Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Değerlendirme 12- Davaların Birleştirilmesi- İsticvap- Islah

Yanıt
Old 14-01-2013, 09:00   #1
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan Değerlendirme 12- Davaların Birleştirilmesi- İsticvap- Islah

DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ


----- Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.(HMK.m.166/1)

------- Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava ile Sulh Hukuk Mahkemesindeki dava birleştirilebilir mi?
Aynı düzey ve aynı sıfattaki mahkemelerden kasıt, her iki davanın da görüldüğü mahkemenin, kendi aralarında, asliye hukuk mahkemeleri, veya sulh hukuk mahkemeleri yahut iş mahkemeleri veyahut aile mahkemeleri olmalarıdır. Aynı düzeyde ve sıfatta olan mahkemelerin birleştirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülen davayla sulh hukuk mahkemelerinde görülen dava birleştirilemez. (Yılmaz- Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi. Sh. 933)


------ Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (HMK.m.166/2)

* Böyle bir durumda, HUMK, birleştirme talebinin ilk itiraz olarak sürülebileceğine ilişkin düzenleme yerine davanın her aşamasında yapılabilecek bir talebe dönüştürülmüştür.


----- Davaların ayrı yargı çevresindeki başka mahkemelerde açılmış olması halinde, Davacı da birleştirme talep edebilir mi?

Davaların başka mahkemelerde açılmış olması halinde, ikinci davadaki davalı davaların birleştirilmesini istemezse, artık bu iki davanın birleştirilmesi söz konusu değildir. ( Kuru- Arslan- Yılmaz- Medeni Usul Hukuku DERS Kitabı. 22. Baskı. Sh. 512)

------ Bir mahkeme, aynı sıfatta ve düzeyde olmadığı halde başka bir mahkeme ile birleştirme kararı vermişse, kendisine dosya gönderilen mahkeme, nasıl karar verecektir?

Bir mahkeme, aynı sıfatta ve düzeyde olmadığı halde başka bir mahkeme ile birleştirme kararı vermişse, kendisine dosya gönderilen mahkeme dosyanın iadesine karar verebilir. ( Pekcanıtez- Atalay- Özekes. Medeni Usul Hukuku- 13.Bası. Sh. 533)

------ Birleştirme kararı gönderilen dosyada bağlantı bulunmadığı gerekçesiyle birinci mahkeme dosyayı iade edebilir mi?

Davaların birleştirilmesi kararının kesinleşmesinden itibaren ikinci mahkemenin açıldığı mahkemenin verdiği birleştirme kararı ile birinci mahkeme bağlıdır. Birinci mahkeme, ikinci dava ile birinci davayı birinci davayı birlikte inceleyip karara bağlamakta mecburdur. İki dava arasında bağlantı olmadığı gerekçesiyle geri gönderemez. ( Kuru- Arslan- Yılmaz- Medeni Usul Hukuku DERS Kitabı. 22. Baskı. Sh. 512)


------ Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (HMK.m.166/4)
* 1086 sayılı HUMK’da bağlantının varlığı için “aynı sebepten” doğması şartı varken, 6100 sayılı HMK’ya gm-öre, “benzer sebepten” doğması da bağlantının varlığı için yeterlidir.


------ Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (HMK.M.166/3)Aynı yargı çevresinde yer alan mahkemeler arasındaki birleştirme kararı kesin olduğundan birleştirme kararı ile birlikte derhal ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. Farklı yargı çevresindeki mahkemeler arasında birleştirme kararının kesinleşmesinden sonra bildirim hemen yapılır.

------ İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır. (HMK.m.166/5)

------- * Kısmi dava devam ederken ek dava açılırsa kısmi dava ile ek dava birleştirilir.Asıl davadan sonra faiz için ayrı dava açılmışsa bu iki dava birleştirilir. İhtiyari dava arkadaşlığında olduğu gibi birleştirilen davalar birbirinden bağımsızdır.



DAVALARIN AYRILMASI:


---- Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder.



İSTİCVAP


---- Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir. İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur.(HMK.m.169)

Hakim tarafın isticvap talebini kabul etmek zorunda değildir. Hakimin isticvap talebini kabul etmesi ya da kendiliğinden isticvaba gitmeye karar vermesi, mevcut delilleri incelenmesine rağmen uyuşmazlık konusu ile olgulardaki belirsizlik nedeniyle sonuca varamaması halinde başvurulan bir yoldur. (Yılmaz- Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi. Sh. 945)


----- *Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda isticvap hükümleri uygulanmaz.

----- Davanın tarafı olmayan üçüncü kişiler isticvap edilebilir mi?
Bir davada taraflar isticvap edilir.Ancak, miktar tezyidi davalarında üçüncü kişi konumunda olan bitişik gayrimenkul maliklerinin isticvap edilebilir.

------ * Tüzel kişinin taraf olduğu davalarda, tüzel kişinin kanuni temsilcisi tanık olarak değil; isticvap edilmek suretiyle beyanları alınır. (HGK. 21.06.2006, 9-35/465)

------- Hukuki İşlemlerde İsticvap yoluna gidilebilir mi?

Hukuki işlemlerde isticvap yoluna gidilemez.(13. HD, 10.2.2004, 11403/1235) (Yılmaz- Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi. Sh. 945) Pekcanıtez- Atalay- Özekes’e göre ise, isticvap, hukuki işlemle ispatı gereken durumlarda da başvurulabilecek bir imkandır. ( Pekcanıtez- Atalay- Özekes. Medeni Usul Hukuku- 13.Bası. Sh. 504)

------- * Üzerinde tereddüt bulunmayacak kadar kesin olan konularda isticvap yoluna gidilemez. (19. HD, 5.11.1996, 2437/5298- Yılmaz- Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi. Sh. 946)

----- Tüzel kişiler adına, temsil yetkisine sahip kimseler isticvap olunur.Ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse adına yapılmış bir işleme ilişkin olarak, o kişinin kanuni mümessili isticvap olunur
Ergin olmayan veya kısıtlının kanuni temsilcinin yanında bizzat dinlenmeleri konusunda 1086 sayılı kanunun 231. Maddesindeki hakime tanınmış yetkiler, 6100’le birlikte kaldırımıştır.

------ İsticvabına karar verilen kimseye bizzat davetiye gönderilir ve belirlenen gün ve saatte isticvap olunmak üzere hazır bulunması gerektiği belirtilir. Davetiyede, ayrıca, isticvap konusu vakıalar gösterilir; ilgili tarafın geçerli bir özrü olmaksızın gelmediği veya gelip de sorulara cevap vermediği takdirde, isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtarı da yapılır. Çağrılan taraf özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde, mahkemece sorulan vakıalar ikrar edilmiş sayılır.

----- * İsticvap davetiyesinde isticvap konusu ile ilgili belgelerin fotokobileri de eklenir. (Yılmaz- Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi. Sh. 949)

------ İsticvap olunacak kimsenin bizzat gelmesi gereklidir. Ancak, isticvap olunacak kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile isticvap olunması mümkün değil ise istinabe yolu ile isticvap olunur.İsticvap olunacak kimse hastalık, sakatlık veya benzeri sebeplerle mahkemeye bizzat gelemeyecek durumda ise bulunduğu yerde isticvap olunur.

------ Tarafın istinabe yoluyla isticvap edilmesi halinde, isticvap davetiyesi istinabe eden mahkeme tarafından değil, istinabe olunan mahkeme tarafından gönderilir. (KURU- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Cilt II- Sh.1961. 6. Baskı)

----- * İsticvap maddi vakıalara yönelik olup Tarafların netice-i talebine yönelik isticvap talebi çıkarılmaz. (19. HD, 25.9.1996, 6576/8284)

------ * Vekilin, isticvap talep edebilmesi için vekaletnamesinde özel yetki bulunmasına gerek yoktur.

------- Fer’i müdahil isticvap talebinde bulunabilir mi?

Fer’i müdahil yanında katıldığı tarafın ve karşı tarafın isticvabını isteyebilir. (Erdal Tercan- Tarafların İsticvabı. Sh. 146)

------ İsticvap kararında, isticvap konu vakıa açıkça belirtilmelidir.Ancak, sorulacak sorular isticvap kararında yer almaz. (Erdal Tercan- Tarafların İsticvabı. Sh. 229)

------ İsticvap edilecek kişi duruşmada hazır ise, taraf nasıl isticvap edilir?

İsticvabına karar verilen taraf, davasını bizzat kendisi takip ediyorsa, ve duruşmada hazır bulunuyorsa, ayrıca isticvap davetiyesi gönderilmez. Bu durumda, isticvap kararının duruşmada kendisine okunması ve uyarı yapılması ve bunun duruşma tutanağına yazılarak altını imzatılması yeterlidir. (Erdal Tercan- Tarafların İsticvabı. Sh. 233)

------ İsticvabına karar verilen kimse bizzat isticvap olunur.Hâkim, isticvaba başlamadan önce isticvap olunan tarafa gerçeği söylemesi gerektiği hususunu hatırlatır. İsticvap esnasında, karşı taraf ve taraf vekilleri hazır bulunabilirler.İsticvap olunan taraf, mahkemenin izni olmadıkça, yazılı notlar kullanamazİsticvap sonunda bir tutanak düzenlenir. İsticvap olunan tarafça yapılan açıklamalar, sorulan sorular ve verilen cevaplar tutanağa yazılır. Tutanak taraflar huzurunda okunduktan sonra altı isticvap olunan tarafa imzalatılır. İsticvap olunan taraf haklı bir gerekçe göstermeksizin tutanağı imzalamaktan kaçınırsa, bu durum hâkim tarafından tutanakla tespit olunur.

------ İsticvap edilecek duruşmaya taraflar gelmezse nasıl karar verilir? Yenilemeden sonra isticvap hukuki sonuç doğurur mu?

İsticvap için davet edilen duruşmaya her iki taraf da gelmezse, HMK.150 öncelikle uygulanmalı ve dosya işlemden kaldırılmalı, eğer dosya yenilienirse, isticvap edilen konuların ikrar edilmiş sayılmasına karar verilmelidir. (Erdal Tercan- Tarafların İsticvabı. Sh. 263 vd)

------- Tanıklığa ilişkin 249, 250, 259 ilâ 263 üncü madde hükümleri niteliğine aykırı düşmediği sürece isticvapta da uygulanır.


ISLAH

------ Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. (HMK.m.186) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.(HMK.m.187)

------ Hükmün bozulmasından sonra ıslah yapılabilir mi?

04.02.1948 tarih ve 10/3 sayılı İBK’ya göre, bozmadan sonra ıslah mümkün değildir. Ancak, uygulamada, bazı daireler bozmadan sonra yapılan ıslahı ek dava sayıp bozmadan sonra ıslahı mümkün kılmışlardır. (15. HD, 26.01.2006, 4503/308) 6100 SAYILI HMK’dan yürürlüğe girmesinden sonra Yargıtay, bozmadan sonra ıslahın yapılabileceğine karar vermektedir. (9. HD, 1.11.2011, 33835/42324)

10. Hukuk dairesi Bozmadan sonra ıslah mümkün değildir, demektedir:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.03.2005 tarihli 2005/13-97 Esas, 2005/150 Karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere; ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesinde (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 84. maddesi), ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesindeki kuralın ve o çerçevede tahkikat kavramının irdelenmesinde yarar vardır. Tahkikat kavramı, layihalarla yeterince aydınlanmamış olan bir davada, tarafların duruşmaya çağrılmalarıyla başlayıp, çekişmeli yönlere ilişkin taraf delillerinin toplanmasıyla biten ve uygulamada, davaların tamamına yakın bölümünde gerçekleşen bir evreyi ifade etmektedir. Vurgulanmalıdır ki; tahkikat evresi, bozmanın içerik ve kapsamına göre, bazı hallerde bozmadan sonra da gerçekleşebilir. Ancak, 177. maddedeki, "tahkikatın sona ermesine kadar" ifadesinden, Kanunun, tahkikat ve hüküm arasında düzenlediği sözlü yargılama evresinde ıslaha izin vermediği sonucu çıkarılabilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.02.1948 gün ve 1948-3 Esas, 1944-10 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına baktığımızda ise, iki temel saptamayı içerdiği anlaşılmaktadır; 1-Islah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. 2-Ne var ki, taraflardan birine davanın herhangi bir aşamasında ıslah olanağı tanınması, davaların sonu alınamayacak şekilde uzamasına neden olmak gibi bir sakıncayı da içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesinde ıslahın yalnızca tahkikat bitinceye kadar yapılabileceği öngörüldüğüne ve temyiz faslında da, bozmadan sonra dahi ıslahın olanaklı bulunduğuna dair açık veya örtülü bir hüküm yer almadığına göre, Kanunun bu olanağı bir devre ve zaman ile sınırlandırdığı kabul edilmelidir. Dolayısıyla, 177. maddenin soyut iznine bakılarak, bu istisnai yolun bozmadan sonraki aşamalara da yaygınlaştırılması, bozmaya uyulmasıyla kazanılan hakları ihlal edebileceği gibi, davanın tamamen ıslah edildiği hallerde, işin sonuçlandırılmasını da güçleştirir. O halde, ıslahla ilgili kuralların, yargılamanın sadeliği, basitliği ve çabukluğunu amaçlayan diğer usul hukuku ilkeleriyle bağdaşacak şekilde yorumlanması; bozmadan sonra ıslahın mümkün olmadığı sonucuna varılması zorunludur. (10.Hukuk Dairesi, 2012/15611 2012/15611)


----- Tarafın yokluğunda görülen davada, davanın ıslahı halinde, ıslahın geçerli olabilmesi için karşı tarafa tebliği zorunlu mudur?

Yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.Ancak bu, ıslahın geçerlilik şartı değildir. ( Pekcanıtez- Atalay- Özekes. Medeni Usul Hukuku- 13.Bası. Sh. 504) “Usul hukukunda ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesine denir ( m. 83 ). Islah tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinceye kadar ve tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılamanın bitimine kadar yapılabilir ( M. 84 ). Yargıtay'ın 4.2.1948 günlü 10/3 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararına göre hükmün Yargıtay'ca bozulması üzerine, hüküm mahkemesinde yapılan yeni tahkikat sırasında ıslah yapılması mümkün değildir. HUMK.nun 85. maddesi gereğince ıslah, muayyen celsede diğer taraf hazır olduğu halde yapılabileceği gibi o tarafa tebliğ edilmek şartıyla dilekçe ile de yapılabilir. Fakat ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliği ıslahın geçerliliği ( tamamlanması ) için şart değildir. Çünkü ıslah tek taraflı bir irade beyanı ile olup ve ıslahın geçerliliği için karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne gerek yoktur. Ancak, ıslah eden taraf bu tarihe kadar olan dava ( yargılama ) giderleriyle, karşı taraf için mahkemece takdir olunacak zarar ve ziyanı karşı tarafın talebi üzerine, davada mahkum olmuş gibi derhal mahkeme veznesine ödemeye mecburdur ( m. 86/1 ). Talep olmazsa mahkeme resen ödenmediğinden bahisle ıslah talebini reddedemez. Islah yapıldığı anda geçerlidir." (HGK-2001/2-576E, 2001/684K)


Fakat ıslah talebi tebliğ edilmeden de hüküm verilemez. (13. HD, 6.11.1990, 1800/7103)

------ Islah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hâle gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hâkimin takdir edeceği teminatı, bir hafta içinde, mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Aksi hâlde, ıslah yapılmamış sayılır. Karşı tarafın zararının kesin olarak tespit edilmesinden sonra, mahkeme veznesine yatırılan miktar eksikse tamamlattırılır, fazla ise iade edilir.(HMK.m.178)

------ Islah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hâle gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararlar neler olabilir?

2. Hukuk Dairesinin 20.01.1976 9325/321 sayılı kararında da ifade edildiği üzere; en azından cevap lahiyasının gerektirdiği masraflar vardır. Bu nedenle ıslah halinde, mahkemece, davalı tarafa mehil verilerek yaptığı ve yapacağı masrafları sorması ve bunu dosya ile karşılaştırarak bir teminat miktarı belirlemelidir.

------ Islah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hâle gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararların için teminat yatırılması için karşı tarafça talep edilmiş olması gerekir mi?
HUMK döneminde, gerek Yargıtay gerekse doktrin, ödeme için karşı tarafın talebine gerek olduğu kabul edilmekteydi. ( (KURU- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Cilt IV- Sh.3986 6. Baskı)

----- Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. (HMK.m.180) Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. (HMK.m.181)

------- Uygulamada, davasını ıslah eden ıslahla birlikte, yeni dava dilekçesi ya da ıslah edilen usul işlemi birlikte yapılmaktadır. Bu durumda aynı şeyi bir hafta içinde tekrarlamaya gerek var mı?
02.10. 1974 tarih ve 4/378-1030 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ıslah iradesinin açıklandığı ve aynı zamanda yeni bir dava dilekçesi niteliğine haiz bulunan dilekçeden bağımsız bir dilekçe koşulunu aramak davanın az da uzamasına yol açar ve bu da Usulün uyuşmazlıkların olabildiğince süratle çözülmesi ilkesi ile bağdaşmaz.

------ Davalı, Islahla zamanaşımı def’inde bulunabilir mi?
Yargıtay bu konuda ayırım yapmaktadır. Eğer davalı süresinde cevap dilekçesi vermişse, ıslahla zamanaşımı def’inde bulanabileceğini (4. HD, 03.11.2011, 10614/11538) ancak, cevap dilekçesi verilmemişse, ıslahla zamanaşımı def’i ileri süremeyeceğini kabul etmektedir. (3. HD. 2012/14390 E VE 2012/20803 K)

------- Islah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur. Ancak ikrar, tanık ifadeleri, bilirkişi rapor ve beyanları, keşif ve isticvap tutanakları, yerine getirilmiş olan veya henüz yerine getirilmemiş olmakla beraber, karşı tarafın yerine getireceğini ıslahtan önce bildirmiş olması koşuluyla, yeminin teklifi, reddi veya iadesi ıslah ile geçersiz kılınamaz.Şu kadar ki, ıslahtan sonra yapılacak tahkikat sonucuna göre, bu işlemlerin göz önünde tutulması gerekmiyorsa, bunlar da yapılmamış sayılır. (HMK.m.179)

------- Kamulaştırmasız el atma davasında, Davacı ıslah yoluyla el atmanın önlenmesi davasını bedel davasına ya da bedel davasını el atmanın önlenmesi davasına dönüşterebilir mi?

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 12.6.1995 tarih ve 9592/11199 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, ıslah yoluyla el atmanın önlenmesi davasını bedel davasına dönüştürülebileceği gibi bedel davası da el atmanın önlenmesi davasına dönüştürülebilir.

------- İlk dava ile ıslah edilen dava arasında bir bağlantı bulunması gerekir mi?

Kuru’ya göre, İlk dava ile ıslah edilen dava arasında bir bağlantı bulunması gerekli değildir. Çünkü, kanun böyle bir bağlantı aranmadan davanın tamamen ıslahına izin vermektedir. ( (KURU- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Cilt IV- Sh.4027 6. Baskı)
(Örneğin 2. Hukuk Dairesinin 2.3.1978 tarih ve 1209/1624 Sayılı kararı) Yargıtay, İlk dava ile ıslah edilen dava arasında bir bağlantı bulunması gerektiği görüşündedir.
-------- Islah yoluyla talep sonucu daraltılabilir mi?
Talep sonucunu daraltmak için ıslaha gerek olmadığından geri alma ya da feragat yoluyla talep sonucu daraltılabilir.

-------- Birleşen dosyalarda tüm dosya kapsamında bir kez mi yapılabilir yoksa her dosya için ayrı ayrı ıslah yapılabilir mi?

13. Hukuk Dairesinin 22.09.2008 tarih ve 8473/10850 sayılı kararına göre, asıl ve birleşen davalar birbirinden bağımsız davalar olduğundan, her dosya için ayrı ayrı ıslah mümkündür.

------- Deliller yönünden ıslah yoluna başvurulabilir mi? Kesin süre sonunda delil ibraz hakkı düşmüşse, ıslah yoluyla yeniden deliller ileri sürülebilir mi?
02.04.1948 gün ve 10-3 sayılı İBK uyarınca, delil ibrazında da ıslah mümkündür.(6. HD, 20.04..1987, 3782/4834) (Alongoya- Medeni Usul Hukuku Esasları- sh.2679

Ancak delil ibrazı hakkı kesin bir mehlin geçirilmesi dolayısı ile düşmüşse, bunun ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün değildir. (2. HD, 22.11.1996, 11030/12174) (Alongoya- Medeni Usul Hukuku Esasları- sh.2679)

------ Islah taraf değiştirilebilir mi?
HMK.m.124 kapsamında ise ve o şartlarda taraf değişikliği ıslaha dahi gerek olmadan mümkün olacak; bunun haricinde ıslahla taraf değişikliği mümkün değildir.

-------- HMK yürürlüğe girmeden önce açılan ancak fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmamış ancak HMK yürürlüğe girmesinden yapılan ıslah yapılması ya da ek dava açılması durumunda Mahkeme nasıl karar verecektir?

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bu durumda, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş olmasa dahi, ek talep yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekir demiştir. (18.04.2012, 2120/8074( Pekcanıtez- Atalay- Özekes. Medeni Usul Hukuku- 13.Bası. Sh. 520 dipnot 34)

------- Müddeabihin artırılması tamamen ıslah mıdır? Yoksa, kısmen Islah mıdır?

Yargıtay eski kararlarında tamamen ıslah derken yeni HMK’dan sonra kısmen ıslah demektedir. (4. HD, 20.12.2011, 2010/11974, 2011/13758) (( Pekcanıtez- Atalay- Özekes. Medeni Usul Hukuku- 13.Bası. Sh. 521 DİPNOT 37)

----- * Islahla dava konusu değeri artmışsa,harçlar Kanunun 30 ve 32. maddelerine göre işlem yapılmalıdır.

-------- Islaha karşı zamanaşımı ileri sürülebilir mi?

4. Hukuk Dairesi ıslaha karşı zamanaşımı ileri sürülemez, demektedir.Davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak eşinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemiştir. Yargılamanın devamı sırasında düzenlenen tazminat bilirkişi raporunda destekten yoksun kalma zararının istemden daha fazla olduğunun belirlenmesi üzerine davacı, 31.03.2010 günlü ıslah dilekçesini vererek dava dilekçesindeki talep sonucunu artırmış ve bilirkişi raporunda belirlenen zarar miktarına göre bakiye zararını istemiştir. Davacının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü istem, yeni bir dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesindeki istek sonucunun artırılması biçimindedir. Bu nedenle sadece dava dilekçesine karşı ileri sürülebilecek olan zamanaşımı itirazı ıslaha karşı ileri sürülemez. Islah, 1.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176. ve devamı maddelerinde düzenleme altına alınmıştır. Anılan kanunun 177/1. maddesinde de ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği açıkça düzenlenmiştir. Şu durumda, ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulamaz. Zira ıslah, yeni bir dava olmayıp sadece dava dilekçesinde yapılan bir değişikliktir. Açıklanan yasal düzenleme karşısında; yerel mahkemece, ıslah ile artırılan bölümün zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. (4. Hukuk Dairesi ESAS NO :2010/10984 KARAR NO : 2011/12929)

--------- Islah yoluyla mevcut davaya ek bir talep eklenebilir mi?

Yargıtay, Islah yoluyla mevcut davaya ek bir talep eklenemeyeceği görüşündedir. (2. HD, 29.12.2011, 1812/24086- Yılmaz- Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi. Sh. 957)

---------- Islah ile mahkemenin yetkisi değişmişse yetkisizlik kararı verilebilir mi?

Davacı davasını açarken İİK.m.277 hükümlerine dayanmışken yargılama sırasında davasını ıslah ederek, BK.m.18 uyarınca tapu iptal ve tescil davası olarak değiştirilmişse, dava, m.12 ile ilgili hale geldiğinden mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi gerekir. ( HGK 7.4.2004, 4-26/197 Yılmaz- Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi. Sh. 976)

------- Islahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle yapıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ıslahı dikkate almadan karar verir. Ayrıca hâkim, kötüniyetle ıslaha başvuranı, karşı tarafın bu yüzden uğradığı bütün zararlarını ödemeye ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm eder. (HMK.m.182)

------ Tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları, karar verilinceye kadar düzeltilebilir. Taraflardan birinin yazı veya hesap hatasını düzeltmesi sonucu yargılama uzamışsa, yargılama giderlerinin belirlenmesinde bu durum da dikkate alınır.(HMK.m.183)
Old 20-01-2013, 15:55   #2
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Islahın yararı:



Yargıtay
1. Hukuk Dairesi

Esas : 2008/7019
Karar : 2008/9343
Tarih : 17.09.2008


-YARGITAY İLAMI-

Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar, miras bırakan babaları Mehmet Atasever'in 623 parsel sayılı taşınmazını oğlu Nihat'a kaçırmak amacıyla muvazaalı biçimde davalıya temlik ettiğini ileri sürerek, tapunun iptaliyle taşınmazın miras bırakana döndürülmesini istemişler, daha sonra taşınmazın başkasına satılmış olması nedeniyle isteklerini ıslah yoluyla tazminata çevirmişlerdir.

Davalı, çekişmeli taşınmazın dava açılmadan önce satıldığını belirterek, kendisine husumet düşmediğini savunmuştur.

Mahkemece, taşınmazın davadan önce üçüncü kişiye devredilmiş olduğu, dava tarihinde davalı malik bulunmadığından kendisine husumet yönetilemeyeceği, olayda HUMK.nun 186. maddesinin de uygulanamayacağı gerekçesiyle, davanın husumetten reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Murat Ataker'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal-tescil isteğiyle açılmış, yargılama sırasında bu istek ıslah suretiyle tazminata dönüştürülmüştür.

Mahkemece, taşınmazın davadan önce dava dışı üçüncü kişiye satıldığı, dava tarihinde malik olmayan davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.

Gerçekten de, çekişmeli taşınmazın davacıların miras bırakanı tarafından 27.1.2000 tarihinde Cumali’ye satıldığı, ondan da 19.2.2002 tarihinde yine satış yoluyla dava dışı kişiye devredildiği, eldeki davanın ise 30.9.2005’de Cumali aleyhine açıldığı görülmektedir. Nevarki, davacılar dava açıldıktan sonra verdikleri usulüne uygun ıslah dilekçesi ile isteklerini tazminata dönüştürmüşlerdir.

Bilindiği gibi, davada ileri sürülen talep sonucunun yargılamanın devamı sırasında ıslah suretiyle değiştirilebileceği kuşkusuzdur. Her ne kadar iptal-tescil istekli dava açıldığı sırada davalı Cumali kayıt maliki değilse de, ıslah suretiyle dönüştürülen tazminat isteği bakımından Cumali’nin davanın açıldığı tarih itibariyle de taraf sıfatı mevcuttur. Bir başka deyişle, davalı Cumali tazminat isteği bakımından taraf sıfatını dava açıldığı tarihte taşımaktadır.

Hal böyle olunca, işin esasına girilerek tarafların tüm delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.09.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Davaların Birleştirilmesi Avsibel Meslektaşların Soruları 6 10-04-2012 17:59
Davaların Birleştirilmesi Avsibel Meslektaşların Soruları 1 10-04-2012 16:03
Davaların Birleştirilmesi Av. Başak SANCAR İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Çalışma Grubu 4 18-03-2010 01:47
davaların birleştirilmesi avhalit Meslektaşların Soruları 5 15-04-2007 11:15
davaların birleştirilmesi ve İBK Av.Bektaş Salim Topbaş Meslektaşların Soruları 1 30-03-2007 14:17


THS Sunucusu bu sayfayı 0,14141512 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.