04-02-2026, 23:57
|
#2
|
|
|
Meslektaşım başımıza geldi. Biz de kesinleşmiş vekâlet ücretine yönelik icra takibi yapmıştık bu süreçte. Takip bile kesinleşmişti ancak henüz tahsilat gerçekleşmeden ön ödeme ile düşme kararı aldı sanık/borçlu. Takip dosyasına da düşme kararını sunarak takibin iptalini istedi. Biz de (yeni bir süreç olduğu için) takip dosyasına “düşme kararının kesinleşmiş mahkeme kararından sonra infaz aşamasında gerçekleştiği ve infaza ilişkin olduğu, kesinleşmiş vekâlet ücretine ilişkin geriye dönük kaldırma yapılmadığını “ belirttik ve icra da bizi mantıklı bularak takibin iptalini red yönünde karar verdi. Akabinde borçlu/sanık vekili , düşme kararını veren mahkemeye talep dilekçesi girerek vekâlet ücreti yönünden de hüküm kurmasını istedi. Düşme veren ceza mahkemesi de tam olarak icra dairesine yazmış olduğumuz dilekçe ile aynı mantıkla “düşmenin infaza ve suça ilişkin olduğu, kesinleşmiş vekâlet ücretinin geriye dönük kaldırılamayacağına” karar vererek vekâlet ücreti yönünden yeni bir karar vermeye gerek olmadığını kesinleşmiş ilk karardaki vekâlet ücretinin baki kaldığını belirtmiş oldu. Biz de karşı vekâlete ilişkin icra takibimize devam etmekteyiz .
Ayrıca şunu eklemeyelim, her ne kadar yeni bir durum olduğu için Yargıtay Kararı veya yerleşmiş karar gibi bir örnek olmasa da ; netice itibariyle sanık , kesinleşmiş hükümden sonra ön ödeme yapmış ve beraat etmemiştir. Dolayısıyla dava açılmasında kusurlu hareketiye sebebiyet veren sanık ve ilk aşamada kesinleşmiş suça ilişkin eylemidir. Dolayısıyla ön ödeme ile suçun infazından kurtulmuş olsa da, dava açıldığı ve hatta sonuçlandığı anda haksız olduğu için kendisini avukatla temsil eden müştekşye vekâlet ücreti ödemelidir diye düşünüyorum. - ön ödeme kurumuna ilişkin örnek olay bulamasam da infaz aşamasındaki uyarlama davalarında sanığın lehine sonuçlanmış olsa da kesinleşmiş mahkeme kararındaki yargılama giderleri kusurlu tarafa yükletilir şeklinde onlarca Yargıtay kararı bulunmakta, kıyas yapılabilir-
|