| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba, müvekkil şirketin bir idari kurum ile karşılıklı olduğu bir davada idare lehine vekalet ücretine hükmedildi. Şirket tarafından hükmedilen ödeme yapıldı ancak idari kurumun müşavirliği yapılan ödemelere ilişkin makbuz kesme uygulamalarının olmadığını beyan etti. Başkaca bir açıklamada bulunmadı. Bu uygulama doğru mu ? Hukuki bir dayanağı var mıdır ? Müvekkilim bir şirket olduğu için onlar da yaptıkları ödemelere karşılık bir makbuz talep ediyorlar. Bu konuda ne yapılabilir ?
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım,
Müvekkil şirkete ait araca arkadan çarpılması sonucu oluşan kazada karşı taraf %100 kusurlu çıkıyor. Müvekkil aracı da hasar alıyor ve bir süre tamirde kalıyor. Değer kaybı ve mahrumiyet bedeli için dava açmak istiyoruz.
1-Öncelikle değer kaybını ve mahrumiyet bedelini aynı davada isteyebilir miyiz? Bu durumda karşı tarafın sigorta şirketini ve araç sahibi ile sürücüsünü mü davalı olarak alacağız? Bu ihtimalde sigorta şirketi yalnızca değer kaybından sorumlu olur mahrumiyetten sorumlu olmaz diye biliyorum. Mahrumiyetten sürücü ve araç sahibi sorumlu olur diye düşünüyorum. Bu durumda sigortanın ve diğer davalı kişilerin aynı davada davalı olmaları doğru olur mu? Olursa ATM Asliye hukuk durumu nasıl olur?
2-Yoksa ayrı ayrı iki davada sigorta şirketinden değer kaybı, sahip ve sürücüden de mahrumiyeti mi talep etmeliyim? Sigorta şirketine açılacak dava ATM de mi görülecek bu durumda sanırım arabuluculuğa da başvurulacak çünkü davacı müvekkil şirket.
3-Yine ayrı ayrı dava açarsam değer kaybı davasına sigorta şirketinin yanında sürücü ve araç sahibi kişiyi de dahil etmeli miyim? Bu durumda dava ATM de mi görülür mü?
4-Veya değer kaybını sigorta şirketinden tahkim komisyonu aracılığı ile isteyip mahrumiyet bedeli için şoför ve sahip kişiye Asliye hukukta dava mı açmalıyım?
5-Dava açmadan önce de gerek sigorta şirketi gerekse kişilere başvuru zorunluluğu var mıdır?
6-Davayı kısmi olarak açmayı düşünüyorum doğru mudur?
Hangi ihtimal daha doğru ve sağlıklı meslektaşlarım veya ne yapmalıyım? Tecrübe ve bilgilerinizi paylaşırsanız çok sevinirim. Çok teşekkürler.
|
|
|
|
|
Yazan : tegese,
Tarih : 25-12-2025 14:22
|
Sayın Meslektaşlarım
Müvekkil fide satışı yapan şahıs işletmesi. Borçlu tacir. Faturada ödeme tarihi belirtilmemiş, taraflar arasında sözleşme yok. İhtarname yok. Faturaya dayalı ilamsız takip açacağım. Faiz başlangıcı ne olmalı? Öncesinde temerrüt olmadığı için takip tarihinden mi yoksa TTK 1530 gereğince Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonundan itibaren mi faiz başlamalı?
TTK Md. 1530 si Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde uygulama alanı buluyor. Aşağıdaki kararda havuç satışını bu kapsamda değerlendirmemiş olarak algıladım. Mal tedarik ile Mal alım arasındaki fark nedir?
Yargıtay 19. HD | 2017/ 3266 E. 2018 / 4228 K.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında sözlü yapılan anlaşma uyarınca davacının davalı tarafa 3 adet fatura ile toplam KDV dahil 341.390,10 TL tutarında havuç tedarik edip teslim ettiği, davalı tarafından alınan mal karşılığı davacı tarafa toplam 162.702,98 TL ödeme yapıldığı, bu konularda tarafların defterlerinin örtüştüğünün belirlendiği, davalı tarafın havuçların ayıplı olduğu konusunda usulüne uygun ihbar bulunmadığından ayıp savunmasının yerinde görülmediği, TTK.nın 1530. maddesine göre davacının fatura tarihlerine göre davalının temerrüdüne göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 199.914,76 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasında mal alım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK’nın 1530.maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK’nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Taraflar arasında da sözleşme ile ödeme günü kararlaştırılmadığı için davacı alacaklı icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz. Mahkemece bu husus göz önüne alınarak bilirkişiden alınacak ek rapor ile karar verilmesi gerekmekte olup yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım,
Müvekkilim 2 çocugun amcasıdır.
Çocukların babası cezaevindedir, anne ise çocuklara bakabilecek durumda değildir.Ve aralarında resmı nikah yoktur.
Çocuklar yaklaşık 10 yıldır fiilen amcanın yanında kalmakta, bakım ve gözetimleri müvekkil tarafından sağlanmaktadır.
Müvekkil, çocukların vasisi olarak atanmak istemektedir.
Bu durumda açısından;
Öncelikle anne ve babadan velayetin kaldırılması için Aile Mahkemesinde dava mı açılmalıdır,
Yoksa doğrudan Sulh Hukuk Mahkemesinden vasi tayini talep edilebilir mi?
|
|
|
|
|
|
|
merhabalar, elimde 2 adet sözleşme var. birisinin başlığı montaj sözleşmesi diğerinin ise ticari satış sözleşmesi. taraflar şirket. müvekkil şirket 2 sözleşme için de tarafına düşen ödemeyi iş sahiplerine yaptı. montaj sözleşmesi işletmenin tabelalarının yapımı işidir, yüklenici ödemeyi almasına rağmen tabelaları yapmadı; bu nedenle iş mecburen başka bir şirkete yaptırıldı . diğerinde ise tekstil ürün satışı vardı ve eksik ürün teslim edildi. bunların neticesinde müvekkil işletmenin bazı kısımları kullanılamadı. maddi zarar oluştu.
bunlara dayanarak arabuluculuk görüşmeleri yapıldı. anlaşma olmadı. alacak davası ile aynı davada tazminat isteyebilir miyim ayrı davalar mı ikame edeyim? alacak miktarını açıkça yazıp ancak tazminatı belirsiz diyerek açabilir miyim?
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım,
Tarihleri rast gele örnek olarak vereceğim. Müvekkil ile kiracı (A) ve Kefil (B) 05.05.2024 tarihli kira sözleşmesini imzalıyor. (A) kiraları geciktirmeye ve hiç ödememeye başlıyor. Müvekkil (A)'ya 11.11.2025 tarihinde kasım ayı kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle ihtarname gönderiyor, tebligat iade oluyor. 12.12.2025 tarihinde kasım ve aralık ayı kira bedeli ve müvekkil tarafından ödenmiş olan elektrik- su faturası bedeli için tekrar ihtarname gönderiyor, bu kez şerhli ihtarname gönderildiğinden muhtara tebligat yapılıyor. (Sözleşmede ödeme günü olarak "sözleşme tarihinden itibaren en geç 5 gün" içerisinde ödeneceği belirlenmiş)
Müvekkil kiracının tahliyesi talebi ile bana geldi. Bu durumda iki haklı ihtarın varlığından bahsedilebilir mi, kefile de başvurması gerekir miydi, direkt örnek 13 icra takibi sürecine başlasak ödememe yapılmaması halinde tahliye davası açsak daha mı hızlı yol kat etmiş oluruz ya da icra takibinden ayrı arabuluculuğa başvurup tahliye konusunda anlaşma sağlamaya çalışsak?
|
|
|
|
|
Yazan : M.Yusuf,
Tarih : 20-12-2025 15:02
|
Ortaklığın giderilmesi davasında muhdesat bedeli bilirkişi raporuna yapılan tüm itirazlara rağmen düşük belirlendi, zemin değeri ise çok yüksek tespit edildi. Mahkemece bu rapora göre zemin ve muhdesat oranı üzerinden satışa karar verildi.Şimdi satış aşamasında yeniden yapılacak kıymet takdirinde muhdesat bedeli ve zemin bedeli yeniden belirlnecek. Ancak satışa esas olan mahkemedeki zemin ve muhdesat oranı uygulanacağı için mağduriyet oluşacak?
Yargıtay'ın son içtihatları hangi yönde?
Satış aşamasında yapılan kıymet takdirindeki bedeller mi dikkate alınıyor, yoksa mahkemenin kararındaki oran mı?
|
|
|
|
|
Yazan : ressoli,
Tarih : 17-12-2025 14:18
|
Meslektaşlarım selamlar, bir konuda görüşlerinizi almak için buraya yazma ihtiyacı duydum.
Müvekkile babasından miras kalan bir taşınmazda müvekkil, X kişisiyle birlikte elbirliği mülkiyetini haizler. Sözkonusu taşınmazı sadece paydaş X kişisi kullanıyor, kullandığı için de diğer paydaş olan müvekkile aylık 5.000 TL ödüyor.
Müvekkil 7-8 ay önce 5.000 TL'yi şahsi sebeplerle kabul etmiş ama şimdi miktarın çok düşük kaldığını söylüyor. İlgili taşınmazın şu anki güncel kira rakamları 70.000-80.000 TL civarında.
Bu konuda ihtarnameyle bir ihtirazi kayıt ileri sürmeyi düşünüyorum. Daha sonra ödeme istediğimiz şekilde olmazsa ecrimisil davası açmayı planlıyorum.
Konuyla alakalı emsal olabilecek bir karar da bulamadım. Değerli görüşlerinizi bekliyorum.
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba.
özel vekaletle sanık müdafii olduğum bir hakaret ve kadına karşı basit yaralama suçlarından açılmış dosyada ;
hakaret yönünden şikayetten vazgeçme nedeni ile düşme
kasten yaralama yönünden ise beraat hükmü kuruldu. Ancak tarafıma beraat vekalet ücretine hükmedilmedi.
Bu karar doğru mudur ? Sınırlı bilgim ile hakaret suçundan düşme nedeni ile yargılama yapılmasa da, yaralama suçundan yargılama yapıldı ve beraat hükmü kuruldu. Haliyle beraat vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini düşündüm.
Hakim ile görüştüm ve tüm suçlardan beraat edilmeden, vekalet verilmeyeceğini söyledi ancak ben farklı kararlar hatırlıyorum sanki.
Emin olamadığım için siz meslek büyüklerime danışmak istedim. Verilen karar doğru mudur? Aksi yönde örnek karar varsa paylaşabilir misiniz duruma göre kararı istinaf etmeyi düşünüyorum.
teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım,
4 kişinin elbirliği ile malik olduğu bir taşınmaz var ve maliklerden 2'si kısıtlı vasileri var. taşınmazın satılması için önce sulh hukuktan izin ve sonra asliye hukuktan onay alınması gerekiyor diye biliyorum pazarlık usulü veya ihale ile satış gibi detaylar var ancak uygulamasına hakim değilim. uygulamada bu işlemi yapmış bir meslektaşımız anlatabilirse çok sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim iyi günler.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba Meslektaşlarım, Ceza Mahkemesi hüküm kurarken artırım ve indirimleri ne şekilde uyguluyor? Özellikle bir suçun birden fazla nitelikli hali varsa ve bu hallerden bazıları da aynı maddede farklı bentlerde düzenlenmişse, örneğin TCK 87/1.a.d. bentleri için ayrı ayrı mı bir kat artırım yapıyor yoksa her ikisi için bir kere mi artırım yapıyor?
|
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslekştaşlarım kira bedelinin tespiti davası açtık fakat müvekkil çıplak mülkiyet sahibi, intifa hakkı bir başkasında(dava aşamasında intifa hakkını terkin ettirdik). Çıplak mülkiyeti edinince kiracıya ihtar çekiyor kira parasının kendisine ödenmesine dair. Kiracı da ödemeleri çıplak mülkiyet sahibine yapıyor. Sayın hakim çıplak mülkiyet sahibinin kira sözleşmesine taraf olamayacağını söylüyor. Bende kendisine kiralayanın illa malik olması gerekmediği herkesin kiraya veren sıfatını taşıyabileceğini kendisine belirttim. Bununla alakalı elinde bir karar olan meslektaşım var mıdır?
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım. Ortaklığın giderilmesi davasında satışa çıkan bir taşınmaz ihalede müvekkil tarafından satın alınmış. Müvekkil, taşınmazın niteliklerinde esaslı hataya düşmüş, ihalenin feshi davası açtık ihale feshedildi. Paydaşlara yatan paralar için ilamsız icra takibi yaptım. Kimisi itiraz etti. İtirazın iptali davası açmayı düşünüyorum ancak sonradan aklıma geldi. Dava açmadan ya da takip yapmadan önce İİK 361 gereği satış memurluğundan muhtıra göndermesini mi talep etme zorunluluğum var mı? Yoksa sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde takibi ya da davamı açıp sürdürebilir miyim ?
|
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım kolay gelsin. Yeni malikin ihtiyacı sebebiyle tahliye davası açacağım sürelere uygun şekilde noter ihtarı çekilip 6 ay süre verildi. Süre doldu dava açacağız fakat kira sözleşmesi kayıp nasıl bir yol izlemek gerekiyor. Şimdiden teşekkürler iyi çalışmalar.
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, tecrübem olmadığı icin soruyorum.
Bakirkoy adliyesindeki icra dosyasinda hacze çıkmak için talepte bulunacağım.Bulundugum şehir icra dairesinde mi talepte bulunup yolluğu yatirmam gerek.Yoksa bakirkoy adliyesinde sabah adliye açılır açılmaz talepte bulunarak masrafı orda yaptırsam da olur mu.Tesekkurler
|
|
|
|
|
Yazan : Zamane,
Tarih : 12-12-2025 15:26
|
Merhaba meslektaşlarım,
Yerel Mahkeme, TCK 51/7 uyarınca ertelenen hapis cezasının ‘tamamen infaz kurumunda çektirilmesine’ karar verirse, bu karar denetimli serbestlik hakkını ortadan kaldırır mı? İnfaz hakimi Bu kararı nasıl uygular?
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba,
3 aracın karıştığı Ölümlü trafik kazası nedeniyle müvekkillerimiz adına maddi ve manevi tazminat davası açmıştık. İşbu dava sigorta şirketleri dahil 7 davalıya karşı müştereken ve müteselsilen tahsil talepli olarak açılmıştı.
Yerel mahkemede alınan kusur bilirkişi raporunda kazaya karışan araçlardan birisinin sürücüsü ve malikinin kusuru bulunmadığı tespit edildi. yine bilirkişi raporundaki zarar miktarına göre tüm davalılar (kusursuz araç sürücüsü ve maliki dahil) hakkında talep artırımında bulunduk. Mahkeme yargılama neticesinde davalılardan ikisini sorumlu tutmadı ve davayı bu iki kişi yönünden reddedip diğer 5 davalı yönünden kabul etti. Davanın reddedildiği iki davalının vekili yoktu. Karara en yakın asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiği için dosyayı istinaf ettik. BAM taleplerimizi haklı bularak kararı bozdu ve dosyayı yerel mahkemeye gönderdi.
Yerel mahkemede yeniden bir hesaplama yapıldı. Red kararı verilen iki davalı için dosyaya vekalet sunuldu. Biz yeniden yapılan hesaplamaya göre davamızı ıslah edeceğiz. Ancak red kararı verilen iki davalının vekiline vekalet ücretine hükmedilme durumu var. Biz sadece bir kısım davalılar yönünden (5 davalı) ıslah yapabilir miyiz? Bu konu hakkında bilgisi olan elinde Yargıtay kararları olan bir meslektaşımız varsa ve görüşlerinizi paylaşırsanız minnettar oluruz
|
|
|
|
|
Yazan : gbahsi,
Tarih : 12-12-2025 11:13
|
|
Meslektaşlarım merhabalar. Tüketici mutfağında kullanılan mermerlerin ayıplı olduğundan bahisle heyete başvuruyor, heyet tüketiciyi haklı bulup ''ürünün firmaya iadesine, bedelin tüketiciye ödenmesine'' şeklinde karar kuruyor. Daha sonra satıcı tüketici mahkemesinde kararın iptali talepli dava açıyor, dava reddediliyor. Tüketici mermerleri iade etmeden bedeli ilamlı icra takibine konu ediliyor. Bu durumda nasıl bir yol izlenebilir? İcra hukuk mahkemesinde takibin iptali talep edilebilir mi? Şimdiden teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
|
tahliye taahhütnamesi ilk önce taşınmaz sahibi adına açtık daha sonra kira sözleşmesini taşınmaz sahibinin babası tarafından imzalandığını fark ettik ve diğer icra takibinden feragat etmeden kira sözleşmesini imzalayan adına tekrardan icra takibi açtık ve icra takibine itiraz ettiler fakat ilk açtığımız icra takibi halen açık ve itiraz nedeniyle durdurulduğu için meslektaşlarım nasıl bir yol izleyebilirim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba, müvekkil 2024 yılı başlangıç tarihli 1 yıl süreli ve yıllık peşin 100bin tl olarak dükkan kiralıyor. Kira sözleşmesi yapılırken 50bin tl peşinat veriyor ve peşinatın ödendiği kira sözleşmesinin içerisinde de yazılıdır. Ayrıca kira sözleşmesine konulan ek madde ile kira artışları 3 yıl süre ile yıllık %20 olacak diye kararlaştırılmış. Müvekkil kalan kirayı elden ödemiştir.
Kiracı 2025 yılı için banka üzerinden 14bintl ödeme yapmıştır. Kiraya veren 2025 yılı için on aylık 139 bin tl kira alacağı icraya koymuş müvekkil tahliye edileceği korkusu ile tutarı ödemiştir. Şimdi ise kiraya veren 2024 yılı için 1 yıllık kira bedeli 100bin tl ve işlemiş faizini icra koymuştur.
1- Öncelikle 2024 yılı için sözleşme yapılırken verilen ve sözleşme içerisinde yazılı 50bin tl peşinat kira bedelinden düşülebilir mi?
2- Kira artış %20 olarak kararlaştırılmasına rağmen müvekkilin tek seferlik 14 bin tl olarak ödediği miktar aylık kira ödemesi olarak kabul edilip artış oranının çok üzerindeki miktar yıllık olarak talep edilebilir mi?
3- Müvekkilin 2025 yılı için artış oranından fazla ödemiş olduğu miktarın iadesi için istirdat davası açılarak talep edilebilir mi?
Şimdiden teşekkür ederim, iyi çalışmalar dilerim.
|
|
|
|