Mesajı Okuyun
Old 30-01-2026, 08:46   #3
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

avukat.exe'nin görüşüne katılıyorum.
Bu görüşe destek olabilecek Yargıtay kararlarına aşağıda yer veriyorum.

YARGITAY 8.HUKUK DAİRESİ, 21.05.2024 T. 2021/11915 E.2024/3543 K.

(...) Kural olarak; orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de, o yerde köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan (seri bazda olmayan) orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır.

Orman kadastrosunun köy ve belde sınırı esas alınmak sureti ile yapılması ilk kez 6831 sayılı Kanun’da değişiklik yapan 1973 tarihinde yürürlüğe giren 1744 sayılı Kanun’da öngörülmüş ve 8 inci maddenin 3 üncü fıkrasında; “orman kadastrosu belde ve köy sınırları esas alınmak sureti ile bu sınırlar dahilinde kalan bütün ormanları kapsayacak şekilde yapılır” hükmü getirilmiştir.

Bu hüküm gözetilmeden seri bazda yapılan orman kadastrosunda, köy ve belde sınırları esas alınıp o yerin içindeki tüm taşınmazlar değerlendirilmediğinden çekişmeli taşınmazların/taşınmazın orman olup olmadığının 4785, 5658 sayılı Kanun’lar ile 05.11.2003 tarihli ve 4999 sayılı Kanun’la ile değişik 6831 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.

Ne var ki; çekişmeli taşınmaz seri bazda yapılan orman kadastrosunda orman hattının sınırında ise veya çalışma tutanaklarında çekişmeli taşınmazdan bahsedilip orman olmadığı yönünde bir inceleme yapılarak orman hattı oluşturulmuş ise; artık bu taşınmaz açısından geçerli bir orman kadastrosunun olduğu ve taşınmazın orman tahdit sınırları dışında kaldığını kabul etmek gerekir.

YARGITAY 20.HUKUK DAİRESİ ,12.12.2019 T. 2019/5319 E. 2019/7462 K.

(...) Kural olarak, orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de; o yerde köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan ve 4785 Sayılı Kanun hükümleri uygulanarak orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaşılacağı,

Zira 3116 Sayılı Kanun'un sadece Devlet ormanlarının kadastrosunun yapılmasını öngördüğü, bu nedenle; seri bazda, herhangi bir belde ya da ilçe sınırı esas alınmadan yapılan orman kadastrosu bulunduğundan, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığının 4785, 5658 Sayılı Kanunlar ile 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Kanunla değişik 6831 Sayılı Kanun'un 7. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, 4785 Sayılı Kanun'un 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların hiçbir işleme lüzum olmaksızın Devletleştirildiği, Devletleştirilen ormanlardan bazılarının sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Kanunla iadeye tâbi tutulduğu ve iade koşullarının kanunda gösterildiği,

Bu nedenle; mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ve fotogrametri yöntemiyle kadastro çalışmalarına altlık olarak düzenlenen kadastro paftasının ilgili yerlerden getirtilip, önceki fen ve orman bilirkişilerine verilerek ek rapor alınmak sureti ile çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanarak taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı kanunlar karşısındaki durumunun saptanması; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesi'nin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.-K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.-K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Kanun'un 14. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli ( renkli fotokopi ) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli tüm taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte aynı haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ek rapor alınması, taşınmazın kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 - 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun belirlenmesi, ayrıca hava fotoğrafı kadastro paftası ile çakıştırılıp stereoskop aletiyle incelenerek, çekişmeli taşınmazın üzerinde neler gözüktüğünü ( ağaçların cinsini, sayısını, yaşını, kapalılık oluşturup oluşturmadıklarını ), klizimetre ile çekişmeli yerin gerçek ve kesin eğimi belirlenmeli, irtibatlı kroki düzenlettirilmeli ve üzerindeki zeytin ağaçlarının dikim suretiyle mi yoksa delicelerden mi aşılanmak suretiyle elde edildiği ve aşı yaşları, menengiçten aşılanan antep fıstığı ağaçlarının aşı ve kök yaşları ile pırnal meşesi ile delicelerin yaşları saptanmalı, 6831 Sayılı Kanun'un 23.09.1983 gün ve 2896 Sayılı Kanun ile değişik 1/ı maddesinde "sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, Özel Kanunu ( ...1939 gün 3573 Sayılı Kanun ) gereğince Devlet Ormanlarından tefrik edilmiş ve imar, ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 gün ve 6777 Sayılı Kanunla tasrih edilen yabani veya aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar orman sayılmaz" hükmünün bulunduğu, davacı 3573 Sayılı Kanun'un 2. ve devamı maddeleri gereğince tahsis edilip imar ve ıslah işlemleri tamamlanarak yetkili makamlarca yapılan temlik işlemine ya da tapuya dayanmadığından taşınmaz üzerinde bulunan ve orman ağacı niteliğindeki delice ağaçlarının aşılanması halinde orman sayılan yerlerde 3402 Sayılı Kanun'un 17. maddesinin uygulanmayacağı, %12'den fazla eğimli delicelerin muhafaza ( koruma ) makisi olduğu, muhafaza makilerinin 5653 Sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değişik 3116 Sayılı Kanun'un 1/e maddesinin istisnasını teşkil ettiği, aynı maddenin son fıkrası gereğince Devlet ormanı olarak kabulü gerekeceği, yine 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Kanun'un 1/J maddesi gereğince toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makiliklerin orman sayılan yerlerden olduğu, bilimsel olarak, eğimin % 12'yi aştığı yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağı, bu nedenle orman sayılan yerlerden olduğunun kabulü gerekeceği gözetilmeli, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin olarak belirlenmeli ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.