Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Haber Ekleyin

Yazan : Av.Yalçın Berk AKGÜNEŞ, Tarih : 02-01-2026 12:10
Merhaba meslektaşlarım.
Ödenmemiş kira borcuna dayanarak icra takibi+ tahliye talepli takibe karşı borçlu kira kontratındaki imzaya itiraz etti. İtirazın iptali yoluna giderek dava tanzim edildi ve itirazın iptali davası kazanıldı. Hükümde tahliye devamı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti kararı verildi. Bu kararlardan yargılama gideri, icra inkar ve vekalet ücretini ayrı bir ilamlı icra yoluyla talep etmemiz kesinleşmeden mümkün müdür? Bu yönde itirazın iptalinde kesinleşmeden yapılabilirse de kesinleşmeden icra yapılamaz kararlarından olmaması adına değerli meslektaşlarıma sorumu iletiyorum. Yargıtay veya BAM kararı olan varsa çok mutlu olurum
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :416, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Turan B., Tarih : 01-01-2026 20:39
Okumadan bir kitap satışı sözleşmesine imza atan kişiye icra yollandı. Satıcı kişi aslında bir satış olmadığını, 15 gün içerisinde herhangi bir işlem yapmazsa tüm işlemlerin iptal olacağını söyleyerek, imza atılmadan önce yalan söylemiştir. İddia ettikleri kitapları da yollamamış bulunuyorlar. Açık olan bir icra dosyası olduğunu da göz önünde bulundurarak gidilmesi gereken en doğru yol nedir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :341, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.OHD, Tarih : 30-12-2025 15:27
Sayın ÜSTADLAR;

Usulsüz tebligat nedeniyle borçlu yan tarafından icra mahkemesine şikayet yapılmış, neticeten süresinde içinde tarafımızca (alacaklı tarafız-şikayet dosyasında davalı yanız) usulen cevap dilekçesi sunulmuş akabinde mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmiş ayrıca aleyhimize yargılama giderlerine hükmedilmiştir.

Dava açılmasına kusurumuz ile sebebiyet vermememiz, davanın konusu ve duruşma açılmadan dosya üzerinden hüküm kurulması nedenleriyle aleyhimize karşı vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi kanımca hukuka uygun değil bu nedenle açıkladığım hususta yeni tarihli bir yargıtay kararı ve tecrübeniz ile desteğinizi talep etmekteyim.

Saygılarımla...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :719, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avibrahimguzel, Tarih : 30-12-2025 15:17
Değerli meslektaşlarım;
Müvekkil hakkında acele kamulaştırma kararı verilmiş. Gerekçeli karar 23/06/2023 tarihinde verilmiş. Ardından idare uzlaşmak için müvekkili 21/02/2024 tarihinde görüşme sağlanıyor, anlaşma olmuyor. İdare bedel tespit ve tescil davasını ise 07/02/2025 tarihinde açıyor. 10/10/2025 tarihinde de gerekçeli karar ile bedel tespit ve tescili yapıldı, dosya şuan da istinafta.
Sorum ise şu; 23/06/2023 tarihinden itibaren 6 ay içinde bedel tespit ve tescil davası açılması gerekirken idare bu davayı yaklaşık 19 ay sonra açmıştır. 6 aylık süre düşüldükten sonra geriye kalan 13 ay için ecrimisil tazminat talebinde bulunulursa kazanma ihtimalimiz var mıdır? Elinde örnek karar olan varsa çok sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :337, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Pro0343, Tarih : 30-12-2025 08:26
Merhabalar, işyerleri ve meskenler bulunan bina da müvekkile ait mesken de dernek kurulmak istenmekte fakat tek bir kat malikinin muvafakat vermemesi ve oy birliği sarti nedeniyle kurulamamaktadir , kat maliki kötüniyetle muvafakat vermemekte olup bu hususta yargı kararı vs yardım rica ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :289, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.AhmetSametCosgun, Tarih : 29-12-2025 22:35
Merhabalar, bir boşanma ilamında;

"Davalı davacı kadın yararına boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren bir defaya mahsus olmak üzere 70.000,00 TL toptan yoksulluk nafakası takdiri ile davacı davalı kocadan alınarak davalı davacı kadına verilmesine"

şeklinde toptan nafaka ödenmesine karar verilmiştir.

Nafakanın ödenmemesi halinde şikayet prosedürünü işletebilmemiz için takip etmemiz gereken yol, uymamız gereken yasal süreler nelerdir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :344, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Hacer SEVİM, Tarih : 29-12-2025 16:06
Merhaba,
Müvekkilin kazaya karışan aracı için değer kaybı talepli belirsiz alacak davası açtık. Bilirkişi raporunda hatalı yöntemle eksik hesaplama yapıldı. Rapora itiraz ettik. Mahkeme itirazlarımızı haklı bularak bu doğrultuda ek rapor alınmasını talep etti. Ek rapor da aynı şekilde hazırlandı. Buna rağmen mahkeme tarafından ara kararla" raporda belirlenen dava değeri üzerinden hesaplanan eksik harcın tamamlanması, aksi halde davanın işlemden kaldırılacağı" şeklinde verilen karar sebebiyle raporda belirtilen miktar üzerinden bedel arttırım dilekçesi sunarak harç ödedik.Neticede mahkeme bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verdi. Meslektaşlarıma sorum şu; Bu aşamada davası tümden kabul edilen davacı olarak istinaf yoluna başvuru hakkımız var mı? Başvuru yaptığımızda hukuki yarar yokluğu sebebiyle başvurumuz reddedilir mi?
(Kararın vekalet ücreti , faiz başlangıcı gibi kısımlarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.)
Zaman ayırıp cevap verecek meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :274, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avbeste, Tarih : 28-12-2025 14:17
Meslektaşlarım merhaba. Müvekkil hem yasal hem atanmış mirasçı. Alınmış verasetnamede müvekkil ve murisinin diğer yasal mirasçıları yer alıyor. Ancak vasiyetname ile muris tüm malvarlığını müvekkile bırakmış durumda. Doğal olarak eski verasetnamedeki pay oranları değişmiş oldu. Tapuda işlem yapmak için atanmış mirasçılık belgesi istendi. Bu nedenle Sulh Hukuk Mahkemesi'nden atanmış mirasçılık belgesi isterken eski verasetnamenin iptali ile yenisinin verilmesini istemeyi planlıyordum ancak ancak araştırdığım kadarı ile verasetnamenin iptalinde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olarak gözüküyor. Bir de atanmış mirasçılık belgesi hasımsız açılırken verasetin iptalinde diğer mirasçıları da dahil edilmesi gerekiyor. Daha önce aynı davada böyle bir işlem yapan var mı? Ayrı ayrı mı dava açmalıyım? Fikirlerinizi rica ediyorum .
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :448, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.heren, Tarih : 27-12-2025 16:55
Müvekkilin dolandırıldığı iddia ve şikayeti ile savcılığa başvurmuştuk ancak savcı suç vasfının güveni kötüye kullanma olduğuna kanaat getirerek dosyayı uzlaşmaya yönlendird, neticeten uzlaşılamadı ve güveni kötüye kullanma iddianamesiyle asliye cezada dava açıldı.
katılma talebi ve beyanda bulunacağız ancak halen suç vasfının dolandırıcılık olduğunu düşünmekteyim. Bu aşamada suç vasfının dolandırıcılık olduğu yönünde beyanda bulunmam aleyhime bir sonuç doğurabilir mi? böyle bir iddiamız olması durumunda usulü ne şekilde olmalı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :898, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Burçin Yılmaz, Tarih : 26-12-2025 13:46
Merhaba, müvekkil şirketin bir idari kurum ile karşılıklı olduğu bir davada idare lehine vekalet ücretine hükmedildi. Şirket tarafından hükmedilen ödeme yapıldı ancak idari kurumun müşavirliği yapılan ödemelere ilişkin makbuz kesme uygulamalarının olmadığını beyan etti. Başkaca bir açıklamada bulunmadı. Bu uygulama doğru mu ? Hukuki bir dayanağı var mıdır ? Müvekkilim bir şirket olduğu için onlar da yaptıkları ödemelere karşılık bir makbuz talep ediyorlar. Bu konuda ne yapılabilir ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1414, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : tegese, Tarih : 25-12-2025 14:22
Sayın Meslektaşlarım

Müvekkil fide satışı yapan şahıs işletmesi. Borçlu tacir. Faturada ödeme tarihi belirtilmemiş, taraflar arasında sözleşme yok. İhtarname yok. Faturaya dayalı ilamsız takip açacağım. Faiz başlangıcı ne olmalı? Öncesinde temerrüt olmadığı için takip tarihinden mi yoksa TTK 1530 gereğince Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonundan itibaren mi faiz başlamalı?

TTK Md. 1530 si Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde uygulama alanı buluyor. Aşağıdaki kararda havuç satışını bu kapsamda değerlendirmemiş olarak algıladım. Mal tedarik ile Mal alım arasındaki fark nedir?


Yargıtay 19. HD | 2017/ 3266 E. 2018 / 4228 K.

Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında sözlü yapılan anlaşma uyarınca davacının davalı tarafa 3 adet fatura ile toplam KDV dahil 341.390,10 TL tutarında havuç tedarik edip teslim ettiği, davalı tarafından alınan mal karşılığı davacı tarafa toplam 162.702,98 TL ödeme yapıldığı, bu konularda tarafların defterlerinin örtüştüğünün belirlendiği, davalı tarafın havuçların ayıplı olduğu konusunda usulüne uygun ihbar bulunmadığından ayıp savunmasının yerinde görülmediği, TTK.nın 1530. maddesine göre davacının fatura tarihlerine göre davalının temerrüdüne göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 199.914,76 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Dava, taraflar arasında mal alım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK’nın 1530.maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK’nın 117.maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Taraflar arasında da sözleşme ile ödeme günü kararlaştırılmadığı için davacı alacaklı icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz. Mahkemece bu husus göz önüne alınarak bilirkişiden alınacak ek rapor ile karar verilmesi gerekmekte olup yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1109, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : sergen tuncel, Tarih : 23-12-2025 17:49
Merhaba meslektaşlarım,

Müvekkilim 2 çocugun amcasıdır.
Çocukların babası cezaevindedir, anne ise çocuklara bakabilecek durumda değildir.Ve aralarında resmı nikah yoktur.
Çocuklar yaklaşık 10 yıldır fiilen amcanın yanında kalmakta, bakım ve gözetimleri müvekkil tarafından sağlanmaktadır.

Müvekkil, çocukların vasisi olarak atanmak istemektedir.

Bu durumda açısından;

Öncelikle anne ve babadan velayetin kaldırılması için Aile Mahkemesinde dava mı açılmalıdır,

Yoksa doğrudan Sulh Hukuk Mahkemesinden vasi tayini talep edilebilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :823, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : husnaaa000, Tarih : 22-12-2025 11:03
merhabalar, elimde 2 adet sözleşme var. birisinin başlığı montaj sözleşmesi diğerinin ise ticari satış sözleşmesi. taraflar şirket. müvekkil şirket 2 sözleşme için de tarafına düşen ödemeyi iş sahiplerine yaptı. montaj sözleşmesi işletmenin tabelalarının yapımı işidir, yüklenici ödemeyi almasına rağmen tabelaları yapmadı; bu nedenle iş mecburen başka bir şirkete yaptırıldı . diğerinde ise tekstil ürün satışı vardı ve eksik ürün teslim edildi. bunların neticesinde müvekkil işletmenin bazı kısımları kullanılamadı. maddi zarar oluştu.
bunlara dayanarak arabuluculuk görüşmeleri yapıldı. anlaşma olmadı. alacak davası ile aynı davada tazminat isteyebilir miyim ayrı davalar mı ikame edeyim? alacak miktarını açıkça yazıp ancak tazminatı belirsiz diyerek açabilir miyim?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :707, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avukat.fks, Tarih : 21-12-2025 15:21
Merhaba meslektaşlarım,
Tarihleri rast gele örnek olarak vereceğim. Müvekkil ile kiracı (A) ve Kefil (B) 05.05.2024 tarihli kira sözleşmesini imzalıyor. (A) kiraları geciktirmeye ve hiç ödememeye başlıyor. Müvekkil (A)'ya 11.11.2025 tarihinde kasım ayı kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle ihtarname gönderiyor, tebligat iade oluyor. 12.12.2025 tarihinde kasım ve aralık ayı kira bedeli ve müvekkil tarafından ödenmiş olan elektrik- su faturası bedeli için tekrar ihtarname gönderiyor, bu kez şerhli ihtarname gönderildiğinden muhtara tebligat yapılıyor. (Sözleşmede ödeme günü olarak "sözleşme tarihinden itibaren en geç 5 gün" içerisinde ödeneceği belirlenmiş)

Müvekkil kiracının tahliyesi talebi ile bana geldi. Bu durumda iki haklı ihtarın varlığından bahsedilebilir mi, kefile de başvurması gerekir miydi, direkt örnek 13 icra takibi sürecine başlasak ödememe yapılmaması halinde tahliye davası açsak daha mı hızlı yol kat etmiş oluruz ya da icra takibinden ayrı arabuluculuğa başvurup tahliye konusunda anlaşma sağlamaya çalışsak?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :686, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : M.Yusuf, Tarih : 20-12-2025 15:02
Ortaklığın giderilmesi davasında muhdesat bedeli bilirkişi raporuna yapılan tüm itirazlara rağmen düşük belirlendi, zemin değeri ise çok yüksek tespit edildi. Mahkemece bu rapora göre zemin ve muhdesat oranı üzerinden satışa karar verildi.Şimdi satış aşamasında yeniden yapılacak kıymet takdirinde muhdesat bedeli ve zemin bedeli yeniden belirlnecek. Ancak satışa esas olan mahkemedeki zemin ve muhdesat oranı uygulanacağı için mağduriyet oluşacak?
Yargıtay'ın son içtihatları hangi yönde?
Satış aşamasında yapılan kıymet takdirindeki bedeller mi dikkate alınıyor, yoksa mahkemenin kararındaki oran mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1003, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : ressoli, Tarih : 17-12-2025 14:18
Meslektaşlarım selamlar, bir konuda görüşlerinizi almak için buraya yazma ihtiyacı duydum.

Müvekkile babasından miras kalan bir taşınmazda müvekkil, X kişisiyle birlikte elbirliği mülkiyetini haizler. Sözkonusu taşınmazı sadece paydaş X kişisi kullanıyor, kullandığı için de diğer paydaş olan müvekkile aylık 5.000 TL ödüyor.

Müvekkil 7-8 ay önce 5.000 TL'yi şahsi sebeplerle kabul etmiş ama şimdi miktarın çok düşük kaldığını söylüyor. İlgili taşınmazın şu anki güncel kira rakamları 70.000-80.000 TL civarında.

Bu konuda ihtarnameyle bir ihtirazi kayıt ileri sürmeyi düşünüyorum. Daha sonra ödeme istediğimiz şekilde olmazsa ecrimisil davası açmayı planlıyorum.

Konuyla alakalı emsal olabilecek bir karar da bulamadım. Değerli görüşlerinizi bekliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1009, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Griffin54, Tarih : 17-12-2025 11:49
Meslektaşlarım merhaba.

özel vekaletle sanık müdafii olduğum bir hakaret ve kadına karşı basit yaralama suçlarından açılmış dosyada ;

hakaret yönünden şikayetten vazgeçme nedeni ile düşme

kasten yaralama yönünden ise beraat hükmü kuruldu. Ancak tarafıma beraat vekalet ücretine hükmedilmedi.

Bu karar doğru mudur ? Sınırlı bilgim ile hakaret suçundan düşme nedeni ile yargılama yapılmasa da, yaralama suçundan yargılama yapıldı ve beraat hükmü kuruldu. Haliyle beraat vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini düşündüm.
Hakim ile görüştüm ve tüm suçlardan beraat edilmeden, vekalet verilmeyeceğini söyledi ancak ben farklı kararlar hatırlıyorum sanki.

Emin olamadığım için siz meslek büyüklerime danışmak istedim. Verilen karar doğru mudur? Aksi yönde örnek karar varsa paylaşabilir misiniz duruma göre kararı istinaf etmeyi düşünüyorum.

teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :808, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : bittifelina, Tarih : 16-12-2025 17:51
Merhabalar meslektaşlarım,

4 kişinin elbirliği ile malik olduğu bir taşınmaz var ve maliklerden 2'si kısıtlı vasileri var. taşınmazın satılması için önce sulh hukuktan izin ve sonra asliye hukuktan onay alınması gerekiyor diye biliyorum pazarlık usulü veya ihale ile satış gibi detaylar var ancak uygulamasına hakim değilim. uygulamada bu işlemi yapmış bir meslektaşımız anlatabilirse çok sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim iyi günler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1270, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avbusranur, Tarih : 16-12-2025 11:41
Merhaba Meslektaşlarım, Ceza Mahkemesi hüküm kurarken artırım ve indirimleri ne şekilde uyguluyor? Özellikle bir suçun birden fazla nitelikli hali varsa ve bu hallerden bazıları da aynı maddede farklı bentlerde düzenlenmişse, örneğin TCK 87/1.a.d. bentleri için ayrı ayrı mı bir kat artırım yapıyor yoksa her ikisi için bir kere mi artırım yapıyor?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :742, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat1034, Tarih : 16-12-2025 10:50
Sayın meslekştaşlarım kira bedelinin tespiti davası açtık fakat müvekkil çıplak mülkiyet sahibi, intifa hakkı bir başkasında(dava aşamasında intifa hakkını terkin ettirdik). Çıplak mülkiyeti edinince kiracıya ihtar çekiyor kira parasının kendisine ödenmesine dair. Kiracı da ödemeleri çıplak mülkiyet sahibine yapıyor. Sayın hakim çıplak mülkiyet sahibinin kira sözleşmesine taraf olamayacağını söylüyor. Bende kendisine kiralayanın illa malik olması gerekmediği herkesin kiraya veren sıfatını taşıyabileceğini kendisine belirttim. Bununla alakalı elinde bir karar olan meslektaşım var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :934, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06383610 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.