| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım selamlar.
Tahliye taahhüdüne dayalı itirazın iptali ve tahliye davasının hükmü açıklandıktan sonra davalı taraf evin anahtarlarını mahkeme kalemine teslim etmiş ve mahkeme de anahtar teslim tutanağı düzenlemiş. Tutanakta davalıların, bir adet memurun ve yazı işleri müdürünün imzası var. Bu işlemden sonra kalem memuru beni aradı ve anahtarları teslim almamı söyledi.
Ben de bu işlemin usulsüz olduğunu düşündüğümden anahtarları almaya gitmedim (zaten beni resmi tebligat vs ile çağırmamışlardı) normal şekilde ilama dayalı icra yolu ile tahliyeye başvurdum ve mecuru tahliye ettirdim.
Sizce mahkemenin bu işlemi usulsüz müdür? Benim icra yolu ile fiilen tahliye ettirdiğim tarihe kadar olan kira bedelini talep etme hakkım var mıdır?
Daha önce böyle bir durumla karşılaşan var mı? Şimdiden teşekkür ederim cevaplarınız için.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba. Tüketici hakem heyeti kararı kesinleşmeden ilamlı takibe konulduktan sonra, karşı taraf süresi içerisinde hakem heyeti kararına tüketici mahkemesinde takibin durdurulması talepli olarak itiraz etti. Sonuçta takip durdu. Sonrasında Tüketici Mahkemesi lehe karar vererek itirazın reddine karar verdi ve Hakem Heyeti Kararı böylece kesinleşmiş oldu. Sorularım şunlar;
1)Takibe devam edebilmem için gerekçeli kararın çıkmasını ve taraflara tebliğini beklemeli miyim ? Karar zaten kesin olduğundan beklemeye gerek olmadığını düşünüyorum.
2)Takibe devam prosedürü doğrudan icra dairesine yapacağım talep dilekçesiyle mi oluyor, bu talep dilekçesi hazırlanırken nelere dikkat edilmelidir, takibin durdurulması için icra dairesine yatırılan teminat işleyen faizler dahil dosya kapak hesabını karşılamadığı durumlarda nasıl bir yol izlemeliyim, takibe devam dilekçesine ayrıca icra inkar tazminatı ve takip giderlerinin de talep edildiğini belirtmeye gerek var mı ?
Yanıtlarını için şimdiden TEŞEKKÜRLER.
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar,
Borçlu çek keşide ettikten 1 hafta sonra vefat ediyor. Borçlu hakkında ihtiyati haciz yoluna başvuracağız. Borçlunun veraset ilamını çıkarıp sonrasında mirasçılarına karşı ihtiyati haciz yoluna başvurmak istiyoruz. Ancak borçlunun vefatı üzerinden henüz miras reddi için 3 ay geçmedi. Bu hususta bir engel ile karşılaşır mıyız? Başka bir yol izlememizi önerir misiniz?
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir müvekkilin devam eden ortaklığın giderilmesi dosyası ve muhdesat dosyası var. Bu durumda da terekeye temsilci atanmasını isteyebilir miyiz?
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, icra hukuk mahkemesi müvekkilin haczedilen taşınır mallarının üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına, malların iadesine karar verdi. İcra müdürlüğüne işlem yapılmak üzere talep göndereceğim, mallar yedieminde bulunuyor talep içeriği ne şekilde olmalıdır, malları gidip yedieminden bizim mi teslim almamız gerekiyor, bu işlemler için harç ve masraf ne şekildedir
|
|
|
|
|
Yazan : (avukat),
Tarih : 06-03-2026 14:43
|
Değerli meslektaşlarım,müvekkil işçinin işten çıkartılması üzerine yaptığımız arabuluculuk başvurusunda sehven ihbar tazminatı yazılmamış.Kıdem tazminatı,fazla mesai ve diğer işçilik alacakları şeklinde başvuru yapılıp anlaşamama tutanağı düzenlendi.Dava açarken ihbar tazminatını da talep ettim.Bilirkişi raporu geldi .ıslah ve değer artırım yapmadan önce emin olmadığım husus arabulucuda açıkça ihbar tazminatından bahsedilmediğinden bu alacak kalemi için dava şartı yokluğundan ret edilir mi ya da arabuluculukta diğer işçilik alacakları denildiğinden bunun içinde ihbar tazminatı da varsayılır mı?
Görüşleriniz için çok teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar. İdareye karşı açtığımız iptal davasında lehimize hükmedilen vekalet ücreti için idareye başvurduk ödeme yapmadılar, icra takibi başlatacağız hangi tarihten itibaren faiz yürütmemiz gerekir? Teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım,
Müvekkil adına kayıtlı su aboneliğinde, KOSKİ yaklaşık 4 yıl boyunca düzenli sayaç okuması ve faturalandırma yapmamış; sonrasında tek seferde yüksek tutarlı bir fatura tahakkuk ettirmiştir. Tesisatta kaçak olduğu iddia edilmiş olup, kaçak bulunduğu teknik olarak da doğrudur. Ancak bu süreçte KOSKİ'NİN düzenli tahakkuk ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi söz konusudur.
Henüz başlatılmış bir icra takibi bulunmamaktadır. Bu aşamada müvekkilin hukuki menfaatini korumak adına doğrudan tüketici mahkemesinde menfi tespit davası mı açılmalıdır, yoksa idari yargıda iptal/tam yargı davası mı tercih edilmelidir? Ayrıca idarenin uzun süreli tahakkuk yapmamasının hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmesi mümkün müdür? Nasıl bir yol izlenmelidir?
Teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
|
Bankalardan kaynaklı olarak açmış olduğum katılma alacağı davasına ekleme yapmam gereken bankalar söz konusu oldu yazılı yargılamanın esas olduğu davalarda davacı olarak cevaba cevap dilekçesinin verilmesi ile iddianın genişletilmesi yasağım başlıyor şimdi ben yeni banka eklemek için karşı tarafın cevabını beklemek zorunda mıyım ve de diyelim ki karşı taraf cevap vermedi o zaman ben iddiamı nasıl genişletebilirim şuan karşı tarafın henüz cevap süresi bitmemişken iddiamı genişletemez miyim ıslah hakkımı kullanmadan cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım.
Tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle açmış olduğumuz davanın icrası için Maliye Hazinesi'ne takip açmamız gerek. Hazinenin "1000 den fazla adresi olmaz" diye hep uyarı veriyor sistem. Bir çok yol denedim olmadı. Bilgi sahibi olan paylaşırsa sevinirim.
Not: Davalı Maliye ve Hazine Bakanlığı değil. Maliye Hazinesi.
|
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar. Müvekkilimizin kiracısı aidatı ödemediğinden örnek 13 icra takibi yaptık ve bu takibe itiraz geldi. İtiraz neticesinde itirazın iptali davası açtık ve dava lehimize kesin olarak neticelendi. Bu ilam ile vekalet ücreti yargılmaa gideri ve taşınmazın tahliyesine karar verildi. Verilen kararı icra dosyasına sunmam yeterli midir? Ek kalemler için ek takip talebini ne şekilde oluşturmalıyım. Destekleriniz için teşekkürler.
|
|
|
|
|
Yazan : zdmrx,
Tarih : 02-03-2026 10:46
|
Merhaba meslektaşlarım,
Ortaklığın giderilmesi davasında tapu müdürlüğü "25 sene takyitlidir şerhinin süresi doldu ise kaldırılması" ile ilgili olarak şerhin terkin edilebilmesi için İl Özel İdaresince borcun olmadığına ve şerhin terkinine yönelik yazının gönderilmesi halinde şerh terkin edilebilecektir, denmiştir.
Duruşmada ise tarafımıza İl Özel İdaresine başvuru yapmak için süre ve yetki verildi.
Bu işlem nasıl yapılıyor? Antalya'da İl Özel İdaresi yok bu durumda başvuru nasıl ve nereye hangi makama yapılacak?
Teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım,
Davacı olarak takip ettiğim bir İnançlı İşlem Sebebine Dayalı Tapu İptal ve Tescil davasında, gelinen aşama itibariyle bilirkişi raporuna beyan konusunda görüşlerinize çok ihtiyaç duymaktayım. Nasıl beyanda bulunmalı veya itiraz etmeli miyim? Dosyanın somut verileri şöyledir:
1. Olayın Özeti ve İddiamız:
Müvekkil, kredi çıkmaması sebebiyle dava konusu taşınmazı bizzat pazarlık ederek 900.000 TL bedelle satın almış; ancak mülkiyeti inançlı işlem uyarınca akrabası olan davalı adına tescil ettirmiştir. Davalı sadece eksik 100.000TL için konut kredisi çekmiştir.Taşınmazın kredi taksitleri, emlak vergileri ve tadilat giderleri müvekkil tarafından ödenmiştir.
2. İspat Durumumuz:
Dava dilekçemizde edinim bedelini 900.000 TL olarak beyan ettik. Bu bedelin 685.000 TL’lik kısmının müvekkil tarafından doğrudan davalıya veya kredi hesabına gönderildiğini banka dekontlarıyla delillendirdik. Geri kalan kısım elden ödemeler ve masraflardan oluşmaktadır.
3. Davalının Savunması:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilin maddi gücünün olmadığını iddia etmiş ancak aynı dilekçede "müvekkilim evi alırken davacıdan (müvekkilden) da borç almıştır" diyerek paranın müvekkilden gittiğini zımnen ikrar etmiştir. Davalı taraf taşınmazı kaça satın aldığına dair hiçbir rakam telaffuz etmemiştir. Sadece satın aldıklarını beyan etmişlerdir.
4. Bilirkişi Raporu Tespitleri:
Dosyaya gelen Gayrimenkul Değerleme Raporu’nda;
Taşınmazın devir tarihindeki (15.04.2022) gerçek değeri: 1.210.285 TL
Taşınmazın dava tarihindeki (19.05.2025) güncel değeri: 3.597.589 TL olarak saptanmıştır.
Tapu senedindeki satış bedeli ise sadece 120.000 TL'dir.
5. Hukuki Sorularım ve Kararsız Kaldığım Noktalar:
Bedel Farkının İspat Gücü: Bilirkişinin saptadığı 1.2 Milyon TL ile tapudaki 120 Bin TL arasındaki 10 katlık fahiş fark, davalının bedel belirtememesi ile birleştiğinde, Yargıtay’ın inançlı işlemde aradığı "yazılı delil başlangıcı" veya "hayatın olağan akışına aykırılık" kriterini tek başına karşılar mı?
Miktar Çelişkisi: Bizim 900.000 TL beyanımıza karşın bilirkişinin 1.2 Milyon TL değer saptaması, davamızı sıkıntıya sokar mı itiraz etmek gerekir mi? Davanın reddini gerektiren bir çelişki mi yoksa davalının aleyhine bir durum mudur?
Terditli Talep: Mahkeme tapu iptalini reddederse, 685.000 TL'lik ispatlanmış ödemenin güncel taşınmaz değerine (3.5 Milyon TL) oranlanarak tazminat olarak tahsilini talep etme şansımız nedir?
Tecrübelerinizi ve varsa benzer yöndeki güncel Yargıtay ilamlarını paylaşabilirseniz çok sevinirim.
Saygılarımla.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım,
Müvekkil (C), (A) müteahhidinin inşa ettiği konutu, bu konutu yatırım amaçlı alıp hiç kullanmamış olan gerçek kişi (B)’den yaklaşık 1 yıl önce satın almıştır. Taşınmazda; ağır tesisat kokusu, klima altyapı hataları, tavan ve sıva dökülmeleri mevcuttur. Site yönetimi ortak alanlar için müteahhide ihtar çekmiştir.
Hukuki Sorularım:
Görevli Mahkeme: Satıcı (B) ticari amaç gütmeyen bir gerçek kişidir. Ancak ilk satış (A ile B arası) bir tüketici işlemidir. Müvekkil (C), (A) müteahhidine karşı doğrudan dava açmak isterse, Yargıtay’ın 'temliknamenin varlığı aranmaksızın tüketicinin halefiyeti' görüşü uyarınca dava Tüketici Mahkemesi'nde mi yoksa genel hükümler gereği Asliye Hukuk'ta mı görülmelidir?
Husumet: Sözleşmenin nispiliği ilkesi saklı kalmak kaydıyla; imalat hatasından kaynaklanan gizli ayıplarda (tesisat, yapısal dökülme) doğrudan müteahhide (A) husumet yöneltilmesi mümkün müdür? Yoksa 'ayıba karşı tekeffül' kapsamında sadece satıcı (B)’ye mi gidilmelidir? (Not: B evi hiç kullanmadığı için ayıbı bilme imkanı yoktur.)
Dava Türü: Alacak miktarının (bedel indirimi) ancak bilirkişi raporu ile netleşebileceği göz önüne alındığında, davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmemizde usuli bir engel var mıdır?
Talep Yığılması: Bedel indirimi (nispi yöntem) talebiyle birlikte, ayıplı ifadan kaynaklanan kullanım mahrumiyeti ve manevi yıpranma nedeniyle maddi ve manevi tazminat kalemlerini aynı dilekçede talep etmemiz hakkında ne düşünürsünüz?
İhtarın Etkisi: Site yönetiminin çektiği genel ihtar, müvekkilin (C) müteahhide karşı olan ihbar külfetini (özellikle daire içi gizli ayıplar yönünden) karşılar mı, yoksa malik sıfatıyla yeni bir ihtar şart mıdır?
Tecrübeli meslektaşlarımın, özellikle 'ikinci el konut satışında müteahhidin tüketici mahkemesinde yargılanması' konusunda güncel içtihatlar var ise paylaşımlarını rica ederim.
|
|
|
|
|
|
|
|
Herkse merhaba. Müvekkil kadın ile davalı arasında Kıbrıs'ta boşanma davası açıldı. Türkiye'deki ev için de aile konutu şerhi koyulması için dava açtık ihtiyati tedbir koydurduk. Fakat üç gün önce taraflar Kıbrıs'ta anlaşmalı boşandı ve tedbir koyulan evin müvekkil ve çocuklara devri için davalı koca birine vekaletname verdi. Tedbir olduğu için bağış yapamıyoruz. İhtiyati tedbir talebimizden vazgeçtiğimizi mi belirtelim yoksa davadan feragat mi edelim tavsiyelerinize ihtiyacım var
|
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım, Asliye Ceza Mahkemesindeki basit yargılama usulüne tabi bir dosyamda hakim, “Her ne kadar sanık müdafii tarafından dosyasına beyan dilekçesi sunulmuş ise de; söz konusu dilekçede katılma talebi bulunmadığından, katılma ve vekalet ücreti yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.” diyerek vermiş olduğu gerekçeli kararında beraat vekâlet ücretine hükmetmemiştir. Anlamadığım şudur; ben dosyada sanık müdafiiyim. Katılma talebi ne alaka? Dosyada basit yargılama usulü uygulandığı için bir üst mahkemeye itiraz yolu açık. Ben de hükmedilmeyen beraat vekalet ücretinden dolayı karara itiraz etmeyi düşünüyorum. Siz değerli meslektaşlarımın fikri de benim için önemli.
|
|
|
|
|
|
|
merhaba. 2015te başlatılan icra takibindeki ilam bozulmuş ve daha sonra da dava reddedilerek, karar kesinleşmiştir. dosyaya yapılan ödemeler de kesinleşme sonrası 2019da borçluya iade edilmiştir.
Alacaklı vekili, 2019dan sonra geçen yıllar boyunca dosyaya sorgu talepleri göndermiş, ancak borçlu adına kayıtlı mallar olmasına rağmen işlem de yapmamış.
dosyada alacaklı görünen tarafın onlarca alacaklısı da dosya alacağı için haciz yazısı göndermiş.
dosyanın kapandığını zanneden borçlu, bütün bunları edevletten tesadüfen öğrenmiştir.
bu icra dosyasının kesinleşmeyle birlikte kapanması gerekir miydi? ya da borçlu kapanmasını talep edebilir mi?
cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba,
Müvekkilim bir devlet kurumunda memur olarak çalışmaktadır. Kurumda A ile B arasında bir tartışma yaşanıyor ve müvekkilim bu olaya şahit oluyor. A, B’ye hakaret ediyor. Olayla ilgili tutanak tutuluyor ve müvekkilim de şahit sıfatıyla bu tutanağı imzalıyor. Sonrasında A hakkında disiplin soruşturması başlatılıyor.
Bu duruma sinirlenen A, kurum içerisinde müvekkilimi “seninle bir şey konuşacağım” diyerek kimsenin ve kameranın bulunmadığı bir odaya götürüyor. Orada disiplin soruşturmasında lehine konuşmazsa kendisini öldüreceğini söyleyerek tehdit ediyor.
Müvekkilim olayın hemen ardından amirlerine giderek durumu bildiriyor ve bu konuda da ayrıca tutanak tutuluyor.
Sorunum şu:
Savcılığa şikâyette bulunmamız halinde, ölümle tehdit edildiğini nasıl ispatlayabiliriz? Olay anına ilişkin tanık ya da kamera kaydı bulunmamaktadır.
Ancak:
Disiplin soruşturması nedeniyle A’nın müvekkile karşı kin ve husumet beslemesi için somut bir neden vardır.
Olayın hemen ardından amirlere bildirim yapılmış ve tutanak tutulmuştur.
Bu hususlar savcılık açısından yeterli delil olarak kabul edilir mi? Uygulamada bu tür dosyalarda nasıl bir değerlendirme yapılmaktadır?
Görüş ve tecrübelerinizi paylaşırsanız sevinirim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar,
Müvekkil Türk erkek ile birlikte yaşadığı suriye uyruklu kadının çocukları olmuştur. Çocuğu nüfusa kayıt ettiremediğimiz için tanıma davası açtık. Mahkeme, çocuğu nüfusa kaydet bildir diye tarafıma süre verdi. Ben zaten nüfus kaydı yapamadığımız için bu davayı açtık , göç idaresi tarafından çocuğa yabancı kimlik numarası verilmesi için müzekkere talebinde bulundum. Hakim müzekkere yazılmasını istemedi ben ihtarımı yaptım beni ilgilendirmez nüfus kaydını yapın dedi. Sonuçta da DAS kararı verildi. Sizce istinaf mı edeyim farklı bir ilde mi dava açayım ?
|
|
|
|
|
Yazan : Yusuf K.,
Tarih : 24-02-2026 10:23
|
Değerli meslektaşlarım,
İcra dairesi, borçlunun maaş haczi için 3. kişi konumunda yer alan işveren şirkete haciz müzekkeresi tebliğ ediyor. Tebliğden itibaren 7 gün geçiyor ve ben 3. kişinin dosyaya borçlu olarak eklenmesini talep ediyorum.
Ancak icra dairesi "Maaş haciz müzekkeresi 14/02/2026 tarihinde tebliğ edilmiştir.Borçlunun SGK
hizmet dökümü raporu sisteme kayıtedilmiş olup, ilgili kayıtta henüz veri olmadığından şu aşamada talebin
reddine, daha sonra talep edilmesi halinde talebin değerlendirilmesine" şeklinde tensip düzenlenmiş. SGK dökümünde işçinin işyerine giriş tarihi 15.01.2026 olarak görünüyor. Bu halde ne yapmamı tavsiye edersiniz?
|
|
|
|