Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

emeklilik ve kıdem tazminatı-işverene bildirim

Yanıt
Old 25-04-2008, 14:48   #1
avukat erdoğan

 
Varsayılan emeklilik ve kıdem tazminatı-işverene bildirim

Müvekkilim 01.01.2008 tarihinde emekliliğe hak kazanıyor ve 31.01.2008 tarihinde de SSK'ya yazılı olarak başvuruyor akabinde de 01.02.2008'de işyerinden emekilik nedeni ile ayrılıyor.Ancak davalı işyerinin kıdemini ödememesi üzerine dava açmış bulunuyoruz.Bu durumda müvekkilimin işten ayrılması için SSK'dan gelecek yazı cevabını işverene vermesi mi gerekirdi?Bu durum bizim için bir sıkıntı yaratır mı?
Old 25-04-2008, 15:38   #2
hukukcu1985

 
Varsayılan

Sıkıntı yaratacağını düşünmüyorum.Çünkü aynı olaya ilişkin bizimde bir davamız vardı ve hiçbir sorun olmadı.Ayrıca zaten işçinin emekli olacağını işveren bilir veya bilebilecek durumdadır diye düşünüyorum.O sebeple illa ki yazılı bildirimde şart değil.Zaten emekli aylığı bağlanana kadar yaş dolayısıyla beklemesi gereken süre vs. de varsa işsizlik ödeneği alması için işverenin imzası da gerekiyor.Bu sebeple öğrenmiş sayılır
Old 26-04-2008, 11:49   #3
agumusay

 
Varsayılan Yargıtay Kararı

Alıntı:
Yazan avukat erdoğan
Müvekkilim 01.01.2008 tarihinde emekliliğe hak kazanıyor ve 31.01.2008 tarihinde de SSK'ya yazılı olarak başvuruyor akabinde de 01.02.2008'de işyerinden emekilik nedeni ile ayrılıyor.Ancak davalı işyerinin kıdemini ödememesi üzerine dava açmış bulunuyoruz.Bu durumda müvekkilimin işten ayrılması için SSK'dan gelecek yazı cevabını işverene vermesi mi gerekirdi?Bu durum bizim için bir sıkıntı yaratır mı?
Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı aşağıdadır. Umarım yararı olur.
T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2007/9-615 K. 2007/627 T. 26.9.2007
• KIDEM TAZMİNATI ( İş Aktinin Feshinden Makul Bir Süre Sonra Yaşlılık Aylığı Tahsisi İçin SSK'ya Başvurduğu - Kabulü Gereği )
• YAŞLILIK AYLIĞI ( İş Akdini Feshettiği Tarih İtibariyle Sigortalılık Süresi ve Prim Gün Sayısı Yönünden Yaşlılık Aylığı İçin Aranan Koşulları Sağlamış Bulunması Karşısında Kıdem Tazminatı Talebinin Kabulü Gerektiği )
• İŞ AKTİNİN FESHİ ( Davacı Feshettiği Tarih İtibariyle Sigortalılık Süresi ve Prim Gün Sayısı Yönünden Yaşlılık Aylığı İçin Aranan Koşulları Sağlamış Bulunması Karşısında Kıdem Tazminatı Talebinin Kabulü Gerektiği )
1475/m.14
506/m.60,Geç.81
ÖZET : Davacının, iş akdinin feshinden makul bir süre sonra yaşlılık aylığı tahsisi için SSK'ya başvurduğunun anlaşılmış olması, iş akdini feshettiği tarih itibariyle sigortalılık süresi ve prim gün sayısı yönünden yaşlılık aylığı için aranan koşulları sağlamış bulunması karşısında, kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki "kıdem tazminatı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 7. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 20.07.2006 gün ve 2005/217 Esas, 2006/551 Karar sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 14.11.2006 gün ve 2006/26468-30084 sayılı ilamı ile;
( ... 1- Davacı emeklilik nedeniyle işyerinden ayrıldığını yazılı olarak işverene bildirmiş ve 1.9.2004 tarihinde işyerinden ayrılmış, makul bir süre içinde de Sosyal Sigortalar Kurumuna yaşlılık aylığı bağlanması için talepte bulunarak yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Davalının bilahare 27.10.2004 tarihinde hizmet aktini haklı nedenle feshettiğini bildirmesi ise sonuca etkili değildir. Zira daha önce davacı tarafından emeklilik sebebiyle sona erdirilen hizmet aktinin daha sonra işverence feshedildiğinin kabulü mümkün değildir.
2- Öte yandan işverenin feshe neden olarak gösterdiği fiiller davacının emeklilik sebebiyle ayrılma isteğini içeren dilekçenin işverene verilmesinden sonra gerçekleşen fiillerdir.
Açıklanan bu nedenlerle davacının kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir... ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, kıdem tazminatı istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece; davacının, emeklilik nedeniyle iş akdini feshetmediği gibi SSK'ya tahsis istemiyle başvurduğunu belgelendiren yazıyı da işverene vermediği, emeklilik başvurusunun daha sonraki bir tarihte gerçekleştiği, bu nedenle de kıdem tazminatı koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş, Yüksek Dairece, yukarıda yazılı gerekçeler ile yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Davacı, işverene verdiği 12.07.2004 günlü dilekçesinde "emekliliği hak ettiğini" belirterek, iş akdini 01.09.2004 tarihinden geçerli olmak üzere feshettiğini açıklamaktadır. Kısa bir dönem farklı bir işyerinde çalışmasının ardından, 01.02.2005 günlü tahsis talebi üzerine SSK. tarafından kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı, iş akdinin feshine dair dilekçe ekinde bulunan 08.07.2004 günlü SSK. yazısı ile yaşlılık aylığı için 506 sayılı Kanunun 60 ve Geçici 81. maddelerinde aranan koşulları sağladığı da anlaşılmaktadır.
1475 sayılı İş Kanununun yürürlükte bulunan ( 14/1-4, 5 ) maddesinde; ( Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin ) Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;
506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının ( A ) bendinin ( a ) ve ( b ) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle feshedilmesi hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Davacının, iş akdinin feshi beyanını içerir dilekçesine ek olarak yaşlılık aylığı koşullarını gerçekleştirdiğine ilişkin belgeyi işverene verdiği, kısa bir çalışma devresinin ardından, makul bir süre içerisinde ilgili sosyal güvenlik kurumuna başvurarak yaşlılık aylığı tahsisine hak kazandığının anlaşılmış olması karşısında, iş akdinin "emeklilik" amacıyla feshedildiğinin kabulü gerekir.
İş akdinin feshinden sonra farklı bir işyerinde kısa bir süre çalışılmış olması, iş akdinin fesih amacını ortadan kaldırmayacaktır.
Kaldı ki, yaşlılık aylığı koşulları yönünden düzenleme içeren, 4447 sayılı Kanun ile ek, 4759 sayılı Kanunla değişik 506 sayılı Kanunun Geçici 81. maddesi, sigortalılık süresi, prim gün sayısı yanında yaşlılık aylığına hak kazanabilme yönünden kademeli olarak değişen yaş koşulunu aramaktadır.

1475 sayılı Kanunun 14. maddesinin birinci fıkrasına 4447 sayılı Kanunun 45. maddesi ile eklenen 5. bent uyarınca, Sosyal Sigortalar Kanununda öngörülen yaş koşulu dışında kalan ve yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamlayanlara, kendi istekleriyle işten ayrılmaları halinde kıdem tazminatlarının ödeneceği belirtilmektedir.
Davacının yaşlılık aylığı için aranan; yaş, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı koşullarını sağladığı Sosyal Güvenlik Kurumu yazısıyla uyuşmazlık konusu değildir.
Anılan bentte, kıdem tazminatına hak kazanabilme yönünde, yaşlılık aylığı için yaş koşulunu yerine getirmeyenler için öngörülen bu düzenlemeden, tüm koşulları sağlamış olan davacının yararlandırılmaması, iş hukukuna egemen "işçi lehine yorum" ilkesine de aykırılık oluşturacaktır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetildiğinde, davacının, iş akdinin feshinden makul bir süre sonra yaşlılık aylığı tahsisi için SSK'ya başvurduğunun anlaşılmış olması, iş akdini feshettiği tarih itibariyle sigortalılık süresi ve prim gün sayısı yönünden yaşlılık aylığı için aranan koşulları sağlamış bulunması karşısında, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın geri verilmesine, 26.09.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Old 26-04-2008, 14:19   #4
ekinheval

 
Varsayılan

Sorulan husus faiz başlangıcı açısından önem arzetmektedir.
T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 1996/22046 K. 1997/5657 T. 24.3.1997
• EMEKLİLİK NEDENİYLE KIDEM TAZMİNATI ( Faizin Hesabında Esas Alınacak Tarih )
• FAİZ BAŞLANGICI ( Emeklilik Nedeniyle Hak Kazanılan Kıdem Tazminatında )
• KIDEM TAZMİNATINDA FAİZ BAŞLANGICI ( Emeklilik Nedeniyle Hak Kazanılan )
1475/m.14
ÖZET : Emeklilik durumunda kıdem tazminatı faizinin hesabında, emekliliğin belgelendirildiği tarihin esas alınması gerekir.
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı gecikme faiz alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı emekli olmak suretiyle işyerinden ayrıldığını fakat kıdem tazminatının geç ödendiğini iddia ederek gecikme süresine göre faiz isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece emeklilik tarihinden itibaren hesap yapılmış ve hüküm kurulmuştur. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasında "İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık ya da toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için, yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma ya da sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır... "denilmektedir. Bu hükme göre emeklilik nedeniyle işçinin kıdem tazminatı isteğinde bulunabilmesi için SSK'na başvurmuş olduğunu ve emekliye hak kazandığını belgelemiş olması gerekir. Bu prosedür izlenmeden ve işveren gelişmelerden haberdar edilmeden kıdem tazminatı istenemiyeceği gibi işten ayrıldığı tarihten de faize hak kazanamaz. Hesaplamada faiz hesabı için emekliliğin belgelendirildiği tarih esas alınarak o tarihteki orana göre faize hükmetmek gerekir. Bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA 24.3.1997 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 28-04-2008, 16:33   #5
avukat erdoğan

 
Varsayılan

İlgilenen herkese teşekkürler;

Benim esas sormak istediğim bir işçinin kıdem tazminatına hak kazanması için yaş ve prim olarak emekliye ayrılmaya hak ediş tarihinde işyerinden bunu bildirerek çıkış yapması ve emekli maaşı için de Kuruma başvuruda bulunması yeterli midir

yoksa

emekliliğe hak kazanmış olan işçinin gerçekten emekliliğe hak kazanıp kazanmadığı ve maaşı ile ilgili kurumdan yazı cevabının gelmesi mi beklenmelidir ve bu zamana kadar da işçi işyerinde çalışmaya devam etmeli midir?
Old 28-04-2008, 17:52   #6
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avukat erdoğan
Benim esas sormak istediğim bir işçinin kıdem tazminatına hak kazanması için yaş ve prim olarak emekliye ayrılmaya hak ediş tarihinde işyerinden bunu bildirerek çıkış yapması ve emekli maaşı için de Kuruma başvuruda bulunması yeterli midir


Yeterlidir. 2 No.lu mesajda aktarılan HGK kararında da bu husus açıkça belirlenmiştir. Bizim bir davada kullandığımız, 9.HD nin 1999/1746 Es.1999/6798 K. 6.4.1999 T. Kararı da benzer şekildedir.

Saygılarımla
Old 15-09-2008, 11:47   #7
hukukcu1985

 
Varsayılan SN.Ergül'ün dikkatine

Özel mesaj hanesi dolu olduğundan cevabı buraya yazdım.
Bizim davamız sulh ile sonuçlandığı için dava sonuna kadarki seyir hakkında pek yardımcı olamayacağım ancak bu konuda mahkemelerin fazlaca yoracağını düşünmüyorum.Sonuçta dava açılır açılmaz ssk dan hizmet dökümü geliyor ve emekliliğe hak kazanılmışsa ve bu sebeple sözleşme sona erdirilmişse kıdem tazmiatına vs alacaklara hükmediliyor.Elimde matbu dilekçe örneği yok ancak özellikli bir dilekçe sayılmayacağından bahsettiğiniz durumu dilekçenize işlemeniz yeterlidir.Ancak her ihtimale karşı hem SSK müdürülüğüne hem de işverene emeklilik şartlarınız doldurduğunuz ve işyerinde çalışmayacağına ilişkin yazılı olarak bildirmesi lehinize olacak diye düşünüyorum.

Konuya ilişkin Hukuk Genel Kurulu kararının işinize yarayacağı ümidiyle ekliyorum.İyi çalışmalar

T.C. YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
Esas: 2005/9-631
Karar: 2005/643
Karar Tarihi: 23.11.2005
ÖZET : 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun "Yaşlılık aylığından yararlanma şartları" başlığı altında düzenlenen 60. maddesinin ( H ) bendinde, yaşlılık aylığından yararlanmaya hak kazanmış sigortalının bu haktan yararlanabilmesi için, çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunması zorunluluğu öngörülmüştür.Bu açık hüküm karşısında emeklilik isteğe bağlı bir tasarruf olup, yaşlılık aylığı bağlanması için işçinin işyerinden ayrılması gerektiğinde kuşku ve duraksama bulunmamaktadır. İhbar tazminatı yeni bir iş arama olanağı sağlama amacına yönelik olup; emekliye ayrılan bir işçi için ihbar tazminatı verilmesi, tazminatın mahiyeti ile bağdaşmaz.
(506 S. K. m. 60) (1475 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar aras
ındaki "ihbar tazminatının ödetilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 7.İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.5.2004 gün ve 2003/336-2004/462 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21.3.2005 gün ve 2004/20704-2005/9064 sayılı ilamı ile,
( ...Davacı iş aktinin İş Kanununun 13. maddesi gereğince feshedildiğini belirterek ihbar tazminatı isteğinde bulunmuştur.
Mahkeme iddiayı yerinde görerek ihbar tazminatına hükmetmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden özellikle SSK Kurumu yazısından iş aktinin feshedildiği gün davacının anılan kuruma yaşlılık aylığının bağlanması için tahsis talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davacının emeklilik nedeniyle iş aktinin sona erdirildiği anlaşıldığından ihbar tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu tazminatın tahsiline karar verilmesi hatalıdır... )
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, ihbar tazminatının ödetilmesi istemine ilişkindir.
A- DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili; davalı Bankada 1.2.1982 tarihinde işe başlayan müvekkilinin iş akdinin, davalı tarafından İş Kanunu'nun 13. maddesinde öngörülen ihbar önellerine uyulmaksızın feshedildiğini ve sekiz haftalık ihbar tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 5.776.000.000 TL ihbar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
B- DAVALININ CEVABININ ÖZETİ:
Davalı Türkiye Sınai Kalkınma Bankası vekili; davacının emekliliğe hak kazanması nedeniyle ve toplu ödeme almak amacıyla işyerinden ayrıldığını; müvekkili tarafından tüm işçilik hakları ödenen davacıya, Sosyal Sigortalar Kurumundan emekli aylığı bağlandığını, iş akdinin ihbar yapılmadan sona erdirildiği iddiasının doğru olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C- YEREL MAHKEME KARARININ ÖZETİ:
Yerel Mahkeme; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunu benimseyerek, "iş akdinin, davalı işverence ihbar öneline uyulmaksızın İş Kanununun 13. maddesine göre feshedildiği ve ihbar tazminatına ilişkin peşin ödeme de yapılmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle, "davanın kısmen kabulüne" karar vermiştir.
D- TEMYİZ EVRESİ, BOZMA VE DİRENME:
Davalı vekilince temyiz edilen karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkeme, "davalı işverenin fesih iradesini açıkladıktan ve davacıya bu iradenin ulaşmasından sonra davacı işçinin emeklilik tahsis talebinde bulunduğu; bozucu yenilik doğuran bir hak olan fesih iradesinin davacıya tebliği ile hukuki sonuçları doğduğundan, davacının ihbar tazminatına hak kazandığının anlaşıldığı" gerekçesiyle önceki kararında direnmiş; direnme kararını davalı vekili temyiz etmiştir.
E- MADDİ OLAY:
Davacı işçi, davalı Bankada 1.2.1982 tarihinde belirsiz süreli hizmet akdi ile işe başlayıp hizmetini sürdürmekte iken, davalı işverence davacının emeklilik hakkını kazandığı gerekçesiyle iş akdinin 27.8.2001 tarihinde sona ereceğini bildiren 3.8.2001 tarihli fesih yazısı davacıya 10.8.2001 tarihinde tebliğ edilmiş; davacı, 4.9.2001 kayıt tarihli dilekçesi ile Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığından yaşlılık aylığı bağlanması için tahsis talebinde bulunmuştur.
F- GEREKÇE:
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; ihbar öneli içerisinde yaşlılık aylığı bağlanması için tahsis talebinde bulunan davacının, ihbar tazminatı alıp alamayacağı noktasında toplanmaktadır.
1475 sayılı İş Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrasının ( A ) bendinde; "Süresi belirli olmayan sürekli iş akitlerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir" denildikten sonra; 2.fıkrasında, işçinin hizmet süresine göre iki ila sekiz hafta arasında değişen öneller kabul edilmiş ve hizmet akdinin, anılan bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak geçecek bu sürelerin bitiminde feshedilmiş olacağı belirtilmiş; ( C ) bendinde ise, "bildirme şartına uymayan taraf yukarıda yazılı önellere ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır" hükmü öngörülmüştür.
Görüldüğü üzere ihbar tazminatı; İş Kanununda, belirsiz süreli ve sürekli hizmet akitlerinin taraflarca feshinden evvel, önceden haber verme suretiyle bir fesih güvencesi sağlamak amacıyla yer almıştır.
Fesih bildiriminde bulunan taraf, diğer tarafa yönelttiği bu tek yanlı irade bildirimiyle, belli bir süre sonunda, aralarındaki iş akdini sona erdirmekte ve var olan bir ilişkiyi yok etmektedir. Sözleşmeyi sona erdiren, bizzat fesih bildirimidir. Ne var ki fesih bildirimi, bu sonucu bildirimin yapılmasıyla değil, önellerin son bulmasıyla meydana getirmektedir.
Eş söyleyişle, var olan bir hukuksal durum, fesih bildirimi hakkının kullanılmasıyla, önel sonunda bozulmaktadır.
Bu temel ilkenin doğal sonucu olarak; iş akdi, bildirimin yapılmasından sonra başlayan dönemde dahi hükmünü yürüttüğü için, taraflar haklarına sahip ve borçlarıyla sorumlu olmakta devam ederler.
Fesih bildiriminde bulunan tarafın usulünce önel tanımaması halinde dahi, iş akdi fesih bildiriminin yapılmasını izleyecek belli sürenin geçmesiyle son bulur.
Şu hale göre, iş akdinin devam edeceği ihbar süresi içerisinde, işçinin, işveren tarafından kendisine verilen görevleri yapmak zorunda olduğu açıktır.
Önemle vurgulanmalıdır ki; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun "Yaşlılık aylığından yararlanma şartları" başlığı altında düzenlenen 60. maddesinin ( H ) bendinde, yaşlılık aylığından yararlanmaya hak kazanmış sigortalının bu haktan yararlanabilmesi için, çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunması zorunluluğu öngörülmüştür.
Bu açık hüküm karşısında emeklilik isteğe bağlı bir tasarruf olup, yaşlılık aylığı bağlanması için işçinin işyerinden ayrılması gerektiğinde kuşku ve duraksama bulunmamaktadır.
O halde, ihbar öneli içerisinde yaşlılık aylığı bağlanması için talepte bulunan işçinin; önel sonuna kadar yürüyecek olan iş akdinin, bu başvuru ile, eş söyleyişle emeklilik nedeniyle sona erdirildiğinin kabulü zorunludur. Böyle bir durumda işverenin, ihbar tazminatıyla sorumlu tutulması olanaklı değildir.
Öte yandan, ihbar tazminatı yeni bir iş arama olanağı sağlama amacına yönelik olup; emekliye ayrılan bir işçi için ihbar tazminatı verilmesi, tazminatın mahiyeti ile bağdaşmaz.
Somut olayda davacı, iş akdinin feshedildiği 27.8.2001 tarihinden sonra, 4.9.2001 günü, sekiz haftalık ihbar öneli içerisinde Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığından yaşlılık aylığı bağlanması için tahsis talebinde bulunmuştur. Bu durumda, davacının iş akdinin emeklilik nedeniyle sona erdirildiği anlaşıldığından, ihbar tazminatı isteme hakkına sahip değildir.
Hal böyle olunca, aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 23.11.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
Somut olayda davacı işçinin iş sözleşmesi, "Emeklilik hakkını kazandığınızdan dolayı iş akdiniz yıllık izin hakkınız olan 16 iş günü kullandıktan sonra 27.08.2001 tarihi itibari ile sona erecektir. Kıdem tazminatınızı almak üzere 28.07.2001 tarihinde Mali Kontrol Müdürlüğüne müracaatınız hususunda bilgi edinilmesini rica ederiz" şeklindeki fesih yazısı ile sonlandırılmıştır.
Davacı işçiye, kıdem tazminatı işverence ödenmiş, ihbar tazminatı ise ödenmemiştir. Davacı, 27.08.2001 tarihi itibari ile de bağlı bulunduğu Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurarak, yaşlılık sigortası yönünden tahsis isteminde bulunmuştur.
Somut olayda uyuşmazlık, davalı işverenin davacı işçinin iş sözleşmesini sonlandırdıktan sonra, davacının ihbar süresi içinde yaşlılık aylığı için başvurusunun ihbar tazminatı istemini haklı çıkarıp çıkartmaması noktasında toplanmaktadır.
Olaya normatif açıdan yaklaştığımızda ele alınacak madde 1475 sayılı İş Kanunu''nun 13. maddesidir. Bu madde birbirinden ayrı üç durumu düzenlemiştir.
13/1.a, b, c, ç fıkraları bildirimli fesihleri düzenler. İşveren yasada gösterilen süre sonunda iş sözleşmesini feshedeceğini bildirir. Olayımızda bu hükümlerin uygulanma yeri yoktur.
1475 sayılı İş Kanunu'nun 13/I.C-l maddesinde usulsüz fesihden söz edilir. Bu hükme göre, "bildirme şartına uymayan taraf yukarda yazılı önellere ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır". Davalı işveren, bu hükme uymadığı için, somut olayda bu hükmün uygulanması gerekmektedir ( Absoluta sententia expositore non indiget ).
1475 sayılı İş Kanunu''nun 13/I.C-2 maddesin deki, "işveren, işçinin ihbar önellerine ait ücretini peşin ödemek sureti ile hizmet akdini feshedebilir" tümcesi peşin ödemeli fesih olarak adlandırılmaktadır.
Somut olayda, gerek Özel Daire, gerek Hukuk Genel Kurulu çoğunluk görüşü maddi olayı peşin ödemeli feshi öngören hüküm kapsamında ele almıştır. Halbuki olayda işverence ihbar tazminatı ödenmiş değildir. Ödemeye de niyeti bulunmamaktadır. Hükmün konuluş amacı işçi ile işveren arasında, bildirimli fesihlerdeki süre içerisinde güven bunalımı, iş barışının bozulması gibi olumsuzlukları gidermek için aralarındaki fiili ilişkiyi koparmaktır.
Ancak işverenler zaman içerisinde bir toplu iş sözleşmesinin akçalı sonuçlarından kurtulmak için bu yola başvurduğunda, hakkın kötüye kullanıldığı gerekçesi ile içtihat yoluyla engellenen haklar verilmiştir. Görüleceği üzere bu içtihatlar işçi lehine getirilmiştir ( Bkz. SÜZEK, Sarper, iş Hukuku, Ankara 2002, s 442 vd.; Y.9 HD. 03.11.1995, 1995/13363 E, 1995/33393 K, KILIÇOGLU, Mustafa, iş Kanunu Şerhi, B.2, Ankara 2001, s 270 ).
Öte yandan işveren, bir an için peşin ödemeyi amaçlamış, ihbar tazminatını ödemez ise, buradaki sorun akçalı sorun olarak değerlendirilmelidir. İşçi bu durumda dava açabilir ve ihbar tazminatını faizi ile alabilir. Gerçekte buda bir usulsüz fesihtir. Ancak bir an için çoğunluk görüşü gibi düşünecek olsak dahi, somut olayın işçi aleyhine çözülmesini hukuken haklı kılmaz.
İşçinin yaşlılık aylığı için Kuruma başvurusunun, "fesih" kavramına verilecek anlam ve doğurduğu sonuç açısından ele alınarak çözülmesi gerekir.
Fesih bir irade beyanıdır. Karşı tarafa varması ile hukuki sonuçlarını doğurur. Başka bir anlatımla, işverenin iş sözleşmesini fesih hakkı, yenilik doğurucu bir haktır. Bu hak kullanılması ile tüketilmiş olur. Kullanılmış bu yenilik doğuran hak, karşı tarafa ulaşmadan geri alınabileceği gibi, ulaştıktan sonra da genel olarak karşı tarafın muvafakati ile geri alınabilir ( Yenilik doğuran haklar hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. BUZ, Vedat, Medeni Hukukta Yenilik Doğuran Haklar, Ankara 2005, s 443-489 ).
Diğer taraftan Kuruma başvurmanın bu hukuki sonucu değiştirmesi için, Kurumun işvereni temsil etmesi gerekir. İşçinin iş sözleşmesinin feshinden sonra Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurması feshin hukuki sonuçlarını değiştirmez.
Sonuç olarak ortada bir usulsüz fesih vardır. Usulsüz fesihte bulunan işveren ihbar tazminatını ödemek zorundadır ( 1475 sayılı İş Kanunu''nun 13/C.1. md ). Fesih hakkı yenilik doğurucu haktır. İşçinin fesihten sonra Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurusu, hakkın geri alınması şeklinde yorumlanamaz.
Yukarda açıklanan gerekçe ile Hukuk Genel Kurulu''nun ihbar tazminatının reddi düşüncesine katılamıyorum.
KARŞI OY :
Dava ihbar tazminatının ödetilmesi istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan davacının iş aktinin davalı işverenin usulsüz feshi ihbarıyla sona ermesi durumunda ihbar öneli içinde SSK'na yaşlılık aylığı bağlanması için talepte bulunması halinde ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı noktasındadır.
Feshi ihbar hakkı bozucu yenilik doğuran tek yanlı bir irade beyanı olup karşı tarafa ulaşması ile birlikte hüküm doğurur. Bu irade beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte artık iş akti feshedilmiştir. Bu andan itibaren ihbar müddeti işlemeye başlar, müddetin dolmasıyla birlikte hizmet sözleşmesi sona erer ve kural olarak şarta bağlı feshi ihbar beyanında bulunulamaz.
İş hukuku mevzuatımızda feshi ihbarla fesihte ihbar süresi öngörülmesinin nedeni ekonomik olarak zayıf durumda olan işçinin bir anda işsiz bunun sonucu olarak ta ücretsiz kalmaması için ihbar süresi içinde yeni bir iş arayıp bulmasını sağlamaktır.
506 sayılı Yasa''nın 62. maddesinde sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunması ve yaşlılık aylığına hak kazanması halinde bu isteğinden sonraki aybaşından başlayarak yaşlılık aylığı bağlanacağı bildirilmiştir.
Davacı davalıya ait banka işyerinde yirmi yılı aşkın süredir belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmakta olup davalı işverenin ihbar öneli verilmeksizin usulsüz feshi ihbarı sonucu bir anda işsiz ve ücretsiz bırakılmıştır ki bu an işçinin hukuken en fazla korunmaya muhtaç olduğu andır. Sosyal sigortalar Kurumunda aylık bağlama işleminin bürokratik nedenlerle zamana yayıldığı bilinmekte olup, bu olayımızda da müracattan bir dosyada dört, birinde de üç diğerinde iki ay sonra aylık bağlandığı görülmektedir. Davacı geçim kaygusuna düşmenin yaptığı baskı ve bir an önce yaşlılık aylığına kavuşarak ekonomik sorununu çözmenin telaşı ile yaşlılık aylığı bağlama işlemlerini başlatabilmek için zaruretten SSK'na başvurmuş ve kurumca matbu olarak bastırılmış olan tahsis talep formunu doldurmuştur.
Bir tarafta feshi ihbar hakkını hukuka aykırı biçimde kullanıp yirmi yılı aşkın süredir emeğini işyerine hasreden işçisinin iş aktini usulsüz fesheden bir işveren varken davacının ihbar öneli içinde SSK'dan yaşlılık aylığı bağlanması için talepte bulunmasını, formda matbu olarak basılı olan ( işten ayrıldım ) sözcüklerinden yola çıkılarak davacının emeklilik nedeniyle iş akdini sona erdirdiği yorumu ile de sonuca varılması davacı işçiye zayıf ve hukuken korunmaya muhtaç olduğu bu anda iki ay süreyle kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olan yaşlılık aylığı bağlama işlemlerini başlatmama giderek bu süre içinde yaşlılık aylığından istifade etmeme külfetinin yüklenmesi hak, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun düşmeyeceği gibi iş hukukunun zayıf durumda bulunan işçiyi koruma niteliği ile bağdaşmayacağı açıktır.
Bu nedenlerle yerel mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.(¤¤)
Old 22-07-2009, 15:24   #8
tekinasl

 
Varsayılan

bu konuda bir sorum olacak. Emekliliği hak edip, SGK'dan aldığı yazı ile noterden ihtar çekerek iş sözleşmesini fesheden işçi, dava yolu ile yıllık izin ve ikramiye gibi taleplerde bulunulablir mi?
Old 22-07-2009, 15:26   #9
avukat erdoğan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan tekinasl
bu konuda bir sorum olacak. Emekliliği hak edip, SGK'dan aldığı yazı ile noterden ihtar çekerek iş sözleşmesini fesheden işçi, dava yolu ile yıllık izin ve ikramiye gibi taleplerde bulunulablir mi?

Tabi ki evet.Ayrıca o talepler için emekli olmasını beklemesine de gerek yok.
Old 22-07-2009, 15:34   #10
tekinasl

 
Varsayılan

hızlı yanıtınız için teşlekkür ederim. 17 yıl çalışmış olan ve prim gün sayısı da yeterli olan işçi, işverenin kötü tutumu sebebiyle emeklilik bahanesi ile iş sözleşmesini feshetmek zorunda bırakılıyor. O sebeple tek dava üzerinden kıdem, yıllık izin, ikramiye ve sigortalılık tespitini isteyebilir miyiz?Yargıtay kararı varmı bu konuda?
Old 22-07-2009, 15:37   #11
avukat erdoğan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan tekinasl
hızlı yanıtınız için teşlekkür ederim. 17 yıl çalışmış olan ve prim gün sayısı da yeterli olan işçi, işverenin kötü tutumu sebebiyle emeklilik bahanesi ile iş sözleşmesini feshetmek zorunda bırakılıyor. O sebeple tek dava üzerinden kıdem, yıllık izin, ikramiye ve sigortalılık tespitini isteyebilir miyiz?Yargıtay kararı varmı bu konuda?

Kıdem,yıllık izin gibi işçilik alacaklarını isteyebilirsiniz ancak sigortalılık tespiti ayrı bir davadır.Neden sigortalılık tespiti istediğinizi anlayamadım.Müvekkiliniz sigortasız mı çalıştırılmış?
Old 22-07-2009, 15:56   #12
tekinasl

 
Varsayılan

kısa dönem ödeneği alan işveren, işçiyi çalıştırdığı halde çalışmıyor gibi ödenek alıyor. İşçi de İş kurumuna gidip işveren baskısı ile çalışmıyorum diye beyan vermiş.İşçinin sigorta primleri 7 aydır yatmıyor. Bu durum da biraz aklımızı karıştırıyor.
Old 23-07-2012, 12:14   #13
M. Emre Bulut

 
Varsayılan

Saygıdeğer meslektaşlarım nbet bir bilgi bulamadım affınıza sığınaraktan bu konu ile ilgili net bir bilgiyi içerir tecrübelerinizi talep ediyorum.

Benim müvekkilim emekliliğe hak kazanmış ve SSK' dan ilgili belgeyi almıştır. İşverene keyfiyeti sözlü olarak bildirmiş, işten ayrılmış ve daha sonra ihtarname ile haklarını talep etmiştir. işveren de işçinin aktinş devamsızlık sebebiyle feshetmiştir. İşveren kayıtlarında işçinin verdiği belge gözükmez yüksek ihtimalle. Bu durumda, işverenin feshi geçerli bir fesih mi olmuştur, yoksa işçinin sözlü ama kanıtlanamayan fesih beyanı lehimize yorumlanabilir mi?

İyi çalışmalar diliyorum
Old 23-07-2012, 12:29   #14
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan M. Emre Bulut
Saygıdeğer meslektaşlarım nbet bir bilgi bulamadım affınıza sığınaraktan bu konu ile ilgili net bir bilgiyi içerir tecrübelerinizi talep ediyorum.

Benim müvekkilim emekliliğe hak kazanmış ve SSK' dan ilgili belgeyi almıştır. İşverene keyfiyeti sözlü olarak bildirmiş, işten ayrılmış ve daha sonra ihtarname ile haklarını talep etmiştir. işveren de işçinin aktinş devamsızlık sebebiyle feshetmiştir. İşveren kayıtlarında işçinin verdiği belge gözükmez yüksek ihtimalle. Bu durumda, işverenin feshi geçerli bir fesih mi olmuştur, yoksa işçinin sözlü ama kanıtlanamayan fesih beyanı lehimize yorumlanabilir mi?

İyi çalışmalar diliyorum

İşçi, emekliliğe hak kazandığına ilişkin yazı tarihinden itibaren ihbar süresi içinde işyerinden ayrılarak akdi feshetmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanır, ihbar tazminatı talep edemez.

Diğer taraftan tek başına devamsızlık tutanakları somut olayı ispata yeterli olmayabilir. Devamsızlığın geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığını işverenin araştırması, işçisinden savunma alması veya ihtar veya ihbar ile mazeretini bildirmeye davet etmesi gerekir. Delilleri tarihleri ile ve dayanakları ile tekrar değerlendirin. Saygılar.
Old 19-05-2016, 11:20   #15
kılıçoğlu1453

 
Varsayılan

Müvekkil Hastanede taşeron olarak çalışmş ve emekli olmuştur. Ancak kendisine emekli olduğunda kıdem tazminatı ödenmemiştir. Biz ayrıca idareye kıdem tazminatı talebinde bulunmadan dava açtık. Sizce idareye kıdem tazminatı talebinde bulunmalımıydık? Eğer bu başvuru zorunluluk ise davamız reddedilirmi?
Old 19-05-2016, 11:28   #16
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan kılıçoğlu1453
Müvekkil Hastanede taşeron olarak çalışmş ve emekli olmuştur. Ancak kendisine emekli olduğunda kıdem tazminatı ödenmemiştir. Biz ayrıca idareye kıdem tazminatı talebinde bulunmadan dava açtık. Sizce idareye kıdem tazminatı talebinde bulunmalımıydık? Eğer bu başvuru zorunluluk ise davamız reddedilirmi?

Zorunluluk değildir. Davanız reddedilmez. Alt işveren taşerona dava açtıysanız, hüküm de sadece onun aleyhine kurulur. İdare asıl işveren şartlarını taşıyorsa hasım gösterilmelidir. Davalınızın ekonomik durumu iyiyse, tahsil kabiliyeti varsa hasmı artırmamanız lehinize bile değerlendirilebilir.
Old 19-05-2016, 12:26   #17
Av.Evran KIRMIZI

 
Varsayılan

Emeklilik nedeniyle iş akdinin feshi konusu, İş Kanunu ve 5510 Sayılı SSGSSK açısından birlikte değerlendirilmeli ve kanımca işlem basamakları bunlara göre yapılmalıdır.

1- SGK dan yazı alınması: Uygulamada "kıdem tazminatına esas yazı" diye geçer. Kurum bu yazıyı vermek için, başvurucunun yaş hariç emeklilik için diğer şartları (sigortalılık süresi ve prim gün sayısı) taşıyıp taşımadığına bakar. Bu kapsamda işçinin Geç.81/A (15 yıl 3600 gün) veya veya Geç. 81/C (20/25 yıl ve 5000+ gün) olup olmadığı kurumu ilgilendirmez. Herhangi bir madde uyarınca yaşlılık aylığı için sigortalılık süresi ve prim gününü doldurmuşsa bu belge verilir. Verilmezse dava ile alınabilir.

2- İşçi bu belgeyi ekleyerek emeklilik nedeniyle 1475 Sayılı Kanun 14/4 (yaşı da gelmiş) veya 14/5 (yaş yeterli değil) uyarınca fesih bildirimini işverene ulaştırmalıdır.

3- İşveren bu fesih bildirimi gereği işçinin çıkışını yapmalıdır.

4- İşçinin işten çıkışı yapıldıktan sonra SGK'ya tahsis (emeklilik) başvurusu yapılmalıdır. 5510 SK 28. maddesi gereği emeklilik başvurusu yapmak için işten ayrılmak zorunlu ön koşuldur. Aksi halde aylık bağlanmaz, bağlanmışsa yersiz ödeme borcu olarak geri istenir. (örneğin soruda böyle bir tereddüt var.)

Sonuç olarak SGK ya yapılacak ilk başvuru, tahsis (emeklilik) başvurusu olmayıp, bu koşulları sağladığına ilişkin bir belge isteminden ibaret olmalıdır. İşverene bu belgeyle ve bu gerekçeyle fesih bildirimi yapılmalı, kıdem ve varsa diğer işçilik alacakları talep edilmelidir. Eğer ödenmezse tümü aynı davada istenebilir.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Boşanma ,emeklilik tazminatı kişisel mal mıdır? NAZ80 Meslektaşların Soruları 4 24-04-2012 23:22
emeklilik nedeniyle kıdem tazminatı avzeynepcan Meslektaşların Soruları 2 09-02-2009 00:15
emeklilik ve kıdem tazminatı avukat erdoğan Meslektaşların Soruları 2 04-02-2008 10:28
kıdem tazminatı advocat63 Meslektaşların Soruları 2 07-10-2007 13:59
Kıdem tazminatı cerav Hukuk Soruları Arşivi 4 10-05-2006 10:41


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06770611 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.