Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Konumuz : Hukukçular Biz bizi konuşuruz! Konusu "hukukçular" olan ve diğer alanların konusu içine girmeyen sohbetlerimiz için.

Avukatlığı bırakma isteği

Konuyu Kilitleyin
Old 14-01-2011, 15:50   #61
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Meslek yaşamı boyunca en az bir kez bu tükenmişliği yaşamış ve belki yaşadığının ne olduğunun ayrımına bile varamamış, ne çok meslektaşımız vardır...

Çok güzel bir yazı... Eklediğiniz için teşekkür ederiz.
Old 14-01-2011, 16:51   #62
Av.H.Sancar KARACA

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Şehper Ferda DEMİREL
Meslek yaşamı boyunca en az bir kez bu tükenmişliği yaşamış ve belki yaşadığının ne olduğunun ayrımına bile varamamış, ne çok meslektaşımız vardır...

Çok güzel bir yazı... Eklediğiniz için teşekkür ederiz.
Çok haklısınız.
Bende -eskiden- hemen pansuman ihtiyacı doğuyordu ( ve hemen Sistem Yayınlarından bir kitap. Koza Kelebeği Sever, İçe Dönük Konuşmanın Gücü v.b marka gazlı bezlerle pansuman oluyordum). Şimdi olsa, pansuman kesmez herhalde. İlla operasyon. Kesilip biçilmem gerekir yani
Old 14-01-2011, 23:23   #63
Av. Eyüp KATI

 
Varsayılan

Her halde daha iyi şartlarla sürdürebileceğimiz başka bir meslek gördüğümüzde halen bu mesleği sürdürmek isteyen çok fazla meslektaşımızın kalacağını sanmıyorum ben de dahil. Bu durum da mesleğe ilişkin idealimizin kalmadığını gösteriyor sanırım.
Old 15-01-2011, 02:18   #64
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan Avukatlığı bırakma isteği

En çok istediğim meslekdi. Şimdi bırakmayı düşünüyorum.

Gençliğimizde; "ben taşı sıksam suyunu çıkarırım" derdik. Şimdi pazarda limon satacak gücüm var. Yapabilirmiyim? Benim açımdan yanıt hayır. Gücüm olmadığından değil.

Biraz yaşamın bizi içine aldığı cendereden kaynaklanıyor gibime geliyor. Toplumsal olarak çocuk olarak yetiştiriliyoruz. Avukat olarak mesleğe başladığımızda belli bir toplumsal kariyere sahibiz. Bunu 30 yıl sürdürüyoruz. Ne için?

Hep ayrıcalıklara, hürmete (biraz da devlet tarafından yaratılan korkuya karşı çıkabilecek az inasnlardan olduğumuz veya bu insanların ücretini ödeyebilecek az insan olduğu için) sahip olduk. Bu ayrıcalıkları bırakıp gitmek zor. Bir laf vardır: "Egemen, egemenliğinden niye vazgeçsin ki?" Biz de rahatımızdan vazgeçemiyoruz. Bu da bizim cendere içinde kalmamızı sağlayan en büyük handikap.


Keşke avukat olmasaydım. Daha kolay olurdu. Ne müvekkille ne de karşı tarafla uğraşmak derdim olmazdı. Verirdim malı, alırdım parayı. Her şeyin fiyatı ve ilişkinin süresi belli.


Bir toplumsal statü içindesin. Bunu bir anda değiştirmek zor. Çok özveri ister. Bazen tüm yaşam biçiminin değişmesi gerekir. Cenderenin çeperleri sadece bu.

Hangimiz bakkallık yada büfecilik yapma yeteneğinden yoksunuz? Bunu kaç kişi yapar?

Alışkanlıkları aşmak zor.

O zaman sonuç sendrom.

Saygılar.
Old 15-01-2011, 13:51   #65
Av.Günar

 
Varsayılan

Bende yklaşık 2 yıl önce burada mesleği bırakacağıma, kafamın çok karışık olduğuna dair duygularımı burada paylaşmış bir çok meslektaşımdan çeşitliş yorumlar almıştım.Şimdine mi oldu?Hala avukatım,bağımlıyım.Bırakamıyorum işte.9. yılımdayım hala bi arabam bile yok.Artık bu işi bırakmak yerine nasıl daha iyi yapabilirimin yollarını arıyorum.
Old 15-01-2011, 15:35   #66
Av.AAO

 
Varsayılan

Bu başlık ne zamandır moralimi bozuyor, hep takip ediyorum yazmayayım diyorum ama Muzaffer Bey'in yazısını da okuyunca yazmam lazım.
Ayrıca meslektaş İsmail Değer'in paylaşımına teşekkürler, en sonunda kendime teşhis koydum. Fiziksel olarak değil belki ama(yaş 28) ruhen tükenmişlik sendromunun girdabındayım.
Bakın size ne diyeceğim:
4 aydır kiracısı olduğum büroya gider ortağı aramaktayım. Toplamda talep edeceğim mikratda 400-450 TL aralığında. Gelin görün ki; görüşmek için gelen meslektaşlar çoğunlukla 40 yaş üstü idi. Bu miktarı da çok bulan oldu.
Dedim ki umarım mesleğe yeni başlayacak meslektaşlara yardımımız olsun, yeni bir büro kurma masrafına katlanmadan(nereden baksanız yeni bir büroya girmek ve eşyalarını almak dayayıp döşemek en azından 8-10bin aralığında) gelsinler işe başlangıç yapsınlar, mobilyası hazır yeri Yargıtay'ın hemen arkası Adliyeye 10 dakika. Ama gelin görün ki, yaşıtlarım ve küçüklerim daha da korkak yaklaştılar olaya, aylık 400-450 TL'yi çıkaramayacakları idi onları korkutan.
4 ayda toplam 15 meslektaş ile görüştüm, hep denen büro çok güzel bakımlı eşyalı, ama sonra telefon ile bile nezaketen dönüş yapmayan meslektaş profili.
Demem o ki; bu başlık moralimi aylardır bozuyor, meslek GERÇEKTEN büyük bir çoğunluk için kötüye gidiyor. Bu gidişat beni büromda yalnız bırakmakla girdaba çekiyor.
Aylardır ele geleni büroyu ayakta tutmaya harcayan ben. Meslekte 15 senesini deviren ama halen ortak büro arayan meslektaşlar. Yeni atılımlar derdinde olan yeni ama bir o kadar da kendine güvenmeyen meslketaşlar. Lütfen Ankara Barosu'nun ortak arama ilanlarına bakınız. 2010-2011 verilerini 2007-2008 ile karşılaştırınız. Göreceğiniz şu; aradan geçen 3 senede yanına ortak arayan avukat sayısı 3 katına çıkmış. E böyle olunca ortak arayan bulamıyor, ortak olmak isteyen sebepsiz beğenmiyor falan filan.
Neyse yazdım azıcık rahatladım. Kendimde enerji bulursam daha neler yazacağım ama şimdilik dur.
Old 15-01-2011, 21:24   #67
Av.H.Sancar KARACA

 
Varsayılan

5-6 yıl önce Afyon'da 30 yaş civarında bir meslektaşımızla tanışmıştım. "İşte avukat" dedim.
30 yıldan fazla cübbe giydiğini söyleyen bir kaç avukat tanıyorum. Karşılaştıkça "Bunlar ne zaman avukat olur " diye düşünürüm hep.
Kendime de, "Kırk fırın daha ekmek yemelisin be adam" diyorum.
Bırakmak için önce başlamak gerekir değil mi?
Old 16-01-2011, 13:14   #68
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Kardan Adam
5-6 yıl önce Afyon'da 30 yaş civarında bir meslektaşımızla tanışmıştım. "İşte avukat" dedim.
30 yıldan fazla cübbe giydiğini söyleyen bir kaç avukat tanıyorum. Karşılaştıkça "Bunlar ne zaman avukat olur " diye düşünürüm hep.
Kendime de, "Kırk fırın daha ekmek yemelisin be adam" diyorum.
Bırakmak için önce başlamak gerekir değil mi?

Eski Yargıtay üyelerinden birisi demiş ki;

"Tam hukuku öğrenmeye başlamıştım, beni emekliye ayırdılar"

Yaşıyorsa, kulakları çınlasın; vefat etmişse toprağı bol olsun.
Old 18-01-2011, 15:00   #69
av.emrullah akbaş

 
Varsayılan

Avukatlık,benim için adeta karşı konulamaz bir tutkudur.Mesleğimin henüz 2.yılı içerisindeyim.Son nefesime kadar Avukatlık yapmak istiyorum ve umarım dileğim gerçekleşir.
Gayet tabii ki,Avukatlık da netice itibariyle bir yerde para kazanmak için yapılıyor.Ancak bizim mesleğimiz diğerlerinden farklı olarak salt ekonomik kaygılar duyularak yapılacak bir meslek değildir.Modern Avukatlık sistemi mesleki tatminden ziyade ekonomik tatmini ön plana çıkardığı içindir ki,ekonomik yönden tatmin olamayan meslektaşlarımız karamsarlığa sürüklenmektedir.Benim için paradan ziyade öncelikli olan mesleki tatmindir.Zira kişi,bilhassa bizim meslek için söylüyorum,mesleki olarak tatmin olduğu takdirde elbette ki ekonomik olarak da tatmin olacaktır.Çok sevdiğim bir söz vardır''Yürümeden koşamazsın''
Saygılar...
Old 18-01-2011, 16:16   #70
av.medine

 
Varsayılan

Tüm mesajları okudum ve bir kanaate vardım ki ; ne kadar umutsuz olsam da ben bu mesleği seviyorum. Çünkü ben CÜBBEMİ seviyorum. Duruşmaya gireceğim zaman cübbeyi giydiğimde kendimi süpermen gibi hissediyorum. Arkadaşlarım da duruşmada o şekilde davrandığımı söylerler zaten ( Biraz espri zarar vermez . ) Bunu söyleyen ben avukat olarak her gün adliye koridorlarında birileri tartışır dururum , yani öyle masumane ve de huzurlu bir mesleki hayatım yok. Kimse ile tartışmazsam mutlaka problemli bir müvekkil beni bulur. Hatta değil problemli müvekkil ; en problemli dosyalar da beni arar ve bulur. Buna rağmen ben bu dosyaları çözüme kavuşturduğum zaman içimde tarif edilmez bir sevinç içinde olurum. Hatta o dosyadan maddi anlamda çok fazla tatmin olmasam da
Sayın meslekdaşlarım evet mesleğimiz dikenli yollarla kaplı ama zaten dikensiz insanın adliye ve avukatla ne işi olabilir ki ? Bu mesleği yapmadan evvel de mesleğim hastahanelrde geçmiştir. İnanın oralar daha kötü. Her mesleğin kendine göre zorlukları var kime sorsanız mesleğinden dert yanar öyle değil mi ? Asıl olan nerede hangi mesleği yaparsan yap mutlu olmayı bilebilmektir.
Old 18-01-2011, 18:48   #71
fikirbay

 
Varsayılan

Adalet mülkün temelidir. Peki adaletin temeli nedir? Adaletin temeli de "gerçekler" ve "doğrular" elbette... Benim ülkemde ne adalet mülkün temeli ne de adaletin temeli gerçekler/doğrulardır. Devletin temeli adam kayırma, torpil, tavassuta dayalı bir ulufe ve cülus düzenidir. Devlet, yargıçları yardakçı kapıkulları olarak, savcıları savucu kapıkulları olarak ve avukatları da avutucu kapıkulları olarak görmek istemektedir. Böyle olunca da "adamına göre karar" ve "kurumuna göre hukuk" anlayışı, doğal olarak, ülkede "hakim" duruma gelmektedir. Böyle bir ortamda avukat olmak gerçekten zordur ve zevk vermez. Zira, avukatların kendileri de bizatihi düzenin haksızlıklarına karşı hak arama güçlükleri içinde iken, müvekkillerinin haklarını hangi güçle ve hangi idealist anlayışla arayabilsinler ve yaptıkları işten zevk alabilsinler. Ne mühendis ne doktor ne öğretmen, aslında hiç kimse, yaptıkları işten "böyle bir ortamda" zevk alamaz ki. Adalet toplumun kan dolaşımı sistemi gibidir. damarlar tıkandıkça ve dolaşım aksadıkça ne mühendis ne doktor ne de avukat yaptığı işten zevk alabilir. Konuyu daha da açmak isterim, vaktim olunca...
Old 19-01-2011, 11:33   #72
avhuseyinozbek

 
Varsayılan

sizin yaşadıklarınızın hemen hemen tamamını yaşamaktan gına geldi.En son artık şuuraltımda,bana söylenen her sözden sonra şüphe içinde "acaba" demekten yoruldum.Şehrin ve şehir hayatının yükünü taşıyamaz oldum.

Gittim şehre 25 kilometre mesafede bir arsa alıp ev yaptım.Artık insanlardan çok toprakla uğraşıyorum.Köyde oturuyorum.Sessizliğin ve huzurun tadında yeniden şarj olup işime bakabiliyorum.

Bir düşünün isterseniz. Ben başka çare bulamadım.Ama köy hayatı çok cazip.

Neden köyü seçtin diyenlere de "çocuk felci alısını bulan Robert Salk'ın bir köy hekimi " olduğunu hatırlatıyorum.

Meslek hayatınızda daha nice yıllar dilerim.
Old 19-01-2011, 19:32   #73
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan Avukatlığı bırakma isteği

Sayın fikirbay "adalet mülkün temelidir" tanımlamasındaki mülk "mülk'i şahanedir." yani padişahın mülkü, yani devlet.

Bildiğiniz üzere Osmanlı sisteminde özel mülkiyet yoktur. Toprak Has, Zeamet ve tımar olarak işletim hakkı olarak başkalarına verilir. Mülk devletindir. Diğer vergiler haraç vb. isimleri altında alınır.

Değişik tartışmalarda hukukun sınıflar/sosyal gruplar arasındaki çelişkilerin denge noktasını ifade eden, sistem açısından bu denge noktasını düzenleyen bir kurum olduğunu belirtmiştim. Düşüncemde ısrarlıyım ve bu konuda da sanıyorum sizinle uzlaşıyoruz.

Sn. Özbek;
keşke sizin kadar yüreğim olsaydı.

Saygılar.
Old 19-01-2011, 20:14   #74
fikirbay

 
Varsayılan

Hukuk düzeninin amacı ve hedefi "adaletin tecellisini sağlayabilmek" olmak gerekir sanısı yanıltıyor çoğu insanı... Gerçekte ise, hukuk düzenimizin amacı ve hedefi, bireyleri üzme/ezme pahasına da olsa, "devletin bekasını sağlayabilmek" olunca ve ol devletin tüm kademelerinde irili ufaklı hanedanların borusu ötünce, durum kötüleşiyor. Cumhuriyet kurulurken sadece "Osmanlı Hanedanı" devlet yapısından uzaklaştırıldı. Devlet yapısı içinde yuvalanmış diğer irili ufaklı hanedanlar aynen kaldı. Devletin bekası anlayışı onların çıkarlarının korunmasıyla özdeşleşti. Bireyin hakkı ve hukuku yükseltilmedikçe ve devleti koruma refleksi sürdükçe bu hukuk düzeni tat vermeyecek ve devletimiz demokratik hukuk devleti olamayacaktır. Allah AİHM'e zeval vermesin! Zira, idealist bir avukatın evrensel hukuk ölçüleri içinde yazdığı gerçek hukuk metni yankısını orada buluyor Allah'tan... Avukat ve müvekkili de, o zaman, hukuk düzeninin zevkine varabiliyor...
Old 22-01-2011, 00:26   #75
av.perihan

 
Varsayılan

Avukatlık, başkalarının derdinin insanı germe halidir.
Zaman zaman tarım ve hayvancılıkmı yapsamki desemde ben yine de seviyorum bu işi.Mazoşistmiyim neyim ?
Old 23-01-2011, 18:55   #76
avukatneşe

 
Varsayılan

Sayın semr;
Şüphesiz ki İstanbul gibi büyük bir şehirde avukatlık yapmanın yorgunluğu,küçük bir ilçede çalışmaktan daha fazla olacaktır.Fakat mesleki açıdan kazanımlarınızı bir düşündüğünüzde "büyük denizde boğulmanın"yaşınız da gözönünde tutulduğunda,sizin açınızdan daha avantajlı olduğunu düşünüyorum.Dava sayısının fazlalığı ve çeşitliliği mesleki tecrübenizi arttıracaktır.Başarılar dilerim.
Old 03-10-2012, 16:46   #77
Necropsie

 
Varsayılan

Kim derdi ki "kapatıyorum büroyu, bırakıyorum mesleği" kervanına benim de katılacağımı? Bundan bir yıl önce ben demezdim mesela, hele hele 10 yıl boyunca bu mesleği yapmışken. Gel gör ki, sizin planlarınızın dışında olup biten herşeye hayat deniyor, ben de içinde yaşıyorum.. Onca zaman sonra, galiba, ben de bırakıyorum mesleği.

Çok, çok sebebi var. Ancak en başta gelen sebep, yaşadığım pekçok soruna karşı, bırakınız Baroyu, arkadaşım dediğim çoğu meslektaşımı dahi yanımda görememem. "İyi" insan, "iyi" avukat olmakla, hiçbirşeyin elde edilemeyeceğini, aksine, üzerinize gelineceğini anlamam..

Ben, hiçbir zaman hiçbir müvekkilime, "ilk, bilemedin ikinci celse seni kesin tahliye ettiririm" demedim.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir müvekkilime, davasıyla ilgili "garanti" vermedim, duymak istediklerini değil, davasının gidişatı hakkında bilgi vermeye çalıştım.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir müvekkilime, "donuna kadar haczederim, mahvederim onu, en fazla bir ayda tahsilat" demedim.

Neredeyse her dosyamda masrafları cebimden yaptım, avukatlık ücretini çoğu kez alamadım, aldığımdaysa da hep eksik aldım. Acıyor, üzülüyordum karşımdaki borçlu/davalının durumuna.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir kimseyi, meslektaşlarım aleyhine (yönlendirmeyi bırakın) konuşturmadım bile. Başka meslektaşlarımı "şikayet edenleri" (haklı/haksız ayrımı yapmadan) kapı dışarı ettim.

Şimdi, mesleği bırakmanın eşiğindeyken anlıyorum ki, çok yanlış yapmış, çok hatalı davranmışım. Avukatlık böyle yapılmazmış. Değirmenlere karşı tek başına da mücadele edilmiyormuş.

Yeni başlayan meslektaşlarıma önemli tavsiyelerim olacak.

1) Kötü, acımasız, insafsız olun ve karşınızdakine insan gibi davranmayın. Karşınızdaki bir borçlu olabileceği gibi, bir kalem memuru, herhangi bir adliye çalışanı veya kendi müvekkiliniz olabilir. Önemli değil. Ne kadar acımasız olursanız o kadar iyidir. Buradaki maksat, korku salmanız. Korku salarsanız, kimse size bulaşmaz.

Şimdi ben de biliyorum "yahu hukukçu böyle mi olur, ne korkusu, önce saygı, sonra insanlık, bir avukat bakınız aha şurada yazıyor meslek ilkesi vs vs" kısmını. Biliyorum, bilfiil 10 yıl boyunca inandım buna ve mücadelesini verdim. Onca yıldan sonra da, bu tür lafların insanın kendini kandırmasından başka birşey olmadığı kanaatine vardım.

Çünkü, özünde kötü bir varlık insan. İyi değil. Gelin, çok kısa bir örnek vereyim:

Büromda 7 tane çalışanım vardı. Hepsini, işe başladıklarının ilk günü SGK'ya kaydettirdim. Primlerinin bir kısmını ödeyemedim, yeri geliyor, o kadar kazanamadığım oluyordu. Bir tanıdığın ricası üzerine 15 günlüğüne bir kişiyi daha işe aldım. 15 günün sonunda da, işine son vermek zorunda kaldım. Bu kişi, gidip beni SGK'ya şikayet etti, sigortasız çalıştığından dolayı.

SGK, 8.600 TL para cezası kesti bana. Ve yatıramadığım diğer çalışanların primlerini de ekleyip, bütün banka hesaplarıma e-haciz yolu ile haciz koydu. Yetmedi, İcra Dairelerine yazı gönderip alacaklarıma haciz koydu, İcra Daireleri avukat olarak takip ettiğim hiçbir dosyadan bana ödeme (reddiyat) yapmamaya başladı. Taksitlendirme teklifim kabul edilmedi.

Bu sırada, herkesin güya "yaka silktiği" bazı meslektaşlarım, 10-15 çalışana birden canı istedikleri zaman yol veriyor, canı istediği zaman işe alıyor, hiçbiri için de SGK'ya bildirimde bulunmuyordu. Ancak kimse onları şikayet etmediği gibi, re2sen bir araştırma falan da yapılmıyordu! Sebebi çok basitti, o kadar "kötü" ünleri vardı ki, herkes onlardan korkuyordu.

Şimdi, biliyorum ki bazılarınız "e ama ödeyemiyorsan primleri sen de işten çıkarsaydın, hem avukat öyle mi olur, bizim mesleğimiz sorumluluk, bilinç, özen vs vs" diye düşünüyordur. Katılıyorum. Ancak yapamadım. Çalışanlarımın hepsinin benim verdiğim işe ihtiyacı vardı, işsiz kalırlarsa çok büyük geçim sıkıntısı çekeceklerdi. Benim de SGK kayıtlarının olmamasını vicdanım kaldırmıyordu. Başka açıklamam yok bunun için ne yazık ki, avukatlıktan değil, kişiliğimden kaynaklanan bir problem.

Yetmedi mi? Bir örnek daha.

Hakkında birsürü iddia olan bir meslektaşımız var. Yıllardan beri konuşulan şeyler, sevimsiz, suç da teşkil eden türden.. Birgün bir adam geldi büroma ki aman allah.. elinde bir sürü belge var. Bu belgeler, o avukatın konuşulduğu gibi bir işe girdiğini kanıtlıyor. Ortaya çıkması halinde, meslekten men olmayı bırakın, epey de ciddi bir ceza alacak. Adamı uygun bir dille defettim, konuyu da kapattım.

Aradan zaman geçti.. Maddi durumum bozuldu. O meslektaş, beni icraya verdi. Verebilir tabii, şaşacak birşey yok. Borcun yarısını hemen ödedim. Geri kalan yarısı için de kısa bir süre talep ettim, en fazla 15 gün.. Benden, icra kefili bulmamı istedi. Bulamazdım elbette. Yarısı ödenmiş borç için de, büroma hacze geldi. "İşini" yapıyordu, değil mi? Zamanında, büroma gelen adama "sen şimdi önce Baroya şikayet et.. Sonra bi de Savcılığa git!" deseydim, bugün avukat bile değildi.

Daha pekçok örnek verebilirim de, canınızı sıkmayayım. Özetle, iyiniyetli olursanız, kaybedersiniz. Herkesi kendinizden yaka silker hale getirirseniz de, kazanırsınız. Hatta tüm işleriniz, "aman bizi de şikayet etmesin!" korkusuyla en önce ve en hızlı yapılır.

2) Meslek ilkelerini okuyun. Kullanmak için değil, başka meslektaşlarınızı şikayet ederken kullanmak için. Kesinlikle ilkelerden hiçbirine uymayın. Uyunca madalya takmıyorlar. Aksine, uymazsanız, sizi yere göğe koyamıyorlar.. Ancak, önce korku yaratmayı unutmayın. Büronuza meslektaşlarınızı şikayet etmeye gelen herkesle ilgilenin, şikayet dilekçelerini yazın, yol gösterin. Siz etmezseniz, ileride o sizi eder. (Bunu yukarıda verdiğim örnekten dolayı kendi şahsi problemim nedeniyle yazmıyorum. İçinizden "kendi başına gelmiş, o yüzden öyle diyor" diye geçirmeyin. Bunun doğruluğunu, pekçok meslektaşımda da gördüm.)

3) Elinizin altında her zaman için kullanabileceğiniz bir "kirli çamaşır" olsun. Göreceksiniz ki, bu meslekteki en büyük düşmanlarınızdan birisi de, kendi meslektaşlarınız. Herkesin kirli çamaşırlarını bilin ki, sizinle uğraştıkları zaman aynı şekilde karşılık verebilesiniz. Sizinle uğraşacaklari hiç merak etmeyin.

4) Acımayın, acımayın, acımayın. Bu, alıp alabileceğiniz en büyük öğüt. İcra dosyalarınızda, gerçekten "donuna kadar" alın. Evden çıkarken, kapının önündeki paspası dahi haczetmeyi unutmayın. Acırsanız, müvekkilinizle problem yaşarsınız. Borçlu sizi ciddiye almaz, şikayet dahi eder hiç çekinmeden. Ama acımasız olursanız, evinden paspasını dahi aldığınız borçlunun kendi alacağını size getirdiğine şahit olacaksınız.

Bunları yapamaz mısınız? Eh, o zaman avukatlığı bırakın.. Çünkü bunları yapmadığınız sürece ne doğru dürüst bir para kazanacaksınız, ne de isminiz duyulacak.. Nasıl insansanız, öyle avukatsınız çünkü. Ben yapamıyorum, o yüzden galiba avukatlığı bırakıyorum.

Yayımlanmayabilir de bu mesajım.. Eh, ne yapalım. Bir kişi dahi okusa, kar kardır heralde.
Old 03-10-2012, 19:36   #78
Av.Barış

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Necropsie
Kim derdi ki "kapatıyorum büroyu, bırakıyorum mesleği" kervanına benim de katılacağımı? Bundan bir yıl önce ben demezdim mesela, hele hele 10 yıl boyunca bu mesleği yapmışken. Gel gör ki, sizin planlarınızın dışında olup biten herşeye hayat deniyor, ben de içinde yaşıyorum.. Onca zaman sonra, galiba, ben de bırakıyorum mesleği.

Çok, çok sebebi var. Ancak en başta gelen sebep, yaşadığım pekçok soruna karşı, bırakınız Baroyu, arkadaşım dediğim çoğu meslektaşımı dahi yanımda görememem. "İyi" insan, "iyi" avukat olmakla, hiçbirşeyin elde edilemeyeceğini, aksine, üzerinize gelineceğini anlamam..

Ben, hiçbir zaman hiçbir müvekkilime, "ilk, bilemedin ikinci celse seni kesin tahliye ettiririm" demedim.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir müvekkilime, davasıyla ilgili "garanti" vermedim, duymak istediklerini değil, davasının gidişatı hakkında bilgi vermeye çalıştım.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir müvekkilime, "donuna kadar haczederim, mahvederim onu, en fazla bir ayda tahsilat" demedim.

Neredeyse her dosyamda masrafları cebimden yaptım, avukatlık ücretini çoğu kez alamadım, aldığımdaysa da hep eksik aldım. Acıyor, üzülüyordum karşımdaki borçlu/davalının durumuna.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir kimseyi, meslektaşlarım aleyhine (yönlendirmeyi bırakın) konuşturmadım bile. Başka meslektaşlarımı "şikayet edenleri" (haklı/haksız ayrımı yapmadan) kapı dışarı ettim.

Şimdi, mesleği bırakmanın eşiğindeyken anlıyorum ki, çok yanlış yapmış, çok hatalı davranmışım. Avukatlık böyle yapılmazmış. Değirmenlere karşı tek başına da mücadele edilmiyormuş.

Yeni başlayan meslektaşlarıma önemli tavsiyelerim olacak.

1) Kötü, acımasız, insafsız olun ve karşınızdakine insan gibi davranmayın. Karşınızdaki bir borçlu olabileceği gibi, bir kalem memuru, herhangi bir adliye çalışanı veya kendi müvekkiliniz olabilir. Önemli değil. Ne kadar acımasız olursanız o kadar iyidir. Buradaki maksat, korku salmanız. Korku salarsanız, kimse size bulaşmaz.

Şimdi ben de biliyorum "yahu hukukçu böyle mi olur, ne korkusu, önce saygı, sonra insanlık, bir avukat bakınız aha şurada yazıyor meslek ilkesi vs vs" kısmını. Biliyorum, bilfiil 10 yıl boyunca inandım buna ve mücadelesini verdim. Onca yıldan sonra da, bu tür lafların insanın kendini kandırmasından başka birşey olmadığı kanaatine vardım.

Çünkü, özünde kötü bir varlık insan. İyi değil. Gelin, çok kısa bir örnek vereyim:

Büromda 7 tane çalışanım vardı. Hepsini, işe başladıklarının ilk günü SGK'ya kaydettirdim. Primlerinin bir kısmını ödeyemedim, yeri geliyor, o kadar kazanamadığım oluyordu. Bir tanıdığın ricası üzerine 15 günlüğüne bir kişiyi daha işe aldım. 15 günün sonunda da, işine son vermek zorunda kaldım. Bu kişi, gidip beni SGK'ya şikayet etti, sigortasız çalıştığından dolayı.

SGK, 8.600 TL para cezası kesti bana. Ve yatıramadığım diğer çalışanların primlerini de ekleyip, bütün banka hesaplarıma e-haciz yolu ile haciz koydu. Yetmedi, İcra Dairelerine yazı gönderip alacaklarıma haciz koydu, İcra Daireleri avukat olarak takip ettiğim hiçbir dosyadan bana ödeme (reddiyat) yapmamaya başladı. Taksitlendirme teklifim kabul edilmedi.

Bu sırada, herkesin güya "yaka silktiği" bazı meslektaşlarım, 10-15 çalışana birden canı istedikleri zaman yol veriyor, canı istediği zaman işe alıyor, hiçbiri için de SGK'ya bildirimde bulunmuyordu. Ancak kimse onları şikayet etmediği gibi, re2sen bir araştırma falan da yapılmıyordu! Sebebi çok basitti, o kadar "kötü" ünleri vardı ki, herkes onlardan korkuyordu.

Şimdi, biliyorum ki bazılarınız "e ama ödeyemiyorsan primleri sen de işten çıkarsaydın, hem avukat öyle mi olur, bizim mesleğimiz sorumluluk, bilinç, özen vs vs" diye düşünüyordur. Katılıyorum. Ancak yapamadım. Çalışanlarımın hepsinin benim verdiğim işe ihtiyacı vardı, işsiz kalırlarsa çok büyük geçim sıkıntısı çekeceklerdi. Benim de SGK kayıtlarının olmamasını vicdanım kaldırmıyordu. Başka açıklamam yok bunun için ne yazık ki, avukatlıktan değil, kişiliğimden kaynaklanan bir problem.

Yetmedi mi? Bir örnek daha.

Hakkında birsürü iddia olan bir meslektaşımız var. Yıllardan beri konuşulan şeyler, sevimsiz, suç da teşkil eden türden.. Birgün bir adam geldi büroma ki aman allah.. elinde bir sürü belge var. Bu belgeler, o avukatın konuşulduğu gibi bir işe girdiğini kanıtlıyor. Ortaya çıkması halinde, meslekten men olmayı bırakın, epey de ciddi bir ceza alacak. Adamı uygun bir dille defettim, konuyu da kapattım.

Aradan zaman geçti.. Maddi durumum bozuldu. O meslektaş, beni icraya verdi. Verebilir tabii, şaşacak birşey yok. Borcun yarısını hemen ödedim. Geri kalan yarısı için de kısa bir süre talep ettim, en fazla 15 gün.. Benden, icra kefili bulmamı istedi. Bulamazdım elbette. Yarısı ödenmiş borç için de, büroma hacze geldi. "İşini" yapıyordu, değil mi? Zamanında, büroma gelen adama "sen şimdi önce Baroya şikayet et.. Sonra bi de Savcılığa git!" deseydim, bugün avukat bile değildi.

Daha pekçok örnek verebilirim de, canınızı sıkmayayım. Özetle, iyiniyetli olursanız, kaybedersiniz. Herkesi kendinizden yaka silker hale getirirseniz de, kazanırsınız. Hatta tüm işleriniz, "aman bizi de şikayet etmesin!" korkusuyla en önce ve en hızlı yapılır.

2) Meslek ilkelerini okuyun. Kullanmak için değil, başka meslektaşlarınızı şikayet ederken kullanmak için. Kesinlikle ilkelerden hiçbirine uymayın. Uyunca madalya takmıyorlar. Aksine, uymazsanız, sizi yere göğe koyamıyorlar.. Ancak, önce korku yaratmayı unutmayın. Büronuza meslektaşlarınızı şikayet etmeye gelen herkesle ilgilenin, şikayet dilekçelerini yazın, yol gösterin. Siz etmezseniz, ileride o sizi eder. (Bunu yukarıda verdiğim örnekten dolayı kendi şahsi problemim nedeniyle yazmıyorum. İçinizden "kendi başına gelmiş, o yüzden öyle diyor" diye geçirmeyin. Bunun doğruluğunu, pekçok meslektaşımda da gördüm.)

3) Elinizin altında her zaman için kullanabileceğiniz bir "kirli çamaşır" olsun. Göreceksiniz ki, bu meslekteki en büyük düşmanlarınızdan birisi de, kendi meslektaşlarınız. Herkesin kirli çamaşırlarını bilin ki, sizinle uğraştıkları zaman aynı şekilde karşılık verebilesiniz. Sizinle uğraşacaklari hiç merak etmeyin.

4) Acımayın, acımayın, acımayın. Bu, alıp alabileceğiniz en büyük öğüt. İcra dosyalarınızda, gerçekten "donuna kadar" alın. Evden çıkarken, kapının önündeki paspası dahi haczetmeyi unutmayın. Acırsanız, müvekkilinizle problem yaşarsınız. Borçlu sizi ciddiye almaz, şikayet dahi eder hiç çekinmeden. Ama acımasız olursanız, evinden paspasını dahi aldığınız borçlunun kendi alacağını size getirdiğine şahit olacaksınız.

Bunları yapamaz mısınız? Eh, o zaman avukatlığı bırakın.. Çünkü bunları yapmadığınız sürece ne doğru dürüst bir para kazanacaksınız, ne de isminiz duyulacak.. Nasıl insansanız, öyle avukatsınız çünkü. Ben yapamıyorum, o yüzden galiba avukatlığı bırakıyorum.

Yayımlanmayabilir de bu mesajım.. Eh, ne yapalım. Bir kişi dahi okusa, kar kardır heralde.


yalnız olmadığınızı belirtmek isterim. Bizim burada ki gibi barolarda dahil olmak üzere anlatmış olduğunuz sorunlar malesef genel sorunlar ve barolarımızın bu konuların çözümü ile ilgili en ufak bir fikri bile bulunmamaktadır.
siyasi sorunlar ile uğraşmayı mesleki sorunlardan üstün tutan bir zihniyete yazıklar olsun. büroyu kapatmanıza neden olan insanlara yazıklar olsun.başka bir şey demeyeceğim.
Old 04-10-2012, 07:21   #79
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Acı reçete

1)“Her şey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme ! Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.” (Mevlana).

2)“Mea Culpa“
Old 04-10-2012, 07:55   #80
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Necropsie
Kim derdi ki "kapatıyorum büroyu, bırakıyorum mesleği" kervanına benim de katılacağımı? Bundan bir yıl önce ben demezdim mesela, hele hele 10 yıl boyunca bu mesleği yapmışken. Gel gör ki, sizin planlarınızın dışında olup biten herşeye hayat deniyor, ben de içinde yaşıyorum.. Onca zaman sonra, galiba, ben de bırakıyorum mesleği.

Çok, çok sebebi var. Ancak en başta gelen sebep, yaşadığım pekçok soruna karşı, bırakınız Baroyu, arkadaşım dediğim çoğu meslektaşımı dahi yanımda görememem. "İyi" insan, "iyi" avukat olmakla, hiçbirşeyin elde edilemeyeceğini, aksine, üzerinize gelineceğini anlamam..

Ben, hiçbir zaman hiçbir müvekkilime, "ilk, bilemedin ikinci celse seni kesin tahliye ettiririm" demedim.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir müvekkilime, davasıyla ilgili "garanti" vermedim, duymak istediklerini değil, davasının gidişatı hakkında bilgi vermeye çalıştım.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir müvekkilime, "donuna kadar haczederim, mahvederim onu, en fazla bir ayda tahsilat" demedim.

Neredeyse her dosyamda masrafları cebimden yaptım, avukatlık ücretini çoğu kez alamadım, aldığımdaysa da hep eksik aldım. Acıyor, üzülüyordum karşımdaki borçlu/davalının durumuna.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir kimseyi, meslektaşlarım aleyhine (yönlendirmeyi bırakın) konuşturmadım bile. Başka meslektaşlarımı "şikayet edenleri" (haklı/haksız ayrımı yapmadan) kapı dışarı ettim.

Şimdi, mesleği bırakmanın eşiğindeyken anlıyorum ki, çok yanlış yapmış, çok hatalı davranmışım. Avukatlık böyle yapılmazmış. Değirmenlere karşı tek başına da mücadele edilmiyormuş.

Yeni başlayan meslektaşlarıma önemli tavsiyelerim olacak.

1) Kötü, acımasız, insafsız olun ve karşınızdakine insan gibi davranmayın. Karşınızdaki bir borçlu olabileceği gibi, bir kalem memuru, herhangi bir adliye çalışanı veya kendi müvekkiliniz olabilir. Önemli değil. Ne kadar acımasız olursanız o kadar iyidir. Buradaki maksat, korku salmanız. Korku salarsanız, kimse size bulaşmaz.

Şimdi ben de biliyorum "yahu hukukçu böyle mi olur, ne korkusu, önce saygı, sonra insanlık, bir avukat bakınız aha şurada yazıyor meslek ilkesi vs vs" kısmını. Biliyorum, bilfiil 10 yıl boyunca inandım buna ve mücadelesini verdim. Onca yıldan sonra da, bu tür lafların insanın kendini kandırmasından başka birşey olmadığı kanaatine vardım.

Çünkü, özünde kötü bir varlık insan. İyi değil. Gelin, çok kısa bir örnek vereyim:

Büromda 7 tane çalışanım vardı. Hepsini, işe başladıklarının ilk günü SGK'ya kaydettirdim. Primlerinin bir kısmını ödeyemedim, yeri geliyor, o kadar kazanamadığım oluyordu. Bir tanıdığın ricası üzerine 15 günlüğüne bir kişiyi daha işe aldım. 15 günün sonunda da, işine son vermek zorunda kaldım. Bu kişi, gidip beni SGK'ya şikayet etti, sigortasız çalıştığından dolayı.

SGK, 8.600 TL para cezası kesti bana. Ve yatıramadığım diğer çalışanların primlerini de ekleyip, bütün banka hesaplarıma e-haciz yolu ile haciz koydu. Yetmedi, İcra Dairelerine yazı gönderip alacaklarıma haciz koydu, İcra Daireleri avukat olarak takip ettiğim hiçbir dosyadan bana ödeme (reddiyat) yapmamaya başladı. Taksitlendirme teklifim kabul edilmedi.

Bu sırada, herkesin güya "yaka silktiği" bazı meslektaşlarım, 10-15 çalışana birden canı istedikleri zaman yol veriyor, canı istediği zaman işe alıyor, hiçbiri için de SGK'ya bildirimde bulunmuyordu. Ancak kimse onları şikayet etmediği gibi, re2sen bir araştırma falan da yapılmıyordu! Sebebi çok basitti, o kadar "kötü" ünleri vardı ki, herkes onlardan korkuyordu.

Şimdi, biliyorum ki bazılarınız "e ama ödeyemiyorsan primleri sen de işten çıkarsaydın, hem avukat öyle mi olur, bizim mesleğimiz sorumluluk, bilinç, özen vs vs" diye düşünüyordur. Katılıyorum. Ancak yapamadım. Çalışanlarımın hepsinin benim verdiğim işe ihtiyacı vardı, işsiz kalırlarsa çok büyük geçim sıkıntısı çekeceklerdi. Benim de SGK kayıtlarının olmamasını vicdanım kaldırmıyordu. Başka açıklamam yok bunun için ne yazık ki, avukatlıktan değil, kişiliğimden kaynaklanan bir problem.

Yetmedi mi? Bir örnek daha.

Hakkında birsürü iddia olan bir meslektaşımız var. Yıllardan beri konuşulan şeyler, sevimsiz, suç da teşkil eden türden.. Birgün bir adam geldi büroma ki aman allah.. elinde bir sürü belge var. Bu belgeler, o avukatın konuşulduğu gibi bir işe girdiğini kanıtlıyor. Ortaya çıkması halinde, meslekten men olmayı bırakın, epey de ciddi bir ceza alacak. Adamı uygun bir dille defettim, konuyu da kapattım.

Aradan zaman geçti.. Maddi durumum bozuldu. O meslektaş, beni icraya verdi. Verebilir tabii, şaşacak birşey yok. Borcun yarısını hemen ödedim. Geri kalan yarısı için de kısa bir süre talep ettim, en fazla 15 gün.. Benden, icra kefili bulmamı istedi. Bulamazdım elbette. Yarısı ödenmiş borç için de, büroma hacze geldi. "İşini" yapıyordu, değil mi? Zamanında, büroma gelen adama "sen şimdi önce Baroya şikayet et.. Sonra bi de Savcılığa git!" deseydim, bugün avukat bile değildi.

Daha pekçok örnek verebilirim de, canınızı sıkmayayım. Özetle, iyiniyetli olursanız, kaybedersiniz. Herkesi kendinizden yaka silker hale getirirseniz de, kazanırsınız. Hatta tüm işleriniz, "aman bizi de şikayet etmesin!" korkusuyla en önce ve en hızlı yapılır.

2) Meslek ilkelerini okuyun. Kullanmak için değil, başka meslektaşlarınızı şikayet ederken kullanmak için. Kesinlikle ilkelerden hiçbirine uymayın. Uyunca madalya takmıyorlar. Aksine, uymazsanız, sizi yere göğe koyamıyorlar.. Ancak, önce korku yaratmayı unutmayın. Büronuza meslektaşlarınızı şikayet etmeye gelen herkesle ilgilenin, şikayet dilekçelerini yazın, yol gösterin. Siz etmezseniz, ileride o sizi eder. (Bunu yukarıda verdiğim örnekten dolayı kendi şahsi problemim nedeniyle yazmıyorum. İçinizden "kendi başına gelmiş, o yüzden öyle diyor" diye geçirmeyin. Bunun doğruluğunu, pekçok meslektaşımda da gördüm.)

3) Elinizin altında her zaman için kullanabileceğiniz bir "kirli çamaşır" olsun. Göreceksiniz ki, bu meslekteki en büyük düşmanlarınızdan birisi de, kendi meslektaşlarınız. Herkesin kirli çamaşırlarını bilin ki, sizinle uğraştıkları zaman aynı şekilde karşılık verebilesiniz. Sizinle uğraşacaklari hiç merak etmeyin.

4) Acımayın, acımayın, acımayın. Bu, alıp alabileceğiniz en büyük öğüt. İcra dosyalarınızda, gerçekten "donuna kadar" alın. Evden çıkarken, kapının önündeki paspası dahi haczetmeyi unutmayın. Acırsanız, müvekkilinizle problem yaşarsınız. Borçlu sizi ciddiye almaz, şikayet dahi eder hiç çekinmeden. Ama acımasız olursanız, evinden paspasını dahi aldığınız borçlunun kendi alacağını size getirdiğine şahit olacaksınız.

Bunları yapamaz mısınız? Eh, o zaman avukatlığı bırakın.. Çünkü bunları yapmadığınız sürece ne doğru dürüst bir para kazanacaksınız, ne de isminiz duyulacak.. Nasıl insansanız, öyle avukatsınız çünkü. Ben yapamıyorum, o yüzden galiba avukatlığı bırakıyorum.

Yayımlanmayabilir de bu mesajım.. Eh, ne yapalım. Bir kişi dahi okusa, kar kardır heralde.

Sayın Hulusi Metin'in tavsiyeleri önemlidir. Dekoder şifresini çözen anahtar gibidir o sözler. Bence de pes etmek bir avukata hiç yakışmıyor. Bu kadar mı yenilgiye peşin hazırsınız.
Old 04-10-2012, 08:57   #81
suskun_juliette

 
Varsayılan

Sayın Necropsie,
Bence emeğinizi öksüz bırakmayın. Kötü prensipleri olan insanlara karşı sizlere her zaman ihtiyaç var bu meslekte. Şahsi kanaatime göre mesleği layıkıyla ifa etmeyen insanlar eninde sonunda ayıklanacaktır.

Kimse bilmez ne yollardan geçtiğinizi, bu uğurda nasıl mücadele ettiğinizi. Ama siz çok iyi bilirsiniz, bu yüzden kendinize herkesten daha çok sahip çıkmalısınız.

Bir başka mesleği on yıl icra eder, sonrasında avukat olur beriki.Belirli bir maddi birikim elde etmiştir, senin gibi derme çatma hayallerle başlamamıştır mesleğe. Ve ilk kez bu meslekte filizlenen insana, avukatlıktan dem vurur,aşağılar, üstünlük taslar. Daha insanlıktan nasibini almamıştır halbuki...Hayatta her şeyi iyi yaptığını sanıp da aslında zehir saçan bir insan yüzünden ben de mesleği bırakmak istemiştim daha yolun çok başındayken. Sağolsunlar sitedeki kıymetli insanlar benim ufkumu açtı. Biraz ruhumu dinledim ve sabredebileceğimi düşünerek devam ettim. Çok şükür her şey şimdi daha iyi.Şayet pes ederseniz, onlara kolay yoldan zafer kazanma fırsatı sunmuş olursunuz. On yılınızı vermişsiniz bu mesleğe ve eminim birçok genç meslektaşa örnek olmuşsunuzdur, onlara iyilik aşılamışsınızdır. Bence bırakmayın.

Şans ve güzellikler daima sizinle olsun.Tüm kalbimle size kolaylıklar diliyorum.
Old 04-10-2012, 09:17   #82
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Necropsie
Nasıl insansanız, öyle avukatsınız.
Bence sorun sizin mesleğinizde değil, sizin insanlara bakışınızda:

İnsanlardan çok şey bekliyorsunuz. Halbuki insanlık henüz çok geri. İnsanlar bencillik ve saldırganlıktan kurtulabilmiş değil. Bu gerçeği kabul etmezseniz hiç bir meslekte, hatta emeklilikte bile mutlu olamazsınız. İnsanlara öyle bir açıdan bakmalısınız ki kim ne yaparsa yapsın şaşırmamalısınız.

Şeytandan korkmam, insandan korkarım.

Saygılarımla
Old 04-10-2012, 18:25   #83
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Necropsie
Kim derdi ki "kapatıyorum büroyu, bırakıyorum mesleği" kervanına benim de katılacağımı? Bundan bir yıl önce ben demezdim mesela, hele hele 10 yıl boyunca bu mesleği yapmışken. Gel gör ki, sizin planlarınızın dışında olup biten herşeye hayat deniyor, ben de içinde yaşıyorum.. Onca zaman sonra, galiba, ben de bırakıyorum mesleği.

Çok, çok sebebi var. Ancak en başta gelen sebep, yaşadığım pekçok soruna karşı, bırakınız Baroyu, arkadaşım dediğim çoğu meslektaşımı dahi yanımda görememem. "İyi" insan, "iyi" avukat olmakla, hiçbirşeyin elde edilemeyeceğini, aksine, üzerinize gelineceğini anlamam..

Ben, hiçbir zaman hiçbir müvekkilime, "ilk, bilemedin ikinci celse seni kesin tahliye ettiririm" demedim.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir müvekkilime, davasıyla ilgili "garanti" vermedim, duymak istediklerini değil, davasının gidişatı hakkında bilgi vermeye çalıştım.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir müvekkilime, "donuna kadar haczederim, mahvederim onu, en fazla bir ayda tahsilat" demedim.

Neredeyse her dosyamda masrafları cebimden yaptım, avukatlık ücretini çoğu kez alamadım, aldığımdaysa da hep eksik aldım. Acıyor, üzülüyordum karşımdaki borçlu/davalının durumuna.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir kimseyi, meslektaşlarım aleyhine (yönlendirmeyi bırakın) konuşturmadım bile. Başka meslektaşlarımı "şikayet edenleri" (haklı/haksız ayrımı yapmadan) kapı dışarı ettim.

Şimdi, mesleği bırakmanın eşiğindeyken anlıyorum ki, çok yanlış yapmış, çok hatalı davranmışım. Avukatlık böyle yapılmazmış. Değirmenlere karşı tek başına da mücadele edilmiyormuş.

Yeni başlayan meslektaşlarıma önemli tavsiyelerim olacak.

1) Kötü, acımasız, insafsız olun ve karşınızdakine insan gibi davranmayın. Karşınızdaki bir borçlu olabileceği gibi, bir kalem memuru, herhangi bir adliye çalışanı veya kendi müvekkiliniz olabilir. Önemli değil. Ne kadar acımasız olursanız o kadar iyidir. Buradaki maksat, korku salmanız. Korku salarsanız, kimse size bulaşmaz.

Şimdi ben de biliyorum "yahu hukukçu böyle mi olur, ne korkusu, önce saygı, sonra insanlık, bir avukat bakınız aha şurada yazıyor meslek ilkesi vs vs" kısmını. Biliyorum, bilfiil 10 yıl boyunca inandım buna ve mücadelesini verdim. Onca yıldan sonra da, bu tür lafların insanın kendini kandırmasından başka birşey olmadığı kanaatine vardım.

Çünkü, özünde kötü bir varlık insan. İyi değil. Gelin, çok kısa bir örnek vereyim:

Büromda 7 tane çalışanım vardı. Hepsini, işe başladıklarının ilk günü SGK'ya kaydettirdim. Primlerinin bir kısmını ödeyemedim, yeri geliyor, o kadar kazanamadığım oluyordu. Bir tanıdığın ricası üzerine 15 günlüğüne bir kişiyi daha işe aldım. 15 günün sonunda da, işine son vermek zorunda kaldım. Bu kişi, gidip beni SGK'ya şikayet etti, sigortasız çalıştığından dolayı.

SGK, 8.600 TL para cezası kesti bana. Ve yatıramadığım diğer çalışanların primlerini de ekleyip, bütün banka hesaplarıma e-haciz yolu ile haciz koydu. Yetmedi, İcra Dairelerine yazı gönderip alacaklarıma haciz koydu, İcra Daireleri avukat olarak takip ettiğim hiçbir dosyadan bana ödeme (reddiyat) yapmamaya başladı. Taksitlendirme teklifim kabul edilmedi.

Bu sırada, herkesin güya "yaka silktiği" bazı meslektaşlarım, 10-15 çalışana birden canı istedikleri zaman yol veriyor, canı istediği zaman işe alıyor, hiçbiri için de SGK'ya bildirimde bulunmuyordu. Ancak kimse onları şikayet etmediği gibi, re2sen bir araştırma falan da yapılmıyordu! Sebebi çok basitti, o kadar "kötü" ünleri vardı ki, herkes onlardan korkuyordu.

Şimdi, biliyorum ki bazılarınız "e ama ödeyemiyorsan primleri sen de işten çıkarsaydın, hem avukat öyle mi olur, bizim mesleğimiz sorumluluk, bilinç, özen vs vs" diye düşünüyordur. Katılıyorum. Ancak yapamadım. Çalışanlarımın hepsinin benim verdiğim işe ihtiyacı vardı, işsiz kalırlarsa çok büyük geçim sıkıntısı çekeceklerdi. Benim de SGK kayıtlarının olmamasını vicdanım kaldırmıyordu. Başka açıklamam yok bunun için ne yazık ki, avukatlıktan değil, kişiliğimden kaynaklanan bir problem.

Yetmedi mi? Bir örnek daha.

Hakkında birsürü iddia olan bir meslektaşımız var. Yıllardan beri konuşulan şeyler, sevimsiz, suç da teşkil eden türden.. Birgün bir adam geldi büroma ki aman allah.. elinde bir sürü belge var. Bu belgeler, o avukatın konuşulduğu gibi bir işe girdiğini kanıtlıyor. Ortaya çıkması halinde, meslekten men olmayı bırakın, epey de ciddi bir ceza alacak. Adamı uygun bir dille defettim, konuyu da kapattım.

Aradan zaman geçti.. Maddi durumum bozuldu. O meslektaş, beni icraya verdi. Verebilir tabii, şaşacak birşey yok. Borcun yarısını hemen ödedim. Geri kalan yarısı için de kısa bir süre talep ettim, en fazla 15 gün.. Benden, icra kefili bulmamı istedi. Bulamazdım elbette. Yarısı ödenmiş borç için de, büroma hacze geldi. "İşini" yapıyordu, değil mi? Zamanında, büroma gelen adama "sen şimdi önce Baroya şikayet et.. Sonra bi de Savcılığa git!" deseydim, bugün avukat bile değildi.

Daha pekçok örnek verebilirim de, canınızı sıkmayayım. Özetle, iyiniyetli olursanız, kaybedersiniz. Herkesi kendinizden yaka silker hale getirirseniz de, kazanırsınız. Hatta tüm işleriniz, "aman bizi de şikayet etmesin!" korkusuyla en önce ve en hızlı yapılır.

2) Meslek ilkelerini okuyun. Kullanmak için değil, başka meslektaşlarınızı şikayet ederken kullanmak için. Kesinlikle ilkelerden hiçbirine uymayın. Uyunca madalya takmıyorlar. Aksine, uymazsanız, sizi yere göğe koyamıyorlar.. Ancak, önce korku yaratmayı unutmayın. Büronuza meslektaşlarınızı şikayet etmeye gelen herkesle ilgilenin, şikayet dilekçelerini yazın, yol gösterin. Siz etmezseniz, ileride o sizi eder. (Bunu yukarıda verdiğim örnekten dolayı kendi şahsi problemim nedeniyle yazmıyorum. İçinizden "kendi başına gelmiş, o yüzden öyle diyor" diye geçirmeyin. Bunun doğruluğunu, pekçok meslektaşımda da gördüm.)

3) Elinizin altında her zaman için kullanabileceğiniz bir "kirli çamaşır" olsun. Göreceksiniz ki, bu meslekteki en büyük düşmanlarınızdan birisi de, kendi meslektaşlarınız. Herkesin kirli çamaşırlarını bilin ki, sizinle uğraştıkları zaman aynı şekilde karşılık verebilesiniz. Sizinle uğraşacaklari hiç merak etmeyin.

4) Acımayın, acımayın, acımayın. Bu, alıp alabileceğiniz en büyük öğüt. İcra dosyalarınızda, gerçekten "donuna kadar" alın. Evden çıkarken, kapının önündeki paspası dahi haczetmeyi unutmayın. Acırsanız, müvekkilinizle problem yaşarsınız. Borçlu sizi ciddiye almaz, şikayet dahi eder hiç çekinmeden. Ama acımasız olursanız, evinden paspasını dahi aldığınız borçlunun kendi alacağını size getirdiğine şahit olacaksınız.

Bunları yapamaz mısınız? Eh, o zaman avukatlığı bırakın.. Çünkü bunları yapmadığınız sürece ne doğru dürüst bir para kazanacaksınız, ne de isminiz duyulacak.. Nasıl insansanız, öyle avukatsınız çünkü. Ben yapamıyorum, o yüzden galiba avukatlığı bırakıyorum.

Yayımlanmayabilir de bu mesajım.. Eh, ne yapalım. Bir kişi dahi okusa, kar kardır heralde.

Öncelikle yaşadıklarınız için çok üzüldüğümü belirteyim. Ancak Sayın Hulusi Metin'in dediği gibi özeleştiri yaptınız mı? "Ben bu meslek için çok iyiyim, muhafaza yapamıyorum" kabilinden özeleştiri değil.

Alıntı:
Büromda 7 tane çalışanım vardı

Bir avukatlık bürosunda kendinizden başka 7 kişi çalıştırıyorsanız, işleriniz ve özellikle icra takipleriniz çok yoğun olmalı. Az önce başka bir mesajınızda sözleşmeli banka vekilliği yaptığınızı yazmışsınız.Buna rağmen sözünü ettiğiniz duruma düştüyseniz, bir şeyleri yanlış yapmış olmalısınız. Siz kötü karakterli meslektaşları örnek göstererek kendinizi rahatlatmak istiyorsunuz. Mesele onların ne yaptığı değil; mesele sizin ne yaptığınız/yapamadığınız olmalı.

Alıntı:
Özetle, iyiniyetli olursanız, kaybedersiniz

Size katılmıyorum. İyiniyetli, dürüst olan ve hukuku iyi bilen herkes uzun vadede kazanır. Verdiğiniz örneklerdeki gibi olan avukatlar kısa vadede kazanır ama uzun vadede kaybeder. Baro levhasından silinen avukat sayısına bakarsanız anlarsınız. Ama çevremizde birinci sıçrayışını yapmış çekirgeler de var, bunlar bizi aldatmasın.Bir kere daha sıçrarlar en fazla...
Old 04-10-2012, 19:11   #84
avmurat

 
Varsayılan

Sayın Necropsiye, her türlü değerlendirmeden uzak olarak, öncelikle bir meslektaşım ve bir insan olarak, yaşadığınızı hissettiğim, sizin de çok güzel hissettirdiğiniz hayal kırıklığınızı paylaşıyorum.Umarım bir an önce bu sıkıntılı halden kurtulursunuz.
Bununla birlikte, yaşadığınız deneyimler sonucu tek çözümün mesleğinizi bırakmak olmadığını düşünüyorum.Bana göre avukatlık mesleğinin çok çeşitli formları vardır.Sizin bu hale gelmenizle sonuçlanan sadece bir formu olmuş: 7-8 kişinin çalıştığı, yoğun bir iş temposu gerektiren, bunun beraberinde bazı ticari kuralları da gözardı etmemek zorunda kalınan bir form. Acaba sizin için yanlış bir tarz seçimi olmuş olabilir mi?
Sayın meslektaşım, avukatlığı hiç bir şekilde yapamayacağınıza karar vermeden, hatta bunları deneyimlemeden, mesleğinizi bırakmamanız gerektiğini düşünüyorum.
Kötü örneklerin hepimizin sorunu olduğunu, hepimizin bunlara rağmen bu mesleği yürütmeye çalıştığımızı, sizin mesleğinizi bırakmanızın bu olumsuzlukların çözümüne katkısı olmayacağını bilmenizi isterim.
Tercih sizin tabii ki; ancak kendinize başka koşullarda da şans tanımanızı ve bu uğraşınızda başarılı olmanızı dilerim.Saygılarımla.
Old 05-10-2012, 16:09   #85
aak

 
Varsayılan

Sayın Necropsiye;
Bana mesleğe ilk başladığımda, daha deneyimli meslektaşlarım senden iyi avukat olmaz demişlerdi.Hala öyle diyorlar.Oysa ki aldığım davaların %90'ını kazandım.Gecemi gündüzüme katarım çünkü.Geceleri rüyamda bile dilekçe yazarım bazan.Uyanır notlar alırım.
Sizin dediğiniz gibi herkese insanca davranırım.Karşımdaki kişilerden duyduklarım ,gördüklerimden sonra çok kırıldığım,çok üzüldüğüm,çok sinirlendiğim zamanlar oldu.Hep diyorum ki ''bundan sonra gardını al''.Ama değişemiyorum ben aynıyım.Artık herkeside olduğu gibi kabul etmeye çalışıyorum.
Mesleği bırakmayın.Hayal kırıklıklarınızı bırakmaya çalışın lütfen.Saygılar.
Old 28-10-2012, 02:44   #86
ays

 
Varsayılan

Avukatlık hem manevi hem de maddi yüktür bence.Başladığım yıllar tam bir kabustu.Neden bu kadar sorunun ortasında kaldığımı ve neden taşıyabiliceğimin üstünde bir stresle yaşamak zorunda olduğumu anlayamamıştım.4 yıl sonra bıraktım.Tekrar döndüm bu stres denizine.Neden?Başka yapabileceğim bir iş yoktu;herhangi parlak bir yeteneğim de yoktu.O günden bugüne birkaç çözüm buldum kendimce;1-Başlarken aşık olduğum avukatlıkla evli olduğum gerçeğini kabul ettim 2-Onu, nefes almamı sağlayacak ,sadece bir avukat değil önce insan olduğumu sürekli hatırlatacak ,başka alanlarla aldattım ve aldatıyorum.3-Çok fazla anlam yüklememeyi öğrendim kendisine 4-Meslekle ve ona ait bütün parçalarla (müvekkil vs.)özdeşleşmemeyi öğrendim(bu süreç hala devam ediyor)5-Az veya çok başka bir işten para kazanamayağımı netleştirdim.Güzel bir yol tutturdum derken doktor kansersin dedi;Tek kızdığım ve kinlendiğim şey yine avukatlık oldu.Şimdi ondan boşandım; fakat yine de beraber yaşıyorum
Old 28-10-2012, 11:59   #87
Av.Yasar SALDIRAY

 
Varsayılan

Ask ve nefret bir arada olmaz derler ama oluyor Meslegime hem asigim hem de nefret ediyorum...
Old 04-11-2012, 14:34   #88
avukatneşe

 
Varsayılan

Belki de alkol gibi,sigara gibidir...Tiryakilik yapıyor denebilir...
Old 05-11-2012, 19:16   #89
savaş nurullah kıylık

 
Varsayılan

O hayır, mesleğe yeni atılan biri olarak bu muhabbete katılmak istememin en büyük nedeni "başında bırakmanın daha kolay olması"dır. Benim gördüğüm bu mesleğin tadını alanlar (yaşlı kutlar diye tabir edilen ve baya zenginleşenler) mesleği bırakma türküsünü çok sık okurlar. idealist olanlara her zaman saygım var. Bizim gibi yeni başlayanlar da o zamana kadar bunu düşünmek bile istemezler.
Old 06-11-2012, 11:36   #90
av.fatasoyyılmaz

 
Varsayılan

yazınızı şimdi okudum altındaki yorumları dahi okumadan hemen cevap vermek istiyorum. size şunu söylemek istiyorum 10 yıldır avukatım hani ne çok yeni ne çok eski ama gerçekten ben de yoruldum. gözlerim dolarak okudum yazdıklarınızı. bir toplulukta ben avukatım dediğimde insanların gözünde gördüğüm bakışlar ve yapılan yorumlar beni hasta ediyor artık. kimi paragöz gözüyle bakıyor kimi hırsız, yalancı kimi de kazanmak için her şeyi yapabilen ahlak yoksunu tipler olarak. insanlara hak için adalet için var olduğumuzu anlatmaktan yoruldum. biz avukatlar mı mesleğe bakışı bu hale getirdik yoksa şartlar mı bunu gerektirdi tartışılır. ama evet itiraf ediyorum mesleğimi icra etmekten yoruldum artık. üstelik de daha 10 yıllık ve otuzaltı yaşında bir avukatı
Konuyu Kilitleyin


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
borçlu şirketi kadük bırakma Av. Tevrat DURAN Meslektaşların Soruları 2 16-09-2009 11:33
yargıtay bozma sonrası müracata bırakma. avukat1980 Meslektaşların Soruları 7 26-05-2009 14:19
itirazı konusuz bırakma meteora Meslektaşların Soruları 1 09-07-2008 11:00
atiye bırakma avukat tuba ünal Meslektaşların Soruları 1 09-05-2007 13:42


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07369089 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.