|
10 yıllık serbest avukatlık tecrübesinin bana gösterdiği kadarıyla söyleyebilirim ki, en azından İstanbul şartlarında teknik hukuk bilgisi işin %30-40'ını oluşturuyor. Sosyal yetenekler, özellikle de iş ağı oluşturma becerisi tüm serbest mesleklerde olduğu üzere bizim mesleğimizde de işin bel kemiği aslında, en azından güçlü bir başlangıç için bu lazım, ve ne yazık ki öğrenilmesi en zor şey. Ben zor öğrendim en azından. İşi düzgün yürütmek ve takip etmek yeterli değil. Müvekkili de doğru şekilde takip etmek, ilişkiyi (elbette seviyeyi koruyarak) iyi tutmak.
Doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişilerle bağlantı kurabilen avukat, serbest çalışma yolundaki en önemli aşamayı kat ediyor. Bu bahsettiğim şey torpil, nepotizm vs. gibi bir şey değil, güçlü bir iş ağı kurmak. Çevremde kendi işini kurup büyütmeyi başarmış neredeyse tüm meslektaşlar iş ağları sayesinde bunu başardı, zira hukuk mesleklerinde herhangi bir davanın sonucunu almak maalesef ülkemiz şartlarında ortalama 5 yıllık bir süre istiyor. Dolayısıyla, "işi yapayım, sonucunda güven kazanayım" yaklaşımı bizim meslekte kısa vadede geçerli bir yaklaşım değil. Müvekkile daha işin en başında o güvenin verilmesi lazım, sattığımız şey aslında güven çünkü. Teknik hukuk bilgisi bunun bir parçası, ama tümü değil.
Diyeceğim o ki, serbest çalışan bir avukatın öğrenmesi gereken en önemli şey, aslında fakültede öğretilmeyen kısım. Stajın da önemi burada ortaya çıkıyor, çünkü bahsettiğim şey ders alarak, kanun ya da içtihat okuyarak değil, usta-çırak ilişkisi çerçevesinde öğrenilmesi gereken bir şey.
|