Mesajı Okuyun
Old 29-12-2010, 20:20   #2
halit pamuk

 
Varsayılan

Sevk irsaliyesi dava konusu akaryakıtın teslim edilmiş olduğunu içeriyorsa, imzası bulunan kişi davalının çalışanı olduğu tespit edilmişse ve imzayı da inkar etmemişse, sevk irsaliyesi ile malın teslim edilmiş olduğunun kanıtlanmış olduğunun kabulü gerekir, diye düşünüyorum...

T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi

Esas : 2003/3276
Karar : 2003/7525
Tarih : 01.01.2003


Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.

Davacı, davalıya yem ve un sattığını, düzenlediği fatura bedelinin ödenmediğini giriştiği icra takibine itiraz edildiğinden davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Davalı, borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

K A R A R

Mahkemece, faturadaki emtianın sevk irsaliyesi ile teslim edildiği, tanıkların davacıyı doğruladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı icra takibinde iki adet faturaya dayanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen fatura tek başına alacağın varlığını göstermez. Fatura konusu miktarın istenebilmesi için faturaya ve satıma konu malın alıcısına teslim edilmesi gereklidir. Faturanın davacının ticari defterinde kayıtlı bulunması da sonucu değiştirmez. Davacı gerek icra takibinde ve gerekse fatura konusu malın davalıya teslim edildiğine dair sevk irsaliyesi düzenlendiğini ve davalı tarafça imzalandığını iddia etmemiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunda "faturalardaki imtianın sevk irsaliyeleri ile teslim edildiğinin anlaşıldığı" belirtilmiş ise de, bilirkişinin bu tesbitini doğrulayacak her hangi bir belge dosyaya ibraz edilmemiştir. Kaldı ki davacı tarafda 15.5.2002 tarihli dilekçesinde alacağını kesin delillerle ispat edemediğini kabul etmekte, ancak, bu durumun adaleti tecellisine engel olmaması gerektiğini ifade etmektedir. Bu itibarla bilirkişi raporunun bu haliyle hüküm kurmaya yeterli olduğu kabul edilemez. Davalıda tüm aşamalarda malın kendisine teslim edildiğine dair bir beyanda bulunmamıştır. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, davalı tarafça açıkça muvafakat edilmediği için olayda tanık dinlenemez ve tanık beyanları esas alınarak hükümde kurulamaz. Mahkemece, davacı taraftan fatura konusu malın davalıya teslim edildiğini gösterir sevk irsaliyesi veya yazılı belgesi olup olmadığı sorulmalı, var ise ibrazı istenmeli, davalıdan bu belgeye ve imzaya karşı beyanı alınmalı, fatura konusu malların davalıya teslim edildiği ispatlanırsa dava kabul edilmeli, aksi durumda, yani davacının davalıya dava konusu malları teslim ettiğini yazılı belgeyle ispatlayamaması halinde davanın reddine karar verilmelidir. Değinilen bu yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 9.6.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.