Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Trafik kazası neticesi tazminat ve sgkca bağlanacak maaşın peşin sermaye değeri

Yanıt
Old 14-01-2010, 21:45   #1
Av.Y.Selim ÜSTÜN

 
Varsayılan Trafik kazası neticesi tazminat ve sgkca bağlanacak maaşın peşin sermaye değeri

Meydana gelen trafik kazası neticesinde bir aileden anne ve baba ölmüş geride 12-13 yaşlarında 2 erkek çocuk ve 16-17 yaşlarında 2 kız çocuk kalmıştır. Kızlardan biri zihinsel engelli olup ömür boyu bakıma muhtaçtır.Trafik kazasında kusur 8/8karşı taraftadır.

İlk önce açılabilecek maddi tazminat davasında çıkabilecek destekten yoksun kalma tazminatı hakkında fikri olan (hem anne hemde baba açısından) arkadaşımız var mıdır?Annede babada hali hazırda çalışmamaktadır.

Ayrıca babanın daha önce yatan sigorta prim günleri yeterli olduğu için çocuklara SGK tarafından maaş bağlanacaktır. Trafik sigortasına karşı açılacak maddi tazminat davasında SGK ca bağlanacak yetim aylığının peşin sermaye değeri (İş kazalarında olduğu gibi)hesaplanan tazminattan düşülecek midir?
Old 15-01-2010, 10:32   #2
Av.Hülya Büyükoğlu

 
Varsayılan

Merhaba,
SGK tarafından bağlanacak maaşın tazminattan indirilip indirilemeyeceği ile ilgili İstanbul Barosu Dergisi'nin 2009/4 Temmuz-Ağustos sayısının 1839. ve devam eden sayfalarında Çelik Ahmet Çelik imzalı konuyu çok detaylı inceleyen bir makale var, okumanızı tavsiye ederim. Konu çok detaylı anlatılmış, burada ana hatlarını bil anlatmak çok uzun
İyi çalışmalar.
Old 15-01-2010, 10:51   #3
Av.Y.Selim ÜSTÜN

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım çok teşekkür ederim. Ayrıca teşekkür notu ekleyeceğim Bu arada ben bir kaç içtihat buldum ne yazık ki düşeceği yönünde..
Old 08-04-2010, 14:23   #4
Av.Aysunn

 
Varsayılan

sayın unknownwriter
SGK ca bağlanacak yetim aylığının peşin sermaye değerinin tazminat hesabında düşmesi gerektiği yönünde bulduğunuz yargıtay kararını rica etsem burda paylaşabilir misiniz. o yönde yargıtay kararı arıorum. şimdiden teşekkürler
Old 08-04-2010, 15:06   #5
zerrin kaya

 
Varsayılan

tazminat anne ve baba açısından ayrı ayrı ve asgari ücret üzerinden hesaplanır ve alınan yetim aylığı peşin sermaye değeri hesaplanacak tazminattan indirilir...
Old 08-04-2010, 15:10   #6
Av.Aysunn

 
Varsayılan

fakat bu konuda yargıtayın, bağlanan maaş için SGK'nın rucu hakkı olmadığından düşülmeyeceği yönünde kararları mevcut ben de düşüleceği yönünde karar arıyorum...
Old 08-04-2010, 15:15   #7
zerrin kaya

 
Varsayılan

şu an için elimde yargıtay kararı mevcut değil. ama şu eklemeyi yapmak istiyrum: Bağ-Kur ve SSK tarafından yapılan ödemelerin rucu edileceği için tazminat miktarından düşüleceği; ancak Emekli sandığı açısından rücu sözkonusu olmadığı için düşülmeyeceğini biliyorum ( yabnlışım olabilir ) elinizdeki yargıtay kararları emekli sandığı yönünden olabilirmi acaba?
Old 08-04-2010, 15:21   #8
Av.Aysunn

 
Varsayılan

SGK'nın iş kazası nedeni ile bağlanan maaş dolayısıyla rucu hakkı mevcut trafik kazası nedeni ile gerçekleşen ölümler sonucu bağlanan maaş için rucu hakkı söz konusu değil. yargıtay kararlarında da maaşın bağlanma nedeninin kişinin ödemiş olduğu primlerin karşılığı olması ve Sigortanın da rucu hakkı bulunmaması nedeni ile düşülemeyeceği belirtilmekte...
Old 08-04-2010, 19:41   #9
Malik Eskişehirli

 
Varsayılan

Merhaba.
ZMM Sigorta Teminat Kapsamında Ödenecek Destek Tazminat Hesaplamasında Mevcut veya Bağlanacak Emekli Maaaşı Tenzil ve SGK nın ( İş Kazası Dışında )Rücusuna Konu Edilemez.Önerim;Dava Açarsanız Aşamasında Bilirkişi İsimlerini Bana Bildirin. Duayenlerdense Sorun Yok. Aksi Durumda Çıkan Tazminatı Hesaplattırın. Sigortacının Tazminat Tediyesini Kabul Ederseniz İbranameye Şerh Konulsun ve Yine Dışardan Bir Bilirkişiye Hesaplatılsın.
İyi Çalışmalar.
Old 09-04-2010, 14:37   #10
Av.Asil Orhunöz

 
Varsayılan

Yargıtay'ın istikrar bulmuş kararlarına göre evlatlar için destek yaşı 22 yaşına kadardır.Ancak 18 yaşına kadar olduğunu kabul eden kararlar da mevcut..Diğer yandan özürlü evladın destek süresi müteveffanın bakiye ömrü kadardır.Bu da PMF yani Bakiye Ömür Tablosu'ndan anlaşılır.SGK iş kazası dışında emekli sandığından bağlanan maaşın peşin sermaye değeri mahsup edilmemektedir.Bağ Kur da ise mahsup edilmektedir.
Old 24-09-2010, 11:16   #11
Av.Turhan Demiroğlu

 
Varsayılan SGK'nun rücu hakkı...

5510 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonraki olaylara dikkat etmek gerekiyor.
5510/m.39'da –ölüm aylığı açısından- kurumun rücû hakkı “üçüncü kişinin kastı” şartına bağlanmıştır. (Mesela Bağ-Kur kapsamında çalışanlar açısından 1479 sayılı kanun döneminde “bir kimsenin suç sayılır hareketi” rücû için kafi iken, 5510 sayılı kanun döneminde hareketin suç sayılması yeterli olmamakta, manevi unsur olarak kastın varlığı aranmaktadır.)

5510/ m.13- İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.

Uzun vadeli sigorta kolları bakımından üçüncü kişinin sorumluluğu
5510/m.39- “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücû edilir...”
Old 24-09-2010, 21:27   #12
Av.Y.Selim ÜSTÜN

 
Varsayılan

Bilhassa SN. Av.Turhan Demiroğlu'nun verdiği bilgi çok dikkatimi çekmiştir. Bu hususta bir konuya dikkat çekmek ve fikrinizi istemek durumundayım. 5510 SY da 39.madde öngörülürken Uzun Vadeli Sigorta Kollarında 3. Kişinin Sorumluluğu başlığı altında 3. kişinin kastından bahsetmiş. Yine anılan yasanın Uzun vadeli Sigorta Kollarında Sayılan sigortalar arasında Maluliyet sigortası bulunmakta fakat İş kazalarında bağlanan Sürkeli İş göremezlik geliri bulunmamaktadır. Bu durumda 3. kişinin kusurunun bulunduğu fakat iş kazası sayılabilecek bir durumda kurumun sakat kalan işçiye bağladığı sürekli iş göremezlik aylığını 3. kişiye rücu imkanı da 3. kişinin kastı şartına mı bağlıdır ?.
Örneklendirirsek ; bir motorlu kurye işini yaparken 3. kişinin kusuru neticesinde trafik kazasında elini kaybetse ve kurumdan sürekli iş göremezlik aylığı alsa kurum bu aylığı trafik kazasına sebep olan 3. kişiye rücu edebilir mi ?
Old 27-09-2010, 10:59   #13
furugferruhzad

 
Varsayılan

İş kazası değilse peşin sermaye değeri mahsip edilmez.Bu konuda Çelik Ahmet Çelik'in çok ayrıntılı bir makalesi mevcut.
Old 27-09-2010, 11:45   #14
Av. Hamza

 
Varsayılan

YARGITAY İÇTİHADI BİRLEŞTİRME GENEL KURULU

T. 6.3.1978 E.1978/1 K. 1978/3



DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

DUL VE YETİM AYLIKLARI TAZMİNATTAN İNDİRİLMEZ



Özet: 1-Ölenin, bakmakta olduğu veya ileride bakacağı sayılan kişilerin yoksun kaldıkları zararın, diğer bir deyişle destekten yoksun kalma tazminatının saptanmasında T.C. Emekli Sandığı’nca bağlanan gelirlerinin indirilmemesi gerekir.


2-Haksız eylem sonucu ölen kişi, yaşamı süresince çalışmış ve maaşından düzenli olarak belirli bir miktar para kesilerek sandığa yatırılmıştır. Zarar verenin bu paradan yararlanması söz konusu olamaz. O halde zarar veren, verdiği zararın tamamını açılan davada ödemelidir.

3-Dul ve yetim maaşları veya yapılan toptan ödeme, destekten yoksun kalma tazminatı gibi, hayatta kalanın şahsına bağlıdır, ölenin terekesine dahil değildir; mirasın reddedilmiş olması maaşların alınmasına engel olmaz.

(5434/m.129; 506/ m. 26; 1479/m.63 BK./m.45/2)

DAVA : Borçlar Kanununun 45. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunan kişilere, T.C. Emekli Sandığınca bir ödemede bulunulduğu takdirde, bunun tazminatın saptanmasında gözönünde bulundurulmasına dair Onbirinci Hukuk Dairesinin kararları ile T.C.Emekli Sandığı'nca yapılan ödemelerin tazminattan indirilemeyeceğine dair Dördüncü ve Onbeşinci Hukuk Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararları arasındaki aykırılığın içtihadı birleştirme yolu ile giderilmesi Birinci Başkanlık Divanınca istenildiğinden 6.3.1978 günlü toplanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunda, aykırılığın bulunduğuna, içtihadın birleştirilmesi gerektiğine oybirliği ile karar verildikten ve raportör üye dinlendikten sonra konu görüşülüp tartışıldı:

KARAR : Borçlar Kanununun 45. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile düzenlenen destekten yoksun kalma tazminatı, doğrudan doğruya zarar görenin tazminat isteyebileceğine dair kuralın istisnasıdır. Bu hüküm ile olaydan dolaylı olarak zarar görene de tazminat istemek hakkı tanınmıştır. Bu istem Borçlar Kanununun 41, 45/1, 47, 48, 49, 55, 56, 58 ve diğer maddelerinde düzenlenen tazminat istemleri ile eş değerde olmadığı gibi eylemin karşılığı olan bir ceza da değildir. Ölümün sonucu olarak, ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek, yaşamının, desteğinin ölümünden önceki, düzeyinde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde ve kendine özgü bir tazminat biçimidir.
Tazminatın saptanmasında gözönünde bulundurulacak hususlardan biri de, destekten yoksun kalanın, desteğinin ölümünden önce onun geniş yardımları sonucu sürdürdüğü aşırı masrafları gerektiren, savurgan bir yaşam şeklinin devam ettirilmesi değil, toplum içindeki sosyal durumuna uygun yaşantısını sürdürebilmesi için desteğinin olanakları içinde yapabileceği para ile değerlendirilebilir yardımın belirlenmesidir.

Ölenin yardım ettiği ve bakıp gözettiği kişilerin bu ölüm nedeni ile mal varlıklarından, çoğalma olabilir. Ölen T. C. Emekli Sandığı iştirakçilerinden ise hayatta kalan yakınlarına 5435 sayılı Kanunun öngördüğü dul ve yetim maaşı bağlandığı gibi toptan ödeme de yapılmış olabilir. Bu dul ve yetim maaşları veya yapılan toptan ödeme destekten yoksun kalma tazminatı gibi hayatta kalanın şahsına bağlıdır, ölenin terekesine dahil değildir; mirasın reddedilmiş olması maaşların alınmasına engel olmaz. İşte bu ortak nitelikleri itibariyle destekten yoksun kalma tazminatı saptanırken dul ve yetim maaşlarının peşin sermaye değerinin veya toptan ödeme yapılmış ise ödenmiş bu paranın nazara alınıp alınamayacağı çözümlenmesi gereken sorundur.

5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunun 129. maddesinde, görevleri içinde veya dışında ölenlerin dul ve yetimlerinin, ölüme sebep olanlar aleyhine açacakları davaları kovuşturmaya, davalara üçüncü şahıs ise bunu doğrudan doğruya açmaya sandık yetkili kılınmıştır. Dava sonunda para tazminatı da alınırsa kavuşturma masrafları ile birlikte, dul ve yetim aylıkları bağlanan hallerde bu aylıkların beş yıllığı, toptan ödeme yapılan hallerde de yarısının Sandıkça alınarak, varsa geri kalanının ilgililere ödeneceği öngörülmüştür.
Tartışmada beliren bir görüşe göre, bu hüküm 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 26. ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun 63. maddesi ile eşdeğerdedir. Bu itibarla T.C. Emekli Sandığına böylece kısıtlı olarak rücu hakkı tanınmıştır. Zarara uğrayanın alabileceği tazminat saptanırken T.C. Emekli sandığının mal varlığına geçmesi gereken para indirildikten sonra kalan miktara hükmedilmesi gerekir.

Çoğunluğunun benimsediği görüş ise; sözü geçen 129. maddede bir hesaba sayılmanın öngörülmediği, aksine madde metninin açık olduğu ve zarar veren kişinin T.C. Emekli Sandığının ödediği paranın, kendisinin ödemek zorunda kalacağı tazminattan indirilmesini isteyemeyeceği biçiminde belirlenmiştir.

Gerçekten, haksız eylem sonucu ölen kişi, yaşamı süresince çalışmış ve maaşından düzenli olarak belirli bir miktar para kesilerek sandığa yatırılmıştır. Zarar verenin bu paradan yararlanması söz konusu olamaz. O halde zarar veren, verdiği zararın tamamını açılan davada ödemelidir. Esasen 129. madde zarar verenden tazminatın tamamının alınacağı hükmünü getirmiş ve Emekli Sandığı davaya katılmış veya doğrudan doğruya dava açmış olduğu takdirde alınacak tazminatın zarara uğrayanlar ile Sandık arasında nasıl bölüşüleceğini saptamıştır. Bu itibarla tazminat ödemekle yükümlü olan kişi bu maddeye dayanarak tazminatın indirilmesini isteyemez.

SONUÇ : Borçlar Kanununun 45. maddesinin 2. fıkrasına dayanılarak ölenin bakmakta olduğu veya ileride bakacağı sayılan kişilerin yoksun kaldıkları zararın, diğer bir deyişle destekten yoksun kalma tazminatının saptanmasında T.C. Emekli Sandığı'nca bağlanan gelirlerin indirilmemesi gerektiğine ilk toplantıda ve üçte ikiyi aşan çoğunlukla 6.3.1978 günün karar verildi.
YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
E. 2008/9289 K. 2008/1157 T. 09.10.2008

TRAFİK KAZASINDA ÖLÜM NEDENİYLE
DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI
DUL VE YETİM AYLIKLARI TAZMİNATTAN İNDİRİLMEZ

Özet :İş kazasına bağlı olmayan haksız eylem sonucu ölen sigortalının hak sahipleri tarafindan açılan destekten yoksun kalma tazminatının kapsamının belirlenmesinde, Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Kanunun 65 ve sonraki maddeleri uyarınca ölüm sigortası kolundan hak sahiplerine bağlanan dul ve yetim aylıklarının zarardan düşülmesi mümkün değildir.

DAVA VE KARAR : Davacı Zeliha Mutlu vd. vekili Avukat M. Nail Kocakaya tarafından, davalı Fikret Küçükerdemir vd. aleyhine 18/10/2000 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda ; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/09/2006 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ile davalılardan Fikret Küçükerdemir vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 26/02/2008 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat M. Nail Kocakaya ile karşı taraf davalılardan Fikret Küçükerdemir vekili Avukat Kürşat Güvenç geldiler, diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi Dosyanın görüşülmesine geçildi Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
l- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların diğer temyiz itirazına gelince; dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş ve karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Sigortalı işçi olan davacıların desteğinin, iş kazası sonucu olmadığı anlaşılan ölümü nedeniyle Sosyal Sigortalar Kurumunca davacılara ölüm sigortası kolundan aylık bağlandığı dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Dairemizce istikrarla uygulandığı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.1979 günlü ve Esas 1977/4-1110, Karar 1979/1395 sayılı kararında benimsendiği gibi, iş kazasına bağlı olmayan haksız eylem sonucu ölen sigortalının hak sahipleri tarafindan açılan destekten yoksun kalma tazminatının kapsamının belirlenmesinde , Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Kanunun 65ve sonraki maddeleri uyarınca ölüm sigortası kolundan hak sahiplerine bağlanan dul ve yetim aylıklarının zarardan düşülmesi mümkün değildir. Mahkemenin belirtilen ilkeye aykırı olan bu uygulaması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA; davalıların tüm, davacıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılar yararına takdir olunan 350.00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09/10/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
E.2007/10817 K.2008/85 T.15.01.2008

DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI
DUL AYLIĞI
Özet: Haksız eylem sonucu ölen kişi yaşamı süresince çalışmış ve maaşından belirli miktar para Emekli Sandığı'na kesilmiştir. Zarar verenin bu paradan yararlanması söz konusu olamayacağından davacının destekten yoksun kalma tazmi­natının hesabında Sandık tarafından bağlanan dul aylığı ile tütün ikramiyesinin indirilmesi doğru değildir.
(BK m. 41,42,43,44,45) (5434 m. 129)
Davacı, vatani görevini yaparken meydana gelen trafik kazasında vefat eden eşinden dolayı destekten yoksun kalma tazminatı istemiştir. Dosyadaki kanıtlardan desteğin eşine dul aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece destekten yoksun kalma tazminatının miktarının belirlenmesi için bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. Hük­me esas alınan bilirkişi raporunda davacıya TC Emekli Sandığı tarafından bağlanan görev şehidi dul aylığı tutarının peşin sermaye değeri ile davacıya ödenen tütün ikramiyesi gözetilerek indirim yapılmıştır. Mahkemece bu rapor doğrultusunda maddi tazminata hükmedilmiştir.
Ölen, TC Emekli Sandığı iştirakçilerinden ise, hayatta kalan yakınlarına 5435 sayılı Kanun'un öngördüğü dul ve yetim maaşı bağlandığı gibi toptan ödeme de yapılmış olabilir. Bu dul ve yetim maaşları veya yapılan toptan ödeme destekten yoksun kalma tazminatı gibi hayatta kalanın şahsına bağlıdır, ölenin terekesine dahil değildir. Mirasın reddedilmiş olması maaşların alınmasına engel olmaz. İşte bu ortak nitelikleri itibariyle destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken, öncelikle dul ve yetim maaşlarının peşin ser­maye değerinin veya toptan ödeme yapılmış ise ödenmiş bu paranın nazara alınıp alınamayacağı sorununun çözümlenmesi gerekir.
06.03.1978 tarih ve 1978/1 Esas, 1978/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Karan gereğince, destekten yoksun kalma tazminatının saptanmasında Emekli Sandığı tarafından bağlanan gelirlerin indirilmemesi gerekir. 5434 sayılı TC Emekli Sandığı Kanunu'nun 129. mad­desinde, görevleri içinde veya dışında ölenlerin dul ve yetimlerinin, ölüme sebep olanlar aleyhine açacakları davaları kovuşturmaya, davalılar üçüncü şahıs ise bunu doğrudan doğruya açmaya Sandık yetkili kılınmıştır. Dava sonunda para tazminatı da alınırsa kovuşturma masrafları ile birlikte, dul ve yetim aylıkları bağlanan hallerde bu aylıkların beş yıllığı, toptan ödeme yapılan hallerde de yarısının Sandıkça alınarak, varsa geri kalanının ilgililere ödeneceği öngörülmüştür. Esasen 129. madde zarar verenden tazminatın tamamının alınacağı hükmünü getirmiş ve Emekli Sandığı davaya katılmış veya doğrudan doğruya dava açmış olduğu takdirde alınacak tazminatın zarara uğrayanlar ile Sandık arasında nasıl bölüşüleceğini saptamıştır. Bu itibarla, tazminat ödemekle yükümlü olan kişi bu maddeye dayanarak tazminatın indirilmesini isteyemez. Haksız eylem sonucu ölen kişi, yaşamı süresince çalışmış ve maaşından düzenli olarak belirli bir miktar para kesilerek Sandığa yatırılmıştır. Zarar verenin bu paradan yararlanması söz konusu olamaz. O halde zarar veren, verdiği zararın tamamını açılan davada ödemelidir.
Somut olayda; destek, vatani görevini jandarma asteğmen olarak yaparken vefat etmiş olup, ölmeden önce yedek subay maaşı almaktadır. Emekli Sandığı tarafından davacıya bağlanan aylık desteğinin hayatta iken maaşından Emekli Sandığı tarafından kesilen miktarların karşılığıdır. O halde Emekli Sandığı tarafından bağlanan aylıklar 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu gereğince rücua tabi olmayıp destekten yoksun kalma tazminatının hesa­bında gözetilmemesi gerekir. Açıklanan nedenlerle davacının destekten yoksun kalma tazminatının hesabında TC Emekli Sandığı'nca bağlanan dul aylığı ile tütün ikramiyesinin indirilmiş olması doğru görülmemiştir. Mahkemece açık­lanan bu yön gözetilmeksizin yukarıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararına uygun olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenlerle davacı yararına (BOZULMASINA) 15.01.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 27-09-2010, 13:16   #15
Av.Y.Selim ÜSTÜN

 
Varsayılan

Belirtilen kararlar güzel olmakla beraber benim son eklediğim husus biraz farklıdır. Bir işçi iş kazası neticesinde sürekli iş göremez hale geldiğinde ona SGK tarafından sürekli iş göremezlik aylığı bağlanmaktadır. Bu bağlanan aylık malullük aylığından farklı olup işçinin hem malullük aylığı hemde işgöremezlik aylığı alması mümkündür. Anılan yasada bu konuda bir düzenleme göremedim. Bu konuda ki fikirleriniz nedir?
Saygılarımla.
Old 27-09-2010, 13:26   #16
Av. Hamza

 
Varsayılan

benim verdiğim cevap (kararlar) sizin ilk sorduğunuz soruya ilişkin olarak (cevap olarak) verildi.
Old 27-09-2010, 13:45   #17
Av.Y.Selim ÜSTÜN

 
Varsayılan

İlgili yasanın 21. maddesinde düzenleme varmış. Okudum. Bağlanan maaşın peşin sermaye değerinin yarısı kusur şartına matuf olarak düşülür diyor.
Old 29-09-2010, 19:17   #18
Av.Dursun KARACA

 
Varsayılan

Kaza iş kazası değilse, SGK.tarafından bağlanan gelirin peşin değerinin düşmesi gibi bir durum söz konusu olmaz. Tazminat sorumlularından normal destek tazminatı ve manevi tazminat talep edilir.
Old 29-09-2010, 21:01   #19
NAZ80

 
Varsayılan

merhaba arkadaşlar ben bu konuyu daha önce forumda paylaştım açmış olduğum davamı da kazandım ssk dan bağlanan maaş ile trafik kazası arasında illiyet bağı olmaması ve ssk nın rücu hakkı olmaması .... sbeplerden dolayı destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanıyor.
Old 01-11-2010, 09:54   #20
hewal65

 
Varsayılan

değerli meslektaşlarım,
mümessil olarak çalıştığı ilaç firmasında iş kazası sonucu müvekkilin eşi trafik kazasında ölüyor.
kusur karşı tarafta.
murisin eşi ve 2 küçük çocuğu bulunmaktadır.
ZMMS'dan ölüm başına alınacak miktar bellidir.
karşı tarafa karşı destekten yoksun kalma ve manevi tazminat açacağım.
müvekkillere dul ve yetim aylığı bağlanması ZMMS'den alınacak tazminat miktarını etkiler mi?
başkaca alınacak bir tazminat var mıdır?
murisin işverenin sorumluluğu nelerdir?
bu konuda yardımcı olacak, yol gösterecek arkadaşlara şimdiden teşekkürler...
Old 01-11-2010, 11:44   #21
Av.Aysunn

 
Varsayılan

sayın Hewal
işverenden destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebinde bulunabilirsiniz. söz konusu tazminatlar yapılacak kusur incelemesi sonucu işverenin kusuru oranında hüküm altına alınır. bahsettiğiniz olay iş kazası olduğundan ve iş kazında SGK'nın bağlanan maaşın peşin sermaye miktarı yönünden rücu hakkı bulunduğundan yapılacak destekten yoksun kalma tazminatı hesabında peşin sermaye miktarı düşülecektir. bu nedenle size tavsiyem manevi tazminat yönünden talebiniz ne kadar ise tamamını istemeniz, destekten yoksun kalma tazminatı yönüden ise fazlaya ilişkin haklarınızı saklı tutup kısmi talepte bulunmanız yararınıza olacaktır. destekten yoksun kalma tazminatını yapılan tazminat hesabından sonra ıslah yolu ile yükseltmeniz mümkün.
Old 05-11-2010, 14:31   #22
hewal65

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

Esas: 1985/9-853
Karar: 1986/67
Karar Tarihi: 31.01.1986

DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI DAVASI - ÖLÜM SİGORTASINDAN AYLIK BAĞLANABİLMESİ İÇİN SADECE ÖLÜM OLGUSUNUN YETERLİ OLAMAYACAĞI - ÖLÜM AYLIĞININ DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATININ BELİRLENMESİNDE ZARARDAN İNDİRİLMEMESİ GEREĞİ

ÖZET: Ölüm sigortasından aylık bağlanabilmesi için sadece ölüm olgusu yeterli olmayıp, bundan başka sigortalının ölmeden önce belirli bir süre sigortalı olması ve belli gün sayısında malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunması da gerekmektedir. Ölümü meydana getiren olay hangi sebepten ileri gelmiş olursa olsun, buradaki koşullar gerçekleşmedikçe ölüm sigortasından aylık bağlanmaz. Ölümü intaç eden olayın iş kazası olması da farklılık yaratmaz. Ölüm aylığı, ölümü meydana getiren olayın sebebinden tamamen bağımsız olarak gerçekleşir. Bu nedenle ölüm aylığının gerçekleşmesi ile ölümü meydana getiren olayın sebebi arasında uygun sebep-sonuç bağı yoktur. Bunun sonucu olarak ölüm aylığının, ölüme neden olan olayın sebebiyle uygun sebep-sonuç bağı içinde gerçekleşen bir yarar olduğundan söz edilemeyecektir. Bu itibarla, ölüm aylığının destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesinde zarardan indirilmesi mümkün değildir.

(506 S. K. m. 2, 23, 24, 26, 65, 66, 71, 73) (818 S. K. m. 41, 45/2) (YİBK. 06.03.1978 T. 1978/1 E. 1978/3 K.) (HGK. 28.11.1979 T. 1977/4-1110 E. 1979/1395 K.)


Dava: Taraflar arasındaki destekten yoksun kalma tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 4. İş Mahkemesi`nce gerçekleşen maddi ve manevi tazminatların kabulüne dair verilen 13.10.1982 gün ve 1981/71 Esas 1982/316 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi`nin 16.12.1982 gün ve 9201-9841 sayılı ilamı ile,

<davanın konusu destekten yoksun kalma niteliğinde bir miktar tazminatın alınması isteğinden ibaret olup yasal dayanağını Borçlar Kanunu`nun 45`inci maddesi oluşturmaktadır. Borçlar Kanunu`nun 45/2.`nci maddesi hükmünce "ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir>. Bu maddeye dayanan hakkın özelliklerinden biri de ölenin kişiliğine bağlı olmayıp doğrudan doğruya destekten mahrum kalan kimsenin kişiliğinde doğmuş olmasıdır. (Oser - Schörenberger, Borçlar hukuku, R. Seçkin Çevirisi, İkinci Kısım, sh.415; A. Von Tuhr; Borçlar Hukuku, Cevat Edege Çevirisi, sh. 410-411; Feyzioğlu F.N., Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Cilt : 1, sh. 579).

Yargıtay uygulamalarında beliren anlam altında destekten yoksun kalma tazminatı <ölüm nedeniyle Borçlar Kanunu`nun 45`inci maddesine dayanan yoksun kalanlarla ölenin yaşayabilecekleri muhtemel süre içinde de ölenin çalışıp kazanabileceği süredeki kazancı tutarından davacılara ayırıp ilerde yapabileceği yardımın tutarının peşin ve toptan ödenmesinden ibarettir. (Yargıtay 4`üncü Hukuk Dairesi`nin 30.5.1965 tarihli Esas: 1420)

488 zikreden M. Çenberci, İş Kanunu Şerhi, Ankara: 1978, sh. 839) Destekten yoksun kalma tazminatı ile hedef tutulan esas Borçlar Kanunu`nun 41`inci Maddesindekinden farklı bulunmaktadır. Şöyle ki; 41`inci madde ile tazmini hüküm altına alınmak istenen husus gerçek zarar olduğu halde destekten yoksun kalma tazminatının yasal dayanağını oluşturan 45/2`nci madde destekten yoksun kalanların tazminat hakkını doğuran ölüm olayından önceki sosyal ve ekonomik yaşayış düzeylerini, ölümden sonrası için de aynı düzeyde tutabilmek amacıyla muhtaç oldukları paranın alınması amacını gütmektedir. (M.Çenberci; S.G.E., sh. 840).

Destekten yoksun kalma tazminatı konusunda önemli sorunlardan biri de, kuşkusuz, bu tazminatın miktarının belirlenmesidir. Tazminat miktarının belirlenmesinde öncelik, zarar miktarının tayinidir. Tazminat miktarının belirlenmesinde zarardan başka nedenler de etkili olacaklarından zararın kapsamı ile tazminatın kapsamı farklı olabilecektir; zararın tam olarak tanzimi zorunluluk arz etmez. (S.S. Tekinay, Borçlar Hukuku>, İstanbul, 1974, sh. 469). Diğer taraftan şu husus da belirtilmelidir ki, gerek tazminat gerekse zarar miktarları dava açılırken de kesinlikle belirtilemez. Bütün bunlar geleceğe ait bir takım koşulların, önceden tahmin ve takdirine dayanan hesaplamaları gerektirir.

Destekten yoksun kalma tazminatının yukarıda değinilen amacı ve bu amaç dışında kalan <destekten yoksun kalanın, ölüm nedeniyle mal varlığını zenginleştirmemek> şeklinde ifade edebilecek olumsuz özelliği göz önünde tutulduğunda, destekten yoksun kalanın <desteğin ölümü nedeniyle> başka kaynaklardan sağladığı çıkarların belirlenen zarar tutarından indirilmesinin zorunlu bulunduğu kabul edilmelidir. Burada önemli olan husus indirilmesi gereken çıkarlarla desteğin ölümü arasında uygun sebep-sonuç bağının gerçekleşmiş bulunmasıdır. Destekten yoksun kalma tazminatı davasında tazmin edilmesi gereken zarar, yukarıda değinilen çıkarların indirilmesinden sonra geriye kalan miktardır. Şu halde zarar miktarından ölüm nedeniyle sağlanan çıkarlar, başka bir anlatımla ölümle uygun sebep-sonuç bağı gerçekleşmek suretiyle sağlanan çıkarların indirilmesiyle bulunan zarar, destekten yoksun kalma tazminatında üst sınır, yani desteğini kaybedenin gerçek zararını oluşturacaktır. Tazminat miktarı, hiçbir zaman bu miktarın üstüne çıkamayacaktır. Gerçek zarar belirlendikten sonra, ödenmesi gereken tazminat miktarının tespiti için gerçek zarardan, ölenin kusuru, müzayaka hali, hal ve mevkiin icabı gibi tazminat miktarı ile ilgili indirimlerin yapılması gerekir. Görülüyor ki, önce zararın tayini söz konusu olduğundan zararla ilgili indirim nedenleri, daha sonra tazminatla ilgili indirim nedenleri dikkate alınacaktır. Bu indirimlerin yapılması ile tazminat miktarı belirlenmiş olur. Şu hususun da özellikle belirtilmesi gerekir ki, iş kazası sonucu ölen işçinin desteğinden yoksun kalanların açacakları tazminat davası <Sosyal Sigorta Kurumlarınca sağlanmış olan haklar dışında kalan zararın ödetilmesi ilkesine dayandığından> (Hukuk Genel Kurulu`nun 27.9.1967 gün ve 9/1391 Esas, 421 Karar, sayılı kararı zikreden : M.Çenberci; S.G.E., sh. 875, not: 261) tespit edilen tazminat miktarından en son olarak Sosyal Sigortalar Kurumlarınca sağlanan hakların peşin sermaye değerinin indirilmesi, eğer bu indirimden sonra bir miktar para kalıyorsa onun tahsiline hükmedilmesi zorunludur, aksi halde mükerrer ödemeye yol açılmış olur. (Bu konuda : M.Çenberci; S.G.E., sh.869, v.d. S.S. Tekinay, S.G.E., sh. 469 v.d.; F.N. Fevzioğlu; S.G.E., sh. 583, v.d.; K.Tunçomağ, Türk Borçlar Hukuku, İstanbul 1976, I. Cilt; Sh. 512 v.d.; A.Von Tuhr; S.G.E., sh.410; Oser-Schönenberger; S.G.E., Sh.420; H.Seçker; İsviçre Medeni Kanun Şerhi, Borçlar Kanunu Madde 45`le ilgili Açıklamalar, No.IV).

Olayda mahkemece yukarıdaki esaslar uyarınca davada hüküm altına alınacak tazminat miktarı belirlenirken desteklenene Sosyal Sigortalar Mevzuatı uyarınca ölüm nedeni ile sağlanan hakların peşin sermaye değeri indirilmemiştir. Dosyadaki yazılardan söz konusu haklarla ölüm olayı arasında uygun neden-sonuç bağının gerçekleştiği açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca bu yönden de gereken indirimlerin yapılması zorunludur. (Aynı doğrultuda; K.Tunçomağ, S.G.E., Sh. 516 ve 19 sayılı notta zikredilen esaslar; F.N. Feyzioğlu; S.G.E., Sh. 584 ve 233 sayılı notta zikredilen Yargıtay Daire ve Hukuk Genel Kurulu Kararları.)

Mahkemece yazılı gerekçelerle yukarıda açıklanan ilkelerle çelişir yönde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir> gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Karar: İş kazası sonucu ölen işçinin hak sahiplerine hem 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu`nun 23 ve müteakip maddeleri uyarınca iş kazası sigortasından gelir bağlanmış, hem de aynı Kanun`un 65 ve müteakip maddeleri uyarınca ölüm sigortasından aylık bağlanmıştır. Mahkemece iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahipleri tarafından destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesinde, iş kazası sigortasından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri maddi tazminattan düşülmüş, fakat ölüm sigortasından bağlanan aylığın peşin sermaye değeri zarardan düşülmemiştir. Yerel mahkeme ile özel daire arasındaki uyuşmazlık, iş kazası sonucu ölen işçinin hak sahipleri tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesinde <ölüm sigortası> dalından hak sahiplerine bağlanmış olan aylıkların da zarardan düşülmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Önce şu husus belirtilmelidir ki, iş kazası sonucu ölümlerde, ölenin desteğinden yoksun kalanlara 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu`nun 23 ve müteakip maddeleri uyarınca bağlanan <gelir>in hukuki niteliğinin de belirlenmesinde yarar vardır.

Gerçekten 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu`nun 23 ve 24`üncü maddelerine göre iş kazası sonucu ölen sigortalının eş ve çocukları ile ana ve babasına gelir bağlanabilecektir. Bunun için ölümün iş kazası sonucu meydana gelmiş olması yeterli olup, ayrıca sigortalının ölmeden önce 506 sayılı SSK`nun 2`nci maddesi uyarınca belirli bir süre sigortalı olması ve belirli gün sayısında prim ödemiş bulunması gibi koşullar aranmaz. İstekte bulunma koşulu da gerekmez, kurum resen gelir tahsisinde bulunur ve bununla ilgili iş kazası ve meslek hastalığı sigorta priminin tamamı işveren tarafından ödenir, sigortalının bir katkısı yoktur.

Söz konusu <gelir> in hukuki niteliği ise, destekten yoksun kalanların maddi zararlarının <kanuni sigorta> kavramı içinde sigorta primleri işverenden alınmak suretiyle, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümleri gereğince Sosyal Sigortalar Kurumu`nca karşılanmak amacına yönelik bir ödeme olarak ifade edilebilir.

Buna göre <gelir>, zarar karşılığı olması itibariyle bir tazminat niteliğine haizdir ve sorumluluğu gerektiren hallerde işverenin genel hükümlere göre ödemekle yükümlü olduğu tazminatın bütünlüğü içinde yer alır. Bu bazen işverenin ödemesi gereken tazminata eşit olabileceği gibi, bazen de onun altında veya üstünde olabilir. İşte altında olduğu zaman ikisi arasındaki fark destekten yoksun kalanların işverenden isteyebilecekleri maddi tazminat miktarını oluşturur.

Bunun için sigorta gelirinin peşin sermaye değerini işverenin sorumlu olduğu maddi tazminat miktarından mahsup etmek gerekir. Aksi takdirde hak sahipleri aynı tazminatı ayrı ayrı hem işverenden hem de Sosyal Sigortalar Kurumu`ndan almış olurlar ki, bu haksız zenginleşmeye sebep olacağından hukuken korunamaz. Konu ile ilgili Yargıtay kararlarında yer alan <bu tür davaların hukuki sebebi, Sosyal Sigortalar Kurumu`nca sağlanan gelirlerle karşılanmayan kısmın ödetilmesi ilkesine dayanır> şeklindeki sözler de aynı görüşü yansıtmaktadır. Bu suretle, kurumun 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu`nun 26`ncı maddesi uyarınca rücu hakkına sahip olduğu hallerde, işverenin mükerrer ödemede bulunması da önlenmiş olur.

İşte, Sosyal Sigortalar Kurumu`nca bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin söz konusu maddi tazminattan mahsubu gerekmesinin hukuki sebebini böylece açıklamak mümkündür.

Uyuşmazlığın asıl konusunu teşkil eden ölüm sigortasından bağlanan aylığa gelince:

Konu ile ilgili hüküm 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu`nun 66`ncı maddesinde yer almaktadır. Bu madde hükmüne göre, ölüm sigortasından aylık bağlanabilmesi için sadece ölüm olgusu yeterli olmayıp, bundan başka sigortalının ölmeden önce 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu`nun 2`nci maddesine göre belirli bir süre sigortalı olması ve belli gün sayısında malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunması da gerekmektedir. Ölümü meydana getiren olay hangi sebepten ileri gelmiş olursa olsun, buradaki koşullar gerçekleşmedikçe ölüm sigortasından aylık bağlanmaz. Ölümü intaç eden olayın iş kazası olması da farklılık yaratmaz. Ölüm aylığı, ölümü meydana getiren olayın sebebinden tamamen bağımsız olarak gerçekleşir. Bu nedenle ölüm aylığının gerçekleşmesi ile, ölümü meydana getiren olayın sebebi arasında uygun sebep-sonuç bağı yoktur.

Bunun sonucu olarak ölüm aylığının, ölüme neden olan olayın sebebiyle uygun sebep-sonuç bağı içinde gerçekleşen bir yarar olduğundan söz edilemeyecektir.

Bu itibarla, ölüm aylığının destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesinde zarardan indirilmesi mümkün değildir.

Kaldı ki, 73`üncü maddede görüldüğü gibi ölüm aylığının maddi kaynağını teşkil eden malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin bir bölümü sigortalı işçi tarafından bir bölümü de işveren tarafından ödenmektedir. İşverenin ödediği primler de aslında sigortalıya ait olmaktadır. Toptan ödemeyle ilgili 506 sayılı Yasa`nın 71`inci maddesinin, ölen sigortalının kendisinin ve işverenlerinin ödedikleri, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri toplamının; hak sahibi kimselerine ödeneceğine dair hükmü de bunu göstermektedir. Öyleyse, işçiye ait olan sigorta primleri karşılığı ödenen ölüm aylığından, işverenin yararlandırılması doğru olmayacaktır. Bu durum, T.C. Emekli Sandığı`nca mensuplarının hak sahiplerine bağlanan dul ve yetim aylığına benzemektedir.

6.3.1978 gün ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı`nda ise, T.C. Emekli Sandığı`nca hak sahiplerine bağlanan dul ve yetim aylıklarının destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesinde zarardan düşülemeyeceği kabul edilmiştir. O halde Sosyal Sigortalar Kurumu`nca hak sahiplerine ölüm sigortasından bağlanan aylıklar için ayrı işlem yapılmasını haklı kılacak yasal ve makul bir neden olamaz. (Hukuk Genel Kurulu`nun 28.11.1979 gün ve E. 1977/4-1110- K. 1979/1395 sayılı kararı).

Yine yukarıda tarih ve sayısı yazılı Hukuk Genel Kurulu kararında da vurgulandığı gibi, ölüm sigortasından bağlanan yardımlar için 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu`nun 26`ncı maddesine göre, Kurum`un rücu hakkı bulunmadığından, işverenin mükerrer ödemede bulunması gibi bir durum olmayacaktır.

Bu nedenle direnme uygun bulunduğundan hesap yönünden inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun bulunduğundan diğer yönlerden inceleme yapılmak üzere dosyanın 9. Hukuk Dairesi`ne gönderilmesine, 31.11.1986 gününde üçte ikiyi aşan çoğunluk ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
Old 05-11-2010, 21:31   #23
Malik Eskişehirli

 
Varsayılan

Merhaba.
Aylıkların Tazminattan İndirilemeyeceğini Yazmıştım. Ancak, Tatbikatçı da Olsanız, Hukuk Mezunu Değilseniz İnandırıcı Olunmuyor! Umarım, Daha Önemli Olan Tazminat Matematiğine İlişkin Tereddütüm İlgilileri Tarafından Yararlarına Olmak Üzere Önemsenir.
İyi Çalışmalar.
Old 11-05-2011, 23:50   #24
gebolalı35

 
Varsayılan

selam arkadaşlar benimde buna benzer bir davam var " müvekkil x şirkette işçi olarak çalışmakta ve sabah işe işverenin taşeronunun aracı ile giderken yolda geçirdiği kaza sonucu vefat etmiştir. sgk müfettişi iş kazası raporu verdi kaza yaptığı aracın trafik sigortasına destekten yoksun kalma tazminatı talep ettik 42 yaşında asgari ücret ile çaLIşan ve 3 çocuk 18 yaşından küçük 2 çocuk 18 yaşından büyük toplam 5 çocuğu var aktüryel (yanlışta yazmış olabilirim ismini)hesaplama ile mirascılara toplamda 26.000 tl tazminat belirlendi rakam aşağı yukarı doğrumudur. yoksa dava açarsak artarmı yada ne yapmalıyız şimdiden tşkler.
Old 12-05-2011, 11:21   #25
hewal65

 
Varsayılan

bu miktar çok az. daha fazla bir tazminat çıkması gerekir. dava açmanızı öneririm.
Old 12-05-2011, 20:48   #26
Malik Eskişehirli

 
Varsayılan

Genelde, teknik sonuçlarımız ( D.Y. ) kalanlar lehine farklı çıkar ise de; Tekrar hesaplatmadan ( BK Raporunu Denetlettirmeden ) gerek kalırsa " Görüş " almadan dava açmayın.
Old 12-05-2011, 20:50   #27
Malik Eskişehirli

 
Varsayılan

( BK Raporu ) Sigorta Şirketi Aktüer Raporu dur.
Old 18-11-2012, 20:10   #28
Av.Dursun KARACA

 
Varsayılan

Bu konudaki tartışmalarda 5510 sayılı kanunun 39 ncu maddesi ile birlikte yeni Borçlar Kanunun 55. maddesini de dikkate almak gerekiyor. Bu kapsamda idari yargıdaki uygulama nasıl? Zira; idari yargı SGK/Emekli Sandığı ödemelerinin peşin sermaye değerini tümüyle düşüyordu. Şimdi ne olacak? Uygulamadan bilgisi olan arkadaşlar var mı?
Old 10-11-2016, 20:05   #29
Av.Dursun KARACA

 
Varsayılan

İş kazası nedeniyle ölen sigortalının yakınlarına bağlanan gelirlerin peşin sermaye değeri maddi tazminattan indirilecektir. Bunda kuşku yok. Ancak, tazminat davası kararı kesinleştikten sonra SGK. gelir bağlarsa, bu gelirin peşin sermaye değeri tazminattan indirilmemiş olacak, SGK'nın rücu davasıyla işveren mükerrer ödeme talebiyle karşılaşacak, ölenin hak sahipleri de sebepsiz zenginleşmiş olacaktır. Bunun muhtemel sebebi de; tazminat davasına bakan mahkemenin SGK'ya yapılan başvurunun sonucunu beklememesi veya bu işlemden haberdar olmaması olabilir. Bu durumda ortaya çıkacak muhtemel bir sorun nasıl çözülebilir? SGK'nın rücu davasıyla mükerrer ödeme durumunda kalan işveren ne yapacaktır? Bu tür durumlarda, hak sahiplerinin gelir bağlanması için SGK'ya başvurusunda zamanaşımı da olmadığına göre, böyle bir durum her zaman yaşanabilir. Bu konuda meslektaşların görüşlerini bekliyorum.
Old 11-11-2016, 12:31   #30
Av.Rıdvan Ergün

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Dursun KARACA
İş kazası nedeniyle ölen sigortalının yakınlarına bağlanan gelirlerin peşin sermaye değeri maddi tazminattan indirilecektir. Bunda kuşku yok. Ancak, tazminat davası kararı kesinleştikten sonra SGK. gelir bağlarsa, bu gelirin peşin sermaye değeri tazminattan indirilmemiş olacak, SGK'nın rücu davasıyla işveren mükerrer ödeme talebiyle karşılaşacak, ölenin hak sahipleri de sebepsiz zenginleşmiş olacaktır. Bunun muhtemel sebebi de; tazminat davasına bakan mahkemenin SGK'ya yapılan başvurunun sonucunu beklememesi veya bu işlemden haberdar olmaması olabilir. Bu durumda ortaya çıkacak muhtemel bir sorun nasıl çözülebilir? SGK'nın rücu davasıyla mükerrer ödeme durumunda kalan işveren ne yapacaktır? Bu tür durumlarda, hak sahiplerinin gelir bağlanması için SGK'ya başvurusunda zamanaşımı da olmadığına göre, böyle bir durum her zaman yaşanabilir. Bu konuda meslektaşların görüşlerini bekliyorum.

Dursun Bey;
Aşağıda paylaştığım HGK kararındaki olayla sizin sorunuz bire bir örtüşmese de, kararda vurgulanan altı çizili kısım size de yol gösteriyor.
Destekten henüz bir gelir bağlanması başvurusu yapılmamış olsa bile mahkemece SGK'dan bağlanması muhtemel gelir olup olmadığı ve peşin değeri sorularak bilirkişiden buna göre rapor alınabilir.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2012/21-1047
K. 2013/395
T. 27.3.2013
• MADDİ TAZMİNAT DAVASI ( İş Kazası Sonucu Gerçekleşen gelir bağlanma koşulları değerlendirilip hesap yapılması için ek bilirkişi raporu alınıp Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanacak muhtemel ölüm gelirlerinin, ilk peşin sermaye değeri düşülerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Ölüm Nedeniyle - Olay ve Dava Tarihi İtibariyle Altmış Beş Yaşını Doldurmamış Olan Davacı Annenin Hak Sahibi Olarak Ölüm Geliri Bağlanması Koşullarını Taşımadığı/Fakat Altmış Beş Yaşından Sonraki Bakiye Ömrü Dikkate Alınarak Gelir Bağlanma Koşullarının Değerlendirileceği )
• DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI ( Olay ve Dava Tarihi İtibariyle Altmış Beş Yaşını Doldurmamış Olan Davacı Annenin Hak Sahibi Olarak Ölüm Geliri Bağlanması Koşullarını Taşımadığı - Altmış Beş Yaşını Doldurduğu Tarih İtibari İle Hak Sahiplerinden Artan Hisse Bulunmasa Bile Gelir Bağlanacağı )
• ÖLÜM AYLIĞI ( İş Kazası Nedeniyle İşçinin Ölümü Halinde Ana ve Baba Yararına Maddi Tazminata Karar Verilebilmesi İçin Ana ve Babaya Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Kısa Vadeli Sigorta Kolundan Ölüm Geliri Bağlanması Gerektiği - Davacı Annenin Altmış Beş Yaşını Doldurduğu Tarih İtibari İle Hak Sahiplerinden Artan Hisse Bulunmasa Bile Gelir Bağlanabileceği )
• ÖLÜM GELİRİ BAĞLANMASININ KOŞULLARI ( Ölen Sigortalının Eş ve İki Çocuğuna Ölüm Aylığı Bağlanmış Olması Nedeni İle Artan Hisse Kalmadığı/Olay ve Dava Tarihi İtibariyle Altmış Beş Yaşını Doldurmamış Olan Davacı Annenin Hak Sahibi Olarak Ölüm Geliri Bağlanması Koşullarını Taşımadığı - Altmış Beş Yaşından Sonraki Bakiye Ömrü Dikkate Alınarak Gelir Bağlanma Koşullarının Değerlendirileceği )
506/m.24
818/m.45
5510/m.20,29
ÖZET : Dava, iş kazası sonucu gerçekleşen ölüm nedeniyle, ana ve babanın maddi tazminat istemine ilişkindir. İş kazası nedeniyle işçinin ölümü halinde ana ve baba yararına maddi tazminata karar verilebilmesi için ana ve babaya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kısa vadeli sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması gerekmektedir. Kendilerine gelir bağlanan ana ve babanın destekten yararlandığı varsayılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın yazısı ile ölen sigortalının eş ve iki çocuğuna ölüm aylığı bağlanmış olması nedeni ile artan hisse kalmadığı, hak sahiplerinden birinin herhangi bir sebeple aylık/gelirinin kesilmesi halinde de durumunda herhangi bir değişiklik olmayacağından anneye aylık bağlanma imkanı bulunmadığının bildirilmiş olması nedeniyle, 1955 doğumlu olup olay ve dava tarihi itibariyle 65 yaşını doldurmamış olan davacı annenin hak sahibi olarak 5510 sayılı Kanunun 20 maddesine göre ölüm geliri bağlanması koşullarını taşımadığı açıktır. Bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması için tespit davası açması için önel verilerek sonucunun beklenmesi sonucu etkilemeyecektir. Ne var ki davacının 65 yaşını doldurduğu tarih itibari ile hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunmasa bile her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirlerin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklardan hak kazanılan gelir ve aylıklar dışında gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması halinde % 25 oranında gelir bağlanacak olması nedeniyle, davacının 65 yaşından sonraki bakiye ömrü dikkate alınarak, gelir bağlanma koşulları değerlendirilip hesap yapılması için ek bilirkişi raporu alınıp Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanacak muhtemel ölüm gelirlerinin, ilk peşin sermaye değeri düşülerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki “Tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gebze 2. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.12.2009 gün ve 2008/335 E.-2009/867 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekillerince istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2011 gün ve 2010/4291 E.-2011/7322 K.sayılı ilamı ile;

( … 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.

2-Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece ölen sigortalının babasının emeklilik aylığı aldığı gerekçesiyle bu davacının maddi tazminat isteminin reddine, annenin maddi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümü durumunda dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa'nın 24. ve halen yürürlükte olan 5510 Sayılı yasanın 20.maddesinin belirlediği koşulların gerçekleşmesi ile ana ve babasına gelir bağlanmaktadır. Sigortalının iş kazasında öldüğü 15.12.2005 tarihinde yürürlükte bulunan; 506 sayılı Yasanın 23.maddesinde ölen sigortalının yıllık kazancının %70'inin %50'si oranında dul eşine, %25'i oranında çocuklarının her birine gelir olarak bağlanacağı, 24. maddesinde ise “sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına bağlanması gereken gelirlerin toplamının sigortalının yıllık kazancının %70'inden aşağı olması halinde artanının eşit hisseler halinde sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına gelir olarak verileceği, ancak bunların her birinin hissesinin sigortalının yıllık kazancının %70'inin dörtte birini geçemeyeceği, sigortalının ölümü ile eşine ve çocuklarına bağlanabilecek gelirlerinin toplamının, sigortalının yıllık kazancının %70'inden aşağı değilse ana ve babasının gelir bağlanma haklarının düşeceği, 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 20. maddesinde iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, 17. madde gereğince tespit edilerek aylık kazancının %70'inin 55. maddenin ikinci fıkrasına göre güncellenerek 34. madde hükümlerine göre gelir olarak bağlanacağı, 34. maddesinde ise dul eşine %50'si şartlarını oluşması halinde çocuklarının her birine %25i oranında aylık bağlanacağı, hak sahibi eş ve çocuklardan ortak hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam %25i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla %25'i oranında aylık bağlanacağı bildirilmiştir.

Bu tür davalarda; haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin belirlenen maddi tazminattan düşülmesi gerekir. Bu bakımdan davanın niteliği gözönünde tutularak öncelikle Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından gelir bağlanıp bağlanmayacağı kesin olarak saptanmalıdır.

Yapılacak iş; davacı anne Emine 'ye yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince iş kazası sigorta kolundan kendisine ölüm geliri bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yaptığı başvurunun reddedildiği anlaşılmakla SGK Başkanlığına karşı iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması için tespit davası açmak üzere önel vermek ve çıkacak sonuca göre karar vermektir.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır... ),

Gerekçesiyle oybirliği ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, iş kazası sonucu gerçekleşen ölüm nedeniyle, ana ve babanın maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili; Davacıların oğlu olan Özcan'ın işçi olarak çalışmakta iken davalı Aydın'ın kullandığı, diğer davalı S... Ltd. Şti. ye ait 41 ... ... plakalı kamyonda seyir halinde iken 15.12.2005 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu hayatını kaybettiğini belirterek, davacı Abdullah için 15.000,00 YTL, Emine için ise 33.000,00 YTL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ( sigorta şirketinin poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere ) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, baba Abdullah' ın emekli olması nedeni ile maddi tazminat isteminin reddine, anne Emine'nin ise ev hanımı olduğu, geliri bulunmadığı, ölen çocuğunun desteğinden ölümüne kadar fiilen, sürekli olarak yararlandığı ve desteğine ihtiyacı olduğu gerekçesi ile maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davalılar vekillerinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, yerel mahkemece önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.

Hükmü temyize davalılar vekilleri getirmiştir.

6352 sayılı Kanun ile 5521 sayılı Kanuna eklenen Geçici 2. maddesi uyarıca yapılan inceleme sonrasında Özel Daire'ce, bozma ilamı gerekçesindeki açıklamalar gözetildiğinde, Mahkemenin direnme kararının yerinde görülmediği belirtilerek, dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesine karar verilmiştir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davacı annenin 5510 sayılı Kanunun 29. maddesi uyarınca ölüm gelirine hak kazanıp kazanmadığının tespiti için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na karşı dava açılması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin yasal düzenleme ve bu tazminatın hukuki niteliğinin üzerinde durulmasında yarar vardır.

Destekten yoksun kalma tazminatı 818 sayılı Borçlar Kanununun 45/II.maddesinde düzenlenmiş olup, “Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir” şeklinde hükme bağlanmıştır.

Bu maddede, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır.

Yasa metninden de anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş söyleyişle amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır.

Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde; “Destekten Yoksun Kalma Tazminatı eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının, desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” vurgulanmıştır.

İş kazası nedeniyle işçinin ölümü halinde ana ve baba yararına maddi tazminata karar verilebilmesi için ana ve babaya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kısa vadeli sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması gerekmektedir. Kendilerine gelir bağlanan ana ve babanın destekten yararlandığı varsayılmaktadır. Bu nedenle mükerrer ödemeyi önlemek için tespit edilen tazminat miktarından bağlanan gelirlerin peşin sermaye değeri düşülmelidir.

Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümü durumunda anne ve babaya ölüm geliri bağlanması koşullarının belirlenmesi ile ilgili yasal düzenlemelerin gelişimine baktığımızda;

4958 sayılı Kanunun 35. maddesi ile 506 sayılı Kanunun 24/1. maddesinde yapılan değişiklikten önce, yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun 24. maddesine göre; ana ve babanın gelire hak kazanabilmesinin birinci koşulu, sigortalının ölümü tarihinde, eş ve çocuklarına bağlanması gereken gelir toplamının, sigortalının saptanan gelirinin % 70'inden aşağı olması, ikinci koşulu ise, ölen sigortalının sağlığında onların geçimini sağlamış olması kabul edilmekte iken, anılan maddede 4958 sayılı Kanunun 35. maddesi ile yapılan 29.7.2003 tarihli değişiklikle “Sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına bağlanması gereken gelirlerin toplamı, sigortalının yıllık kazancının % 70 inden aşağı ise, artanı, eşit hisseler halinde sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına gelir olarak verilir. Ancak, bunların her birinin hissesi sigortalının yıllık kazancının % 70 inin dörtte birini geçemez.

Sigortalının ölümü ile eşine ve çocuklarına bağlanabilecek gelirlerin toplamı, sigortalının yıllık kazancının % 70 inden aşağı değilse ana ve babanın gelir bağlanma hakları düşer.” denilerek sigortalının ana ve babasına gelir bağlanması için “sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan” biçiminde değiştirilerek “sigortalının sağlığında anne ve babanın geçimini sağlama” koşulundan vazgeçilmiştir.

01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun hak sahiplerine gelir bağlanılması ile ilgili 20/1. maddesinde, İş kazası veya meslek hastalığına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine, 17 nci madde gereğince tespit edilecek aylık kazancının % 70'i, 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre güncellenerek 34 üncü madde hükümlerine göre gelir olarak bağlanacağı, 34/d maddesinde ise hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25'i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25'i, oranında aylık bağlanacağı kabul edilmiştir.

Söz konusu değişiklikle, ana ve babaya gelir bağlanabilmesi için birinci olarak hak sahibi eş ve çocuklara bağlanan gelirlerden artan hisse bulunması, ikinci olarak ana ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirlerden asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklardan hak kazanılan gelir ve aylıklar dışında gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması koşulu ile toplam % 25 oranında gelir bağlanacağı kabul edilmiştir. Ayrıca ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunmasa bile ana ve babanın her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirlerden asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklardan hak kazanılan gelir ve aylıklar dışında gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması koşulu ile toplam % 25 oranında gelir bağlanacağı benimsenmiştir.

Yeri gelmişken kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesinde yarar vardır.

Kural olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak şu husus da belirtilmelidir ki, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni yasa veya düzenleyici kuralın etkilememesi, onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir.

Yasaların zaman yönünden uygulanmalarında temel kural bu olmakla beraber, yasada yürürlüğe ilişkin özel bir düzenlemenin bulunmaması, 5510 sayılı Kanunun 20 maddesinin bir yürürlük maddesi olmayıp, kısa vadeli sigorta kolundan ölüm gelirinin bağlanması yönünden bir düzenleme içermesi karşısında sosyal güvenlik kurallarının niteliği nedeniyle lehe olan düzenlemenin uygulanması gerekmektedir ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.04.2005 gün, 2005/10-183 E., 241 K. sayılı kararı )

Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, somut olay değerlendirildiğinde, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın 29.01.2009 tarihli yazısı ile 15.12.2005 tarihinde ölen sigortalı Özcan'ın eş ve iki çocuğuna ölüm aylığı bağlanmış olması nedeni ile artan hisse kalmadığı, hak sahiplerinden birinin herhangi bir sebeple aylık/gelirinin kesilmesi halinde de durumunda herhangi bir değişiklik olmayacağından anne Emine'ye aylık bağlanma imkanı bulunmadığının bildirilmiş olması nedeniyle, 1955 doğumlu olup olay ve dava tarihi itibariyle 65 yaşını doldurmamış olan davacı anne Emine'nin hak sahibi olarak 5510 sayılı Kanunun 20 maddesine göre ölüm geliri bağlanması koşullarını taşımadığı açıktır.

Bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması için tespit davası açması için önel verilerek sonucunun beklenmesi sonucu etkilemeyecektir.

Ne var ki davacının 65 yaşını doldurduğu tarih itibari ile hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunmasa bile her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirlerin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklardan hak kazanılan gelir ve aylıklar dışında gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması halinde % 25 oranında gelir bağlanacak olması nedeniyle, davacının 65 yaşından sonraki bakiye ömrü dikkate alınarak, eksik araştırma ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Yukarda açıklanan değişik nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 5521 sayılı Kanunun 8/ son maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27.03.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oybirliğiyle karar verildi.

yarx
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Trafik kazası tazminat köktaş Meslektaşların Soruları 8 23-05-2008 11:44
çırağın iş kazası neticesi tazminat davası leyla güngör Meslektaşların Soruları 7 21-12-2007 22:11
Peşin Sermaye değeri indirimi tunca07 Meslektaşların Soruları 3 04-11-2007 16:28
destek yoksun kalma tazminatında görev ve ssk dan alınan maaşın peşin sermaye değeri mslmklvz Meslektaşların Soruları 1 30-07-2007 14:35
İş Kazası Sonunda Bağlanacak Aylık ? TABUOSMAN Meslektaşların Soruları 3 30-01-2007 08:55


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08892107 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.