Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Rücu Davasi Açma Zamani

Yanıt
Old 23-08-2019, 09:59   #1
because I am him

 
İnceleme Rücu Davasi Açma Zamani

Sayın Meslektaşlarım merhaba,

Müvekkil Şirket’e karşı açılan işçilik alacağı davasında, müvekkil şirketin asıl işveren olarak sorumlu olduğuna karar verilerek hüküm tesis edilmiştir.

Alt işveren güvenlik şirketine karşı rücu davası açmak istiyoruz. Tehir-i icra kararı almak için icra müdürlüğüne dosya bedelini yatırdığımız için rücu davasını açabilir miyiz? Yoksa yerel mahkeme kararının kesinleşmesini mi beklemeliyiz?

II. Rücu isteminde

MADDE 73 - Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar.


Değerli bilgilerini paylaşan meslektaşlarıma şimdiden çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,
AA
Old 23-08-2019, 10:32   #2
because I am him

 
Mesaj

Sayın meslektaşlarım,

konu hakkında bulabildiğim HGK kararını ekliyorum. Anladığım kadarıyla icra dosyasına ödediğimiz bedel, alacaklının cebine girmeden rücu davası açamıyoruz.

YARGITAY
. Hukuk Genel Kurulu
Esas Yıl/No: 2012/4-426
Karar Yıl/No: 2012/639
Karar tarihi: 28.09.2012

Dava: Taraflar arasındaki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.6.2010 gün ve 2010/394 E., 2010/751 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.1.2011 gün ve 2010/14452 E., 2011/280 K. sayılı ilamı ile;

(... Davacı İçişleri Bakanlığı, trafik kazası sebebiyle yaşamını yitiren jandarma erinin yakınlarına 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yasa gereğince ödenen nakdi tazminatın, haksız eylem sorumlusu olan davalıdan alınmasını istemiştir.

Davalı ise, 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, ödenen tutarın değil, gerçek zararın hesaplanması gerektiğini ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

Yerel mahkemece, rücu edilmek istenen nakdi tazminatın ödenmesine dair komisyon kararının davacı İçişleri Bakanlığı tarafından onaylandığı 24.2.2009 günüyle davanın açıldığı 22.3.2010 günü arasında B.K. 60. maddesinde öngörülen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, haksız eylem sebebiyle zarara uğrayana ödenen tazminatın haksız eylem sorumlusuna rücuuna dair olup bu tür davalarda zamanaşımı süresi ödeme gününden itibaren başlar ve bir yıldır. Ödemeye dair komisyon kararı alınmış olması veya bu kararın onaylanması davacıya dava açma hakkını vermeyeceğinden zamanaşımı süresi: nakdi tazminat ödenmesi yönünde komisyon kararı alınması veya ödeme yapılmasına karar verilmesi ya da ödeme yapılmasına dair komisyon kararının onaylanmasıyla başlamaz. Davacının rücu davasını açabilmesi için alınan kararda belirlenen tazminatın ödenerek paranın davacıdan çıkmış olması gerekir.

Yerel mahkemece açıklanan yönler ve ödemenin yapıldığı 6.5.2009 günüyle davanın açıldığı 22.3.2010 günü arasında 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, istemin zamanaşımı yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir...),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

H.G.K.'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:

Karar: Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.

Yerel mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle bozulmuş: mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını, davacı vekili temyize getirmiştir.

H.G.K. önüne gelen uyuşmazlık; dosya kapsamına göre rücuen tazminat isteminin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle, rücu ve halefiyet kavramları üzerinde durmakta yarar vardır:

Rücu hakkı; başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Alacaklıyı tatmin eden kişi, alacaklının hakkından bağımsız kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle, rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlamaktadır.

Halefiyette ise, halef olan kişi alacaklıyı tatmin ettiği anda. yeni bir hak elde etmemekte, alacaklıya ait olan hakkı kanundan dolayı olduğu gibi devralmaktadır. Bu nedenle, böyle bir alacak için de daha önce zamanaşımı işlemeye başlamış ise, alacak halef olan kişiye intikal etmesine rağmen işlemeye devam eder. Zira, daha önceden muaccel olmuş alacağın yeniden muaccel olması ve yeni bir zamanaşımının işlemeye başlaması mümkün değildir. Salt halefiyet halleriyle Kanunun rücu hakkı verdiği haller arasındaki en önemli fark, birincisinde alacaklıya ait bir hakkın intikal etmesi, 2. halde ise. rücu hakkı sahibinin şahsında yeni bir hakkın doğmasıdır. Halefiyetin temelde bir rücu hakkına dayanmadığı hallerde alacak hakkı daha önce işlemeye başlayan zamanaşımıyla birlikte intikal eder İkinci halde ise, rücu hakkı sahibi lehine, alacaklının hakkından bağımsız yeni bir hak meydana geldiğinden, bu andan itibaren yeni bir zaman aşımı işlemeye başlayacaktır.

Rücu talebi bakımından on yıllık uzun zamanaşımı süresini 818 Sayılı B.K.nun 60. maddesinin kıyasen uygulanması sonucunda, haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işlemeye başlaması mümkün değildir. Çünkü haksız fiilin meydana geldiği tarihte henüz rücû alacağı doğmamıştır. Henüz rücu alacağının doğmadığı bir dönemde zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması isabetli olmadığından, rücu alacağı bakımından on yıllık uzun zamanaşımı süresi de rücu alacağının doğduğu ve muaccel olduğu an olan. alacaklıya tazminatın ödendiği tarihten itibaren işlemeye başlamalıdır (Leyla Müjde Kurt, Haksız Fiil Sonucu Oluşan Zarardan Birden Çok Kişinin Sorumlu Olduğu Hallerde Rücu Talebinin Tabi Olduğu Zamanaşımı, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Temmuz-Ağustos 2011, Yıl: 24, Sayı: 95, s. 149).

Somut olayın açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesine gelince: davacı İçişleri Bakanlığı 20.9.1977 tarihinde trafik kazası sebebiyle yaşamını yitiren jandarma erinin yakınlarına 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yasa gereğince 6.5.2009 tarihinde ödenen nakdi tazminatın, haksız eylem sorumlusu olan davalıdan 22.3.2010 tarihli dava dilekçesiyle istemiştir. Davalı ise, 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiğini ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. yerel mahkemece, tazminatın onay tarihiyle dava tarihi arasında 818 Sayılı B.K.'nun 60. maddesinde öngörülen 1 yıllık ve yine haksız fiil tarihiyle dava tarihi arasında aynı madde de öngörülen 10 yıllık sürelerin geçtiğinden bahisle davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.

Yukarıda da açıklandığı üzere, rücu hakkı; başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan, alacaklıyı tatmin eden kişi, alacaklının hakkından bağımsız kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle, rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı başlamaktadır. Diğer bir deyişle; davacının rücu davasını açabilmesi için belirlenen tazminatın ödenerek paranın davacıdan çıkmış olması gerekir.

Bu sebeple rücuda 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu durumda da somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.

Öte yandan, somut olayda uygulanma imkanı bulunmasa da 1.7.2012 tarihinde yürürlüğü giren 6098 Sayılı Türk B.K. (6098 Sayılı YBK)'nun 73. maddesinde rücu isteminde zamanaşımının açıkça tarihten başlayacağı benimsenmiştir.

Bu sebeple yerel mahkemece, somut olayda 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

O halde, yerel mahkemece, H.G.K.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda gösterilen nedenlerden dolayı 6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı H.U.M.K.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı Kanunun 440/1 maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.09.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, 2330 Sayılı Yasaya göre ödeme yapan davacının haksız fiil failine rücu davası olup, olay ve karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 Sayılı B.K.nda rücu davası için özel bir zamanaşımı kararlaştırılmamıştır.

Davacı, zarar görene halefen davalıya rücu ettiğine göre zarar görenin sahip olduğu haklardan daha fazlasına sahip olmamalıdır. Haksız fiil faili olan davalıdan ancak B.K.nun 60. maddesine göre 1 ve 10 yıllık süreler içinde talepte bulunabilir. Bu surelerin başlangıç tarihleri de aynı madde de gösterilmiş olup ve gibi bir tarih bulunmamaktadır.

Haksız fiil tarihi 20.09.1977 olup 20.09.1987 tarihinde zamanaşımı dolduğundan mahkeme kararının onaylanması gerektiği görüşündeyim. (¤¤)
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 2 (0 Site Üyesi ve 2 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Babalik Davasi Açma Süresi. imsel Meslektaşların Soruları 1 30-05-2019 13:32
Kat MÜlkİyetİ Kanunu Ve Kat Malİklerİne RÜcu Davasi TRINITY Meslektaşların Soruları 7 26-03-2012 11:28
Trafİk Kazasi Nedenİyle RÜcu Davasi Av.OnurERSEN Meslektaşların Soruları 2 11-11-2011 14:57
Bİr İdarİ İŞleme KarŞi İptal Davasi AÇma SÜresİ GeÇtİĞİnde Tam Yargi Davasi AÇilabİlİr Mİ UMUT Y Meslektaşların Soruları 4 11-10-2010 18:16
Ssk RÜcu Davasi gencerx07 Meslektaşların Soruları 1 07-02-2009 14:48


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03016210 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.