslektaşların Soruları 4 14-10-2008 17:22
iş sözleşmesinde işyeri değişikliğine ilişkin konulan önşart geçerli olur mu? chveneburi Meslektaşların Soruları 16 26-11-2007 16:37
Vekile Tebliğ Hangi Durumlarda Geçerli Olur stj.Ercan KILIÇ Meslektaşların Soruları 2 27-08-2007 18:41
yetkisiz yerdeki takip için yapılan borca itiraz yetkili, yerde de geçerli olur mu? avukat_selcuk_bey Meslektaşların Soruları 2 13-07-2007 11:14


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07424688 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.