Mesajı Okuyun
Old Dün, 13:48   #2
m_argun

 
Varsayılan

1- Gönderilen ilk tebligat 21/2 şerhli çıkmadıysa mernis adresine çıkarılan ilk tebligat geçerlidir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 27.11.2017 T. 2015/18743 E. 2017/8893 K.
Muhataba çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın (davalının) adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanununun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi de nazara alınarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır.

2- Borçlu 7 gün içerisinde takibe itiraz etmediği için takip kesinleşmiştir. Sadece asıl alacağı ödemiş olması borçluyu borcundan kurtarmaz. Zira ferii niteliğinde olan faizini ödememiştir. Şayet takip tutarının tamamını alacaklının hesabına ödememişse bu kere tahliye davası açılamaz.

Yargıtay HG. Hukuk Genel Kurulu 16.03.2021 T. 2017/2340 E. 2021/261 K.
26. O hâlde icra mahkemesince bakiye kira bedeli 1.456,00TL’nin 30 günlük ödeme (ihtar) süresi içinde ödenip ödenmediği üzerinde durularak temerrüdün gerçekleşip gerçeklemediğinin belirlenmesi gerekir.

27. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, borçlu ödeme emrine itiraz etmese bile icra mahkemesinde ödeme emri tebliğinden önceki ödemeleri ileri sürebileceği, icra mahkemesinin ihtarın haklı olup olmadığını inceleyebileceği, bu nedenle ödeme emri tebliğinden önce kira borcunun ödenip ödenmediğinin araştırılması gerektiği gerekçesiyle direnme kararının ilave gerekçeler ile bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

3- İcra mahkemelerinde görülen davalar, genel mahkemelerde derdestlik veya kesin hüküm itirazına neden olmazlar.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 12.11.2019 T. 2019/1420 E. 2019/5086 K.
HMK'nun 114/1-ı maddesine göre, aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmemekte olması bir dava şartıdır. Uygulamada buna derdestlik olmaması şartı denilmektedir. Bu durum aynı türdeki mahkemeler arasında olabilir. İcra hukuk mahkemeleri ise dar yetkili mahkemeler olup, şekli anlamda yargılama yaptıklarından verdikleri kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez ve takip hukukuna ilişkindir. Bu nedenle icra hukuk mahkemesindeki bir dava ile genel yetkili asliye hukuk mahkemesindeki bir dava arasında derdestlik ilişkisi olamayacağından, mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir .