Mesajı Okuyun
Old Dün, 15:49   #5
avukathanım0707

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Yücel Kocabaş
İnançlı işlem , inananın bir hakkını belirli süre ve amaçla inanılana geçirmeyi , inanılanın da emir ve talimatlara göre kullanıp amaç gerçekleşince veya süre dolunca bu hakkı tekrar inanana veya inanan tarafından belirlenen kişiye devretmeyi yüklendiği sözleşmelerdir.

Sorulan olayda güdülen amaç; müvekkilin alacaklılarından mal kaçırılması olayıdır. Amaç gerçekleştiğinde yani alacaklıların harekete geçme tehlikesi sona erdiğinde taşınmaz belirlenen kişiye (müvekkile) devir edilecektir.Bu yönden olayda "alacaklılardan malkaçırmak (gizlemek) unsuru vardır ve bu unsurun varlığı davada inanç sözleşmesi hükümleri uygulanmasını gerektirmektedir.

Delil başlangıcı HMK 202/2 m.sinde "...söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir"
HMK.nun 199 m.göre elektronik ortamdaki veriler ve benzeri bilgi taşıyıcıları "belge" olarak nitelendirildiğinden ses kayıtları olayda "delil başlangıcı" olarak kabul edilebilir. Diye düşünüyorum.

Bu durumda miras bırakan ile mevcut malik arasında inanç sözleşmesi olduğunu ileri sürüyorum o halde mirasçı müvekkille mevcut malik değil. Davacı tüm mirasçılar davalı mevcut tapu maliki olacak şekilde ses kaydı ile davaya başlıyorum. Zamanaşımı hususunda da ferağ umudunun yitirildiği tarih olacağından ses kaydı tarihini esas alacağım diye düşünüyorum bu durumda zamanaşıma takılmayız sanırım.