|
|
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 17.06.2025 T. 2024/3924 E. 2025/3355 K.
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili; müvekkilinin 03.09.1998 tarihinde davalı şirketten biri çatı dubleks olmak üzere iki adet ultra lüks konut satın aldığını, taşınmaz üzerine müvekkili lehine kat irtifakı tesis edildiğini, iki adet konut karşılığı toplam 640.000 USD ödendiğini, taşınmazları en geç anahtar teslimi olarak Ocak 2000 yılında teslim edilmesi konusunda anlaştıklarını, ancak konutların teslim edilmediğini, konutların zamanında teslim edilmemesi nedeniyle kira gelirinden de yoksun kaldığını ileri sürerek, müvekkiline satılan konutların teslim ve aynen ifasına, teslim tarihinden itibaren yoksun kaldığı karın ve uğramış olduğu munzam zararın hesaplanarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 23.06.2009 tarihli açıklama dilekçesiyle taşınmazların teslimine/aynen ifasına, bu mümkün olmazsa satış sözleşmesinin iptaliyle, taşınmazların toplam satış bedeli olan 640.000 Doların satış tarihi itibariyle işleyen reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kira kaybı ve munzam zararın bilirkişi marifetiyle hesaplanmasına ve reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş; davacı 26.7.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile, atiye terk ettikleri taşınmaz haricinde diğer taşınmaz için aynen ifa, bu mümkün değilse satış sözleşmesinin iptali ile ödediği satış bedeli 290.000 USD’nin tahsili, uğradığı kira kaybı ve munzam zarar olarak 103 aylık kira bedeli olan 154.500,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili; ıslah dilekçesiyle, sözleşmenin iptali ile ödenen bedelin iadesi talep edilmesine rağmen Mahkemece, ilgili taşınmazın rayiç bedeline hükmedilmesinin taleple bağlılık ilkesini açıkça ihlal edildiğini, tazminata karar verilse dahi doğrudan 290.000 USD üzerinden karar verilmesi gerektiğini, hükümde belirtilen 340.000,00 TL'nin hem hukuki açıdan karşılığı olmaması hem de zararların giderilmesi bakımından da hakkaniyetsiz olduğunu, zararın dava tarihi esas alınarak hesaplanacağı kabul edilse dahi dava konusu satış bedelinin (290.000 USD), 07.08.2008 tarih itibariyle USD kuru 1.2169 olduğundan, dava tarihi itibariyle taşınmazın değerinin 352.901,00 TL olması nedeniyle, Mahkemenin belirlediği miktarın az olduğunu, yoksun kalınan kira geliriyle ilgili Mahkemece hüküm kurulmadığını, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA
|