Mesajı Okuyun
Old 02-01-2026, 13:00   #3
lawyer233538

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Engin EKİCİ
Sayın lawyer233538;

Müvekkilinizin durumu hem 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun hem de 5237 sayılı Türk Ceza Kanun kapsamında tipik bir "fikri içtima" değil, "gerçek içtima" kuralları uyarınca iki ayrı suçtan cezalandırılmayı gerektiren bir tablo ortaya koymaktadır.

Bana göre, 6136 sayılı Kanun kapsamında değerlendirmede bulunurken 13/III değil, 13/I'in uygulanması gerekir. 13/III'te düzenlenen indirim, silahın sadece ev veya işyerinde bulundurulması durumu için öngörülmüştür. Oysaki müvekkiliniz silahı balkona çıkarmış ve ateş etmiştir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, silahın evden dışarıya (balkon, bahçe dahil) çıkarılarak ateş edilmesi, "bulundurma" sınırlarını aşan ve "taşıma" iradesini ortaya koyan bir eylemdir.

Özetle, silahın balkonda ateşlenmesi eylemi, suçun niteliğini "bulundurma"dan "taşıma"ya dönüştürür. Bu nedenle sevk maddesi 13/I olacaktır.

Genel güvenliğin kasten tehlikeye atılması suçu değindiğiniz üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi gereğince seri yargılama usulüne tâbidir. Buna göre; 7571 sayılı Kanun/11. Yargı Paketi, suçun işlendiği 19.12.2025 tarihinde yürürlükte olmadığından, müvekkiliniz lehine olan eski alt sınır (6 ay - 3 yıl) uygulanacaktır.

Tutukluluk durumuna gelince; her ne kadar katalog suçlardan değil ise de, balistik inceleme sonucunda bahse konu silahın başka suçlarda da kullanılmış olması olasılığına binaen tedbiren tutuklama gerçekleştiği kanaatindeyim. İnceleme tamamlanır tamamlanmaz şüphelinin serbest bırakılması gerekir.

Bu doğrultuda cumhuriyet savcılığına, inceleme süreci sona erdiğinde müvekkilinizin, yatarı da olmayan anılan suçtan derhal tahliye edilmesi gerektiği hususunu vurgulayan ve balistik inceleme raporunun bir an önce tamamlanmasını, sürecin hızlandırılmasını talep ettiğiniz dilekçe sunmanızda yarar olduğu kanaatindeyim.

Saygılarımla




Meslektaşım, değerli yanıtlarınız için çok teşekkür ederim. Sizce seri muhakemenin soruşturma aşamasında kabul edilmesi stratejik olarak ne kadar isabetlidir? Zira belirttiğim üzere müvekkilin adli sicil kaydı bulunmamakta ve samimi ikrarda bulunarak isnat edilen fiili kabul etmektedir.
Ancak soruşturma evresinde seri muhakemenin kabul edilmesi hâlinde, adli sicile “genel kamu güvenliğine karşı suç” kapsamında kayıt düşülmesi ve bu kaydın daha sonra Asliye Ceza Mahkemesinde görülecek ruhsatsız silah dosyasında görülmesi durumunda, mahkemenin verilecek cezayı alt sınırdan uzaklaştırma ihtimali doğmaz mı?
Saygılarımla