Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Özel Hastahane SGK arasındaki sözleşmedeki cezai şartın İptalinde Görevli Mahkeme

Yanıt
Old 04-01-2010, 18:01   #1
av.knel

 
Varsayılan Özel Hastahane SGK arasındaki sözleşmedeki cezai şartın İptalinde Görevli Mahkeme

Özel bir hastane ile SGK arasında imzalanan, Özel Sağlık Hizmet Sunucularından Sağlık Hizmeti Alma Sözleşmesinin .... ilgili maddesi gereği özel hastaneye 50.000,00.TL cezai şart uygulanmıştır.

Bu cezai şartın iptali için açılacak dava da görevli mahkeme neresidir?
Bu idari bir işlem midir?
Old 04-01-2010, 18:26   #2
Hasan Bahadır Büyükavcı

 
Varsayılan

İdarenin özel hukuk sözleşmesidir. 4734 sayılı kamu ihale kanunu uyarınca;

Kapsam

Madde 2- Aşağıda belirtilen idarelerin kullanımında bulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihaleleri bu Kanun hükümlerine göre yürütülür:

c) (Değişik: 30/7/2003-4964/1 md.) Sosyal güvenlik kuruluşları, fonlar, özel kanunlarla kurulmuş ve kendilerine kamu görevi verilmiş tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar (meslekî kuruluşlar ve vakıf yüksek öğretim kurumları hariç) ile bağımsız bütçeli kuruluşlar.

demektedir. Buna göre sözleşme imzalanana kadar 4734 sayılı kanun uygulanır ve idari işlemdir. Ancak sözleşmenin imzasından sonra tamamen özel hukuk hükümleri caridir. Bu nedenle cezai şart hakkında hukuk mahkemeleri yetkilidir.

4735 sayılı Kamu İhaleleri Sözleşmeleri kanunun 36. maddesi dolaylı olarak özel hukukun cari olacağını göstermiştir. Buna göre;

Alıntı:
Madde 36- Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
Old 06-01-2010, 09:22   #3
av.knel

 
Varsayılan

Kamu İhale Kanunu hakkında pek bilgim olmadığını belirtmekle birlikte; bu sözleşme özel hastane ile herhangi bir ihale yapılmadan imzalanan bir sözleşmedir. Bu şartlarda bu sözleşme Kamu İhale Kanunu kapsamına girmektemedir?
Old 06-01-2010, 10:00   #4
Hukukçu55

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.knel
Özel bir hastane ile SGK arasında imzalanan, Özel Sağlık Hizmet Sunucularından Sağlık Hizmeti Alma Sözleşmesinin .... ilgili maddesi gereği özel hastaneye 50.000,00.TL cezai şart uygulanmıştır.

Bu cezai şartın iptali için açılacak dava da görevli mahkeme neresidir?
Bu idari bir işlem midir?
Görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Old 06-01-2010, 14:20   #5
Hasan Bahadır Büyükavcı

 
Varsayılan

Kanaatimce Kamu İhale Kanununa tabidir. Ortada bir hizmet alımı vardır.
Old 26-02-2010, 13:27   #6
kevser06

 
Varsayılan

Görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu kanaatindeyim. Özel hastane ticaret şirketi olduğu için Türk Ticaret Kanunu'na göre yargılama yapılacaktır.
Old 26-02-2010, 13:34   #7
av.knel

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan kevser06
Görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu kanaatindeyim. Özel hastane ticaret şirketi olduğu için Türk Ticaret Kanunu'na göre yargılama yapılacaktır.

Sayın meslektaşım yanılgıya düşmemeniz için kanaatinizin yanlış olduğunu bildirmek istedim. Stj. Av. Hasan Bahadır Büyükavcı nın tespitleri yerindedir. Ortada özel hukuk ilgilendiren bir sözleşme söz konusu olduğu için genel mahkemeler görevlidir. Uygulamada da tarafımca bu davalar açılmış (Asliye Hukuk Mahkemesinde) görev ya da işbölümü sorunu yaşanmadan dosyalar karara çıkartılmıştır.

Saygılaırmla...
Old 26-02-2010, 14:51   #8
kevser06

 
Varsayılan

Teşekkür ederim sayın av. knel, göreve ilişkin Asliye Hukuk mu Asliye Ticaret mi kaygısı kafamda hep vardı. Bu konuda mahkeme kararı veya mevzuat maddesi bulursam paylaşacağım, çalışmalarım devam etmekte
Old 26-03-2010, 11:10   #9
Av.Eren Evren

 
Varsayılan Asliye Hukuklar Yetkilidir

Bu konuda İzmir'de tarafımca açılan tüm davalar İzmir Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmeye devam edilmekte ve SGK'nun görev ve yetki itirazları yerel mahkemelerce reddedilmiştir.

Uygulamanın en azından şu anki görüşü budur.
Old 26-03-2010, 11:19   #10
kevser06

 
Varsayılan

Ben de Ankara'da Asliye Hukuk'ta açtım ve daha da açacağım davalarım var. Lehine karar alan arkadaşlar bu kararları kısaca paylaşırlarsa çok memnun olurum. Emeğinize sağlık.
Old 11-08-2010, 11:09   #11
av.knel

 
Varsayılan

Özel bir hastane ile SGK arasında imzalanan, Özel Sağlık Hizmet Sunucularından Sağlık Hizmeti Alma Sözleşmesinin, çerçevesinde özel hastanenin SGK'ya faturalandırdığı tedavide kullanılan malzemelerin, Sgk yönetmeliklerine ve tebliğlerine uygu olmadığı gerekçesi ile, bedelleri hak edişlerden kesilmiştir.

Bu kesinti sebebiyle Özel hastane malzemeleri satın aldığı Medical firmaya rücu etmiş ve aralarında ki sözleşme sebebiyle Medical firmada özel hastaneden yapılan kesintileri ödemiştir.

Böyle bir olayda (SGK'nın uygulamasının hatalı olduğu gerekçesi ile) Medical firmanın SGK'ya karşı dava açma hakkı, taraf sıfatı varmıdır?
Old 27-09-2010, 16:59   #12
av.sibell

 
Varsayılan

sayın meslektaşlarım,

bahse konu uyuşmazlıkların özel hukuk ihtilafı olması halinde dava açma süresi olarak kabul edilecek süreler neler olacaktır? sürenin başlangıcı idareye yapılan itirazın idare tarafından red kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren başlayacaktır. peki bu durumda İdari Yargıdan doğan 30 günlük dava açma süresi mi geçerli olacaktır yoksa Borçlar Kanunundan doğan süreler mi ? Asliye Hukuk ta açılacak davanın niteliğinin menfi tespit olduğu kanaatindeyim doğru mu?

selamlar
Old 27-09-2010, 17:05   #13
av.knel

 
Varsayılan

Özel hastaneler ile yapılan bu sözleşmelerden dolayı ilk davam lehime sonuçlandı. Aynı zaman bir meslektaşımın davası da Yargıtay tarafından onaylandı. Kısaca bu davalarda ki yetki, görev sorunu çözümlenmiş oldu.

Bu davaları menfi tespit ve cezai işlemin iptali şeklinde açıyorum.
Bu davalar idari yargıyı ilgilendirmediği için Borçlar Kanununda ki süreler geçerlidir.
Old 30-09-2010, 09:30   #14
av.sibell

 
Varsayılan

Sayin MeslektaŞlar,

Bahsİ GeÇen Konuyla İlgİlİ GÖrev YÖnÜnÜden Elİnİzde Emsal Karar Veya İÇtİhat Varsa PaylaŞmanizi Rİca Ederİm. Bİr An Önce Mahkeme Sunmam Gerekmektedİr. İyİ ÇaliŞmalar
Old 30-09-2010, 12:29   #15
av.knel

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.sibell
Sayin MeslektaŞlar,

Bahsİ GeÇen Konuyla İlgİlİ GÖrev YÖnÜnÜden Elİnİzde Emsal Karar Veya İÇtİhat Varsa PaylaŞmanizi Rİca Ederİm. Bİr An Önce Mahkeme Sunmam Gerekmektedİr. İyİ ÇaliŞmalar

Görev yönününden birebir bir karar yok; fakat yetkinin tartışıldığı Yargıtay kararlarında, görev yönünden bir problem yaşanmadığını karar içeriklerinde gösteren örnek kararlar var elimde.
Ayrıca görev itirazları red edilmiş ve sonuçlanmış yerel mahkeme kararı örnekleri var.
Old 30-09-2010, 13:08   #16
kevser06

 
Varsayılan

muarazanın giderilmesi,menfi tespit,istirdat,cezai işlemin iptali davası. Adli yargı.

Danıştay 10. Dairesi 2010/2438 Yürütmeyi Durdurma Kararı;
"yetki ve şekil" unsuru yönünden 12.03.2010 tarih 2009/44 sayılı Genelgenin 5.1., 5.2. ve 5.8.4. maddelerinin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Old 01-10-2010, 10:38   #17
av.sibell

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.knel
Görev yönününden birebir bir karar yok; fakat yetkinin tartışıldığı Yargıtay kararlarında, görev yönünden bir problem yaşanmadığını karar içeriklerinde gösteren örnek kararlar var elimde.
Ayrıca görev itirazları red edilmiş ve sonuçlanmış yerel mahkeme kararı örnekleri var.

SAYIN MESLEKTAŞIM, ELİNİZDEKİ EMSALİN BİZİM İÇİN FAYDALI OLACAĞI KANAATİNDEYİM. RİCA ETSEM KARARI GÖNDEREBİLİR MİSİNİZ?

ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER
Old 01-10-2010, 10:56   #18
av.knel

 
Varsayılan

Bu kararlar birebir bizim davalarla örtüşmüyor. Fakat SGK ile yapılan sözleşmelerden kaynaklanan davaların genel mahkemelerde görüldüğü anlaşılıyor. Fax numaranızı bildirmeniz halinde sizin davalarınıza benzer yerel mahkeme karar örneği gönderebilirim.

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/16141
K. 2005/620
T. 17.1.2005
• SSK İLE ANLAŞMALI ECZANE ARASINDAKİ SÖZLEŞMENİN FESHİNE İLİŞKİN KURUM İŞLEMİNİN İPTALİ TALEBİ ( Sözleşmeden Kaynaklanan Davalarda Yetkili Mahkemeler )
• YETKİLİ MAHKEME ( Sözleşmeden Kaynaklanan Davalarda - Davacı Eczanesiyle SSK Arasındaki Sözleşmenin SSK Tarafından Haksız Feshedildiği Gerekçesiyle İşlemin İptali Talebi )
• ECZANENİN SSK İLE YAPMIŞ OLDUĞU SÖZLEŞMENİN SSK TARAFINDAN HAKSIZ FESHİ İDDİASI ( İşlemin İptali Talebi - Sözleşmeden Kaynaklanan Davalarda Yetkili Mahkemeler )
• SÖZLEŞMEDEN KAYNAKLANAN DAVALARDA YETKİLİ MAHKEMELER ( SSK'yla Sözleşmesi Kurumca Haksız Feshedilen Eczane Sahibinin İşelmin İptali Talebi )
1086/m.9,10
ÖZET : Dava, taraflar arasında düzenlenen ve davacı eczane tarafından SSK'lı hastaların reçete muhteviyatının karşılanmasına ilişkin sözleşmenin davalı SSK tarafından askıya alınma işleminin iptali isteğine ilişkin olup, uyuşmazlık sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Her ne kadar HUMK'daki genel kurala göre davanın davalının ikametgahı mahkemesinde açılacağı kabul edilmişse de, HUMK.nun 10. maddesi hükmü uyarınca aynı zamanda sözleşmenin icra olunacağı yer mahkemesinde de açılabileceği kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme Reyhanlı da kurulmuş olup sözleşmenin ifa yeri de Reyhanlıdır. Böylece sözleşmenin icra edileceği yer mahkemesi bulunan Reyhanlı Asliye Hukuk Mahkemesinin de davaya bakmaya yetkili olduğunun kabulü zorunludur. Bu durumda mahkemece yetki itirazının reddi ile işin esası incelenmeli ve ortaya çıkacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.
DAVA : Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçesinin yetki yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
KARAR : Davacı, Altay eczanesinin sahibi olduğunu, davalı kuruma bağlı sigortalıların reçete muhteviyatının karşılanması için Türk Eczacılar birliği ile SSK genel Müdürlüğü arasında yapılan protokole uygun olarak sözleşme yapma talebinde bulunduğunu, en son 23.1.2004 tarihinde yaptığı sözleşme yapma talebinin reddedildiğini, davalı kurumun hiçbir neden olmadan sözleşmeyi feshetmesinin kendisini zor durumda bıraktığını ileri sürerek sözleşmenin devamına ve davalının bu işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu beyanla yetki itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın yetkili ve görevli Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin davalı tarafından askıya alınma işleminin iptali isteğine ilişkin olup uyuşmazlık sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Her ne kadar HUMK'daki genel kurala göre davanın davalının ikametgahı mahkemesinde açılacağı kabul edilmişse de, HUMK.nun 10. maddesi hükmü uyarınca aynı zamanda sözleşmenin icra olunacağı yer mahkemesinde de açılabileceği kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme Reyhanlı da kurulmuş olup sözleşmenin ifa yeri de Reyhanlıdır. Böylece sözleşmenin icra edileceği yer mahkemesi bulunan Reyhanlı Asliye Hukuk Mahkemesinin de davaya bakmaya yetkili olduğunun kabulü zorunludur. Bu durumda mahkemece yetki itirazının reddi ile işin esası incelenmeli ve ortaya çıkacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin kanuna aykırı biçimde dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar vermiş olması bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.1.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2003/13-640

K. 2003/627

T. 5.11.2003

• GENEL YETKİLİ MAHKEME ( Aksine Bir Yasa Hükmü Olmadıkça Davalının İkametgahının Bulunduğu Yer Mahkemesi Olacağı )

• DAVALININ İKAMETGAHI ( Aksine Bir Yasa Hükmü Olmadıkça Genel Yetkili Mahkemenin Davalının İkametgahının Bulunduğu Yer Mahkemesi Olacağı )

• SÖZLEŞMENİN İFA YERİ ( Sözleşmenin Aynen İfasını Talep Eden Dava Açılmış İse İfa Yeri Mahkemesinin de Yetkili Olacağı )

• YETKİ ( Sözleşmenin Aynen İfasını Talep Eden Dava Açılmış İse İfa Yeri Mahkemesinin de Yetkili Olacağı )

• İKAMETGAH ( Genel Yetkili Mahkemenin Aksine Bir Yasa Hükmü Olmadıkça Davalının İkametgahının Bulunduğu Yer Mahkemesi Olacağı )

818/m.73

1086/m.9,10,22

ÖZET : Aksine bir yasa hükmü olmadıkça; her dava açıldığı tarihte, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir.
Ayrıca taraflar, yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilir.
Taraflar arasında bir sözleşmeye dayanan hukuki ilişki var ise ve sözleşmenin aynen ifasını talep eden dava açılmış ise; bu davada ifa yeri mahkemesi de yetkilidir.
Somut olayda, sözleşmenin aynen ifası istenildiğinden ve sözleşmenin ifa yeri de Konya olduğundan, davacının HUMK.nun 10. maddesindeki kurala dayanarak eldeki davayı açtığı Konya Asliye Hukuk Mahkemesi, davaya bakma yetkisine sahiptir.
DAVA : Taraflar arasındaki ""feshin iptali ve alacak"" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ( Konya Asliye Üçüncü Hukuk Mahkemesi )nce dava dilekçesinin yetki yönünden reddine ( Mahkemenin yetkisizliğine ) dair verilen 26.6.2001 gün ve 2001/366 E-525 K.sayılı kararın incelenmesi, davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Onüçüncü Hukuk Dairesinin 6.1.2003 gün ve 2002/11867-2003/174 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı, 27 yıllık Eczacı olduğunu davalı Emekli Sandığı ile en son 1.1.2000 tarihli sözleşme düzenlendiğini, sözleşme devam ederken gerçeğe aykırı faturaların sandığa gönderildiği gerekçesiyle sözleşmenin 7 yıl süre ile feshedildiğinin kendisine bildirildiğini yapılan fesih işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalı kurum tarafından tesis olunan fesih işleminin iptali ile ödenmeyen 1.945.052.112 TL. ilaç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yetkili mahkemenin Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu beyanla yetki itirazında bulunmuş, esas yönden de davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, istek halinde dosyanın Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık; taraflar arasında düzenlenen ilaç satış sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin feshi işleminin iptali ve ödenmeyen ilaç bedelinin tahsili isteğine ilişkindir. Her ne kadar HUMK.daki genel kurala göre davanın davalının ikametgahı mahkemesinde açılacağı kabul edilmiş ise de HUMK.un 10. maddesi uyarınca aynı zamanda sözleşmenin icra olunacağı yer mahkemesinde de açılabileceği kabul edilmiştir. Ayrıca sözleşmede yetki kuralı kararlaştırılması da genel ve özel yetkili mahkemenin yetkisini ortadan kaldırmaz. Sözleşmenin icra mahallinin Konya olduğu toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yetki itirazının reddine karar verilerek işin esası incelenmeli ve ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece dava dilekçesinin yetki yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, taraflar arasındaki ilaç satış sözleşmesinin feshine ilişkin davalı işleminin iptali ve ödenmeyen ilaç bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, taraflar arasında, davalı Kurum mensuplarına ait reçetelerin davacının eczanesince karşılanması konusunda 1.1.2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sözleşme düzenlendiğini; davalı Kurumun, davacıya gönderdiği 29.3.2001 günlü yazıyla, müfettiş soruşturması sonucunda düzenlenen rapora dayanmak suretiyle, emekli kişiler adına düzenlenen gerçeğe aykırı yatan hasta reçetelerinin kendisine fatura edildiği gerekçesiyle sözleşmenin yedi yıl süreyle feshedildiği yolunda bildirimde bulunduğunu; bu fesih işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, feshe gerekçe yapılan sahte fatura tanzimi konusunda herhangi bir yargı kararı bulunmadığını, davacı tarafından karşılanan reçetelerin tüm şekil unsurlarını taşıdıklarını, sahte olarak tanzim edildiği bilinmeksizin reçetelerde yazılı ilaçların sahiplerine verildiğini ileri sürmüş ve davalının sözleşmenin feshine ilişkin işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitiyle iptaline, ödenmemiş fatura bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun 1. maddesine göre, davalı Kurumun ikametgahının Ankara'da olduğunu, öte yandan, taraflar arasındaki sözleşmenin dayanağını oluşturan 2000 Yılı Bütçe Uygulama Talimatında da, ihtilaf halinde Kurumun bulunduğu yer mahkemelerinin yetki olacağına dair hüküm yer aldığını, bu durumda hem HUMK.nun 9. maddesi ve hem de sözleşmedeki yetki kuralı uyarınca davaya bakma yetkisinin Ankara Mahkemelerine ait olduğunu ileri sürerek yetki itirazında bulunmuş, ayrıca esasa ilişkin cevaplarını da bildirmiştir.
Yerel Mahkemece verilen; gerek davalı Kurumun Genel Merkezinin Ankara'da olması karşısında HUMK.nun 9. maddesi ve gerekse sözleşmedeki yetki kuralı uyarınca davaya bakma yetkisinin Ankara Mahkemelerine ait bulunduğu gerekçesine dayalı, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine ( Mahkemenin yetkisizliğine ) dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Konya'da eczane işleten davacı eczacı ile, davalı Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü arasında, davalı Kurum mensuplarına ait reçetelerin karşılanması konusunda 1.1.2000 tarihli sözleşmenin düzenlendiği; bu sözleşmenin dayanağını oluşturan ve sözleşmede açıkça atıf da yapılan, Maliye Bakanlığı ile Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti arasındaki ""Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği"" uyarınca kurum mensuplarının eczanelerden temin edecekleri ilaçlarla ilgili olarak kurumlarla eczaneler arasında yapılacak anlaşmalara dair, 20.3.2000 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan Protokolün ""İHTİLAF"" başlıklı bölümünün 1. maddesinde, uyuşmazlıkların çözümünde davalı Kurumun bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olacağına dair hükmün yer aldığı, çekişmesizdir.
Yine, davalı Kurumun merkezinin ( ikametgahının ) Ankara'da bulunduğu da uyuşmazlık konusu değildir.
Bu noktada, yetkili mahkeme konusundaki yasal düzenlemelere ilişkin şu açıklamaların yapılmasında yarar görülmüştür:
HUMK.nun 9. maddesi, tersine bir yasa hükmü olmadıkça, her davanın, açıldığı tarihte davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde görüleceğini öngörmektedir. Bu hükme göre, genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir.
10. maddede ise, sözleşmenin ifa edildiği veya davalı ya da vekilinin dava tarihinde orada bulunması kaydıyla, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde dahi dava açılabileceği belirtilmiştir. Bu hüküm, özel yetkiye ilişkin bir düzenlemeyi içermektedir.
Yasanın 22. maddesinde, tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri belirtilmiştir.
Görülmekte olan davada, hem taraflar arasındaki sözleşmenin feshine yönelik davalı işleminin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile iptali ve hem de, davalının aynı gerekçeyle ödemediği ilaç bedellerinin ödetilmesi istenilmiştir.
Davacının bu isteklerinin, sonuç itibariyle, davalının feshettiği sözleşmenin aynen ifasına yönelik olduğu açıktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.10.1966 gün ve Esas: T/302, Karar: 279 sayılı kararındaki kabulün ters anlamından da anlaşılacağı üzere, bir tarafça haksız şekilde feshedildiği ileri sürülen sözleşmenin aynen ifasının diğer tarafça istenildiği hallerde, Borçlar Kanunu'nun 73/1 ve HUMK.nun 10. maddeleri uygulama alanı bulur. Eş söyleyişle, hem sözleşmenin aynen ifasının ve hem de o sözleşmeden kaynaklanıp alacaklının ikametgahında ödenmesi gereken bir alacağın ödetilmesinin istenildiği bir dava, B.K.nun 73. ve HUMK.nun 10. maddelerine dayalı olarak, davaya konu sözleşmenin ifa edileceği ( ve o sözleşme uyarınca alacağın ödenmesi gereken, alacaklının ikametgahının bulunduğu ) yer mahkemesinde açabilir. Zira, sözleşmenin aynen ifasının istenildiği bir dava, sözleşmeden kaynaklanan bir davadır. Öğretide de aynı yöndedir ( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt: 1, sh: 449 ).
Önemle vurgulanmalıdır ki, tarafların sözleşmede yetkili mahkemeyi kararlaştırmış olmaları, HUMK.nun 9. maddesi uyarınca genel yetkili olan ve 10. maddedeki kural gereğince özel yetkili bulunan mahkemelerin yetkilerini kaldırmaz. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede ( Yasa veya sözleşme gereğince özel yetkili mahkemelerin birden çok olduğu durumlarda bunlardan birinde ) açılabilir.
Yetkiye ilişkin bu yasal hükümler karşısında somut olay değerlendirildiğinde:
Somut olayda, davalının ikametgahı Ankara'da bulunduğundan, genel yetki kuralı uyarınca Ankara Mahkemeleri yetkili olacaktır. Ayrıca, taraflar, Ankara Mahkemelerinin yetkili olacağını sözleşmede kararlaştırmış; bu yönde yetki sözleşmesi yapmışlardır. Böylece, gerek HUMK.nun 9. maddesindeki genel yetki kuralı ve gerekse taraflar arasındaki yetki sözleşmesi uyarınca, davaya bakma yetkisi Ankara Mahkemesine aittir.
Ne var ki, HUMK.nun 10. maddesi, ifa yeri mahkemesinin de yetkili olacağına ilişkin bir özel yetki kuralı getirmiştir.
Yukarıda açıklanan şekilde, somut olayda, sözleşmenin aynen ifası istenildiğinden ve sözleşmenin ifa yeri de Konya olduğundan, davacının HUMK.nun 10. maddesindeki kurala dayanarak eldeki davayı açtığı Konya Asliye Hukuk Mahkemesi, davaya bakma yetkisine sahiptir.
Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece, aynı gerekçeye dayalı Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, olaya uygun düşmeyen gerekçelerle direnme kararı verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 5.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
yarx
Old 01-10-2010, 12:06   #19
av.sibell

 
Varsayılan

sayın av. knel,

göndermiş olduğunuz kararlar için teşekkürler.
Old 07-12-2010, 15:56   #20
Savunman Canan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.knel
Özel hastaneler ile yapılan bu sözleşmelerden dolayı ilk davam lehime sonuçlandı. Aynı zaman bir meslektaşımın davası da Yargıtay tarafından onaylandı. Kısaca bu davalarda ki yetki, görev sorunu çözümlenmiş oldu.

Bu davaları menfi tespit ve cezai işlemin iptali şeklinde açıyorum.
Bu davalar idari yargıyı ilgilendirmediği için Borçlar Kanununda ki süreler geçerlidir.
Merhaba, üstadım paylaşımınız yol gösterici oldu.Öncelikle teşekkürlerimi iletmek isterim.Yeni başladığım özel hastane vekilliğimden dolayı SGK ile özel hastane arasındaki davalara emsal kararlarınız çok yararlı olacaktır.Bu konu açıkçası bilgimin yetersiz olduğu bir konu.Yeterli kaynak da bulamadığımdan oldukça zorlanıyorum.Yardımcı olabilirseniz sevinirim.İşlerinizde başarılar diliyorum.Mutlu olun, mutlu kalın.saygılar...
Old 07-12-2010, 17:02   #21
DURU25

 
Varsayılan

T.C
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E: 2004/13-342
K: 2004/353
T: 09.06.2004

SÖZLEŞMENİN İFA EDİLECEĞİ YER
YETKİ

1076 s. HUMK/10
818 s. BK/73

Taraflar arasındaki "sözleşmenin feshi işleminin iptali-alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya Asliye 4. Hukuk Mahkemesince dava dilekçesinin yetki yönünden reddine dair verilen 11.6.2001 gün ve 347-471 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 6.1.2003 gün ve 2002/13146-2003/175 sayılı ilamı ile; (Davacı, Kasım 1993 tarihinden bu yana Eczacılık yaptığını; davalı Emekli Sandığı ile en son 1.4.2000 tarihli sözleşme düzenlendiğini, sözleşme devam ederken gerçeğe aykırı faturaların sandığa gönderildiği gerekçesiyle sözleşmenin 7 yıl süre ile fesh edildiğinin kendisine bildirildiğini yapılan fesih işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalı kurum tarafından tesis olunan fesih işleminin iptali ile ödenmeyen 5.455.465.000 TL ilaç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yetkili mahkemenin Ankara Asliye hukuk Mahkemesi olduğunu beyanla yetki itirazında bulunmuş, esas yönden de davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, istek halinde dosyanın Ankara Asliye Hukuk Mahkemecince gönderilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık; taraflar arasında düzenlenen ilaç satış sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin feshi işleminin iptali ve ödenmeyen ilaç bedelinin tahsili isteğine ilişkindir. Her ne kadar HUMK. da ki genel kurala göre davanın davalının ikametgahı mahkemesinde açılacağı kabul edilmiş ise de, HUMK.nun 10. maddesi uyarınca aynı zamanda sözleşmenin icra olunacağı yer mahkemesinde de açılabileceği kabul edilmiştir. Ayrıca sözleşmede yetki kuralı kararlaştırılması da genel ve özel yetkili mahkemenin yetkisini ortadan kaldırmaz. Sözleşmenin icra mahallinin Konya olduğu toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yetki itirazının reddine karar verilerek işin esası incelenmeli ve ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, dava dilekçesinin yetki yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, taraflar arasındaki ilaç satış sözleşmesinin feshine ilişkin davalı işleminin iptali ve ödenmeyen ilaç bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, taraflar arasında, davalı Kurum mensuplarına ait reçetelerin davacının eczanesince karşılanması konusunda 01.01.2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sözleşme düzenlendiğini; davalı Kurumun, davacıya gönderdiği 29.03.2001 günlü yazıyla, müfettiş soruşturması sonucunda düzenlenen rapora dayanmak suretiyle, emekli kişiler adına düzenlenen gerçeğe aykırı yatan hasta reçetelerinin kendisine fatura edildiği gerekçesiyle sözleşmenin yedi yıl süreyle feshedildiği yolunda bildirimde bulunduğunu; bu fesih işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, feshe gerekçe yapılan sahte fatura tanzimi konusunda herhangi bir yargı kararı bulunmadığını, davacı tarafından karşılanan reçetelerin tüm şekil unsurlarını taşıdıklarını, ileri sürmüş ve davalının sözleşmenin feshine ilişkin işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitiyle iptaline, ödenmemiş fatura bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun 1. maddesine göre, davalı Kurumun ikametgahının Ankara'da olduğunu, öte yandan, taraflar arasındaki sözleşmenin dayanağını oluşturan 2000 Yılı Bütçe Uygulama Talimatında da, ihtilaf halinde Kurumun bulunduğu yer mahkemelerinin yetki olacağına dair hüküm yer aldığını, bu durumda hem HUMK. nun 9. maddesi ve hem de sözleşmedeki yetki kuralı uyarınca davaya bakma yetkisinin Ankara Mahkemelerine ait olduğunu ileri sürerek yetki itirazında bulunmuş, ayrıca esasa ilişkin cevaplarını da bildirmiştir.
Yerel Mahkemece verilen; gerek davalı Kurumun Genel Merkezinin Ankara'da olması karşısında HUMK.nun 9. maddesi ve gerekse sözleşmedeki yetki kuralı uyarınca davaya bakma yetkisinin Ankara Mahkemelerine ait bulunduğu gerekçesine dayalı, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine (Mahkemenin yetkisizliğine) dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Konya'da eczane işleten davacı eczacı ile, davalı Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü arasında, davalı Kurum mensuplarına ait reçetelerin karşılanması konusunda 01.01.2000 tarihli sözleşmenin düzenlendiği; bu sözleşmenin dayanağını oluşturan ve sözleşmede açıkça atıf da yapılan, Maliye Bakanlığı ile Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti arasındaki "Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği" uyarınca kurum mensuplarının eczanelerden temin edecekleri ilaçlarla ilgili olarak kurumlarla eczaneler arasında yapılacak anlaşmalara dair, 20.03.2000 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan Protokolün "İHTİLAF" başlıklı bölümünün 1. maddesinde, uyuşmazlıkların çözümünde davalı Kurumun bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olacağına dair hükmün yer aldığı, çekişmesizdir.
Yine, davalı Kurumun merkezinin (ikametgahının) Ankara'da bulunduğu da uyuşmazlık konusu değildir.
Bu noktada, yetkili mahkeme konusundaki yasal düzenlemelere ilişkin şu açıklamaların yapılmasında yarar görülmüştür:
HUMK.nun 9. maddesi, tersine bir yasa hükmü olmadıkça, her davanın, açıldığı tarihte davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde görüleceğini öngörmektedir. Bu hükme göre, genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir.
10. maddede ise, sözleşmenin ifa edildiği veya davalı ya da vekilinin dava tarihinde orada bulunması kaydıyla, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde dahi dava açılabileceği belirtilmiştir. Bu hüküm, özel yetkiye ilişkin bir düzenlemeyi içermektedir.
Yasa'nm 22. maddesinde, tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri belirtilmiştir.
Görülmekte olan davada, hem taraflar arasındaki sözleşmenin feshine yönelik davalı işleminin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile iptali ve hem de, davalının aynı gerekçeyle ödemediği ilaç bedellerinin ödetilmesi istenilmiştir.
Davacının bu isteklerinin, sonuç itibariyle, davalının feshettiği sözleşmenin aynen ifasına yönelik olduğu açıktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.10.1966 gün ve esas: T/302, Karar: 279 sayılı kararındaki kabulün ters anlamından da anlaşılacağı üzere, bir tarafça haksız şekilde feshedildiği ileri sürülen sözleşmenin aynen ifasının diğer tarafça istenildiği hallerde, Borçlar Kanunu'nun 73/1 ve HUMK. nun 10. maddeleri uygulama alanı bulur. Eş söyleyişle, hem sözleşmenin aynen ifasının ve hem de o sözleşmeden kaynaklanıp alacaklının ikametgahında ödenmesi gereken bir alacağın ödetilmesinin istenildiği bir dava, B.K. nun 73. ve HUMK. nun 10. maddelerine dayalı olarak, davaya konu sözleşmenin ifa edileceği (ve o sözleşme uyarınca alacağın ödenmesi gereken, alacaklının ikametgahının bulunduğu) yer mahkemesinde açabilir. Zira, sözleşmenin aynen ifasının istenildiği bir dava, sözleşmeden kaynaklanan bir davadır. Öğreti de aynı yöndedir (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Ciltl, sh: 449).
Önemle vurgulanmalıdır ki, tarafların sözleşmede yetkili mahkemeyi kararlaştırmış olmaları, HUMK. nun 9. maddesi uyarınca genel yetkili olan ve 10. maddedeki kural gereğince özel yetkili bulunan mahkemelerin yetkilerini kaldırmaz. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede (Yasa veya sözleşme gereğince özel yetkili mahkemelerin birden çok olduğu durumlarda bunlardan birinde) açılabilir.
Yetkiye ilişkin bu yasal hükümler karşısında somut olay değerlendirildiğinde:
Somut olayda, davalının ikametgahı Ankara'da bulunduğundan, genel yetki kuralı uyarınca Ankara Mahkemeleri yetkili olacaktır. Ayrıca, taraflar, Ankara Mahkemelerinin yetkili olacağını sözleşmede kararlaştırmış; bu yönde yetki sözleşmesi yapmışlardır. Böylece, gerek HUMK. nun 9. maddesindeki genel yetki kuralı ve gerekse taraflar arasındaki yetki sözleşmesi uyarınca, davaya bakma yetkisi Ankara Mahkemesine aittir.
Ne var ki, HUMK.nun 10. maddesi, ifa yeri mahkemesinin de yetkili olacağına ilişkin bir özel yetki kuralı getirmiştir.
Yukarıda açıklanan şekilde, somut olayda, sözleşmenin aynen ifası istenildiğinden ve sözleşmenin ifa yeri de Konya olduğundan, davacının HUMK.nun 10. maddesindeki kurala dayanarak eldeki davayı açtığı Konya Asliye Hukuk Mahkemesi, davaya bakma yetkisine sahiptir.
Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece, aynı gerekçeye dayalı Özel Daire bozma kararma uyulmak gerekirken, olaya uygun düşmeyen gerekçelerle direnme kararı verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 09.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
E: 2003/4-693
K: 2003/740
T: 10.12.2003

MUARAZANIN ÖNLENMESİ DAVASI
SÖZLEŞME YAPMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

ÖZET: Fiili tekel durumunda bulunan özel kişilerden bir eczacı, hekim, lırıncı veya lokantacının sahip oldukları mallarla, arz edecekleri hizmet yönüflden, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde bir sözleşme yapma zorunluluğu bulunmadığı ileri sürülebilir. Ancak bu gibi kişilerin haklı bir sebebe dayanmadan sözleşme yapmaktan kaçınmaları, hukuka ve bilhassa ahlaka, dürüstlük kuralına ya da hakkın kötüye kullanılmaması kuralına aykırılık teşkil etmesi halinde sözleşme yapmak yükümlülüğü söz konusu olur.

(657 s. DMK. m. 1)
(2886 s. İhale K. m. .78)
(1136 s.Av. K. m. 42)

Taraflar arasındaki "muarazanın önlenmesi'; davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Gaziosmanpaşa Asliye Birinci Hukuk Mahkemesi)nce davanın kabulüne dair verilen 13.11.2001 gün ve 2001/711-1043 sayılı kararın incelenmesibavalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargtay Dördüncü Hukuk Dairesinin 3.7.2002 gün ve 4208-8433 sayılı ilamı ile;
(... Davacı, Türk Eczacılar Birliği ile Maliye Bakanlığı arasında düzenlenen protokol gereğince kamu kurumu niteliğinde olan Belediye'nin kendisi ile ilaç alma konusunda sözleşme yapma zorunluluğu bulunduğunu, bu zorunluluğu yerine getirmediğinden davalının sözleşmeyi imzalama zorunda bulunduğunun tesbitine ve bu şekilde yarattığı muarazanında giderilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davalının, davacı ile sözleşme yapma zorunluluğunda olduğunun tesbitine ve bu şekilde sözleşme yapılmak suretiyle muarazanın giderilmesine karar verilmiş,- karar davalı tarafından temyiz edilmiştir;
Dosyadaki kanıtlara göre TürkEczacılar Birliği ile Maliye Bakanlığı arasındaki protokol başlıklı bir belgenin bulunduğu, bu belgede kurum ve kuruluşlar %5 iskonto yapan ve başvuru formunu getiren her eczane ile anlaşma yapacakları öngörülmüştür. Bu belge yukarıda açıklandığı üzere Maliye Bakanlığı ile davacının üyesi bulunduğu birlik arasında yapılmıştır. Somut olay":
daki davalı Belediyedir. Maliye Bakanlığından ayrı bir tüzel kişiliği ve bütçesi/bulunmaktadır. Bu bakımdan Maliye Bakanlığı ile yapılan protokolün sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereğince davalıyı da bağlayacağından söz edilemez. Diğer bir anlatımla davalının taraf plmadığı, bir belgenin düzenlenmesi sonucu davalıya yükümlülük yüklenemez. Davalının böyle bir yükümlülüğü bulunmadığına göre, sözleşme yapma özgürlüğü ilkesi uyarınca davalının davacı ile sözleşme yapma zorunluluğunda olduğunun tesbiti biçiminde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tespit ve muarazanın meni istemine ilişkindir.
Yapılan görüşmeler sırasında öncelikle görev/yargı yolunun idari yargımı yoksa adli yargı mı olduğu hususunun çözümlenmesi gerektiği ön mesele olarak ileri sürülmüştür.
Ön sorunun dolayısıyla yargı yolu/göreve ilişkin uyuşmazlığın çözümüne esas olmak üzere somut olayortaya konulduktan sonra, genelolarak idari nitelikteki eylem, işlem ve sözleşmelerin unsurlarının, idari yargının görev alanının, ardından da özel hukuk alanındaki sözleşmelerin ve adli yargının görev alanının irdelenmesinde yarar vardır.
Davacı, İstanbul Eczacılar Odası üyesi eczacı, davalı ise yeni dönemde onunla sözleşme yapmaya yanaşmayan G... Belediye Başkanlığı'dır.
Taraflar arasında, Maliye Bakanlığı ile Türk Eczacılar Birliği Merkez Heyeti arasındaki "Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği" uyarınca kurum mensuplarının eczanelerden temin edecekleri ilaçlarla ilgili olarak kurumlarla eczaneler arasında yapılacak anlaşmalara dair heryıl yenilenen protokol hükümleri gereğince dava tarihindeo oniki yıl öncesinden beri kurulmuş ve yenilenerek gelen sözleşme ilişkisi bulunmaktadır, Ancak, son olarak 22,3,2001 günlü 243'50 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Protokol gereği, davalı idarece davacı tarafa gönderilen, 25..4.2001 günlü "1.5,2001 tarihine kadar 2001 yılı sözleşmelerinin yenilenmesi gerekmektedir. Sözleşmelerini yenilemeyen Eczaneler ile yeni sözleşme imzalanmayacak ve reçete kabul edilmeyecektir. Bilgi ve gereğini rica ederim." Şeklindeki yazısı üzerine, davacı eczacının 26.4.2001 tarihli"dilekçesi ekinde davalı Belediyeye verdiği başvuru formu ve protokol hiçbir neden gösteriImeden cevapsız bırakılmış ve davacının sahibi olduğu eczane anlaşmalı eczaneler listesine alınmamıştır.
Burada ilk olarak üzerinde durulması gereken husus uyuşmazlığa konu; 20.12.2000 tarihli ve 4611 sayılı 2001 mali yılı Bütçe kanunu ile; 27.7.1973 tarihli ve 7/6913 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğiuyarınca, genel ve katma bütçeli daire ve idarelerle, döner sermayeli kuruluşlara ait tedavi kurumlarında yapılan tedavi ücretleriile tedavi yardımına ilişkin işlemlerde kurumlararası birliği sağlamak amacıyla, düzenlenen uygulamaları içeren; 22.3.2001 tarihli ve 24350 sayılı resmi, gazetede yayımlanan. 2001 mali yılı bütçe uygulama talimatı uyarınca eczaneler ile adıgeçen kuruluşlar arasında düzenlenecek protokolün hukuksal niteliğidir. Protokolün dayanağı durumundaki bütçe uygulama talimatının başlangıcında da açıkça vurgulandığı gibi, böyle bir protokol düzenlenmesine yönelik düzenlernelerin amacıkamusal yetkinin kullanılmasından çok kurumlararası uygulama birliğinin sağlanmasıdır. Sadece, tedavi ücretleri ile tedavi yardımına ilişkin işlemlerde uygulama birliğinin sağlanması amacıyla getirilen bu düzenlemeler, protokole ve buna dayanılarak eczaneler ile kuruluşlar arasında yapılacak ya da yenilenecek anlaşmalara idari sözleşmeniteliğini kazandıracak mıdır?
Bilindiği üzere; idari sözleşmeler idarenin, kamusal yetkisine dayanarak, kamu hizmetlerigereği ve kamu yararı nedeniyle yaptıkları pözleşmelerdir. Bunlar idarenin ayrıcalıklı, üstün hak ve yetkilerini içerirler. İdare bunlarda tek taraflı değişiklikler yapabilir ya da sözleşmenin feshine gidebilir, tarafların serbest iradelerine dayanmazlar. Sözleşmelerin açıklanan bu unsurları taşımaları halinde bunlarla ilgili uyuşmazlıkların çözüm yeri idari yargı mercileridir.
Uyuşmazlığa konu, Maliye Bakanlığı ile Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti arasında imzalanmış olan; "'Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği uyarınca kurum mensuplarının eczanelerden temin edecekleri ilaçlarla ilgili olarak" kurumlarla eczaneler arasında yapılacak anlaşmalara dair her yıl bütçe kanunları gereği yenilenen protokol hükümleri yukarıda ifade olunan idari sözleşmeler kapsamına girmemektedir. Zira bu protokol hükümleri protokolün tarafı durumundaki idare açısından kendi içinde uygulama birliği sağlamak yönünden bu kapsamdaki kurum ve kuruluşları bağlamakla birlikte, protokolün diğer tarafını teşkil eden eczacılar açısından tam bir sözleşme yapıp yapmama serbestisi getirmiştir. Bu protokolle, sözleşme yapmak isteyen ve belirlenen şartlara uyan eczanelerle idarenin mutlak ve takdir hakkına dayalı olmaksızın sözleşme yapma zorunluluğu getirilmesine karşın, diğer taraf eczaneler yönünden bu sözleşmeye taraf olmak isteyip istememek ve başvurup başvurmamak tümüyle kendilerine bırakılmıştır. Bu yönüyle de; anılan protokol Idarenin ayrıcalıklı, üstün hak ve yetkilerini içermemekte, akdin diğer tarafı yönühden serbest iradeye dayanmaktadır. Uygulama birliğine yönelik ve idarenin kendisini kısıtlayan şekli düzenlemenin varlığı, özü teşkil eden akdi ilişkiyi ortadan kaldırmayacağı gibi, salt bu nedenle yapılacak anlaşmalara idari nitelik de kazandıramaz. Aksine bir kabul şekli, idarenin taraf olduğu tip sözleşmelerin tümünde başka özelliklerine bakılmaksızın idari sözleşmenin varlığını k'abul anlamına gelir. Oysa idare, özel hukuk kurallarının esas alındığı tip sözleşmeler ya da belli şekle bağlanmamış sözleşmeler yapabilir, bu sözleşmelere taraf olabilir. Bu durumda salt idarenin taraf olması o sözleşmeye idari sözleşme niteliğini kazandırmaz ve bunlarla ilgili uyuşmazlıkların çözüm yeri de yine idari yargı değil, adli yargı mercileri olmalıdır.
Diğer taraftan, taraflar arasında yıllar boyunca her yıl bütçe kanunlarına ek bütçe talimatları gereği yenilenerek gelen oniki yıllık bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. Bu sözleşmenin tümü anılan protokol hükümlerine dayalı olarak ve yine protokolde belirlenen esaslar çerçevesinde gerçekleşmiş ve hayata geçirilmiştir. Bütçe talimatının (14.6.) maddesinde yer alan; "Sözleşmeler, ilk defa yapılacak olanlar hariç, eczaneler tarafından bu Talimatın resmi gazetede yayımlanmasını takip eden en geç 60 gün içerisinde yenilenecektir." Hükmüne uygun olarak davacı eczacı; davalı idarenin bu yöndeki yazısına da dayanarak süresi içinde yenileme talebinde bulunmuş, sözleşmeyi devam ettirme iradesini karşı tarafa bildirmiştir. Artık burada ilk defa yapılmış bir sözleşme değil, ayakta ve varolan, yenilenmesi belli sürede başvuruya bağlanmış olan bir sözleşmenin yine belirlenen sürede yapılan başvuru ile yenilenmesi söz konusudur. İdarenin ise, protokol gereği ve anılan Protokolde "Sözleşmenin feshini gerektiren Hususlar" başlığı altında sayılan eylemleri yapanlar dışındaki talep sahipleri ile sözleşme yapma zorunluluğu olup, davalı idare, davacı eczacının sözleşmesini yenilememe nedenlerini de açıklamaksızın bu mükellefiyetini yerine getirmemiştir. Davalının bu mükellefiyetten kaçması, ayakta ve varolan sözleşmenin yok sayılmasına yol açamayacağı gibi, özel hukuk hükümlerine tabi bir sözleşmenin hiç ya da henüz kurulmamış olduğu sonucunu da doğuramaz. Bu yönüyle de uyuşmazlığın tümüyle özel hukuk kuralları çerçevesinde ve. adli yargı mercilerinde çözümü gerekir.
Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümlenmesinde adli yargı mercileri görevli olup mahkemece işin esasının incelenmiş olması yerindedir. Ön sorunun bu şekilde aşılmasına 3.12.2003 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verilmiş, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Davacı eczacı, davalı Belediye Başkanlığı ile aralarında, Maliye Bakanlığı ile Türk Eczacılar Birliği arasında imzalanan protokol hükümleri uyarınca oniki yıldır süregelmekte olan anlaşma bulunduğunu, aynı protokol gereği son olarak üyesi olduğu Istanbul Eczacı Odasından aldığı başvuru formunu 26.4.2001 tarihinde Belediye Başkanlığına imzalaması için vermiş olmasına ve aradan uzun süre geçmesine rağmen imzalanmadığını ve kendisine iade de edilmediğini, anlaşmalı eczaneler listesinde eczanesinin yer almadığını, davalının imzalamak yükümlülüğwnde bulunduğu Protokolü imzalamayarak, kendisini şimdiden altından kalkamayacağı kadar zarara ve maddi sorumluluğa soktuğunu, ayrıca; davalı Belediye yetkililerinin, yalnızca bazı durumlarda protokolü imzalamama ile yükümlendiriJdiklerini, bu yükümlülüğün Protokoide "Sözleşmenin feshini gerektiren Hususlar" başlığı altında belirtilen eylemleri yapanlar hakkında olduğunu, kendisinin böyle bir eylemi bulunmadığını, sonuçta bu protokol gereğince kamu kurumu niteliğinde olan Belediye'nin kendileri ile ilaç alma konusunda sözleşme yapma zorunluluğu bulunduğu halde bunu yerine getirmediğini, ifadeyle; davalının sözleşmeyi imzalama zorunda bulunduğunun tespitine ve bu şekilde yarattığı muarazanın giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Belediye vekili cevap dilekçesinde; görev itirazında bulunarak, bu davada/görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi, olmayıp, İstanbul İdare Mahkemeleri olduğundan davanın görevden reddi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsedildiği üzere ortada davacının belediyeye sözleşme yapılması talebiyle va ki başvurusu ve bu başvuruya cevap verilmeı:nek suretiyle zımnen bu başvurunun reddedilmiş sayılmasının söz konusu olduğunu, davanın davalı ile davacı arasındaki ilişkinin de kamu hukuku ilişkisi bulunması karşısında tesbit davası hakkındaki kararın idari yargı yerinde verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın Öncelikle görev yönünden reddıni, olmazsa esastan reddini, savunmuştur.
Mahkemece; davacı ile davalının sözleşme yapmazorunluluğu olduğunun tespiti ile taraflar arasında sözleşme yapılmak suretiyle muarazanın giderilmesine karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel daire kararıyukarıda açıklanan gerekçeyle bozmuştur. Yerel Mahkemenin direnmeye ilişkin hükmü davalı vekilince temyize getirilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı Belediyenin taraf olmadığı Maliye Bakanlığı ile Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti arasındaki "Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği" uyarınca kurum mensuplarının eczanelerden temin edecekleri ilaçlarla ilgili olarak kurumlarla eczaneler arasında yapılacak anlaşmalara dair 22.3.2001 günlü 24350 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Protokol'ün davalı Belediye yönünden bağlayıcı olup olmadığı, noktasında toplanmaktadır.
İlkin konuya ilişkin yasal düzenlernelerin ve uyuşmazlık konusu protokol hükümlerinin ele alınmasında yarar vardır;
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1. maddesi gereğince; Bu kanun, genel ve katma bütçeli kurumlar, il özel idareleri, belediyeler ii özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanır.
Maliye Bakanlığı ile Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti arasındaki "Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetm1eliği" uyarınca kurum mel1suplarının eczanelerden temin edecekleri ilaçlarla ilgili olarak kurumlarla eczaneler arasında yapılacak anlaşmalara dair 22.3.2001 günlü 24350 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Protokol'ün (I- Kapsam) maddesinde aynen; "Bu protokol hükümleri; 1-657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1. maddesi kapsamına giren memurlar ile aynı Kanunun ek geçici 9 ve 16. maddeleri kapsamına giren personel ve bunların bakmakla yükümlü bulundukları aile fertleri; 2-2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu kapsamında bulunan personel ve bunların bakmakla yükümlü bulundukları aile fertleri; 3-5434 sayılı TC. Emekli SandığıKanununun geçici 139. maddesi uyarınca emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanlarla bunların bakmakla yükümlü bulundukları aile fertleriyle, dul ve yetim aylığı alanlar, hakkında uygulanır." Denilmekte, (II. Uygulanacak esaslar) başlığı altında aynen; "1- Bu protokol kapsamına girenlerin tabi oldukları mevzuat hükümleri çerçevesinde eczanelerden temin edecekleri reçete muhteviyatı ilaçlar için eczaneler ilgili kurum ve kuruluşlara %5 indirim yapacaklardır.; 2- Resmi sağlık kurum ve kuruluş doktorları tarafından verilecek reçete muhteviyatı ilaçlar eczanece aynen ve tamamen verilecektir." Hükmü yer almaktadır. (III- Sözleşmenin Feshini Gerektiren Hususlar) ana başlığı altında ise; "1/k. Maddesinde, sahte olarak bastırılmış ilaç küpürlerinin tanzim i ve kullanılması, sahte reçete tanzimi ve kullanılması, fesih nedenleri arasında sayılmıştır." İfadesi bulunmaktadır. (VI. Anlaşma) bölümünde ise; "1- Kurumlarla eczaneler arasında protokol esaslarına göre anlaşma yapılır. Anlaşmadan doğacak her türlü vergi, resim, harçve masraflar eczaneye ait olacaktır; 2- Bir kurumla anlaşma yapılabilmesi için eczacının, Türk Eczacıları Birliği Bölge Eczacı odasınca tasdik edilen ekteki "Başvuru Formunu" ibraz etmesi gerekmektedir.; 3- Kurum ve kuruluş'lar %5 iskonto yapan ve başvuru formunu getiren her eczane ile (feshi gerektirecek hususlar nedeniyle sözleşmeleri feshedilenlerle muvazaalı olarak açılan eczaneler hariç) anlaşma yapacaklardır.; 4- Kurum veya kuruluş, yukarıda belirtilen süreden az olmamak şartıyla fesih sürelerine bağlı- kalınmaksızın yargılama süresince sözleşme yapamaz." Hükümlerine yer verilmiştir.
Açıklanan hükümler göstermektedir ki, belediyelerde çalışan memurlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1. maddesi kapsamındadır ve yine uyuşmazlık konusu protokol hükümleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1. maddesi kapsamına giren memurlar hakkında uygulanır.
Diğer taraftan, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 78. maddesinde, ilaç temini konusunda, idareler ile eczaneler arasında yapılacak anlaşmalarda uyulması gereken esas ve usullerin Maliye Bakanlığınca tespit edileceği hükme bağlanmış, bu hüküm gereğince konu Maliye Bakanlığınca Bütçe Uygulama Talimatları kapsamında düzenlenmiştir.
Maliye Bakanlığı ile Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti arasında düzenlenen protokol, az'yukarıda göreve ilişkin açıklamalarda da belirtildiği gibi özel hukuka ilişkin bir sözleşme niteliğinde olup, Bütçe Kanunu ve eki bütçe uygulama talimatlan ile her yıl yenilenerek sürdürülmekte ve kurumlar arası uygulama birliğini sağlamaya yönelik olarak düzenlemektedir. Tarafın Maliye Bakanlığı o!ması, kapsamını tayin eden 1. maddenin açıklığı ve amacı karşısında önem arz etmediği gibi, kapsamına giren tüm kurum ve kuruluşları bağlayıcı nitelik taşımaktadır.
Anayasa'nın 48. maddesine göre, kişiler sözleşme özgürlüğüne sahiptirler. Genelolarak özel hukuk alanında diğer kişilerle olan ilişkilerini hukuk düzeni içinde kalmak şartıyla diledikleri gibi düzenler, diledikleri konuda, diledikleri ile sözleşme yapabilirler. Bu olanak Anayasa ve Borçlar Kanunun da öngörülen sözleşme özgürlüğü (Akit Serbestislnin) ile teminat altına alınmıştır. Bu sözleşme özgürlüğü çerçevesinde kişiler kanun tarafından düzenlenmiş olan sözleşme tiplerinden ayrı karma veya nev'i şahsına münhasır sözleşmeler yapmak ve bunların koşullarını diledikleri gibi tespit etmek, buyurucu ve yasak koyan kurallara, ahlak ve adaba aykırı olmamak şartıyla Kanun tarafından düzenlenmiş olan sözleşme fizyonomisini (tipini) değiştirmek ve konusunu yasal sınırlar içinde tayin etmek hakkına haizdirier.
Bu genel tanımlamaya göre Türk-İsviçre hukukunda kural sözleşme özgürlüğü olmakla birlikte bu aynı zamanda sözleşmeyi yapmayı reddebilme özgürlüğünü de birlikte getirir.
Kurallar bunlar olmakla birlikte bunun istisnasını "sözleşme yapma mecburiyeti" "veya" sözleşme yapma yükümlülüğü" oluşturur. Piyasa ekonomisinin hakim olduğu hukuk sistemlerinde, sözleşme özgürlüğünden doğabilecek bazı sakıncalar ile özellikle ekonomik gücün kötüye kullanılmasınıdüzeltmek amacıyla bu sistem öngörülmüştür. Tekelci ekonomik güçlerin haksız kazançlarını veya bu güçlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bir dereceye kadar bu dengesizlik ve haksızlığı düzeltmek için işletme ve kuruluşlara tekel mahiyetindeki madde ve hizmetleri talep eden fertlerle sözleşme yapma zorunluluğu getirilmiştir.
Sözleşme yapma mecburiyeti, bazı kişi, kuruluş ve kurumların hukuk düzeninde hak sahibi sayılan kişilerin talebi üzerine bunlarla belirli bir sözleşmeyi yapma yükümlülüğünü ifade eder. Sözleşme yapma mecburiyetinin mevcut olduğu hallerde, sözleşmeyi yapmaktankaçınma, hukuka aykırı bir davranışoluşturur. Böyle bir kaçınmaya karşı iki türlü yaptırım uygulanabilir. Istenilen sözleşmeyi yapmaktan kaçınan kişi, kuruluş ve kuruma karşı ya aynen ifa davası açılarak sözleşmenin yapılması sağlanır. Ya da onun aleyhine tazminat davası açılarak uğranılan zararın tazmini istenebilir.
Özel hukuk kökenli kanunlarda sözleşme yapma zorunluluğu yasa koyucu tarafından öngörülebilinir. Örneğin zorunlu geçit ve zorunlu kaynak haklarında belirli şartların bulunması halinde taşınmaz maliki, komşusuyla bir irtifak sözleşmesi yapmak zorundadır. Malik sözleşmeyi yapmazsa, açılacak dava üzerine hakim vereceği karar ile sözleşmenin kurulmasını sağlar.
Kamu hukuku alanında da yasa koyucu sözleşme yapmayı emredebilir. 2918 sayılı Yasanın 101. maddesi uyarınca Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yapılması yasal bir zorunluluk olarak getirilmiş ve bu kural uyarınca sigorta ettiren ile sigortacı arasında sigorta sözleşmesi yapılmak suretiyle yasal zorunluluğun yerine getirilmesi sağlanmıştır.
Avukatlık Kanunu'nun 42. maddesi, bir avukatın ölmesi veya iş yapamaz duruma gelmesi gibi hallerde onun elindeki işleri yürütmek üzere, baro , başkanına bir avukatı görevlendirmek yetkisivermektedir. Bu halde görevlendirilen avukat, iş sahibi ile vekalet sözleşmesi yapmaktan -mazeretsiz olarak- kaçınamaz.
Fiili tekel durumunda bulunan özel kişilerden bir eczacı, hekim, fırıncı veya, lokantacının sahip oldukları mallarla, arz edecekleri hizmet yönünden, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde bir sözleşme yapma zorunluluğu bulunmadığı ileri sürülebilir. Ancak bu gibi kişilerin haklı bir sebebe dayanmadan sözleşme yapmaktan kaçınmaları, hukuka ve bilhassa ahlaka, dürüstlük kuralına ya da hakkın kötüye kullanılmaması kuralına aykırılık teşkil etmesi halinde sözleşme yapmak hükümlülüğü söz konusu olur (Bkz, Prof. Dr. Fikret Eren Borçlar Hukuku - Genel Hükümler Cilt 1 6. Bası s. 273 vd., Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümleri 7. BasL1993 s. 364vd.).
Somut olayda, davanın tarafları arasında protokol hükümlerine dayanılarak on iki yıl boyunca sözleşme ilişkisi kurulmuş ancak 2001 yılı döneminde davalı Belediye tarafından herhangi bir haklı neden ileri sürülmeden sözleşme yapmaktan kaçınıimıştır. Oysa protokolün VI/3. maddesinde "Kurum ve kuruluşlar % 5 İskonto yapan ve başvuru formunu getiren her eczane ile (feshi gerektirecek hususlar nedeniyle sözleşmeleri feshedilenlerle, muvazaalı olarak açılan eczaneler hariç) anlaşma, yapacaklardır" şeklindeki düzenleme ile yine protokolün III/1/K maddesinde" sahte olarak bastırılmış ilaç küpürlerinin tanzimi ve kullanılması, sahte reçete tanzimi ve kullanılması" şeklinde belirtilen fesih nedenlerinin bulunmaması halinde kurumların, eczanelerle de sözleşme yapma yükümlülüğü getirildiği ve bu hükümlerin sözleşme özgürlüğünün bir istisnası olduğu açıktır. Davacı eczacının on iki yıl boyunca davalı kurum ile sözleşmeilişkisi içinde bulunduğu, bu süre içinde davalı kurumun hiçbir fesih sebebine dayanmadığı, bu aşamada sözleşme yapmaktan kaçınması dürüstlük kuralına aykırıhk teşkil ettiği anlaşıldığından yerel mahkemenin sözleşmenin kurulması yönünde kurduğu karar, usul ve yasaya uygun bulunduğundan, direnme kararının ananması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle (ONANMASINA), gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.12.2003 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
Old 31-01-2012, 08:31   #22
svejk

 
Varsayılan

muhterem meslektaşlar,
sgk'nın sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine istinaden kestiği cezaların iptaliyle ilgili davalar asliye hukuk mahkemelerinde görülüyor, tamam. ancak yukarıdaki girilerde "neden?" sorusunun cevabını bulamadım ben.

eldeki davada sgk vekili 5510 s.k. m.101'e göre iş mahkemesinin görevli olduğunu iddia etmiş mesela. cevaben yargıtay kararlarını sunacağım elbette ama "neden asliye hukuk?" sorusunun cevabını bilmiyorum henüz.

ek: benim kanaatim de davanın asliye ticaret'te açılması gerektiği yönündedir.
Old 31-01-2012, 09:08   #23
av.knel

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan svejk
muhterem meslektaşlar,
sgk'nın sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine istinaden kestiği cezaların iptaliyle ilgili davalar asliye hukuk mahkemelerinde görülüyor, tamam. ancak yukarıdaki girilerde "neden?" sorusunun cevabını bulamadım ben.

eldeki davada sgk vekili 5510 s.k. m.101'e göre iş mahkemesinin görevli olduğunu iddia etmiş mesela. cevaben yargıtay kararlarını sunacağım elbette ama "neden asliye hukuk?" sorusunun cevabını bilmiyorum henüz.

ek: benim kanaatim de davanın asliye ticaret'te açılması gerektiği yönündedir.
Sayın meslektaşımız Hasan Bahadır Büyükavcı'nın mesajında neden olduğu açıklanmıştır. Ayrıca bu davalar Asliye Ticaret Mahkemesinde açılabilmektedir.
Old 31-01-2012, 09:14   #24
svejk

 
Varsayılan

siz de cevaben şöyle demişsiniz knel:

Alıntı:
Yazan av.knel
Kamu İhale Kanunu hakkında pek bilgim olmadığını belirtmekle birlikte; bu sözleşme özel hastane ile herhangi bir ihale yapılmadan imzalanan bir sözleşmedir. Bu şartlarda bu sözleşme Kamu İhale Kanunu kapsamına girmektemedir?

bence haklı bir noktaya temas etmişsiniz. sağlık hizmeti satın alma sözleşmelerinin kik'i ilgilendiren bir yönü var mı?
Old 31-01-2012, 13:45   #25
av.knel

 
Varsayılan

Bence olmadığı için özel sözleşme hükümleri çerçevesinde idare hukuku devre dışı kalarak, genel hukuk mahkemelerinde bu davalar görülüyor.
Old 23-03-2012, 17:49   #26
delle

 
Varsayılan

Herkese Saygılar,

Yeni açmaya hazırlandığımız bir dava ile ilgili yetki yönünden tereddütlerimiz bulunmakta. Davamızın konusunu, Özel Sağlık Hizmet Sunucularından Sağlık Hizmeti Alma Sözleşmesinde cezai hükümler var olmasına rağmen, kurumun, özel sağlık kuruluşunun hakedişlerinden birkaç fatura bedelini tamamen usulsüz ve sözleşmeye aykırı biçimde kesmesi durumu oluşturmaktadır. Ancak sözleşmede Ankara Mahkemeleri yetkili kılınmış. 6100 den önce bulunduğumuz yerde davayı açabiliyorduk fakat şu anda durumun ne olacağı konusunda tereddütlerimiz bulunmaktadır. Saygıdeğer meslektaşlarım, bu konuda sizlerin düşüncelerinize ihtiyacımız var? 6100 e göre bu dava artık sadece Ankara mahkemelerinde mi açılabilecek? Yoksa sözleşmenin ifa yeri de yetkili midir?

Teşekkürler.
Old 01-06-2012, 14:12   #27
özfn_34

 
Varsayılan

Alıntı:
Yeni açmaya hazırlandığımız bir dava ile ilgili yetki yönünden tereddütlerimiz bulunmakta. Davamızın konusunu, Özel Sağlık Hizmet Sunucularından Sağlık Hizmeti Alma Sözleşmesinde cezai hükümler var olmasına rağmen, kurumun, özel sağlık kuruluşunun hakedişlerinden birkaç fatura bedelini tamamen usulsüz ve sözleşmeye aykırı biçimde kesmesi durumu oluşturmaktadır. Ancak sözleşmede Ankara Mahkemeleri yetkili kılınmış. 6100 den önce bulunduğumuz yerde davayı açabiliyorduk fakat şu anda durumun ne olacağı konusunda tereddütlerimiz bulunmaktadır. Saygıdeğer meslektaşlarım, bu konuda sizlerin düşüncelerinize ihtiyacımız var? 6100 e göre bu dava artık sadece Ankara mahkemelerinde mi açılabilecek? Yoksa sözleşmenin ifa yeri de yetkili midir?

Alıntı:
Yazan Kübra İslamoğlu
6100 Sayılı HMK

Sözleşmeden doğan davalarda yetki

MADDE 10- (1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.

Soruyu cevaplamak için geç olmuş fakat bundan sonra okuyacak olanların yanılmaması açısından

Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa sadece Ankara Mahkemeleri yetkilidir.

HMK. Madde 17:
"Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır."
Old 08-06-2012, 07:47   #28
svejk

 
Varsayılan

hmk'daki yetki sözleşmesiyle konu alan bu hükmün geri yürümemesi gerekirdi kanaatimce. eski kanun döneminde, eski kanunun sağladığı korumaya güvenilerek yapılmış yetki sözleşmeleri ya da başka bir sözleşme kapsamındaki yetki şartları hmk döneminde de eski kanuna tabi olmalıydı.
Old 06-01-2013, 01:52   #29
Av.Eren Evren

 
Varsayılan Yetkili Mahkeme

Alıntı:
Yazan svejk
hmk'daki yetki sözleşmesiyle konu alan bu hükmün geri yürümemesi gerekirdi kanaatimce. eski kanun döneminde, eski kanunun sağladığı korumaya güvenilerek yapılmış yetki sözleşmeleri ya da başka bir sözleşme kapsamındaki yetki şartları hmk döneminde de eski kanuna tabi olmalıydı.

İzmir'de SGK avukatları yetki itirazında bulunmadığı için dosyalara İzmir Asliye Hukuk Mahkemelerinde bakılmaya devam ediliyor. Benim de kanaatim HMK öncesi imzalanan sözleşmelerden doğan davaların merkezin bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi yönünde. 2012 sözleşmesine göre dava açılırsa da o zaman Ankara yetkili gözüküyor.

Ancak sözleşmeli SGK avukatlarına çağrım, yetki itirazında bulunmayın. Biz bu davaları nasıl olsa Ankara'da olsa takip edeceğiz, Ancak siz SGK avukatları bu davaları kendi şehrinizden uzaklaştırarak iş kaybına yol açacaksınız. Neden her şey Ankara'da olsun ki ?
Old 28-03-2013, 15:04   #30
calis

 
Varsayılan SGK davalarıda görevli mahkeme

Elimdeki bilirkişilik işi nedeniyle araştırdığımda İzmir'de SGK'nın taraf olduğu, 2008 öncesi yani 5510 sayılı Yasanın yürülük tarihinden önceye ait işlemlerle ilgili davaların İş Mahkemelerince görev yönünden reddedilerek Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderildiğini gördüm. Ancak burada bir ayrık durum olmalı. 2008 öncesi geçerli mevzuat 4958 sayılı SGK Kanunu ve burada SGK açısından görevli mahkeme sadece asgari işçilik tespitina karşı İş Mahkemesi ve idari para cezaları yönünden İdari YArgı olarak belirli, diğer konularda belirlenmiş Mahkeme yok. Ancak, aynı dönemde geçerli olan 506 sayılı Yasa'nın 80. maddesinde; Kurum alacaklarının tahsilinde 21.7.1953 tarih ve 6183 sayılı Kanunun uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde,alacaklı Sigorta Müdürlüğünün bulunduğu yer İş Mahkemesi yetkilidir., ayrıca 134. maddesinde "Bu kanunun uygulanmasından doğan uzlaşmazlık, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür." hükmü mevcut. Buna göre, 506 sayılı Yasa'dan kaynaklanan davalarda İş Mahkemelerinin görevli olması, diğer konularla ilgili (SGK veya SSK, Emekli SAndığı, Bağ-Kur ile yapılan sözleşmeler vb) davalarda Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olması gerektiğini düşünüyorum.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Mahkeme ilamlarının icrası için kesinleşme şartı var mı? akgnc Meslektaşların Soruları 66 24-08-2016 09:42
Balık Adam - iş akdi - Cezai Şartı Isteyebilir Mi? hırs Meslektaşların Soruları 17 25-12-2007 14:45
Kira sözleşmesindeki muacceliyet şartı cezai şart mı?? Av.Mesut AVCI Meslektaşların Soruları 1 29-11-2007 16:08
Soybağının Reddine İlişkin Yabancı Mahkeme İlamının Tanınması - Görevli Mahkeme seyitsonmez Meslektaşların Soruları 3 05-01-2007 09:22
İİK 331 / İİK 346 Görevli mahkeme avunzilekucukoner Meslektaşların Soruları 3 21-04-2006 23:05


THS Sunucusu bu sayfayı 0,09015989 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.