Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

taahhüdü ihlal ve zamanaşımı

Yanıt
Old 01-08-2011, 18:55   #1
avbilgen

 
Varsayılan taahhüdü ihlal ve zamanaşımı

Borçlunun taahhüdü ihlal suçundan ceza alması nedeniyle ihmal ettiğimiz bir dosyadan , borçlu zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması davası açıldı. Büyük bir ihtimalle talebi kabul edilecek. Ancak bu durumda taahhüdü ihlal nedeniyle aldığı cezanın da kaldırılmasını isteyebilir mi? İİK 340.maddesinde esasında cezanın hangi durumda kalkacağı düzenlenmiş ama icranın geri bırakılmasında da suç ortadan kalkar mı şüpheye düştüm. Bilgisi olan meslektaşlarımın görüşünü bekliyorum.
Old 01-08-2011, 20:18   #2
tiryakim

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avbilgen
Borçlunun taahhüdü ihlal suçundan ceza alması nedeniyle ihmal ettiğimiz bir dosyadan , borçlu zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması davası açıldı. Büyük bir ihtimalle talebi kabul edilecek. Ancak bu durumda taahhüdü ihlal nedeniyle aldığı cezanın da kaldırılmasını isteyebilir mi? İİK 340.maddesinde esasında cezanın hangi durumda kalkacağı düzenlenmiş ama icranın geri bırakılmasında da suç ortadan kalkar mı şüpheye düştüm. Bilgisi olan meslektaşlarımın görüşünü bekliyorum.

T.C. YARGITAY
Ceza Genel Kurulu
Esas: 2001/7-173
Karar: 2001/178
Karar Tarihi: 05.05.2001
 
TAAHH
ÜDÜ İHLAL SUÇU - SANIĞIN İCRA KEFİLİ OLDUĞU - İCRA EMRİNİN KENDİSİNE GÖNDERİLMEDEN YAPILAN ÖDEME TAAHHÜDÜNÜN İHLALİNİN SUÇ OLUŞTURMAYACAĞININ GÖZETİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: İcra kefili olan sanığın henüz kendisine icra emri gönderilmeden, dolayısıyla kefalet ve ödeme taahhüdünde bulunduğu borç nedeniyle hakkında kesinleşmiş icra takibinin bulunmadığı bir aşamada yaptığı ödeme taahhüdünü ihlal etmesi eyleminin suç oluşturmayacağının gözetilmesi gerekir.
 
(2004 S. K. m. 24, 32, 38, 74, 111, 340)
Dava: Taahhüdü ihlal suçundan sanık Mehmet Emin Karaca'nın beraatına ilişkin Polatlı İcra Ceza Mahkemesinden verilen 07.06.2000 gün ve 760/612 sayılı hüküm şikayetçi Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Hukuk Dairesince 17.05.2001 gün ve 2903/2869 sayı ve oyçokluğuyla;
<İcra kefili sanık taahhüdünü yerine getirmediğine göre suçun unsurları oluşmuştur. Suç oluştuğuna göre sanığın mahkumiyeti yerine beraatına karar verilmesi isabetsizdir.> gerekçesiyle oyçokluğuyla bozulmuştur
Yargıtay C.Başsavcılığı 26.06.2001 gün ve 152038 sayı ile;
<İİK. nun 38. maddesinde, <İcra dairesindeki kefaletler, ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir.> denilmektedir. Maddede açıkça belirtildiği gibi icra kefili olan borçlu hakkında da öncelikle bir icra takibi yapılması gereklidir. Başka bir ifade ile, icra kefili borçluya icra emri ya da ödeme emri tebligatı çıkarılıp, takip kesinleştikten sonra icra kefilinin taahhütte bulunması, bu taahhüdün yerine getirilmemesi halinde İİK. nun 340. maddesi uyarınca sanığın cezalandırılması gerekir.> görüşü ile itiraz yasa yoluna başvurarak Özel Daire bozma kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesini istemiştir.
Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
Ceza Genel Kurulu Kararı
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, aleyhine yasal bir takip bulunmayan sanığın icra kefili olarak yaptığı taahhütte, yüklenen taahhüdü ihlal suçunun yasal öğelerinin oluşup oluşmadığına ilişkindir.
İnceleme konusu somut olayda sanığın, asıl borçlu hakkında girişilen icra takibi sırasında hacze gidildiğinde kendiliğinden başvurarak icra kefili olup ödeme taahhüdünde bulunduğu, hazır olan alacaklı vekilinin de taahhüdü kabul ettiği, ancak borcun ödenmediği anlaşılmaktadır.
<Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza> başlığını taşıyan İİY'nın 340. maddesinde; 111 nci madde gereğince veya alacaklının onayı ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme koşulunu, kabul edilebilir bir neden olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine tetkik mercii tarafından cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Bu suçun oluşması için ihlale konu taahhüdün, icra takibinin taahhütte bulunan yönünden kesinleşmesinden sonra yapılması gereklidir. Takip borçlusu sanıklar yönünden aranan bu koşul, Ceza Genel Kurulumuzun 26.10.1992 gün ve 271-295 sayılı kararında belirtildiği üzere icra kefili sanıklar yönünden de geçerlidir.
İİY'nın 38. maddesinde ise ilam mahiyetindeki belgeler sayılmış, icra dairesindeki kefaletler de bu belgeler arasında gösterilmiş ve bunların ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan, para ve teminat verilmesi hakkındaki ilamların icrası ile ilgili olarak icra emri ve içeriği konusu Yasa'nın 32. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde hükümlerine göre; para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra müdürü borçluya bir icra emri tebliğ edecektir. Bu emirde 24 ncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilecek ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse tetkik merciinden veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ve bu müddet içinde 74 ncü madde gereğince mal beyanında bulunması gerektiği, bulunmadığı ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu takdirde hapisle cezalandırılacağı ihtar edilecektir.
Bütün bu yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, icra kefilinin ilam niteliğinde belge sayılan icra dairesindeki kefaleti nedeniyle doğan borcundan dolayı kendisine icra emri gönderilerek hakkında icra takibi başlatılması ve takibin kendisi yönünden de kesinleşmesinden sonra yaptığı taahhüde uymaması halinde taahhüdü ihlal suçu oluşacaktır.
Bu itibarla, icra kefili olan sanığın henüz kendisine icra emri gönderilmeden, dolayısıyla kefalet ve ödeme taahhüdünde bulunduğu borç nedeniyle hakkında kesinleşmiş icra takibinin bulunmadığı bir aşamada yaptığı ödeme taahhüdünü ihlal etmesi eylemi İİY'nın 340. maddesinde tanımlanan taahhüdü ihlal suçunu oluşturmaz. Yargıtay C.Başsavcılığı itirazı yerinde olup kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan 7. Hukuk Dairesi Başkanı Hüseyin Örmeci; <Sanık borçlu hakkında yapılan icra takibi sırasında borçlu adına borcu ödemeyi taahhüt etmek sureti ile icra kefili olduğuna, borcu hangi tarihte ödeyeceğini bildiğine, taahhüt ettiği tarihte ödeme yapmadığına göre suç oluşur. İcra kefili olarak borcun miktarını ve taahhüdünü sanık bildiğine göre yeniden esas borçlu hakkında takip yapılması, esas borçlunun borcunu ödememesi sonucu yeniden icra kefili olan sanık hakkında takipte bulunulmasına gerek bulunmamaktadır.> biçimindeki gerekçeyle, bir kurul üyesi ise, Özel Daire onama kararının haklı nedenlere dayandığını ileri sürerek karşı oy kullanmışlardır.
Sonuç: Açıklanan nedenle Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.05.2001 gün ve 2903/2869 sayılı kararının kaldırılmasına, Polatlı İcra Ceza Mahkemesinin 07.06.2000 gün ve 760/612 sayılı hükmünün ONANMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 2.10.2001 günü oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

Umarın bu karar işinize yarar

Teşekkürler...
Old 01-08-2011, 23:08   #3
BALDIRAN

 
Varsayılan

Merhaba,
Kanımca, icraiflas kanununda düzenlenen suçlardan dolayı ceza verilebilmesi için öncelikle geçerli ve derdest bir icra takibi bulunmalıdır. Geçerli bir takip yoksa yada sizin olayınızda olduğu gibi, icranın geri bırakılmasına karar verilirse, sanırım sanığın başvurusuyla cezası da kalkacaktır.
Old 01-08-2011, 23:59   #4
avbilgen

 
Varsayılan

Sayın Tiryakim,sorduğum soruyla örnek verdiğiniz içtihatı arasındaki ilgiyi ben çözemedim. Lütfen açıklar mısınız?
Old 03-08-2011, 15:21   #6
avbilgen

 
Varsayılan

>Sorumun yanıtını Av.Savaş Yıldırım isimli meslektaşım bulmuş ve bana gönderdi.İleride diğer meslektaşlarımın da yaralanması için aşağıda paylaşıyorum.

T.C.
YARGITAY
16. HUKUK DAİRESİ
E. 2010/4385
K. 2010/7185
T. 6.12.2010
DAVA : Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödememesi suçundan sanık A... S...'ın İİK'nun 333/a 5237 sayılı TCK'nun 62, 52/2.maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 2.000.00TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair cezanın İİK'nun 354.maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
KARAR : Karşıyaka l.İcra Mahkemesinin 2007/673 esas 2008/518 sayılı kararıyla sanık A... S...'ın İİK'nun 333/a 5237 sayılı TCK'nun 62, 52/2.maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 2.000.00TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildikten sonra, aynı mahkemece, Karşıyaka 2.İcra Hukuk Mahkemesinin 20.8.2009 tarih ve 2009/470-599 sayı ile zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle kambiyo hukukuna yönelik takibin devamı olanağı kalktığı gerekçesiyle 11/11/2009 gün ve 2007/673 esas, 2008/518 ek sayılı kararı ile sanık hakkında verilen cezanın İİK'nun 354.maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmiş ise de; İİK'nun 354.maddesindeki "Kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer" şeklindeki düzenleme karşısında, davanın ve cezanın tüm neticeleriyle birlikte düşürülmesine karar verilebilmesi için müştekinin feragati veya borcun itfa edilmiş olmasının gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan ve temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 06.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 08-08-2011, 04:35   #7
AV.HARUN UYANIKOĞLU

 
Varsayılan

Uygulamada sıkca karşılaşılabilecek bir durum bu tartışmayı açmanız çok iyi oldu.
Old 25-08-2011, 13:48   #8
av.medine

 
Varsayılan

Kendi açtığım konuda da ayrıca belirttim ama bu konuda da tarışmaya açmayı faydalı buluyorum. Zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması kararına karşı taahhüdü ihlal sebebi ile verilen cezanın kesinleşmesine rağmen infaz durdurulur veya düşme kararı verilir ise ne yapılabilir ? Bu hususta icra ceza mah. yapacağım itiraza karşı maalessef bazı hakimler üstteki emsal Yargıtay kararını dikkate almayarak ALACAKLI-müşteki TARAF OLARAK İTİRAZIMI RED ETTİ. İtiraz üzerine verilen kararlar kesin. Bu durumda sayın meslekdaşlarım hangi yola başvurmamı önerirler Lütfen hepimizin başına gelebilecek bir olay değerli görüşlerinizi bekliyorum. Maalesef her yargıç belki de dosyayı okumuyor
Old 25-08-2011, 16:05   #9
S.Orhan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.medine
Kendi açtığım konuda da ayrıca belirttim ama bu konuda da tarışmaya açmayı faydalı buluyorum. Zamanaşımı nedeniyel icranın geri bırakılması kararına karşı taahhüdü ihlal sebebi ile verilen cezanın kesinleşmesine rağmen infazı durdurulur ve ya düşme kararı verilir ise ne yapılabilir ? Bu hususta icra ceza mah. yapacağım itiraza karşı maalessef bazı hakimler üstteki emsal Yargıtay kararını dikkate almayarak ALACAKLI TARAF OLARAK İTİRAZIMI RED ETTİ. İtiraz üzerine verilen kararlar kesin. Bu durumda sayın meslekdaşlarım hangi yola başvurmamı önerirler Lütfen hepimizin başına gelebilecek bir olay değerli görüşlerinizi bekliyorum. Maalesef her yargıç belki de dosyayı okumuyor

Sayın Medine,
Geriye bir tek kanun yararına bozma yolu kalıyor.
Old 26-08-2011, 12:01   #10
av.medine

 
Varsayılan

Sayın orhan haklısınız galiba benim aklıma o geliyor yanıtınız için teşekkür ederim. Konuyla ilgilenen diğer arkadaşlar da aynı konuda hemfikir. Eğer evvelce bu yönteme başvuran arkadaş var ise sonuç alabildi mi onu merak ediyorum. Ayrıca bu olayda dilekçemi hanig mahkemeye ( icra ceza mahkemesine mi ?yoksa itirazımı red eden Asliye Ceza Mahkemesine mi ) yapmam gerekiyoror.
Old 26-08-2011, 14:26   #11
S.Orhan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.medine
Sayın orhan haklısınız galiba benim aklıma o geliyor yanıtınız için teşekkür ederim. Konuyla ilgilenen diğer arkadaşlar da aynı konuda hemfikir. Eğer evvelce bu yönteme başvuran arkadaş var ise sonuç alabildi mi onu merak ediyorum. Ayrıca bu olayda dilekçemi hanig mahkemeye ( icra ceza mahkemesine mi ?yoksa itirazımı red eden Asliye Ceza Mahkemesine mi ) yapmam gerekiyoror.


Sayın Medine,
Red kararına karşı kanun yararına bozma yoluna başvurduğunuza göre dilekçeyi de red kararını veren mahkemeye vermeniz uygun olur.Ancak sizin talebiniz cumhuriyet savcılığının mütalaası ile ceza işleri genel müdürlüğüne gönderileceğinden dilekçenizi doğrudan savcılığa da verebilirsiniz.
Old 29-08-2011, 08:46   #12
av.medine

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan S.Orhan
Sayın Medine,
Red kararına karşı kanun yararına bozma yoluna başvurduğunuza göre dilekçeyi de red kararını veren mahkemeye vermeniz uygun olur.Ancak sizin talebiniz cumhuriyet savcılığının mütalaası ile ceza işleri genel müdürlüğüne gönderileceğinden dilekçenizi doğrudan savcılığa da verebilirsiniz.

Teşekkürler sayın orhan çok yardımcı oldunuz. Daha evvel bu yola başvurmamıştım ilk olacak ,o yüzden tam emin olamadım.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Taahhüdü ihlal YILDIZ HUKUK Meslektaşların Soruları 6 07-05-2011 12:34
taahhüdü ihlal halilerdemir Meslektaşların Soruları 2 17-08-2010 16:14
taahhüdü ihlal gokhan10 Meslektaşların Soruları 15 25-06-2010 18:17
taahhüdü ihlal? avangardea Meslektaşların Soruları 10 24-10-2008 15:46
taahhüdü ihlal- halilerdemir Meslektaşların Soruları 1 05-08-2008 14:44


THS Sunucusu bu sayfayı 0,14138603 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.