Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Haber Ekleyin

Yazan : GZMGLSN, Tarih : 12-10-2025 23:35
Kıymetli meslektaşlarım merhabalar;
İş kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemi ile açılan bir dosyamda bilirkişi tarafından hazırlanan raporda tazminat miktarı hesabında %5 artış %5 iskonto oranı uygulanmıştır. Bilirkişi tarafından hazırlanan rapor gerekçesinde bu oranın SGK uygulamasına paralel olarak yıllık %5 artış ile her yıl için peşin değer iskontosu 1/kn formülü ve %5 iskontolama uygulanarak hesaplama yapılmıştır. Bildiğim kadarı ile uygulanacak artış ve iskontolama oranının %10 olması gerekmektedir. Bu hususta yargıtay kararlarında bir içtihat birliği oluşup oluşmadığı hakkında bilgisi olan bir meslektaşımın bilgisine ihtiyaç duymaktayım. Keza yine yapılan hesaplamada %10 iskonto %10 artış oranının uygulanması tazminat miktarında bir değişiklik meydana getirir mi?


Ayrıca destek gören çocuklardan biri kaza tarihinde 10 yaşında (kız) olup diğeri ise 17 yaşındadır(erkek). Yine bilirkişi tarafından yapılan hesapta çocukların destek ihtiyaç sonu 22 yaş olduğu belirlenmiştir. Bazı Yargıtay kararlarında bu yaşın 25 yaş olduğu kabul edilmiş.(bkz: YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ'NİN 17.10.2019 T. 2017/1522 E. 2019/9586 K. "Somut olayda; 1997 doğumlu davacı ... dava tarihi itibariyle 14 yaşında, 2000 doğumlu davacı ... ise dava tarihi itibariyle 11 yaşında olup; yüksek öğrenim görecekleri olasıdır. Bu durumda, mahkemece; davacı çocukların halen eğitim görmeleri bulunduğu sosyal çevreye nazaran öğrenim süresinin 25 yaşına kadar devam edeceği ve 25 yaşına kadar babalarından destek göreceklerinin kabulü ile ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.)Bu hususta da destek ihtiyaç sonuna ilişkin yaşın ne olduğu hususunda net bir görüş birliği,doktrin,makale var mıdır ?

Konuya ilişkin bilgilerini paylaşan tüm meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :5042, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Balkesavukat10, Tarih : 06-10-2025 10:33
Herkese iyi çalışmalar dilerim. Müvekkil İngilizce derslerinin sunulacağı bir eğitim platformu kurdu. Bu platformda ders verecek öğretmenler hazır durumda. Öğretmenler ile akdedilecek sözleşmenin tipi konusunda tereddüt yaşıyorum. Baktığım örneklerde genelde sözleşmeler atipik nitelikte. Fakat müvekkil, ders verecek öğretmenlerin vergi yükümlüsü olma konusunda tereddüt ettiklerini, bu sebeple kısmi süreli iş sözleşmesi düzenlenmesi konusunda bir talepte bulundu. Daha önce bu konuda tecrübesi olan meslektaşlarımın fikirlerine ihtiyacım var. Yardımcı olan herkese teşekkürlerimi sunarım. (Öğretmenler ile iş akdi imzalanması durumunda bu platformun sahibinin yükümlülüklerinin artacağını, ileride sıkıntılı durumlar yaşayabileceğini düşünmekteyim. Öğretmenler, her dersin ücreti üzerinden komisyon alacaklar.)
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :5146, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : T.Mahmutoğlu, Tarih : 01-10-2025 13:05
Merhaba, henüz tasfiye olmamış ama ferdileşmesi yapılan bi koop. var. Bu kooperatifin arsa sahiplerine borcu var, mahkeme kararıyla tespit edildi ve ilamlı icraya konuldu. Bu borç dolayısıyla bazı daireler arsa sahiplerince kooperatife devredilmedi. Devir davaları açıldıysa da hepsi sonuçsuz kaldı.
şimdi sorum şu ki, ortada mevcut bir mahkeme kararı var. Tasfiye olmamış bir koop. var. Vergi borçları falan var. Koop. üyelerden bu borçları toplayabilir mi? (ana sözleşmede ek bir sorumluluk maddesi yok.) bir yanda, "koop. borçlara karşı mamelekiyle sorumludur." maddesi var. Kooperatifin mal varlığı yok. Ama öbür yandan da bu kooperatif tasfiye olacak. Tasfiye işlemleri için kayyım atandı hatta. Tasfiye işlemlerinde de "Koop. alacakları tahsil eder, borçları öder." maddesi var sözleşmede. Üyenin aidat ödeme borcu kapsamında bir şey düşünülebilir mi acaba? Yardımlarınız için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :5141, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : slnn, Tarih : 01-10-2025 09:50
Merhaba meslektaşlarım

Müvekkilin annesinden, kendisine ltd şti hissesi miras kalıyor. 4/1-b kapsamında sigortalılık için Kurum, ölüm tarihini değil de hisse devrinin tescil edildiği tarihi esas alıyor. Gerekçe olarak da 2013/1 nolu özelgeyi gösteriyor.

Sigortalılık başlangıcının, murisin ölüm tarihi olmasını gösteren, elinde Yargıtay kararı olan meslektaş varsa ve paylaşırsa sevinirim.

Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4987, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.AhmetSametCosgun, Tarih : 30-09-2025 13:05
Merhabalar.

A ve B iki ticari şirket, aralarında mal alıp satıyorlar. Vergi Dairesi A şirketine diyor ki "sen riskli gruptaki B şirketiyle ticaret yaptın, gel bize açıklama yap". Bunun üzerine A şirketi B'ye "sen riskli gruptasın, bundan sonra senle iş yapmayacağım" diyerek ticari ilişkisini sonlandırıyor.

Araştırmalar sonucu B hakkında herhangi bir inceleme olmadığı, şüpheli işlemde de bulunmadığı ortaya çıkıyor. Fakat Vergi Dairesi'nin işlemi sebebiyle B şirketi hem maddi zarara uğruyor hem de ticari itibarı zedeleniyor.

Bu durumda B şirketi olarak Vergi Dairesi'ne karşı ticari itibarın zedelenmesi ve maddi zarara uğraması sebebiyle dava açılabilir mi?

Görüşlerinizi merak ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4306, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Toy Avukat, Tarih : 26-09-2025 14:13
Merhabalar, herkese iyi çalışmalar. Müvekkilin torununun engelli olması sebebiyle kızı tarafından, ÖTV indiriminden faydalanılarak alınmış bir araba mevcut.

Geçtiğimiz günlerde bu arabayla bir trafik kazası yaşıyorlar ve arabayı kullanan şahıs, kullanma yetkisi olmayan müvekkilin diğer kızı.

Kaza neticesinde araba perte çıkıyor ve raporda %50 müvekkilin kızına, %50 ise karşı taraf sürücüsüne kusur çıkıyor. Böyle bir durumda kaskonun ödeme yapmadığını biliyorum fakat karşı tarafta yer alan sürücünün sigortasından kusuru oranında maddi hasar talep etmemize engel herhangi bir durum var mıdır? Aynı şekilde kaza sebebiyle müvekkil ve kızının vücudunun bazı yerinde yaralanmalar meydana geliyor. Bedeni hasarlar için sigortaya başvurabilir miyiz? Ya da bu gibi durumlarda ne şekilde hareket edilmesi gerekiyor, haklarımız neler? Yardımcı olabilecek meslektaş varsa çok memnun olurum. İyi çalışmalar*diliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4383, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avdest, Tarih : 26-09-2025 10:17
Meslektaşlarım merhaba,

Kamulaştırma Bedel Tespiti ve Tescil davamız karara çıktı. Dava tarihi ile karar tarihi arasında kamulaştırma bedeline faiz uygulanmasına karar verildi.

İdareye faiz alacağı ile vekâlet ücretinin ödenmesi için idari başvurumuzu yaptık ancak süresi içerisinde ödeme gerçekleşmedi.

Bunun üzerine faiz alacağı ile vekâlet ücreti için icra takibi başlattık.

Ancak icra müdür yardımcısı oldukça hatalı bir değerlendirmeyle ilamın eda hükmü taşımadığından bahisle icra emri düzenlenmesine yer olmadığına şeklinde bir karar kurdu.

Faizin, tespit hükmünün fer'isi olduğu ve eda hükmü taşıdığı çok açık olmasına rağmen bu kararı verdi. Daha önce birçok dosyamda bedel tespitine uygulanan faizin ödenmesi için icra takibi başlattım ancak bir sorun yaşamadım.

Müdürlüğün gerekçesi aynen şu şekilde: "Kararın ve açıklama kararının eda hükmü taşımadığı işlemin tespit şeklinde
hüküm tesis edildiği ancak takip talebinde tespitine hükmedilen bedelin faizine ilişkin olarak ilamlı
takip başlatıldığı anlaşılmakla bu haliyle ilam eda hükmü taşımadığından örnek 4-5 icra emri
düzenlenmesine yer olmadığına"

Konu hakkında emsal yerel mahkeme, bam, yargıtay kararları taramaktayım. Desteklerinizi beklemekteyim.

İyi çalışmalar dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3487, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Ahmetcicek, Tarih : 25-09-2025 18:28
Merhabalar Meslektaşlarım,
Lisanslı yediemin müvekkilim var, çekilen hacizli araçların satışını, şimdiye dek üçüncü kişiyi alacaklı göstererek istemekteydim. Ancak sürecin uzun ve masraflı olması nedeniyle bu yolun faydası oldukça azaldı. 9. yargı paketiyle yedieminde bulunan araçların satışı için bulunan çözüm henüz uygulamaya konulmadı. Sizlerden ricam mevzubahis araçların satışı için başka bir yol bulunup bulunmadığı hakkında bilgi verebilir misiniz?
İyi çalışmalar diliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3455, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.aleyna, Tarih : 23-09-2025 13:24
merhabalar.
noter huzurunda borca karşılık araç rehin sözleşmesi düzenlenmiş. borç ikrar ediliyor. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla (RPÇYT) ilamlı takip yapacağız. ancak iki husustan emin olamadım:

1- borca karşılık rehin verilmiş olsa da, borcun vadesi belirtilmemiş. muacelliyet şartı nasıl oluşacak. borcun doğduğu an muaccel olduğu kabul edilip, RPÇYT başlatabilir miyim?

2-Takip kesinleşmeden, rehin koyduğumuz araca ilişkin yakalama kararı alabilmemin bir yolu var mıdır?

şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3451, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av. serbay çalık, Tarih : 23-09-2025 09:03
saygıdeğer meslektaşlar İYİ GÜNLER. A şirketi B şirketini satın almak istiyor. sözlü olarak 80 milyon tl ile anlaştılar ve ilk etapta bu anlaşmaya göre 5 milyon tl lik 2 tane çek verdiler daha sonra A şirketinin mali durumunun kötü olması nedeniyle B şirketini satın alma durumu iptal oldu. Verilen çeklerin karşılığı olarak B şirketinden yine sözlü olarak mal alma anlaşması yaptılar. B şirketi 8 milyon Tl lik mal vermiş olup geri kalan 2 milyon tl'lik mal vermeye ve yanaşmamaktadır. BU durumda sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanabilir mi ?
NOT: mal alımı anlaşmasında malların niteliği ve kalitesi belli değildir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3438, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukato0206, Tarih : 18-09-2025 11:21
Merhaba konu şu: muhattaba teslim edilen tebligatta ihtar edilen konuya ilişkin 10 iş günü süre verilmiş. tebliğden itibaren sayılan bu iş günü hesabında pazar günlerinin sayılmayacağı kesin ancak cumartesi günü için durum nedir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3545, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukatae, Tarih : 17-09-2025 12:42
iyi çalışmalar meslektaşlarım
Konu: Vasiyetnamenin tenfizinde zamanaşımı
Muris A nın 5 çocuğu var. Muris A taşınmazını kızı G'ye vasiyet ediyor. Vasiyetnamenin açılması 6/02/2014 tarihinde kesinleşiyor. Ancak Vasiyetnamenin tenfizi davası açılmadan, 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan vasiyet alacaklısı kızı G 5/02/2020 de vefat ediyor. Geriye vasiyet alacaklısının kızı S, vasiyet alacaklısının mirası reddeden oğlu M,vasiyet alacaklısının torunları B, C kalmıştır.(B ve C M'nin çocuklarıdır.)
Miras alacaklısının mirasçıları olarak kızı S, ve torunlarının B, C için hala vasiyetnamenin tenfizi davası açmak için süreleri var mıdır?
Not: Vasiyetnameden ve vasiyetnamenin kesinleşmesi yeni öğrenmişlerdir.
TMK
3. Zamanaşımı
Madde 602- Vasiyet alacaklısının dava hakkı, ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesinin veya vasiyet borcu daha sonra muaccel olacaksa muaccel olma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Emsal karar konusunda yardımcı olursanız sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3106, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : David Komnenos, Tarih : 16-09-2025 13:52
Selamlar, belediye şirketine karşı işçi alacakları ile ilgili bir ilamlı takip yaptım. Kesinleştirip bankalara haciz ihtarnamesi yolladım. Bankalar sürekli olarak belediyenin mallarının haczedilemezliği, bazı hesaplardan belediye personelinin maaş ödemesinin yapıldığı gibi itirazları ileri sürüp ihtarnameye itiraz ediyorlar.
Fakat Yargıtaya göre şirketler bu belediye kanunundan yararlanamıyor. Yani o kanunda belediyeye verilen haklardan yararlanamazlar.
İhtarnameye bankaların itirazı, istihkak iddiası sayılıyor. Dava açacağım ama icra müdürü bir türlü bana süre vermiyor. Kanuna göre bu itiraza karşı dava açmam için bana 7 gün süre vermesi gerekiyor.
Biraz absürt gelebilir ama bence hepsi bir biri ile danışıklı iş yapıyor. çünkü belediye şirketi çalıştırdığı personele iki kez ödeme yaptı. Elimde dekont var. Ne yapmam lazım? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2972, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Beyza Koca, Tarih : 15-09-2025 15:46
Merhaba meslektaşlarım,

İcra dairesince kıymet takdiri raporu tarafımıza tebliğ edilirken, kapalı tebligat zarfında yalnızca “gayrimenkul bilirkişi raporu” ibaresi yer almış; rapora karşı itiraz süresi ve merciine ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.

Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca, taraflara başvurulabilecek kanun yolları, süresi ve mercii gösterilmek suretiyle tebligat yapılması gerektiğinden, bu şekliyle yapılan tebliğin usulsüz olduğunu ileri sürerek, raporun yeniden usulüne uygun şekilde tebliğini icra dairesinden talep etmem mümkün müdür?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3041, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : canimeraba, Tarih : 15-09-2025 15:31
Merhaba meslektaşlarım. Müvekkil, vekalet ücretlerini ödemedi ve imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmuyor. Bu durumda doğrudan icra takibi mi başlatmalıyım (asgari tarifeden), yoksa belirsiz alacak davası açmak daha mı uygun olur?

Ek bilgi olarak: Müvekkilin 3 adet ağır ceza dosyası mevcut, hepsi istinaf aşamasında. Ek olarak takip ettiğim Ceza soruşturma dosyaları ise kapandı. Vekalet ücretine hak kazanmış bulunuyor muyum yoksa istinaftan dönmesini mi beklemeliyim? Dosyalarda vekillikten çekilsem de durum aynı mı olacak?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2807, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avmkaya44, Tarih : 12-09-2025 13:41
Meslektaşlarım merhaba, 2017 yılında yapılan bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi sonucu müteahhit ruhsatı aynı yıl alıyor ve inşaata başlıyor. SÖzleşmede ruhsattan itibaren 24 ay süre verilse de, inşaat 2021 Ekim ayında tamamlanıp fiilen teslim ediliyor, fakat 2025 eylül ayı itibariyle iskan hala alınılamamış durumda. Delil tespiti yaptırdık, henüz rapor yok fakat bilirkişilerin görüşlerine göre çatıda imara aykırılıklar var ve bu haliyle iskan verilemez. (Arsa sahibi müvekkil sözleşmede müteahhite verilmesi kararlaştırılan dairelerden birinin devrini müteahhit iskan almadığından gerçekleştirmemiş)
Ayrıca ortak alanlarda gizli ayıp mevcut. Hem arsa sahibi hem de güncel kat malikleri müvekkillerim,
- öncelikle bu durumu yaşayan varsa hangi yolu izleyip ne sonucu aldığınızı paylaşabilirseniz çok memnun olurum. Elimde ne gibi seçenekler var, hangi taleplerde bulunabilirim? maalesef ekim ayına kadar acilen davayı açmam gerek, 5 yıllık zamanaşımından dolayı (müvekkiller geç danıştı). Fakat hem arsa sahibi (sözleşme tarafı) hem de kat malikleri açısından farklı yollar mı izlemem gerektiği konusunda emin olamadım.

- Bir diğer sorum, hem arsa sahibi müvekkil hem de yeni mülk sahipleri açısından tek dava açabilir miyim? tahminimce arsa sahibi için asliye hukuk, yeni malikler içinse tüketici mahkemesinde tek bir dava açmam mümkün mü? yoksa her bir malik için ayrı dava mı olmalı? sonuçta hepsi aynı zarardan kendilerine düşen payın tazminini istiyor.
Yardımcı olabilirseniz çok ama çok sevinirim, teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2458, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukatt2121, Tarih : 11-09-2025 22:54
Merhaba Meslektaşlarım,

Sözlü kira sözleşmesi ile 2018 yılından beri evde oturmakta olan kiracı ile 2019 yılında yazılı bir kira sözleşmesi yapılmıştır. 2019 yılında yapılan sözleşmenin fotoğrafı mevcuttur. Daha sonra, kira bedelinin düşük kalması sebebiyle x.x.2025 tarihinde bir ek protokol düzenlenmiştir. Eski sözleşme yırtılmış, ancak yırtılan parçaları hâlen elimizdedir.

Ek protokolde, özel şartlar başlığı altında şu maddeler yer almaktadır:

1-İşbu sözleşme, taraflar arasında mevcut olan kira ilişkisine dair sadece yeni kira bedelinin belirlenmesine ilişkin olarak düzenlenmiştir.

2-Kiralanan taşınmazda kiracı, x. x. 2018 tarihinden bu yana oturmaktadır. İlk eve girişte belirlenen kira bedeli x TL olup, bu kira ilişkisi kiracının taşınmazı ilk kiraladığı tarihten itibaren aralıksız olarak devam etmektedir.

3-Kiralanan taşınmaz, x.x.2024 tarihinde yeni mal sahibi tarafından satın alınmış olup, bu tarihten itibaren eski kiralayanın hak ve yükümlülükleri yeni mal sahibine geçmiştir.

4-Bu sözleşme ile kira ilişkisi yeniden başlatılmamakta, sadece kira bedeli güncellenmektedir. Taraflar, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesi kapsamında belirlenen 10 yıllık uzama süresinin, kiracının taşınmazı ilk kiraladığı tarih olan x.x.2018 itibarıyla işlemeye başladığını kabul ederler.

5-Taraflar, kiracının bu süre zarfında kiralananı kullandığını karşılıklı olarak kabul ederler.

Ev sahibi, kiracıyı evden tahliye etmek istemektedir. Elimde ise tarihler boş bırakılmış bir tahliye taahhütnamesi bulunmaktadır. Ancak şöyle bir sorun vardır: Tahhütnamenin bilgisayar yazısı ile yazılmış kısmının en sonunda “İş bu tahliye taahhütnamesini serbest irademle ../../2023 tarihinde hazırlanarak imza altına alınmıştır.” şeklinde, matbu bir tarih ifadesi yer almaktadır.

Bu sebeple, taahhütnamenin geçerliliği konusunda kararsız kalmış durumdayım. Benim fikrim; matbu kısma hiç dokunmadan, düzenleme tarihini x.x.2025 tarihinden sonra bir tarih olarak yazmak ve tahliye tarihini de istediğimiz şekilde belirleyerek, olası bir itiraz halinde söz konusu tarihin matbu olduğuna dair savunma yapmak yönündedir.

Bir diğer yol ise; eğer ek protokol, taahhütnameyi geçersiz kılmaz ise, taahhütnamenin 2023 yılında alınmış olduğunu kabul ederek tarihleri o doğrultuda düzenlemek ve yine tahliye tarihini istediğimiz şekilde belirlemektir.

Ayrıca şöyle bir durum da mevcut: 2019 yılında yapılan yazılı kira sözleşmesinde, kiraya veren olarak yanlışlıkla kiracının adı ve bilgileri yazılmış. Kiracıda da bu sözleşmenin bir kopyası bulunmamaktadır. Bu hatayı düzeltmek amacıyla, sözleşmedeki ilgili kısım daksil ile silinerek, kiraya verenin doğru bilgileri yazılmış olsa, bu durum ileride bir sorun teşkil eder mi emin olamıyoruz. Bu konuda da görüşlerinizi rica ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2405, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Sude Yıldız, Tarih : 11-09-2025 11:45
Meslektaşlarım merhaba, sizlere Köy Kanununu konu alan bir olayla ilgili soru sormak istiyordum. Müvekkilimizin köyünde, köy muhtarı öncesinde herhangi bir karar almaksızın kendi kafasına göre köy işleri yapmış ve kendi cebinden bu köy giderlerini karşılamış. Ardından yapmış olduğu bu giderler için 09.05.2025 tarihinde bir köy kararı almış. Alınan işbu köy kararında “köy işlerinin yapılması ve oluşan giderler yönünden hane başına 2000 TL ücret toplanılmasına” kararı vermiş. Ama bu alınan köy kararını hiçbir şekilde ilan etmemiş, hanelere tebliğ de edilmemiş. Haliyle karardan haberdar olmayan müvekkilimize 03.09.2025 tarihinde kaymakamlıktan yazı gönderilmiş. Kaymakamlığın gönderdiği yazıda da köy kararınca istenen ücretin ödenilmesi talep edilmiş aksi takdirde Köy Kanunu madde 66 ve madde 56 hükümlerince tahsil edileceği belirtilmiş. Bu noktada bizlerin izlemesi gerektiği hukuki yol nedir? Köy muhtarına bir itirazda mı bulunacağız yoksa kaymakamlığa mı ya da direk dava mı açmamız gerekiyor? Bilgi ve fikirlerinizi rica ederim. Şimdiden yardımlarınız ve yorumlarınız için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2382, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Yusuf K., Tarih : 10-09-2025 16:05
Herkese merhaba, maalesef bir müvekkilim vekalet ücreti için kararlaştırılan taksitleri geç ve eksik yatırıyor. Ben de artık dosyalardan istifa ettim.

Şöyle ki: Bu müvekkilden iki ayrı iş aldım. Bu işlerden birincisi için ödememi tam aldım ve yapmam gereken işi de yaptım. İkinci işte ise ödemelerimi eksik ve geç aldım. Ayrıca maalesef müvekkilin bana karşı tavrı oldukça saygısızca idi. Bu durumda iki dosyadan da istifa ettim. Peki ödemesini tam aldığım dosya şu an da istinafta. Bu dosyadan da istifa ettiğim için bir sorumluluğum doğar mı? Bu konuda bir tecrübesi olan meslektaşım var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2341, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : liberta, Tarih : 10-09-2025 09:27
Meslektaşlarım merhaba, bir seri işçi alacağı dosyasında alacak kalemlerinden biri eksik yazılmış, dosyalar seri olduğu için duruşmaya giren meslektaşımız o an farkedememiş herhangi bir hak kaybı oluşup oluşmayacağı konusunda bilginiz var mıdır?

Dava dilekçemizdeki taleplerin yok olmayacağı kanaatindeyim ancak hmkda geçen uyuşmazlık tespitindeki hususlar üzerinden tahkikat yapılır cümlesinden dolayı emin olamıyorum. Yardımcı olursanız sevinirim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2347, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05251193 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.