Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

vergi dairesinin 3.kişilerdeki hak ve alacaklara haciz yetkisi var mıdır?

Yanıt
Old 28-08-2007, 13:00   #1
avukat erdoğan

 
Varsayılan vergi dairesinin 3.kişilerdeki hak ve alacaklara haciz yetkisi var mıdır?

Vergi Dairesi müvekkilimiz şirkete,vergi borcu olan başka bir şirketin müvekkilimizde hak ve alacakları olduğunu belirtmiş ve bu nedenle söz konusu hak ve alacakların derhal vergi dairesine ödenmesini,aksi takdirde borcun müvekkilimizin zimmetinde sayılacağını ve hakkında 6183 sayılı kanuna göre işlem başlatılacağı belirtilmiştir.Vergi Dairesinin hiç bir hukuki yola başvurmadan bir yazı göndererek böyle bir hakkı olur mu?Yardımlarınız için çok teşekkürler
Old 28-08-2007, 15:09   #2
av.korcan

 
Varsayılan

Sayın Erdoğan 6183 Sayılı Kanunun 79. maddesine göre bu yola başvurulmuştur.Saygılarımla...


Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi
Madde 79 – Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile, maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen zabıt tanzimi suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken hakiki, hükmi şahıslara, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır.
Borçlunun alacağı veya üçüncü şahıstaki bir malı haczedilip de üçüncü şahıs, borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden evvel borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş yahut kusuru olmaksızın telef olmuş veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise keyfiyeti, haczin kendisine tebliğinden 7 gün içinde tahsil dairesine yazılı beyanla bildirmeye mecburdur. Bildirmediği takdirde mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur. Menkul malların aynen teslimi mümkün olmadığı takdirde değeri ödenir. Üçüncü şahısların genel hükümler gereğince asıl borçluya rücu hakları mahfuzdur.
Old 28-08-2007, 21:25   #3
HÜLYA ÖZDEMİR

 
Varsayılan

T.C.

YARGITAY

10. HUKUK DAİRESİ

E. 2002/706

K. 2002/884

T. 11.2.2002

• ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARDAKİ MALLARIN HACZİ ( 6183 sayılı kanuna göre gönderilen haciz ihbarnamesine itiraz etmeyen kişiye gönderilen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılabileceği - Kamu alacakları için ödeme emri çıkarılmadan haciz uygulaması ve diğer cebren tahsil yollarının uygulanamayacağı )

• AMME ALACAKLARINDA HACİZ İHBARNAMESİ ( 6183 sayılı kanuna göre gönderilen haciz ihbarnamesine itiraz etmeyen kişiye gönderilen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılabileceği - Kamu alacakları için ödeme emri çıkarılmadan haciz uygulaması ve diğer cebren tahsil yollarının uygulanamayacağı )

• KAMU ALACAĞI ( 6183 sayılı kanuna göre gönderilen haciz ihbarnamesine itiraz etmeyen kişiye gönderilen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılabileceği - Kamu alacakları için ödeme emri çıkarılmadan haciz uygulaması ve diğer cebren tahsil yollarının uygulanamayacağı )

6183/m.54, 58, 79

506/m.83

2004/m.72

ÖZET : Kamu borçlusunun 3.şahıslardaki menkul mal, alacak ve haklarının haczine ilişkin bildirime ( haciz ihbarnamesine ) karşı 3.şahıs tarafından 7 gün içerisinde itiraz edilmediği taktirde mal elinde, borç zimmetinde kalmış sayılacak ve 3.şahıs bu Kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulacaktır.
6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre de kendisine ödeme emri tebliğ olunan kamu borçlusu tebliği tarihinden itibaren 7 gün içerisinde açacağı iptal davasında "böyle bir borcu olmadığı" nedenine dayanabilir.Kamu borçlusunun bu davada, hukuken ve maddeten böyle bir borcu olmadığını kanıtlayarak ödeme emrini iptal ettirmesi mümkündür.
Kamu alacağı için "ödeme emri" çıkarılmadan haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması Kanuna aykırıdır.
DAVA : Davacı, ödeme iptalinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Fatih Arkan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR : Dava sonucu itibariyle 6183 Sayılı Kanun kapsamında gönderilen haciz ihbarnamesine 7 gün içerisinde itiraz edilmediğinden bahisle borç zimmetinde sayılarak davacı 3.şahıs aleyhine Sosyal Sigortalar Kurumunca düzenlenip tebliğ olunan ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
6183 Sayılı Kanunun "3.şahıslardaki menkul malların alacak ve hakların haczi" başlığını taşıyan 79. maddesi hükmüne göre; kamu borçlusunun 3.şahıslardaki anılan madde kapsamına giren menkul mal, alacak ve haklarının haczine ilişkin bildirime ( haciz ihbarnamesine ) karşı 3.şahıs tarafından 7 gün içerisinde itiraz edilmediği taktirde mal elinde, borç zimmetinde kalmış sayılacak ve 3.şahıs bu Kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulacaktır.3. şahsın bu Kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulması ise; zimmetinde sayılan borç nedeniyle 3.şahıs hakkında, 6183 Sayılı Kanunun 54 vd. daki "cebren tahsil ve takip esasları"na ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerekli kılmaktadır.Bu bağlamda 3.şahsa karşı zimmetinde sayılan bu borçtan dolayı cebren tahsile geçmeden önce anılan Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının "ödeme emri" nin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur.Bir başka ifade ile kamu alacağı için "ödeme emri" çıkarılmadan haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması Kanuna aykırıdır.
Somut olayda da; Kurum borçlusunun prim, ve fer'ilerinden oluşan borcundan dolayı 6183 Sayılı Kanunun 79. maddesi kapsamında gönderilen haciz ihbarnamesine karşı davacı 3.şahıs şirket, 7 günlük yasal süre içerisinde Kuruma itirazda bulunmadığından borç zimmetinde sayılıp, bu borçtan dolayı aleyhine ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından bulunan 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre de kendisine ödeme emri tebliğ olunan kamu borçlusu tebliği tarihinden itibaren 7 gün içerisinde açacağı iptal davasında "böyle bir borcu olmadığı" nedenine dayanabilir.Kamu borçlusunun bu davada, hukuken ve maddeten böyle bir borcu olmadığını kanıtlayarak ödeme emrini iptal ettirmesi mümkündür.6183 Sayılı Kanunun 79. maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere yasal sürede itiraz edilmemesi nedeniyle haciz ihbarnamesinin kesinleşerek hacze konu borcun 3.şahsın zimmetinde sayılması takip hukuku kapsamında bir kesinleşme olup bu durumun; özellikle 6183 Sayılı Kanunda, İcra İflas Kanununun 72. maddesine muadil bir hüküm bulunmadığı bir başka ifade ile menfi tespit davası açılmasına yasaca cevaz verilmediği olgusu gözetildiğinde; ödeme emrine itiraz kapsamında İş Mahkemesinde açılacak bir davada 3.şahsın maddi hukuk anlamında borçlu olmadığını kanıtlamasına yasal engel teşkil etmeyeceği söz götürmez.Hal böyle olunca 3.şahsın 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre Kurum aleyhine açacağı ödeme emrinin iptali davasında Kurum borçlusuna karşı borcu olmadığını ya da malın yed'inde bulunmadığını iddia ve ispat etmesi mümkündür.
Mahkemenin bu yöndeki kabulü yerinde ise de; somut olayda davacı 3. kişide Kurum borçlusu işverenin alacağı bulunup bulunmadığı hususu gerektiğinde 506 Sayılı Kanunun 83. maddesindeki ihale makamının sorumluluğu da gözetilerek ve davacı Osmaniye Devlet Hastanesinin kayıtları da incelenmek suretiyle gereğince ve yöntemince araştırılıp irdelenmemiştir.
Hal böyle olunca, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.2.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.

YARGITAY

10. HUKUK DAİRESİ

E. 2002/723

K. 2002/460

T. 31.1.2002

• ÖDEME EMRİNİN İPTALİ ( Haciz İhbarnamesinin Tebliğ Edilip Edilmediği Edilmişse Tebliğ Tarihinden İtibaren Yedi Günlük Süre İçinde Kuruma İtiraz Edilip Edilmediğinin Araştırılması )

• HACİZ İHBARNAMESİ ( İhbarnamenin Tebliğinden İtibaren Kuruma Yedi Gün İçinde İtiraz Edilip Edilmediğinin Belirlenmesi )

• İTİRAZ SÜRESİ ( Haciz İhbarnamesinin Tebliği Tarihinden İtibaren Kuruma Yedi Gün İçinde İtiraz Edilip Edilmediğinin Belirlenmesi )

6183/m.79

ÖZET : Haciz ihbarnamesinin davacı Bakanlığa bağlı Osmaniye Devlet Hastanesi Baştabipliğine tebliğ edilip edilmediği, edilmişse, tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük süre içinde Baştabiplikçe 6183 Sayılı Kanunda yazılı sebeplerden birine dayanılarak Kuruma itiraz edilip edilmediğinin araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Yedi günlük itiraz süresinin geçirilmiş olması halinde borcun üçüncü kişinin zimmetinde sayılacağı anılan yasanın 79.maddesinin açık hükümlerinden bulunduğu gözardı edilmemelidir.
DAVA : Davacı, davalı Kurumca yapılan ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme,bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Osman Bülbül tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
KARAR : Haciz ihbarnamesinin davacı Bakanlığa bağlı Osmaniye Devlet Hastanesi Baştabipliğine tebliğ edilip edilmediği, edilmişse, tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük süre içinde Baştabiplikçe 6183 Sayılı Kanunun 79.maddesinde yazılı sebeplerden birine dayanılarak Kuruma itiraz edilip edilmediğinin araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yedi günlük itiraz süresinin geçirilmiş olması halinde borcun üçüncü kişinin zimmetinde sayılacağı anılan yasanın 79.maddesinin açık hükümlerinden bulunduğu gözardı edilmemelidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.1.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.

YARGITAY

10. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/1000

K. 2003/1640

T. 6.3.2003

• TESPİT DAVASI ( Borçlu Olmadığının Tespiti )

• BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ DAVASI ( Davacıların Prim Borçlarının Olmadığının Tespiti İle Haciz Bildirisinin İptalini İstemiş Bulunması )

• DAVA AÇMA SÜRESİNİN HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜREYE UĞRAMIŞ OLMASI ( Bu Durumda Dahi Prim Borçlusunun 506 Sayılı Yasa Uyarınca İstirdat Davası Açabilmesi )

• YASAL KARİNE ( Haciz İhbarnamesinin Tebliğinden İtibaren Üçüncü Kişi Yedi Günlük İtiraz Süresini Geçirmişse Borcun Zimmetinde ve Malın Elinde Sayılacağı Kuralının Yasal Karine Olması )

• İSPAT ( Yasal Karinenin Aksinin Aynı Güç ve Nitelikteki Delillerle Kanıtlanmasının Gerekmesi )

6183/m.55,58,79

506/m.84

ÖZET : 6183 sayılı Yasanın 58. maddesine göre dava açma süresi hak düşürücü süreye uğramış olsa bile prim borçlusu 506 Sayılı Yasanın 84. maddesi hükümleri uyarınca istirdat davası açabilir. Ne ki davanın ispat yöntemine gelince, bilindiği gibi haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren üçüncü kişi 7 günlük itiraz süresini geçirmişse "borcun zimmetinde malın elinde sayılacağı ) sözü edilen Yasanın 79 maddesinin ikinci fıkrasının açık hükümlerindendir. Bu kural yasal bir karine olup aksinin aynı güç ve nitelikteki delillerle kanıtlanması gerekir. Başka bir anlatımla aksinin yazılı delillerle ispat edilmesi icabeder. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de davacının asıl prim borçlusuna herhangibir borcunu bulunup bulunmadığı yeterince ve gereğince açıklanan doğrultuda araştırılıp saptanmamıştır.
DAVA : Davacılar, borçlu olmadığının tespiti ile haciz bildirisinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi S. Özlem Hatiboğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
KARAR : Bozma kararına uyulduğu halde bozma gereğinin tam olarak yerine getirilmediği görülmektedir.
Somut olayda davalı Kurumun, prim borçlusu Vedat G.'ün davacıda alacağı olduğu iddiasıyla davacıya haciz ihbarnamesi gönderdiği, davacının 6183 sayılı Yasanın 79. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 7 gün içinde itiraz etmediği, süre geçtikten sonra iş bu menfi tespit ve istirdat davasını açmış bulunduğu tartışmasızdır. Keza, haciz ihbarnamesi 6183 sayılı Yasanın 55 maddesi anlamında bir "ödeme emri" niteliğini taşımadığından bu konu bozma kararına uyulmakla kesinleşmiştir. Haciz ihbarnamesi kesinleşmiş bulunsa bile üçüncü kişi ödeme emrinin tebliği edilmesinden önceki evrede prim borçlusunun, kendisinde herhangibir alacağının bulunmadığına ilişkin menfi tespit ve istirdat davası açabilir. Zira aynı Yasanın 58 maddesine göre borçlu, borçlu bulunmadığına dair dava açabilir. İddiasını yöntemince kanıtladığı taktirde ödeme emrinin iptaline karar verilebilir. Çoğun içinde azın da bulunduğu kuralı gereğince borçlu, ödeme emrinin çıkarılmasından önceki evrede de böyle bir dava açma hakkına sahip bulunduğu açık-seçik ortadadır. Kaldı ki 6183 sayılı Yasanın 58. maddesine göre dava açma süresi hak düşürücü süreye uğramış olsa bile prim borçlusu 506 Sayılı Yasanın 84. maddesi hükümleri uyarınca istirdat davası açabilir. Ne ki davanın ispat yöntemine gelince, bilindiği gibi haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren üçüncü kişi 7 günlük itiraz süresini geçirmişse "borcun zimmetinde malın elinde sayılacağı ) sözü edilen Yasanın 79 maddesinin ikinci fıkrasının açık hükümlerindendir. Bu kural yasal bir karine olup aksinin aynı güç ve nitelikteki delillerle kanıtlanması gerekir. Başka bir anlatımla aksinin yazılı delillerle ispat edilmesi icabeder. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de davacının asıl prim borçlusuna herhangibir borcunu bulunup bulunmadığı yeterince ve gereğince açıklanan doğrultuda araştırılıp saptanmamıştır. Hal böyle olunca iddia ve savunma çevresinde taraflardan delilleri sorulup toplanmadan, keza gerektiğinde davacının, asıl prim borçlusunun ve kurumun kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş bulunması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.03.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.

YARGITAY

10. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/3893

K. 2003/4786

T. 9.6.2003

• MENFİ TESPİT DAVASI ( Haciz İhbarnamesine Süresinde İtiraz Edilmemesi-Amme Alacağı )

• HACİZ İHBARNAMESİNE SÜRESİNDE İTİRAZ EDİLMEMESİ ( Menfi Tespit Davası Açılıp Açılamaması-Amme Alacağı-Prim Borcundan Dolayı Gönderilen )

• PRİM BORCU ( Haciz İhbarnamesine Süresinde İtiraz Edilmemesi Halinde Menfi Tespit Davası Açılıp Açılamaması )

6183/m.58,79


ÖZET : Takip kesinleştikten sonra menfi tespit davası açılmasına kanun hükümlerinin cevaz vermemiş bulunmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekir.-
DAVA : Davacı, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR : Kurum borçlusunun prim ve fer'ilerinden oluşan borcundan dolayı 6183 Sayılı Kanunun 79. maddesi kapsamında gönderilen haciz ihbarnamesine karşı davacı 3.şahıs şirket, 7 günlük yasal süre içerisinde Kuruma itiraz etmediği, borcun zimmetinde sayılıp, bu borçtan dolayı aleyhine 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre gönderilen ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren 7 günlük hak düşürücü süreyi geçirdikten sonra iş bu davayı açmış olmasına, takip kesinleştikten sonra menfi tespit davası açılmasına anılan kanun hükümlerinin cevaz vermemiş bulunmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.06.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.

YARGITAY

10. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/6090

K. 2003/7724

T. 3.11.2003

• ÖDEME EMRİ ( Üçüncü Kişilerin Ödeme Emrinin Tebliğ Edilmesinden Önceki Evrede Prim Borçlusunun Kendilerinden Bir Alacağı Bulunmadığına İlişkin Menfi Tespit ve İstirdat Davası Açabilmeleri )

• MENFİ TESPİT DAVASI ( Üçüncü Kişilerin Ödeme Emrinin Tebliğ Edilmesinden Önceki Evrede Prim Borçlusunun Kendilerinden Bir Alacağı Bulunmadığına İlişkin Menfi Tespit Davası Açabilmeleri )

• İSTİRDAT DAVASI ( Üçüncü Kişilerin Ödeme Emrinin Tebliğ Edilmesinden Önceki Evrede Prim Borçlusunun Kendilerinden Bir Alacağı Bulunmadığına İlişkin İstirdat Davası Açabilmeleri )

• HACİZ İHBARNAMESİ ( Haciz İhbarnamesinin Tebliğinden İtibaren Üçüncü Kişi Yedi Günlük İtiraz Süresini Geçirmişse Borcun Zimmetinde ve Malın Elinde Sayılması )

• İTİRAZ SÜRESİ ( Haciz İhbarnamesinin Tebliğinden İtibaren Üçüncü Kişi Yedi Günlük İtiraz Süresini Geçirmişse Borcun Zimmetinde ve Malın Elinde Sayılması )

• KARİNE ( Yasal Bir Karinenin Aksinin Aynı Güç ve Nitelikteki Delillerle Kanıtlanmasının Gerekmesi )

6183/m.58,79

506/m.84

ÖZET: Haciz ihbarnamesi kesinleşmiş bulunsa bile üçüncü kişiler ödeme emrinin tebliğ edilmesinden önceki evrede prim borçlusunun kendilerinden herhangi bi alacağı bulunmadığına ilişkin menfi tespit ve istirdat davası açabilirler. Davanın yazılı delillerle kanıtlanması gerekir.
DAVA : Davacılar, borcun zimmetlerinde sayılmasına ilişkin haciz ihbarının iptaline ve H..-Fırın sahibi Ahmet'e borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR : Davalı Kurumun, prim borçlusu Ahmet'in davacılar Niyazi ve Yusuf'da alacağı olduğu iddiası ile davacılara haciz ihbarnamesi gönderdiği, davacıların 6183 Sayılı Yasanın 79. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 7 gün içinde itiraz etmediği, süre geçtikten sonra iş bu menfi tespit davasını açmış bulundukları tartışmasızdır.
Haciz ihbarnamesi kesinleşmiş bulunsa bile üçüncü kişiler ödeme emrinin tebliğ edilmesinden önceki evrede prim borçlusunun kendilerinden herhangi bir alacağı bulunmadığına ilişkin menfi tesbit ve istirdat davası açabilirler.Zira aynı Yasanın 58. maddesine göre borçlu, borçlu bulunmadığına dair dava açabilir.İddiasını yöntemince kanıtladığı takdirde ödeme emrinin iptaline karar verilebilir.Çoğun içinde azında bulunduğu kuralı gereğince borçlunun, ödeme emrinin çıkartılmasından önceki evrede de böyle bir dava açma hakkına sahip bulunduğu açık-seçik ortadadır.
Kaldı ki 6183 Sayılı Yasanın 58. maddesine göre dava açma süresi hak düşürücü süreye uğramış olsa bile prim borçlusu 506 Sayılı Yasanın 84. maddesi hükümleri uyarınca istirdat davası açabilir.
Ne ki davanın ispat yöntemine gelince, bilindiği gibi haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren üçüncü kişi 7 günlük itiraz süresini geçirmişse "borcun zimmetinde malın elinde sayılacağı" sözü edilen Yasanın 79. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükümlerindendir.Bu kural yasal bir karine olup, aksinin aynı güç ve nitelikteki delillerle kanıtlanması gerekir.Başka bir anlatımla aksinin yazılı delillerle ispat edilmesi icab eder.Mahkemece davacıların asıl prim borçlusuna herhangi bir borçlarının bulunup bulunmadığı yeterince ve gereğince açıklanan doğrultuda araştırılıp saptanmamıştır.Hal böyle olunca, iddia ve savunma çevresinde taraflardan delilleri sorulup toplanmadan, keza gerektiğinde davacıların, asıl prim borçlusunun ve Kurumun kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş bulunması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.11.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.

YARGITAY

10. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/9106

K. 2005/11013

T. 25.10.2005

• HACİZ İHBARNAMESİNİN İPTALİ TALEBİ ( Üçüncü Kişi Durumundaki Bankaya Gönderilen 6183 Sayılı Kanuna Dayalı Haciz İhbarnamesine Süresinde İtiraz Edilmemesi - Açılan Bu Davada Bankanın Menfi Tesbit Talebinin İncelenmesi Gereği )

• ÜÇÜNCÜ KİŞİLERDEKİ HAK VE ALACAKLARIN HACZİ ( Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda Menfi Tesbit Davasına İlişkin Bir Hüküm Bulunmadığından Haciz İhbarnamesine Karşı Üçüncü Kişi Bankanın Açtığı Ödeme Emrinin İptali Davasında Borçlu Olmadığını İspat Edebileceği )

• MENFİ TESPİT DAVASININ İNCELENMESİ GEREĞİ ( Amme Alacaklarının Tahsil Usulüne Tabi Alacak İçin Üçüncü Kişi Bankaya Gönderilen Haciz İhbarnamesine Karşı Bankanın Ödeme Emrinin İptali İçin Açtığı Davada Menfi Tesbit İddiasında Bulunması )

6183/m.79

2004/m.72

ÖZET : 6183 Sayılı Kanunun 79. maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere yasal sürede itiraz edilmemesi nedeniyle haciz bildirisinin kesinleşerek hacze konu borcun 3. şahıs zimmetinde sayılması takip hukuku alanında bir kesinleşme olup bu durumun; özellikle 6183 Sayılı Kanunda İcra İflas Kanununun 72. maddesine muadil bir hüküm bulunmadığı, menfi tespit davası açılmasına yasaca cevaz verilmediği olgusu gözetildiğinde; ödeme emrine itiraz kapsamında İş Mahkemesinde açılacak bir davada 3. şahsın maddi hukuk anlamında borçlu olmadığını kanıtlamasına yasal engel teşkil etmeyeceği söz götürmez. Hal böyle olunca 3. şahsın 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre Kurum aleyhine açacağı ödeme emrinin iptali davasında Kurum borçlusuna karşı borçlu olmadığını yada malın yed'inde bulunmadığını iddia ve ispat etmesi mümkündür. Açıklanan maddi ve hukuki gerekçeler ışığında, davacı bankada Kurum borçlusu işverenin alacağının bulunup bulunmadığı konusu banka kayıtları da incelenmek suretiyle gereğince ve yöntemince araştırılıp irdelenmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
DAVA : Davacı, ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : Kurumca, prim borçlusunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi için 6183 sayılı yasanın 79. maddesi uyarınca gönderilen haciz bildirisine yasal süresi içinde cevap verilmediği gerekçesiyle borcun davacı banka zimmetinde kaldığının kabulüne dayalı olarak çıkarılmış olan ödeme emrinin iptaline yönelik davanın yargılaması sonucunda, davacının bildiride adı geçen prim borçlusunun hak ve alacağının bulunmadığına ilişkin cevabının 7 günlük yasal süre geçtikten sonra kuruma ulaştığı ve borcun banka zimmetinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6183 Sayılı Kanun'un "3. şahıslardaki menkul malların alacak ve hakların haczi" başlığını taşıyan 79. maddesi hükmüne göre kamu borçlusunun 3.şahıslardaki anılan madde kapsamına giren menkul mal alacak ve haklarının haczine ilişkin bildirime ( haciz ihbarnamesine ) karşı 3.şahıs tarafından 7 gün içerisinde itiraz edilmediği taktirde mal elinde, borç zimmetinde kalmış sayılacak ve 3. şahıs bu Kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulacaktır. 3.şahsın bu Kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulması ise zimmetinde sayılan borç nedeniyle 3.şahıs hakkında 6183 Sayılı Kanunun 54. ve devamı maddelerindeki "cebren tahsil ve takip esasları"na ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda 3. şahsa karşı zimmetinde sayılan bu borçtan dolayı cebren tahsile geçilmeden önce anılan Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının, yani ödeme emrinin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için ödeme emri çıkarılmadan haciz uygulanması ve cebren tahsil yollarına başvurulması yasaya aykırıdır.
Diğer taraftan 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre de; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kamu borçlusu tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde açacağı iptal davasında "böyle bir borcu olmadığı" nedenine dayanabilir. Kamu borçlusunun bu davada hukuken ve maddeten böyle bir borcu olmadığını kanıtlayarak ödeme emrini iptal ettirmesi mümkündür. 6183 Sayılı Kanunun 79. maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere yasal sürede itiraz edilmemesi nedeniyle haciz bildirisinin kesinleşerek hacze konu borcun 3. şahıs zimmetinde sayılması takip hukuku alanında bir kesinleşme olup bu durumun; özellikle 6183 Sayılı Kanunda İcra İflas Kanununun 72. maddesine muadil bir hüküm bulunmadığı, menfi tespit davası açılmasına yasaca cevaz verilmediği olgusu gözetildiğinde; ödeme emrine itiraz kapsamında İş Mahkemesinde açılacak bir davada 3. şahsın maddi hukuk anlamında borçlu olmadığını kanıtlamasına yasal engel teşkil etmeyeceği söz götürmez. Hal böyle olunca 3. şahsın 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre Kurum aleyhine açacağı ödeme emrinin iptali davasında Kurum borçlusuna karşı borçlu olmadığını yada malın yed'inde bulunmadığını iddia ve ispat etmesi mümkündür.
Açıklanan maddi ve hukuki gerekçeler ışığında, davacı bankada Kurum borçlusu işverenin alacağının bulunup bulunmadığı konusu banka kayıtları da incelenmek suretiyle gereğince ve yöntemince araştırılıp irdelenmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen "hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 25.10.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.


T.C.

YARGITAY

10. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/9649

K. 2005/12760

T. 6.12.2005

• ÖDEME EMİRLERİNİN İPTALİ TALEBİ ( Zimmetinde Sayılan Borç Nedeniyle 3. Şahıs Hakkında 6183 Sayılı Kanunun 54 Vd. Maddelerindeki "Cebren Tahsil ve Takip Esasları"na İlişkin Hükümlerin Uygulanmasını Gerekli Kıldığı )

• PRİM BORÇLUSUNUN 3. KİŞİLERDEKİ HAK VE ALACAKLARININ HACZİ ( Kamu Alacağı İçin Ödeme Emri Çıkarılmadan Haciz Uygulanması ve Cebren Tahsil Yollarına Başvurulması Yasaya Aykırı Olduğu )

• CEBREN TAHSİL VE TAKİP ESASLARI ( Zimmetinde Sayılan Borç Nedeniyle 3. Şahıs Hakkında 6183 Sayılı Kanunun 54 Vd. Maddelerindeki "Cebren Tahsil ve Takip Esasları"na İlişkin Hükümlerin Uygulanmasını Gerekli Kıldığı )

• KAMU ALACAĞININ TAHSİLİ ( Kamu Alacağı İçin Ödeme Emri Çıkarılmadan Haciz Uygulanması ve Cebren Tahsil Yollarına Başvurulması Yasaya Aykırı Olduğu )

6183/m.54, 58, 79

2004/m.72

ÖZET : Zimmetinde sayılan borç nedeniyle 3. şahıs hakkında 6183 sayılı Kanunun 54 vd. maddelerindeki "cebren tahsil ve takip esasları"na ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerekli kılmaktadır. Kamu alacağı için ödeme emri çıkarılmadan haciz uygulanması ve cebren tahsil yollarına başvurulması yasaya aykırıdır.
DAVA : Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : Prim borçlusunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi için 6183 sayılı yasanın 79. maddesi uyarınca gönderilen 17.01.2005 tarihli haciz bildirisine, yasal süresi geçirildikten sonra 28.01.2005 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden yazıyla cevap verildiği gerekçesiyle, borcun davacı banka zimmetinde kaldığının kabulüne dayalı olarak çıkarılan ödeme emrinin iptaline yönelik davanın yargılaması sonucunda, davacının bildiride adı geçen prim borçlusunun hak ve alacağının bulunmadığına ilişkin cevabının 7 günlük yasal süre geçtikten sonra kuruma ulaştığı ve borcun banka zimmetinde kaldığı gerekçesinden hareketle davanın reddine karar verilmiştir.
6183 Sayılı Kanunun "3.şahıslardaki menkul malların alacak ve hakların haczi" başlığını taşıyan 79. maddesi hükmüne göre; kamu borçlusunun 3. şahıslardaki anılan madde kapsamına giren menkul mal alacak ve haklarının haczine ilişkin bildirime ( haciz ihbarnamesine ) karşı 3.şahıs tarafından 7 gün içerisinde itiraz edilmediği taktirde mal elinde, borç zimmetinde kalmış sayılacak ve 3. şahıs bu Kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulacaktır. 3. şahsın bu Kanun hükümleri çevresinde takibata tabi tutulması ise zimmetinde sayılan borç nedeniyle 3.şahıs hakkında 6183 Sayılı Kanunun 54. ve devamı maddelerindeki "cebren tahsil ve takip esasları"na ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda 3.şahsa karşı zimmetinde sayılan bu borçtan dolayı cebren tahsile geçilmeden önce anılan Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının, yani ödeme emrinin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için ödeme emri çıkarılmadan haciz uygulanması ve cebren tahsil yollarına başvurulması yasaya aykırıdır.
Diğer taraftan 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre de; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kamu borçlusu tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde açacağı iptal davasında "böyle bir borcu olmadığı" nedenine dayanabilir. Kamu borçlusunun bu davada hukuken ve maddeten böyle bir borcu olmadığını kanıtlayarak ödeme emrini iptal ettirmesi mümkündür. 6183 Sayılı Kanunun 79. maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere yasal sürede itiraz edilmemesi nedeniyle haciz bildirisinin kesinleşerek hacze konu borcun 3.şahıs zimmetinde sayılması takip hukuku alanında bir kesinleşme olup bu durumun; özellikle 6183 Sayılı Kanunda İcra İflas Kanununun 72. maddesine muadil bir hüküm bulunmadığı, menfi tespit davası açılmasına yasaca cevaz verilmediği olgusu gözetildiğinde; ödeme emrine itiraz kapsamında İş Mahkemesinde açılacak bir davada 3.şahsın maddi hukuk anlamında borçlu olmadığını kanıtlamasına yasal engel teşkil etmeyeceği söz götürmez. Hal böyle olunca 3. şahsın 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi hükmüne göre Kurum aleyhine açacağı ödeme emrinin iptali davasında Kurum borçlusuna karşı borçlu olmadığını yada malın yed'inde bulunmadığını iddia ve ispat etmesi mümkündür.
Açıklanan maddi ve hukuki gerekçeler ışığında, davacı bankada Kurum borçlusu işverenin alacağının bulunup bulunmadığı konusu banka kayıtları da incelenmek suretiyle gereğince ve yöntemince araştırılıp irdelenmeksizin eksik araştırma, inceleme ve yanılgı lı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcın istek halinde ilgiliye iadesine 06.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 28-08-2007, 23:45   #4
irfan AYDIN

 
Varsayılan İdarenİn Hakki Vardir

Sayın ERDOĞAN,
Kanun koyucu Amme idaresine, vergi yükümlülerinden tahsil edemediği alacaklarını borçluların 3şahıslarda ki hak ve alacaklarına haciz bildirisi yöntemiyle haciz uygulamak suretiyle tahsil olanağı tanımıştır.
Sizin borçtan kurtulmanız aşağıda öngörülen yolların izlenmesiyle mümkün olacaktır.
a)İdareninin haczi bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde bildirimi yapan idareye itiraz ediniz.Bu durumda idare adli yargı yerinden itirazınızın haksızlığını kanıtlayan yargı kararı almadıkça sizi takip edemiyecektir.Kısacası takip duracaktır.
b)Şayet yedi günlük idari itiraz süresini kaçırmışsanız bu durumda yapacağınız işlem,adli yargıda yürütmenin durdurulması istemli olmak üzere menfi tespit davası açmaktır. Bu davanın da haciz bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması gerekir. Açacağınız böyle bir dava sonunda da haciz bildiriminin sonuçlarından etkilenmemiş olursunuz.
Selam,sevgi ve saygılarımla.
Old 09-02-2009, 14:40   #5
avkt

 
Varsayılan

peki vergi dairesinin takip ettği borçuludan müvekkil şirket tinde alacağı olsa ve boçlu tarafça müvekkil şirket hesaplarına ticari işten dolayı para gönderilmiş olsa bu durumda haciz ihbarnamesine neye dayanarak itiraz edilmelidir?
Old 06-08-2011, 18:49   #6
mdelen82

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan irfan AYDIN
Sayın ERDOĞAN,
Kanun koyucu Amme idaresine, vergi yükümlülerinden tahsil edemediği alacaklarını borçluların 3şahıslarda ki hak ve alacaklarına haciz bildirisi yöntemiyle haciz uygulamak suretiyle tahsil olanağı tanımıştır.
Sizin borçtan kurtulmanız aşağıda öngörülen yolların izlenmesiyle mümkün olacaktır.
a)İdareninin haczi bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde bildirimi yapan idareye itiraz ediniz.Bu durumda idare adli yargı yerinden itirazınızın haksızlığını kanıtlayan yargı kararı almadıkça sizi takip edemiyecektir.Kısacası takip duracaktır.
b)Şayet yedi günlük idari itiraz süresini kaçırmışsanız bu durumda yapacağınız işlem,adli yargıda yürütmenin durdurulması istemli olmak üzere menfi tespit davası açmaktır. Bu davanın da haciz bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması gerekir. Açacağınız böyle bir dava sonunda da haciz bildiriminin sonuçlarından etkilenmemiş olursunuz.
Selam,sevgi ve saygılarımla.
sn. irfan aydın adli yargıda açılacak menfi tespit davasında husumeti vergidairesi başkanlığına mı vergi dairesi müdürlüğüne mi yoksa maliye hazinesine mi yöneltilecek.
Old 06-08-2011, 20:07   #7
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

Husumet, vergi dairesi başkanlıklarının kurulmadığı yerlerde Alacaklı olan vergi dairsi müdürlüğünne yöneltilir ancak vergi dairsi başkanlıklları bulunan yerlerde ise davaya taraf vergi dairsi başkanlığıdır. ( 5345 sk. 3,23,24,25 ve geçici 5 Md )
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
vergi dairesinin satışa çıkardığı aracı alan müvekkilim tescilini kendi üstüne yaptır av. pınar can Meslektaşların Soruları 3 18-07-2007 21:38
3.kişilerdeki hak ve alacağın ölümden sonra haciz yapılması nedeniyle reddedilmesi? Av.Şule Pınar Narin Meslektaşların Soruları 0 14-06-2007 17:08
işin yapıldığı yer icra dairesinin yetkisi ersen Meslektaşların Soruları 1 08-06-2007 11:31
hacizli gayrimenkulun satışında vergi dairesinin haczinin etkisi NAZ80 Meslektaşların Soruları 2 12-02-2007 11:04
İhale yapıldıktan sonra vergi dairesinin gayrimenkule haciz koyması av.remzi sulhan Meslektaşların Soruları 4 01-12-2006 20:09


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07265306 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.