| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
Yazan : yasminly,
Tarih : 27-01-2026 10:53
|
|
Merhaba meslektaşlarım, Müvekkil mimar sözlü bir şekilde mimari proje için anlaşma yapmış. müvekkil, projeleri hazırlamış, ruhsat başvurusunu yapmış ve sisteme yüklendikten sonra belediyenin onayı geçmesi için eksiklik varsa geri gönderip, revizyonları yapmıştır. Fakat İş sahibi iş neden uzadı diye başka mimar ile anlaşmıştır. Geri kalan aşamalarda müvekkil ile devam edilmemiştir. Geri kalan aşamalarda hangi eksiklik olduğunu ve hangi aşamaların tamamlandığını bilmiyoruz. Bu durumda yine müvekkilin işbu proje üzerinden bedel isteme hakkı söz konusu olur mu ve projenin gelen aşamasına kadar mı belilrlenir?
|
|
|
|
|
Yazan : Av.Gh,
Tarih : 27-01-2026 09:18
|
Merhabalar,
Halihazırda devam eden bir alacak davamda davalı sayısı 2 iken, ölümler sonucu taraf sayısı neredeyse 30 kişiye kadar çıktı. Davalıların çoğunluğu yurt dışında. 4 yıldır dava dilekçesinin tebliğ edilmesini bekliyorum.
Bu davalılardan ihtiyari dava arkadaşı olan bir grup var ve bu kişiler Türkiye'de. (davalı sayısının artmasının nedeni mirasçıların dosyaya eklenmesi)
Dosyayı takipsiz bırakmayı ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini sağlamayı, daha sonra sayısı az olan gruba yeniden dava açmayı planlıyorum. Kafamı karıştıran bir durum var yalnızca, dava açılmamış sayılınca bu kararında tebliğ ile kesinleşmesi beklenir mi ? Eğer böyle bir durum olursa takipsiz bırakmamın hiç bir anlamı olmayacak. şimdiden teşekkürler.
|
|
|
|
|
Yazan : avebs,
Tarih : 27-01-2026 00:16
|
Sevgili hukukçular selamlar. Annesi ve babası tarafından terk edilen çocuğun müvekkil amcası tarafından bakıldığı, bizim de velayetin kaldırılması talebinde bulunduğumuz bir dosyam var.
Hakim tensip zaptında dosyayı çekişmesiz yargı işi değil dava olarak ele alarak bir çok ara karar verdi, bir de tarafımıza dahili dava dilekçesi vermememiz hâlinde dava şartı yokluğundan davayı reddedeceğine dair tebligat yaptı.
Ben her iki kararın da son derece yanlış olduğunu düşünüyorum, velayet kamu düzenine ilişkin olup re'sen araştırma ilkesine tabi olduğundan hakimin dilekçemizde belirttiğimiz üzere çocuğun velayeti kaybedecek olan anne-babasını tespit edip hukuki dinlenilme hakkının gerçekleşmesi için tebligat yapması gerekirdi.
İşin dava olarak nitelendirilmesi de yanlış olmuştur çünkü aslında amcanın anneden talep ettiği bir hak bulunmamaktadır. Yaptığımız iş sadece çocuğun korunması için mahkemeye talepte bulunmak. Dosyanın amcayla anne arasında bir dava olarak görülmesi hem hukuken hem mantıken doğru gözükmüyor.
Dosyanın dava olarak görülmesi tek başına bozma sebebi olur mu? Hakimin ilgilileri belirleyip kendiliğinden dosyaya eklemesi gerekir mi? Dahili dava dilekçesi vermediğimizden "dava" reddedilse istinaftan döner mi? Bununla ilgili tecrübelerinizi ve varsa emsal kararları merak ediyorum. Teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
Değerli Meslektaşlarım Merhaba,
Somut bir olayda karşılaştığımız ve doktrin/uygulama arasında tereddüt yaşadığımız bir konu hakkında değerli görüşlerinizi ve varsa Yargıtay dayanaklarınızı rica ediyorum.
Olay: İşveren tarafından iş akdi feshedilen bir personelimize ihbar süresi (bildirim öneli) tebliğ edilmiştir. Personel ihbar süresini çalışarak geçirmektedir. Ancak ihbar süresinin tamamlanmasına 1 hafta kala, personel doğum öncesi analık iznine ayrılmak için aldığı raporu müvekkil şirkete iletmiştir.
Yaptığım araştırmalarda "Raporlu olunan süreler ihbar süresinden sayılmaz, ihbar süresi rapor bitiminden sonra kaldığı yerden işlemeye devam eder" (süre uzar) şeklinde bir durumla karşılaşıyorum.
Ancak "analık izni" özelinde bazı kaynaklarda, fesih bildiriminin önceden yapılmış olması nedeniyle ihbar süresinin işlemeye devam edeceği ve rapor süresi içinde ihbar süresinin (fesih tarihinin) kendiliğinden dolacağı yönünde görüşler de bulunmaktadır.
Bu kapsamda:
Doğum (analık) raporu da standart hastalık raporları gibi ihbar süresini durdurur mu? Yani ihbar süresinin bitimine kalan 1 haftalık bakiye süre, 16 haftalık analık izni bittikten sonra mı kullandırılmalıdır?
Yoksa rapor süresi işlemeye devam ederken, ihbar süresinin bitiş tarihi (resmi çıkış tarihi) geldiğinde, rapor devam etmesine rağmen çıkış işlemi yapılabilir mi?
Eğer rapor süresi ihbarı uzatıyorsa ve biz rapor bitimini beklemeden çıkış yaparsak, personelin bakiye kalan 1 haftalık süresi için ihbar tazminatı ödememiz gerekir mi?
Ayrıca personele usulüne uygun fesih bildirimi yapılmış ancak personel doğum ödeneğinden yararlanmak için işten çıkış tarihinin uzatılmasını rica ediyor. İşveren de personeli mağdur etmek istemiyor.
Burada atılması gereken en doğru adım nedir?
Konuyla ilgili güncel Yargıtay kararı veya uygulama tecrübesi olan meslektaşlarımın yorumlarını beklerim. Katkısı olan tüm meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla,
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım,
Müvekkile karşı, kiralananı göstermeye izin istemli bir dava ikame edildi ve tensiple birlikte keşif masrafları için davacı tarafa kesin süre verildi, buna rağmen keşif harcı, bilirkişi ücreti, yol gideri davacı tarafça yatırılmadı, yani, keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacak.
Şu halde, dava ilk duruşmada direkt red ile mi sonuçlanacaktır?
|
|
|
|
|
Yazan : Haakan,
Tarih : 26-01-2026 13:35
|
Meslektaşlarım öncelikle herkese kolaylıklar dilerim.
Müvekkil şirkete dosyayla hiçbir bağlantısı olmamasına rağmen sırasıyla 89/1,89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamesi gönderilmiş. Bu tebligatlar UETS hesabına yapılmış ve müvekkil gözden kaçırdığı için dosyaya borçlu olarak eklenmiştir.
Akabinde aynı icra dairesinden, aynı meslektaş tarafından farklı dosyalardan da 89/1 gönderilmiştir ancak bunları farkettiğimiz için itiraz edip durdurabildik.
Süresini kaçırdığımız ve borçlu olarak eklendiğimiz dosyada bu aşamada neler yapabiliriz?
15 günlük menfi tespit davası açma süresi geçmiş ancak yine de reddedilecek olmasına rağmen tedbir talepli dava açtık.
Dosya borcunu ödeyip istirdat davası açma gibi bir durumumuzda mevcut ancak en sağlam nasıl ilerleyeibiriz.
Şimdiden çok teşekkür ederim
|
|
|
|
|
Yazan : Av.HBC,
Tarih : 26-01-2026 09:17
|
Meslektaşlarım merhabalar,
Tahliye taahhütnamesine dayalı tahliye talepli icra takibi neticesinde itirazın iptali davasında tahliye kararı verildi ve karar kesinleşti. Ancak cebri icra yoluna başvurulmadan bu karar sonrasında kiracı evi tahliye etti. Akabinde mahkeme kararından kaynaklı vekalet ücreti, yargılama gideri vs. icra takibine konuldu. Söz konusu icra takibi sonrasında aldığımız dosya hesabında maktu icra vekalet ücreti yanında tahliye vekalet ücreti de hesaplanmış.
Cebri icra suretiyle tahliye işlemleri yapılmadan tahliye vekalet ücreti hesaplanması doğru mudur?
Tahliye vekalet ücreti haricindeki kısım ödendi ve icra dairesine kapatma talebi atıldı, daire para alacağı yönünden talebin kabulüne, tahliye yönünden takibin devamına karar verdi. Bu durumda kiracı vekili olarak taşınmazın tahliye edildiğini icra dairesine bildirirsek (ikametgah vs. belgelerle) dosya kapanabilir mi yoksa alacaklı vekilinin bu hususu bildirmesi mi gerekir?
Şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım. Yıllık izin ücreti alacağı için açtığımız davada davalı, işyeri uygulamasından hukuka aykırı olarak vazgeçtiği için tanık dinleteceğiz. Tanığımız ise 2011 tarihinde emeklilik sebebiyle işten ayrıldı. İşten ayrılması üzerinden 10 yılı aşkın süre geçmesi söz konusu olduğu için işverenin bu hususa dayanarak tanığın özlük dosyasını sunamaması durumunda tanık beyanları mahkemece ne şekilde değerlendirilebilir? İşyeri uygulamasından 2018 senesi sonlarına doğru vazgeçildiği için işten ayrıldığı süre 10 yılı aşmayan tanık bulmak da pek mümkün olmuyor. Ne tavsiye edersiniz?
İlaveten, daha evvel aynı konuda aynı davalıya açılıp kabul edilerek kesinleşen 2 farklı dava dosyasını da delil listemizde belirttik. Bu dosyalardaki tanık beyanları kendi dosyamız yönünden ele alınır mı ? Şimdiden teşekkür ediyorum.
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba. 2019 yılında bir avukat üstadımız tarafından açılan bir dava var ancak kendisi daha sonra vefat ettiği için davayı şu an ben takip ediyorum.
Dava dilekçesinin sonuç kısmı aynen şu şekilde:
''1-) Murisin sağlığında yaptığı tasarruflarının muris muvazası sebebi ile iptaline,
2-) Murisin davaya konu vasiyetname ile müvekkil saklı payını tecavüz ettiği bu suretle de müvekkilimi mağdur ettiği açıkça belli olan vasiyete konu tasarrufunun tenkisi ile müvekkilin saklı payına tecavüz teşkil eden kısmının iptaline karar verilmesini,
3-) Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini... arz ve talep ederiz.''
Anlaşılacağı üzere eksik ve hatalı taleplerde bulunulmuş. Şu an itibariyle deliller toplandı, tanıklar dinlendi, bilirkişi raporları alındı, tenkis hesabı yapıldı, özetle artık son aşamaya gelindi. Tahkikat tamamlanmadan ıslah ile bu talepleri toparlayıp düzeltmek mümkün olur mu sizce? Mümkünse de nasıl bir ıslah yapılmnalı? Çok zor durumdayım, yardıma ihtiyacım var. Desteklerinize talibim.
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar, mahkemece ön inceleme duruşmasında; tüm tanıkların gelecek celse dinlenmesine, isim ve adreslerini bildirmek ve masraf yatırmak için tarafımıza kesin süre verilmesine; tebligatın iade dönmesi halinde mernis adresine tebligat yapılmasına; masraf yatırılmaz yahut tanıklar duruşma günü hazır edilmezse tanık dinletmekten vazgeçmiş sayılmamıza karar verildi.
4 tanığımız var ikisinin tebligatı iade döndü. Mahkemece yeniden tebligat için herhangi bir işlem de tesis edilmedi. Öte yandan usulüne uygun tebligat yapılan tanıklarımızın ikisi de yurtdışında. Tebligatı iade dönenler de gelemeyeceklerini söylediler. Bu durumda tanıklar duruşmada hazır edilmezse dinletmekten vazgeçmiş sayılacağımıza ilişkin ihtar geçerli midir? Tebligatın iade dönüp dönmemesi fark etmeksizin bir sonraki duruşma hazır etmemiz yahut ihzar müzekkeresi düzenlenmesi gerektiği kanaatindeyim ama emin olmak istedim. Şimdiden teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, çekişmeli boşanma olarak başladığımız davada müvekkilden maalesef ücretimi alamadım. Karşı tarafın avukatıyla anlaşma sağlayarak bilgim dışında anlaşmalı boşanmaya dönmesi için talepte bulunmuş kendi müvekkilim. Azilname de göndermedi hala vekalet ilişkimiz devam etmekte. Anlaşamlı boşanma için duruşma günü verildiğinde duruşmaya katılarak (müvekkil protokolde yargılama giderlerinden feragat etse bile) ben karşı taraftan alacağım vekalet ücreti talebinde bulunabilir miyim acaba bilginiz var mı?
|
|
|
|
|
Yazan : yasminly,
Tarih : 23-01-2026 13:58
|
Müvekkil aleyhine, TMK m.166/1 kapsamında boşanma davası açılmıştır. Davacı taraf, müvekkilin sadakatsiz davrandığını ve evi terk ettiğini ileri sürmektedir.
Oysa müvekkil, evlilik süresince fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmış, bu nedenle can güvenliği endişesiyle ortak konutu terk etmek zorunda kalmıştır. Taraflar arasında 2–3 yıldır fiili ayrılık mevcuttur. Müvekkil, boşanmayı kabul etmekle birlikte, davacı tarafın iddia ettiği gibi ağır kusurlu değildir. Kusur ispatı için karşı dava açmak gerekli mi? ya da karşı tarafın açmış olduğu davada müvekkilin az kusurlu karşı tarafın ağır kusurlu olduğunu ispat ettirip boşanma gerçekleşir mi? (müvekkilin nafaka, tazminat gibi talepleri yok sadece boşanmak istiyor)
|
|
|
|
|
Yazan : hırs,
Tarih : 23-01-2026 13:13
|
İyi çalışmalar.İhtiyaç sebebi ile tahliye davasında davacının eşi( ya da 1.derece akrabaları) üzerine kayıtlı boş taşınmaz olduğu için davanın reddine dair emsal karar araştırıyoruz.
Ancak bulamadık elinde emsal bir karar olan ya da böyle bir durumla karşılan meslektaşlarımız paylaşabilir mi?
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, İstanbul Bam 51 Hd. kaleminde bir dosya incelemek için müracaat ettim. Dosyanın arşivde olduğunu, mübaşirlerinin olmadığını geçici mübaşir bulunduğunu, geçici mübaşirin de şuan burada bulunmadığını söyleyerek dairenin kalemleri dosyayı inceletmek istemiyorlar. Ahm bu gibi durumlarda faal oluyor mu ne yapmak gerekir ve nasıl sonuç alabilirim? 1 ayda 2 kere gittim 3.ye gideceğim.
|
|
|
|
|
Yazan : av.2348,
Tarih : 22-01-2026 15:40
|
|
Meslektaşlarım merhabalar. Müvekkilin komşusu İstanbul ilinde yaşadığı için kaloriferleri yakmıyormuş. Kendisini aramasına rağmen ısrarla yakmayacağını söylemiş. Müvekkil, Ağrı ili çok soğuk olduğu için yüksek derecede yakmasına rağmen evleri ısınmıyormuş. Kat Mülkiyeti Kanunu 33,20 ve 18. maddelerine göre dava açılabilir. 33. maddeye göre hakimin müdahalesi talep edilebilir. Hakim de komşunun konutunu mevsim koşullarına uygun kullanmadığına karar verip, yaptığını sonlandırmasını isteyebilir. Hakim, talep halinde, komşu maddi zarara uğramışsa bu maddi zararın tazminine karar verebilir. Emsal davalar var. Kişi yakmayarak komşusunun daha fazla yakmasına ve daha fazla fatura ödemesine sebebiyet veriyor. Türk Medeni Kanununda da komşuluk hukuku söz konusu. Ayrıca bir kat malikinin kaloriferi yakmayarak yan, alt ve üst komşusu sayesinde ısınmasının doğruluk ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu düşünüyorum. Dava açılsa bile zaten kış bitmiş olacak. Bu durumda mağduriyet hukuken nasıl giderilebilir ve nasıl bir yol izlenebilir? Belediye veya Bakanlığa cezai işlem için başvuru yapılabilir mi ?
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım selamlar.
Kesinleşen Tüketici Hakem Heyetlerine Karşı Hakem Kararının İptali Davası açılamayacağını hükmeden Yargıtay ilamları hatırlıyorum. Elimde bir Hakem Heyeti Kararının İptali davası var, THH kararı kesinleşmiş. Hatırladığım kadarıyla bu konudaki iptal davaları itiraz mahiyetinde değildi. Aksi bir Yargıtay ilamı biliyor musunuz? Şimdiden teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
|
Tacir kişi faaliyet alanı dahilinde, iş ilişkilerinin yoğunlaştığı ve sürekli uğraş alanını konu alan ve taraf olduğu bir sözleşmenin şeklen geçersizliğini öne sürerse bu iddiası tacirin basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü göz önünde bulundurularak TMK md. 2 çerçevesinde kötü niyetli iddia olarak değerlendirilebilir mi ?
|
|
|
|
|
|
|
|
Herkese merhabalar, dosyamızı borçludan tahsil edemiyoruz yakınlarına 89/1 yollamayı düşünüyoruz fakat T.C bilgileri elimizde yok sadece isim ve soyisimleri var ne yapabiliriz?
|
|
|
|
|
|
|
Herkese merhaba,
Müvekkilin ticaret yaptığı birisi var. Bu kişi X ve Y adında iki şirketin de yetkilisi.
Müvekkil bu kişiden bir çek alıyor. Çek X şirketi emrine düzenlenmiş fakat Y şirketi kaşesi vurulmuş. Kaşe üzerindeki imza bu kişiye ait.
Bu durumda bu çeki hangi firmaya karşı ileri sürebiliriz? Emrine düzenlenen mi kaşesi bulunan mı?
Saygılarımla.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba, örneğin bir taşınmaz haczinde haczi koyduktan sonra 1 sene dolmadan haczin yenilenmesi mi gerekmektedir? Yoksa satış istenmediği sürece 1 sene dolmadan haciz yenilemek her halükarda haciz sıramızı sıfırlar mı? Yani satış istenmediği varsayımda haciz sıramızı korumak için 1 sene dolmadan haczi yenilememiz gerekiyorsa bunu UYAP portaldan talep oluşturarak istediğimizde yenilemeye dair bir ibare içermiyor ilk defa haciz konuyormuş gibi bir içeriği var dolayısıyla yenilemek istiyorsak bunun ayrıca yenilenme ve sıramızın korunması ibaresini ekleyerek mi yapmamız lazım. Bu konuda haciz süreci ile ilgili bilgilendirirseniz çok sevinirim.
|
|
|
|