Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : bersu, Tarih : 25-10-2021 10:46
Sayın Meslektaşlarım,

4-5 örnek başlatmış olduğum icra takibinde borçlunun taşınmazlarının (konut ve iş yeri) mahalline gidilerek fiili kıymet takdiri yapılmıştır. Ancak kıymet takdiri yapılmasına rağmen kıymet takdir ve vaziyet tespit tutanağı tutulmamıştır.

Bilirkişi raporunda konut ve iş yeri vasfına sahip taşınmazların içine girildiği ve detaylı bir inceleme yapıldığı açıkça görülmektedir.

Borçlunun meskeniyet itirazı için süre başlangıcı olarak borçlunun imzasına sahip kıymet takdir tutanağı kabul edebilecekken, böyle bir tutanak tutulmadığından, itirazın başlangıç süresi olarak bilirkişi raporunun tebliği tarihi mi kabul edilmelidir? Yoksa raporun içeriği de nazara alınarak fiili kıymet takdiri tarihinin kabul edilebilme imkanı var mıdır?

Şimdiden teşekkür ederim...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :644, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat0512, Tarih : 23-10-2021 19:31
Üstadlarım merhabalar,
6136 sayılı kanuna muhalefetten CMK'dan SSÇ ile atandım. SSÇ yolda arkadaşı ile yürürken polisler durdurmuşlar ve SSÇ 'nin belindeki sustalı çakıyı bulmuşlar. Polisin tutmuş olduğu tutanakta sadece '' durumundan şüphelendiğimiz'' gibi bir ifade var. Fakat, SSÇ'nin hangi nedenle ve nasıl durdurulduğuna ilişkin bir hüküm yok. Bende PVSK4/A ve AÖAY 27'YE aykırı olarak keyfiyeten durduruldupu için hukuka aykırı delil savunmasında bulundum ve SÇÇ için adli psikiyatrik değerlendirme raporu ve SİR raporu alınmasını talep ettim. Bu aşamada SSÇ tam teşekküllü hastaneye gönderildi ve düzenenen raporda ''SSÇ'nin üzerine atlı suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğuna'' dair rapor geldi ve mahkeme SSÇ hakkında CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA İLİŞKİN KARAR verdi.

Bende, SSÇ ve velisinden onay alarak dosyada hukuka aykırı delil bulunduğu için beraat kararı verilmesi gerektiğinden dosyayı istinaf ettim. Fakat istinaf mahkemesi BENİM HUKUKA AYKIRI DELİLE İLİŞKİN İTİRAZLARIMI HİÇBİR SURETLE DİKKATE ALMADAN, ESASA GİREREK CMK madde 79 'ün uygulanmaması nedeniyle kararı bozdu. Yerel mahkemede karar yarak SSÇ 'yi tekrar rapor almak üzere tam teşekküllü devlet hastanesine gönderdi. Bu seferde gelen raporda SSÇ 'nin ceza-i ehliyetinin tam olduğuna ilişkin tespit yapıldı. Ben raporlarda çelişk olması nedeniyle itirazda bulundum. İsitnaf mahkemesinin bozma kararınıda kesinlikle hukuka aykırı buluyorum. Zira, benim hukuka aykırı delile ilişkin itirazlarımın hiçbrini değerlendirmeye almamış. Fakat;

CMK 283:'' İstinaf kanun yoluna sadece sanık lehine başvurulmuşsa yeniden verilen hüküm önceki hükümde belirlenmiş cezadan ağır olamaz'' şeklindedir.

Hakimden aldığım izlenime göre SSÇ'ye ceza verecek gibi. Öncesinde zaten SSÇ'ye ceza verilmesine yer olmadığına ilişin karar verilmişti. Dosyayı sadece ben istinaf ettim savcıda istinaf etmedi. Buna ilişkin elinizde bir Yargıtay kararı varmıdır? Neler yapmamı önerirsiniz? Teşekkürler..
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :711, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Kansu, Tarih : 23-10-2021 14:34
Sevgili Meslektaşlarım ve Üstadlarım öncelikle merhaba;

Müvekkil bir arkadaşının adına işletme açıyor. Tüm alış satış işin kontrolü kendinde olmasına rağmen faturalar vergiler herşey işletmeyi adına açılan arkadaşı üzerinden kesiliyor. Müvekkkil işler yolunda gittikten sonra yine şirket adına bir araç satın alıyor. Sonra bir gün arabanın işletmeyi adına bulunduran şahıs tarafından satıldığını öğreniyor. Şimdi bu araç bedelini almak üzere hangi dava yolunu kullanarak sonuç elde edebiliriz. Müvekkilin bu olaydan ötürü tahmini zararı 50bin lira civarında ve tanıkla ispat yükümlülüğünün maalesef üzerinde. Ancak birlikte iş yaptıkları herkes işletme sahibi olarak müvekkili biliyor sadece faturalar arkadaşı adına kesiliyor. Görüş ve yardımlarınızı bekliyorum şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :652, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : vayvayva, Tarih : 22-10-2021 22:26
Meslektaşlarım merhaba,
70 yaşında erkek müvekkil, 2 ay önce, 60 yaşındaki eşinin zorlaması ile kendi arabasına noterde X-TL miktarda rehin koydurtmuş. Sözleşme metninde ise "Bugün eşimden aldığım X miktar borcuma karşılık aracım üzerine X miktarda rehin koyduruyorum" yazıyor. Müvekkil %30 engelli ve yaşlı. Kendini koruyamayacak durumda bir kişi. Eşinden psikolojik ve fiziksel şiddet görüyor. Notere de korkutularak götürüldüğünü iddia ediyor. Eşine de böyle bir miktarda borcu yok. Müvekkil sözleşmeyi iptal etmek istiyor. Sizce mümkün müdür? Bu konuda Yargıtay içtihadı var mı?
Bir de asıl merak ettiğim noktaya gelirsem, kanımca davayı Asliye Hukuk Mahkemesinde X-TL miktar dava değeri üzerinden nispi harçla açmamız gerekecek değil mi?
Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :663, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Can Yıldırım, Tarih : 22-10-2021 12:13
Sayın meslektaşlarım merhabalar.

Müvekkilin elinde 10 adet 1989 yılından kalma, ticaret sicil gazetesinden tespit edildiği üzere hala faal olarak görünen bir şirketin nama yazılı kurucu senetleri bulunmakta. Senet üzerinde "Kurucu senedi sahipleri yıllık kardan T. Tic. Kanununun 466. maddesinde belirtilen ihtiyatlar ayrıldıktan ve ödenmiş sermaye payları üzerinden ödenecek %5 birinci temettü dağıtıldıktan sonra kalandan %10 kar payı alacaklardır." denilmektedir. Bu kar payları ve senetler ile ilgili ne yapılması gerekmektedir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :677, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : dilay aslan, Tarih : 20-10-2021 11:30
Merhabalar, bir sorum var ancak bir türlü cevabını bulamadım. Yardım ederseniz çok memnun olurum. Banka alacağından dolayı toplu rehin olan 9 taşınmazı ihale ile satıyor. Aradan zaman geçtikten sonra 9 taşınmazlardan birinin sahibi usulsüz tebligat nedeniyle ihalenin feshini istiyor. Mahkeme diğer taşınmazların sahiplerini de davaya dahil etti. Biz bu durumda ne yapmalıyız yani dahil edilen malikler ihalenin feshini istemiyorlar. Kendi açılarından davanın reddini istiyorlar. Toplu rehin olduğu için tüm ihale fesholmak zorunda mı? aksi karar var mı? teşekkür ederim şimdiden
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :716, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 20-10-2021 09:15
Merhabalar
İki ortaktan biri olan Müvekkil diğer kişinin ortaklıktan çıkarılmasını istemektedir. Eskiden tek kişilik limited olamayacağı için bu durum mümkün değildi. Ancak araştırınca bu konuda pratikte hala bazı sorunlar olduğunu okudum. Müvekkil şirketin tek hissedarı olmak istiyor. Bu durumda izlenebilecek yollar nelerdir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :716, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 19-10-2021 23:25
Merhabalar
Müvekkilin çocuğu özel bir okulda haftanın 6 günü eğitim görmektedir. Müvekkil yemek ücreti adı altında okula ekstra ücret ödüyor ancak çocuk yemeklerin donuk, tatsız, bayat ve yenmeyecek kadar kötü olduğunu belirterek günlerdir yemek yemiyormuş. Müvekkil ve çocuklarından aynı şikayetleri işiten bir çok veli durumu okul yönetimine bildirse de yönetim yemeklerde sorun olmadığını dile getirerek aksiyon almamakta ısrar ediyor. Müvekkil çocuğunun evden yemek götürerek beslenmesini istiyor ona da okul kuralları gereği yasak denilerek izin verilmiyor. Müvekkil en son çocuğunun açlığını bastırmak için gününü su içerek geçirdiğini söylemesi üzerine bana geldi .10 ay boyunca haftanın 6 günü yenmeyecek derece kalitesiz yemek çıkartıp, okul kuralları adı altında buna mecbur bırakıp bir de üstüne ücret alan okula karşı izlenebilecek hukuki yollar nelerdir? Sözleşemeye aykırılık, ayıplı hizmet kapsamında ihtarname çekmek ve ardından gerekirse dava açmak aklıma ilk gelenlerden. Bir de delil tespiti geldi ancak ne kadar uygulanabilir emin olamadım .
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :749, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avsila, Tarih : 19-10-2021 22:22
Merhaba, müvekkilim 8 ay apartman yöneticiliği görevi yapmış ve bu süreçte kat maliklerinin çoğu hem aidat hem de demirbaşlarını ödememiştir. Bu süreçte masrafları cebinden karşılamıştır. Sorularım şu şekildedir;

1) İcra takibini vekaletsiz iş görme ile sebebsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda kat maliklerinden talep etmeyi düşünüyorum. Dolayısıyla aidatlar ve demirbaşları dikkate alarak değilde yapılan masrafların faturalarını sunacağım. O süreçte apartman yönetimine para girmemiş olup yapılan işler faturalıdır.(Fakat faturalar apartman yönetimi adınadır) Bu durum takip için yeterli midir?

2) İcra takiplerini arsa payları oranında ayrı ayrı kat maliklerine mi yapmak gerekir? Müteselsil sorumlu olmayacaklarını düşündüğümden aksi halde tek takip yapmak daha kolay olurdu. Teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :717, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat1804, Tarih : 19-10-2021 14:20
Merhaba sevgili meslektaşlarım,

Esas dosyamızda aracın bilirkişi tarafından keşif yapılmak suretiyle incelenmesine karar verildi. Talimat yazısında da masraf olarak bilirkişi ücreti ve posta masraflarına hükmedilip başkaca masraf verilmeyeceği yazıldı.

İncelemenin yapılacağı gün araç adliyenin otoparkına getirildi, bilirkişi incelemesini yaptı. Akabinde de hakim ve kalem memuru gelerek iki saniye içerisinde keşif tutanağını imzalatıp gittiler.

Talimat mahkemesi dosyaya bilirkişi ücreti olarak yatan masraftan keşif harcını aldı ve bilirkişi ücreti eksik diyerek raporu tarafımıza sunmaktan imtina ediyor.

Esasın bulunduğu mahkeme başkaca ücret göndermeyeceğini söylüyor, talimat dosyası ücret almadan bilirkişi raporunu sunmayacağını ve dosyayı dolaba kaldıracağını söylüyor.

Talimat dosyası esas dosyaya bağlı kalmak zorunda değil midir? Böyle bir durumda ne yapmamı tavsiye edersiniz? Destekleriniz için şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :742, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : vayvayva, Tarih : 17-10-2021 20:46
Merhaba,
Bir muris muvazaası davamız var. Davayı açtık, birkaç hafta içinde ön inceleme duruşması yapılacak. Taşınmazlara tedbir konuldu. Dava sonuna gitsek tahmini çıkacak olan alacak 700-800 bin tl'yi bulabilir. Müvekkilin oğlu müvekkili yönlendiriyor ve avukatı saf dışı bırakarak karşı tarafla anlaşmaya çalışıyor. Çok büyük ihtimalle bir iki gün içerisinde azilname göndertecek ya da davadan annesini feragat ettirtecek. Karşı taraf anlaşmaya hazır hem avukatla hem davacıyla ancak bu adam avukatın parasını da kendisi almaya çalışıyor. Annesinin aldığını da kendisi alacak. Annesiyle de adamla da sözleşme var. Sözleşmede uyuşmazlıklar için İstanbul Barosu tahkim şartı var. Ayrıca akde muhalefet maddesinde haksız azil, muvafakatsiz sulh, davayı takipsiz bırakma, feragat vb. şartlarda birçok eylemi sayıp bunlar akde muhalefet sebebidir ve herhangi birinin gerçekleşmesi haline avukatlık ücreti hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın muaccel hale gelir, avukatlık ücreti harcı yatırılan kısmi miktar üzerinden değil dava değeri gerçek miktar üzerinden belirlenir, avukat işbu sözleşmeyi delil olarak göstererek alacağına ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı alabilir diyor.

Burada gidilmesi gereken en doğru ve hızlı yol nedir? Müvekkil kadının üzerinde henüz bir taşınmaz yok, oğlu keza aynı şekilde, Karşı taraf davalılarda 4-5 adet taşınmaz var. Kendi aralarında anlaşırlarsa ki öyle görünüyor taşınmazları kadının üzerine yapmamaları ya da yapsalar da kısa sürede satmaları muhtemel. Tahkim iyi bir çözüm müdür gitmek mantıklı mıdır? Mahkemeye başvuracak olursak da Tüketici mi AHM mi ve arabuluculuk şartı var mı, yine bir yandan karşı tarafın taşınmazlarına ya da bir yandan da karşı tarafa dava yönlendirilebilir mi, dava belirsiz alacak olarak açılıp bilirkişiye mi başvurmak gerek, kafam çok karışık meslektaşlarım yardımlarınızı bekliyorum. Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :790, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.CelalettinDeniz, Tarih : 15-10-2021 23:52
Merhabalar,
Belediyenin idari bir işlemine karşı dava açmam gerekmekte, ancak yaptığım araştırmalara rağmen nasıl bir yol izlemem konusunda hala bir netlik kazandırmadım. Bu nedenle siz değerli forum üyelerinin kıymetli fikirlerine ihtiyacım var.
Durumu açıklamam gerekirse;
Antalya/Manavgat ilçesinde 2 adet dükkanım var. İki ayrı tapuları mevcut. Dükkanın bulunduğu lokasyon da pazartesi günleri pazar yeri var ve dükkan önlerine çadır kuruluyor. Bunu belediye kura çekerek, belirli bir işgaliye ücreti karşılığında esnafa tahsis ediyor. Ve bu lokasyon da esnaf sadece pazartesi günleri iş yapabiliyor. Ancak durum şu ki; 2018 yılında kura çekilme döneminde benim 2 dükkanımı (birleşik halde) tek bir işletme ruhsatına sahip bir butik işletmekteydi. Tek işletme ruhsatına tek yer tahsisi olması nedeniyle o dönemde 1 dükkanın önü, dükkana tahsis edilirken, diğeri ikinci bir işletme ruhsatı olmaması nedeniyle kura çekilişi sonucunda bir pazarcıya tahsis ediliyor.
Mal sahibi olarak yurt dışında lisans üstü eğitimi almakta olduğum için durumdan habersizim. İşletme sahibi de hali hazırda 1 yeri yeterli bularak, başkaca hak talep etmiyor. Şuan o işletme ile anlaşamadığım için dükkanı tekrar duvar örerek ikiye böldüm. (Zaten iki ayrı tapuları var dükkanların) Önü olan dükkan sorunsuz çalışmakta. İkinci dükkanım kiraya vermeme rağmen pazartesi günleri önüne herhangi bir geçit dahi bırakılmaksızın çadır açılmakta. Zaten uygulamada belediye dükkan önlerini, dükkanlara tahsis etmişti. Dükkan önü olmayan yerleri ise kura çekimine tabi tutmuştu. Tek istisnai yer benim dükkanım. Bu nedenle belediyenin bu idari işlemine karşı dava açmak istiyorum. Nasıl bir yol izlemem konusunda kıymetli fikirlerinize ihtiyacım var.
Şimdiden cevaplarınız için teşekkür ederim. Fikirleriniz benim için kıymetli olacaktır.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :831, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : cmuk, Tarih : 15-10-2021 11:57
Müvekkil aracı A ya satıyor A da B ye satıyor. Araç B nin elinde iken ayıp ortaya çıkıyor. B A ya ayıp nedeniyle araç bedelinin iadesi davası açıyor. Dava kabul edilip kesinleşiyor. A kararda kabul edilen bedeli ve ferilerini B ye ödüyor ve daha sonra müvekkile geri dönüş yapıyor. Müvekkil de arabuluculukta A nın B ye ödediği tüm bedeli+avukatlık ücreti ve arabuluculuk bedelini ödüyor. Şimdi müvekkil de aracı aldığı kişiye rücu etmek istiyor.
Müvekkil adına arabuluculukta asıl alacakla birlikte ödenen arabuluculuk ücreti ve avukatlık ücreti de aracı aldığı kişiden talep edilebilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :822, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sulcet, Tarih : 14-10-2021 13:01
Merhaba meslektaşlarım,
müvekkilim işyerinden emekli olup haklarını aldığına dair ibraname imzalamış( ancak kıdem tazminatını düşükten hesaplamışlar.) sonrasında aynı işyerinde sigortasız çalışmaya devam etmiş. ayrıca emekli maaşını da tam almaya devam etmiştir. BU durumda müvekkil fazla mesai ücretlerini alamamaktadır. bu yüzden sözleşmeyi haklı nedenle feshedeceğiz. İşçilik alcaklarını hesaplarken nasıl bir yol izleyebilirim? Haklı nedenle fesih hakkkımız mevcut mudur
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :825, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : guney1988, Tarih : 13-10-2021 18:53
Merhabalar
Müvekkil kiraladığı dairenin tavanının akması, ısıtmanın sürekli arızalanması, sitedeki (çöp toplamama, havuzun ısıtılmaması vb.) işlerin yapılmaması ve en önemlisi mal sahibinin hasmı olan yan dairenin kasıtlı olarak rahatsızlık vermek amacıyla yüksek ses yapması sebepleriyle oturması çekilmez hale gelince durumu kiralayanla paylaşmış ve karşılıklı anlaşarak daireyi erken tahliye etmiştir. Ancak daha sonra ödenmemiş kira alacağı sebepleriyle kiralayan takip başlatmıştır. Tahliye sırasında kiralayan ile müvekkilin anlaştığını gösteren herhangi bir ispat aracı yok. Hatta dairedeki ayıplar da otururken sadece sözlü olarak ihbar edilmiş. Müvekkil kısmi bir ödeme yapmaya hazır ancak "daire zaten ayıplıydı fazla kira ödüyordum sözleşmedeki kira tutarına göre yapmam " diyor. Bu aşamadayken dairenin ayıbını ileri sürme imkanım var mı yoksa karşı tarafla sadece ödeme şartları konusunda mı konuşma şansım var ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :869, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.mehmet.av, Tarih : 13-10-2021 17:28
Yarınki duruşmada aşağıdaki sorularımın cevabına ihtiyacım var meslektaşlarım.
1- Meskeniyet davası açtık
2- Henüz keşif yapılmadan müvekkil icra dosyası borcunu kapattı ve mesken üzerindeki haciz kalktı.
3- Haciz kalktığı için dava konusuz kaldığı için karar vermeye yer olmadığı kararı verilecek diye tahmin ediyorum.
Not: Haczedilen mesken için daha önce başka bir alacaklı da haciz koymuştu. Onun için de meskeniyet şikayeti davası açtık. Mahkeme davamızı kabul etti.

SORU: 1-Mahkeme, karar vermeye yer olmadığı kararı verecek olursa vekalet ücreti meselesi ne olacak. (Dava açıldığı anda kimin haklı olduğu belli olmayacağı için)
2- Dava önce açmış olduğumuz ve kazandığımız meskeniyet davası bu davada, vekalet ücreti yönünden lehimize delil teşkil eder mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :859, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Hasan Güney GÜLEÇ, Tarih : 13-10-2021 09:59
Merhabalar meslektaşlarım,

Bir spor derneği bir belediye ile gösterilen yerlerde spor dersleri vermek üzere sabit ücret karşılığında sözleşme imzalıyor. Sözleşmenin dayanağı 5393 sayılı Belediye Kanunu m. 14/I-b’de öngörülen amatör spor kulüplerine yardım yapılmasına ilişkin hükümdür.

Müvekkilim, bu derneğin yönetim kurulu başkanı, öncesinde bir iş sözleşmesiyle bireysel olarak aynı işi yapmaktayken, 696 sayılı KHK ile hali hazırda emekli olması sebebiyle kadroya geçirilemediğinden iş sözleşmesi sona erdirilmiştir. Belediye aldığı hizmetten memnun kaldığından Belediye Kanunu'nun anılan maddesine göre (bu sefer dernekle yapılan sözleşmeye dayanarak) işi devam ettiriyor. Müvekkilim de yaklaşık 5 ay boyunca spor dersleri veriyor, 5 aylık makbuz kesiyor fakat 1 aylık ödeme alabiliyor.

Sorum şu: Sözleşme bu defa dernekle akdedildiği için alacak davasında Asliye Hukuk Mahkemesi mi görevlidir? Yani bu alacak hakkı derneğe mi aittir? Yoksa dernek yönetim kurulu başkanı verdiği dersler nedeniyle Belediye'ye karşı İş Mahkemelerinde işçilik alacakları için dava açabilir mi?

İlgilendiğiniz için teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :874, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

» Hagb
Yazan : av. aee, Tarih : 13-10-2021 09:43
merhabalar
hakkında hagb kararı verilen bir kişi hakkında beş yıllık süre içinde tekrar suç işlenmesi halinde ikinci suçta da hakkında hagb verildiği takdirde (somut olayda verilmiştir) açıklanması geri bırakılan hüküm bir kararla sonradan tebliğle mi açıklanıyor yoksa ikinci işlenen suçta tekrar hagb verilmeyip önceki hükümle birlikte yeni hükmünde mi açıklanması gerekiyor?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :875, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Fazladanödemeyeçözüm, Tarih : 13-10-2021 08:18
Merhaba meslektaşlarım, birden fazla işçilik alacağımızın olduğu davalı ve borçlu şirket aleyhinde yürüttüğümüz; birkaç dosyamız icra aşamasında ve kesinleşmiş; birkaç dosyamız ise istinaf aşamasında iken borçlu şirketin araçlarına toplam bizimle birlikte 10 tane haciz var iken bize göre keyfi ve haksız bir şekilde iş değişikliği ve şirketin tasfiyesi yolunu seçti, bu halde yaklaşık 1 yıl olacak ve borçlu işverenin tasfiye restine karşılık nasıl bir aksiyon alabiliriz. Değerli fikir ve önerileriniz için şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :791, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : drako, Tarih : 12-10-2021 11:36
Müvekkil adına açtığımız kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat davasında bilirkişilerce rapor dosyaya sunuldu ancak emsal bedel karşılaştırması yapılmadan sunulduğu için biz de ilgili davalı da itiraz etti.

İşbu aşamada hakime geçen celse bu hususları belirtip emsal değerlerin araştırılması istendi ve ilgili emsaller dosya arasına sunuldu.Ancak mahkeme işbu duruşma gününe kadar ek bilirkişi raporu için herhangi bir bildirimde bulunmadı.Biz de henüz belirsiz alacak davamızda bedeli artırmadık.

Kendi şahsi görüşüme göre bu celsede hakimden bilirkişi raporundaki eksikliklerin giderilmesi mahkeme aksi kanaatte ise bedel alacağımızdaki harcın tamamlanması için tarafımıza süre verilmesi şeklinde bir istekte bulunmam daha doğru olacak gibi duruyor.Siz ne dersiniz?Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :851, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06355095 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.