Mesajı Okuyun
Old Dün, 00:02   #2
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.batuhankarabicak
Merhaba, cmk dan atandığım dosyada sanık lehine hükmedilen beraat vekalet ücretinin tahsili için icra takibi yoluna başvurdum fakat tahsil edilen cmk görevlendirme ücretini düşerek icra takibi başlatmak gerekiyormuş bunu sonradan öğrendim, bunun düzeltilmesi hangi yolla olur miktarın düzeltilmesi için ilgili icra dairesine nasıl bir dilekçe ile başvurmalıyım? Teşekkürler.


Bu çalışma yararlı olabilir inceleyin. Yanınızı bulursunuz.


İLAMLI İCRA TAKİBİNİN DAYANAĞI VE MADDİ HATANIN TESPİTİ
Beraat Kararı ve İlamlı Takibe Konu Alacağın Doğumu

İlamlı icra takibinin temel dayanağı, ceza yargılaması neticesinde verilen ve kesinleşen beraat hükmüdür. Ceza Muhakemesi Kanunu ve Avukatlık Kanunu uyarınca, kendisini vekil ile temsil ettiren ve hakkında beraat kararı verilen sanık lehine, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup, haksız bir isnatla karşı karşıya kalan ve bu süreçte hukuki yardım alan kişinin mali yükünü hafifletmeyi amaçlamaktadır. Somut olayda, müvekkil hakkında yürütülen ceza davasında beraat kararı verilmiş ve bu karar ile birlikte tarafımız lehine avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmiştir. Söz konusu ilam, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında ilamlı icra takibine konu edilebilir niteliktedir. Alacağın muacceliyeti, beraat hükmünün verilmesi ve ilamın icra edilebilir hale gelmesiyle birlikte doğmuştur.

Ancak, beraat vekalet ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde, alacak kalemlerinin belirlenmesi sırasında teknik bir hususun göz ardı edildiği anlaşılmıştır. Ceza yargılaması sürecinde Baro tarafından CMK kapsamında yapılan görevlendirme, avukata bir ön ödeme niteliğinde "görevlendirme ücreti" sağlanmasını içerir. Bu ücret, nihai beraat vekalet ücretinden farklı bir hukuki rejimle ödenmiş olsa da, bakiye alacağın hesaplanmasında mahsup edilmesi gereken bir kalemdir. Takibe konu edilen miktar belirlenirken, bu mahsup işleminin yapılmamış olması, takibin dayanağı olan ilamın yasal çerçevesi ile takip talebi arasında bir miktar uyumsuzluğu meydana getirmiştir. Bu durum, alacağın varlığını ortadan kaldırmamakla birlikte, takibin hukuki sıhhati açısından düzeltilmesi gereken bir maddi hatayı işaret etmektedir.

Takip Talebinde CMK Görevlendirme Ücretinin Mahsup Edilmemesi

İcra takibi başlatılırken, takip talebinde yer alan asıl alacak miktarı, mahkeme ilamında yer alan maktu tutarın tamamı üzerinden hesaplanmıştır. Oysa ki, avukatın CMK kapsamında görev yaptığı dosyalarda, daha önce Adalet Bakanlığı bütçesinden almış olduğu ücretin, beraat halinde Hazine aleyhine hükmedilen vekalet ücretinden düşülmesi emredici bir kuraldır. Bu kuralın ihlali, mükerrer ödemeye veya haksız zenginleşmeye sebebiyet verebilecek bir durum yaratmaktadır. Takip talebi oluşturulurken yapılan bu eksiklik, Baro tarafından yapılan ödemenin tarih ve miktar bazlı kaydının, takip öncesi hesaplama tablosuna sehven dahil edilmemesinden kaynaklanmıştır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2024/5256 E. - 2025/9840 K. sayılı ve 19.11.2025 tarihli ilamında bu husus açıkça şu şekilde ifade edilmiştir:

“Beraat eden ve müdafii ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm sanığın 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır”

Yargıtay'ın bu kararı, beraat vekalet ücretinin infazı sırasında CMK ücretinin mahsup edilmesinin bir seçenek değil, hukuki bir zorunluluk olduğunu teyit etmektedir. Kararda belirtilen "mahsubu suretiyle uygulanır" ifadesi, icra takibine konu edilecek net miktarın, brüt vekalet ücretinden CMK ödemesinin çıkarılmasıyla elde edilecek tutar olması gerektiğini göstermektedir. Somut olayda, bu mahsup işlemi yapılmadan takibe geçilmesi, takip miktarının yasal sınırların üzerinde kalmasına neden olmuştur. Bu durum, icra dairesi nezdinde yapılacak bir düzeltme işlemi ile ivedilikle giderilmelidir.

Benzer şekilde, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2025/1390 E. - 2025/13909 K. sayılı ve 05.05.2025 tarihli kararında da bu zorunluluk vurgulanmıştır:

“1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/4 üncü maddesinde yer alan 'Beraat eden ve vekil veya müdafii ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm, sanığın 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır' biçimindeki düzenleme dikkate alındığında”

Bu içtihat ışığında, icra takibine konu edilen miktar ile yasal olarak talep edilebilir miktar arasındaki farkın, CMK görevlendirme ücretinden kaynaklandığı sabittir. Takip talebindeki bu fazlalık, ilamın yanlış yorumlanmasından değil, ödeme kayıtlarının hesaba dahil edilmesindeki maddi bir hatadan ileri gelmektedir. Alacaklı olarak bizlerin, bu hatayı fark ettiğimiz anda düzeltme iradesi sergilememiz, hem hukuki güvenliğin tesisi hem de borçlu Hazinenin haklarının korunması açısından elzemdir.

Maddi Hatanın Hukuki Niteliği ve Düzeltme İradesinin Beyanı

İcra takibinde yapılan bu hata, hukuki niteliği itibarıyla bir "maddi hata" olup, takibin esasına veya alacağın varlığına yönelik bir irade sakatlığı değildir. Maddi hatalar, icra takibinin her aşamasında alacaklının talebi veya icra müdürlüğünün denetimi ile düzeltilebilir niteliktedir. Burada yapılan işlem, takipten tamamen feragat etmek değil, takip miktarını yasal ve gerçek sınırlarına çekmek, yani takibi daraltmaktır. Bu düzeltme talebi, dürüstlük kuralı uyarınca alacaklının haksız bir tahsilat yapma niyetinde olmadığını, yalnızca gerçek alacağını tahsil etmek istediğini ortaya koymaktadır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2018/9067 E. - 2018/6964 K. sayılı ve 28.06.2018 tarihli kararında, icra takibindeki hesaplama hatalarının düzeltilmesi prosedürüne dair şu ifadelere yer verilmiştir:

“Alacaklının talebiyle vekalet ücretinin ilama uygun hale getirilmesi, icra takibinin hukuki güncelliğini sağlamış; ... şikayete konu 02.02.2015 tarihli dosya hesabı tarihine göre ve takip dayanağı ilam hakkında verilen Yargıtayın bozma ve düzelterek onama ilamlarına uygun olarak yapılmadığı”

Bu karar, icra dosyasındaki hesaplamaların her zaman takip dayanağı ilamın ve yasal düzenlemelerin nihai haline uygun olması gerektiğini göstermektedir. Bizim somut olaydaki talebimiz de tam olarak bu yöndedir. Takip talebinde yer alan brüt miktarın, AAÜT 14/4 maddesi uyarınca CMK ücreti düşülerek güncellenmesi, takibin "ilama uygun hale getirilmesi" faaliyetidir. Bu işlem yapılmadığı takdirde, borçlu tarafın "fazla talep" nedeniyle şikayet yoluna başvurma riski doğacak ve bu durum yargılama giderleri ile icra inkar tazminatı gibi ek mali yükümlülüklere sebebiyet verebilecektir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/14111 E. - 2015/9548 K. sayılı ve 09.11.2015 tarihli kararında, fazla talep edilen alacakların yarattığı riskler şu şekilde belirtilmiştir:

“Tahsil edilen alacağın ikinci kez takibe koyup davacı borçlunun hesabına bloke koyarak mağdur etmeleri karşısında iyi niyetlerinden de bahsetmek mümkün değildir... davalıların dava açmaya sebebiyet verdiklerinden yargılama masrafı, vekalet ücreti ve %20 icra inkar tazminatı ile davalıların sorumlu tutulması”

Bu içtihat, alacaklının takip miktarındaki hataları düzeltme konusundaki sorumluluğunu ve iyi niyetini vurgulamaktadır. Her ne kadar bizim olayımızda mükerrer bir takip söz konusu olmasa da, CMK ücretinin mahsup edilmeden talep edilmesi, teknik olarak "fazla talep" mahiyetindedir. Bu nedenle, henüz borçlu tarafından bir şikayet yoluna başvurulmadan veya dosya kapak hesabı kesinleşmeden önce tarafımızca sunulan bu düzeltme dilekçesi, olası tazminat risklerini bertaraf etmekte ve takibin hukuki sıhhatini korumaktadır.

Sonuç olarak, icra dairesine sunulan bu beyan ile; Baro tarafından tarafımıza ödenen CMK görevlendirme ücretinin miktarı ve ödeme tarihi belirtilerek, bu tutarın asıl alacak kaleminden tenzil edilmesi talep edilmektedir. Bu düzeltme ile birlikte, işlemiş faiz ve icra vekalet ücreti gibi fer'i alacakların da bu yeni ve düşük miktar üzerinden yeniden hesaplanması gerekmektedir. Bu işlem, Türk Borçlar Kanunu m. 100 ve İcra İflas Kanunu'nun genel ilkeleri uyarınca, borcun gerçek miktarının tespiti amacına hizmet etmektedir. Alacaklı olarak sergilediğimiz bu düzeltme iradesi, yargılamanın dürüstlük ilkesine uygun yürütülmesini sağladığı gibi, icra müdürlüğünün de hatalı bir işlem tesis etmesinin önüne geçmektedir. Takibin bu şekilde daraltılması, alacağın kalan kısmı yönünden tüm hızıyla devam etmesine engel teşkil etmeyecek, aksine takibi itirazlara karşı daha dirençli hale getirecektir.

AAÜT 14/4 VE CMK ÜCRETİNİN MAHSUBU ZORUNLULUĞUNA DAİR HUKUKİ DAYANAKLAR
Beraat vekalet ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerinde, alacak miktarının tespiti yalnızca ilamda yazılı olan tutar üzerinden değil, aynı zamanda bu alacağın doğasına etki eden özel mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılmalıdır. Ceza yargılaması sonucunda beraat eden sanık lehine hükmedilen vekalet ücreti, mülkiyet hakkı kapsamında bir alacak teşkil etse de, bu alacağın hesaplanması ve infazı "tekerrür eden ödemelerin engellenmesi" ilkesine dayanmaktadır. Somut olayda, icra takibine konu edilen beraat vekalet ücretinden, daha önce Baro/Hazine tarafından ödenmiş olan CMK görevlendirme ücretinin mahsup edilmemesi, takibin maddi anlamda hatalı bir müdeabbiye (talep sonucuna) dayanmasına sebebiyet vermiştir. Bu hata, yalnızca bir hesaplama eksikliği değil, doğrudan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) emredici hükümlerine ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırılık teşkil etmektedir. Dolayısıyla, icra takibinin hukuki sıhhatini kazanması ve borçlu kamu idaresinin (Hazine) haksız bir ödeme yüküyle karşı karşıya bırakılmaması için bu mahsup işleminin icra dosyası üzerinden ivedilikle gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca Mahsup Zorunluluğu

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatlık ücretinin belirlenmesinde ve mahkemelerce vekalet ücretine hükmedilmesinde esas alınan temel düzenlemedir. Tarifeye eklenen ve güncel uygulamada titizlikle takip edilen 14/4. madde hükmü, beraat eden sanık lehine hükmedilecek vekalet ücretinin sınırlarını ve hesaplama yöntemini net bir şekilde çizmiştir. İlgili madde hükmü uyarınca; beraat eden ve kendisini müdafi ile temsil ettiren sanık yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi bir kural olmakla birlikte, bu ücretin sanığa CMK kapsamında bir müdafi görevlendirilmiş olması durumunda nasıl uygulanacağı özel olarak düzenlenmiştir. Düzenleme uyarınca, kovuşturma aşaması için Hazineden (veya ilgili Baro aracılığıyla Adalet Bakanlığı ödeneğinden) alınan CMK ücretinin, mahkemece hükmedilen beraat vekalet ücretinden mahsup edilmesi gerekmektedir. Bu mahsup işlemi, bir avukatın aynı hukuki yardım için kamu kaynaklarından iki kez tam ücret almasının önüne geçmeyi amaçlayan, kamu düzenine ilişkin bir kuraldır.

Hukuki yardımın niteliği gereği, CMK müdafiine ödenen ücret, bir tür "ön ödeme" veya "asgari güvence" niteliğindedir. Yargılama sonucunda beraat kararı verilmesiyle birlikte, avukatın hak kazandığı vekalet ücreti AAÜT’deki maktu tutara yükselmektedir. Ancak bu yükselme, daha önce alınan ücretin yok sayılmasını değil, aradaki farkın tamamlanmasını ifade eder. Eğer icra takibinde bu mahsup işlemi gözetilmeden doğrudan ilamdaki maktu tutarın tamamı talep edilirse, alacaklı taraf teknik olarak "tahsil ettiği bir meblağı tekrar talep etmiş" durumuna düşmektedir. Bu durum, icra takibinin dayanağı olan ilamın, maddi hukuk ve tarifedeki emredici hükümlerle birlikte yorumlanması gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. İcra dairesine sunulan bu düzeltme beyanı, aslında takibin dayandığı maddi hukuka uygun hale getirilmesi işlemidir.

Yargıtay İçtihatları Işığında CMK Ödemesinin İlam Vekalet Ücretinden Düşülmesi

Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri, beraat vekalet ücreti ile CMK ücreti arasındaki ilişkiyi "zorunlu mahsup" ilişkisi olarak tanımlamaktadır. Mahkemelerce verilen beraat kararlarında bu mahsup işleminin açıkça belirtilmemiş olması, alacaklıya mahsup edilmemiş tutarın tamamını talep etme hakkı vermez. Aksine, yüksek mahkeme kararları, mahsup yapılmadan kurulan hükümlerin hukuka aykırı olduğunu ve düzeltilmesi gerektiğini defaatle vurgulamıştır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2024/5256 E. - 2025/9840 K. sayılı ve 19.11.2025 tarihli kararında bu husus şu şekilde ifade edilmiştir:

“Beraat eden ve müdafii ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm sanığın 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır... mahkemenin sanık lehine hükmedilen vekalet ücretinden 5271 sayılı Kanun'un gereğince ödenen müdafilik ücreti mahsup edilerek ödeme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi”

Yukarıdaki içtihat, mahsup işleminin ihmal edilmesini bir bozma nedeni olarak kabul etmektedir. Somut olayımızda da, icra takibine konu edilen ilamda bu mahsubun yer almaması veya icra aşamasında alacaklı tarafından re'sen dikkate alınmaması, takibi hukuken sakatlamaktadır. Yargıtay'ın bu yaklaşımı, alacağın gerçek miktarının ancak mahsup sonrasında ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Alacaklının bu noktada takibi daraltarak CMK ücretini düşmesi, aslında olası bir şikayet veya bozma ilamı sonrasında yapılacak zorunlu işlemi şimdiden, kendi rızasıyla gerçekleştirmesi anlamına gelmektedir.

Benzer şekilde, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2024/24437 E. - 2025/18494 K. sayılı ve 23.06.2025 tarihli kararında, mahsup işleminin matematiksel olarak nasıl uygulanması gerektiği somutlaştırılmıştır:

“Sanık kendisini 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafi ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesi uyarınca, beraat eden ve kendisini zorunlu müdafi ile temsil ettiren sanık yararına ödenmesi gereken 29.800,00 TL'den, zorunlu olarak görevlendirilen müdafiiye 'Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin 2024 yılı Tarifesi' uyarınca ödenen 7.050,00 TL'nin mahsubu ile 22.750,00 TL maktu vekâlet ücretinin Hazine'den alınarak sanığa verilmesine”

Bu karar, icra takibinde talep edilmesi gereken "gerçek asıl alacak" miktarının belirlenmesinde kılavuz niteliğindedir. Alacaklı avukat olarak bizim, Baro üzerinden tahsil ettiğimiz (örnekteki gibi) CMK ücretini, takip talebimizdeki brüt vekalet ücretinden düşmemiz, Yargıtay'ın emrettiği bu hesaplama yöntemine uyum sağlamaktır. İcra müdürlüğünün, ilamda yazılı maktu ücretin tamamını "asıl alacak" olarak kabul edip faiz yürütmesi, Borçlar Kanunu ve İcra İflas Kanunu'nun genel ilkelerine aykırıdır; zira alacağın bir kısmı (CMK ücreti kadar olan kısmı) zaten daha önce ödenmiş ve sönmüştür. Sönmüş bir alacak kaleminin icra takibine konu edilmesi, maddi hata niteliğindedir.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi'nin 2023/3738 E. - 2023/4026 K. sayılı ve 09.10.2023 tarihli kararında ise konunun yasal dayanağı ve bütçe ilişkisi şu şekilde detaylandırılmıştır:

“Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelere İlişkin Yönetmeliğin 8/1 maddesi uyarınca Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince baro tarafından görevlendirilen müdafi veya vekile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak hazırlanacak Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife gereğince ödenecek meblâğ Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanır... Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4 maddesi uyarınca hükmolunması gereken vekalet ücretinden, görevlendirilen müdafi nedeniyle Hazine tarafından ödenmesi gereken vekalet ücretinin mahsubuna karar verilmesi gerekliliği şeklinde yorumlanması gerekir.”

Bu içtihat, CMK ödemesinin kaynağının da Hazine (Adalet Bakanlığı) olduğunu vurgulayarak, beraat vekalet ücretini ödeyecek olan taraf ile CMK ücretini ödeyen tarafın aynı (kamu kudreti) olduğunu hatırlatmaktadır. Aynı borçludan, aynı iş için iki kez ödeme talep edilmesi hukuken korunamaz. İcra takibinde yapılan bu düzeltme, alacaklının kendi hatasını fark ederek dürüstlük kuralı çerçevesinde takibi yasal sınırlar içine çekmesidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2018/9067 E. - 2018/6964 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, icra takibinde vekalet ücretinin ilama ve güncel hukuki duruma uygun hale getirilmesi, takibin hukuki güncelliğini ve sıhhatini sağlayan bir işlemdir.

Hazine Zararının Önlenmesi ve Kamu Düzeni İlişkisi

İcra takibinde CMK ücretinin mahsup edilmemesi, yalnızca taraflar arasındaki bir hesap hatası değil, aynı zamanda kamu kaynağının haksız yere aktarılması riskini doğuran bir "Hazine zararı" meselesidir. Devletin mali kaynaklarının, mevzuata aykırı şekilde ve mükerrer ödemelerle eksiltilmesi, kamu düzenini ilgilendiren bir husustur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/4. maddesi, bu zararın oluşmasını engellemek amacıyla getirilmiş emredici bir düzenlemedir. Bu düzenleme, sanık müdafiinin emeğinin karşılığını almasını sağlarken, diğer yandan kamunun aynı hizmet için fazladan ödeme yapmamasını garanti altına almaktadır.

Hukukumuzda "sebepsiz zenginleşme" yasağı, maddi hukukun en temel ilkelerinden biridir. Alacaklının, zaten tahsil etmiş olduğu bir tutarı (CMK ücreti), icra takibi yoluyla borçludan (Hazine) tekrar talep etmesi, sebepsiz zenginleşme teşkil edecektir. Her ne kadar icra takibi bir ilama dayanıyor olsa da, ilamın infazı sırasında maddi hukuktaki bu mahsup zorunluluğunun göz ardı edilmesi, takibin kötü niyetli veya en azından ağır kusurlu olarak nitelendirilmesine yol açabilir. İcra dairesine sunduğumuz bu düzeltme talebiyle, asıl alacak miktarını Baro tarafından ödenen net CMK tutarı kadar azaltarak, takibin sadece "hak edilen bakiye" üzerinden devam etmesini sağlamaktayız. Bu işlem, Türk Borçlar Kanunu m. 100 ve devamı maddelerinde düzenlenen "kısmi ödemelerin mahsubu" mantığıyla da paralellik göstermektedir. Daha önce yapılan ödeme (CMK ücreti), asıl borcun o miktar kadar sönmesine neden olmuştur.

Sonuç olarak, AAÜT 14/4 maddesi uyarınca yapılacak bu mahsup, takibin hukuki temelini sağlamlaştırmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, CMK kapsamında görevlendirilen müdafi lehine beraat vekalet ücreti tayin edilirken, daha önce ödenen zorunlu müdafilik ücretinin mahsup edilmesi bir tercih değil, yasal bir zorunluluktur. İcra dosyasında yapılacak bu güncelleme ile dosya kapak hesabı yeniden yapılacak; böylece hem asıl alacak kaleminde hem de bu kaleme bağlı olarak hesaplanan işlemiş faiz, icra vekalet ücreti ve tahsil harcı gibi fer’i alacaklarda da otomatik bir indirim sağlanacaktır. Bu durum, borçlu idarenin gereksiz icra gideri ve faiz yükü altında kalmasını önlediği gibi, alacaklı tarafın da "haksız kazanç sağlayan" konumuna düşmesini engelleyerek mesleki etik ve dürüstlük kurallarına uygun bir takip süreci yürütülmesini temin etmektedir.

TAHSİLDE TEKERRÜRÜN ÖNLENMESİ VE TAKİP MİKTARININ TEKNİK GÜNCELLENMESİ
Mahsup Edilecek CMK Ödeme Miktarı ve Tarihsel Verileri

İcra takibine konu edilen beraat vekalet ücreti alacağının, yasal mevzuat ve yerleşik içtihatlar ışığında arındırılması gereken ilk kalem, baro tarafından CMK görevlendirmesi kapsamında müdafiye önceden ödenen meblağdır. Bu ödeme, niteliği itibarıyla kamusal bir kaynaktan, savunma hakkının tesisi amacıyla yapılan bir avans ödemesi mahiyetindedir. Beraat ilamının infazı aşamasında, bu meblağın asıl alacaktan düşülmemesi, aynı hukuki hizmet için Hazineden mükerrer ödeme alınması sonucunu doğurur ki bu durum, kamu maliyesinin denetimi ve dürüstlük kuralı açısından kabul edilemez bir eksikliktir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi'nin 2023/3738 E. ve 2023/4026 K. sayılı ilamında bu hususun yasal dayanağı şu şekilde açıklanmıştır:

"Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8/1 maddesi uyarınca Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince baro tarafından görevlendirilen müdafi veya vekile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak hazırlanacak Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife gereğince ödenecek meblâğ Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanır."

İlgili karardan da açıkça anlaşılacağı üzere, CMK ödemesi doğrudan Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmaktadır. Somut olayda, baro üzerinden tarafımıza ödenen net tutarın belirlenmesi ve bu tutarın ödendiği tarihin tespit edilmesi, icra dosyasındaki asıl alacak miktarının teknik olarak güncellenmesi için zorunludur. Zira bu ödeme, borçlu Hazine tarafından alacaklıya (müdafiye) yapılan bir "ön ödeme" niteliğinde olup, icra takibi başlatılmadan önce hukuki varlığını tamamlamıştır. Takip talebinde bu miktarın sehven asıl alacağa dahil edilmesi, maddi gerçeğe aykırı bir takip tablosu oluşturmuştur. Dolayısıyla, icra dairesine sunulan bu düzeltme iradesi, söz konusu tarihsel verilerin dosyaya işlenerek, takibin sadece "henüz ödenmemiş olan bakiye" üzerinden yürütülmesini amaçlamaktadır.

Güncel Asıl Alacak Miktarının Belirlenmesi ve Takibin Daraltılması

İcra takibindeki asıl alacak kaleminin, beraat vekalet ücretinin tamamı üzerinden başlatılmış olması, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) emredici hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir. Takibin hukuken geçerli ve itiraz edilemez bir zemine oturtulabilmesi için asıl alacak miktarının, CMK tarifesi uyarınca alınan ücretin mahsubu neticesinde kalan tutara indirilmesi (daraltılması) gerekmektedir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2024/24437 E. ve 2025/18494 K. sayılı ilamında, bu mahsup işleminin matematiksel yöntemi ve zorunluluğu şu ifadelerle tescil edilmiştir:

"Sanık kendisini 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafi ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesi uyarınca, beraat eden ve kendisini zorunlu müdafi ile temsil ettiren sanık yararına ödenmesi gereken 29.800,00 TL'den, zorunlu olarak görevlendirilen müdafiiye 'Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin 2024 yılı Tarifesi' uyarınca ödenen 7.050,00 TL'nin mahsubu ile 22.750,00 TL maktu vekâlet ücretinin Hazine'den alınarak sanığa verilmesine"

Yargıtay’ın bu yaklaşımı, icra takibine konu edilecek "hak edilmiş alacak" miktarının ancak mahsup işleminden sonra ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Alacaklı tarafından yapılan bu düzeltme talebi, takibin tamamen iptali değil, yasal sınırlara çekilmesi işlemidir. Eğer bu daraltma işlemi gerçekleştirilmezse, borçlu idarenin "tahsilde tekerrür" veya "mükerrer ödeme" iddiasıyla takibe itiraz etmesi kaçınılmaz hale gelecektir. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/14111 E. ve 2015/9548 K. sayılı kararında, zaten tahsil edilmiş veya başka bir kalemle karşılanmış bir alacağın tekrar takibe konu edilmesi sert bir dille eleştirilmiştir. Kararda, alacaklının bu tür bir hatayı sürdürmesi hakkında şu değerlendirme yapılmıştır:

"birinci takipten haberlerinin olmadığını iddia etmeleri hayatın olağan akışına aykırıdır"

Bu içtihat, alacaklının kendi lehine yapılan ödemeleri bilmek ve takip miktarını buna göre belirlemekle yükümlü olduğunu hatırlatmaktadır. Somut olayda, CMK ödemesinin mahsup edilmeden takibe geçilmesi, başlangıçta maddi bir hatadan kaynaklanmış olsa da, bu hatanın fark edildiği anda icra müdürlüğü nezdinde düzeltilmesi, alacaklının kötü niyetli olduğu yönündeki olası iddiaları da bertaraf edecektir. Takibin daraltılması talebi, borçluya gönderilen icra emrindeki "asıl alacak" rakamının, beraat vekalet ücreti ile CMK ücreti arasındaki farka (bakiye alacağa) sabitlenmesi işlemidir. Bu işlem yapıldığı andan itibaren, takibin yasal dayanağı olan ilam, mahsup kuralına uygun bir şekilde infaz edilebilir hale gelecektir.

Faiz ve Diğer Ferilerin Yeni Alacak Kalemi Üzerinden Yeniden Hesaplanması

İcra takibinde asıl alacak miktarında yapılan her türlü değişiklik, bu alacağa bağlı olarak hesaplanan tüm feri kalemleri (işlemiş faiz, icra vekalet ücreti, tahsil harcı ve cezaevi harcı) doğrudan etkilemektedir. Takibin daraltılması ve asıl alacağın CMK mahsubu neticesinde güncellenmesiyle birlikte, takip tarihindeki "asıl alacak" tutarı değiştiği için, bu tutar üzerinden yürütülen faiz işleminin de başlangıçtan itibaren revize edilmesi zorunluluğu doğmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 100. maddesi, kısmi ödemelerin ve mahsupların hesaplama sırasını düzenlerken, icra dosyasındaki bakiye borcun tespitinde hata yapılmamasını emreder. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/29544 E. ve 2016/23273 K. sayılı ilamında, hesaplama hatalarının icra dosyasındaki sonuçları şu şekilde vurgulanmıştır:

"108.461,78 TL takipte kesinleşen alacak, 11.036 TL icra vekalet ücreti, 139.620 TL işlemiş faiz, 6.500 TL masraf ve 10.737 TL tahsil harcının toplamının 236.354,78 TL yerine 287.390,78 TL olarak hesap edildiği"

Görüldüğü üzere, asıl alacak miktarındaki ufak bir sapma dahi, faiz ve harçlar eklendiğinde borçlu aleyhine fahiş bir borç yükü oluşturabilmektedir. CMK ücretinin mahsup edilmemesi durumunda, bu fazla miktar üzerinden de faiz işletilecek ve haksız bir zenginleşme meydana gelecektir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2021/10707 E. ve 2021/10442 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, icra dairesinin gönderdiği muhtıraların veya yaptığı kapak hesaplarının "fazla istem içermesi" şikayet konusudur ve bu yanlışlığın giderilmesi için yeniden hesaplama yapılması şarttır:

"yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması... '4.757.160,16 TL' kısmının silinerek karar metninden çıkartılmasına, yerine '4.753.125,94 TL' ifadesinin yazılmasına"

Bu bağlamda, icra müdürlüğünden talebimiz; asıl alacak miktarının net CMK ödemesi kadar düşürülmesi, bu yeni asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek faizin yeniden hesaplanması ve dosya kapak hesabının bu teknik veriler ışığında güncellenmesidir. Bu güncelleme işlemi, sadece asıl alacağı değil, aynı zamanda alacaklı lehine hükmedilecek olan "icra vekalet ücretini" de etkileyecektir. Zira icra vekalet ücreti, takip tarihindeki haklı alacak miktarı üzerinden nispi olarak hesaplanmaktadır. Mahsup yapılmadan önceki yüksek tutar üzerinden icra vekalet ücreti talep edilmesi, borçlu Hazine'nin gereksiz yargılama gideri ödemesine ve dolayısıyla kamu zararına yol açacaktır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2024/5256 E. ve 2025/9840 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, mahsup işlemi bir "gözetilmesi gereken zorunluluk" olup, icra dosyasında yapılacak bu teknik güncelleme, ilamın ruhuna ve kanunun emredici hükümlerine tam uyum sağlayacaktır. Dosya borcunun bu şekilde netleştirilmesi, takibin ilerleyen aşamalarında borçlu tarafından ileri sürülebilecek hesap hatası şikayetlerinin de önüne geçerek, sürecin hızlı ve hukuki bir şekilde sonlandırılmasına imkan tanıyacaktır.

DÜRÜSTLÜK KURALI GEREĞİ OLASI ŞİKAYET VE TAZMİNAT RİSKLERİNİN BERTARAFI
Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde vücut bulan dürüstlük kuralı, hukuk düzeninin tamamına hakim olan ve hakların kullanımında sınır çizen temel bir ilkedir. Bu ilke uyarınca, her hak sahibi hakkını kullanırken ve borçlu borcunu ifa ederken dürüstlük kurallarına uymakla yükümlüdür; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. İcra takibi süreçlerinde de alacaklı tarafın, gerçekte var olmayan veya yasal düzenlemeler gereği mahsubu zorunlu olan bir miktar üzerinden takibe devam etmesi, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edebileceği gibi borçlu tarafın (somut olayda Hazine) gereksiz yargılama giderlerine ve tazminat yükümlülüklerine maruz kalmasına neden olabilir. Bu nedenle, CMK kapsamında yapılan ödemenin beraat vekalet ücretinden mahsup edilmeden takibe konu edilmesi halinde, bu maddi hatanın alacaklı tarafından proaktif bir irade beyanıyla düzeltilmesi, hem takibin hukuki sıhhatini korumak hem de mesleki etik ve sorumluluk ilkelerini yerine getirmek adına elzemdir.

İcra Takibinin Hukuki Sıhhatinin Korunması ve Mesleki Sorumluluk

Avukatlık mesleği, adaletin tecellisine hizmet eden kamu hizmeti niteliğinde bir meslektir. Avukat, takip ettiği dosyalarda sadece müvekkilinin menfaatlerini değil, aynı zamanda işlemlerin hukuka uygunluğunu ve dürüstlük kuralına riayeti de gözetmek zorundadır. İcra takibinde talep edilen miktarın, dayanak ilam ve yasal mevzuat (AAÜT 14/4) ile uyumlu olması, takibin "hukuki sıhhati" olarak adlandırılır. CMK ücretinin mahsup edilmemesi, teknik anlamda bir "fazla talep" (art niyetli olmasa dahi maddi hata kaynaklı bir haksız talep) oluşturur. Bu durumun sürdürülmesi, alacaklı vekilinin iyi niyetinin sorgulanmasına ve ilerde doğabilecek tazminat sorumluluklarına zemin hazırlar. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/14111 E. ve 2015/9548 K. sayılı ilamında, alacaklının bildiği veya bilmesi gereken bir tahsilatı/mahsubu gözetmeden mükerrer veya fazla talepte bulunması şu şekilde değerlendirilmiştir:

"birinci takipten haberlerinin olmadığını iddia etmeleri hayatın olağan akışına aykırıdır... Tahsil edilen alacağın ikinci kez takibe koyup davacı borçlunun hesabına bloke koyarak mağdur etmeleri karşısında iyi niyetlerinden de bahsetmek mümkün değildir."

Bu içtihat, icra takibinde alacak miktarının yanlış hesaplanması veya mahsup edilmesi gereken kalemlerin göz ardı edilmesinin "iyi niyet" karinesini zedeleyebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Somut olayda, Baro tarafından yapılan CMK ödemesi alacaklı vekilinin bilgisi dahilinde olan bir tahsilattır. Bu tahsilatın AAÜT 14/4 uyarınca mahsup edilmeden takibe devam edilmesi, borçlu Hazine'nin malvarlığında haksız bir azalmaya ve dolayısıyla kamu zararına yol açma potansiyeli taşır. Avukatın, hatasını fark ettiği anda icra müdürlüğüne başvurarak takip talebini daraltması, dürüstlük kuralının bir gereği olduğu kadar, kendisini "kötü niyetli alacaklı" ithamından ve buna bağlı tazminat risklerinden koruyan bir usuli kalkandır.

Borçlu Tarafın İcra Mahkemesi Nezdindeki Şikayet Haklarının Önlenmesi

İcra İflas Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca, icra müdürlüğü işlemlerinin kanuna aykırı olması veya hadiseye uygun bulunmaması durumunda borçlunun şikayet yoluna başvurma hakkı mevcuttur. CMK mahsubu yapılmadan gönderilen bir icra emri veya bu miktar üzerinden yapılan bir kapak hesabı, "ilama aykırılık" ve "fazla istem" nedeniyle şikayete konu edilebilir. Borçlu Hazine vekili tarafından ikame edilecek bir şikayet davasında, mahkemece dosya bilirkişiye gönderilecek ve mahsup işleminin yapılmadığı tespit edildiğinde, fazla talep edilen kısım yönünden takibin iptaline veya düzeltilmesine karar verilecektir. Bu durum, alacaklı tarafın haksız çıkan kısım nispetinde yargılama giderlerine ve karşı vekalet ücretine mahkum edilmesi sonucunu doğurur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2021/10707 E. ve 2021/10442 K. sayılı kararında, icra takibindeki hesaplama hatalarının ve fazla istemlerin şikayet konusu olması durumunda izlenecek yol şöyle belirtilmiştir:

"yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması... '4.757.160,16 TL' kısmının silinerek karar metninden çıkartılmasına, yerine '4.753.125,94 TL' ifadesinin yazılmasına"

Bu karardan da anlaşılacağı üzere, icra mahkemeleri fazla istemleri tespit ettiğinde miktarı düzeltmekle yükümlüdür. Ancak bu düzeltmenin bir dava süreci sonunda yapılması, alacaklı için ciddi bir mali külfet yaratır. Özellikle İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi kıyasen uygulandığında veya genel hükümler dairesinde, haksız ve fazla takip nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı veya kötü niyet tazminatı riskleri gündeme gelebilir. Alacaklı vekilinin, borçlu taraf henüz şikayet yoluna başvurmadan önce "takip talebinin daraltılması" yoluna gitmesi, bu dava masraflarını, karşı vekalet ücretini ve olası tazminatları bertaraf eden en sağlıklı hukuki yöntemdir. Bu irade beyanı, borçlunun elindeki şikayet nedenini ortadan kaldırarak takibi çekişmesiz ve hukuka uygun bir zemine oturtur.

Kısmi Feragat Mahiyetindeki Talebin İcra Dosyasına Usuli Etkisi

İcra takibi başlatıldıktan sonra alacaklının talebinden tamamen veya kısmen vazgeçmesi her zaman mümkündür. CMK ödemesinin asıl alacaktan düşülmesi talebi, usuli niteliği itibarıyla "takibin daraltılması" veya "kısmi feragat" hükmündedir. Bu talep sunulduğunda, icra müdürü dosya hesabını (kapak hesabını) bu yeni miktar üzerinden revize etmek zorundadır. Kısmi feragat, takibin geri kalan kısmının geçerliliğini etkilemez; yalnızca fazla talep edilen tutar ve bu tutara isabet eden fer'iler (faiz, icra vekalet ücreti, tahsil harcı) yönünden takibi sona erdirir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2007/22917 E. ve 2008/995 K. sayılı ilamında, alacaklının takipten kısmen feragat etmesinin usuli sonuçları şu şekilde vurgulanmıştır:

"Alacaklı vekili... vekâlet ücreti hariç alacağın aslından feragat ettiğini bildirmiştir... Alacaklı vekilinin sözü edilen vekâlet ücretini takipten feragat eden müvekkilinden isteme olanağı bulunmaktadır... Belirlenmiş bir icra vekâlet ücreti de bulunmadığından bu devamın hukuka uygunluğu vurgulanmıştır."

Bu içtihat ışığında, alacaklının yaptığı "daraltma" talebi, borcun o kısmının itfa edildiğini veya talep edilmediğini kabul etmek anlamına gelir ve icra dairesini bu doğrultuda işlem yapmaya zorlar. Alacaklı vekili olarak sunduğumuz bu dilekçe ile, CMK ücreti kadar tutarın "tahsil harcı doğurmaksızın" (zira bu bir ödeme değil, yasal mahsup zorunluluğunun yerine getirilmesidir) dosyadan düşülmesi sağlanmalıdır. Böylece, dosyanın nihai aşamasında borçlu tarafından yapılacak bir kapak hesabı itirazının önüne geçilmiş olur. Ayrıca, Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca yapılacak mahsup işlemlerinde, bu tutarın ana borçtan düşülmesiyle birlikte işlemiş faiz yükü de kendiliğinden azalacaktır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2014/701 E. ve 2014/19235 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, borçlunun (veya alacaklının kendi iradesiyle) mahsup talebinde bulunması halinde, bu talebin icra dosyasına yansıtılması bir zorunluluktur:

"borçlu bu hakkından vazgeçerek takas mahsup talebinde bulunduğundan, mahkemece, borçlu DSİ lehine takip konusu ilamda hükmedilen 9.700,00 TL vekalet ücretinin de borçtan mahsubu yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken"

Bu bağlamda, alacaklının kendi hatasını düzelterek mahsup yapılması yönündeki talebi, icra müdürlüğü tarafından re'sen yerine getirilmesi gereken bir işlemdir. Bu işlem yapıldığı takdirde, icra vekalet ücreti de "gerçek alacak miktarı" üzerinden hesaplanacak ve borçlu Hazine'nin fazla vekalet ücreti ödemesinin, dolayısıyla kamu zararının önüne geçilecektir. Sonuç olarak, bu düzeltme talebi sadece teknik bir hesap işlemi değil, aynı zamanda olası bir tazminat davasının ve mesleki sorumluluk iddiasının hukuki dayanaklarını ortadan kaldıran, dürüstlük kuralına tam uyumlu bir usul işlemidir.