| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
Yazan : av. aee,
Tarih : 10-02-2026 13:21
|
|
Merhabalar. Müvekkilin kullanımında olan taşınmazların da bulunduğu yöreden 2010 yılında tesis kadastrosu geçmiş. 650 metrekare kadar bir kısım yan parsel sahibine yazılmış ve yan parsel sahibi 650 metrekare yerin tapusunu almış. Müvekkil durumu 2023 yılında farketmiş ve 2023 yılında haksız işgal nedenli tapu iptal ve tescil davası açmış. Dava görülmüş, davanın reddine karar verilmiş. Davacı tarafından istinaf edilmiş. İstinaf, mahalli bilirkişileri, kadastro tutanak tanıklarını dinle ayrıca 10 yıllık hak düşürücü süreyi de gözet diyerek karar ver demiş ve dosyayı yerel mahkemeye göndermiş. Mahkeme mahalli bilirkişileri, kadastro tutanak tanıklarını dinlemeden gelecek celse için sözlü yargılama yapacağını ve karar vereceğini söyledi. Bu aşamada davanın kabulü için yapılacak bir şey kalmış mıdır? Davanın ıslahı, veya başka talep, haksız işgal nedenli değil de artık tesis kadastrosundan sonraki sebeplere dayalı başka herhangi bir sebeple davanın kabulü noktasında yapılabilecek bir şey var mıdır? Yardımcı olmanız dileğiyle. Saygılarımla...
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba, herkese iyi çalışmalar dilerim.
Aşağıda kısaca özetlediğim süreç çerçevesinde, kesinleşmiş idari para cezasının iptali bakımından izlenebilecek yol hakkında meslektaşlarımın görüş ve önerilerine ihtiyaç duymaktayım.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun Ek 2/3-A maddesi uyarınca idari para cezası uygulanmış ve araç trafikten men edilmiştir.
Trafikten men işleminin iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açılmış; mahkeme, somut olayın 2918 sayılı Kanun’un Ek 2. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi kapsamında bir taşımacılık faaliyeti oluşturmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar vermiştir. Söz konusu karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
İdari para cezası yönünden Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz edilmiş; ancak itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı itiraz merciine başvurulmuş olmasına rağmen sonuç değişmemiş ve karar kesinleşmiştir.
Bu aşamada, idari para cezasının iptali amacıyla yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurmayı düşünmekteyim. Meslektaşlarımın daha pratik, etkili ve uygulanabilir bir yol önerisi bulunması hâlinde paylaşırlarsa memnun olurum.
Şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : Pro0343,
Tarih : 09-02-2026 11:07
|
|
Merhabalar, birden fazla borçlusu bulunan icra dosyamizda borclulardan sadece 1 tanesi itirazda bulunmuş ve takip itiraz etmeyen diğer borçlular yönünden kesinleşmiştir , sorun itiraz etmeyen borçlunun taşınmazının satışı için itiraz eden borçlu yonunden itirazin iptali kararı getirmek gerekir mi? Şimdiden teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba,
Müvekkilin açtığı boşanma davasından çok kısa bir süre sonra karşı taraf bir aracı ve bir taşınmazı üçüncü kişilere devrediyor. Devrin hemen ardından mal rejimi tasfiyesi davası açılmış ancak karşı taraf tasfiye davasından kısa bir süre sonra vefat ediyor. Dolayısıyla mal rejiminin tasfiyesinin boşanmayla değil, ölümle gerçekleştiği kabul ediliyor. Ancak az önce bahsettiğim devirler, aracın alış ve satış sürecinin 3 aylık bir süreci, taşınmazın ise satış sürecinin 10 aylık süreci kapsasığı, diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastı bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece karşılıksız kazandırma olarak kabul edilmiyor.
Bu durumda yapılabilecek bir şey var mıdır ?
Emsal bulmaya çalıştım ancak bulamadım. Bilgisi olan yardımcı olursa çok sevinirim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba,
Kiracı Kasım 2025 kirasını ödemediği için örnek no13 icra takibi başlatıldı,
Tebligat talebi oluşturulurken kiracının kira sözleşmesindeki adres değil direk MERNİS adresine tebliğ çıkartılması talep edildi
Tebligat mernis adresine çıkartıldı evde olmadığı için komşuya soruldu dışarıda olduğu bildirildi diyerek haber kağıdı yapıştırılmak suretiyle muhtara tebliğ edildi
Borçlu muhtara tebliğten itibaren 30 gün içerisinde icra dosyasına herhangi bir ödeme yapmadı, fakat kiraya verenin banka hesabına bu 30 günlük süre içerisinde kira bedellerini ödemesini yaptı
Sorularım şunlar;
1- kira alacaklarına ilişkin icra takiplerinde ilk tebligatın kiracının MERNİS adresine çıkartılması usulüne uygun mudur , yoksa ilk önce kira sözleşmesindeki adrese iade döndüğü taktirde MERNİS adresine mi tebligat çıkartılmamalıdır ?
2- 30 günlük süre içerisinde icra dosyasınaödeme yapılmaması ve ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir beyan sunulmaması, fakat kira ödemesinin 30 gün içerisinde kiraya verenin banka hesabına yapılması halinde icra hukuk mahkemesinden tahliye davası açıp tahliye talep edilebilir mi ?
3- icra hukuk Mahkemesi’nde açılan bu temerrüt nedeniyle tahliye davası , derdest olan ihtiyaç sebebiyle tahliye davasına olumsuz bir etkisi olur mu?
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar,
Müvekkil, yüksek cirolu bir lokantaya ortak olmak vaadi ile çalışmaya başlıyor. Lokantayı işleten ltd şirket, müvekkili oyalayarak hiçbir zaman resmi olarak ortaklığa katmıyor. müvekkil ilk zamanlarda kasadan ödeme alıyor. ancak ilerleyen süreçte ödeme de almıyor. bu şekilde yaklaşık 1-1.5 sene geçiriyor. müvekkilin çalıştığına (pozisyon olarak işletme müdürü gibi çalışıyor) o süreçteki tüm çalışanlar tanıklık etmeye hazır. yine tüm süreçte onlarca Whatsaap yazışması var ki bunlar lokantanın mal alımları, işçi giriş çıkışları gibi hususları ltd şirket sahibine ilettiği yazışmaları içeriyor.
sorum şu ki, 1.5 seneye ilişkin bir işçilik alacağı davası açacak olsam ne iş sözleşmesi ne sgk girişi var. ücret talebini piyasa araştırması yapılmasını talep ederek mi talep edeceğim. yine lokanta olduğu için fazla mesai ve haftasonu-bayram tatil çalışmaları da mevcut.
ayrıca başta ortak olmak vaadiyle çalışmaya başladığı için iş mahkemesi görevsizlik verip ticaret mahkemesine gönderir mi uyuşmazlığın ortaklık tespiti gibi bir husus olduğunu belirterek.
ki bizim böyle bir talebimiz yok, ortaklığımızın tespiti gibi.
çalıştığı ve emek verdiği süreye ilişkin bir çalışanmışcasına alacaklarını talep ediyor müvekkil.
teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba;
Ocak 2026'da yenilenen konut kira sözleşmesinde uygulayacağımız artış oranı 34,88 değil mi?
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, İstanbul'da Ashk mhk. açılan munzam zarar dosyasında görevsizlik kararı verildi. Görevsizlik kararının istinaf edilmesi halinde, BAM'da ortalama ne kadar sürede dosya karara çıkar
|
|
|
|
|
Yazan : avukat57,
Tarih : 05-02-2026 13:06
|
Merhabalar,
İşçilik alacaklarına ilişkin arabuluculuk anlaşma tutanağı düzenlendi. Ancak faiz noktasında bir kararlaştırma yapılmadı. Bu durumda alacağın tahsili için icraya başvurulduğunda yasal faiz mi uygulamamız gerekir ?
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, kira tespiti davamızda 2024 senesinden itibaren 9.000 tl ye karar verdi mahkeme ancak şu an istinafta. İstinafta senelerce bekledikten sonra 2025 ve 2026 senesinde yapılması gereken artış bedellerini de talep edebilecek miyiz karar kesinleştiğinde?
|
|
|
|
|
Yazan : avukat57,
Tarih : 03-02-2026 13:11
|
|
Herkese kolay gelsin, arsa sahibi olan müvekkillerin yaklaşık 4 yıl önce oturma ruhsatlarını aldığı arsa payı inşaat sözleşmesi sonucu yapılan binada yağmur yağması sonucu ortak alan olan sığınak duvarlarından yağmur suyu girerek yoğun su birikimine sebep olmakta. Bu durum müteaahide iletilmiş ancak müteaahhit her seferinde geçici çözümler sunmuş ve günümüze kadar bu sorun çözülememiştir. Müvekkiller sorunun ücretsiz bir şekilde onarılarak kalıcı olarak çözülmesini istiyor. Ancak sığınak ortak olan olduğu için sadece müvekkiller yönünden ücretsiz onarım talepli şekilde dava açılabilir mi, bir de dava sürecinde zamanaşımından dolayı sıkıntı yaşayabilir miyiz?
|
|
|
|
|
Yazan : drvdrv,
Tarih : 01-02-2026 21:53
|
Merhabalar,
Senette "Vade Tarihi" başlığının altı boş ancak "Ödeme Tarihi" başlığının altı dolu ve senet içerisindeki metinde yazı ile ödeme tarihi yer almaktadır. Vade ile ödeme tarihi aynı anlama gelmekte ancak senedin şartlarının tam olması adına "vade tarihi" kısmının boş olması bir sorun teşkil eder mi?
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba sayin meslektaslarim,
Muvekkile ait üç adet tapunun üzerinde bir kisiye ait intifa hakki serhi mevcuttur. İntifa hakki sahibi yakin zamanda vefat etmistir. İntifa serhinin olum nedeni ile terkini icin tapu mudurlugune basvurulmustur. Tapu mudurlugu vergi dairesinden intifa terkini icin ilisik kesme yazisi istemistir. Vergi dairesi ise bu yaziyi vermek ocin tarafimizdan olen kisiye iliskin veraset ilami istemistir.
Ancak tarafimiz mirasci olmadigi icin vefat eden kisiye ait veraset ilami alinanamaktadir. Murascilari da bizimle isbirligi yapmamaktadir.
Bu durumda;
1) Sulh hukuk mahkemesinden durumu izah eder sekilde veraset ilami talep etsek alabilir miyiz? Mirasci olmamamiza ragmen verir mi?
2) Yoksa direk intifa hakkinin terkini icin sulh hukuk mahkemesinde dava mi acmaliyiz?
3) Sayet intifa hakkinin terkini icin dava acacaksak bu davada davali kim olacaktir? İlgili tapu sicil mudurlugu mu yoksa intifa hakki sahibinin mirascilari mi?
Yorumlariniz icin simdiden tesekkur ederim.
|
|
|
|
|
|
|
|
Herkese merhabalar, bir konuda desteklerinizi bekliyorum. Konut kira sözleşmesinin tarafı kiracının vefatı sonrası mirasçıları sözleşmeyi devam ettiriyor ancak kiraları ödemiyor. Muris kiracı adına icra takibi başlattım ve hemen sonra vefat ettiği gerekçesiyle icradan yetki alıp sonrasında da noterden mirasçılık belgesi aldım. Müteveffa kiracının yasal mirasçılarına(3 kişi) kira alacakları için yeni bir icra takibi başlattım. Bir tanesi ödeme emrine basitçe ilişkim ve borcum yok diye itiraz ederek takibi durdurdu(itirazın kaldırılması). Diğer iki mirasçının ise mernis adresi yoktu ve ödeme emirlerini kiralanan eve gönderdim. Ödeme emri bu iki mirasçıya usulsüz şekilde tebliğ oldu(mazbatada sadece borçluların sorulduğu imzası olmayan komşu ismi var, neden evde olmadıkları ve takibin haber verildiği komşu bilgileri yok). Sonrasında takibi bu iki borçlu mirasçı yönünden kesinleştirdim. İkisinin de banka hesapları ve bir tanesinin alacaklı olduğu icra dosyaları var. Bunlara haciz işlemi yapıp takipten haberdar olmalarını ve usulsüz tebligat şikayeti yapmalarını bekleyeceğim. Sonrasında icra hukukta tek dava ile itiraz eden yönünden itirazın kaldırılması ve tahliye, diğer ikisi yönünden temerrüt sebebiyle tahliye davası açacağım. Dava aşamasında bu iki borçlu yönünden usulsüz tebligat gerekçesi ile davanın zarar görmemesi için önerebileceğiniz yöntem var mıdır? Dava aşamasında gelebilecek olası bir usulsüz tebligat gerekçesi ile itiraz eden yönünden takibin devamına ve tahliye, diğer ikisi yönünden ise ret kararı çıkması olası mıdır? Bu konudaki öneri ve yorumlarınız için şimdiden çok teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Sayın Meslektaşlarım,
Velayetin değiştirilmesi davası açtık. Dava aşamasında velayet tedbiren müvekkile verildi. Akabinde talep dilekçesi gönderdik. Talep dilekçemizde davalıya ödenen iştirak nafakasının kaldırılmasına ve çocuğun velayeti tedbiren bize verildiği için tedbir nafakası talep ettik. Mahkeme davalının aldığı iştirak nafakasını kaldırdı fakat bizim istediğimiz tedbir nafakasını reddetti. Tedbir nafakasını reddetmesine gerekçe olarak da ; dava dilekçesinde nafaka talebimizin olmamasından kaynaklı olduğunu belirtti. Mahkeme gerekçeli kararında da iştirak nafakası hükmetmedi.
İştirak nafakası velayetin düzenlenmesine yönelik davalarda bu davaların ferisi
niteliğindedir. Bilindiği üzere feri talepler asıl talebin sonucuna bağlıdır. Ayrıca iştirak nafakası, çocuğun
korunmasına yönelik olup kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle dava dilekçesinde iştirak nafakası
talebinde bulunulmasa dahi kendiliğinden iştirak nafakasına hükmedilmelidir. (Yargıtay HGK
2017/2444 E. , 2019/51 K.)
Talep dilekçemizde bu üstteki karara dayanmıştık. Şimdi böyle bir durumda dava dilekçesinde olmaması halinde istinaf yoluna mı gitmeliyiz ? Yoksa ayrı olarak iştirak nafakası için dava mı açmalıyım ?
Ayrı olarak dava açarsam ilgili mahkeme velayetin değiştirilmesi davasında bu yönde karar verilmeliydi diyerek hukuki yarar yokluğundan red kararı verebilir mi ?
Tecrübesi olan meslektaşlarımdan yardım rica ediyorum. İyi çalışmalar.
|
|
|
|
|
|
|
Bize tapu iptal tescil davası açmamız için süre ve yetki verildi. Son tahlilde tapuda 1/10 paylı malik, 9/10 paylı hatalı kayıtlı müteveffa bulunmakta. biz tapu iptal tescil davasında kimi davalı göstermeliyiz?
Şimdiden herkese çok teşekkür ediyorum.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba. Ceza muhakemesinde sanığın sorgusu yapıldıktan sonra görevsizlik/yetkisizlik/birleştirme kararı verilerek dosya başka ceza mahkemesine gönderildiğinde dosya kendisine gelen mahkeme sanığı tekrar dinlemek ve savunmasını almak zorunda mıdır bu 3 halde de? Teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : measfuyu,
Tarih : 28-01-2026 10:56
|
Meslektaşlarım merhaba, Müvekkil hakkında şikayetçi olundu. Ceza hukuku alanıyla ilgili bir miktar karışık bir olaya dair sorum mevcuttur. Şimdiden teşekkürler.
1-Müvekkil galerici olup, şikayetçilerin 150.000 TL değerindeki eski aracını almış, karşılığında mülkiyeti muhafaza kaydıyla bir Seat marka araç verilmiştir. Bu işlem için müvekkil elden 50.000 TL almış, kalan bakiye için aylık 25.000 TL tutarında taksit planlanmıştır.
2- 3-4 ay sonra şikayetçiler aracı geri getirerek 2018 model Corolla talep etmiştir. Bu değişimle birlikte ek 50.000 TL ödeme öngörülmüş ve aylık taksit tutarı 75.000 TL’ye yükselmiştir. Aracın teslimi yapılmış ancak devrin borç bitiminde gerçekleşmesi kararlaştırılmıştır.
3- Yaklaşık 1-2 ay sonra şikayetçiler bu kez Transporter marka araç istemiş ve teslim almışlardır; bu aşamada da henüz bir devir işlemi yapılmamıştır. Transporter için 470.000 TL eksik bakiye kalmış ve bu tutarın aylık 50.000 TL taksitlerle ödenmesi konusunda anlaşılmıştır.
4-Şikayetçiler 3 ay boyunca ödeme yapmamışlardır. Ayrıca Transporter onlardayken şikayetçiler yaklaşık 160.000 - 170.000 TL tutarında trafik cezası yapmıştır.
5- Şikayetçilerin ilk arabalarını geri istemeleri üzerine taraflar yeniden anlaşmıştır. Müvekkil bu aşamada iki araç vermiştir. Birinin tescili yapılmış, ancak diğerinin satışı şikayetçiler tarafından alınmamıştır.
6-Şikayetçilerin kullanımındaki devri yapılmayan araca trafik cezaları nedeniyle haciz gelmiştir. Şikayetçiler cezaları ödemeyi ve aracı teslim almayı reddetmiştir.
Bu konuyla ilgili taraflar yazılı sözleşme yapmamış, şikayetçilerin ödeme dekontları var, müvekkil yönünden ise 3 adet tanık tüm sürece vakıf.
Bu olayda suç kapsamına girecek bir durum var mıdır ? İspat hukuku bağlamında ne gibi delillerin toplanması talep edilebilir. Şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Sayın Meslektaşlarım,
Sigorta tahkim komisyonunda ''Değer kaybı ve hasar farkı tazminatı'' konulu dava ikame ettik. Sigorta şirketi vekili tarafından cevap dilekçesi sunuldu. Cevap dilekçesinde müvekkilin 2 tane geçmiş kazasına ilişkin ''Kaza tespit tutanağı ve kaza tespit tutanağı uygulaması (kusurların gösterildiği ekran)'' ekran görüntüleri alınarak dilekçeye eklenmiştir.
Sigorta şirketi tarafının zaten dava aşamasında bilgiye bizden daha rahat eriştiğini biliyoruz. Fakat müvekkilin geçmiş kazalarındaki bu evrakları bu şekilde bulması ve mahkemeye sunması hukuka uygun mudur ? Bu konu hakkında bilgisi olan var ise aydınlatırsanız memnun olurum. İyi çalışmalar.
|
|
|
|
|
Yazan : Gizem E.,
Tarih : 27-01-2026 15:22
|
Merhaba meslektaşlarım,
Bir esnaf müvekkil sürekli ticaret yaptığı bir diğer esnaftan malları adresten teslim alıp götürüyor ve fatura kesilmediğinden ödemesini yapmıyor fatura kesmesini bekliyor. O sırada karşı taraf ben fatura kesecektim beklemeden kaçtı araca yükledi malları gıttı diyerek bir tane çalışanı tanık ile hırsızlık şikayeti yapıyor dava kabul edildi istinaf edeceğim nasıl bir yol izlenir? Sonuçta sürekli bir ticaret var ve fatura kesilmeden ödeme yapılması mümkün değil mallarda satılmış.
|
|
|
|