Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Adalet Kavramı Üzerine Çeşitlemeler

Yanıt
Old 17-04-2012, 13:57   #1
Gemici

 
Varsayılan Adalet Kavramı Üzerine Çeşitlemeler

Adalet Kavramı Üzerine Çeşitlemeler

Adalet nedir sizce?
Dilimizden düşmeyen bu kavram üzerine düşündünüz mü hiç?

Nedir adalet sahiden? Hergün duyup, üzerinde düşünmeden ve kafa yormadan geçtiğimiz bir kavram mı, yoksa günlük yaşamımızı etkileyen, varlığını sadece hukuk kitaplarında ve politikacıların nutuklarında değil de gerçek yaşamda gösteren bir kavram mıdır ADALET?

Düşündüm diyeler, neler düşündüklerini yazarlarsa ADALETin ne olduğu ve ne olmadığı konusuna biraz açıklık getirebilirler.

Düşünmedim diyenler için:
Ben'de düşünmemiştim açıkça belirtmek gerekirse. Ama Sayın Av. Armağan Konyalı'nın 'Adalet Duygusu Olmamalı' (http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=52858 )alanındaki mesajı ve 'Adalet marifet değildir. Marifet suçun önlenmesidir.' (http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=70226 ) düşüncesi, beni adalet konusunda kim ne düşünüyor sorusunun cevabını aramaya yöneltti. Bulduklarımı bu alana aktarmaya çalışacağım. İsteyen aktardıklarım konusunda kendi fikrini bildirir, isteyen üzerinde düşünür, isteyen okur geçer.

Saygılarımla
Old 17-04-2012, 20:11   #2
Gemici

 
Varsayılan

Çeşitlemeye THS'den başlıyalım:
Alıntı:
Yazan Türk Hukuk Sitesi
Türk Hukuk Sitesi her meslekten hukukçular tarafından hazırlanan ve yönetilen, ticari amacı olmayan (ücretsiz), saygın, bilimsel, ciddi, ilkeli, her türlü siyasi görüşten bağışık ve politikaya uzak, üye seçiminde seçici, adaleti en üstün değer kabul eden bir hukuk platformudur.


'THS'sine göre:
'Adalet en üstün değerdir'

Saygılarımla
Old 18-04-2012, 20:10   #3
Napoliten

 
Varsayılan

Adalet şu an için evrensel bir kavram değil. Her topluma göre değişmekte. Örneğin(örnekler gerçek örnekler değildir) Amerika'da hırsızlık için verilen 5 yıllık bir ceza adalet ismini alırken Arabistan'da adamın elinin kesilmesi adalet ismini alıyor. Yani herkes için değişen bir şeyi tartışmak oldukça zor.

Bana göre adaletten bahsetmek için olayın gerçekleşmemesi gerekir. Olay gerçekleştikten sonra ben adaletin sağlanacağını düşünmüyorum.
Old 21-04-2012, 14:59   #4
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Napoliten
Adalet şu an için evrensel bir kavram değil. Her topluma göre değişmekte.

Sayın Napoliten,
benim düşünceme göre adalet evrensel bir kavramdır. Deşiken olan içeriktir. Adalet kavramı ekmek gibidir. Her ikisinde de temel bir kavram vardır ve bu temel kavramı duyan diğerinin ne demek istediğini anlar hemen. Ekmeğin çavdardan, buğdaydan, arpadan yapılışı onun ekmeklik vasfını değiştirmiyeceği gibi, az veya çok pişmiş olması taze veya bayat oluşudu da ekmeklik vasfını değiştirmez.

Saygılarımla
Old 21-04-2012, 15:02   #5
Gemici

 
Varsayılan

Merhametli olmak adaletli olmaktan daha kolaydır.
Sully Prudhomme
1839-1907 Fransız Yazar, Nobel Edebiyat ödülünü alan ilk yazar.

Merhamet:
Merhamet insan karakterinin bir özelliğidir. TDK Sözlüğü merhameti bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma olarak tanımlıyor. Merhamet tek tanrılı dinlerin inananlara yüklediği bir görev ve en önemli erdemlerden birisidir. Besmele ‚Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlar. Bu anlamı ile merhamet her şeyden önce Allah’ın bir özelliğidir. Allahın rahmetine uygun olarak inananlar da merhatemli olmak zorundadırlar. Bir hadise göre: "İnsanlara merhamet etmeyen kimseye de Allah merhamet etmez"

Adalet:

Gerçekleştirilmek istenen bir ideal, insanların toplum halinde yaşamalarının temelini oluşturan politik, dini ve hukuki bir prensiptir. Adaletin çıkış noktası insanların birbiri ile çelişen menfaat, istek ve görevlerinden doğan çatışmaların düzenlenmesidir. Burada cevaplandırılması gereken konu bir adalet teorisinin hangi koşallar altında adil olduğudur. Genel kanı bir adalet teorisinin insanların eşit olduğu varsayımına dayanan düşüncedir.; Önemli olan eşitlik kavramının ancak gerçekten birbirileri ile ölçülebileck, kıyaslanabilecek olanlar arasındaki eşitliği göz önünde bulundurmasıdır. Bu anlamda eşitlik ancak gereksinimleri, yetenekleri ve olanakları eşit olanlar arasında olabilir. Bu eşitlikler göz önünde bulundurulmadan gerçekleştirilmek istenen bir adalet kavramı adaletsizliğe yol açar.

Bu durmu en iyi şekilde şu veciz sözde görebiliriz: ‚Yasa önünde herkes ulvi bir şekilde eşittir. Yasa herkese köprü altında gecelemeyi, sokaklarda dilenmeyi ve ekmek çalmayı yasaklar; Bu yasak hem zenginler için, hem de fakirler içindir‘
Anatole France Le lys rouge (Die rote Lilie), 1894

Ayrıca:
http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=3247
24 nolu mesajım ve diğer katılımcıların mesajları.


Saygılarımla
Old 22-04-2012, 13:04   #6
mtmtk

 
Varsayılan

yukarıdaki yazılanları okuduğumda 1.Adalet kavramı evrenseldir,2.adalet kavramı evrensel değildir çıkmaktadır.Adalet kavramı evrenseldir çünki insanlar üzerinde etklili olan kavramlar genel geçerdir ve hukuk kaynağını adaletten alır sineye çekmenin yasayla özgürlüğü sınırlandırmanın karşılığı adalet sağlama iddiasıdır.herkes arpadan buğdaydan aynı şeyi anlar anlamazssa kaos olur kaos hukuksuzluktuk hukuk düzen içinse bu kendini inkar olur yani adalet evrensel değilse hukuk yoktur.2.adalet evrensel değildir herkesin adaletten anladığı farklıdır bu farklılık ulusların suç ve ceza tanımından anlaşılabilir şike vs..
Napolite: ''Bana göre adaletten bahsetmek için olayın gerçekleşmemesi gerekir. Olay gerçekleştikten sonra ben adaletin sağlanacağını düşünmüyorum''
Gemici :''benim düşünceme göre adalet evrensel bir kavramdır. Deşiken olan içeriktir.'' demektedir.
Bence evrensellik olması gereken ama adalet kavramının olan durumu evrensel değildir herkesin anladığı farklı olduğu gibi (suç tanımı farklılığı) cezalarda (yani olay gerçeklişmişse) da değişiktir.Adalet kavramının uygulanışındaki bu farklılığın nedeni onu kullanadığı ve düzenlemek istediği unsurların (menfaat,gelenek,görenek,toplumsal yapı gibi) herkesin üzerinde hemfikir olamıyacağı(pratikte) tanımlardır.Adalet iddiası güç bir söylemdir bu iddia gerçekleşirse ancak evrenseldir derim ki bunu gerçekleştirmek içim onca ekonomik sistem siyasal sistem hatta dini sistem vardır.Bu gerçekleşmemiştir ve gerçekleşmesi biraz uzaktır.
Old 24-04-2012, 12:39   #7
Gemici

 
Varsayılan

İnsanlığa ve hukuka karşı suç işleyen hayduttur; Birçok haydutun asıldığını duydum ama bir hükümdarın öldürüldüğünü daha duymadım.
Mengtse (m.ö. 370-290, Çin Filosof)
Old 24-04-2012, 14:25   #8
Gemici

 
Varsayılan

Adaletin karşıtı adaletsizliktir, zorbalıktır,keyfiliktir, adam kayırmadır; Belirli durumlarda iedolojik körlüktür. Adaletsizliğe karşı susup sesini çıkarmamak, herşeyi sineye çekmek, kaderine küsmek yahutta Prof. Dr. Mustafa Akdağ'ın (1913-1973) deyimi ile ‘Dirlik ve Düzenlik için Kavga’ etmek vardır.

Adil yönetici,‘Hazreti Ömer Adaleti’ sahibi olarak tanımlanırken, zorba ve adaletsiz yönetici, fıkraların ve halk ozanlarının konusu olmuştur. Dizeleri ve müziği birçok müzisyen tarafından seslendirilen Mahsuni Şerif hemen hemen her dizesinde adaletsizliği dile getirmiş bir ozanımızdır.
Bu dizelerin en iyi örneklerinden birisi
Gücenme ey Sofu Baba parçasıdır bence:

Gücenme Ey Sofu Baba

gücenme ey sofu baba
biz aşığız kör değiliz
ver bir selam al merhaba
ikiliğe yar değiliz

hûdey hûdey hür aşkına
biz içeriz pir aşkına
adaletsiz padişahın
canavar girsin köşküne

adem olan adem sever
adalete boyun eğer
kul hakkı dünyaya değer
biz cana kıyar değiliz

hûdey hûdey meyhaneci
şarabın bugün çok acı
insanlar kâbe misali
gören derviş seven hacı

gider kul mahsuni gider
gider dostu tavaf eder
benim bildiğim bu kadar
cahile uyar değiliz

hûdey hûdey hür aşkına
yol verin gitsin şaşkına
adaletsiz padişahın
ateşler düşsün köşküne


Mahzuni Şerif

Saygılarımla
Old 24-04-2012, 14:33   #9
Alican MERT

 
Varsayılan

Blaise Pascal - Adalet Ve Güç

‎"Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır.

Gücü olmayan adalet acizdir, adaleti olmayan güç ise zalim.

Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır.

Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerekir;

Bunu yapabilmek için de adil olanı güçlü, güçlü olanın ise ... adil olması gerekir.

Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışılmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik, çünkü güç, adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti.

Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık."
Old 24-04-2012, 22:17   #11
Gemici

 
Varsayılan

Sayın Av. Hulusi Metin'in THS'de 2004 yılında
'Adalet Sabırlıdır - Geciken Adalet Adalet Değildir- Yorumsuz' başlığı altında açmış olduğu bir alan var.

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=3621

Son iki üç gündür basında okuduklarım ve Sayın Av. Hulusi Metin'in başlığı, gecikmiş adalet, hızlı adalet ve hiç gerçekleştirilmeyen adalet konularında düşündürdü.

Birinci başlık: 'Davası kesin olarak zamana yenildi'. Söz konusu dava Kemal Türkler'in öldürülmesi davası. Haberlere göre 22 Temmuz 1980 yılında öldürülen Kemal Türkler'in katil zanlısı kişi olay tarihinden iki sene sonra tutuklama kararı çıkarılmasına rağmen ancak 19 sene sonra yakalanabilmiş. Davaya bakan mahkeme tarafından verilen üç beraat kararı yargıtay tarafından bozulmuş. Son olarak Bakırköy 2'nci Ağır Ceza Mahkemesinin 1 Aralık 2010 tarihinde verdiği zamanaşımı kararı Yargıtay tarafından onanmış. Kaç hakim, kaç savcı ve kaç avukat bu süre içinde dava ile uğraştı bilmiyorum. Bildiğim tek şey yargının 30 yıllık çaba sonunda adalet dersinde sınıfta kalmış olduğu.

İkinci başlık: Yılmaz Özdil'in 20 Nisan 2012 tarihli Hürriyet'teki 'Doktor' başlıklı yazısı. Yılmaz Özdil, Erdal Eren'in asılmasını 'hem tıp, hem hukuk cinayeti'olarak değerlendiriyor. Kim peki bu tıp ve hukuk cinayetinin kurbanı? Kurbanın adı Erdal Eren. 17 yaşındaki Erdal Eren piyade er Zekeriye Önge'nin katil zanlısı olarak 2 şubat 1980 senesinde gözaltına alınmış. 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkum edilmiş ve cezası 13 aralık 1980 tarihinde infaz edilmiş. Erdal Eren'in kendisine atfedilen ve hüküm giydiği suçu işleyip işlemediği tam olarak aydınlığa kavuşturulmuş değil. Kemal Türkler davasını 30 senede bitiremiyen yargı Erdal Ereni 10 ay süren jet bir yargılama ve infaz sonucunda hayatından etmiş. Bu jet yargılama hızlı adaletin bleirtisi mi acaba?

Şiddet olaylarının çoğalması, savcıların ve sağlık elemanlarının öldürülmesi yetkililerimizi ve halkı cezaların artırılması konusunda demeçler vermeye ve gösteriler yapmaya yöneltiyor. İstenenler adaletin mi yoksa başka bir şeyin mi ifadesi?

Üzerinde düşünmemiz gereken konu, şiddet olaylarını cazalarıın alt veya üst sınırlarını yükseltmekle önleyebilir miyiz? Sadece cazaların yetersizliği mi şiddet olaylarının sebebi? Gerektiğinde jet hızı ile çalışabilen yargımız ve eğitimimiz bu konuda kendisine düşeni yaptı mı şimdiye kadar?

Saygılarımla
Old 25-04-2012, 08:49   #12
Napoliten

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gemici
Sayın Napoliten,
benim düşünceme göre adalet evrensel bir kavramdır. Deşiken olan içeriktir. Adalet kavramı ekmek gibidir. Her ikisinde de temel bir kavram vardır ve bu temel kavramı duyan diğerinin ne demek istediğini anlar hemen. Ekmeğin çavdardan, buğdaydan, arpadan yapılışı onun ekmeklik vasfını değiştirmiyeceği gibi, az veya çok pişmiş olması taze veya bayat oluşudu da ekmeklik vasfını değiştirmez.

Saygılarımla
Sayın Gemici;
Öncelikle konuyu açtığınız için teşekkür ederim böyle şeylere kafa yormak hepimizin bakış açısını bildiklerini değiştirir yeni şeyler örenmemizi sağlar beyin fırtınası iyidir.

Sanırım demek istediğimi eksik ifade ettim. Adalet arapça bir sözcük olup kelime anlamı; zulüm etmemek, herkese hakkını vermek ve lâyık olduğu muâmeleyi yapmaktır. Kelime anlamına baktığımızda da olayın kişiselleştiğini görürüz. Yani hakkını vermek, layık olduğu muameleyi yapmak, her toplumun ekonomik, siyasi, dini, teknolojik olgularına göre değişiklik gösterir hatta yöresel olarak bile değişiklik gösterir.

Bunun önüne geçmek için insanoğlu hukuk kavramını ortaya çıkarmış yani hırsızlığı bir suç olarak kabul etmiş ve adaleti sağlamak için bu kuralları kullanın demiş. Hukuk olmadığı zamanlarda insanlar aynı suç için adaleti sağlamaya çalışan insanlar çok farklı yöntemler uygulamışlar. Kimi elini kesmiş kimi bir yere kapatmış kimi taş ocaklarında çalıştırmış. En sonunda evrensel bi şey olduğunun farkına varmışlar, evrensel olan şey insan ve temel insan hakları bu temel haklara zarar verecek adaleti sağlama yöntemleri kabul görmemiştir.

Ve ortaya pozitif hukuk ve doğal tabii hukuk çıkmış. Tabii hukuk insanların zihninde vicdanlarında olan hukuktur yani bir adaletsizlik var ise bu dünyanın her yerinde çözülmeli ama nasıl. Nasıl olduğu sorusuna da pozitif hukuk cevap vermiş. Yani herkes adaletini kendi olguları çerçevesinde bulmuştur.

Ekmek buğdaydan yapılır evet ama ekmek bile evrensel değildir. Değişiklik gösterir. Mesela Türkler Kuzey Hindistan'ı fethettiklerinde orada yapılan ekmeğe pitta adını verdiklerini görüyorlar ama ekmek herzaman yedikleri bildikleri ekmek değil. Şu an bizim yediğimiz pide onların ekmeği, pide adını da pitta denen ekmekten alıyor zaten. Sonra o ekmeği Anadolu'ya getiriyorlar fetih yapanlar, burda bile değişiyor Konya'da etli ekmek, Urfa da Lahmacun oluyor. Yani ekmek bile çok farklılıklar gösterebiliyor.
Old 25-04-2012, 23:40   #13
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Sanırım demek istediğimi eksik ifade ettim. Adalet arapça bir sözcük olup kelime anlamı; zulüm etmemek, herkese hakkını vermek ve lâyık olduğu muâmeleyi yapmaktır. Kelime anlamına baktığımızda da olayın kişiselleştiğini görürüz. Yani hakkını vermek, layık olduğu muameleyi yapmak, her toplumun ekonomik, siyasi, dini, teknolojik olgularına göre değişiklik gösterir hatta yöresel olarak bile değişiklik gösterir.

Sayın Napoliten,
ben adaletin arapçasından, türkçesinden bahsetmiyorum. Kavram olarak adaletten bahsediyorum.

Adalet
Almancada Gerechtigkeit'tır
Yunancada: dikaiosýne'dir
Latincede iustitia'dır,
İngilizcede: justice'dır
Fransınzcada: justice'dır

Ve adalet kavramının tüm bu dillerde ifade ettiği veya ulaşmak istediği bir ideal vardır: toplumsal alanda varılması istenen iedal durum. Bu ideal durumda toplum fertlerinin ve toplumsal gurupların menfaatlerinin korunması, üretilen malların dağılımının ve şans eşitliğinin denkleştirilmesi bu denkleştirmeye dayanarak fertlerin bir hak sahibi olmaları ve bu hakkı isteyebilmeleri anlaşılır. Bu durum kavramı hangi kelime ile ifade ettiğinize bağlı değildir.

THS'de adalet konusu ile ilgili mesajları ve felsefe ve hukuk kitaplarında adalet konusunda yazılanları okursanız adalet kavramının tarihi bir gelişimi olduğunu ve aynı kaynak ve hukuk sistemine sahip olan ülkelerdeki adalet kavramlarının da birbirilerinden fazla farklı olmadıklarını görürsünüz.

Saygılarımla
Old 26-04-2012, 08:29   #14
Napoliten

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gemici
Sayın Napoliten,
ben adaletin arapçasından, türkçesinden bahsetmiyorum. Kavram olarak adaletten bahsediyorum.

Adalet
Almancada Gerechtigkeit'tır
Yunancada: dikaiosýne'dir
Latincede iustitia'dır,
İngilizcede: justice'dır
Fransınzcada: justice'dır

Ve adalet kavramının tüm bu dillerde ifade ettiği veya ulaşmak istediği bir ideal vardır: toplumsal alanda varılması istenen iedal durum. Bu ideal durumda toplum fertlerinin ve toplumsal gurupların menfaatlerinin korunması, üretilen malların dağılımının ve şans eşitliğinin denkleştirilmesi bu denkleştirmeye dayanarak fertlerin bir hak sahibi olmaları ve bu hakkı isteyebilmeleri anlaşılır. Bu durum kavramı hangi kelime ile ifade ettiğinize bağlı değildir.

THS'de adalet konusu ile ilgili mesajları ve felsefe ve hukuk kitaplarında adalet konusunda yazılanları okursanız adalet kavramının tarihi bir gelişimi olduğunu ve aynı kaynak ve hukuk sistemine sahip olan ülkelerdeki adalet kavramlarının da birbirilerinden fazla farklı olmadıklarını görürsünüz.

Saygılarımla

Sayın Gemici;
Bahsettiğiniz kitapları yazıları okudum ama ben sizin çıkarımınızı çıkaramadım. Sanırım evrensel olan insan hakları ile adalet kavramını karıştırıyorsunuz. Yukarıda tanımını yaptığınız şeyi Grotius 16. yy da yapmıştır zaten ve Temel insan hakları ortaya çıkmıştır. Adalet çok farklı bir kavramdır. Adalet evrensel olsaydı aynı suçlara aynı cezalar verilirdi ve insanlar verilen bu cezalarla aynı tatmine erişirdi. Ama tarihin hiç bir anında böyle olmamıştır her toplumun adaleti sağlama yöntemleri farklıdır.

Bahsettiğiniz şey J.J Rousseau'nun bahsettiği toplum sözleşmesidir. Millet iradesi bir toplum sözleşmesi çıkarır ve herkes bu sözleşmeye uyar demiştir. Fakat bunda bile dünya değil devletten bahsedilmiştir. Fakat buna bile Montesquieu karşı çıkmış değişik bölgelerde değişik karakterli uluslar meydana çıkar tek bir toplum sözleşmesi ile sosyal adaleti sağlayamazsınız demiştir.

Adalet etkin oldukları topluluklarda, o topluluğun vicdanlarını rahat ettirmelidir ve her toplum içinde bu vicdani tatmin farklı farklıdır. Fakat temel insan hakları dünyanın her yerinde aynı olmalıdır. Bakın bu siteden aldığım ilginç bir kanun -Bahreyn’de erkek jinekolog doktor kadın hastasını ancak aynadan bakarak muayene edebilir. Bu kanun o toplumu rahatsız etmiyor ama başka bir çok ülkede kabul edilemez. Yani bahreyndeki insanlar erkek bir jinekoloğun kadını elle muayene etmesini adil bulmamışlar ve ceza vermişler, bu işi yapan doktor ceza alınca da toplumsal olarak adalet duyguları tatmin olmuş.
Old 26-04-2012, 23:44   #15
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Napoliten
Sayın Gemici;
Bahsettiğiniz kitapları yazıları okudum ama ben sizin çıkarımınızı çıkaramadım. Sanırım evrensel olan insan hakları ile adalet kavramını karıştırıyorsunuz.

Sayın Napoliten,
okuduğu aynı şeyden herkes aynı anlamı çıkarmış olsaydı, tartışmaya gerek kalmazdı. Kişilerin belirli bir konu üzerinde tartışmalarının sebebi o konu üzerinde değişik fikirlere sahip oldukları içindir.

Adaletle insan haklarını karıştırdığımı hatırlattığınız için teşekkürler!

Saygılarımla
Old 27-04-2012, 08:08   #16
Napoliten

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gemici
Sayın Napoliten,
okuduğu aynı şeyden herkes aynı anlamı çıkarmış olsaydı, tartışmaya gerek kalmazdı. Kişilerin belirli bir konu üzerinde tartışmalarının sebebi o konu üzerinde değişik fikirlere sahip oldukları içindir.

Adaletle insan haklarını karıştırdığımı hatırlattığınız için teşekkürler!

Saygılarımla

Estağfurullah yaptığımı ukalalık olarak algıladıysanız özür dilerim öyle bi amacım yok. Ben fikrimi beyan ettim sadece.
Old 27-04-2012, 13:04   #17
mehves

 
Varsayılan

Adalet, hukuk, suç, ceza, kanun... bunların hiçbiri aynı şey değildir.

Adalet çok üst bir kavramdır. Tanrıların adaleti, Allah'ın adaleti, yaradanın adaleti aranır hep. İnsan
için adalet ulvi bir kavramdır.

Adalet var olan değil, aranan bir kavramdır, ulaşılmak istenendir.

Adalet evrensel olması gerektiğine, tüm insanların ortak "doğru" olarak kabul edebileceğine inanılan, ortak kabulün varsayıldığı bir kavramdır.

Bugüne kadar, tarihin hiçbir döneminde var olmamış bir kavramdır adalet.

Hukuk - kanun - hak - suç - ceza ... Geçiniz bir kalem. Bunlar hep değişmiş ve değişecektir. Evrensel olarak tek gerçek, bunların hep değişeceği ama arananın, ulaşılmak istenilenin hep adalet olacağıdır.
Old 29-04-2012, 00:38   #18
Gemici

 
Varsayılan

Adaletin yok olduğu bir dünya üzerinde insanların yaşamalarının bir değeri yoktur.

İmmanuel Kant (Ahlakın Metafiziği)
Old 30-04-2012, 12:55   #19
Av. Feyza Altun

 
Varsayılan

Adalet hakkında bir çok tanımlama yapabilirsiniz.

Ama bence kişi adaleti sezmeli hissetmelidir. Adalet kişinin vicdanındadır. Vicdan insanın adil olmasını sağlayan en temel unsurdur.

Vicdanlıysanız adaletlisiniz demektir.
Old 04-05-2012, 15:28   #20
seyitsonmez

 
Varsayılan

İktidarın olduğu her yerde eşitsizlik, haksızlık vardır.Belki de bu durumda adaletsizlik üzerinden bir adalet tanımı çıkar. Önce adaletsizlik oldu ki adalet kavramı ortaya çıktı. Diyerek gireyim muhabbete
Old 04-05-2012, 19:46   #21
adasakini

 
Varsayılan

İnsanın olduğu her yerde diyelim biz ona iktidar bir tüzel kişilik sadece
Old 09-05-2012, 23:15   #22
Gemici

 
Varsayılan Adalet ve Hukuk

Adalet ve Hukuk

Adalet ve Hukuk aynı şeyler midir?

Yürürlükteki hukuk kurallarını uygulayan kişi adalete uygun mu davranmış olur?

Saygılarımla
Old 10-05-2012, 09:55   #23
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gemici
Yürürlükteki hukuk kurallarını uygulayan kişi adalete uygun mu davranmış olur?
Adalet zurnanın son deliğidir.

Zurnanın ilk deliği haksızlıktır. Haksızlık insanın gelişmemişliğinden doğmaktadır.

Zurnanın ikinci deliği intikamdır. Haksızlığa karşı hukuk dışında tepki verilirse bu da ikinci bir haksızlık demektir. İntikam ikinci haksızlık olduğundan adaleti sağlamaz. Adalet için zurnada bir ileri deliğe geçilmesi gerekir.

Zurnanın üçüncü deliği hukuktur. Haksızlık hukuk çerçevesinde yargılanır. Hukuktan dökülen notalarla oluşan karar ayakta dinlenir. Kararı doğru bulanlar adaleti bulduğuna inanır. Kararı yanlış bulanlar adaletsizlikten yakınır.

Zurnanın zırt dediği delik ise kararın infazıdır. Karar doğru olsa da infaz edilmedikçe adalet yerini bulmaz. Tazminat davasını kazanan taraf alacağını tahsil edemiyorsa adalet yerini bulmamış demektir.

Zurnanın son deliği adalettir. Diğer delikler kapatılıp bu delik açık bırakılırsa ses verir. Aksi halde ses çıkmaz.

"Zurnanın son deliği" deyimi, bir şeyin önemsiz olduğunu anlatmakta kullanılır. Adalet de önemsizdir. Önemli olan hukuka uygunluktur. Adalet elle tutulur, gözle görülür bir şey olmadığından kararların ve işlemlerin adaletli olup olmadığına bakılmaz. Kararların ve işlemlerin denetimi hukuka uygunluğuna bakılarak yapılır. Hukuk somuttur.


Sonuç:
- Hukuk kurallarının uygulanması adaleti sağlamaz. Hukuk kurallarının tümü adalete aykırıdır. Bu nedenle Hammurabi’den bu yana kanunlar, gittikçe artan bir hızla, sürekli değişmektedir.

- Hukuk kurallarının uygulanmaması adaleti sağlamaz. Adalete ulaşmak için hukuktan başka araç bulunmamaktadır.

En uç:
Hukuk ile adalet üzerine düşünmek yerine haksızlık üzerine düşünmek daha yararlı olacaktır. Haksızlık olmazsa hukuka da, adalete de gerek kalmayacaktır.

İnsanlık artık haksızlıktan vazgeçme yaşını geçmiş bulunmaktadır.

Saygılarımla
Old 11-05-2012, 00:42   #24
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Zurnanın ilk deliği haksızlıktır. Haksızlık insanın gelişmemişliğinden doğmaktadır.


Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
En uç:
Hukuk ile adalet üzerine düşünmek yerine haksızlık üzerine düşünmek daha yararlı olacaktır. Haksızlık olmazsa hukuka da, adalete de gerek kalmayacaktır.

İnsanlık artık haksızlıktan vazgeçme yaşını geçmiş bulunmaktadır.

ADALET
ve
HAKSIZLIK


bu iki kavram arasında bir bağlantı yok mu?
Renklendirdiğim iki cümleniz arasında bir çelişki yok mu?

Saygılarımla
Old 11-05-2012, 09:39   #25
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gemici
Renklendirdiğim iki cümleniz arasında bir çelişki yok mu?
Yok.

İnsanlık gelişmesine yeterli olacak bin yıllar geçirip, yeterli bilgi birikimi sağladığı halde bu bilgileri kullanmamaktadır. İnsanlık orta yaşı geçtiği halde hâlâ çocukça davranmaktadır.

- Uluslararası ilişkiler açısından Roma İmparatorluğunun şımarıklığı iki bin yıl sonra bugün başka güçlü devletler tarafından yaşanmaktadır.

- Bireyler arası ilişkiler açısından Roma İmparatorluğunun trafik kuralları bugün bile uygulanabilir yeterlilikte olduğu halde, iki bin yıl sonra bugün yılda 5 bin insanımız ölmekte, daha fazlası sakat kalmaktadır.

- İnsan hakları açısından Roma İmparatorluğunda ucuz iş gücü olarak kullanılan kölelik vardı. İki bin yıl sonra bugün kaçak göçmen işçiler var.

Öte yandan,
Roma İmparatorluğu tehlikeli atıklarla çevreyi kirletmezdi; yiyeceklerin genleri ile oynamazdı; global ısınmaya yol açmazdı. İki bin yıl sonra bunlar oluyorsa bilim ve teknolojideki gelişmelerle oluyor. Ne yazık ki bilim ve teknolojinin gelişmesi insanlığın gelişmesine katkıda bulunmuyor. Orta yaştaki çocuk daha da şımarık oluyor.

İnsanlığın haksızlıktan vazgeçme yaşına geldiği halde hâlâ gelişmemiş olması benim çelişkim değil, insanlığın çelişkisidir.
....

Konuyu dağıtmamak için yine hukuk ve adalet penceresinden bakarsak:
Roma İmparatorluğunda gelişmiş bir hukuk vardı. Ama haksızlığın olduğu yerde gelişmiş hukukun işe yaramadığı görüldü. İnsanlığın gelişmemişliği hukukun gelişmişliğini örtüyor. Gelişmiş hukuk Roma zamanında adaleti sağlamadı.

İki bin yıl sonra bugün hukuk daha da gelişti ama insanlar hâlâ adalet arıyor. Hukukun olduğu yerde adalet de olur sanılıyor. Halbuki tam tersi doğru: Hukukun kaynağında haksızlık vardır. Haksızlık olmasa hukuk da olmaz. Haksızlığın olduğu yerde adalet yoktur.

Oğlu öldürülen anaya adalet hangi tepsiyle sunulabilir?

Saygılarımla


Meraklısına Soru:
Şimdiye kadar hukuk sayesinde adaleti bulduğunuza inandığınız bir örnek verebilir misiniz?

Örnek olarak, bir alacak davasını kazandığınızda uğradığınız haksızlık giderilmiş oldu mu? Bir başka deyişle, haksızlığa uğramamayı mı tercih edersiniz? Yoksa adaleti bulmayı mı?

Haksızlığa uğramamak adaletten daha yücedir. İnsanlık adalet gibi soyut bir şeyin peşinde koşacağına, bu somut ve basit yüceliğin peşinde olmalıdır.
Old 11-05-2012, 12:39   #26
Gemici

 
Varsayılan

Sayın Av.Armağan Konyalı,
yazdıklarınıza verilecek ve verilebilecek uzun cevaplar var. Gereken cevabı veya cevapları yazdığım zaman ortaya çıkacak olan manzara Sizin ve benim şimdiye kadar sürdürdüğümüz tartışmanın bir tekrarından başka bir sonuç getirmeyecek.

Buradaki tartışmayı başlatmamın gerekçesi, başka alanlarda sürdürdüğümüz kısır döngü tartışmasını aşmak ve diğer THS katılıcılarına da düşüncelerini açıklama olanağını tanımak amacına yönelikti; İkimizin aynı konuyu başka bir alana taşıyıp yeni baştan aynı şeyleri tekrarlamasını önlemekti.

Şimdiki durumda geldiğimiz nokta aynı tartışmayı yeniden başlatacağımız izlenimine yol açıyor.

'İnsanlığın geriliği' konusundaki düşüncenizi veya düşüncelerinizi ve katılmadığım daha birçok düşüncenizi Sizinle tartışmaya hazırım. Ama müsaade ederseniz bu alanda yapmıyalım bu tartışmayı. İsterseniz yeni başlığı Siz açarsanız isterseniz ben; Kimin başlığa açtığı önemli değil, önemli olan açılmış olan bir tartışmanın sınırlarını aşıp tarışma konusunun dışına çıkmamak ve tartışmayı başka yönlere yönlendirmemek.

Saygılarımla
Old 11-05-2012, 19:08   #27
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Haksızlığa uğramamak adaletten daha yücedir. İnsanlık adalet gibi soyut bir şeyin peşinde koşacağına, bu somut ve basit yüceliğin peşinde olmalıdır.

Var mı bu somut ve basit yüceliğin peşinde nasıl koşulacağına dair bir öneriniz Sayın Av.Armağan Konyalı?
Haksızlığa uğramamak için neler yapmak gerekir?
İnsanlığın ilerlemesini mi bekliyelim?

Saygılarımla
Old 12-05-2012, 14:06   #28
mtmtk

 
Varsayılan

insanlığın ilk yaşı orta yaşı sonyaşı varsa herhalde en adil olduğu yaşı ilk yaşıydı aklını geliştiren doğaya hakim olmanın eşiğine geldiğini düşündüğü bu son yaşında adalet erdeminin peşine düşmekten daha ihtiraslı hedefleri(gelişen sadece insan aklı değil kavramlardır bağlılık,haksızlık vs tanımı tek iken,bugün az haksızlık çok haksızlık orta haksızlık yani haksızlık kavramının daha çeşitli tanımları vardır zeka gelişmesi sadece somut araçlarda değil duygusal alandada olmuştur.bugün cesaret dediğimiz kavrama belki o gün cesaret denmezdi) Daha görmediğimiz adaletsizlikler bilinçaltındadır herşey ilk kıvılcımda gizlidir kendini geliştirdiğini iddia eden insanı bu ilk kıvılcımdam sonra görmek gerekir.insanlığın son 100 yıldaki hadi geçtim son 10 yıldaki teknolojik gelişmelere baktığımızda bu gelişmelerin nedeni son yaşının verdiği olgunluk (maslovun ihtiyaçlar hiyerarşisindeki kendi idealini gerçekleştirme basamağını) nedeniyle değildir işte o ihtiraslı hedefleridir. insanlık hangi yaşta olursa olsun çoçuk şımarıklığını çok sevmekte vu kullanmak için adalet terazisine bakmamaktadır.
gelişme zıtlıkla olmaktadır tez antitez ve bugünki halimiz sentez bu sentez bozulmadıkca ilerleme gelmemektedir.sentezin bozulması tezlerin bozulmasına bağlıdır işte adalet üzerine tezlerimiz daha öncede dediğim gibi onun kullandığı ve düzenlemek istediği unsurların zorluğundan dolayı çok değişkene bağlıdır ve değişmesi çokda zor değildir.
insanlık gelişmesini savaşlara adaletsizliklerine borçludur.erdemli insanoğlu kulandığı araçları artırdığı(tarım toplumuna geçiş,hayvanları evcilleştirme,site,derebeylik,imparatorluk.ulus devleti,küreselleşme...)anda yeni adaletsizlikleri oluşturmuş sonra adaleti sağlama peşine düşmüştür.malesef insanoğlunun ihtiraslı ve gelişmesini sağlayan nedenler adalet kaynaklı değildir dengeyi bozma ile olmuşur.yine madde anti madde aynı evrendedir anti madde görünmüyor ama aranıyor.Adalet ile adaletsizlik yan yanadır adaletsizliği kaldırdığımızda adalet gelir ama adaletsizlik yine olacaktır çünki onun adil olduğunu anlamamız diğerine bağlıdır ve adalet uzun süre gitmeyecektir insanlığın çoçukca şımarıklığı onu yeni adaletsizliğe sevk edecektir bu sevki öyle bir anlatacak ki bunu adalet için yaptığını söyleyecektir yani çok güvendiğimiz vicdan bile buna karşı duramıyacaktır.(haksız işgal).bence gerçek budur .Adalet sağlama amacında insanlık bunlarla yüzleşmeli ve gerçek yüzünü görmelidir
Old 16-05-2012, 13:33   #29
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Zurnanın son deliği adalettir. Diğer delikler kapatılıp bu delik açık bırakılırsa ses verir. Aksi halde ses çıkmaz.

"Zurnanın son deliği" deyimi, bir şeyin önemsiz olduğunu anlatmakta kullanılır. Adalet de önemsizdir. Önemli olan hukuka uygunluktur. Adalet elle tutulur, gözle görülür bir şey olmadığından kararların ve işlemlerin adaletli olup olmadığına bakılmaz. Kararların ve işlemlerin denetimi hukuka uygunluğuna bakılarak yapılır. Hukuk somuttur.


Zurnanın kaç deliği olduğu ve hangi deliğin ne fonksiyonu olduğu konusunda herhangi bir fikrim yok. Bildiğim tek şey zurnanın doğru dürüst ses çıkarmasının basınçla zurnaya üflenen hava sayesinde olduğudur.
Toplum zurnasının basıncını ayarlayan 'ADALET DELİĞİDİR'. Mülkün(devletin) temeli olan adalet deliği gerektiği gibi çalışmayan toplum/devlet zurnası çatlak ses çıkarır, bozulur.

Adalet tabii hukuk teorisinin bir kavramıdır. Yürürlükteki hukuk adalete uygun olmak zorundadır. Adalete uygun olmayan hukuk 'yasal haksızlıktır'. Yasal haksızlığın örnekleri İdi Amin'dir, Ömer El-Beşir'dir, Miloseviç'tir, Hitler'dir, Mussolini'dir, Franko'dur ve daha birçok ...dir. Bu saydıklarımın hepsinin bir 'HUKUKU' vardı.

Saygılarımla

Old 16-05-2012, 17:29   #30
Gemici

 
Varsayılan

Türk Dil Kurumu'na göre:

Alıntı:
adalet
isim (ada:let) Arapça ¤ad¥let
1. isim Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe

2. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme
"Hiçbir kuvvet beni adaletin tecellisi için çalışmaktan menedemeyecektir." - N. Hikmet

3. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları
"Suçlular adaletin pençesinden kurtulamazlar."
4. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk
"Germiyan'da Süleyman Şahımız adaletle hüküm sürer." - F. F. Tülbentçi

Saygılarımla
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Adalet Üzerine Av. Hulusi Metin Hukuk ve Felsefe 17 06-01-2019 11:38
Adalet Üzerine Özdeyişler Durdu GÜNEŞ Site Lokali 2 29-08-2011 10:08
Adalet Üzerine Sorular Durdu GÜNEŞ Yazdıklarımız - Yazdıklarınız. 0 14-01-2008 11:35
Adalet Üzerine Atasözleri Durdu GÜNEŞ Site Lokali 0 11-01-2008 17:03


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08919811 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.