Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Hazine Arazisi ve Olağanüstü Zamanaşımı

Yanıt
Old 16-09-2006, 13:14   #1
Av.Nebi

 
Varsayılan Hazine Arazisi ve Olağanüstü Zamanaşımı

Arkadaşlar hazine arazisi üzerine olağan üstü zaman aşımına dayanarak hak idda edebilirmiyiz ?

Şöyle açayım müvekkilin bir duvarı var askeriye ile bitişik. Bu duvar olması gerekenden biraz daha ilerde yapılmıs yıllar önce. yani askeriyenin arazisine girmiş durumda. duvarın yeniden yapılması gundemde . biz bu durumda bu içeri girilen kısım için Mk 713 gereğince Olağanüstü zaman aşımına dayanarak hak iddaa edebilirmiyiz sizce ? Edebilirsek hangi gerekçelerle ? acaba ?

Teşekkürler ...
Old 16-09-2006, 19:52   #2
genç osman

 
Varsayılan

Sayın Nebi, Hazine arazileri üzerinde olağanüstü zamanaşımına dayanarak hak iddia edilemez yani bu arazilerin zamanaşımı ile iktisapları mümkün değildir.Saygılar...
Old 16-09-2006, 20:03   #3
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

Olağanüstü zamanaşımı olmaz bence, zira arazi TSK veya MS Bakanlığı adına tescilli büyük ihtimalle..

Ancak MK 725'ten hareketle bir şeyler yapılabilir..

Alıntı:

2. Taşkın yapılar
Madde 725 - Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.

Old 16-09-2006, 20:25   #4
Av.Nebi

 
Varsayılan

Cevaplar için teşekkürler Yanlız kafama takıldı hazine arazisini olağan üstü kazanımla kazanamıyorsak davayı niye hazineye açmamız gerekiyor ?
Old 16-09-2006, 20:39   #5
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

Tapu ve diğer sicilleri tutmaya ilişkin münhasır yetkisi ve sorumluluğu nedeni ile herhalde..
Old 16-09-2006, 21:06   #6
genç osman

 
Varsayılan

Bence hazinenin hak sahibi olup olmadığının tespiti için; çünkü, kesin hükümler davada taraf olmayanları bağlamaz, hazine de taraf olur ki ileri de bi çekişme çıkmasın...
Old 16-09-2006, 21:10   #7
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Cevaplar için teşekkürler Yanlız kafama takıldı hazine arazisini olağan üstü kazanımla kazanamıyorsak davayı niye hazineye açmamız gerekiyor ?

Davayı hazineye açmanızı söyleyen bir cevaba rastlayamadım. Acaba atladığım bir cevap mı var?

Hazine arazisi, dağ, göl, nehir, devlet ormanı vs. olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına tabi olmazlar. Bu genel kuraldır ve istisnası yoktur.

Dolayısıyla böyle bir davayı ne hazineye ne de başka bir yere açmamak gerekir.

Taşkın inşaat ile ilgili maddenin, arsa üzerine yapılan ve sınırı belirlemek amaçlı duvar niteliği taşımayan yapılarla ilgili olabileceğini hatırlatmak isterim.
Old 16-09-2006, 21:54   #8
Av.Nebi

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Mehmet S. Dikici
Davayı hazineye açmanızı söyleyen bir cevaba rastlayamadım. Acaba atladığım bir cevap mı var?

Hazine arazisi, dağ, göl, nehir, devlet ormanı vs. olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına tabi olmazlar. Bu genel kuraldır ve istisnası yoktur.

Dolayısıyla böyle bir davayı ne hazineye ne de başka bir yere açmamak gerekir.

Taşkın inşaat ile ilgili maddenin, arsa üzerine yapılan ve sınırı belirlemek amaçlı duvar niteliği taşımayan yapılarla ilgili olabileceğini hatırlatmak isterim.

Sayın dikici cevaplarda yoktu haklısınız medeni kanunda yazıyor da

"Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır."

diye bir fıkra var mk md 713 de o açıdan sordum

========================================
Peki olayı Olağan Üstü zaman aşımına sokamıyorsak, sayın Dikici'nin dediği gibi taşkınr inşaat kavramı üzerinden de değerlendiremiyorsak ne yapmalı sizce ?
Old 17-09-2006, 22:32   #9
Çaba

 
Varsayılan

Öncelikle belirtmek gerekir ki;genel bütçeye dahil olan idarelerin adına tescil yapılmaz.Tescil sadece Hazine adına olur ve idarelere sadece tahsis yapılabilir.
Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı, tescil harici alanlarda ve tarım arazilerinde imar ve ihya yoluyla mümkündür.Hazine adına kayıtlı diğer taşınmazların zilyedlikle iktisabı mümkün değildir.
MSB ye tahsisli taşınmazlarda hele hele 1.derece askeri güvenlik bölgelerinde kendi taşınmazınızı dahi istediğiniz gibi kullanmanız zordur ve tapu kaydınızda şerh bulunur.
Tescil harici alanlarda ve sahipsiz(tapu kaydından sahibi anlaşılamayan) taşınmazlara ilişkin açılan tescil davalarında Hazine kanun gereği hasımdır.
Taşkın inşaat konusunda Sayın Dikici'ye katılıyorum.
Old 17-09-2006, 23:12   #10
Av.Nebi

 
Varsayılan

Cevaplar için teşekkürler. kurtuluş yok diyorsunuz yani .(
Old 18-09-2006, 09:18   #11
Av.Nebi

 
Varsayılan

Peki Bir soru daha sormak istiyorum. Sayın Doğanelin yukarda değindiğ üzere olayı mk 725' e göre düsünürsek. Diyelimki bir garaj yaptık yanlız garaj askeriyenin arazisine hafif tasma yapmış itirazda edilmemiş zamanında bu maddeyi hazine arazisi aleyhine uygulayabilecekmiyiz o zaman ?
teşekkürler
Old 18-09-2006, 12:16   #12
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan


Alıntı:

ELATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI - TAŞKIN YAPI - ÜST TOPRAĞA BAĞLIDIR KURALININ İSTİSNALARI - YAPI MALİKİNİN İYİNİYETİ - TEMLİKEN TESCİLİN KOŞULLARI

Esas Yılı : 2004
Esas No : 10238
Karar Yılı : 2004
Karar No : 10659
Karar Tarihi : 06.10.2004
Daire No : 1
Daire : HD
**************
ÖZET ? satın alan konumundaki temlik davacılarının iyiniyetli olduklarından bahsedilemeyeceği gibi taşkın yapıların da basit yapı niteliğini taşıdıkları, yıkımlarının fahiş zarar doğurmayacağı, belirlenen bu olgular yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde temliken tescil şartlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine yönelik davanın kabulüne, temliken tescil davasının reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu üzere hüküm kurulması hatalıdır.
**************
(4721 S. K. m. 3, 725)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, adına kayıtlı 17 sayılı parsele komşu parsel maliki davalının haksız biçimde elattığını ileri sürerek elatmanın önlenmesini ve muhtesatın yıkımını istemiştir.
Davalı Ali, davanın reddini savunmuş, açtığı 2002/351 esas sayılı dava ile tecavüzlü kısmın adına tescilini istemiş, yargılama sırasında davalı Ali'nin payını satın alan Cuma müdahil davacı sıfatıyla davaya katılarak aynı talebi tekrarlamış; her iki dava birleştirilmiştir.
Mahkemece, temliken tescil şartlarının oluştuğundan bahisle karşı davanın kabulüne, tecavüzlü kısmın 2.5 milyar karşılığı Cuma adına tesciline;elatmanın önlenmesi davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ( Karşı davalı ) tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi Murat Ataker'in raporu okundu, düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım; birleştirilen karşı dava temliken tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden;davacı ile davalı Ali'nin satın almak suretiyle komşu çap maliki oldukları, davalıya ait bahçe duvarı, tandırlık-kömürlük ve tuvaletin davacı taşınmazına tecavüzlü bulunduğu, davalı Ali'nin açtığı ve eldeki dava ile birleştirilen temliken tescil davası devam ederken Ali'nin tüm payını satın alan Cuma'nın müdahil davacı sıfatıyla temlik davasını sürdürdüğü sabittir.
Bilindiği üzere; taşkın yapılarda, sosyal ve ekonomik bir değeri yok etmemek ve yapının bütünlüğünü korumak amacıyla yasa koyucu Medeni Kanunun 722, 723, 724 üncü maddelerinde öngörülenlerden daha değişik ilkelere ihtiyaç duymuş bu nedenle 725. madde hükmünü getirmek zorunda kalmıştır. Söz konusu maddeye göre " Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici parçası olur. "
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
Görüldüğü üzere taşkın yapının korunmasındaki bireysel ve kamusal yarar nedeniyle Medeni Kanunun 684, 718, 722. maddelerinde kabul edilen " üst toprağa bağlıdır " kuralına ayrıcalık getirilmiş taşkın yapı malikinin komşu taşınmazda inşaat veya irtifak hakkı gibi ayni bir hakkının bulunması halinde taşan kısım, taşılan taşınmazın değil, ana yapının bulunduğu taşınmazın tamamlayıcı parçası ( mütemmim cüz'ü ) sayılmış, tecavüz edilen kısım üzerinde yapı maliki yararına irtifak hakkı tanınmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki taşkın yapıdan inşaat ve imalattan kasıt, taşınmaza sıkı ve devamlı surette bağlı olan esaslı yapılardır. Diğer bir söyleyişle taşan yapının tamamlayıcı parça ( mütemmim cüz ) niteliğinde olması gerekir. Onun, taşınmazın altında veya üstünde yapılması zeminde veya üstten sınırı aşması, arasında madde hükmünü uygulaması açısından hiçbir fark yoktur.
Medeni Kanunun 725. maddesinin uygulanabilmesini haklı gösterecek en önemli koşul yapı malikinin iyiniyetli olmasıdır. Bu maddede iyi niyetin tanımı yapılmamışsa da aynı kanunun 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda kuşku yoktur. Yapı malikinin kendinden beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşın, sınırı aştığını bilmesi veya bilecek durumda olmaması yahut sınırı aşmasında yasa korunabilecek bir nedenin bulunması onun iyiniyetini gösterir. Yapı yapın kişinin iyi niyetli olmaması aşırı zarar bulunup bulunmadığına bakılmaksızın taşan kısmın yıkılması sonucunu doğuracağından iyi niyet üzerinde önemli durulmalı, olaylar, karineler, tüm taraf delilleri bir arada özenle değerlendirilmelidir.
Kural olarak iyiniyetin ispatı 14.2.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca taşkın yapı malikine ait ise de iyiniyet sav ve savunması def'i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden ( re'sen ) göz önünde tutulmalıdır.
Ancak, komşu taşınmaz malikinin veya o taşınmazda mülkiyetten başka ayni hak sahibi olup ta zarar gören kimselerin taşınmaza elatıldığını öğrendikleri tarihten itibaren 15 gün içerisinde itiraz etmeleri, yapı malikinin iyiniyetli sayılması olanağını ortadan kaldırır. İtiraz hiçbir şekle bağlı değildir. Yapının ilerlemesini zararın büyümesini önlemek için konan bu sürenin başlangıcını objektif olarak saptamak, yapının görünebilir hale gelme tarihinden başlatmak, taşırılan taşınmaz malikinin öğrenmesine engel olan sübjektif ( öznel ) nedenleri dikkate almamak gerekir. Aksine düşünce bu yöndeki yasa koyucunun amacını ortadan kaldırır.
( Durum ve koşulların haklı göstermesi ) şeklinde açıklanan ikinci koşuldan ise imar durumuna göre ifrazın mümkün olması, ifraz halinde arsa malikinin uğrayacağı zarar ile taşkın yapı malikinin elde edeceği yarar arasında aşırı bir farkın bulunmaması, gibi hususlar anlaşılmalıdır.
Bu iki koşulun varlığı halinde taşkın yapı maliki uygun bir bedel ödeyeceğini bildirerek açacağı yenilik doğurucu nitelikteki temliken tescil davası ile taşkın kısmın mülkiyetini veya üzerine bir irtifak hakkı kurulmasını isteyebilir. Ayrıca, iyiniyet savunmasının yukarda açıklanan niteliği dikkate alınıp, bu savunma içerisinde temliken tescil isteğinin de bulunduğu kabul edilerek, tescil talebi, ayrı bir davaya gerek olmaksızın açılan davada savunma yoluyla da ileri sürülebilir. Esasen bu kuralın uyuşmazlıkların en kısa sürede sağlıklı biçimde çözümlenmesi ve dava ekonomisi yönünden büyük yarar sağlayacağı da kuşkusuzdur. Her davada hakim muhik tazminat ( uygun bedel ) olarak salt temlik edilecek arsanın bedelini değil, gerektiğinde taşınmazının bir kısmını terk etmek zorunda kalan malikin özverisini düşünerek uzman bilirkişiden dava tarihine göre devredilen arsa bedeli yanında, geride kalan kısmın uğradığı değer kaybı varsa taşınmaz malikinin öteki zararları gibi konularda da rapor almak suretiyle Medeni Kanunun 4, Borçlar Kanunun 42. maddeleri uyarınca ve aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeyi de önleyecek biçimde en uygun bedeli tayin ve takdir etmeli, bu bedel karşılığında tecavüzün şekline, taşkın yapının ve taşınmazların niteliğine göre, taşılan yerin mülkiyetinin devrine veya üzerinde irtifak hakkı kurulmasına karar vermelidir.
Öte yandan taşkın yapı ile iki komşu taşınmaz fiilen birleşmekte, iktisadi bir bütün oluşturmaktadır. Olayın bu özelliği itibariyle taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa kabul edildiği üzere taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Bu durumda taşınmazların miras yoluyla veya temliken intikal etmesi halinde yeni maliklerde maddede belirtilen haklardan yararlanabildikleri gibi borçlardan da sorumlu tutulurlar.
Somut olayda, çap satın alan konumundaki temlik davacılarının iyiniyetli olduklarından bahsedilemeyeceği gibi taşkın yapıların da basit yapı niteliğini taşıdıkları, yıkımlarının fahiş zarar doğurmayacağı, belirlenen bu olgular yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde temliken tescil şartlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine yönelik davanın kabulüne, temliken tescil davasının reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç? Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 6.10.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)


**************
.: CopyRight by Sinerji A.Ş. :.

Bu durumda üzgünüm sayın Av.Nebi karar konuya ilişkin tüm ilkeleri kapsadığı için bir emsal olarak sunuyorum. Yapınız karardaki gibi temelsiz yapı niteliğinde sanırım (garaj), yıkımı fahiş zarar doğurmayacağından büyük ihtimalle yıkımına karar verilir. Öte yandan Sn. Çaba'nın da belirttiği gibi Askeri Yasak Bölgeler Kanununa göre 1. veya 2. derece Askeri yasak bölge ise ki mutlaka öyledir. Bu yönden de pek şansınız yok. Yani tünelin ucunda pek ışık yok. Bu iş yargıyla değil, bürokratik seviyede uzlaşma ile çözülebilir.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
olağanüstü genel kurul isteyebilir mi? yaşar Meslektaşların Soruları 1 19-06-2006 09:59
Köy Arazisi : 57 sene önce noterde yapılmış satış vekaleti minee.mine Hukuk Soruları Arşivi 0 31-05-2006 23:55
Olağanüstü Bir Önsezi Batu Han Site Lokali 0 06-03-2003 15:58
Hazine Arazileri Hk. yeni Kanun vefa Hukuk Soruları Arşivi 2 27-02-2002 17:06


THS Sunucusu bu sayfayı 0,12021899 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.