Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Hesap İşletim Ücretinin İadesi - 2013

Yanıt
Old 29-12-2012, 18:07   #1
sibel19

 
Varsayılan Hesap İşletim Ücretinin İadesi - 2013

Merhaba Sayın Meslektaşlarım,

Hesap işletim ücretinin iadesine yönelik TSHH tarafından verilen kararlar.

Aşağıda 2 adet emsal Yargıtay kararında görüldüğü gibi,

1- Hesap işletim ücreti kesintisinin bankacılık işlemi olduğu,
2- Burada hesap sahibinin tüketici konumunda olmadığı,
3- Şikayetler konusunda TSHH karar verme yetkisi olmadığı

şeklindeki gerekçeler ile iptal edilmektedir.

Ayrıca 13. Hukuk Dairesinin aşağıdaki kararında ayrıca "...bu sözleşmeye dayalı olarak davalının sözleşme kapsamında belirtilen her türlü bankacılık işlemini yaptığı,bu bağlamda davalı adına vadesiz mevduat hesabı açılarak yapılan işlemler karşılığı 200.00 TL hesap işletim ücreti alındığı " ibaresine yer verilmiştir.

Yukarıdaki kararlardan sonra,
Hesap işletim ücretinin iadesi için dava açan var mı?
Sizce hesap işletim ücreti alınması hukuka uygun mudur?

Özellikle hesap sahibinin tüketici konumunda kabul edilmediği ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin hemen yukarıdaki ibaresi altında değerlendirirseniz sevinirim.



Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09.03.2009 tarih, 2009/2029 E. ve 2009/2700 sayılı kararı : "*Davacı vekili, müvekkili Banka ile davalı arasında imzalanan Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi çerçevesinde davalının tüketici konumunun bulunmamasına, şikayet konusu hakkında Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin karar verme yetkisi olmamasına rağmen*hesap işletim*ücretinin müşteriye iadesine karar verildiğini ileri sürerek, anılan hakem heyeti kararının iptalini talep etmiştir. Mahkemece, Tüketici Mahkemelerinin kredi kartı ve tüketici kredisinden kaynaklanan ve bankacılık işlemi niteliğinde olmayan uyuşmazlıklarda görevli oldukları, bu bağlamda hakem heyetlerinin görevli olmadıkları bir konuda karar vermelerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, itirazın kabulü ile anılan hakem kararının yok sayılmasına ( iptaline ) kesin olarak karar verilmiştir. ... hükmün Yargıtayca incelenmesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:...uyuşmazlığın tüketici kredisi veya kredi kartlarından kaynaklanmayıp, bankacılık işleminden kaynaklandığının dosya kapsamı ile sabit olmasına göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HUMK.nun 427/6 ncı maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir."


Yine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 26.10.2011 tarih, 2011/17142 E. ve 2011/15476 sayılı kararı : "Davacı banka, ... taraflar arasındaki ilişkinin, tüketici sözleşmesi ve kredi kartı sözleşmesi niteliğinde olmadığını, Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin görevi kapsamında olmayan bir konuda karar verdiğini, esas itibariyle de yapılan tahsilatın yasa ve sözleşmeye uygun olduğunu belirterek Çankaya Kaymakamlığı 2. Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının İPTALİNİ İSTEMİŞTİR.
...
Mahkemece, taraflar arasında bankacılık hizmet sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmedeki hesap işletim ücreti ödeneceğine dair düzenlemenin haksız şart niteliğinde olduğu hakem heyeti kararının usul ve yasaya uygun bulunması gerekçesiyle davanın reddine dair kesin olarak verilen karar, YARGITAY Cumhuriyet Başsavcılığınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın Tüketici Sorunları Hakem Heyeti görev alanı dışında kaldığından davanın kabulü yerine reddi usul ve yasaya aykırı bulunarak kanun yararına TEMYİZ EDİLMİŞTİR.
Davacı bankayla davalı arasında, 4.3.2005 tarihinde bankacılık işlemleri sözleşmesi imzalandığı, davalının bu sözleşmeyi “Duran Ünver-Öz Emek Halı Mobilya Ticaret” ünvanı altında imzaladığı, bu sözleşmeye dayalı olarak davalının sözleşme kapsamında belirtilen her türlü bankacılık işlemini yaptığı, bu bağlamda davalı adına vadesiz mevduat hesabı açılarak yapılan işlemler karşılığı 200.00 TL hesap işletim ücreti alındığı dosya İÇERİĞİNDEN ANLAŞILMAKTADIR.
... Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin görev alanı ancak 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalan UYUŞMAZLIKLARLA SINIRLIDIR. TSHH görev alanı dışında kalan konularda karar veremez.
Bir uyuşmazlığın 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığının kabulü için aynı yasanın 2 nci maddesinde öngörülen tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu tüketici işleminin OLMASI GEREKİR. Davalı yasada belirtilen tüketici kapsamında olmadığı gibi uyuşmazlığında yasa kapsamında kalan bir işlem OLMASI GEREKİR. Somut uyuşmazlıkta, yukarda açıklandığı üzere davacıyla davalı arasında 4.3.2005 tarihli bankacılık işlemleri sözleşmesi imzalanmış olup, ilgili bu sözleşmeye dayanılarak davalı adına mevduat hesabı açılmış ve davalı ticari işletmesiyle ilgili işlemleri yapmış, banka ise hesap işletim ücreti TAHSİL ETMİŞTİR. Bu durumda taraflar arasında Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalan UYUŞMAZLIK BULUNMAMAKTADIR. Mahkemece, TSHH görev alanı içinde kalmayan bu uyuşmazlıkla ilgili verdiği kararın iptali gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, YARGITAY Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin KABULÜ GEREKMİŞTİR.
"


Teşekkür ederim.
Old 29-12-2012, 20:00   #2
Av.Melih Tatlı

 
Varsayılan

Merhaba Sayın Meslektaşım,

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un Tanımlar Başlığına haiz 3. maddesinin e bendinde: e) Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi, ibaresi yer almaktadır.

Bu açıdan bakarsak, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla bir mal veya hizmeti kullanan gerçek ya da tüzel kişi, bankalardan hesap açarak bu hesabı fiilen kullandığında (EFT, Havale, para çekme, yatırma vb işlemler de dahil) burada bir tüketici hareketinden söz etmemek için önümüzdeki engel nedir?

Yargıtay içtihatlarında belirtilen "Bankacılık işlemleri"nin tam tanımı nedir? Sadece hesap açılması ve ya Hesap işletim ücreti kesilmesi gibi işlemlerde bir tarafın banka olması sebebiyle bankacılık işlemi olduğu kuşkusuzdur. Ancak! Bir işlemin bankacılık işlemi olması, söz konusu işlemin Tüketici İşlemi kapsamına dahil olmasına engel midir?

Bankalarda tüketiciler olarak hesabımızdaki parayı Bankanın sürekli olarak işletme hakkı mevcuttur, ki işletilmektedir de. Bunun yanında, bir de hesap işletim ücreti kesilmesi ne kadar adildir? Hakkaniyet ilkesi zedelenmemiş midir?

Sorularınıza daha çok sorularla cevap versem de yazmak istediklerimi belirttim sayın meslektaşım. Sözün özü, kanımca Yargıtay kararlarındaki zorlama yorum ve sonuçları hiçbir şekilde kabul edilemez.

Saygılarımla.
Old 29-12-2012, 22:27   #3
sibel19

 
Varsayılan

Merhaba Melih Bey,

İsabetli sorularınız çerçevesinde araştırmamı daha da genişletme gereği duydum.

Gerçekten tüketici işlemi ve bankacılık işlemi arasındaki farkın belirlenmesi gerekir.

Buna ilişkin İnternette Prof. Dr. Seza Reisoğlu'nun vermiş olduğu sunum metnine http://www.tbb.org.tr/Dosyalar/Arast.../SReisoglu.doc linkinden ulaştım.

Bu metinde "Bankacılık faaliyetleri şeklinde verilen tüm hizmetlerin, 4077 sayılı kanunun tanımlandığı tüketici işlemi kapsamına girip girmediği üzerinde de durmak gerekir. Yasaya göre “Hizmet: (Md. 3/d) bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti” “sağlayıcı” (Md. 3/g) ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel kişileri, “Tüketici işlemi (Md. 3/h) hizmet piyasalarında tüketici ile sağlayıcı arasında uygulanan her türlü hukuki işlemi” ifade eder. Bu tanımlar gözönünde tutulduğunda; gerçek kişilere – ticari şirketler dışında tüzel kişilere” verilen tüm hizmetler tüketici işlemi sayılabilecek ve 4077 sayılı Yasaya tabi olduğu ileri sürülebilecektir. O takdirde Bankaların gerçek kişilere ve bazı tüzel kişilere verecekleri tüm bankacılık hizmetleri örneğin gerçek kişilere verilen her çeşit krediler; tasarruf mevduatları – bir ücret veya menfaat karşılığı olduğundan 4077 sayılı yasa kapsamında sayılacaktır. Nakdi krediler 10. madde kapsamında tüketici kredisi sayılırken; gayri nakdi krediler genel olarak tüketici işlemi sayılabilecektir.

Buna karşılık Bankacılık faaliyetleri özel bir yasa olan Bankacılık Yasasına tabi olup; Bankalar karşısında özel veya tüzel kişiler hakkında koruyucu düzenlemeler Bankacılık Yasasında yer almaktadır. Ayrıca Bankacılık Yasasında yer alan bütün muamele fiil ve işler ticari iş sayıldığı gibi (TTK. Md. 3), tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın, Bankalar Kanununda tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bunun istisnası herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve telif hakkından doğan davalardır. (TTK. Md. 4/6) Bir Kararında Yargıtay da (11 HD 15.10.1999 5782/7900) tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın Ticaret Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıkların tüketici sözleşmeleri sayılmayacağını kararlaştırmıştır. Bu görüş kabul edildiği takdirde Bankacılık Kanununda düzenlenen bankacılık faaliyetlerinin –verilen hizmetlerin- tüketicinin korunması hakkında kanuna tabi olması için açıkça, 4077 sayılı Yasada yer alması veya bu yasaya atıf yapılması gerekecektir. Nitekim 4077 sayılı Yasada kredi veren tanımı içinde “tüketiciye nakdi kredi vermeye yetkili banka” ya yer verildikten sonra (Md. 3/k) 10. maddede genel olarak bankalarca verilen tüketici kredileri, 10/A maddesinde nakdi krediye dönüşen kredi kartı harcamaları ve 10/B maddesinde konut finansman kuruluşları olan bankaların tüketicilere verdikleri konut kredileri düzenlenmiştir.

Bakanlık tarafından hazırlanan Taslakta, (l) bendinde “müteşebbis: …. kendi işi, işletmesi, zanaatı veya mesleğine ilişkin ticari amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek ya da tüzel kişi” t) bendinde “Tüketici işlemi, hizmet piyasalarında tüketici ile müteşebbis arasında yapılan her türlü hukuki işlem” şeklinde tanımlanmış, “Finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler” başlıklı 9/A maddesinde Finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına ilişkin “finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler düzenlenmiştir.

Taslaktaki yeni düzenlemeler yasalaştığı, özellikle “müteşebbis” tanımının bankaları da kapsadığı kabul edildiği takdirde, gerçek kişilere verilen her türlü banka hizmetinin 4077 sayılı yasa hükümlerine tabi olacağı iddiaları ağırlık kazanacaktır
." denilmektedir.
Old 29-12-2012, 22:56   #4
sibel19

 
Varsayılan

http://www.burtukoder.com/haberdetay.asp?HaberNo=121 Linkinde, Burdur Tüketicileri Koruma Derneği Başkanı Kemal ARSLAN, 03.06.2012 tarihinde, "Kredi işlemi dışındaki bankacılık işlemlerini Tüketici Sorunları Hakem Heyeti görevi kapsamı dışında gören Yargıtay kararı nedeniyle tüketicilerimiz elde ettikleri kazanımı kaybetmişler, artık bankalar vadesiz hesaplardan Hesap İşletim ücreti adı altında para alabileceklerdir." şeklinde devam eden bir bildirimde bulunmuştur.

Aslında Yargıtay'ın yukarıdaki kararı hesap işletim ücretini yasal olduğu anlamına gelmiyor.

Sadece TSHH'nın ve Tüketici Mahkemelerinin görevine girmediği anlamına geliyor.
Old 30-12-2012, 00:34   #5
Av.Melih Tatlı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan sibel19
Sadece TSHH'nın ve Tüketici Mahkemelerinin görevine girmediği anlamına geliyor.

Bu dediğiniz üzerinden gidersek, hesap işletim ücreti için ticaret mahkemelerinde hak arama yoluna gidebiliriz. Fakat bu durumda, 4077 sayılı Kanun uygulama alanı bulmayacak hesap işletim ücreti kesilen mağdur şahıs tüketici kapsamına girmeyecektir. Bu sebeple de 6102 SAYILI Türk Ticaret Kanunu'nun 20. maddesi gereği (Tacirin Ücret İsteme Hakkı) Bankalar, tacir olarak "uygun" bir ücret isteyebilecektir. Fakat, Yargıtay'ın yorumu halen bana hakkaniyet ilkesine aykırı görünmektedir.

Saygılarımla.
Old 30-12-2012, 10:35   #6
sibel19

 
Varsayılan

6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Genel işlem koşulları" başlıklı 20. Maddesinin 1. fıkrası "Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz."
ve 4. fıkrası "Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanır." şeklindedir.

Buna göre 01.07.2012 tarihinden sonra akdedilen sözleşmelerin, TBK m.20/4. fıkra gereği, haksız şart olarak kabul edilecek maddeleri uygulanmayacaktır. Ancak 01.07.2012 tarihinden önceki sözleşmeler bakımından genel işlem şartlarına ilişkin yeni Borçlar Kanunu'nu hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının açık olduğunu düşünmüyorum.
Old 17-04-2013, 03:22   #7
echokosmos

 
Varsayılan

MERHABA, sayın meslektaşlarım;;av.sibel hanım ve av.melih beyin karşılıklı soru-cevap sunumlarını dikkatlice inceledi-ğimizde; Bankaların,1-7-2012 tarihinden önceki işlemleri-yaptığı (mudi-banka arasındaki )sözleşmelere göre;ve yasa TTK.6102 md-20 ,,yasa TK.4077 md-3k-4-6-9-10a,b,,yasa yeni TBK.yasa 6098 md-20/1-4 göre tüketici mudinin müşetebbis,tacir sıfatı sayılamıyacağı,dolayısıyla aldığı kredi veya açtırdığı hesabın kar amacı taşımadı ğından; bankalar a)hesap işletim ücreti b)bonus ailesine katılım ücreti c)kart aidatı d)kredi verme dosya masrafı adı altında mudi den KESİNLİKLE PARA TALEP EDEMİYECEKLER VE ALAMIYACAKLARDIR(müsbet) gerekce=yargıtay 11 ,YHD t=09-03-2009 E=2009/2029,,K=2009/2700 ve 13 YHD.kararları t=26-10-2011 E=2011/17142,K=2011/17476 ayrıca yasa 4077 ye göre ''HAKSIZ ŞART ''doğumu..dur(müsbet) saygılar ECHOKOSMOS
Old 17-04-2013, 12:42   #8
haksun

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
13.Hukuk Dairesi
Esas: 2012/7979
Karar: 2012/9930
Karar Tarihi: 11.04.2012

TÜKETİCİNİN HAKEM KURULU KARARINA İTİRAZI DAVASI - BANKALARIN KAR AMACIYLA KURULAN MÜESSESELER OLDUĞU VE HİZMETLERİNİN KARŞILIĞINI İSTEYEBİLECEKLERİ - DAVALI İLE DAVACI BANKA ARASINDAKİ SÖZLEŞMENİN İLTİHAKİ BİR SÖZLEŞME OLMADIĞI - HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Dava, tüketicinin hakem kurulu kararına itirazı davasına ilişkindir. Bankalar kar amacıyla kurulan müesseselerdir. Bu yüzden gördükleri hizmetin karşılığını da isteyebilirler. Ayrıca çok sayıda banka bulunduğuna göre de davalı kendi yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla dilediği bankadan kredi kartı kullanma imkanına da sahiptir. Bu durumda davalı ile davacı banka arasındaki sözleşmenin iltihaki bir sözleşme olmadığının kabulü gerekir. Bankalar gördükleri hizmetin uygun bir karşılığını istemek hakkına sahiptir. Kredi Kartı hizmetinin banka için riski bulunduğu gibi bir maliyeti de bulunmaktadır. Bankanın bu maliyeti kredi kartı kullanıcılarına yansıtması doğaldır. Mahkemece bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.


(4077 S. K. m. 22, 23)

Dava: Taraflar arasındaki tüketicinin hakem kurulu kararına itirazı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Davacı davalı kredi kartı hamilinin kartı kullanmak üzere bankadan talepte bulunması üzerine bankanın kart hamilini kendi kart sistemi üyeliğine kabul etmesiyle uzun süreli devam eden bir kredi ilişkisinin başladığını, kredi kartı üyelik aidatının kartın talebi ile başlayıp kullanım süresi boyunca devam eden banka tarafından karşılanan operasyonel faaliyetler ve çeşitli hizmetlerin bedeli olarak kart hamiline yansıtılan üyelik bedeli olduğunu, bankanın tüm kart hamili müşterilerine uyguladığı gibi davalı kart hamiline de bu üyelik bedelini uygulaması üzerine davalının Diyarbakır Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurarak bu bedelin haksızlığının tespitini istemediğini, söz konusu Heyetin de talebi haklı bularak bankanın bu bedeli talep edemeyeceğine dair bağlayıcı ve icrai nitelikte bir karar verdiğini belirterek bu kararın yerinde olmadığına ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.

Mahkemece, davalı tüketici aleyhine olan ve tüketiciyi kar kullanım ücreti adı altında bir külfete sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırıldığını iddia ve ispat edememiştir. Böylece sözleşmedeki kredi kartı üyelik ücreti alınacağına dair hükmün haksız şart olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Kural olarak herkes dilediği sözleşmeye yapmakta serbest olduğu gibi istemediği bir sözleşmeyi sürdürmek zorunda da değildir. Bunun istisnası iltihaki Sözleşmeler” olarak adlandırılan kamu hizmeti görmekte olan (Elektrik, Su işletmeleri gibi) kamu idare ve müesseseleri ile bunlardan hizmet alan şahıslar arasında kurulan sözleşmelerdir. Bu tür sözleşmelerde kamu idare ve müesseseleri kar amacından ziyade kamu hizmeti görmekle yükümlü olduklarından talep eden her şahısla sözleşme yapma zorunlulukları vardır.

Bankalar bunun aksine kar amacıyla kurulan müesseselerdir. Bu yüzden gördükleri hizmetin karşılığını da isteyebilirler. Ayrıca çok sayıda banka bulunduğuna göre de davalı kendi yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla dilediği bankadan kredi kartı kullanma imkanına da sahiptir. Bu durumda davalı ile davacı banka arasındaki sözleşmenin iltihaki bir sözleşme olmadığının kabulü gerekir. Bankalar gördükleri hizmetin uygun bir karşılığını istemek hakkına sahiptir. Kredi Kartı hizmetinin banka için riski bulunduğu gibi bir maliyeti de bulunmaktadır. Bankanın bu maliyeti kredi kartı kullanıcılarına yansıtması doğaldır. Mahkemece bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 11.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yıllık Kart Aidatları ve Hesap İşletim Ücretleri Üzerine Avst Hukuk Sohbetleri 2 09-07-2013 20:44
Banka Hesap İşletim Ücretinin Mahkemece İptali TRINITY Hukuk Haberleri 21 17-04-2013 12:48
Banka Hesap İşletim Ücretine İtiraz Hakkaniyet Meslektaşların Soruları 55 06-01-2013 01:01
X bankasının Kestiği Yıllık Hesap İşletim Masrafı tiryakim Meslektaşların Soruları 5 14-07-2012 19:36
Karşı Vekalet Ücretinin İadesi/ Ödenen KDV' nin İadesi Mümkün mü? ilker kırgıl Meslektaşların Soruları 3 04-05-2007 13:34


THS Sunucusu bu sayfayı 0,11075211 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.