Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

banka dekontunun hukuki mahiyeti ve ispat kabiliyeti..

Yanıt
Old 21-06-2006, 20:37   #1
giatrus

 
Varsayılan banka dekontunun hukuki mahiyeti ve ispat kabiliyeti..

müvekkil kredi kartı kullanmadığı için arkadaşından rica etmiş ve arkadaşı kendi kredi kartını kullanarak müvekkile vermek üzere beyaz eşya almıştır. bu konuda aralarında herhangi bir yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Kart sahibi malı müvekkile teslim etmiştir. Kredi kartının aylık taksitleri müvekkil tarafından düzenli olarak kredi kartı sahibinin hesabına yatırılmış ve üzerinde herhangi bir isim bulunmayan banka dekontları saklanmıştır. Bir süre sonra iki arkadaşın arası açılmış ve kart sahibi alacaklı oldugu iddiasıyla mahkemeye başvurmuştur. Davalı müvekkilin elindeki "üzerinde kimin yatırdığına dair bir açıklama bulunmayan" banka dekontlarının ispat kabiliyetinin boyutu nedir? Bu davanın muhtemel seyri hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
saygılarımla..
Old 21-06-2006, 22:24   #2
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın giatrus,

"Hiçbir açıklama yer almayan havale dekontunun mevcut bir borcun ödendiğini gösterir belge olduğunun kabul edilmesi" hükmünü içeren bir Daire kararını bir davamda kullandım. İsterseniz daha sonra buraya aktarabilirim.

Ancak,merak ettiğim husus şudur: kart sahibi hangi gerekçeyle dava açtı? Üstelik davasını neye dayanarak ispatlayacak? Beyaz eşyaları kendisinin aldığına dair tespit mi yaptırdı? Kendisinin aldığı beyaz eşyaların sözkonusu eşyalar olduğunu seri no vs. ile mi kanıtlayacak?

Saygılarımla
Old 22-06-2006, 13:07   #3
Av.Ümit Arif Özsoy

 
Varsayılan

Kredi kartıyla lışveriş yapılıyor, alınan mal aralarındaki sözlü antlaşmaya istinaden bir başka şahısa veriliyor, şahıs taksitlerin bir ksımını üzerinde kimin yatırdığı belli olmayan dekontla yatırıyor, kart sahibi da sonra malı teslim ettiği lahsa dava açıyor.Tabi davada bir çok müphem açıklanmayan durum var, kredi kartı sahibi ödenmeyen diğer taksitler içinmi dava açıyor, yoksa borç bitti de tüm alışveriş bedeli içinmi dava açıyor.Davasındaki iddialar neler neye dayanıyor? aradaki sözlü antlaşmanın varlığını kabul ediyormu? bilmek lazım. Ancak tek başına üzerinde isim yazmayan tahsil dekontların olması bunların tahsil dekontunu elinde bulunduran kişi tarafından yatırıldığını göstermeyeciği görüşündeyim
Old 22-06-2006, 13:14   #4
bertrand

 
Varsayılan

Selam,

Bilakis, nasıl bononun borçlusunun elinde olması bono bedelinin ödendiğine karine teşkil ederse, banka dekontunu elinde bulunduranın da hayatın olağan akışı çerçevesinde o dekontu yatıran kişi olduğunun karine olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Saygılar...
Old 22-06-2006, 13:39   #5
Av.Ümit Arif Özsoy

 
Varsayılan

Sn: Bertrand
Bono daki özel durumla, isimsiz banka dekontunun elinde bulunduranın aynı çerçeve de değerlendirilemeyeceği görüşündeyim.Bono için söylediklerinize katılıyorum, ancak bir başkasına ait hesaba yatırılan paraların tek başına isimsiz dekontla ispatının güç oldunu düşünüyorum.Dekontlardaki söz konusu para herhangi bir kişi tarafından yatırılmış olabilir.Bir başkasının hesabına yatırılan paralara ait tahsil dekontları bir şekilde eline geçiren kimse bu paraları kendisinin yatırdığını kabul ettirecektir ki bunun da kabulu zor.
Old 22-06-2006, 14:28   #6
erdal7

 
Varsayılan

Genel Kural ; Dekont ve havale ile yapılan ödemeler bir borcun ifası içindir.
Alacak belgesi hükmünde değildir. Normal durumun aksini iddia eden kişi davasında ispat etmek zorundadır.
Havale borç ödeme vasıtasıdır. Dekontla para yolladım . şahsın bana borcu var denemez. Normal olan dekontla borcu ödedim savunmasıdır. Öyle olunca dekontlar lehine delil teşkil edecek kişinin elinde dahi olsa alacak iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir.


Bu hususlara ilişkin birçok YARGITAY KARARI VARDIR.

Saygılarımı sunarım. AV. ERDAL
Old 06-06-2007, 12:29   #7
mnokay

 
Acil banka havalesi - açıklama kısmının boş bırakılması - paranın geri alınma talebi

merhaba,
A, banka havalesi ile B ye 10.000 YTL para gönderiyor.ve açıklama kısmınada hiç bir şey yazmıyor. A bu parayı B den talep edebilir mi?
Old 06-06-2007, 12:53   #9
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın mnokay,

Aynı konu olduğu için mesajınızı buraya taşıdım. Yukarıda cevap vermiştim. Ancak bir üyemiz bu linki vererek, özelden Yargıtay kararı istemiş, az önce gönderdim. Gönderdiğim kararı aşğıya aktarıyorum. Aynı konuda HGK kararı da bulunmaktadır. Kısaca, açıklama bulunmayan banka dekontu; mevcut bir borcun ödendiğine karine teşkil eder.

Saygılarımla

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/11882
K. 2005/15157
T. 13.10.2005
• İTİRAZIN İPTALİ ( Uyuşmazlık Ödünç Aktinden Kaynaklanmakta Olup Ödünç Verdiğini Davacının Yasal Delillerle Kanıtlaması Gereği )
• BANKA DEKONTU ( Paranın Ödünç Olarak Yatırıldığına Dair Bir Açıklama Olmaması - Banka Dekontunda Paranın Gönderiliş Nedeni İle İlgili Bir Açıklamanın Bulunmadığı Hallerde Paranın Mevcut Bir Borcun Ödenmesi İçin Gönderildiğinin Kabulü Gereği )
• YEMİN TEKLİFİ ( Uyuşmazlık Miktar İtibarı İle Tanıkla İspat Sınırının da Dışında Olduğu - Davacının Davalıya Yemin Teklif Etmeyeceğini de Bildirmiş Olması Karşısında Mahkemece İspatlanamamış Olan Davanın Reddine Karar Verilmesi Gereği - İtirazın İptali )
• PARANIN ÖDÜNÇ YATIRILMASI ( Banka Dekontunda Paranın Gönderiliş Nedeni İle İlgili Bir Açıklamanın Bulunmadığı Hallerde Paranın Mevcut Bir Borcun Ödenmesi İçin Gönderildiğinin Kabulü Gereği - İtirazın İptali )
2004/m.67
ÖZET : Taraflar arasındaki uyuşmazlık ödünç aktinden kaynaklanmakta olup, ödünç verdiğini davacının yasal delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Banka dekontunda paranın ödünç olarak yatırıldığına dair bir açıklama yoktur. Banka dekontunda paranın gönderiliş nedeni ile ilgili bir açıklamanın bulunmadığı hallerde, paranın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiğinin, kabulü gerekir. Uyuşmazlık, miktar itibarı ile tanıkla ispat sınırının da dışındadır. Davacının davalıya yemin teklif etmeyeceğini de bildirmiş olması karşısında mahkemece ispatlanamamış olan davanın reddine karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalının kendisinin amiri olduğunu, davalının isteği üzerine vakıftan para çekip davalı hesabına yatırdığını, davalının borcunu ödememesi üzerine icra takibi yaptığını ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatını istemiştir.

Davalı, asıl davacının kendisine borcunun olduğunu, davalının çocuğunun doğumu sırasında elden 2.000.000.000 TL ödediğini, davacının bu parayı yatırdığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davacının davalıya elden 2.000.000.000 TL verdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı davalının talebi üzerine kendi vakıf kredisinden para çekip davalı hesabına yatırdığını, geri ödenmemesi üzerine yaptığı takibe itiraz edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı ise hesabına yatan paranın davacıya verdiği borcun geri ödemesi olduğunu savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık ödünç aktinden kaynaklanmakta olup, ödünç verdiğini davacının yasal delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Banka dekontunda paranın ödünç olarak yatırıldığına dair bir açıklama yoktur. Banka dekontunda paranın gönderiliş nedeni ile ilgili bir açıklamanın bulunmadığı hallerde, paranın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiğinin, kabulü gerekir. Uyuşmazlık, miktar itibarı ile tanıkla ispat sınırının da dışındadır. Davacının davalıya yemin teklif etmeyeceğini de bildirmiş olması karşısında mahkemece ispatlanamamış olan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.10.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 06-06-2007, 13:00   #10
Sinerji Hukuk Yazılımları

 
Varsayılan

Bir Hukuk Genel Kurulu kararı...İyi Çalışmalar...

T.C. YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

Esas: 2005/13-774
Karar: 2006/14
Karar Tarihi: 25.01.2006

ÖZET: Somut olayda davalı, tapuda satış bedelinin düşük gösterildiğinin doğru olduğunu ancak davacıya satış bedelinin, dava dışı alıcı tarafından kardeşleri ile ortak olan hesaptan ödendiğini, kendisinin para almadığını savunmuştur. Davalı bu savunmasını kanıtlayamaz ise davacı taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelini davalıdan istemekte haklıdır. Davalı savunmasını yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. Davalı savunmasını ispat için bir banka dekontu ibraz etmiş ise de; dekontta yapılan ödemenin taşınmaz satış bedeline karşılık olduğuna ilişkin bir açıklama olmadığı gibi, davacı, davalının bu savunmasını kabul etmediğinden mahkemece yemin teklif hakkının hatırlatılması gerekir.

(818 S. K. m. 390, 392) (1086 S. K. m. 288)

Dava: Taraflar arasındaki <tazminat > davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; G. 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 05.03.2004 gün ve 2002/1352 E. 145 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 30.11.2004 gün ve 2004/7473-17375 sayılı ilamı ile;

( ... Davacı, 15780 parsel sayılı taşınmazda maliki olduğu 1/2 hisseyi dava dışı S. O.'ye satış yapmak üzere 23.05.2002 tarihinde davalıyı vekil tayin ettiğini, davalının aynı gün satış işlemini gerçekleştirdiğini ancak taşınmazı vekalet görevini kötüye kullanarak çok düşük bedelle devrettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmazın rayiç değeri üzerinden 210.000.000.000 TL. nin satış tarihinden faizi ile davalıdan alınmasını istemiştir.

Davalı, davacının hissedarı olduğu şirkete ait hastanede başhekim olarak görev yaptığı dönemde, kardeşi olan S. O. ile dava konusu taşınmazın satışı konusunda haricen anlaştıklarını ve satış bedeli olarak davacının banka hesabına, ortak hesaplarından 125.000 Dolar havale edildiğini, kendisine tapuda resmi işlemin yapılması için vekalet verildiğini, davacının başhekimlik görevine son verilmesi dolayısıyla duyduğu husumet nedeniyle bu davayı açtığını belirterek davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece ortak hesaptan yapılan ödemenin taşınmazın satış bedeli olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacıya ait 15780 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payın 23.05.2002 tarihli vekaletname ile aynı gün davacının vekili olan davalı tarafından dava dışı alıcı S. O.'e tapuda resmi satış akdi ile 65.000.000.000 TL bedelle satılıp, bedelin peşinen ve nakden alındığı tapu akit tablosundan anlaşılmaktadır. Davacı, vekili davalı tarafından tapuda taşınmazın gerçek değerinden düşük bedelle satılmış gibi gösterip, alınan parayı kendisine vermediğini iddia ederek, davalının vekil olarak görevini iyi yapmadığı ve kendisine hesap vermediği iddiası ile bu davayı açmıştır.

BK.390.maddesi hükmüne göre vekilin mesuliyeti umumi surette işçinin mesuliyetine ait hükümlere tabidir. Vekil, müvekkiline karşı vekaleti iyi bir surette ifa ile mükelleftir. Ayrıca BK. 392.maddeleri hükmüne göre de vekil, müvekkilinin talebi üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve bu cihetten dolayı her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkiline tediyeye mecburdur. Yasanın bu düzenlemelerine göre davalı vekaleti iyi bir şekilde ifa ettiğini ispat etmeli, aksi takdirde en ufak bir kusurunun varlığı halinde müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğu gibi, satış bedeli olarak aldığı paranın hesabını da vermek zorundadır. Davalı, tapuda satış bedelinin düşük gösterildiğinin doğru olduğunu ancak davacıya satış bedelinin, dava dışı alıcı tarafından kardeşleri ile ortak olan hesaptan ödendiğini, kendisinin para almadığını savunmuştur. Davalı bu savunmasını kanıtlayamaz ise davacı taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelini davalıdan istemekte haklıdır. Davalı savunmasını yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. Davalı savunmasını ispat için bir banka dekontu ibraz etmiş ise de; dekontta yapılan ödemenin taşınmaz satış bedeline karşılık olduğuna ilişkin bir açıklama olmadığı gibi, davacı, davalının bu savunmasını kabul etmemiştir. Gerçekten ödemenin yapıldığı hesabın dava dışı S. O.'e ait olduğunu ve havalenin de S. O. tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı bu dekonttan başkaca yazılı belgede ibraz edememiştir. Bu dekont yalnız başına davalı savunmasını ispata yeterli değildir. Miktar itibariyle ve davacının açık muvafakati bulunmadığından olayda davalı savunmasının ispatı için HUMK.288 ve devamı maddeleri hükmü gereği tanık dinlenemez ve tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamaz. Davalı savunmasını yazılı belge ile ispat edememiş ise de, delil listesinde açıkça yemin deliline dayandığı anlaşıldığından savunmasının ispat için davalıya, davacı tarafa yemin teklif hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir... )

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 25.01.2006 gününde yapılan 2. görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
**************************************

Old 06-06-2007, 18:26   #11
köktaş

 
Varsayılan

Banka dekontlarının hukuki geçerliliği ve delil olabilme özelliği tabiki vardır.Ancak banka dekontunda açıklama kısmında kimin yatırdığı ne için yatırdığı yazılı olsaydı hukuki ilişkiyi ispat etmek çok kolaylaşırdı.Bu durumda iş hakimin takdirine ve karşı tarafın iddialarını ispat edebilmesine bağlı..
Old 06-06-2007, 18:38   #12
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan köktaş
Banka dekontlarının hukuki geçerliliği ve delil olabilme özelliği tabiki vardır.Ancak banka dekontunda açıklama kısmında kimin yatırdığı ne için yatırdığı yazılı olsaydı hukuki ilişkiyi ispat etmek çok kolaylaşırdı.Bu durumda iş hakimin takdirine ve karşı tarafın iddialarını ispat edebilmesine bağlı..

Sayın köktaş,

Soruda, dekontta hiç bir açıklama yazılmadığı ifade edilmiş zaten...Bu durumda iş hakimin takdirine ve karşı tarafın iddialarını ispat edebilmesine (Nasıl?) bağlı...

Saygılarımla
Old 06-06-2007, 20:25   #13
köktaş

 
Varsayılan

Sayın Ergin,
Şöyle izah edeyim ;dekontta yazan açıklamalar hukuki ilişkiyi ispatlamak açısından kolaylık sağlar şayet birşey yazmıyorsa işiniz zor, yani hakime kalmış işiniz demek istedim.Kararı o verir.Tabıkı bu durumda işi biraz zor..
Old 06-06-2007, 20:33   #14
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan köktaş
Sayın Ergin,
Şöyle izah edeyim ;dekontta yazan açıklamalar hukuki ilişkiyi ispatlamak açısından kolaylık sağlar şayet birşey yazmıyorsa işiniz zor, yani hakime kalmış işiniz demek istedim.Kararı o verir.Tabıkı bu durumda işi biraz zor..

Yukarıda ben ve bir başka üye Yargıtay kararı sunmuştuk. Bu kararlara göre sadece dekonta dayanarak davacı lehine karar verilmesi imkansız...Ne dersiniz?

Saygılarımla
Old 07-06-2007, 10:23   #15
köktaş

 
Varsayılan

Sayın Ergin eğer cevaplarımı önyargı içinde anlamak istediğiniz gibi okumazsanız bence ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.Yargıtay kararlarına hangi hukukçu bağlayıcılık açısından olmaz diyebilirki?Elimiz mahkum.Ancak bazı seyler tartısılır.Kaldı ki delilden kastım tabıkı sadece dekont olamaz.Hepımızın bıldığı gıbı tanık,yemin vs..gibi deliller de var.Değil mi?
Old 07-06-2007, 11:00   #16
ecesaka

 
Varsayılan

Medeni Usul Hukuku'muzda miktarı belli bir meblağı aşan ( 14.7.2004'ten önce 40 milyon TL, bu tarihten sonra ise 400 milyon TL )hukuki işlemlerin kural olarak senetle ( kesin delille )ispatlanması gerekmektedir(HUMK.md.288 vd. ). Kesin deliller; ikrar ( md.236 ), kesin hüküm ( md.237 ), senet(md.286 vd. )ve yemin(md.377 vd. )delillerden ibarettir. Kesin delille ispatı gereken bir hususun takdiri delille ispatı, karşı tarafın açık muvafakatı olmadıkça mümkün değildir(HUMK.md.289 ).
---
MADDE 288 - (Değişik: 2494 - 16.07.1981) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri (Değişik parasal sınır: 5219 - 14.7.2004 / m.2/A-b) "dörtyüzmilyon" (*) lirayı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.
Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple (Değişik parasal sınır: 5219 - 14.7.2004 / m.2/A-b) "dörtyüzmilyon" (*) liradan aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.


_____
(*) Maddedeki parasal sınır, 26.9.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesiyle bu Kanuna eklenen EK MADDE 4 hükmü gereğince, (Yürürlüğe Giriş Tarihi 1.6.2005) her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı V.U.K Mük. 298 inci hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır.
_____

MADDE 289 - (Değişik: 1711 - 30.04.1973) 288 inci madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda yukardaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakatı halinde tanık dinlenebilir.
Old 21-08-2013, 13:44   #17
Av.Satori

 
Varsayılan Banka dekontu

Ben de dekont yüzünden takılmış durumdayım. Alacak davası olarak açtım,karşı taraf borç ödemesidir diyor. Ancak ortada karşı tarafa borç iddiasını destekleyen bir yazılı delil de yok.Aslında adil değil ama hukuken doğru görünüyor.Davamı ıslah edip sebepsiz zenginleşme davasına çevirsem diye düşünüyorum.Yorumlarınız önemli
Old 18-05-2014, 23:36   #18
Ususfructusabusus

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Satori
Ben de dekont yüzünden takılmış durumdayım. Alacak davası olarak açtım,karşı taraf borç ödemesidir diyor. Ancak ortada karşı tarafa borç iddiasını destekleyen bir yazılı delil de yok.Aslında adil değil ama hukuken doğru görünüyor.Davamı ıslah edip sebepsiz zenginleşme davasına çevirsem diye düşünüyorum.Yorumlarınız önemli
davanizin sonucunu merak ediyorum.. Sonuclandigi takdirde burada bizimle paylasir misiniz ?
Old 04-05-2015, 14:33   #19
eser_29

 
Varsayılan

Suat bey; şahsın kredi borcu taksitlerinden bazılarının ödeme dekontunda ödeyen olarak karşı tarafın adı var. Karşı taraf icra takibi yapıp kesinleştiriyor, şahıs da menfi tespit davası açıp söz konusu dekontlardaki ödemelerin kendi parası ile fakat karşı tarafın adı ile yapıldığını iddia etmektedir. Karşı tarafın, şahsın kredi taksitini ödeme gerekçesi/ilişkiyi ispat etmesi gerekir mi ? Yoksa dekontta kendi adının yazması yeterli mi ?
Old 10-11-2016, 12:48   #20
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Özet:
Somut olayda, borçlunun ödeme belgesi olarak sunduğu banka havalesinde, ödemenin tarih ve bedeli belirtilerek takip konusu bonoya mahsuben yapıldığı yönünde bir açıklama bulunmamaktadır.Alacaklı vekili bu ödemenin takip konusu olmayan ve vadesi önce gelen 25.01.2013 ve 25.02.2013 vade tarihli başka senetlere mahsuben yapıldığını, takibin dayanağını oluşturan 25.03.2013 vade tarihli senet borcuna ilişkin ödeme yapılmadığını savunmuştur. Alacaklının bu ödemenin takip konusu senede ilişkin olarak yapıldığı yönünde kabul beyanı da bulunmamaktadır. Bu durumda ödeme iddiasında bulunan borçlu bu iddiasını İİK'nun 169/a maddesinde öngörülen bir belgeyle kanıtlayamamıştır.






Kanun No:2004 Madde No:169/a Fıkra:Tümü-0




T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi

Esas No:2015/13830
Karar No:2015/25321

T.C.

YARGITAY

12. Hukuk Dairesi

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

Y A R G I T A Y İ L A M I

ESAS NO : 2015/13830

KARAR NO : 2015/25321



İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 24/02/2015

NUMARASI : 2014/894-2015/142

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Bircan Şekerci Gencer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takip üzerine borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; takip konusu borcun takipten önce ödendiğini ileri sürerek borcun tamamına itiraz ettiği, mahkemece davanın kabulü ile takibin iptaline karar verildiği görülmektedir.

İİK'nun 169/a-1. maddesi gereğince borcun bulunmadığı veya itfa yahut imhal edildiği resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile kanıtlanmalıdır.

HGK'nun 14.3.2001 tarih 2001/12-233 ve 20.6.2001 tarih 2001/12-496 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. İİK'nun 169/a maddesi uyarınca, belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.

Somut olayda, borçlunun ödeme belgesi olarak sunduğu banka havalesinde, ödemenin tarih ve bedeli belirtilerek takip konusu bonoya mahsuben yapıldığı yönünde bir açıklama bulunmamaktadır.Alacaklı vekili bu ödemenin takip konusu olmayan ve vadesi önce gelen 25.01.2013 ve 25.02.2013 vade tarihli başka senetlere mahsuben yapıldığını, takibin dayanağını oluşturan 25.03.2013 vade tarihli senet borcuna ilişkin ödeme yapılmadığını savunmuştur. Alacaklının bu ödemenin takip konusu senede ilişkin olarak yapıldığı yönünde kabul beyanı da bulunmamaktadır. Bu durumda ödeme iddiasında bulunan borçlu bu iddiasını İİK'nun 169/a maddesinde öngörülen bir belgeyle kanıtlayamamıştır.

O halde mahkemece itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

Kabule göre de; borca itirazın kabulü halinde İİK’nun 169/a-5. maddesi uyarınca takibin durmasına karar verilmesi gerekirken, takibin iptaline hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Başkan

E. UZUNER

Üye

Y. Z. AKSOY

Üye
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Amerikan Mahkeme Kararları (Özelde Newyork eyaleti) Türkiye'de tenfiz kabiliyeti adıge Meslektaşların Soruları 5 10-04-2013 00:43
Haciz Şerhinin Kaldırılması İçin İstenilen Harcın Hukuki Mahiyeti umutlaw Meslektaşların Soruları 15 28-10-2011 10:15
Ticaret Siciline Tescilin Mahiyeti aqua Meslektaşların Soruları 3 01-01-2009 19:25
sözleşmenin hukuki mahiyeti- alt işveren, asıl işveren sorunu Fatma Çınar Meslektaşların Soruları 4 08-08-2007 16:22
banka dekontunun delil olup olamayacağı, sebepsiz zenginleşme tarnation Hukuk Soruları Arşivi 4 09-09-2006 13:39


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10689592 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.