Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS'de Yapılan Dil Yanlışları(Somut Örneklerle)

Yanıt
Old 26-12-2006, 12:30   #1
mehmetseyrek

 
Varsayılan THS'de Yapılan Dil Yanlışları(Somut Örneklerle)

Sitede Behiç Aşçı’nın ölüm orucuna ilişkin yazılanları okurken dikkatimin dağıldığını, Türkçe ve yazım yanlışları üzerinde yoğunlaştığımı ayrımsadım.Bunları orada mı değerlendirsem yoksa Türkçe alanına mı taşısam diye ikilemde kaldım.Doğru yeri nasıl olsa site yöneticileri bulur diye düşündüm ve Türkçe bölümüne göndermeye karar verdim.
Saptadığım yanlışlıklar yazılma sırasına göre şöyle:

Alıntı:
“Bir avukat ancak hukuki bilgisi ile avukattır. Eğer bir avukat, savunma aracı olarak avukat olmayanların da kullanabileceği yollara tevessül ediyorsa artık mesleki faaliyetten söz edilemez. Ölüm orucu mesleki bir seçim olamaz . Ve tabii böyle bir eylemde meslektaş dayanışmasından da söz edilmez. Bu artık O’nun kişisel seçimi olarak kabul edilmelidir..”

Ve bağlacıyla bağlı olan iki tümcenin arasına nokta koymaya gerek yoktur.Ya noktayı ya da ve bağlacını kaldırmak gerekir.İkisinden biri fazladır.

Burada O sözcüğü Behiç Aşçı’nın değil “bir avukat” sözünün yerine kullanılmış olan kişi adılıdır.O’yu büyük yazmak gerekmez.Virgülle ayırmaya da gerek yoktur.Kaldı ki Behiç Aşçı’nın yerine kullanılmış olsaydı da durum değişmezdi.

Alıntı:
“Hak arama mücadelesinde ki ölüm orucunun anayasal bir zemini yoktur, bu olayın kanuni boyutudur.”

Mücadelesindeki bitişik yazılmalı; yokturdan sonra noktalı virgül, bu’dan sonra da virgül konmalıydı.

Alıntı:
“Avukat Behiç AŞÇI'nın tutumu ile devletin maaşı az geliyor diye rüşvet yiyen memurdan farkı nedir? İkisinin mücedele paydası eşittir, ikiside amaç için yanlış yol tercih etmektedir. Memur maaşın azlığından dolayı rüşvet yerine, sendika hakkını, dilekçe hakkını vd. haklarını kullanarak aktifini artırma yoluna gitmelidir...”

Mücedele=>mücadele
İkiside=>ikisi de
Rüşvet yerine=> rüşvet almak yerine

Alıntı:
“bir avukatın böyle bir fiile tenezzürüne ne hacet!”

Tenezzür=>tenezzül

Alıntı:
“Geçenlerde kesin kazanacağım ve haklı bulduğum bir dava karar tashihindende alyehime
sonuçla döndü, ne yapayım şimdi müvekkilim haklı diye yargıtay binasının önünde soyunarak çıplak sov mu yapayım...”
…tashihinden de aleyhime sonuçla döndü.Ne yapayım müvekkilim haklı diye Yargıtay……..


Alıntı:
“Cezaevi koşulları önceki yıllara göre iyi olduğu tartışmasızdır ancak kesinlikle yetersizdir, mahkumu rahat ettirmek değil………….”
Koşulları=>koşullarının

Alıntı:
“İlk soruya (turist mi) cevabımıda müsadenizle kendimden örnekle vereyim, yıllar önce bendenizde cezaevinde(tutukevi) bulundum, statü olarak mı yada başka bir nedendir bilmiyorum ama diğerlerine göre bizlere çok iyi bakıyorlardı, inanın o zamanlar dışarda yemediğim yemeği içerde yiyordum, çamaşırlarım günlük temizleniyordu ve 20 kişilik koğuşlarda yatıyordum, televizyon….”

Cevabımı da
Bendeniz de
Ya da
Alıntı:
“Dışardan bakılınca tam konforlu 5 yıldızlı tatil gibi görünüyor ama dışardan bakılınca öyleydi…..”

5 yıldızlı tatil=>beş yıldızlı otel

Alıntı:
“Sayın Av.Behiç Aşçı'nın açlık grevi yapmasını, bir memurun rüşvet yemesiyle eşdeğerde tutmakta ve ne fark demektesiniz...”
ne fark demektesiniz=>ne fark var demektesiniz

Alıntı:
“Sayın Aşçı ise, sağ kalacaksa muhtemelen korsakoff gibi illet hastalıklara yakalanacak ve ömrünün kalan bölümünde kötü bir kazanıma(sağlık bakımından)sahip olacaktır.”


Kötü bir sağlık kazanımı deyişi belki dilbilgisi bakımından yanlış değil gibi görünmekteyse de kazanılan şeylerin genellikle olumlu şeyler olduğu, olumsuz şeylerin kazanılmasından söz edilemeyeceğini düşünüyorum.Buna göre:”İki bin liralık bir borç kazandım” denebilir mi?

Alıntı:
“1991 Yılındaki o ana kadar en büyük katılımın olduğu Buca Cezaevindeki açlık grevini (sanırım 55 inci gündü) bitirilmesine katkı koyan 2 avukattan birisiydim.”
Grevini=>grevinin

Alıntı:
“Açıkçası rüşvet alan memurla, ölüm orucuna giren avukatla kıyas yapılmayacağını daha cümlelerimi yazarken düşündüm hatta sildim ama tekrar yazdım nedendir bilmiyorum ama aklıma ilk ve tek gelen benzetme bu oldu, tabi bu durum mazeret değil, hal açıklamasıdır, ben teşbihte hata olmaz diyerek benzetmemi açıklayım; “
memurla=>memurun
yazdım.Nedendir
oldu.Tabii
açıklamasıdır.Ben
teşbihte hata olmaz=> teşbihte hata olur.Hele kötü bir benzetme ise.Sözün aslı söylenişi budur ama aslı burada kullanıldığı gibi değildir.Teşbihte hata olmaz.Olmamalıdır.Teşbihte hata yapmamak gerekir.Hatalı teşbihler yapıp bu sözün arkasına sığınmak doğru değildir.Zamanla yaygın bir yanlış anlamlandırma olsa da sözün aslına bağlı kalınmalı teşbihte hata yapmamalıdır.Çünkü teşbihte hata olmaz.

Alıntı:
“Ancak mesajım özünün hala arkasındayım, hala ölüm orucu gibi aciz davranışın bir avukata yakışmayacağını düşünüyorum…”
mesajım=>mesajımın


Alıntı:
“Herne kadar arkadaşımız dışarıdakilerin durumunu dile getirerek bu durumun bir nevi çarpıklığını dile getirmiş ise de…”
Herne kadar=> Her ne kadar
Alıntı:
“Sonuçta cezaevlerine suçu günahı olmayan adamları atmıyorlar, ama doğu'da ve güney doğu'da her gün suçu günahı olmayan askerler ölüyor. Suçu günahı olan adamların savunuculuğunu değil bunların savunmasının yapılması gerekir.”
Bu cümlenin tümüne katılmıyorum.Ancak, suçu olanların cezaevine atıldıkları konusunu tartışma dışı bırakalım da günahın burada ne işi var.Diyelim suçu olanları cezaevine attık.Doğrudur.Peki günahı olanları niye cezaevine atıyoruz ki? Bir tartışmaya katılırken bu denli özensiz ve savruk düşünceler ileri sürmek doğru mu?


Ama benim kanımca da bu, uygun bir davranış değildir.

Alıntı:
“türkiye kanunları ve hukuk düzeni içinde sonuç alınamadıysa;

avrupa insan hakları mahkemesine gideceksin”
Türkiye
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Alıntı:
“Kaybedilen her davayı ölüm orucuyla protesto etmeyi bir hassasiyet olarak değerlendiriyorsanız şayet,bu ülkede temyiz gibi vs hukuk yollarına başvuran avukatlara; müvekillerine ve mesleklerine gereken özeni göstermiyor demiş olursunuz.Ki hukukta hassasiyet ölüm orucuna katılmak veya desteklemekte değil hukuku yerli yerinde kullanabilmektir.Öyleki ölüm orucu ile protesto etmek içinde hukuk okuyup yorulmaya da hiç gerek yoktu...”



gibi vs=> ikisi de aynı anlamda olduğu için yalnızca birini kullanmak yeterli olacaktır.
Desteklemekte=>desteklemek
Öyleki=>öyle ki
İçinde=>için de
Da => fazlalık olarak kalıyor:kaldırılmalı.

Bu sözü yazmak zorunda kaldığım için çok üzgünüm.Ancak yazmadan edemedim.Tümce bitince sonuna nokta konur ve noktadan sonra büyük harfle başlanır.En çok korktuğum bunu yapanın bir avukat olması.Umarım değildir.

Alıntı:
“Forumda Behiç Aşçı'nın eylemi ile ilgili yazılıp çizilenler arasında, konunun özünde herkes hemfikir olmasına karşı, eylemin türü konusunda, dahası bu eylemi yapanın bir hukukçu oluşu karşısında duraksama da değil,
net karşı tavırlar sözkonusu.”

Herkes hemfikir olmasına karşı=>herkesin hemfikir olmasına karşın
Sözkonusu=>söz konusu

Alıntı:
“Cezaevine düşen kişi bazen devlet politikası olarak, bazende cezaevi yetkililerinin kendi inisiyatifi sonucu anasından doğduğuna pişman edilir.”

Bazende=>bazen de

Alıntı:
“Sayın Av.Ömer Kavili dışındaki tüm yorumlara üç aşağı beş yukarı bende katılıyorum, bir hukukçunun ölüm orucuna girmesi yapabileceği ……”
bende=>ben de
Alıntı:
“Av.Armağan Konyalı'nın başlatmış olduğu tartışmayla ilgili olarakta son derece yerinde görüyorum ve söylediklerine katılıyorum..”

olarakta=>olarak da

Alıntı:
“Bir gün F tipi bir yerde çocuğunuz olduğunda BEHİÇ'i hatırlayacakmısınız?
Şimdi kulağınız tıkalı, o gün tıkaçlarını açmasını isteyecekmisiniz birilerinden?
Şimdi gözünüz bantlı, o gün : gözünüzü açın, görün diye bağıracakmısınız?
Akşam 3 çeşit doyururken karnınızı BEHİÇ'i ve F tiplerini düşünecekmisiniz?
Bir gün erk olmadığınızda, orada olmayacağınızın garantisini aldınızmı?”
hatırlayacak mısınız?
isteyecek misiniz?
bağıracak mısınız?
düşünecek misiniz?
aldınız mı?

Daha fazla sürdürmek olasıydı.Sürdüremedim.Yoruldum.Zaten epeyce uzun bir yazı oldu.Yararlı olması dileğiyle……
Av. MEHMET SEYREK
Old 27-12-2006, 17:31   #2
UborMetenga

 
Varsayılan

Sayın Mehmet Seyrek;
Çabanızı tebrik ediyorum. Aşağıya alıntıladığım bölümde altı çizili cümleye katılmadığımı belirtmek istiyorum. Bence Behiç Aşçı'dan bahsediliyorsa, özel isim yerine kullanılan zamir olduğundan, "o" büyük harfle yazılmalı ve eki kesme işareti ile ayrılmalıdır.
Saygılarımla...
Alıntı:
Yazan mehmetseyrek

“Bir avukat ancak hukuki bilgisi ile avukattır. Eğer bir avukat, savunma aracı olarak avukat olmayanların da kullanabileceği yollara tevessül ediyorsa artık mesleki faaliyetten söz edilemez. Ölüm orucu mesleki bir seçim olamaz . Ve tabii böyle bir eylemde meslektaş dayanışmasından da söz edilmez. Bu artık O’nun kişisel seçimi olarak kabul edilmelidir..”
...

Burada O sözcüğü Behiç Aşçı’nın değil “bir avukat” sözünün yerine kullanılmış olan kişi adılıdır.O’yu büyük yazmak gerekmez.Virgülle ayırmaya da gerek yoktur.Kaldı ki Behiç Aşçı’nın yerine kullanılmış olsaydı da durum değişmezdi.


Old 27-12-2006, 21:30   #3
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Sayın Av.Mehmet Seyrek,

Bu gözle bakınca, yazılanları okumak işkence halini alıyor değil mi? Üniversiteye hazırlık sonrası, özellikle de dilbilgisi, imla kuralları ve anlam bozukluklarını hatmettikten sonra, bende de aynı olmuş; daha önce zevkle okuduğum bir çok metni okumak için daha fazla* çaba göstermek zorunda kalmıştım. Cümleyi okuyunca, sırıtan aykırılığı hazmedemeyip, içimden doğrusunu tekrarlayarak, öyle devam ettiğim çok olmuştur.

Size kolay gelsin.

Saygılarımla.

Haşiye:Çalışmanız, belirli bir foruma özel etüd olarak mı kalacak? Yoksa talep halinde, üyeye özgü yazımları da etüd eder misiniz?

*Sayın Ayşegül Kanat'ın değerli katkı/uyarısıyla ve dahi "vardır bir bildiği" diye düşünülerek; metinde yer alan "artı" sözcüğü, "daha fazla" şeklinde değiştirilmiştir. Teşekkür ve sevgilerimle.
Old 28-12-2006, 00:11   #4
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan

Sayın Jeanne D'Arc'ın adımı yazmasıyla ben de burada yerimi almış oldum.

“Hak arama mücadelesinde ki ölüm orucunun anayasal bir zemini yoktur, bu olayın kanuni boyutudur.”

Eğer yazısından alıntı yapılan arkadaşımız "mücadelesinde" sözcüğünden sonra virgül kullanmış olsaydı yanlış olmayacaktı."Mücadelesindeki" şeklini kullanmak istediyse Sayın Seyrek uyarısında haklıdır.

Bu sayfayı okuyan arkadaşlara, öğrencilerime de öğrettiğim bir kolaylığı aktarmak istiyorum:

"Ki" sözcüğünü kullanmayı düşündüğünüz sözcükleri "ler-lar" takısı ekleyerek okuyun. Sözcük bu söylemi taşıyorsa birleşik, taşımıyorsa ayrı yazılmalıdır.

Örnek:

Evdekiler uyuyor.

Evde, ki orada kimse uyumaz, sabaha kadar otururlardı.

Saygılar
Old 28-12-2006, 08:49   #5
mehmetseyrek

 
Varsayılan

Sayın Jeanne D'arc,
Dil sorunlarıyla ilgilenmek hepimiz için önemli bir iş olmalı.Benimkisi hoşlanarak yaptığım bir iş.Çok uzun olmamak kaydıyla her türlü bilgi paylaşımını beklentisiz yapabileceğimi söylemek isterim.Gördüğünüz gibi sürdürmek olasıyken bir yere geldi, yoruldum ve bıraktım.Haydi doğrusunu söyleyeyim: sıkıldım.O nedenle çok uzun çalışmalar yapamam.Yine de yanıtım olumlu.Esenlikler dileğiyle.
Av. Mehmet Seyrek

Sonsöz:Sayın Jeanne D'arc,
Sizin genç biri olduğunuzu düşünüyorum.Nereden buluyorsunuz "haşiye"gibi sözleri.Yazması da zor; söylemesi de.Etüd için de aynı şeyi düşünüyorum.Hiçbir yabancı dile ayrıcalık tanımak istemem.Bağışlayın.Kimi kez kendimi tutamıyorum.Hele de karşımda dil konusunda duyarlı biri varsa.

.........................
www.blogcu.com/mehmetseyrek
Old 28-12-2006, 20:23   #6
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Sayın mehmetseyrek,

Sıkıntı ve yorgunluğunuz geçtiğinde, bu foruma devam etmek isterseniz eğer; iletilerimi, denek olarak araştırmanıza sunuyorum.

"Haşiye'nin" Türkçe olduğunu ve "etüd'ün de" artık Türkçe'leştiğini düşünüyorum ama eleştirilere de açığım.

Saygılarımla.
Old 29-12-2006, 08:52   #7
mehmetseyrek

 
Varsayılan

Sayın UborMetenga,
"Bence Behiç Aşçı'dan bahsediliyorsa, özel isim yerine kullanılan zamir olduğundan, "o" büyük harfle yazılmalı ve eki kesme işareti ile ayrılmalıdır." diyorsunuz.
Bu savınızı neye dayandırdığınızı bilmiyorum.Sizin kişisel düşünceniz mi? Yoksa kural böyledir mi demek istiyorsunuz.Eğer öyle ise bu savınızı örneklerle kanıtlamanız gerekirdi."Müddei iddiasını ispatla mükelleftir."
Ben savımı kanıtlamak için rastgele seçtiğim kitaplardan aşağıdaki alıntıları yazıyorum.Örnekleri çoğaltmak elbette olası.Sizin savınızı destekleyen bir kanıta şu kısacık zaman dilimi içinde ne yazık ki rastlayamadım.
Örnekler:

"Hacer Ana evin ilk kadınıydı.Hafız onu beş yıl kullandıktan sonra kısırlığı su götürmez bir gerçek olarak ortaya çıkınca Cennet Ana ile evlenmişti.Dört yıl da onun doğurmasını beklemişti boşuna.Hacer Ana gibi o da kısırdı."
Kerkenez, roman, Cengiz Tuncer (üçüncü baskı)

"Soysal, herşeyden önce bağımsız düşünebilen bir kişilik.Cumhuriyetçi,Kemalist bir yurtsever..........
Bu derleme kitabı, onun ve onun gibilerin ne yaptığını anlatıyor."
Eyvah Mümtaz Hoca Geliyor, derleme, Akhan H. Çamurdan

"Ah, şu yılan gibi Motril Deresi'ni hep anımsayacağım!Hiçbir şeye benzetemiyor insan onu."
İnsanların Dünyası, roman Antoine de Saint-Exupery, çeviren Nuriye Yiğitler

"Mustafa Kemal İstanbul sahnesini bırakmıştır, o bir oyuncu değildir, o doğrudan doğruya yapıcı ve yaratıcıdır, o karşı olan adamdır."
Devrimcinin Takvimi, Ceyhun Atıf Kansu

"Belki böylece, Mustafa Kemal'in arkadaşlarına bir ümit ışığı tutularak, onların ona başkaldırmaları özendirilmek isteniyordu."
Ana Çizgileriyle Türkiye'nin Yakın Tarihi 2. cilt,Prof. Dr. Sina Akşin

"Reşit Paşa düşündüğü reformları İngiltere Başbakanı Palmerston'la kararlaştırıyor.Lord ona sıkı tenbihte bulunuyor."
Batıcılık,Ulusçuluk ve Toplumsal Devrimler, Niyazi Berkes

"Balzac, kendisini hiç benimsemediği bir yazmanlık işine değil bambaşka hülyalara vermişti.Yaşamının bu döneminde onu anlayan tek insan kızkardeşi Laure'du."
Tours Papazı, Honore de Balzac, çeviren mebrure Alevok

Esenlikler dileğiyle
MEHMET SEYREK
--------------------------
www.blogcu.com/mehmetseyrek
Old 29-12-2006, 09:12   #8
mehmetseyrek

 
Varsayılan

Sayın Jeanne D'arc,
Genel olarak tartışmaları sürdürmek gibi bir yapım yaktur.Hele de aynı şeyleri yineleyerek bir tartışmayı sürdürmek en korktuğum şeydir.
Yine de 'haşiye' ve 'etüd' sözcüklerini kullanmadan da derdimi anlatabiliyorsam bu sözcüklere başvurmaya gerek yoktur diye düşündüğümü belirtmekten kendimi alamadım.
Ne var ki siz: " bu sözcükler TÜrkçe'de kullanma alanı bulduysa ben de kullanabilirim" düşüncesindesiniz anlaşılan.
Ben epeyce önce burada bu tartışmaya katılmıştım.Ancak kimileri "İnsan yaratılırken dili de yaratılmıştır." diye tartışmaya katılınca tartışmayı orada kesmiştim.Çünkü bu bir düşünce değil bir inançtı.İnançlar ise tartışma götürmezdi.Bu nedenle orada noktaladığım tartışmaya yeniden dönmek istemem.Ancak size söyleyebileceğim: Belleğinizi bir yoklayın.Aynı düşünceyi bir başka Türkçe sözcük, deyim, deyiş,anlatış biçimiyle açıklayabiliyorsanız onu yeğleyin.Yoksa elbette zorunlu olaraktelevizyon sözcüğünü kullanacaksınız.Ne var ki artık kompüter diyen kimse kalmadı.Bilgisayar diyoruz.Bu Türkçe'nin başarısıdır.
Bu konuya yeniden dönmeyecektim.Kendimi tutamadım.
Esenlikler Dileğiyle....
MEHMET SEYREK
---------------
www.blogcu.com/mehmetseyrek
Old 29-12-2006, 13:09   #9
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Sayın mehmetseyrek,

"Haşiye"nin karşılığı olarak, aklıma sadece "dipnot" gelmişti. Ancak tam karşılığı olarak düşünmediğimden, daha açık ifadeyle; bu sözün, daha çok alıntı yapılan bilimsel eserler ile ilgili olarak aklımda yer etmişliği nedeniyle, kullanmak istemedim. Tabii bu tavırda, "haşiye" sözcüğünü Türkçe olarak addetmem gibi genel bir kabulün de etkisi var. "Haşiye" en az "müddei" kadar Türkçe bence. "Etüd" sözcüğü ile ilgili olarak ise; gerçekten tam karşılığı ve daha Türkçe bir kelime aklıma gelmedi ne yazık ki! Gelseydi haşiyeye nazaran etüde biraz daha titizlenir ve mukabilini kullanırdım.

Amacı; bizatihi tartışmak değil de, doğruya ulaşmak veya ortak bir payda bulmak olan her tartışmayı faydalı bulduğum sonsözüyle!

Saygılarımla.
Old 29-12-2006, 13:18   #10
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Sayın mehmetseyrek,

Bu foruma ve çalışma grubuna katkı noktasındaki hakkınızı teslim ile; bir yanlışı düzeltmek adına verdiğiniz örneklere de teşekkür ediyorum.

Örneklerden birindeki ifade, her ne kadar sizin cümleniz değil ve edebi bir eserde kullanılması dolayısıyla, bu şekildeki itirazım ne derece haklı görülür ya da "böylesi bir itiraza gerek var mı" şeklinde, belki mukabil itirazlara sebebiyet verecek olsa da; belirtmeden ve/veya tepki vermeden geçemeyeceğim: Bu ifadenin ikinci cümlesi hiç de kabul edilebilir ve şık değil!

Saygılarımla.

Alıntı:
"Hacer Ana evin ilk kadınıydı.Hafız onu beş yıl kullandıktan sonra kısırlığı su götürmez bir gerçek olarak ortaya çıkınca Cennet Ana ile evlenmişti.Dört yıl da onun doğurmasını beklemişti boşuna.Hacer Ana gibi o da kısırdı."
Kerkenez, roman, Cengiz Tuncer (üçüncü baskı)
Old 29-12-2006, 19:14   #11
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Sayın Dil Savcısı Mehmet Seyrek

Böyle bir konuyu başlattığınız için teşekkür ederim.Aslında itiraf edeyim ki mesaja tepki geleceğini sanıyordum. Neyse ki gelmedi...O zaman bu eleştirilerin devamını da bekliyoruz sizden.

Ancak eleştirirken bazı hususlara dikkat çekmek istiyorum. Bazen tuş(Daktilo) hatası nedeniyle hepimiz hatalı kelime yazabiliyoruz. Dilekçelerimizde özen gösterip bu hataları yapmıyoruz belki ama üyelerimizden aynı özeni göstermelerini bekleyemeyiz.

Amacımız mümkün olduğunca hataları asgariye indirmektir.

Önce eleştirdiğiniz bana ait cümlelerden başlayayım.Ama bana "kıyak" çekmişsiniz gibi hissettim.

Alıntı:
3- İkisinin mücadele paydası eşit değildir. Rüşvetçi memur gününü kurtarmayı mücadele bayrağı olarak kendisine seçmiştir, yakalanmazsa ömrünün kalan bölümünü haksız kazanımlarıyla gül gibi geçirecektir. Sayın Aşçı ise, sağ kalacaksa muhtemelen korsakoff gibi illet hastalıklara yakalanacak ve ömrünün kalan bölümünde kötü bir kazanıma(sağlık bakımından)sahip olacaktır.

Cümlenin forumdaki aslı bu şekildedir.Sizin aldığınız kısmı parargafın ikinci cümlesi olup, birinci cümle ile bağlantılıdır. Ancak şunu kabul ediyorum, ironi yaptığım belli olsun diye "kazanıma(!)" şeklinde olmalıydı. Uyarı için teşekkür ederim.

Alıntı:
ne fark demektesiniz
cümlesinde de "var" kelimesinin eksikliği tamamen acele ile yazmaktan kaynaklanmaktadır.Dil hatası değildir bence...

Alıntı:
Grevini=>grevinin

Burada da dil hatasından söz edilemez. Çünkü tuş hatasıdır.

Ancak çalışma grubunda da ifade ettiğim gibi; ben de kendi imlamı beğenmemekteyim. Eski mesajlarıma(Bugünkü olabilir) baktığımda, çok fazla devrik cümle, kelime hatası bulmaktayım. Neyse ki siz bulamamışsınız.

Bu mesaj uzun olmasın diye, diğer alıntılara ilişkin bir şey yazmayacağım.

Ancak şunu tekrar belirteyim; başlatmış olduğunuz bu foruma devam etmeliyiz. Yanlış kullandığımız kelimeleri, ilgili başlıkta yazıyoruz zaten. Ancak yanlış kullandığımız deyim veya cümleleri de bu başlıkta toplayabiliriz.Örneğin bugün şöyle bir cümleye rastladım "Müvekkil lehine açtığımız davada" şeklinde... Müvekkil aleyhine dava açılamayacağına göre cümledeki "lehine" kelimesi yerine "adına"olsa daha iyi olmaz mı?

Sahi siz bizim gruba neden üye olmadınız bakayım.

Saygılarımla
Old 10-01-2007, 12:11   #12
mehmetseyrek

 
Varsayılan

Sevgili Jeanne d'Arc,
Eğer sizi rahatsız etmiyorsam ya da "haydaaa , bu adam da bana taktı" gibi bir saplantınız olmazsa eğer, adınızda küçük bir değişiklik önereceğim.Nedenini bulmak da size düşecek.
Şimdiye dek Jeanne D'arc olarak yazdığınız adınızı Jeanne d'Arc olarak değiştirmenizi öneriyorum.
Başkalarını ilgilendirmediği için özel iletiyle gönderiyorum.
Esenlikler Dileğiyle.
Av. MEHMET SEYREK

SONSÖZiğer eleştirilerimi ve düşüncelerimi herkese açık olan alana yazacağım.Zamanım olursa elbette.

En son söz:Üzülerek gördüm ki, size özel ileti göndermek tarafınızca engellenmiş.Silmeye kıyamadım.Nasıl olsa siz okuduktan sonra silmenin bir yolunu bulursunuz.Hoşçakalın.
Old 10-01-2007, 12:37   #13
aeyesilkaya

 
Varsayılan

Sayın Ergin,

"Amacımız mümkün olduğunca hataları asgariye indirmektir." mi?

"Amacımız, hataları mümkün olduğunca asgariye indirmektir." mi?

Saygılar...
Old 10-01-2007, 12:57   #14
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan aeyesilkaya
Sayın Ergin,

"Amacımız mümkün olduğunca hataları asgariye indirmektir." mi?

"Amacımız, hataları mümkün olduğunca asgariye indirmektir." mi?

Saygılar...

Bana sorulmadı ama katılmadan edemeyeceğim.

Alıntı yapılan cümle (tümce sözcüğünü sevmiyorum) "Amacımız hataları, olabildiğince. en aza indirmektir" olsa daha iyi olmaz mıydı? Ne dersiniz?
Old 10-01-2007, 13:31   #15
aeyesilkaya

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Ayşegül Kanat
Bana sorulmadı ama katılmadan edemeyeceğim.

Alıntı yapılan cümle (tümce sözcüğünü sevmiyorum) "Amacımız hataları, olabildiğince. en aza indirmektir" olsa daha iyi olmaz mıydı? Ne dersiniz?

"Amacımız, hatâları olabildiğince ez aza indirmektir." sanırım en güzeli...

Saygılar...
Old 10-01-2007, 13:40   #16
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan aeyesilkaya
"Amacımız, hatâları olabildiğince ez aza indirmektir." sanırım en güzeli...

Saygılar...

Buradaki "olabildiğince" sözcüğünün yanlarındaki virgüller, daha önceleri kullanılan tirelerdir. Virgülü teke indirmek farklı bir şey. Sizin yazdığınız cümlede virgül kullanılmasa da anlam değişmez.

Amacımız hataları -olabildiğince- en aza indirmek.

Amacımız hataları, olabildiğince, en aza indirmek.
Old 10-01-2007, 13:45   #17
aeyesilkaya

 
Varsayılan

"Örneklerden birindeki ifade, her ne kadar sizin cümleniz değil ve edebi bir eserde kullanılması dolayısıyla, bu şekildeki itirazım ne derece haklı görülür ya da "böylesi bir itiraza gerek var mı" şeklinde, belki mukabil itirazlara sebebiyet verecek olsa da; belirtmeden ve/veya tepki vermeden geçemeyeceğim: Bu ifadenin ikinci cümlesi hiç de kabul edilebilir ve şık değil!"

Sayın Jeanne Darc,

Lütfen bağışlayın; ama, yukarıdaki uzun sayılabilecek cümlenizden bir şey anlayamadım.
Old 10-01-2007, 18:05   #18
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan aeyesilkaya
Sayın Ergin,

"Amacımız mümkün olduğunca hataları asgariye indirmektir." mi?

"Amacımız, hataları mümkün olduğunca asgariye indirmektir." mi?

Saygılar...

Alıntı:
Ancak çalışma grubunda da ifade ettiğim gibi; ben de kendi imlamı beğenmemekteyim. Eski mesajlarıma(Bugünkü olabilir) baktığımda, çok fazla devrik cümle, kelime hatası bulmaktayım. Neyse ki siz bulamamışsınız.

Sayın aeyeşilkaya siz bulmuşsunuz.

Teşekkür ederim.

Saygılarımla
Old 11-01-2007, 11:42   #19
mehmetseyrek

 
Varsayılan

Sayın Jeanne d'Arc,
Verdiğim örneklerden birindeki düşünceye karşı çıkışınızı anlayışla karşılıyorum.Ancak ne benim ne de Yazar Cengiz Tuncer'in böyle bir düşünceden yana olması söz konusu bile olamaz.Gelelim gerekçelere:
Ben, o anda en yakınımda olan kitaplardan hemen bazı örnekler vermek için bu yolu seçtim.O düşüncelere katılmam söz konusu olamaz.Diğer örrnekler için de aynı şeyi söyleyebilirim.Amacım dilbilgisi bakımından en iyi örnekleri sunmaktı.
Yazar Cengiz Tuncer'e gelince:Yazın dünyamızın dağeri yeterince bilinmemiş yazarlarındandır.Toplumcu-gerçekçi yazınımızın öncülerinden olan yazar yapıtlarında topluma bir ayna tutmaya çalışır.Bu karşı çıktığınız sözler 1940'lı yılların toplum yapısını ve düşünce dizgesini yansıtır.(Hoş şimdi de çok şey değişti sayılmaz ya, neyse)
Yazarın kendisine ilişkin düşünceler ve değer yargıları değildir.
Kerkenez ve Hacizli Toprak adlı kitapların yeni baskılarının olduğunu sanmıyorum.Belki eski kitapçılarda bulabilirsiniz.Bulursanız, her iki kitabı da okumanızı öneririm.Dediğim gibi, Cengiz Tuncer, Yazınımızda değeri bilinmemiş önemli yazarlarımızdandır.
Fazla mı 'öğretici'oldu.Olsun.
Esenlikler dileğiyle...
Old 12-01-2007, 01:03   #20
mutlakadalet

 
Varsayılan

Alıntı:
Dolayısıyla elini arka cebine götüren adamın silah kullanmasını karşı adam bekleyebilir.

Dolayısıyla elini arka cebine götüren adamın silah kullanmasını karşıdaki adam bekleyebilir.
Old 12-01-2007, 15:44   #21
mehmetseyrek

 
Varsayılan

Sevgili Ayşegül Kanat,
İnceliğinize nasıl teşekkür etsem bilmiyorum.Bunun bir dikkatsizlik sonucu olduğu belli.Orada bir 'ne' unutulmuş.Onu ekliyorum.Doğrusu şöyle olmalıydı."Ancak ne benim ne de Cengiz Tuncer'in böyle bir düşünceden yana olması söz konusu bile olamaz."
Sırası gelmişken şu 'ne...... ne' konusuna değinelim.Bilindiği gibi 'ne.... ne..... ' den sonra eylem olumludur.Örnek:
--Böyle bir olaya ne ben ne de bir başkası tanık oldu.
--Söylediğiniz kenti ne gördüm ne de duydum.

Yukarıdaki örneklere bakacak olursak eylemlerin olumlu olması doğal.Peki benim yazımdaki eylemin olumsuz olmasına ne demeli?
Tümce 'söz konusudur' diye bitse sorun yok.Peki, 'söz konusu bile' demek istesem-ki derdimi iyi anlatabilmem için bu gerekli gibi geliyor- olmaz demek zorundayım.
Yıllar önce bu konuda bir yazı okumuş hatta kesip saklamıştım.Ne var ki şimdi onu bulmam olanaksız.Ne.... ne...'nin (istisnaları)kuraldışıları-ayrıksıları-nın neler olduğu konusundaydı yazı.Her neyse.Siz ne dersiniz Ayşegül Hanım?Kuşkusuz diğerleri de.
Esenlikler
MEHMET SEYREK
Old 12-01-2007, 16:57   #22
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan

Sayın Seyrek, sorunuzun açıklaması benim açımdan biraz zor çünkü dilbilimci değilim.

Şiar Yalçın'ın "Doğru Türkçe" adlı eserini açtım ve oraya baktım:

(....) hemen hemen bütün Batı dillerinde olumsuzluk bağlacından - aslında "ne" bir edat değil, bağlaçtır- sonra gelen fiil olumlu olarak tasrif edilir: ne Ahmet, ne Mehmet geldi;böyle bir şeyi ne gördüm,ne işittim. Çünkü iki olumsuz bir araya gelirse, tıpkı matematikte
"-x- = +" olduğu gibi bir olumluluk ortaya çıkar:Ne yemek yemedim, ne de uyku uyumadım" dersem, hem yemek yediğim, hem de uyku uyuduğum anlaşılır.

...."ne" olumsuzluk bağlaçlarına rağmen, eğer fiil bunun hemen sonrasında yer almıyorsa ( "iki gündür ne bir lokma ekmek yedim, ne bir damla uyku uyudum")ve cümle geçen haftaki yazımda olduğu gibi, biraz uzunsa, fiili olumsuz olarak kullanmak bana Türkçenin selikasına uygun geldi.

(....) diğer bütün hallerde ise fiil bağlaçlardan ne kadar uzak ve cümle ne kadar uzun olursa olsun, fiilin mutlaka olumlu olması gerekirmiş.

Yine Şiar Yalçın "devrik cümlelerde fiil olumsuzluk bağlacından önce gelirse olumsuz olarak" kullanıldığını söylüyor. Örneğin "Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol" mısraında olduğu gibi.

Bu bilgiler ışığında kurduğunuz cümlenin doğruluğu ortaya çıkıyor. Çünkü cümleniz çok uzundu.

Sayın Seyrek kitabı bulamazsanız (ki gazetelerde yayımlanan yazılarını toplamış orada) iki ayrı yerde işlediği bu konunun, fotokopisini çektirip, size yollayabilirim. Saygılar.

DOĞRU TÜRKÇE, YALÇIN Şiar, Metis Yayınları,Ocak 1998
Old 12-01-2007, 20:39   #23
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Dolayısıyla elini arka cebine götüren adamın silah kullanmasını karşı adam bekleyebilir.


Alıntı:
Dolayısıyla elini arka cebine götüren adamın silah kullanmasını karşıdaki adam bekleyebilir.

Dolayısıyla, elini arka cebine götüren adamın silahlı olabileceğini ve silahını kullanabileceğini karşıdaki adam bekleyebilir.


Saygılarımla
Old 12-01-2007, 22:16   #24
Ayşegül Kanat

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gemici
Dolayısıyla, elini arka cebine götüren adamın silahlı olabileceğini ve silahını kullanabileceğini karşıdaki adam bekleyebilir.


Saygılarımla

Bir örnek de benden olsun:

Elini arka cebine götürmesi silahlı olabileceğini düşündürür ve karşıdaki adamın hızlı davranması beklenebilir.
Old 13-01-2007, 07:59   #25
aeyesilkaya

 
Varsayılan

"Ancak ne benim ne de Cengiz Tuncer'in böyle bir düşünceden yana olması söz konusu bile olamaz."

yerine;

"Ancak benim de, Cengiz Tuncer'in de böyle bir düşünceden yana olduğumuz söz konusu bile edilemez."
desek, sorun çözümlenmiş olmuyor mu?

Saygılar...
Old 16-01-2007, 15:12   #26
mehmetseyrek

 
Varsayılan

Sayın aeyesilkaya,
Elbette kurduğunuz tümce çok güzel.Ben de böyle
söylesem sorun kalmazdı.Hatta bu düşünce en az yirmi -belki de fazla-tümce ile anlatılabilir.Ancak bir de biçem (uslup) var.Sizi başkalarından ayıran.Aynı düşünceyi biri şöyle anlatırken sizin başka türlü anlattığınız ve adına uslup dediğimiz konuyu gözden uzak tutamayız.
Zaten benim özellikle üstüne gittiğim konu tümcenin nasıl yazılırsa daha doğru olduğu değildi.Ne.... ne konusunu özellikle açtım.Tartışılmasını istediğim şey 'ne.....ne......' kuralını anımsatmak ve ayrıca bu kuralın ayrıksıları var mıdır; yok mudur? Bu konuyu tartışmaya açmaktı.Yine de bir biçimde tartışmaya katılmanız sevindirici.Bu nedenle size teşekkür ediyorum.Benzeri dil sorunlarını tartışmak dileğiyle.
Esenlikler

NOTil konusunda aklımıza takılanları burada tartışmaya açabilirsek çok mutlu olurum.
Old 17-01-2007, 11:26   #27
aeyesilkaya

 
Varsayılan

Sayın mehmetseyrek,

Bir yanıtınızda çok yorulduğunuzu, sıkıldığınızı, artık uğraşmak istemediğinizi yazmıştınız. Hangisiydi şimdi anımsamıyorum, aramadım da. O nedenle, tartışma yaratmayacak değişik biçimde söylemeyi yeğ tuttum. Doğaldır ki, aynı tümce değişik biçimlerde de söylenebilir.

Ancak, "Benim biçemim/uslûbum bu." diyerek yaptığımız yanlışlıkları da savunamayız. Yanlışlık yapmak başka şey, biçem/uslûp başka şey...

İnanıyorum işin ayırdındasınızdır; Türkçe'yi doğru yazma, doğru anlatım üzerine yazılan metinlerde olağandan fazla yanlışlıklar var.

Gerçekten de, üstesinden gelinecek gibi değil...

Diğer yandan, metinlerde gözlediğim klavye kullanım yanlışlıkları da gözardı edilemeyecek kadar çok.

Harfler, noktalama işaretlerinin üstüne bindiriliyor genellikle. Oysa, her noktalama işaretinden sonra, yazıya devam etmezden önce, bir aralık bırakmak gerekir.

Metne kolay okunurluk ve anlaşılırlık sağlaması yanında, daha güzel bir görünüm de kazandıran bir kural bu.

... geldi.Sonra...; ... geldi. Sonra...; ... alternatif (seçenek) budur. ... alternatif(seçenek) budur.

Yukarıda verdiğim üç örnek sanırım durumu açıkça gösteriyor.

Saygılar.
Old 23-01-2007, 02:19   #28
mutlakadalet

 
Varsayılan

Alıntı:

Sizlerde olmasanız bizim gibi basma kalıp, avrupa ile aynı düşünceye sahip, aksine yeşil ışık yakmayan insanlar yüzünden hukuk ve felsefe gelişmeyecek(?)

Sizler de olmasanız; bizim gibi, basmakalıp, avrupa ile aynı düşünceye sahip, kendi düşüncesinin aksine düşüncelere yeşil ışık yakmayan insanlar yüzünden hukuk ve felsefe gelişmeyecek.(?)
Old 24-01-2007, 15:07   #29
mehmetseyrek

 
Varsayılan

Alıntı:





Sizlerde olmasanız bizim gibi basma kalıp, avrupa ile aynı düşünceye sahip, aksine yeşil ışık yakmayan insanlar yüzünden hukuk ve felsefe gelişmeyecek(?)




Sizler de olmasanız; bizim gibi, basmakalıp, avrupa ile aynı düşünceye sahip, kendi düşüncesinin aksine düşüncelere yeşil ışık yakmayan insanlar yüzünden hukuk ve felsefe gelişmeyecek.(?)

Avrupa sözcüğünün küçük harfle yazılacağı konusunda ısrarlı mısınız?
Ayrıca burada 'bizim gibi insanlar' söz grubunu niteleyen sözler(önadlar) şunlar:
1.basmakalıp
2Avrupa ile aynı düşünceye sahip
3.kendi düşüncesinin aksine düşüncelere yeşil ışık yakmayan

Basmakalıptan sonra virgül konduğuna göre basmakalıp insanlardan söz edilmektedir.Kanımca bu doğru değildir.Basmakalıp, insanlar için değil;düşünceler için kullanılabilen bir (sıfat)önaddır.Basmakalıp insan olmaz ama basmakalıp düşünce olur.

'Avrupa ile aynı düşünceye sahip' sözü hakkında bir yorum yapabilmek için yazının bütününü görmek gerekir diye düşünüyorum.Yoksa burada bir ironi mi söz konusu.

Basmakalıp düşünce ile Avrupa ile aynı düşünceye sahip olmak çelişkisini başka türlü nasıl açıklayabilirim.

Yeri gelmişken şu soru işareti konusuna da değinmk isterim.Genel kural belli.Soru tümcelerinin sonuna soru işareti konur.Ancak biçimsel olarak soru tümcesi olduğu halde anlam olarak soru tümcesi olmayan tümceler_ ki yukarıdaki tümcem böyle bir tümcedir- soru işareti gerektirmez.Bu nedenle soru işareti değil nokta koymuş bulunmaktayım.
Evet şimdi kaldığım yerden sürdürebilirim.
(?) nin ne olduğunu çıkartamadım.Yazının bütününü görsem belki bir yorum yapabilirdim ama bu konudaki yorumumu "âtiye" bırakıyorum.

Herkese güzel günler.
MEHMET SEYREK
Old 24-01-2007, 15:25   #30
mutlakadalet

 
Varsayılan

Daha doğru tahliller yapabilmeniz için gerekli olan bilgileri vereyim.

Alıntı:

'Avrupa ile aynı düşünceye sahip' sözü hakkında bir yorum yapabilmek için yazının bütününü görmek gerekir diye düşünüyorum.Yoksa burada bir ironi mi söz konusu.

Evet, burada bir ironi söz konusu.

Alıntı:

(?) nin ne olduğunu çıkartamadım.Yazının bütününü görsem belki bir yorum yapabilirdim ama bu konudaki yorumumu "âtiye" bırakıyorum.


Soru işaretinin cümlenin sonunda (?) biçiminde yer alması, ironiyi yansıtma isteğinin göstergesidir. Burada benim tereddütüm, soru işareti mi yoksa ünlem işareti mi olmalıdır, hususudur. Cümlenin sonunda (!) ya da (?) hangisinin doğru kullanım olduğu ya da bu iki işaretin de kullanılmaması gerektiği konusunda bilginiz var ise, paylaşırsanız sevinirim.

Son olarak;
Alıntı:
Avrupa sözcüğünün küçük harfle yazılacağı konusunda ısrarlı mısınız?

Hatırladığım kadarıyla bu tarz isimlerin büyük yazılabilmesi için coğrafi anlamda kullanılması gerekir. Örneğin; "avrupada sıcaklıkların düşmesi bekleniyor." cümlesinde yanlış bir yazım vardır. avrupa yerine Avrupa olmalıdır. Bununla birlikte yukarıda yer alan ve tahlil etmeye çalıştığımız cümledeki "avrupa kelimesinin kullanımı", coğrafi anlam dışında kullanılmıştır.

Söz konusu cümleye ilişkin olarak öğrenmek istediğiniz başka hususlar olursa, bildiriniz lütfen. Alıntıladığım cümleyi tam olarak doğru yazamadığımı biliyordum; ancak yazabileceğimin en iyisi olduğundan, buraya bu şekilde yansıttım. Söz konusu cümlenin anlamını sekteye uğratmadan, doğru bir şekilde yazabilirseniz, beni de bilgilendirmiş olacaksınız. Teşekkürler.

Saygılarımla
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Sebepsiz zenginleşme davası ve somut örnek üzerinden ispat sorunu Av.Bülent Özkan Meslektaşların Soruları 20 13-07-2013 15:11
Hukukta Dil Yanlışları Av. Adil Giray ÇELİK Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu 18 24-10-2009 08:26
Tapuda Ölmüş Kimse Adına Sahte Kimlikle Yapılan Satışlar Ve Sahtekarlıkla Yapılan Kaz terazinin kefesi Meslektaşların Soruları 2 26-08-2006 18:09
Somut Olarak Kredi Kartları Konusu! muratozsa Meslektaşların Soruları 0 20-03-2003 15:27


THS Sunucusu bu sayfayı 0,22111893 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.