|
|
|
|
|
|
Zincirleme nitelikte tek bir trafik kazasında 5 araç yer alıyor. Kaza tek bir tutanak ve tek bir olay örgüsünden oluşmakta. İlk araç bir araca çarpıyor, durmayıp diğerine çarpıyor; çarpılan araç savrulup başka araca çarpıyor ve bu şekilde zincir devam ediyor.
STK kusur dağılımını tüm kazayı bir bütün kabul ederek şu şekilde yapmış:
İlk çarpan araç: %75 kusurlu
Ara zincirdeki bir araç: %25 kusurlu
Diğer üç araç: kusursuz
Benim aracımın zararının ve değer kaybının %25'lik kısmı, STK raporunda %25 kusurlu bulunan araç tarafından karşılandı. Kalan %75'lik kısım için ise kusur oranı %75 olan aracın sigortasına dava açtım.
Ancak karşı taraf sigortası cevap dilekçesinde, dosyadaki ekspertiz raporuna dayanarak şu iddiada bulundu:
Ekspertiz raporunda, benim aracıma çarpan (STK açısından %25 kusurlu olan) aracın, “benim aracıma yönelik olarak %100 kusurlu” olduğu belirtilmiş. Bu nedenle “…her ne kadar bu kazada %100 kusurlu olsam da davacının zararından sorumlu değilim” şeklinde bir savunma yapmışlar.
Yani ekspertiz raporundaki “sana karşı %100” ibaresini esas alıp, STK’nın belirlediği genel kusur dağılımını yok sayıyorlar.
Benim değerlendirmem şu şekilde:
Bu olay tek kazadır, zincirleme niteliktedir, illiyet bağı bölünemez. STK bu nedenle kazayı bütün olarak değerlendirip %75–%25 oranlarını vermiştir. Ekspertiz raporundaki “iki araç arasındaki temas bakımından %100 kusur” değerlendirmesi ise dar kapsamlıdır ve kazanın bütünüyle ilgili hukuki kusur tespiti değildir.
Dolayısıyla tarafların sorumluluğu zincirleme kazalarda Yargıtay uygulamalarına göre müteselsil niteliktedir. Ben de zararın %25’lik kısmı karşılandıktan sonra kalan %75 için doğru tarafa yönelmiş oldum.
Meslektaşlara sormak istediğim husus şu:
�� Bu durumda, zincirleme kazanın tek bir illiyet bağı oluşturduğu kabul edilerek STK'nın belirlediği %75–%25 genel kusur dağılımı mı esas alınmalıdır, yoksa ekspertiz raporundaki “iki araç arasındaki dar çerçevede %100 kusur” ibaresi ayrı bir kazaymış gibi değerlendirilip sorumluluk buna göre mi belirlenmelidir?
�� Bu olayda müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanması gerektiği ve zararın kusur oranına göre %75’lik kısmının ilk çarpan aracın sigortasından talep edilmesinin hukuken doğru çözüm olduğu kanaatine katılır mısınız?
|
|
 |
|
 |
|
Merhaba,
Sorunuzu okurken, konuyu somutlaştırmak için aklıma gelen bir benzetmeyi paylaşmak istedim:
Diyelim ki A, bir kambiyo senedi (örneğin bono) düzenliyor ve bunu alacaklı B'ye veriyor. B ise senedi ciro ederek size (C) devrediyor. Vade geldiğinde senet ödenmiyor; siz alacağınızın %25'ini B'den tahsil ediyorsunuz ve kalan %75'ini A'dan talep ediyorsunuz.
A, size şöyle diyebilir mi: "Ben seninle doğrudan muhatap değilim; senedi B'den aldın, o halde zararın tamamını B'den alman gerekir"?
Hukuken, A'nın bu savunması geçersizdir. Kambiyo hukukunda (TTK Md. 651 vd.), cirantalar ve asıl borçlu müteselsilen sorumludur;
B öderse, o da A'ya rücu eder. Benzer şekilde, sizin zincirleme kaza olayınızda da "zinciri başlatan" asıl kusurlu (ilk araç) "Ben sana çarpmadım, ara araç sana çarptı; git ondan al" diyemez. STK'nın bütüncül kusur dağılımı (%75-%25) esas alınmalı; müteselsil sorumluluk gereği, %75'lik talebinizin hukuka uygun olduğunu düşünüyorum.