Mesajı Okuyun
Old Bugün, 13:30   #3
Yakup SÖĞÜT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan imsel
Kıymetli meslektaşlarım,
2020 yılında, imar planında müvekkile ait arsanın ortasından geçen ve hukuken mevcut görünen; ancak fiilen açılmamış bir yol nedeniyle belediyeye karşı idare mahkemesinde “hukuki el atma” sebebiyle dava açtık.
Mahkeme keşif aşamasında taşınmaz üzerinde inceleme yaptığında, planlanan yolun 90 derece çaprazında, belediye tarafından fiilen açılmış ve halk tarafından yaklaşık 15–20 yıldır kullanılan bir yol bulunduğu tespit edildi. Bu husus bilirkişi raporuna da yansıdı ve taşınmazda “fiili el atma” bulunduğu gerekçesiyle davamız görev yönünden reddedildi. Karar Danıştay tarafından da onandı.
Bu süreç devam ederken, Anayasa Mahkemesi’nin görevli mahkemeye ilişkin verdiği iptal kararı yayımlandı. İptal kararının yürürlüğe giriş süresi dolmak üzere olup, bu konuda yeni bir yasal düzenleme yapılması beklenmektedir.
Öte yandan, müvekkil taşınmaz üzerindeki fiili yolun, zamanında kendileri tarafından ses çıkarılmadığı için halk tarafından kullanılmaya devam ettiğini belirtmiştir. Müvekkil daha sonra söz konusu fiili yolu taş ve toprak dökerek kapatmış olup, yaklaşık 1–1,5 yıldır yol fiilen kapalıdır ve kullanım söz konusu değildir.
Daha önce idareye başvuru yapılmış, talebimiz reddedilmiş; sonrasında idare ile sözlü bazı taahhütler alınmışsa da, bunların yerine getirilmeyeceği ifade edilmiştir.
Bu aşamada yeniden dava açmayı düşünüyoruz.
🔹 Bu durumda yeni davayı idare mahkemesinde mi açmalıyız?
🔹 Anayasa Mahkemesi’nin görev konusundaki iptal kararının yürürlük süresinin dolmasını mı beklemeliyiz?
🔹 Fiili yolun kapatılmış olması, uyuşmazlığı artık yalnızca “hukuki el atma” niteliğine mi dönüştürmüştür?
🔹 Yoksa geçmişteki fiili kullanım nedeniyle adli yargı görevli olmaya devam eder mi?
yani davayı açabilir miyiz açabilirsek hangi mahkeme?
Görüş ve değerlendirmeleriniz için şimdiden Teşekkürler.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra hukuki el atmalarda görevli mahkeme tartışması olsa dahi genel kanaat Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu yönündedir. Bu hususta uygulamaya yönelik Erdoğan Buyurgan'ın kitabını incelemenizi tavsiye ederim. Meslektaşımızın da belirttiği gibi görevsizlik kararının kesinleşmesi sonrasında adli yargının görevli olacağını kabul etmek gerekir.

''Kanaatimizce , Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesi de dikkate alındığında , tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlara ilişkin olarak bundan sonra açılacak bedel ya da tazminat istemli davaların adli yargıda görülmesine herhangi bir engel bulunmamaktadır....''