Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Mk.25 (eski 24/a) hükmü Ve Düşünceler

Yanıt
Old 29-04-2002, 11:03   #1
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan Mk.25 (eski 24/a) hükmü Ve Düşünceler

Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.

Yukarıya aktarılan MK.25/3 (Eski Kanun madde 24/a) hükmü hakkında düşüncelerinizi almak istiyorum.

Olay:

Yurt genelinde yayın yapan tanınan X televizyon kanalı, Bay Z, hakkında ağır hakaret içeren yayınlar yapmakta ve bu yayınları haber niteliğini de aşar şekilde bir den fazla kere ve ard arda haber yayınları içinde halka duyurmaktadır.

Bay X, konusunda uzman ve tanınmış bir hekimdir. Yayınların tekrar tekrar habere konu edilmesi nedeniyle ikinci gün avukatı vasıtasıyla İhtiyati tedbir kararı ile adı geçen yayının durdurulmasını sağlıyor ve akabinde maddi ve manevi tazminat davası açıyor.

Davasında;

Eski Medeni kanun 24/A yeni MK.25/3.nci madde açıklığı ile hakaret konusu haberlerin başında ve sonunda alınan reklamlardan televizyon kanalının elde ettiği gelirlerin de (gerçek olmayan)vekaletsiz iş görme hükümleri dairesinde kendisine verilmesini talep ediyor..

Davalı kanal ise savunmasında, olaydaki hükmün uygulanamayacağını, vekaletsiz iş görme hükümlerinin olaya uygulanabilirliğinin bulunmadığını ve davanın reddini talep ediyor.


Cevabı merak edilen soru:

MK.25/3 (eski MK.24/a) hükmünde yer verilen vekaletsiz iş görme hükümleri dairesinde tazminat isteme hakkı, vekaletsiz iş görmenin şekli anlamda uygulanmasını mı vurgulamaktadır, yoksa olayda vekaletsiz iş görme şartları var olduğunda mı talep edilebilir bir tazminat hakkıdır? Olayı FSEK. m. 70/f ''fikir ve sanat eseri üzerindeki manevi hakları haleldar olan kimse, tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de isteyebilir'' hükmü çerçevesinde değerlendirebilir miyiz?
Old 29-04-2002, 23:25   #2
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan Kaynak kanun gerekçesi

İsviçre Medeni Kanununa 1985 yılında eklenen 28/a maddesi hükmü, MK.25 (eski24/a) hükmünün aynısı olup, kanunumuza oradan aktarılmıştır.

Belirtilen İsviçre Medeni Kanununa 1985 yılında 28/a maddesi olarak eklenen kanun hükmünün gerekçesine sahip veya bu maddenin İsviçredeki uygulama biçimi hakkında bilgisi olanların katkısı halinde minnetdar olacağım.

Selam ve saygılarımla..
Old 29-04-2002, 23:38   #3
Av.Dr.Yahya DERYAL

 
Varsayılan MK.m.25/III, ceza niteliğinde bir hükümdür.

Eğer sözü edilen hekimin kişilik haklarına saldırı teşkil eden gerçeğe aykırı yayın nedeniyle tv kuruluşunun izlenme oranında bir artış meydana gelmiş ise, bu artışın MK.m.25/III yardımıyla istenmesi mümkündür.
Burada önemli olan, MK.m.24 anlamında kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir yayın yapılmış olması, bu yayının tv kuruluşunun (reklam) gelirini artırmış olması, yayın ile gelir artışı arasında illiyet bağı bulunması şartlarının varlığıdır.
Ayrıca, yayın kuruluşunun bu yayın nedeniyle gelirinde yani izlenme oranında ve dolayısıyla reklam gelirinde ne ölçüde bir artış gerçekleştiğinin bilirkişi aracılığıyla tespit edilmesi gerekir.
Örnek olarak bir tv kanalının bir dakikalık reklam fiyatı 1 milyar iken, bu yayın sonrası izlenme oranı ve reklam talebi arttığı için reklam fiyatı da 2 milyara yükselmişse ve bu artışın yayından kaynaklandığı açık ise, bu fıkra uygulanır.
Yapılan yayının hukuka aykırılığı (haksız fiil niteliği) tespit edildikten sonra, MK.m.25/III hükmünün işletilmesinde hiç bir engel bulunmayacağı kanısındayım.
Old 29-04-2002, 23:49   #4
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Olumlu Önemli katkı

Sayın Hukukdoktoru,

Bakış açıma önemli bir katkı sağladığınız için teşekkür ederim.

Sorun daha çok şu noktada toplanıyor:

Davalı televizyon kanalı savunmasında, ısrarla olayda vekaletsiz iş görmenin unsurlarının olmadığını (kanuni unsur), başka bir ifade ile ve özetle; başkasının bir işinin yapılmadığını bu nedenle vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanamayacağını ifade ediyor.

Ben ise, burada gerçek olmayan ve şekli anlamda (kıyasen) bir vekaletsiz iş görme durumu olduğunu, FSEK.m.70/f nin benzeri bir hüküm olduğunu, birebir Vekaletsiz iş görme şartlarının olayda uygulanamayacağını, esasen böyle olsaydı MK.25' de ''kanuni unsurları taşıyorsa'' ibaresi ile atıf yapılması gerekeceğini. vs. şekilde iddia ediyorum..

Kanun hükmünün ülkemizdeki gerekçesine baktım, hiç bir açıklama yok.. Kaynak İsviçre medeni kanununun ilgili hüküm gerekçesini de bulamıyorum..

Olay uygulaması (daha önceden) gerçekleşmemiş çok yeni bir hükme dayalı.. dava 4 yıldır devam ediyor..

Katkılarınız için teşekkür ederim ve mümkünse İsviçre medeni kanununun 28/a hükmünün gerekçesini de sizden istirham edeceğim..

Saygılarımla..
Old 30-04-2002, 00:33   #5
Av.Dr.Yahya DERYAL

 
Varsayılan Tandoğan Armağanı

Eski MK.m.24/a hükmü ile ilgili Haluk Tandoğan Armağanında doyurucu makale ve bilgi bulunabileceğini zannediyorum. Serozan, Kılıçoğlu, Hatemi'nin makaleleri vardı...
Özellikle Serozan bu hükmü etik açıdan eleştirmekle birlikte haksız fiil failine yönelik bir yaptırım olduğuna işaret ediyor.
Çok önemli bir hüküm.
Özellikle tv yayınları bakımından...
Bendeniz bu konuda bir içtihat da görmedim.
Ancak üzerine gidilirse yeni bir içtihada yol açabilir.
Old 01-05-2002, 18:02   #6
Av.M.Aydın Bilen

 
Mesaj

Sayın Tikici,
MK.25/3 de belirtilen vekaletsiz iş görme hükümlerine göre tazminat isteme hakkı,kanımca şekli manada değil olayda vekaletsiz iş görme şartları oluşmuşsa talep edilebilir bir hakkı göstermektedir.
Sizin de isabetle belirttiğiniz üzere kanunda "şartları varsa" vekaletsiz iş görme hükümleri uygulanır şeklinde bir düzenleme yoktur.Ancak, her halükarda bu vekaletsiz iş görmedir şeklinde de yorumlanmamalıdır.Zira aynı gerekçenizle kanun koyucu o zaman "bu tür bir fiilden oluşan zarar vekaletsiz iş görme sayılır"veya emsal gösterdiğiniz FSEK.daki gibi hiç bir şeye atıf yapmadan direkt "elde edilen karın verilmesini de isteyebilir" şeklinde bir düzenleme de yapabilirdi.Bunlar yapılmadığına göre maddedeki kasıt gerçek manada vekaletsiz iş görmedir.

Bundan başka yine maddede "maddi ve manevi tazminat istemleri ile..." denilmektedir.Maddi ve manevi tazminat için nasıl şartları oluşmuşsa hüküm altına alınacaksa vekaletsiz iş görme için de aynı şekilde şartları var ise hüküm altına alınacaktır.

Selam ve saygılarımla...

Av.M.Aydın Bilen
Old 01-05-2002, 22:10   #7
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Saygıdeğer Bilen, (

Konuya katkınız için teşekkür ederim. Olayda Gerçek Vekaletsiz İş görme' nin şartlarının birebir aranması gerektiğini belirtmektesiniz.

O halde, MK.25. maddede özellikle yer verilen Vekaletsiz İş görme hükümleri saklıdır hükmü ve bu 25. madde düzenlemesinin ana konusunun Kişilik haklarına müdahale (tecavüz) oluşu da gözetilerek, olaya bir göz atalım ve (gerçek) vekaletsiz iş görmenin unsurlarının birebir aranması durumunda kişilik haklarının ihlalini içeren eylem yada işlemle vekaletsiz iş görme unsurlarının, bir arada nasıl bulunacağına değinelim.

Gerçekten, BK. 410. maddede ''Vekaleti olmaksızın başkası hesabına tasarrufta bulunan kimse, o işi sahibinin menfaatine ve tahmin olunan maksadına göre yapmağa mecburdur..'' şeklinde tanımı yapılan vekaletsiz iş görmede, unsurlar, başkasına ait bir işin görülmesi iradesiyle, onun hukuk alanına bu konuda bir yetkisi de olmaksızın, müdahale etmekten ibarettir.

O halde; Öncelikle başkasına ait bir iş olmalı ve bu işin görülmesi lazımdır. ikinci olarak, İş gören, bu eyleminde başkasının işini görme iradesiyle hareket etmelidir. (Bkz. Prof.Dr.Cevdet Yavuz, Borçlar Özel s.459) İşgören, bu işi, işsahibinin yasaklamasına aykırı olarak gerçekleştirmemelidir, esasen yasaklayacağı bir konuda da iş yapmamalıdır. (Bkz. Prof.Dr. Cevdet Yavuz, Borçlar Özel, s.459 vd.)

Şimdi sayın Bilen ( dostum,

Televizyon kanalı vasıtasıyla kişilik haklarına hakaret eden (yada herhangi bir şekilde MK.25. madde içeriği ile bir başkasının kişilik haklarına tecavüz(müdahale) eden) kişi, salt bu hukuka aykırı davranışı ile nasıl olurda, hakaret ettiği yahut kişilk haklarına tecavüz ettiği iş sahibinin, işini onun yararına ve hesabına ve onun rızasına aykırı olmadan BK.410. madde kapsamıyla görmüş olur?

Böyle bir ihtimal mümkün değildir. Esasen bunu mümkün görmek demek, hakarete uğrayan kişinin işinin, hakaret etmek yada başkalarının kişilik haklarına tecavüz etmek olarak kabul etmek demektir..

Hiç bir şekilde, kişilik hakkına müdahale ettiğiniz kişinin, vekaletsiz iş görme hükümlerinin, kanuni unsurları dahilinde işini görmeniz mümkün olamayacaktır.

Bu da göstermektedir ki, MK.25(eski 24/a) hükmü, şeklidir. Yani birebir BK.410. vd. hükümlerinin bu madde kapsamında uygulanmasına yer yoktur, esasen bu husus vekaletsiz iş görme hükümlerinin niteliğine aykırıdır.

Bu itibarla, genelde mantıklı ve isabetli bulduğum görüşlerinize, bu konu hakkında üzgünüm katılamamaktayım.

Belki diyebilirsiniz: ''MK.25. de vekaletsiz iş görme hükümleri uygulanır demiyor, saklıdır şeklinde yer veriliyor... o halde o şartları taşıması gerekir.. ''

Ancak yukarıdaki örneklemede de görüldüğü üzere, vekaletsiz iş görme hükümlerinin olaya birebir uygulanması olası değildir...

Saygı ve sevgilerimle..
Old 02-05-2002, 16:06   #8
Av.M.Aydın Bilen

 
Varsayılan

Saygıdeğer dostum Tikici,
Eline sağlık uzun uzadıya yazmışsın.Değindiğin hususların altına ben de imza atarım.Ancak kısaca şunu ekleyeyim.
Caiz olan vekaletsiz iş görme,
Caiz olmayan vekaletsiz iş görme ve BK.414.md.
Sanırım siz sadece 410.madde yönünden olaya bakmak istiyorsunuz,daha doğrusu öyle göstermek istiyorsunuz

Ya caiz olmayan vekaletsiz iş görme?

Selam ve saygılarımla...

Av.M.Aydın Bilen
Old 02-05-2002, 16:19   #9
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Neşeli

Sayın ( ),Bilen

Daha önceki yazınızda olayda gerçek vekaletsiz iş görme hükümleri uygulanır demiştiniz, bu sebeple olayda gerçek vekaletsiz iş görmenin olmayacağına yer vermiş oldum..

Şimdi ise, Gerçek olmayan yada caiz olmayan vekaletsiz iş görme uygulanır demektesiniz.

Ancak üzgünüm, onun da unsurları MK.25 ile uyumsuzdur.

Gerçek olmayan Vekaletsiz iş görmenin tanımı şu şekilde yapılmaktadır:

Gerçek olmayan vekaletsiz iş görme durumunda; bir kimse, bilerek yada bilmeyerek, başkasının işini kendi işiymiş gibi ve kendisine menfaat sağlamak üzere görmektedir. (bkz. Prof.Dr. Cevdet Yavuz, Borçlar Özel, s.464 vd.)

Görüleceği üzere, burada da başkasına ait bir iş sözkonusudur. Oysa MK.25 hükmünün ihlalinde, ihlal eden şahıs, iş sahibinin bir işini görmemektedir.

BK.414. madde, bu durumda elde edilen gelirin iş sahibine ait olacağını düzenlemektedir. Başka bir ifade ile MK.25' in atfı doğrudan 414. maddeye,(kıyasen uygulanması anlamında)dır.

Selam ve saygılarımla..
Old 02-05-2002, 21:34   #10
Av.M.Aydın Bilen

 
Çözüm

Sayın Tikici,
Caiz olmayan vekaletsiz iş görme;haksız bir saldırı niteliğinde de olabilir.Bu nedenle sizin tanımladığınız hususlara artı olarak saldırı niteliğini katmanın mümkün olabileceği düşüncesindeyim.

Olayı basitleştirmek için sizin verdiğiniz örneğe ben bir örnek ekleyerek;karşılaştırmalı bir çözüme ulaşabilceğimizi umuyorum.

A şahsı ile B şahsı müteahhit olup,ihaleye gireceklerdir.A ,B'yi "ihaleye girersen evinden çıkamazsın v.s" şeklinde tehdit ederek B'nin ihaleye girmesine engel oluyor.A ihaleyi alıyor.

a-)Tehdit kişilik haklarına saldırı sayılır mı?
b-)Sayılmazsa niçin,sayılırsa yine MK.25/3 gereğince B,A'nın ihaleden elde ettiği geliri isteyebilir mi?

Sanıyorum örnek bir önceki mesajınızda "başkasının işini yapma"kriterinize de uymaktadır.Çünkü A,işi kendisi için alıyor ve kendi adına yapıyor.Bu örnekle karşılaştırmalı olarak tartışalım.

Selam ve saygılarımla...

Av.M.Aydın Bilen
Old 03-05-2002, 12:46   #11
formal

 
Varsayılan

Merhaba,

Hem gerçek vekaletsiz iş görmede hem de gerçek olmayan vekaletsiz iş görmede, başkasına ait bir işin, iş gören tarafından yapılması ortak unsurdur.

Gerçek olmayan vekaletsiz iş görmede, iş görenin eylem ve işlemlerinin haksız fiil olduğu kabul edilmektedir.

Sayın Av.Bilen' in verdiği örnek olayı tam açıklamasa da, başkasına ait bir markayı kullananın, bu kullanım nedeniyle bir kar elde etmesi örneğini verebiliriz.

Bu örnekde, başkasına ait olan markanın sebeğsiz kullanımı haksız fiildir. Menfaati elde eden iş görendir, görülen iş (marka kullanımı) iş sahibinindir.

Burada BK.414. madde tam olarak uygulanabilir. Esasen Sn.Av.Tikici' nin somut olayında da BK.414. uygulanmak gerekir. MK.25' de belirtilen vekaletsiz iş görme hükümleri saklıdır ifadesi BK.414. e göndermedir.

Sn. Av. Bilen' in BK.414 hatırlatması esasında, Sn. Av. Tikici' nin iddiasını teyit etmektedir..
Old 03-05-2002, 16:44   #12
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan Güzel örnek

Sn.Bilen,

Katkınız için teşekkür ederim. Yaklaşımınız beni desteklemektedir. Saygılarımla..
Old 21-05-2002, 11:33   #13
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Konu ile ilgili bir başka sorun:

Bilindiği üzere 3984 sayılı yasa kapsamında yayın yapan TV kuruluşları için 3984 sayılı yasanın uygulamasına ilişkin 22223 sayılı ''Asgari Şartlar'' Yönetmeliği de mevcut olup bu yönetmeliğin 18 . maddesinde aynen: '' ..... yayından doğan sorumluluk yayını yöneten ve programı yapanla birlikte sorumlu müdüre aittir .''
şeklinde yayından sorumlular zikredilmiştir.


Ünlü Tv kanalı, Ünlü haber programında kişilik haklarına saldırdığı olaydaki şahsa karşı sorumluların adını sanını bilmediğimiz ve esasen bunların da kim olduğunu belirtmeden dava dışı başkalarının olduğunu, davalılardan birisi için husumet yokluğunu
iddia etmektedir.

Soru:

1- Programı yaptığını yayınlarında sürekli fragmanlara dayanarak '' ............... ...... ile haberler'' ile duyuran ve ''.........................' ' in programı sunduğu ortada iken, yayını yöneten - programı yapan- ve sorumlu müdür tahdidinde, programı yapandan kasıt, yapımcı firmamıdır, yoksa programı haızrlayıp sunduğu kendi ismi ile deklere edilen kişi midir ?


Selamlar.
Old 23-05-2002, 12:26   #14
muratcaglar@turkhuku

 
Varsayılan

Merhaba,

Arkadaşların tüm yorumlarını ve görüşlerini okudum.
Bence bir uzman doktor hakkındaki yayının haksız olması nedeniyle yayını yapan kuruluşun, doktorun açmış olduğu davada vekaletsiz işgörme hükümleri ile mahkum edilmesi biraz hukuku zorlamak olur.
Borçlar Kanunun da hakime maddi ve manevi tazminatlar konusunda, hak ve adalete uygun olarak tazminatı artırma,eksiltme,düzeltme hakkı verilmiştir.

Ben olaya bu açıdan bakıyorum ve Bu sorunda vekaletsiz işgörme hükümlerine dayanarak değil,maddi ve manevi tazminat hükümlerine dayanılarak bir karar verilmesi gerektiği inancındayım.
Herkese sevgi ve saygılarımla Av.Murat Çağlar
Old 23-05-2002, 15:16   #15
Av.Dr.Yahya DERYAL

 
İnceleme Hatırlatma

Bu somut olayda doğrudan BK.m. 414'e gidilmesi sözkonusu değildir.
BK.m.24/a'da konuyu özel olarak düzenleyen hükmün yollaması nedeniyle ve hukuki talebin dayanağı vekaletsiz iş görme kabul edilerek dava açılabileceği ileri sürülmektedir.
Kanaatimce, burada doğrudan vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanması sözkonusu olmadığından vekaletsiz iş görme şaretlarının oluşup oluşmadığı da aranmayacaktır.
Kanun koyucunun m.24/a ile tanıdığı bu hak için vekaletsiz iş görme hükümlerinden söz etmesi, bu hakkın hukuki niteliğini açıklamak amacıyla olsa gerektir.
Aksi halde bu hakkın uygulanması imkansız hale gelebilir.
Old 23-05-2002, 17:49   #16
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Medeni kanunda yapılan değişiklikle, vekaletsiz iş görmeye ilişkin bir dava hakkına da yyer vermiş olmalarının nedeni , kişilik haklarının daha etkin bir şekilde korunmasını temin etmektir. Gerçekten kişilik haklarına öyle bazı saldırılar olur ki, maddi tazminat davasının şartları oluşmamıştır yahut koşullar gerçekleşmiş olsa bile, sadece maddi tazminat davası açmak ihtiyacı karşılamamakta, haksız saldırı nedeniyle, davalı kazançlı çıkmaktadır . (Bkz. Sevil Aydın, Radyo ve televizyon yoluyla kişilik haklarının ihlali ve hukuksal korunma, Ankara 1997, s. 214 vd.)

Hatta bir örnek verilmiştir eserde:

Kendisi ile plajda röportaj yapılan bir artistin çıplak resminin aynı amaçla Tv' de yayınlanmasında hukuka aykırı saldırı gerçekleşmiştir. Saldırının tekrarı tehlikesi olmadığından bu olayda önleme davası açılamayacaktır. TV yayını doğmuş ve sona ermiş olduğundan yayını düzeltme şeklinde bir durdurma davası da açılamaz. (Ben bu görüşe katılamıyorum..aynı yayının tekrar gösterimi her zaman mümkündür) Bunun dışında maddi anlamda bir zarar doğmadığından maddi tazminat, saldırı ve kusur olmadığından manevi tazminat davası açılamayacaktır.. Nihayet resmi rıza dışında yayınlanan kişinin mal varlığında bir azalma olmadığından sebepsiz zenginleşme davası da açılamayacaktır.. (Bence bu tespitler tartışılabilir) İşte bu gibi durumlarda, hakkı ihlale uğrayanın vekaletsiz iş görme hükümlerine dayanan dava açmaktan başka korunma yolu kalmamaktadır .. (Aynı eser s.216.)

Yine, elde edilen menfaatin takdir ve tespitinde Bk.42. madde hükmünün esas alınacağını, hatta BK.60 veya 66.maddelerinde kıyasen dikkate alınacağı belirtilmiştir..

Bu eserde faydalı açıklamalar olmasına rağmen, bir biriyle çelişen bir çok ifade de yer almaktadır.

Sonuç olarak belirtmek isterim ki, MK.25' in amacının maddi tazminat ile zararın giderimi olmadığı, tam aksine maddi zararın şartlarının olmaması yahut olsa bile yetersiz kaldığı durumlar gözetilerek, maddi ve manevi tazminata ek olarak ve onlarla birlikte talep edilmesine olanak tanındığı ortadadır.

Gerçek olmayan vekaletsiz iş görme hükümlerinin kıyasen ve şeklen uygulanması zorunludur. Aksi durumda, kanun koyucunun amacı dışına çıkılmış olur.

Saygılar..
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Noterden Yapılan İtirazın Davadaki Hükmü kum Hukuk Soruları Arşivi 18 22-10-2006 17:32
Kesin Süre Hükmü attorneytalay Meslektaşların Soruları 3 19-07-2006 23:01
THS Hukuk Çalışma Grupları üzerine düşünceler Admin Site Haberleri 19 25-06-2006 01:00
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri üzerine düşünceler Av. Hulusi Metin Hukuk Sohbetleri 0 27-02-2006 08:56
Temerrüt (BK.101) hükmü Re'sen Müdahaleye Açık Bir Hüküm Müdür? Av.Mehmet Saim Dikici Meslektaşların Soruları 2 30-05-2002 13:53


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05748606 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.