Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

boşanmada ihtiyati tedbir

Yanıt
Old 05-11-2006, 20:53   #1
mkaraca

 
Varsayılan boşanmada ihtiyati tedbir

merhabalar;
Açacak olduğum boşanma davasında, kocanın üzerine olan tek evden müvekkilimde hakkını almak istiyor. ancak ev aile konutu değil çünkü sürekli kullandıkları bir ev değil
kocanın satma ihtimaline karşı davayı ihtiyati tedbir talepli açabilirmiyim,yada bukanuda neyapmam gerektiği hakkında bana yardımcı olabilirmisiniz. Birde bu çiftin 21 yaşında üniversite ögerencisi bir kızları var bu kız içinde ayrıca tedbir nafakası talep etmek gerekiyormu? yada nasıl bir yol izlemeliyim, Şimdiden teşekkürler.

saygılar
Old 05-11-2006, 21:08   #2
ruze

 
Varsayılan

Davayı açarken neticede tasfiye istemek durumunda kalacağınız için davalı eşin mal kaçırmak maksadıyla hareket edbileceği ihtimaline karşılık ihtiyati tedbir istemenizde hiç bir hukuki sakınca yoktur, davayı tedbir talepli açabilirsiniz. Hatta böyle bir talepte bulunmanız çok yerinde olur, böylece müvekkilinizin hak kaybına uğramasını önlemiş olursunuz.
Old 06-11-2006, 09:14   #3
Av. O. TEKGUL

 
Varsayılan

Eğer pay istenen ev 01.01.2002 tarihinden sonra edinilmişse ve taraflar arasında mal rejimi yönünden bir seçim yapılmamışsa bu tarihten sonra edinilen mallar yönünden edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince aile konutu olmasada evden pay isteme hakkına sahipsiniz. bu durumda tedbir istemeniz yerinde olacaktır. üniversitede okuyan çocuk için ise tedbir nafakası isteyebilirsiniz.
Old 06-11-2006, 13:15   #4
lawyer382

 
Varsayılan

Reşit olması nedeniyle kızdan ayrıca vekaletname alarak yardım nafakası istemelisiniz.
Old 07-11-2006, 16:29   #5
üye8180

 
Varsayılan

Boşanma davasını açarken tedbir talepli açabilirsiniz. Uygulamada, boşanma davası açılmakla, talep üzerine, hem gayrımenkullerin tapu kaydına, hem de eş üzerine kayıtlı araçların trafik kaydına, Mahkeme, değişik iş olarak vereceği kararla tedbir koyuyor. Böylelikle dava kesinleşinceye kadar gayrımenkullerin ve trafik siciline kayıtlı araçların muvazaalı olarak 3. kişilere devri engellenmiş oluyor. Bu kararı rahatlıkla alabilirsiniz. Saygılarımla.
Old 08-11-2006, 00:17   #6
mkaraca

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. O. TEKGUL
Eğer pay istenen ev 01.01.2002 tarihinden sonra edinilmişse ve taraflar arasında mal rejimi yönünden bir seçim yapılmamışsa bu tarihten sonra edinilen mallar yönünden edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince aile konutu olmasada evden pay isteme hakkına sahipsiniz. bu durumda tedbir istemeniz yerinde olacaktır. üniversitede okuyan çocuk için ise tedbir nafakası isteyebilirsiniz.


Sayın Av. O. Tekgül yardımınız için teşekkür ederim. ancak ev 1.1.2002 tarihinden önce edinilmiş bu nedenle problem doğuyor. reşit kız açısından ayrıca birkaç yerden daha araştırdım ve reşit çocuk için nafakaya hükmedilemiyeceği yönünde yargıay kararları mevcut. örnek:Y2.HD: 2003/4238 E. "reşit çocuğun kendi adına açtığı bir nafaka talebi bulunmadığı halde tedbir nafakasına karar verilmesinin hatalı olması"

saygılar.
Old 08-11-2006, 00:50   #7
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

Sn. mkaraca,
Sunduğunuz kararda kızın talebi yani ayrı bir dava açmadığından bahsediliyor. Annenin talebi ile reşit kıza tabi ki nafaka verilmez. Aşağıdaki karar size de yardımcı olacaktır. Ben de şahsım adına bir işim için üniversiteye hazırlanan reşit çocuk için nafaka kararı arıyordum ki bunu buldum. Ev yönünden katkı payı talepli dava açacaksınız. Katkınızı ispat edip, katkınız oranında payınızı alacak olarak talep edeceksiniz. Bazı konularda çok tartışmıştık. Katkı payı diye arama yaparsanız bulursunuz. Yalnız katkı payı konusunda göreve dikkat edin. Alacak istemi olduğundan Aile değil genel mahkemeye gideceksiniz. (Aile Mahkemelerinden sonra dahi böyle kararlar var)

**************
NAFAKA DAVASI - YARDIM NAFAKASI - ÜNİVERSİTE SINAVINA HAZIRLANAN REŞİT ÇOCUĞA NAFAKA TALEBİ
KAYIT NO : 72085
**************
Esas Yılı : 2004
Esas No : 13108
Karar Yılı : 2004
Karar No : 12818
Karar Tarihi : 23.11.2004
Daire No : 3
Daire : HD
**************
ÖZET : Anne, baba yüksek öğrenim yapan veya yapmak isteyen çocuklarına uygun süre yardım etmek zorundadır. O halde dava tarihinde henüz reşit olmuş ve üniversite sınavlarına hazırlandığı anlaşılan Açelya için uygun miktarda yardım nafakasına hükmedilmelidir.
**************
(4721 S. K. m. 175)
DAVA : Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Dava dilekçesinde davacı Cesur'un üniversite öğrencisi olması, diğer davacı Açelya'nın da üniversite sınavına hazırlanması nedeniyle davalı babadan yardım nafakası talep edilmiş mahkemece davacı Cesur için 60.000.000 lira nafakaya hükmedilmiş, diğer davacının 18 yaşını bitirmiş olması ve öğrenci olmaması gerekçesiyle talebi reddedilmiştir.
Davalının davacıların babası olduğu her iki davacının da dava tarihinde 18 yaşını doldurmuş oldukları davacı Cesur'un üniversite öğrencisi olduğu anlaşılmaktadır.
Dinlenen davacı tanıkları 13.09.1985 doğumlu olan davacı Açelya'nın üniversite sınavlarına hazırlandığını beyan etmişlerdir. Anne, baba yüksek öğrenim yapan veya yapmak isteyen çocuklarına uygun süre yardım etmek zorundadır. O halde dava tarihinde henüz reşit olmuş ve üniversite sınavlarına hazırlandığı anlaşılan Açelya için uygun miktarda yardım nafakasına hükmedilmelidir.
Yaptırılan zabıta araştırmasında davalının emekli öğretmen olduğu ve 440.000.000 lira emekli maaşı aldığı açıklanmış ise de, davalının almakta olduğu emekli maaşı resmi makamlardan sorulmadığı gibi diğer nafaka yükümlüsü olan davacıların annesinin de mali ve sosyal durumu araştırılmadan davacı Cesur için 60.000.000 lira nafakaya hükmedilmiştir.
Davacı Açelya için uygun miktarda yardım nafakasına hükmedilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle bu davacı için açılan davanın reddedilmiş olması ve davacı Cesur için de eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


**************
.: CopyRight by Sinerji A.Ş. :.
Old 08-11-2006, 14:09   #9
Nesrin D.

 
Varsayılan

18 yaşını bitirmiş ve üniversite sınavına hazırlanan erkek için de yardım nafakasının talebi mümkün mü o zaman?
Old 08-11-2006, 14:36   #10
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Nesrin D.
18 yaşını bitirmiş ve ünüversite sınavına hazırlanan erkek için de yardım nafakasının talebi mümkün mü o zaman?

Tabii ki mümkün...Mevzuatta kız-erkek ayrımı bulunmamaktadır.

Saygılarımla
Old 08-11-2006, 14:45   #11
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan mkaraca
merhabalar;
Açacak olduğum boşanma davasında, kocanın üzerine olan tek evden müvekkilimde hakkını almak istiyor. ancak ev aile konutu değil çünkü sürekli kullandıkları bir ev değil
kocanın satma ihtimaline karşı davayı ihtiyati tedbir talepli açabilirmiyim,yada bukanuda neyapmam gerektiği hakkında bana yardımcı olabilirmisiniz. Birde bu çiftin 21 yaşında üniversite ögerencisi bir kızları var bu kız içinde ayrıca tedbir nafakası talep etmek gerekiyormu? yada nasıl bir yol izlemeliyim, Şimdiden teşekkürler.

saygılar

Sayın mkaraca,

Alıntı:
ancak ev aile konutu değil çünkü sürekli kullandıkları bir ev değil
derken ne demek istemektesiniz. Çünkü aynı zamanda kocanın üzerine tek ev var demektesiniz. Yazlık evin dahi aile konutu olduğuna dair karar bulunmaktadır. Yine sürekli kullanım aranmadığına dair karar da hatırlıyorum. Bu hususu biraz açıklar mısınız?




Alıntı:
Yalnız katkı payı konusunda göreve dikkat edin. Alacak istemi olduğundan Aile değil genel mahkemeye gideceksiniz. (Aile Mahkemelerinden sonra dahi böyle kararlar var)



Sayın Doğanel,

TMK 118-395'e göre açılacak davalarda görevli mahkemelerin aile mahkemesi olduğuna dair bir çok karar mevcuttur.Yargıtay bu konuyu çözmüş görünmektedir. Dolayısıyla katkı payı ile ilgili dava da aile mahkemesinin görev alanına girmektedir.

Saygılarımla
Old 08-11-2006, 21:39   #12
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

Sayın Ergin,
Emin olmasam yazmazdım. Kararı da ekleyecektim ama uyku bastırdı. Şimdi ekliyorum. Konu bahsettiğiniz TMK 118-395 ile ilgili değil. Eski mal rejimlerine tabi olan mallar (1.1.2002 tarihinden önce edinilmiş mallar) hakkındaki katkı payı talepleri BK'dan kaynaklıdır. Bunu edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde zamanaşımı ile ilgili bir konuda epey tartışmıştık. Buradaki 10 yılın mı yoksa başka bir sürenin mi uygulanacağı tartışmasıydı. Ancak benim bu eski konuları bulma konusunda bir kabiliyetsizliğim var bulamıyorum. Zaten önemli değil kararlar aşağıda...

**************
EVLİLİK BİRLİĞİ İÇERİSİNDE EDİNİLEN MALLAR - KATKI PAYININ TAHSİLİ TALEBİ - TÜRK MEDENİ KANUNUN UYGULANMASI - GÖREVLİ MAHKEME - AİLE MAHKEMELERİ - MAL REJİMİ - GÖREVLE İLGİLİ HUSUSLARDA KAZANILMIŞ HAK SÖZ KONUSU OLMAYACAĞI
KAYIT NO : 79493
**************
Esas Yılı : 2004
Esas No : 2452
Karar Yılı : 2004
Karar No : 10433
Karar Tarihi : 30.06.2004
Daire No : 13
Daire : HD
**************
ÖZET : Türk Medeni Kanunun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkında kanunun 1. maddesinde belirtildiği gibi, Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği ve yapılan değişikliklerden önceki olayların hukuki sonuçlarına bu olayda hangi kanun yürürlükte ise kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı kuşkusuzdur. Türk Medeni Kanununun mal rejimi ile ilgili hükümlerinde değişiklik yapan 4721 sayılı kanun 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu dava ise 15.7.2002 tarihinde açılmıştır. 18.1.2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Mahkemelerinin kuruluş, görev ve yargılama usullerine dair kanunun 4. maddesinde Aile Mahkemelerine MK.nun 2. kitabında yazılı dava ve işleri bakmakla görevli kılmış ise de MK.nun 2. kitabında eşler arasındaki mal rejimlerinin tasfiyesine ilişkin hükümler yer almış olup, eşlerden birinin tasfiye isteyebilmesi için evlilik birliğinin ölüm, boşanma veya iptal sebebiyle sona ermiş olması veya tarafların bir sözleşme ile yeni bir mal rejimi seçmiş olmaları gerekmektedir. Oysa somut olayda mahkemenin de kabulünde olduğu gibi boşanma ilamının kesinleştiği tarihte 743 sayılı kanun hükümlerinin yürürlükte olduğu gibi 4722 sayılı Türk Medeni kanunun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanunun 10. maddesine göre de taraflar sözleşme ile yeni bir mal rejimine de geçmiş değillerdir. Böyle olunca uyuşmazlık MK.nun istihkak ve BK. hükümlerine göre çözümleneceğinden davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Davaya Aile mahkemesi bakmaya görevli olmadığından Aile Mahkemesi göreviyle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkemenin işin esasına girmeden görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurmuş olması bozmayı gerektirir.
**************
(4722 S. K. m. 1, 10) (4787 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 1998 yılında evlendiği davalıdan Gümüşhane asliye Hukuk mahkemesinin 13.7.2001 gün ve 2000/182 esas, 2001/137 karar sayılı ve 5.9.2001 tarihinde kesinleşen ilamı ile boşandıklarını ileri sürerek evlilik birliği içerisinde edindikleri mallara ilişkin katkı payının tahsilini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Aile Mahkemesi sıfatı ile işin esasına girilerek taraflar arasında mal ayrılığı rejimi olduğundan sözleşme ile ayrı bir mal rejimi de kararlaştırılmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkında kanunun 1. maddesinde belirtildiği gibi, Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği ve yapılan değişikliklerden önceki olayların hukuki sonuçlarına bu olayda hangi kanun yürürlükte ise kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı kuşkusuzdur. Türk Medeni Kanununun mal rejimi ile ilgili hükümlerinde değişiklik yapan 4721 sayılı kanun 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu dava ise 15.7.2002 tarihinde açılmıştır. 18.1.2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Mahkemelerinin kuruluş, görev ve yargılama usullerine dair kanunun 4. maddesinde Aile Mahkemelerine MK.nun 2. kitabında yazılı dava ve işleri bakmakla görevli kılmış ise de MK.nun 2. kitabında eşler arasındaki mal rejimlerinin tasfiyesine ilişkin hükümler yer almış olup, eşlerden birinin tasfiye isteyebilmesi için evlilik birliğinin ölüm, boşanma veya iptal sebebiyle sona ermiş olması veya tarafların bir sözleşme ile yeni bir mal rejimi seçmiş olmaları gerekmektedir. Oysa somut olayda mahkemenin de kabulünde olduğu gibi boşanma ilamının kesinleştiği tarihte 743 sayılı kanun hükümlerinin yürürlükte olduğu gibi 4722 sayılı Türk Medeni kanunun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanunun 10. maddesine göre de taraflar sözleşme ile yeni bir mal rejimine de geçmiş değillerdir. Böyle olunca uyuşmazlık MK.nun istihkak ve BK. hükümlerine göre çözümleneceğinden davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Davaya Aile mahkemesi bakmaya görevli olmadığından Aile Mahkemesi göreviyle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkemenin işin esasına girmeden görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davanın sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafça temyiz edilen hükmün ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, 2 nolu bentte gösterilen nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına peşin harcın istek halinde iadesine, 30.6.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)


**************
.: CopyRight by Sinerji A.Ş. :.

**************
KATKI PAYI DAVASI - EVLİLİK BİRLİĞİ İÇİNDE EDİNİLEN MALLAR - GÖREV
KAYIT NO : 70189
**************
Esas Yılı : 2004
Esas No : 16562
Karar Yılı : 2005
Karar No : 3667
Karar Tarihi : 08.03.2005
Daire No : 13
Daire : HD
**************
ÖZET : Davacı, davalı ile 30 yıldan beri evli olduklarını, evlilik birliği içerisinde 1993 yılında ortak katkılarıyla iki adet taşınmaz satın aldıklarını ileri sürerek bu taşınmazların bedellerinin tespiti ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Aile mahkemeleri, yeni Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra karı koca arasında edinilmiş mallar yönünden çıkacak uyuşmazlıklarda görevlidir. Bu tarihten önceki uyuşmazlıklarda ise asliye hukuk mahkemeleri görevlidir. Somut olayda, asliye hukuk mahkemesi görevli olmasına rağmen aile mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermesi usul ve yasaya aykırıdır.
**************
(1086 S. K. m. 7, 27) (4722 S. K. m. 1)
DAVA : Taraflar arasındaki katkı payı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı, davalı ile 30 yıldan beri evli olduklarını, evlilik birliği içerisinde 1993 yılında ortak katkılarıyla iki adet taşınmaz satın aldıklarını ileri sürerek bu taşınmazların bedellerinin tespiti ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bu tür davaların aile mahkemelerinde görüleceği gerekçe gösterilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Aile mahkemeleri MK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra karıkoca arasında edinilmiş mallar yönünden çıkacak uyuşmazlıklara ilişkin olan davalara bakmakla görevlidir. Bu tarihten önce edinilmiş mallar yönünden çıkacak uyuşmazlıklar asliye hukuk mahkemelerinde görülür. Davacı, 30 yıl önce evlendiklerini, bu tarihten sonra oluşturdukları ortak kazanç ve katkılarıyla davaya konu daireyi satın aldıklarını ileri sürdüğüne göre davaya bakmaya asliye hukuk mahkemesi yetkili ve görevlidir.
Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesi Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukuki sonuçlarına bu olayların hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse o kanun hükümleri uygulanır hükmünü getirmiştir. Davaya konu taşınmaz 01.01.2002 tarihinden önce edindiğinden 743 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu hususun göz ardı edilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre bu aşamada diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.03.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

**************
.: CopyRight by Sinerji A.Ş. :.
Old 08-11-2006, 21:40   #13
mkaraca

 
Varsayılan

Sayın mkaraca,

derken ne demek istemektesiniz. Çünkü aynı zamanda kocanın üzerine tek ev var demektesiniz. Yazlık evin dahi aile konutu olduğuna dair karar bulunmaktadır. Yine sürekli kullanım aranmadığına dair karar da hatırlıyorum. Bu hususu biraz açıklar mısınız?

sayın Av. Suat Ergin

benim yaptığım araştırmalara göre bir evin aile konutu olabilmesi için eşlerden birinin ikametgahları ile tapuya müracaat edip tapuya aile konutu şerhi düşülmesi gerekildir. tarflardan biri bu müracaatı yapamıyor çünkü ikametgahları yazlık olarak kullandıkları yerde değil.Ayrıca yine bazı kararlarda aile konutu sayıla bilmesi için ailenin sürekli kullanmasının gerekililğini, yazlıkların aile konutu sayılamıyacagı yönünde kararlarıda okuduğumu hatırlıyorum. ancak şu anda bu kararlarla ilgili bilgi elimde yok en kısa zamanda bulmaya çalışır sizede bildiririm. eger sizde bahsettiğiniz türde karar bulmam konusunda bana yardımcı olursanız cok memnun olurum çünkü otürde kararlar benim daha çok işime yarıyacaktır. teşekkürler
saygılar
Old 09-11-2006, 02:35   #14
Av.Burhan FILIZÖZÜ

 
Varsayılan


Say1n DOGANEL, konuya farkl1 bir içtihat ile katk1m bulunsun istedim. Sayg1lar1mla.

T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/13817

K. 2006/644

T. 25.1.2006

• KATKI PAYINA DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Dava 17.10.2002 Tarihinde Açılmış Olup Davanın Devam Ettiği Tarihte Henüz Boşanma Gerçekleşmediğine Göre Davaya Bakmaya Aile Mahkemelerinin Görevli Olduğu )

• DERDEST BOŞANMA DAVASI ( Katkı Payına Dayalı Tapu İptali ve Tescil İle Alacak Davasının Devam Ettiği Tarihte Gerçekleşmediğine Göre Davaya Bakmaya Aile Mahkemelerinin Görevli Olduğu )

• AİLE MAHKEMESİ ( Katkı Payına Dayalı Tapu İptali ve Tescil İle Alacak Davasının Devam Ettiği Tarihte Henüz Boşanma Gerçekleşmediğine Göre Görevli Olduğu )

• GÖREV ( Katkı Payına Dayalı Tapu İptali ve Tescil İle Alacak Davasının Devam Ettiği Tarihte Henüz Boşanma Gerçekleşmediğine Göre Davaya Bakmaya Aile Mahkemelerinin Görevli Olduğu )

• ALACAK DAVASI ( Dava 17.10.2002 Tarihinde Açılmış Olup Davanın Devam Ettiği Tarihte Henüz Boşanma Gerçekleşmediğine Göre Davaya Bakmaya Aile Mahkemelerinin Görevli Olduğu )

4721/m.227


ÖZET : Davacı davalı ile 1975 yılında evlendiklerini, davalı adına kayıtlı taşınmazın ortak kazançları ile alındığını ileri sürerek katkı payına dayalı tapu iptali ve tescil ile alacak davasını açmıştır. 4787 sayılı Yeni Türk Medeni Kanunu 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına göre dosya kapsamından taraflar arasında Denizli 1. Aile Mahkemesinde açılan boşanma davasının red edildiği, halen kesinleşmediği, tarafların ayrı yaşadıkları anlaşılmaktadır. Eldeki davanın 17.10.2002 tarihinde açılmış olup davanın açıldığı ve devam ettiği tarihte henüz boşanma gerçekleşmediğine göre eldeki davaya bakmaya aile mahkemeleri görevlidir.
DAVA : Taraflar arasındaki alacak, tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Erhan Türkmenoğlu gelmiş, diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı.
Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı, davalı ile 1975 yılından beri evli olduklarını, 2002 yılı Eylül ayından bu yana ayrı yaşadıklarını, açılan boşanma davasının reddedildiğini, evlilik birliği içerisinde birlikte aldıkları dairenin tapusunun davalı adına yapıldığını, katkısından dolayı 13 nolu dairenin tapusunun iptali ile 1/2 olarak adına tapuya tesciline mümkün olmazsa 1/2 bedeli olan 22.000.000.000 TL.nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının tapu iptali ve tescil davasının reddine, davacının katkı payından kaynaklanan 20.000.000.000 TL.nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı davalı ile 1975 yılında evlendiklerini, davalı adına kayıtlı taşınmazın ortak kazançları ile alındığını ileri sürerek katkı payına dayalı tapu iptali ve tescil ile alacak davasını açmıştır. Dosya kapsamından taraflar arasında Denizli 1. Aile Mahkemesinde açılan boşanma davasının red edildiği, halen kesinleşmediği, tarafların ayrı yaşadıkları anlaşılmaktadır. 4787 sayılı Yeni Türk Medeni Kanunu 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu yasanın yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki yasada yürürlükten sonraki tarihteki olaylarda bu yasanın uygulanacağı açıktır. Yine Yeni Medeni Kanunun 227. maddesi "...tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır..." belirtmesi karşısında, eldeki davanın 17.10.2002 tarihinde açılmış olup davanın açıldığı ve devam ettiği tarihte henüz boşanma gerçekleşmediğine göre eldeki davaya bakmaya aile mahkemeleri görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak sözkonusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2- Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Davalı tarafça temyiz olunan kararın ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte gösterilen nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 450 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 25.1.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi. *(içtihat Kazanc1 yay1nlar1ndan al1nm1_t1r.)*
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
ihtiyati tedbirin işlevsizliği av.şahin kavukoğlu Hukuk Sohbetleri 8 02-03-2012 11:00
işçinin ücret alacağı - ihtiyati tedbir Aybüke Kağan Meslektaşların Soruları 5 25-12-2006 11:54
tedbir nafakasında ihtiyati haciz- yetki göçebe Meslektaşların Soruları 2 13-12-2006 18:39
Miras-ihtiyati tedbir *sinequanon* Meslektaşların Soruları 3 29-08-2006 15:27
kısmi ihtiyati hacizde icra kefaleti avönder Meslektaşların Soruları 2 17-05-2006 14:58


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06247497 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.