Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Manevi Tazminat - Uzamış Zamanaşımı

Yanıt
Old 19-06-2010, 19:45   #1
oceans17

 
Olumlu Manevi Tazminat - Uzamış Zamanaşımı

Merhaba,

Bilindiği üzere 765 sayılı TCK döneminde Yargıtay 07.12.1955 ve 17/26 sayılı İBK' yı referans alarak "ceza davası devam ettiği müddetçe hukuk davasının zamanaşımına uğramayacağına" hükmetmekteydi. Ancak 765 sayılı TCK' da öngörülen şahsi dava düzenlemesi 5237 sayılı yeni kanuna alınmadığından zamanaşımı hususunda boşluk ortaya çıktı.

Bu durumda;

a) 1955 tarihli içtihat halen geçerliliğini sürdürmekte midir? Yani uzamış zamanaşımı ceza davası bittikten sonra da uygulanabilir mi?

b) Artık bu içtihadın geçerli olmadığını ve uzamış zamanaşımının fiilden itibaren başladığını varsayarsak; 2005 öncesi açılan ve henüz biten ceza davalarında (şahsi hak ileri sürülebilen) mağdurlar hukuk mahkemelerinde dava açabilecekler mi?

Konuyu önemli gördüğüm için tartışmak istedim.

Şimdiden teşekkür ederim. İyi çalışmalar. Saygılarımla.
Old 20-06-2010, 12:25   #2
Av.Dursun KARACA

 
Varsayılan

Uzamış ceza zamanaşımının uygulanması için ceza davası, hatta ceza soruşturması açılmış olması gerekli değildir. Yeter ki tazminat talebine konu olay ceza hukuku kapsamında suç teşkil etsin. Bu nedenle ceza soruşturması açılmamış, açılmış şikayet olmadığından takipsizlik kararı verilmiş veya ceza davası açılmış sonuçlanmış da olsa, ceza zamanaşımı içinde maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
Old 20-06-2010, 14:02   #3
oceans17

 
Varsayılan

Sayın d-karaca,

Verdiğiniz yanıta aynen katılıyorum. Ancak benim tartışmak istediğim husus ceza yargılaması devam eden ancak fiilin üzerinden uzun zaman geçmesi sebebiyle uzatılmış zamanaşımı süresinden sonra karara bağlanan durumlara ilişkin.

Başka bir değişle; Ceza davasına gerek olmadan, fiilin oluş tarihini başlangıç süresi alarak uzatılmış zamanaşımının bitiş süresini tespitte pek bir sıkıntı yok. Asıl sıkıntı ceza davasının uzatılmış zamanaşımının bitiş süresinden sonra kesinleşmesi ve geçen süre zarfında manevi tazminat talebinde bulunulmamasıyla ilgili.

Teşekkür ederim. Saygılarımla
Old 20-06-2010, 15:04   #4
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Sayın onur turgut,
Dikkat çektiğiniz tartışmaya değer bu konu için öncelikle teşekkür ederek;

Alıntı:
Borçlar Kanunu m.60/2 ile haksız fiilin ceza kanunları gereğince müddeti daha uzun zamanaşımına tabi bir suç teşkil etmesi halinde tazminat davasının, ceza zaman aşımına tabi olacağı ve ceza davasından önce zamanaşımına uğramayacağı yolunda sevkedilmiş olan hüküm, ceza davası devam ettiği müddetçe mutazarrırın sıfatını alarak ceza mahkemesinden tazminat talep edebileceği ve bu itibarla haksız fiilin Devlet tarafından takibi mümkün oldukca tazminat davasını kabul etmemenin manasız olacağı mülahazasına müstenit olmasına binaen cezayı müstelzim haksız fiillerin Af Kanunu ile cezai mahiyet ve vasıflarını kaybetmeleri halinde artık, Devletce de takip bahse konu olamıyacağından, bu gibi haksız fiillerden doğan tazminat davalarında ceza zaman aşımının değil, Borçlar Kanunu m.60 ta derpiş edilen hukuk zamanaşımının tatbiki gerekli olduğuna ilk toplantıda 7.12.1955 tarihinde üçte ikiden fazla ekseriyetle karar verildi.
Tartışmaya açmak istediğiniz kısım sanırım bu

5237 S.K. m.73 düzenlemesiyle; 5271 S.K. m.253-254 ün aynı şekilde değerlendirme yapılabilmesine imkan sağlayabileceği kanaatindeyim.

Saygılarımla...
Old 20-06-2010, 15:48   #5
oceans17

 
Varsayılan

Sayın Hades,

Aktarmış olduğunuz kısım tam da benim ilk yazımda yargıtayın referans uygulama olarak aldığını belirttiğim kısım

Siz bu referans görüşün TCK 73 ve CMK 253-254 kapsamında geçerli olabileceğini belirtmişsiniz. Ancak benim bu hususta tereddütlerim var. Şöyle ki;

- 1. ihtimal: Kişi uzlaşmayı soruşturma evresinde kabul etmemiş olsun ve/veya kovuşturmada uzlaşmayı kabul etmesin, uzatılmış zamanaşımı da yargılama aşamadında bitmiş olsun,
- 2. ihtimal: Yargılama konusu fiil tamamiyle uzlaştırma kapsamı dışında bulunsun,

Bu durumlarda bence boşluk halen devam etmekte.

İlginize teşekkürler. Saygılarımla.
Old 20-06-2010, 16:35   #6
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan onur turgut
...- 1. ihtimal: Kişi uzlaşmayı soruşturma evresinde kabul etmemiş olsun ve/veya kovuşturmada uzlaşmayı kabul etmesin, uzatılmış zamanaşımı da yargılama aşamadında bitmiş olsun,
- 2. ihtimal: Yargılama konusu fiil tamamiyle uzlaştırma kapsamı dışında bulunsun...

Sayın onur turgut,
1.ihtimalde belirttiğiniz husus: eski düzenleme zamanında da; ceza davası devam ederken, uzatılmış zamanaşımı, ceza yargılaması aşamasında elbette bitebilir(di); ben bir fark göremiyorum

2. ihtimalde ise; yeni düzenlemede uzlaştırma kapsamında olmayıp eski düzenlemeye göre:
Alıntı:
Yazan onur turgut
...765 sayılı TCK' da öngörülen şahsi dava...
niteliğinde olan bir örnek verebilir misiniz?

Teşekkürler...

Saygılarımla...
Old 06-07-2010, 17:24   #7
av. glcnn

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
3. Hukuk Dairesi

Esas: 2008/3722
Karar: 2008/7297
Tarih: 28.04.2008

ÖZET: Somut davada ileri sürülen bu eylem malvarlığına karşı işlenen suç niteliğinde olup, haksız eylem aynı zamanda suç oluşturuyorsa uzamış zamanaşımının uygulanacağı düzenlenmiştir. Uzamış zamanaşımının uygulanması için ceza davasının açılması zorunlu değildir. Yani ceza zaman aşımı süresinin de henüz dolmadığı gözetilerek, davalıların zaman aşımı itirazının reddi ile işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.

(818 sayılı BK. m. 60) (1086 sayılı HUMK. m. 428)

KARAR METNİ:
Dava dilekçesinde 4.068.62 YTL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zaman aşımı sebebiyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:

Davada; davalıların davacıya ilişkin taşınmazdan 2004 yılının Kasım ayı içinde rızası dışında 10 kamyon civarında toprak aldıkları, bu eylemleri sebebiyle limon ağaçlarının kuruduğu, taşınmazda değer kaybı olduğu gibi mahsulde alamadığı ileri sürülerek fazlaya ait hakların saklı tutularak 4.068.62 YTL tazminatın olay gününden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili istenilmiştir.

Mahkemece; davacının 22.11.2004 gününde yaptırdığı tespit ile haksız fiili ve failini öğrenmesine rağmen davanın 10.02.2006 gününde açıldığı ve BK.nun 60. maddesindeki 1 senelik zaman aşımı süresinin dolduğu bu eylemden dolayı davacının davalılar hakkında şikayetçi olmayıp ceza davası da açılmadığından hukuka aykırı eylemin net bir biçimde tasvip edilip kesinleşmediği, böyle olunca BK.nun 60/2. maddesindeki zaman aşımı süresinin de göz önünde tutulmadığı gerekçesiyle davanın zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davada; davalıların hiçbir hakkı olmadığı durumda davacıya ilişkin taşınmazdan toprak almak suretiyle zarar verdikleri iddiasıyla oluşan maddi zararın tahsili istenilmiştir.

İleri sürülen bu eylem; malvarlığına karşı işlenen suç niteliğinde olup, BK.nun 60/2 maddesinde haksız eylem aynı zamanda suç oluşturuyorsa uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanacağı düzenlenmiştir. Uzamış zamanaşımının uygulanması için ceza davasının açılması zorunlu değildir. Haksız eylemin aynı zamanda suç oluşturması yeterlidir. BK.nun 60/2. maddesinde ceza zamanaşımının uygulanması için ceza davasının açılması gibi bir koşul düzenlenmemiştir. Yargıtay'ın bu güne kadarki yerleşik kararları da bu yöndedir.

O halde; davada ileri sürülen haksız eylemin aynı zamanda suç oluşturduğu ve uygulanması gereken ceza zaman aşımı süresinin de henüz dolmadığı gözetilerek, davalıların zaman aşımı itirazının reddi ile işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm tesisi yanlıştır.

SONUÇ : Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: Kaynak : Av. H. Hulki ÖZEL, Arşiv no: 3-67

[Copyright © Ced Dağıtım Medya Yazılım - Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı]
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
maddi manevi tazminat davasında zamanaşımı avukatcivanım Meslektaşların Soruları 6 20-05-2013 13:14
Manevi Tazminat Davasında Zamanaşımı Av.Ayşegül Aydoğan Meslektaşların Soruları 6 05-04-2010 00:01
manevi tazminatta uzamış ceza zamanaşımı av.mustafa akıncı Meslektaşların Soruları 6 16-03-2010 11:14
Uzamış zamanaşımı Av.Serbay Meslektaşların Soruları 3 12-03-2010 11:50
maddi- manevi tazminat -zamanaşımı Deniz Karakaş Meslektaşların Soruları 6 25-02-2008 15:52


THS Sunucusu bu sayfayı 0,11662292 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.