Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

boşanma protokolü

Yanıt
Old 10-02-2009, 13:01   #1
Av.Özlem PEKSÜSLÜ

 
Varsayılan boşanma protokolü

Merhaba 2004 yılında kesinleşen boşanma davasının ilamında tarafların karşılıklı olarak nafaka,tazminat,velayet ve eşya gibi konularda anlaştıkları belirtilmiş.

Müvekkil şimde ziynet eşyaları için alacak davası açmak istiyor.Bu hakkından vazgeçmiş olup olmadığı konusunda tereddüt ettim.Çünkü ilamda sadece eşya denmiş.Ziynet eşyalarından bahsedilmemiş.2004 yılında boşanma davası sonuçlandığı için de protokole ulaşmam zor olur diye düşündüm.

Bir yandan da ziynet eşyalarından vazgeçilmiş olsa ilamda belirtilirdi diye düşünüyorum.Karar veremedim.Bilgi ve görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim.Saygılarımla
Old 10-02-2009, 13:34   #2
özfn_34

 
Varsayılan

Boşanma davasında tarafların karşılıklı olarak yukarıda belirttiğiniz hususlarda anlaşmış olmaları ve bu durumun hükümde de belirtilerek kesinleşmesi halinde protokoldeki beyanlar tarafları bağlar ve aksinin talep edildiği dava reddedilir.Müvekkiliniz açıkça bu hususta protokol içinde herhangi istisnai bir duruma yer vermediğinden ve bu durum hükümde de yer aldığından ben , zımni olarak bu talebinden vazgeçmiş sayılacağı düşüncesindeyim.Fakat elinde konuyla ilgili Yargıtay kararı olacak meslektaşların daha fazla katkısı olacaktır.
Old 10-02-2009, 13:46   #3
miss_lawyer

 
Varsayılan

Bence eşya içerisinde ziynet eşyaları da kastedilmiştir ve bu konuda da anlaşılmış olduğu belirtildiğinden ziynet davası açılamayacaktır.
Old 10-02-2009, 16:45   #4
Av.Özlem PEKSÜSLÜ

 
Varsayılan

Çok teşekkür ederim paylaşımlarınız için...
Dosyaya ulaşma imkanım olabilir mi acaba?

Ziynet alacağını mahkeme saklı tutmadığı için bu konuda da karar alındığını düşünmeye başladım cevaplarınızla birikte
Old 13-02-2009, 15:58   #5
av.cgoksen

 
Varsayılan

Meslektaşlarımın görüşlerine katılmıyorum.
Ziynetler boşanmanın fer'i niteliğinde olmadığından vazgeçildiğinin protokolde açıkça belirtilmesi gerektiğini düşünüyorum.Bu nedenle ziynet eşyaları için istirdat davası açılabileceği görüşündeyim.Saygılar.
Old 13-02-2009, 20:38   #6
Av.Özlem PEKSÜSLÜ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.cgoksen
Meslektaşlarımın görüşlerine katılmıyorum.
Ziynetler boşanmanın fer'i niteliğinde olmadığından vazgeçildiğinin protokolde açıkça belirtilmesi gerektiğini düşünüyorum.Bu nedenle ziynet eşyaları için istirdat davası açılabileceği görüşündeyim.Saygılar.

Elimde ilam var protokole ulaşamadım.İlamda sadece eşya denmiş.Ziynet eşyalarından bahsedilmemiş.

Ziynet eşyalarından protokolde vazgeçilseydi ilamda açıkça belirtilmesi gerekirdi diye düşünmeye başladım

Acaba hakim protokolden genel olarak ilamda bahsetmiş ziynet eşyaları protokolde geçmiş olabilir mi diye de düşünüyorum.
Old 14-02-2009, 10:00   #7
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

İlamda ne denmiş, eşya talebinden feragat edildiği veya eşya hk.da bir taleplerinin olmadığının beyan edildiği mi yazılmış . Eğer böyleyse eşya sözcüğüne ziynet eşyarı da dahil olacağından dava açılamaz. Diye düşünüyorum.
Old 14-02-2009, 10:09   #8
Av.Özlem PEKSÜSLÜ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Yücel Kocabaş
İlamda ne denmiş, eşya talebinden feragat edildiği veya eşya hk.da bir taleplerinin olmadığının beyan edildiği mi yazılmış . Eğer böyleyse eşya sözcüğüne ziynet eşyarı da dahil olacağından dava açılamaz. Diye düşünüyorum.

İlamda eşya,nafaka,velayet ve tazminat taleplerinden vazgeçilmiş diyor Yücel Bey.Fakat yargıtay kararı buldum değerlendirebilirseniz sevinirim.


Boşanma davalarında ziynet alacağıyla ilgili olarak bir karara rastladım kararda aynen şöyle diyor;

"ziynet alacağı katkı payı ve dolar olarak verilen paraya ilişkin olup, bu talepler boşanmanın fer’i niteliğinde olmayıp ayrıca harca tabidir. (Harçlar K.30-32) Harcı yatırılarak açılmış bir dava bulunmadığı için bu konuda karar ittihazına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken talebin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." YARGITAY 2.Hukuk Dairesi, Esas: 2003/6152, Karar: 2003/7194
,Karar Tarihi: 15.05.2003, 492 S. K. m. 30, 31, 32)
Old 14-02-2009, 10:27   #9
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Yargıtay kararları bu doğrultudadır. Eşya ve ziynet eşyası telepleri boşanma davasının eki niteliğinde değidir. Ayrıca harcının yatırılarak talep edilmesi gerekir.
Ortada harcı yatırılarak açılmış bir eşya talebi (davası) yoksa olmayan davadan feragat edilmesinin veya vazgeçilmesinin bir anlamı yoktur. Geçersiz bir işlemdir.
Kaldı ki ; feragatla vazgeçme arasında fark vardır. Feragat edilen dava bir daha açılamaz .İlamda vazgeçme sözcüğü kullanılmış . Vazgeçme takipten vazgeçme , müracaata bırakma anlamını taşır ve sonradan açılabilir.
2004 yılının dosyası eski bir dosya değildir. Kalemden bulunup incelenebilir ve daha sağlıklı bir sonuca varılabilir.
Diye düşünüyorum.
Old 16-02-2009, 09:10   #10
Av.Özlem PEKSÜSLÜ

 
Varsayılan

Yücel Bey ilamı inceledim de sadace eşya,tazminat,velayet ve nafaka konularında (ekli protokol)anlaşmaya vardıkları belirtilmiş.
Old 16-02-2009, 16:13   #11
av.cgoksen

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

Esas: 1993/2-497
Karar: 1993/713
Karar Tarihi: 10.11.1993

ÖZET: Tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde gösterdikleri yeminle dinlenilen ve birlikte değerlendirilen tanık beyanlarından, eşler arasındaki anlaşmada kocaya bırakılan arabanın alımında, kadına ait ziynet eşyalarının paraya çevrilerek kullanıldığı anlaşıldığı gibi, koca tarafından kendisine ödünç verilen bu ziynet eşyalarının aynen veya bedellerinin iade edildiği de kanıtlanabilmiş değildir. Bu durumda karşılık davanın kabul edilmesi gerektiğine değinen ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir.

(743 S. K. m. 146)

"Taraflar arasındaki "eşya alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;

Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce mukabil davanın reddine dair verilen 21.2.1992 gün ve 47- 85 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 22.9.1992 gün ve 7244-8263 sayılı ilâmı; ( ...Toplanan delillerden, karşılık davanın konusunu oluşturan ziynet eşyalarının kadın tarafından kocasına verildiği ve bunların bozdurularak otomobil alındığı anlaşılmaktadır. Koca ziynetleri veya bedellerini eşine iade ettiğini ispat edememiştir. O halde mahkeme'ce bu konuda açılan davanın kabulüne karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Yasa'ya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkeme'ce önceki kararda direnilmiştir.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kayden boşanmış bulunan taraflar arasındaki alacak istemine ilişkindir. Direnme kararı yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davalı kadının kocası aleyhine açtığı ziynet eşyalarından doğan alacak ile ilgili karşılık davadan kaynaklanmaktadır. Davalı kadın, karşılık davasında mülkiyeti kocaya bırakılan arabanın alınmasında borç olarak verdiği, ancak kendisine iade edilmediğini ileri sürdüğü ziynet eşyalarını aynen, olmadığı takdirde bedellerinin kocadan alınmasını talep etmiştir. Gerçekten, taraflar arasında düzenlenen ve karşı çıkılmayan ( Tutanaktır ) başlıklı kendilerinin imzasını taşıyan yazılı belgede, açıkça ev malzemelerinin bölüştürüldüğü belirtilmiş ve arabanın mülkiyeti kocaya bırakılmıştır. Anılan belgede, arabanın kocaya bırakılmasına karşın arabanın alınmasında kullanıldığı ileri sürülen ziynet eşyalarıyla ilgili bir çekince konulmuş değildir. Ancak, hemen belirtmek gerekir ki yazılı belgenin içeriği itibariyle de, arabanın mülkiyetinin kocaya bırakılmış olması dolayısıyla kadının, kocasına ödünç olarak verdiğini ileri sürdüğü ziynet eşyaları üzerindeki hakkından vazgeçtiğinin kabulü mümkün değildir. Yine koca tarafından açılan ve tutanakta kendisine bırakılan bilgisayarla ilgili davada, dava dilekçesine ekli olarak ibraz edilen ve kadının imzasını taşıyan yazılı belgede, bilgisayarın araba alınmasında kullanılan ziynet eşyalarının kendisine iade edilmesi halinde geri verileceği belirtilmiş ve belge mahkemece kurulan davanın kabulüne ilişkin karara etkili olmuştur.

Bu belgenin bir bütün teşkil ettiği ve içeriğinin bölünmemesi gerekeceği kuşkusuzdur.

Ayrıca da tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde gösterdikleri yeminle dinlenilen ve birlikte değerlendirilen tanık beyanlarından, eşler arasındaki anlaşmada kocaya bırakılan arabanın alımında, kadına ait ziynet eşyalarının paraya çevrilerek kullanıldığı anlaşıldığı gibi, koca tarafından kendisine ödünç verilen bu ziynet eşyalarının aynen veya bedellerinin iade edildiği de kanıtlanabilmiş değildir.
Bu durumda karşılık davanın kabul edilmesi gerektiğine değinen ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru değildir. O halde usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığı için yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Evlilikleri boşanma ile sonuçlanan taraflar arasında Yargıtay denetimine gelen uyuşmazlık; davalı ve karşılık davacı kadına ait takılarla ilgilidir.

Mahkeme, takıların davalıda bulunmadığını kabul ederek davacının isteğinin reddine karar vermiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Hukuk Genel Kurulu çoğunluğunca da benimsenen bozma kararında "dava konusu takıların davalı ve karşılık davacı tarafından eş kocası davacı ve karşılık davalıya verildiğini ancak bunların iade edildiğinin kanıtlanmadığı" gerekçesiyle mahkeme kararını bozmuştur.

Bir davada olguların belirlenebilmesi için yargılama sırasında tarafların gözönünde ve onların katılımıyla sorunların tartışılması bu işleme esas olacak kanıtların doğrudan doğruya yargıç tarafından toplanıp değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle olguların (olay ve vakıa) belirlenmesi yargılamayı yapan yargıca aittir.

Yargıtay alt dereceli mahkemeler tarafından verilen kararları denetlerken yargılama (duruşma) yapmamaktadır; bu nedenle taraflarında katılımıyla olgu sorunlarını doğrudan doğruya belirleme olanağına sahip değildir. Başka bir anlatımla olguların belirlenmesi için olayın tekrar yaşatılması sözkonusu değildir. İşte bu nedenlerle; Yargıtay, yargılama yapmadan mahkemenin belirlediği olguları bir tarafa bırakarak olgu belirlemesi yapamaz. Yaparsa bu "adil yargılanma hakkına" ve "onu gerçekleştirecek garantör normlara" aykırı olur.

Çalışma düzeni ve iş çokluğu nedeniyle karara iştirak eden üyelerin dosyadaki kanıtlan doğrudan ele alıp değerlendirme olanağı da yoktur; değerlendirme tetkik yargıcının ve karara katılan bir başka üyenin açıklamalarıyla yapılmaktadır. Böyle bir ortamda olguların belirlenmesi hem sağlıklı olmayacak hem de çelişki yaratacaktır. Bu nedenle; Yargıtay, yargıcın belirlediği olguların yanlış olduğunun kabul ederek kendisi yeni olgular belirlememelidir. Kuşkusuz böyle bir yargı, alt dereceli mahkemelerin kararlarında olguların belirlenmesinin tümden denetimsiz bırakılacağı anlamına gelmemelidir. Bu bağlamda gerekçe denetimi söz konusu olmalıdır. Yargıtay, mahkemenin belirlediği olgunun nedenlerini ve dayanaklarını göstermemiş veya göstermekle birlikte mantık, deneyim ve kurullar açısından çelişki yaratmışsa gerekçesizlik veya yetersiz gerekçeden bozma yapmalıdır, Bu yolla yargıçların olası özensiz ve keyfi davranışlarını önleme olanağı olduğu gözardı edilmemelidir.

Mahkeme, H.U.M.K.'nun 388/5.maddelerinde açıklandığı gibi "Uyuşmazlık konusu hakkında toplanan kanıtlan teker teker gösterip tartışmadan ret ve üstün tutma nedenlerini açıklamadan "bir kısım davacı tanıkları karşılık davacının üzerinde takılan gördüğünü; bir kısmının ise takıların bir kısmının koca tarafından alındığını, boşanmadan hemen önce takıların davacı Gülşen'in üstünde görüldüğünü ayrıca boşanma sırasında taraflar arasında düzenlenen protokolde takılarla ilgili bir açıklama bulunmadığı" gerekçesiyle karşılık davacı Gülşen'in isteğinin reddine karar vermiştir.

Ne var ki; davacı Gülşen'in evlilik birliği içinde takılarını kocası davalıya oto alımı için verdiği ve daha sonra iade edilmediği yolunda açık tanık açıklamaları vardır. Diğer taraftan davacı ve karşılık davalının dilekçesine ekli ve karşılık davacı Gülşen'e ait belgedeki "ailemin taktığı altınları aldığım zaman bilgisayarı iade edeceğim" sözleri de yeterince tartışılmamıştır.

O halde; mahkeme kararı, usulun buyurucu kuralında gösterilen biçimde yeterli gerekçeyi içermemektedir. Tanık açıklamaları ile belgelerin değerlendirilmesi yeterli olmadığı gibi açık çelişki yaratmıştır; özellikle Gülşen'in düzenlediği ve yukarıda açıklanan belgedeki takılarla ilgili açıklaması protokole dayanarak varılan sonuçla çelişkili kalmıştır.

Mahkeme, bu somut olayda gerekçelendirme açısından şöyle yöntem izlemeliydi; Öncelikle karşılık davacı kadının, kocası davacıya şu veya bu nedenle takılarını verip vermediğini "tanıkların açıklamalarını tek tek belirterek ret ve üstün tutma nedenleri açıklayarak" daha sonra gerek bu konuda açıklama yapan tanıklar ile karşılık davacı Gülşen'ın el yazısıyla düzenlediği belgedeki yaptığı açıklama (ailemin taktığı altınlar) aynı şekilde birlikte değerlendirilerek kocaya verilen altınlar kapsam ve niteliği hakkında varılan olguyu son olarak da geri verme hususundaki tanık açıklamaları yine ayni yöntemle ve usulün açık buyruğu gereğince gerekçelendirilerek değerlendirilmeliydi.

İşte bu yöntemle ve Yasa'nın buyruğuna uyularak yapılacak bir yargılama çalışması ve sorulabilecek tüm soruları önceden yanıtlar şekilde gerekçelendirme yapılması durumunda, mahkemenin, belirlediği olgularla (altınların verilip verilmediği verildi ise kapsamı ve İade edilip edilmediği). Yargıtay bağlı olmalıdır; yargılama yapmadan ve yeniden hüküm kurmadan mahkemenin belirlediği olguları tartışamaz. Denetim gerekçe ile sınırlıdır.

Gerçek anlamda gerekçe yapılması durumunda yargıcın hukuk ve olgu sorunlarında hata yapma olasılığın oldukça az olacağı kabul edilmelidir; çünkü yargıç, gerekçe yazmak için araştırmak, düşünmek ve tartışmak zorundadır. Hukuk usulünde bir takım kuralların bulunmasını gerekçe denetimi ile sınırlı kabul edilmelidir, Yargıtay, yargılama yapmadan ve tarafların katılımı sağlamadan gerçek olayı ve olguları belirlemeyi yeğlerse evrensel kural "adil yargılama hakkının ( İHAS.m.6 )" gerçekleşmesini riske ve tehlikeye sokar. Nitekim karşılık davacı, Gülşen'in kendi elinden çıkan belgede iade edilmeyen takıları "ailemin taktığı altınlarla" Sınırlamasına rağmen; çoğunluğun oluşturduğu bozma tüm altınları içine alacak şekilde olmuştur.

Bu nedenle sayın çoğunluğun görüşüne bu gerekçeyle katılmıyorum, mahkemece kararı eksik ve çelişik gerekçe nedeniyle bozulmalıydı.
Old 16-02-2009, 16:14   #12
av.cgoksen

 
Varsayılan

Yukarıda sunduğum karar kısmen konunuzla ilgili.Umarım faydası olur.
Old 05-05-2009, 11:04   #13
Av.Özlem PEKSÜSLÜ

 
Varsayılan

İlamda konuyla ilgili geçen kısmı aynen yazıyorum.

.........protokol düzenlediklerini tazminat ve nafaka talebinin olmadığı ve müşterek çocuğun velayetinin kendisine verilmesini ve yine müşterek çocuklarıdan K'NIN velayetinin davalı babasına verilmesini nafaka ve tazminat talebinin olmadığını eşyalarını da ayırdıklarını,yargılama giderlerinin üzerlerine bırakılmasını istemiştir.

Ben ilamdan ziynet eşya alacağının isteneceği kanaatine vardım.Bilgi ve görüylerinizi paylaşırsanız sevinirim.Saygılarımla
Old 05-05-2009, 14:52   #14
AV ŞEYDA

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım

Boşanma ilamının verildiği mahkeme dosyayı 10 yıls üre ile saklıyor dolayısı ile boşanma ilamını veren mahkemeye giderek protokol için dosyayı arşivden çıkarttırın.

eğer başkaca anlaşacakları bir husus kalmadığı yönünde kapatılmış bir protokol varsa ziynet eşyaları için ayrıca dava açmanız mümkün değil.

Ancak sadece yukarıda yazılı hususlarda anlaşılmıştır deniliyorsa protokol valığına rağmen ayrıca dava açıp ziynet eşyalarını talep ederbilirsiniz diye düşünüyorum.

protokolün nasıl kapatıldığı öneml. zira boşanma davası kapsamındaki protokol mahkeme tarafından istenecektir. bu endnele öncedenincelemeniz uygun olur. ayrıca söz konusu dava anlaşmalı olarak mı açılmış yoksa çekişmeli açılıp sonradan mı anlaşmalı olmuş çok önemli. zira anlaşma sonradan olduysa arada tanık, beyan dilekçelerinde ziynet eşyalarının bahsine dikkat etmelisiniz.
Old 05-05-2009, 15:17   #15
ladre

 
Varsayılan

Mahkeme ilamında eşya olarak belirtilmişse bence sorun yok. Dava dosyasını çıkartıp ayrıca protokola bakmanıza gerek yok çünkü önemli olan verilen karardır. Ziynet eşyalarını ayrıca bir dava ile isteyebilirsiniz. Diye düşünüyorum
Old 05-05-2009, 15:53   #16
Av.Özlem PEKSÜSLÜ

 
Varsayılan

Çok teşekkür ediyorum cevaplarınız için.Zamanaşımı konusunda bilgi ve görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim.Saygılarımla
Old 05-05-2009, 16:06   #17
AV ŞEYDA

 
Varsayılan

sayın meslektaşım mahkeme protokolün ne şekilde kapatıldığını gerekçeli kararına yazmadığından protokolde başkaca bir husus kalmamıştır denmesi farklı, yukarıdaki hususlarda anlaşılmıştır denmesi farklı malum mahkemeler sadece protokol içeripinde karar veriyor kalan husularda hiç bir hüküm kurmuyor. zamanaşımına ilişkin olarak 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğunu düşünüyorum Borçlar Kanuna göre zira bunu taraflar arası bir alacka borç ilşkisi gibi düşünebilrisiniz kanaatindeyim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Anlaşmalı Boşanma Protokolü, Mal Paylaşımı Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 30-06-2008 19:25
erken tarihli düzenlenen anlaşmalı boşanma protokolü av.şeyda müjdeci Meslektaşların Soruları 4 13-05-2008 14:17
Anlaşmalı boşanma protokolü Av. Ş. Sevi Meslektaşların Soruları 3 05-09-2007 14:03
BoŞanma ProtokolÜ HÜkÜmlerİnİn Yerİne Getİrİlmemesİ NESLİHAN AKTAŞ FETTAHLI Meslektaşların Soruları 1 05-07-2007 09:51


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06345296 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.