23-11-2025, 18:44
|
#2
|
|
|
İkrardan söz edilebilmesi için, sizin bir vakıa ileriye sürmeniz ve karşı tarafın da bu vakıayı kabul etmesi gerekir. Sorulan olayda olduğu gibi karşı tarafın Asliye Hukukta kendi açtığı ve görevsizlik ile 1.Ticaret Mahkesinde görülen davada ileriye sürdüğü bedelsizlik iddiası yine kendi açtığı 2. Ticaret Mahkesinde görülen davada ikrar olarak değerlendirilemez.
"(...) 6100 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinde taraflar veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıaların çekişmeli olmaktan çıkacağı ve ispatının gerekmediği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır.
22. Öğretideki tanımlamalara göre ise, ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir.
İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar." Hukuk Genel Kurulu 09.10.2024 T. 2023/953 E. , 2024/504 K.
|