25-05-2007, 11:28 | #1 |
|
Müvekkil Müşteri midir?
Sevgili Hukukçular,
Dün gece bir televizyon kanalında "Biri Bana Anlatsın" isimli programda "adaletin bu mu dünya" başlığıyla ağırlıklı olarak avukatların yer aldığı tartışma programı yayınlandı. İzlerken İsviçre! Hukuk sisteminin sorunları tartışıldı. Katılımcılardan bir üstadımız; Türkiye'de beş ayrı ilde, yurt dışında ise iki ülkede ofis/şubelerinin bulunduğunu, müşterilerinin, şirketlerinin kullandıkları compüter! sistemi sayesinde ofise gelmeden dosyalarını görebildiklerini, çalışanlarının bir kaç lisan bildiğini, yetiştirdikleri öğrencilerin! hakim savcı olduklarını ancak kendi davasına bakmadıklarını vs. uzun uzun anlattı. İzlerken kanım dondu. Ya benim bildiğim ve yapmaya çalıştığım avukatlık yanlış. Ya da anlı şanlı büyük bürolarımız alenen ticaret yapıyorlar. Hala kendime gelemedim. Lütfen doğrusunu da "Biri Bana Anlatsın." Saygılarımla. |
25-05-2007, 19:31 | #2 |
|
Adalet Bakanlığı tarafından Nisan ayının son haftalarında İcra Müdürlerine yönelik olarak Antalya'da bir seminer düzenlendi. Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünde görevli bir Tetkik Hakimi " Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde iş sahiplerinin MÜŞTERİ olarak kabul edildiği ve iş sahibi müşterimiz müşterimiz ise velinimetimizder " dedi. Bu kavramın artık kamu hizmeti alan kişiler için kullanıldığını belirtti. Bu durumda bir avukatın fiiliyatta olan bir durumu seslendirmesine şaşırmamak lazım.
Saygılarımla... |
25-05-2007, 20:23 | #3 |
|
Sayın Süleyman Zengin
- Ticarette alıcıya müşteri denir. - Kalite Sistemlerinde ise bir çalışanın veya bir birimin yaptıklarını alan diğer kişi veya birimler müşteri olarak nitelendirilir. Örneğin, bütün çalışanlar Genel Müdür’ün müşterisidir. Genel Müdür’ün yaptıkları bütün çalışanları kapsar. Makine Bakım Ünitesi sadece Taşıtlar Müdürlüğünü müşteri olarak bilir. Ve böylelikle sistem içinde Müşteri Memnuniyeti denilen kavram yerleştirilmeye çalışılır. Bir başka deyimle, kalite sistemlerindeki müşteri gündelik dildeki müşteri değildir. - Avukatlık ticaret değildir. Eğer o avukatlık bürosunda Kalite Sistemleri uygulaması varsa bile müvekkile müşteri denmez. O bürodaki çalışanlar birbirilerine müşteri olur. Eğer müvekkile müşteri denirse meslek yoldan çıkar; meslek tüccarlığa yaklaşır. Bence bu sözcüğün hiçbir nedenle kullanılmaması gerekir. Müşteri sözcüğü avukatlıkla (Kalite Sistemlerinde bile) bağdaşmaz. Saygılarımla |
25-05-2007, 20:58 | #4 | |||||||||||||||||||||||
|
|
25-05-2007, 21:44 | #5 |
|
Müvekkili müşteri olarak gören avukat , kendisini
tüccar , bürosunu da ticari müessese gibi görür. |
25-05-2007, 22:36 | #6 |
|
Müvekkil müşteridir...
Mesleğe başladığımdan beri hatta stajdan beri müvekkile müşteri denilir mi avukatlık ticaret mi değil mi hep konuşulur tartışılır bir çok meslektaşımız özellikle meslekte daha kıdemli üstatlar avukatlık ticari bir iş değildir değildir filan derler.Eskilere yani bir dönemden gelen mücadele adamı kalite insanlara saygı sevgi sonsuz ve baki kalmak kaydı ile diyelim…Bu düşünceler 2007 yılında artık çok komik oluyor ve de diğer meslek dallarına göre hem kendi içimizde hem de dışarıda bizim geride kalmamıza neden oluyor ve de sadece ve sadece kendimizi kandırıyoruz.Eğer diplomanı,aldığın eğitimi,hukuki ve mesleki bilgi becerini sermaye olarak ortaya koyuyorsan,serbest piyasada bende varım diye ortaya çıkıyorsan bu yolla hayatını idame ediyorsan,bu şekilde kazandığı parayla çeşit çeşit vergi ödüyorsan sekreter vs.gibi çalışanlar istihdam ediyorsan,kazandığın parayla işyeri kiranı ödüyorsan devlet tarafından ömür boyu iş ve maaş garantin de yoksa,bir ay’ın diğer ayını tutmuyorsa hayatında risk alıyorsan,inişlerin çıkışların oluyorsa ticaret yapıyorsun ve de ofisin veya olmasa bile sadece bir yerde herhangi bir çalışma masan bir ticari işletmedir.Ücret aldığın ve karşılığını mesleki olarak yaptığın işlerden dolayı verdiğin kimselerde senin kim olursa olsun müşterilerindir.Biz ticaret yapıyoruz arkadaşlar artık bunu kabullenelim ve adımlarımız geleceğe bakışımızı buna göre yönlendirelim Riskin olduğu yer’in adı ticari hayattır .Borçlu yaşama riski de var güzel ve bolluk içinde yaşama da var ortası zaten her zaman her meslekte ihtimal dahilinde olan bir şey. Mesleğimiz ise bizden kaynaklanan veya kaynaklanmayan sebeplerle zaten yoldan çıkmış durumda bence yoldan çıkma sebeplerinden bir tanesi de bu güne kadar gerektiği gibi mesleğe profesyonelce yaklaşmamak zorlama mütevazilikler ve geniş tevazuların getirdiği eski sistem abuk subuk, ne iktidara talibiz ne hakime falan gibi garip laflarla birlikte,bizim yaptığımız iş yarı kamu yarı özel vs düşünceleri...Biz özel iş yapıyoruz arkadaşlar teksin, yalnızsın,sorumluluğun kendine devlet yanında değil, açılacak herhangi bir dava direk sana önce kamu sonra kaybederse devletin sana rücusu yok ve iş hayatının yüzde doksanı özel hukuka tabi...Bütün bunların yanında her şey bitmiş gibi ve İstanbul’un bütün wc.leri kendisinin olmasına karşın halen hakimlerin ve memurların wc.sine girmeye çalışan bunu da dert edinen buralarda yakınan yazılar yazan meslektaşlar mesleğimiz bu düzeye inmiş…Dileyen arkadaşlar Mali müşavirler odası ve elektrik mühendisleri odası gibi çalışma örgütlerinin çalışmalarına, mesleklerine bakışlarına ,faaliyetlerine en azından umut ve temennilerine bir baksınlar onlarla aramızdaki farkı daha iyi anlarlar…
|
26-05-2007, 00:50 | #7 |
|
Müvekkil Müşteri midir?
Sayın çetin;
Ben yaş olarak 50 yi aştım. meslek olarak da 25. Kendimi hiç tacir olarak görmedim. Düşüncelerimi de meta olarak. Benim BÜROMA insanlar gelir şöyle bir yardıma gereksinimim var derler. Ben de okur araştırır ne yapabileceğim konusunda karar veriririm. Burada kendi kişilğim ve düşünce biçimim devreye girer. Bunlar kişisel özelliklerin ürünleridir. Ben hayatım boyunca büroma "dükkan" müvekkillerime de "müşteri" demedim. Ben her gelen davada yeniden araştırdım kakarlara baktım. düşünce/yaklaşım üretmeye uğraştım. Benim düşüncelerim hiç bir zaman 80 krş alınıp 100 krş a satılan tereyeğı paketi olmadı. Ben bu mesleğin kamu hizmeti olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle de geçmişte kamu çıkarı için de davalar açtım. Siz ise sadece ticaret olduğunu düşünüyorsunu. Neyi alıp neyi satıyorsunuz? ticarete sunduğunuz mal ne? bol karlar |
26-05-2007, 01:37 | #8 | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
‘’Falan filan’’ diyen kıdemli avukatlar değil, kurallardır: - Avukatlık ticari bir iş olsaydı avukatlar Ticaret Odası üyesi olmak zorunda kalırdı. Demek ki, avukatların tacir olmadığı düşüncesi kıdeme bağlı değil. - Avukat müvekkil ilişkisi vekalet sözleşmesi kapsamındadır. Tacir müşteri ilişkisi ise satım sözleşmesi hükümlerine tabidir. - Avukatlık serbest meslektir; sorumlulukları tacirden daha ağırdır. Örneğin tacir herkesten mal alır satarken avukat daha önce hukuki yardımda bulunduğu kimsenin tarafı olduğu davada karşı tarafın vekili olamaz. Vs vs falan filan.
Vekalet Sözleşmesine ilişkin kanun hükümleri 2007 yılında komik oluyorsa avukatlık da komik olur. Hangi meslekten geri kaldığımızı düşündüğümde aklıma PATENT VEKİLLİĞİ ve vergi dairelerindeki UZLAŞMAlara mali müşavirlerin katılması geliyor. Bu iki konu dışında başkaca bir meslekten kurum olarak geri kaldığımız söylenemez. Ama mesleğe fazlaca rağbet yüzünden meslektaşların sıkıntıları olduğu doğrudur. Mesleğe kabul konusunda yeni düzenlemelere ihtiyaç vardır.
‘’Mesleğe profesyonelce yaklaşmak’’ diye ifade ettiğiniz düşünceniz neyle ilgili anlayamadım ama mutlaka avukatlık onurunun çiğnenmesinden söz etmiyorsunuzdur.
- Avukatlığın umudu ve temennisi yargı bağımsızlığındadır. - Avukatlığın umudu ve temennisi hakim savcı açığının kapanmasındadır. - Ve avukatlığın umudu ve temennisi ticaret yapmak değildir. Avukatlık elektrik yokken de vardı. Saygılarımla |
26-05-2007, 12:15 | #9 |
|
Mesleği ticaret olarak gören arkadaşlar umarım gelecekte
müflis tacir olmazlar. |
26-05-2007, 12:54 | #10 |
|
evet avukat tacir değil,ama maalesef meslektaşlarımız avukatı tacir,müvekkili müşteri konuma getirtiler
|
26-05-2007, 17:01 | #11 |
|
Sayın Muzaffer DOĞAN…
Sizin büronuza 25 yıldır insanlar gelmiş şöyle bir yardıma gereksinimimiz var demişler sizde bir fikir üretim faaliyetine girerek okumuşsunuz araştırmışsınız üretiminize düşünce ve kişiliğinizi katmışsınız ve bir çok ürün ortaya çıkarmışsınız daha sonra bu ürünlerinizi dış dünyada uygulamaya koymak için maliyet hesabı yapmışsınız yani dava masrafı veya iş masrafı çıkartmışsınız ayrıca buna benim tabirimle işletme sizin tabirinizle büro giderlerinizi eklemişsiniz bunlar haricinde birde vekalet ücreti adı altında asgari ücret tarifelerimize de bakarak ürettiğiniz ürünün değerini belirlemişsiniz ve müvekkillerinizden bu masraf ve ücretleri almışsınız daha sonra planlı ve programlı bir şekilde konu dava ise duruşmalara girmişsiniz sözleşme ise yapmışsınız icra ise hacize gitmişsiniz vs vs.ve kontrollü bir şekilde insanların sorunlarını çözmüşsünüz tahakkuk eden vergilerinizi yatırmışsınız bütün bunlara dış dünya ve bilim ayrıca vergi dairesi ticari iş diyor ben müvekkile müşteri yaptığımız işe ticaret derken ayıp ve kötü bir şey demedim.Bence durum bu.. Ayrıca artık sadece sizin tarzınız gibi büronuza insanların gelmesi sizden yardım istemesi şeklinde de işler yürümüyor bazen sizden istenilen işler kendi yeteneğinizi yada gücünüzü aşıyor yani bir organizasyona ihtiyaç duyuluyor.Bu nedenle avukatlar ortaklıklar kuruyor veya yanlarında yardımcı avukat stajyer av.çalıştırıyor.Amaç kimi zaman işletme giderlerini düşürmek kimi zaman örneğin benim gibi büyükşehirler de avukatlık yapanlar için yardımlaşma ve birlikte hareket ederek işlerin üstesinden daha rahat gelebilmek.Bu bile bana göre bürosu olmasa dahi bir avukatın kendi başına ve birey olarak bir işletme olduğu kurulan organizasyonunda ticari bir organizasyon olduğunu düşündürüyor. Bol karlar sözüne gelince ve neyi alıp sattığıma gelince bir şey alıp satmıyorum yukarıda anlattığım gibi ticaret sadece alım satımdan ibaret bir şey değildir..Ayrıca ben bunları bol kar ettiğim veya edeceğim için de söylemedim CMK dahil mücadeleden gelen halende mücadelenin içerisinde bir avukatım.Ben benim gibi düşünen arkadaşların görüşünü ve gelişen değişen dünyada genç meslektaşlarımıza devlet memurluğu haricinde yapılan her işin ticari iş olduğunu serbest iş yapmanın zorluğunu acımasızlığını anlatarak serbest piyasada ve yakın gelecekte avukatlık mesleğinin daha iyi olması diğer meslek dalları karşısında dimdik ayakta durabilmesi için her zaman tartışılan bir konuda fikirlerimi söyledim.. |
26-05-2007, 17:13 | #12 |
|
Armağan bey..
Ticaret yapmak sadece mal alıp satmak değildir.Üretim faaliyetleri finansal faaliyetler kayıt ve istatiksel faaliyetler planlama organizasyon kontrol gibi faaliyetler hizmet faaliyetleri de ticari faaliyetlerdir.Ve dikkat ederseniz bir avukat yukarıda saydığım bir çok faaliyeti hayatı boyunca bir arada götürmeye çalışır. Ayrıca serbest meslek ve tacir arasındaki farkların veya serbest meslek erbabı sayılmamızın da çok önemli olmadığını düşünüyorum.TK.BK toplumsal ekonomik siyasal değişimlerle birlikte dönem dönem değişeceği gibi tabi olduğumuz sözleşme konuları da zamanla değişebilir.Aynı şekilde Hakim Savcı açığının kapanmasının yargı bağımsızlığının tam olarak sağlanmasının da yine direk olarak mesleğimize etki yapmayacağını düşünüyorum örneğin bu ikisinin sağlanmasının 200 YTL ye alınan bir boşanma davasına ne etkisi olabilir.Mesleğe profesyonelce yaklaşmaktan avukatlık onurunun çiğnenmesini kast etmediğimden de adınız gibi emin olabilirsiniz avukatlık onuru sitede okuyoruz zaten ayaklar altında.Ben baroların ve örgütlenmelerimizin öncelikli ilkesinin üyelerinin refah seviyesini arttırmak için gereken çabaları sağlamak olması gerektiğini ve barolarımızın da bu şekilde şirketler gibi yönetilmesi üyeleri olan bizlerinde bu bakış açısı içerisinde olması gerektiğini düşünüyorum.Kısaca olaya bakış açılarımız biraz farklı noterler kamu görevlisi olabilirler ancak çok iyi düzen kurmuş birer işletmelerdir organizasyonları da çok başarılıdır (toplanan paranın bir miktarını noterin alması kalanının havuzda toplanması o bölgedeki üyelere dağıtılması) vs..Bence örnek alınmalı…Avukatlık elektrik yokken de var olabilir ama şu an elektrik parasını ödeyemeyecek meslektaşlarımız varken temenni olarak halen hakim savcı bağımsızlığı açığı vs.gibi konuları gündeme getirmek yerine başka çözüm yollarını araştırmak diye düşünüyorum.Saygı ile.. |
26-05-2007, 19:18 | #13 | |||||||||||||||||||
|
Hukuk sisteminin iyi işlemesi avukatlık için önemli olduğundan hakim bağımsızlığı ve açığın kapanması umuttur, temennidir. Eğer hukuk sistemi iyi işlemezse kimse avukattan hayır beklemez ve avukatlık mesleği itibar kaybeder. İtibarı olmayan bir iş için de kimse ücret ödemek istemez. Konuyu kapsamlı düşünmek gerek yoksa hep bir yanımız eksik kalıyor. Ama asıl konuya değinmemişsiniz: mesleğe kabul koşulları hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizin sözünü ettiğiniz 200 milyon liraya alınan boşanma davasının temelinde asıl bu yatıyor. Ve en önemlisi barolardan ne bekliyorsunuz? Somut öneriniz var mı? Yoksa baroların sihirli bir formülle avukatları mutlu etmesini mi bekliyorsunuz? Baro dediğiniz ne? Sen ben bizim oğlan.. Birkaç avukat akşamüstleri toplanıyor, baro oluyor. Eğer bu toplantılardan işe yarar bir karar çıkmasını bekliyorsak baromuza işe yarar somut öneriler götürmemiz lazım. Siz önerinizi yazmamışsınız; ama sanırım niyetiniz tacir olmak değil. Ben on yıldır bu sitede önerimi yazıyorum: Barolar artık avukat kabul etmemeli. Beş yıl önce önerime şiddetle karşı çıkan öğrenciler şimdi avukat oldular. Olduktan hemen sonra da ‘Ne olacak bu mesleğin hali’ demeye başladılar. Önceleri 'Pastayı bölüşmek istemiyorsunuz' diye beni eleştirenler ortada pasta var sanıyordu. Geldiler ve gördüler. Ölüler zanneder ki diriler her gün helva yiyor. Saygılarımla |
26-05-2007, 19:29 | #14 | |||||||||||||||||||
|
Eğer noterler bu sistemi uygulayabiliyorsa mesleğe kabul kuralları sayesindedir. Noterlerden alınacak ders mesleğe kabul konusunda olmalıdır. Yoksa ne havuz ne de baraj işe yarar. Saygılarımla |
27-05-2007, 12:47 | #15 |
|
Sayın Av.Özgür Çetin,
* Ticaretin nihai amacı, olmazsa olmazı ve en önemli hedefi para kazanmak ve kar elde etmektir, öyle değil mi? Sizce avukatlığın amacı, olmazsa olmazı ve en önemli hedefi nedir? * Bir tacir -yasalara aykırı bir eylem yapmadığı sürece- faaliyetlerinde etik, vicdani kurallarla veya adalet gibi belirli değerlerle bağlı değildir. "Para mı, adalet mi" ikileminde kaldığı zaman, neyi seçeceği konusunda kendi içinde bağımsızdır. Hatta bazen "hissedarlarına" hesap vermek adına parayı seçmesi dahi zorunludur. Sizce avukatların bu ikilemde kaldıkları durumlarda pozisyonları nedir, ne olmalıdır? * Neyin ticaret olup olmadığı belirlerken çizdiğiniz çerçeve ve koyduğunuz kriterler kapsamında sizce "ticaret" OLMAYAN bir meslek var mı? Yoksa "avukatlık ticarettir" derken kastınız "hertürlü meslek aslında ticarettir" mi demek? Çünkü sizin kriterlerinize göre düşündüğümde ben ticaret olarak görmeyeceğiniz bir meslek grubu bulamadım. |
27-05-2007, 17:37 | #16 | |||||||||||||||||||
|
Sayın Meslektaşlarım, Az önce Türk Dil Kurumundan yukarıdaki bilgiyi aldım.(www.tdk.org.tr)tıklayın Yorumsuz sunuyorum. Saygılar. |
27-05-2007, 19:58 | #17 | |||||||||||||||||||
|
Sayın Sadioğlu,
Ben de verdiğiniz linkte tüccarı araştırdım, yorumsuzluğa yakın bir yorumla aktarıyorum:
Tarık Buğra'nın koyun tüccarı örneğini avukatlık mesleğine uyarladığımızda, tüm avukatların bu kabul doğrultusunda insan ticareti ile yargılanması gerekmekte kanımca Saygılarımla.... |
27-05-2007, 21:14 | #18 | |||||||||||||||||||
|
Sayın Demirel, Teşekkür ederim. Avukatlık mesleğini,bilerek,inanarak ve sabırla sürdürmekte olanlar,ona yeni tanımlar,yeni nitelikler,yeni içerikler getirmek gereğini duymazlar. Onlar için Avukat,hukuki donanıma sahip,başkalarını da koruma misyonunu yüklenmiş,haksızlıklara inadına karşı çıkan,çıkabilen kişidir. Kendi hesabıma,Avukat olmak bir ayrıcalıktır. Öte yandan Avukatlığın amaç ve kapsamı,özel yasası ile tanımlanmıştır.Bu konuda tekerleğin yeniden icadına,bizce gerek de yoktur. Saygılarımla |
28-05-2007, 09:41 | #19 |
|
Mesleği tüccarlık olarak görenler ;
insan ticareti olmasa da , Tabelalarına - kartvizitlerine ; " Her nevi hak alınır , satılır " yazabilirler. |
28-05-2007, 12:43 | #20 |
|
Türkiye'de üç kuşak hukukçusu bulunan bir aileye mensup ve toplumda saygın bir yeri ve ismi bulunan meslekdaşımız müvekkiline "müşteri" diyor ve şube/ofis açıyorsa ortada bir sorun var demektir. Ya konulan kurallara uyulmuyor, ya kurallar uyulacak durumda değil. Ya da denetim mekanizmasında bir sorun var. Bunu samimi olarak tartışmamızda fayda var. Avukatlık ve ticaret kelimelerini yan yana okuyunca yüzüm kızardı.
|
28-05-2007, 13:39 | #21 | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Budur!..
İki arkadaşımızdan biri sordu;öteki cevapladı. Ellerinize sağlık. Saygılar. |
31-05-2007, 23:00 | #22 |
|
Sayın admin;
Bir meslekte kamu görevlileri ya da işçiler gibi iş kabul mecburiyeti yoksa yani yapılacak iş seçilebiliniyorsa ve bu seçilen ya da alınan iş ya da yapılacak yardımlar konusunda ücret talebi olarak mesleğini icra edenler arasında belirli bir serbesti varsa o iş bence ticari bir iştir.Yani genelde mesleğimizi serbest meslek olarak gören arkadaşlardan farklı olarak işimizi ben günümüz koşullarında ticaret olarak adlandırıyorum ve olaya mali açıdan yaklaşıyorum bir kavram sorunu yani ve isimlere de fazla takılmamak gerekiyor diğer serbest meslekler hitap ettikleri insanlara doktorlar ve diş hekimleri hasta,muhasebeciler mükellef biz avukatlar müvekkil diyoruz örnekler çoğaltılabilir.Vicdani kurallar ve etik konusu sadece bizim mesleğimizin tekelinde olan bir şey olmadığını her mesleğin kendine göre kuralları ve etiklerinin olduğunu ve bunların birbirlerine de çok benzediğini diğer arkadaşların yazdığı gibi avukatlığın amacının başkalarını koruma ,haksızlıklara inadına karşı çıkabilme gibi özelliklerinin de yine bizim tekelimizde olmadığını tüm insanlık için geçerli evrensel değerler olduğunu düşünüyorum.Ayrıca serbest piyasada iş yapan her mesleğin unsurlarından bir tanesi de para kazanmak ve kar elde etmektir sanırım aksini düşünmüyorsunuz zaten bu nedenle bizim serbest meslek defterimizde kar ve zarar diye bir bölüm var önemli olan defterin kar bölümüne geçen meslektaşlarımızın hemen her meslekte olduğu gibi hak ederek iyi çalışarak adaleti iyi sağlayarak meslek etiklerine uyarak o bölüme geçmeleridir diye düşünüyorum.. |
05-06-2007, 13:06 | #23 |
|
Bu başlığı geç farkettim, dolayısıyla Sn.Av.mesut'a böyle bir başlık açtığı için edeceğim teşekkür de gecikmiş oldu.
Müşteri sözcüğü beni de rahatsız ediyor. Bu rahatsızlığın kaynağını mesleğin ( avukatlık mesleğinin ) kökenlerinde yani, geleneğinde aramak istiyorum. Bu mesleğin eski Roma'da ücretsiz olarak ve şeref için yapılan bir meslek olduğunu biliyoruz. Belki de, bu gelenek nedeniyle birçok avukat para konuşmaktan rahatsız oluyor. Ben, kendi adıma, müvekkille para konuşmanın serbest avukatlığın en rahatsız edici yönü olduğunu düşünürüm, mesela. Bilemiyorum, belki de fazla naif düşünüyorumdur ama, mesleğin geldiği gelenekte ( şeref için yapılma, ücretsiz olma ) belki de bir bilinçaltı kayıt elde etmişizdir,birçoğumuz. Bu nedenle tüccar-avukatı bünyemiz kabul etmiyordur. Öte yandan ticaretin geleneğine baktığımızda amacın, kar maksimizasyonu dedikleri şey olduğunu görüyoruz. Ucuza alıp/maledip karlı biçimde satmak. Bu iki gelenek yanyana çok güzel durmuyor. Ne çaredir ki, avukatlar yaşamak için emeklerini ve bilgilerini satmak zorunda olan kimselerdir. Bunu ticarileşmeden yapmak zorundadırlar, çünkü meslek kuralları ve bu kuralların dayandığı köklü meslek geleneğinin yapısı ticarileşmeye izin vermez. Ben bu nedenle müşteri lafını sevmiyorum. Müvekkil daha doğru ve anlamlı bir sıfat olarak görünüyor. Saygılar. |
05-06-2007, 13:39 | #24 |
|
Avukat tacir, müvekkilde müşteridir...
Ben Avukat Selim BALKU, ticaretle uğraşıyorum...
Parası olanların sorunlarını çözerim, bilgi satar emeğimi para karşılığında başkalarına sunarım, dünyanın bir başka yerinde bir haksızlık varsa beni orada bulursunuz çünkü amacım hakkaniyeti para karşılığında sağlamak, parası olmayanın hakkaniyeti beni ilgilendirmiyor, hukuku para kazanma için okudum, mesleğe başlarken, yemin ederken aklımdan hep bunlar geçiyordu... Hukuksuzluğu hergün görüyorum, ancak para verirlerse el atıyorum, para vermezlerse serçe parmağımı bile oynatmıyorum, haksızlığa karşı para aldığım halde susarsam kendimi hain bir şeytan, almadığım halde konuşursam enayi kahraman olarak görüyorum... ruhumda söndüremediğim bir para hırsı var, büroma gelen müşterilerime paranın arkasından bakar gibi bakıyorum, para alamayacağım müvekkilimin işini yapmıyorum yapmak da içimden gelmiyor, "biri bana anlatsın" dendiği için anlatıyorum, böyle doğdum, böyle öleceğim... Çok önemli not: Yukarda anlatılar kendime haiz gözlemlerim, tüm hayatım boyunca benim gibi düşünen bir başka avukata rastlamadım... Saygılar, bol paralı günler... |
05-06-2007, 13:48 | #25 |
|
Doktorun özel muayenesine gidene ne denir? HASTA mı? Ya hasta değilse? Her giden ve ücret ödeyen, hasta olmak zorunda değil, kontrole de gidiyor olabilir. Ama müşteri denildiğini duymadım.
Büroma her gelen müvekkil midir? Vekaleti yoksa değildir. Ya müvekkil olma potansiyeli vardır. Ya da danışma amaçlı bulunmaktadır. Kendisinden danışma ücreti almış olsam da vekaleti olmadığı için söz konusu kişi müvekkil değildir. Buna karşın her müvekkilden ücret de almıyorum. Mesela, eşimden (idari yargıda bulunan bir davası nedeniyle) veya çok yakın akrabalarımdan. Bu belirttiğim kişiler de benim müvekkilim, fakat ücret almamış olmam nedeniyle müşterim olamayacaktırlar. Benim anladığım müvekkil ve müşteri tamamen birbirini karşılayan kavramlar değil. Müvekkil hukuki bir kavramken, müşteri ticari bir kavramı ifade etmekte. Serbest avukatlığın hukuki tarafı olduğu gibi piyasa koşulları içerisinde değer üreten ve tüketen, sunan,sermayesi olan bilgisi karşılığı ücret kazanan bir fonksiyona sahip olduğu da şüphesiz.Bilinen anlamda tüccar ve esnaf değiliz bence de, ama maliye kaydımız var ve vergi ödüyoruz. Her ne kadar müşteri kelimesi kulağa hoş gelmese de; müşteri kavramını müvekkil kavramıyla karşılayamıyoruz. Yaptığımız iş karşılığı ücret ödeyenleri niteleyecek bir kavramın bulunması konusunda forumumuz öncülük edebilir diye düşünüyorum. Meslektaşlar öneri getirsin. Genel kabul gören kavramı kullanacağıma söz veriyorum. Saygılar. |
05-06-2007, 14:32 | #26 |
|
Sayın Av.Mehmet Yılmaz
Avukatlığı ticaret ve avukatı tacir olarak tanımlarken yanlışa düştüğünüzü düşünüyorum: Tüylü, dört bacaklı, uzun bıyıkları var, kuyruğunu sallar, etobur, iyi koku alır. Şimdi soruyorum, bu tanımdaki hayvan KEDİ mi? Yoksa ASLAN mı? Kükrüyorsa aslandır. Aslana “pisi pisi” denmez. Avukata tacir denmez. Avukat tacir değilse, sadece vergi vermesi ve ücret alması nedeniyle müvekkile başka bir isim konması gerekmez. Müvekkil vekili olduğumuz ve bu nedenle ücret aldığımız kişidir. Vekalet ilişkisinin içinde ücret de vardır. Vekalet ile ücret ayrı konular değildir. Bu nedenle vekili olduğum "müvekkil" ve vekalet ücretini ödeyen "para veren adam" diye bir ayırıma gitmeye hiç gerek bulunmadığı kanısındayım. Saygılarımla |
05-06-2007, 15:20 | #27 | |||||||||||||||||||||||
|
Tebrik ederim. Mutlu günler size çok yakın görünüyor. |
05-06-2007, 17:41 | #28 |
|
ingilizcede muvekkil icin
Client kelimesini musteri kelimesi icin Customer kelimesini kullanirlar ve ben hic bir dergide, biz neden customer kelimesini kullanmiyoruz diye bir tartismaya rastlamadim, afedersiniz ama bu bana cok sacma geliyor, bu hukukculukla ilgili bir terim, hukukculukla ilgili bir sey, bir doktorun kendisine gelen kisiye hasta demesi gibi, yani kimse bunu oturupta tartismaz neden musteri denmiyor diye, musteri ekonomi bilime iliskin bir kavram, ve kendine ait nitelikleri olan bir kavram, muvekkil ayri bir sey, hukuk BILIMI ile ilgili bir kavram... afedersiniz ama bunu tartismak yaptigimiz isi ve onun yarattigi kendine has ozelliklerini asagilamaktan baska birsey degil. |
05-06-2007, 18:46 | #29 |
|
Bana göre müşteri iştira(alım satım) fiilini icra eden alıcı kişidir. Buradaki alım satımdan kasıt maddi bir edimin alım satımıdır ki satıcı bu metaın maliki olup (şayet kendi adına satmıyorsa malik değil emanetçidir-bu husus istisna teşkil eder)satış neticesindeki kazancın tamamı kendisine aittir.Alıcı (müşteri ise, aldığı şeyin maliki olmakta ve tüm tasarruf hakkını elde etmektedir -istisnaları es geçelim-. Vekilllikte ise durum farklıdır. Vekil işi kendi adına yapamamakta yapılan işlerde asilin çizdiği sınırları aşamamaktadır. Özgür değildir.(Oysa alıcı (müşteri) ve satıcı istediği gibi hareket etme özgürlüğüne sahip). Yaptığı işin asıl kazancı veya zararı asilin leh veya aleyhinedir.Vekilin aldığı ücreti kendi yaptığı emeğin bir karşılığıdır.Avukatın yaptığı iş bir iştira değildir.Burada asil ile vekil arasında maddi bir alım satım (iştira) ve alınıp satılan meta yoktur. Asil,verdiği ücrete karşılık avukatın emeğinin ve bilgilerinin sahibi olamamaktadır.Ama müşteri aldığı malın maliki olmaktadır.Vekilin yaptığı iş bilgi,tecrübe ve emeğini asilin lehine kullanmak, bunun karşılığında belli bir ücret almaktır.Bu nedenle avukat tacir ve satıcı değil,asil de müşteri. Biraz karmaşık ve biraz da çetrefilli bir anlatım oldu ama arkadaşlar kusuruma bakmayın. Parmaklarıma hakim olamadım
|
05-06-2007, 19:09 | #30 |
|
müvekkil
isim Arapça muvekkil Birini kendine vekil olarak seçen erkek. müvekkile
isim Arapça muvekkile Birini kendine vekil olarak seçen bayan: "Osmanlı Bankasında çalışan bir müvekkilesi bir kış günü telefon etmiş."- R. Erduran. TDK Görüldüğü üzere; biz avukatların sadece müvekkileri yoktur. Ayrıca müvekkileleri de vardır. Kök olarak tevkilden gelir. Müşteri tabiri halk ağzıdır .Sanırım "müvekkil ve müvekkile" kelimelerinin telaffuzunda zorluk yaşıyorlar Bunu anlayabilirim. Dışında kalanları üstelik bu işi yapanların "müşteri" tabirini doğal karşılamalarını anlamam imkansız. Saygılarımla. |
Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk) | |
|
Benzer Konular | ||||
Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
Müvekkil,avukatlık Ücretini Gaspederse... | Av. Şehper Ferda DEMİREL | Meslektaşların Soruları | 9 | 03-07-2007 14:53 |
Müvekkil adresi sır kapsamında mı? | Av. Mehmet Söylemez | Meslektaşların Soruları | 3 | 30-01-2007 21:58 |
İçkili İşyerinde Çalışan İşçinin Müşteri Tarafından Bıçaklanması İş Kazası mıdır? | madvocate | Meslektaşların Soruları | 2 | 22-01-2007 10:40 |
X-ray Cihazları Ve Müvekkil Avukat Mahremiyeti | turbo | Meslektaşların Soruları | 8 | 11-09-2005 23:51 |
Müşteri Verilerinin Sahibi Kimdir? | Av.Mehmet Saim Dikici | Hukuk Sohbetleri | 3 | 21-05-2002 00:24 |
Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir. |