Öncelikle ilginiz ve cevabınız için teşekkür ederim.
TMK 225 gereği boşanma davası sürerken ölüm gerçekleştiği takdirde, mal rejimi dava tarihine kadar değil, ölüm anına kadar devam etmekte ve ölümle tasfiye sürecine girmektedir. Ki yerel mahkeme de gerekçeli kararında mal rejiminin sona erme tarihini müteveffanın vefat tarihi olarak kabul etmiştir.
Boşanma davasına müteveffanın mirasçısı tarafından TMK 181 kapsamında devam edilmiş ve nihayetinde müteveffanın kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Yerel mahkeme kararında, eğer evlilik birliği boşanmayla sonuçlansaydı devri yapılan her iki malın da tasfiyeye dahil edileceğini açıkça kabul etmiş ancak diğer eşin ölümü durumunda bunu kabul etmemiştir, müteveffanın, müvekkilin katılma alacağını azaltmak maksadıyla hareket ettiğinin ispat yükünün tarafımıza düştüğünü kabul etmiştir.
Biz de özetle aşağıdaki hususlar üzerinde durarak istinaf kanun yoluna başvurduk:
-Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre asıl olan; mal rejiminin sona ermesinden kısa süre önce mal varlığını elden çıkaran eşin, diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastının varlığıdır.
-Diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastının olmadığından bahsedilebilmesi için, mal varlığını elden çıkarılmasıyla elde edilen paranın evlilik birliği için (borç ödeme, mutfak masrafı vb.) harcandığının somut belgelerle ispat edilmesi zorunludur.
-Eşler arasındaki mal rejiminin, diğer eş müteveffanın vefat etmesi sebebiyle vefat tarihinde ölümle sona ermesi, vefat öncesi boşanma davası sürecinde yapılan "mal kaçırma amaçlı devirleri" aklamaz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 07/06/2017 tarih ve 2016/7259 e., 2017/8502 k. sayılı ilamını ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 21/11/2018 tarih ve 2016/18541 e., 2018/19005 k. sayılı ilamını istinaf başvurumuzda emsal olarak kullandık.
Başvurumuz sonuçlandığında hala aynı ofiste devam ediyor olursam ve unutmazsam sonuç hakkında bilgilendirme yapacağım.
