Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Haberleri Hukuk Haberleri, duyuruları, güncel hukuki gelişmeler. [Haber Ekleyin]

Yargıtay: Kredi Kartı Üyelik Ücretinin Ödenmemesi, Kullanıma Kapatma Nedenidir

Yanıt
Old 28-07-2011, 14:53   #1
Emin Cihan UYSAL

 
Varsayılan Yargıtay: Kredi Kartı Üyelik Ücretinin Ödenmemesi, Kullanıma Kapatma Nedenidir

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, kart üyelik ücreti ödenmemesi halinde ne yapılacağına dair hüküm verdi!

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, kredi kartı üyelik ücretinin ödenmemesi halinde bankanın kredi kartını kullanıma kapatmasını hukuka uygun bularak, ''bankaların gördükleri hizmetin uygun bir karşılığını kart kullanıcılarından istemesinin hakkı olduğuna'' hükmetti.

İzmir'de yaşayan bir kişi, 1997 yılından beri kullandığı kredi kartının Ekim 2008 tarihli faturasına yansıtılan 45 TL'lik üyelik ücretinin iptali için Konak Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığına başvurdu. Kredi kartı veren banka da kart sahibini arayarak, ''üyelik ücreti vermediği takdirde kartın kapatılacağını'' bildirdi.

Kart sahibinin ücret ödemeyi kabul etmemesi üzerine banka, kredi kartını kullanıma kapattı, bunun üzerine de kart sahibi, İzmir 2. Tüketici Mahkemesi'ne başvurarak, kartın kullanıma açılması ve bankanın bin TL'lik manevi tazminata mahkum edilmesi istemiyle dava açtı.

İzmir 2. Tüketici Mahkemesi, ''bankanın hizmet sağlamaktan haklı bir sebep olmaksızın kaçınamayacağı'' gerekçesiyle kredi kartının kullanıma kapatılması işleminin iptaline, manevi tazminat talebinin de reddine karar verdi.

Yerel mahkemenin kararının, davacı kart sahibi ve davalı banka tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nce görüşüldü.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, kart sahibinin manevi tazminat talebinin reddedilmesine yönelik temyiz istemini reddederek, bankanın temyiz incelemesini görüştü. Daire, yerel mahkemenin kararını davalı banka yararına bozdu.

Daire, bankanın, kart sahibini arayarak, ''üyelik ücreti ödemediği takdirde aralarındaki üyelik sözleşmesini feshedip kredi kartını kullanıma kapatacağını'' ihtarında bulunduğuna işaret etti.

''Bankalar kar amacıyla kurulan müesseselerdir. Bu yüzden gördükleri hizmetin karşılığını da isteyebilirler. Bankalar gördükleri hizmetin uygun bir karşılığını isteme hakkına sahiptir'' denilen kararda, kredi kartı hizmetinin banka için riski bulunduğu gibi maliyeti de olduğunu vurgulandı.

''Bankanın kredi kartı maliyetini kredi kartı kullanıcılarına yansıtmasının doğal olduğu'' belirtilen kararda, şunlar kaydedildi:

''Bankalar bu ücreti kart kullanıcılarından istediklerinde, bunu ödemeye yanaşmayan kişilerle sözleşme yapmaya zorlanamayacakları gibi, mevcut sözleşmeleri de bundan sonra sürdürmeye zorlanamazlar. Taraflar arasında mevcut sözleşme hükümlerine göre davalı bankanın davacıdan üyelik üyelik ücreti isteminin kabul edilmemesi nedeniyle sözleşme özgürlüğü çerçevesinde aralarındaki sözleşmeyi feshetmeyi ve kredi kartını kullanıma kapatmasına engel bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.''

AA

Kaynak : http://www.hukukihaber.net/ekonomi/kredi-karti-kullananlar-bu-habere-dikkat.htm
Old 29-07-2011, 20:48   #2
Av.Barış

 
Varsayılan

kart aidatları konusunda tüketici aleyhine olan bir içtihat.
Old 29-07-2011, 22:16   #4
Admin

 
Varsayılan

Kredi kartlarında üyelik ücreti alınıp alınmayacağı konusu üzerine bir kitap yazsak, en kalın hukuk kitaplarından birini oluşturabiliriz sanıyorum. Hatta aslında bu konuda kitap yazmak da yetmez, bu konuya özel bir dersi hukuk fakültelerine koymak dahi düşünülebilir, zira uzun yıllardır bu konu kadar karışık hale gelmiş bir hukuki ihtilaf daha hatırlamıyorum.

Herkesin elinde birbirine zıt içtihatlar ve mahkeme kararları var: Banka vekilleri kredi kartlarından sabit ücret alınabileceğine dair yüzlerce içtihatı mahkeme dosyalarına ekliyor. Tüketiciyi koruma dernekleri ise aksi yönde yüzlerce değişik kararı internet sitelerinde yayınlıyor.

Sonuçta ben bir hukukçu olarak hukuki mutabakatın ne olduğunu çözebilmiş değilim, sokaktaki vatandaşlar ne durumda tahmin bile edemiyorum. Durumu bize izah etmek isteyen meslektaşlarımızın ise içtihat eklememelerini özellikle rica etmek gerekiyor sanıyorum.

Yetkili olup olmadığına bakmaksızın ve hatta bazı durumlarda kanunu çiğnemeyi de umursamadan ilgili, ilgisiz her konuda yönergeler, yönetmelikler, talimatlar çıkaran idare bu konuyla ilgili niçin idari bir düzenleme yapmıyor ve konuyu olumlu/olumsuz bir sonuca bağlamıyor ben çözebilmiş değilim.

Bu arada kişisel görüş bildirmek gerekirse, sözleşmede yer almak şartıyla ben kredi kartlarından ücret alınmasının borçlar hukuku ve bankalar hukuku kapsamında mevcut hukuki mevzuata aykırı olmadığı görüşündeyim. Bunun aksi yönde savaş veren Tüketici dernekleri (ve bu doğrultuda karar oluşturan pek çok hakem heyeti) bence hatalı bir noktada duruyorlar. Öte yandan yine naçizane görüşüme göre -bu konuda özel bir düzenleme yapılmadığı sürece- kredi kartlarındaki sabit ücretle savaş, BK yerine Rekabet Hukuku temelli yapılmalı. Bankalar BK'ya göre kredi kartlarından sabit ücret alamaz tezi -tekrar ediyorum, aksine bir düzenleme olmadığı sürece- sözleşme serbestisi ilkesine takılacaktır, ki habere konu Yargıtay kararının özü de esasında bu. Oysa bu yöndeki savaş, Rekabet Hukuku çerçevesinde "niçin hemen hemen bütün bankalar kredi kartlarından sabit ücret alıyor, ücretler bu kadar birbirine yakın ve artışlar da hep birbirine paralel oluyor" tezi dayanak alınarak oluşturulursa, 4054 sayılı yasanın 4. maddesindeki "uyumlu eylem" yasağı çerçevesinde daha etkili sonuç almak mümkün olabilir diye düşünüyorum.

Üstelik bu savaşı BK temeline otturttuğunuzda, her tüketicinin tek tek işlem yapması gerekiyor ve sonuçta hakem heyetinden olumlu karar çıkarsalar dahi, bankanın zararı çok cuzi (bir yıllık kart ücreti) oluyor. Oysa 4054 sayılı yasa kapsamında mücadelen sonuç alınırsa, bankalara cirolarıyla orantılı para cezaları verilmesi kuvvetle muhtemel ki, hiçbir ticari işletme iki kuruşluk kart ücreti için böyle bir ceza ile karşı karşıya kalmak istemeyecektir.
Old 30-07-2011, 21:15   #5
Av.Barış

 
Varsayılan

Sayın admin bu konuda düzenleme olarak sadece Bakanlar kurulunun 2006/11188 sayılı genelgesi bulunmaktadır.
genelge ücret alım konusunda Bankalara sınırsız yetki tanımaktadır. Ancak Hakem heyetleri ile tüketici mahkemeleri yargıtay 13. Hukuk dairesinin 02.05.2008 tarih 2008/4345 E ve 2008/6088 sayılı ilamına ve daha önceden verilen kararları dayanak yapıp kısaca "Haksız şart nedeni ile ücret iadesi" kararı vermekteydi.

Ancak belirtmiş olduğunuz gibi şimdiye kadar bile bazı tüketici mahkemeleri tüketici aleyhine karar verebilmektedir. gerek 5464 sayılı yasa gerekse 4077 sayılı yasaya hüküm konulmadığı sürece sorunun çözümlenemeyeceğini düşünüyorum.

Yargıtayın bu içtihadı süreklilik kazanırsa bu oldukça tüketici aleyhine olacaktır
Old 02-08-2011, 02:00   #6
Av.Barış

 
Varsayılan

Sayın admin izninizle

T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi

E:2010/3958
K:2011/1717
T:07.02.2011

Kredi Kartı Aidatı

Özet
Kredi kartı hizmetinin banka için bir riski bulunduğu gibi bir maliyeti de bulunmaktadır. Bankanın bu maliyeti kredi kartı kullanıcılarına yansıtması doğaldır. Bankaların 5464 sayılı Yasa'nın 25. maddesi gereğince belirledikleri bu ücreti kart kullanıcılarından istediklerinde, bunu ödemeye yanaşmayan kişilerle sözleşme yapmaya zorlanamayacakları gibi, mevcut sözleşmeleri de bundan sonra sürdürmeye zorlanamazlar.

4077 s. Yasa m. 5
5464 s. Yasa m. 25

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalı bankanın kredi kartını 1997 yılından beri kullandığını, kendisine Ekim 2008 tarihli faturada 45 TL üyelik ücreti yansıtıldığını, bu bedeli iptal ettirmek için Konak Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı'na yaptığı başvurunun kabul edilmesi üzerine, davalı bankanın kendisini arayarak sonraki yıllarda üyelik ücreti alabilmek için onay istediğini, onay vermediği takdirde kartın kapatılacağını bildirdiğini, kendisinin bunu kabul etmemesi üzerine de, kartının kapatıldığını belirterek, kartın kullanıma açılmasına 1.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı Banka; istemediği bir sözleşmeyi sürdürmeye zorlanamayacağını, hiçbir bankanın talepte bulunan kişiye kredi kartı verme zorunluluğu bulunmadığı gibi, bir kredi kartı hamilinin de kredi ilişkisini sürdürmeye zorlanamayacağını, aralarındaki sözleşmeye göre her iki tarafın tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkı bulunduğunu, dava konusu işlemin 5464 sayılı Yasa'ya uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 4077 sayılı Yasa'nın 5. maddesi uyarınca bankanın hizmet sağlamaktan haklı bir sebep olmaksızın kaçınamayacağı gerekçesiyle kredi kartının kullanıma kapatılması işleminin iptaline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
a) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun ge-rektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
b) Davalı bankanın, davacıyı arayarak bundan böyle verdikleri kredi kartını kullanmaya devam edebilmesi için üyelik ücreti ödemesi gerektiğini, buna onay vermediği takdirde aralarındaki üyelik sözleşmesini feshedip kredi kartını kullanıma kapatacağını ihtar ettiği, davacının buna yanaşmaması nedeniyle de verdikleri kredi kartını kullanıma kapattıkları, davacının bu yüzden eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Sözleşme özgürlüğü yasalarca güvence altına alınmış olup, bu özgürlüğün ancak kamu yararı ile sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Kural olarak herkes dilediği sözleşmeyi yapmakta serbest olduğu gibi, istemediği bir sözleşmeyi sürdürmek zorunda da değildir. Bunun istisnası "ittihaki sözleşmeler" olarak adlandırılan kamu hizmeti görmekte olan (Elektrik, su işletmeleri gibi) kamu idare ve müesseseleri ile bunlardan hizmet alan şahıslar arasında kurulan sözleşmelerdir. Bu tür sözleşmelerde kamu idare ve müesseseleri kâr amacından ziyade kamu hizmeti görmekle yükümlü olduklarından talep eden her şahısla sözleşme yapma zorunlulukları vardır.
Bankalar bunun aksine kâr amacıyla kurulan müesseselerdir. Bu yüzden gördükleri hizmetin karşılığını da isteyebilirler. Ayrıca çok sayıda banka bulunduğuna göre de, davacı kendi yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla dilediği bankadan kredi kartı kullanma imkanına da sahiptir. Bu durumda davacı ile davalı banka arasındaki sözleşmenin iltihaki bir sözleşme olmadığının kabulü gerekir. Bankalar gördükleri hizmetin uygun bir karşılığını istemek hakkına sahiptir. Kredi kartı hizmetinin banka için riski bulunduğu gibi bir maliyeti de bulunmaktadır. Bankanın bu maliyeti kredi kartı kullanıcılarına yansıtması doğaldır. Bankaların 5464 sayılı Yasa'nm 25. maddesi gereğince belirledikleri bu ücreti kart kullanıcılarından istediklerinde, bunu ödemeye yanaşmayan kişilerle sözleşme yapmaya zorlanamayacakları gibi, mevcut sözleşmeleri de bundan sonra sürdürmeye zorlanamazlar. Taraflar arasında mevcut sözleşme hükümlerine göre davalı bankanın davacıdan üyelik ücreti isteminin kabul edilmemesi nedeniyle sözleşme özgürlüğü çerçevesinde aralarındaki sözleşmeyi feshetmesi ve kredi kartını kullanıma kapatmasına engel bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 07.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 29-02-2012, 16:44   #7
AV.SERTANn

 
Varsayılan

Bir haber;

Alıntı:
2011'in başında İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi, bankayı, yargı karanına uyulmaması ve kredi kartının kullanıma açılmaması nedeniyle tüketicinin mağdur olduğunu belirterek, bin lira manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

Her iki taraf da kararı temyiz etti. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 17 Ocak 2012 tarihli kararıyla verilen tazminat kararını onadı. Buna rağmen banka tazminatı ödemedi. Biz de icra yoluna başvurduk. Sonunda banka, ana para ile faiz, avukat ve icra masraflarıyla birlikte toplam 2 bin 41 lirayı ilgili icra müdürlüğüne yatırdı. Bin lirayı Tüketiciler Birliği hesabına aktardık."

Ağaoğlu, kesinleşen bu karardan sonra bankaya idari para cezası uygulanması için Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğüne şikayette bulunacağını belirterek, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 25. maddesinin, bankaya ceza verilmesini öngördüğünü sözlerine


Yine Yargıtay 13.Hukuk dairesinin bir kararı..... daha altı yedi ay öncesi verilen kararlarda sözleşmede hüküm olsun olmasın bankanın kart ücreti alabileceği,bunun haksız şart olmadığı,sözleşme serbestisi gereği bu ücreti ödemeyen tüketici ile bankanın sözleşme ilişkisini sürdürmeye zorlanamayacağı,kartın kullanıma kapatılması sebebiyle tazminat istenemeyeceği,isteminin reddi gerektiği belirtiliyordu...çelişki somut olayın özelliğinden mi kaynaklı? Gözden kaçırdığımız bir husus mu var?
Old 01-03-2012, 15:05   #8
Avst

 
Çözüm Biraz basit düşünsek olacak bu iş..

O mahkeme bu kararı verdi, şu hakem heyeti böyle karar verdi ve en son " 10 yıllık kart aidatını faiziyle aldı." gibi haberler yıllardır gündemi meşgul etmekteyken, kanunkoyucu tarafından, bu konuyla ilgili bir madde çıkarmak bu kadar mı zor? Anlamak mümkün değil? ( maddenin oylanması saniyeler sürer )

Şöyle bir madde olabilir mesela:
"Banka, kredi kartı hizmeti sağladığı kart hamilinden, her yıl kart limitinin %... veya ilgili kamu kurumunun her yıl belirleyeceği tutarda, kart yıllık aidatını kart kullanıcısından alacaktır/alamayacaktır. Bu husus, taraflar arasında yapılan kredi kartı sözleşmesinde belirtilecektir."

Böyle bir durumda kredi kartı alacak kişi, durumu bilerek kart alacak veya almayacaktır. Çözümü basit olan sorunlar, haklı olarak, çeşitli yargı kararlarıyla 3 bilinmeyenli denkleme dönüşmektedir.
Kart sahipleriyle Bankalar arasındaki diyaloglar çocukça bir hale gelmektedir:

Kart sahibi: Oyuncağımı ver yoksa seni kaymakam abiye söylerim.
Banka : Vermiyorum işte. Banane banane..
gibi diyaloglara en son Yargıtay gibi Yüksek Mahkeme de dahil olarak, olay iyiden iyiye "traji-komik" bir hale dönüşmektedir.

Bu ve benzer sebeplerle yargı, asıl ilgileneceği konularla ilgilenememekte, sorun yargıç sayısının yetersizliğine getirilmektedir. Yargıç sayısı bugün için Türkiye'de yeterlidir. Yeter ki bu ve bunun gibi sorunların çözümü getirilsin..
Burada en büyük görev, milletin görevlendirdiği kanunkoyucuya düşmektedir. Yasama ve Yürütmeye Saygılarımla..
Old 01-03-2012, 21:19   #9
tiryakim

 
Varsayılan Yargıtay Kararlarına Rağmen, Bankalar Hukuk Tanımıyor, Kredi Kartı Aidatı Alıyor

Yargıtay Kararlarına Rağmen, Bankalar Hukuk Tanımıyor, Kredi Kartı Aidatı Alıyor

Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Çetin, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin kredi kartlarında üyelik aidatı alınmasının hukuka ve iyi niyet kurallarına uygun düşmediğine ilişkin karar verdiğini belirterek, “Bankalar bu tatlı kardan vazgeçmediler ve hukuksuzluk devam ediyor” dedi.

Çetin, yaptığı yazılı açıklamada, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin kredi kartının tüketicilere alışveriş ve nakit çekme hizmetinin sunulmasıyla bankanın menfaati ve karı olduğuna, kart uygulamasında asıl menfaati bankaların sağladıklarına ve üyelik aidatı alınmasının hukuka ve iyi niyet kurallarına uygun düşmediğine dair kararlar verdiğini hatırlattı.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin, kredi kartı yıllık ücreti adı altında, bankaların tüketicilerden aldıkları para için dava açma süresinin de 10 yıl olduğuna karar verdiğini vurgulayan Çetin, bu kararla tüketicilerin geriye dönük 10 yıl içinde ödedikleri kredi kartı aidatlarını geri almalarının da yolunun açıldığını kaydetti.

“YÜKSEK YARGI KARARLARI YASAL HÜKME DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin bankacılık alanında tüketicilerden haksız yere alınan bankacılık işlemleriyle ilgili masrafları, “haksız şart” çerçevesinde değerlendirdiğine dikkat çeken Çetin, şunları ifade etti:

“Bu sorun sadece Türkiye’de değil tüm dünyada da tam bir soygun ve yıkım seviyesine gelmiştir. Bu sebeple Dünya Tüketiciler Birliği iki yıldır konu üzerinde çalışmakta, kampanyalar yürütmektedir. Bu amaçla da G20 Ülke Liderleri Zirvesi’ne bankacılık alanında tüketici mağduriyetlerinin giderilmesi için bir plan sunulmuştur.

Birçok ülkenin maliye bakanları Dünya Tüketiciler Birliği’nin bankacılık sektöründe bir kurul oluşturulması ve kurulda tüketicilerin, bankacıların, kamunun ve bağımsız uzmanların temsil edilmesi ile banka işlemlerinde alınacak ücretlerin bu kurulca belirlenmesi önerisini dile getirmişlerdir.

Ülkemizde de TÜDEF olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a bu konudaki taleplerimiz yazılı olarak ilettik. Yasal düzenleme bekliyoruz.”
Old 03-03-2012, 12:46   #10
bilgin

 
Varsayılan

Bankaların kredi kartı aidatı alması haksız ve adaletsizdir.Çünkü bankalar şirketlerden bunun için bir para almaktadır.Ancak şu yapılabilir banka 3 kere süresinde hesabını ödemeyen kişi ile yaptığı sözleşmeyi tek taraflı feshedip kartı iptal edebilir bunun dışında kart iptaline yargıtayın karar vermesi tüketici açısından uygun değil zaten tüketici dünyanın her yanında korunması gerekendir.ABD ve AB' deki tüketici yasalarını uygulansa sorun kalmaz ama bu yapılmıyor.BDDK ve yasamanın tüketici lehine bir çözüm üretmesinin yararlı olacağını düşünüyorum umarım yaparlar.Bankalar kredi kartı sözleşmelerini genel işlem sözleşmesi şeklinde basılı dayatmakta oysa aidatın alınacağı imzalama sırasında tüketici el yazısı ile yılda şu kadar alınsın veya alınmasın şeklinde tüketici tarafından yazılırsa karmaşa sona erebilir.
Old 03-03-2012, 15:01   #11
Gemici

 
Varsayılan

Hukuk sistemimizin temelinde sözleşme özgürlüğü yatar. Bu özgürlük çerçevesinde, isteyen istediği kişi veya kuruluşla yasalaraın öngördüğü koşullar çerçevesinde sözleşme yapmakta serbesttir. Bu özgürlüğün koşullarının en başında tarafların sözleşme koşullarını özgürce ve herhangi bir dayatma olmadan belirliyebilecekleri ön koşulu gelir. Tarafalrın yasaların kendilerine verdiği, yasal koşullar altında özgürce sözleşme yapma özgürlüğüne, ne mahkemenin, ne de başka bir kişi veya kurumun karışma hakkı vardır. Burada üzerinde durulması gereken kavram ÖZGÜRCE HERHANGİ BİR ZORLAMA OLMADAN sözleşme yapmadır. Alman yasaları ve yargısı herhangi hukuki bir bilgisi ve tecrübesi olmayan hakiki bir şahsın (tüketici), bir banka, bir sigorta şirketi ve bunlara benzer kuruluşlarla sözleşme yapması durumunda bu kuruluşların yapısal (strukturell) üstünlüklerinden yola çıkarak tüketiciden yana bir tavır koymaya başladı geçtiğimiz senelerde. Gerekçe olarak hem hukuki bakımdan hem de mali bakımdan üstün olan banka ve benzeri kuruluşların tüketiciye istedikleri koşulları dayatma gücüne sahip oldukları gösteriliyor.

Dışardıan görebildiğim kadarı ile Türk yargısı için Alman Hukukundaki bu gelişme aktüel olarak göze çarpmıyor. Türkiye yargısı için bankaların istediği kişilerle istedikleri koşullar altında sözleşme yapmaları üzerinde durulması gereken bir problem olarak tam olarak aktuelleşmedi daha(benim şahsi düşüncem)

Gelelim kredi kartı ücretlerine:
Eğer sözleşmede yer aldı ise ve tüketici kredi kartının ücretli olduğunu bilerek sözleşme imzaladı ise, olayı sözleşme özgürlüğü çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Tüketiciye dayatılan fahiş faizlere sesini çıkarmıyan yargının bir kararında kredi kartı aidatı alınmaz demesi ve ikinci bir kararında ilk kararının tersi bir karar alması tutarsız bir davranıştır.
Sözleşme koşullarında kart aidatı alınır türünden bir hüküm yoksa veya var olduğu halde tüketicinin görebileceği veya anlıyabileceği şekilde değilse durum değişir.

Almanyada bankaların kredi kartları için aidat alıp almadıkları, aidat koşulları ve aidat miktarı konusu için link:
http://www.kreditkarten.net/kreditkarten-vergleich.html
linkten de görüleceği üzere kart aidatı 0,- € ile 100,-€ arasında değişebiliyor.

Saygılarımla
Old 30-01-2013, 17:38   #12
av__emrah

 
Varsayılan

Bu karar paylaşıldı mı bilmiyorum ama 2012 tarihli yeni bir karar.Ayrıca 2009 tarihli bir karar daha. Yargıtay her nedense? görüş değişikliğine gitmişe benziyor.

------------------------------------------------------

T.C. YARGITAY
13.Hukuk Dairesi
Esas: 2012/7979
Karar: 2012/9930
Karar Tarihi: 11.04.2012

TÜKETİCİNİN HAKEM KURULU KARARINA İTİRAZI DAVASI - BANKALARIN KAR AMACIYLA KURULAN MÜESSESELER OLDUĞU VE HİZMETLERİNİN KARŞILIĞINI İSTEYEBİLECEKLERİ - DAVALI İLE DAVACI BANKA ARASINDAKİ SÖZLEŞMENİN İLTİHAKİ BİR SÖZLEŞME OLMADIĞI - HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Dava, tüketicinin hakem kurulu kararına itirazı davasına ilişkindir. Bankalar kar amacıyla kurulan müesseselerdir. Bu yüzden gördükleri hizmetin karşılığını da isteyebilirler. Ayrıca çok sayıda banka bulunduğuna göre de davalı kendi yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla dilediği bankadan kredi kartı kullanma imkanına da sahiptir. Bu durumda davalı ile davacı banka arasındaki sözleşmenin iltihaki bir sözleşme olmadığının kabulü gerekir. Bankalar gördükleri hizmetin uygun bir karşılığını istemek hakkına sahiptir. Kredi Kartı hizmetinin banka için riski bulunduğu gibi bir maliyeti de bulunmaktadır. Bankanın bu maliyeti kredi kartı kullanıcılarına yansıtması doğaldır. Mahkemece bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.


(4077 S. K. m. 22, 23)

Dava: Taraflar arasındaki tüketicinin hakem kurulu kararına itirazı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Davacı davalı kredi kartı hamilinin kartı kullanmak üzere bankadan talepte bulunması üzerine bankanın kart hamilini kendi kart sistemi üyeliğine kabul etmesiyle uzun süreli devam eden bir kredi ilişkisinin başladığını, kredi kartı üyelik aidatının kartın talebi ile başlayıp kullanım süresi boyunca devam eden banka tarafından karşılanan operasyonel faaliyetler ve çeşitli hizmetlerin bedeli olarak kart hamiline yansıtılan üyelik bedeli olduğunu, bankanın tüm kart hamili müşterilerine uyguladığı gibi davalı kart hamiline de bu üyelik bedelini uygulaması üzerine davalının Diyarbakır Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurarak bu bedelin haksızlığının tespitini istemediğini, söz konusu Heyetin de talebi haklı bularak bankanın bu bedeli talep edemeyeceğine dair bağlayıcı ve icrai nitelikte bir karar verdiğini belirterek bu kararın yerinde olmadığına ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.

Mahkemece, davalı tüketici aleyhine olan ve tüketiciyi kar kullanım ücreti adı altında bir külfete sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırıldığını iddia ve ispat edememiştir. Böylece sözleşmedeki kredi kartı üyelik ücreti alınacağına dair hükmün haksız şart olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Kural olarak herkes dilediği sözleşmeye yapmakta serbest olduğu gibi istemediği bir sözleşmeyi sürdürmek zorunda da değildir. Bunun istisnası iltihaki Sözleşmeler” olarak adlandırılan kamu hizmeti görmekte olan (Elektrik, Su işletmeleri gibi) kamu idare ve müesseseleri ile bunlardan hizmet alan şahıslar arasında kurulan sözleşmelerdir. Bu tür sözleşmelerde kamu idare ve müesseseleri kar amacından ziyade kamu hizmeti görmekle yükümlü olduklarından talep eden her şahısla sözleşme yapma zorunlulukları vardır.

Bankalar bunun aksine kar amacıyla kurulan müesseselerdir. Bu yüzden gördükleri hizmetin karşılığını da isteyebilirler. Ayrıca çok sayıda banka bulunduğuna göre de davalı kendi yükümlülüklerini yerine getirmek kaydıyla dilediği bankadan kredi kartı kullanma imkanına da sahiptir. Bu durumda davalı ile davacı banka arasındaki sözleşmenin iltihaki bir sözleşme olmadığının kabulü gerekir. Bankalar gördükleri hizmetin uygun bir karşılığını istemek hakkına sahiptir. Kredi Kartı hizmetinin banka için riski bulunduğu gibi bir maliyeti de bulunmaktadır. Bankanın bu maliyeti kredi kartı kullanıcılarına yansıtması doğaldır. Mahkemece bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 11.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.


-----------------------------------------------------
T.C. YARGITAY

13.Hukuk Dairesi
Esas: 2009/12552
Karar: 2009/11294
Karar Tarihi: 12.10.2009


TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİ KARARINA İTİRAZ DAVASI - KART KULLANIMI ÜCRETİNİN İADESİ TALEBİ - BANKANIN HAZIRLADIĞI MATBU STANDART FORMUN İMZALANMIŞ OLMASI - HÜKMÜN TÜKETİCİ İLE AYRICA MÜZAKERE EDİLEREK KARARLAŞTIRILMAMIŞ OLDUĞU

ÖZET: Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; sözleşmenin davacı banka tarafından matbu, standart olarak hazırlanıp boş olan kısımların rakam, isim ve adresler yazılarak doldurulduğu, sözleşmenin on iki punto koyu siyah harflerle düzenlenmediği görülmektedir. Davacı, tüketici aleyhine olan ve tüketiciyi kart kullanımı ücreti adı altında bir külfete sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırıldığını iddia ve ispat edememiştir. Böyle olunca sözleşmedeki kredi kartı üyelik ücreti alınacağına dair hükmün açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla davalı bankanın bu sözleşme hükmüne dayalı olarak kredi kartı kullanıcısı davacıdan ücret istemesi olanaklı değildir.

(4077 S. K. m. 6, 6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A, 11/A, 31) (Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik m. 7)

Dava: Taraflar arasındaki Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararına karşı itiraz davasının yapılan yargılaması sonucu davanın reddine dair verilen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartı için 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'na aykırı olarak 30.00 YTL kart ücreti alındığını, bu kartın iadesi için Şanlıurfa İl Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurduğunu ancak talebinin haksız olarak reddedildiğini belirterek, Şanlıurfa İl Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 12.3.2006 tarihli ve 2008/095 sayılı kararın iptaline, 30.00 YTL kart aidatının iadesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, yargılamaya katılmamıştır.

Mahkemece, taraflar arasındaki kredi kartı üyelik sözleşmesinin 10. maddesi gereğince davalının kart ücreti isteyebileceği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, hükmün kanun yararına bozulması istenilmiştir.

Taraflar arasında düzenlenen kredi kartları üyelik sözleşmesi gereği davacıya kredi kartı verildiği, sözleşmenin 10. maddesinde, kredi kartı için kart ücreti ve yıllık üyelik ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacıdan sözleşmenin bu hükmüne göre 30.00 YTL yıllık kart ücreti kesildiği, davanın bu ücretin iadesi için talepte bulunması üzerine Şanlıurfa Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 12.3.2008 tarih ve 2008/095 sayılı kararı ile talebin reddine karar verdiği, davacının bu karara karşı itiraz etmesi üzerine Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesinin (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) 15.6.2008 tarih ve 2008/280-402 sayılı kararıyla sözleşmenin 10. maddesinde yıllık kart ücreti alınacağının kararlaştırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve kararın kesin olduğu dosya içeriğinden anlaşılmıştır.

5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun sözleşme şekli genel işlem şartları başlıklı 6. bölümdeki 24. maddesinin 1. fıkrası <Kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler, bu kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde en az oniki punto ve koyu siyah harflerle hazırlanacak yazılı sözleşme ile düzenlenir. Sözleşmenin bir örneği kart hamiline ve varsa kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur.> hükmünü, aynı maddenin 4. fırkasının son cümlesi <Sözleşmede kart hamilinin haklarını zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yer verilemez.> hükmünü getirmiştir.

4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4822 Sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve <Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı, değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir. 6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir...> hükmü, yine 4077 Sayılı Kanunun değişik 6 ve 31. maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde <satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır> hükmü getirilmiştir.

Taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde kart kullanıcısından kart kullanım ücretinin alınacağı belirtilmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; sözleşmenin davacı banka tarafından matbu, standart olarak hazırlanıp boş olan kısımların rakam, isim ve adresler yazılarak doldurulduğu, sözleşmenin on iki punto koyu siyah harflerle düzenlenmediği görülmektedir. Davacı, tüketici aleyhine olan ve tüketiciyi kart kullanımı ücreti adı altında bir külfete sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek kararlaştırıldığını iddia ve ispat edememiştir. Böyle olunca sözleşmedeki kredi kartı üyelik ücreti alınacağına dair hükmün açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla davalı bankanın bu sözleşme hükmüne dayalı olarak kredi kartı kullanıcısı davacıdan ücret istemesi olanaklı değildir.

Bu durumda yasaya aykırı olan Şanlıurfa İl Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 12.3.2008 tarih 2008/095 sayılı kararının iptali istemi ile açılan davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK. 427/6 maddesine dayalı kanun yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün sonucuna etkili olmamak üzere BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 12.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
" Devletin Dili ", " Resmi Dil ", " Ortak Dil "... Dr. Özge Yücel Hukuk ve Türkçe Çalışma Grubu 12 14-11-2012 18:12
delil listesi kesin süre: "-ihtarına" denmesine fakat "(ihtar yapıldı)" ibaresinin olmaması Av.Hayrullah ÇUHADAROĞLU Meslektaşların Soruları 2 27-03-2011 01:57
Aynı anda "gerçek hasma tebliğ" ve "idari mercie tevdii" kararları birlikte verilebilir mi? Av.Dursun KARACA Meslektaşların Soruları 0 21-01-2011 23:47
Matbu bono metni üzerindeki "malen" kelimesinin üzeri çizilerek "nakden" yazılması Av.Özgür Özlem Öngel Meslektaşların Soruları 9 26-02-2008 18:02


THS Sunucusu bu sayfayı 0,13137794 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.